Printer Friendly

Topical treatment (part two): vehicles, nature and functions/Yerel tedavi (bolum 2): tasiyicilar, yapi ve islevleri.

Summary

Vehicles of topical medicines support the treatment with their physical effects, in addition to their carrying function. Different types of vehicles are composed of various mixtures of three main elements: water (hydrophilic bases), oil and powder. If a vehicle includes only one element, it is called monophasic, if two, biphasic, and if more than two, then it is termed polyphasic According to the type of utilization, they may be classified as "liquids, semisolids and solids". Liquids are solutions (monophasic-hydrophilic), colloids (in classic type monophasic), suspensions (biphasic), liquid oils (monophasic), liniments (biphasic) and liquid emulsions (W/O-O/W). Semisolids including creams, ointments (pomades), pastes, foams and seras is the most commonly used group. All semisolids are biphasic or polyphasic except for some ointments which are pure semisolid oil (such as petrolatum). The group of solids includes only powders which are very bad vehicle and used only for prophylaxis. (Turkderm 2012; 46: 175-80)

Key Words: Tropical treatment, vehicles, nature, function

Ozet

Yerel ilaclarin tasiyici kisimlari (baz, vehikul) tasima gorevinin yani sira fiziksel etkileyici ozellikleriyle de tedaviye destek olurlar. Uc ana eleman olan su (hidrofilik bazlar), yag ve pudranin degisik kombinasyonlarda karisimlari cesitli tasiyici sekilleri olusturur. Tek bir baz kullanilirsa "monofazik", iki bazsa "bifazik" veya ikiden fazla baz varsa multifazik olarak siniflanir. Kullanim sekilleri acisindan ise sivi, yari-kati ve katilar olarak ayirmak cok pratiktir. Sivilar grubunda solusyonlar (monofazik-hidrofilik), kolloidler (klasik olarak monofazik), suspansiyonlar (bifazik), sivi yaglar (monofazik), linimentler (bifazik), sivi emulsiyonlar (bifazik-Y/S veya S/Y) bulunur. Yari katilar en cok kullanilan gruptur ve krem, pomat, pat kopuk ve seralar vardir. Saf kati yag olan bazi pomatlar disinda hepsi bifazik veya polifaziktir. Katilar grubunda yalniz pudralar vardir, bunlar da cok kotu tasiyicidir ve yalniz basit profilakside kullanilir. (Turkderm 2012; 46: 175-80)

Anahtar Kelimeler: Yerel tedavi, tasiyicilar, yapi, islev

Giris

Tasiyicilarin ayrintilarina gecmeden once anlasilmasini kolaylastirmak icin uc ana elemanli siniflama uzerinden hareketle monofazik, bifazik ve multifazik yapilari aciklayarak baslamak istiyorum. Uc ana elemanimiz olan su (tum hidrofilik sivilar, hidrofilik yari katilar), yag (sivi ve yari kati) ve pudra (cok zayif, etkisiz tasiyici) ayni zamanda birer monofazik tasiyicidir. Bunlarin karisimlariyla olusanlar ise bifazik veya multifazik tasiyicilardir.

[ILLUSTRATION OMITTED]

Sivi Tasiyicilar: Monofazik: Solusyon, kolloidler (jel, cila vb) Polifazik: Emulsiyon, suspansiyon, Linniment

Yari Kati Tasiyicilar: Monofazik: Susuz pomat (saf vazelin, saf lanolin vb) Polrfazik: Krem, yagli krem, pomat, kurutucu pat, yagli (koruyucu) pat

Kati Tasiyicilar: Pudra (monofazik)

Sivi Bazlar

SOLUSYONLAR: Solusyonlar, aktif maddenin, veya maddelerin hidrofilik bir cozucu sivi icerisinde molekuler duzeyde cozunmesiyle elde edilen monofazik ilaclardir. Partikul buyuklugu <1 milimikron olan sivilarda baska bir faz da olmadigi icin tamamen saydam gorunur (1,2). Cozucu ve tasiyici ayni sivi olup, en cok su, ikinci sirada da alkol kullanilir. Bunlari eter, kloroform ve aseton izler (1-3). Son zamanlarda gliserin, gliserol, propilen glikol kullanimi giderek artmaktadir. Bunlarin karisimlari da kullanilabilir. Genis alanlara, sacli deri ve killi alanlara, buklum yerlerine kolay uygulanma avantaji vardir (3).

Solusyonlarda Kullanilan Tasiyicilar

Su: iyi cozucudur, guvenlidir, yalniz veya karisabildigi diger cozuculerle birlikte kulanilabilir. Alkol ve gliserinle tam, eter ve kloroformla kismen karisir (1).

Alkol (Etil alkol-Etanol %70-95): iyi bir cozucudur. Antiseptik etkisi vardir. Suruldugu yerde hizla buharlasir, ayrica kurutucu ve serinletici ozelligi vardir, fakat sik uygulanirsa irritasyona neden olur. Alkolik solusyonlar sulu solusyonlardan daha dayaniklidir. Su, eter ve kloroformla iyi karisir (1,4).

Eter, Aseton, Kloroform: Alkol gibi hizla buharlasarak serinletici etki yaparlar, su ve alkole gore daha guclu cozucudurler, fakat kurutucu, buzusturucu ve irritasyon etkileri daha fazladir, bu nedenle daha az kullanilirlar. Eterin alkolle yari yariya karisimi "Hoffmann Likoru" adini alir ve kisa sureli (herpes simpleks gibi durumlarda) kurutucu olarak kullanilir (1).

Gliserin: Trihidrik bir alkol olup, renksiz, koyu kivamli bir sividir ve iyi cozucudur. Su, alkol ve asetonla iyi karisir, eter ve yaglarla karismaz. Su cekicidir, normal deride hafif nemlendirici etki yapsa da zedelenmis deride, kuru havalarda normal deride de kurutucu etki yapabilir (1,5). Mukozalarda da kullanilabilir (1).

Gliserin Turevleri: Son zamanlarda gliserine cok benzer bir sivi olan propilen glikol cok kullanilmaktadir. Su, alkol, aseton, eter ve bir cok esasi yagla karisimlar yapabilir. 40-60 sulu solusyonu keratolitik etki yapar (1,3).

Antibakteriyel etkisi nedeniyle prezervatif olarak da kullanilabilir (3).

Sulu Solusyonlar: Lezyon alanina suruldugunde buharlasarak etken maddeyi zemine birakir. Ozellikle antiseptikler, rivanol, lugol, benzalkonyum klorid, polivinil iyot bilesikleri, klorhekzidin, benzalkonyum klorid, cetrimide bu sekilde cok kullanilir (1,3,6).

Ayrica islak pansuman veya banyo sekillerinde kullanilabilirler. Her iki sekilde de temizleyici etki yapar, lezyon yuzeyindeki cerahat, krut, skuam, serozite, fibrin, ilac artiklari vb. yi temizler (1-5). Bunun yanisira serinletici, kasinti giderici, kurutucu, antiinflamatuvar, odem cozucu, doku sikistirici etkileri vardir. Uygulama vucut isisindan daha dusuk isida yapilir (oda isisi veya daha asagi), bilinen tek etki mekanizmasi fiziksel olarak buharlasma sonucu ortaya cikan isi kaybi, yineleyen uygulamalar sonucu bunu izleyen vazokonstruksiyondur (1-5). Bu ozelliklerinden dolayi sulantili tablolarda cok kullanilir ve "Islaga-islak" ilkesi olarak vurgulanir (3). Butun akut, sulantili, erozyonlu, vezikullu, bullu tablolarin hepsinde, ayrica odemli, inflamatuvar tablolarda da cok kullanilir (1-5).

Islak Pansumanlar Kullanilacak olan solusyon, 2-3 kat gaz bezine az miktarda (cabuk buharlasmasi icin) emdirilerek, lezyon alanina konur veya bez alanin uzerine konduktan sonra hafifce islatilabilir. Buharlasmaya birakilir ve kurudukca islatilarak buharlasmanin surekliligi saglanir ve isleme 15-20 dakika devam edilir. Gunde 2-4 kez uygulanir, daha sik uygulanirsa asiri kuruma ve irritasyona neden olur. Islak pansuman uygulandiktan sonra, eger kurutma ve antiinflamatuvar etki isteniyorsa, uygulama alani kesinlikle kapatilmamali ve buharlasma engellenmemelidir, yoksa maserasyona neden olabilir (1,6). Akut, inflamasyonlu, sulantili tablolarda cok yararlidir. Ayni etki puskurtme suygulamasiyla da elde edilebilir. Ozellikle 15-20 dakika pansuman uygulamasinin zor oldugu bebeklerde, yasli ve yatalak hastalarda yarari olur. Bir puskurtece doldurulan solusyon, 40cm uzakliktan lezyon alanina iki kez puskurtulur ve bu islem ikiser dakika arayla sekiz kez yinelenir ki bu asagi yukari 15-20 dakikalik pansumana esdeger etki saglar (1). Islak pansuman uygulamalari, yara yuzeyinden yapisik fibrin ortulerinin kaldirilmasini saglamak icin de kullanilabilir (1,6). Bu amacla en cok kullanilan urunler serum fizyolojik, kursun asetat (Eau de goulard), aluminyum asetattir (1-5).

Banyolar Tum vucudu veya bir veya iki ekstremiteyi icine alacak sekilde genis kaplar veya kuvetler icerisinde uygulanir. Tam banyo icin 200-300 It, oturma banyosu icin 20-30 It hazirlanir. Kullanim amaci ve etkisi temelde islak pansumanlar gibidir (1,6). Icine etkin madde konursa tum yuzeye yayilmasini saglar Psoralen, antiseptikler vb. Bu da gunde en fazla 2-3 kez 20-30 dakika uygulanir. Uzun sure uygulanirsa maserasyona, sik sik tekrarlanirsa asiri kuruma ve irritasyona neden olur (1,5,6). Kolloidal yulaf, un kepegi veya nisasta eklenmesi ferahlatici, antipruritik etki yapar (3). Potasyum permanganat antiseptik etkisinin yani sira cok iyi bir kurutucu etki de yapar.

Alkolik Solusyonlar: Cozucusu alkol (Etanol 50-70, izopropil alkol %25-35) olan solusyonlardir. Alkolde, sudan daha iyi cozunen maddeler icin kullanilir (6). Ozellikle antiseptikler alkolde iyi cozunurler ve bu alkolun kendi antiseptik etkisiyle de desteklenir (1,3,6). Suruldukleri yerde hizla buharlasip, etkin maddeyi ince bir film tabakasi halinde deriye birakirlar (1,4,6). Buharlasma etkisiyle ani serinletici ve kasinti giderici etki yapar (1,3,6). Sik kullanilirsa asiri kurumaya yol acarak deride irritasyona neden olabilir. Asiri kuruma kasinti ve deskuamasyon gelisir. Biz bu olumsuz ozelligi akne ve yuzeyel mantar hastaliklarinda tedaviye destek olarak kullaniriz. Agri, sizlama ve doku harabiyeti yapacagi icin acik yara yuzeylerinde kullanilmaz (1).

Tentur veya likor adi verilen preparatlar da alkolik solusyondur fakat hazirlama sekilleri ozeldir. Paint=Boya adiyla anilan urunler de yine alkolik solusyondur (1,4).

Sulu veya alkollu solusyonlar puskurtmeyle sprey seklinde de kullanilabilir, ozellikle dogrudan surmenin zor oldugu durumlarda uygundur. Deri yuzeyine ince damlaciklar halinde puskurtulur, hizla buharlasir ve etkin maddeyi birakir, ozellikle antimikotik, antibakteriyel, antiparaziter ilaclarin tasiyicisi olarak kullanilir (3,6).

Sprey: Solusyonlar, sprey seklinde de kullanilabilirler, sivi kisim hizla buharlasip, etkeni deriye birakir, kullanim kolayligi disinda ozel bir avantajlari yoktur (2,4).

KOLLOIDLER: Yari sivi ilaclarla yari katilar arasinda olan koyu kivamli sivilar seklindedirler. Tasiyici bazdaki partikul buyuklukleri 1-500 milimikron gibidir (1). Bu tur parca buyuklugu ve kivamin saglanmasi icin geleneksel olarak jelatin, zamklar, aluminyum hidroksit, nisasta, kollodyon gibi maddeler kullanilmaktadir. Fakat gunumuzde sentetik (propilen glikol) urunler daha cok kullanilmaktadir. Bu gruptan cok kullanilan tasiyici tipleri jeller ve cilalardir.

Jeller: Saydam, yari katiya yakin gorunuste, deriyle temasta hemen sivilasan ve cozucusu buyuk cogunlukla su olan tasiyici urunlerdir (1-5). Suyun yani sira cozucu olarak alkol, aseton, propilen glikol de kullanilabilir. Jelleri makromoluler polimerler icerisinde sinirlanmis, tasinan likidler iceren bilesikler olarak da tanimlayabiliriz (6). Kalinlastirici olarak agar, jelatin, pektin gibi eski tip veya metil seluloz, karboksipolimetilen, kalinlastirilmis propilen glikol, polietilen glikol gibi yeni organik polimerler kullanilir (3,5,6). Yagsiz ve saydam olduklari icin kozmetik kabul edilebilirlikleri cok yuksektir (1,6). Killi bolgelerde kolay kullanim avantajina sahiptir (2-6). Uygulamasi, yikamasi kolaydir. Su bazli olup buharlastigi icin serinletici etkisi vardir, fakat terle uzaklasabilir ve sik uygulanmasi irritasyon yapabilir. Bu irritasyonu da olumlu yonde degerlendirebilmek icin akne, rozase, mantar hastaliklarinda kullanimi siktir. Retinoidler, antiseptik, antibiyotikler, antimikotikler, seyrek olarak steroidler jellerle tasinir (1,6). Kompleks yapilar oldugu icin bunlarin icine baska maddeler katilamaz ve bunlar baska maddelerle karistirilamaz (6).

Cilalar: Kolloid yapan maddelerin alkol, kloroform ve eter icerisinde eritilmesiyle olusan, cok koyu kivamli, akiskanligi az ve havayla temasta kuruyan bir tasiyicidir (1,6). Suruldugu yerde cozucusu hizla ucar ve hizla kuru bir film tabakasi olusur (1,3,4,5). Bu uygulama, kucuk kesik, siyrik gibi alanlari korumak icin kullanilabilir (2,3). Daha sik olarak ise yuksek konsantrasyonda guclu asitler gibi irritan veya toksik maddelerin yalnizca suruldugu yerde kalmasini saglamak, cevreye yayilmasini onlemek icin kullanilir (ozellikle nasir, sigil tedavilerinde, tirnak mantarlarinda) (1-5).

SUSPANSIYONLAR: Suspansiyonlar, sulu pudra, sulu pat, calkalama losyon (shake lotion) adlariyla da anilir (1-5). 1-100 mikronmetre arasi parca buyuklugu olan (1) kati maddelerin yani pudralarin su veya alkol (veya karisimi) icerisinde dagilmis halleridir (1,3,5). Bazi kitaplarda (2) suspansiyonlar erimeyen etken maddelerin, calkalama losyonlar da pudralarin kullanildigi sekiller olarak ayrim yapilmissa da pratik gecerliligi yoktur. Urun deriye suruldugunde sivi kismi ucar ve ucarken kisa sureli bir serinleme yapar, sonra da yapisip kalan pudralarin buharlasma yuzeyini artti rtmasi devreye girer. Temel islevleri serinletici, antipruritik ve kurutucu etki yapmaktir (1,2,3,5,6). En cok bocek isiriklari, urtikerin akut donemleri gibi hizli ve kisa sureli kasinti giderici etki istendiginde kullanilir, ayrica herpes zoster, miliyarya, pustuler akne, intertrigo gibi az sulantili, vezikullu veya yuzeyel pustullu tablolarda kurutucu olarak kullanilabilir (1,3,5,6). Cok sulantili, cerahatli, erozyonlu lezyonlarda ise buharlasmayi saglayamadigi icin camurumsu bir tabaka yapar ve infeksiyona yatkin bir zemin hazirlar (1). Kuru derililerde sik kullanilirsa irritasyona ve tablonun kotulesmesine yol acar (1,3).

Kati faz olarak en cok talk, cinko oksit kullanilir (1-5). Kati kismin orani sivi kismin 30'u kadar oldugunda sivi gorunumlu, kolay surulen bir preparat elde edillir. Kati kisim dibe cokecegi icin homojen hale getirmek amaciyla, kullanmadan once iyice calkalanmalari gerekir. Homojen hale gelen pudranin birden dibe cokmesini onlemek amaciyla da sivi kismin icerisine kivami arttirici maddeler konur ki (1,3,5,6), en cok kullanilanlardan bir tanesi gliserindir ve gliserinin miktari sivi fazin yarisini olusturmalidir (1). Bundan baska sorbitol, arap zamki, pektin, nisasta, metil seluloz, karboksi metilseluloz da kullanilabilir (1,2). Karisima istenilen amaca gore etkin maddeler de eklenebilir. Kasinti icin mentol, antihistaminikler, akne icin antiseptikler, kukurt, katran, keratolitikler vb. (1,3,5,6).

SIVI YAGLAR VE LINIMENTLER: Sivi yaglarin cogu bitkisel, az bir kismi da hayvansal ve mineral yagdir (1,3,5,6). Genellikle yag asitleri ve trigliseritleri icerirler (1,3). Bitkisel yaglardan arasis yagi, zeytin yagi, hint yagi, susam yagi, pamuk yagi, badem yagi, soya yagi, fistik yagi, aksam cuha cicegi yagi, boragge yagi sayilabilir. Bunlardan aksam cuha cicegi yagi ve boragge yaginin atopik dermatit ve kuru derideki epidermal lipid anormalliklerini duzeltmeye yardimci olabilecekleri dusunulmektedir (6). Hayvansal yag olarak balik yagi mineral yaglar olarak da sivi parafin ve polietilen glikol gibi dusuk molekul agirlikli makrogoller olabilir (1-3-6).

Sivi yaglar hafif nemlendirici amacla surulerek veya banyo yaglari seklinde kuvete konarak kullanilabilir. Skuam ve krutlari yumusatmak icin de kullanilir. Bu amacla ozellikle killi alanlar ve sacli deride yeglenen bir uygulamadir (1,3,5). Ayrica ilac artiklarini, ozellikle suspansiyon, pat artiklarini temizlemek icin de kullanilir. Tek sakincalari seboreik yapili kimselerde sik kullanimla komedojenik olabilmeleridir (6).

Sivi yaglar, ayrica tasiyici olarak karisimlara da girerler. Azalmis kullanimina karsin en iyi bilineni "Linimentlerdir". Linimentler sivi yaglarin icerisine konmus, cozunmeyen maddelerle olusur ki bunlar daha cok pudralardir (1,2,3,6). Bunlar yag eklenmis suspansiyonlar olarak da bilinir (6). Ozellikle sacli deri psoriyasisi ve benzeri tablolarda salisilik asit, katran vb ile karistirilarak skuamlari temizlemek icin kullanilir (1,6). Yine vaktiyle cok kullanilan sekillerinden biri zeytinyagi ve sonmus kirec karisimi olan "Liniment oleo calcaire" olup yine kalin ve yapisik krutlari kaldirmakta kullanilir (1). Yagli solusyonlar seyrek olarak yagda eriyen maddeleri tasiyicisi olarak ozellikle killi alanlarda, sulu solusyonlara gore daha uzun etki saglamak icin kullanilabilir (1).

Sivi tasiyicilarin son grubu sivi emulsiyonlardir, bu konuya gecmeden once emulsiyon kavramini anlamak gerekir:

EMULSIYONLAR: Biri yag, biri su olan iki karismaz sividan birinin digeri icinde 0,1-100 mikron buyuklugunde kucuk damlalar halinde suspanse oldugu tasiyici sistemlerdir (1,6). Fazlardan biri dis, digeri ise (suspanse olan) ic faz olarak adlandirilir ve emulsiyon dis fazin niteliklerini tasir ve eger karistirilmak gerekirse dis faza uygun bir urun veya tasiyiciyla karistirilir (1,3). Tasiyici olarak emulsiyon dusuncesinin temel mantigi suda eriyen bir maddeyi yagli bir fazda, yagda eriyeni de sulu bir fazda verebilme olanagini bulabilmektir. Ayrica Ic faz tarafindan tasinan etken maddenin daha yavas salinimiyla etkinin suresi uzatilabilir, ic fazin partikul buyuklugu azaldikca tasima kapasitesi ve emulsiyonun stabilitesi artar, buyukluk arttikca da azalir (1-3). Emulsiyonlar su/yag veya yag/su seklinde olabilir fakat yaglilik hissi vermediginden en cok yag/su sekli kullanilir (1,3,6). Yag/su emulsiyonlarda kuf ve bakteri uremesi tehlikesi oldugu icin sorbik asit, parahidroksibenzoik asit, krezol, propilen glikol gibi antiseptikler kullanilir (1,3). Emulsiyon sistemi hem sivi emulsiyonlarda (sut, losyon vb.), hem de krem ve pomatlarda kullanilir. Emulsiyon yapiminda en zor sey, emulsiyonun stabilizasyonunu saglamaktir, iki madde arasindaki yuksek yuzey gerilimi stabilizasyonu bozarak faz ayrilmasina zorlar. Parcaciklar kuculdugu oranda yuzey gerilimi azalir, fakat iki fazi bir arada tutabilmek icin emulsifiye edici veya emulgator denen bir ucuncu faza kesinlikle gereksinim vardir (1-6). Bunlar buyuk molekullu maddelerdir ve elektriksel yuklerinden dolayi bir uclari hidrofilik, digeri ise lipofiliktir, boylece iki maddeye de tutunarak onlari bir arada tutmaya yarar (3-6). Bunlarin HLB (hidrofilik-lipofilik balans) degerleri vardir, bu deger 3-6 arasindaysa lipofilik cekicilik on plandadir ve su/yag tipi emulsiyona yatkindir, 6-18 ise tersi soz konusudur. Son zamanlarda yeni teknolojilerle emulgator kullanmadan yapilan emulsiyonlar da gorulmeye basalmistir. iclerine konan prezervatif, parfum vb tum katkilar emulsiyon stabilizasyonunu bozabilir (3). Surfaktanlar da hidrofilik ve lipofilik uclari olan yapilar olup, yuzey gerilimi azaltmaya yarar ve emulsifiye edicilerle birlikte veya birbirlerinin yerlerine de kullanilabilir (3,5). Emulsiyon olusumuna cok yardim eden bu ajanlar, elektriksel ozelliklerine gore anyonik, katyonik ve noniyonik olarak ayrilir ve kullanimlari da buna gore degisebilir (1,3,5).

Anyonik Olanlar: Y/S tiplerde kullanilir (1,3,5).

Surfaktanlar:

--Sabunlar: Bunlar ancak pH 10'un uzerinde kullanilirlar (d), bu nedenle cok kullanisli degildirler.

--Sodyum Loril Sulfat (SLS): Sabunlardan daha stabil ve kullanislidir. Gunumuzde daha cok sodyum loril eter sulfat kullanilmaktadir ki bu daha az irritandir (2,5).

--Daha stabil emulsiyonlar icin bunlar, daha zayif emulgator olan stearil ve setil alkol gibi urunlerle kombine edilir (5).

Emulsifiyanlar: Y/S tipleri icin uygundur.

--Trietanolamin stearat ve stearik asit gibi.

Katyonikler: Zayif etkilidirler ve ancak kombine kullanilabilirler. Ancak pH 4-6 arasinda emulsiyon formunda kalir ve anyoniklerle gecinemezler. Bu gruptan katerner amonyum bilesikleri sayilabilir (5).

Noniyonikler: En cok kullanilan bu gruptur (1-5). Bunlardan da en cok sorbitolun turevleri olan polisorbatlar kullanilir. Bunlar pH degisikliklerinden ve yuksek elektrolit konsantrasyonlarindan cok az etkilenirler. Y/S tipi emulsiyon yaparlar fakat bazilari S/Y tipi de yapabilirler. Sorbitan sesqulate, sorbitan monooleat, sorbitan monostearat sayilabilir. Propilen glikol stearat her iki tip icin de kulani labilir. Gliseril monostearat ise zayif olup, yardimci olarak kullanilir (1,3,5).

Yari katilarda Lanolin ve polietilen glikol de kullanilir (2,5)

Sik Kullanilan Bazi Emulgatorler: S/Y

Sistemleri:

--Polivalen metalik sabunlar (Suda cozunen katerner amonyum).

--Propilen glikol yag asit esterleri ve monostearatlar.

--Sorbitan monopalmitat ve monooleat.

--Gliseril monostearat.

Y/S Sistemleri:

--Alkil sulfat ve sulfonatlar.

--Sentetik fosforik asit esterleri.

--Katyonik emulgatorler

--Sorbitan mono lorat.

--Polioksietilen bilesikleri

--Trietanolamin oleat (1,3)

Son zamanlarda emulsiyonlarin S/Y/S veya Y/S/Y seklinde uclu sekilleri yapilmistir, bunlar etken maddeyi siki hapsederek, daha yavas salini mi ve uzun etki saglayabilir.

SIVI EMULSIYONLAR: Bunlara bazi kitaplarda likit kremler veya losyonlar da denmektedir. Emulsiyon ozelligi tasiyan akiskan bazlardir (6) Bunlar da su/yag veya yag/su seklinde olabilir fakat en cok yag/su sekli kullanilir (1,3,5,6). Bu sekil suruldugunde yaglilik hissi vermez, fakat ic fazdan dolayi hafif nemlendirici etki de yapar, bu nedenle tasiyiciligin yani sira normal deride hafif nemlendirici olarak veya cilt temizleyici olarak kozmetik amacla da kullanilir, piyasada sut veya losyon diye bulunan kozmetik urunlerin hepsi bu tiptendir (1,3,6), ilac tasiyicisi olarak daha cok akut ve subakut dermatozlarda kullanilir, killi alanlar icin uygundur (1,6). Serinletici ve kurutucu etkisi vardir, fakat solusyonlara gore daha azdir ve kisa surelidir, bu nedenle sik yinelenir (1,3).

Losyonlar: Her ne kadar Anglo-Amerikan ekolunde suspansiyonlara daha cok bu isim kullanilmaktaysa da gercekte losyon olarak bir farmasotik tasiyici sekli olmayip, tum sivi tasiyicilar bu isimle anilabilir ve daha cok ticari bir adlandirmadir.

Yari Katilar

Sivilarla katilar arasinda yer alirlar, siviya en yakin olan ucta kremler, katiya en yakin ucta patlar, arada da pomatlar bulunur (1,3,6). Aralarinda cok kesin matematiksel ayrimlar olmadigi gibi, ara formlarin da bulunusu bu ayrimi iyice zorlastirmaktadir (1).

KREMLER: En cok kullanilan yerel preparat seklidir. Yumusak kivamli, yagsiz gorunuslu, suda eriyen, buharlasmaya izin veren, deriye kolay surulen, sabun ve deterjan gerektirmeksizin kolayca yikanabilen bazlardir (1,2,7). Deriye surulduklerinde erirler ve sulu kismi buharlasir, serinletici etkileri vardir, sulantili ve inflamatuvar lezyonlarda hafif kurutucu ve antiinflamatuvar etkileri vardir. Akut ve subakut tablolarda uygun bir baz oldugu gibi gerektiginde sacli deri ve killi alanlara da (ozellikle kuru kalin lezyonlara) kullanilabilir (1-3). Normal deriye surulduklerinde lipid ic faz nedeniyle hafif nemlendirici etki yaparlar (3). Buklum yerlerinde ve seboreik alanlarda okluzyon yapmamasi nedeniyle yeglenen bir bazdir. Ayrica yuz ve ellerde de kozmetik nedenlerle pomatlara yeglenir (1). Bunun yanisira deriyi temizlemek icin de kullanilabilirler (1,2).

Yapilari Y/S tip emulsiyon seklindedir. Bu tip emulsiyonlarda dis faz su esasli oldugundan dolayi, bakteri ve mantar urememesi icin koruyucu antiseptik kullanilmasi gerekir (1,2,3,6). Kullanilan bu antiseptiklerinse alerjik kontakt dermatit yapma sansi vardir (3,5,6).

Yagli kremler yag orani fazla olan kremlerdir ve pomatlarla kremler arasinda yer alirlar. Krem olarak adlandirilabilmesi icin emulsiyonun muhakkak Y/S olmasi gerekir, oysa bazi ekoller suyu fazla S/Y emulsiyonlara da yagli krem demektedir, Hidrofilik pomat, sulu pomat bunlar icin daha uygundur (1,3,6). Yag orani arttikca serinletici ve kurutucu ozellik azalir ve nemlendirici etki artar (1,3).

POMATLAR (Merhem=ointment): Cok yagli, koyu kivamli, zor surulen, suda cozunmeyen, lezyon yuzeyini kapatip okluzyon yaparak buharlasmaya izin vermeyen, sabun ve deterjansiz yikanamayan preparatlardir. Nemlendirici ve koruyucu ozellikleri vardir (1,3,5,6). Pomatlar su oranina gore degerlendirilebilir:

Saf vazelin gibi hic su icermeyen, yalnizca yaglardan olusan monofazik yapili olabilirler ki bunlara nonpolar veya gerilimsiz pomatlar (tenside-free) adi verilir (1,3,6). Yeni bazi kaynaklar yalniz bunlara pomat demeyi yeglemekte, digerlerinin hepsini krem yelpazesine sikistirmaktadir (4). Burada Anglo-Amerikan ekolunun eskiden saf pomat karsiligi kullandigi "ointment" sozcugu karisikliga neden olmakta, bazi kaynaklarda tum yari katilari iceren bir terim olarak ele alinip, sonra yeniden siniflanmaktadir (2). Biz bu yazida, daha kullanisli olduguna inandigim klasik siniflamayi yegliyecegiz. Az su iceren S/Y tipli bifazik pomatlara (10 >) polar sistemler denir. 10'un uzerinde su icerenler ise guclu polar sistemlerdir (3,5). Su orani arttikca kreme yaklasan bir pomat yapisi ortaya cikar, bunlara bazi gruplar yagli kremler adi verse de bu gruplar icin hidrofilik pomat adi daha uygundur, kullanimlari da daha az okluzif olmakla birlikte diger pomatlar gibidir (3-6).

Son zamanlarda polietilen glikol gibi suda cozunebilen pomat bazlari (3,5) gelistirilmistir ve bu grup, hem suda cozunebilen ve hem de cozunemeyen ilaclar icin iyi bir tasiyicidir (4,5).

Pomatlarda yagli ortamdan dolayi, bakteri ve mantar ureme tehlikesi yoktur ve bu nedenle koruyucu madde gerektirmezler", bu da kontakt dermatit olasiligini azaltir (5). Deride uzun sure kaldigi icin etki suresini uzatir, fakat pratik olarak emilmezler (1,3), buna karsilik okluzyon yaptigi icin aktif madde emilimini arttirirlar (3).

Inatci, kronik, kuru, likenifiye lezyonlarda kullanilirlar (1,3). Ozellikle likenifiye lezyonlarda "Kasinti [left arrow] [right arrow] Kalinlasma" kisir dongusunu kirabilmek icin cok onemlidir (1). Monofazik tipler cok az kullanilir, ihtiyozis, PP keratoz gibi cok sert ve kuru tablolar icin yeglenir (1,3,5,6). Yag oraninin artisina gore artan bicimde butun tipler okluzyondan dolayi maserasyon, folikulit ve akneiform lezyon gelisimine yol acabilir. Ozellikle akut inflamasyonlu ve sulantili tablolarda maserasyon cok daha belirgin olur ve bunlarda iyilesmeyi cok olumsuz etkiler (1,3).

Kremler ve pomatlar genellikle gunde 1-2 kez uygulanir. Optimal bir etki icin bu yeterlidir ve fazla uygulamanin farmakolojik anlamda bir katkisi yoktur. Bir uygulamada surulen miktar kabaca eller ve yuz icin 2 gr, bir kol veya govdenin bir yuzu icin 3 gr, bir bacak icin 4 gr, tum govde icin 30 gr olarak belirlenmistir. Bu miktarlar surmenin incelik ve kalinligina gore artip azalabilir, ince surmede kalinlik 0,005-0,01mm arasi, kalin surme ise 0,05-1 mm gibidir. Kalin surmenin bir yarari olmayip genel kabul 0,1 mm civarindadir. Bir gr krem, 10x10=100 [cm.sup.2] alani kaplamalidir, bir gr pomat icin bu oran 10 fazladir (1,5,6).

Krem ve Pomat Bazlari

Kati Yaglar: Sivi yaglarda oldugu gibi bunlar da hayvani, bitkisel ve mineral yaglar olarak uc gruptur, fakat son zamanlarda sentetik bir grup da listeye eklenmistir (1-3-4).

--Mineral Yaglar: Vazelin en cok kullanilan mineral yag olup, bir petrol turevidir (1,6). Cesitli hidrokarbonlarin bilesiminden olusan vazelin, oda sicakliginda sari ve katidir, genel olarak beyazlastirilip kullanilir (1,4,6). Cok az su tutar ve absorbsiyonu engeller, bu nedenle su tutuculugunu arttirmak icin emulsiyon yapilir, setil stearil alkol veya lanolin eklenebilir (1). Bir baska mineral yag "parafin" olup odun veya komur distilasyonuyla elde edilir (1-6), daha cok tasiyicilara kivam vermek icin kullanilir (1).

--Hayvani Yaglar: Bircok acidan insan epidermal lipidlerine benzeyen bu yaglar, uzun zincirli yag asitleri ve yag alkollerinden olusurlar. Mineral yaglardan daha az okluzif olan bu urunler bayatlama ve bozulmaya cok yatkindir. Eskiden domuz yagi, sigir ve koyun ic yaglari kullanilmissa da inestetik gorunumleri ve cok cabuk bayatlamalari, bozulmalari nedeniyle gunumuzde terkedilmislerdir (1-6). Balina yagi ise cok iyi bir emulgator olmakla birlikte doganin korunmasi gerekcesiyle birakilmistir (6). Ayrica alerjik kontakt dermatit de yapabilirler (3,6). Koyun yunu yagi olan lanolin, su tutucu ozelligi olan bir yagdir. 25-30 kadar su tutabilir. Karmasik asit ve alkol esterlerinin karisimi olup, kolesterol ve alifatik alkol icerdiginden su absorbsiyonu ve dolayisiyla emulgator etki yapabilir, emulsiyonun stabilizasyonunu arttirir (1,4,5). Krem ve pomat yapiminda cok kullanilir (a). Zaman zaman irritasyon ve daha seyrek olarak da asiri duyarlik yapabilir (1,4). Balmumu ve klasik mum (ispermecet) da bu gruptan olup, pomatlara ve ozellikle stiklere (sera) kivam vermek icin kullanilirlar (1,3,4).

--Bitkisel Yaglar: Daha cok sividirlar ve kivam inceltmek icin kullanilirlar, yalnizca kakao yagi katidir (6).

--Sentetik Yaglar: Mineral yaglara yakin bir etki saglayan bir grup makromolekul sentezlenmistir. Bazilari bicok koruyucu kremde var olan "Silika" yapisindadir (dimetilpolisiloksan gibi), izopropil miristat ve izopropil palmitat gibi oleik asit esterleri de sik kullanilir. Polietilenglikoller uzun zincirli molekullerden olusur ve 2-90.000 arasi cok genis yelpazede molekul agirliklari vardir. Yogunluklari ise molekul agirliklarina gore ince sivilardan kati mumlara kadar degisebilmektedir (4-6). Bunlar suda dagilma ozelligi gosterdikleri icin Y/S emulsiyona cok uygundur ve suyla temizlenebilir. Koyu kivamli sekilleri ise pomat bazi gibi kullanilir (4-6).

KOPUKLER: Emulsiyona yakin, su, alkol, yag ve organik cozuculer iceren ve itici gazlarla kopuk yapmasi saglanan bazlardir. Basinc altinda aluminyum kaplarda saklanir. Sacli deri ve killi alanlarda kullanim avantaji vardir, ayrica diger bazlara gore aktif urunu daha iyi saldigi, daha cok miktarda deriye ulasimini sagladigi bidirilmektedir. Bunlar ayrica aerosol seklinde kopuk urunler yapilarak daha etkin ve kolay uygulanir hale de getirilmislerdir (2,7).

SERALAR: Bol miktarda mum iceren, pomattan daha kati kivamli preparatlardir ve "stick=cubuk" seklinde ve gunumuzde hemen hemen tamamen kozmetoloji alaninda kullanilmaktadirlar (1).

PATLAR (Paste-pasta): Katiya cok yakin kivamli yari katilardir. 20-50 oraninda pudra icerirler (1,3,5,6). Pudra oranina gore yumusak veya kati pat olabilir, karakteristik ozellikleri etkisiz ve akmaz oluslaridir (2-4).

Yagsiz (kurutucu) patlar suda cozunur ve kolay yikanir. Suruldukleri yerde sivi kismi ucup, cok koyu kivamli kati kismi kalir (cok kati suspansiyon). Pustuler akne, miliyarya, intertrigo gibi durumlarda kisa sureli kurutucu olarak ve cok az oranda da tasiyici olarak kullanilirlar (3,4). Yagli patlarsa uzerine pudra eklenmis pomatlar gibi dusunulebilir, fakat cok azi bifazik saf yagli olup, buyuk cogunlugu emulsiyon pomat veya daha az olarak krem uzerine pudra olarak, trifazik yapilardir (1,3-6). Cok koyu kivamli olup, cok zor surulur ve cok zor temizlenirler (3,4). Killi alanlara uygulanmalari olanaksiz gibidir. Koruyucu, yaglayici ve okluzif ozellikleri vardir. Cocuk bezi alanlarinda, ulser cevrelerinde, irritan madde uygulanacak alanlarin cevresini korumada kullanilabilirler (3-5). Tasiyici olarak ise, icine yakici, tahris edici maddeler konup, irritan etkenin cevreye yayilmasi onlenerek kullanilabilir (Nasir, sigil tedavilerinde, Lasser patinda) (3). Kapatici etkisinden yararlanilarak kronik likenifiye lezyonlarda, her iki ozellikle de kronik yaralarda kullanilabilir (5).

Son zamanlarda ozellikle yari katilarda depo ozelligini arttirmak, etken maddenin irritasyon ozelliklerini azaltmak amaciyla yeni tasiyici sistemler gelistirilmistir. Bunlardan biri lipozomlar olup ceperi hidrofilik-hidrofobik uclari uygun sekilde duzenlenmis molekullerden olusmus kureciklerdir, genelde dista lipofilik, icte hidrofilik yuzeyler vardir. Ortalarindaki boslukta etken maddeyi tasirlar. Krem ve pomat bazlari icerisinde kullanilabilirler (2,4).

Bir de icerisinde ve yuzeyinde bir cok yuzey arttirici bosluklar olan kurecikler seklinde "mikrosunger" tipi tasiyicilar vardir. Bunlar da irritasyon azaltilmasi, depo etki ve yavas salinim acisindan cok kullanisli ama daha pahali tasiyicilardir. Bunlar da krem ve pomat bazlari icerisinde kullanilabilirler (1-4).

Katilar

PUDRALAR: Toz haline getirilmis kati maddeler olup, yalnizca saglam deride koruyucu olarak kullanilirlar ve tedavi amacli kullanimlari yoktur.

Tasiyici olarak etkileri cok zayiftir, adsorpsiyon ve buna bagli olarak penetrasyonu saglayamazlar, yalnizca yuzeyel koruyucu etki icin antimikotik, antibakteriyel, antipruritik ilaclar eklenebilir (1,4,5,6) Temel etkileri buharlasma yuzeyini arttirarak buharlasmayi, ozellikle de terin buharlasmasini hizlandirip, nemi azaltmaktir (1,2,3,5,6). Ayrica basit donme hareketi yardimiyla surtunmeyi de azaltir ve hafif bir kayganlik verir, yine hafif de olsa tabaka yaparak koruyucu bir etki de yapabilir. Bu ozellikleri nedeniyle, ozellikle buklum yerlerinde irritasyon, intertrigo, mantar vb gelisimini onlemek icin kullanilir. Sulantili, cerahatli, lezyonlarda kullanilmaz, gucu bu kadar siviyi buharlastirmaya yetmez ve civik pat veya camur gibi bir tabaka olusturur ki bu ortam da bakteri ve kandida uremesi icin cok uygundur (1-6). Ayrica "talc" gibi inorganik pudra tanecikleri yabanci cisim reaksiyonuna da neden olabilir (1,2,6). Gunde 2-3 kez uygulanabilirse de bir onceki artiklarin temizlenmesi gerekir. Uygulama deriye serpme veya tamponlama seklindedir (1,6).

Pudralar inorganik ve organik (misir, bugday nisastasi) olarak ayrilabilir, fakat organikler cabuk bozulduklari icin cok az kullanilir (1-6), inorganiklerden en cok kullanilanlar; talk ve cinko oksittir (a-d), bunun disinda titanyum dioksit, bentonit ve kalamin kullanilir (1-3,6).

Talk: Hidroz magnezyum silikat yapisindadir (1-5). Serinletici ve kayganlastirici bir etkisi vardir (3). Ozellikle nemlenme ve surtunmeyi azaltmak icin tek basina cok kullanilir (1,6) veya antibiyotik ve antimikotiklerle profilaksi icin tasiyici gorevi gorur (1,3,6). Suspansiyon ve pat yapiminda cok kullanilir (1,2,6). Acik yara yuzeylerinde granulom gelisimine neden olabilecegi icin kullanilmaz (1,6).

Cinko Oksit Genellikle talkla birlikte pudra karisimlarinda, suspansiyon ve patlarda kullanilir (1,3). Fiziksel bir ortu seklinde gunese karsi koruyucu olarak da kullanilir, bunun icin ozellikle cinko patlari kullanilir. Salisilik asidin etkisini azalttigi icin bir arada kullanilmaz (1,2). Cinko oksitin onemli ozelliklerinden biri de net ispatlanamamis olmakla birlikte yara iyilesmesindeki hizlandirici etkisidir (1).

Kalamin: Cinko karbonat veya cinko oksitin az miktarda demir oksitle renklendirilmis halidir ve serinletici, kasinti giderici etki yapar (3).

Titanyum Dioksit: Fiziksel koruyucu olarak gunperdelerine konulur ve etkisi cinko oksitten iyidir (1,3). Ayrica asit salisilikle hazirlayacagimiz karisimlarda da cinko oksitin yerine kullanilabilir (1).

DOI:10.4274/Turkderm.42275

Kaynaklar

(1.) Aydemir EH: Dermatolojide Yerel Tedavi. Dermatoloji'de Yazarlar: Tuzun X Kotogyan A, Aydemir EH, ve ark. 2. Baski. Nobel Tip; istanbul; 1994:721-733.

(2.) De Souza A, Strober BE: Principles of topical therapy. Fitzpatrick's Dermatology in General Medicine. Eds. Goldsmith LA, Katz SI, et al. 8. Baski. Mc Graw Hill; Newyork; 2012:2644-2651.

(3.) Griffiths WAD, Wilkinson JD: Topical Therapy. Textbook of Dermatology'de. Champion RH, Burton JL, Burns DA, Breathnach SM: 6. Baski. Blackwell; London; 1998:3519-3565.

(4.) Berth-Jones J: Topical Therapy. Textbook of Dermatology'de. Eds. Burns T Breathnach S, Cox N, Griffiths C. 8. Baski; Wiley-Blackwell; Chicester; 2010;Vol.4. 73.1-52.

(5.) Bergstrom KG, Strober BE: Principals of topical therapy. Fitzpatrick's Dermatology in General Medicine Eds. Wolff K, Goldsmith LA, et al. 7. Baski. McGraw Hill Newyork; 2008:2091-2146.

(6.) Braun Falco Q Plewig G, Wolff HH, Burgdorf WHC: Dermatology. Springer; Berlin; 2 Baski. 2000:1740-1750.

(7.) Lebwohl M, Ulliasz A. (ceviri: Erdem T). Dermatoloji'de. Eds. Bolognia JL, Lorizzo JL, Rapini RP Ceviri Ed. Saricaoglu H, Baskan EB. Nobel Tip; Istanbul; 2012:1991-2041.

Ertugrul H. Aydemir

Istanbul Universitesi Cerrahpasa Tip Fakultesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Ertugrul H. Aydemir, Istanbul Universitesi Cerrahpasa Tip Fakultesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye Tel.: +90 212 414 30 00 E-posta: ehaydemir2003@yahoo.com Gelis Tarihi/Received: 15.10.2012 Kabul Tarihi/Accepted: 07.11.2012
COPYRIGHT 2012 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2012 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Aydemir, Ertugrul H.
Publication:Archives of the Turkish Dermatology and Venerology
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Dec 1, 2012
Words:4833
Previous Article:Implications on the recently established medical schools/Yeni tip fakulteleri ile ilgili gorusler.
Next Article:Skin findings of dialysis patients with chronic renal failure in Afyonkarahisar and surrounding area /Afyonkarahisar ve cevresinde diyalize giren...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters