Printer Friendly

The sublime porte's two eyes fixed over Europe: Phanariote voivodes (principalities) in Wallachia and Moldavia (1711-1821)/Bab-i ali'nin avrupa'ya cevrilmis iki gozu: Eflak ve Bogdan'da fenerli Voyvodalar (1711-1821).

Giris

Eflak; Tuna ile Karpatlar arasinda, Bogdan ise; Tuna ile Karadeniz arasinda kalan ovalik bolgeler icin Osmanli doneminde kullanilan yer isimleridir. Devlete ait kayitlarda bu iki yer icin memleketeyn ifadesi de kullanilmistir. Osmanli Devleti, Eflak sahasini 14. yuzyilin sonlarindan itibaren, Bogdan'i ise 15. yuzyilin baslarindan itibaren hakimiyeti altina almistir. Bu tarihlere kadar bolgede hukum suren bagimsiz beylikler, bu surecten sonra Osmanli Devleti'ne bagli harac odemek suretiyle itaatlerini bildiren (1) imtiyazli birer beylik olmuslardir. Cogu zaman Avusturya basta olmak uzere Avrupali devletlerle ittifaklar yapan bu beyliklerin, Osmanli Devleti'nden defalarca ayrilma girisimleri soz konusudur. (2) Osmanli Devleti, siyasi, toplumsal ve dini yapilarini muhafaza etmelerine izin verdikleri bu beyliklerin basindaki voyvoda (3) unvanli yoneticileri, yerli aristokrat aileler arasindan secerek goreve getirmistir. Ancak 18. yuzyilin baslarinda yasanan siyasi gelismelere paralel olarak, Eflak ve Bogdan voyvodalarinin Avrupali devletlerle gizli isbirligi kurmalari sebebiyle, bu usul uzun bir donem kesintiye ugramistir. Osmanli Devleti yoneticileri bolgedeki gelismelerin, hakimiyeti saglama konusunda bir tehdit olusturabilecegi kaygisiyla, Eflak ve Bogdan'in yonetimi icin yerli voyvodalar yerine, artik Istanbul'un Fener semtinde oturan itibarli ailelerden sectikleri kisileri bu goreve getirmeye baslamistir. (4) Bab-i Ali'nin (5) Eflak ve Bogdan'in yonetimi icin gorevlendirdigi voyvodalari dogrudan dogruya tayin etmesi ve bunlari duzenli olarak Fenerli ailelerden secmesi sureci 1711-1821 yillari arasinda yasanmistir. (6) Bu surecte sadece ilgili bolgeleri yonetmekle kalmayan Fenerli Beyler, ayni zamanda Osmanli Devleti'ne Avrupa Devletleri ile ilgili haberler ve istihbarat gondermisler, tercume faaliyetlerinde bulunmuslar ve devletlerarasi iliskilerde onemli rolleri yerine getirmislerdir.

Gunumuzde, Fenerli seckin ve zengin ailelerin adlarini, unlu sahislarini, yasamlarini, belirli devlet kadrolarini ellerine gecirmelerini, Eflak ve Bogdan'da voyvodalik gorevleri suresince icraatlarini, Yunan bagimsizlik mucadelesine giden yolda gosterdikleri cabalarini ve sair konulari ele alan cok genis bir yazin bulunmaktadir. (7) Bu yazin, ozellikle Turklerin disindaki arastirmacilar ve ozellikle Romen ve Yunan tarihcilerin cabalari ile ortaya cikarilmistir. Ancak Romen, Yunan, Bulgar ve Sirp ulusal tarih kaynaklarinda Fenerliler cagi, genellikle kotu bir donem olarak ele alinmistir. Bu geleneksel bakis; entelektuel iflas, onune gecilemeyen yozlasma, topraklarin yabanci ve yerli asiller tarafindan somurulmesi ve siyasi istikrardan yoksunluk tanimlandirmalari ile temellendirilmistir. Suphesiz bu kotu hukum; 18. yuzyilda bolgede seyahat eden Batili yazarlarin Fenerliler hakkinda olumsuz bir hava olusturmalarinin bir sonucudur. Ayrica 19. yuzyil Romanya tarihciligi tarafindan bu yazilanlarin tercume edilmesinin de bu sonuca katkisi bulunmaktadir. (8) Ornegin Roman Katolik Rum Doktor Zallony, bu kotu imaji olusturan yazarlardan biridir. (9) Fenerlilerin bagimsiz Yunan devletinin kontrolunu ele gecirmesinden korkan biri olarak Zallony, eserinde Fenerli prensleri, yer yer en vahsi davranislarla idarelerini saglayan sahislar olarak tanimlamistir. Zallony'nin 1824 yilinda Marsilya'da basilan kitabi kisa surede yanki bulmus ve ayni yilin Aralik ayinda Londra'da cikan The London Magazine'de, kitabi tanitan ve ozetleyen bir makale Ingiliz okuyucularina sunulmustur. (10)

19. yuzyilin amator Romen tarihcileri de Batililarin eserlerinden faydalanarak bu sureci kotu ve nefretle anmislardir. Ancak 20. yuzyilin baslarinda, Romanya tarihcilerinden A. Sturdza ve Nicolae Iorga, Fenerlilerin yonetimi ile ilgili yazilanlari gecersiz kilan arastirmalar yapmislar ve bu donemi aklamaya calismislardir. (11) Ardindan bu donemi yeniden ele alan revizyonist okul mensubu modern tarihcilerden A. A. Pallis (12), Radu Florescu (13), Dionysios A. Zakythinos (14) ve Traian Ionescu-Niscov (15), Fenerliler cagini farkli, olumlu ve aydinlik bir donem olarak sunmuslardir. (16) 21-25 Ekim 1970 tarihinde Selanik'te Fenerliler Cagi adiyla bir sempozyum (17) duzenlenmis ve bu toplantida sunulan bildirilerle Fenerliler cesitli acilardan olumlu ve olumsuz yonleriyle incelemeye alinmis, bircok arastirmaci bu alanla ilgili onemli veriler ortaya koymakla kalmayip, konuya olan ilgiyi de artirmislardir. (18)

Bu calisma, yukarida belirtilenler baglaminda devletlerarasi iliskiler acisindan 1711-1821 surecinde Eflak ve Bogdan voyvodalarinin Osmanli Devletine yaptiklari tercumanlik, istihbarat ve siyasi bilgilendirme faaliyetlerini arsiv belgelerinden alinan verilerle degerlendirmeyi amaclamaktadir. Belirtilen surecte gorevlendirilen Fenerli voyvodalar ve onlarin yonetimi ile ilgili az sayida yerli ve cok sayida yabanci inceleme yapilmis olmasina ragmen, bu incelemelerde sozu edilen amaca yonelik Osmanli arsiv kaynaklarindan yararlanilarak bir anlatim yapilmamis veya kismen yapilmistir. Dolayisiyla bu arastirmanin hedefi , ilgili konuya ve alana yeni bilgiler katabilecek ve Osmanli Devleti'nin devletlerarasi iliskilerini yonlendirmede izledigi siyaseti bir yonuyle ortaya koyabilecek tespitleri yapabilmektir.

Fenerli Rum Ailelerin Donanma ve Divan-i Humayun Tercumanliklari

Osmanli Devleti'nin Istanbul'u fethinden itibaren 18. yuzyil baslarina kadar gecen surecte var olan ustun gucu sayesinde, yabanci devletlerle diplomatik iliskilerde tavri ben merkezlidir. Bu surecte diplomatik iliskilerini; Hicbir Avrupali Hiristiyan devleti esit haklara haiz muhatap kabul etmemek ve onlarla hicbir zaman daimi baris icinde olmamak ilkesi cercevesinde kuran Osmanli Devleti, 18. yuzyila kadar bu klasik diplomasi yapisini devam ettirmistir. (19) Bu donemde dis iliskiler gelistirme konusunda cok caba sarf etmek zorunda olmayan devletin, Divan-i Humayun basta olmak uzere cesitli kurumlarda tercumanlari bulunmaktadir. (20) Rum, Italyan, Macar, Alman ve Leh asilli bu tercumanlar sayesinde yonettigi farkli halklarla iletisim saglayan devlet, baskentte temsilcilikleri bulunan yabanci devletlerin elcileriyle de bu tercumanlari sayesinde iletisim icerisindedir.

Osmanli yoneticilerinde gelisen Avrupali devletlere gore bu ustunluk anlayisinin yani sira, devlette ve toplumda kendi dindaslari disindakilerin dillerini konusmaya sicak bakilmamasi (21) ve dis ticaret faaliyetlerine Musluman tebaanin itibar etmemesi gibi etkenler de, yabanci dil konusma egilimini cok zayif birakmistir. Oysa Avrupa Devletleri cok erken donemlerden itibaren devletlerarasi siyaseti ve ticareti gelistirme faaliyetleri icin cesitli dillerde konusan tercumanlar yetistirmisler ve gorevlendirmislerdir. (22) Ancak 18. yuzyil baslarina gelindiginde Osmanli Devleti yoneticileri, hakim olunan cografya etrafinda aleyhte degisen dunya duzenini ve siyasi sartlari daha iyi idrak etmeye baslamislardir. Bu donemden itibaren dis politikada yeni bir anlayisin ortaya ciktigini, once yabanci ulkelere gonderilen fevkalade elciler ile sonralari ise Avrupa'da daimi elciliklerin acilmasi ile gormek mumkundur. Devlet ayni donemde, ozellikle Batiyla haber agi saglayan Eflak-Bogdan voyvodalari, Dubrovnik Cumhuriyeti yoneticileri, Kirim hanlari ve Erdel beyleriyle de daha aktif bir iletisime gecmistir. Iste bu surecte Fenerli Rumlarin tercumanlik faaliyetleri son derece onem kazanmistir.

Fenerli ailelerin (23) Osmanli'da tercumanlik hizmetleri, Eflak ve Bogdan ozerk prensliklerine atanmalarindan cok daha once baslar. Divan-i Humayun tercumanliginin Rum ailelerin eline gecis sureci, Panayotis Nikoussios'in (Panayot Efendi) 1669 yilinda bas tercumanliga atanmasi ile baslar. Onun bu goreve atanmasi, Kandiye kusatmasinda ve sonrasindaki baris gorusmeleri esnasinda Vezir-i azam Fazil Ahmed Pasa'ya yaptigi tercumanlik faaliyetleri ile olmustur. (24) Panayotis, ayni zamanda Fazil Ahmed Pasa'nin hekimligi gorevinde de bulunmus birisidir. 1673 yilinda bu goreve yine Rum kokenli bir hekim olan, Iskerletzade Aleksandir Mavrokordato atanmistir. (25) 1699 yilinda Avusturya ile yapilan Karlofca Antlasmasina Reisulkuttab Rami Mehmed Efendi'nin yaninda bas tercuman olarak katilan bu sahis da, verdigi hizmetle Osmanli yonetiminin takdirini almis birisidir. Kisaca 1669 yilindan itibaren baslayarak 1821 yilina kadar cok sayida Fenerli (26) aile mensuplari, donanma tercumanligi ve Divan-i Humayun bas tercumanligi makamlarini ellerinde tutmuslardir. (27) Bu surec Osmanli tarihciliginde Fenerli Bas Tercumanlar Cagi olarak ifade edilmektedir. (28)

Fenerliler, aralarindan tercumanlarin, casuslarin, piskoposlarin, patriklerin, ruhbanlarin ve voyvodalarin ciktigi, aralarina giren yabancilari barindirmayan kendi icinde kapali bir siniftir. (29) Istanbul'un Fener semtinde oturan bu seckin aileler, kendilerini Bizans Imparatorlugu'nun mirascisi olarak goren, Rum, Romen, Arnavut, adali ve Italyan kokenli soylu veya sonradan soyluluk kazanan sahislardan olusmaktadir. (30) Ancak hepsi Rumca konustuklari icin ve kendilerine ozgu bir Rum kulturu olusturduklari icin Fenerli Rum aileler olarak da tanimlanmaktadirlar. (31) Fenerli Rum aileleri ve beyleri, Osmanli Devleti'nde imtiyazli bir azinlik olarak, devletin hariciye islerinde mustesarlik ve tercumanlik gorevlerinde bulunmuslar, Eflak ve Bogdan voyvodaliklari, Girit ve Sisam valilikleri gibi ust duzeyde gorevler yapmislar, ticaret ve sanatta oldukca ileri gitmislerdir. Servetlerini tuccarlik, gemi tasimaciligi ve bankerlikten kazanmis bu soylular, Osmanli yonetiminin cok onemli islerinin vazgecilmezleri olmuslardir.

Fenerliler, tasradaki stratejik bolgelerin yonetimini yapan, multezimlikle tuz mukataalarini kiralayan, Osmanli sarayi ve ordusuna tedarikcilik yapan, deniz ve karada askeri islerde etkin rol alan ve Karadeniz bugday ticaretini kontrol eden ailelerdir. (32) Bu faaliyetleri sayesinde Bati dunyasi ile ticari iliskiler kuran Fenerliler, Bati davranislari, gelenekleri ve dilleri hakkinda birinci elden bilgi edinmislerdir. Patriklik makaminin bulundugu Istanbul'un Fener semtindeki bu aileler, gerek ruhban sinifi ile yakinliklari ve gerekse ticaretle ugrasmalari sebebiyle, bu surecte bir esraf sinifi meydana getirmislerdir. (33) Uluslararasi ticaret yaparak dil becerisi kazanan bu aileler, cocuklarini basta Italya olmak uzere Avrupa'daki ulkelerde okutmuslar ve yabanci dil ogrenmelerini saglamislardir. Hekimlik egitimi alan bu cocuklarin buyuduklerinde devlet erkanina doktorluk yapmalari, bunlara diplomat-tercumanlik yolunu acmis ve bu sayede Osmanli donanmasinda ve Divan- Humayunda bircogu tercumanlik gorevlerine getirilmislerdir. (34) Osmanli Devleti'nin bu donemde Balkanlar'da Rus nufuzunun artis gostermesi karsisinda, Ortodoks halklarla daha iyi iletisim saglama acisindan Fenerlilerden yararlanmayi dusunmesi de, Rumlarin tercumanlik gorevine getirilmelerinde etkili olmustur.

Osmanli Devleti'nde tercumanlik yapan Fenerliler, Italyanca ve Fransizca basta olmak uzere Avrupa dillerini iyi bilmekte idiler. Bu dillerin yani sira, Osmanli Turkcesini olusturan Arapca, Farsca ve Turkce'yi de biliyorlardi. (35) Bu dilleri bilip de donanma ve Divan-i Humayun tercumanligi gibi gorevlere getirilenlere muafi yet berati verilmekte ve oldukca iyi bir gelir tahsis edilmekteydi. Ornegin Rusya'ya esir dusen ve kurtulduktan sonra Osmanli Devletinde Divan-i Humayun tercumanligina 1782 yilinda tayin edilen Iskerletzade Aleksandir'a muafi yet berati verilmistir (36) ve 1783 yilinin Aralik ayinda gorevi karsiliginda Inebahti sancaginda bulunan ceraciler mukataasi malindan yillik 1675 kurus has maasi tahsis edilmesi hakkinda ilgili mukataa mutasarriflarina hukum yazilmistir. (37) Bir baska ornekte, Divan-i Humayun tercumani Sari Beyzade Aleksandir icin, Eflak voyvodaligindan yillik kirk kese akce maas tahsis edilmesi hususunda Eflak voyvodasi Mihal'e hukum yazildigi gorulmektedir. (38)

Tercumanlara sunulan imtiyazlar ayni sekilde onlarin yanlarinda calistirdigi dil oglanlari ve hizmetkarlarina dahi sunulmakta idi. Istanbul kadisi, yeniceri agasi ve dergah-i mualla kapicibasilarindan olan Istanbul cizyedarina yazilan Mayis 1791 tarihli bir fermanda, Kostantinzade Aleksandir adli Divan-i Humayun tercumaninin yaninda calisan sekiz nefer dil oglani ile on iki nefer hizmetkarinin cizyeden ve sair vergilerden muaf tutulmasi emredilmekte idi. (39) Tercumanligin disinda yabanci ulkelerde maslahatguzar olarak gorevlendirilenlere de oldukca iyi meblaglar tahsis edilmekteydi. 1820 yilinda Ingiltere'de gorevli Andonaki, Nemce'de gorevli Yanko Mavroyani ve Fransa'da gorevli Nikolaki adli maslahatguzarlarin her birine aylik ikiser bin bes yuz kurus maas Eflak cizyesi malindan verilmek uzere tahsis edilmistir. (40) Tum orneklerde goruldugu gibi Divan-i Humayun tercumanligi ve maslahatguzarlik gibi gorevler icin tahsis edilen maaslar, cesitli mukataa kaynaklarindan veya voyvodaliklarin cizye gelirlerinden karsilanmaktadir.

Aldiklari gelir karsiliginda, yabanci dilde yazilmis resmi evraki Turkceye cevirmek, ikili antlasmalarda tercumanlik yapmak ve baska devletlerle siyasi iliskiler gelistirmekle gorevli olan Fenerlilerin, bazen Osmanli Devleti aleyhinde de davrandiklari gorulebilmekteydi. Bazi tercumanlarin antlasmalar esnasinda devlet sirlarini karsi tarafa gizlice soyledikleri ve ifade edilen sozleri carpittiklari gorulebilmekteydi. Bu gibi durumlarin tespitinde, ilgili tercuman gorevden alinmakta veya tercumanin idami gerceklestirilmekteydi. (41) Rum tercumanlarina duyulan itimatsizlik Osmanli yoneticileri disinda, yabanci devlet yoneticilerini de rahatsiz etmistir. Napolyon Bonaparte'in Paris'teki Osmanli elcisi Halet Efendi ile yaptigi gizli gorusmede bu durum en carpici ornegi ile gorulmektedir. Bonaparte bu gorusmenin baslangicinda Halet Efendi'nin elini tutarak; Benim Rumlardan bir vechiyle emniyetim yoktur, onlarin cumlesi Rusya'ya tabidir, onun icin bu ifade edecegim sirra vakif olmamasi icin tercumaninizi istemedim. Bizim tercumanin da Istanbul'da dostu coktur. Onu dahi konusulanlari bilmemesi icin cagirmadim demistir. (42) Bu gorusmede Bonaparte'in yakin bir adami, Arap lisani ile Halet Efendi'ye konusulanlari aktarmistir.

Fenerli Tercumanlarin Eflak ve Bogdan Voyvodaliklari

III. Ahmed zamanindan itibaren, Eflak ve Bogdan voyvodaliklarina yerli prensler yerine, Osmanli yonetiminin kontrolunde kalacagi dusunulen Istanbullu Rum beyleri getirilmeye baslanmistir. 18. yuzyildan itibaren Osmanli dis munasebetlerinin daha onemli hale gelmesi, yillardir donanma ve divan tercumanliklarini yapan Fenerli ailelerin bu prensliklere voyvoda olarak atanmalarinda ve bu isin bir adet halini almasinda etkilidir. (43) Bolgedeki Rusya ve Avusturya tehdidine karsi Eflak ve Bogdan'i daha iyi yonetmek amaciyla da uygulanan bu siyaset surecinde, Fenerli Rum beylerinin Osmanli yonetim erki icindeki yerlerini saglamlastirdigi bir donem baslamistir. (44)

Bab-i Ali'nin voyvodalarini dogrudan dogruya tayin etmesi ve bunlari tercihen Fenerli Rum ailelerden secmesi surecinin baslangici olarak, tarihcilerin Bogdan icin 1709 veya 1711 ve Eflak icin ise 1716 yilini gostermek seklinde genel bir yaklasimlari bulunmaktadir. Her iki beylik icin Fenerli beylerin voyvoda olarak atanma surecinin sona ermesi ise 1821 yili olarak kabul edilmektedir. Bu tarihlerden once Eflak ve Bogdan'da Rum prensler de gorulmustur. Ayrica 1711-1821 surecinde, bu makama getirilen aileler sade Rum kokenli olmayip, farkli kokenlerden gelmis ve Rumlasmis aileler olup, aralarinda evlilikler yoluyla akrabaliklar da kurulmustur. Bu farkliliklara ragmen1711-1821 sureci, belki de belirtilen devrenin Romanya tarihinde bir gerileme cagi olarak gorulmesinin de etkisiyle kliselesmistir. (45)

Fenerlilerden Bogdan'da voyvodalik gorevine tayin edilen ilk kisi, Divan-i Humayun tercumani Aleksandir Mavrokordato'nun oglu Nikola'dir. 1709'da goreve atanan bu sahis bir yil sonra Kirim Hani araciligi ile azledilmis ve yerine Dimitri Kantemir goreve getirilmistir. Ayni tarihte Eflak'ta voyvodalik gorevini ise yerli beylerden Konstantin Brankovano yapmaktadir. Bu iki lider 1711 Osmanli-Rus savasinda Ruslarla ittifak yapmislardir. Osmanli yonetimi once Konstantin Brankovano'nun ihanetini haber almis, kendisini Istanbul'a getirtmis ve dort oglu ile birlikte idam ettirmistir. (46) Bu idamda Bogdan beyi Dimitri Kantemir'in, Brankovano'nun Osmanli hukumetine sadik kalmadigi yolunda sikayette bulunmasi etkili olmustur. Halbuki daha sonra Kantemir'in de Prut savasinda Petro'ya yardim ettigi ortaya cikmistir. Ancak Kantemir Rusya'ya coktan siginmistir. (47) Savastan hemen sonra 1711 yilinda Nikola ikinci kez Bogdan voyvodaligina tayin edilmistir. Eflak'ta ise Brankovano'dan sonra Stefan Kantakuzen Romen halkindan cikan son voyvoda olarak goreve atanmistir. 30 Aralik 1715'te bu gorevden azledilen Stefan Kantakuzen'in yerine, artik Eflak'ta Fenerli ailelerin voyvodaligi donemini baslatacak Iskerletoglu Nikolaki goreve getirilecektir. (48)

Eflak ve Bogdan voyvodaligina atanabilmek icin, once kapi kethudaligi (49), donanma tercumanligi ve Divan-i humayun tercumanligi gibi gorevlerde calismak gerekmekteydi. Bu gorevlerde muvaff akiyet gostermenin yani sira, ozellikle dusman devletlerle savas sonrasi mutareke ve musalaha yapilmasi icin gorevlendirilen murahhaslara basarili tercumanlik yapma isi, voyvodaliga atanmak icin oldukca etkili ustun hizmetlerdir. (50) Fenerli bir beyin bu makamlar sonrasinda voyvodaliga yukseltilmesi ile kendisinden bos kalan kadroya, Eflak ve Bogdan voyvodalarinin akrabasindan biri getirilmekte idi. Ornegin donanma tercumani Kostaki 1796 senesinde Eflak voyvodaligina terfi edeceginden, bos biraktigi tercumanlik kadrosuna Bogdan voyvodasinin damadi ve kapi kethudasi olan Aliko tayin olunmustur. (51) Tercumanlar ve voyvodalarin goreve getirilme ve terfi lerinde hilat giydirilmekte ve bu gorevlere atanma, ilgili resmi evrakin ust kismina padisahin ilbas-i hilat oluna yazisiyla yapilmaktaydi. (52) Tum bu makamlar icin Fenerli aileler arasinda buyuk cekismeler yasanirdi. (53) Birbirleriyle rakip olan Fenerli Beyler, voyvodaliklari elde etmek icin devlet ricaline hulul etmek ve menfaat gostermek suretiyle emellerine ulasiyorlardi. Hamilerinin sahneden cekilmeleri ve yerine gelenlerin coplenmek icin rakip tarafi tutmalari suretiyle voyvodaliklarda sik sik degisim oluyordu. (54) Gorevinden uzaklastirilan bir voyvoda yaptigi girisimlerle defalarca goreve geri gelebiliyordu. Ornegin daha once bes kez Eflak voyvodaligina getirilip Limni'ye surgun edilmis Kostantin Mavrokordato aff edilip, altinci kez bu goreve getirilmistir. (55)

Eflak ve Bogdan voyvodalarinin baslangictan beri en onemli vazifeleri, zamaninda haraclarini odemek (56), Imparatorlugun dis politikasina uymak, sultanin seferlerine katilmak ve Osmanli devletinin menfaatleri ile catisan komsu devletlerin hareketleri hakkinda bilgi toplamaktir. (57) 1711-1821 surecinde tercumanliktan yetiserek bu goreve ulasan Fenerliler sayesinde, voyvodalarin ozellikle istihbarat saglama gorevleri fazlasiyla yapilmistir. Osmanlilarin bu donemde, Fenerli aileler icerisinden cikan ve memur gibi calisan bu voyvodalar icin; Bab-i Ali'nin Avrupa'ya cevrilmis iki gozu seklinde bir tabir kullanmalari (58), voyvodalarin bu etkin gorevlerinin onemine binaendir. Voyvodalar, bulunduklari bolgede kendi casuslari ile veya bagli olduklari Fenerli birligin yurtdisinda oturan veya dolasan onemli sahislari vasitasiyla, Avrupa'da neler olduguna iliskin bilgileri haber aliyorlardi. Viyana'da Rum bankerlerin onemli bir kismi Fenerli beylerle mektuplasiyorlardi. Avrupali konsoloslarin cogu ve Osmanli iliskileri konusunda Akdeniz ve okyanus limanlarinda gorevlendirilmis onemli sahislar, Fenerlilerle iletisim kuruyorlardi. Fenerliler bu sayede her seyden haberdar oluyorlardi. (59)

Eflak ve Bogdan'daki Fenerli voyvodalar genellikle uc yil sure ile goreve atanmakta olup (60), surelerini tamamladiklarinda Istanbul'a cagrilmaktaydilar. (61) Pek cogu bu sureyi tamamlayamasa da, oldukca kisa olan bu donemde Fenerli voyvodalarin evlilik yoluyla yerli boyar aileleri ile ittifak kurduklari, sermayelerini bu alanlara yatirarak bolgesel guclerini artirma imkanlarina ulastiklari gozlenmektedir. Rumlarin yukseldikleri bu en ust mertebede, Bizans'i yeniden canlandirma cabalari da sikca gorulmektedir. (62) Romen tarihinde hala nefretle anilan bu surec; adaletsizlik, entrika, bahsis ve rusvetin artmasi sebebiyle bir inhitat donemi olarak kabul gormektedir. En cok ucer yilligina tayin edilmelerine ragmen Fenerli beylerin, beraberinde getirdikleri akrabalari ve is ortaklari ile yerli halki somurduklerine inanilmaktadir. (63) Fakat ayni donemde Romanya'da Fenerli beylerin cabalari ile Bati'ya acilma yolu tutulmus, koylulere bazi sahsi hurriyetler taninmis, topraga bagli kolelik kaldirilmis ve hastane ve okul gibi kurumlar acilmistir. (64) Ornegin Konstantine Mavrokordato 1730 yilinda Eflak'ta meshur bir reform yapmistir. Yeni mahkemeler kurdurmus, vergi alimlarini duzene sokacak mali duzenlemeler yapmis, boyarlarin ulusal milis kuvvetleri uzerinde hakimiyet ve baskilarini ortadan kaldirmistir. Mavrokordato, Eflak'ta hakimiyet saglamak ve Osmanli yonetiminin gozune girebilmek icin 1731 yilinda Bogazici kiyilarinin duzenlenmesi icin de calismis birisidir. (65)

Voyvodalarin diger bir gorevi iaseci politikaya uygun idari duzenlemelerde bulunmaktir. (66) Osmanli Devleti icin Eflak ve Bogdan basta olmak uzere Tuna nehri civari sahalar ve Karadeniz sahillerindeki mahaller cok onemli hububat ekim alanlaridir. Bu acidan voyvodalarin iaseci politika acisindan bu sahalardaki uretimi takip etme ve isci gorevlendirme gibi rolleri de bulunmaktadir. Eflak ve Bogdan voyvodalarina yazilan hukumlerde, her yil hasat vaktinde Tuna nehri kenarinda bulunan cesitli sahalardan Karadeniz sahillerindeki degisik mahallere bircok orakcinin gonderildigi (67), buradaki ekinlerin bereketli olmasi sebebiyle daha fazla orakciya ihtiyac duyuldugu ile ilgili bilgiler yer almaktadir. (68) Yine Tuna nehri kiyilarindaki yerlesim birimlerinde gorevli bulunan kadilar, naipler, voyvodalar ve sair zabitana gonderilen hukumde, Eflak reayasinin serbest ve verimli sekilde ziraatta bulunmalari icin kimsenin haksizlik ve zulum yapmamasi tembihlenirken, Memleket-i Eflak Devlet-i Aliyyemin kilari olmaktan nasi seklinde gecen padisah ifadesiyle, bu sahanin iaseci politika acisindan onemi vurgulanmaktadir. (69)

Eflak ve Bogdan voyvodalarinin onemli bir gorevi de, bolgede bulunan toprak sahibi zengin aristokratlar olan boyarlarin itaat altinda tutulmasi ve boyarlardan olusan bir divanla topraklarin idare edilmesidir. Osmanli Devletinin bu sahalarda yabanci devletlerle yaptigi mucadelelerde orduya asker temini konusunda boyar ailelerinin onemli yukumlulukleri bulunmaktaydi. Zaman zaman maiyetindekiler ile sefere istirak etmeyen boyarlar, bolgede duzeni bozacak hareketlere curet edip yerli halka zulumde bulunuyorlardi. Bu gibi durumlarda voyvodalara gonderilen hukumlerle, boyarlar edeplendirilmeye ve itaat altina alinmaya calisilmistir. (70) Ozellikle bu surecte Rusya ile yapilan uzun savaslarda bu kargasalar ciktigi gibi, Eflak ve Bogdan sahasi harap bir hale geldiginden, devlet asayisi yeniden saglamak ve halki maddi sikintidan kurtarmak icin bazi tedbirler almaktaydi. (71)

Eflak ve Bogdan'da Fenerli beylerin voyvodaliklari donemi 1821'de yasanan Yunan ayaklanmasi ile sona ermistir. 1821'de baslayan Yunan isyaninin ilk perdesi Yunan topraklari disindaki Eflak ve Bogdan sahasinda farkli nedenlerle baslamistir. Eflak sahasindaki olaylar Ipsilantiler ve Stourtzalar adli asil ailelerin ve yuksek rutbeli rahiplerin cabalari ile baslamistir. Bogdan'daki olaylar ise, Rus carinin destegi ile Bukres'te Tudor Vladimirescu adli bir koylu gencin onderliginde, nefret ettikleri Rum voyvodalarinin somurusunden halki kurtarmak icin baslamistir. (72) Aleksandir Ipsilanti'nin organize ettigi Rum ihtilal hareketi Bogdan voyvodasi Rum asilli Mihail Suca tarafindan desteklenmistir. (73) Ayaklanma esnasinda Vladimirescu'nun askerleri Bukres civarinda yine Rusya'nin destekledigi Aleksandir Ipsilanti'nin ordusu ile savasmis ve ihanete ugramislardir. (74) Osmanli Devleti bu isyanlari bastirmak icin Rumeli'deki askerlerini kullandiysa da bu kuvvetler yetersiz kaldigindan, Edirne'de toplanmak uzere Hudavendigar, Kocaeli ve Karesi sancagindan gayet guzide ve bahadir, cenk ve harbe kadir alti bin nefer piyade ve suvariyi de gorevlendirmistir. (75) Ayrica Osmanli yonetimi bu bolgede cikan isyaninin Rum halkinin yasadigi diger yerler ve adalara sirayet etmesinden cekinerek, buralara da asker sevkiyati baslatmistir. (76) Bu isyanlar sonrasinda Osmanli hukumdari II. Mahmud, Eflak ve Bogdan voyvodaliklarina Fenerli Rum beyleri tayin etme usulunu kaldirmis ve eskiden oldugu gibi yerli ailelerden voyvoda tayin usulune donmustur.

Fenerli Voyvodalarin Siyasi Iliskiler Gelistirme ve Istihbarat Faaliyetleri

Bir onceki baslik altinda Fenerli voyvodalarin yerine getirdikleri gorevler anlatilirken, voyvodalarin komsu devletlerin siyasi eylemleri hakkinda bilgi topladiklari ve dusman devletlerle savas sonrasi yapilan mutareke ve musalahada tercumanlik yaptiklarindan soz edilmisti. Simdi calismanin ana temasini olusturan bu konu orneklerle biraz daha acilarak, Osmanli Devleti'nin devletlerarasi iliskiler gelistirme ve takip etmede bir donem takip ettigi yol hakkinda somut tespitler yapilabilir.

Her seyden once voyvodalar, Osmanli Devleti'nin 18. yuzyil surecinde baslica dusmani olan Rusya ve Avusturya gibi devletlerin yaptiklari faaliyetleri ve ordularinin harekatini yakindan takip edip sadarete bildirmekteydiler. Bu konuya ornek olabilecek Eylul 1798 tarihli bir belgede Rusya'nin ihtiyaten berren ve bahren sefer tedarikine basladigi ve Leh canibine ve Turla nehri boyuna asker yigdigi konusunda Bogdan voyvodasi Aleksandiri'nin Osmanli yonetimine daha onceden bilgi aktardigi belirtildikten sonra, simdilerde de Rusya'nin Nemce tarafina dahi 60 bin nefer kadar asker ulastiracagina dair haber alindigi ve sair konular bildirilmektedir. (77) Voyvodalar, dusman devletlere ait ordularin harekatinin bildirilmesi disinda, alinmasi gereken acil onlemleri de arz etmislerdir. Subat 1782 yilinda Bogdan voyvodasi Aleksandir; Moskov ve Nemce'nin gizli ittifakindan dolayi bu devletlere karsi bolgede hazirlikli olmak ve hizli mudahale etmek icin Tuna nehrinin denize dokuldugu yerde bulunan Ozi sehrinden baska, Bender muhafizinin da yardima gelmesi icin emir verilmesini ihtar etmektedir. (78)

Voyvodalar bazen kendi topraklarindan gecen tuccari dahi sorgulayarak dusman devletler hakkinda haberler alabiliyorlardi. 1782 yilinda Bogdan voyvodaligina getirilen Iskerletzade Aleksandir Mavrokordato (79), Karadeniz'e ticaret maksadiyla gitmek isteyen ve Bec (Viyana) tarafindan nehir yolu ile Kalas iskelesine gelen bir Macar boyarinin, Kherson (80) sehrinde cikan veba salgini sebebiyle islerini tamamlayamayarak Bogdan sahasina geri donmesi sonrasinda onu sorguladigi gorulmektedir. Macar boyarinin verdigi bilgilere gore; Kherson'da Rusya tarafindan her biri yetmis pareden mutecaviz topceker uc kita sefi ne deryaya birakilmis, ancak burada insa olunan sair gemilere istihdam olunan amele de veba hastaligiyla dagilmis ve perisan olmuslardir. Macar boyari ayrica, Kherson'dan Leh hududuna degin cok sayida askerin mevcut oldugunu, Leh iclerinde Urman denilen mahalde de cok sayida askerin bulunduruldugunu baslarindaki generallerin adlari ile birlikte Bogdan voyvodasina iletmistir. Voyvoda Aleksandir bu bilgilerin disinda Ruslarin muttefi ki olan Avusturya'nin, kendi askerlerinin bolgede hizla ilerleyebilmesi icin kizaklar yaptirdigi, icleri koyun derisi ile kapli kis elbiseleri diktirdigi ve sair hususlari 30 Aralik 1782 tarihli istihbarat mektubuyla Osmanli yonetimine aktarmistir. (81) Voyvoda Aleksandir Agustos 1783 tarihli diger bir yazisiyla, Nemce Imparatorunun Galicya'da sekiz gun ikamet ederek ticaret ve askeri konularda yeni duzenlemelerde bulundugu, Rusya askerlerine ulaklar gonderdigi ve sair konularda Varsova sehrinde bulunan casusu vasitasiyla bilgi edindigini belirtmektedir. (82) Aleksandir'in bu surecte yasanan gelismeleri surekli ilettigi, Rusya'nin Lehistan ve Ukrayna bolgesinde askeri hareketleri ve hazirliklarini bildiren bir ay sonraki yazisindan da anlasilmaktadir. (83)

Voyvodalar, Avrupa'da yasanan siyasi gelismeleri; Viyana, Varsova, Bosna ve Belgrad gibi onemli sehirlerde oturan casuslari vasitasiyla ogrenip baskente aktarmislardir. (84) Eflak voyvodasi Nikolavus, Varsova ve Viyana sehirlerinde oturan adamlarindan aldigi gizli mektuplarin ozet tercumelerini 1787 yilinda baskente gondererek; Rusya, Fransa, Nemce ve Prusya gibi devletlerin birbirleriyle yaptiklari muahedeleri ve siyasi cekismeleri aktarmaktadir. (85) Avrupali devletlerinin aralarinda gerceklestirdikleri ittifaklari ve antlasmalari iceren metinleri ceviren voyvodalar, bu devletlerin birbirleriyle savaslarini ve onlara ait ordularin ilerleyislerini aktariyorlar, Avrupa'da basilan kitap, risale veya gazetelerdeki onemli bilgileri ozetleyerek ve bunlari Osmanli Turkcesine cevirerek baskente gonderiyorlardi. Ornegin Eflak voyvodasi, Fransa ile Nemce Imparatoricesi arasinda gerceklestirilen savunma ittifakina Rusya'nin da dahil oldugunu belirten ve bu uc devlet arasinda gerceklesen ittifaka ait dokuz maddeyi gosteren tercumeyi 19 Ekim 1756 tarihli yazisi ile baskente gondermistir. Versay'da yapilan bu ittifakin dokuzuncu maddesinde, bu devletlerin yaptiklari ittifaki Devlet-i Aliyye'ye ilan ve beyana muhtac olduklarini izhar etmeleri de kayit altina alinmistir. (86)

Kasim 1799'da bir baska Eflak voyvodasi olan Aleksandir; Rusya, Fransa, Ingiltere ve Nemce arasinda Avrupa'da meydana gelen donemin savaslarini ve bazi devletlere ait donanmalarin denizlerdeki konumlarini Osmanli yonetimine yazmistir. (87) Mayis 1801 tarihli yazisiyla Bogdan voyvodasi Kostantin; Ingiliz donanmasinin Isvec ve Danimarka arasinda kalan Sund Bogazini gecerek Baltik denizine girdigini, Rusya'nin bu durum karsisinda bolgedeki devletlere karsi dusmanca tutumundan vazgectigini, Fransa'nin bu gelismeleri yakindan takip ederek tavir aldigini ve Nemce ile Fransa arasindaki barisin sartlarini ayrintili olarak baskente aktarmistir. (88)

Napolyon'un kendisini Fransa Imparatoru ilan etmesi sonrasinda Buyuk Avrupa devletleri ile yaptigi uzun savaslar, bu surecte gorev alan bircok voyvodanin kaleminden Osmanli Devleti'ne anlatilmistir. Eflak voyvodasi 1813 senesi Haziran ayinin ikisi tarihiyle, Prusya ile Ingiltere Devleti arasinda iane-i nakdiyeye (nakdi yardima) dair akd olunan bir muahedenin tercume suretini Bab-i Ali'ye gondermistir. Dokuz maddeden olusan bu muahede metni, Fransa'nin taarruzuna ve tazyikine maruz kalan Avrupa devletlerinin serbestiyet ve istiklallerini elde etmeleri amaciyla, Ingiltere ve Prusya krali arasinda nakdi ve degisik sekillerde yardim olusturmayi hedefliyordu. (89) Bogdan voyvodasi ise, Fransa ile savasacak muttefi k devletlere ait askerlerin Avrupa'da ilerleyisi ile 27 Tesrin-i evvel 1228'de (8 Kasim 1813) Bec sehrinde basilan resmi gazetedeki ihbar ve havadisin ozet tercumesini Aralik 1813'te sadarete gondermistir. (90) Bu bilgiler, 19 Ekim 1813'te Leipzig'te yapilan ve Napolyon'un yenilgisi ile sonuclanan Milletler Muharebesi sonrasinda yasanan gelismeleri aktarmak icin gonderilmistir. Napolyon'un son direnisi sonrasinda Paris'e giren muttefi k ordulari, 31 Mart 1814'te Napolyon'un imparatorluktan dusurulmesi ile savasi kazanmislardir. Savas sonrasi Napolyon'un durumunun karara baglanmasi icin, Fransa hukumeti, Avusturya, Prusya ve Rusya arasinda 11 Nisan 1814 de Fontainebleau Antlasmasi imzalanmistir. (91)

Yirmi bir maddeden olusan Fontainebleau Antlasmasi metninin icerigi yine bir voyvodanin yazimi ile elimizde bulunmaktadir. Bogdan voyvodasi Iskerlet, bu muahede senedini tercume ederek, 11 Aralik 1814'te sadarete gondermistir. Bu muahede ile Napolyon ve hanedandan olan prensler, Fransa Imparatorlugunun, Italya Kralliginin ve sair memleketlerin mulkiyet ve tasarruf hakkindan feragat ediyorlardi. Napolyon Elbe adasina surgune gonderiliyor ve bu ada Napolyon'un hayati muddetince mustakil prenslik itibar olunarak tasarruf ve mulkiyeti yedinde kaliyordu. Adanin temlikinden gayri Fransa'nin varidat-i mulkiyesinden iki milyon franklik gelir senedi Napolyon'a tahsis olunup, isbu meblagin yarisi imparatorice Maria Luiza'ya ait oluyordu. Diger maddelerde; Napolyon hanedanliginin Italya Kralligi ve Fransa'daki mal varliginin ne olacagi, Napolyon ve akrabalari ile yaninda calistirdigi gorevlilerin Elbe'ye gemilerle gonderilmesinin ne sekilde gerceklesecegi ile ilgili konular yer almakta idi. Metnin yirmi birinci maddesinde, bu muahede senedinin tasdiknamelerinin iki gun zarfinda Paris sehrinde mubadele olunmasi karari alinmistir. (92) 30 Mayis 1814'te ise Paris'te Fransa ile dort muttefi k devlet arasinda baris antlasmalari yapilmistir. 1815 yilinda, bu antlasmaya kadar yasanan gelismeleri, Napolyon'un Elbe adasindan kacisini, milletler nizaminda ortaya cikan degisimi ve Ingiltere, Isvicre cumhuru, Osmanli, Ispanya ve sair devletlerdeki siyasi gelismeleri konu alan bir risale Avrupa'da yazilmistir. Bogdan voyvodasi bu risalenin bile ozetini tercume ederek, 19 Kasim 1816 tarihli yaziyla Osmanli yonetimine takdim etmistir. (93)

Voyvodalarin diger bir hizmeti, Osmanli Devleti'nin savastigi devletlerle savas sonrasi yapilacak mutareke ve musalaha gorusmelerine katilacak murahhaslara konusma ve zabit tutma konusunda tercumanlik yapma faaliyetleridir. Mutareke ve musalahaya katilacak murahhaslar reisulkuttab basta olmak uzere Musluman ust duzey diplomatlar arasindan secilirken, onlarin tercumanliklari da voyvodalara ve Rum tercumanlara verilmekteydi. Voyvodalar kisisel iliskiler gelistirme marifetleriyle yabanci devlet elcileriyle bu toplantilarda yakin dostluklar kurarak istihbaratini kuvvetlendirmekteydiler. Osmanli Devleti ile Nemce arasindaki barisa aracilik eden Prusyali bir diplomat ile bu baris gorusmelerinde tercuman olarak bulunan Bogdan voyvodasi Aleksandir Bey'in arasindaki munasebet ve ardindan kurulan muhaberat bu duruma guzel bir ornektir. Prusyali diplomatin Paris'e elci tayin edilmesi sonrasinda, Paris'ten hususi haberler alinmasi icin Bogdan voyvodasi vasitasiyla 1803 yilinda haberlesme agi tesis edilmistir. (94)

Voyvodalar, Avrupali devletlerin elcileri vasitasiyla Osmanli Devleti'ne ve padisaha sunacaklari konular veya siyasi tekliflerde de onemli aracilardi. Ornegin Fransa elcisi; Fransa Devleti'nin Osmanli Devleti'nin dostu oldugunu, Avusturya ile Osmanli Devleti arasinda devam eden harbin bitirilmesi icin aracilik etmek istedigini, Eflak voyvodasi Nikola Mavroyani'ye yazdigi bir mektupla ifade etmektedir. Eflak voyvodasi da bu konuyu 1788 yilinda baskente ileterek ne cevap vermesi gerektiginin belirtilmesini istemekte, devlet yonetimi ise Fransa elcisinin bu teklifi nin Nemce'nin talebiyle yazilmis olmasini dusunmektedir. (95) Osmanli Devleti bu donemde Rusya ve Avusturya'ya karsi savasmaktadir ve Eflak voyvodasi Nikola Mavroyani yukarida belirtilen yazismanin yani sira, bu savaslarda Avusturya'ya karsi Turk ve Romenlerden teskil ettigi kuvvetlerle carpismaya girmis ve basarilar kazanmis bir voyvodadir. Ancak bu basarilarla simaran Mavroyani, en buyuk destekcisi olan Sadrazam Gazi Hasan Pasa'nin olumu sonrasinda yalniz kalmis ve yerine gecen Sadrazam Celebi Hasan Pasa tarafindan idam edilmistir. (96)

Voyvodalarin onemli bir kisminin bu hizmetleri yaninda, bazisinin ise Avusturya ve Rusya'ya Osmanli Devleti hakkinda gizli bilgi sizdirdigi da gorulmekte idi. Bu gibi durumlarin tespiti voyvodalarin gorevden alinmasi veya idami ile sonuclanmaktaydi. Ancak bazilari yaptiklari bu davranislarin anlasilmasi sonrasinda, bilgi sizdirdiklari devletlere kacarak siginmaktadirlar. Bogdan voyvodasi Iskerletzade Aleksandir, gorev ihmali ve Ruslarla Rumlar arasindaki gizli bir cemiyetin reisi oldugu yonunde duyumlarin alinmasi gerekcesiyle azledilerek Istanbul'a cagrilmistir. Aleksandir bu azil sonrasi Istanbul'a gelmeyerek 1786 yilinda Rusya'ya kacmis ve ihanetini izhar eylemistir. (97) Aleksandir'in baslangicta nereye firar ettigini bilemeyen Osmanli yonetimi, konunun tahkiki isini yeni Bogdan voyvodasi Aleksandir Ipsalanti'ye vermistir. (98) Oysa Aleksandir Ipsalanti Avusturya'nin himayesi ile bu goreve getirilmis ve onun da kisa sure sonra Osmanli Devleti'ne ihanet ettigi ve Avusturya'ya bilgi sizdirdigi ortaya cikmistir. (99) Bu noktada voyvodalarin goreve getirilmesinde Osmanli Devleti'nin dusmanlari olan Avusturya ve Rusya'nin da nufuzu oldugu gorulebilmektedir. Nitekim 1791 yilindaki mutareke ile durdurulan Rus savaslari sonrasinda sulhun gerceklesmesi durumunda, Osmanli yonetimi Bogdan voyvodaligina, Divan-i Humayun ve mukaleme tercumani olan Aleksandir Beyzade'yi getirmek isterken, Rusya'nin bu gorev icin 1786 yilinda Rusya'ya kacan ve siginan Iskerletzade Aleksandir'i onermesinden cekinilmektedir. Bu konuyu yansitan evrakin ust kismina padisahin el yazisi ile kaydettigi; Bogdan'a Moskov'un ricasiyla voyvoda nasb olunur ise Bogdan'in Moskov'un elinde kalmadan hicbir farki yoktur, buna dikkat lazimdir (100) seklindeki cumle, bu atama yetkisinin Osmanli icin onemini gostermektedir.

Sonuc

18. yuzyilin baslarinda Osmanli Devleti'nin, Eflak ve Bogdan'in yonetimi icin yerli boyarlar yerine Fenerli beylerden voyvodalar atamasi kisa vadede faydali, uzun vadede ise olumsuz sonuclar dogurmustur. Zamanla Fenerli voyvodalarin, buyuk rutbeli Rum papazlarla isbirligi yaparak Eflak ve Bogdan halkini somurmeye baslamalari, Rus ve Avusturya devletleri ile gizli yazismalarda bulunmalari bunlardan bazilaridir. Osmanli Devleti'nin 1711-1821 surecinde Eflak ve Bogdan'in yonetimi icin siklikla voyvoda degisimine gitmesi, bu olumsuz gelismelerden haberdar ve rahatsiz olmasi ile ilgilidir. Bu surecte goreve atanan voyvodalarin onemli bir kisminin oldurulmesi, 18. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren Osmanli sultanlarinin, merkezi otoritelerini eyaletlerde surdurmekte ne denli zorlandiklarini gostermeleri bakimindan ilginctir. Aslinda Osmanli Devleti bu surecte kendi himayesinde bulunan Patrikhane yolu ile bolgeyi yonetmek istemistir. Ancak Fenerli voyvodalar bu dusuncenin aksine, 1750'den sonra Istanbul Patrikhanesiyle isbirligi yaparak Bizans Devleti'ni canlandirma yolunu aramislardir. Ardindan 1774 yilinda yapilan Kucuk Kaynarca Antlasmasi ile Ruslarin; Eflak ve Bogdan voyvodaliklari ile Osmanli sahasinda yasayan Ortodoks halklarin koruyuculugu hakkini kazanmalari, durumu daha da kotuye goturmustur. 1812 yilinda gerceklesen Bukres Antlasmasi geregince, Ruslar Bogdan'in dogu kismi ve en onemli yerleri olan Akkirman, Kili ve Bender'i ele gecirerek, bolgede giderek artan bir hakimiyet kurmuslardir. Dolayisiyla ortaya cikan bu dis faktorlere bagli olarak ozellikle 1770-1820 arasindaki surecte, Fenerli voyvodalarin nufuzunun en guclu oldugu bir donem yasanmistir. Bu sayede Fenerli voyvodalar, Osmanli Imparatorlugu ile gelismekte olan Avrupa ve Avrasya imparatorluklari arasinda onemli siyasi iliskilerin surdurulmesinde etkili olurlarken, kendi emellerine de hizmet imkanina kavusmuslardir.

Yunan ayaklanmasinin yasandigi 1821 yilina gelindiginde, Rum tercuman ve voyvodalarin Bab-i Ali'ye yanlis bilgiler aktarmalari ve bazilarinin bu ayaklanmayi desteklemeleri, bas tercumanlik gorevinin Rumlarin elinden alinmasiyla sonuclanmistir. 1821 yilinda Bab-i Ali'de bir tercume odasi kurulmus ve basina da Muhendishane-i Humayun hocasi Yahya Naci Efendi ile oglu Ruhiddin Efendi getirilmistir. Bu gelismelerin yani sira 1826 yilinda Osmanli Devleti'nin Rusya ile imzaladigi Akkirman Antlasmasi ile voyvodalarin tayini hususunda Rusya ile anlasmak mecburiyeti de kabul edilmistir. (101) 1829 yilina gelindiginde, Rusya ile yapilan Edirne Antlasmasi ile Eflak ve Bogdan voyvodalari lehine yeni imtiyazlar taninmistir. Bu imtiyazlar icerisinde voyvodalarin yedi yil icin degil kayd-i hayat sarti ile gorevde kalmalari ve memleketin ic idaresini tamamen onlara birakma ve iki memleketin ic idaresi hakkinda Rusya tarafindan hazirlanacak bir esas nizamnameyi tasdik etme gibi sartlar vardir. Kisacasi bu surecten sonra, Rusya'nin bolgedeki cabalari, 1848 ihtilalinin getirdigi karisikliklar ve Eflak ve Bogdan'da milliyet fi krinin gelismesine etki eden olaylar sebebiyle, iki memlekette Osmanli hakimiyeti zor sartlar altinda devam etmistir. (102)

Netice itibariyla Balkanlarin ulusal tarih kaynaklarinda Fenerli voyvodalar; Osmanli Imparatorlugu icinde imparatorluk kurmus dogulu despotlar olarak tanimlanirken, bir yonuyle de ulusal uyanisi saglayan ve Yunan kulturunu yeniden canlandiran topluluk olarak da anilmaktadirlar. Bu baglamda Fenerliler Osmanli yonetiminde idarecilik ve iletisim faaliyetleri ile butunlestirici bir role sahip gorunurlerken, ayni zamanda ulusal yolda kendi unsurlarini Osmanli yonetiminden ayristiran bir isleve de sahip olmuslardir. (103) Bu konudan baska, voyvodalarin bolgedeki yonetimi ve devletlerarasi iliskilerdeki verimlilikleri tartisila dursun, var olan en onemli gercek; onlarin istihbarat amacli baskente gonderdikleri mektuplarin ve tercume ettikleri antlasma metinlerinin siyasi tarih arastirmacilari acisindan bulunmaz degere sahip olmalaridir. Dolayisiyla Batili arastirmacilarin degisik acilardan irdeledigi bu tartismali surec, Osmanli arsivleri vasitasiyla daha detayli degerlendirilmeye muhtac gozukmektedir.

The Eflaq (Wallachia) and the Bogdan (Moldavia) are the names used in Ottoman period for the places between the Danube and the Carpathians and plain lands between the Danube and the Black Sea, respectively. The Ottoman Empire ruled over Wallachia as from the end of the 14th century and Moldavia since the beginning of the 15th century. As of these centuries, the principalities of Wallachia and Moldavia became a privileged position by declaring their obedience provided for paying the tribute to Ottoman Empire. Governors having been selected from local aristocratic families and bearing the title of voivode were assigned for these principalities which were allowed to conserve their political, social and religious structures. However Ottoman administration relinquished to use this procedure for a while because voivodes of Wallachia and Moldavia collaborated with Russia and European States in parallel to political developments in the beginning of 18th Century. Afterwards, for administration of Wallachia and Moldavia, instead of local voivodes, the persons from esteemed Greek families residing in Phanar (Fener) district of Istanbul and working in translations of Divan-i Humayun (supreme court in Ottoman Empire) and navy were selected and appointed as voivodes. The process of directly appointment of voivodes and regularly selection of them from Greek families of the Phanar for government of Wallachia and Moldavia experienced from 1711 to 1821. In addition to governing the related regions in this period, the Phanariotes also provided intelligence about European States to Ottoman Empire, make works of interpreting and played important roles in international relations.

The fact that Ottoman foreign relations became more crucial since 18th century had an eff ect on the appointment of the Phanariote families making works of interpreting in the navy and Divan-i Humayun for years as voivodes of these principalities and turning this into a customary status. Along with this political process which was also executed in order to govern Wallachia and Moldavia against the threats of Russia and Austria in the region, there began a new period when Greek governors from the Phanar secured their positions in Ottoman government power. These voivodes could obtain intelligence in the region by means of their own intelligencers or influential Phanariotes dwelling in or traveling in abroad. Most of Greek bankers in Vienna were exchanging correspondences with the Phanariotes. Moreover many European consulates and important offi cers assigned in Mediterranean and Ocean ports for Ottoman relations were in touch with the Phanariotes. Th anks to this communication, the Phanariotes were informed about every issue. Due to these services of the governance of Wallachia and Moldavia governed by voivodes from families of the Phanar, they were defi ned as the Bab-i Ali's two eyes fi xed over Europe.

The most important duties of principalities of Wallachia and Moldavia in tributary status were to pay their tributes on time, to make administrative arrangements in accordance with subsistence policy, keep landed gentry boyar families under obedience, to obey foreign policy of the Empire and to join Sultan's excursions. Apart from these duties, the one being much more important and constituting the main theme of this study was their activities on intelligence in such a way that they collected information about political and military actions of neighbour states in regard to interests of Ottoman Empire by means of their intelligencers residing in important cities like Vienna, Warsaw, Bosnia and Belgrade and conveyed them to the capital. Moreover, activity of making works of interpreting on speaking and taking the minutes down to state delegates who participated in negotiations of post-war peace and armistice after with Ottoman Empire was also among their duties. The period of Greek governors from the Phanar in Wallachia and Moldavia came to an end with the Greek Rebellion in 1821. The fact that Greek translator and voivodes conveyed wrong information to Bab-i Ali and some of them supported this rebellion in the beginning period of it resulted that the Greeks were also deprived of works of interpreting.

As a consequence, this controversial process having been discussed by western researchers from diff erent perspectives seems to require more detailed study thanks to Ottoman archives. Although a few national and many international studies on voivodes from the Phanar and their governance have been conducted, number of authors utilizing Ottoman archive sources in these studies are rather less. Whereas a great number of historical documents indicating the activities of voivodes of Wallachia and Moldavia from 1711 to 1821 in terms of international relations such as interpreting, intelligence and conveyance of information on political developments are included in Ottoman archives.

Kaynakca

Ahmed Vasif Efendi, Mehasinu'l-Asar ve Hakaiku'l-Ahbar, Yay: Mucteba Ilgurel, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1994.

Armaoglu, Fahir, 19. Yuzyil Siyasi Tarihi (1789-1914), Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1997.

Balci, Sezai, Osmanli Devleti'nde Tercumanlik ve Bab-i Ali Tercume Odasi, Yayimlanmamis Doktora Tezi, Ankara Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitusu, Tarih Anabilim Dali, Ankara, 2006.

Basbakanlik Devlet Arsivleri Genel Mudurlugu, Osmanli Arsivi, Istanbul.

a.Hatt-i Humayun Tasnifi (HAT.): nr. 257, 327/A, 439/A, 443, 803, 1476, 1488, 5766/B, 7872, 13495, 13662, 15373, 40788, 41835/A, 45572, 45597, 49844/B, 54770, 55104, 58486.

b. Cevdet Tasnifi (C.):

Bahriye (BH.): nr. 7830.

Dahiliye (DH.): nr. 6359, 9708.

Eyalet-i Mumtaze (MTZ.): nr. 127, 261, 364, 406, 569, 649, 811, 873, 983, 987.

Hariciye (HR.): nr. 173, 3752, 3860, 5353, 6188, 6563, 7238, 7891, 8061.

Berindei, Dan, "Princes Phanariotes des Principautes Roumaines: une forme de resurrection de Byzance?", Byzant. Forsch, 17, 1991, ss.71-84.

Camariano, Nestor, Alexandre Mavrocordato, le grand drogman son activite diplomatique, 1673-1709, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies, 1970.

Constantiniu, Florin-Serban, Papacostea, "Les Reformes des Premiers Phanariotes en Moldovie et en Valachie: Essai d'interpretation", Balkan Studies, 13, 1972, ss.89-118.

Decei, Aurel, "Bogdan", Islam Ansiklopedisi, 2. Cilt, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, ss.697-705.

Decei, Aurel, "Eflak", Islam Ansiklopedisi, 4. Cilt, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, ss.178-189.

Decei, Aurel, "Fenerliler", Islam Ansiklopedisi, 4. Cilt, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, ss.547-550.

Filitti, Jean C., Role Diplomatique des Phanariotes de 1700 a 1821, Paris, Societe du Recueil General des Lois et des Arrets, 1901.

Findley, Carter V., Osmanli Devletinde Burokratik Reform, Babiali (1789-1922), Cev: L. Boyaci- I. Akyol, Istanbul, Iz Yayincilik, 1994.

Florescu, Radu, "The Fanariot Regime in the Danubian Principalities", Balkan Studies, 9, 1968, ss.301-318.

Galland, Antoine, Istanbul'a Ait Gunluk Hatiralar (1672-1673), Serhlerle Yayinlayan: Charles Schefer, Cev: Nahid Sirri Orik, I. Cilt, 3. Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1998.

Guran, Tevfi k, "The State Role in the Grain Supply of Istanbul: The Grain Administration, 1793-1839", International Journal of Turkish Studies, 3, 1984-1985, ss.27-41.

Hitzel, Frederic, Dil Oglanlari ve Tercumanlar, Istanbul, Yapi Kredi Yayinlari, 1995.

Ion, Christina, "The Present Creates The Past: The 'Phanariots', In The Romanian Textbooks During The Second Part Of The 19th Century", Revue des etudes sud-est europeennes, 33, 1995, ss.41-47.

Ionescu-Niscov, Traian, "L'Epoque Phanariote dans l'Historiograhie Roumaine et Etrangere", Symposium L'Epoque Phanariote, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies, 1974, ss.145-158.

Iorga, Nicolae, A History of Roumania: Land, People, Civilisation, Trans. by Joseph McCabe, London, T. Fisher Unwin, 1925.

Irmscher, Johannes, "Alexandros Mavrokordatos, Greek Scholar and Turkish Diplomat", XII. Turk Tarih Kongresi (12-16 Eylul 1994), Kongreye Sunulan Bildiriler, III. Cilt, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1999, ss.1005-1008.

Janos, Damien, "Panaiotis Nicousios and Alexander Mavrocordatos: The Rise of the Phanariots and the Office of Grand Dragoman in the Ottoman Administration in the Second Half of the Seventeenth Century", Archivum Ottomanicum, 23, 2005, ss.177-196.

Jelavich, Barbara, Russia and the Formation of the Romanian National State 1821-1878, Cambridge, Cambridge University Press, 1984.

Jorga, Nicolae, Osmanli Imparatorlugu Tarihi, (1640-1774), Cilt 4, Cev: Nilufer Epceli, Istanbul, Yeditepe Yayinevi, 2009.

Karal, Enver Ziya, Halet Efendi'nin Paris Buyuk Elciligi (1802-1806), Istanbul, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yayinlari, 1940.

Karal, Enver Ziya, Osmanli Tarihi, VI. Cilt, 5. Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1995.

Karpat, Kemal, "Eflak", Turkiye Diyanet Vakfi Islam Ansiklopedisi, Cilt 10, Istanbul, 1994, ss.466-469.

Kramers, J. H., "Terdjuman", Encyclopaedia of Islam, E. J. Brill's First Encyclopaedia of Islam, Cilt VIII, 1913-1936, ss.725-726.

Mango, Cyril, "The Phanariots and the Byzantine Tradition", The Struggle for Greek Independence. Essays to mark the 150th anniversary of the Greek War of Independence, ed. Richard Clogg, London, Archon Books, 1973, ss.41-66.

Mansel, Philip, Constantinople, City of the World's Desire, 1453-1924, New York, St. Martin's Griffi n, 1998.

Matuz, Von Josef, "Die Pfortendolmetscher zur Herrschaftszeit Suleymans des Prachtigen", Sudost- Forschungen, 34, 1975, ss.26-60.

Oprisan, Horia B. "Les Princes Phanariotes et l'europeanisation des Roumains", Balkan Studies, 31, 1990, ss.107-130.

Orhonlu, Cengiz, "Tercuman", Islam Ansiklopedisi, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, ss.-175-181.

Otetea, Andrei (ed.), The History of the Romanian People, translated by Eugenia Farca, New York, Twayne Publishers, 1970.

Otetea, Andrei, "La Desagregation du Regime Phanariote", Symposium L'Epoque Phanariote, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies,1974, ss.439-445.

Ozcan, Abdulkadir, "Bogdan", Turkiye Diyanet Vakfi Islam Ansiklopedisi, Cilt 6, Istanbul, 1992, ss.269-271.

Pallis, A. A., The Phanariots, A Greek Aristocracy under Turkish Rule, London, 1951.

Panaite, Viorel, "Haracguzarlarin Statuleri: XV. ve XVII. Yuzyillarda Eflak, Bogdan ve Transilvanyalilar Uzerine Bir Calisma", Osmanli, Ed: Guler Eren, Cilt 1, Ankara, Yeni Turkiye Yayinlari, 1999, ss.373-383.

Papacostea-Danielopolou, Cornelia, "Etat actuel des recherches sur 'l'epoque Phanariote'", Revue des etudes sud-est europeennes, 24, 3, 1986, ss.227-234.

Papachristou, Panayotis Alexandrou, The Three Faces of the Phanariots: An Inquiry into the Role and Motivations of the Greek Nobility under Ottoman Rule, 1683-1821, Master Thesis, Simon Fraser University, 1992.

Philliou, Christine, "Communities on the Verge: Unraveling the Phanariot Ascendancy in Ottoman Governance", Comparative Studies in Society and History, 51, 2009, ss.151-181.

Pippidi, Andrei, "Phanar, Phanariotes, Phanariotisme", Revue des etudes sud-est europeennes, XIII, 2, 1975, ss.231-239.

Runciman, Steven, The Great Church in Captivity: A Study of the Patriarchate of Constantinople from the Eve of the Turkish Conquest to the Greek War of Independence, Cambridge, Cambridge University Press, 1968.

Savas, Ali Ibrahim, "Osmanli Diplomasisinde El-Kadimu Yuzaru Kaidesi", Tarih Enstitusu Dergisi, Sayi 15, 1997, ss.431-456.

Seton-Watson, Robert W., A History of the Rumanians from Roman Times to the Completion of Unity, Cambridge, Cambridge University Press, 1934.

Soutzo, Demetre Skarl, "Les Familles Princieres Grecques de Valachie et de Moldavie", Symposium l'Epoque Phanariote, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies, 1974, ss.229-254.

Sozen, Zeynep, Fenerli Beyler, 110 Yilin Oykusu (1711-1821), Istanbul, Aybay Yayinlari, 2000.

Strauss, Johann, "The Millets and The Ottoman Language: The Contribution of Ottoman Greeks to Ottoman Letters (19th-20th Centuries)", Die Welt des Islams, Vol. 35, Issue 2, 1995, ss.189-249.

Sturdza, Alexandre A.C., L'Europe Orientale et le Role Historique des Maurocordato, 1660-1830, Paris, Librairie Plon, 1913.

Swan, Charles, Journal of a voyage up the Mediterranean; principally among the islands of the Archipelago, and in Asia Minor: to which is added an Essay on the Fanariotes, translated from the French of Mark Philip Zallony, a Greek, Vol. II, London, Printed by R. Gilbert, 1826.

The London Magazine, "The Fanariotes of Constantinople", Vol. X, London, December, 1824, ss.561-570.

Tipau, Mihai, Domnii Fanarioti in Tarile Romane, 1711-1821, Mica Enciclopedie, Bucharest, Editura Omonia, 2008.

Toynbee, Arnold J., A Study Of History, Abridgement of Volumes I-VI by D. C. Somervell, New York, Oxford University Press, 1987.

Uzuncarsili, Ismail Hakki, Osmanli Tarihi, IV. Cilt, 2. Kisim, 4. Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1995.

Yalcinkaya, M. Alaaddin, "Osmanlilar Doneminde Eflak Ve Bogdan", Balkanlar El Kitabi, Cilt I, Derleyenler: Osman Karatay-Bilgehan A. Gokdag, Ankara, Karam-Vadi Yayinlari, 2006, ss.386-396.

Zakythinos, Dionysios A., The Making of Modern Greece: From Byzantium to Independence, Oxford, Blackwell, 1976.

Zallony, Marc Philippe, Essai sur les Fanariotes, Marseille, Ant. Ricard, 1824.

Zepos, Panayiotis, "Le Politique Sociale des Princes Phanariotes", Balkan Studies, XI, 1970, ss.81-90.

(1) Panaite Viorel, "Haracguzarlarin Statuleri: XV. ve XVII. Yuzyillarda Eflak, Bogdan ve Transilvanyalilar Uzerine Bir Calisma", Osmanli, Guler Eren (der.), Cilt 1, Ankara, Yeni Turkiye Yayinlari, 1999, s.375.

(2) Abdulkadir Ozcan, "Bogdan", Turkiye Diyanet Vakfi Islam Ansiklopedisi, Cilt 6, Istanbul, 1992, s.269.

(3) Voyvoda kelimesi; Slavca'da asker anlamina gelen voin ile yonetici anlamina gelen vodac kelimelerinin birlesiminden meydana gelmistir. 15. yuzyildan 1866'ya kadar Slavca metinlerde Eflak ve Bogdan idarecileri icin hospodar ifadesi de kullanilmaktadir.

(4) Enver Ziya Karal, Osmanli Tarihi, VI. Cilt, 5. Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1995, s.42-43.

(5) Bugunun Turkcesinde Yuce Kapi anlamina gelen bu ifade, Osmanli doneminde sadrazamin basinda bulundugu Osmanli hukumetini ifade etmektedir. Bab-i Ali ifadesini 18. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren arsiv belgelerinde ve bircok kaynak eserde gormek mumkundur. Bkz. Ahmed Vasif Efendi, Mehasinu'l-Asar ve Hakaiku'l-Ahbar, Mucteba Ilgurel (Yay.), Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1994, s.7, 12, 21, 31, 36, 37.

(6) Nicolae Iorga, A History of Roumania: Land, People, Civilisation, Trans. by Joseph McCabe, Londra, T. Fisher Unwin, 1925, s.182.

(7) Fenerliler hakkinda dogrudan veya dolayli bilgi veren kaynaklar icin bkz., Jean C. Filitti, Role Diplomatique des Phanariotes de 1700 a 1821, Paris, Societe du Recueil General des Lois et des Arrets, 1901; Robert W. Seton-Watson, A History of the Rumanians from Roman Times to the Completion of Unity, Cambridge, Cambridge University Press, 1934; Steven Runciman, The Great Church in Captivity: A Study of the Patriarchate of Constantinople from the Eve of the Turkish Conquest to the Greek War of Independence, Cambridge, Cambridge University Press, 1968, s.360; Panayiotis Zepos, "Le Politique Sociale des Princes Phanariotes", Balkan Studies, Cilt XI, 1970, s.81-90; Andrei Otetea (der.), The History of the Romanian People, Eugenia Farca (cev.), New York, Twayne Publishers, 1970; Andrei Pippidi, "Phanar, Phanariotes, Phanariotisme", Revue des etudes sud-est europeennes, Cilt 13, No 2, 1975, s.231-239; Cyril Mango, "The Phanariots and the Byzantine Tradition", Richard Clogg (der.), The Struggle for Greek Independence. Essays to mark the 150th anniversary of the Greek War of Independence, Londra, Archon Books, 1973, s.41-66; Christina Ion, "The Present Creates The Past: The 'Phanariots', In The Romanian Textbooks During The Second Part of the 19th Century", Revue des etudes sud-est europeennes", Cilt 33, 1995, s.41-47; Cornelia Papacostea Danielopolou, "Etat actuel des recherches sur 'l'epoque Phanariote'", Revue des etudes sud-est europeennes,Cilt 24, No 3, 1986, s.227-234; Mihai Tipau, Domnii Fanarioti in Tarile Romane, 1711-1821, Mica Enciclopedie, Bucharest, Editura Omonia, 2008; Zeynep Sozen, Fenerli Beyler, 110 Yilin Oykusu (1711-1821), Istanbul, Aybay Yayinlari, 2000. Barbara Jelavich, Russia and the Formation of the Romanian National State 1821-1878, Cambridge, Cambridge University Press, 1984, s.3.

(8) 19 yuzyilin baslarinda Avrupa'da Fenerliler donemi hakkinda olumsuz bir hava olusturan sansasyonel kitaplar ve yazarlari hakkinda bakiniz. Panayotis Alexandrou Papachristou, The Th ree Faces of the Phanariots: An Inquiry into the Role and Motivations of the Greek Nobility under Ottoman Rule, 1683-1821, Basilmamis Yuksek Lisans Tesi, Simon Fraser University, 1992, s.9-10.

(9) Marc Philippe Zallony, Essai sur les Fanariotes, Marseille, Ant. Ricard, 1824. Zallony'nin eserinde Fenerlilerin kokeni, divanda ve donanmada tercumanlik makamina ulasmalari, divan tercumanligindan voyvodalik makamina ulasmalari, giydikleri kiyafetler, boyarlarla iliskileri, merkezle iliskileri, bahce kapi kahyasinin tanimi, Fenerli entrikalar, Rumlarin kaderi uzerinde Fenerli birligin nufuzu, hospodarlarin azledilmeleri, Istanbul'a cagirilmalari ve surgun edilmeleri, Fenerli soylular, cocuklarinin egitimi ve Fenerli kadinlarin egitimi gibi konular, 1821 yilinda yasanan Yunan ihtilaline kadar islenmektedir.

(10) "The Fanariotes of Constantinople", The London Magazine, Cilt X, Londra, Aralik 1824, s.561- 570.

(11) Alexandre A.C. Sturdza, L'Europe Orientale et le Role Historique des Maurocordato, 1660-1830, Paris, Librairie Plon, 1913.

(12) A. A. Pallis, The Phanariots, A Greek Aristocracy under Turkish Rule, Londra, 1951.

(13) Radu Florescu,"The Fanariot Regime in the Danubian Principalities", Balkan Studies, Cilt 9, 1968, s.301-318.

(14) Dionysios A. Zakythinos, The Making of Modern Greece: From Byzantium to Independence, Oxford, Blackwell, 1976.

(15) Traian Ionescu-Niscov, "L'Epoque Phanariote dans l'Historiograhie Roumaine et Etrangere", Symposium, L'Epoque Phanariote, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies, 1974, s.145-158.

(16) Papachristou, The Th ree Faces of the Phanariots, s.10-11.

(17) Symposium L'Epoque Phanariote, 21-25 Ekim 1970, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies, 1974.

(18) Ornegin bkz. Demetre Skarl Soutzo, "Les Familles Princieres Grecques de Valachie et de Moldavie", Symposium l'Epoque Phanariote, s.229-254; Andrei Otetea, "La Desagregation du Regime Phanariote", Symposium L'Epoque Phanariote, s.439-445.

(19) Ali Ibrahim Savas, "Osmanli Diplomasisinde El-Kadimu Yuzaru Kaidesi", Tarih Enstitusu Dergisi, Sayi 15, 1997, s.432.

(20) Kanuni Sultan Suleyman donemi tercumanlari hakkinda bkz. Josef Matuz, "Die Pfortendolmetscher zur Herrschaftszeit Suleymans des Prachtigen", Sudost-Forschungen, Cilt 34, 1975, s.26-60.

(21) Zallony eserinde bu durumu soyle ozetler: "Turk kanunu kafi rlerin arasinda kullanmak icin tum Muhammed ummetini herhangi bir dil ogrenme nasibinden esirger. Bu dogmatik yasagin artmasi Divan-i Humayunun diplomatik iliskilerde daima tercuman ihtiyacini dogurmustur. Baslangicta Italyanca veya Grekce yazilmis resmi evrakin tercumesinde Yahudiler kullanilmakta idi. Daha sonralari ise bu isi Fenerliler aldi". Bkz. Charles Swan, Journal of a voyage up the Mediterranean; principally among the islands of the Archipelago, and in Asia Minor: to which is added an Essay on the Fanariotes, translated from the French of Mark Philip Zallony, a Greek, Cilt II, Londra, Printed by R. Gilbert, 1826, s.282.

(22) Avrupa devletlerinin Dogu dilleri alaninda yetistirdigi ve calistirdigi tercumanlari hakkinda bkz. Frederic Hitzel, Dil Oglanlari ve Tercumanlar, Istanbul, Yapi Kredi Yayinlari, 1995; Antoine Galland, Istanbul'a Ait Gunluk Hatiralar (1672-1673), Serhlerle Yayinlayan: Charles Schefer, Cev: Nahid Sirri Orik, I. Cilt, 3. Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1998.

(23) Bu ailelerin isimleri; Argyropoulos, Callimachi, Cantacuzino, Caradjas, Ghikas, Manos, Mavrocordatos, Mavrogenes, Mourousis, Musurus, Racovitza, Rosettis, Soutzos, Ipsilantis, Vacarescu ve Vlastos olarak bilinmektedir. Bakiniz. Cengiz Orhonlu, "Tercuman", Islam Ansiklopedisi, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, s.177; Aurel Decei, "Fenerliler", Islam Ansiklopedisi, 4. Cilt, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, s.549.

(24) Swan, Journal of a voyage up the Mediterranean, s. 282.

(25) Bu sahis hakkinda bkz. Johannes Irmscher, "Alexandros Mavrokordatos, Greek Scholar and Turkish Diplomat", XII. Turk Tarih Kongresi (12-16 Eylul 1994), Kongreye Sunulan Bildiriler, III. Cilt, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1999, s.1005-1008; Nestor Camariano, Alexandre Mavrocordato, le grand drogman son activite diplomatique, 1673-1709, Thessaloniki, Institute for Balkan Studies, 1970.

(26) Fener, Istanbul'da Halic'in guney sahilindeki tarihi bir semtin adi olup, gunumuzde Fatih ilcesi sinirlari icinde yer almaktadir. Fener semti, ayni zamanda Ortodoks kilisesinin ruhani liderinin makami ile birlikte de anilmaktadir.

(27) Arnold J. Toynbee, A Study Of History, Abridgement of Volumes I-VI by D. C. Somervell, New York, Oxford University Press, 1987, s.130-132.

(28) Damien Janos, "Panaiotis Nicousios and Alexander Mavrocordatos: The Rise of the Phanariots and the Offi ce of Grand Dragoman in the Ottoman Administration in the Second Half of the Seventeenth Century", Archivum Ottomanicum, Cilt 23, 2005, s.177-196; Philip Mansel, Constantinople, City of the World's Desire, 1453-1924, New York, St. Martin's Griffi n, 1998, s.153-162.

(29) Nicolae Jorga, Osmanli Imparatorlugu Tarihi, (1640-1774), Cilt 4, Cev: Nilufer Epceli, Istanbul, Yeditepe Yayinevi, 2009, s.304.

(30) Sozen, Fenerli Beyler, s.7.

(31) Bu calismada sikca gecen Fenerli Rum aileler ifadesi de bu anlamda algilanmalidir.

(32) Jelavich, Russia and the Formation of the Romanian, s.3; Pallis, The Phanariots, s.106; Christine Philliou, "Communities on the Verge: Unraveling the Phanariot Ascendancy in Ottoman Governance", Comparative Studies in Society and History, Cilt 51, 2009, s.153.

(33) Decei, "Fenerliler", s.548.

(34) Carter V. Findley, Osmanli Devletinde Burokratik Reform, Babiali (1789-1922), L. Boyaci- I. Akyol (cev.), Istanbul, Iz Yayincilik, 1994, s.79.

(35) Johann Strauss, "The Millets and The Ottoman Language: The Contribution of Ottoman Greeks to Ottoman Letters (19th-20th Centuries)", Die Welt des Islams, Cilt 35, Sayi 2, 1995, s.192.

(36) Basbakanlik Devlet Arsivleri Genel Mudurlugu, Osmanli Arsivi (BOA.), C.HR. nr. 7238.

(37) BOA, C.HR. nr. 3860.

(38) BOA, C.HR. nr. 8061.

(39) BOA, C.HR. nr. 5353.

(40) BOA, C.HR. nr. 7891.

(41) Sezai Balci, Osmanli Devleti'nde Tercumanlik ve Bab-i Ali Tercume Odasi, Yayimlanmamis Doktora Tezi, Ankara Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitusu, Tarih Anabilim Dali, Ankara, 2006, s.79.

(42) BOA, HAT. nr.5766/B. Ayrica bkz. Enver Ziya Karal, Halet Efendi'nin Paris Buyuk Elciligi (1802-1806), Istanbul, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yayinlari, 1940, s.60.

(43) J. H. Kramers, "Terdjuman", Encyclopaedia of Islam, E. J. Brill's First Encyclopaedia of Islam, Cilt VIII, 1913-1936, s.725.

(44) Orhonlu, "Tercuman", s.177.

(45) Aurel Decei, "Eflak", Islam Ansiklopedisi, 4. Cilt, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, s.186.

(46) Ismail Hakki Uzuncarsili, Osmanli Tarihi, IV. Cilt, 2. Kisim, 4. Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1995, s.45. Konstantin'in Eflak'ta biraktigi emvali ve altinlari hususunda ve onun yerine Eflak boyarlarindan Istefan'in voyvodaliga getirilmesi hususunda bakiniz. BOA, C.MTZ. nr. 127 ve nr. 569.

(47) Kemal Karpat, "Eflak", Turkiye Diyanet Vakfi Islam Ansiklopedisi, Cilt 10, Istanbul, 1994, s.468.

(48) BOA, C.HR. nr. 3752.

(49) Zallony'nin bahce kapi kahyasi olarak ifade ettigi bu gorevliler, Istanbul disinda oturan yuksek devlet gorevlilerinin temsilcisi olarak atanan kisilerdir. Divan'in yaninda bulunan ve kendi hukumetleri ile ilgili vezir-i azamin emirlerini direkt alan bu sahislar, kendi prensliklerinin yonetimi ile ilgili Divan uyelerinin sorularini da cevaplandirirlardi. bkz. Swan, Journal of a voyage up the Mediterranean, s.315.

(50) Agustos 1791'de Osmanli Devleti'nin Avusturya ile yaptigi Zistovi muahedesinde ve ardindan Rusya ile yaptigi Yas antlasmasinda murahhaslarin yaninda mukaleme (konusma ve zabit) tercumani olan Kostantin Beyzade Aleksandir Muruzi yogun bir caba ile Bogdan voyvodaligina terfi edilmistir. BOA, HAT. nr. 41835/A; 55104. Ayrica bkz. Uzuncarsili, Osmanli Tarihi, s.77.

(51) BOA, HAT. nr. 7872. Diger bir ornekte, sabik Bogdan voyvodasi Yanakizade Aleksandir Kalimaki'nin oglu Yanaki Kalimaki'nin donanma tercumanligina getirildigi gorulmektedir. Bkz. BOA, C.BH. nr. 7830.

(52) Donanma-yi Humayun tercumani olan Aleksandiri'nin Divan-i Humayun tercumanligi'na tayiniyle bos kalan donanma tercumanligi'na Eflak voyvodasi esbak Nikola Karaca'nin ortanca oglu Yanko Karaca'nin Kaptan-i Derya Huseyin Pasa'nin tayin yazisi ile terfi ettirilmesi ve hilat (kaftan) giydirilmesi ve bu konuda padisahin "ilbas-i hilat oluna" yazisiyla iznin verilmesi hakkinda bkz. BOA, HAT. nr. 15373. Ayrica bkz. Sozen, Fenerli Beyler, s.22vd.

(53) Zallony, Essai sur les Fanariotes, s.97.

(54) Uzuncarsili, Osmanli Tarihi, s.55.

(55) Swan, Journal of a voyage up the Mediterranean, s.285.

(56) Eflak boyarlarindan Istefan'in voyvodaliga atanmasi hususunda olusturulan beratta, Eflak voyvodaliginin her yil duzenli vermesi gereken harac, taahhud ve iyd-i edha (kurban bayrami) akcelerinin zamaninda odenmesi zikredilmektedir. Bakiniz. BOA, C.MTZ. nr. 569.

(57) Viorel, "Haracguzarlarin Statuleri", s.376-377.

(58) Aurel Decei, "Bogdan", Islam Ansiklopedisi, 2. Cilt, 5. Baski, Eskisehir, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari, 1997, s.702.

(59) Swan, Journal of a voyage up the Mediterranean, s.326.

(60) Bazen bu sureyi asanlar da bulunmaktadir. 1774 yilinda Eflak voyvodaligina tayin edilen Aleksandir Ipsalanti yedi yildan fazla gorevde kalmistir. Bkz. Uzuncarsili, Osmanli Tarihi, s.57.

(61) Suresi dolan Eflak voyvodasi Manol Bey'in Istanbul'a gelerek hanesinde ikamet etmesi hususunda kendisine gonderilen hukum icin bakiniz. BOA, C.MTZ. nr. 406.

(62) Mango, "The Phanariots and the Byzantine Tradition", s.41-66; Dan Berindei, "Princes Phanariotes des Principautes Roumaines: une forme de resurrection de Byzance?", Byzant. Forsch, Cilt 17, 1991, s.71-84; Karpat, "Eflak", s.468; Findley, Osmanli Devletinde Burokratik Reform, s.80; Papachristou, The Th ree Faces of the Phanariots, s.33vd.

(63) Decei, "Fenerliler", s.549.

(64) Fenerli voyvodalarin Eflak ve Bogdan'daki reformlari hakkinda bkz. Florin Constantiniu ve Papacostea Serban, "Les Reformes des Premiers Phanariotes en Moldovie et en Valachie: Essai d'interpretation", Balkan Studies, Cilt 13, 1972, s.89-118; Horia B. Oprisan, "Les Princes Phanariotes et l'europeanisation des Roumains", Balkan Studies, Cilt 31, 1990, s.107-130.

(65) Swan, Journal of a voyage up the Mediterranean, s.284.

(66) Sozen, Fenerli Beyler, s.10.

(67) BOA, C.MTZ. nr. 261.

(68) BOA, C.MTZ. nr. 873.

(69) BOA, C.MTZ. nr. 649; Ayrica Istanbul'un bugday ihtiyacinin temininde bu sahanin onemi icin bkz. Tevfi k Guran, "The State Role in the Grain Supply of Istanbul: The Grain Administration, 1793-1839", International Journal of Turkish Studies, Cilt 3, 1984-1985, s.27-41.

(70) 1776 tarihli belgede, Osmanli Devleti ile Rusya arasinda yapilmis muharebe sirasinda Eflak memleketinin boyarlari ve sair ahalisinin bu tarz tohmetleri hakkinda bakiniz. BOA, C.MTZ. nr. 983.

(71) Rusya ile savasin uzun surmesi sebebiyle harap olan Eflak ve Bogdan'da iki sene cizye vergisinin alinmamasi hususunda Temmuz 1776 tarihli belge icin bakiniz. BOA, C.MTZ. nr. 987.

(72) M. Alaaddin Yalcinkaya, "Osmanlilar Doneminde Eflak ve Bogdan", Osman Karatay ve Bilgehan A. Gokdag (der.), Balkanlar El Kitabi, Cilt I, Ankara, Karam-Vadi Yayinlari, 2006, s.393.

(73) "Eflak Voyvodasi iken olen Aleko'nun helaki esnasinda Bukres'te Todori nam kafi r basina topladigi reaya ile bagi ve sekavete cesaret etmis ve fi rari Ipsilandi'nin oglu Aleksandiri, Pervin suyunun beri tarafina gecip Bas kasabasina duhul etmis ve kasaba-i mezbureyi zabt ve Bogdan Voyvodasi Mihal dahi ona tabiiyet ederek ..." Bkz. BOA, C.DH. nr. 9708.

(74) Karpat, "Eflak", s.468.

(75) BOA, C.HR. nr. 173.

(76) BOA, C.DH. nr. 6359.

(77) BOA, HAT. nr. 13495.

(78) BOA, HAT. nr. 803.

(79) BOA, C.MTZ. nr. 364.

(80) Ukrayna'nin guneyinde bir tersane ve liman sehridir.

(81) BOA, HAT. nr. 439/A.

(82) BOA, HAT. nr. 327/A.

(83) BOA, HAT. nr. 443.

(84) BOA, C.MTZ. nr. 811.

(85) BOA, C.HR. nr. 6188.

(86) BOA, HAT. nr. 257. Agustos 1761 tarihli yazisi ile bir baska Eflak voyvodasi da Isvec ile Danimarka arasinda yapilan antlasmanin ozetini iceren metni baskente gondermistir. Bkz. BOA, HAT. nr. 58486.

(87) BOA, HAT. nr. 1476.

(88) BOA, HAT. nr. 1488.

(89) BOA, HAT. nr. 40788.

(90) BOA, HAT. nr. 45572.

(91) Fahir Armaoglu, 19. Yuzyil Siyasi Tarihi (1789-1914), Ankara, Turk Tarih Kurumu Yayinlari, 1997, s.72-73.

(92) BOA, HAT. nr. 45597.

(93) BOA, HAT. nr. 49844/B.

(94) BOA, HAT. nr. 13662.

(95) BOA, HAT. nr. 54770.

(96) Uzuncarsili, Osmanli Tarihi, s.59-60.

(97) Oysa Aleksandir 14 Mayis 1785 tarihli yazisiyla, Avrupa'nin degisik sehirlerinde bulunan casuslari vasitasiyla Avrupa'da yasanan her turlu siyasi gelismeyi Osmanli Devleti'ne hizli bir sekilde aktaracagini belirtmekteydi. Bkz. BOA, C.MTZ. nr. 811.

(98) BOA, C.HR. nr. 6563.

(99) Uzuncarsili, Osmanli Tarihi, s.75-76.

(100) BOA, HAT. nr. 55104.

(101) Ozcan, "Bogdan", s.271.

(102) Karal, Osmanli Tarihi, s.45.

(103) Philliou, "Communities on the Verge", s.152.

Cafer CIFTCI Doc. Dr., Tarih Bolumu, Fen-Edebiyat Fakultesi, Uludag Universitesi, Bursa. E-posta: cafer1@uludag.edu.tr.
COPYRIGHT 2010 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2010 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Ciftci, Cafer
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Report
Geographic Code:4EUGR
Date:Jun 22, 2010
Words:9403
Previous Article:Feminist approach to international relations: roots, development, contributions and limitations/Feminist uluslararasi iliskiler yaklasimi: temelleri,...
Next Article:Foreign policies of the states of the Caucasus: evolution in the post-Soviet period/Kafkasya ulkelerinin dis politikalari: Sovyetler sonrasi...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2022 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters |