Printer Friendly

The forgotten dimensions of civil-military relations in Turkey/ Turkiye'de sivil-asker iliskisinin unutulan boyutlari.

Giris

Turkiye'de sivil-asker iliskisi 2007 yilindan bu yana eskiye oranla, fakat suregelen inis ve cikislara ragmen, daha demokratik bir zemine oturmus gozukmektedir. Sivil hukumet ile silahli kuvvetler arasindaki isbirliginin bazi ortak anlayislari one cikarmasi, soz konusu surecin ayirici vasfi olarak degerlendirilebilir. Bu yeni gelisme, 2002-2006 yillari arasinda Avrupa Birligi (AB) sureci kapsaminda gerceklestirilen siyasi reform surecinden farkli bicimde devam ediyor. Sivil-asker iliskilerinin bu zemin uzerinde devam etmesi, hic suphe yok ki, demokrasinin pekismesinde onemli bir evre teskil edecektir. Fakat yurtici ve yurtdisinda pek cok kimse bakimindan bu yeni sivil-asker modelinin sasirtici bir yonu de var. Nasil oluyor da islami kokenlere sahip bir siyasi iktidarin (hem de zaman zaman Genelkurmayi elestiren bir siyasi partinin) Basbakani ile "laikligin bekciligini" yapan Turk Silahli Kuvvetleri'nin (TSK) basi olan bir Genelkurmay Baskani, olagan rutin toplantilarin disinda sik sik bir araya gelip ortak zeminler bulabiliyorlar? Eskiden acik ve net oldugu dusunulen seyler, artik pek cok kimsenin gozunde karmasik bir bilmece haline geliyor. Bu sasirtici gelisme nasil aciklanabilir?

Bu makalenin temel tezi soyle ifade edilebilir: Turkiye'deki sivil-asker iliskileri konusunda simdiye kadar gerceklestirilen akademik calismalara ve basindaki yorumlara hakim olan yaklasimlarla bu sorunun anlasilmasi ve aciklanmasi mumkun degildir. Tatmin edici bir anlayis duzeyine erismek icin siyasal ve sosyal bilim literaturundeki degisik epistemolojik yaklasimlari dikkate almak gerekir. Bu vesile ile alisilagelmis yaklasimlarda-ki bazi bosluklara da deginilecektir.

Alisilagelmis Yaklasimlar

Mevcut akademik calismalarin ve medyadaki yorumlarin cogu, Turkiye'deki sivil-asker sorunlarini genellikle iki epistemolojik gelenek cercevesinde anlamaya, aciklamaya ve cozmeye calismaktadir. Bu iki gelenek zaman zaman ic ice gecerek ve bazen de ayri ayri uygulanmaktadir. Bu analitik yaklasimlardan ilki, meseleye sivil ve askeri tamamen birbirinden ayirarak, guc iliskileri, rekabet ve catisma acisindan bakmaktadir. Bazi yazarlar laik, milliyetci, vatansever, akilci ve cagdas askerler ile secilmis, fakat verimsiz calisan, suiistimalci ve laik olmayan politikacilarin karsi karsiya geldikleri bir bolunmeyi ve ikilesmeyi vurgulayarak konuya girmektedirler. (1) Soz konusu ikilesmeden hareket eden benzer bir gorus de, askerin siyasetteki etkinliginin, hatta vesayetinin dogal oldugunu ileri surmektedir. Bu gorusu savunanlar sivil-asker iliskisini degismesi gereken bir olgu olarak degil, aksine Cumhuriyetin degerlerinin korunmasi icin alisageldigi gibi devam etmesi gerektigini vurgulamaktadirlar. Onlara gore, askere yetki ve imtiyaz veren mevzuat degisse bile, askerin siyasi etkisi ve hatta vesayeti devam edecektir ve etmelidir. Bu geleneksel yaklasimi savunanlarin son yillarda sayisi azalsa da, akademik literatur ve medyadaki varliklari yadsinamaz. (2) Bu tur yaklasimlar cogu zaman ordunun yonetime el koymasini ve siyasete baski yapmasini mesrulastirmak icin de kullanilmaktadir.

TSK'nin siyaset uzerindeki etkisine elestirel bakan bazi incelemeler de ayni dua-list ve catismaci varsayima dayanmaktadir. Bu yazarlar, sivil-asker iliskilerini surekli bir surtusme, gerginlik ya da sivil politikanin askere teslimiyeti olarak gormektedirler. Bu yaklasima gore, zaten asker de durmadan daha kapsamli yetki ve gorev arayisi icindedir. Onun icin sorun sadece TSK uzerinde sivil denetimi tesis etmek degildir. Onun da otesinde, sivil hukumetin toplum ve devlet hayatinin her alaninda asker karsisinda guclendirilmesi buna mukabil askerin zayiflatilmasi gerekmektedir; cunku asker her alana agirligini koymaktadir. (3) Ayrica, bu yazarlara gore, asker siyaset uzerindeki hakimiyetini surdurmek icin "guvenliklestirme" faaliyetine basvurmakta, ic ve dis tehditler yaratmakta, ozellikle "irticai faaliyetler ile Kurt Milliyetciligi"ne vurgu yapmaktadir. (4) Hatta guc iliskilerine agirlik veren bu yaklasim zaman zaman daha uc noktalara gitme egilimi gostermekte ve TSK'nin "hukumet yikma ve hukumet kurma" potansiyelinin gecici olmadigini ileri surmektedir. (5)

Oysa siyasi ve ekonomik etkenler demokrasinin devami ve pekismesi yonunde eskiye oranla cok daha guclu hale gelmistir. Bu gelisme, askerlerin algilama ve tercihlerini degistirmektedir. Asker, iktidarlari devirmenin risklerinin buyuk olcude arttigini gormektedir. Takdir ve hareket alanini genis tutabilmek icin sivil ve demokratik yonetimlerle isbirliginin daha akilci ve verimli bir yol oldugunun farkindadir. Bu yeni durum catismaci yaklasimlarin gecerligini azaltmistir.

Yukarida genel hatlarini vermeye calistigimiz dualist ve catismaci yaklasimin nadir de olsa elestirildigini soylemek yanlis olmayacaktir. Avrupa Guvenlik incelemeleri Merkezi (Centre for European Security Studies--CESS) tarafindan hazirlanan bir raporda TSK hakkinda Avrupa'daki benzer gorusler elestirilmistir. Rapora gore, TSK'nin devlet icinde devlet oldugu asiri bir gorustur, "gunumuzdeki Turkiye Cumhuriyetinin bir karikaturudur" ve gercegi yansitmamaktadir. (6)

Uluslararasi Stratejik Arastirmalar Enstitusu'nun (International Institute for Strategic Studies--IISS) yayinladigi bir monografi de, Turkiye'deki sivil-asker iliskisine dualist ve catismaci bir perspektiften bakmanin yaniltici olacagini belirtmekte ve demokratik lesme surecini irdelemenin en uygun yonteminin siyasal kulturun evrimini butunsel bir yaklasimla analiz etmek olacagini vurgulamaktadir. (7) Ne yazik ki yazar, bu savini daha ileri duzeyde ne ayrintilandirmakta ne de kavramsallastirmaktadir.

Hic suphe yok ki, guc rekabetine dayanan dualist gorus sivil-asker iliskisinin onemli bir yonunu aciklamaktadir. Sivil-asker dengesinin demokratik bir zemine kavusmasi icin sivil otoritenin guclenmesi tabii ki onemlidir. Fakat bu yaklasim gelismeleri aciklamakta gittikce yetersiz kalmaktadir. Her ne kadar belli bir akademik deger tasisa da, sivil-asker iliskilerinin tarihi ve kulturel ortamlar icinde yer aldigini ve degisken olabilecegini goz ardi etmektedir. Kurumlar ve fonksiyonlar arasindaki bagimliligi ve birbirlerine nufuz etme ihtimallerini dikkate almamaktadir. Bu hususlara ek olarak zitlasmayi on planda tutan yaklasim, ic siyasi unsurlara ve devletin icindeki guc yapilanmalarina yogunlasarak uluslararasi sistemik yapi degisikliklerini ihmal etmektedir. Ulusal ve uluslararasi olan arasindaki etkilesimler ve ic ice gecisler de cogu zaman bu yaklasim tarafindan gormezden gelinmekte ya da yeterince irdelenmemektedir.

En yaygin sekilde kullanilan ikinci yaklasim ise, kuralci bir nitelik tasimaktadir. Bu yaklasim, "nasil" ya da "nicin" sorularindan ziyade, "nasil olmalidir" sorusuna cevap aramaya calisir. Bu yaklasimin guclu bir uluslararasi boyutu soz konusudur. Sivil-asker iliskileri, Turkiye'nin AB uyeligine aday olmasindan sonra, ozellikle AB cercevesinde uluslararasi bir boyut kazanmistir. Sivil-asker iliskisi AB'nin bu konudaki demokratik kriterleri ile degerlendirilmekte ve bu bakimdan neler yapilmasi gerektigi sorusuna cevap aranmaktadir.

Kopenhag kriterleri cercevesinde AB ile uyum bu bakimdan uyelik icin gerekli bir kosul sayilmaktadir. AB Komisyonu'nun ilerleme Raporlari bu yaklasimin en guzel ornekleridir. Catismaci guc iliskisi yaklasiminin yaninda, bu kuralci yaklasim da hem akademik calismalari hem de medyadaki yorumlari buyuk olcude etkilemektedir. Turkiye Ekonomik ve Sosyal Etutler Vakfi'nin (TESEV) "Guvenlik Sektoru ve Demokratik Gozetim" uzerine yaptirdigi incelemeler, buyuk olcude bu tur kuralsal ve kurumsal bir cerceve icinde Turkiye'deki durumu betimlemekte, elestirmekte ve "nasil olmalidir?" sorusunu cevaplamaktadir. (8) Turkiye'nin gecirmekte oldugu degisim buyuk olcude ihmal edilmekte, sebeplerin arastirmasindan cok mevcut olmayan bir AB Modeli uzerinde durulmaktadir. Oysa Turkiye'nin uymasi beklenen demokratik AB kriterleri belli bir sivil-asker iliskisi modeli ortaya koymuyor. Zaten AB'nin icinde her ulkenin ortaklasa kabul ettikleri belli bir model soz konusu degil. Her Avrupa ulkesinin kendine gore bir sivil-asker iliskisi duzeni var. AB standartlari sadece kuralsal ve kurumsal demokratik bir cerceve sunuyor. Her ulke kendi tarihi, siyasi ve toplumsal gerceklerine gore cercevenin icini doldurarak kendine ozgu modeli gerceklestiriyor. Ortak cerceve ise, askerin siyasi otoriteye bagli olmasini, siyasi otorite tarafindan etkili bir sekilde denetlenebilmesini iki basli yargi sisteminin terk edilmesini, tum askeri harcamalarin hem yurutme hem de parlamento tarafindan etkili bir bicimde denetlenmesini ve askerin sivil kamu kurumlarinda temsil edilmemesini temin edecek genel ilkeleri iceriyor. (9)

Soz konusu cerceve normlarin, Turkiye- AB iliskileri bakimindan sadece siyasi degil, ayni zamanda belli bir hukuki baglayicilik kazandigini soyleyebiliriz. Cunku her aday ulke gibi Turkiye'nin de uye olabilmesi icin bu standartlara gore reformlari tamamlamasi bir zorunluluktur; aday ulke olarak bu konuda yukumlulugu vardir. Sivil-asker iliskisi demokrasi ve hukukun ustunlugu gibi degerlerle dogrudan irtibatli oldugu icin Kopenhag siyasi kriterlerinin kapsamina girmektedir.

Fakat bu konuya sadece Turkiye-AB iliskileri acisindan yaklasmak farkli nedenlerle pek ikna edici olmayabilir. Bu yaklasim, 2007 yilindan sonra meydana gelen degisimin sebeplerini anlayip aciklamaya yardimci olamaz. 2002-2006 doneminde gerceklestirilen reformlarin hem hukumet hem de asker tarafindan kabullenilmesinde AB uyeliginin ufukta gozukmesinin payi buyuktur. Ayrica, Annan Planin hazirlanmasi ve Turkiye tarafindan kabulunde de sivil-asker isbirliginin katkisi buyuk olmustur. (10) Son yillarda, basta Fransa ve Almanya olmak uzere bazi AB uyelerinin Turkiye'nin uyeligine karsi kesin tavir alarak muzakere surecini baltalamalari sonucunda AB'nin Turkiye uzerindeki cazibesi ve etkisi onemli olcude azalmistir. (11) Son gelismelerin tamamen AB'den bagimsiz ve ilerideki bolumlerde deginecegimiz baska saiklerin etkisiyle cereyan ettigini hatirlatalim. Bu saiklerin, cogu zaman ihmal edilen kulturel ortamda ve AB normlarini asan daha genis uluslararasi yapilarda aranmasi gerekmektedir.

Soguk Savas doneminde Bati dunyasinda askerin demokratik denetimi onemli bir oncelik degildi. Turkiye, Portekiz ve Yunanistan gibi Kuzey Atlantik Antlasmasi Orgutu (NATO) uyesi ulkeler bakimindan jeopolitik deger demokratik degerlerden onde geliyor ve askerin siyasete karismasi, hatta el koymasi hos goruluyordu. Soguk Savastan sonra, uye ve yeni uye olacak ulkelerin guvenlik sektorleri ve sivil-asker iliskilerinin demokratik bir zeminde yurutulmesini temin icin, Avrupa Guvenlik ve isbirligi Teskilati (AGiT) ve NATO siyasi baglayiciligi olan bazi normlari kabul etti. Turkiye de bu normlari ongoren belgeleri kabul eden devletler arasindaydi. Bu belgelerin onde gelenlerinden biri, 6 Aralik 1994 gunu Budapeste'de AGiT tarafindan benimsenen "Yeni Bir Donemde Gercek Bir Ortakliga Dogru" basligini tasiyan belgedir. Belgenin dorduncu bolumu sivil-asker iliskilerinin demokratik bir zemine oturtulmasiyla ilgilidir ve "Avrupa Guvenlik ve isbirligi Teskilati'nin (AGIT) Siyasi-Askeri Yonleri hakkinda Davranis ilkeleri Rehberi" basligini tasimaktadir. (12)

Bu kurallar NATO tarafindan da benimsenmis ve gelistirilmistir. Kuzey Atlantik ittifakinin Baris icin Ortaklik (BiO) programlari cercevesinde yeni uyelere ve ortaklara da, NATO'ya uyum saglamalari maksadiyla uygulanmaktadir. Hatta daha genis cercevede, sivil-asker iliskilerinin demokratiklestirilmesinin ve guvenlik sektoru reformunun, Soguk Savas sonrasi donemde NATO'nun onemli amaclarindan biri haline geldigini soyleyebiliriz. NATO bu konuyu her firsatta vurgulamaktadir. Mesela, Haziran 2004'de istanbul'da yapilan Zirve'de kabul edilen belgelerde "yeterli" ve "demokratik bakimdan sorumlu" savunma kurumlarinin gelistirilmesinin, silahli kuvvetlerin demokratik denetiminin ve savunma planlamasi ve butcelemesinde seffafligin baris ve istikrar ile baglantisini bir defa daha ifade etmistir. (13)

NATO, uyeleri tarafindan sadece basit bir ittifak olarak gorulmemektedir. Onun otesinde, demokratik degerleri ve normlari paylasan devletlerin olusturdugu bir guvenlik toplulugu olarak anlasilmaktadir. NATO'nun bu ozelligi uyeler bakimindan ortak demokratik bir kimligin insasi icin zemin hazirlamistir. (14) Turkiye icin de boyle olmustur. Turk hukumetleri ve TSK'nin gozunde Atlantik ittifaki, Turkiye'yi Batili milletler camiasina baglayan en islevsel bagdir. Soguk Savasin sona ermesi bu gercegi degistirmemis, aksine guclendirmistir. Buna ragmen Turkiye'nin sivil-asker iliskisini hala demokratik bir cerceveye yerlestirememis olmasi gozden kacmayan bir celiski teskil ediyor. Ne yazik ki, Turkiye'deki literatur konunun bu yonunu de ihmal ediyor.

Unutulan Uc Yaklasim

Karsilastirmali siyaset kurami uc temel epistemolojik yaklasim ortaya koyar (akilci, kulturel ve yapisal). Bu yaklasimlar, Mark Irving Lichbach tarafindan sistemli bir sekilde aciklanmistir. (15) Bunlarin sivilasker iliskilerine nasil uygulanacaklari ise, David Pion-Berlin tarafindan yonetilen ortak bir arastirmada gosterilmistir. (16) Her iki siyaset bilimci de, tek bir yaklasimin aciklama gucunun kendi basina yetersiz oldugunu belirtmis ve degisik yaklasimlarin butunlesmis bir sekilde kullanilmasini onermistir. Onumuzdeki bolumlerde, Turkiye'deki sivil-asker iliskilerinden ornekler vererek soz konusu yaklasimlari anlatmaya calisacagiz. Ayrica, kulturel ve yapisal yaklasimlara uluslararasi bir boyut ekleyerek, makalemizin basinda ifade ettigimiz sorunsala uygulayacagiz: Gunumuzde gozlemledigimiz sasirtici sivil-asker isbirligi nasil aciklanabilir? Amacimiz bu sorunun tam bir analizini yapmak degildir. Sadece bu uc yaklasimin nasil uygulanabilecegi konusuna deginmektir.

Akilci Eylem Yaklasimi

Bu yaklasim, rasyonalite varsayimina dayandigi icin "akilci yaklasim" olarak da anilmaktadir. Akilci eylemin temelinde kar-zarar hesaplari ve kisisel menfaat soz konusudur. Aktorler, kisiler olabilecegi gibi, topluluklar veya TSK ve hukumet gibi kurumlar da olabilir. Her iki taraf da kazancini maksimize etmek icin ugrasirsa iliski bir guc mucadelesine donusebilir ve taraflarin biri ya da ikisi birden kaybedebilir. Fakat catisma kacinilmaz degildir. Pazarliklarla her iki tarafi da tatmin edici optimal cozumlere acik ya da zimnen ulasmak mumkundur. (17)

Bu tur bir iliskinin en ilginc orneklerinden biri Turgut Ozal doneminde gorulmektedir. O donemde sivil-asker iliskisinin oldukca demokratik bir cercevede surdurulmesini akilci eylem yaklasimi ile aciklamak amaciyla bir calisma yapilabilir. Ozal'in ekonomiyi ozel sektore ve yurtdisina acmasi savunma sanayi uzerinde olumlu bir etki yapmistir. Kamu ve ozel sektorler arasinda isbirligi tesvik edilmistir. Yerli savunma sanayi ozel ve yabanci sektor yatirimcilarina ve teknoloji transferine daha acik hale gelmistir. Hukumet bu ekonomik faaliyetlerin koordinasyonu ve tesvik edilmesi icin Savunma Sanayi Mustesarligini kurmus ve Savunma Sanayi Fonunu meydana getirmistir. Bu arada, F16 ortak ucak projesi buyuk bir ilerleme kaydetmistir. Bu gelismeler, TSK'yi buyuk olcude tatmin etmistir. (18) Karsiliginda, 1980 hukumet darbesinden sonra zayiflayan sivil otorite guclenmistir. (19) Her ne kadar askerin yetki ve imtiyazlari ile ilgili mevzuat degistirilmemis ise de, Ozal doneminde askerin siyaset uzerinde herhangi bir zorlayici etkisi hemen hemen olmamistir. Sivil-asker iliskisi oldukca demokratik bir zeminde yurutulmustur. Hatta Ozal, teamule aykiri sekilde Genelkurmay Baskanlarinin atamalari ve gorevden ayrilmalarinda kesin soz sahibi olmustur. Donemin Genelkurmay Baskani Orgeneral Necip Torumtay, 1990 Korfez krizi sirasinda Cumhurbaskani Ozal ile anlasmazliga duserek istifa etmesini aciklarken son derece demokratik bir beyanda bulunmustur: "Yurdumuzda siyasi iradenin ustunlugu asla tartisma konusu olamaz ve olmamalidir. Siyasi irade, milletin iradesidir ve polemik konusu olmayacak kadar yucedir." (20)

Ancak Ozal'dan sonra askerin siyaset uzerindeki agirliginin yeniden artmasi, bu tur salt maddi menfaat iliskisine dayanan akilci cozumlerin kisa omurlu oldugunu gostermistir. Demokratik zeminlerin kalici olmasi icin ilgili taraflarin demokratik degerleri, kulturel degisim surecleri icinde icsellestirmeleri gerekmektedir. Ya da stratejik kar-zarar hesaplarinin cok daha derin ulusal veya/ve uluslararasi yapisal degisimlerden kaynaklanmalari veya desteklenmeleri beklenmelidir.

Akilci eylem yaklasiminin baska ilginc bir uygulamasini da Peter Feaver'in calismalarinda buluyoruz. Feaver, ABD'nin sivil yonetimi ile asker karar vericiler arasinda ortaya cikan uyusmazliklar ve gerilimleri tahlil etmek icin rasyonalite modellerini (Oyun Teorisi) kullaniyor. (21) Soz konusu uyusmazliklar ozellikle Balkanlar'a, Afganistan'a ve Irak'a askeri mudahaleler vesilesiyle sivil otoriteye itaatsizlikler seklinde ortaya cikmistir. (22) Itaatsizlik orneklerinden Irak savasi dolayisiyla ingiltere de nasibini almistir. Kara Kuvvetleri Komutani Sir Richard Dannett medyanin onunde acikca Blair Hukumetini elestirmis, fakat buna ragmen isine son verilmemistir. Bu olay, ingiliz basini tarafindan o gune kadar gorulmemis bir olay olarak nitelenmistir. (23)

Uluslararasi Yapisal Yaklasim

Akilci eylem yaklasimi, akla dayanan degerlendirmelere, risk hesaplamalari ve kar-zarar hesaplarina dayanirken, yapisal yaklasimlar kurumlarin, davranis usullerinin siyasi ve sosyal yapilanmalarin, eylem ve davranislar uzerindeki etkileri ile mesgul olur. Yapisal yaklasim, realist paradigma icinde yer alir. Devlet merkezlidir. Aktorlerin oznelliklerini dikkate almaz. Eylem yapan birimler birbirinden farksizdir. Baska bir deyisle, son cozumlemede, sonuclardan eylemler degil, yapilar sorumludur. (24)

Yapisal yaklasim sadece devleti, devlet icindeki yapilanmalari ve toplumu degil, uluslararasi sistemi, kuresel ve bolgesel duzeyleri de ele alir. Turkiye'deki dualist ve catismaci yapisalcilar, uluslararasi ve bolgesel yapilarin sivil-asker iliskileri uzerindeki, etkilerini buyuk olcude ihmal etmislerdir; ya da sadece soruna Turkiye-AB iliskisi acisindan bakmislardir. Oysa Michael Desch, ABD, Sovyetler Birligi ve Latin Amerika'yi uluslararasi yapisal cevre acisindan tahlil ederek sivil-asker iliskisi konusunda onemli sonuclara variyor. Bu sonuclara gore, uluslararasi tehditlerin, ya da guvenlik sorunlarinin arttigi, buna mukabil ic tehditlerin azaldigi donemlerde, sivil iktidar ile silahli kuvvetler birbirlerine yaklasmakta ve sivil-asker iliskisinin demokratik bir zeminde surdurulmesi imkani artmaktadir. Ic tehditlerin arttigi ve dis tehditlerin azaldigi donemlerde ise sivil-asker iliskisi daha karmasik hale gelmekte ve demokratik standartlardan uzaklasmaktadir. Ic ve dis tehlikelerin muphemlestigi donemlerde ise askeri doktrin (demokratik ya da otoriter) one cikarak ordunun davranislarini etkilemektedir. (25)

Turkiye'de zitlasmayi on planda tutan yaklasimlar cogu zaman ic siyasi unsurlara yogunlasmaktadirlar ve genelde daha genis guvenlik meseleleri ile uluslararasi faktorleri goz ardi etmektedirler. Fakat etnik ayrimcilik, bolge disi guclerin bolgeye nufuz etmeleri ile kuresellesmeden oturu yukselen liberal ve demokratik degerler, ic ve dis guvenlik arasindaki sinirin giderek belirsizlesmesine sebep olmustur. Bu gelisme guvenlik tehditlerinin ic boyutunu zayiflatip gerek askeri gerekse sivil bakis acilarinin daha ziyade disa yonelmesine yol acmistir. Dahasi, gunumuzde Ortadogu'da degisik catismalar ic ice girmektedir. Hem iceriden hem de disaridan kaynaklanan cesitli guvenlik sorunlarinin ortusmesi, catismalarin hem siyasi hem de askeri olmayan diger yonlerini one cikarmistir. Burada soz konusu olan, oteden beri ileri surulen bazi dis guclerin PKK'ya verdikleri destek degildir. Global ve bolgesel uluslararasi sistemlerdeki degismenin ic politikayi etkilemesidir.

2007-2008 yillarinda, sivil-asker iliskilerinin yapisi, genel olarak Kurt sorunu ile ilgili ve ozel olarak da PKK'ya karsi mucadelede yakin ve etkin isbirligine dayanmistir. Hava ve Kara Kuvvetleri, Kuzey Irak'ta bulunan PKK hedeflerine karsi, sinir otesi harekat duzenlemislerdir. (26) Harekat'a baslamadan once, hukumet Amerika Birlesik Devletleri (ABD), Avrupa ve Ortadogu'da olumlu siyasi ve diplomatik ortam yaratmak icin calismistir. O gunden bu yana, Basbakan Erdogan ile Genelkurmay Baskani neredeyse her hafta resmi ya da gayri-resmi toplantilarla bir araya gelip operasyonlari ve diger guvenlik meselelerini gorusuyorlar. Haziran 2007'deki bu tur zirve bildirilerinde terorle mucadelenin "demokrasi ve hukuk temellerinde" yurutulecegi vurgulandi. 27 Nisan 2007 elektronik muhtirasindan sonra AKP hukumeti ile TSK arasindaki iliskilerin uyum ve esgudum zemininde yurutuldugu anlasiliyordu. (27) Sivil hukumet ile Ordu arasindaki isbirligi sadece demokratiklesme adina bir firsat yaratmis olmakla kalmiyordu. Ayni zamanda siyaset ile askeri operasyonlar arasindaki irtibatin stratejik onemini de vurguluyordu. Dahasi, Kurt sorunu ve teror ile mucadele faaliyetlerinin siyasi boyutlarina da dikkat cekiyordu. Sivil-asker isbirligini iki faktor motive etmisti. Operasyonlardan once ve operasyonlar devam ederken, ulusal birlikteligi ve dayanismayi pekistirmek birincil oncelik olmustu. Ordu ulkeyi gorus ayriligina goturecek herhangi bir adimdan kacinmak istiyordu. Ikinci faktor de ve muhtemelen daha da onemlisi, PKK'ya karsi yurutulen mucadelede bir yaklasim degisikligi soz konusuydu. Kurt sorunu ile PKK meselesinin uluslararasi boyutlara ulasmasi, Irak'taki karmasik savas ortami ile birleserek, farkli ic ve dis guvenlik sorunlarini birbiriyle kaynastiriyordu. Bu gelisme ayni zamanda siyaseti on plana cikariyordu. Buna ilaveten, 1990'lardaki askeri operasyonlara ragmen PKK'nin canlanmasi, askeri operasyonlari daha kapsamli yeni bir anlayis icinde dusunup planlamanin onemini teyit etmekteydi. Bu yeni ve daha kapsamli anlayis ile ekonomik, diplomatik, sosyo-psikolojik ve halkla iliskilere yonelik yeni onlemler iceren bir siyasi calismanin gerekliligi kacinilmaz oluyordu. (28) Boyle bir yaklasim dogal olarak ordu ile sivil hukumet arasinda yakin bir isbirligini gerektiriyordu.

Ortadogu bolgesel sistemindeki yapisal degisikliklerin PKK ile mucadeleyi ve Kurt sorununu nasil etkiledigi noktasindaki gozlemlerimizi Michael Desch'in paradigmasi icinde degerlendirdigimiz zaman, bu paradigmanin aciklayici bir degere sahip oldugunu bir defa daha teyit etmis oluyoruz. Ortadogu bolgesel sisteminde 2003 Irak savasindan bu yana meydana gelen guc sekillenmesinin birbiriyle irtibatli iki tur ic ice gecmeyi gerceklestirmesi sonunda Turkiye'deki sivil-asker yakinlasmasi ve isbirligi saglanmistir. ABD'nin Irak'i isgali ve Washington'un himayesinde ozerk bir Kurt yonetiminin resmiyet kazanmasi sonucunda hem Turkiye'deki Kurt sorunu hem de PKK ile mucadelenin uluslararasi boyutlari eskiye oranla cok daha bariz bir onem arz etmektedir. Baslangictaki ic guvenlik sorunu, artik bir dis guvenlik sorunu olarak da gorulmeye baslamistir. Bu gelisme, soz konusu iki sorunun siyasi yonune agirlik kazandirarak askeri yonuyle ic ice gecmesine ve kaynasmasina sebebiyet vermistir. O gune kadar esas itibariyle askeri olanin ayni zamanda daha buyuk olcude siyasi oldugu da kabul edilmistir. Siyasetsiz askeri operasyonlarin anlamsizligi anlasilmistir. Askeri operasyonlarin basarisi icin, siyasi ve diplomatik ortamlarin hazirlanmasinin onemi daha iyi kavranmistir. Siyasete ve siyasi sivil iktidara duyulan ihtiyacin gun isigina cikmasi, sivil-asker isbirligini saglamistir.

Sozunu ettigimiz kavramsal ic ice girisler son uc Genelkurmay Baskanlarinin (Oz-kok, Buyukanit ve Basbug) soylemlerinde aciklikla goze carpmaktadir. Eskiden ic ve askeri sorun olarak kabul edilenlerin artik uluslararasilastigi ve siyasilestigi cesitli vesilelerle vurgulanmaktadir. Bolgesel ve kuresel istikrarsizliklarla ic istikrarsizliklarin irtibatlandiril-masi adeta askeri ve siyasi soylemlerin en onemli temasi haline gelmistir. (29)

Kulturel (Oznel) Yaklasim

Kulturel (oznel) yaklasimlar, siyaset bilimi, sosyoloji ve antropoloji bilim dallari uzerinde kalici izler birakmistir. Bu yaklasimin temel ozelliklerini Clifford Geertz, Charles Taylor ve James C. Scott gibi kuramcilarin eserlerinde bulabiliriz. (30) Cagdas Uluslararasi iliskiler Bilim dali da bu yaklasimdan buyuk olcude etkilenmis ve "insaci" kurami gelistirmistir. (31)

Kulturel yaklasim, davranislara yon veren fikirler, inanclar ve yorumlar uzerinde durur. "Yonelisler" toplumun diger bireylerince paylasilirsa, uluslararasi, ulusal ve daha alt duzeylerde toplumsal ve siyasi hayata yon veren ve onlari sekillendiren ortak varsayimlar olusur. O zaman bir siyasi kulturden soz etmek mumkun olur. Daha alt duzeylerde, mesela dini guruplarda, meslek orgutlerinde ve silahli kuvvetlerde de benzer surecler soz konusu olabilir. Topluluk icindeki bireylerin (ya da aktorlerin) inanclari ve degerleri ayni istikamette birlesirse, onlarin yorum ve eylemlerinde tutarliliklar meydana gelir. Kulturel yaklasima gore, bu tutarliliklara sebebiyet veren etkenler, ne menfaatler ne de toplumsal ya da siyasal yapilardir. Onlari sekillendiren, fikirler, inanclar, yorumlar ve sozunu ettigimiz kulturel sureclerdir. (32)

Kulturel yaklasim yoruma ve "anlamaya" dayanir. Aktorun kendi eylemine ve baskalarinin eylemlerine atfettigi anlamlari arastirir. Onun oznel durumunu, degerlerini, inanclarini ve fikirlerini, on plana cikarir. Aktorun, diger aktorlerle ve cevresi ile etkilesimi de irdelenerek oznel anlamlar ortaya cikarilir. Toplumsal dunyayi anlamak, maddi dunyayi anlamaktan farklidir. Toplumsal dunya, kendi disindaki degiskenler acisindan anlasilamaz. Ancak kendi icine donuk olarak, kendi icinde anlasilabilir. Yani, nedenselliklerin otesine gecerek anlasilabilir. Ozet olarak diyebiliriz ki, kulturel yaklasim maddeci ve pozitivist yaklasimlari reddederek, yorumsal bir bilim felsefesini kabul eder. Bireyin ve toplumun yapici unsuru olarak "rasyonalite"yi degil, anlam ve anlamayi one cikarir. (33)

Sivil-asker iliskilerini iceren guvenlik calismalari, kulturel yaklasimi gittikce daha cok benimsemektedir. Colin Gray'e gore, bir ulkenin guvenlik (strateji) kulturu sabit degildir. Her siyasi kultur gibi degisime aciktir. Yavas da olsa degisir. (34) Sorun degisip degismedigi degil, hangi yonde degistigidir. Ayni yonde tutarlilik gosteren siyasi-askeri soylem ve eylemler genel olarak guvenlik kulturunun ve ozel olarak sivil-asker iliskisinin degismesine yol acabilir. (35)

Turkiye'nin guvenlik kulturunun yuzyillara dayanan bir birikimden kaynaklanan derin kokleri vardir. Cumhuriyet, bu zengin kulturu buyuk olcude Osmanli'dan tevarus etmistir. Bu guvenlik kulturunun, sivil-asker iliskisini demokratiklesmesini hem zorlastiran hem de kolaylastiran yonleri mevcuttur. Sivil-asker iliskisi, cizgisel bir kulturel degisim sureci degildir. Osmanli'da ve Cumhuriyet'de etkilesim icinde dort katmanli bir askeri-siyasi-kulturel yapi seklinde tedricen insa edilmistir ve edilmektedir. Her seyden once, Osmanli ve Cumhuriyet'in guvenlik kulturu bireysel degil, devlet merkezlidir. Osmanli Sarayi, on sekizinci yuzyildan itibaren askeri ve idari reformlari gerceklestirirken amaci devleti idame ettirmek ve Avrupa'nin buyuk devletlerine karsi guclendirmek olmustur. (36) Devletin devamliligini saglamak icin devletin degisen sartlara uydurulmasi gerekmistir. Silahli kuvvetler, reforma tabi tutulan ilk kurum oldugu icin, modernlesme ve reformlarin bekciligi saray tarafindan modern orduya verilmistir. Bu siyasi anlayis zamanla adeta bir devlet ideolojisi haline gelmis ve hem asker hem siyasi elitler tarafindan icsellestirilerek gunumuze kadar gelmistir.

Ikinci katmanin koklerini de gene Osmanli'da aramak gerekiyor. Osmanli siyasi kulturunun baska bir boyutu da, Gadamer'in deyisiyle, alternatif anlayislarin karsilikli catismalar ve etkilesimler sonucunda "kaynasmasi" dir. (37) Serif Mardin, bu fenomeni soyle anlatiyor:
   Modern Turkiye'nin tarihi, ne cumhuriyetcilik ve saltanat arasinda
   bir catismanin, ne de islam ve sekularizmle cercevelenen bir
   kavganin tarihidir. Modern Turkiye'nin tarihi, birbiri icine nufuz
   eden ve yakinliklari icinde donusturulen geleneksel gucler ve
   modernlik arasinda, karmasik, cok katmanli bir karsilasmadir.
   Modern Turkiye'nin tarihi, ayni zamanda, bu guclerin bulustugu ve
   degistigi yeni alanlarin yaratilisinin oykusudur. (38)


Birbiri icine nufuz eden geleneksellik ile modernlik degisime mesruiyet kazandirarak devletin yenilikleri kabul etmesini ve icsellestirmesini kolaylastirmistir. (39) Zaman zaman yasanan kirilmalara ragmen, ayni gorunguyle Cumhuriyet tarihinde de karsilasiyoruz. En carpici orneklerden biri, 2002-2006 doneminde dini kokenleri olan Adalet ve Kalkinma Partisi (AKP) iktidarinin gerceklestirdigi AB reformlaridir. Bu reformlar cercevesinde TSK'nin yetki ve imtiyazlari onemli olculerde kisitlandigi halde, askerin itiraziyla karsilasilmamis hatta isbirligi gerceklesmistir. (40) AKP hukumeti ile Genelkurmay arasinda 2007'den beri devam eden yakinlik ve isbirligi de ayni tarihsel ve kulturel paradigma icinde tahlil edilip, anlasilabilir.

Ucuncu kulturel katman, ikinci Dunya Savasindan sonra Bati dunyasini saran demokratiklesme dalgasiyla baslamistir. Yukarida sozunu ettigimiz askerin kollama ve koruma gorevi, Turkiye 1940'larin ikinci yarisinda demokratik cok partili rejime gectikten sonra da devam etti. Ancak demokrasiye gecisle birlikte TSK kendini asilmasi guc bir celiski icinde buldu. Demokrasi, modernitenin, yani "muasir medeniyetin" olmazsa olmaz bir sarti haline gelmisti. Bundan boyle ulusdevleti, laikligi ve milli birlik ve butunlugu demokrasi icinde ve demokrasiyle korumak gerekiyordu. Oysa cok partili rejim bir takim ideolojik, siyasi, hatta toplumsal kirilmalara sebep oluyordu. Laiklik, tek parti doneminkinden farkli sekilde yorumlanmaya baslamisti. Bir taraftan demokrasiden vazgecmemek gerekiyordu cunku demokratik rejim muasir medeniyetin, yani modernitenin, zaruri bir boyutu haline gelmisti. Diger taraftan, Cumhuriyetin temel ilkelerini korumak icin su ya da bu sekilde siyasete mudahale etmek gerekiyordu. Askerin siyasete mudahalesi ise, hic de demokratik bir davranis degildi. (41)

Demokrasilerde, askerin sivil hukumetin emrinde olmasi ve son sozun sivil hukumetin hak ve yetkisinde bulunmasi vazgecilmez bir kuraldi. Oysa asker, sivil hukumetin emrine girerse kollama ve koruma gorevini nasil yerine getirecekti? Meselenin bir baska yonu de TSK'nin son derece profesyonel bir kurum olmasi ve profesyonellik konusunda cok titiz davranmasiydi. Halbuki kollama ve koruma gorevini yerine getirmek icin siyasete mudahale zorunda kalmasi profesyonellige zarar veriyor, kurumu zayiflatabiliyordu. Hatta kurumun icinde ayrismalara da sebep olarak hiyerarsik komuta-kontrol duzenini coker-tebilirdi. Aslinda 27 Mayis 1960 darbesi ile bu tehlike gerceklesmis, hem Turkiye hem de TSK'nin hafizasinda kotu bir tecrube olarak yer etmisti.

Bu celiskilere TSK mensuplarinin beyanlarinda rastlamak mumkundur. Ancak zamana, sartlara ve konjonkture gore vurgular degisebilmektedir. Bazen demokrasi ve hukukun ustunlugu bazen koruma ve kollama gorevi; bazen hukumete baglilik, bazen hukumete karsitlik; bazen profesyonellik, bazen mudahalecilik one cikabilmektedir. Genelkurmay Baskani, Kuvvet Komutanlari ve emekli komutanlarin soylemlerinin analizleri bu konuda ilgi cekici ipuclari verebilir. (42) Bugune kadar az sayidaki soylem analizlerinden iki hususun gun isigina ciktigini soyleyebiliriz. Bir, TSK ikinci Dunya Savasindan sonra cok partili rejimle birlikte icine dustugu celiskiden kurtulma cabasi icindedir. Tedricen de olsa, siyasetten cekilmektedir. Iki, TSK ilkesel olarak demokratik rejime karsi degildir. (43) TSK'yi daha ayrintili anlamamiz icin daha cok kulturel analitik calismalara ihtiyac duyuldugu da bir gercektir.

Dorduncu katmana gelince ulusal ve uluslararasi duzeyde TSK ile sivil kuruluslar arasinda cesitli iletisim, diyalog ve hatta denetim kanallari acilmis ve acilmaktadir. Bu kanallar, askerin esas itibariyle otoriter ve ic tehditlere agirlik veren bir askeri kulturden daha demokratik ve cogulcu bir kulture dogru acilmasina zemin hazirlamaktadir. Her seyden once, Hukumet ile Genelkurmay'in siki bir iletisim icinde bulunmalari demokratik kon-solidasyonu tesvik edici niteliktedir. Ayrica, sivil-asker iliskileri bir sureden beri medyanin ilgisini cekiyor ve hararetle tartisiliyor. Generallerin siyasi icerikli her konusmasi medyanin elestirisini davet ediyor. Bu konu simdiye kadar hic bu kadar yogun ve serbest tartisilmamisti. Sivil toplum konuya hic bu kadar ilgi duymamisti. Artan ilgi ve tartismalari bir demokratik egitim sureci olarak kabul etmek gerekir. Fakat diger taraftan ozellikle medyada TSK'ya yoneltilen elestiriler zaman zaman haksizlik ve bilgisizlik duzeyine ine rek beklenen faydayi saglayamadigi gibi, saflari sertlestirerek ortak anlayislarin olusmasini geciktirmektedir. Gorevdeki yuksek rutbeli generalleri her firsatta siyasi beyanlarda bulunarak medyaya yonelttikleri agir elestiriler de ayni etkiyi yapmaktadir.

Bu arada akademya ve dusunce kuruluslarinin guvenlik arastirmalarina ilgisi yavas da olsa artiyor. Turk askerinin siyasetteki rolu sosyal ve siyasal bilimcilerin ilgisini cekiyor. Bu konudaki incelemelerin sayisi artiyor. Ancak TSK mensuplarinin bu tur akademik calismalarla ne olcude ilgilendikleri konusunda ayrintili bilgiye sahip degiliz. Iletisim kanallarinin her iki ucu acik olmadikca kultur degisimi bakimindan beklenen fayda elde edilemez. Bu genel kaniya ragmen, Genelkurmay Baskani Orgeneral Basbug, 14 Nisan 2009 tarihinde yaptigi yillik degerlendirme konusmasinda TSK'nin akademik calismalara ilgi duydugunun isaretlerini verdi. (44) Sivil-asker iliskisinin sadece pratik degil, bazi teorik yonlerine de degindi. Konusma boyunca degisik sosyal bilimcilere gondermeler yaparak dinin toplumsal onemi, Kurt meselesi, terorle mucadele ve sivil-asker iliskisi gibi konularin sosyal bilimler zemininde tartisilmasina ilgi duyduklarini ortaya koydu. Bu baglamda, uzerinde arastirma yapilmasi ve tartisilmasi gereken baska bir konu da askeri ve sivil okullarin programlarina sivil-asker iliskisiyle ilgili derslerin dahil edilmesidir.

Uluslararasi duzeyde ilk kulturel iletisim kanali Turkiye'nin NATO'ya uye olmasi ile acilmistir. Fakat bu kanal Soguk Savasta salt askeri ve stratejik iliskilerle sinirli kalmis, sivil-asker iliskilerini kapsamamistir. Turkiye, Soguk Savastan sonra, kuresellesen dunya ile ekonomik bakimdan butunlesmistir. NATO'nun genisleme ve Baris icin Ortaklik (BiO) programlarina aktif olarak katkida bulunurken ve AGiT uyeligi ve AB adayligi dolayisiyla da sivil-asker iliskisinin demokratik kurallarini yakindan algilama durumunda kalmistir. (45) Ayrica Turkiye'nin baris operasyonlarina katilmasi, TSK'ya guvenligin insani ve toplumsal boyut ve sivil-asker isbirligi konularini degerlendirme firsati vermistir. Dis iletisim kanallarinin acilmasi ile kulturel alisveris ortaminin genislemesi, hic suphesiz, askeri kulturun degisimini hizlandirici bir gelisme sayilmalidir. (46)

Cok Boyutlu Yaklasim

Son on yilda Turkiye'deki sivil-asker iliskileri konusundaki bilimsel literatur onemli olcude gelisme kaydetmistir. Buna mukabil, bu alandaki arastirmalar kuramsal bakimdan tek boyutlu bir gorunum sunmakta ve bazi aciklayici ve anlamlastirici epistemolojik yaklasimlar ihmal edilmektedir. Turkiye ile ilgili arastirmalarda genellikle guc mucadelesine dayanan dualist ve catismaci yaklasimin one ciktigini goruyoruz. Bu yaklasim acik ya da ortulu sekilde Huntington'cu paradigmadan esinlemektedir. (47) Cok ozet olarak bu paradigmaya gore, sivil ile asker arasinda surekli bir ayrisma soz konusudur. Sivil otorite askere ozerk bir alan tanir. Askerin "sivil nesnel denetimi" ve profesyonelligi bu ozerk alanin taninmasina baglidir. Turkiye ile ilgili arastirmalarin cogu Huntington'cu dualizmden hareket ederek asker ile sivil otorite arasinda ustesinden gelinemeyen surekli bir ikilesme, gerilim ve guc mucadelesi oldugu varsayimina dayaniyor. Bu anlayis, sivil-asker yakinlasmasina ve isbirligine dayanan kuramsal calismalardan simdiye kadar pek yararlanmadi. (48)

Sivil-asker iliskisinin demokratik bir zeminde yurutulmesi icin sivil otoritenin yeterince guclu olmasi gerekir. Sivil otoritenin bu gucu gostermesi onemlidir. Avrupa Birligi'nin kuramsal ve kuralsal yaklasimi bu acidan belli bir onem arz eder. Liberal demokratik duzenlemeler, sivil otoritenin denetimi icin gerekli yetki ve gorevleri mesru-lastirir. Ayrica, AB ile Turkiye arasinda acilan siyasi, sosyal ve kulturel iletisim kanallari demokratik kuralarin icsellestirilmesi bakimindan onemli bir rol oynamaktadir. Fakat AB'nin yaklasimi demokratik konsolidasyon bakimindan gerekli olmakla birlikte yeterli degildir. Baska faktorlerin de dikkate alinmasiyla farkli paradigmalar icinde farkli calismalarin da yapilmasi gerekir. Mesela, 2007-2008 yillarinda PKK ile mucadelenin uluslararasi boyutunun asker ile hukumeti birbirine yaklastirdigi ve siyaseti askeri unsurun onune cikarttigi arastirilmasi gereken baska bir konudur.

Menfaat iliskisi, guc iliskisini belli sartlarda sivil politikacilarin yararina degistirebilir. Bu iliskiyi, dis ve ic etkenler ve kulturel miras da etkileyip degistirebilir. Bu yaklasimin zaafi ozellikle sivilasker isbirliginin yogun oldugu donemlerde ortaya cikmaktadir. Bu durumu bir ornekle aciklamak icin 2007 yazindan bu yana Turkiye'de tanik oldugumuz sivil otorite ile TSK arasindaki isbirligi surecinin sebeplerinin neler olabilecegi sorusunu ortaya attik. Amacimiz belli bir paradigma cercevesinde bu soruya cevap aramak degildi. Sadece cevap ararken salt guc iliskisi yaklasiminin otesinde baska yaklasimlarin da gecerli olabilecegini ve onlarin ihmal edilmemesini onermekti. Akilci eylem, yapisal ve kulturel yaklasimlardan hic biri tek basina sivil-asker iliskilerinde son sozu soyleyecek mukemmellige erismemistir. Degisik yaklasimlardan yararlanarak cok bakis acili ve butunlestirici bir yaklasim benimsemek en dogru yol gibi gozukmektedir. Turkiye'nin celiskileri de tek bir yaklasimin one cikarilmasini guclestirmektedir. Sivil-asker sorunlarini anlamak ve aciklamak icin bilim insanlari cok yonlu yaklasimlar uygularken, siyasi ve askeri karar vericilerin de iliskilerini demokratik bir zemine oturtmak icin cok tarafli stratejiler denemeleri gerekmektedir. Yaklasimlardan birinin yetersizligi baska bir yaklasimin gucunun ortaya cikmasina yol acar. (49)

Akilci eylem yaklasimi rasyonaliteyi vurgularken, yapilari, kurumlari, baglamlari ve oznel degerleri ihmal eder. Yapisalcilar, kurumsal ve yapisal degiskenleri one cikarirken, eylemi, iradi tercihleri ve kulturel yonelisleri unuturlar, hatta determinist bir indirgemecilige bile kapilabilirler. Kulturel yaklasimlar ise, aktorlerin tercih ve eylemlerine verdikleri anlami arastirirken, yapisal ve kurumsal kisitlamalar ile kisisel ve kurumsal menfaatleri goz ardi ederler. (50)

Akilci eylem yaklasimi, arastirmacilari karsilikli menfaatler ve tercihler bakimindan dusunmeye sevk eder. Sivil otoritenin askerin kurumsal menfaatlerini ve maddi tercihlerini tatmin etmesi, sivilasker iliskisinin demokratiklesmesini saglar mi? Silah sistemlerinin modernizasyonu icin gerekli meblagin fazlasiyla saglanmasi, askerin hayat sartlarinin iyilestirilmesi, askerin profesyonelligine ve itibarina titizlik gosterilmesi, sivil ve demokratik denetim imkanini artirir mi? Mesela Ozal doneminin boyle bir rasyonalite modeli kullanilarak tahlil edilmesi ilginc bir arastirma konusu olabilir. Fakat rasyonel aktorlerin yapisal, kurumsal ve kulturel ortamlarda karar verip eyleme gectiklerini ve bu ortamlarin tercihleri sinirladigini unutmamak gerekir. (51)

Fakat bu tur bir arastirma, sorunsalin kucuk bir bolumunu aydinlatilabilecektir. Cunku baska bir sorudan kacinmak mumkun olmayacaktir: Askerler sivil otoriteye itaat ederken, demokratik kurallara ve usullere uyarken kuramsal ya da kisisel maddi kazanc elde etmeyi mi bekliyorlardi; yoksa bir takim sosyal ve siyasal (ulusal ya da uluslararasi) yapisal olusumlar mi onlari zorluyordu; ya da demokratik kurallara uymanin ve siyasi otoriteye itaat etmenin erdemli bir davranis olduguna mi inaniyorlardi? Bu sorulara tatmin edici cevaplar aramak icin guc iliskisine dayanan yaklasim ve rasyonalite yaklasiminin yaninda yapisalci ve kulturel yaklasimlari da kullanmak gerekecektir. Kaldi ki, sadece maddi menfaat beraberligine ve sahsi bagliliklara dayanan askeri itaat ve tabi olma durumlari uzun omurlu olmayabilir. Ozal'dan sonra sivil-asker iliskisindeki goreli demokratik zeminin kayarak yeniden askeri vesayet rejimini guclendirmesi bunun guzel bir ornegidir. Sorunun nihai cozumu, askerin hukuki demokratik mesruiyete inanarak sivil otoritenin emrine girmesine ve ona itaat etmesine baglidir.

Bu genel aciklamadan sonra, Turkiye gibi henuz konsolide olmamis demokrasilerin ozel durumuna deginmekte yarar vardir. Konsolide olmus Bati demokrasilerinde silahli kuvvetler zaten sivil otoriteye tabidir. Askerin demokratik sivil denetimi bazi aksamalarla da olsa tartismasiz kabul edilen, icsellestirilmis bir veridir. Fakat konsolide edilmemis demokrasilerde sivil-asker iliskisinin demokratik zemini henuz tartismasiz bir veri olarak ortaya cikmamistir. Insa edilmesi gerekmektedir. insa ameliyesi ise, kultur degisimiyle gerceklesecektir. Onun icin konsolide edilmemis demokrasilerdeki durumlar pozitivist tahliller ile tam olarak anlasilamaz ve aciklanamaz. Kulturel yaklasimlara belli bir oncelik tanimak gerekir. (52) Sivil-asker iliskilerinde muasir medeniyet duzeyine erismek, birbiriyle celisen ozelliklerin ortak anlayislarda bulusmasiyla mumkun olabilecektir. Ulusal ve uluslararasi duzeylerdeki dinamiklerin bu yonde gelistigini ifade edebiliriz. Cunku gunumuzde, diyalog ve etkilesim kanallarinin icte ve dista kapanmasi son derece guclesmistir.

Sonuc

Sivil-asker iliskileri cogu zaman ya dualist ve catismaci bir paradigma icinde anlasilmakta ve aciklanmakta ya da kuralci bir acidan ele alinmaktadir. Birinci yaklasim bazi onemli sorulara cevap verememekte, hatta o sorulari goz ardi etmektedir. Turkiye'nin Avrupa Birligi ile iliskileri dolayisiyla onem kazanan kuralci yaklasim ise, bazi temel boyutlari unutularak uygulanmakta ve AB'nin dar cercevesine sikistirilmaktadir. Bu yapilirken, Turkiye'nin Bati dunyasi ile iliskilerinin daha genis bir baglam icinde yer aldigi, bu baglamin hem kuresel hem de bolgesel ve yerel boyutlarinin oldugu goz ardi edilmektedir. Oysa AB kriterleri bu boyutlarin dikkate alinmasini engellememektedir. Bu boyutlarin da tartisilmasi, bir yandan demokratiklesme, ote yandan sivil-asker iliskisinin verimli bir duzeye getirilmesi bakimindan gereklidir.

Turkiye'nin uyesi oldugu AGIT ve NATO gibi teskilatlarda da bu konuda demokratik kurallar mevcuttur ve Turkiye bu kurallari uygulayacagi konusunda yukumluluklere girmistir. Fakat demokratiklesme adimlarinin atilmasinda AB'nin tesvik edici bir rol oynadigi inkar edilemez. Ayrica AB aday ve uye ulkeler ile iliskilerde cesitli iletisim kanallarini acik tutarak ortak bir demokratik kulturun olusmasina katkida bulunmaktadir. Ancak AB uyelerinin tumunun kabul ettigi tek bir degismez demokratik sivil-asker iliskisi modeli soz konusu degildir. Tam tersine, Avrupa'da cesitlilik soz konusudur (mevcuttur). Esas olan, demokratik sivil-asker iliskilerini tesis etmek icin gerekli olan kurallari uygulayarak demokratik bir cerceve meydana getirmektir. Bu cercevenin icini her ulke, kendine ozgu tarihsel, kulturel ve diger kosullari dikkate alarak kendi dolduracaktir. Ancak bu yolla hem demokratik hem de etkili ve verimli bir sivil-asker rejimine erismek mumkun olur.

Sivil-asker iliskisi 2007 yilindan bu yana catismadan cok isbirligine dayaniyor ve hukumet ile TSK arasinda ortak anlayislar hatta politikalar one cikiyor. Asker hosuna gitmeyen kararlara itiraz etmekten kaciniyor. Son sozu hukumete, parlamentoya ve yargiya birakmayi tercih ediyor. Baska bir deyisle, sivil-asker iliskisi daha demokratik bir zemine oturmus gozukuyor. Kuralci yaklasimin bu yeni gelismeyi aciklamak, onun sebeplerini arastirmak gibi bir amaci zaten yoktur.

Guc iliskisine dayanan yaklasim ise, soz konusu degisikligi aciklamakta yetersiz, en azindan tek boyutlu kalmaktadir. Ic siyasi etkenlere ve kurumlar arasindaki catismalara agirlik vermekte ve uluslararasi ortamin, bolgesel ve kuresel sistemin etkilerini ihmal etmektedir. Tarihsel ve kulturel ortami dikkate almamakta ve kurumlar arasinda bazi menfaat, amac ve anlayis birlikteliklerinin dogabilecegini goz ardi etmektedir. Karsilikli menfaat iliskisine dayanan akilci yaklasim sivil otoritenin emrine girmeyi icsellestirmis silahli kuvvetlerin bulundugu demokratik rejimlerde nadiren ortaya cikan itaatsizlikleri cozumlemek ve aciklamak icin yarali olabilir. Peter Feaver'in yukarida sozunu ettigimiz kitabi boyle bir calismadir. Oysa Turkiye gibi icsellestirme surecini tamamlamamis rejimlerde, akilci modeller kisa sureli uzlasmalari ve kisa sureli ve goreli demokratiklesmeleri aciklamada yararli olabilir.

AKP ile TSK arasindaki yakinlasmayi ve isbirligini anlamak ve aciklamak icin yapisal ve kulturel yaklasimlari birlikte uygulamak daha yararli olacaktir. Soz konusu isbirliginin sivil-asker iliskisini demokratik bir zemine dogru yonlendirip yonlendirmeyecegi de bu iki epistemolojik gelenek sayesinde en inandirici sekilde degerlendirilebilir. Uluslararasi ve bolgesel sistemlerdeki yapisal degisiklikler ile Turkiye'nin icindeki toplumsal ve siyasal degismeler, Kurt meselesi ve PKK ile mucadelenin askeri olmayan (siyasi ve sosyal) yonlerini on plana cikarmistir. Ayni zamanda, Kurt meselesi ve PKK ile mucadelenin uluslararasi boyutu agirlik kazanmistir. Bu iki gelisme, siyasi sivil otorite ile asker arasinda yakinlasma ve isbirligine sebep teskil etmistir. Siyasallasma ve demokratiklesme mesruiyetin yapici unsurlari haline gelince, askerin sivil otoriteye ihtiyaci eskiye oranla cok daha buyuk olcude artmistir. Bu gelisme demokratik sivil-asker iliskisinin icsellestirilmesi ve siyasi kulturun degismesi icin zemin hazirlamaktadir.

Imparatorluk-Cumhuriyet siyasi kulturu bazi devlet eksenli otoriter unsurlar tasimakla birlikte, demokratik bir sivil-asker rejimini kolaylastiracak ozellikler de sunmaktadir. Bu kulturde, devleti idame ettirmek maksadiyla da olsa, devleti "muasir medeniyet"in kosullarina uydurmak daima temel bir amac olmustur. Bu amac, zaman zaman geleneksel guclerle modernligi yakinlastirmistir. Gunumuzde ise demokrasi, "muasir medeniyet"in olmazsa olmaz bir unsuru haline gelmistir. Onun icin devletin ve tabii ki sivil-asker iliskisinin demokratiklesmesi gunumuzde artik bir zarurettir. Turkiye'nin, demokratik rejimlerle yonetilen Batili milletler toplulugunun icinde yer almasi, ozellikle AB uyeligi icin aday konumunda bulunmasi beklenen kultur degisimine onemli olcude katki yapan bir husustur.

Sozu edilen uc epistemolojik gelenegin siyaset bakimindan sonuclari vardir. Demokratik rejimlerde, guvenlik ve savunma politikalarindan sivil otorite sorumludur. Asker bu politikalarin olusturulmasinda onemli bir gorev yapmakla birlikte, son soz sivil otoriteye aittir. Askerin etkili ve verimli calismasini temin etmek de sivil otoritenin sorumluluk alanina girer. Sivil otorite, butce imkanlarini askeri ihtiyaclar ile baska ihtiyaclar arasindaki iliskiyi dikkate alarak askerin kurumsal ihtiyaclarini tatmin etme yoluna gitmelidir. Bu dengeyi kuramayan ve sivil denetimden kismen de olsa feragat eden akilci cozumler belli bir sure sivil otorite ile asker arasinda menfaat yakinlasmasina dayali olarak goreli ve gecici bir demokratiklesmeye yol acabilmektedir. Ozal'in deneyimi bunun en guzel ornegini teskil etmistir. Sivil-asker iliskilerini demokratik bir zemine oturtmak sadece menfaat birligi yaratarak mumkun degildir. Ayni zamanda yurtici ve yurtdisindaki uygun siyasal ve sosyal yapi degisikliklerini yakalamak ve demokratik kulturun gelismesine yol acacak iletisim kanallarini olusturmak ve acik tutmak da gerekmektedir.

Yurticinde bu kanallarin etkinligi ozgur ve demokratik bir tartisma ortaminin mevcudiyetine baglidir. Bugun Turkiye'de boyle bir ortamin yoklugundan soz edilemez. Hem akademyada hem medyada konu hararetle tartisilmaktadir. Sivil-asker iliskisinin antidemokratik yonleri kuvvetle elestirilmektedir. Artik, demokratik cerceve icinde "Turkiye'ye ozgu nasil bir demokratik sivil-asker rejimi gelistirilmelidir?" sorusuna cevap arayan bir tartismanin zamani gelmistir. Uluslararasi duzeyde ise, ozellikle AB ile iliskilerin kesilmeden devam etmesi buyuk bir onem arz etmektedir.

Summary

Turkey's civil-military relations have recently taken a remarkable turn towards further democratization. This new development is different from previous legislative reforms which were adopted for the purpose of harmonization with the European Union. This time the change is unfolding pragmatically and independently of Turkey's European vocation. The new pattern is characterized by close and effective collaboration between the civilian government and the General Staff. This cooperative relationship is likely to open new avenues to the consolidation of democracy.

The mainstream scholarly and journalistic approaches to the civil-military problematique in Turkey take their cue from the longstanding realist tradition that operates on a civil-military separation on the one hand, and a simplistic version of the prescriptive democratic theory of the post-cold War Europe, on the other.

Those approaches predicate their arguments on a binary and confrontational assumption by emphasizing conflictual aspects of the relationship between the military and the democratically elected civilian government. They regard civil- military relations as a power relationship marked by "constant confrontation and tension". Those analytical frameworks overlook the highly intersubjective and transformative character of civil-military relations. They minimize the possibilities of institutional and functional interpenetrations in a fairly large setting of shared understandings that exist in Turkey's historical, cultural, and political context. Moreover, they usually focus on internal political institutions and structures and neglect the possible impact of the international structural changes on civil-military relations. Finally, the literature about the Turkish case also failed to benefit from the goal-oriented and interest-based rational choice approach (models).

The EU's normative and prescriptive "ought to be" approach offers a useful normative and institutional framework for a democratic civil-military relationship. Each member or candidate state is expected to fill in that framework in order to build up its own democratic model. Moreover, although this approach also has a binary and confrontational overtone, it may contribute to the construction of a democratic security culture by opening new channels of communication and monitoring.

Although the dichotomous and confrontational analyses have long been reflective of certain aspects of the Turkish case their explanatory value has greatly diminished in the face of new developments in civil-military relations. In order to better understand and explain change we require a multiperspectival and integrative approach benefitting from the three epistemological traditions: the rational (strategic) action approach; the international structural approach; and the cultural (subjectivist) approach.

In unconsolidated democratic regimes, consolidation would require the military's acceptance of subordination and civilian control, believing that it is a virtue. In other words, that belief needs to be constructed. Therefore, a culturalist approach may be given priority to understand civil-military relations and to develop policies for a sustainable democratization. Rational choice models may be useful to analyze civil-military interactions to find out to what extent both actors' respective material interests and bargaining between them brought them closer on a more democratic basis. This approach may be useful to explain civil-military relations in the Ozal period and occasional derelictions of duty in consolidated democracies. Finally, the structural approach would seek the effects of the changing internal and international environment on civil-military relations. It should be applied to explain civil-military cooperation in the period of 2007-2008 to cope with the Kurdish question and the struggle against the PKK.

Kaynakca

Akkoyunlu, Karabekir Military Reform and Democratization: Turkish and Indonesian Experiences at the Turn ofthe Millennium, IISS Adelphi Paper, No 392, Londra, Routledge, 2007.

Akyol, Taha, "Sinir Otesi Harekat", Milliyet, 23 Subat 2008, s.19.

Aldis, Anne ve Margriet Drent, (der.) Common Norms and Good Practices of Civil-Military Relations in the EU, Groningen, CESS, 2008.

Alpay, Sahin,"PKK Kusatiliyor mu?", Zaman, 27 Kasim 2007, s.21.

Alpay, Sahin, "The Declining 'Soft Power' of the EU Regarding Turkey and Its Consequences", Peter M.E. Volten (der.), Perceptions and Misperceptions in The EU and Turkey: Stumbling Blocks on The Road to Accession, CESS, Groningen, 2009, s.157-178.

Altayli, Fatih ve Murat Bardakcinin Genelkurmay Baskani Orgeneral ilker Basbug ile Haberturk Roportaji, 11-12 Subat 2010, www.fatihaltayh.com.tr.

Aydinli, Ersel, "A Paradigmatic Shift for the Turkish Generals and an End to the Coup Era in Turkey", Middle East Journal, Cilt 63, No 4, 2009, s.581-596.

Aydinli, Ersel, Ali Nihat Ozcan, Dogan Akyaz, "The Turkish Military's March Toward Europe", Foreign Affairs, Cilt 85, Sayi 1, 2006, s. 77-90.

Batur, Muhsin, Anilar ve Gorusler, istanbul, Milliyet Yayinlari, 1985.

Bayramoglu, Ali ve Ahmet insal (der.), Almanak Turkiye 2006-2008: Guvenlik Sektoru ve Demokratik Gozetim, istanbul, TESEV, 2009.

Bolugiray, Nevzat, Sokaktaki Asker, istanbul, Milliyet Yayinlari, 1989.

Demirel, Tanel "Soldiers and Civilians: The Dilemma of Turkish Democracy", Middle Eastern Studies, Cilt 40, No 2, Ocak 2004, s. 127-150.

Demirel, Tanel, "2000'li Yillarda Asker ve Siyaset: Kontrollu Degisim ile Statuko arasinda Turk Ordusu", SETA Analiz, Subat 2010.

Bila, Fikret, Komutanlar Cephesi, istanbul, Detay, 2007.

Bland, Douglas L., "Patterns in Liberal Democratic Civil-Military Relations", Armed Forces and Society, Cilt 27, No 4, 2001, s.525-540.

Briefing, 18 Haziran 2007, s.6.

Cemal, Hasan, "Buyukanit Pasa'nin Uslubu", Milliyet, 30 Agustos 2006, s.18.

Cizre, Umit, (der.), Almanak Turkiye 2005: Guvenlik Sektoru ve Demokratik Gozetim, istanbul, TESEV ve DCAF, 2005.

Cizre, Umit, "Democratic Control of Armed Forces on the Edge of Europe: The Case of Turkey", Hans Born, Karl Haltiner, Maijan Malecis (der.), Renaissance of Democratic Control of Armed Forces in Contemporary Societies, Baden-Baden, Nomos Verlag, 2004, s.103-120.

Cizre, Umit, "Ideology, Context and Interest: The Turkish Military", Resat Kasaba (der.), The Cambridge History of Turkey--Turkey in the Modern World, Cilt 4, Cambridge, Cambridge University Press,2008, s.301-332.

Desch, Michael C. "Bush and the Generals", Foreign Affairs, Cilt, No 3, 2007, s.97-108.

Desch, Michael C. Civilian Control of the Military: The Changing Security Environment, Baltimore, The Johns Hopkins University Press, 1999.

Eckstein, Harry, "A Culturalist Theory of Political Change", American Political Science Review, Cilt 82, No 3, 1988, s. 790-791.

"Expanded Framework for the Mediterranean Dialogue", NATO istanbul Zirvesi, 28-29 Haziran 2004, http://www.nato.int/docu/rdr-gde-ist.

Feaver, Peter D. Armed Servants: Agency, Oversight, and Civil-Military Relations, Cambridge, Harvard University Press, 2003.

Feaver, Peter D. "The Civil-Military Problematique: Huntington, Janowitz, and the Question of Civilian Control", Armed Forces and Society, Cilt 23, No 2, 1996, s.149-178.

Financial Times, 14-15 Ekim 2006, s.1-2 ve 6.

Geertz, Clifford, Interpretation of Cultures: Selected Essays, New York, Basic Books, 1993.

Genelkurmay Baskani Orgeneral Basbug, Yillik Degerlendirme Konusmasi, 14 Nisan 2009 T.C. Genelkurmay Baskanligi web sitesi, www.tsk.tr/KOMUTANKONUSMALAR.html.

Genelkurmay Baskani Orgeneral Buyukanit'in Harp Akademilerindeki Sempozyumda yaptigi acilis konusmasi, Istanbul, 31 Mayis 2007.

George, Jim Discourses of Global Politics: A Critique (Re) Introduction to International Relations, Boulder, Colorado, Lynne Rienner, 1994.

Gray, Colin S. Another Bloody Century: Future Warfare, Londra, Weidenfeld and Nicholson, 2005. Gray, Colin S. Modern Strategy, Oxford, Oxford University Press, 1999.

Guney, Aylin ve Petek Karatekelioglu, "Turkye's EU Candidacy and Civil-Military Relations: Challenges and Prospects", Armed Forces and Society, Cilt 31, Sayi 3, 2005, s. 439-462.

Hale, William, Turkish Politics and the Military, London, Routledge, 1994.

Hanggi, Heiner ve Fred Taner, Promoting Security Sector Governance in the EU'sNeighbourhood, Chaillot Paper, No 80, Paris, Institute for Security Studies, 2005.

Heper, Metin, "The European Union, the Turkish Military and Democracy", South European Society and Politics, Cilt 10, Sayi 1, April 2005, s. 33-44.

Heper, Metin, "The Justice and Development Party Government and the Military in Turkey", Turkish Studies, Cilt 6, No 2, Haziran 2005, s.215-231.

Huntington, Samuel P. The Soldier and the State:The Theory of Politics of Civil-Military Relations, Cambridge, Harvard University Press, 1957.

"Istanbul Cooperation Initiative", NATO istanbul Zirvesi, 28-29 Haziran 2004, http://www.nato.int/docu/rdr-gde-ist.

Idiz, Semih, "Hukumet ile TSK Arasinda Artan Diyalog", Milliyet, 23 Haziran 2007, s.18.

Ipekci, Abdi ve Omer Sami Cosar, Ihtilalin Icyuzu, istanbul, is Bankasi Yayinlari, 2010.

Jenkins, Gareth Context and Circumstance: The Turkish Military and Politics, IISS Adelphi Paper, No 337, Oxford, Oxford University Press, 2001.

Kara Kuvvetleri Komutani Orgeneral ilker Basbug'un Harp Okulunun 2007-2008 Ogretim Yili Acilis Konusmasi, Ankara, 24 Eylul 2007.

Karaosmanoglu, Ali L. "Turkish Security Culture: Evolutionary or Carved in Stone", Peter M. E. Volten (der.), Perceptions and Misperceptions in the EU and Turkey, Groningen, CESS, 2009, s.27-46.

Karaosmanoglu, Ali L. "Officers: Westernization and Democracy", Metin Heper, Ayse Oncu ve Heinz Kramer (der.), Turkey and the West: Changing Political and Cultural Identities, Londra, Tauris, 1993, s.19-34.

Karpat, Kemal H. Osmanli'dan Gunumuze Elitler ve Din, istanbul, Timas, 2009.

Kislali, Mehmet Ali, "Avrupa Birligi, TSK Kaygisi", Radikal, 3 Kasim 2006, s. 8.

Kirisci, Kemal, Turkey's Foreign Policy in Turbulent Times, Chaillot Paper, No 92, Paris, Institute for Security Studies, Eylul 2006, s.32-38.

Lichbach, Mark I. "Social Theory and Comparative Politics", Mark Irving Lichbach ve Alan S. Zuckerman (der.), Comparative Politics: Rationality, Culture, and Structure, Cambridge, Cambridge University Press, 1997, s.239-276.

Lopez, Ernest, (ceviri Ian Barnett), "Latin America: Objective and Subjective Control Revisited", David Pion-Berlin (der.), CivilMilitary Relations in Latin America: New Analytical Perspectives, Chapel Hill, The Univeristy of Carolina Press, 2001, s.88-107.

Mardin, Serif, Religion, Society, and Modernity in Turkey, Syracuse, Syracuse University Press, 2006.

Mardin, Serif, "Turkish Islamic Exceptionalism Yesterday and Today: Continuity, Rupture and Reconstruction", Turkish Studies, Cilt 6, No 2, Haziran 2005, s. 145-165.

Narli, Nilufer, "Civil-Military Relations in Turkey", Turkish Studies, Cilt 1, Sayi 1, 2000, s. 107-127.

Orgeneral Hilmi Ozkok'le soylesi, "AB, Ataturk'un Vizyonu", Radikal, 27 Agustos 2005, s.6.

Outwaite, William, "Hans- Georg Gadamer", Skinner (der.), The Return of Grand Theory in Human Sciences, s.21-40.

Ozturk, Osman Metin, Ordu ve Politika, Ankara, Fark Yayinlari, 2006.

Pion-Berlin, David "Introduction", David Pion-Berlin (der.), Civil-Military Relations in Latin America: New Analytical Perspectives, Chapel Hill,The Univeristy of Carolina Press, 2001, s.1-35.

Radikal, 27 Agustos 2006, s.6.

Risse-Kapen, Thomas "Collective Identity in a Democratic Community: The Case of NATO", J.P. Katzenstein (der.), The Culture of National Security, New York, Columbia University Press, 1996, s. 357-399.

Schiff, Rebecca L. "Civil-Miltary Relations Reconsidered: A Theory of Concordance", Armed Forces and Society, Cilt 22, No 1, 1995, s.7-24.

Scott, James C., Weapons of the Weak: Everyday Forms of Peasant Resistance, New Haven, Yale University Press, 1985.

Skinner, Quentin (der.), The Return of Grand Theory in the Human Sciences, Cambridge, Cambridge University Press, 1994.

"The Euro- Atlantic Partnership--Reforming and Renewal", NATO istanbul Zirvesi, 28-29 Haziran 2004, http://www.nato.int/docu/rdr-gde-ist.

Solingen, Etel, "The Global Context of Comparative Politics", Mark Irving Lichbach ve Alan S. Zuckerman (der.), Comparative Politics: Rationality, Culture, and Structure, Cambridge, Cambridge University Press, 2009, s. 220-259.

Taylor, Charles, Philosophy of the Human Sciences, Cambridge, Cambridge University Press, 1985. The Guardian, 18 Ekim 2006, s.1.

Toksoz, Itir, "The Turkish Military's Perception of Instability as an External Threat and Terrorism", Defense Against Terrorism Review, Cilt 2, No 1, 2009, s.73-99.

Torumtay, Necip Orgeneral Torumtay'in Anilari, istanbul, Milliyet Yayinlari, 1994.

Wendt, Alexander, Social Theory of International Politics, Cambridge, Cambridge University Press, 1999.

Van Eekelen, Wim ve David Greenwood, Turkish Civil-Military Relations and the EU: Preparations for Continuing Convergence, Final Report of an International Task Force, Groningen, CESS, Kasim 2005.

Van Eekelen, Wim ve David Greenwood, "Parliamentary Practice in Defense and Security", Anne Aldis ve Margriet Drent, (der.) Common Norms and Good Practices of Civil-Military Relations in the EU, Groningen, CESS, 2008, s.39-60.

Volten, Peter ve Margriet Drent, "Civil Direction of the Military: Redefining the Balance in France, Germany, Romania and the United Kingdom", Anne Aldis ve Margriet Drent, (der.) Common Norms and Good Practices of Civil-Military Relations in the EU, Groningen, CESS, 2008, s.15-38.

Yetkin, Murat, "Buyukanit: Kapikulu Degiliz", Radikal, 29 Mart 2007, s.6.

Yetkin, Murat, "Gul: Askerlerin AB Desteginden Memnunuz", Radikal, 15 Haziran 2006, s. 6.

Yetkin, Murat, Ataturkcu Dusunce Sistemi ya da Kemalizm'in Reform ihtiyaci", Radikal, 28 Eylul 2004, s.6.

Zambert, Alexandre Implementation of Democratic Control of Armed Forces in the OSCE Region, DCAF Occassional Paper, No 11, Cenevre, Temmuz 2006.

(1) Gareth Jenkins, Context and Circumstance: The Turkish Military and Politics, IISS Adelphi Paper, No 337, Oxford, Oxford University Press, 2001, s.15 ve 21.

(2) Mesela, bkz, Osman Metin Ozturk, Ordu ve Politika, Ankara, Fark Yayinlari, 2006, s.147-152, 268; Mehmet Ali Kislali, "Avrupa Birligi, TSK Kaygisi", Radikal, 3 Kasim 2006, s. 8.

(3) Tanel Demirel, "Soldiers and Civilians: The Dilemma of Turkish Democracy", Middle Eastern Studies, Cilt 40, No 2, Ocak 2004, s.145; Umit Cizre, "Democratic Control of Armed Forces on the Edge of Europe: The Case of Turkey", Hans Born, Karl Haltiner, Marjan Malecis (der.), Renaissance of Democratic Control of Armed Forces in Contemporary Societies, Baden-Baden, Nomas Verlag, 2004, s.113-115.

(4) Ibid., s.104 ve 116. Ayrica bkz. TSK'nin "guvenliklestirme" ile ilgili rolu icin, Kemal Kirisci, Turkey's Foreign Policy in Turbulent Times, Chaillot Paper, No 92, Paris, Institute for Security Studies, Eylul 2006, s.32-38.

(5) Cizre, "Democratic Control of Armed Forces", 2004, s.110. Ayrica, bkz. Umit Cizre, "Ideology, Context and Interest: The Turkish Military", Resat Kasaba (der.), The Cambridge History of Turkey--Turkey in the Modern World, Cilt 4, Cambridge, Cambridge University Press, 2008, s.301-332.

(6) Wim van Eekelen ve David Greenwood, Turkish Civil-Military Relations and the EU: Preparations for Continuing Convergence, Final Report of an International Task Force, Groningen, CESS, Kasim 2005, s.12.

(7) Karabekir Akkoyunlu, Military Reform and Democratization: Turkish and Indonesian Experiences at the Turn of the Millennium, IISS Adelphi Paper, No 392, Londra, Routledge, 2007, s.36.

(8) Umit Cizre (der.), Almanak Turkiye 2005: Guvenlik Sektoru ve Demokratik Gozetim, istanbul, TESEV ve DCAF, 2005; Ali Bayramoglu ve Ahmet insal (der.), Almanak Turkiye 2006-2008: Guvenlik Sektoru ve Demokratik Gozetim, istanbul, TESEV, 2009.

(9) Anne Aldis ve Margriet Drent, (der.) Common Norms and Good Practices of Civil-Military Relations in the EU, Groningen, CESS, 2008, s.7. Ayrica, ayni derleme eserde, bkz., Peter Volten ve Margriet Drent, "Civil Direction of the Military: Redefining the Balance in France, Germany, Romania and the United Kingdom", s.15-38; ve Wim van Eekelen, "Parliamentary Practice in Defense and Security", s.39-60.

(10) Zamanin Disisleri Bakani Abdullah Gul AB reformlari ve Annan plani konularinda Genelkurmay Baskanligindan buyuk destek aldiklarini teyit ederek tesekkur etmistir. Bkz. Murat Yetkin, "Gul: Askerlerin AB Desteginden Memnunuz", Radikal, 15 Haziran 2006, s.6. General Hilmi Ozkok ve General Yasar Buyukanit, AB uyeliginin Ataturk'un vizyonu ile ortustugunu vurgulamislardir. Bkz. Hasan Cemal, "Buyukanit Pasa'nin Uslubu", Milliyet, 30 Agustos 2006, s.18 ve Radikal, 27 Agustos 2006, s.6.

(11) Sahin Alpay, "The Declining 'Soft Power' of the EU Regarding Turkey and Its Consequences", Peter M.E. Volten (der.), Perceptions and Misperceptions in The EU and Turkey: Stumbling Blocks on The Road to Accession, CESS, Groningen, 2009, s.157-178.

(12) Alexandre Zambert, Implementation of Democratic Control of Armed Forces in the OSCE Region, DCAF Occassional Paper, No 11, Cenevre, Temmuz 2006, s.9-10.

(13) 28-29 Haziran 2004, NATO istanbul Zirvesinde konuyla ilgili olarak onaylanan belgeler icin bkz. "The Euro- Atlantic Partnership--Reforming and Renewal", parag.2/2 ve 4/1; "Expanded Framework for the Mediterranean Dialogue", parag.5; ve "istanbul Cooperation Initiative", pa-rag. 7/a, http://www.nato.int/docu/rdr-gde-ist.

(14) Thomas Risse-Kapen, "Collective Identity in a Democratic Community: The Case of NATO", J.P. Katzenstein (der.), The Culture of National Security, New York, Columbia University Press 1996, s. 395 ve Heiner Hanggi ve Fred Taner, Promoting Security Sector Governance in the EU's Neighbourhood, Chaillot Paper, No 80, Paris, Institute for Security Studies, 2005, s.23.

(15) Mark I. Lichbach, "Social Theory and Comparative Politics", Mark Irving Lichbach ve Alan S. Zuckerman (der.), Comparative Politics: Rationality, Culture, and Structure, Cambridge, Cambridge University Press, 1997, s.239-276.

(16) David Pion-Berlin, "Introduction", David Pion-Berlin (der.), Civil-Military Relations in Latin America: New Analytical Perspectives, Chapel Hill, The Univeristy of Carolina Press, 2001, s.1-35.

(17) Ibid., s.21.

(18) Fatih Altayli ve Murat Bardakcinin Genelkurmay Baskani Orgeneral ilker Basbug ile Haber-turk Roportaji, 11-12 Subat 2010, www.fatihaltayli.com.tr: "Orgeneral Basbug 'Turgut Ozal'i rahmetle, sukranla anmamiz lazim. O olmasa yanmistik' diyor ve anlatiyor, "Savunma Sanayii Fonu olmasa hicbir sey yapamayiz. Elimiz kolumuz baglanir."

(19) William Hale, Turkish Politics and the Military, London, Routledge, 1994, s.276-302.

(20) Necip Torumtay, OrgeneralTorumtay'in Anilari, istanbul, Milliyet Yayinlari, 1994, s.125-126.

(21) Peter D. Feaver, Armed Servants: Agency, Oversight, and Civil-Military Relations, Cambridge, Harvard University Press, 2003.

(22) Michael C. Desch, "Bush and the Generals", Foreign Affairs, Cilt, No 3, 2007, s.97-108.

(23) Financial Times, 14-15 Ekim 2006, s.1-2 ve 6, The Guardian, 18 Ekim 2006, s.1.

(24) Lichbach, "Social Theory and Comparative Politics", 1997, s.258.

(25) Michael C. Desch, Civilian Control of the Military: The Changing Security Environment, Baltimore, The Johns Hopkins University Press, 1999. Tcoplumsal yapi degisikliginin TSKya etkisi icin bkz. Ersel Aydinli, "A Paradigmatic Shift for the Turkish Generals and an End to the Coup Era in Turkey", Middle East Journal, Cilt 63, No 4, 2009, s.581-596.

(26) Milliyet, 17 Aralik 2007, s.14.

(27) Briefing (Haftalik Haber Yayini), 18 Haziran 2007, s.6; Taha Akyol, "Sinir Otesi Harekat", Milliyet, 23 Subat 2008, s.19; Sahin Alpay, "PKK Kusatiliyor mu?", Zaman, 27 Kasim 2007, s.21; Semih idiz, "Hukumet ile TSK Arasinda Artan Diyalog", Milliyet, 23 Haziran 2007, s.18.

(28) Guvenligin askeri olmayan boyutlarina yapilan vurgu icin, bkz. donemin Genelkurmay Baskani Orgeneral Yasar Buyukanit'in Harp Akademilerindeki Sempozyumda yaptigi acilis konusmasi, istanbul, 31 Mayis 2007; Kara Kuvvetleri Komutani Orgeneral ilker Basbug'un Harp Okulunun 20072008 Ogretim Yili Acilis Konusmasi, Ankara, 24 Eylul 2007.

(29) Itir Toksoz, "The Turkish Military's Perception of Instability as an External Threat and Terrorism", Defense Against Terrorism Review, Cilt 2, No 1, 2009, s.73-99.

(30) Clifford Geertz, Interpretation of Cultures: Selected Essays, New York, Basic Books, 1993 (ilk olarak 1973 yilinda yayinlanmistir); Charles Taylor, Philosophy of the Human Sciences, Cambridge, Cambridge University Press, 1985 (Ozellikle ilk bolume bkz. "Interpretation and the Sciences of Man"); James C. Scott, Weapons of the Weak: Everyday Forms of Peasant Resistance, New Haven, Yale University Press, 1985. Ayrica bkz. Quentin Skinner (der.), The Return of Grand Theory in the Human Sciences, Cambridge, Cambridge University Press, 1994 (ilk yayin tarihi 1985).

(31) Alexander Wendt, Social Theory of International Politics, Cambridge, Cambridge University Press, 1999; Jim George, Discourses of Global Politics: A Critique (Re) Introduction to International Relations, Boulder, Colorado, Lynne Rienner, 1994.

(32) Harry Eckstein, "A Culturalist Theory of Political Change", American Political Science Review, Cilt 82, No 3, 1988, s. 790-791.

(33) Lichbach, Comparative Politics, s.250-251.

(34) Colin S. Gray, Modern Strategy, Oxford, Oxford University Press, 1999, s.131 ve Colin S. Gray, Another Bloody Century: Future Warfare, Londra, Weidenfeld and Nicholson, 2005, s.88.

(35) Ali L. Karaosmanoglu, "Turkish Security Culture: Evolutionary or Carved in Stone", Peter M. E. Volten (der.), Perceptions and Misperceptions in the EU and Turkey, Groningen, CESS, 2009, s.27-46.

(36) Serif Mardin, Religion, Society, and Modernity in Turkey, Syracuse, Syracuse University Press, 2006, s. 182.

(37) William Outwaite, "Hans- Georg Gadamer", Skinner (der.), The Return of Grand Theory in Human Sciences, s.21-40.

(38) Serif Mardin, "Turkish Islamic Exceptionalism Yesterday and Today: Continuity, Rupture and Reconstruction", Turkish Studies, Cilt 6, No 2, Haziran 2005, s.160.

(39) Kemal H. Karpat, Osmanli'dan Gunumuze Elitler ve Din, istanbul, Timas, 2009, s.217-221.

(40) Ersel Aydinli, Ali Nihat Ozcan, Dogan Akyaz, "The Turkish Military's March Toward Europe", Foreign Affairs, Cilt 85, Sayi 1, 2006, s. 77-90; Tanel Demirel, "2000'li Yillarda Asker ve Siyaset: Kontrollu Degisim ile Statuko arasinda Turk Ordusu", SETA Analiz, Subat 2010, s.6; Metin Heper, "The European Union, the Turkish Military and Democracy", South European Society and Politics, Cilt 10, Sayi 1, April 2005, s. 33-44; Askerin reformlar ve Kibris konusundaki destegini teyit eden zamanin Disisleri Bakani Abdullah Gul'un gorusu icin, bkz. Murat Yetkin, "Gul: Askerlerin AB Desteginden Memnunuz", Radikal, 15 Haziran 2006, s. 6.

(41) Askeriyenin icindeki fikir ayriliklarinin 1946'dan sonra basladigi konusunda bkz. Abdi ipekci ve Omer Sami Cosar, Ihtilalin Icyuzu, istanbul, is Bankasi Yayinlari, 2010, s. 3-18.

(42) Muhsin Batur, Anilar ve Gorusler, istanbul, Milliyet Yayinlari, 1985, s.213, 557-559; Nevzat Bolugiray, Sokaktaki Asker, istanbul, Milliyet Yayinlari, 1989, s.17; Son uc Genelkurmay Baskani, Hilmi Ozkok, Yasar Buyukanit ve ilker Basbug'un gorusleri arasindaki benzerlikler icin, bkz. Murat Yetkin, "Ataturkcu Dusunce Sistemi ya da Kemalizm'in Reform ihtiyaci", Radikal, 28 Eylul 2004, s.6; Orgeneral Hilmi Ozkok'le soylesi, "AB, Ataturk'un Vizyonu", Radikal, 27 Agustos 2005, s.6; Murat Yetkin, "Buyukanit: Kapikulu Degiliz", Radikal, 29 Mart 2007, s.6; Genelkurmay Baskani Orgeneral ilker Basbug, Yillik Degerlendirme Konusmasi, 14 Nisan 2009, T.C. Genelkurmay Baskanligi web sitesi, www.tsk.tr/KOMUTANKONUSMALAR.html.

(43) Ali L. Karaosmanoglu, "Officers: Westernization and Democracy", Metin Heper, Ayse Oncu ve Heinz Kramer (der.), Turkey and the West: Changing Political and Cultural Identities, Londra, Tauris, 1993, s.19-34; Metin Heper, "The Justice and Development Party Government and the Military in Turkey", Turkish Studies, Cilt 6, No 2, Haziran 2005, s.215-231 ve Fikret Bila, Komutanlar Cephesi, istanbul, Detay, 2007.

(44) T.C. Genelkurmay Baskanligi web sitesi, www.tsk.tr/KOMUTANKONUSMALAR.html.

(45) Aylin Guney ve Petek Karatekelioglu, "Turkey's EU Candidacy and Civil-Military Relations: Challenges and Prospects", Armed Forces and Society, Cilt 31, Sayi 3, 2005, s. 439-462.

(46) Fakat TSK'nin icinde, guclu olmasa da, Bati (ABD ve AB) karsiti bir egilimden soz edilebilir. Bkz. Tanel Demirel, "iki binli Yillarda Asker ve Siyaset", s.14. Bu egilim, Ataturk'un anlayisiyla, Genelkurmay'in NATO ve AB'ye verdigi onemle celismektedir. Bkz. Karaosmanoglu, "Offici-ers: Westernization and Democracy", s.29-31.

(47) Samuel P. Huntington, The Soldier and the State:The Theory of Politics of Civil-Military Relations, Cambridge, Harvard University Press, 1957.

(48) Mesela bkz. Peter D. Feaver, "The Civil-Military Problematique: Huntington, Janowitz, and the Question of Civilian Control", Armed Forces and Society, Cilt 23, No 2, 1996, s.149-178; Douglas L. Bland, "Patterns in Liberal Democratic Civil-Military Relations", Armed Forces and Society, Cilt 27, No 4, 2001, s.525-540; Rebecca L. Schiff, "Civil-Miltary Relations Reconsidered: A Theory of Concordance", Armed Forces and Society, Cilt 22, No 1, 1995, s.7-24. Schiff'in "concordance" kuraminin Turkiye'ye uygulanmasi icin, bkz. Nilufer Narli, "Civil-Military Relations in Turkey", Turkish Studies, Cilt 1, Sayi 1, 2000, s. 107-127.

(49) Pion-Berlin, Civil-Military Relations in Latin America, s.30.

(50) Lichbach, Comparative Politics, s. 256-258.

(51) Etel Solingen, "The Global Context of Comparative Politics", Mark Irving Lichbach ve Alan S. Zuckerman (der.), Comparative Politics: Rationality, Culture, and Structure, Cambridge, Cambridge University Press, 2009, s. 230-232.

(52) Bu acidan bir Huntington elestirisi icin bkz. Ernest Lopez, (ceviri Ian Barnett), "Latin America: Objective and Subjective Control Revisited", Pion-Berlin (der.), Civil-Military Relations in Latin America, s.88-107.

Ali KARAOSMANOGLU ve Behice Ozlem GOKAKIN, Ali Karaosmaoglu, Prof. Dr., Dis Politika Enstitusu, Ankara. E-posta: alikaraosmanoglu@gmail. com. Behice Ozlem Gokakin, Dr., isletme Fakultesi, Bilkent Universitesi, E-posta: behicem@ bilkent.edu.tr.
COPYRIGHT 2010 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2010 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Karaosmanoglu, Ali; Gokakin, Behice Ozlem
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Sep 22, 2010
Words:9787
Previous Article:Restructuring of the international financial system within context of international balance of power: an interdisciplinary assessment/Uluslararasi...
Next Article:Independence of Kosovo and Turkish foreign policy (1990-2008) /Kosova'nin Bagimsizligi ve Turk dis politikasi (1990-2008).
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters