Printer Friendly

Turkey Facing East: Islam, Modernity and Foreign Policy/Ayla Gol, Turkey Facing East: Islam, Modernity and Foreign Policy.

Ayla GOL

Manchester ve New York, Manchester University Press, 2013.

ISBN 978-0-7190-9075-2

Lerna K. YANIK

Doc. Dr., Siyaset Bilimi ve Kamu Yonetimi Bolumu, IISBF, Kadir Has Universitesi, Istanbul.

E-posta: lerna.yanik@khas. edu.tr

Ayla Gol'un Turkey Facing East: Islam, Modernity and Foreign Policy kitabinin cikis noktasini Turk dis politikasi tarihini Turkiye'nin Bati ile olan iliskilerine endekslemis yazina karsi olan elestirisi olusturmaktadir. Yazar, bu hakli elestirisinde, Turk dis politikasi anlatilarinin ozellikle Kurtulus Savasi yillarina iliskin degerlendirmelerinde, genelde yeni kurulmakta olan Turkiye'nin sadece "Bati" ile olan iliskilerini mercek altina almasinin modern Turkiye'nin kurulusunda "Dogu" yani Bolsevik rejimi ve Ermenistan ile iliskiler konusunda neredeyse sessiz kalmasinin cok sorunlu oldugunu soylemektedir. Boyle bir yok sayma temelde uc etmeni gormemekten gelmek anlamina gelmektedir ve Gol kitabinda bu uc temel etmenin ne kadar onemli oldugunu gostermeye calismaktadir. Oncellikle, Gol'e gore, "Bati Odakli" diyebilecegimiz bu dis politika anlatisi aslinda Turkiye'nin "Islami bir Imparatorluk'tan modern bir devlete" donusumunde "Dogu"nun yani Bolsevik rejimin ve de Ermenistan'la olan iliskilerin oynadigi onemli rolu gozden kacirmaktadir. Yani, yine Gol'e gore Turk Dis politikasi yazininda, ozellikle de modern Turkiye'nin kurulus yillarinda, devamli olarak tekrarlanan "Bati'ya yonelim" kadar "Dogu'ya yonelim" de onemlidir. Cunku Ankara hukumetinin egemenliginin taninmasi ve dolayisiyla da Osmanli Imparatorlugu'ndan modern Turkiye'nin dogusunu saglayan olay aslinda Turkiye'nin dogu sinirinin belirlenerek guvence altina alinmasi ve bunun Bolsevik rejim tarafindan tasdik edilmesidir. Bir baska deyisle Kurtulus Savasi'ni yonetenlerin "Dogu'ya yonelimidir" (s.x). Gol, ikinci olarak "Bati-odakli" bir Turk dis politikasi anlatisinin "Turkler, Ermeniler ve Kurtler arasinda bugun hala devam etmekte olan ve Turkiye siyasetine golgesi dusmekte olan etnik-milliyetci gerginligin nedenlerini" gormezden geldigini soylemektedir (s.x). Gol kitabin ucuncu hedefinin ise "yerel etmenler ve dis iliskiler arasindaki etkilesimin Islami bir baglamda Avrupa modernitesine bagli olarak modern bir devletin kurulusundaki onemine vurgu yapmak" oldugunu belirtmekte. Son olarak, Gol, ulus-devlet olusumu baglaminda Turk modernlesmesini Arap Bahari'yla ilintilendirmekte ve Turkiye'nin kendine ozgu bir modernlesme ornegi olarak Arap Bahari baglaminda cikarimlar yapmanin dogru olmayacagini ileri surmektedir.

Kitap giris ve sonuc bolumleri de dahil olmak uzere sekiz bolumden olusmaktadir. Ilk bolumde yazar gecis donemindeki devletlerin dis politikalarinin kuramsal alt yapisini incelemektedir. Gol'e gore bu tur devletlerin izledikleri dis politikanin bes ozelligi bulunmaktadir: tarihsel olarak hem sureklilik hem degisiklikten bahsetmek mumkundur; tarihsel yapi ve insan faktoru arasinda bir karsilikli etkilesim soz konusudur; karizmatik liderler onemlidir; ic ile dis politika arasindaki sinirlar kalkmistir ve milli kimligin insasindan soz etmek mumkundur. Yazar, tum bunlar goz onunde bulunduruldugunda, dis politikanin devletlerin kimliginin taninmasinin onemli bir fonksiyonu oldugunu soylemekte ve gecis donemindeki devletlerin dis politikalarinin incelenmesinde disiplinlerarasi bir cercevenin gelistirilmesinin oneminin altini cizmektedir. Gecis donemindeki dis politikanin genel ozelliklerinin tartisildigi bu ilk bolumden sonra, kitabin ikinci bolumunde Gol, imparatorluktan ulus devlete gecmekte olan Turkiye ornegi ekseninde modernitenin bu disiplinlerarasi yontemin ayaklarindan biri olarak secilmesini dis politika analizi ve tarihsel sosyolojiyi birlestirerek yapmaktadir. Tarihsel olarak Osmanli Imparatorlugu'nun siyasal ve ekonomik olarak entegrasyonu konusunun ele alindigi bu bolumde Gol, Osmanli Imparatorlugu'nun sadece cografi olarak degil, uluslararasi iliskiler anlaminda da Avrupa'nin "otekisi" oldugunu, bununda modernlesmeye calisan Imparatorluk'ta cok ciddi bir kimlik krizine yol actigini soylemektedir. Gol, bu bolumde kimlik krizinin aslinda Musluman bir Imparatorluk'tan laik ulus devlete donusumun, yani modern bir kimligin hem toplu hem de bireysel duzeyde olusumunun da temellerini attiginin altini cizmekte. Dis politika bu modern kimligin olusturulmasina uc ayri sekilde yardim etmektedir: var olan toplulugu digerlerinden ayristirmakta (differentiation), iceri ve disarinin sinirlarini cizmekte ve uluslararasi toplumdaki diger devletlerle olan etkilesimi bahsi gecen devletin kabulunu veya reddine neden olmaktadir. Kitabin ucuncu bolumunde, Gol, bu disiplinlerarasi cerceveye dis politika ve modernitenin yani sira milliyetcilik faktorunu de eklemektedir. Turk milliyetciliginin cikisini Osmanli Imparatorlugu'nun "erozyonuna" baglayan ve bunu Osmanli Devleti'nin Avrupa modernitesi ile olan etkilesimiyle iliskilendiren Gol, bu bolumde Turk milliyetciligi ile dis politika arasindaki iliskinin gecis donemindeki Turk seckinlerinin ulus devletin cikarlarini on plana cikartarak, sinirlar disinda kalan Turkleri oncelik olmaktan cikarttigini soylemektedir. Yani gecis donemi seckinlerinin milliyetciliginde ulus devlet odakli bir sinir belirleme amacinin gudulerek bunun da ilk olarak Turkiye'nin dogu sinirlarinda test edilmesi, Gol'e gore tesaduf degildir. Kisaca, yazar, dis politika hedeflerinde yapilan bu sinirlamayi esas olarak Osmanli Imparatorlugu'ndan Cumhuriyet'e kalan bir miras, bir sureklilik olarak degerlendirmektedir.

Kitabin kavramsal ve kuramsal cercevesini belirleyen ilk uc bolumden sonraki dort, bes, alti ve yedinci bolumlerde Ankara Hukumeti ile Bolsevik rejimi arasindaki yakinlasma, basta Ermenistan olmak uzere Kafkas Cumhuriyetleriyle Turkiye'nin dogu sinirlarinin cizilmesi ve bunun Bolsevik rejimi tarafindan onaylanmasinin yani sira Kurtulus Savasi sirasinda Ankara Hukumetine verilen Bolsevik desteginin sebepleri ele alinmaktadir. Gol'un ozellikle kitabin ikinci bolumunde bahsettigi dis politika araciligiyla ortaya cikan ayrisma konusu bu bolumlerde, sinirlarin belirlenmesi/cizilmesi ile taninma evreleri baglaminda ve Ankara Hukumeti-Ermenistan ile Bolsevik rejimi arasindaki iliskilerin seyri isiginda mercek altina almaktadir. Dorduncu bolum tarihsel yapilarin karar vericilerin kararlari uzerinde yarattigi etkilere ayrilmistir. Ornek vermek gerekirse; Gol'e gore Istanbul'un Itilaf Gucleri tarafindan isgali alternatif egemenlik arayisini hizlandirmis ve bir yandan Ankara'da Meclis acilirken ayni zamanda Mustafa Kemal Bolsevik hukumetiyle olan iliskilerine ivme kazandirmistir. Yine ayni sekilde Yunanlilarin Anadolu'yu Ingilizlerin bir uzantisi olarak isgal etmesi, Bolsevik hukumetinin sempatiyle yaklastigi bir durum degildir. Dolayisiyla bu isgal ve Ingiliz karsitligi, Bolsevikleri ve An kara Hukumeti'ni dogal birer muttefik yapmaktadir. Gumru Anlasmasi sadece Ermenistan'a karsi kazanilmis bir askeri zafer degildir. Ayni zamanda Ankara Hukumeti'nin "oteki" tarafindan taninmasi ve Turkiye'nin dogu sinirinin cizilmesi anlamina gelmektedir. Fakat bundan daha da onemlisi Anlasma, Ankara hukumetinin otoritesini artirmis ve Dogu cephesinin kapanmasi ile birlikte dikkatini Bati cephesine cevirmesine ve oraya odaklanmasini saglamistir. Burada Gol'un resmi tarih anlatiminin Kurtulus Savasi'nin genelde emperyalist guclere karsi verildigi anlatisina karsit ilginc bir tespiti soz konusudur: Savas aslinda oncellikle iki "icerdeki otekiye" (inside others) yani Ermeniler ve Yunanlilara karsi verilmistir. Ve sonuc itibariyle Ankara hukumetinin Ermenistan nezdinde Ermenilere karsi kazandigi zafer modern Turkiye'nin kurulusunda onemli bir asamadir. Ozetle Ankara hukumetinin Ermeni "meselesini cozmesi" Ankara'ya hem iceride hem de disarida bir otorite kazandirmistir. Kitabin yedinci bolumu ise Ankara hukumetinin "disarida" taninmasinin asamalarini anlatmaktadir. Oyle ki cok uzun sure Mustafa Kemal'in yani sira Enver Pasa ile de irtibatta kalan Bolsevik rejimi Gumru Anlasmasinin imzalanmasindan sonra (yani Ermenistan'a karsi kazanilan zaferden sonra) Ankara Hukumetini daha ciddiye almaya baslamistir. Bolsevik rejimi Aralik 1920'de imzalanan Gumru Antlasmasindan hemen sonra, Ocak 1921'de Ankara hukumetine muzakerelere hazir oldugunu belirtmis ve Mart 1921'de Ankara hukumetiyle dostluk anlasmasi imzalanmistir. Bu antlasma, Gol'e gore Turkiye'nin sadece modern bir devlet olma halinin uluslararasi sistemde ilk olarak taninmasi degil Osmanli'nin "eski devlet yapisi ve dis politikasi" ile de baglarin koparilmasi anlamina gelmektedir. Ekim 1921'de Bolsevik rejiminin ele gecirdigi Ermenistan, Gurcistan ve Azerbaycan ile imzalanan Kars Antlasmasi da, Gol'e gore, Turkiye'nin bu taninmayi pekistirmesi anlamina gelmekteydi. Turkiye'nin Bati, yani uluslararasi toplum tarafindan kabulu ise 1922'de Rapallo Antlasmasinin imzalanmasi ile olacaktir. Yine Gol'e gore 1923'te imzalanan Lozan Antlasmasi Turkiye'nin uluslararasi sistemdeki kimlik krizini cozerken, bu kriz toplumsal seviyede devam edecektir. Gol kitabinin sonuc bolumunde ise kuramsal bulgularini tekrar ozetlemektedir.

Turkey Facing East: Islam, Modernity and Foreign Policy baslikli calisma Turk Dis Politikasi yazinina birkac acidan onemli katkilar saglamaktadir. Oncellikle giriste de belirtildigi gibi kitabin yazari, 1918-1921 arasi Ankara hukumeti ve Bolsevik rejim arasindaki iliskileri mercek altina alirken hakli bir elestiriden yola cikmakta ve Turk dis politikasindaki "Bati odakli" yazinin aksine, Turk dis politikasinin "Dogu" odaginin Turkiye'nin kurulusu ve uluslararasi sistemde taninmasi acisindan oneminin altini cizmektedir. Ikinci olarak yazar gittikce "simdicilik" probleminden muzdarip olan yani dis politikada son zamanlara egilen ve genelde ampirik ve oldukca da betimsel olan bir yazina hem tarihsel hem kavramsal hem de kuramsal bir boyut katmaktadir. Ucuncu olarak yazarin Turkiye'nin guncel bazi sorunlarini yani "icerdeki disardakileri" yani Kurt ve Ermeni "meselelerinin" kokunun bu yillarda Turkiye'nin dis politikasinin bir sonucu oldugunu soylemesi, her ne kadar daha fazla irdelenmesi gerekse de cok onemli bir tespittir. Ayrica yazarin (agirlikli olarak) Britanya ve biraz da BasbakanlikOsmanli arsivlerini kullanmasi takdire sayan bir baska noktadir. Tum bunlar Turkey Facing East: Islam, Modernity and Foreign Policy kitabini sadece Turk dis politikasi yazininda degil ayni zamanda genel anlamda dis politika analizi yazini acisindan da onemli bir eser olarak one cikartmaktadir.

Kitapta her ne kadar genis bir materyal bir araya getirilmis olsa da tam olarak irdelenmemis birkac noktadan bahsetmek de mumkundur. Yazar Ermenistan-Turkiye sinirinin belirlenmesi ve bu baglamda Bolsevik rejimi ile ilgili detaylari verip Gumru Antlasmasinin oneminin defalarca altina cizmis olsa da sayfa 164'de Ankara hukumetinin bir devlet olma durumunun ilk kez Bolsevik rejimi tarafindan Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlasmasi ile gerceklestigini soylemektedir. Aslinda antlasma olarak bakilmasi durumunda Ankara'yi ilk taniyan devlet unvanina sahip olan devletin Ermenistan oldugunu soylemek belki daha dogru olabilir. Her ne kadar Gumru Antlasmasi imzalandiktan hemen sonra Ermenistan'in yonetimi Bolseviklere gecse de sonuc olarak Ankara hukumetini ilk taniyan devlet olarak Ermenistan'i kabul etmek belki daha dogru olabilir. Mart 1921'deki Moskova Antlasmasiyla da Rusya'yi Ankara hukumetini taniyan ilk "buyuk" devlet olarak siniflandirmak daha dogru bir kategorilestirme gibi durmaktadir. Ikinci olarak Gol'un gecis donemindeki devletlerin en onemli ozelliginin karizmatik lider faktoru oldugunu altina cizmektedir. Fakat bu vurguyu yaparken bir yandan da kendisiyle celismektedir. Eger karizmatik lider Gol'un uc ayakli kavramsallastirmasinin onemli bir etmeniyse neden Gol'un de altini cizdigi gibi Bolsevik rejimi Enver Pasa'yi Mustafa Kemal'in olasi alternatifi olarak dusunmeye devam etmistir? Bu cevaplanmamis bir soru olarak ortada durmaktadir. Son olarak, yazarin Turkiye'nin uluslararasi sistemdeki kimlik krizinin Lozan Antlasmasi ile cozuldugu (s.178 ve s.193-194) iddiasi da yine bir erken tahlildir. 2015'den geriye donup bakildiginda Turkiye'nin uluslararasi sistemle olan etkilesimi aslinda tam da bu kimlik krizini yansitmaktadir. Turkiye, her ne kadar ozellikle Ikinci Dunya Savasi'nin sonunda ve Soguk Savas ortaminda "Batili" olmanin geregi olan NATO, Avrupa Konseyi, OECD gibi kurumlara uye olmussa da, ozellikle Turkiye'nin once Avrupa Ekonomik Toplulugu, daha sonra Avrupa Toplulugu ve daha sonrasinda da Avrupa Birligi ile olan iliskisi tam da bu kimlik krizinin tezahur ettigi bir zincirler halkasi olarak karsimiza cikmistir. Bu kriz kendini sadece Turkiye'nin Avrupa ile olan iliskilerinde belli etmemistir. Bunu Cumhuriyet'in kurulusun ilk yillarindan gunumuze "medeniyet" kelimesinin iliskilendirildigi anlamlar silsilesine baktigimizda da gormek mumkundur.

Ne var ki, yukarida bahsi gecen bu noktalar kesinlikle Turkey Facing East: Islam, Modernity and Foreign Policy kitabinin oneminden ve yazina olan katkisindan bir sey eksiltmemektedir. Kitap Turk dis politikasi uzerinden dis politika analizine katkida bulunan onemli bir eser olarak hem Turk dis politikasi hem de dis politika analizi uzmanlari icin onemli bir kaynak olarak gorulebilir.

* Lerna K. YANIK, Doc. Dr., Kadir Has Universitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yonetimi Bolumu
COPYRIGHT 2015 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2015 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Yanik, Lerna K.
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Book review
Date:Mar 22, 2015
Words:1678
Previous Article:NATO's evolution and Turkey's contribution to the transatlantic security/NATO'nun evrimi ve Turkiye'nin transatlantik guvenlige katkilari.
Next Article:Iktidarin cografyasi, kuresel ekonomi politika nasil yaratildi?
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters