Printer Friendly

Tarih Sayfalarinda Kadin / Historical Sources on Woman Studies/Sus dergisi ve Celal Sahir Erozan'in Turk kadininin sosyal ve siyasi konumuna yonelik bir degerlendirmesi.

Bu yazida, Celal Sahir Erozan'in Cumhuriyetin ilanindan kisa bir sure once Turk kadininin sosyal, siyasi ve medeni konumuna iliskin, bir derginin sorularina verdigi cevaplar ve konuyla ilgili degerlendirmelerine yer verilecektir.

Edebiyat-i Cedide olarak da bilinen Servet- Funun toplulugunun en genc uyesi, 'ask ve kadin sairi' olarak taninan Celal Sahir (Erozan) 1883-1935 yillarini, icine alan 52 yillik omrunde, Osmanli Imparatorlugundan Turkiye Cumhuriyeti Devletine gecis surecinin butun asamalarini, yasamis, pek cok siyasi, sosyal hareket ve olusumun icinde yer almis bir kisiliktir.

Siir ve edebiyat seruveni oldukca ilginc bir seyir takip eden Celal Sahir'in kitap halinde Beyaz Golgeler (1909), Buhran (1909), Siyah Kitap (1912)'in disinda kalan sayisi yuzu asan siiri cesitli dergi ve mecmua sayfalarinda kalmistir. Agirlikli olarak ask ve kadin konularini iceren bu siir ve mensurelerine vurgu yapan Celal Sahir;
 Butun hayatlml onlar verir de ben yasarim
 Kadinlar olmasa oksuz kalirdi es'arim.
 (Beyaz Golgeler / Onsoz)


diyecektir (Tagizade-Karaca, 1992). Onun, Sair Nigar Hanim'a gonderdigi mektuplardan birinde 'kadin' ve 'kadinlik'la ilgili su ifadeleri de bu sifatla neden bu kadar ozdeslestigini aciklar mahiyettedir:
 ... Kadin cicek, evet bir sukufe-i cazibebu ki takdisat-i ruhiye
 sadakatkar kelebekleridir. Guzelligin en muessir tecelligahi,
 nerminin en yarasacagi bir mevcudiyet, zarafetin hamisi, mubdii,
 hazinesi; rikkatin, sefkatin menbai; melekiyetin esrarengiztikte
 hemsiresi, seytanetin bahusus seytanetin (fakat korkuyorum)
 tecrube-dide icra memuru, saadetin kendisi (icin) mustehakki,
 baskalari icin muvekkili, felaketin bilerek bilmeyerek ekseriya
 murisi, bazen kahramam hep kadin degil midir? Hayat-i ictimaiyenin
 tenzih-i maneviyatinda bir kadinin haiz oldugu kudrete ne muadil
 olabilir? Bir husn-i nesevinin kalb-i beserde hasil ettigi teessurat
 ve heyecanat-i ulviyeyi ne hasil edebilir? Beceriyet bir kit'a ise
 kadinlik bahcesi, bir bahce ise hazerat, bir agacsa kadinlik cicegi,
 bir cicekse kadinlik reng u buyidir. Beseriyet bir sema ise kadinlik
 gunesi, bir kussa nagmesi, bir sahra ise serabidir. Bazen atesin ve
 suledar bir darbe-I nazarla en muncemid kalpleri isitan, en geceli
 bedbinlikleri tenvir eden, bazan bir damla gozyasiyla en pasli
 hissiyati yikayan bir ra'd-i hiddetle en anud mukavemetleri
 korkutan, ezen kadin degil midir? (Bekirocjlu, Subat 1994, 23).


Servet-i Funun ve Fecr-i Ati donemlerinde tipik bir 'Servet-i Funun sairi', Milli Edebiyat doneminde 'Turkcu', Cumhuriyet yillarinda ise 'Kemalist' bir kimlik kazanmis, inkllabin ve dilin sadelesmesinin taraftari olmus, Ataturk'un yakin cevresinde yer almis, Turk Dil Kurumu'nun kurulus calismalarinda, yapilanmasinda ve milletvekili olarak Turkiye Buyuk Millet Meclisi'inde bulunmustur. Bu hareketligi ve degisime acik yanini, hayatina paralel olarak edebi kisiliginde de gozlemek mumkundur.

Celal Sahir, ilk donemde edindigi, 'sair-i nisa', 'feminist sair', 'ask ve kadin sairi' gibi nitelemeleri hayati boyunca tasimis olmasina ragmen onun bu tarafini daha farkli bir boyutta gelbtirdigini gormekteyiz (Canberk, 1997, s. 127-129). Hayatinin ikinci yarisindan sonra toplum yasayisi, cesitli sosyal ve guncel konularla da ilgilenmesi ve ozellikle duzyazilarinda bunlari islemis olmasi donemin oncelikli meseleleri ve gundeme yonelik bakis acilarina isik tutar niteliktedir.

Kendi nesli icinde son derece dinamik, degisime ve yeniliklere acik, mizacinin da etkisiyle yeni olusum ve acilimlarin icinde yer almis olan Celal Sahir, sair ve yazarliginin disinda elestirmen, dernekci, yayinci, is adami, siyaset ve devlet adami olarak oldukca ilginc bir kisiliktir. Bir 'prototip' diyebilecegimiz Celal Sahir Erozan, doneminin oncu kadinlarindan olan Fehime Nuzhet Hanim'in (Tagizade-Karaca, 2003, 11-17) oglu, Cumhuriyet gazetesinin yakin bir zamanda kaybettigimiz (5.11.2001) sahibi Berin Nadi'in (Radikal, 6.11.2001) babas, olmas, bakmindan da bu nitelemeye uygun bir portreye sahiptir.

Asagida kendisi de Demet adli bir kadin dergisi cikaran Celal Sahir Erozan'in, donemin onemli kadin dergilerinden Sus'un (Sus, Temmuz, 1329) Cumhuriyet'in ilanmdan birkac ay once, Turk kadinlarina verilmesi gereken siyasi ve sosyal haklar baglaminda duzenledigi bir ankete verdigi cevaplar, latin alfabesine aktanlarak verilmistir. Birbirini takip eden iki sayida yer alan bu cevaplar; ozellikle, o surecte kadinlarin parti kurma talepleri ve Celal Sahir'in konu ile ilgili yaklasimlarini icermesi bakimindan son derece dikkat cekicidir.

Derginin sorulan ile bunlara verilen cevap ve degerlendirmeler, Cumhuriyet dusuncesi ve ortaminin sosyal boyutlari kadar donemin anlaysini, ve aydinlarin zihni temellerini de yansitir nitelikler tasimaktadir. Muhtemeldir ki benzer soru ve anketler donemin baska sahsiyetlerine de yoneltilmis olsun.

Turk Kadini (ve) Celal Sahir Bey'in Mutalaasi

Bazi isler vardir, insan onlan yapmanm guclugunu uzaktan anlayamaz ancak yasarken farkina varir. Iste sualinize cevap vermek bu guc islerden biri.

I--"Kadinlarimizin erkeklere nazaran fikirce ne kadar muterakki olduklarini" soruyorsunuz ...

Mechulleri cok bir muadele! Evvela memleketimizde tatbik edilmis ihsa-i malumat yok ki, tahsil gormus erkek ve kadinlarin mutekabil mukaddirligini anlayarak bir mukayese yapalim. Binaenaleyh kemiyet itibariyle mukayeseye imkan yok. Olsa olsa memleketimizde kadin tahsiline biraz ehemmiyet verilmege baslamasi, erkek tahsiline nispetle daha cok yeni olmak itibariyle, arada kadinlarimizin zararina muhim bir fark mevcut olmasi kuvvetle tahmin edilebilir. Keyfiyet itibariyle mukayese de henuz erkendir. Cunku bizde kadin guzideleri, henuz adetleri isaret hanelerini guc dolduran birkac mustesnadan ibarettir.

Mekteplerimizde kiz talebenin erkek talebeden fazla anlayis ve calisma kabiliyeti gosterdigi iddiasina gelince bu da indi bir mutalaadir. Benim sahsi musahedem--kendi memdud dairesi icinde--bu iddiayi teyit edecek mahiyette degildir.

Esasen pek dogru bulmadigim bu mukayeseyi bir tarafa birakarak kadinlarimizin kabiliyeti hakkinda fikrimi sorarsaniz pek iyi seyler soyleyebilirim:

Bir kere fikrimce TURK KADINI,--bu sozumu Istanbul Turk kadini diye anlaymlz, cunku yegane bildigim Turk kadini enmuzeci odur--Musluman olmayan her cins-i enmuzecinden yuksektir. Muasir bir kadinin pek cok vaziyetleri ve meziyetleri onlardan daha cabuk ve daha kolay istinas edebilir. Baskalarindan cok sonra girdigi bu yeni yolda onlara cok muvaffakiyetle rekabet etmektedir. Turk kadini cemiyet hayatinda kendisinde mev'ud olan mevkiyi tamamen aldigi zaman herkesi kabiliyetine hayran edecektir. Fakat kadin hayatinda bu tekamulun bazi kayitlar ve sartlar altinda ictimai bunyemizi vehne ugratmayacak bir tarzda husulune--burada izahi uzun surecek bir cok sebeplerle--taraftarim ...

II--"Kadinlarimiz erkekler kadar hekimlik, avukatlik, memurluk, mebusluk ... edebilirler mi?"

Mebus olmak, siyasi hayata karismak hususundaki fikrimi asagida izah edecegim. Diger meslekler icin "

"Erkekler gibi hazirlanmak sartiyle suphesiz!" cevabini veririm. Cunku kadin ile erkek arasindaki fitri bir kabiliyet-i fark tasavvur etmiyorum. Belki muhtelif meslekler icinde su ve bunun kendilerine daha muvafik olacagi iddia edilebilir. Erkekler gibi hazirlanmak kaydindan maksadim, kizlarimizin tahsiline simdikinden fazla ehemmiyet vermek Iuzumunu ihtardir.

III--"Feminizm?"

Bizde en cok suistimale ugrayan kelimelerden biri budur zannederim. Genclik yazilarim biraz fazla kadindan ve asktan bahsettigi icin bana bile bir zamanlar 'feminist sair' unvanini tevcih etmislerdi!

Feminizm, eger hukukta erkek ve kadin musavatciligi demekse bu musavatin candan taraftariyim. Bu bir haktir ve her hak mukaddestir. Kendisine hurmet eden her kadinin hakkii bu hakkin istihsali olmahdir. Her kadin bu hakkin zaferi icin calismalidir. Fakat bu zaferi kazanacak silahi iyi tayin etmek sartiylei kadin inkisafi yolunda atilacak adimlar suurlu ve ihtiyatli olmalidir. Fakat kosmak cabuk yorar ve hedefe vardirmaz.

IV--"Kadinlar Halk Firkasi?"

Evvelai nicin Kadinlar Halk Firkasi? Sonrai yine nicin Kadinlar Halk Firkasi? Daha sonrai umumi heyetiyle bu turfanda tesebbus nicin? Kadinlar Firkasi denince yalniz kadinlardan murekkep bir firka mi anlayacagiz? Halbuki son gunlerde bu firkaya itimada sayan bazi erkek azalar da kaydolundugunu gazetelerde okudum. Kadinlara hukuk-i siyasiye verilmek taraftarligini firka diye anlamak lazimsai simdiye kadar sifahi ve tahriri yapilan bazi izahlardan firkanm--adi firka olmasina ragmen--maksatlarinin en muhim ve acili bu olmadigini anlamak Iazim geliyor.

"Kadinlar Halk Firkasi" tabirine gelince bunu hic anlayamadim. Bizde bugun siyasi bir tek firka var: ANADOLU ve RUMELI MUDAFAA-I HUKUK CEMIYETI. Ehemmiyetsiz ferdi gayret ve muhalefet mustesna olmak uzere karsisinda muteazzi hic bir siyasi hasim olmaksizin intihabati (secimleri) o idare etti. Biz heyetin ileride Halk Firkasi'na inkilab edecegine dair buyuk kurtarici Mustafa Kemal Pasa'nin nutuklanndai beyannamelerinde ve bazi gazete makalelerinde fikralar gorduk. Fakat henuz resmen bu istihale vaki olmadi. Vaki olmus dahi farz etseki bu hey'etin nesrettigi umdeler henuz bir siyasi firka programi seklinde degildir. Malum olan dokuz umdeyi tetkik ettigimiz zaman iki kisma ayirabiliriz :

(1) Devletin ve hukumetin sekline ve idare sistemine dair iki maddei

(2) Asayisin teminii maarifin teminii ziraat ve sanayinin iislahii zabitalarini memurlarin terfii ... gibi aksi hic bir firkanin programmda bir sa'y vechesi diye gosterilemeyecek yedi madde.

Binaenaleyhi bu firkayl muhtelif siyasi fikirler manzumeleri etrafinda toplanmis firkalar arasmda bir tane diye gosteremeyiz. Bu her ferdin istirak edecegi umumi hedefleri kendinde toplayan bir camiadir. Memleketimiz daha dune kadar mudafaa-i milli'ye halinde bulunducuna nazaran bu da tabii ve hayirlidir. Hanimlarimizin teskil ettikleri firkanin 'Kadinlar Halk Firkas' naminii istemesine muhakkak bir sebep mevcut olmak icin ya mustakbel halk firkasinin kadinlarimizin hukuk-i siyasiyesi lehinde muteber fikirleri oldugunu simdiden bilmelerii yahut unvanda yalniz kelimeyi kastettiklerini dusunsek--memleketimizin kadin halkinin fikir ve arzusuna ma'kes olduklarini iddia etmeleri Iazim gelir. Acaba boyle midir?

Birinci ihtimali gaibe ihtimal vermektir. Ikinci ihtimal ise ayakta duramayacak kadar zayiftir. Cunku Turk kadinliginin ekseriyeti kadinlarin hukuk-i siyasiyye sahibi olmalari taraftaridiri diye dusunmekte beni mazur gorunuz.

Iste bilhassa bunun icindir ki "Bu turfanda tesebbus nicin?" diyorum. Bence boyle siyasi bir firka tesekkulunden once kadinlarimizi ve sonra erkeklerimizi bu fikre kazanmak lazimdir. Erkeklerimizi de kazanmak diyorumi cunku aksi halde bir kadin ihtilali yapmak lazim gelir. Bazi memleketlerde kadinlarin mebus olmalarii oralarda evvela muhim bir kadin ekseriyetinin bu fikre taraflar olduklarii bu fikir icin uzun mucadelebr yapti klari ve nihayet hic olmazsa o memleketlerin bazi daire-i intihabiyelerinde bu fikri kabul etmb bir erkek ekseriyeti temin ettikleri manasini ifade eder.

Halbuki bizde, bunlarin henuz hic biri olmus degildir. Son intihabatta memleketimizin en munevver muhiti olan Istanbul'da hic bir kadina bir tek rey verilmis degildir. Izmir'de yalniz on rey verilmistir. Yalniz iki sehirde verilen reyler adeti ona tecavuz etmistir. Sonra bu reyleri alan da buyuk kurtarici Mustafa Kemal Pasa'nin muhterem zevceleriydi. Bundan baska teessufle soyluyorum kii kadinlarimiz arasinda da bir istimzac yapilsa ekseriyetin bu fikre taraftar cikacaginaina kani degilim.

Bence, Halk Firkasi'ni tesis eden hanimlari miz hey'etlerini ileride bu hayi rh maksadi temin etmek icin her turlu vesaitle hazirlanir ve hazirlar. Memleketin genb bir sefkat kanadina muhtac olduc3u bu gunlerde kendini bekleyen blere calisiri bir sekle sokarlarsa daha muvafik hareket etmis olurlar. Ve bazi nesriyat ve ifadattan anlamaya imkan olducsu uzere eger hedef bu ise Halk Firkasl adini degistirmekle be baslamahdirlar. Itirazlarimda biraz kati olu.sum maksada verdigim ehemmiyetten ileri geldicsi icin affedilecegime eminim. Cok sevgili bir emeli saklandigi yerde yakalamak icin kestirme diye yanlis bir yoldan gidildigini zanneden bir adam teessurunu izhar ederse--hic olmazsa--ma'zur gorulmeli degil midir?

Secilmis Kaynakca

Bekiroglu, Nazan (1994 Subat). Ask ve Kadin Sairi Celal Sahir ve Bes Mektubu' Dergah, s.48, s. 23.

Berin Nadi'yle Bir Tarih Sayfasi Kapandi, Radikal, 6.11.2001.

Canberk, Eray (1997). XX.Yuzyil Turk Siirinde Ask (I) ; Bir Ask ve Kadin Sairi: Celal Sahiri Ludingirrai 1 (Bahar 97), s. 127.129

Sus, 1, (6-7), 12,28 Temmuz 1329 (1923). Sus, c. 1, s. 6-7, 12, 28 Temmuz 1329 (1923).

Tagizade--Karaca, Nesrin (2003). Mesrutiyet Doneminin Oncu Kadinlarindan Fehime Nuzhet Hanimi Tarih ve Toplum, 39, (231) (Mart 2003), s. 11-17.

Tagizade--Karaca, Nesrin (1993). Celal Sahir Erozan (1883-1935 Hayati-Donemi-Eserleri), Milli Egitim Bakanligi Yay., Biyografi:12, 416 s.

Tagizade-Karaca, Nesrin (1992). Celal Sahir Erozan, Kultur Bakanligi Yay., Turk Buyukleri: 145, Ankarai 290 s.

Nesrin Tagizade-Karaca, Yrd. Doc. Dr. Nesrin Tagizade-Karaca, Fen-Edebiyat Fakultesi, Turk Dili ve Edebiyah Bolumu. Baskent Universitesi, Ankara--Turkiye. e-mail: nkaraca@baskent.edu.tr
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2003 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Historical Sources on Woman Studies; article in Turkish
Author:Tagizade-Karaca, Nesrin
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Jun 1, 2003
Words:1762
Previous Article:Bir baska yoksulluk: kadin yoksullugu uzerine/Another poverty: about the poverty of women.
Next Article:Rada Ivekovics & Julie Mostov (eds.) (2002) From Gender to Nation.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters |