Printer Friendly

Turkiye dis politikasi: Ilkeler, aktorler, uygulamalar.

Hazirlayan: Ramazan ERDAG *

Turkiye'nin dis politikasina iliskin olarak literaturde en cok bilinen iki eser Baskin Oran'in editorlugunu yaptigi Turk Dis Politikasi (Cilt I, II, III) ile Willam Hale'in Turkish Foreign Policy since 1774 baslikli calismalaridir. Oran ve Hale eserlerinde Turkiye'yi dis politikada geleneksel olarak denge politikasi benimseyen ve uygulayan bir ulke olarak tanimlamaktadir. Ayrica her iki eser uluslararasi sistemde Turkiye'yi orta buyuklukte bir devlet olarak tanimlamakta, bu tanimdan hareketle Turkiye'nin dis politikasindaki sinirlamalari ve imkanlari ortaya koymaktadir. Bu baglamda Ali Balci'nin 2013 yilinda Etkilesim yayinlarindan cikan Turkiye Dis Politikasi: Ilkeler, Aktorler, Uygulamalar adli eseri Oran'in uc cildinin bir sentezi ve Hale'in eserinin ise guncellenmis bir bicimi olarak gorulebilir. Ote yandan Balci'nin calismasinin en goze carpan yani Turkiye'nin son donemdeki dis politika tutumunu sistem, aktor ve yapi baglaminda ele almasidir. Yazar dis politika olusumunda ic politikadan bagimsiz, yekpare bir siyaset izlenemeyecegi fikrinden hareketle; Turkiye'nin dis politikasindaki degisim ve kirilmalari ic politikada yasanan iktidar mucadeleleri ve kimlik tartismalari uzerinden okumaktadir.

Turkiye Dis Politikasi: Ilkeler, Aktorler, Uygulamalar baslikli kitap, temel olarak universitelerde lisans ve lisansustu duzeyde okutulan Turk dis politikasi derslerinde temel ve yardimci kaynak olarak bir ders kitabi seklinde tasarlanmistir. Bu temel amac dogrultusunda Balci, "tarihsel olarak butun donemi kapsayan ama ayni zamanda giris niteligi de tasiyan bir calisma" (1) olarak tanimladigi eserinde Turkiye'nin dis politikasini on bir doneme ayirmaktadir. Bu basliklar Ataturk doneminden baslayarak (1922-1938) sirasiyla Inonu donemi (1938-1950), Menderes donemi (1950-1960), Askeri vesayet donemi (1960-1973), Ecevit ve Milli Cephe donemi (1973-1980), 12 Eylul donemi (1980-1987), Ozal donemi (1987-1993), Koalisyonlar donemi (1993-1999), Avrupa Birligi ekseninde dis politika donemi (1999-2002), AK Parti donemi (2002-2009) ve Davutoglu donemi (2009-2013) seklindedir. Kitapta her bir donem kendi icerisinde uc alt basliga ayirilmistir. Birinci baslikta soz konusu donemin ana hatlari ile diger donemlerden farklari, ikinci baslikta donemin dis politikasinda karar alma surecinde yer alan aktorlerin kimler oldugu ve son baslikta ise donem icerisinde one cikan gelismelerin Turk dis politikasi acisindan analizi ele alinmaktadir. Bu donemlestirmede en goze carpan taraf yazarin AK Parti'nin tek basina iktidarda bulundugu 2002-2013 arasi donemi iki bolume ayirmasidir. Yazar son donem dis politikada en etkin isim olan Ahmet Davutoglu'nun Basbakanlik Dis Politika Basdanismanligi gorevinin ardindan parlamento disindan Disisleri Bakani olarak atandigi 2009 yili sonrasini Davutoglu donemi olarak adlandirmaktadir. Dolayisiyla yazar Davutoglu'nun Turkiye'nin dis politika yapimindaki perde arkasi rolunden aktif siyasete gecisini Turk dis politikasi acisindan bir donem degisikligi olarak yorumlamaktadir.

Yazar, Ataturk donemini ele aldigi kitabin birinci bolumunde Turkiye'nin bu donemdeki en temel dis politika referansinin Baticilik oldugunun altini cizmektedir. Yazar gore bu donemi diger donemlerden ayiran ilkeler ise bagimsizlik temelinde revizyonizm, dengecilik, statukoculuk, esinlenme ve firsatciliktir. Ataturk'un bu donemdeki en temel dis politika hedefi Misak-i Milli ya da Lozan'dan kalan sorunlar basligi altinda Musul, Bogazlar ve Hatay meselesinin halledilmesi olmustur. Cumhuriyet'in kuruldugu bu donemde dis politikada agirlikli olarak Ataturk, Inonu ve yakin calisma arkadaslarinin etkili oldugu ifade edilmektedir. Yazar Ismet Inonu doneminde Turkiye'nin dis politikada aktif bir tarafsizlik tutumunu benimsedigini ve Bati'ya yaklasma cabalarinin olustugunu belirtmektedir. Ikinci Dunya Savasi sirasinda Turkiye'nin savas disi kalma stratejisi dogrultusunda savasan taraflarla ittifaklar olusturarak bir denge kurma cabasinin donemin dis politikasinin en belirgin ozelligi oldugu soylenebilir. Tek parti yonetiminin egemen oldugu ve Inonu'nun "milli sef " olarak goruldugu bu donemde hic suphesiz dis politikanin temel belirleyici aktoru Inonu olmustur. Bu donemin temel ozelliklerinden biri de Turkiye'nin Bati ile iliskilerinde ittifak-guvenlik boyutunda konsolidasyonun saglanmis olmasidir.

Kitabin ucuncu bolumunde yazar 1940'li yillarin ikinci yarisindan itibaren terk edilmeye baslanan tarafsizlik ilkesinin yerini Turkiye'de demokrasiye gecis ve Menderes hukumetleri ile birlikte Amerikanciligin almaya basladigini savunmaktadir. Yazara gore 1952 yilinda NATO'ya uye olmasiyla birlikte Turkiye Sovyetler Birligi ve Ortadogu denkleminde siyasi ve askeri acidan ABD'yi en yakin muttefik olarak secmis bulunmaktaydi. Menderes'e gore, Amerikanciligin gerekcesi salt olarak Baticilik politikalarinin yansimasi degil, ayni zamanda ekonomik kalkinmanin gereklerinden biri idi. Ancak 1950'li yillarin ikinci yarisindan itibaren ABD'nin dis yardimlar konusunda Turkiye'nin beklentilerine cevap verememeye baslamasi Turkiye acisindan dis politikadaki onemli kirilma noktalarindan birini olusturmus ve Turkiye Sovyetler Birliginin yakinlasma taleplerini olumlu karsilamistir. Turkiye'nin Kore'ye asker gonderdigi, NATO uyesi oldugu, Balkanlar ve Ortadogu bolgesinde yeni ittifak arayislari icerine girdigi bu donemde Turk dis politikasi acisindan Kibris sorunun da uluslararasi duzleme tasindigi gorulmektedir. Balci'ya gore Turkiye'nin Menderes donemi dis politikasinda temel belirleyici aktorler Cumhurbaskani Celal Bayar, Basbakan Adnan Menderes ve donemin disisleri bakanlari Fuat Koprulu ve Fatin Rustu Zorlu olmustur.

Kitabin dorduncu bolumunde yazar 1960 askeri darbesi ile birlikte Turkiye'de vesayet donemlerinin basladigini dis politika acisindan ise ozellikle 1964 tarihli Johnson Mektubu ile birlikte salt bati yanlisi dis politika anlayisinin terk edilmeye baslandigini ifade etmektedir. Bu baglamda donemin dis politikasi batidan tam kopus olmadan cok yonluluge gecis seklinde ozetlenebilir. Donemde askeri darbe ile birlikte Milli Birlik Komitesi'nin dis politikada etkin aktor oldugu, demokrasiye donusle birlikte koalisyon hukumetlerinin ve Adalet Partisi Genel Baskani ve koalisyon hukumetlerinde Basbakanlik yapan Suleyman Demirel'in onemli aktorlerden biri haline geldigi gorulmektedir. Dis politika uygulamalari acisindan Kibris sorunun en onemli gundem maddelerinden biri oldugu ve Avrupa Ekonomik Toplulugu (AET)'na uyelik basvurusu yapilmasi ve Ankara Antlasmasi'nin imzalanmasi one cikan basliklar arasindadir.

Ecevit ve Milli Cephe hukumetleri donemi (1973-1980) ise Turkiye'de 1971 darbesi ile kesintiye ugrayan cok yonlu dis politika anlayisinin tekrar uygulanmaya baslandigi donemi ifade etmektedir. Bu baglamda CHP'de Bulent Ecevit'in Inonu'nun politikalarindan farkli olarak Turkiye'nin guvenligini saglama acisindan bolge ulkeleriyle karsilikli guven ortami insa edilmesinin gerekli oldugunu dusunmekteydi. Donemin hic suphesiz en onemli gelismesi Kibris'a 1974 yilinda yapilan mudahale olmustur. Mudahalenin ardindan bati tarafindan uygulanmaya baslanan ambargolar ile birlikte Turkiye rejim kaygilari nedeniyle mesafeli bir tutum benimsedigi Ortadogu'ya yonelik olarak yakinlasma politikasi uygulamaya baslamistir. Ornegin 1973 Arap-Israil savasinda Turkiye acik bir bicimde Araplari desteklemistir.

1980 yilinda Yeniden askeri bir darbe ile karsi karsiya gelen Turkiye 1980-1987 yillari arasinda "darbenin golgesinde" bir dis politika izlemistir. Bu donemin diger donemlerden en onemli farki Turkiye'nin dis politika gundemini guvenlik kaygilarinin belirlemesidir Turkiye kronik bir sorun olarak karsi karsiya kalacagi PKK sorunu ile bu donemde tanismistir. Donemin diger karakteristik ozelliklerinden biri de agir askeri burokratik bir yapi ile olusturulmus olan Milli Guvenlik Kurulu (MGK)'nun hem ic hem de dis politikada belirleyici bir aktor olarak ortaya cikisidir. Bu baglamda Kenan Evren ve MGK Turkiye'nin dis politikasinin olusturulmasinda baskin konuma yukselmistir. 1983 yilinin sonunda gerceklestirilen secimlerin ardindan yeniden demokrasiye gecisle birlikte Turgut Ozal siyaset sahnesinde yerini almistir. Ancak Ozal'in ilk iktidar doneminde (1983-187) daha cok ticari ve ekonomi konularinda etkinligini ortaya koymus, guvenlik ve dis politika konularinda Evren ve Genelkurmay'in baskin rolu devam etmistir.

Yazarin Ozal donemi olarak adlandirdigi 1987-1993 doneminde ise Ozal'in guvenlik ve dis politika konularinda inisiyatif alarak etkili olmaya basladigi analiz edilmektedir. Ozal bu donemde dis politikada iktidar alanini sinirlandiran askeri ve burokratik yapiyi buyuk olcude asabilmis ve neredeyse tek basina belirleyici bir aktor olmustur. Ornegin Irak harekatina katilma konusunda muhalefet eden donemin Disisleri ve Milli Savunma bakanlari ile Genelkurmay Baskani istifa etmek zorunda kalmistir. Bu baglamda donemin revizyonist dis politika yaklasimi gecmis donemlerdeki revizyonist ozelliginden farkli olarak ulus-devlet ideolojisi uzerine degil Osmanli bakiyesi uzerine kurgulanmistir. Yeni- Osmanlicilik olarak ta adlandirilan bu donemin ana hatlari tarihsel miras, Islami kimlik ve Osmanli gecmisini vurgulayan bir dil uzerinden okunmaktadir. Turkiye'de bir yandan Osmanli bakiyesi tartismalari yasanirken ote yandan Ozal ic politikadaki reform surecine dissal destek acisindan AET (AT) ile iliskilere ayrica onem vermistir.

Ozal sonrasi koalisyonlar doneminde (1993-1999) ise Turkiye disarindan Suriye ve Yunanistan ile iceriden PKK teroru ile guvensizlik cemberi alinmis bir ortamda bulunmaktaydi. Ozal donemi ile hareketlenen yeni-Osmanlicik fikri boylesi bir guvenlik yumaginda yerini genelsek Baticilik, laiklik ve modernlik ilkeleri ile yakin komsu ve bolge ulkeleri ile guvenlik ve tehdit odakli bir anlayisa birakmistir. Ic politikada zayif koalisyonlar donemi olarak tanimlanabilecek bu donemde PKK teroru ile Refah Partisi'nin siyaseten guclenmeye baslamasi guvenlik ve rejim acisindan bir tehdit algisini beraberinde getirmistir. Dis politikada ise, Gumruk Birligine uyelik Batici dis politika refleksinin pratikteki bir uygulamasi olarak gorulebilir. Dis politikada ise; Kafkasya ve Balkanlar'daki istikrarsizlik ve guvensizlik ortami, Suriye ve Irak ile PKK teroru uzerinden olusan gerilim ve olusan guvenliklestirme politikalarinin bir sonucu olarak Israil ile stratejik isbirliginin olusmaya basladigi bir donemi ifade etmektedir. Guvenlik meselelerinin on planda tutuldugu bu donemde Genelkurmay'in guvenlik ve dis politika konularindaki baskin pozisyonu bu donemde de devam etmistir.

1999-2002 arasi donem ise Turkiye'nin ic ve dis politika acisindan onemli kirilmalarin ve guvenliklestirme politikalarinda bir tersine donusun yasandigi bir donemdir. Bu donemin en onemli gelismeleri ise oncelikle 1999 yilinin basinda PKK liderinin yakalanmasi olmustur. Kapatilan Refah Partisi'nin yerine kurulan Fazilet Partisi'nin selefine gore oy oraninda yasadigi dusus ve rejime yonelik soylemlerindeki degisim rejime yonelik tehdit algisini zayiflatmistir. Dis politikada ise 1999 yilinda Marmara'da yasanan depremin ardindan Yunanistan ile yakinlasma ve yine 1999 yilindaki Helsinki Zirvesi'nde Turkiye'nin AB'ye aday ulke olarak kabul edilmesi Turkiye'nin AB ekseninde bir dis politika olusturmaya baslamasini saglamistir. Bu donemde dis politika belirlenmesi noktasinda ordunun hukumet karsisindaki baskin ve ayricalikli rolunun tartisilmaya baslandigi bir donemi ifade etmektedir. Bu donemde Disisleri Bakanligi gorevini yuruten Ismail Cem dis politika konusundan en etkin aktorlerin basinda gelmektedir. Donem icerisinde 11 Eylul 2001'de ABD'de yasanan teror eylemleri sonucunda ABD'nin gelistirdigi terorizmle savas konseptine karsi Turkiye'de Amerikan karsitligi olusurken, 2001 yilinin Subat ayindaki MGK toplantisinda donemin Cumhurbaskani Sezer ile Basbakani Ecevit arasinda yasanan "anayasa kitapcigi firlatma" tartismasi sonucunda buyuk bir ekonomik kriz yasanmistir. Bunun dis politika acisindan en onemli sonucu IMF'den daha fazla borc almak durumunda kalan Turkiye'nin bunu saglayabilmesi icin ABD'ye yakinlasma ihtiyacinin ortaya cikmasidir.

3 Kasim 2002 tarihinde gerceklestirilen erken genel secim sonucunda AK Parti'nin tek basina iktidara gelmesiyle birlikte Ozal donemi ile birlikte ortaya cikan yeni-Osmanlicilik tartismalari yeniden alevlenmeye baslamistir. AK Parti'nin dis politika felsefesinin ana catisini olusturdugu degerlendirilen Ahmet Davutoglu'nun Stratejik Derinlik adli eserinde Turkiye'nin tarihi ve kulturel mirasi reddi politikalari yerine uluslararasi pozisyonunu yeniden guclendirecek bir kimlik ve medeniyet insasi dusuncesi genel kabul gormustur. Bu baglamda bu AK Parti donemi ile birlikte dis politika anlayisi Davutoglu'nun kavramsallastirdigi "komsularla sifir sorun" retorigi uzerine bina edilmistir. Davutoglu'nun minimum sorun maksimum cikar anlayisi ile formule ettigi yeni dis politikasinin temel retorigi yumusak guc unsurlarini tercih eden, ekonomik olarak karsilikli bagimlilik olusturarak krizleri firsata cevirmeyi hedefleyen bir anlayisi ifade etmektedir. AK Parti doneminin (2002-2009) dis politika yapiminda attigi en onemli adimlardan birisi ordunun dis politika belirleme konusundaki baskin rolunu sinirlandirmak olmustur. Bu baglamda MGK'nin yapisinda degisiklige gidilerek sivil uye sayisi artirilmis, genel sekreterlik gorevine sivillerin de atanmasinin onu acilmis ve MGK kararlari hukumete tavsiye niteligine donusturulmustur. Boylelikle hukumet guvenlik ve dis politika belirlenmesi konusunda edilgen pozisyondan etken konuma gecmistir.

Kibris ve Irak konularinda ordunun hukumetten farkli dusuncelere sahip oldugu anlasilsa da AK Parti doneminde dis politika yapiminda Basbakanlik ve Disisleri Bakanligi aktif rol oynamaya baslamistir. Bu donemde 1 Mart 2003'te ABD ile yasanan tezkere krizi ile hukumet ilk dis politika sorunuyla karsilassa da Kibris'ta Annan Plani'na destek vererek dis politikadaki inisiyatifini aciga cikarabilmistir. 2005 yilinda AB ile fiili muzakerelerin baslamasiyla birlikte Turkiye NATO'dan sonra batili bir kurumun icerisine (kismi de olsa) girmistir. Turkiye bu donemde yakin Suriye, Irak, Iran gibi komsulariyla yakin isbirligi gelistirirken, Afrika ve Latin Amerika gibi ihmal edilen bolgelerde TIKA vb. yeni dis politika araclariyla dis politika uygulamaya baslamistir. Turkiye bir yandan da dogubati enerji koridorunda soz sahibi bir konuma yukselmek icin boru hatti projelerinde yer almaya caba sarf etmistir.

Yazarin ayri bir baslikta ele aldigi Davutoglu doneminde (2009-2013) ise Turkiye ekonomik iliskilerin yaninda demokrasi ve insan haklarini onceleyen bir tavir takinmaya baslamistir. Davutoglu'na gore merkez ulke ideali ile birlikte Turkiye sadece bati ve dogu arasinda bir kopru degil, her alanda politika uretilen ve uygulayabilen bir ulke olmaliydi. Bu donemde ABD ile iliskilerde yakinlasma, Mavi Marmara saldirisinin ardindan Israil ile iliskilerin ise askiya alinmasi en dikkat ceken gelismelerin basinda geliyordu. Turkiye bu donemde Iran ve Gurcistan meselelerinde arabulucu bir rol oynamis, Yuksek Duzeyli Stratejik Isbirligi Konseyleri ve vize muafiyeti anlasmalari ile siyasi ve ekonomik acidan dis politika alanini genisletmeye baslamistir. 2002 yilindan itibaren dis politikada etkin aktorler olarak ise Abdullah Gul, Recep Tayyip Erdogan, Ahmet Davutoglu, Ali Babacan ve Taner Yildiz gibi isimleri siralamak mumkundur. Bu donemde ayrica SETA ve SAM gibi kuruluslar dis politika yapim surecinde akademik duzeyde katki saglamaya baslamistir.

Davutoglu doneminde dis politikada yasanan en onemli gelismelerin basinda Arap Bahari sureci gelmektedir. Ortadogu'da yasanan halk hareketleri ile birlikte Turkiye'nin Suriye, Irak ve Iran gibi ulkelerle sorunlu bir doneme girmesi Misir'da yasanan askeri darbe sonrasinda iliskilerin kesilmesi neticesinde "komsularla sifir sorun" politikasinin basarisizligi ve Turkiye'nin tutumundaki israri neticesinde uluslararasi alanda yalnizliga mahkum edildigi tartismalarini beraberinde getirmistir. Yazar bu elestirilere yonelik Turkiye'nin gecmis donemden farkli olarak Arap Bahari ile birlikte komsu ulkeleriyle olumlu iliski kurmasinda bu ulkelerdeki iktidarlarin siyasal mesruiyete sahip olma sartina baglamasini gerekce gostermektedir.

Sonuc olarak, Turkiye Dis Politikasi: Ilkeler, Aktorler, Uygulamalar adli kitap Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulusundan 2013 yilina kadar olan donemi ele alan bir dis politika analizi niteliginde eserdir. Kitap dil, uslup ve ifade bakimindan okuyucu sikmayan ve anlasilir bicimde kaleme alinmistir. Alandaki benzer kitaplara elestirel bir bakis acisi getiren kitap, universitelerin Uluslararasi Iliskiler bolumunde lisans ve lisansustu duzeyde ders kitabi olarak kullanilabilecek niteliktedir. Kitap ayrica Turkiye'nin dis politikasina ilgi duyanlar acisindan onemli referans kaynaklarindan biri olarak gosterilebilir.

* Dr., Uluslararasi Iliskiler Bolumu, IIBF, Eskisehir Osmangazi Universitesi, Eskisehir. E-posta: ramazanerdag@hotmail.com.

(1) Ali Balci, Turkiye Dis Politikasi: Ilkeler, Aktorler, Uygulamalar, Istanbul, Etkilesim Yayinlari, 2013, s. 17.
COPYRIGHT 2014 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2014 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Balci, Ali
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Date:Jan 1, 2014
Words:2150
Previous Article:The Middle East in international relations: power, politics and ideology.
Next Article:Editorden.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters