Printer Friendly

Turkey and NATO: an ambivalent ally in a changing alliance/ NATO ve Turkiye: donusen ittifakin sorgulayan uyesi.

Summary

This study tries to examine Turkey's evolving approach towards NATO over the last two decades. The main argument is that throughout this process Turkey has adopted a more interests-based than identity-based approach towards the Alliance and that Turkey's positions on the main issues occupying NATO's transformation agenda have become more crtical and questionizing than ever.

The concern of being entrapped has become more pronounced than the concern of being abandoned. The Cold war era practice of seeing the Alliance through identity-related lenses has gradually weakened, as NATO has begun to loose its prestigious position of representing the western international community. The end of the communism threat, the ascendancy of other international organizations, such as the European Union, and Turkey's adoption of a multi-dimentional/multi-directional foreign and security policy identity over the last two decades have eroded Turkey's identity-logic towards NATO. The need on the part of Turkish elites to prove Turkey's wetern identity through membership in NATO has gradually diminished.

This study argues that there are three main reasons of such a shift in Turkey's attitude towards the Alliance. The first pertains to the changes occuring at the systemic and international level. As the international system has evolved from the strict bipolarity of the Cold War era to the loose multipolarity of the post-Cold war times, the maneuvering capability of such middle-level powers as Turkey has increased dramatically. Turkey's need to rely on NATO has somewhow decreased as the Soviet Union came to the end and Turkey has begun to develop more cooperative relations with the Russian Frederation. As the international system has gradually become more multipolar and as the process of globalization has intensified, the ways of defining threats and the means to deal with them have also changed. The globalization of security and the concomitant desire on the part of Turkish rulers to help modify Turkey's security interests and identity in a globalization-firendly manner have indirectly eroded the place of NATO in Turkey's security calculations.

The second relates to the institutional/identity crisis within the Alliance. The more the allies quarreled among each other with respect to the direction of the Alliance in the absence of the Soviet threat, the less Turkey has felt itself committed to the Alliance. In the absence of unifiying threat perceptions within the Alliace and the transformation of the Alliance from being a Europe-centric collective defense organization into a global collective security organization with its political character having eclipsed its military character, the appeal of NATO in Turkish eyes has decrased.

The third factor that seems to explain Turkey's changing attitude towards the Alliance concerns the particular national identity and foreign and security policy vision of the Justice and Development Party, which has been ruling Turkey since late 2002. The political vision of the JDP suggests that Turkey should define its foregin and security policy interests from the 'Ankara centric' perspective by putting the improvement of Turkey's relations with neighbours at the center of Turkish foreign policy activisim. The historical and strategic depth of the country as well as its geopolitical location should dictate more multi-dimentional and multidirectional Turkish foreign and security policies. During the reign of the successive JDP governments, Turkey's approach towards the Alliance has become more critical. However, this does not mean that Turkey has begun to bury the bridges with NATO. Rather, Turkey's goal has become to help shape the transformative agenda of the Alliance so that this process does not impair Turkey's improving relations with the neighbors as well as put Turkey in unwanted contingencies. Rather than being an object and issue of the Alliance's transformation process, Turkish rulers have wanted to make sure that Turkey becomes an agent and owener of this process. This study tries to discuss the explanatory value of these variables in terms of Turkey's changing attitude towards the Alliance by examining Turkey's views on some of the issues occupying NATO's transformation agenda, such as NATO's enlargement, relations with Russia, NATO's out-of-area missions, NATO's globalization, NATO-EU relationship, missile defence system and the appointment of NATO's Secretary General.

Giris

Bu makale Turkiye'nin Soguk Savas sonrasi ortamda NATO ittifakina yonelik bakis acisinin ne yonde degismekte oldugunu tartismaya ve bu surecte etkili olan faktorleri analitik bir perspektiften incelemeye calismaktadir. Makalede iki ana iddia one surulmektedir. Birincisi, Sovyetler Birligi'nden kaynaklanan tehdidin ortadan kalkmasindan bu yana Turkiye'nin NATO'ya karsi geleneksel bakis acisini sekillendiren cikar ve kimlik odakli yaklasimlarin ciddi zorlamalara maruz kaldigidir. Turk karar alicilari son yirmi yildir NATO'nun politikalarina otomatik destek vermenin ortaya cikarabilecegi riskleri daha fazla vurgulamaya baslamislardir. "Yalniz birakilma ve tuzaga dusme" (1) ikileminde "tuzaga dusme" vurgusu daha fazla on plana cikmaya baslamistir. Ikinci iddia, Adalet ve Kalkinma Partisi (bundan boyle AKP) iktidari boyunca kimlik odakli yaklasimin yerini daha fazla cikar hesaplarina birakmaya basladigidir. Cikar vurgusunun artmasi Turkiye'nin politikalarinin daha sorgulayici olmaya basladigini gostermektedir. Bu durum ayni zamanda Turkiye'nin NATO uyeligini daha fazla sahiplenmeye basladigi ve ittifakin donusumunde daha etkin rol oynamak istedigi seklinde de yorumlanabilir.

Bu makale Turkiye'nin NATO'ya iliskin bakis acisini inceleyerek Turk dis politikasinda Bati'dan bir kopus yasanip yasanmadigini da tartismaktadir. Son yillarda Turkiye'nin yuzunu Bati'dan cevirmeye basladigi yonundeki algi guclenmistir. Bu alginin ortaya cikmasinda; AKP hukumetlerinin Orta Dogu bolgesinde aktif bir dis politika takip etmeye baslamasi, Israil'le iliskilerin bozulmasi, Turkiye'nin Iran ile Bati arasindaki nukleer krizde daha cok Iran'in yaninda yer aliyor goruntusu vermesi ve Iran uzerine konan ambargolara katilmaktan kacinmasi, siyasi Islamci gelenekten gelen ve Bati'ya karsi elestirel bakan Hamas gibi siyasi unsurlarla yakinlasmasi, benzeri faktorler etkili olmustur.

Bu calisma Turkiye'nin NATO'ya karsi sorgulayici bir tavir benimsemesinde ve "tuzaga dusme" vurgusunun guclenmesinde uc temel faktorun etkili oldugunu iddia etmektedir. Bu faktorlerden birincisi uluslararasi sistemin genelinde ve Turkiye'nin bolgesinde yasanmakta olan dissal gelismelerdir. Sovyetler Birligi'nin yikilmasindan sonra uluslararasi sistemin cok kutupluluga evrilmesi, Orta Dogu bolgesinin kuresel politikalarin merkezine oturmaya baslamasi, yine Orta Dogu'daki gelismelerin Turkiye'nin guvenligini daha fazla etkilemeye baslamasi ve Bati dunyasinin kuresel guc dengelerindeki hakim konumunun asinmaya baslamasi, Turkiye'nin dis politika anlayisini ve NATO'ya karsi bakisini degistirmektedir. Komunizm tehdidinin ortadan kalkmasi ve NATO'nun en basat uyesi olan ABD'nin stratejik vizyonunu giderek Avrupa disi cografyalara kaydirmaya baslamasi bir yandan Turkiye'nin dis politikasi acisindan manevra alanini genisletirken, diger yandan da Turkiye'nin NATO'ya karsi bakisini daha sorgulayici bir hale getirmistir.

Ittifaka yonelik sorgulayici durusun ortaya cikmasinda etkili olan ikinci faktor NATO'nun bir orgut olarak son yirmi yildir yasamakta oldugu ontolojik kimlik krizidir. Komunizm tehdidinin ortadan kalkmasiyla muttefikler arasinda ortak tehdit tanimlamalarinin yapilabilmesi zorlasmis ve NATO'nun misyonu ve gelecegine dair farkli gorusler ortaya cikmaya baslamistir. (2) Boyle bir ortamda Turkiye'nin NATO'ya karsi daha sorgulayici bir tutum takinmasi kolaylasmistir. Makalenin altini cizdigi ucuncu faktor Turkiye'de son on yildir iktidarda bulunan AKP'nin benimsedigi dis politika anlayisi ve ulusal kimlik tasavvurudur. AKP'nin Turkiye'yi "merkez ulke" olarak tanimlamasi ve cok-boyutlu ve coktarafli dis politika anlayisini benimsemesi NATO'yu Turk dis politikasinin merkezine koyan geleneksel gorusu zayiflatmistir. (3) AKP doneminde NATO uyeliginin Turkiye'nin "Batili" kimligini pekistiren yonu geri plana dusmeye baslamistir. Uyelik Turkiye'nin ulusal cikarlarina ve bolgesel politikalarina hizmet ettigi olcude anlamli gorulmeye baslanmistir. AKP ile birlikte ortaya cikan bir diger gelisme AKP iktidarinin Turkiye'yi NATO'nun donusum surecinde aktif bir aktor yapma arzusudur. Bu bakis acisina gore Turkiye NATO'nun donusum surecinde edilgen bir konumda olmamali, tam tersine bu donusumu sekillendirmeye calismalidir. Turkiye NATO'nun donusum surecinin bir konusu ve araci degil, sahibi ve aktoru olmalidir. NATO'nun donusumu surecinde gundeme gelen konularda Turkiye'nin soz soyleme istegi AKP iktidariyla birlikte daha fazla gozlenmeye baslanmistir. Bu durum AKP iktidarinin gercek amacinin sanildiginin aksine Turkiye'nin yuzunu NATO'dan ve Bati'dan cevirmek degil, aksine NATO uyeligini sahiplenerek ittifakin donusumunu daha fazla sekillendirmek oldugunu gostermektedir.

Turkiye'nin NATO'ya iliskin bakis acisinin analiz edilmesinde ampirik gozlemlere dayanmak gerekir. Bu cercevede makale Turkiye'nin NATO'nun donusumu surecinde gundeme gelen konulara iliskin politikalarini mercek altina alacaktir. Bu konular NATO'nun genislemesi ve NATO-Rusya iliskileri, NATO'nun "alan-disi"na cikmasi ve Afganistan ve Libya'daki operasyonlari, NATO'nun kuresel bir guvenlik aktoru olmasi, NATO'nun yeni genel sekreterinin atanmasi, NATO-Avrupa Birligi iliskileri ve NATO'nun balistik fuzelere karsi gelistirmeye calistigi fuze savunma sistemidir. Sonuc bolumunde calismanin temel bulgulari ozetlendikten sonra gelecege yonelik tahminlerde bulunulacaktir.

Soguk Savas'in Mirasi ve Erken Soguk Savas Sonrasi Donem

Soguk Savas sirasinda Turkiye ulusal guvenligini ve Batili kimligini NATO uyeligi sayesinde gerceklestirmeye calismistir. Bu zaman diliminde Turk-ABD iliskilerinde yasanan bazi olumsuz gelismeler Turkiye'de NATO'ya iliskin elestirel gorusleri ortaya cikarmissa da, iki kutuplu dunyanin temel dinamikleri Turkiye'nin NATO'ya olan bagliliginin surmesini mumkun kilmistir. (4) 1964 yilinda Johnson mektubu ile gerilen Turkiye-ABD iliskileri Turkiye'de NATO'dan cikilmasi yonundeki tartismalari alevlendirmistir. (5) 1960'li yillarin basinda Jupiter fuzelerinin Turkiye'den ABD'nin tek tarafli bir karariyla cekilmesinden sonra, NATO'nun inandiriciligi ve Turkiye'nin guvenligine olan katkisi sorgulanmaya baslanmistir. Benzer bir durum 1970'li yillarin ortasinda ABD'nin Turkiye uzerine silah ambargosu koymasindan sonra yasanmistir. 1960'li yillarin sonunda NATO'nun askeri stratejisinin "topyekun karsilik"tan "esnek karsilik"a donusmesi NATO'nun nukleer garantisinin gecerliligi konusundaki kaygilari artirmistir. (6) Butun bu olumsuzluklara ragmen, Turkiye Soguk Savas sirasinda kendisini NATO icerisinde konumlamaya ve NATO uyeligini dis politikasinin en onemli unsuru olarak gormeye devam etmistir. Bunun uc temel nedeni vardir.

Birincisi askeri imkanlari Turkiye'nin Sovyet tehdidine tek basina karsi koymasini zorlastirmaktaydi. Ikinci Dunya Savasi sonrasinda Sovyetler Birligi'nin Bogazlarda us sahibi olmak ve Kars ve Ardahan'in kendisine verilmesi yonundeki taleplerine Turkiye'nin kendi basina direnebilmesi zor oldugundan ABD'nin de icinde bulundugu NATO'ya katilmak en onemli guvenlik stratejisi olarak belirdi. (7)

Ikincisi, NATO uyeligi sayesinde Turkiye Avrupa'nin guveligine katkida bulunan bir ulke olarak degerlendirildi ve bu durum onun Avrupali kimliginin tescil edilmesinde etkili bir unsur oldu. NATO uyeligi Turkiye'nin Cumhuriyet'in kurulusundan bu yana takip etmekte oldugu "Batililasma" politikasiyla uyumluydu. (8) Avrupa Toplulugu (AT) ve diger Avrupali uluslararasi orgutler bu baglamda NATO'ya rakip olmaktan uzaktilar. Bu orgutlerin kurulmasinda ve Avrupa kitasinda federal bir butunlesme surecinin baslatilabilmesinde NATO'nun Avrupa kitasindaki askeri mevcudiyeti hayati bir rol oynamistir. Bu sayede Avrupali devletlerin ellerindeki sinirli mali imkanlari savunma ve guvenlik yerine ekonomik kalkinma ve butunlesme surecinin derinlestirilmesine ayirmalari mumkun olabilmistir. (9) NATO tartismasiz bir sekilde Avrupa kitasindaki en onemli guvenlik orgutuydu.

Bu donem boyunca NATO'yu Turkiye'nin gozunde anlamli kilan ucuncu bir neden Turkiye'nin NATO icersinde ABD ile cok daha dengeli iliskiler kurabilmis/kurabilecek olmasiydi. ABD ile ikili temelde bir guvenlik iliskisi kurmak son kertede Turkiye'yi ABD karsisinda zayif bir durumda birakabilir ve ABD'nin Turkiye'nin guvenligine olan garantisini ulandirabilirdi. ABD'nin Avrupali muttefiklerini ciddiye aldigi ve Sovyet tehdidine karsi onlarin destegini onemsedigi bir ortamda NATO cok-tarafli kurumsal kimligini daha kolay devam ettirebilmistir.

Soguk Savas'in sona ermesiyle birlikte Turkiye'de NATO'nun devamina ve ittifakin Avrupali kimliginin surdurulebilmesine iliskin kaygilar ortaya cikmaya baslamistir. Sovyetler Birligi'nden kaynaklanan tehditler varken NATO uyeleri arasinda ittifakin ozunde bir Avrupali-askeri-savunma orgutu oldugu algisi gucluydu. 1990'larla birlikte NATO icersindeki Avrupali muttefiklerin Turkiye'yi daha cok Orta Dogu guvenlik sisteminin bir parcasi olarak gormeye baslamalari ve NATO/ABD'den bagimsiz kendi guvenlik kurumlarini olusturmak istemeleri Turkiye'yi kaygilandirmaya baslamistir. Paradoksal bir sekilde Sovyetler Birligi'nin ortadan kalkmasi Turkiye'nin NATO'ya olan guvenlik ihtiyacini azaltirken, Avrupa Birligi uyesi ulkelerin Turkiye'nin Avrupali kimligini ve olasi AB uyeligini sorgulamaya baslamalari Turkiye'nin bir sure daha NATO'ya kimliksel pencereden bakmasini mumkun kilmistir. Turkiye acisindan onemli olan konu, NATO'nun bir yandan Avrupali ve bolgesel kalip diger yandan da kuresellesme surecine uyumlu bir sekilde kendisini enileyebilmesiydi. Tehditlerin hem kaynaklandiklari cografi alanlar hem de nitelikleri bakimindan kuresellesmeye baslamasi NATO'yu Avrupa alani disina cekerken, Turkiye bu surecin NATO'nun Avrupali kimliginde ciddi bir erozyon yaratmamasini onemsemistir.

Bu arka plandan bakildiginda Turkiye'nin 1990'li yillarda ittifakin temel politikalarini ki genelde hepsi Avrupa kitasini ilgilendirmektedir, destekledigi gorulmektedir. Ankara NATO'nun merkezi ve dogu Avrupa'da yer alan eski komunist ulkelere dogru genislemesini ve alan disi olarak kabul edilen Balkanlar'da kriz yonetimi rolleri ustlenmesini desteklemistir. (10) Ankara, NATO'nun Bosna Hersek'teki ic savasin sonlandirilmasinda daha aktif ve mudahaleci olmasini istemistir. Ankara'nin 1994'de ilan edilen Baris Icin Ortaklik (BIO) inisiyatifini desteklemesi, 1998'de Turkiye'de bir egitim merkezinin acilmasina izin vermesi ve NATO'nun Bosna'da, Makedonya'da ve Kosova'da duzenledigi askeri operasyonlara katilmasi dikkat cekicidir.

11 Eylul sonrasinda NATO tarihinde ilk kez Avrupa disina cikarak Afganistan'da operasyon duzenlemistir. Turkiye buna destek vermis ve bu amacla olusturulan cokuluslu guce komuta etmistir. (11) Turkiye ayrica 2002 senesinde Prag'da ilan edilip 2006 senesinde Riga'da aktif hale getirilen NATO Acil Mudahale Gucu'ne katilmis ve NATO'nun Avrupa disi bircok bolgede duzenledigi operasyonlara askeri katkida bulunmustur.

Gercekte bu tarz gelismelerin NATO'nun Avrupali kimligini asindiracagi ortadaydi. Bu ikilem sadece Turkiye tarafindan degil, ittifakin diger Avrupali uyeleri tarafindan da hissedilmistir. NATO'nun Avrupa'nin post-modern mezarliginda olume terk edilme riski Avrupali muttefikleri pek istemeseler de NATO'nun ABD'nin cikarlarina uygun olarak Avrupa- disilasmasini ve kuresellesmesini desteklemek zorunda birakmistir.

Soguk Savas sonrasi ortamda ABD Avrupali muttefiklerinden kendi guvenlikleri icin daha fazla para harcamalarini ve bunu da NATO icersinde yapmalarini talep etmistir. Avrupali muttefikler ise bir yandan askeri harcamalarini azaltirken diger yandan da savunma alanindaki isbirligini daha cok AB icerisinde yapmaya baslamislardir. (12) Bu Turkiye'yi kaygilandiran bir diger gelisme olmustur.

2000'li yillarda AKP'nin iktidara gelmesiyle, Turkiye'nin NATO'ya iliskin sorgulayici tutumu iyice belirgin hale gelmis ve 1990'li yillarda gecerliligini korumaya devam eden Avrupa temelli kimliksel kaygilar giderek arka plana dusmeye baslamistir. 11 Eylul saldirilarindan sonra NATO'nun bundan boyle sadece Avrupa kitasiyla sinirli bir savunma orgutu olamayacaginin anlasilmasiyla, Turkiye'nin ittifaka yonelik tutumunda baska kaygilar ortaya cikmaya baslamistir. Bu kaygilarin en onemlisi NATO'nun politikalarinin Turkiye'nin "yeni" dis politika anlayisiyla celismesi riskidir. Bu riskin azaltilmasi icin Turkiye ittifakin politikalarinin belirlenmesinde daha fazla aktif olmaya ve yerine gore sorgulayici bir tutum takinmaya baslamistir. Makalenin bundan sonraki bolumunde 1990'li yillarda baslayan, ama AKP iktidariyla birlikte giderek ivme kazanan Turkiye'nin NATO'ya yonelik sorgulayici tutumunun nedenlerini analiz edilmeye calisilacaktir.

Degisen Bakis Acisinin Nedenleri

Sistemsel ve Bolgesel Faktorler

Bu baglamda zikredilmesi gereken ilk faktor Soguk Savas sonrasinda ortaya cikmaya baslayan potansiyel tehditlerin hic birisinin NATO uyeleri arasinda Sovyetler Birligi'nden kaynaklanan tehdit kadar ortak aidiyet ve kader birligi duygusu yaratmadigidir. Nereden, ne zaman ve ne sekilde kaynaklanabilecegi onceden kestirilebilen tehditlerin yerini muglak riskler ve zorluklar almaya basladikca ittifakin uyeleri arasindaki kader birligi duygusu zayiflamaya baslamistir.

NATO'nun yeniden birlesen Almanya'nin Bati Avrupa kurumlarina bagliligini garanti altina almak ve ABD'nin Avrupa'daki varligini mesrulastirmak islevleri daha onemli olmaya baslamistir. Ayrica belirtmek gerekir ki NATO tarihinin hic bir doneminde sadece uyelerini dis tehditlere karsi savunan bir orgut olmamistir. Uyelerinin ortak liberal ve demokratik degerlere bagliligini temsil eden demokratik bir kulup olmasi NATO'nun onemli bir ozelligidir. Soguk Savas sonrasi donemde NATO'nun normatif ozelliklerine vurgu yapanlarin ve ittifakin politikalarini insaci uluslararasi iliskiler kurami penceresinden inceleyenlerin sayisinda artis olmaya baslamistir. (13)

Yeni ulkelerin NATO'ya katilmalari, ittifakin kurucu degerlerini buralara tasimasi ve ittifakin alan disi bolgelerde kriz yonetimi tarzi operasyonlar duzenlemesi NATO'nun devamini mumkun kilmistir. Kurulusundan itibaren Avrupa merkezli bir ortak savunma orgutu olarak hareket eden NATO Soguk Savas'in sona ermesiyle birlikte daha cok kuresel duzeyde hareket etmeye baslayan bir ortak guvenlik orgutune donusmeye baslamistir. NATO'nun siyasi ve normatif ozellikleri onun askeri ozelliklerinden daha fazla vurgulanmaya baslanmistir. (14)

Alan-disi gorevlerin agirlik kazanmasi, kitle imha silahlarinin yayilmasinin yarattigi riskler, ulus otesi terorist faaliyetlerin ve yasadisi goc hareketlerinin ulusal guvenligi tehdit edici boyutlara ulasmasi, acik denizlerdeki korsanlik faaliyetlerinin artmasi ve guvenligin teknolojik gelismelerden etkilenerek siber alanda tanimlanmaya baslanmasi NATO'nun askeri donusumunu etkilemistir. Bu cercevede yeni komuta merkezleri olusturulmustur. Donusum Komutanligi'nin (Transformation Command) kurulmasi, Terorle Mucadele Mukemmeliyet Merkezi'nin (TMMM) kurulmasi ve Acil Mudahale Gucu'nun hayata gecirilmesi askeri alanda yapilan reformlarin en onemlileridir.

Bunun disinda ittifak Rusya ve Ukrayna gibi ucuncu ulkelerle stratejik iliskilerini gelistirmeye baslamistir. Akdeniz Diyalogu ve istanbul inisiyatifi cercevesinde NATO'nun Dogu Akdeniz ve Orta Dogu bolgelerindeki rolu kurumsallasmaya baslamistir. Kuresel olcekte bakildiginda NATO ozellikle Uzak Dogu Asya'daki Avustralya, Guney Kore, Yeni Zelanda ve Japonya gibi demokratik ulkelerle "ortaklik" cercevesinde iliskilerini gelistirmeye baslamistir. Bu ulkelerin NATO'nun Afganistan'daki operasyonuna asker yollamalari NATO'nun kuresellesmeye basladigini iddia edenlerin isaret ettikleri en onemli orneklerden bir tanesidir. (15)

Ittifakin hayatta kalmak adina yasadigi donusum sureci ve edindigi yeni gorevler Soguk Savas sonrasi uluslararasi sistemde muttefiklerin farkli tehdit algilamalari ve stratejik vizyona sahip olmasini engelleyememistir. Ornegin ABD, Avrupa kitasi disindaki alanlari, ozellikle Orta Dogu ve Uzak Dogu Asya'yi, kendi guvenligi acisindan daha oncelikle gormeye baslarken, Bati Avrupali muttefikler stratejik vizyonlarini Avrupa kitasiyla sinirlandirmislar ve onceliklerini Avrupa Birligi butunlesme surecinin basarisina vermislerdir. Avrupali muttefiklerin temel arzusu NATO'nun Avrupali kimliginin korunmasiyken, ABD'nin daha kuresel bir NATO pesinde kosmustur. Turkiye ise kendisini daha cok Dogu Akdeniz ve Orta Dogu bolgelerinden kaynaklanan gelismeler karsisinda tehdit altinda hissetmeye baslamistir. Rusya, potansiyel tehdit konumundan giderek uzaklasmis ve Turkiye icin daha cok ekonomik bir ortak olmaya baslamistir. (16)

Ittifakin Avrupali uyeleri Turkiye'yi giderek daha az Avrupa'nin guvenligi baglaminda degerli bulmaya baslarken, ABD ise Turkiye'nin stratejik isbirligini daha fazla ister hale gelmistir. Soguk Savas'la kiyaslandiginda yeni olan durum ABD'nin Turkiye ile isbirligini NATO'nun cok tarafli kurumsal mekanizmalari yerine, ikili mekanizmalar vasitasiyla yurutmeyi tercih etmeye baslamasidir. (17) Ittifakin Avrupali uyelerinin aksine Turkiye kendisini konvansiyonel anlamda tehdit altinda hissetmeye devam etmistir. Sovyetler Birligi'nin yikilmasinin Avrupa kitasinda yarattigi post-modern baris ortami Turkiye tarafindan pek hissedilememistir. (18) Avrupali muttefikleri endiselendiren bir durum Turkiye'nin Orta Dogu'daki gelismelerden etkilenme riski karsisinda NATO'nun bu bolgeye mudahil olmak zorunda kalmasidir.

Avrupali muttefiklerin Turkiye'nin guvenlik algilamalarini paylasmadiklarini gosteren iki ornek olay vardir. Bunlarin ilki 1991, ikincisi ise 2003'de yasanmistir. Her iki durumda da Turkiye kendisini Irak'tan kaynaklanabilecek tehditlere karsi savunmasini takviye icin NATO'dan kendi topraklarinda erken uyari sistemleri ve Patriot fuze sistemleri konuslandirmasini talep etmistir. NATO'nun Bati Avrupali muttefikleri, ozellikle Almanya ve Belcika, Turkiye'nin bu talebine mesafeli yaklasmislardir.

Turkiye NATO icindeki Avrupali muttefiklerinin kendisinin PKK'ya karsi yurutmekte oldugu mucadeleyi yeterince desteklemediklerini de dusunmektedir. PKK'nin uzun sure Avrupali devletler tarafindan teror orgutu olarak tanimlanmamasi ve Avrupa'daki faaliyetlerine goz yumulmasi Turkiye'nin sorgulayici tutumunun sekillenmesinde etkili olmustur. (19)

Soguk Savas sonrasi uluslararasi ortamda muttefikler arasinda ortak tehdit duygusunun zayiflamaya basladigini gosteren bir diger olay NATO'nun nukleer caydiricilik politikasinin devamina dair yapilan tartismalarda farkli goruslerin ortaya cikmasidir. Turkiye kendisini iki ayri pozisyon arasinda bulmustur. NATO icinde bir tarafta nukleer silahlarin caydiricilik ve guven verme adina hala onemli oldugunu dusunen uyeler, diger tarafta ise nukleer silahlarin anlamini yitirdigine inanan ve bu silahlarin varliginin baska ulkeleri de bunlari edinme yonunde cesaretlendirdigini dusunen uyeler vardir. (20) Turkiye ise bir yandan NATO'nun dunyanin nukleer silahlardan arindirilmasi yonundeki cabalara uzak kalmamasini isterken, diger yandan da kendi bolgesinde nukleer silahlar oldugu muddetce NATO'nun nukleer guvenlik semsiyesinin devamini arzulamistir. Turkiye'nin arada kalmisligini gosteren bir olay sudur: Turkiye hem kisa menzilli taktik nukleer silahlarin topraklarinda konuslandirilmaya devam edilmesini istemekte hem de Orta Dogu'nun nukleer silahlardan arindirilmasi yonundeki cabalari desteklemektedir. (21)

Turkiye'nin ittifaka karsi bakis acisini etkileyen bir diger sistemsel etki, iki kutuplu dunya duzeninin yerini bazilarina gore cok kutuplu, bazilarina gore de kutupsuz bir duzene birakmaya baslamasidir. (22) Bu durum Turkiye gibi orta buyuklukteki devletlerin bolgelerindeki hareket kabiliyetlerini arttirmistir. Soguk Savas'in kusatici ve disiplin altina alici etkilerinin ortadan kalkmaya baslamasiyla Turkiye'nin cok tarafli ve cok boyutlu bir dis politika takip edebilmesi daha kolay olmaya baslamistir. Dunyadaki jeopolitik guc merkezlerinin Batidan Doguya kaymayasi, risklerin gittikce kuresel olcekte tanimlanmasi ve toplumlar arasi geciskenligin hizlanmasiyla Turkiye tamamen NATO'ya endeksli bir dis politika ve guvenlik politikasi izleyemez hale gelmistir. ikili zitliklar, farkliliklar ve kutuplasmalar uzerine oturan dis ve guvenlik politikalari kuresellesme surecinin mantigina ters dusmektedir.

Kurumsal/NATO Ici Faktorler

Soguk Savas'in sona ermesiyle NATO'nun bir kurum olarak yasamaya basladigi ontolojik kimlik krizleri (23) dolayli yoldan da olsa Turkiye'nin NATO'ya bakisini etkilemistir. NATO uyesi ulkeler arasinda yasanmaya baslanan vizyon farkliliklari Turkiye'nin acisindan NATO'nun inandiriciligini erozyona ugratmistir.

"Eski Avrupa" ulkeleri olarak adlandirilan ittifakin Bati Avrupali uyelerine gore NATO Avrupa merkezli, ortak savunma orgutu olarak hareket eden ve temel gorevi anavatan savunmasi (territorial defense) olan bir orgut olmalidir. NATO'nun AB'nin olusturmaya calistigi savunma ve guvenlik kurumlarina destek vermesi de, bu ulkelerin onemsedikleri bir konudur. Bati Avrupali NATO uyelerine gore, basta Rusya olmak uzere hic bir ulke pesinden NATO'nun olasi dusmani ilan edilmemelidir.

Diger taraftan ittifaka 1990'li yillarin sonunda katilmaya baslayan merkezi ve dogu Avrupali eski komunist blogu ulkeleri NATO'nun kendilerini olasi Rus tehdidine karsi korumasini ve NATO'nun bu baglamda kendilerine guvenlik garantisi vermesini beklemektedir. Bu uyelere gore, NATO nukleer bir ittifak olarak kalmali, ABD'nin NATO icersindeki liderlik pozisyonu sorgulanmamali ve NATO potansiyel Rus tehdidine karsi tatbikatlar gerceklestirmeye ve askeri planlar hazirlamaya devam etmelidir. "Yeni Avrupa" olarak adlandirilan bu uyeler ABD ile ikili iliskilerini her zaman cok onemsemekte ve AB'nin kendilerine inandirici bir guvenlik garantisi veremeyecegini dusunmektedirler. ABD'den guvenlik garantisi edinebilmek adina bu ulkeler kendi cikarlarini dogrudan ilgilendirmedigi halde ABD'nin onderligini yaptigi cokuluslu askeri operasyonlara asker katkisinda bulunmustur.

ABD ise NATO'nun alan disi gorevler icra edebilen kuresel bir guvenlik aktorune donusmesini ve Avrupali muttefiklerin askeri harcamalarini artirmalarini istemeye baslamistir. NATO'nun ABD liderliginde devam etmesi ve AB'nin hic bir sekilde NATO'nun Avrupa'daki konumunu zedelememesi ayrica vurgulanmaktadir. (24)

Ittifak uyeleri arasindaki bu catlaklar iki olayda acik bir sekilde su yuzune cikmistir. Bunlardan birincisi NATO'nun Ukrayna ve Gurcistan'a dogru genislemesi; digeri ittifakin balistik fuze tehdidine karsi fuze savunma sistemi insa etmek istemesidir. Her iki ornekte de ABD ve "yeni Avrupa" olarak adlandirilan uyeler destekleyici bir tavir takinmislar, Bati Avrupali muttefikler ise daha ihtiyatli bir tutum benimseyerek Rusya'nin hassasiyetlerinin dikkate alinmasi gerektigini surekli vurgulamislardir.

Ittifakin Bati Avrupali uyeleri kendilerini konvansiyonel anlamda daha az tehdit altinda hissettiklerinden askeri harcamalarini kismaya baslamislar, ABD ise guvenlik cikarlarini kuresel olcekte tanimladigindan askeri harcamalarini artirmaya devam etmistir. "Avrupa Kalesi" (Fortress Europe) fikri gecerli oldugu muddetce ABD'nin NATO'yu ciddiye almasi imkansiz gorulmektedir. (25)

ABD her ne kadar Rusya ile olan iliskilerinde pragmatik isbirligi imkanlari kovalasa da (ornegin iran'in yalnizlastirilmasi, nukleer silahlarin yayilmasinin onlenmesi ve radikal teror ve Afganistan'dan kaynaklanan tehditlerin ortadan kaldirilmasi) Rusya ABD acisindan her zaman potansiyel bir rakip olarak algilanmaktadir. Rusya'nin Avrasya, Karadeniz, Orta Asya ve Kafkaslar bolgelerindeki etkisinin sinirlandirilmasi ve Rus-Cin isbirliginin Amerika karsiti bir karakter kazanmamasi Amerikan yonetimlerinin uzerinde onemle durduklari konular arasindadir. (26)

Bati Avrupali muttefikler ise Rusya'nin kazanilmasi gerektigi varsayimindan hareket etmektedirler. Rusya ile Bati Avrupali ulkeler arasindaki cografi yakinlik ve taraflarin birbirlerine olan ekonomik ve enerji bagimliliklari Avrupali muttefikleri Rusya'ya karsi daha fazla isbirligi odakli politikalar izlemeye yoneltmektedir. (27)

ABD ve Bati Avrupali muttefikler arasindaki bir diger onemli gorus ayriligi ise Afganistan'daki mucadelenin nasil kazanilmasi gerektigine dairdir. ABD uzun bir zaman bu mucadeleyi zorunlu bir savas olarak gormus ve bu savasin ancak muharip asker sayisinin artirilmasi sayesinde kazanilabilecegini dusunmustur. ABD'ye gore NATO'nun Afganistan'daki basarisi ya da basarisizligi NATO icin varolussal bir konudur. (28) Bati Avrupali muttefikler ise bu yaklasima karsi gelmekte ve bu mucadelenin salt askeri araclarla kazanilamayacagini dusunmektedirler.Bircok Avrupali muttefik ulke Afganistan'a muharip asker yollamaktan kacinmistir. Bati Avrupali muttefikler Afganistan'daki El Kaide varligini ABD kadar yasamsal bir guvenlik tehdidi olarak gormemektedirler. Obama'yla beraber Amerika'nin Bati Avrupali uttefiklerinin goruslerine yaklastigi gorulmektedir. Neticede Obama, Amerikan askerlerinin Afganistan'dan 2014 yilinin sonuna kadar cekilmesini bir takvime baglamis ve bu surec icersinde Afgan unsurlarin ulkenin guvenligini saglayacak sekilde gitilmelerini ve ulkenin kendi kendisini yonetebilecek kurumlara sahip olmasini siyasi hedefleri arasinda tanimlamistir.

Turkiye acisindan NATO'nun inandiriciligini ve faydasini azaltan bir gelisme ABD'nin NATO'ya eskiye oranla daha az onem vermeye baslamasidir. Bu durum ozellikle Baskan Bush'un iktidari sirasinda gozle gorunur bir hal almistir. 1999 senesindeki Kosova tecrubesinden sonra Amerikalilar "heyet onayli" savaslara (war by committee) soguk bakmislardir. Muttefiklerin planlama ve uygulama asamalarinda devrede oldugu bu tur savaslar hem uzun surmus, hem de daha maliyetli olmustur. Ayrica Amerikalilar Avrupali askerlerin Amerikan askerleriyle ortak operasyon yapabilecek becerilere ve teknolojik donanima sahip olmadiklarini gormuslerdir. ABD Eski Savunma Bakani Rumsfeld'in dedigi gibi ABD acisindan onemli olan gorevin niteliginin olusturulacak koalisyonlarin turunu belirlemesidir. (29) Bu tur "gonulluler oalisyonlari" olusturarak ABD'nin dunyanin cesitli yerlerindeki krizlere mudahale etmek istemesi, NATO'nun cok tarafli kurumsal karakterini zayiflatmaktadir. Bu durum kacinilmaz olarak ABD ile diger ittifak uyeleri arasindaki catlagi buyutmekte ve ABD'yi diger muttefiklerle daha cok ikili stratejik iliskiler kurmaya yoneltmektedir. Bu ise Turkiye gibi muttefiklerin ABD karsisindaki hareket alanlarini ve pazarlik guclerini daraltabilir ve onlarin ABD'nin politikalarina direnebilmelerini zorlastirabilir.

Bu baglamda Turkiye acisindan olumsuz degerlendirilebilecek bir diger gelisme, ABD'nin NATO'yu gittikce onemsiz gorerek dis politikasinda tek tarafliligi benimsemeye baslamasinin (30) Avrupali muttefikleri AB icerisinde kendilerine ait guvenlik yapilanmalari olusturmaya itmesidir. NATO'nun zayifladigi ve AB'nin ise Turkiye'yi icine almaktan cekindigi bir ortamda Turkiye'nin bir yanda ABD ile daha cok ikili temelde guvenlik iliskileri kuracagi, diger yanda da NATO'nun politikalarina iliskin daha sorgulayici bir tutum takinacagi ongorulebilir.

Icsel Faktorler ve AKP Etkisi

Turkiye'nin ittifaka yonelik bakisini son on yilda en fazla etkileyen faktor AKP'nin benimsedigi dis politika anlayisidir. Buna gore ittifakin diger uyeleri Turkiye'nin isbirligini hic bir sekilde cantada keklik varsaymamali ve Turkiye'yi ittifakin politikalarinin olusturulmasinda onemli bir uye olarak kabul etmelidirler. Turkiye NATO'nun donusum surecinin bir unsuru ya da objesi degil, aksine bu surecin bir sahibi ve aktoru olarak kabul edilmelidir. (31) Bu durusun dogal bir sonucu olarak Turkiye kendi cikarlarini ve onceliklerini artik daha fazla NATO'nun gundemine getirmeye baslamistir. Turkiye'nin NATO'yu sorgulayarak sahiplenmesi ayni zamanda Turk dis politikasinda bir "eksen kaymasi" degil bir "eksen genislemesi" oldugunu da gostermektedir.

Turkiye NATO'nun politikalarinin kendi dis politikasiyla celismemesi icin azami ozen gostermektedir. Cok tarafli ve cok boyutlu dis politika soyleminin bir geregi olarak Turkiye komsulariyla daha siki iliskiler gelistirmeye ve bu iliskilerin hic bir sekilde NATO'nun donusum surecinden olumsuz etkilenmemesine gayret etmektedir. NATO tarafindan "yalniz birakilma" korkusu zamanla yerini "NATO politikalari tarafindan tuzaga dusurulme" riskine birakmaya baslamistir. (32)

"Stratejik derinlik" ve "merkez ulke" kavramlarina paralel olarak, AKP yonetimi Turk dis politikasinin Bati odakli geleneksel vizyonunu genisletmeye baslamistir. (33) Bu minvalde bir yandan Orta Dogu'daki ulkelerle guvenlik ve ekonomi odakli iliskiler gelistirilmeye calisirken diger taraftan da Turkiye kuresel sistemin onemli aktorleriyle, basta Cin ve Rusya olmak uzere, iliskilerini daha ileri boyutlara tasima gayretleri icerisine girmistir.

Turkiye'nin ozellikle Orta Dogu cografyasinda Osmanli mirasindan guc alarak "duzen kurucu" bir rol oynayabilmesi onun tek tarafli NATO merkezli politikalar takip etmesiyle mumkun olmayacaktir. (34) Turkiye'nin yeni dis politika misyonu ve vizyonu, onun yakin cografyasinda sorumlu bir rol oynamasini gerektirmektedir. Bunun mumkun olabilmesi ise Turkiye'nin NATO'dan uzaklasmak bir yana, NATO'nun donusum surecine daha fazla odaklanmasi ve bu sureci kendi cikarlari dogrultusunda sekillendirebilmesine baglidir. Bu durum Turkiye'nin NATO icersindeki muttefiklerine karsi daha fazla talepkar bir tutum takinmasini beraberinde getirmistir.

Burada soz konusu olan Turkiye'nin Bati disi cografyalarda daha etkin bir rol oynamasi icin onun yuzunu Batidan cevirmesi degil, tam tersine Bati'nin bu bolgelere iliskin politikalarinin sekillenmesinde daha aktif bir tutum takinmaya baslamasidir. Turkiye hem AB hem de NATO'nun politikalarinin olusturulmasinda aktif rol oynamaya calismaktadir. (35)

Turkiye'nin cok kimlikli bir ulke oldugu ve kendine bictigi temel misyonlarindan birisinin Bati ile Dogu'yu birbirlerine yakinlastirmak oldugu dusunulurse, Turkiye'nin neden AB'nin ve NATO'nun donusum surecini yakindan etkilemeye calistigi daha kolay anlasilabilir. AKP'yle birlikte Turkiye'nin ulusal kimligindeki islam vurgusu daha fazla on plana cikmaya baslamistir. Eskiden Turkiye'nin temel misyonunun Bati'nin Dogu'ya ulasmasinda kopru rolu oynamak olduguna inanilirdi. (36) Turkiye Bati'nin Dogudaki cikarlarini elde etmesinde faydali olabildigi oranda Bati nezdinde degerli bulunurdu. Turkiye son kertede Batili bir ulke olarak tasavvur edilir ve ondan Bati degerlerini Dogu'ya tasimasi ve Bati'yi Dogu'da temsil etmesi beklenirdi. AKP ile birlikte bu anlayis ciddi bir erozyona ugramaya baslamistir. Ozetle Turkiye'nin Batili kimligi hic bir sekilde onun diger kimliklerinin onune gecmemeli ve Turkiye'nin Bati disi cografyalardaki hareket alanini sinirlandirmamalidir. Turkiye ayni zamanda Bati icersinde islami cografyalarin bir sesi olarak da hareket edebilmelidir. (37)

Ekonomik kalkinmayi ve liberal demokratik donusumu merkeze alan bir dis politika anlayisi kacinilmaz olarak Turkiye'nin kendi yakin cografyasinda daha etkin bir rol oynamasini da beraberinde getirmistir. Buna gore cevre ulkelerdeki gelismeler Turkiye'nin ic istikrarini ve kuresel pazarlara acilimini olumsuz sekilde etkilememelidir. (38) Turkiye kendisini Batili muttefikleriyle komsulari arasinda tercih yapmak zorunda hissetmemelidir. Ekonomik ve dis politika cikarlarini Bati merkezli olmaktan cikarip daha bolgesel ve kuresel olcekte tanimlamaya baslayan Turkiye mumkunse herkesle iyi iliskiler kurabilmelidir. Bu anlayis kacinilmaz olarak Turkiye'yi NATO'nun donusum surecinde daha aktif ve sorgulayici olmaya yoneltmistir. Ulusal cikarlar bu surecte daha fazla on plana gelmeye baslamistir. NATO uyeligi ve AB ile olan yakin iliskiler Turkiye'nin Batili kimliginin taninmasindan ziyade bu orgutlerin Bati disi cografyalara karsi politikalarinin sekillendirilmesi baglaminda onemli gorulmeye baslanmistir. (39)

Bu baglamda dikkat ceken bir diger gozlem ulke icersinde devam etmekte olan demokratiklesme ve sivillesme sureclerine paralel olarak Bati'ya karsi daha cok kimliksel perspektiften bakmaya alismis olan geleneksel elitin guc kaybetmekte oldugudur. (40) Dis politika askeri ve sivil burokrasinin hakimiyetinden ciktikca, Turkiye'nin NATO'ya olan bakis acisi da daha talepkar ve sorgulayici olmaya baslamistir. Gucunu kuresel ekonomik sistemle daha fazla butunlesmek isteyen muhafazakar Anadolu burjuvazisinden alan AKP iktidarinin bu baglamda NATO'ya karsi geleneksel kimlik odakli bakisi aynen devam ettirmesi dusunulemezdi.

Degisimin Gostergeleri

Turkiye, NATO'nun Genislemesi ve Rusya

Turkiye ittifak dayanismasi adina NATO'nun 1999, 2004 ve 2008'deki genislemelerini desteklemis ama bu surecte oldukca ihtiyatli bir tutum takinmistir. Genislemelerin Turkiye-Rusya iliskilerini olumsuz etkilememesine ozen gosterilmistir. (41) Soguk Savas'in sona ermesiyle birlikte Rusya'nin yonunu Bati'ya cevirdigine inananlar Rusya'nin NATO'nun kendi sinirlarina dogru genislemesini normal varsayacagini dusunmusler ve uzun vadede Rusya'nin kendisinin de NATO'ya katilmak isteyecegini ileri surmuslerdir. Halbuki 1990'li yillarin ikinci yarisindan sonra, ozellikle de Putin'in iktidara gelmesiyle birlikte, Rusya ile Bati arasindaki romantik iliski sona ermis ve Rusya NATO'nun genislemesini kendi stratejik cikarlari acisindan tehdit edici bulmaya baslamistir. (42)

Turkiye'nin NATO'nun genislemesine iliskin uc temel kaygisi olmustur. Birincisi, genisleyen NATO'nun askeri savunma orgutu kimliginden uzaklasip siyasi bir "konusma kulubune" donusebilme riskidir. Askeri karakterini kaybedecek bir NATO ise Turkiye'nin gozundeki inandiriciligini kaybedecektir. ikinci olarak, Turkiye'nin uyelikten elde etmekte oldugu marjinal fayda NATO'nun genislemesinden sonra azalabilir. Turkiye eskiden sahip oldugu stratejik konumunu ve onemini NATO'nun genislemesinden sonra yeni uyelerle paylasmak zorunda kalabilir. Turkiye'yi endiselendiren ucuncu ve en onemli sebep ise NATO'nun genislemesini kendi cikarlarina aykiri bulacak Rusya'nin dis politikasinda daha milliyetci ve yayilmaci politikalar izlemesi ve bunun Turkiye-Rusya iliskilerini olumsuz etkilemesidir.

Turkiye NATO'nun Karadeniz'deki askeri varligini artirmak istemesine de tepkiyle yaklasmistir. Etkin Caba Harekati'nin (Operaton Active Endeavour) Karadeniz'e genisletilmesini Turkiye desteklememistir. (43) Ozellikle 11 Eylul sonrasi ortamda kuresel terore karsi verilen mucadelede NATO'nun Karadeniz'deki deniz trafigini daha yakindan kontrol etmek istemesi Rusya'nin tepkisine neden olmustur. Rusya'nin tepkisinin daha ileri noktalara goturebileceginden cekinen Turkiye de NATO'nun Karadeniz'e acilmasina soguk bakmistir. Bu durum sadece Turkiye-Rusya iliskilerini germekle kalmayacak ayni zamanda Montro Bogazlar sozlesmesinin temel prensipleriyle de celisecekti. Ankara ve Moskova bolge disi ulkelerin Karadeniz'deki askeri varliklarinin Montro hukumlerine tabi tutulmasi gerektigi konusunda gorus birligi icerisindedir. Ayrica her iki ulke de bolgede var olan Karadeniz Uyumu Harekati'nin Karadeniz'in istikrarina yeterince katkida bulunduguna inanmaktadirlar. (44) Bunun disinda Rusya'nin ABD'nin Bulgaristan ve Romanya'da askeri usler kurmasina karsi geldigini de belirtmek gerekir. Benzer bir mantikla Rusya uzun bir sure Baskan Bush'un onerdigi fuze savunma sistemi projesine de muhalefet etmistir. Polonya ve Cek Cumhuriyeti'nde kurulmasi dusunulen bu projenin nihai hedefinin Rusya'nin nukleer silahlari olduguna inanilmistir. Obama'yla birlikte ABD'nin tutumunu yumusatmasi ve Rusya'yi da bu projenin bir parcasi olmaya davet etmesi Ankara tarafindan rahatlatici bulunmustur.

Ankara NATO'nun Ukrayna ve Gurcistan'a dogru genislemesine ihtiyatli yaklasirken, ittifakin Balkanlarda genislemesine tam destek vermistir. Arnavutluk'un 2008'de uyelige kabulunde ve Bosna Hersek'in uyelik oncesi son adim olan Uyelik Eylem Plani'na dahil edilmesinde Turkiye destekleyici bir tutum takinmistir. (45) NATO'nun Balkanlara genislemesi surecinde Turkiye zaman zaman ittifakin Avrupali uyeleriyle ters dusmus, ama geri adim atmamistir.

Ankara acisindan en tehlikeli senaryo Turkiye'nin kendisini NATO ile Rusya arasinda sikismis bulmasidir. Nitekim Turkiye Agustos 2008'de boyle bir durumla karsilasmistir. Rusya'nin Gurcistan topraklarina girip bazi bolgelerini kendi kontrolu altina almasi NATO tarafindan kaygiyla izlenmistir. Turkiye ise krizin daha da buyumemesi icin Kafkasya isbirligi ve istikrar Platformu inisiyatifini onermistir.

Turkiye acisindan Rusya'nin uzun vadede liberal ve demokratik bir devlete donusmesi kesinlikle anlamlidir ama bunun mumkun olabilmesi icin Rusya'nin kendisini NATO tarafindan kusatilmis hissetmemesi gerekir.

Turkiye ve NATO'nun Alan Disi Askeri Harekatlari, Afganistan

NATO'nun ittifak alani disina cikarak kriz yonetimi harekatlarina girismesi ittifakin varligini surdurmesine katkida bulunsa da, Ankara son kertede NATO'nun anavatan savunmasina odakli bir savunma orgutu olarak kalmasini onemsemektedir. Alan disi harekatlar NATO'nun temel gorevi olmamalidir. BM tarafindan mesru bulunmasi, onaylanmasi ve yetkilendirilmesi durumunda, Turkiye NATO'nun insani askeri mudahalelerde bulunmasina karsi degildir. Hic bir NATO uyesi ulke kendi ulusal cikari dogrultusunda bir askeri mudahalede bulunup bunu NATO uzerinden mesrulastirmaya alismamalidir.Uluslararasi mesruiyet yokken NATO'nun insani mudahalelerde bulunmasi Turkiye'yi istemeyecegi durumlarla karsi karsiya getirebilir. Cogunlugunu Muslumanlarin olusturdugu ulkelere yonelik NATO operasyonlari Turkiye icin cok hassas bir konudur. (46) Afganistan ve Libya Turkiye'nin bu yondeki hassasiyetlerinin en gozle gorunur yasandigi yerlerdir. Belli bir medeniyet ve din tasavvurundan hareket ederek NATO'nun cogunlugunu Muslumanlarin olusturdugu ulkelere operasyonlar duzenlenmesi son kertede Turkiye'nin bu ulke halklarinin gozundeki imajini ve algilanisini olumsuz etkileyebilir.

Bu perspektiften bakildiginda Afganistan'daki Turk birliginin neden muharip gorevler icra etmekten kacindigini ve Turkiye'nin NATO'nun Libya'daki gorevini neden ambargonun denetlenmesi ile sinirlandirmaya calistigini daha kolay anlayabiliriz. Libya'da Kaddafi karsiti guclere dogrudan askeri destek verilmemesi, Libya'ya asla muharip NATO askeri gonderilmemesi ve NATO'nun temel gorevinin havadan ve denizden ambargonun denetlenmesi olmasi Turkiye'nin uzerinde hassasiyetle durdugu konularin basinda gelmistir. (47)

Turkiye NATO'nun terore karsi isbirliginin yapildigi bir ittifaka donusmesine prensipte karsi degildir, ama bu konudaki Turk gorusu PKK'ya karsi yurutulmekte olan mucadeleden yakindan etkilenmektedir. Afganistan'daki El Kaide varligi nasil ortak bir terorizm tehlikesi olarak kabul gormusse, Ankara PKK'nin da butun NATO uyeleri tarafindan ortak dusman olarak kabul edilmesini arzulamaktadir. Yalniz, Ankara'nin terorizmden kaynaklanan tehditlerle mucadelenin mutlaka NATO'nun 5. Madde'de tanimlanan gorevlerine dahil edilmesi yonunde bir politikasi yoktur. Neticede bu durum Turkiye icin riskler de tasiyabilir. (48)

Turkiye ve NATO'nun Kuresellesmesi Tartismalari

Ankara'nin perspektifinden bakildiginda NATO Avrupa merkezli hareket eden ve temel amaci uyelerinin guvenligini saglamak olan bir ortak savunma orgutu olarak kalmalidir. NATO'nun kuresellesip dunyanin neresinde bir yangin varsa onu sondurmeye calisan bir itfaiyeye donusmemesi gerekir. NATO'nun ABD'nin kuresel guvenlik cikarlarini yerine getirmeye calisan bir polise donusmesi neticede Turkiye'yi kendi cikarlarini dogrudan ilgilendirmeyen alanlara mudahalede bulunmaya zorlayabilir. Hem kendi komsulariyla hem de onemli kuresel aktorlerle iliskilerini gelistirmeyi arzulayan Turkiye, NATO'nun kuresel arenada yayilmaci hareket eden bir orgute donusmesini istememektedir. NATO kuresel kutuplasmalarin ve zitliklarin pekismesine zemin hazirlamamalidir. Benzer bir sekilde NATO dunyanin baska yerlerinde demokrasi ile yonetilen ulkeleri uye yapip kuresel bir "demokrasi ligi"ne de donusmemelidir. Boyle bir durum kacinilmaz olarak kuresel kutuplasmalari korukleyecektir. Baska orgutlerle ve ulkelerle ad hoc bir sekilde iliskiler kurmak onemlidir ve gereklidir, ama bu NATO'nun ozunde Avrupali olan karakterini asindirmamalidir.

Turkiye ve NATO-AB Iliskileri

Iki kurum arasindaki iliskiler AB'nin kendisine ait savunma ve guvenlik politikalari ve kurumlari olusturmak ve bu baglamda NATO'nun askeri imkan ve kabiliyetlerinden faydalanmak istemesiyle degisik bir boyut kazanmistir. Turkiye, NATO uyesi bir ulke olarak, AB'nin NATO'nun imkanlarini kullanarak kendi liderliginde askeri operasyonlar duzenlemek istemesine genelde soguk yaklasmis ve bu soruna AB ile olan iliskileri baglaminda bakmayi tercih etmistir. (49) AB liderligindeki askeri olusumlarin karar alma sureclerinde yer alamayacak olmasi, Turkiye'yi endiselendirmistir. AB'nin onerdigi kararlarin sekillendirilmesi ve uygulanmasi sureclerindeki roller Turk karar alicilari tarafindan tatmin edici bulunmamistir.

1990'li yillarda Turkiye'nin NATO ve AB arasindaki iliskiler baglaminda takinmis oldugu ihtiyatli ve elestirel tutum ABD tarafindan da desteklenmistir. ABD'ye gore AB'nin askeri ve guvenlik yapilanmasi NATO'nun bu alandaki oncelikli konumunu sorgulamamali ve krizlere acil askeri mudahaleler soz konusu oldugunda ilk soz soyleme hakki her zaman NATO'ya ait olmalidir. AB askeri yapilanmalari NATO'nun elinde zaten bulunmakta olan askeri yetenekleri tekrardan olusturmaya calisip kaynak israfina sebep olmamali, ABD ve AB arasindaki stratejik birlikteligi zarara ugratmamali, transatlantik iliskilerde catlaklar olusturmamali ve NATO uyesi olup da AB uyesi olmayan ulkelerin kazanilmis haklarini asindirmamalidir. (50) Unutmamak gerekir ki 1990'li yillarda ABD, AB'nin bu yondeki cabalarini kendisi ve NATO acisindan potansiyel bir rekabet unsuru olarak degerlendirmistir. ABD'nin bu tepkisel durusu Turkiye'nin AB ve NATO arasindaki iliskilerde NATO'yu onceleyen gorusunu olusturmasinda kolaylastirici bir rol oynamistir.

Baskan Bush'un ikinci baskanlik donemiyle baslayan ve Obama'yla devam eden yeni politikaya gore, ABD artik AB'yi kendisi ve NATO icin stratejik bir rakip gormemektedir. AB'nin son yillarda yasamakta oldugu mali ve kurumsal krizler ve Avrupali muttefiklerin savunma harcamalarini kismaya devam etmeleri ABD'nin AB'nin ortak savunma ve guvenlik politikalari gelistirmek istemesi karsisindaki muhalefetini yumusatmistir. Fransa'nin 2009 senesinde NATO'nun askeri kanadina geri donmesi, NATO'nun Kasim 2010'daki Lizbon zirvesinde guvenligi kapsayici ve isbirligi odakli tanimlamasi ve AB ile isbirligini bu baglamda onemsemeye baslamasi ABD'nin eski politikalarini terk etmesini kolaylastirmistir. ABD'nin gorusundeki bu yumusama, Turkiye'yi AB-NATO kurumsal iliskisinin onundeki yegane engele donusturebilir.

Turkiye ilke olarak guvenligin kapsayici ve isbirligi temelinde tanimlanmasini desteklemekte ve AB ile NATO arasindaki kurumsal isbirligini onemsemektedir. Ancak Turkiye hala AB'nin NATO'nun askeri imkanlarina erisimi konusuna ulusal pencereden bakmakta ve NATO uyeligini AB karsisinda bir pazarlik unsuru olarak gormektedir.

Turkiye'ye gore 2002'de varilan Berlin Arti (Berlin Plus) mutabakati AB ile NATO arasindaki kurumsal iliskinin temelini olusturmaya devam etmelidir. (51) Berlin Arti duzenlemelerine gore, NATO'nun mudahil olmak istemedigi durumlarda, AB NATO'nun stratejik olmayan imkanlarina otomatik ulasabilecek, stratejik imkan ve yetenekler soz konusu oldugunda ise bu erisim butun NATO uyelerinin onayina bagli olacaktir. Turkiye AB uyesi olmadigi icin hic bir sekilde AB'nin dis, guvenlik ve savunma politikasi karar alma sureclerine oy hakki olan bir ulke olarak katilamayacaktir. Bunun karsiliginda AB Turkiye'yi kararlarin sekillenme ve uygulanma sureclerine elinden geldigince dahil etmeye calisacaktir. AB, NATO'nun imkanlarini kullanarak bir operasyon gerceklestirmek istediginde Turkiye isterse buna katilabilecek, ama kendi imkanlarini kullanarak bir operasyon duzenlediginde ise Turkiye'nin katilimi AB'nin davetine bagli olacaktir. Berlin Arti duzenlemelerine gore AB, AB ve NATO uyesi ulkeler arasindaki sinir uyusmazliklarina kesinlikle mudahale edemeyecek ve bu baglamda Dogu Akdeniz ve Ege Denizi'nde askeri harekat duzenlemeyecektir. Kibris Rum Yonetimi Berlin Arti duzenlemelerine katilamayacaktir, cunku bu anlasma imzalandigi sirada ada ne NATO ile herhangi bir guvenlik iliskisine sahipti ne de NATO'nun Baris icin Ortaklik girisimine dahildi.

AB, penceresinden bakildiginda iki kurum arasindaki iliskiler bazi durumlarda Berlin Arti'ya tabi olabilecekken, bazi durumlarda da bunun disindaki duzenlemeler dusunulmelidir. Turkiye ve AB arasinda Berlin Arti'nin yorumlanisina iliskin gorus ayriliklari su an icin AB-NATO isbirligini sadece Bosna'daki AB misyonuyla sinirli tutmaktadir. AB, iki kurum arasinda Kosova ve Afganistan'daki isbirliginin Berlin Arti disinda duzenlemelere tabi olmasini istemektedir. Bu iki ulkede bulunan AB personeli halen NATO guclerinin askeri korumasindan faydalanamamaktadirlar. AB'ye gore Kibris Rum Yonetimi AB ile NATO arasindaki butun toplantilara, Berlin Arti'yi ilgilendirmedigi olcude katilabilmelidir. Turkiye'ye gore ise Rum Yonetimi'nin iki kurum arasindaki hic bir toplantiya resmen katilmasi mumkun degildir, zira bu devlet Berlin Arti duzenlemelerinin disinda birakilmistir.

Turkiye, AB ile NATO arasindaki kurumsal iliski uzerindeki vetosunu kaldirmak icin AB ile bir guvenlik anlasmasi imzalamak ve Avrupa Savunma Ajansi'na (European Defence Agency, EDA) katilmak istemektedir. Kibris Rum Kesimi ise her iki konuda da engelleyici bir tutum takinmaktadir. Kibris sorunun devamindan oturu iki kurum arasindaki isbirligi eksik kalmakta ve saglikli bir istihbarat paylasimi yapilamamaktadir. Bu tikanikligin onunu acmak adina 2005'ten bu yana AB ve NATO dis isleri bakanlari gayri resmi olarak toplanmaktadirlar. Turkiye, AB'nin Berlin Arti'dan kaynaklanan yukumluluklerini yerine getirmedigine inanmakta ve AB'yi hem Gurcistan hem de Irak'taki misyonlarini olustururken kendisinin gorusunu almamakla itham etmektedir.

Turkiye ve NATO Genel Sekreterinin Atanmasi

Turkiye'nin NATO'ya yonelik sorgulayici ve sahiplenici tutumunun bir diger ornegi 2009'da ittifakin 60. yildonumunde yeni genel sekreterin atanmasi baglaminda ortaya cikmistir. Hollandali Genel Sekreter'in yerine getirilecek isimler tartisilirken eski Danimarka Basbakani Rasmussen'in adi ortaya atildiginda Turkiye once buna tepkiyle yaklasmistir. (52)

Rasmsussen'in, 2005'te yasanan karikatur krizi sirasinda islamiyet'in kutsal addedilen sembollerinin ifade ozgurlugu baglaminda serbestce karikaturize edilebilecegini savunmasi Turkiye'nin itirazlarinda onemli bir rol oynamistir. NATO'nun yeni genel sekreterinin islam ulkelerinde ittifaka iliskin olumsuz bir algi yaratmamasi icin Turkiye ozel bir caba sarf etmistir. Ayrica Rasmussen'in Danimarka topraklarindan yayin yapmakta olan PKK yanlisi Roj TV'nin yayinlarinin durdurulmasina ifade ozgurlugu adina karsi gelmesi Turkiye'nin itirazlarinda belirleyici olan bir diger nedendir. Basta ABD olmak uzere ittifakin diger uyelerinin devreye girmesiyle Turkiye Rasmussen'in adayligina itirazini geri cekmistir. Ust duzey bir Turk diplomatinin NATO Genel Sekreteri'nin yardimcilarindan birisi olarak atanmasi Turkiye'nin itirazini geri cekmesinde etkili olmustur.

Turkiye ve NATO Fuze Savunma Sistemi

Turkiye'nin NATO'ya yonelik sorgulayici tavrinin bir diger ornegi Balistik Fuze Savunma Sistemi baglaminda ortaya cikmistir. Baskan Bush tarafindan gundeme getirilen, daha sonra Baskan Obama tarafindan gozden gecirilen bu projeye gore, NATO uyesi ulkelerin topraklarinda balistik fuze tehdidine karsi onleyici fuzelerin ve radar sistemlerinin konuslandirilmasi ongorulmektedir. (53) Orta Dogu'ya komsu olmasi ve iran'in bu baglamda en onemli potansiyel tehdit olarak goruldugu dusunulecek olursa Turkiye'nin radar sistemlerinin kurulmak istendigi en ideal ulke olmasinin sebebi kolayca anlasilabilir. NATO'nun Kasim 2010'daki zirvesinde bu sistemin kurulmasi kararlastirilmistir. Turkiye daha sonraki aylarda bu sistemin radar unsurlarinin kendi topraklarinda kurulmasina izin vermistir. Turkiye'nin bu sistemin bir parcasi olmaya karar vermesi kolay olmamistir. Bu baglamda bazi sartlar one surmus ve bunlarin kabul edilmesi yonunde israrci davranmistir. (54) Bu sartlardan ilki hic bir bolge ulkesinin, basta iran olmak uzere, NATO'nun yeni stratejik belgesinde tehdit olarak zikredilmemesidir. Turkiye NATO'nun bu projesinde yer alarak iran'la gelistirmeye calistigi yakin ekonomik ve stratejik iliskileri tehlikeye atmak istememektedir. ikinci olarak bu sistemin ittifakin butun cografyasini mumkun olabildigince butun yonlerden kaynaklanabilecek fuze saldirilarina karsi korumasi gerekir. Bunun butun muttefiklerin sahiplendigi ve ittifakin butun alanini kapsayan bir proje olarak kabul edilmesi Turkiye'nin on planda gorulmesini engelleyecektir. Ucuncu olarak projenin maliyeti butun muttefiklerce paylasilmalidir. Dorduncu olarak bu sistem Turkiye'nin butun cografyasini koruma altina almalidir. Turkiye'nin kendi ulusal imkanlarini kullanarak gelistirmeye calistigi fuze savunma sistemi bu sekilde daha az maliyetli olarak gerceklestirilebilir. Turkiye'nin dile getirdigi bir diger konu bu projenin Rusya'nin mutabakatinin alinarak gerceklestirilmeye calisilmasi ve mumkunse Rusya'nin da bu projeye dahil edilmesidir. Bu sayede Turk-Rus iliskileri bu projeden olumsuz etkilenmeyecektir. Son olarak Turkiye'nin uzerinde hassasiyetle durdugu bir diger konu Turkiye'deki radarlardan elde edilecek istihbarat bilgilerinin NATO uyesi olmayan ucuncu ulkelere aktarilmamasi geregidir. Burada kastedilen ulke israil'dir. israil'in bu bilgileri kullanarak iran'a karsi herhangi bir askeri operasyon duzenlemesi Turkiye'nin gormek istemeyecegi bir durumdur.

Sonuc

Bu makalede Turkiye'nin NATO'ya iliskin degismekte olan bakis acisinin nedenlerini ornek olaylar baglaminda ele alinarak ittifakin donusum surecinde gundeme gelen konularda Turkiye'nin sorgulayici ve sahiplenici bir tutum takinmaya basladigini gosterilmistir. Bu durumu NATO'nun Turkiye'nin gozundeki oneminin azalmasindan cok Turkiye'nin NATO'ya ulusal cikarlari ve hassasiyetleri penceresinden bakmaya baslamasi olarak yorumlamak olasidir. Turkiye'nin ittifakin politikalarini kendi gorusleri etrafinda ne dereceye kadar sekillendirebildigi onemli olmakla beraber, bu makalenin sinirlari nedeniyle detayli bicimde islenmesi mumkun olmamistir. Ancak NATO'nun Balkanlara dogru genislemesinde, NATO'nun Karadeniz'e erisiminin engellenmesinde, Fuze Kalkani projesinin iceriginin belirlenmesinde, Genel Sekreterin atanmasinda ve Libya'daki NATO operasyonunun yetkililerinin belirlenmesinde Turkiye'nin etkili oldugunu gostermeye calisilmistir. Turkiye'nin NATO'yu sahiplendiginin onemli bir gostergesi Turkiye'nin butun itiraz ve karsi goruslerine ragmen son kertede ittifak icerisinde bir uzlasma durumunda bunu bozmamaya gayret ettigidir.

Sovyetler Birligi'nin yikilmasindan sonra ortaya cikan sistemsel faktorlerin, ittifakin gecirmekte oldugu kimlik krizinin ve AKP yonetiminin dis politika anlayisinin Turkiye'nin sorgulayici tutumunun olusmasinda belirleyici olduguna suphe yoktur.

Bu makalede Turkiye'nin tutumu ittifakin diger uyeleriyle karsilastirilmasa da, ittifakin diger uyelerinin de Turkiye'ninkine benzer surecler yasadiklari dusunulebilir. Kasim 2010'da Lizbon'da kabul edilen NATO'nun yeni stratejik konsepti ittifak icersindeki farkli gorus ve vizyonlari pragmatik bir sekilde bir araya getirmektedir. Bu belgeye gore, konvansiyonel anavatan savunmasi, kriz yonetimi ve kapsayici guvenlik ve isbirligine dayali guvenlik ittifakin onumuzdeki yillardaki temel amaclarini olusturacaktir. (55) Lizbon'la beraber ittifak ayrica bir yandan Avrupali karakterini korumaya calisirken diger yandan de kuresel arenada hareket etmeye calisan bir orgute donusmektedir. (56) 5. Madde kapsamindaki ve disindaki gorevler arasinda hiyerarsik bir ayrim yapilmamakta ve uyelerin guvenligine tehdit olusturabilecek unsurlar oldukca genis bir pencereden tanimlanmaktadir. Lizbon'da NATO bir yandan askeri bir orgut olarak tanimlanirken, diger yandan da ittifakin bundan boyle sivil yetenek ve imkanlara daha fazla sahip olmasi gerektiginin alti cizilmektedir.

Turkiye acisindan onumuzdeki yillarda zorluk olusturmasi muhtemel meselelerden bir tanesi ittifakin AB ile iliskilerini gelistirmek istemesi ve bu minvalde ABD dahil diger muttefiklerin Turkiye uzerine daha fazla baski uygulayabilme olasiligidir. Bu durumda Turkiye kendisini AB-NATO kurumsal isbirligini engelleyen tek muttefik ulke olarak bulabilir.

Arap Bahari olarak adlandirilan surecte Orta Dogu'da ortaya cikmaya baslayan genel istikrarsizlik Turkiye'nin NATO'ya iliskin bakis acisini olumlu yonde etkileyebilir. Turkiye'nin guney komsulariyla olan iliskilerinin istikrarsizlik surecine girmesi ve bu baglamda gerek Suriye'deki Esad rejiminin gerekse de Tahran'daki molla rejiminin Turkiye'nin guvenligine tehdit olusturabilme ihtimalinin artmasi Turkiye'yi NATO'ya daha fazla yaklastirabilir. Fuze savunma sisteminin radar unsurlarinin Turkiye'nin topraklarina yerlestirilmesine izin verilmesi, iran'in nukleer silahlanma politikasini hizlandirmasi ve Arap Bahari suresince Turkiye-iran iliskilerinin gergin bir seyir izlemesinden kaynaklaniyor olabilir. Gelecege donuk yapilacak bir kestirimde Turkiye'nin NATO uyeliginin bundan boyle daha fazla Turkiye-ABD ikili iliskileri baglaminda degerli gorulecegini iddia etmek de abartili olmayacaktir.

Kaynakca

Akturk, Sener. "NATO Neden Genisledi? Uluslararasi Iliskiler Kuramlari Isiginda NATO'nun Genislemesi ve ABD-Rusya Ic Siyaseti" Uluslararasi Iliskiler, Cilt 9, No. 34, Yaz 2012.

Aybet, Gulnur. The Dynamics of European Security Cooperation: 1945-1991, Londra, Macmillan Press, 1997.

Blank, Stephen. "Beyond the Reset Policy: Current Dilammas of U.S.-Russian Relations", Comparative Strategy, Cilt 29, No.4, 2010, s. 333-367.

Brimmer, Esther. Seeing Blue: American Visions of the European Union, European Union Institute for Security Studies, Chaillot Paper, Eylul 2007, No.105.

Bunde, Tobias ve Timo Noetzel. "Unavoidable Tensions: The Liberal Path to Global NATO", Contemporary Security Policy, Cilt 31, No.2, Agustos 2010, s. 295-318.

Cottey, Andrew. "NATO: Globalization or Redundancy", Contemporary Security Policy, Cilt 25, No.3, Aralik 2004, s. 391- 408.

Flockhart, Trine. After the Strategic Concept: Towards a NATO version 3.0, DIIS (Danish Institute for International Studies), 2011, No.06.

Gheciu, Alexandra. "Security Instituions as Agents of Socialization? NATO and the 'New Europe'", International Organization, Cilt 59, No.4, 2005, s.973-1012.

Glenn, John K. ve Oliver Mains. Engaging Europe on Afghanistan, German Marshall Fund, Policy Brief, 27 Ocak 2009, http://www.gmfus.org/ wp-content/files_mf//galleries/ct_publication_attachments/ ForeignPolicy_GlennMains_EngagingEurope.pdf (Erisim Tarihi 15 Kasim 2011).

Haas, Richard N. "The Age of Nonpolarity", Foreign Affairs, Mayis/Haziran 2008.

Hale, William. Turkish Foreign Policy 1774-2000, London, Frank Cass, 2000.

Hallams, Ellen. "The Transatlantic Alliance Renewed: The United States and NATO since 9/11", Journal of Transatlantic Studies, Cilt 7, No.1, 2009, s. 38-60.

Hill, Fiona ve Omer Taspinar. "Turkey and Russia: Axis of the Excluded?", Survival, Cilt 48, No.1, 2006, s. 81-92.

Hlatky, Stefanie von. "What, if anything, will France's Reintegration Imply for the Alliance Debate on Nuclear Weapons", European Security, Cilt 19, No.1, Mart 2010, s.79-96.

Kagan, Robert. "Power and Weakness Why the United States and Europe See the World Differently", Policy Review, No.113, 2002, http://www.hoover.org/publications/policyreview/3460246.html (Erisim Tarihi 20 Kasim 2011).

Karaosmanoglu, Ali L. "NATO Enlargement and the South A Turkish Perspective", Security Dialogue, Cilt 30, No.2, 1999, s. 213-224.

Kayaoglu, Barin. "Cold War in the Aegean Strategic Impertatives, Democratic Rhetoric: The United States and Turkey: 1945-52", Cold War History, Cilt 9, No.3, Agustos 2009, s. 321-345. Kiniklioglu, Suat. "The Anatomy of Turkish-Russian Relations", http://www.brookings.edu/comm/events/20060523sabanci_3a.pdf (Erisim Tarihi 22 Kasim 2011).

Kibaroglu, Mustafa. "Turkey and Shared Responsibilities", Scott D. Sagan (Der.), Shared Responsibilities for Nuclear Disarmament A Global Debate, American Academy of Arts and Sciences Press, 2010.

Kibaroglu, Mustafa. "The Missile Shield and Turkey's Position in the Debate", Today's Zaman, 1 Kasim 2010, http://www.todayszaman.com/news-225964-the-missileshield-and-turkeys -position-in-the-debate-by-mustafa-kibaroglu*.html (Erisim Tarihi 11 Kasim 2011).

Kosebalaban, Hasan. "The Permanent "Other"? Turkey and the Question of European Identity", Mediterranean Quarterly, Cilt 18, No.4, 2007, s.87-111.

Layne, Chrisopher. "It's Over, Over there: The Coming Crack-up in Transatlantic Relations", International Politics, Cilt 45, No.3, 2008, s.325-347.

Leffer, Melvyn P. "Strategy, Diplomacy and the Cold War: The United States, Turkey and NATO, 1945-1952", The Journal of American History, Cilt 71, No.4, 1985, s.807-825.

Locatelli, Andrea Andrea ve Michele Testoni. "Intra-alliance Competition and Alliance Durability: The Case for Promoting a Division of Labor among NATO Allies", European Security, Cilt 18, No.3, 2009, s.345-362.

Marrone, Alessandro. "The Equilibrium of the 2010 NATO Strategic Concept", The International Spectator, Cilt 46, No.3, Eylul 2010, s. 93-111.

Medina-Abellan, Miguel. Turkey, The European Security Defense Policy and Accession Negotiations, Strengthening and Integrating Academic Networks, 24 Nisan 2009, Working Paper 1 http:// sinan.ces.metu.edu.tr/dosya/miguelwp1.pdf (Erisim Tarihi 21 Ekim 2011).

Meral, Ziya ve Jonathan Paris. "Decoding Turkish Foreign Policy Hyperactivity", Washington Quarterly, Cilt 33, No.4, Ekim 2010, s.75-86.

Murinson, Alexandar. "The Strategic Depth Doctrine of Turkish Foreign Policy", Middle Eastern Studies, Cilt 42, No.6, Kasim 2006, s.945-964.

Oguzlu, Tarik ve Mustafa Kibaroglu. "Incompatibilities in Turkish and European Security Cultures Diminish Turkey's Prospects of EU Membership", Middle Eastern Studies, Cilt 44, No.6, Kasim 2008, s.945-962.

Ozdamar, Ozgur. "Security and Military Balance in the Black Sea Region", Southeast European and Black Sea Studies, Cilt 10, No.3, Eylul 2010, s.341-359.

Rachwald, Arthur R. "A 'Reset' of NATO-Russia Relations: Real or Imaginary?", European Security, Cilt 20, No.1, Mart 2011, s.117-126.

"Rasmussen Declares NATO Candidacy, but Erdogan Opposed", Today's Zaman, 4 Nisan 2009 http://www.todayszaman.com/tz- web/detaylar.do?load=detay&link=171414 (Erisim Tarihi 14 Kasim 2011).

Ringsmose, Jens. "NATO Burden-Sharing Redux: Continuity and Change after the Cold War", Contemporary Security Policy, Cilt 31, No.2, Agustos 2010, s.319-338.

Schimmelfennig, Frank. The EU, NATO and Integration of Europe: Rules and Rhetoric, New York, Cambridge University Press, 2003.

Sjursen, Helene. "On the Identity of NATO", International Affairs, Cilt 80, No.4, 2004, s.687-703.

Sozen, Ahmet. "Paradigm Shift in Turkish Foreign Policy: Transition and Challenges", Turkish Studies, Cilt 11, No.1, Mart 2010, s.103-123.

Sen, Mustafa. "Transformation of Turkish Islamism and the Rise of the Justice and Development Party", Turkish Studies, Cilt 11, No.1, Mart 2010, s.59-84.

Tesfa-Yohannes, Athina W. Turkey's Interaction with other actors in the Balkans, 17 Mayis 2011, http://www.bilgesam.org/en/index.php?option=com_content&view=article &id=356:thescramble-for-the-regional-brass-ring-turkeys-interaction -with-other-actors-in-the-balkans&catid=95:analizler-balkanlar&Itemid=140 (Erisim Tarihi 24 Ekim 2011).

"The Davutoglu Effect All Change for Foreign Policy", The Economist, 21 Ekim 2010, http://www.economist.com/node/17276420 (Erisim Tarihi 15 Kasim 2011).

Toktas, Sule ve Umit Kurt. "The Turkish Military's Autonomy, JDP Rule and the EU Reform Process in the 2000s: An Assessment of the Turkish Version of the Democratic Control of Armed Forces (DECAF)", Turkish Studies, Cilt 11, No 3, Eylul 2010, s.387-403.

Turkmen, Fusun. "Anti-Americanism as a Default Ideology of Opposition: Turkey as a Case Study", Turkish Studies, Cilt 11, No.3, Eylul 2010, s.329-345.

Ulgen, Sinan. The Evolving EU, NATO, and Turkey Relationship: Implications for Transatlantic Security, Atlantic Council, http://www.acus.org/publication/us-turkey-relationsrequire -new-focus/ulgen (Erisim Tarihi 24 Kasim 2011).

Vamvakas, Petros. "NATO and Turkey in Afghanistan and Central Asia: Possibilities and Blind Spots", Turkish Studies, Cilt 10, No.1, Mart 2009, s.57-74.

"What is Turkey's position on Libya", 12 Nisan 2011, http://www.worldbulletin.net/?aType=haber &ArticleID=72425 (Erisim Tarihi 21 Kasim 2011).

Yanik, Lerna K. "The Metamorphosis of Metaphors of vision: 'Bridging' Turkey's Location, Role and Identity after the end of the Cold War", Geopolitics, Cilt 14, No.3, 2009, s.531-549.

Yost, David S."NATO's Evolving Purposes and the next Strategic Concept", International Affairs, Cilt 86, No.2, 2010, s.489-522.

(1) Bu acmaz literaturde "abandonment versus entrapment dilemma" olarak adlandirilmaktadir. Bu acmaz daha cok Soguk Savas sirasinda Avrupali muttefiklerce ABD ile iliskileri baglaminda hissedilmistir. Avrupali muttefikleri kaygilandiran, ABD'nin politikalarini tam olarak desteklememeleri durumunda ABD'nin kendilerini terk etmesi, ABD'nin politikalarini tam olarak desteklemeleri durumunda da arzu etmedikleri durumlarla karsilasma riskidir. NATO'nun Sovyetler Birligi'ne yonelik askeri stratejisinin belirlenmesi tartismalarinda bu acmaz Avrupali muttefikleri oldukca kaygilandirmistir. Gulnur Aybet, The Dynamics of European Security Cooperation: 1945-1991, Londra, Macmillan Press, 1997.

(2) Helene Sjursen, "On the Identity of NATO", International Affairs, Cilt 80. No 4, 2004, s. 687703; Andrew Cottey, "NATO: Globalization or Redundancy", Contemporary Security Policy, Cilt 25, No.3, Aralik 2004, s.391-408.

(3) Ahmet Sozen, "Paradigm Shift in Turkish Foreign Policy: Transition and Challenges", Turkish Studies, Cilt 11, No.1, Mart 2010, s.103-123.

(4) William Hale, Turkish Foreign Policy 1774-2000, London, Frank Cass, 2000, s.121-180.

(5) Fusun Turkmen, "Anti-Americanism as a Default Ideology of Opposition: Turkey as a Case Study", Turkish Studies, Cilt 11, No.3, Eylul 2010, s. 329-345, 335.

(6) "Topyekun karsilik stratej'isi", 1950'li yillarda NATO'nun kabul ettigi stratejik kavramdir. Buna gore NATO, Sovyetler Birligi'nden kaynaklanabilecek tehditlere karsi, niteligi ne olursa olsun, elindeki en siddetli silahlarla karsilik verecektir. Nukleer saldiri olmasa bile nukleer silahlarla karsilik verilmesi soz konusu olabilecektir. "Esnek karsilik stratejisi", NATO'nun 1960'li yillarin sonunda kabul ettigi stratejik kavramdir. Sovyetlerden kaynaklanabilecek tehditlere tehdidin karakteriyle dogru orantili bir karsilik verilmesi anlamina gelmektedir.

(7) Melvyn P. Leffer, "Strategy, Diplomacy and the Cold War: The United States, Turkey and NATO, 1945-1952", The Journal of American History, Cilt 71, No.4, 1985, s.807-825.

(8) Barin Kayaoglu, "Cold War in the Aegean Strategic Impertatives, Democratic Rhetoric: The United States and Turkey: 1945-52", Cold War History, Cilt 9, No.3, Agustos 2009, s.321-345.

(9) Aybet, The Dynamics of European Security Coooperation, s.40-92.

(10) Ali L. Karaosmanoglu, "NATO Enlargement and the South A Turkish Perspective", Security Dialogue, Cilt 30, No.2, 1999, s.213-224.

(11) Petros Vamvakas, "NATO and Turkey in Afghanistan and Central Asia: Possibilities and Blind Spots", Turkish Studies, Cilt 10, No.1, Mart 2009, s.57-74.

(12) Esther Brimmer, Seeing Blue: American Visions of the European Union, European Union Institute for Security Studies, Chaillot Paper, Eylul 2007, No.105.

(13) Alexandra Gheciu, "Security Instituions as Agents of Socialization? NATO and the 'New Europe'", International Organization, Cilt 59, No.4, 2005, s.973-1012; Frank Schimmelfennig, The EU, NATO and Integration of Europe: Rules and Rhetoric, New York, Cambridge University Press, 2003.

(14) David. S. Yost, "NATO's Evolving Purposes and the Next Strategic Concept", International Affairs, Cilt 86, No.2, 2010, s.489-522.

(15) Tobias Bunde ve Timo Noetzel, "Unavoidable Tensions: The Liberal Path to Global NATO", Contemporary Security Policy, Cilt 31, No.2, Agustos 2010, s.295-318.

(16) Suat Kiniklioglu, "The Anatomy of Turkish-Russian Relations", http://www.brookings.edu/comm/ events/20060523sabanci_3a.pdf (Erisim Tarihi 22 Kasim 2011).

(17) Bu durumun en ideal ornekleri arasinda Turkiye'nin ABD'nin Orta Dogu politikalari baglaminda gundeme gelmeye baslamasi, Turkiye'den 1990'li yillarda "stratejik ortak" olarak bahsedilmesi, Turkiye'nin komsusu ulkelere "model ulke" olarak gosterilmesi ve Obama'yla birlikte Turk-Amerikan iliskilerinin "model ortaklik" seklinde tanimlanmasidir.

(18) Tarik Oguzlu ve Mustafa Kibaroglu, "Incompatibilities in Turkish and European Security Cultures Diminish Turkey's Prospects of EU Membership", Middle Eastern Studies, Cilt 44, No.6, Kasim 2008, s.945-962.

(19) Turklerin yuzde 87'si PKK'nin aldigi dis destek sayesinde ayakta kalabildigini dusunmektedir. Milliyet, 24 Mart 2007.

(20) Stefanie von Hlatky, "What, if anything, will France's Reintegration Imply for the Alliance Debate on Nuclear Weapons", European Security, Cilt 19, No.1, Mart 2010, s.79-96.

(21) Mustafa Kibaroglu, "Turkey and Shared Responsibilties", Scott D. Sagan (Der.), Shared Responsibilities for Nucleer Disarmament A Global Debate, American Academy of Arts and Sciences Press, 2010, s.24-27.

(22) Richard N. Haas, "The Age of Nonpolarity", Foreign Affairs, Mayis/Haziran 2008.

(23) Trine Flockhart, After the Strategic Concept Towards a NATO version 3.0, DIIS (Danish Institute for International Studies), 2011, No.06.

(24) Jens Ringsmose, "NATO Burden-Sharing Redux: Continuity and Change after the Cold War", Contemporary Security Policy, Cilt 31, No.2, Agustos 2010, s.319-338.

(25) Robert Kagan, "Power and Weakness Why the United States and Europe See the World Differently", Policy Review, No.113, 2002, http://www.hoover.org/publications/ policyreview/3460246.html (Erisim Tarihi 20 Kasim 2011).

(26) Stephen Blank, "Beyond the Reset Policy: Current Dilammas of U.S.-Russian Relations", Comparative Strategy, Cilt 29, No.4, 2010, s.333-367.

(27) Andrea Andrea Locatelli ve Michele Testoni, "Intra-alliance Competition and Alliance Durability: The Case for Promoting a Division of Labor among NATO Allies", European Security, Cilt 18, No.3, 2009, s.345-362.

(28) John K. Glenn ve Oliver Mains, Engaging Europe on Afghanistan, German Marshall Fund, Policy Brief, 27 Ocak 2009, http://www.gmfus.org/wpcontent/files_mf//galleries/ ct_publication_attachments/ForeignPolicy_GlennMains_EngagingEurope.p df (Erisim Tarihi 15 Kasim 2011).

(29) Ellen Hallams, "The Transatlantic Alliance Renewed: The United States and NATO since 9/11", Journal of Transatlantic Studies, Cilt 7, No.1, 2009, s.38-60.

(30) ABD dis politikasinda tek taraflilik vurgusu George W. Bush'un baskanlik doneminde zirve noktasina ulasmissa da, Obama'nin baskan secilmesinden sonra ABD'nin cok tarafli mekanizmalari tekrar onemsemeye basladigi gorulmektedir. Obama hem Avrupa hem de dunyanin geri kalan bolgelerindeki olumsuz ABD algisini iyilestirmek adina Bush'un politikalarindan vazgecmeye calismaktadir. Bu minvalde ABD, artik AB'nin savunma alanindaki uyum cabalarina eskisi kadar muhalefet etmedigi gibi, tam tersine desteklemektedir.

(31) "The Davutoglu Effect All Change for Foreign Policy", The Economist, 21 Ekim 2010, http:// www.economist.com/node/17276420 (Erisim Tarihi 15 Kasim 2011).

(32) Burada "tuzaga dusme"den kastedilen, Turkiye'nin NATO'nun bazi politikalarindan dolayi komsulariyla olan iliskilerinin bozulmasi, Muslumanlarin cogunlukta oldugu ulkelerdeki Turkiye imajinin asinmasi ve Turk askerinin dogrudan Turkiye'nin ulusal guvenlik cikarlarini ilgilendirmeyen bolgelere gonderilmesidir.

(33) Alexandar Murinson, "The Strategic Depth Doctrine of Turkish Foreign Policy", Middle Eastern Studies, Cilt 42, No.6, Kasim 2006, s.945-964.

(34) Turkiye'nin Orta Dogu'da duzen kurucu rol oynayabilmesi her seyden ote Turkiye'nin cok boyutlu ve cok tarafli bir ulusal kimlik insa etmesiyle mumkun olabilir. Ulusal cikarlarini ve politikalarini Bati'nin perspektifinden ve NATO uyesi bir ulke olarak tanimlamaya devam etmesi durumunda Turkiye'nin bolge ulkelerinin gozundeki mesruiyeti azalacaktir. Bunun bir sebebi bolge ulkelerinde Batili ulkelere ve kurumlara karsi soz konusu olan yuksek muhalefetiyken diger sebebi Turkiye'nin bolgede yeni bir duzenden kastettigi seyin ikinci Dunya Savasi'ndan bu yana bolgede soz konusu olan dinamiklerin bolge ulkeleri lehine degistirilmesidir. Ote yandan, duzen kuruculuk iddiasi henuz soylemin otesine gecememistir. Disisleri Bakani Davutoglu'nun buyukelciler konferans dizileri vesilesiyle yapmis oldugu konusmalar bu niyetin varligini gostermektedir. Ancak Arap Bahari sirasinda ortaya cikan gelismeler Turkiye'nin boyle bir rol oynamasini daha da zorlastirmistir.

(35) Hasan Kosebalaban, "The Permanent 'Other'? Turkey and the Question of European Identity", Mediterranean Quarterly, Cilt 18, No.4, 2007, s. 87-111.

(36) Lerna K. Yanik, "The Metamorphosis of Metaphors of Vision: 'Bridging' Turkey's Location, Role and Identity after the end of the Cold War", Geopolitics, Cilt 14, No.3, 2009, s.531-549.

(37) Sozen, "Paradigm Shift in Turkish Foreign Policy".

(38) Mustafa Sen, "Transformation of Turkish Islamism and the Rise of the Justice and Development Party", Turkish Studies, Cilt 11, No.1, Mart 2010, s. 59-84.

(39) Ziya Meral ve Jonathan Paris, "Decoding Turkish Foreign Policy Hyperactivity", Washington Quarterly, Cilt 33, No.4, Ekim 2010, s.75-86.

(40) Sule Toktas ve Umit Kurt, "The Turkish Military's Autonomy, JDP Rule and the EU Reform Process in the 2000s: An Assersment of the Turkish Version of the Democratic Control of Armed Forces (DECAF)", Turkish Studies, Cilt 11, No.3, Eylul 2010, s.387-403.

(41) Fiona Hill ve Omer Taspinar, "Turkey and Russia: Axis of the Excluded?", Survival, Cilt 48, No.1, 2006, s.81-92.

(42) Arthur R. Rachwald, "A 'Reset' of NATO-Russia Relations: Real or Imaginary?", European Security, Cilt 20, No.1, Mart 2011, s. 117-126, 119. Ayrica bu sayida yer alan Sener Akturk'un "NATO Neden Genisledi? Uluslararasi iliskiler Kuramlari Isiginda NATO'nun Genislemesi ve ABD-Rusya ic Siyaseti" baslikli makalesine bakilabilir.

(43) Ozgur Ozdamar, "Security and Military Balance in the Black Sea Region", Southeast European and Black Sea Studies, Cilt 10, No.3, Eylul 2010, s.344.

(44) Ibid., s.345.

(45) Athina W. Tesfa-Yohannes, Turkey's Interaction with other Actors in the Balkans, 17 Mayis 2011, http://www.bilgesam.org/en/index.php?option=com_content&view=a rticle &id=356:the-scramble-for-the- regional-brassring-turkeys-interaction -with-other-actors-in-the- balkans&catid=95:analizlerbalkanlar&Itemid=140 (Erisim Tarihi 24 Ekim 2011).

(46) Vamvakas, "NATO and Turkey in Afghanistan and Central Asia", s. 57-74.

(47) "What is Turkey's Position on Libya", 12 Nisan 2011, http://www.worldbulletin.net/?aType=h aber&ArticleID=72425 (Erisim Tarihi 21 Kasim 2011).

(48) PKK ile mucadelesinde Turkiye dis aktorlerin mudahalelerine daha acik hale gelebilir.

(49) Miguel Medina-Abellan, Turkey, The European Security Defense Policy and Accession Negotiations, Strengthening and Integrating Academic Networks, 24 Nisan 2009, Working paper 1 http:// sinan.ces.metu.edu.tr/dosya/miguelwp1.pdf (Erisim Tarihi 21 Ekim 2011).

(50) Chrisopher Layne, "It's Over, Over there: The Coming Crack-up in Transatlantic Relations", International Politics, Cilt 45, No.3, 2008, s.337.

(51) Sinan Ulgen, The Evolving EU, NATO, and Turkey Relationship: Implications for Transatlantic Security, Atlantic Council, http://www.acus.org/publication/us-turkey-relations -require-new-focus/ulgen (Erisim Tarihi 24 Kasim 2011).

(52) "Rasmussen Declares NATO Candidacy, but Erdogan Opposed", Today's Zaman, 4 Nisan 2009 http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&link=171414 (Erisim Tarihi 14 Kasim 2011).

(53) Fuze savuma sistemi 1980'li yillarda ABD Baskani Reagan'in ortaya attigi "yildiz savaslari" projesine kadar uzanmaktadir. Buradaki amac gelistirilecek savunma sistemleri vasitasiyla Amerika'nin topraklarini Sovyetler Birligi'nin elindeki kitalararasi balistik fuzelere karsi koruma altina almaktir. Bu sayede Sovyetlerin elinde bulunan nukleer silahlarin etkisizlestirilmesi ongorulmustur. Yildiz Savaslari projesine ve daha sonra gundeme gelen fuze savunma projesine Bati Avrupali muttefikler ihtiyatla yaklasmislardir cunku bu sayede ABD'nin kendisini garanti altina aldiktan sonra Avrupa'nin guvenligine eskisi kadar onem vermeyecegine inanmislardir. Avrupa'nin olasi bir nukleer savasin yasanacagi yer olabilme ihtimali Avrupali muttefikleri endiselendirmistir.

(54) Mustafa Kibaroglu, "The Missile Shield and Turkey's position in the debate", Today's Zaman, 1 Kasim 2010, http://www.todayszaman.com/news-225964-the-missileshield-and -turkeys-position-in-the- debate-by-mustafa-kibaroglu*.html (Erisim Tarihi 11 Kasim 2011).

(55) NATO'nun Lizbon'da Kasim 2010'da kabul edilen stratejik kavram belgesine su adresten ulasilabilir: http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_68580.htm (Erisim Tarihi 23 Kasim 2011).

(56) Alessandro Marrone, "The Equilibrium of the 2010 NATO Strategic Copncept", The International Spectator, Cilt 46, No.3, Eylul 2010, s. 93-11.

Doc. Dr., Uluslararasi Antalya Universitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararasi Iliskiler Bolumu

Tarik OGUZLU, Doc. Dr., Siyaset Bilimive Uluslararasi iliskiler Bolumu, IIBF, Uluslararasi Antalya Universitesi, Antalya. E-posta: tarik.oguzlu@antalya.edu.tr
COPYRIGHT 2012 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2012 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:North Atlantic Treaty Organization
Author:Oguzlu, Tarik
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Jun 22, 2012
Words:9981
Previous Article:Explaining NATO enlargement: international relations theories and the dynamics of domestics politics in Russia and the United States/NATO neden...
Next Article:Transformation of NATO and Increasing role of public diplomacy/ NATO'nun donusumu ve kamu diplomasisi'nin artan rolu.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters