Printer Friendly

Skin findings of dialysis patients with chronic renal failure in Afyonkarahisar and surrounding area /Afyonkarahisar ve cevresinde diyalize giren kronik bobrek yetmezlikli hastalardaki deri bulgulari.

Summary

Background and Design: To evaluate the prevalence of skin changes in patient with chronic renal failure undergoing hemodialysis.

Material and Methods: Over 18 year of age, 100 randomly selected patients were enrolled in the study. The patients were divided into 7 groups in terms of primary disease causing chronic renal failure, and were divided into two groups according to duration of hemodialysis ([less than or equal to]3 years and >3 years). The association of diagnosed skin disorders with age, gender and duration of hemodialysis, were assessed using the t-test and chi-square test. Results are presented as mean [+ or -] standard deviation and a p value less than 0.05 was considered statistically significant.

Results: Many skin diseases, at least one, were found in all patients. The most common skin changes were xerosis (98%), nail changes (93%), melanocytic nevus (78%), seborrheic keratosis (54%), pigmentation changes (51%), uremic pruritus (49%), tinea pedis (34%), actinic keratosis (23%), skin tags (16%), onychomycosis (17%), lentigo (16%), and cherry angioma (11%). The most frequently observed nail changes were longitudinal ridging, half and half nails, absence of lunula and splinter hemorrhages.

Conclusion: various skin changes are often accompanied by chronic renal failure. A detailed dermatological examination may play an important role in the diagnosis of chronic renal failure. (Turkderm 2012; 46:181-5)

Key Words: Chronic renal failure, hemodialysis, skin findings

Ozet

Amac: Hemodiyalize giren kronik bobrek yetmezlikli (KBY) hastalardaki deri degisikliklerinin sikligini degerlendirmek Gerec ve Yontem: On sekiz yas uzerindeki randomize olarak secilen 100 KBY'li hasta calismaya alindi. Hastalar KBYye neden olan primer hastaliklar acisindan 7 gruba, diyalize girme sureleri acisindan da 3 yil ve daha kisa ve 3 yildan uzun olarak 2 gruba ayrildi. Yas, cinsiyet, hemodiyaliz suresi ve saptanan deri hastaliklari arasindaki iliski t-testi ve ki-kare testi ile degerlendirildi. Bulgular ortalama deger [+ or -] standait sapma seklinde verildi ve p<0,05 ise anlamli kabul edildi.

Bulgular: Hastalarin hepsinde en az bir tane olmak uzere bircok deri bulgusu saptandi. En sik karsilasilan deri degisiklikleri kserozis (%98), tirnak degisiklikleri (%93), melanositik nevus (%78), seboreik keratoz (%54), pigmentasyon degisiklikleri (%51), uremik pruritus (%49), tinea pedis (%34), aktinik keratoz (%23), akrokordon (%16), onikomikoz (%17), lentigo (%16) ve cherry anjiomdu (%11). Tirnak bulgularindan en sik dikey sirtlanma, yarim ve yarim tirnak lunula yoklugu ve splinter hemoraji izlendi.

Sonuc: Cesitli deri degisiklikleri kronik bobrek yetmezligine siklikla eslik etmektedir. Ayrintili bir dermatolojik muayene kronik bobrek yetmezlikli hastalarin tanisinda onemli bir rol oynayabilir. (Turkderm 2012; 46: 181-5)

Anahtar Kelimeler: Kronik bobrek yetmezligi, hemodiyaliz, deri bulgulari

Giris

Kronik bobrek yetmezligi (KBY) multipl etyolojik faktorun rol oynadigi, nefron sayi ve fonksiyonlarinda asiri yikimla sonuclanan siklikla da son donem bobrek yetmezligine giden patofizyolojik bir surectir (1). Kronik bobrek yetmezligine bircok kutanoz bulgu eslik eder (2). Bu bulgular diyaliz tedavisine baslanmadan once ya da tedavi sonrasi donemde ortaya cikabilir (3). Deri bulgularinin gelisiminden vucuttan atilamayan toksik maddeler, hastalarin kullandigi ilaclar ve bozulan immunite sorumlu tutulmaktadir. Dolayisiyla deri bulgularinin ortaya cikma olasiligi bobrek yetmezliginin suresi ve ciddiyetiyle dogru orantilidir (4). Son donem bobrek yetmezlikli (SDBY) hastalarda yarim ve yarim tirnak, pigment degisiklikleri, kseroz, akkiz iktiyoz gibi nonspesifik deri bulgulariyla beraber uremik pruritus, akkiz perforan dermatoz, kalsifilaksi, bulloz dermatozlar ve nefrojenik fibrozan dermopati gibi spesifik deri bulgulari da karsimiza cikabilir (5). Kronik bobrek yetmezliginde gorulen deri bulgulari iyi bir rehber olarak taniya ulasmada bazen ilk basamagi olusturabilmekte ayrica hastalik sirasinda gelisen hipoalbuminemi veya hiperparatiroidi gibi bazi patolojileri de yansitabilmektedir. Ayrica hastalarin morbiditesine katkida bulunan bu deri bulgularinin bazilari basit onlemlerle giderilebilmektedir. Bu amaclari goz onunde tutarak calismamizda Afyonkarahisar ve cevresinde diyalize giren kronik bobrek yetmezlikli hastalardaki deri bulgularinin tipleri ve sikligi arastirilmistir.

Gerec ve Yontem

Afyonkarahisar ve cevresinde hemodiyalize giren 18 yas ve uzerinde olan kronik bobrek yetmezlikli 100 hasta calismaya alindi. Calisma icin etik kurul onayi alindiktan sonra calismaya alinacak hastalar calisma hakkinda bilgilendirilerek onamlari alindi. Hastalardan kronik bobrek yetmezligi nedenleri, hemodiyaliz suresi, kullanmakta olduklari ilaclar ve mevcut deri hastaliklari ile ilgili anamnez alindi. Hasta muayeneleri diyaliz seansi sirasinda yapildi. Muayene bulgulari kayit altina alindi. Dermatofit infeksiyonu varligi nativ incelemesi ile dogrulandi ve supheli dermatolojik lezyonlardan deri biyopsileri alindi. Hastalar kronik bobrek yetmezligine neden olan primer hastaliklar acisindan 7 gruba, diyalize girme surelerine gore ise 3 yil ve daha kisa olanlar ve 3 yildan uzun olanlar seklinde iki gruba ayrilarak istatistiksel degerlendirmeler yapildi. Laboratuvar degerlendirilmesi icin hastalardan yeni kan ornegi alinmadi, dosyalarinda kayitli son bir hafta icindeki laboratuvar degerleri baz alindi. Hepatit serolojileri icin son 6 ay icindeki mevcut degerler kaydedildi. Total protein degerleri 6-8 gr/dl, albumin (Alb) 3,5-5,5 gr/dl, kalsiyum (Ca) 8-5-10,2 mg/dl, fosfor (P) 6-7 mg/dl, parathormon (PTH) 100-150 pg/dl, demir (Fe) kadinlar icin 60-140 pg/dl, erkekler icin 80-150 pg/dl, ferritin 15-300 ng/dl, hemoglobin (Hb) 12-15 gr/dl normal degerler olarak kabul edildi. Veriler bilgisayara kaydedilerek SPSS ver. 11,5 programi ile yas ve cinsiyet ile saptanan hastaliklar arasindaki iliski T testi kullanilarak, hemodiyaliz suresi ve saptanan deri hastaliklari arasindaki iliski ki-kare testi kullanilarak degerlendirildi. Sonuclar ortalama degertstandart sapma (SD) seklinde verildi. p<0,05 ise farkliliklar anlamli olarak kabul edildi.

Bulgular

Calismaya 20-79 (ortalama 54,35) yaslari arasinda 46'si kadin (%46), 54'u erkek (%54) 100 hasta alindi. Ortalama hemodiyaliz tedavi suresi 4,83 yildi (1 ay-26 yil). Hastalar haftada uc seans hemodiyaliz tedavisi almaktaydilar. Hastalara hemodiyaliz sirasinda diyaliz solusyonu olarak bikarbonatli diyalizat ve filtre olarak polisulfon membran kullanilmaktaydi.

Hastalarin primer hastaliklarina bakildiginda ise KBY'nin en sik nedeninin diyabetik nefropati oldugu (%27), bunu hipertansiyon (%22) ve glomerul hastaliklarinin (%15) takip ettigi goruldu (Tablo 1). Kronik bobrek yetmezligine spesifik deri bulgularindan olan uremik pruritus hastalarin %51'inde tespit edilirken nefrojen fibroz dermopati ve kalsiflaksi izlenmedi. Dort hastada klinik olarak akkiz perforan dermatoz tespit edildi. Bunlardan ikisi deri biyopsisi alinmasini istemedi, diger ikisinden alinan biyopsi orneklerinden sadece biri perforan hastalikla uyumlu geldi.

Nonspesifik deri bulgularindan kserozun hastalarin tamamina yakininda mevcuttu. Hastalarin yarisindan fazlasinda pigmentasyon degisiklikleri, ucte birinde ise dermatoheliyozis goruldu. Hastalarin 52'sinde saclar klinik olarak ince ve zayif olarak izlenirken 33'unde androgenik alopesi (AGA) oldugu goruldu.

Hastalarin tamamina yakininda tirnak degisiklikleri izlendi. Alti hasta disinda tum hastalarda en az bir tane tirnak bulgusu izlendi. En sik dikey sirtlanma olmak uzere yarim ve yarim tirnak, lunula yoklugu, splinter hemoraji, Terry tirnak ve onikosizi goruldu (Tablo 2).

Genel deri hastaliklarina bakildiginda 2 hastada vitiligo, 2 hastada kontakt dermatit, 2 hastada akne, 1 hastada psoriazis, 1 hastada urtiker, 1 hastada pigmente purpurik dermatoz oldugu tespit edildi. Kandida, onikomikoz ve tinea pedis olmak uzere 39 hastada en az bir mikotik deri infeksiyonu izlendi. Folikulit ve deri apsesi olmak uzere 3 hastada bakteriyel deri hastaligi oldugu goruldu. Viral deri infeksiyonlarindan verruka vulgaris 11 hastada izlenirken bir hastada herpes labiyalis izlendi.

Laboratuvar bulgusu olarak hastalarin cogunda hipofosfatemi (5,4 [+ or -] 1,7 mg/dl), parathormon yuksekligi (415,9 [+ or -] 352,8 pg/dl) ve anemi (10,9 [+ or -] 1,4 gr/dl) izlendi. Ayrica hastalarin 5'inde HBsAg pozitifligi, 16'sinda anti HCV pozitifligi oldugu tespit edildi (Tablo 3). Uremik pruritus ile cinsiyet, yas, primer hastalik, hemodiyaliz suresi, kseroz, anemi, parathormon, kalsiyum ve fosfor degerleri arasinda anlamli iliski saptanmadi. HBsAg pozitifligi ile uremik pruritus arasinda anlamli bir iliski tespit edilmezken uremik pruritus ve anti HCV pozitifligi arasindaki iliski anlamliydi (p<0,05).

Pigmentasyon degisiklikleri ve dermatoheliyozis ile yas ve hemodiyaliz suresi arasinda anlamli iliski tespit edilmedi. Tirnak degisiklikleri ile yas, sigara ve primer hastalik arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski tespit edilmezken cinsiyet ile yarim ve yarim tirnak, splinter hemoraji ve Terry tirnak arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski tespit edildi (sirasiyla; p=0,001, p=0,006, p=0,017). Ayrica hemodiyaliz suresi uzadikca splinter hemoraji ve yarim ve yarim tirnak gorulme sikligi artmisti (p<0,05). Yarim ve yarim tirnak hipoalbuminemik hastalarda daha sik izlendi (p<0,01). Lunula yoklugu ise parathormonu yuksek seyreden hastalarda daha sikti (p<0,05).

Tartisma

Uremili hastalarda en cok gorulen semptom pruritus olup prevalansi %50-90 arasinda degismektedir (6). Magnus ve arkadaslari diyaliz tedavisindeki gelismelere bagli oldugunu dusundukleri uremik pruritus prevalansi nda %22'lere varan bir azalma bildirmislerse de Zucker ve arkadaslari uremik pruritus prevelansini %66 olarak rapor Etmislerdir (7). Calismamizda hastalarin %49'unda uremik pruritus oldugu tespit edilirken bunlarin ancak %16'sinda siddetli kasinti oldugunu gorduk. Bu veriler goz onune alindiginda uremik pruritus prevalansinda belirgin azalma olmadigi ama uremik pruritusun siddetinde azalma oldugu soylenebilir.

Yapilan epidemiyolojikcalismalarda uremik pruritus ile hastalarin yas, cinsiyet, primer hastalik ve diyaliz suresi arasinda iliski olmadigi bildirilmistir (6-8). Bizim calismamizda da uremik pruritus ile hastalarin yas, cinsiyet, primer hastalik ve diyaliz suresi arasindaki iliski istatistiksel olarak anlamli bulunmadi.

Kasinti bazi hastalarda subjektif bir bulgu olabilse de bircok hastada deride liken simpleks, prurigo nodularis ve keratotik papuller seklinde belirtiler meydana getirmektedir. Bozulmus renal fonksiyonlarin cok cesitli pruritojenik maddelerin birikimine bagli pruritusa yol acabilecegi one surulmektedir (6). Gulec ve arkadaslarinin 177 hemodiyaliz hastasini inceledikleri bir calismada hastalarin %50'sinden fazlasinda ekskoriyasyonlar, keratin tikacli papuller ve postinflamatuvar hiperpigmentasyon seklinde deri lezyonlari bulundugunu bildirmislerdir5. Bizim calismamizda ise farkli olarak az sayida hastada pruritusa bagli deri degisiklikleri izlendi. Bu durum pruritusun siddetindeki azalma ile iliskili olabilir.

Kseroz hemodiyaliz hastalarinin cogunlugunda bulunmakta ve pruritusa katkida bulunabilmektedir. Kserozun epidermiste vitamin A duzeylerinde artisa yol acarak sebase ve ter bezlerinde atrofi ve disotonomi yoluyla pruritusa katkida bulunabilecegi ileri surulmektedir. Kseroz siddetiyle pruritus arasindaki iliskiyi deri yuzey hidrometresi kullanarak arastiran pek cok calismada deri hidrasyonuyla pruritus arasinda iliski gosterilememistir. Akyhani ve arkadaslarinin yaptigi calismada pruritik ve nonpruritik hastalardaki kseroz prevalansi sirasiyla %61,4 ve %66 olarak bulunmustur (8). Biz hastalarimizin %98'inde kseroz izledik, kseroz siddeti ile pruritus arasindaki iliski istatistiksel olarak anlamli degildi.

Bazi arastirmacilar artmis serum fosfor ve kalsiyum duzeylerinin uremik pruritusa katkida bulunduklari one surmustur. Derideki artmis divalan iyon konsantrasyonunun kalsiyum ve fosfor mikropresipitatlarinin olusumuna yol acarak kasintiya neden oldugu ileri surulmektedir. Buna ragmen bircok calismada serum kalsiyum ve fosfor duzeyleriyle uremik pruritus arasinda herhangi bir iliski bulunamamistir (8). Calismamizda da hiperkalsemili ve hiperfosfatemili hastalarda uremik pruritus daha sik gibi gorunse de bu iliski istatiktiksel olarak anlamli degildi. Hiperparatiroidinin de uremik pruritus patogenezinden sorumlu olabilecegi dusunulmekte ve paratiroidektomi sonrasinda kasintinin kaybolmasi bunu desteklemektedir. Diger tarafdan paratiroid hormonun uremik pruritusa neden olup olmadigi sorgulandiginda PTH analoglarinin intradermal injeksiyonu sonrasinda kasintida artis olmamasi ve deri biyopsi orneklerinde immunhistokimyasal olarak PTH'nin negatif olmasi kasinti olusmasinda PTH'nin direk rolunun olmadigini desteklemektedir. Bircok calismada ise serum PTH seviyeleri ile kasinti varligi arasinda korelasyon bulunmamistir9-10. Calismamizda da pruritus varligi ile PTH seviyeleri arasindaki iliski istatistiksel olarak anlamli bulunmadi.

Bazi otorler demir eksikligi anemisinin renal kasintiya katkisinin olabilecegini ileri surmusse de yapilan calismalarda uremik pruritus ile anemi arasinda iliski saptanmamistir5. Calismamizda serum hemoglobin duzeyleri ile pruritus varligi ve siddeti arasindaki iliski istatistiksel olarak anlamli bulunmadi.

Hemodiyalize giren hastalarda HBV enfeksiyonu prevalansi son yillarda %11-12,2 olarak bildirilirken HCV enfeksiyonu prevalansi ise %10,8-18 sikliginda bildirilmistir (11,12). Ayrica hepatit C enfeksiyonunun uremik pruritus ile iliskisi oldugu bildirilmistir (13). Calismamizda uremik pruritusu olanlarin %24,5'inde anti HCV pozitif iken pruritusu olmayanlarin %7,8'inde anti HCV pozitifligi tespit edildi. Uremik pruritus ile anti HCV pozitifligi arasindaki iliski istatistisel olarak anlamli iken uremik pruritus ile HBsAg pozitifligi arasindaki iliski ise istatistiksel olarak anlamli degildi.

Uremili hastalarda pigmentasyon degisiklikleri sik karsilasilan deri degisiklikleri arasindadir. Derinin tipik gri-sari rengini veren deride ve subkutan dokuda depolanan urokrom pigmentidir. Hastalarin ozellikle gunes goren bolgelerinde hiperpigmentasyon gelismesi karakteristik bir bulgudur ve bu durumdan doku seviyesi artmis melanin stimule edici hormon sorumlu tutulmaktadir (5). Diyalize giren hastalarda pigmentasyon degisikliklerinin %25-70 siklikta oldugu ve bobrek hastaliginin suresi ile iliskili olarak arttigi bildirilmektedir (4). Bizde hastalarimizin %35'inde sari, %26'sinda kahverengi ve %35'inde gunes goren alanlarda artmis hiperpigmentasyon saptadik. Pigmentasyon degisikliklerinin sikligi ile yas ve hemodiyaliz suresi arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski saptanmadi.

Kronik bobrek yetmezligine spesifik deri bulgularindan kalsiflaksi sikligi %1-4 olarak bildirilmektedir (15). Kalsiflaksi etyolojisinde kalsiyum, fosfat ve paratiroid metabolizmasindaki degisiklikler sorumlu tutulmaktadir (3). Nefrojen fibroz dermopati ise cok daha nadir olarak gorulen spesifik deri bulgularindandir (4,14). Hastalarimizin hicbirinde kalsiflaksi ve nefrojen fibroz dermopati saptamadik. Son yillarda kalsiyum, fosfat ve paratiroid hormon degisikliklerinin daha iyi takip ve tedavi edilmesinin kalsiflaksi gorulme sikligini azalttigi dusuncesindeyiz. Hastalarimizin %2'sinde vitiligo, %2'sinde kontakt dermatit, %2'sinde akne, %1'inde psoriazis, %1'inde urtiker, %1'inde pigmente purpurik dermatoz oldugu tespit edildi. Bu verilere dayanilarak hemodiyalize giren kronik bobrek yetmezlikli hastalarda genel deri hastaliklarinin sikliginda bir artis olmadigi soylenebilir.

Kronik bobrek yetmezliginin cesitli tirnak patolojilerine sebep oldugu bilinmektedir. Cesitli kaynaklarda hemodiyalize giren KBY'II hastalarda %62-82 arasinda degisen siklikta tirnak degisikliklerinin oldugu rapor edilmistir (16-20). Biz de hastalarin %93'unde en az bir tirnak degisikligi oldugunu saptadik (Resim 1).

En sik karsilasilan tirnak bozukluklari yarim ve yarim tirnak, 2 calismada ise lunula yoklugu olarak bildirilmistir (16-20). Bizim calismamizda ise farkli olarak en sik karsilasilan tirnak degisikligi dikey sirtlanma olarak tespit edildi. Calismamizda %51 oraninda tespit edilen dikey sirtlanma diger iki calismada %4 ve %9,9 gibi dusuk oranlarda bildirilmistir (17,18). Dikey sirtlanma yasin ilerlemesi ile bulunmasi beklenen tirnak degisiklikleri arasindadir (21). Calismamizdaki hastalarda dikey sirtlanmanin sik bulunmasi hastalarin cogunun ileri yasta olmasi ile aciklanabilir. Tirnak degisiklikleri ile yas ve primer hastalik arasinda anlamli iliski tespit edilmezken erkeklerde yarim ve yarim tirnak, splinter hemoraji ve Terry tirnak daha sik izlendi (p<0,01). Ayrica yarim ve yarim tirnak ve splinter hemoraji ile hemodiyaliz suresi arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski tespit edildi. Hemodiyaliz suresi 3 yildan uzun olan hastalarda yarim ve yarim tirnak (%45) ve splinter hemoraji (%35) sikliginin artmis oldugu goruldu.

Hemodiyalize giren kronik bobrek yetmezlikli hastalarda yarim ve yarim tirnak sikligi %7,7-26 arasinda bildirilmektedir (16-20). Bizim calismamizda yarim ve yarim tirnak sikligi %34 olarak tespit edildi. Yarim ve yarim tirnak ile albumin duzeyleri arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski tespit edildi. Albumin duzeyi 3,5 gr/dl'nin altinda olan hastalarda yarim ve yarim tirnak sikliginin artmis oldugu goruldu. Bu degisikligin hipoalbuminemiye sekonder gelisen tirnak yatagi odemine bagli olabilecegi dusunuldu.

Hemodiyalize giren kronik bobrek yetmezlikli hastalarda lunula yoklugu % 13-31,9 oranlarinda bildirilmektedir (17-19). Gelisiminde anemiyle beraber farkli metabolik degisimler rol oynayabilir (18). Bizim calismamizda da benzer olarak %29 oraninda tespit edildi ve parathormon duzeyleri yuksek olan hastalarda daha sik izlendi (p<0,05).

Kronik bobrek yetmezlikli hastalarda hucresel immunitenin bozulmasina bagli cesitli infeksiyonlara yatkinlik izlenmektedir. Tinea pedis (%34), onikomikoz (%17) ve kandida (%5) olmak uzere 39 hastada en az bir mikotik deri infeksiyonu izlendi. Viral deri infeksiyonlarindan papilloma virus infeksiyonu 11 hastada izlenirken bir hastada herpes labiyalis izlendi. Folikulit ve deri apsesi olmak uzere 3 hastada bakteriyel deri hastaligi oldugu goruldu. Sik goruldugu bildirilen pitriyazis versikoloru ise hastalarimizin hicbirinde izlemedik. Calismamiz Afyon ili ve cevresinde diyalize giren 18 yasindan buyuk 100 kronik bobrek yetmezlikli hasta arasinda yapilmistir. Deri degisiklikleri, kronik bobrek yetmezliginde sik gorulur. Deri degisikliklerinden kseroz, pruritus, yarim ve yarim tirnak ve pigmentasyon degisiklikleri gibi bulgularin erken donem bobrek yetmezliginin habercisi olabilecegi unutulmamalidir. Kronik bobrek yetmezliginde ortaya cikabilen deri degisikliklerinin bilinmesi ile hastalarin erken tani ve tedavi almalari saglanabilecek ve yasam kalitelerinin yukseltilmesi mumkun olabilecektir.

[ILLUSTRATION OMITTED]

DOI:10.4274/Turkderm.62134

Kaynaklar

(1.) Skorecki K, Grenn J: Chronic renal failure. Harrison's Principles of Internal Medicine. Ed. Dennis L. Kasper, Eugene Braunwald, Anthony Fauci, Stephen Hauser, Dan Longo, J. Larry Jameson. 16th edition. San Francisco, McGraw-Hill Professional, 2004:2919-2934.

(2.) Nunley JR: Dermatologic manifestations of renal disease. eMed J 2002;550.

(3.) Robinson-Bostom L, DIGIovanna J: Cutaneous manifestation of end-stage renal disease. J Am Acad Dermatol 2000, 43:975-86.

(4.) Abdelbaqi-Salhab M, Shalhub S, Morgan MB: A current review of the cutaneous manifestations of renal disease. Journal of Cutaneous Pathology 2003;30:527-38.

(5.) Gulec TO, Seckin D, Erdemli JT, Guz G: Kronik bobrek yetmezliginde deri bulgulari. Turkiye Klinikleri Dermatoloji 1998;8:94-7.

(6.) Zucker I, Yosipovitch G, David M, Gafter U, Boner G: Prevalence and characterization of uremic pruritus in patient undergoing hemodialysis: uremic pruritus is stil a major problem for patients with end-stage renal disease. J Am Acad Dermatol 2003;49:842-6.

(7.) Mistik S, Utas S, Ferahbas A, et al: An epidemiology study of patients with uremic pruritus. J Eur Acad Dermatol Venereol 2006;20:672-8.

(8.) Akhyani M, Ganji M, Samadi N, Khamesan B, Daneshpazhooh M: Pruritus in hemodialysis patients. BMC Dermatology 2005;5:7.

(9.) Narita I, Iguchi S, Omori K, Gejyo F: Uremic pruritus in chronic hemodialysis patients. J Nephrol 2008;21:161-5.

(10.) Nordal EJ, Os I: Uremic pruritus pathogenesis and treatment. Tidsskr Nor Laegeforen 2007;127:1201-3.

(11.) Taziki O, Espahbodi F: Prevalence of hepatitis C virus infection hemodialysis patients. Saudi J Kidney Dis Transpl 2008;19:475-8.

(12.) Jain P Nijhawan S: Occult hepatitis C virus infection is more common than hepatitis B infection in maintenance hemodialysis patients. World I Gastroenterol 2008;14:2288-9.

(13.) Chiu YL, Chen HY Chuang YE et al: Association of uraemic pruritus with inflammation and hepatitis infection in haemodialysis patients. Nephrol Dial Transplant 2008;23:3685-9.

(14.) Kurban M, Boueiz A, Kibbi A: Cutaneous manifestations of chronic kidney disease. Clinics in Dermatology 2008;26:255-64.

(15.) Hussein MR, Ali HO, Abdulwahed SR, Argoby X Tobeigei FH: Calciphylaxis cutis: a case report and review of literature. Exp Mol Pathol 2009;86:134-5.

(16.) Dyachenko P Monselise A, Shustak A, Ziv M, Rozenman D: Nail disorders in patients with chronic renal failure and undergoing haemodilysis treatment. J Eur Acad Dermatol Venereol 2007;21:3404.

(17.) Salem A, Al Mokadem S, Attwa E, et al: Nail changes in chronic renal failure patients under haemodialysis. J Eur Acad Dermatol Venereol 2008;22:1326-31. Epub 2008 Jun 5.

(18.) Saray Y Seckin D, Gulec A, Akgun S, Haberal M: Nail disorders in hemodialysis patients and renal transplant recipients. Journal of the American Academy of Dermatology 2004;50:197-202.

(19.) Amatya B, Agrawal S, Dhali T, Sharma S, Pandey SS: Pattern of skin and nail changes in chronic renal failure in Nepal. Journal of Dermatology 2008;35:140-5.

(20.) Jamal A, Subramanian PT, Hussain KS: Nail changes in end-stage renal failure patients on hemodilysis. Saudi J Kidney Dis Transpl 2000; 11:44-7.

(21.) Tuzun Y Gurer MA, Serdaroglu S, Oguz O, Aksungur VL: Dermatoloji 3. baski. Nobel tip kitabevi, 2008; 1348.

Semih Guder, Semsettin Karaca * Mustafa Kulac **, Seref Yuksel ***, Husna Guder **** Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Klinigi, Istanbul, Turkiye * Afyon Kocatepe Universitesi Tip Fakultesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Anabilim Dali ve *** Dahiliye Anabilim Dali, Afyonkarahisar, Turkiye ** Namik Kemal Universitesi Tip Fakultesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Anabilim Dali, Tekirdag, Turkiye **** Haydarpasa Numune Egitim ve Arastirma Hastanesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Klinigi, Istanbul, Turkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Semih Guder, Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Klinigi, Istanbul, Turkiye Gsm:+90 505 665 55 18 E-posta: semihguder@gmail.com Gelis Tarihi/Received: 10.05.2011 Kabul Tarihi/Accepted: 12.04.2012
Tablo 1. Hastalarimizdaki KBY etyolojisi

Diyabetes mellitus        %27
Hipertansiyon             %22
Glomerulonefritler        %15
Urolojik nedenler         %7
Diyabet + Hipertansiyon   %6
Diger                     %6
Etyoloji belli degil      %17

Tablo 2. Hastalarimizda gorulen tirnak degisiklikleri

Dikey sirtlanma         51 (%51)   Sari tirnak          6 (%6)
Yarim ve yarim tirnak   34 (%34)   Lokonisi             5 (%5)
Lunula yoklugu          29 (%29)   Muehrcke bantlari    2 (%2)
Splinter hemoraji       26 (%26)   Melanonisi           2 (%2)
Terry tirnak            16 (%16)   Piterjium            2 (%2)
Onikosizi               11 (%11)   Koilonisi            2 (%2)
Onikoliz                 8 (%8)    Onikogrifoz          5 (%5)
Beau cizgileri           6 (%6)    Onikomikoz          17 (%17)

Tablo 3. Hastalarimizin laboratuvar parametreleri

                    Referans       Hasta
Parametre            deger         sayisi

Total Protein       <6 gr/dl         2
                    >8 gr/dl         6
Albumin            <3,5 gr/dl        7
                   >5,5 gr/dl        0
Ca                 <8,5 mg/dl        11
                  >10,2 mg/dl        3
P                   <6 mg/dl         58
                    >7 mg/dl         16
PTH                <100 pg/dl        11
                   >150 pg/dl        66

                    Referans       Hasta
Parametre            deger         sayisi

Hb                 <12 gr/dl         70
                   >17 gr/dl         0
Fe              <80 [micro]g/dl      40
                >140 [micro]g/dl     4
Ferritin           <15 ng/dl         0
                   >300 ng/dl        86
HbsAg                 (+)            5

Anti HCV              (+)            16
COPYRIGHT 2012 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2012 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Original Investigation/Orijinal Arastirma
Author:Guder, Semih; Karaca, Semsettin; Kulac, Mustafa; Yuksel, Seref; Guder, Husna
Publication:Archives of the Turkish Dermatology and Venerology
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Dec 1, 2012
Words:3251
Previous Article:Topical treatment (part two): vehicles, nature and functions/Yerel tedavi (bolum 2): tasiyicilar, yapi ve islevleri.
Next Article:Retrospective evaluation of patients with herpes zoster followed up in our department between 1999-2010/ 1999-2010 yillari arasinda klinigimizde...
Topics:

Terms of use | Copyright © 2017 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters