Printer Friendly

The re-construction of patriarchal roles in the process of modernization: pro-feminism examples in Turkish literature/Modernlesme surecinde ataerkil rollerin yeniden yapilandirilmasi: erkek feminizmi ve turk edebiyatindan ornekler.

Abstract

This study analyzes pro-feminism in the modernization process of Turkey. The concept of pro-feminism is used to define men who support the change of patriarchal roles, and partially support feminist movements. However, this concept limits the genuine understanding of feminism and it does not mean more than a call for the re-construction of patriarchal roles. There is a strong relationship between woman and modernization attempts. During the modernization process in Turkey, it seems that intellectuals, politicians and bureaucrats have redefined the roles of woman in society and encouraged woman's participation in social life more than before. The changes in the role of woman also started to be used as the rhetoric of modernity. The literature developed by the writers who contributed to the modernization process in Turkey in the first half of the 20th century provides important references to understand this rhetoric and the concept of pro-feminism. For this reason, this study focuses on the works of the important writers in the modernization process in Turkey such as Omer Seyfettin, Peyami Safa, and Vala Nureddin. This study unravels that profeminism does not overlap with the aim of feminism to eliminate the gender inequalities in society; that profeminism leads to the emergence of new patriarchal gender roles; modernization rhetoric has been used in profeminist approaches and finally the influence of profeminism is evident in the works of the writers of that period. Novels are important media texts, which have impact on generating the values and the opinions of people. This study analyzes the approaches towards modernization and woman, which determines the new gender roles attributed to woman in the process of modernization of Turkey. These gender roles ascribed to woman are compared with the characteristics and roles of man and woman characters created in the works of the aforementioned writers.

Keywords: modernization, gender, feminism, pro-feminism.

Oz

Bu calisma Turkiye'nin modernlesme surecinde erkek feminizmi kavramini analiz etmektedir. Kadinin toplumsal cinsiyet rolleri ve modernlesme arasinda yakin bir iliski bulunmaktadir. Turkiye'de modernlesme surecinde aydin, siyasetci ve burokratlarin kadina iliskin rolleri yeniden tanimladigi ve kadinin toplumsal yasama katilimi gibi konularda cesitli iyilestirmeleri savunduklari gorulmektedir. Bu iyilestirmeler ayni zamanda modernlik retorigine de donusmektedir. Erkek feminizmi kavraminin anlaminin ve modernlesme surecinde kadin uzerinden gelistirilen retorigin anlasilmasi bakimindan 20. yuzyilin ilk yarisindaki donemde Turkiye'nin modernlesme surecinde etkili olan aydinlarin edebi eserleri onemli ornekler sunmaktadir. Bu calismada, Omer Seyfettin, Peyami Safa ve Vala Nureddin'in eserleri Incelenmektedir. Calismanin temel iddialarini su sekilde siralamak mumkundur; erkek feminizmi kavrami toplumsal cinsiyet esitsizligini giderme amaciyla ortusmemektedir; toplumda yeni ataerkil roller tanimlanmasina yol acmaktadir; erkek feminizmi yaklasiminda modernlesme retorigi kullanilmistir; calismada ele alinan aydinlarin eserlerinde erkek feminizminin etkileri belirgnidir. Edebiyat eserleri toplumsal degerlerin olusumunda ve kabul edilmesinde medya araci olma rolu nedeniyle de onemlidir. Calismada iddia edilen savlar modernlesme ve uluslasma surecinde kadina atfedilen rollere iliskin teorik yaklasimdan yararlanilarak, Turkiye'de modernlesme surecinde kadina atfedilen yeni rollerin tespiti ve tespit edilen bu rollerin edebiyat eserlerinde tasvir edilen karakterlerin rolleri ve ozellikleri ile karsilastirilmasi yoluyla analiz edilmektedir.

Anahtar Kelimeler: modernlesme, toplumsal cinsiyet, feminizm, erkek feminizmi.

Giris

Erkek feminizmi modernlesme surecinde klasik ataerkilligin donusum surecinde, geleneksel kadin ve erkek iliskilerini aciklayan, bu cinsiyetler arasindaki hiyerarsiyi gorunur hale getiren bir kavramdir. Erkek feminizminin temelinde erkeklerin klasik ataerkil iliskilere karsi cikisi olsa da, bu yaklasimin temelinde kadinlarin ataerkil toplumsal rollerden ozgurlesmesine yonelik bir hedeften soz edilemez. Cunku erkek feministler, modernlesme surecinde gelisen yeni toplumsal iliskiler icerisinde kadina yeni roller yuklemekte, yeni ataerkil kaliplar yaratmakta ve herseyden onemlisi kadinin toplumsal konumundaki degisimin yaraticisi rolunu ustlenmektedir. Bu durum kadin erkek esitliginin ortadan kalkmasi surecinde kadin hareketleri icin bir engel olusturabilir. Bu yonleriyle erkek feminizminin anlasilmasi icin toplumsal cinsiyet calismalari onemlidir. Erkek feminizmi kavrami, toplumsal cinsiyet rollerinin olusma surecinde oldugu gibi toplumsal degisimle baglantilidir ve tarihsel olarak modernlesme sureci icinde anlam kazanmaktadir. Bu nedenle calismada ilk olarak, toplumsal cinsiyet, kadin calismalari, modernlesme ve uluslasma surecinde kadin ve kadinlarin hak mucadeleleri uzerine yapilan calismalardan teorik olarak yararlanilmistir. Ikinci olarak, bu teorik kapsam dogrultusunda Turkiye'de modernlesme sureci ve kadin iliskisi degerlendirilmistir. Bu sayede aydinlarin modernlesme surecine verdikleri destek ve modernlesmeye paralel olarak savunduklari yeni ataerkil kaliplar belirlenmistir. Turkiye'nin modernlesme surecinde, ozellikle 20. yuzyilin ilk yarisinda, bu yeni ataerkil kaliplarin belirlenmesinde katkida bulunan onemli bir yazin oldugu gorulmektedir. Bu bolumde yeni ataerkil kaliplar ve erkek feminizmi kavrami arasindaki iliski aciklanmistir. Son olarak, erkek feminizmi bu yeni ataerkil kaliplara dayanilarak uretilen kategoriler sayesinde Turk Edebiyatinin onemli isimlerinden Omer Seyfettin, Peyami Safa ve Vala Nureddin'in eserlerindeki karakterler uzerinden incelenmistir.

Bu calisma daha once uzerinde pek fazla durulmamis olan erkek feminizmi kavramini analiz etmektedir. Bu kavram, modernlesme surecinde kadinin yasamini kusatan ataerkil rollerin modern bir dille yeniden kurulma surecini aciklamaktadir. Kavramin aciklanmasinda edebiyat eserlerinden yararlanilmis ve incelenen eserlerde kadina ve erkege iliskin cinsiyet rolleri degerlendirilmistir. Calisma, erkek feminizmi kavraminin modernlesmeci yazarlar tarafindan modernlesme surecine eklemlenme baglaminda da benimsendigini ve kadin uzerinden kurulan bir modernlik retorigini yansittigini da gostermektedir.

Toplumsal Cinsiyet ve Kadin Tarihi Calismalari

Toplumsal cinsiyet kavrami, cinsiyet rollerinin olusumunu toplumsal insa surecine bagli olarak aciklamakta; kadin ve erkege yuklenen rollerin temelini belirli bir toplumdaki normlara bagli olarak degerlendirmektedir. Kadin ve erkek arasinda, erkegi guclu konuma yerlestiren toplumsal deneyimlerin ortaya konulmasinda, ataerkil iktidar iliskilerinin cozumlenmesinde ve rollerin insa surecinin aciklanmasinda feminist hareketlerin ve kadin calismalarinin onemli bir rolu bulunmaktadir (1) (Connell, 1998: 193). Feminist hareketlerin gelisim sureci uc donem icerisinde degerlendirilmektedir, ilk dalga feminizm, 19. yuzyilin ikinci yarisi ve 20. yuzyilin baslarinda dunyanin farkli bolgelerindeki kadinlarin bir araya gelerek temel hak ve ozgurluk taleplerini dile getirdikleri sureci ifade etmektedir. Bu surec I. Dunya Savasi sonrasinda kadinlarin cesitli ulkelerde oy hakki kazanmasi ile sonuclanmistir. Toplumsal rollerin elestirisine dayanan feminizm 20. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren gelismis ve ikinci dalga feminizm olarak adlandirilmistir (Berktay, 2007). Simone de Beauvoir'in etkisiyle gelisen bu feminist hareket toplumsal cinsiyetin onemini ortaya koymus, kadinlarin ozel alandan cikmalari gerektigini, annelik, eslik vb. cinsiyet rollerinin sorgulanmasi gerektigini dile getirmistir (Berktay, 2009:435-475). Haklar uzerinden kadin kimlikleri temelinde gelisen feminist hareketler 1970 ve 1980'lerde gelisen post-modern teorinin etkisiyle birbirlerinden ayrilmistir. Ornegin, siyah, isci sinifi ve lezbiyen feministler, orta sinif, heteroseksuel feministleri protesto etmis ve feminist hareket kendi icinde cesitlenmeye baslamistir (Okin, 1979: 328-29).

Kadin calismalari ve feminist hareket ataerkil rollerin yok olmasini amaclamaktadir. Cunku bu roller kadin ve erkek arasinda aslinda gercekte olmayan ancak toplumsal olarak uretilmis esitsizliklere dayanmaktadir. Kandiyotti (2007: 4950) bu rollerin temel olarak cocuk dogurma ve yaslanma oldugunu belirtmistir. Kadin toplumsal yeniden uretim surecindeki roluyle on plana cikmaktadir. Ancak kadinin ekonomik uretim surecindeki rolu ve katkisi yok sayilmakta, kamusal alanla ilgili islerin disinda birakilmaktadir. Ayrica kadinlar toplumsal rolleri nedeniyle uretim ve ureme uzerinde hic bir denetime sahip degildir (Kandiyotti, 2007). Kadinin toplumsal rollerine iliskin bu ve benzer tespitler, donemsel olarak degisen toplumsal cinsiyet rollerini cozumleme, toplumsal ve siyasal projelere bagli olarak degisen ataerkil rolleri farkli acilardan analiz etme imkani saglamaktadir.

Modernlesme, Ulus ve Kadin

Modernlesme ve uluslasma surecinde insanlarin toplumsal ve siyasal konumlari vatandaslik cercevesinde tanimlanmaya baslanmistir. Bu surecte Bati ulkelerinde kadinlarin siyasal hak ve ozgurluklerini kazanarak erkeklerle esit vatandaslik haklarina sahip olma mucadeleleri birinci dalga feminist hareketlerle baslamistir. Ornegin, Amerika Birlesik Devletleri'nde (ABD) kadinlar oy verme, egitim, calisma haklari ve erkeklerle esit ucret gibi taleplerini "Duygular Bildirgesi" nde toplamislardir. Berktay (2009: 419), bu bildirgeyi yazan ve imzalayanlar arasinda erkeklerin de olduguna, erkeklerin de kadinlar icin adalet talebinde bulunduklarina dikkat cekmistir. Bu donemde egitim yollarinin kadinlara kapali oldugu, evliligin neredeyse vatadaslik haklarini kaybetmekle esdeger oldugu, evlilikle birlikte kadinlarin gorevlerinin kocaya itaat haline donustugu bilinmektedir (Berktay, 2009: 420). ABD'de kadinlarin bu olumsuz sartlardan kurtulmasi icin erkeklerin kadinlarin hak mucadelelerine katilmalari erkek feminizminin ilk ornekleridir. Fransa'da kadinlarin siyasal haklarini elde etmeleri Fransiz Devrimi'nin esitlikci ve halkci soylemine ragmen 20. yuzyila kadar uzamistir. Fransiz Devrimi sonrasinda kadinlarin siyasetle ugrasmalari yasaklanmis, genel oy hakki kadinlara taninmamistir. Kadinlar genel oy hakkina 1934 yilinda sahip olmuslardir (Berktay, 2009).

Kadinlar, modernlesme surecinde gerceklesen sosyal, ekonomik ve siyasal degisimle birlikte vatandaslik haklarini talep etmis, bu haklarin bir kismina ulasmislardir. Ancak bu haklar kendilerine erkeklerin kontrolunde verilmis ve kadinlarin toplumsal rollerindeki erkek egemen yapida herhangi bir degisiklik olmamistir. Bu yonuyle kadinlarin modernlesme surecine dahil olmasi ataerkil iliskiler icinde gerceklesmis, modern kadinin rolleri modernlesmenin erkek tarafindan akilcilastirilan ve uretilen teknik mantigi icinde yeniden belirlenmistir (Felski, 1995: 19-21). Modern toplumda kadinlar egitim hakki, calisma hakki gibi belirli haklar elde etseler de degisen sosyo-ekonomik ve siyasal sistemde kadina yuklenen geleneksel roller milliyetcilik ve kapitalist ekonomik sistemin ulusal kalkinma hedefleri dogrultusunda yeniden duzenlenmeye baslanmistir. Ulus-devlet olma surecinde Yuval-Danis'in aktarimiyla (Walby, 2009: 38), kadinlarin ulusal kimlik kazanabilmeleri icin, baska bir ifadeyle fiili olarak vatandas kabul edilmeleri icin bes yol oldugu belirtilmektedir. Bunlar, biyolojik uretimi saglamak, sinirlarin yeniden uretimini saglamak, ideolojik yeniden uretim ve kulturel aktarimi saglamak, ulusal semboller seklinde kullanilmak ve ulusal, ekonomik, politik ve askeri mucadelelere katilmak seklinde aciklamistir. Modernlesme ve uluslasma surecinde kadinlar, toplumsal, siyasal ve ekonomik olarak dezavantajli konumlarindan yola cikarak ortak hareketler gelistirmeye baslamislardir. Modernlesme ve feminist hareketlerin gelisimindeki paralellik, feminizmle modernlesmenin ya da batililasma ile feminizmin birlikte dusunulmesini de beraberinde getirmistir (Jayawardena, 1986).

Milliyetciligin gelisimi ve ulus-devlet olma surecinde kadinlarin ulusa katilmalari, somurgelesme tehdidi yasayan ulkelerde anti-emperyalist bagimsizlik hareketleri seklinde gerceklesmistir. Somurgelestirilme tehdidi bu ulkelerin Bati'ya ve onun degerlerine karsi tepkilerin gelismesinde etkili olmustur. Bu nedenle kadin hareketlerinin modernlesme sureciyle ozdes kabul edildigi ulkelerde, kadin hareketleri ulusal butunlugu bozmaya yonelik tehditler ve yabanci gudumundeki "hain" hareketler olarak nitelendirilmistir (Walby, 2009; Jayawardena, 1986). Milliyetciligin hakim oldugu yerlerde kadinlarin vatandasliga kabulu, kadinlarin militarizasyonu ile gerceklesmis; kadinlarin vatandaslik kazanma ya da kamusal alanda kabul gormesi onlarin milletin kurtulusuna yaptiklari katki dogrultusunda degerlendirilmistir. Kadinlar bu kurtulus hareketlerinde yer almistir. Ancak onlara bu surecte taninan rol toplumsal cinsiyet rollerinin sinirlari disinda olmamistir. Kadinlar kurtulus mucadelelerinde erkeklerin yardimcisi rolunde yer almis ve tarihsel gercekligin otesinde soylemsel olarak da kadinin rolu yadsinmistir (Jayawardena, 1986: 2-5). Uluslasma surecinde kadinlarin rolleri, erkekler tarafindan ulus devletin siyasal, toplumsal ve ekonomik ihtiyaclari dogrultusunda yeniden cizilmistir.

Turkiye'de Modernlesme, Ulus ve Kadin

Turkiye'nin modernlesme sureci Osmanli'nin 18. yuzyildan itibaren giristigi askeri, egitim, saglik, hukuk ve ekonomi alanlarinda baslayan ve surdurulen modernlesme sureciyle baglantilidir. Kadin hareketleri ve toplumsal taleplere bakildiginda, bu taleplerin de Osmanli modernlesme sureciyle paralel olarak gelistigi gorulmektedir. Osmanli'da kadinlar 18. yuzyilda toplumsal gorunurluk ve toplumsal yasama katilma taleplerini dile getirmistir. Kurtulus Savasi yillarinda kamusal alanda onemli olcude gorunurluk kazanan kadinlar, cumhuriyetin ilaniyla birlikte, vatandaslik haklarindan erkeklerle esit oranda yararlanma ve siyasal haklarini kazanma firsati bulmustur (Tekeli, 1981: 296). Yurttaslik anlayisi ve cumhuriyetle gelen toplumsal degisim, Osmanli toplumunda hakim olan ataerkil iliskilere karsi bir saldiri olarak algilanmistir. Medeni kanunla evlilik, miras, aile, egitim gibi toplumsal alanlarda yapilan reformlarla Osmanli doneminde gelisen kadin hareketlerinin temel talepleri olan Seriat yasalarina gore dort kadinla evlenme izninin kalkmasi, erkeklerin karilarini istedikleri zaman bosama haklarinin kalkmasi, kadinlarin eve hapsolmaktan kurtulmalari ve toplumda gorunur olmalari gerceklesmeye baslamistir. Ancak Osmanli doneminde hakim olan ataerkil yapida bazi degisiklikler olmakla birlikte cumhuriyet doneminde ataerkilligin tamamen yok olmadigi ve bicim degistirdigi gorulmektedir. Ornegin aile reisliginin erkege ait olmasi, kadinin Osmanli ataerkil toplumundaki ozel alanda ikinci planda olma durumunun devam ettigini gostermektedir (Tekeli, 1981: 297). Bu surecte toplumsal degisim de benzer sekilde bir donusum gecirmis ancak ataerkil normlar yeniden yapilanmistir.

Modernlesme surecinde toplumsal ataerkil rollerin degisimine iliskin iki farkli yaklasim bulunmaktadir. Bunlardan ilki iyimser yaklasim, digeri ise elestirel yaklasimdir, ilk yaklasimda kadinin toplumsal rollerindeki degisim rejim degisikligiyle iliskili, kurumsal bir degisim iken ikinci yaklasim surecin toplumsal mucadelelere dayandigi eylemci bir bakis acisini tasimaktadir. Buna gore ilk yaklasimda, Osmanli toplumunda hakim olan erkek egemen yapinin cumhuriyetci kadrolar tarafindan ortadan kaldirildigi ve kadinlarin haklarinin cumhuriyet kadrolari tarafindan kendilerine verildigi gorusunu savunulmaktadir. Bu yaklasima gore, "kadin inkilabi" kadinlarin mucadeleleri ile degil, 1926 yilinda kabul edilen Medeni Kanun ve 1934 yilinda kadinlara secme ve secilme hakkinin verilmesi ile gerceklesmistir (Saktanber, 2002). Ancak, bu yaklasim kadinlarin hak mucadelelerini gormezden gelen bir yaklasim olarak degerlendirilmektedir. Bu soylem cumhuriyetle birlikte gerceklesen toplumsal donusumde yeni bir toplumsal cinsiyet hiyerarsisinin kurulma girisimi, yeni bir ataerkillik biciminin ifadesi olarak elestirilmektedir. Ikinci yaklasima gore, kadinlara talep ettikleri haklarin "bahsedildigi" cumhuriyet kadrolarinin gelistirdigi bir soylemdir. Bu dusunceyi paylasan elestirel gorus "cumhuriyetin kadinsiz kadin haklari inkilabi" gerceklestirdigini ileri surmektedir. Bu yaklasimda, kadinlarin ulus devlet icindeki rollerinin cumhuriyet kadrolari tarafindan, "siyaset-disi, edilgen seyirci ve destekleyici olarak aciklandigi, kadinlarin vatana asker/evlat yetistiren anneler" olarak toplumsal islevleri uzerinden kurgulandigi belirtilmektedir (Zihnioglu, 2003: 22).

Zihnioglu (2003: 21) cumhuriyet kadrolarinin Osmanli doneminde 1868'den itibaren gelismeye baslayan ve Ikinci Mesruiyet sonrasinda giderek etkili olan feminist hareketleri ortadan kaldirdigini, kadinlarin vatandaslik haklarini kendi mucadeleleri ile kazanmalarini engelledigini ve kadinin erkeklerle esit haklara sahip vatandaslar olarak degil, toplumsal islevleri dogrultusunda vatandaslik hakkinin verildigini belirtmektedir. Bu tezin gelisiminde, Turkiye'de toplumsal cinsiyet ve kadin tarihi calismalari icinde onemli bir yeri olan Nezihe Muhiddin'in tarihteki hak mucadelesinin aciga cikartilmasi onemli bir rol oynamistir (Zihnioglu, 2003). Nezihe Muhiddin, Osmanli donemi feminist hareketlerine onculuk etmis bir kadindir. II. Mesrutiyetle birlikte, kadin ve erkek esitligini daha fazla gundeme getirmistir. Nezihe Muhiddin'in mucadelesinin kadinin toplumsal rollerinin koklu bir elestirisi olmadigi ve hak mucadeleleri baglaminda kaldigi gorulmektedir. Muhiddin kadin ve erkek arasinda esitligi savunurken, kadinlarin annelik ve eslik gibi toplumsal gorevlerini yerine getirmeleri gerektigini de ifade etmistir. Bu baglamda Bati'daki "sufrajet" hareketlerden farkli bir kadin hareketine onculuk etmistir. Zihnioglu (2003: 98) bu durumun nedeni olarak Bati'ya yonelik olumsuzluk ve yabancilik egilimini one surmektedir. Cumhuriyetin ilaniyla birlikte Nezihe Muhiddin'in bu yaklasimi "Bati ve dunya sufrajetleri gibi kadinlara tam siyasal ve ictimai haklarin verilmesi" dogrultusunda guclenmistir (Zihnioglu, 2003: 97). Nezihe Muhiddin kadinlarin cumhuriyet yonetimine katilimi ve kadin haklari yonunden toplumsal donusumun 'kadin eliyle' gerceklestirilmesi icin yaptigi mucadeleyi Kadin Halk Firkasi catisi altinda toplamaya calismis olsa da, bu girisimi hukumet tarafindan engellenmistir (Zihnioglu, 2003: 22) (2). Cumhuriyet doneminde kadin, millete faydalan uzerinden kurgulanmis, "sufrajet" hareket icinde yer alan kadinlar Istanbul kadini, batili, yabanci kadin olarak nitelendirilirken, cumhuriyet kadini ulusa hizmet etmekten kacinmayan, ayni zamanda ev ici rollerini de yerine getiren Anadolu kadini olarak betimlenmistir.

Turkiye'de kadinlarin talep ettikleri temel haklar ve toplumsal donusum Cumhuriyetin ilani, halifeligin kaldirilmasi, Medeni Kanun'nun kabulu ve egitim reformuyla hukuki ve toplumsal yapi degismis, imparatorluk doneminde hakim olan iktidar iliskileri de bu degisimden onemli olcude etkilenmistir. Bu surecte, toplumsal yasam laik temeller uzerinde yeniden insa edilmeye baslanmistir. II. Mesrutiyetken Cumhuriyet'e kadar gerceklesen degisim surecinde gelisen siyasal hareketler ve dusunce akimlari yeni bicimler kazanmistir. Bunlar yeni duzeni, yani Cumhuriyeti ve modernlesmeyi tamamiyle reddeden Islamci siyasi hareketler, yeni duzenle belirli noktalarda eklemlenen ancak eskinin degerlerini de muhafaza etmek isteyen muhafazakar siyasi hareketler ve cumhuriyet reformlarini ve modernlesmeyi savunan modernlesmeci hareketler olarak siniflandirilabilir. Islamci hareketler eskiye radikal bir donusu isteyerek ve kadin haklari dahil olmak uzere her turlu moderlesme girisimine Bati'ya ait oldugu icin karsi cikarak radikal bir konuma yerlesirken; siyasal ve toplumsal hayatta belirleyici olan egilim muhafazakar ve modernlesme arasinda sentez kuran siyasal yaklasim olmustur.

Merkez olarak nitelenebilecek bu muhafazakar ve modernlesmeci siyasi yaklasimin kadina belirli anlamlar yukleyerek kadini nesnelestirdigi gorulmektedir. Bu sembol ve anlamlar milliyetin, modernizme karsi gelenekciligin, anti-emperyalizmin ya da modernligin simgesi olarak karsimiza cikmaktadir (Cosar, 2007). Tekeli'nin aktarimiyla (Kandiyotti, 2007: 74) cumhuriyeti ve moderlesmeyi savunan kesimler kadin sembolunu modernlesme surecinde iki sekilde kullanmaktadir. Bunlardan ilki kadinin modernlesmesini savunarak Osmanli Imparatorlugu ile ideolojik ve siyasal bagi koparmaya calismak; Ikincisi ise kadinin modern tasarimiyla yeni kurulan devletin Bati'ya yakin modern bir devlet oldugunu gostermeye calismaktir. Burada modern tasarimin muhafazakarlikla birlestigi nokta aciga cikmaktadir. Bu nokta, modern kadin sembolunun Batili tarzda kadin uzerinden degil "gercek Turk kadini" soylemi uzerinden tasarlanmasidir. Turk kadini imgesi, Osmanli oncesinde sakli olan saf bir Turkluge irk ve kultur temelinde referans vererek ata-binen, savasa giden yani kamusal islerde etkili olan Turk kadini ornek alinarak kurgulanmaktadir (Tekeli, 1981: 294). Muhafazakarlar yaklasimin diger dayanagini ise modernlesme surecinde toplumsal ve siyasal yapilarin kurgulanmasinda etkili olan kultur ve medeniyet ayrimidir. Buna gore muhafazakar-modernlesmeciler Ziya Gokalp'in Dogu ve Bati sentezi baglaminda bir taraftan Dogu kulturunu koruma diger taraftan Bati'nin teknik ve bilimini alma stratejisi benimsemislerdir. Muhafazakarlar icin modernlesme surecinde kadinin yeri ve anlami onun "gelenegin tasiyicisi olma" islevi uzerinden kurulmustur (Bora, 2005). Bu nedenle muhafazakarlar, kadinin temel islevini toplumun devamliligi icin cocuk yetistirmek olarak gormektedir. Bu durum ayni zamanda kulturun ve gelenegin devamliligini da garanti altina almaktadir. Muhafazakarlar ve modernlesmecilerin birlestigi noktalar milliyetcilik, guclu devlet, organizmaci toplum anlayisi olmustur (Bora, 1997). Kadin imgesinin kurgulanmasinda da bu ortak ogelerin etkili oldugu ayni zamanda kadina yonelik bakis acisinin da bu ogeler icine girdigi gorulmektedir. Ornegin kadin "milli namusun" simgesi olarak sembolize edilmis, modern kadina "duskunluk" sifati yakistirilmistir. Milli namus olarak kadin anlayisinda, milliyetciligin ve ailenin on plana ciktigi gorulmektedir. Millet "anne, es ya da baci" ile ozdeslestirilerek erkeklerin namusu olarak kodlanmaktadir (Bora, 2005). Boylelikle Bati oteki olarak kurgulanmakta ve namussuzluk ve duskunluk uzerinden bir soylem gelistirilmektedir.

Sonuc olarak, milliyetci, muhafazakar ve modernlesmeci yaklasimlarda ataerkil rollerin yeniden yapilandirilmasi bakimindan muhafazakar-modernlesme cizgisinin bir sentez ve ortak egilim olarak gelistigini soylemek mumkundur. Bu egilimde kadina gelenegin ve kulturun aktarimi, toplumsal birligin saglanmasi, topluma yeni uyeler kazandirma gibi islevlerin yani sira modernligi gosteren bir vitrin olma rolu de yuklenmistir. Ayni zamanda modernlik ve kadin arasinda daha yakin bir iliski kurularak, modernligin denetim altina alinmasi icin kadinin denetim altinda tutulmasi gerektigi savunulmustur (Bora, 2005). Bu dogrultuda kadinin annelik, eslik, birlestiricilik ozellikleri on plana cikartilmistir. Muhafazakar modernlesme cizgisinde klasik ataerkil yapinin degisimi savunulurken diger taraftan kadin yeni bir ataerkillik cercevesinde sinirlandirilmis, toplumsal degisimin gerekliligi soylemine de karsi cikilmayarak modernlesme surecine kadin uzerinden eklemlenilmeye calisilmistir. Modernlesme ve uluslasma surecinde kadinin annelik, eslik gibi geleneksel rolleri devam ederken, toplumsal uretim surecine de katilmasi hedeflenmis, kadina ozel alandaki gorevlerini yerine getirmek kaydiyla ulusun kalkinma surecinde ekonomik ve sosyal yasama katilimi kabul edilmistir (Ozman, 2006). Bu surecte kadinin uzerine ozel alandan kaynaklanan aileye iliskin sorumluluk ve rollerin yani sira bir de ulus ve topluma ait sorumluluk ve roller yuklenmistir.

Klasik Ataerkilligin Donusum Surecinde Erkek Feminizmi

Modernlesme surecini destekleyen erkek reformistler, klasik ataerkilligin donusumunde kadinlarin toplumsal mucadelelerine destek vermislerdir. Klasik ataerkilligin temel ozelliklerini Kandiyotti (2007: 186), "sayginlik kaliplari yasa dayalidir, kadinlar ve erkekler icin farkli hiyerarsiler soz konusudur, cinslerin faaliyet alanlari ayrilmistir, nihayet kadinlarin emegine ve ureme kapasitelerine evlenerek dahil olduklari erkek soyu tarafindan el konulur" seklinde aciklamistir. Modernlesme surecinde erkek reformcularin kadinlara yonelik destegi erkek feminizmini olusturmaktadir (Kandiyotti, 2007; Zihnioglu, 2003: 103-6). Erkek feministler Osmanli toplumunda seriat yasalariyla kendilerine taninan dort kadinla evlenme hakkina, karilarini istedikleri an bosayabilme ve evin disindaki davranislarini kontrol etme hakkina karsi cikan ust ve orta sinif erkeklerden olusmustur (Kanddiyotti, 2007: 189-90). Bu orta sinif aydin kesim Osmanli'nin kurtulusunun modernlesme disinda gerceklestirilemeyecegini kabul etmis ve mevcut toplumsal duzendeki klasik ataerkillige karsi mucadele etmistir (Jayawadena, 1986: 30). Bu reformculardan Abdullah Cevdet'in 1912'de Sultan'nin haremi olmamasi ve tek bir kadinla evli olmasi gerektigini, kadinlarin giyimine karisilmamasi ve kadin uzerindeki yasaklarin kalkmasi gerektigini savundugu yazilari (Jayawadena, 1986) reform isteginin acikca disa vurulmaya baslandigini gostermektedir.

Erkek feministlerin, kadin ve erkegin esit olmasi talepleri geleneksel toplumdaki kadin erkek iliskilerinden duyduklari rahatsizlik dogrultusunda sekillenmisir. Bu refomcular, Batili iyi egitim gormus, toplumsal yasamda nasil davranmasi gerektigini bilen ve ask iliskisi yasayabilecekleri kadina duyduklari ozlemi dile getirmislerdir. Kandiyotti (2007) erkeklerin taleplerini, "bu erkekler oyle anlasiliyor ki artik yasli kadin akrabalari tarafindan ayarlanan ve denetlenen gorucu usulu evlilik istememektedirler; romantik iliski ve ask ozlemi cekmektedirler, karsilikli dusunce alisverisinde bulunabilecekleri egitilmis zevceler istemektedirler" seklinde aciklamistir. Kadinin toplumsal rollerindeki degisimi savunan Abdullah Cevdet'in yazilarinda bu donusum mesrulastirilmaya calisilmistir. Cevdet, "rasyonel iktisadi adami iyi egitim gormus, annelik ve eslik gorevlerini cok iyi yerine getien bir kadinla tek esli bir aile kuran erkek" olarak tanimlamistir (Zihnioglu, 2003: 104). Abdullah Cevdet gibi Osmanli Devleti'nin son doneminde modernlesme surecinde rol oynayan, Sinasi, Namik Kemal, Semseddin Sami, Ahmet Mithad Efendi de edebi yazilarinda Osmanli'da hakim olan geleneksel aile, evlenme ve bosanma bicimlerini elestirmislerdir. Osmanli aydininin bu donusum talebini Kandiyotti (2007: 153) soyle aciklamistir:
   Bu asamada kadinlarin acikli durumu kati geleneklerin ve geriligin
   en belirgin isareti olarak gorulebiliyordu ve modernist reformcular
   kadini Osmanli toplumunun baskici yonleriyle ilgili kendi
   tehammulsuzluklerinin sesi ile ozdeslestirmeye hazirdi. Cariye,
   insanlik ve cinsellik acisindan asagilanmanin en uc ornegiydi.
   Erkek reformcularin cariyeligi reddedisi; daha arkadasca ve
   romantik iliskiler ozlemi, bir sonra da Bati egitimi almis erkegin
   egitimsiz, incelmemis geleneksel karisiyla (sonucsuz kalan)
   iletisim cabalari, yalnizligi ve yabancilasmasi donemin en sik
   gorulen temalariydi.


Donemin modernlesme yanlisi reformculari istedikleri toplumun modern bicimde donusturulmesi icin Osmanli ilk dalga feminizm hareketlerini desteklemislerdir. Ancak bu donemdeki kadin hareketlerinde ve kadinlarin toplumsal konumlarinin iyilestirilmesini destekleyen erkek reformcularin yeni kadin betimlemelerinde ataerkilligin temel kaliplarini olusturan, annelik, eslik, cocuk yetistirmek, aileyi ayakta tutmak gibi vazifeler vazgecilemez temeller olarak varligini surdurmustur. Bu gerilim, modernlesme surecini destekleyen yazarlarda bir taraftan geleneksel degerlerin korunmasi diger taraftan da kadinin Osmanli'da kendisine bicilen toplumsal rollerden kurtarilmasi cabasi arasinda yasanmistir (Parla, 1993: 18-20).

Turkiye'de modernlesme donemi icinde aydinlar modern Batili kadina duyduklari ozlem nedeniyle kadinlarin toplumsal konumlarini gelistirmek icin surdurdukleri mucadeleleri desteklemislerdir. Ornegin, Ahmet Mithad, Peder Olmak Sanati'nda, Turk kadinlarinin da Batili kadinlar gibi iyi egitim gormesi gerektigini savunmustur: "Gencler daha cok yuksekokullarda tahsil etmislerdir. Ilimlere, lisanlara vakif olmuslardir. Bir zamanin hem halat kizlari gibi mahl?larla yasayamazlar. Bazilari ecnebi kizlarini aliyorlar ki buna gonlumuz razi olmamakla beraber mazuriyetlerini dahi inkar edemeyiz" (Zihnioglu, 2003: 104). Bu aydinlar, bir taraftan kadinin toplumsal rollerindeki degisimi savunurken, diger taraftan da kadini yeni toplumsal duzende ataerkil kaliplar icinde kurgulamaya devam etmislerdir. Savunduklari temel reformlar, tek eslilik, evlenme bicimleri ve bosanma gibi Osmanli ataerkillik kaliplarinin yikilmasi ve yerine Batili kadin erkek iliskilerindeki gordukleri yasam bicimlerinin getirilmesi, kadinin toplumsal konumunun arttirilmasi olmustur. Ancak bunun sinirlarini kadina annelik, eslik ve aile duzenini saglama islevleri yukleyerek cizmislerdir.

Modernlesme surecinde yeniden uretilen bu ataerkil kaliplar farkli toplumlarin uluslasma surecinde oldugu gibi kadinin toplumsal islevleri dogrultusunda kurgulanmis, kadinin kulturel ve ideolojik aktaricilik ozelligi, kadinin dogasina annelik vasfinin atfedilmesi ve eslik rollerinin surdurulmesiyle devam etmistir. Kadinin, kamusal alana cikmasi da, "erkeklestigi" yani cinsel kimligini gizledigi oranda gerceklesmistir. Ozman (2007), reformcu aydinlarin yeni kadin kurgusunun, yeni toplumsal iliskiler icinde hem modernlesmeci hem de muhafazakar yaklasimla ortusen ozelliklerini soyle siralamistir:

--Toplumun biyolojik olarak yeniden uretimi,

--Fedakar es olmak,

--Becerikli ev kadini olmak,

--Millete faydali olmak,

--Iyi ahlakli olmak,

--Saglikli cocuklar yetistirmek,

--Evin mutlulugunu saglamak,

--Egitimli ve meslek sahibi olmak,

--Saglikli, guclu ve cevik olmak.

Kadina yuklenen bu ozelikler kadinin toplumsal yasamda erkekler gibi etkin bir sekilde rol almasinin beklendigini ancak geleneksel toplumsal rolleri de surdurmesi talebinin devam ettigini gostermektedir. Bu acidan modernlesme doneminde gelisen erkek feminizminin kadini ozgurlestirmekten ziyade erkeklerin arzuladigi dogrultuda yeniden bicimlendirmenin, modern toplumda kadinin kontrolunu elde tutmanin milliyetcilik, muhafazakarlik ve modernlesme yaklasimlarinin ortak temelleri dogrultusunda kadina ve erkege yeni toplumsal roller yuklemenin bir araci oldugunu soylemek mumkun gorunmektedir.

Erkek Feminizmi: Turk Edebiyatindan Ornekler

Turkiye'de modernlesme surecini 18. ve 19. yuzyil Osmanli donemindeki reform hareketlerine kadar geri goturmek mumkundur. Ancak bu calismada erkek feminizmi kavraminin Turk Edebiyati eserleri uzerinden degerlendirildigi modernlesme sureci Cumhuriyet doneminin siyasal, toplumsal ve dusunsel temellerini olusturan II. Mesrutiyetten Turkiye'de cok partili demokratik hayatin islemeye basladigi 20. yuzyilin ikinci yarisina kadar olan zaman dilimini kapsamaktadir. Calismada erkek feminizmi Turk edebiyatinin onemli yazarlari olan Omer Seyfettin, Peyami Safa ve Vala Nureddin'in eserleri uzerinden Incelenmektedir. Bunun birincil nedeni bu yazarlarin eserlerinde kadinin toplumsal rolleri ve kadinin toplumsal statusu ile oldukca fazla ilgilenmis olmalaridir. Bu yazarlarin eserleri erkek feminizminin onemli orneklerini sunmaktadir. Bunun yani sira Seyfettin, Safa ve Nureddin'in milli edebiyatin gelismesinde, toplumsal hayatin yeniden yapilanma surecinde etkin bir sekilde yer alan yazarlar olmalari ve eserleri uzerinden toplumsal degerlerin yeniden uretiminde etkili olmalari bu calismadaki yazar seciminde belirleyici olan bir diger etkendir. Seyfettin'in modernlesme ve yenilesme surecinin onemli bir bolumunu olusturan II. Mesrutiyet'ten Cumhuriyet'in kurulusuna kadar gecen donem icerisinde Turkculuk ve milliyetcilik akimlarinin gelisiminde ve ozellikle dil alaninda onemli katkilar yapmistir (Arai, 2009:184). Safa ve Nureddin'in ise, cumhuriyet doneminde gelisen fikir akimlarinda ve toplumsal yapinin yeniden sekillenme surecinde etkili olmustur (Cosar, 2007; Ozman, 2010). Bu yazarlarin milliyetcilik, muhafazakarlik ve modernlesme baglaminda farkli yaklasimlara sahip olmalarina ragmen ataerkil rollerin yeniden yapilandirilmasi surecinde muhafazakar modernlesme egiliminde birlestikleri gorulmektedir.

Omer Seyfettin (1884-1920) milliyetcilik dusuncesinin Turk edebiyatindaki onemli temsilcilerinden birisidir. Eserlerinde modern degerleri benimsedigi ancak Bati karsisinda toplumun kendisine ozgu ahlak ve degerleri sahiplenme konusunda hassas oldugu gorulmektedir. Toplumsal devrimin edebiyat ve dil alaninda ve onun sayesinde gerceklestirilebilecegini savunmaktadir. Bu nedenle eserlerinde toplumsal yasamla ilgili pek cok konuyu islemektedir (Alper, 2009). Kadinin toplumsal rolleri ve toplumsal degisim de bu konular arasinda onemli bir yere sahiptir. Seyfettin, Ask Dalgasi, Yuksek Okceler ve Birdenbire adli hikayelerinde toplumsal cinsiyet konusunu ele almaktadir. Bu hikayelerinde cizdigi kadin karakterlerin ozellikleri ve toplumun kadina bakis acisina iliskin yorumlari erkek feminizminin temel ozelliklerini yansitmaktadir.

Peyami Safa (1899-1961) cumhuriyet doneminde modernlik ve gelenek arasinda muhafazakar siyasal durusu temsil etmektedir (Yilmaz, 2006). Safa modernlesme surecini Batililasma olarak elestirmesine ragmen modernligi tamamen dislamamaktadir. Dogu-Bati, modernlik ve gelenek arasinda bir sentez kurmaya calisir (Ayvazoglu, 2006). Safa'nin kadina iliskin yaklasiminda, biyolojik belirleyicilige ve sosyal rollere dayali olarak kadin-erkek esitsizligini mesrulastirmaya yonelik pek cok oge bulunmaktadir (Cosar, 2007). Safa'nin Fatih-Harbiye, Sozde Kizlar ve Yalniziz eserlerinde kadinin toplumsal rolleri ve statusune iliskin beklentilerin yogun bir sekilde ifade edildigi ve modernlik ve muhafazakarliga iliskin sembollerin kadin uzerinden aktarildigi gorulmektedir. Safa'nin eserlerindeki yaklasimi erkek feminizminin onemli orneklerinden birini sunmaktadir.

Vala Nureddin'in (1901-1967) siyasal yaklasimi hakkinda pek fazla bilgi bulunmamakla birlikte genellikle dunyaca unlu Turk sair Nazim Hikmet'le olan iliskisi baglaminda hatirlandigi ifade edilmektedir (Ozman, 2007). Nureddin cumhuriyet doneminde toplumun yeniden yapilandirilmasi surecinde gerceklestirilen reform surecini ve toplumun modernlesmesi surecini desteklemistir. Nureddin eserlerinde toplumsal cinsiyet rollerine yogunlasmistir. Cok sayida gazete yazisi, hikaye ve romaninda kadinin degisen sosyal statusu konusunu islemistir. Kadinin toplumsal rollerinin ve statusunun modernlesme ve batililasma sureciyle baglantili olarak gelistirilmesini savunmussa da kadinin toplumsal rollerinin ataerkil bir sekilde yeniden yapilandirilmasi surecine eserleriyle buyuk olcude katkida bulunmustur (Ozman, 2007). Bu calismada incelenen Onu Elimden Aldin, Hayatimin Erkegi ve Mazinin Yuku Altinda adli eserlerinde kadinin toplumsal rollerine iliskin yaklasimi ve modernlesmeci egilimi karsisinda ataerkil rollerin yeniden tanimlanmasina katkisi ile erkek feminizminin ornekleri arasinda yer almaktadir.

Incelenen yazarlarin ortak noktalarina bakildiginda sunlari soylemek mumkundur: Bu yazarlarin erkek feminizminde yer alan kadinin toplumsal rollerindeki degisimi yeni ataerkil roller tanimlayarak surdurme egiliminde olduklari gorulmektedir. Erkek feminizminin ozelliklerine eserlerinde belirgin bicimde rastlanmaktadir. Bu yazarlar farkli siyasal yaklasimlara sahip olsalar da bir taraftan modernlesme baglaminda kadinin toplumsal rolleri ve statusunde iyilestirmeleri diger taraftan da ataerkil rollerin yeniden yapilandirilmasiyla muhafazakar degerleri farkli duzeylerde ve farkli bicimlerde savunmaktadirlar. Kadin giyimi, isi, yasam tarziyla muhafazakarligin ya da modernligin sembolu olarak gorulmekte, yeri geldiginde ikisi arasindaki gerilim kadin uzerinden tirmandirilmakta ya da cozulmektedir. Eserleri incelenen bu uc yazarin tamaminin yazilari, romanlari ve hikayeleri yasadiklari donemde ana akim edebiyat urunleri olmustur. Bu edebiyat urunleri toplumun buyuk bir kismina ulasmis ve etkilemistir. Bu yazarlarin eserlerinde kadin ve kadinin toplumsal rollerine iliskin konular yogun olarak islenmektedir. Bu bakimdan eserleri toplumsal cinsiyet rollerine iliskin oldukca fazla veri sunmaktadir. Seyfettin, Safa ve Nureddin'in eserlerinde erkek ve kadin karakterlere yuklenen rollerin degerlendirilmesi erkek feminizmi kavraminin anlasilmasi bakimindan onemlidir. Bu yazarlarin eserleri erkek feminizmi cercevesinde incelenirken erkek ve kadin iliskilerinde belirli kategoriler Incelenmektedir. Bu kategoriler sunlardir:

--Ask temasi,

--Eslerin evlenme bicimleri,

--Kadin ve erkegin ailedeki rolleri,

--Erkeklerin es sayisi,

--Kadinlarin becerileri,

--Toplumsal yasama katilim,

--Kamusal mesellerde soz sahibi olma,

--Kadinlarin egitim seviyeleri -yabanci dil, hobi ve beceriler,

--Meslek durumu.

Modernlesme surecinde degisen toplumsal yapiyi ve kadinin toplumsal konumundaki yukselisi destekleyen, gecmis toplumsal iliskilerde kadin erkek iliskisinin carpikligini acik bir sekilde elestiren, kadinin gecmis toplumsal iliskiler icindeki kapatilmisligindan kurtarilarak ozgurlesmesini savunan edebiyat yazarlarindan Omer Seyfettin'in hikayelerinde erkek feminizminin ornekleri acikca gorulmektedir. Seyfettin gorucu usulu geleneksel evlilik seklini, kadinlarin kendilerinden yasca buyuk erkeklerle yaptiklari evlilikleri elestirmekte, erkegin sevecegi ve evlenecegi kadinla evlenmeden once ask yasama ozlemini dile getirmektedir. Ask Dalgasi adli hikayesinde erkek feminizminin etkileri uzun seneler sonra karsilasan iki arkadasin ask uzerine yaptiklari konusmada gorulmektedir. Bu konusmada ask yasamak isteyen gence arkadasi askin Turk toplumunda soz konusu olmayacagini bu durumdan rahatsiz oldugunu belli ederek soyle anlatir:

Her yerde basli basina bir cevre, bir sosyal vicdan vardir ki butun fenlerin, mantiklarin, ilimlerin, felsefelerin tersine, en mutlak ve zalim bir tarzda, hukmunu surer, iste bizim cevremizde Turklerin cevresinde de ask siddetle yasaktir. Bir cehennem makinesi, bir bomba, bir kutu dinamit kadar yasak ... Bir Turk on dort yasina girdi mi annesinden, ablasindan, kiz kardesinden ve nihayet teyzesinden ve halasindan baska bir kadinin yuzunu goremez ... O halde kimi sevecek? Hic. Bu cevrenin, bu ictimai vicdanin kuvvetini, dehsetini sana nasil anlatayim ... Turkiye'de kimse sevisemiyor. Ve kimse simdiden sonra sevisemeyecek ... Cunku sevmek icin evvela gormek lazim. Halbuki genc bir kizla yuva yapmak olunceye kadar bahtiyar yasamak icin konusmak, anlasmak, sevismek degil; hatta bir kerecik olsun yuzunu gormek imkansiz ... ... Istanbul ve civarinda bir Turk kiziyla geceleyin kol kola gezmek, bulbullerini dinleyerek ask kelimeleri soylesmek ... hatta gunduz biraz taze gorunen annemizle bir arabaya binmek ne kadar tehlikelidir, dusun ..." (Seyfettin, 2002:47-50).

Seyfettin, erkeklerin disarda kadinlarla konusmasina, dolasmasina, ask yasamasina getirilen yasaklara karsi cikarken, ev hayatinda da kendilerine kadinlar tarafindan hapis hayati yasatildigini; kadinlarin amaclarinin ogullarina gorucu usulu cirkin bir kiz bulmak oldugunu ve kizlarini da ogullari gibi kapattiklarini aciklar:

Disaridaki zabitanin en tehlikelisi evdedir. Mesela hizmetci alacaklar degil mi? En cirkinini bulurlar. Cicek bozugu ... berbat bir sey ... Zavalliyi halis bir orangotona cevirirler. 'Beyin hic yuzune bakmayacaksin, yaninda laf soylemeyeceksin, bir sey sorarsa cevap vermeyeceksin ...' tembihlerini vermekte gecikmezler ... En birinci emelleri ogullarina yahut kardeslerine cirkin bir kiz almaktir ... anneler, kizlarini ellerinden geldigi kadar guzellikte, susten, serbestlikten menederler. Bu annelerin sokaga cikarken kizlarinin kulaklarina fisildadiklari nasihatin degismez modeli budur: Kizim! Peceni indir. Ellerini carsafin icine sok. Basini oyle yukari kaldirma, asifte diyecekler. Onune bak. Frenk karilari gibi zip zip yurume.... adin cikacak, evde kalacaksin ... (Seyfettin, 2002: 51-53).

Seyfettin, kadin ve erkek iliskilerinde askin olabilmesi icin tek yolun sosyal cevrenin vicdaninin degismesi oldugunu soyler ve Osmanli toplumsal yapisinin klasik ataerkil kaliplarina karsi tepkilidir. Toplumsal degisimi ozlemle ifade eder. Seyfettin'nin ask arayan erkek karakteri hikaye biterken, vapurdan cikar ve etrafinda gordugu kalabaligin kendisine nasil gorundugunu soyle tasvir eder:

Fertlerini ikiye ayiran, asktan ve sevismekten mahrum birakan, annelerini, karilarini, kizlarini hapsederek asirlarca daldigi ruyasiz ve granit uykusundan asla uyanmayan bir kavmin, bir cemiyetin sonunun ne olabilecegini dusunuyor; dar tahtalar uzerinde korkak bir dikkatle hizli hizli gecenlerin sessiz ve sedasiz cikislarini, urkek bir hayvan surusunun acele kacisina benzetiyordum. Bunlarin icinde hic disi yoktu. Coluk cocuk, ihtiyar, genc, zengin, fakir hepsi erkekti. Elimle dizimi ogusturarak vapurda hic kadin yokmus dedim. Arkadasim yine guldu ve cevap verdi: sabirli ol onlarin erkeklerle karismalari yasaktir. En sonra cikarlar ... (Seyfettin, 2002:56).

Seyfettin'in erkek feminizmi ozelliklerinin goruldugu bir diger hikayesi de Yuksek Okceler' dir. Bu hikayede kadinlarin kendilerinden yasca cok buyuk kisilerle evlendirilmelerine, bir kadin icin dul kalmanin yarattigi olumsuz sonuclara, toplumun dul kadina bakis acisina dikkat ceker. Bu hikayede on uc yasinda iken altmisalti yasinda bir kocayla evlendirilmis ve genc yasta dul kalmis Hatice Hanim'i anlatir. Hatice Hanim icin "erkek" "romatizma balgam, pamuk, vantuz, tendurdiyot yiginlarindan yapilmis, pis, abus, lanet bir hayula" dan baska bir sey degildir (Seyfettin, 1990:7). Birdenbire adli hikayesinde de Yuksek Okceler'de oldugu gibi kadin karakter kendisinden oldukca buyuk biriyle evlendirilmis ve genc yasta dul kalmistir. Bu kadinin omru asksiz ve sevgisiz gecmistir. Seyfettin'nin beklentisi erkek ve kadin iliskilerinin degismesi, kadinin toplumsal hayata katilmasi bunun icin de toplumsal bir donusumun yasanmasi seklindedir. Ancak Seyfettin'in hikayelerinde kadinin ozgurlesmesi soz konusu degildir. Klasik ataerkil iliskilerin ortadan kalkmasi ve toplumsal degisim savunulsa da kadinin konumu erkekten sonra gelmektedir. Seyfettin'de kadinin statusunun yukselmesi istegi aslinda erkeklerin mutlulugu ile baglantilidir. Cunku Seyfettin, toplumsal baski altinda sikisan ve klasik ataerkilligin baskisi altindaki kadinin ozgurlesme talebini dile getirmemektedir. Seyfettin'in eserlerinde gorulen temel sorunlar erkeklerin kendi istedikleri kadinlarla evlenememeleri, kadinlarin egitimli olmayisi ve erkeklerin kadinlarla iliskilerini ozgurce yasayamiyor olmalaridir. Ayrica, Seyfettin bu toplumsal sorunlarin kaynaklan arasinda erkeklerin cevrelerindeki anne ve kiz kardeslerini gormekte yani sorunun kaynagini kadinlarla baglantili olarak aciklanmaktadir.

Eserlerinde erkek feminizminin etkilerinin goruldugu bir diger edebiyatci Peyami Safa'dir. Safa'nin romanlarinda olumlu bir cercevede tasvir edilen kadin karakterler muhafazakar ozellikler tasimaktaysa da, toplumsal yasamda kadinin gorunmesini, erkeklerle sosyal iliski kurabilmesi gerektigini savunacak kadar da modernlesme ile uyumlu gorunmektedir. Bu durum Safa gibi muhafazakar ama modernlesmeyi de savunan erkeklerin toplumsal yasamda kendileriyle sosyal iliski kurabilecek kadinlar gormek istediklerinin bir ifadesi olarak degerlendirilebilir. Safa'nin Dogu ve Bati karsitliginin ve Turk kadininin Bati'ya hayranliginin, bu hayranligin da kendi kulturel degerlerinden kopusa neden oldugu temalarinin islendigi Fatih-Harbiye romaninin temel kadin karakteri olan Neriman'nin Sinasi adindaki gencle kurdugu arkadaslik evlenmeden once erkegin kadinla karsilikli olarak birbirlerini tanima firsati bulabildiklerini gostermektedir. Sinasi'nin Nerimanla evlenmek istemesine ragmen - her ne kadar baloya gitmek Bati'ya ozenmek anlamina geldigi icin olumsuz bir olay olarak vurgulansa da - Neriman'nin Macit adli gencle baloya gitmeyi aklindan gecirebildigi gorulmektedir. Baloya gitmekten kendi rizasiyla vazgecen Neriman babasinin ve Sinasi'nin de oldugu bir erkek meclisine girerek onlara baloya gitmeyecegini soyler ve romanin akisi icerisinde Batiyi temsil eden keman ile Dogu'yu temsil eden ud calmak arasinda ud'u tercih eder; erkeklerin bulundugu bu mecliste ud calar ve herkes onu dinler. Bu durum Neriman'in hem toplumsal degerleri muhafaza etmeye devam edeceginin hem de erkekler arasina girerek bir enstruman calabildiginin gostergesidir. Macit ile Sinasi, keman ile ud, Dogu ile Bati arasindaki tercihin Neriman'in kendisine birakilmis olmasi, Neriman'in gundelik yasaminda toplumsal hayata katilimi, erkeklerin arasina girerek bir muzik aleti calmasi gibi olumlu aktarilan ozellikler bu romanda kadinin toplumsal konumunun yukselmesine verilen degerin gostergesidir. Diger taraftan kadinin temel rolleri olarak ev islerini yapmasi, aile kurmasi, evlenmesi kadinin geleneksel toplumsal rollerinin surmesine iliskin istegi gostermektedir.

Safa'nin kadin uzerine dusuncelerinin acikca goruldugu, Milli Mucadele doneminde konak kadini ya da salon kadini ile Anadolu kadini arasindaki ayrimi vurguladigi eserlerinden biri de Sozde Kizlai'dir. Bu eserin kadin kahramani, babasinin Yunan askerleri tarafindan esir alindigini dusunerek babasini bulmak icin Istanbul'a gelen, uzun zamandir gormedigi bir akrabasinin yaninda kalmak zorunda kalan Mebrure'dir. Mebrure, yanlarinda kaldigi akrabalarinin yozlasmis, ahlaksiz iliskilerinden nefret etmekte ve konaktan ayrilmak ve biran once babasini bulmak istemektedir. Mebrure karakteri, burada geleneksel Turk kadinini temsil ederken, akrabalari olan Nevin, Behic gibi kisiler Bati'nin yozlasmisligini temsil etmektedir. Safa'nin kendi toplumuna yabancilasmamis kadinini canlandiran Mebrure karakteri egitimli bir kadindir. Amerikan Okulu'nda egitim alan Mebrure ayni zamanda piyano calmaktadir. Geleneksel erkegi temsil eden Nadir, Mebrure'nin kaldigi konakta duzenlenen baloya geldiginde Yunanlilarin taarruza gectigini haber verir. Mebrure diger kisilerin hic ilgilenmedegi bu haberden etkilenerek Nadir'e savasin nasil sonuclanacagini sorar. Mebrure'nin bu davranisi, ulusal bir meseleye karsi duydugu ilgiyi gostermektedir. Mebrure karakterinin, egitimli ve becerikli olusu; toplumsal ve siyasal konulara ilgisi, kamusal konularda soz soyleyebilirligi Safa'nin kadinin toplumsal hayata katilimini olumlu bir sekilde resmedisi, Nadir ve arkadasiyla kurduklari iliski, kizin kendi tercihlerini yapar konumdaki tasviri erkek feminizminin kadinin toplumsal alana esit katilimini destekleyen ogelerini yansitmistir. Kadinin dogal oldugu surece guzel oldugu vurgusu, makyaj karsitligi kadinin mutevaziligi, ulusal konulardaki ilgisi de ataerkilligin yeniden nasil kurulmaya calisildigini gostermektedir.

Safa'nin Yalniziz romanindaki Selmin adli kadin karakterlerin zekasina yapilan vurgu, romanda Samim ve Meral, Selmin ve nisanlisinin yasadigi iliskilerde askin etkisinin islenmesi Safa'da erkek feminizmiyle ortusur. Ayrica, romandaki erkek karakterler tek eslidir, erkek ve kadin karakterler birbirleriyle arkadaslik ve ask iliskisi kurabilmektedir. Safa'nin yeni kadin kurgusunun Osmanli kadiniyla kiyaslandiginda gorece egitimli ve zeki olusu, toplumsal hayatta nasil davranmasini bildigi, Turk kadininin alafranga kadina benzememek kaydiyla kendi sinirlarini bilerek giyiminde, konusmasinda ve hareketlerinde ozgur oldugu dikkat cekmektedir. Ayni zamanda, annelik, eslik, evcillik, kulture ve geleneklere bagli olmak gibi ataerkil kaliplarin da surduruldugu gorulmektedir. Sonuc olarak, Safa'nin romanlarinda kadin erkek iliskilerinin Osmanli geleneksel toplumunda kadini kusatan ogelerden kurtarildigi ve modernlestirildigi ancak muhafazakar ogelere bagli olarak ataerkil rolleri yeniden ifade ettigi ve boylelikle erkek feminizmini yansittigi gorulmektedir.

Eserlerinde kadinin toplumsal konumu ve rolleri hakkinda modernlesme ve muhafazakarlik arasinda kalan edebiyatcilardan Vala Nurettin de modernlesme surecinde kadinin toplumsal konumunun yukseltilmesini savunan yazarlar arasindadir. Vala Nurettin'in kadinin modernlesme surecinde toplumsal yasama katilmasini desteklemekle birlikte, kadinin geleneksel sosyal rollerine ve erkekten sonra gelen ikincil statusune karsi nostaljik bir egilimi oldugu da belirtilmektedir (Ozman, 2007). Bu yonleriyle Vala Nurettin'in eserleri erkek feminizminin ozellikleri ile uyumlu gorunmektedir. Eserlerinde kadin ve erkek iliskilerinde ask temasinin yogun olarak islendigi, kadinin erkekle toplumsal alanda birlikte yer aldigi, evliligin gorucu usulune degil sevgiye dayali oldugu, erkeklerin tek esliligi, kadinin egitimli oldugu, kadin karakterin yabanci dil bildigi ve belirli meslekleri gerceklestirebildigi gorulmektedir. Vala Nurettin'in erkek feminizminin orneklerinin bulundugu eserlerinden birisi olan Onu Elimden Aldin adli romaninda olumlu ozellikler yukledigi kadin karakter Malike babasina katiplik yapan Murat karakterine asik olmustur. Ancak aradaki yas farki nedeniyle askini aciklamaktan cekinmektedir. Murat da o gune kadar Malike'ye bir kardes gozuyle bakmistir. Malike, daha sonra Murat'a asik olan Sabahat ismindeki uvey annesi ile anlasamamis, uvey annesi ile yasadigi tatsizliktan sonra evden uzaklasmak zorunda kalmis, babasi tarafindain Fransizca egitimini ilerletmek uzere Sorler Mektebine gonderilmisir. ilerleyen zamanda mektepten kacip eve donen Malike daha sonra kendi ayaklari uzerinde durmak istemis ve evden terkrar ayrilmistir. Bu surecte kendisine hastanede hasta bakici olarak is bulan Malike hayatini duzene koymustur. Bu romanda, Malike'nin egitimli olmasi, ise baslamasi, kendi ayaklarinin uzerinde durma cabasi, yabanci dil bilgisi dikkat cekmektedir. Bu ozellikler kadinin statusundeki degisimin olumlu bir sekilde yansitilmasidir. Bu ozelliklerine karsi hasta bakicilik gibi kadina ozgu islerde calismasi, saf ve ahlakli olmasi bu modern anlatimin ataerkil sinirlarina isaret etmektedir. Nurettin'in eserlerinde "yasak ask" iliskilerine rastlanmaktadir. Murat ve Sabahat arasindaki iliski karsisinda daha sonra Murat ve Malike arasindaki iliskinin gelismesi ve bu yonde hikayenin mutlu bir sekilde sonlanisi, Nureddin'in eserlerinde modernlik ya da batililigin sinirlarini da gostermektedir. Malike ve Murat'in birlestigi an "Malike sevgilisine yaklasti ve opustuler fakat bu buse cilgin bir ihtirasin eseri degil temiz iki ruhun birbirine vaat ettigi saf bir askin muhruydu" seklinde anlatilmistir. Nureddin burada bir tarafta kurnaz ve sadakatsiz Sabahat ornegini gosterirken diger tarafta saf, temiz ve sevecen ozelliklerin on plana ciktigi Malike arasinda Malike'den yana bir tercih yapmaktadir.

Vala Nurettin'in erkek feminizmi ile ortusen romanlarindan bir digeri de Hayatimin Erkegi'dir. Bu romanin bas kadin karakteri olan Nermin yetim kalmis ve 19 yasina kadar yatili bir okulda egitim gordukten sonra, bir akrabasi gelip onu okuldan almis ve calisarak kendi hayatini kazanmasi icin bir tanidiginin yanina Istanbul'dan uzakta bir ciftlige gondermek istemistir. Nermin yakinlarinin bu istegini kabul ettikten sonra ciftlige dogru tek basina bir yolculuga cikmistir. Ciftlige geldiginde buyuk bir konakla karsilasmistir. Konagin sahibi Rustu Bey oncelikle bir kadinin kendisine katiplik yapamayacagini soyleyerek ona is vermek istemese de, Nermin bir erkek gibi katiplik yapabilecegini, diplomasi oldugunu ve Fransizca bildigini soylemis, Rustu Bey her ne kadar evinde kadin istemedigini soylesede sonunda Nermin'nin konakta kalmasina izin vermis ve Nermin kutuphanede calismaya baslamistir. Rustu Bey baslangicta yaninda kalmasini uygun gormedigi bu kizin zekasina, caliskanligina ve becerisine hayran kalmistir. Zaman ilerledikce kendisiyle evlenmek istemistir. Bu evlilik isteginin nedeni zamanla aciga cikar. Aslinda Rustu Bey kendisi icin degil, savasta yaralanan ve yuzunu kimseye gostermek istemeyen kardesi icin bu evliligi gerceklestirmistir. Rustu Bey'in kardesi Nermin'nin kendisini istememesi uzerine, intihar etmistir. Nermin gercegi ogrenince, aslinda asik oldugu Rustu'den ayrilarak kendi basinin caresine bakmak icin sehre donmustur. Beyoglu'nda bir is bulmus, kendisine bir oda tutmus ve kendi basina hayatini surdurmeye baslamistir. Bu sure icinde Rustu kiza asik oldugunu anlamis ve onu aramaya baslamistir. Roman iki asigin bulusmasi ile mutlu sonla bitmistir. Romanda, Nermin'nin tek basina yolculuk etmesi, Fransizca bilgisi, katiplik yapabilmesi, caliskanligi, erkegi yaptiklari tartismalarda zekasiyla yenmesi one cikan ve olumlu bir sekilde tasvir edilen ozellikleridir. Bu ozelliklere karsi Neriman'in evlilige olan istegi, namusunu koruyacagina dair verdigi soz geleneksel ataerkil yansimalari gostermektedir. Ornegin, evlilikle ilgili anlatimda kadinin bakis acisini soyle yansitmaktadir: "Bir erkek ona izdivac talebinde bulunmustu. Bunu o aklina bile getirmemisti. Izdivac! Butun hayatinin sigortasi. Barinacak bir yuva ... Bir aile sahibi olmak. Bu ihtimali o hayalinde bir an bile kuramamisti. Simdi karsisinda ne buyuk saadet cikmisti." (Nureddin, 1939:47). Nermin'in evlilige bakis acisi, hayatinin sonuna kadar ayri olsa dahi Rustu'nun karisi olarak namusunu koruyacagina soz vermesi, kadinin hayalperest olma ozelligine yapilan vurgu Nureddin'in eserlerindeki ataerkil yaklasimi gostermektedir. Nureddin'in eserlerinde erkeklerin ilgisini ceken kadinlar ahlakli, egitimli, meslek sahibi hem modern hem de geleneksel ozelliklere sahip olan kadinlardir. Bu yonleriyle Vala Nurettin'in Hayatimin Erkegi adli eserinde erkek feminizminin temel ogelerini gormek ve erkek feminizminin etkilerinden soz etmek mumkundur.

Vala Nurettin'in Mazinin Yuku Altinda adli eserinde kurnaz ve arzularina yenilen kadin ile saf, temiz, iyi egitimli ve iyi ruhlu kadin arasinda ayrim yaptigi gorulmektedir. Bu eserinde kadinlarin statu ve rolleri modernlik ve ataerkilligin yeniden kurulusunu gostermektedir ve erkek feminizminin ornekleri arasinda yer almaktadir. Bu eserinde Memduha kocasini aldatan, ihtirasli, dis gorunumune onem veren, abartili kokulari ve makyajiyla dikkat ceken, arzularina yenik dusmus bir kadin olarak yansitilmaktadir. Kocasini daha once de aldatan Memduha en son, muhendis olan Atif adli bir gence asik olmustur. Bu gencle bir sure iliski yasamissa da, bir sure sonra Atif bir pasanin yegeni olan Lamia'ya asik olmustur. Lamia oksuz kalmis ve amcasi tarafindan buyutulmustur. Henuz on sekiz yasinda olan genc kiz saf ve oldukca beceriklidir. Ev idaresindeki basarisi ve "hanim kadin" olma ozellikleri ile hakkinda ovguyle soz edilmektedir. Ayrica Lamia cok iyi bir egitim almistir. Sosyal alanda da oldukca beceriklidir ve cok iyi derecede piyano calmaktadir. Onun bu ozelliklerini goren Atif, Memduha'dan uzaklasarak, Lamia'ya daha fazla asik olmustur. Egitimli, meslek sahibi bir erkegin kendisi gibi egitimli, sosyal, terbiyeli, becerikli ve "hanim" bir kiza olan dayanilmaz ilgisi erkek feminizminin ozelliklerini yansitmaktadir. Lamia butun iyi vasiflarinin yani sira diger kadinlardan sade ve basit giyimiyle de ayrilmaktadir. Eserde onun bu ozelligi soyle anlatilmistir:

Bir gun hep birden Kayildagi'na gittiler. Orada guzel gezip eglendikten sonra Atif, zirveye cikmak teklifinde bulundu. Hanimlarin hepsi isyan etti: gerek sarisin Destine, gerek delikanli ile basbasa kalmagi telakki eden Memduha, bu tirmanisa cesaret edemediler. Ne ince tuvaletleri, ne ayakkabilarinin okceleri buna musaiddi. Fakat daima cok basit giyinen Lamia sevincle:--Oh ne iyi! Ben yurumesini severim. Hem bu tepeden etrafi gormek ne hos olacaktir! Haydi cikalim!--dedi (Nureddin, 1942:23).

Nureddin'in bu romaninda kadinin sade ve basit olmasi, saf ve masum olmasi gibi ozelliklere rastlanmaktadir. Ayni zamanda evlilik arzusu ve sadakat one cikan diger ozelliklerdir. Eserde ask temasi, kadin ve erkek iliskilerindeki modern tarz, kadinin "guzel" olmasi, yabanci dil bilmesi, batili bir enstruman calmasi, kadinin toplumsal alanda kendine guveni ve gorunurlugu gibi modern ogelere yer verilmistir. Bu modern ozelliklerin yani sira ev islerinden iyi anlamak, iyi bir es olmak, namusunu korumak, saflik, masumiyet, guzellik ve sadakat, kendisine uygun islerde calismak ya da hic calismamak gibi ogeler bu modernligi tamamlayan ve sinirlayan geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine isaret etmektedir. Bu ogeler erkek feminizminde modernlikle uyumlu yeni bir ataerkilligin isareti olarak gorulebilir. Vala Nureddin'in Mazinin Yuku Altinda adli eserinde de erkek feminizminin bu ozellikleri gorulmektedir.

Degerlendirme

Bu calismada, modernlesme surecinde, kadinin toplumsal statusundeki donusumu savunan ancak muhafazakar modernlesme cizgisinde yer alan yazarlarin eserleri uzerinden gidilerek erkek feminizmi kavrami incelenmistir. Erkek feminizmi kavrami kadin erkek esitsizligine kasi gelisen kadin hareketlerinin gelisiminden ayri dusunulemez. Bu hareketler ozellikle modernlesme ve uluslasma surecinde kadinin toplumsal yasama katilma taleplerini icermekte ve toplumsal cinsiyet rollerinin donusumunu hedeflemektedir. Erkek feminizmi baglaminda, erkekler de kadinlarin toplumsal alanda yer alarak belirli haklara sahip olmalarini ve kadinin toplumsal rollerindeki degisimi savunmustur. Ancak bu savunun temelinde ataerkil rollerin ve toplumsal cinsiyet esitsizliklerinin tamamen ortadan kaldirilmasi amaci paylasilmamaktadir. Dahasi, erkek feminizmi modernlesme surecinde bir soyleme donusmekte, ataerkil rollerin yeniden yapilandirilmasina destek olmakta, kadin erkek esitsizliklerinin ustunu ortme islevi gormektedir. Erkek feminizmi kadini modernligin sembolu olarak nesnelestirmektedir. Bu durum kadin erkek esitsizliklerinin toplumsal olarak koklu bir donusume girmesi degil, ataerkilligin yeniden yapilandirilmasi durumuna karsilik gelmektedir. Turkiye'nin modernlesme surecinde erkek feminizminin siyasal konumunu reformculuk ve muhafazakarlik arasinda cizmek mumkundur. Erkek feministler hem modernlesmeyi savunmakta hem de onun sinirlarini gelenekle cizmek istemektedir. Turkiye'de erkek feminizminin edebiyat alanindaki karsiligini Omer Seyfettin, Peyami Safa ve Vala Nurettin'de gormek mumkundur. Bu yazarlar eserlerinde kadinin toplumsal rollerinde ve statusunde iyilestirmeleri savunurken kadina yeniden yapilandirilmis modern gorunumlu bir ataerkilligi sunmaktadir.

Bu yazarlarin eserlerinde toplumsal alana katilan, erkeklerle sosyal iliskiler kurabilen, egitimli ve meslek sahibi kadin karakterler yansitilmaktadir. Bu yazarlarin, kadinin toplumsal statusunun gelismesini, toplumsal hayata katilimini, erkeklerle esit haklara kavusmalarini destekledikleri gorulmektedir. Bu eserlerde erkeklerin geleneksel kadin erkek iliskilerinden rahatsizlik duymalari ve ask ozlemlerinin bu degisimi savunmalarinin altinda yatan temel nedenler oldugu gorulmektedir. Erkek feminist yaklasim kadinin toplumsal konumunun ve statusunun yukselmesi istegiyle birlikte kadinin geleneksel annelik, eslik ve ev ici bakim rollerini de surdurmesini beklemektedir. Bu sayede toplumsal iliskileri bakimindan ozgurlestirilmek istenen kadinlarin ayni zamanda ataerkil iliskilerin kadina yukledigi rol ve islevleri surdurerek bu kaliplar icerisine yeniden yerlestirildikleri gorulmektedir. Bu yonuyle erkek feminizmi toplumsal cinsiyet iliskileri bakimdan Turk edebiyati ornekleri uzerinden degerlendirildiginde, erkeklerin ataerkil rolleri yeniden yapilandirdigi, kadin-erkek esitligini savunurken esitsizligi yeniden urettikleri, erkekeklerin kadinlarin klasik ataerkillik kaliplarindan kurtulmalarini kendi cikarlari adina istedikleri ve kadinin modernlesmesini bir soylem olarak benimsedikleri gorulmektedir. Erkek feminizmini, bu baglamiyla, toplumsal cinsiyet rollerinin donusumu onunde bir engel olarak ifade etmek mumkundur.

Kaynakca

Alper E. (2009). Omer Seyfettin. Icinde Bora T. & Gultekingil M. (Ed.), Modern Turkiye'de Siyasal Dusunce-Cumhuriyete Devreden Dusunce Mirasi: Tanzimat ve Mesrutiyet Birikimi, Cilt 1. Istanbul: Iletisim Yayinlari: 186-191.

Arai M. (2009). Jon Turk Donemi Turk Milliyetciligi, icinde Bora T. & Gultekingil M. (Eds.) Modern Turkiye'de Siyasal Dusunce-Cumhuriyete Devreden Dusunce Mirasi: Tanzimat ve Mesrutiyet Birikimi, Cilt 1. Istanbul: Iletisim Yayinlari: 180-195.

Ayvazoglu B. (2006). Peyami Safa, Icinde Bora T. & Gultekingil M. (Ed.): Modern Turkiye'de Siyasal Dusunce--Muhafazakarlik. Istanbul: Iletisim Yayinlari: 220-229.

Berktay F. (2002). Dogu ile Bati'nin Birlestigi Yer: Kadin Imgesinin Kurgulanisi. Icinde Kocabasoglu U. (Ed.), Modern Turkiye'de Siyasal Dusunce-Modernlesme ve Baticilik. Istanbul: Iletisim Yayinlari: 275-285.

Bora T. (1997). Muhafazakarligin Degisimi ve Turk Muhafazakarliginda Bazi Yol izleri. Toplum ve Bilim74: 6-30.

Bora T. (2005). Analar, Bacilar, Orospular: Turk-Milliyetci Muhafazakar Soyleminde Kadin: Ahmet Oncu ve Orhan Tekelioglu--Serif Mardin'e Armagan. Istanbul: Iletisim.

Connell R. W. (1998). Toplumsal Cinsiyet ve Iktidar. Istanbul: Ayrinti Yayinlari.

Cosar S. (2007). Women in Turkish Political Thought. Feminist Review, 86: 113-131.

Cakir S. (2009). Fenimizm: Ataerkil Iktidarin Elestirisi. Icinde Ors B. (Ed.), Modern Siyasal Ideolojiler. Istanbul: Istanbul Bilgi Universitesi: 413-465.

Felski R. (1995). The Gender of Modernity. USA: Harvard University.

Jayawardena K. (1986). Feminism and Nationalism in the Third World. UK: Zed Books.

Kandiyotti D. (2007). Cariyeler, Bacilar, Yurttaslar. Istanbul: Metis Yayinlari.

Nureddin V. (1939). Hayatimin Erkegi. Ankara: Inkilap Yayinlari.

Nureddin V. (1942). Mazinin Yuku Altinda. Istanbul: inkilap Yayinlari.

Nureddin V. (1943). Onu Elimden Aldin. Istanbul: Inkilap Yayinlari.

Okin S. M. (1979). Woman in Western Political Thought. Princeton: Princeton University.

Ozman A. (2007). Domesticated Souls: Vala Nureddin (Va-Nu) on Womanhood, Turkish Studies, 8(1): 137-150.

Ozman A. (2006). Ismail Hakki Baltacioglu'nu Yeniden Okumak: "Cinsi Latif"in Olumu ya da Erkeklige Methiye". Toplum ve Bilim 107: 190-216.

Ozman A. (2010). The Image of "Woman" in Turkish Political and Social Thought: On the Implications of Social Constructionism and Biological Essentialism. Turkish Studies, 11 (3): 445-464.

Parla J. (1993). Babalar ve Ogullar. Istanbul: Iletisim Yayinlari.

Safa P. (1995). Sozde Kizlar. Istanbul: Otuken Yayinlari.

Safa P. (1989). Yalniziz. Istanbul: Otuken Yayinlari.

Safa P. (1995). Fatih--Harbiye, Istanbul: Otuken Yayinlari.

Saktanber A. (2002). Kemalist Kadin Haklari Soylemi. Icinde: Modern Turkiye'de Siyasal Dusunce--Kemalizm, Istanbul: iletisim Yayinlari: 323-333.

Scott J. (1993). Woman History, icinde Burke P. (Ed.), New Perspectives on Historical Writing. Cambrigde: Polity Press: 42-66.

Seyfettin O. (1990). Yuksek Okceler. Istanbul: Bilgi Yayinlari.

Seyfettin O. (2002). Butun Hikayeleri. Istanbul: Kizilelma Yayinlari.

Tekeli S. (1981). Woman in Turkish Politics. Icinde Unat N. A. (Ed.), Women in Turkish Society. Leiden: E. J. Brill: 293-310.

Toska Z. (1998). Cumhuriyetin Kadin Ideali: Esigi Asanlar ve Asamayanlar. Icinde Hacimirzaoglu A. B. (Ed.), 75 Yilda Kadinlar ve Erkekler. Istanbul: Tarih Vakfi Yayinlari: 71-88.

Walby S. (2004). Kadin ve Ulus. Icinde Altinay A. G. (Ed.), Vatan, Millet, Kadinlar, Istanbul: iletisim Yayinlari: 35-64.

Yilmaz M. (2006). Turk Dusuncesi Dergisi. Icinde Bora T. & Gultekingil M. (Ed.), Modern Turkiye'de Siyasal Dusunce--Muhafazakarlik. Istanbul: Iletisim Yayinlari: 216-233.

Notlar

(1) Kadin tarihi calismalarinin kadin calismalari icerisinde ozgun bir yeri bulunmaktadir. Bu calismalar tarihte kadin algisinin kurgulanisinin cozumlenmesi, kadin ve erkek arasindaki esitsizliklerin ortadan kaldirilmasi ve kadinin nesne konumundan kurtularak ozne konumuna gelebilmesi icin tarihin yeniden kadin perspektifinden yorumlanmasi gerektigini savunmaktadir (Scott, 1993). Bu sayede kadinlarin ortak deneyimleri uzerinden kolektif bir kimlik gelistirme ve "kadinlarin kendilerini baski altina alan duzeni algilama, politik olarak tanimlama ve ona karsi mucadele yontemleri gelistirme" sureci gerceklesecektir (Berktay, 2009: 416). Kadin tarihi calismalari kadinin tarihteki konumunu sorunsallastirmakta, tarihsel kaynaklarda kadinin yerini belirlemekte ve alternatif tarih kaynaklari uzerinden kadinin toplumsal olarak algilanisina yonelik yargilari sarsmaktadir. Ornegin, kadina iliskin toplumsal alginin temellerini felsefe klasikleri uzerinden inceleyen Okin (1979: 8-11), siyaset felsefesi klasikleri icerisinde kadindan bahsedilmedigini, dusunurlerin uzerine konustuklari "insan"in erkek oldugunu belirtmektedir. Bu analiz dogrultusunda Okin siyasal dusunceler tarihi icerisinde kadinin olmadigi ve icinde kadin olan bir siyasal dusunceler tarihinin olusturulmasi gerektigi ortaya koymaktadir.

(2) Nezihe Muhiddin'nin onculuk ettigi ve kadinlarin erkeklerle esit haklara kavusmasi surecinde kadinlarin belirleyici bir rol oynamasi mucadelesine karsi; rejimin seckinleri tarafindan "Cumhuriyet kadini" one cikartilmis, feminist kadin hareketi ve bu dogrultuda Kadin Halk Firkasi'nin kurulma girisimi engellenmistir. Kadin Halk Firkasi hareketi cumhuriyet kadrolari tarafindan bir butun olarak tasarlanan ulusu bolmeye yonelik bir hareket olarak algilanmis, kurulusu Cumhuriyet Halk Firkasi'yla ayni tarihe denk gelmesi ve isim benzerligi nedeniyle bu girisim engellenmistir (Toska, 1998). Yeni rejimde, kadinlarin ulusa katilimi ozgur bir mucadele sonucunda olmamis, kadin kimliginin sinirlari cumhuriyet doneminde hakim olan muhafazakar modernlesmeci cizgi dogrultusunda belirlenmistir.

Kamil Demirhan *

Hacettepe Universitesi

* Ar.Grv. Kamil Demirhan, Hacettepe Universitesi, iktisadi ve idari Bilimler Fakultesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yonetimi Bolumu, Beytepe, Ankara-Turkiye. E-posta: demirhankamil@hacettepe.edu.tr.
COPYRIGHT 2014 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2014 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Demirhan, Kamil
Publication:Kadin/Woman 2000
Article Type:Report
Date:Jun 1, 2014
Words:7967
Previous Article:From the Editors!/Editorden.
Next Article:Feminist art as revolt and problem of representation/Baskaldiri olarak feminist sanat ve temsiliyet sorunu feminist art as revolt and problem of...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters