Printer Friendly

Yalcin Tosun Oykulerinde LGBTI Kimliklerin Insasi/Yalcin Tosun's Short Stories and Construction of LGBTI Identities.

Giris

Yalcin Tosun, oykulerinde, her kesimden insanin toplumda birey olma mucadelesini, LGBTI bireyleri de kapsayarak anlatir Yalcin Tosun oykulerinde, anlatinin onemli bir parcasini olusturan kisisel ic catismalarin, LGBTI kimliklerde basariyla islemektedir. Yalcin Tosun oykulerinde yansitilan LGBTI karakterler, genel olarak toplum icerisindeki diger bireylerden hic de farkli ic cekismeler yasamayan, toplum icerisinde normal kabul edilen heteroseksuel bireylerle benszer turden varolussal sorunlarla karsilasan, cinsel kimlikleri yerine toplumsal cinsiyetleri ile one cikarilir. Bundan dolayi, kitaplari icerisinde ne kadar heteroseksuel erkek veya kadin varsa, o kadar escinsel ve transseksuel birey vardir. Baska bir deyisle Yalcin Tosun oykulerinde, heteroseksuellik, gundelik yasamin siradan bir parcasiysa, LGBTI kimlikler de o kadar gundelik hayatin icindedir. Can Yasa, "bir okur olarak Yalcin Tosun'u diger oykuculerden ayiran en dikkat cekici ozellik nedir diye sorsaniz, oykulerindeki LGBTI kahramanlarin ve renklerin coklugu diye cevap ver[ecegini]" belirtmistir (2016).

LGBTI karakterler Turk edebiyatinda genel olarak toplumsal baskilar ekseninde magdur ve ezilenlerolarak okura yansitilmistir. LGBTI kimlikli bireylerin, genel olarak ezilme ve hor gorulme izlegi baglaminda yansitildigi anlatilar, soz konusu bireylerin toplumun marjinal bir kesimini olusturan bireyler olarak gorulmesinin de onunu acar. Yalcin Tosun oykulerinde dikkati ceken nokta, her heteroseksuel birey gibi, her LGBTI kimlikli bireyin, ezilme ve hor gorulme, baski ve taciz disinda sorunlarla da basa cikmaya calistigidir. Oykulerde yer verilen LGBTI karakterler, yalnizca bugune degin iliskilendirildikleri esitlik ve ozgurluk mucadelesi ve gorunurluk temelinde degil, ayni zamanda varolussal sorunlarla da birlikte ele alinmaktadir. Hikmet Hukumenoglu, "gundelik ask meselelerinin, siradan tutkularin, merakin, cekingenligin, bir an belirip bir an sonra ucup giden cinsel arzularin, sadece heteroseksuel kahramanlarin tekelinde kalmamasi gerek[tigini]" dile getirirken, Yalcin Tosun oykulerinde bu olgunun gerceklik kazandigini da belirtir (2013).

Yalcin Tosun oykulerindeki LGBTI karakterlerin baska bir ozelligi ise, okura LGBTI yasam pratiklerine ve duygu durumunu aktarabilmesidirc. Yukarida da belirtildigi gibi, LGBTI bireyler, ataerkil duzenin dayattigi toplumsal yasam kosullari ve heteroseksuel erkeklik/kadinlik ekseninde yapilan baskilar nedeniyle cogunlukla gizlenmek durumunda kalmaktadirlar. Yalcin Tosun oykulerinde, okur, gundelik yasamda cok fazla fikir sahibi olmadigi LGBTI bireylerin duygusal yasamlarina ve ikili iliskilerine dair bilgi edinme firsati yakalar. LGBTI bireylerin aile yasamindaki konumlari, cocukluktan yetiskinlige toplum icerisinde deneyimledikleri tepkiler, ikili iliskilerinde benimsedikleri davranis bicimleri, ilgili oykulerin ana cercevesini olusturur. Yalcin Tosun oykulerindeki LGBTI bireylerin farki, yapilan baski ve uygulanan siddete karsi cogunlukla alayci bir tavir takinmalari ve guclu bir durus sergilemeleridir. Bu ozellik, okurda, LGBTI bireylerle dayanisma istegi uyandirma kapasitesine sahiptir. Murat Yalcin, "Yalcin Tosun'un, bireyin tercihleri karsisinda ailenin-toplumun kati tavrini anlat[tigini]" belirtir ve "bunu okuyucuyla paylasmakta beis gormeyip yakaladigi bu guclu damardan derinlikli oykuler devsir[digini]" vurgular (2015).

LGBTI bireyler, toplum icerisinde farkli bicimlerde ayrimciliklara maruz birakilmaktadir. Toplumsal, ekonomik, siyasal acilardan ayrimcilik ve dislanma olgusuyla karsi karsiya kalan LGBTI bireylerin, erken yasta cinsel kimligini kesfetmesi, cinsel yonelimine uygun bir yasam surmesi, toplumsal yasam icerisinde cinsel kimlik temelinde gorunurluk kazanmasi, cinsel kaliplarin disina cikma cesareti gostermesi diger bireylere gore daha zordur. Bu baglamda, LGBTI bireylerin toplumsallasma olanaklari dusunuldugunde, kesfetme, deneyimleme, var olma, surdurme, gorunur olma ve kaliplari kirma gibi izleklerin kimlik insasi konusunda temel teskil ettigi sonucuna ulasilabilir. Ayni izlekler, Yalcin Tosun oykulerinde de kendilerine yer bulmaktadir.

Bu calisma icerisinde incelenmek uzere, LGBTI bireylerin toplumsallasma olanaklarindan hareketle, birbirinden farkli izleklerle sekillendirilen ve her biri farkli bir LGBTI kategorisine ait deneyimleri yansitan Yalcin Tosun oykuleri secilmistir. Birinci bolumde, Anne, Baba ve Diger Olumcul Seyler kitabinda yer alan ve erken yasta kendini kesfetme izlegi etrafinda sekillendirilen Kipirtili Bir Yorgan; ikinci bolumde, Peruk. Gibi Huzunlu kitabinda yer alan vetrans kadin olarak var olma izlegine odaklanan Madam Marini'nin Tamamlanmis Bir Resmi; ucuncu bolumde, Dokunma Dersleri kitabinda yer alan ve kadin escinsel deneyim cevresinde surdurme izleginin sorgulandigi Kucak Delisi, dorduncu bolumde ise, Bir Nedene Sunuldum kitabinda yer alan ve evlilik karsisinda kaliplari kirma ve gorunur olma izleklerinin tartismaya acildigi Siyah Kulot baslikli oykuler incelenecektir.

Kipirtili Bir Yorgan

Anne, Baba ve Diger Olumcul Seyler (2014) isimli kitaptan alinan oykude, ortaokul ogrencisi bir erkek cocugunun akranlari tarafindan dislanmasi, bu hisle arkadaslik edecegi birini aramasi, sonrasinda Cemil adli sinif arkadasiyla tanismasi ve ona karsi duygusal yakinlik gelistirmesi, Cemil'in aile icerisinde annesinin belalisi tarafindan siddete maruz kaldigini ogrenmesiyle onunla duygusal ozdeslik kurmasi ve Cemil'e acilma ve yakinlasma cabasi anlatilmaktadir. Oyku icerisinde, erken yasta cinsel egilimlerin kesfi, hemcinsler arasindaki iliskilerde belirleyici olan hegemonik erkeklik (2) ve siddetin cinsiyetlerarasi iliskilere etkisi, ana ekseni olusturan izlekler olarak okura sunulmaktadir. Oykude, okur hegemonik erkeklik, akran siddeti, cinsel egilim ve yonelimlerin kesfi, kimlik insasi ve acilma gibi kavramlarla tanistirilmaktadir. Asagidaki alinti, oykude ana karakter olan erkek cocugunun ugradigi akran siddetine dair sorgulamalara bir ornek olarak sunulabilir:
Yara bere icindeki ve nedense canimi acitmayan o hoyrat gulumsemeli
yuzune dogrudan bakamazken ben, dalga gecmek icin bile olsa birkac soz
edeceksin belki... Nereye koydum bu dosyayi? Hazir tutsaydim keske.
"N'aber yumusak? Yaptin mi odevi? (Tosun, 2014: 23)


Yukaridaki alintida, erkek cocugunun, sinifta ve sinif disinda deneyimledigi akran siddeti ve otekilestirme sonucunda, dislanmislik hissettigi ve hakareti dahi kendiyle iletisim kurma bicimi olarak gorup mutlu oldugu ifade edilmektedir. Soz konusu durum, ana karakterin, sinif icerisinde arkadaslarinin kendine olan davranislarini icsellestirdigini gostermektedir. Icsellestirilen akran siddeti ve otekilestirme davranislari, ana karakterin icine kapanmasini ve cekingen davranislar sergilemesini de beraberinde getirmistir. Bundan dolayi, diger kisilerle ve Cemil'le kurdugu iliskiler, bu cekingenlikten izler tasir. Ayni cekingenlik hissi, cinsel istegini ve yonelimini sorgulamasina, ataerkil davranis kaliplarini dogru davranislar olarak algilamasina ve yanlisligin kendisinde oldugu yonunde bir hisse kapilmasina da ortam hazirlamistir. Gayle L. Macklem, "cocuklarin ayrimcilik karsisinda magduriyet duygusu gelistir[diklerini], korkan cocuklarin kendilerini sucla[diklarini] ve tehditlere karsi gelmek konusunda gucsuz hisset[tiklerini]" belirtir ve "bundan dolayi, yasitlarindan beklenen davranislari sergilemek konusunda zorluk yasa[diklarini]" vurgular (2003: 19). Ataerkil duzende gucsuzluk ve kadinsilik arasinda kurulan iliski, erkek cocuklarinin yasitlari arasinda surekli olarak yargilanmalarina ve dislanmalarina yol acar. Oykunun ilerleyen kisminda, bu yuzsuzluk durumuyla iliskili sucluluk duygusuna bagli olarak, ana karakterin, Cemil'le ilgili hislerini dusunurken, cinsel yonelimine dair bir sorgulama yaptigi da belirtilmistir. Bu sorgulama eylemi, oyku icerisinde su sekilde yansitilmistir:
Bir daha hic o kadar ozgur oldum mu bilmiyorum. Cemil'i de bu hayatin
icine ustalikla yerlestirmistim. Yeni yikanmis gomleginin kokusunu
soyle yakindan duyma, esmer tenine biraz daha yaklasabilmek icin butun
odevlerini yapmaya raziydim. Baska da bir sey gelmiyordu zaten elimden
(Tosun, 2014: 23).


Yukaridaki alintida, ana karakterin, ataerkil duzenin onaylamadigi bir duygu durumuna ve cinsel yonelime sahip oldugunun farkinda oldugu ve bunun sonucunda da kendi davranislarina sansur uyguladigi fark edilmektedir. Cunku toplumsal yasamini saglikli bir bicimde surdurmek istiyorsa, ataerkil erkeklikekseninde cizdigi davranis kaliplarina uymak ve iliski bicimlerini devam ettirmek durumundadir. Oykude, bu turden baski mekanizmalarina dikkat cekilerek, davranissal ozellikler eksenindeki baskilarin escinsel bireylerin toplumsallasmasi onunde engel olusturduguna isaret edilmektedir. Ana karakter, kamusal alanda uygulanan baski mekanizmalarindan kacip yataga uzandiginda, kamusal alanda gerceklestiremedigi hayallerini dusunur. Hissettiklerinin kamusal alan icin sakincali olduguna dair dusuncesi, bu sekilde okura yansitilmistir. Bu durum, oyku icerisinde su turden bir sorgulamayla ele alinmistir:
Gece olup yattiginda, benim gibi o da sadece ikimizin yer aldigi kisa,
buyulu, parca parca biriken bu anlari dusunuyordur belki, kim bilir
(Belkilerimin henuz keskelesmedigi on yedi yasim.) (Tosun, 2014: 24).


Yukaridaki alinti, ana karakterin, duygusal olarak yakinlik duydugu Cemil ile yan yana olabilecegi bir dunyaya dair dusler kurdugunu gostermektedir. Bunun gerceklesme olasiligi, ataerkil duzenin ve davranis kaliplarinin degismezligi ve baskici dogasiyla sekteye ugramis, ana karaktere 'keske' demekten baska care birakmamistir. Ataerkil duzenin beraberinde getirdigi toplumsal yasam pratikleri, gerek siddetle ve dislama davranisiyla gerekse de dilsel, siyasal, ideolojik, toplumsal baski mekanizmalariyla kendini gosterir ve LGBTI bireyleri ice kapanmaya, cinsel yonelimini sorgulamaya, degistirmeye ve hayallerini ertelemeye zorlar.

Ana karakter, ataerkil duzenin baski mekanizmalarindan uzakta, Cemil'le beraber olmayi diler ancak Cemil'in de aile yasami icerisinde siddet ve baskiya maruz kaldigini duymak onun istegini koreltir. Bunun karsisinda, ana karakterin, karsilastigi siddet ve baski olaylari ile Cemil'in yasadiklari arasinda bag kurdugu ve kendini Cemil'le ozdeslestirdigi gorulmustur. Her iki karakter arasinda ozdeslik kurulmasina olanak taniyan siddet eylemi, oyku icerisinde su sekilde ele alinmistir:
Gozunun altindaki morluklar gecmek uzere, ama cenesinde bu sefer yeni
kizarikliklar. Yasadiklari iki goz gecekonduda hayati ona dar eden
anasinin belalisinin marifeti (Tosun, 2014: 24).


Yukaridaki alinti incelendiginde, Cemil'in annesinin belalisinin, hegemonik? erkekligi temsil eden bir otorite olarak one ciktigi ve aile yasami icerisinde Cemil'le hegemonya ve otorite konusunda catismalar yasadigi gorulecektir. Aile icerisinde erkeklik temelinde yasanan bu turden catismalar, toplumsal yasamdaki erkeklik krizinden ve erkeklik temelinde gerceklesen erk mucadelelerinden de izler tasir. Bireyligin, erkeklik uzerinden insa edilen kulturel, siyasal, ideolojik, ekonomik, toplumsal duzguler ekseninde kavramsallastirilmasi, kamusal alanda ve ozel alanda ayrimcilik ve ayrimcilikla iliskili unsurlari (siddet, taciz, dislama vb.) beraberinde getirir. Oykude, Cemil'in annesinin belalisinin, erkekligini kanitlamak ve erk alanini kabul ettirmek konusunda Cemil'e baski yapmasinin ve baski mekanizmalarinin siddet biciminde ortaya cikmasinin nedeni de budur. Toplumsal acidan degerlendirildiginde, soz konusu siddet eyleminin onaylanmadigi ancak eylemlere sahitlik eden kisilerin mudahale konusunda birtakim cekinceler yasadigi da gorulmektedir. Cekincelerin sebebi, erkekligin alani icerisinde yasanan mucadelelerin ve sergilenen davranislarin kabul edilir gorulmesi ve toplumsal yasamda var olmanin, erkeklik temelli mucadele bicimlerini talep etmesidir. Oykunun ilerleyen kisminda, ana karakter, eve temizlikci olarak gelen Sabros'un Cemil ve ailesiyle ilgili yorumlarina sahit olacak ve Cemil'in yasamiyla ilgili gercekleri ogrenecektir. Soz konusu olay okurun dikkatini aile iliskilerine cekerek oyku icerisine su sekilde yansitilmistir:
Ah Gulten ah, kocasi muebbet yiyince ortada kaldi oylece iki cocukla.
Orospuluk yapacak kadin degildi o ama, hayat iste. Ne ana vardi basinda
ne baba. O domuzun da hep gozu varmis ustunde zahir, kocasinin
mahpushanede sislendigi haberini alir almaz dadandi garibanin evine.
Gulten'i ortalik mali, o iki yetimi de dayak arsizi yapti. Kucuk kizi
da dover ama asil o ceylan gozlu oglanin yedigi dayaklar (Tosun, 2014:
24).


Yukaridaki alintida, toplumda yasanan siddet olaylari ve soz konusu olaylarin aile yasami uzerindeki etkileri okur karsisinda tartismaya acilmistir. Erkek egemen toplum yapisinin herhangi bir mudahalede bulunmadigi ve aile yasaminin geregi kabul edilen bu turden siddet eylemlerine yapilan gondermeler, hem toplumsal cinsiyet ekseninde gerceklestirilen siddet olaylarini hem de aile icerisinde annelik ve babalik rollerinden dogan cinsiyetlerarasi erk iliskilerini okura sorgulatma amacini tasimaktadir. Oykunun baska bir bolumunde, yukarida sozu edilen baski mekanizmalarina, siddet olaylarina, iktidar iliskilerine ragmen yilmayan ana karakterin kararliligi su sekilde yansitilmistir:
Tum cesaretimi toplayip--o bilmese de, sirrini ogrenmis olmanin
verdigi tedirginlikle--yanina gittim ve kolunu gostererek, isterse
odevlerinde ona yardim edebilecegimi soyledim. Beni ilk kez goruyormus
gibi yuzume bakti, hicbir sey demedi. O gunden itibaren tum odevlerden
iki kopya hazirladim. Bir daha da hicbir seyi boyle askla yapmadim
(Tosun, 2014: 25).


Cinsel kimlige dair erken yasta edinilen farkindalik, bir yandan toplum icerisinde diger bireyler tarafindan anlasilmanin yol acabilecegi sikintilardan uzak durulmasini salik verirken, bir yandan da bireylerin soz konusu kimlige daha siki sarilmasini ve kimligini icsellestirmesini de beraberinde getirmektedir. Yukaridaki alintida, soz konusu durum, ana karakterin yasadigi acilma-gizlenme ikilemi uzerinden yansitilmaya calisilmistir. Oykunun ilerleyen kisminda, diger erkek cocuklarin ana karaktere karsi tavirlari ve sergiledikleri davranislar yoluyla soz konusu ikilem olgusu okurun zihninde daha net bir bicimde canlandirilmis olur. Soz konusu durumun ikilem olarak kalmasinin nedeninin, Cemil'in diger erkek cocuklarla isbirligi yapmasi oldugu okura su sekilde yansitilacaktir:
Aslina bakarsaniz o da oteki oglanlar gibi bagirip eglenmisti karsimda,
donum elden ele gezerken "Bakin arkadaslar ibne donu boyle oluyormus
demek ki!" deyip gulenlerin icinde degil miydi sanki. Bunlarin hicbiri
umurumda degil diyorum icimden, hicbiri (Tosun, 2014: 25).


Oykudeki durumla iliskili olarak, Linda Goldman, "escinsel karsiti asagilayici dilin escinsel erkeklerin ve lezbiyenlerin kendilerini asagilanmis hissetmelerine yol acan bir toplumsal etkilesim alani yarat[tigini] ve bircok heteroseksuelin de LGBT ergenleri marjinalize eden kimlikler insa etme hususunda bu homofobik eylemi icsellestir[digini]" vurgular (2007: 11). Soz konusu homofobik davranislarin oyku icerisinde oldugu gibi aktarilmasi, ergenlikte escinsel bireylere veya alisildik erkeklik davranislari sergilemeyen bireylere yonelik olarak gelisen onyargi ve tutumlari okura yansitma amacini tasir. Ana karakterinse, belirli bir toplumsal grubun bir parcasi olabilme olgusu uzerinden Cemil'le empati kurmaya calistigi fark edilecektir. Bu turden bir empati kurma hali, ataerkil duzenin escinsel bireylere yonelik dislayici tavrina karsin, okurun da ana karakterle empati kurmasini beraberinde getirir. Boylelikle, okur, ataerkil duzenin escinsel bireyler uzerinde kurdugu baskilar konusunda da farkindalik gelistirecektir. Boylece, okurun, escinsel bireylere yonelik dislama eylemini sorunsallastirmasina da ortam hazirlanmis olur. Oykunun devaminda, akran siddeti olarak kendini gosteren ve zamanla icsellestirilen baski mekanizmalarinin ve dislama eyleminin su sekilde ele alindigi gorulecektir:
Yine konusmayacak benimle herkesin icinde, muhtemelen en onde oteki
oglanlarla oturacak. Arada geriye dogru kacamak bakislar da atmayacak.
Ben onun odevlerini yapmaya, o herkesin icinde benimle konusmamaya,
bazen de dalga gecmeye devam edecek. "Her ask kendi kuralini yaratir"
diye bir yerlerde okudugumda yillar sonra, garip bir sekilde o ruzgarli
temiz kokuyu hatirlayacagim ardinda biraktigi (Tosun, 2014: 26).


Ataerkil dusunce yapisinin onaylamadigi ve "makbul" saymadigi escinsel iliski, escinsel bireylerin kendi kimliklerini kabul etme ve etrafindakilere kabul ettirme konusunda birtakim varolussal sorunlar yasamasina yol acabilmektedir. Yukaridaki alintida, ana karakterin Cemil'le iliski kurma ve etkilesime girme cabasinin temelinde bu dusuncenin oldugu anlasilmaktadir. Okur, ataerkil duzenin dayattigi heteronormatif yasam biciminden oturu ana karakter ve Cemil arasinda herhangi bir iliskinin veya etkilesimin gerceklesme olasiligi olmadigini daha en basindan beri bilmektedir. Cemil, diger erkeklerin olmadigi bir mekan veya zamanda ana karakterin kendine yakinlik gostermesine karsi gelmezken, diger erkeklerin yaninda erkekligine iliskin herhangi bir suphe birakmamak icin onlarla isbirligi yapmaktadir. Ataerkil duzeni devam ettirme konusunda erkeklere yuklenen gorevler, Cemil karakteri ozelinde, soz konusu isbirligini zorunlu kilar ve erkekleri toplumsallasma ile belirti davranis kaliplariyla ve dusunce bicimleriyle sinirlar. Ana izlek olarak kendini gosteren erken yasta cinsel kimliklerin kesfedilmesi ve toplumsal cinsiyet normlarinin edinilmesi sureci, oyku icerisinde 'isimsiz' ana karakter ve Cemil arasinda kurulan iliski yoluyla okura yansitilmis; ataerkil duzen ve siddet arasindaki baglantilar ise Cemil'in annesi Gulten ve Gulten'in belalisi araciligiyla gosterilmistir.

Sonuc olarak, Kipirtili Bir Yorgan oykusu, erkeklik ve kadinlik ikileminde ortaya cikan toplumsal baski unsurlarini ve bununla iliskili celiskileri yansitan bir oyku olma ozelligi tasimaktadir. Oykudeki ana karakterin ic sorgulamalari degerlendirildiginde, otekini anlamanin, yorumlamanin ve oteki ile iliski kurmanin, cinsel kimliklerin kesfini ve insasini anlasilir kildigi fark edilmektedir. Bu noktada, oyku icerisinde ataerkil davranis kaliplari ve heteronormatif duzen baglaminda yapilan sorgulamalar yoluyla okura farkindalik kazandirildigi sonucuna varilmaktadir.

Madam Marini'nin Tamamlanmis Bir Resmi

Peruk Gibi Huzunlu (2016) kitabindan secilen oykude, seks isciligi yaparak yasamini kazanan Malik adli trans birey ve ev sahibi Madam Marini arasindaki iliski ana ekseni olusturmaktadir. Madam Marini genc yasta esini kaybettikten sonra, oglunun da intihariyla kendiyle bas basa kalmis, dairesinin ust katini Malik'e kiralamistir. Alt katindaki dukkani da kiralamak istemektedir. Ancak kiraci bulamadigi icin ekonomik olarak zor durumdadir. Malik, arkadasinin onerisiyle Madam Marini'ye Mimar Sinan'da Resim bolumu ogrencileri icin modellik yapmayi teklif eder. Sonrasinda, olaylar, Malik'in belali musterisinin de isin icine girmesiyle farkli bir seyir alacaktir.

Oyku icerisinde, otekilestirme kavrami temelinde, trans bireylerin yasadiklari zorluklar, ataerkil duzenin erkek ve kadin bedeni uzerinde kurdugu baski mekanizmalari, ozel alan ve kamusal alan ayrimitoplumsal cinsiyetleri de ayirmasi,kimlikle yuzlesme unsuru olarak ayna kavrami tartismaya acilmistir. Oyku, ataerkil duzenin escinsellige bakis acisini yansitan su alintiyla acilir:
Atina'daki akrabalari Madam Marini'ye "Oglun trafik kazasinda oldu"
dediler cunku oglunun bir adama duydugu ask yuzunden intihar ettigini
duymanin Madam Marini'yi daha cok uzecegini biliyorlardi (Tosun, 2016:
104).


Yukaridaki alintida, escinsel iliskiye dair toplumsal bakis acisi tartismaya acilmis; escinsel iliskinin, tartisilmaz bir cinsiyet unsuru olarak insa edilen heteroseksuelligin temellerini sarstigi yonundeki dusunce okura yansitilmistir. Erken yaslardan itibaren, escinsel bireyler arasindaki iliskinin herhangi bir noktaya varmayacagi dusuncesi, toplumdaki diger bireylere ogretilir ve bu durumun icsellestirilerek escinsel iliskiden uzak durulmasi saglanir. Bunun en temel nedeni, escinsel iliskinin toplumun butununde egemenligini hissettiren erkeklik onurunu zedeleyici bir davranis bozuklugu olarak gorulmesidir. Oykunun, Madam Marini'yi daha cok uzecek olan seyin, oglunun kaza sonucu olumu degil, baska bir adama asik olup intihar etmesi oldugu dusuncesiyle baslamasi, yukarida sozu gecen durumu destekler ve escinsel iliskiye dair onyargiyi okura yansitir. Cheshire Calhoun, escinsel iliskiye dair onyargiyi "hemcinsler arasinda gerceklesen cinselligin yaftalanmasinin nedeninin, iki partnerin de ayni cinsiyete sahip olmasi degil, bu turden bir cinsel eylemin bozuk bir psikolojinin urunu olan ve duygusal cikmazlar sonucu ortaya cikan evlilik disi bir iliski turu olarak gorulmesi" olarak yorumlar (2000: 18).

Ataerkil duzenin escinsel bireyler uzerinde kurdugu baskilar, bir yandan erkeklik onurunu korumaya ve saglamaya yonelik ozellik tasir; diger yandan da heteroseksuellik disindaki iliski bicimlerini onleme motivasyonu uzerinden sekillenir. Ataerkil duzen, heteroseksuelligi aile kurma kavramiyla iliskilendirir ve toplumun salahiyeti icin aile kurmanin, dolayisiyla heteroseksuelligin zorunlu oldugunu salik verir. Heteroseksuellik disindaki cinsel kimliklerin, hem aile kurumunun hem de toplumun geleceginin onunde bir engel teskil ettigi dusunuldugunden, soz konusu kimlik ozellikleri genel olarak yok sayilir veya cok sert otekilestirme mekanizmalarina maruz birakilir. Oykunun ilerleyen kisminda, yukarida sozu edilen baski unsurlarindan dolayi toplumsal yasamdan tecrit edilen ve seks iscisi olarak calismak durumunda birakilan trans birey Malik'in aynada kendiyle yuzlesmesi canlandirilmistir. Biyolojik cinsiyet disinda bir cinsel kimlik insa etme eylemine su sekilde gonderme yapildigi gorulmektedir:
Saclarini kasiyip iki yillik para biriktirme sonunda yeni yaptirdigi
memelerini kasidi. Dun geceki manyak musterisinin morarttigi yerleri
gorebilmek icin boy aynasinin karsisina gecti. Vucudunu iyice inceledi.
Hasar sandigi kadar cok degildi, buna sevindi. Gozleriyle karsilasti
aynanin bir yerinde. O esmer, kara kuru oglandan geriye iri siyah
gozleri ve adi disinda hicbir izi kalmamisti (Tosun, 2016: 106).


Malik'in aynada kendiyle konusmasinin altinda, cinsel kimligini kabullenme ve yeni cinsel kimligine uygun bir kendilik insa etme eylemi yatar. Malik, aynada kendini incelerken, gecmis yasanmisliklarini da gozden gecirir ve biyolojik erkek olarak dogdugunda kendisine verilen ismi dusunur. Bundan hareketle, isim verme eyleminin, dogumdan itibaren, bireyin kurulu kimlik gostergelerinden birini olusturdugu dusuncesi akla gelecektir. Cunku birey, toplum icerisinde ismiyle var olur. Erkeklik ve kadinlik davranislarinin da dogustan itibaren bireylere ogretilmis oldugu dusunuldugunde, Malik'in ismiyle ilgili sorgulamasi ile dogustan gelen cinsiyetini sorgulama ve toplumda var olma istegi arasinda kosutluk oldugu fark edilebilir. Kurulu cinsiyet kaliplarini ve davranis bicimlerini sorgulayabilme gucu, Malik araciligiyla su bicimde oykude konumlandirilmistir:
Gozleri neden degismemisti bilinmez ama adini degistirmemek Malik'in
kendi tercihiydi ve bunun icin cok mucadele etmisti. Cocuklugundan beri
adi disinda hicbir seyini sevmemisti ve simdi onu bir cirpida kaldirip
kenara atmak ona kabul edilemez geliyordu (Tosun, 2016: 106).


Malik, yukarida yaptigi sorgulamada, bir yandan cocuklugundan beri kimliginin bir parcasi olan ismini degistirmek veya bir kenara birakmak konusunda ciddi cekinceleri oldugundan soz ederken, bir yandan da cinsel kimligini insa etme cabasini dile getirir. Malik'e gore, bir insanin ismi veya biyolojik goruntusu nasil olursa olsun, birey hissettigini yasamali ve yapmalidir. Linda Goldman, "transseksuel kavraminin, cinsiyet kimligi ile fiziksel goruntusu ve anatomisi farklilik gosteren bireylere karsilik gel[digini], travesti kavraminin ise kendilerini karsi cinsiyetle psikolojik veya biyolojik olarak ozdeslestiren bireyler icin kullanil[digini]" belirtmistir (2007: 24). Oyku icerisinde, cinsel kimlik ile duygu durumu arasinda Malik karakteri araciligiyla baglanti kurulmaya calisilarak, bireylerin cinsel kimliklerinin biyolojik cinsiyetleriyle sinirlanmasini sorunsallastiran bir tavir sergilenmektedir. Oykunun devaminda, biyolojik cinsiyetle sinirli bakis acisindan kaynaklanan kalip dusuncelere ve yargilara iliskin kaygilar, Madam Marini'nin is gorusmesi yapacagi yere kadar ona eslik eden Malik tarafindan Madam Marini'ye su sozlerle dile getirilmektedir:
Malik bolum baskaninin kapisinin tam onunde "Anacim beni gorunce
huylanir bunlar simdi, ben seni buracikta beklerim" dedi ve kadinin
yanagina bir opucuk kondurdu (Tosun, 2016: 107).


Yukaridaki alintida, Malik'in toplumsal alanda duydugu kaygiyla geri cekilme davranisi sergilemek durumunda kaldigi okura yansitilmistir. Malik, bir yandan Madam Marini'yi toplumsal alanda gorunur olmak konusunda cesaretlendirse de, ote yandan Madam Marini'nin toplum tarafindan yargilanma olasiligini ortadan kaldirmak icin onun yanindan uzaklasir ve kendini gorunmez kilar. Madam Marini ve Malik arasindaki iliskide de kendini gosteren, iliskilerin ataerkil kurallar ekseninde surekli olarak denetlenebilir olmasi sorunsali, ataerkil deneyimlerin yasamin neredeyse tum alanlarina yayildiginin kaniti niteligindedir. Biyolojik belirlenimcilik kavramini tamamlayan bir unsur olarak kendini gosteren toplumsal davranis kaliplari ve normlar, toplumsallasma surecinin de temelinde yer aldigindan, bireylerden belirli davranis bicimlerini sergilemeleri beklenir. Malik'in cinsel yonelimiyle bu turden davranislari reddeden bir birey addedilmesi, yalnizca onun kendisine ait bireysel alanin kisitlanmasina yol acmaz; onunla birlikte toplumsallasanlarinda bireysel alanlarini kisitlar. Cunku ataerkil duzen bu turden davranislar sergileyen bireylerin ve onlarla isbirligi yapanlarin toplumdan dislanmasini salik verir. Bu noktada, Judith Butler, "toplumsal cinsiyetin insasinin, merkezden uzakta konumlandirilan butun cinsel yonelimlerin kulturel olarak uretilme olasiliginin reddedilmesine, radikal olarak yok sayilmasina ve dislanma mekanizmalarinin kullanimina dayan[digini]" (1993: 8) vurgular. Malik'in oyku icerisindeki geri cekilmesinde oldugu gibi, Butler'in vurgusu da varligin yok sayilmasi eylemindedir. Bu yok sayilma eylemine karsi, oyku icerisinde, ayna kavraminin karakterleri var eden bir alan olarak bircok kez kullanildigi gorulecektir:
Kendini boy aynasinda suzerken ciplak vucudunu bir grup sanat
ogrencisine gosterecek olmaktan duydugu utancin, vucudunu
begenmeyecekleri icin duydugu endiseye donustugunu fark etti ve
gulumsedi. Aynada gulumseyen yuzuyle karsilasinca once biraz yadirgadi,
sonra nicedir gormedigi bir dostu gormuscesine gulumsemeye devam etti.
(Tosun, 2016: 108).


Yukaridaki alintida, ayna kavrami araciligiyla kendi bedenine dair farkindalik kazanan Madam Marini okura yansitilmistir. Kendi bedenine dair farkindalik, Madam Marini'yi basta utandirsa da, kendi bedeninde yeniden kesfe cikmak onu gulumsetmeyi basarmistir. Kendi bedenine yabancilasmakta olan Madam Marini, Malik'in kendi bedeniyle kurdugu iliskilenme biciminden esinlenerek, bireysel farkindalik kazanmaya baslamistir. Bedensel farkindaligin oznenin insasinda son derece onemli oldugunu vurgulayan Lee Edelman, "kendiligin; ozerk bir denetim alani ve ozdeslesme unsuru olarak belirli bir mesafeden kendine yeniden bakma istegi yaratt[igini]" belirtmistir (1994: 102). Bu acidan, karakterlerin kendilerine dair farkindalik kazanarak ataerkil duzene karsit birer unsura donusturdukleri bedenlerinin, onemli direnis unsurlari halini aldigi gorulmektedir.

Tim Edwards, "escinsel erkekterin kendi degerlerini ve masculinity karsiligi olarak mi? erkekliklerini cogunlukla belirli erkeksi kimlikler, duzguler ve anlamlandirma mekanizmalari gelistirerek ve son derece cinsellik odakli alternatif bir yasam tarzi benimseyerek gerceklestirmeye calis[tigini]" belirtmektedir (1994: 3). Oykude, Malik'in yukarida sozu edilen musterisinin, Malik'in "bu isleri artik birakmasini" ve "ona acacagi evde yasamasini" istedigi aktarildiginda, musterisinin, Malik'ten beklentisinin de ataerkil norm ve dusunce kaliplariyla kosutluk gosterdigi gorulmektedir. Ataerkil sistem, evlilik eylemine dayanarak bireylerin cinsel yasamlarini denetim altinda tutmaya ve toplum karsisinda ancak boyle mesruluk kazanilacagina onlari inandirmaya calisir. Malik'in musterisi de mesruiyet kazanmanin yolunun, toplumsal olarak onaylanan ve heteroseksuel iliskiyle benzer ozellikler tasiyan bir iliski bicimi gelistirmekten gectigine kendini inandirmistir. Oysa, iki erkek arasinda gerceklesen iliski her kosulda ataerkil yasamin devamliligina ve davranis kaliplarina aykiri sayilacaktir. Oykunun ilerleyen kisminda, Malik'in musterisinin Madam Marini'ye serzenisi uzerinden, soz konusu erkeksilik ve kadinsilik kavramlarina dayali davranis kaliplarinin su sekilde okura yansitildigi fark edilecektir:
Malik seni cok seviyor teyzecigim. Bir guzellik yapsan, bana yardim
etsen. Hastayim ben ona. Gozum baskasini gormuyor. Bu isleri biraksin,
evinin kadini olsun istiyorum. Kotu bir sey mi bu? Yoksa elimden bir
kaza cikacak, yeminle cikacak (Tosun, 2016: 113).


Erkeksilik ve kadinsilik kavramlari uzerinden sorunsallastirilan Malik ile musterisi arasindaki iliski, Malik'in musterisinin gelecege dair planlarini ve isteklerini Madam Marini'ye anlatmasiyla netlik kazanmaktadir. Erkeklikle iliskili kiskanclik, sahiplenme ve evin reisi olma gibi unsurlar, ataerkil yasami surdurme kadar dislanma korkusunu ortaya koymaktadir. Malik'in musterisi, Malik'i ev icerisinde denetim altinda tutmak ve seks isciligi gibi ataerkil toplumun namus kavramina aykiri sayilan bir eylemden uzaklastirmak istemektedir. "Yoksa elimden bir kaza cikacak, yeminle cikacak" sozunden ise, Malik'in boyle bir eyleme riza gostermeme halinde, ataerkil normlarin en uc kabul ettirme mekanizmalarindan biri olan fiziksel siddete basvurulacagi anlasilmaktadir. Stuart Hall, "ev ici siddet gibi kavramlarin, topluma ve toplumsal cinsiyete dayali celiskilerin kamusal alana ait soyleme donusturulmesi konusunda imgesel bir dunyanin insasina da temel olustur[dugunu]" vurgulamistir (1997: 341). Siddet eylemi, erkeksiligi gostermek ve kendini kanitlamak konularinda onemli bir arac olarak karsimizda durmakta; oykunun sonunda Madam Marini'nin, Malik'in bir musterisi mi yoksa yukaridaki karakter mi acik degil? tarafindan oldurulmesiyle somutluk kazanmaktadir. Mimar Sinan Universitesi Resim bolumunun ogrencilerinin Madam Marini tablolari, Madam Marini'nin olumunun ardindan yarim kalmis olsa da, erkek siddetinin kurbani olduktan sonra asfalta cizilen eskali bu tablolari tamamlamistir.

Sonuc olarak, Yalcin Tosun, otekine ait sesleri ve bilinmeyen ozellikleri yansitma gayretini gostererek, okurun, toplumsal yasamin cevresinde konumlandirilan bireylere dair bakis acisi kazanmasina da aracilik etmektedir. Ancak bunu yapayliktan uzak, gundelik bir dil kullanarak okurun gerceklik algisini ve oykunun inandinciligini bozmadan yapmaktadir. Yalcin Tosun, toplumsal esitsizlikleri, sorunlari ve celiskileri yazar kimliginin onune koyar; toplumda somutluk kazanan esitsiz iliskileri duyarli bir bakisla okura sunar.

Madam Marini'nin Tamamlanmis Bir Resmi, ozdeslesme, siddet ve erkeklik, erkeksilik ve kadinsilik arasindaki iliskiler, namus, ataerkil yasam bicimi gibi olgularin sorgulandigi ve Malik, Madam Marini ve musteri uclemesi araciligiyla okura anlatildigi bir oykudur. Bu acidan, hem erkeklige hem de bir cinsel kimlik olarak transseksuellige dair bir inceleme yapmak acisindan fayda saglayabilecek unsur ve ogeleri icermektedir. Okurun da bu sayede bir yasam deneyimi olarak transseksuellige ve trans bireylere dikkatinin cekilmesi saglanmistir.

Kucak Delisi

Dokunma Dersleri (2015a) baslikli kitaptan alinan oyku, Nilay ve Sila isimli cocukluk arkadaslarinin cocukluk doneminde birbirleriyle yasadiklari cinsel ve duygusal deneyimlere odaklanmakta; oykude, kadin cinselligi, kadinsilik, annelik, aile, erotizm gibi olgular ekseninde kadinlararasi iliski ve lezbiyenlik gibi kavramlar tartismaya acilmaktadir. Sila, evlilik yapmis, yeni cocuk dogurmus bir kadindir. Nilay ise hala eski gunleri yad etmekte, Sila ile yasadiklari cinsel deneyimleri ve erotik iliskiyi bircok ayrintisiyla animsamaktadir. Evli bir kadin olan Sila ve hic evlenmemis bir kadin olan Nilay arasindaki iliski oykulestirilirken, toplumsal cinsiyet kavraminin beraberinde getirdigi davranis kaliplari, cinsel kimligini gizleme eylemi, escinsel bireyler arasinda gelisen iliskiye dair toplumsal algi da ele alinmistir. Oyku, Sila'nin annelik kavrami uzerinden esiyle kurdugu iliskiyi yansitan su tumcelerle acilir:
Bir de hep kucak istiyor. Bir dakika yere biraksam basiyor cigligi
hemen. 'Kucak delisi yaptin cocugu' diyor Suat. Hemen kucagima
almazsam, bu sefer de 'Basim agridi, susturuver sunu' diye basliyor
(Tosun, 2015a:106).


Annelik kavrami, ataerkil yasamda kadinlarin kendilerine yer bulmasi acisindan en onemli olgulardan birini olusturur. Sila karakterinin annelik kavramiyla ilgili sorgulamasi ve heteroseksuel iliskideki kadinlik ve erkeklik rollerine dair algisi, ev ici emekle ilgili tartismayi da gozler onune serer. Aile icerisinde, cocugun ihtiyaclarini karsilamak kadinlikla ve annelikle eslestirilmis bir olgu olarak ataerkil yasamda yerini aldigindan, Sila'nin esi de ondan cocugun bakimini ustlenmesini beklemektedir. Sally McConnell - Ginet, "toplumsal cinsiyet ve cinsellik ideolojilerinin normatif beklentileri icer[digini] ve hem degerler sistemini hem de prestij ve erk hiyerarsisini kapsaminda tasi[digini]" vurgulamistir (2014: 321). Erk kavrami uzerinden ele alindiginda, anneligin, kadinligi temsil eden en onemli niteliklerden biri olarak konumlandirildigi ve erkeklik karsisinda kadinlarin en guclu yanlarindan birini temsil ettigi seklinde bir algi oldugu gorulecektir. Nilay karakteri de Sila'nin bedenine baktiginda, onun kadinsiligini annelik uzerinden okumakta, Sila'ya baktiginda gozlerinde soyle bir izlenim canlanmaktadir:
Duymazliktan geldi Nilay. Gozu, Sila'nin sut dolu memelerine, bagrina
ve onlarin ustunde beyazca kivrilan, puruzsuz boynuna kaydi. Telasla
cevirdi hemen. Kendini konusmak zorunda hissetti (Tosun, 2015a:
106-107).


Nilay karakteri icin, Sila'nin kivnmli bedeni, puruzsuz boynu, sut dolu memeleri onu daha kadinsi yapmis ve cekici kilmistir. Ancak Sila'nin evli bir kadin olmasi ve bir cocugunun olmasi, Nilay'in onunla herhangi bir duygusal veya cinsel bag kurmasinin onune gecmistir. Calhoun, "hemcinsler arasindaki iliskinin dogal olmayan, patolojik olarak ve ahlaksal acidan uygunsuz gorulmesinin, hemcinsler arasindaki cinsel etkilesimi denetlemeyi veya ortadan kaldirmayi amaclayan birtakim kurallari beraberinde getir[diginin]" altini cizer (2000: 17). Toplumun escinsel iliskiye bakisi, bireylerin ya cinsel yonelimlerinden vazgecip ataerkil davranis bicimlerini benimsemelerine ya da cinsel kimliklerini gizleyerek belirli oranda ataerkil davranis bicimlerine bagli kalmalarina ortam hazirlar. Nilay karakteri, cinsel yonelimini gizli de olsa surdurmeyi secmis olan bir karakter olarak gosterilirken, Sila'nin evlenip cocuk dogurarak cinsel yonelim gecmisini unutmaya calisan bir karakter olarak betimlenmesinde yukaridaki dusuncenin etkisi oldugu fark edilmektedir. Nilay'in ataerkil sistemin en onemli unsurlarindan sayilan evlilik ve annelik olgularina ragmen Sila'ya yakinlasma cabasi oyku icerisinde su sekilde yansitilmaktadir:
Yine de dayanamadi, kizil saclarinin kokusunu icine cekti. Yillardir
degismeyen o kokuyu. Sila'da en cok sevdiginin, ensesinden baslayarak
tum omzuna yayilan cillerle birlikte bu kizil saclar ve onun tarcinli,
tuhaf kokusu oldugunu dusundu. Kokudan basi donmeye basladi ama kemikli
ellerini ustaca kullanarak ovmayi surdurdu (Tosun, 2015a: 107).


Nilay ve Sila arasinda gerceklesen fiziksel temas, ayni zamanda gecmisteki yasanmisliklari da animsatan bir olay haline gelir. Nilay ve Sila'nin iliskisinde, her iki taraf da gecmise dair anilarini zihinlerinden geciriyor olsa da, o gunlere dair duygular yalnizca cinsel kimligine dair farkindaligi daha yuksek olan bir karakter olarak betimlenen Nilay tarafindan sergilenmistir. Peter Robinson, "heteroseksuellerin evlendiklerinde cinsel baskilardan kurtulduklari gibi, escinsellerin de erotik ihtiyaclarina uyacak birtakim yaratici cinsel ve toplumsal iliski durumlari yarat[tiklarini]" belirtmistir (2013: 80). Gercekten de, Nilay, Sila'ya masaj yapma eylemini, o anki erotik gereksinimi karsilayacak bir eyleme donusturur.

Ozel alanda gerceklestirilen cinsel eylemler, bireylere bir derece ozgurluk ve guvende olma hissi verdigi kadar, cinsel kimliklerini gizleme zorunlulugunu da dayatir. Gizlenme, ozellikle de escinsel iliskinin son derece aykiri kabul edildigi ve dislanmayla cezalandinldigi toplumlarda buyuk oranda ozgurluk saglar. Sila ve Nilay da, kapali kapilar ardinda gerceklestirdikleri cinsel deneyimlerini gizlemeyi secmislerdir ve arzularini gozlerden uzakta eyleme donusturmustur. Nilay ve Sila'nin beraberliginde, erkeksilik ve kadinsilik kavramlarinin otesinde gelisen bir cinsel eylemlilik halinden soz edilmektedir. Calhoun'un, "lezbiyenteri, kadin anatomisi, heteroseksuel arzu ve toplumsal cinsiyet davranisi arasindaki birligin bozulmasiyla kadin ve erkek ikiliginin disinda konumlandirilan bireyler" olarak ifade ettigi (2000: 67) haliyle, cinsel eylemin icerisinde her iki karakterin de kadinsi olarak konumlandirilmis olmasi, soz konusu ataerkil beklenti normunu da kirar. Cunku ataerkil duzende yalnizca biyolojik cinsiyeti kadin ve erkek olan bireyler arasinda duygusal ve cinsel iliski soz konusu olabilir ve iliskiler de buna bagli olarak erkek/kadin ikiligiyle var olur ve bu ikilik uzerinden tanimlanir. Sila'nin Nilay'a temkinli yaklasmasinda bu kayginin izleri oldugu fark edilecektir. Nilay, ataerkil duzenden dislanma kaygisini sezerek, Sila'ya eski gunleri animsatan bir soru sorar. Nilay'in sorusu karsisinda Sila'nin yasadigi ikilem okura soyle yansitilir:
Sila, Nilay'in sorusunda neyi kastettigini anlamamis gibi bakiyor once.
Kendisine hakaret edilmis ya da suratina tukurulmus gibi bakiyor. O
ufarak ve kemikli yuzun aslinda kime ait oldugunu uzun zaman once
unutmus da, hatirlamaya calisir gibi bakiyor (Tosun, 2015a: 110).


Yukarida da belirtildigi gibi, Sila'nin en temel korkusunun, annelikle saglamlastirdigi kadinlik rolunun elinden alinmasi ve aile yasami cevresinde kurdugu duzenin bozulmasi oldugu fark edilmektedir. Calhoun, "kimliginin aciga cikmasiyla, erkek ve kadin escinsellerin medeni ozgurluklerinden, oy kullanma hakki, temel malzemelere erisim, gelir ve statu elde etme gibi birtakim olgulardan mahrum birakilabil[ecegini]" vurgulamistir (2000: 106). Benzer kaygilarin, oyku icerisinde evlenmis ve cocuk dogurmus bir kadin olan Sila uzerinden sorunsallastirildigi gorulmektedir. Sila, kadinlikla ilgili sorumluluklarindan dolayi, cinsel anlamda kendini tanimlayabilecek ve acilabilecek konumda olmadiginin farkindadir. Nilay da onun temkinli davranislarindan bu yonde bir sonuca varir. Aralarindaki sohbet, kesintiye ugrar. O sirada Sila, ev icinde kadinlikla iliskilendirilen gorevlerin cigirindan ciktigini hayal eder. Sila'nin izlenimleri oyku icerisinde soyle yansitilmaktadir:
Aklina bir hikaye de gelmiyor. Ki anlatsin. Aslinda gelse de su an
anlatamayacagini biliyor. Bir sey olsun istiyor o da: ocaktaki sut
tassin, ufak capli bir yangin ciksin, biri kapi zilini calip kacsin,
bebek aglamaya baslasin... O ani gecirmeye yardim edecek herhangi bir
sey olsun ve onu bu durumdan kurtarsin (Tosun, 2015a: 110).


Ataerkil duzen, kamusal alan ve ozel alan ayrimini gundelik yasam pratiklerinin merkezine yerlestirirken, erkekleri kamusal alanla kadinlari ise ozel alanla eslestirme egilimi tasir. Sila'nin, sutun tasmasi, yangin cikmasi, zilin calinip kacilmasi ve bebegin uyanmasi beklentisi, ataerkil sistemde kadinlarin ozel alan sorumluluk v eodevlerine isaret eder.. Nilay'in ona yakinlasmasi, Sila'nin kamusal alanda temsil ettigi annelik ve ev kadinligi degerlerini zedeleyecektir. Kalip dusuncelere ve normatif davranislara dair algi; Sila'nin Nilay'a yaklasimi ve Nilay'in Sila icin hissettikleri araciligiyla okura ulastirilmakta ve okurun da beden, davranis bicimleri, dusunce yapilari, erotizm, cinsel yonelim gibi kavramlar uzerinden bir sorgulama gerceklestirmesi saglanmaktadir.

Sonuc olarak, Yalcin Tosun, yazinsal dunyasini insa ederken, bir taraftan da toplumda goz ardi edilen ve uzerinde durulmayan konularla ilgili okura yeni bakis acilari sunar ve yazin dunyasini bu acidan zenginlestirir. Escinsel iliski dendiginde cogunukla erkek escinsel bireyler arasindaki iliski okurun aklina gelir. Bu durumda, Yalcin Tosun, okurun alisik oldugu dunyayi yeniden insa eder ve okurun daha once pek az ornegiyle karsilastigi lezbiyen iliskiyi oykunun merkezine yerlestirir. Cixous'nun "kitabin verdigi ozgurluk delilik degildir; okuru arastirmaya ve yeni kesifler yapmaya yonlendirir, hic kimsenin henuz ulasmadigi, ancak orada hep var olan seyleri bulmaya" seklindeki dusuncesiyle (1998: 150), Yalcin Tosun'un okurda kesfetmeye ve ogrenmeye dair istek yaratma durumu arasinda iliski kurulabilir. Bu acidan, yazarin, okura hem yeni konular sunan hem de yazinsal dunyasini gorunur toplumsal yasamdan uzakta yer alan bilinmeyenlerle insa eden bir yazar oldugu sonucuna varilmaktadir.

Kucak Delisi baslikli oyku, okura, erken yasta cinsel kimliklerin kesfi ve lezbiyen iliski deneyimlerine dair fikir sahibi olma olanagi sunar. Oykudeki karakterlerin farkli yasam deneyimleri olan bireylerden secilmesi ise, okurun yasamin farkli katmanlarinda, alanlarinda, mekanlarinda gerceklesen lezbiyen iliski bicimlerine dair sorgulama gerceklestirmesine ortam hazirlar. Bu bakimdan, Yalcin Tosun'un, hem karakterlere yaptirdigi ic sorgulamalar hem de gecmis ve simdiki zaman arasinda kurdugu baglantilar uzerinden oykude temasal ve konusal birlik sagladigi sonucuna ulasilmaktadir.

Siyah Kulot

Bir Nedene Sunuldum isimli kitaptan secilen oyku icerisinde, evli bir erkek olan Mithat ve sevgilisi Cihan arasindaki gerilim anlatilmaktadir. Mithat'in esiyle yirminci evlilik yildonumu kutlamasina yetisme kaygisi; Cihan'in birlikte olamama konusunda hissettigi kirginlik duygusu, toplumsal erkeklik kavrami ve escinsellik ekseninde okura sunulmustur. Evli bir erkek olan Mithat, esine minnet duydugu kadar Cihan'i da sevdigini hisseder. Mithat'in yasadigi bu celiski, erkek olmak ve cinsel kimliklerin insasi uzerinden oyku icerisinde konumlandirilmistir. Oykudeki ana eksen, evlilik ve gizli escinsellik kavramlari arasindaki catisma ile kurulur.

Oyku, Cihan'in evinde uyanan Mithat'in aynada kendine bakmasi ve Cihan'la yasadiklariyla evliligi arasindaki ikilemi sorgulamasiyla acilir. Bir yuzlesme mekani olarak ayna, Mithat'in karsisinda durmaktadir. Lee Edelman, "temel sorunun, aynada hangi yanimizi tanidigimizla ilgili ol[dugunu], kusatilmis escinsel kimligi savunmak ve ideolojik olarak maruz kalinan ikiligi reddetmek durumunda kalin[acagini] ve yeni bir ayna imgesi olusturmak yonunde kararlar veril[ecegini]" vurgulamistir (1994: 109). Bu dusunceden hareketle, Mithat'in aklindan gecenin, evde esinin yaninda temsil ettigi aile reisi erkek figuru ile Cihan'in yanindaki escinsel erkek figuru arasindaki celiski oldugu sonucuna varilmaktadir. Mithat, aynada kendine bakarken, bir yandan Cihan'la kurdugu iliskinin toplum tarafindan onaylanmayan bir iliski oldugunu aklindan gecirir, bir yandan da aile babasi ve evin reisi olma halini dusunmektedir. Bu turden bir ikilem, gorunurde heteroseksuel iliski yasayan ancak gizli escinsel egilimleri olan erkeklere dair bir tablonun canlandirilmasina da ortam hazirlar. Oykunun ilerleyen kisminda, gizli escinsellik ve kamusal erkeklik kavramlarindan hareketle, giyinme eylemi uzerinden Mithat'in kamusal alana donusu ve escinsel kimligini ozel alanda birakma olgusu ele alinmis ve soz konusu donus eylemi oyku icerisinde su sekilde ele alinmistir:
Cihan gozlerini zorlukla acti. Mithat'a bakti. Az once vucudunda
gezinen parmaklarin, simdi o karmasik desenli kravatin ustunde
kararlikla dolanmasini garipsedi. Yaptigi seye gore nasil da
degisiyordu ellerin anlami. Ucan ve yarim kalmis bir ruyadan, zamani
iyi ayarlanmis bir hoyratliga ustalikla gecmeyi biliyordu (Tosun,
2015b: 26).


Giyinme eylemiyle iliskili olarak, Gay Becker, "kiyafetlerin bedeni ortmekten ve kaplamaktan baska gorevleri de ol[dugunu], kimlik gostergeleri olarak bedenin parcalarina donus[tuklerini]" vurgulamistir (1997: 138). Bu bakimdan, kravat, Mithat'in kamusal alandaki kimligine dair bilgi veren en onemli unsurlardan biridir. Kravat imgesinden, Mithat'in kamusal alanda gorunurluk kazanan erkeklik kimligine dair bilgi sahibi olunmasi olasidir. Kravat baglama eylemi, kamusal alana gecisle kendini gosteren heteroseksuel erkeklik kimligini ortaya koyar.

"Icsellestirme eyleminin, ataerkini devam ettiren onemli unsurlardan biri ol[dugunu]" vurgulayan Tim Edwards, "iliski kurmak ve devam ettirmek konusunda kisiselden ziyade sosyal baskilarin olmasinin, kapitalist yasam tarzi icerisinde uretici ve uretimsel bir guc olarak beliren cekirdek ailenin surdurulmesinden kaynaklan[diginin]" altini cizer (1994: 116). Gercekten de, oyku icerisinde, Mithat'in yirminci yildonumlerini kutlamak uzere esinin yanina donme isteginde, cekirdek aileyi devam ettirme konusunda sosyal baskilarin etkisi oldugu gorulmektedir. Bu turden baskilar, escinsel kimligin yadsinmasina neden olmaktadir. Bu yadsima eylemi, Cihan'in sordugu "Gidecek misin hemen?" sorusuyla Mithat'a tekrardan animsatilmistir. Bu turden bir animsama durumu ise, evliligi ve escinsel kimligi ekseninde Mithat'in su turden bir sorgulama yapmasina da ortam hazirlar:
Ne diyecegini bilememisti aslinda. Son zamanlarda karsiylayken de, sik
sik boyle oluyordu. Sozcukler agzina ulasamadan icinin
alacakaranliginda bir yerlerde kayboluyor, ne kadar istese de
konusamiyordu. Bir gayret konusabildigindeyse, sozcukler kendine aitmis
gibi gelmiyordu (Tosun, 2015b: 27).


Mithat'in esi karsisinda hissettigi bu ice kapanma duygusu ve sergiledigi suskunluk hali, acilma eyleminin, Mithat tarafindan, kamusal alanda heteroseksuellikle kazanilan konumu tehlikeye atacak bir eylem olarak yorumlandigini ortaya koymaktadir. Bu durum, Mithat'in kendine yabancilasmasini beraberinde getirse de, acilma eylemi, Mithat tarafindan yadsinmakta ve Mithat'in Cihan'la olan iliskisini ozel alanla kisitli tutmasina ve kamusal alana tasimamasina yol acmaktadir. Ozel alanla sinirli kalan bu turden bir eylemsellik hali, ayni zamanda Mithat'in cok eskiden aliskanlik haline getirdigi siyah kulot giyme eyleminde de simgesel ozellik kazanir. Soz konusu simgesel eylem oyku icerisinde su sekilde yansitilmistir: Yoksunluk icinde gecen ogrencilik gunlerinden kalmisti bu siyah ic camasiri giyme aliskanligi, koca adam olmustu ama vazgecememisti bundan (Tosun, 2015b: 28).

Oykunun ismine de ilham kaynagi olan siyah ic camasiri uzerinden kurulan yukaridaki metafor, Mithat'in dolaptan cikma ve acilma eylemine gondermede bulunmak icin kullanilmistir. Mithat, siyah ic camasirini kendini tanimaya basladigi, belki de escinsel egilimlerini kesfettigi gunden beri bedeninde tasisa da gundelik yasamini olagan bir bicimde surdurmek icin uzerini giysileriyle, diger bir deyisle evliligiyle ortmektedir. Soz konusu durum, escinsel egilimlerin kolaylikla vazgecilemeyecegini akla getirse de, evlilik ve erkeksi davranis kaliplari gibi birtakim baski bicimleriyle uzerinin ortulecegi dusuncesini canlandirir. Yine de, Mithat'in oyku icerisinde Cihan ile cinsel ozdeslik kurdugu fark edilecektir.

Mithat'in, Cihan'la olan beraberliginde, escinsel kimlikle ozdeslesme durumu one cikar. Ozdeslesme eylemiyle ilgili olarak, Tim Edwards, "erkek escinsellerin yasadigi cinsel deneyimlerin; erkek cinselligine ve erkeksilige direnme haliyle, ozlemle ve ozdeslesmeyle iliskisini asla sona erdirme[yecegini]" vurgulamistir (1994: 50). Mithat ve Cihan ozelinde, erkek escinsel bireyler arasindaki ikili iliskilerin, bir yandan toplumun erkeklik ve erkeksilik kavramlarinin sorgulanmasina dayanirken, bir yandan da heteroseksuel iliskilerden farkli pratiklerin varligiyla gorunurluk kazandigi fark edilmektedir. Oyku icerisinde, Mithat'in hem kendisini hem Cihan'i hem de esini dusunurken yaptigi sorgulama ve degerlendirmeler, ozdeslesme eyleminin sonucunda gerceklestirilmistir. Mithat, esinin yerine kendini koyar ve ozdeslesme ekseninde icten ice su yorumu yapar:
Bu aksam yirminci evlilik yildonumleriydi ve karisini bekletemezdi.
Aksi takdirde kendini hic istemedigi bir tartismanin ortasinda
bulabilirdi ki, su anda son ihtiyaci olan sey bu tur bir tatsizlikti.
Hem karisina, birlikte gecirdikleri bunca yildan sonra en azindan bunu
borclu oldugunu dusunuyordu. Bu tip yildonumlerinde uzerine duseni
yapmak, iyi bir koca - olmanin degilse de - sayilmanin basat
kurallarindan biriydi ne de olsa (Tosun, 2015b: 28).


Peter Robinson, escinsel egilimi olan erkekler ile kadinlar arasinda kurulan duygusal iliskiler hakkinda"escinsel erkeklerin, ortak gecmislerinden ve paylasilan ozel anlardan dolayi bir kadinla duygusal iliskilerini devam ettirmelerinin olasi ol[dugu]" yorumunu yaparak, ozdeslesme eylemine de gondermede bulunmustur (2013: 86). Mithat'in esiyle kurdugu iliskiyi devam ettirmesinde yukarida sozu gecen duygusal baglari koruma isteginin de etkili oldugu soylenebilir. Ataerkil sistem, toplumsal yasam icerisinde erkeklerden iyi birer 'koca' olmalarini isterken, ayni zamanda erkeksiligi temsil etme konusunda da baski mekanizmalari uretir. Bu noktada, Mithat, toplumsal erkeklik figuruyle de ozdeslesmis olur. Oykunun devaminda, esinin Mithat icin yaptigi yorumlar araciligiyla, erkeklik onuru ve erkekligin getirdigi ozguven su sekilde oykude yansitilmistir:
Gecikme ihtimali icinde ufak bir yangin baslatti. Evet, hayatinda hos
olmaya hep ozen gosterirdi Mithat. Biraz cirkefe saran, tadini kaciran
bir sey yasamayiversin, buna neden olan sey her neyse, hayatindan o
dakika cikarirdi. (Ya da cikarmak icin en gerekli o ilk adimi,
tereddutsuz atardi.) Tartismalara, incitici dokundurmalara, ufak da
olsa bir yonuyle acitan gondermelere, pis sozlere, hele hele kavgaya
hic gelemezdi (Tosun, 2015b: 28).


Yukaridaki alinti, yok sayma eyleminin, Mithat'i guclendiren bir unsur haline geldigini ortaya koymaktadir. Bu durumda, karsi tarafi yok sayma eylemi, yalnizca esinin yorumlari ve tepkileri baglaminda degil, ayni zamanda cinsel eylemlilik ekseninde ataerkil duzene karsi cikma baglaminda da yasamsal hale gelmektedir. Mithat'in eskiden beri uzerinde tasidigi siyah kulot gibi, karsi tarafi yok sayma eylemi sirasinda kurulan anlatilar da oznel bir nitelik tasirlar ve bireyin dis dunyada kendiligini insa etmesinde son derece buyuk bir etkiye sahiplerdir. Oznel anlatilarin bireyler uzerindeki etkilerinden hareketle, Gay Becker, "deneyimlerle olusturulan bilginin yeniden insa edilmesinin ve bir anlatiyla disari vurulmasinin oznel bir surec ol[dugunun], hem ic hem de dis sesin anlatilari kurmak konusunda yasamsal birer nitelik tasi[diginin]" altini cizer (1997: 193). Hem bireysel direnis bicimlerini hem de kendilige iliskin bilgi ve deneyimleri iceren yok sayma eylemi, bu bakimdan, oznel anlatilari olusturmanin en onemli asamalarindan birini temsil eder. Oykuden, cinsel eylemin tek tiplestirilmesine karsi kurulan bu turden bir oznelligin, Mithat acisindan son derece onemli oldugu cikarimi yapilabilir. Oykunun devaminda, Cihan'in duydugu kiskanclik ekseninde, Mithat'in esiyle kurdugu bag ile Cihan'la olan iliskisi arasindaki farklilik su sekilde ele alinmistir:
Sinirlendi, ne vardi bunda bu kadar buyutecek sanki. Gitmesi
gerektiginde gidecekti elbette. Istediginde de gelecekti. (Bunlari
dusunurken gozlerini, en ince ayrintisina kadar doseyerek Cihan'a
surpriz yaptigi bu ufak dairenin, zevkli esyasi uzerinde soyle bir
gezdirdi.) Az mi ilgilenmisti onunla sahi, az mi emegi gecmisti? En
ufak sorunda bu cozulme de neyin nesiydi? Onu bunca sevmesinden, her
acidan destek olmasindan sonra boyle davranmasi akil alir degildi
(Tosun, 2015b: 29).


Yukaridaki alintida, Mithat'in gorunur ve gorunmez kimlikleri arasindaki catisma bir kez daha okura gosterilmektedir. Mithat, Cihan'la iliskisini surdurmek istemekte ve bu istek baglaminda da ozel alanda gorunmez bir escinsel kimligi insa etmektedir. Ancak Mithat, heteroseksuel iliskiden getirdigi aliskanliklari Cihan'la kurdugu iliskide de devam ettirmektedir. Cihan'la kurdugu iliskiyi, ev kurma ve kira odeme gibi erkeklikle iliskili maddi ustunluk gostergeleri uzerinden insa etmektedir. Mithat'in heteroseksuel yasam pratikleri ekseninde icsellestirdigi ve Cihan'la olan iliskisine de yansiyan bu turden davranislar, kamusal alanda kabul gorme isteginin ve dislanma korkusunun yarattigi baskilarla iliskilendirilebilir.

Heteroseksuel aliskanliklar ve gizlenme ekseninde, Calhoun, "escinsellerin birtakim kamusal ozgurluklerden mahrum birakilmasindan dolayi, heteroseksuel kendiligin, kamusal baskiya karsi direnc olusturulmasini garantile[digini]" belirtir (2000: 94). Gercekten de, Mithat'in davranislarindan ve yasam biciminden, esiyle kurdugu iliskiyi, heteroseksuel baskilara karsi koymak konusunda aracsallastirdigi sonucuna ulasilmaktadir. Ancak bu ikilik, Cihan'i, Mithat'la kurdugu iliskiyi surekli olarak sorgulamaya itmektedir. Heteroseksuel kendilik insasi, Mithat'a, escinsel kimliginin insasi icin guvenli bir alan olusturur ve toplumsal alanda Mithat'in erkeklik temsilini guclendirir. Oykunun ilerleyen kisminda, Mithat, siyah kulotunu yitirmis olmasinin saskinligiyla odanin icerisinde dolanirken, Cihan'a biraktigi para dolu zarf okura gosterilmis ve Mithat'in toplumsal erkeklik normlariyla iliskisi su sekilde yansitilmistir:
Gozleri elindeki kulota kilitli olsa da, basucundaki komodinin
ustundeki kucuk taslarla suslu mor abajura dayali duran zarfi fark
edebiliyordu. O her zaman mutlu eden, koyu sari, alelade zarf
bile - Mithat, en basindan beri paranin yaratabilecegi nahos, kekremsi
duyguyu, zarfa ekledigi ufacik, sevimli notlarla yumusatmayi nasil da
bilmisti - nesesini yerine getiremiyordu simdi (Tosun, 2015b: 30).


Yukaridaki alinti degerlendirildiginde, Cihan ile Mithat arasindaki iliskide, erkeklige ait unsurlarin da etkisi oldugu fark edilecektir. Cihan'in maddi olarak Mithat'a bagimli olmasi, hegemonik erkeklik kavramiyla iliskilendirilebilir. Hegemonik erkeklik kavrami, Mithat'in toplumsal alanda temsil ettigi heteroseksuel erkek kimligi ile ozel alanda insa ettigi escinsel erkek kimligi arasinda hiyerarsi kurulmasini beraberinde getirir ve Mithat'a her iki alanda da Cihan uzerinde ustunluk kurma olanagi verir. Bu durum, oyku icerisinde acik bir bicimde gosterilmemis olsa da, hem maddi alandaki gostergeler hem de duygusal alandaki sorgulamalar uzerinden okura sezdirilmistir. Butler, hegemonya kavramini ele alirken, "idealize etme" kavramina da gondermede bulunur ve "heteroseksuelligin, normlari her seferinde yeniden idealize ederek hegemonyayi dogallastir[digini]" vurgular (1993: 231). Butler'in dusuncesinden hareketle, idealize etme eyleminin, davranis kaliplarinin olusmasina ve normatif dusunce bicimi uzerinden bireyler arasinda hegemonik iliskilerin insa edilmesine yol actigi sonucuna varilmaktadir. Oyku icerisinde, Mithat ile Cihan arasinda kurulan iliski araciligiyla, gorunurluk/gorunmezlik ve ust/alt kavramlari ekseninde okurun sorgulama yapmasina ortam hazirlandigi gorulmektedir. Sonuc olarak, Yalcin Tosun'un sundugu gerceklik olanaklari ve yazinsal dunya, okurda yazarin kurdugu dunyanin bir parcasi oldugu izlenimini uyandirir. Julia Kristeva'nin "yazar-oyuncu" kavramiyla acikladigi bu durum, "hem 'gondergesel' hem de 'anlatisal' unsurlari kullanan yazar-oyuncunun kendini otekiyle iliskilendirerek, yazar olarak yazin dunyasi uzerinde denetim kurmaktan kacin[masiyla]" ele alinabilir (1980: 45). Bu bakimdan, Yalcin Tosun'un oykulerinde, icerigin karakterlerle hiyerarsik bir iliski kurulmadan, onlarla ozdeslesilerek aktarildigi gorulmektedir. Boylece, yazar, one cikan otekilestirme mekanizmalarini asmis ve otekine iliskin onyargilari alt ust eden, esitlikci bir cerceve kurmustur.

Siyah Kulot, ayna asamasi, ozdeslesme, erkeklik onuru ve ozguven, hegemonik erkeklik, evlilik, kamusal alan ve ozel alan ayrimi gibi kavramlar uzerinden escinsellikle ve heteroseksuellikle iliskili kimlik unsurlarinin tartisildigi bir oyku olma ozelligi tasimaktadir. Yalcin Tosun'un, soz konusu kavramlardan yola cikarak kurguladigi oykude, gerek toplumsal yasamda gerekse ozel yasamda karsilasilan ikilemlerin sorgulandigi goze carpmaktadir.

Sonuc

Yalcin Tosun, daha en basta yenilikci bir yazar olarak toplumsal onyargilarin buyuk oranda hedefi haline getirilen ve marjinal bir konuma yerlestirilen LGBTI kimlikli bireylere gundelik yasamin birer parcasi olarak oykulerinde yer vermistir. Yazarin oykulerindeki LGBTI kimlikli bireyler, toplumun otekilestirme mekanizmalarina karsin, kendi benlikleriyle ve mucadele gucleriyle, kendilerinden vazgecmeden var olma direnci gosterirler. Bu acidan, LGBTI kimligi insa edilirken toplumun otekilestirme ve ayrimcilik mekanizmalarina bircok gondermede bulunuldugu gorulmus; LGBTI kimligine dair basmakalip dusuncelerin bircok acidan bozuma ugratildigi sonucuna varilmistir.

Karsilasilan olgulardan biri,toplumsal yasamda escinsel bireylere yuklenen magdur rolunun yapi bozuma ugratilmasi ve LGBTI bireylerin konumunun iyilestirilmesidir. Ornegin, Kipirtili Bir Yorgan baslikli oykude, sinif arkadasi Cemil'e duygusal yakinlik hisseden ana karakterin okulda yasadigi otekilestirme eylemlerine ragmen ayakta kalmis; Cemil karakteri, erkeklik hiyerarsisine dayali ataerkil aile kavraminin bir kurbani olarak sunulmustur. Benzer bir olguya, Madam Marini'nin Tamamlanmis Bir Resmi baslikli oykude de rastlanmistir. Oyku icerisinde, Madam Marini ve Malik karakterleri, baski mekanizmalari karsisinda tamamen edilgen ve magdur yerine zorluklar karsisinda birbiriyle dayanisma icerisinde guclenen karakterler olarak yansitilmistir. Ayni sekilde, Kucak Delisi oykusunde ise, Nilay karakteri, evlilikle gerceklestirerek toplum icerisindeki makbul heteroseksuel konumunu guvence altina alan Sila karakterine gore daha guclu bir konumda okura yansitilmistir. Yukaridaki olgular, hem toplumsal kadin algisini hem de LGBTI bireylere dair bakis acisini donusturme olasiligina sahiptir. Bu acidan, heteronormatif toplumsal cinsiyet rollerinin ve algisinin donusume ugratilarak, LGBTI kimlige daha fazla alan tanindigi gorulecektir.

Diger bir olgu ise, LGBTI kimligin reddedilmesiyle ve gizlenmesiyle ortaya cikan igdis edilme halidir. Ornegin, Kucak Delisi oykusunde, evlenip cocuk doguran Sila karakteriyle kurgulanan cinsel kimligini reddetme izlegi, oyku icerisinde igdis edilme eyleminin baska bir bicimi olarak okura sunulmustur. Daha once evlilik yapmamis olan Nilay karakterinin ise, evlenip cocuk dogurarak makbul kadin konumuna yukselen Sila karakterine gore kendisi ile yuzlesme ve kendisini kabul etme konusunda daha kararli bir karakter olarak oykuye yansitildigi gozlemlemistir. Benzer sekilde, Siyah Kulot oykusunde, evli bir erkek olan Mithat adli karakterin, evliligin yirminci yili dolayisiyla sevgilisi Cihan'in yanindan ayrilmak durumunda kalmasi izlegi kullanilarak erkeklik rolleri karsisinda duyulan caresizlik duygusu ve cinsel yonelimini gizlemeye zorlanmayla gerceklik kazanan igdis edilme durumu okura yansitilmaktadir. Yukaridaki degerlendirmelere dayanarak, incelenen Yalcin Tosun oykuleri baglaminda, LGBTI bireylere karsi ayrimci dusunce unsurlarinin, kimi zaman acik ve net bir bicimde okura gosterildigi, kimi zaman da oykulerdeki karakterlerin ayrimcilik ve baski mekanizmalari karsisindaki konumlari guclendirilerek bu turden unsurlarin bozuma ugratildigi saptanmistir.

Kaynakca

Becker G. (1997). Disrupted Lives: How People Create Meaning in a Chaotic World. California: University of California Press.

Butler J. (1990). Gender Trouble: Feminism and Subversion of Identity. New York, ABD: Routledge.

Butler J. (1993). Bodies That Matter: On the Discursive Limits of "Sex". New York: Routledge.

Calhoun C. (2000). Feminism, the Family, and the Politics of the Closet: Lesbian and Gay Displacement. Oxford: Oxford University Press.

Connell R.W. (1987). Gender and Power: Society, the Person and Sexual Politics. Oxford: Polity Press.

Edelman L. (1994). Homographesis: Essays in Gay Literary and Cultural Theory. New York: Routledge.

Edwards T. (1994). Erotics and Politics: Gay Male Sexuality, Masculinity and Feminism. New York: Routledge.

Hall S. (1997). Representation: Cultural Representations and Signifying Practices. London: Sage Publications.

Hearn J. (2004). From Hegemonic Masculinity to the Hegemony of Men. Feminist Theory 5(1): 49-72.

Hukumenoglu H. (2013). Okuma Notlari: Dokunma Dersleri, Yalcin Tosun. (Cevrimici) Internet adresi: http://hikmethukumenoglu.com. Erisim tarihi: 12 Kasim 2013.

Kristeva J. (1980). Desire in Language: A Semiotic Approach to Literature and Art. New York: Columbia University Press.

Macklem G.L. (2003). Bullying and Teasing Social Power in Children's Groups. New York: Springer.

McConnell-Ginet S. (2014). Meaning-Making and Ideologies of Gender and Sexuality. Icinde by Ehrlich S., Meyerhoff M. & Holmes J. (Eds.), The Handbook of Language, Gender and Sexuality. West Sussex: Wiley Blackwell: 316-355.

Messerschmidt J.W. (2012). Engendering Gendered Knowledge: Assessing the Academic Appropriation of Hegemonic Masculinity. Men and Masculinities, 15(1): 56-76.

Robinson P. (2013). Gay Men's Relationships Across the Life Course. New York: Palgrave Macmillan.

Tosun Y. (2016). Peruk Gibi Huzunlu. Istanbul: Yapi Kredi Yayinlari.

Tosun Y. (2015a). Dokunma Dersleri. Istanbul: Sel Yayincilik.

Tosun Y. (2015b). Bir nedenle Sunuldum. Istanbul: Yapi Kredi Yayinlari.

Tosun Y. (2014). Anne Baba ve Diger Olumcul Seyler, Istanbul: Yapi Kredi Yayinlari.

Yalcin M. (2003). Bir Nedene Sunuldum. (Cevrimici) Internet adresi: http://www.edebiyatortami.com. Erisim Tarihi: 11 Kasim, 2015.

Yasa C. (2016). Yalcin Tosun: Anne, Baba ve Diger Olumcul Seyler. (Cevrimici) Internet adresi: http://www.sanatduvari.com. Erisim Tarihi: 15 Ekim 2016.

Notlar

(1) Istanbul Universitesi Kadin Calismalari Bilim Dali'nda sunulan "Yalcin Tosun Oykulerinde Toplumsal Cinsiyetin Insasi" baslikli yuksek lisans tezinden turetilen bu calisma, Sabanci Universitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadin Calismalari Mukemmeliyet Merkezi (SU GENDER) ve Kadin Eserleri Kutuphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfi tarafindan 23 Aralik 2017 tarihinde 8. Dicle Kogacioglu Makale Odulu toreninde tesekkure deger bulunmustur.

(2) Toplumun farkli alanlarinda cinsiyet pratikleri uzerine calismalar yuruten R.W. Connell, hegemonik erkeklik kavramini "her turden kadinsi davranisin asagilanmasi ve toplumsal yasamdan bertaraf edilmesiyle insa edilen ustunluge dayali erkeklik algisi" olarak ele almaktadir (1987: 183-186). Bu konu uzerinde gerceklestirilen diger calismalar icin bknz. Butler, 1990; Hearn, 2004; Messerschmidt, 2012.

Goksenin Abdal (*)

Istanbul Universitesi

Istanbul University

(*) Ars.Gor. Goksenin Abdal, Istanbul Universitesi, Ceviribilim Bolumu, ingilizce Mutercim Tercumanlik ABD. Istanbul-Turkiye. E-posta: abdalgoksenin@gmail.com. ORCID ID: 0000-0002-7122-0516.

Original Research Article

Article submission date : 30 August, 2017

Article acceptance date : 25 March, 2018

1302-9916 [c] 2018 emupress

Ozgun Arastirma Makalesi

Makale gonderim tarihi: 30 Agustos, 2017

Makale kabul tarihi : 25 Mart, 2018
COPYRIGHT 2018 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2018 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Abdal, Goksenin
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Dec 1, 2018
Words:7924
Previous Article:Vigilante Violence against Women in Turkey: A Sociological Analysis/Turkiyede Kadina Yonelik Vigilantist Siddet: Sosyolojik Bir Inceleme.
Next Article:Turkiye'de Ensest Konulu Akademik Makalelerde Anneyi Suclama/Mother Blaming in Academic Articles about Incest in Turkey.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters