Printer Friendly

Trizygotic triplets with autistic spectrum disorders: case report and literature review/Otistik spektrum bozuklugu olan ayri yumurta ucuzleri: olgu sunumu ve gozden gecirme.

Giris

Otizm, karsilikli sosyal etkilesim ve iletisim becerilerinde gecikme ve sapmalar, stereotipik davranislar, daralmis ilgi dagarcigi ve sinirli aktivitelerin goruldugu ciddi ve kalici bir gelisimsel bozuklukdur. Son zamanlarda yapilan toplum tabanli calismalarda otizm sikliginin %0,2, otizm, Asperger bozuklugu ve baska turlu adlandirilamayan yaygin gelisimsel bozuklugu (BTAYGB) kapsayan otizm spektrum bozukluklarinin (OSB) sikliginin ise %0,6 kadar oldugu belirtilmektedir (1). Etiyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte psikososyal etkenler, prenatal-postnatal etkenler, norobiyolojik faktorler ve genetik yatkinligin hastaligin ortaya cikmasinda etkili olabilecegi one surulmektedir (2,3).

Otizm, Kanner tarafindan ilk olarak tarif edildigi donemde, o yillarda hakim olan psikanalitik bakis acisinin etkisi ile yetersiz ebeveynlik becerileri, ebeveynlerin kisilikleri ve cocuga karsi uygunsuz tutumlari ile iliskilendirilmis ve hastaligin biyolojik temeli goz onune alinmamistir. Ancak otizm uzerine yapilan calismalar arttikca hastaligin biyolojik temeline yapilan vurgu artmistir (4). Anne karninda talidomide, basta valproik asit olmak uzere antikonvulsanlara maruziyetin, bazi viral enfeksiyonlarin ve cesitli dogum komplikasyonlarinin otizm gelisimi ile iliskili oldugu bildirilmistir (5). Ayrica, annenin prenatal donemde karsilastigi psikolojik stres etkenlerinin OSB gelisimi ile iliskili oldugu uzerinde durulmaktadir (6). Goruntuleme calismalarinda otizmli cocuklarin bir kisminda makrosefali, kortikal beyaz cevherde anormal artis, frontal lob, temporal lob, amigdala gibi limbik yapilarda anormal buyume ozellikleri gorulmustur (7). Bu yapilar otizmde bozulma gosteren sosyal iliski, iletisim ve motor becerilerde onemli rolleri olan bolgelerdir (1). Ayrica fonksiyonel MR calismalarinda otizmli bireylerde fusiform yuz bolgesinde hipoaktivasyon (8,9) ve ayna noronlarin aktivitesinde bozulma saptanmistir (10). Ancak bu bulgularin hicbiri OSB icin ozgul degildir (1).

Otizmin genetik kokenli hastaliklarla birlikte gorulebilmesi, monozigot ikizlerde gorulen yuksek konkordans ve hastaligin kardeslerde ortaya cikma riskinin fazlaligi hastaligin etiyolojisinde kalitimsal etkenlerin onemini ortaya koymaktadir. Ikiz calismalarinda, tek yumurta ikizlerindeki konkordans oranlari %60 ile %90 arasinda iken, cift yumurta ikizlerinde ise konkordansin %0-10 arasinda oldugu bildirilmistir (8). Kardesler arasinda ise %2-7 oranlarinda es hastalanma oldugu gosterilmistir (2). Genel olarak otizmde genetik faktorlerin hastaligin ortaya cikmasinin %90'indan fazlasindan sorumlu oldugu gorulmektedir (11). Bununla birlikte, yapilan bircok calismaya karsin az sayida genin otizmin ortaya cikmasinda etkili oldugu gosterilebilmistir (12). Gen-gen ve gen-cevre etkilesimlerinin hastaligin ortaya cikmasinda etkili oldugu uzerinde durulmaktadir. Fiziksel cevre ve psikolojik stres gibi ozgul bazi epigenetik faktorlerin gelisimin belirli donemlerinde genlerin ekspresyonunu degistirerek beynin norokimyasal yapisini degistirdigi ve OSB gelisimi surecine ciddi etkide bulundugu one surulmektedir (1).

Literaturde tek yumurta ucuzlerinde es zamanli OSB bulunmasi ile ilgili olgu sunumlari bulunmakla birlikte (13,14), ayri yumurta ucuzlerinde es zamanli OSB gorulmesi ile ilgili bir bildirim bulunmamaktadir. Bu makalede, ucu de OSB tanisi alan ayri yumurta ucuzu olgulari bildirilmis ve bu durumun olasi nedenleri tartisilmistir.

Olgular

Genel Bilgiler: Anne ve baba 36 yasinda, lise mezunu. Bebekler dogal ve planli bir gebelik sonucunda dunyaya gelmisler ve gebelik icin herhangi bir tedavi uygulanmamis. Ailenin baska cocugu bulunmuyor. Anne, gebelik doneminde ucuz cocuklari oldugunu ogrendikten sonra gebeligi boyunca kaygili oldugunu, bebeklerin birinin aldirilmasinin teklif edildigini ancak dini inanclarindan dolayi uygun gormedigini belirtti. Gebelik 32 hafta surmus ve hiperemezis gravidarum disinda saglikli bir gebelik gecirilmis. Bebekler dogum sonrasinda respiratuar distress sendromu nedeniyle bir ay kadar kuvozde tutulmus ve tedavi uygulanmis. Cocuklarin dogumundan sonra bekar olan ilkokul mezunu 26 yasindaki hala ve 65 yasindaki okuma yazmasi olmayan babaanne aile ile birlikte kalmaya baslamislar. Cocuklar ayni evde bakilsalar da anne, hala ve babaanne arasinda birincil bakimverenlik durumu uc cocuk icin paylasilmis. Ailede psikiyatrik bozukluk ya da gelisimsel hastalik oykusu bulunmadigi belirtildi.

Olgu 1: Iki yas 11 aylik erkek hasta, konusmama ve cevresiyle iletisim kurmama sikayetleri ile ailesi tarafindan klinigimize getirildi. Yapilan psikiyatrik degerlendirmede olgunun goz temasi, jest, mimik gibi sozel olmayan davranislarda bulunmadigi, akranlariyla gelisim duzeyine uygun iliski gelistiremedigi, duygusal ve sosyal karsilikliginin yetersiz oldugu, ilgi ve basarilarini paylasma arayisi icine girmedigi saptandi. Ifade edici dilinin hic gelismemis oldugu goruldu. Yasina uygun tematik oyunlar oynamadigi, el cirpma ve kendi cevresinde donme seklinde stereotipik davranislar sergiledigi gozlendi. Televizyonda surekli reklam izlemek istedigi ogrenildi. 5 aylik iken basini dik tutabildigi, 18 aylik iken yurudugu, tuvalet aliskanliginin olmadigi ogrenildi. Kati gidalari kesinlikle alamiyordu, tum yiyecekleri pure haline getiriliyordu ve kendi kendine besin almiyordu. Birincil bakimveren iliskisini babaanne ile kurmustu. Olgunun psikometrik degerlendirmesinde Ankara Gelisim Tarama Envanteri'ne (AGTE) gore genel gelisim duzeyinin 12-13 ay arasinda, Vineland Uyum Davranis Olcegi'ne (VUDO) gore genel uyumunun 13 ay duzeyinde oldugu belirlendi. Norolojik muayenesi, odyolojik degerlendirmesi, kranial MR ve EEG'si normaldi. Genetik arastirmada bulgu saptanmadi. Olguya otistik bozukluk tanisi konuldu. Toplam 4 seans etkilesim rehberligi uygulamasi yapildi, yeme-yedirme iliskisi uzerine bakimverenleri ile calisildi ve haftalik iki saat ozel egitim uygulamasina baslatildi. 6 ay sonundaki son degerlendirmesinde otizmin ana belirtilerinde bir iyilesme gozlenmedi, kati icerigi daha yogun gidalar alabilse de yine de besinlerin pure haline getirilmesi gerekiyordu ve kendi kendine beslenmesi yoktu.

Olgu 2: Iki yas 11 aylik kiz hasta, konusmama, goz temasi kuramama, ellerini cirpma yakinmalari ile ailesi tarafindan klinigimize getirildi. Yapilan psikiyatrik degerlendirmede olgunun goz temasi kurmadigi, jest, mimik gibi sozel olmayan davranislarda bulunmadigi, akranlariyla gelisim duzeyine uygun iliski gelistiremedigi, duygusal ve sosyal karsilikliginin yetersiz oldugu, ilgi ve basarilarini paylasma arayisi icine girmedigi saptandi. Sadece baba, mama seklinde kelimelerinin oldugu onlari da tutarli ve islevsel kullanmadigi goruldu. Yasina uygun tematik oyunlar oynamadigi, kanat cirpma, parmak ucunda yurume ve kendi cevresinde donme seklinde stereotipik davranislar sergiledigi gozlendi. Surekli reklam izleme, surekli elinde sac fircasiyla dolasma seklinde sinirli bir oruntu cercevesinde kaldigi goruldu. Ozgecmisinde 5 aylik iken basini dik tutabildigi, 16-17 aylik iken yurudugu, tuvalet aliskanliginin olmadigi ogrenildi. Gastroozafagial reflu nedeniyle 2 hafta hastanede yatma ve medikal tedavi alma oykusu bulunuyordu. Kati gidalari kesinlikle alamiyordu, tum yiyecekleri pure haline getiriliyordu ve kendi kendine besin almiyordu. Birincil bakimveren iliskisini halasi ile kurmustu. Olgunun psikometrik degerlendirmesinde AGTE'ye gore genel gelisim duzeyinin 13 ile 14-15 ay araliginda oldugu saptandi. VUDO'ye gore genel uyumunun 13 ay duzeyinde oldugu belirlendi. Norolojik muayenesi, odyolojik degerlendirmesi, kranial MR ve EEG'si normaldi. Genetik arastirmada bulgu saptanmadi. Olguya otistik bozukluk tanisi konuldu. Toplam 4 seans etkilesim rehberligi uygulamasi yapildi. Yeme-yedirme iliskisi uzerine bakimverenleri ile calisildi ve haftalik iki saat ozel egitim uygulamasina baslatildi. 6 ay sonundaki son degerlendirmesinde stereotipileri belirgin olarak azalmisti, kati gidalar alabiliyordu ve kendisi bazi besinleri eliyle alabiliyordu, karsilikliligi ve goz temasi artmisti, daha fazla komut aliyordu.

Olgu 3: Iki yas 11 aylik kiz hasta, konusmama, oyunlardan cabuk sikilma, hareketlilik, komut almama sikayetleri ile ailesi tarafindan klinigimize getirildi. Yapilan psikiyatrik degerlendirmede olgunun insanlarla sinirli goz temasi kurdugu, kisitli jest ve mimik kullandigi, yasitlariyla kisitli duzeyde iliski kurdugu, ilgi ve basarilarini paylasma arayisi icine yeterince girmedigi saptandi. Nadir olarak ismine baktigi ve komut aldigi goruldu. Sadece dede kelimesinin oldugu fakat islevsel kullanmadigi ve anlamsiz heceler cikardigi saptandi. Tematik oyunlari sinirli duzeyde oynadigi dikkat suresinin cok kisa oldugu goruldu. Stereotipik davranisi yoktu. Ozgecmisinde 5 aylik iken basini dik tutabildigi, 17 aylik iken yurudugu, tuvalet aliskanliginin olmadigi ogrenildi. Olgunun psikometrik degerlendirmesinde AGTE'ye gore genel gelisim duzeyinin 13 ile 14-15 ay arasi bir duzeyde, VUDO'ye gore genel uyumunun 13 ay duzeyinde oldugu belirlendi. Norolojik muayenesi, odyolojik degerlendirmesi, kranial MR ve EEG'si normaldi. Genetik bulgu saptanmadi. Olguya baska turlu adlandirilamayan yaygin gelisimsel bozukluk tanisi konuldu. Toplam 4 seans etkilesim rehberligi uygulamasi yapildi. Haftalik 2 saat ozel egitime baslatildi. 6 aylik takibi sonucunda goz temasinin ve karsilikli etkilesim kurma becerisinin arttigi gozlendi.

Uc olgu da genelde birbiriyle iliski kurmamakta idi. Nadiren 3. olgu iliski kurmaya calismakta fakat diger cocuklardan yanit alamadigi icin o da kendi kendine oynamakta idi.

Tartisma

Otistik bozukluk (OB) ve diger OSB'lerde ayri yumurta ucuzlerinde es hastalanma riski ile ilgili olarak, bizim bilgilerimize gore, olgu bildirimi ya da calisma bulunmamaktadir. Cift yumurta ikizlerinde yapilan calismalar incelendiginde, otizmin korkordansinin bu vakalarda %0-10 arasinda oldugu gorulmektedir (8). Kardeslerde de es hastalanma oranlari cift yumurta ikizlerine benzer olarak %2-7 arasindadir (2). Cift yumurta ikizleri ve kardeslerden elde edilen bulgular goz onune alindiginda, kardesler arasinda es hastalanma riskinin toplum geneline gore yuksek oldugu gorulse de, uc kardeste de rastlantisal olarak es hastalanma olma olasiligi dusuktur. Bizim olgularimizda es hastalanmanin gorulmesi, genetik faktorler ve cevresel faktorlerin bagimsiz olarak ya da birbirleriyle etkileserek etkili olmasindan kaynaklanmis olabilir.

Her ne kadar ailede bu olgulardan baska yaygin gelisimsel bozukluk oykusu tanimlanmasa da sunulan olgularda gozlenen es hastalanma bazi ailelerde otizme olan genetik yatkinligin daha fazla olmasi ve buna bagli olarak kardesler arasindaki es hastalanma riskinin bu ailelerde daha yuksek olmasi ile iliskili olabilir. Aile calismalarin da otizm spektrum bozuklarinin sik goruldugu ailelerin varliginin gosterilmis olmasi da bu gorusu desteklemektedir (15). Ayrica, otistik olmayan kardeslerde de dil, iletisim, ogrenme bozukluklari gibi fonksiyon kayiplarinin kontrol grubuna gore daha fazla oldugu gorulmustur (16). Genetik faktorlerin ve aile hikayesinin kizlarda daha etkin oldugu ileri surulmektedir. Ritvo ve ark. yaptiklari calismada OB'lu kardesi olan kizlarda erkeklere gore 2 kat fazla OB saptanmistir. OB'nin erkeklerde kizlara gore dort kat daha sik gorulmesine karsin, bizim olgularimizin ikisinin kiz cinsiyette olmasinin da bu bilgiler ile uyumlu oldugu dusunulebilir (17).

OSB olan hastalarin %10-15'inde genetik hastaliklar saptanmaktadir. En yaygin bilinenler frajil X (%3), tuberoskleroz (%2), 15q1-q13'un maternal duplikasyonu (%2) ve16q11 delesyon ve duplikasyonu (%1) gibi sitogenetik anormalliklerdir (18). Fakat bunlarin hicbiri OSB icin ozgul degildir. Ozellikle 2000'li yillarda otizmle ilgili bilinen genetik goruslerde degisme olmustur. Gunumuzde otizm icin ortak hastalik-ortak gen modelinin dogru olmadigi bircok genin hafiften orta duzeye kadar hastaligin fenotipinde etkili oldugu ileri surulmektedir (19). Calismalarda en yaygin olarak otizmle cadherin 9. ve 10. bolgeler arasindaki iliski anlamli olarak bulunmustur (20). Cadherin noronal etkinligi bilinen bir molekuldur (1). Frajil X ve Rett sendromuna neden olan genlerin sinaptik islevlerinin olmasi da OSB etiyolojisi acisindan da dikkatlerin sinaptik disfonksiyona cevrilmesine neden olmustur. Gunumuzde otizm gelisiminde genetik ve norobiyolojik kanitlarin ileri surdugu en kabul gormus bu hastalarda model genetik temelli sinaptik maturasyon ve konnektivite probleminin oldugudur (1).

Olgularimizin prenatal donemde buyuk olcude ayni cevreyi paylastiklari dusunuldugunde, bu cocuklarda otizmin gelisiminde prenatal olaylarin rolu goz onune alinmalidir. Gercekten de, kesin bulgulara ulasilamasa da otizmin etiyolojisinde prenatal ve postnatal donemlerdeki cevresel faktorlerin etkili olabilecegi bildirilmektedir (21). Otizmde prenatal stres faktorlerinin arastirildigi 188 otistik cocugu olan anne ile 202 normal gelisim gosteren bebegi olan annenin katildigi retrospektif bir calismada otistik cocuklarin annelerinin gebelik donemlerinde is kaybi, es olumu gibi stres faktorlerine yaklasik iki kat daha fazla maruz kaldigi ve gebeligin son aylarinda strese maruziyet oykusunun daha fazla oldugu saptanmistir (22). Benzer desendeki baska bir calismada 59 OB'li olan annenin 19'unda prenatal stres etkeni saptanirken, saglikli cocugu olan 59 annenin sadece 2'sinde stres etkeni saptanmistir (23). Ancak bu calismalar geriye yonelimli olduklari icin otistik annelerin travmatik olaylari hatirlamada yanliliklari olabileceginden sonuclarina dikkatle yaklasilmasi gerektigi uzerinde durulmustur.

Bu konuyla ilgili daha guclu yonteme sahip bir calismada, 2005 yilinda Amerika Birlesik Devletleri'nin New Orleans eyaletinde tropikal kasirgaya maruz kalan gebelerin cocuklarindaki otizm sikligi incelenmistir. Kasirganin agir etkilerine maruz kalmayan annelerin cocuklarinda OB sikligi 10000'de 4,49, firtina ile ilgili bir olumsuz faktore maruz kalanlarda 10000'de 6,06, iki ayri olumsuz faktore maruz kalanlarda ise 13,32 olarak saptanmistir (6). Bu calismanin sonucu retrospektif calismalar ile uyumlu gorunmektedir. Ayrica bu calismada gestasyonun 5-6 ve 9-10 aylarinda kasirgaya maruz kalanlarda riskin 3,83 kat fazla oldugu bildirilmistir; bu bilgi de Beversdorf'un son aylarda stres etkenlerinin daha onemli oldugunu dusunduren bildirimi ile uyumludur (22). Plasenta bariyerinin gebeligin ortalarindan sonra stres hormonlari acisindan daha gecirgen olmasinin bu donemde fetal etkilenme riskini arttiriyor olabilecegi ve plasental maternal stres hormonlarinin normal sinir sistemi gelisimini engelleyebilecegi uzerinde durulmustur (24).

Prenatal strese maruz kalan cocuklarda dil gelisiminin daha yavas oldugu ve serebral lateralizasyonun bozuldugu saptanmistir (6). Hayvan calismalari da prenatal stresin serebral lateralizasyonda onemli degisiklikler yapabilecegini gostermistir (25). Prenatal stres stereotipik davranislar ile de iliskili bulunmustur. King and Laplante yaptiklari calismada siddetli strese neden olan yasam olayina maruz kalan annelerin cocuklarinin yapilandirilmamis serbest oyunda stereotipik oyunlari (bagirma, kanat cirpma, objeleri koklama) daha fazla oynadiklari gorulmustur (26). Amigdala-orbitofrontal korteks (OFK) aksinin otizmde bozulma gosteren sosyal bilis islevlerinde onemli oldugu bilinmektedir. Amigdala kisilerin ve olaylarin anlamligiyla aktive edilirken, OFK bu bilgilerin duzenlenmesi ve akla getirilmesinde onemlidir. OFK ozellikle orta donem gestasyonel stresin etkisine duyarli olabilecegi bildirilmektedir (6). Maternal anksiyetenin orbitofrontal korteks islevleri uzerine olumsuz etkilerin oldugunu destekleyen calismalar bulunmaktadir. OB olan cocuklarin MR goruntulemelerinde en fazla serebellum ve korpus kallosumda yapisal anormallikler saptanir (27). Hayvan calismalarinda da prenatal strese maruz kalanlarda en sik etkilenen bolgelerin serebellum (28) ve korpus kallosum (29) oldugu gosterilmistir.

Prenatal strese maruz kalan cocuklarin bir kisminda kognitif, norolojik ve immun fonksiyonlarda bozukluklar saptanir. Yapilan calismada siddetli gebelik stresine maruz kalan annelerin 2 yasindaki cocuklarinin yapilandirilmis gelisim degerlendirme testi olan Bayley testi skorlarinda anlamli olcude dusuk oldugu saptanmistir (30). OB'li cocuklarda kontrol grubuna gore epilepsi daha sik gorulmektedir (31); yapilan hayvan calismalarinda prenatal strese maruz kalanlarda epilepsinin daha fazla oldugu gosterilmistir (32). Ozetle, prenatal stres etkenleri sinir sisteminin normal epigenetik programinda anormallige yol acmaktadir (6).

Prenatal stres postnatal donemde strese yaniti duzenleyen noroendokrin sistemde bozukluga neden olmaktadir (33). Prenatal strese maruz kalanlarda postnatal hipotalamopitiuter aksinda (HPA) duyarlilik ve hiperaktivite bulunmustur. Anneden fetusa gecen stres hormanlarinin bebegin (HPA) duyarliligini arttirdigi belirtilmektedir (24). Yapilan calismalarda OB'u olan cocuklarin olagandisi stimuluslara artmis HPA aktivitesi gosterdigi bulunmustur (34). Otistik cocuklarda yeni uyaranlara karsi HPA hipersensitivitesi oldugu (34) ve gun icerisinde kortizol saliniminin fazla oldugu saptanmistir (35). Prenatal stres maruziyeti olan OB'lu cocuklar arasindaki diger bir ortak nokta noroinflamatuar anormalliktir. Burada da HPA aksi hiperaktivitesi onemlidir. Proinflamatuvar ozellikte olan kortikotropin releasing hormon (CRH) noroinflamasyon yanitinda onemli olan mikroglianin apopitozunu indukleyerek noroinflamasyonu regule eder. Apopitozun, immun ve imflamasyon yanitini kontrol eden bir mekanizma oldugu dusunuldugunde stres maruziyeti nedeniyle artmis CRH yaniti bu mekanizma ile noroinflamatuvar hasara katkida bulunur (36). Kortikal organizasyon, noroaksonal iletisim ve sinaptik plastisitede ciddi etkinligi olan astroglia ve mikroglialarin islevlerinde gorulen fonksiyonel problemler, otizmin etyolojisinde ileri surulen olasi noronal disfonksiyon mekanizmalarindan biridir. Bu noroglial degisiklikler oksidatif maddeler, sitokinler, kemokinler ve diger noroaktif maddelerin uretimine aracilik ederler (37).

Son yillarda otizm gelisiminde immunitenin ve immun disfonksiyonun etkisi uzerine olan ilgi artmistir. Bazi calismalarda OB'u olan cocuklarin %60'inda humoral veya hucresel immun disfonksiyon oldugu belirtilmistir (7,38). Otistiklerin santral sinir sisteminde (SSS) lenfosit infiltrasyonu ve mikroglial nodul gibi patolojik immunolojik reaksiyonlar oldugu saptanmistir. Postmortem beyin calismalarinda serebral korteks ve beyaz cevherde astroglial ve noroglial aktivasyon gorulmustur. Bunlar noroimmun cevabin etyolojideki onemli olabilecegini dusundurmektedir (39). Oksidatif stres otistik beyindeki noroanatomik degisiklikleri ve Purkinje hucre kaybini aciklamada kullanilabilir. Bazi calismalarda superoksit dismutaz, transferin, seruloplazmin gibi antioksidanlarin OB'li olanlarin serum ve kaninda az oldugu bulunmustur (40). Postnatal cevresel etkiler ve genler antioksidanlarin duzeyini degistiren etkenler olabilir (40). Ote yandan, OB'li cocuklarin ailelerinde otoimmun hastaliklarin daha fazla oranda oldugu bulunmustur. Ailelerinde iki veya daha cok otoimmun hastaligi olan aile uyesi oraninin %46 oldugu ileri surulmustur (41). Buna karsin, genis tabanli bir calismada dogumu takip eden 4 yilda hasta ve kontrol grubu arasinda annelerde otoimmun hastalik varligi acisindan fark bulunmamistir (42). Bazi calismalarda beyin dokusunda antikorlarin kontrol grubuna gore anlamli olarak fazla bulundugu gosterilmistir (43,44). Plazmada bulunan bu maternal antikorlarin gelisimin erken donemlerinde fetal SSS ile etkileserek noral gelisimi etkileyerek otizm riskini arttirdigi ileri surulebilir (41).

Sonuc olarak, gunumuzde otizmin etiyolojisi ile ilgili olarak en cok uzerinde durulan gorus genetik yatkinlik ve cevre iliskisi ile hastaligin ortaya ciktigidir (2). Bizim vakalarimizda da genetik yatkinlik ve prenatal cevrenin karsilikli etkilesiminin OSB gelisimine neden oldugu dusunulebilir. Hastaligin genetik temeli ile ilgili bilgiler arttikca bu tartismalarin daha iyi aydinlatilabilecegi umulmaktadir.

Conflict of interest

The authors reported no conflict of interest related to this article.

Cikar catismasi:

Yazarlar bu makale ile ilgili olarak herhangi bir cikar catismasi bildirmemislerdir.

DOI: 10.4274/npa.y6000

Kaynaklar

(1.) Levy SE, Mandell DS. Schultz RT. Autism. Lancet 2009; 374:1627-1638.

(2.) Volkmar FR, Pauls D. Autism. Lancet 2003; 362:1133-1141.

(3.) Bilgic A, Uslu R, Ozalp Kartal O. The comparison of toddlers with pervasive developmental disorders and developmental delay based on Diagnosis Classification: 0-3 Revised. Noropsikiyatri Arsivi 2011 (Basimda) (DOI Number: 10.4274/npa.y5922)

(4.) Charney DS, Nestler EJ, Bunn BS. Neurobiology of Mental illness 1999, 1. baski, Oxford University Press.

(5.) Nelson KB. Prenatal and postnatal factors in the etiology of autism. Pediatrics 1991; 87:761-766.

(6.) Kinney DK, Munir KM, Crowley DJ, Miller AM. Prenatal stress and risk for autism. Neurosci Biobehav Rev 2008; 32:1519-1532.

(7.) Korvatska E, Van de Water J, Anders TF Gershwin ME. Genetic and immunologic considerations in autism. Neurobiol Dis 2002; 9:107-125.

(8.) Volkmar FR, Klin A. Kaplan & Sadock's Comprehensive Textbook of Psychiatry, Kaplan HI, Sadock BJ editorler, Pervasive developmental disorders, 7. baski, 2000. 2659-2678.

(9.) Schultz RT. Developmental deficits in social perception in autism: the role of the amygdala andfusiform face area. Int J Dev Neurosci 2005; 23:125-141.

(10.) Dapretto M, Davies MS, Pfeifer JH, Scott AA, Sigman M, Bookheimer SY, Iacoboni M. Understanding emotions in others: mirror neuron dysfunction in children with autism spectrum disorders. Nat Neurosci 2006; 9:28-30.

(11.) Rutter M. Genetic studies of autism: from the 1970s into the millennium. J Abnorm Child Psychol 2000; 28:3-14.

(12.) Cohen D, Pichard N, Tordjman S, Baumann C, Burglen L, Excoffier E, Lazar G, Mazet P Pinquier C, Verloes A, Heron D. Specific genetic disorders and autism: clinical contribution towards their identification. J Autism Dev Disord 2005; 35:103-116.

(13.) Burgoine E, Wing L. Identical triplets with Asperger's syndrome. Br J Psychiatry 1983; 143:261-265.

(14.) Gillberg C. Identical triplets with infantile autism and the fragile-X syndrome. Br J Psychiatry 1983; 143:256-260.

(15.) Sumi S, Taniai H, Miyachi T, Tanemura M. Sibling risk of pervasive developmental disorder estimated by means of an epidemiologic survey in Nagoya, Japan. J Hum Genet 2006; 51:518-522.

(16.) Kaplan HI, Sadock BJ. Synopsis of Psychiatry Behavioral Sciences/Clinical Psychiatry 8. Baski, Pervasive Developmental Disorders 2000; 1179-1192.

(17.) Ritvo ER, Jorde LB, Mason-Brothers A, Freeman BJ, Pingree C, Jones MB, McMahon WM, Petersen PB, Jenson WR, Mo A. The UCLA-University of Utah epidemiologic survey of autism: recurrence risk estimates and genetic counseling. Am J Psychiatry 1989; 146:1032-1036.

(18.) Kumar RA, Christian SL. Genetics of autism spectrum disorders. Curr Neurol Neurosci Rep 2009; 9:188-197.

(19.) Cook EH Jr, Sherer SW. Copy-number variations associated with neuropsychiatric conditions. Nature 2008; 455:919-923.

(20.) Wang K, Zhang H, Ma D, Bucan M, Glessner JT, Abrahams BS, Salyakina D, Imielinski M, Bradfield JP Sleiman PM, Kim CE, Hou C, Frackelton E, Chiavacci R, Takahashi N, Sakurai T, Rappaport E, Lajonchere CM, Munson J, Estes A, Korvatska O, Piven J, Sonnenblick LI, Alvarez Retuerto AI, Herman EI, Dong H, Hutman T, Sigman M, Ozonoff S, Klin A, Owley T, Sweeney JA, Brune CW, Cantor RM, Bernier R, Gilbert JR, Cuccaro ML, McMahon WM, Miller J, State MW, Wassink TH, Coon H, Levy SE, Schultz RT, Nurnberger JI, Haines JL, Sutcliffe JS, Cook EH, Minshew NJ, Buxbaum JD, Dawson G, Grant SF Geschwind DH, Pericak-Vance MA, Schellenberg GD, Hakonarson H. Common genetic variants on 5p14.1 associate with autism spectrum disorders. Nature 2009; 459:528-533.

(21.) Kolevzon A, Gross R, Reichenberg A. Prenatal and perinatal risk factors for autism: a review and integration of findings. Arch Pediatr Adolesc Med. 2007; 161:326-333.

(22.) Beversdorf DQ, Manning SE, Hillier A, Anderson SL, Nordgren RE, Walters SE, Nagaraja HN, Cooley WC, Gaelic SE, Bauman ML. Timing of prenatal stressors and autism. J Autism Dev Disord 2005; 35:471-478.

(23.) Ward AJ. A comparison and analysis of the presence of family problems during pregnancy of mothers of "autistic" children and mothers of normal children. Child Psychiatry Hum Dev 1990; 20:279-288.

(24.) Seckl JR, Meaney MJ. Glucocorticoid "programming" and PTSD risk. Ann N Y Acad Sci 2006; 1071:351-378.

(25.) Fride E, Weinstock M. Prenatal stress increases anxiety related behavior and alters cerebral lateralization of dopamine activity. Life Sci 1988; 42:1059- 1065.

(26.) King S, Laplante DP. The effects of prenatal maternal stress on children's cognitive development: Project Ice Storm. Stress 2005; 8:35-45.

(27.) Brambilla P, Hardan A, di Nemi SU, Perez J, Soares JC, Barale F. Brain anatomy and development in autism: review of structural MRI studies. Brain Res Bull 2003; 61:557-569.

(28.) Ahlbom E, Gogvadze V, Chen M, Celsi G, Ceccatelli S. Prenatal exposure to high levels of glucocorticoids increases the susceptibility of cerebellar granule cells to oxidative stress-induced cell death. Proc Natl Acad Sci U S A 2000; 97:14726-14730.

(29.) Coe CL, Lulbach GR, Schneider ML. Prenatal disturbance alters the size of the corpus callosum in young monkeys. Dev Psychobiol 2002; 41:178-185.

(30.) Laplante DPP Barr RG, Brunet A, Galbaud du Fort G, Meaney ML, Saucier JF Zelazo PR, King S. Stress during pregnancy affects general intellectual and language functioning in human toddlers. Pediatr Res 2004; 56:400-410.

(31.) Minshew N, Sweeney J, Bauman M, et al. Neurological aspects of autism. In: Volkmar, FR.; Paul, R.; Klin, A.; Cohen, D., editorler. Handbook of Autism and Pervasive Developmental Disorders. Vol. 3rd edition. Hoboken: Wiley; 2005. s. 473-514.

(32.) Edwards HE, Dortok D, Tam J, Won D, Burnham WM. Prenatal stress alters seizure thresholds and the development of kindled seizures in infant and adult rats. Horm Behav 2002; 42:437-447.

(33.) Mulder EJ, Robles de Medina PG, Huizink AC, Van den Bergh BR, Buitelaar JK, Visser GH. Prenatal maternal stress: effects on pregnancy and the (unborn) child. Early Hum Dev 2002; 70:3-14.

(34.) Corbett BA, Mendoza S, Abdullah M, Wegelin JA, Levine S. Cortisol circadian rhythms and response to stress in children with autism. Psychoneuroendocrinology 2006; 31:59-68.

(35.) Richdale AL, Prior MR. Urinary cortisol circadian rhythm in a group of high-functioning children with autism. J Autism Dev Disord 1992; 22:433-447.

(36.) Ock J, Lee H, Kim S, Lee WH, Choi DK, Park EJ, Kim SH, Kim IK, Suk K. Induction of microglial apoptosis by corticotropinreleasing hormone. J Neurochem 2006; 98:962-972.

(37.) Bauer J, Rauschka H, Lassmann H. Inflammation in the nervous system: the human perspective. Glia 2001; 36:235-243.

(38.) Licinio J, Alvarado I, Wong ML. Autoimmunity in autism. Mol Psychiatry 2002; 7:329.

(39.) Vargas DL, Nascimbene C, Krishnan C, Zimmerman AW, Pardo CA. Neuroglial activation and neuroinflammation in the brain of patients with autism. Ann Neurol 2005; 57:67-81.

(40.) Chauhan A, Chauhan V. Oxidative stressin autism. Pathophysiology 2006; 13:171-181.

(41.) Pardo CA, Eberhart CG. The neurobiology of autism. Brain Pathol 2007; 17:434-447.

(42.) Croen LA, Grether JK, Yoshida CK, Odouli R, Van de Water J. Maternal autoimmune diseases, asthma and allergies, and childhood autism spectrum disorders: a case-control study. Arch Pediatr Adolesc Med 2005; 159:151-157.

(43.) Braunschweig D, Ashwood P Krakowiak P Hertz-Picciotto I, Hansen R, Croen LA, Pessah IN, Van de Water J. Autism: maternally derived antibodies specific for fetal brain proteins. Neurotoxicology 2008; 29(2):226-231.

(44.) Zimmerman AW, Connors SL, Matteson KJ, Lee LC, Singer HS, Castaneda JA, Pearce DA. Maternal antibrain antibodies in autism. Brain Behav Immun 2007; 21:351-357.

Serhat TURKOGLU [1], Ayhan BILGIC [2], Runa USLU [3]

[1] Ordu Devlet Hastanesi, Cocuk ve Ergen Ruh Sagligi ve Hastaliklari Klinigi, Ordu, Turkiye

[2] Malatya Devlet Hastanesi, Cocuk ve Ergen Ruh Sagligi ve Hastaliklari Klinigi, Malatya, Turkiye

[3] Ankara Univesitesi Tip Fakultesi, Cocuk ve Ergen Ruh Sagligi ve Hastaliklari Anabilim Dali, Ankara, Turkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Serhat Turkoglu, Ordu Devlet Hastanesi, Cocuk ve Ergen Ruh Sagligi ve Hastaliklari Klinigi, Ordu, Turkiye Gsm: +90 505 435 84 51 E-posta: drserhat@gmail.com Gelis tarihi/Received: 23.01.2011 Kabul tarihi/Accepted: 30.03.2011
COPYRIGHT 2012 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2012 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Case Report/Olgu Sunumu
Author:Turkoglu, Serhat; Bilgic, Ayhan; Uslu, Runa
Publication:Archives of Neuropsychiatry
Article Type:Report
Date:Jun 1, 2012
Words:3815
Previous Article:Kluver-bucy and frontal syndromes following meningoencephalitis in a young boy: pathophysiological and clinical considerations/Bir erkek cocugunda...
Next Article:A study on the definition of intervention technics for individual defence and aggression in psychiatry: the example of Bakirkoy/Psikiyatride bireysel...
Topics:

Terms of use | Copyright © 2017 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters