Printer Friendly

Sexual dysfuctions in homosexual men and women/Escinsel kadin ve erkeklerde cinsel islev bozukluklari.

Giris

DSM tani sisteminden cikarildigi 1973 yilindan beri hekimlerin cogunlugu escinselligi yonelim farkliligi olarak tanimlasa da hala bazi hekimlerin heteroseksuellik disi cinsel yonelimlere patolojik bir durum olarak yaklastigi bilinmektedir (1). Escinsellik heteroseksuellik ve biseksuellik gibi tani sistemlerine gore psikopatolojik bir durumu yansitmamakta, cinsel yonelimi tanimlamaktadir (2). Bununla birlikte escinsel bireyler acisindan tedavi ortamlari bir takim zorluklar icermekte, tedavilerde escinsellik ile ilgili etik ve bilimsel sorumluluklar giderek onem kazanmaktadir (1). Bu zorluklardan biri de escinsel bireylere ozgu sorunlarin yeterince bilinmemesi ve irdelenmemesidir. Cinsel sorunlar bu konuda goze carpan sorun alanlarindan biridir (3).

Cinsel islev bozukluklari tedavilerinde bireylerin cinsel yonelimleri klinisyenler tarafindan cinsel gelisim ve durum oykusunde sorgulanmaktadir (4). Bununla birlikte tani sistemlerindeki cinsel islev bozukluklari daha cok heteroseksuel cinsellige ait sorunlari tanimlamaktadir (3,5). Cinsel tedaviler alaninda calisan klinisyenlerin escinsellerin cinsel sorunlari ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmalari gerekmektedir. Heteroseksuel bireylerle yapilan calismalarla karsilastirildiginda escinsel bireylerde cinsel islev bozuklugu ile ilgili oldukca az sayida arastirma bulunmaktadir.

1970'lerin sonuna kadar escinsellik ile ilgili calismalar escinsellerin yasadigi sorunlardan ziyade dogrudan escinsel yonelimin klinik anlami uzerine olmustur. Escinsel cinselligi uzerine ilgi ancak AIDS ile ilgili ciddi sorunlarin yasanmasi ile baslamistir (6,7). Bunun baslica sebebi HIV bulasiciliginda erkek escinselliginin onemli bir risk oldugunun dusunulmesidir. Calismalar, korunmasiz cinsellik ve anal birlesme ile ilgili tanimlamalara dikkati cektikce escinsellerin cinsel yasamlari ve cinsel sorunlari onem kazanmistir. Cinsel islev bozukluklari HIV pozitif escinsel erkeklerden baslayip, sonrasinda heteroseksuel ve escinsel erkekler arasi farkliliklari arastiran calismalara yonelmeye baslamistir. Bununla birlikte Masters ve Johnson 1966 yilinda escinsel calismalarina baslayacaklarini duyurmus fakat bu calisma ancak 1979'da yayimlanabilmistir (8). Gunumuzde HIV tasiyiciligi escinsel ya da heteroseksuel olsun hemen herkes icin cinsel iliskilerde risk olusturmaktadir. Sonuc olarak escinsellerde cinsel islev bozukluklari ihmal edilmis bir alandir. Bu yazida oncelikle escinsel ve heteroseksuel cinselligindeki farkli degiskenler ele alinacak daha sonra cinsel islev bozukluklari cinsel yanit dongulerine gore aktarilacaktir.

Escinsel Cinselligi ve Heteroseksuel Cinselligi

Escinsel cinsel islev bozukluklari ile ilgili arastirmalara bakildiginda onemli bir kisminin heteroseksuel bireyler ile karsilastirilarak yapildigi gozlenmektedir. Bu calismalarda escinsellerde heteroseksuellerden farkli bazi ozelliklerin oldugu dikkati cekmektedir (8). Bu farkliliklarin escinsellerde heteroseksuellere gore bazi cinsel sorunlarin gelismesine yatkinlik olusturacagi, bazi ozelliklerin ise daha az cinsel islev bozuklugu gorulmesine neden olacagi ileri surulmustur. Escinsel ve heteroseksuel arasinda cinsel yasami etkileyecek degiskenler sosyodemografik farkliliklar, escinsellik nedeniyle yasanan sikintilar, DSM sisteminin escinselligi yeterince degerlendirememesi, farkli iliski sorunlari ve bulasici hastalik riski olarak tanimlanmistir. Bu ozellikler asagida ele alinmistir.

Sosyodemografik Farkliliklar

Heteroseksuel ve escinsellerin karsilastirildigi cinsel saglik arastirmalarinda ilk goze carpan durumlardan biri sosyodemografik ozelliklerinin farkli olusudur. Karsilastirmali calismalarda escinseller heteroseksuellere gore daha genc ve daha egitimlidir ve cogunlukla buyuk sehirlerde yasamaktadirlar (9,10). Bu ozellikler cinsel sorun gelisimi acisindan onemlidir.

Escinsellik Nedeniyle Yasanan Sikintilar

Cinsel islev bozukluguna neden olabilecek baska bir etken de, escinsel bireylerin yonelimleri nedeniyle yasayabilecekleri sosyal sorun ve stresorlerdir. On yargilar, reddedilme ve ayrimciliga maruz kalma endiseleri, cinsel yonelimini gizlemeye calisma, kabul gormeme ile ilgili kaygilar ve kendi homofobileri onemli stresorler olarak tanimlanabilir (1). Bu etmenlerin cinsel islev bozukluklarina neden olabilecegi gosterilmistir (11). Bazi escinsellerin baskin heteroseksuel yonelimli bir dunyada yasamalarinin bir sonucu olarak escinsel davranis ya da duygularinin degistirilmesi icin hekimlere basvurdugu, onarici tedavilerin tekrar taraftar topladigi bilinmektedir (12,13). Bu sorunlar cinsel islev bozuklugunun da icinde oldugu pek cok ruhsal sorunun ortaya cikmasi icin risk faktoru olusturmaktadir.

DSM'de Escinsel Islev Bozukluklarinin Tanimlanma Yetersizlikleri

Escinsel bireylerde cinsel islev bozuklugunu degerlendiren calismalar cogunlukla erkek escinseller ile ve DSM tani sisteminde cinsel yanit dongusune gore tanimlanan islev bozukluklari siniflamasi esas alinarak yurutulmustur (3). Escinsellerin daha cok tercih ettigi masturbasyon, oral seks ve anal seks gibi cinsel eylemler ile ilgili sorunlarin DSM'de yer almamis olmasi escinsellerin cinsel islevlerinin yeterince degerlendirilemedigini dusundurmektedir (3,5). Bu da DSM olcutlerinin escinsel cinsel islev bozukluklarini degerlendirmede uygun olup olmadigini tartismali hale getirmektedir. Bu nedenlerle escinsel erkeklerde de oldukca yuksek oranda cinsel islev bozuklugu ya da cinsel sorun oldugu ancak DSM sistemiyle tanimlanan cinsel islevler degerlendirildiginde bazi sorunlarin gozden kacarak gercekte oldugundan daha az oranda cinsel sorun saptanabilecegi belirtilmistir (3,11). Cove ve arkadaslari tarafindan yapilan bir calismada erkek escinsellerin kendilerinin tanimladigi cinsel problemler, algiladiklari nedenler ve remisyonda rol oynayan faktorler sorgulanmis, yazarlar DSM-IV kriterleri kullanilarak escinsellerde daha az cinsel problem bildirildigini, cinsel sorunlarin sadece %16'sinin DSM-IV'te tanimlanabilir oldugunu one surmuslerdir. Calismalarinda DSM-IV tipi sorunlardan en sik sertlesme bozuklugu oldugunu ve katilimcilarin %8.4'unde deneyimlendigi bildirilmistir. Ayni calismada orgazm bozuklugu %3.6; erken bosalma %1.2 oraninda bildirilmistir (14).

Farkli Iliski Sorunlari

Escinsellerin iliski bicimleri acisindan da heteroseksuel bireylere gore farkliliklar bulunmaktadir. Yasam boyunca cinsel partner sayilarinin cok ancak surekli, duzenli duygusal iliskilerinin az oldugu bildirilmistir (15,10). Stanford ve arkadaslarinin 2001 yilinda yuruttukleri bir calismada heteroseksuel erkeklerin %12'sinin, escinsel erkeklerin ise %48.8'inin duzenli bir iliskisinin olmadigi saptanmistir. Kadinlarda ise bu oranlar heteroseksuellerde % 9.1 escinsellerde %32.6 olarak bildirilmistir (8). Bu bulgular cinsel yasantiyi etkileyebilecek iliski sorunlarinin escinsel iliskilerde daha sik olabilecegini ya da heteroseksuel iliskilere gore daha farkli etkileyecegini dusundurmektedir.

Escinsel kadinlar heteroseksuellere gore daha az sayida iliski yasasalar da (8) calismalar yasadiklari iliskilerinden memnun olduklarini gostermektedir. Escinsel kadinlarla yurutulen bir calismada arastirmaya katilanlarin %94'u iliskilerinde mutlu ya da cok mutlu olduklarini belirtmislerdir (16). Kadin escinsellerin cinsel islevleri degerlendirilirken onemli bir nokta da daha sonra ayrintili olarak anlatilacak olan 'bed death' deneyimidir (17). Lazensa, kadin escinsellerin daha uyarilabilir ve cinsel acidan daha girisken olduklarini one surmustur (18). Alison ve arkadaslari, kadinlarin istek, uyarilma, orgazm, siklik, cinsel doyum skorlarinin escinsel/biseksuel grupta heteroseksuel kadinlardan daha yuksek oldugunu sonucta bu grubun cinsel acidan daha iyi oldugunu bildirmislerdir (19).

Bazi calismalarda, escinsellerin cinsellige heteroseksuellerden daha fazla zaman ayirdiklari, siklik daha az gibi gorunse de heteroseksuellerden daha doyumlu bir cinsellik yasayabilecekleri bildirilmistir (18). Diger yandan, saglikli bir iliski icin cinselligin olmazsa olmaz algilanmamasi gerektigi; ornegin escinsel kadin iliskilerinin heteroseksuel evliliklerden bag kurmak icin genital cinsellige ihtiyac duymadan daha esitlikci ve daha yakin bir iliski bicimi oldugu one surulmustur (20).

Nichols ve arkadaslarinca Counseilling/Institude for Personal Growth (IPG) bunyesinde yurutulen internet anketi calismasinda escinsel kadinlar hakkinda onemli bazi sonuclara ulasilmistir (21). Bu sonuclar iliskisi olan ve olmayan kadin escinsellerin, cinsel aktivite sikligi daha az olmakla birlikte, masturbasyon sikligi ya da cinsel arzu ve istekleri heteroseksuel kadinlardan farkli degildir. Erkekle beraber olan kadinlar, kadinla beraber olan kadinlardan daha sik cinsellik yasarlar ve bu fark iliski suresinden bagimsizdir. Diger yandan escinsel kadinlar daha fazla cinsellik disi iliski kurabilmektedir. Kadinla beraber olan kadinlar, cinsellik yasadiklarinda daha uzun sevisebilmekte, cinsellik repertuarlarinda daha fazla penis disi aktiviteler yer almakta ve esleri istedigi icin cinsel iliskiye girme egilimi daha az olmaktadir. Orgazm olabilme, her iki grupta da ne kadar sure cift olduklariyla degil, ne kadar sure cinsellige zaman ayirdiklari ile ilgilidir. Kadinlar icin ister escinsel, ister heteroseksuel olsun, opusme, genital olmayan cinsellik, oral seks, parmakla cinsel organlara uyari ve cinsel oyuncak kullanma orgazmda rol oynayan aktivitelerdir. Bu aktiviteler escinsel kadinlarda daha sik kullanilmaktadir.

Bulasici Hastalik Riski

HIV tasiyiciligi escinsellere yonelik bir ayrimcilik araci olmustur. Bununla birlikte ozellikle erkek escinseller icin cinsel yasantilarini olumsuz etkileyebilecek onemli faktorlerden biri bulasici hastalik tasimalari ya da hastalik bulasmasi olasiligidir. Yasamlari boyunca daha fazla cinsel partnerlerinin olmasi duygusal sonuclari disinda cinsel yolla bulasan enfeksiyon riski acisindan da sikintili bir durum olabilir. HIV tasiyiciligini degerlendiren calismalarda HIV pozitif escinsellerde hem hastaligin hem de tedavisinin cinsel islevleri etkiledigi belirtilmektedir (6,7).

AIDS ve cinsel islev bozukluklari iliskisi uzerine ilk calisan arastirmacilardan Dupras ve Morriset, 88 HIV-pozitif escinsel erkegin 50'sinde cinsel islev bozuklugu oldugunu 25'inin yasadiklari cinsel islev bozuklugunu bir sorun olarak tanimladigini bildirmislerdir. Cinsel islev bozuklugu yasayan bireyler, cinsel acidan daha az kendine guvenli ve daha fazla iliskiden korkan kisilerdir. Yazarlar, cinsellik korkusunun cinsel islev bozuklugu acisindan en onemli yordayici oldugunu one surmuslerdir (22).

Catalan ve Meadow, HIV sero-pozitif 34 escinsel/biseksuel erkegin tanisal degerlendirilmesi sonrasinda, %94'unde sertlesme bozuklugu, %44'unde istekte azalma, %12'sinde gec bosalma saptamislardir. Bu calismanin sonucunda ister antiHIV ilac kullanilsin, ister kullanilmasin HIV seropozitif bireylerde cinsel islev bozukluklarinda en sik karsilasilan sertlesme bozukluklaridir (7). Jacobson'un makalesinde, Craik'in bildirisine atfen HIV ile yasayan 50 escinsel erkegin %68'inde cinsel istek azalmasi, %58'inde uyarilma guclugu, %28'i sertlesememe sorunlari yasadiklarini bildirmistir. Yazar ayrica, inceledigi calismalarda kondom kullaniminin sertlesme guclugune yol acabildigini, anti-HIV ilac kullaniminin ve AIDS ile ilgili stigmatizasyon, madde kullanimi gibi problemlerin bildirildigini, cinsel islevler ve sertlesme bozuklugu acisindan bu faktorlere dikkat edilmesi gerektigini vurgulamistir (23).

Cinsel Islev Bozukluklari

DSM sistemi escinsel cinsel islevlerini ve cinsel islev bozukluklarini tanimlamakta yetersiz olarak degerlendirilse de halen escinsel cinsel islev bozukluklarini tanimlayacak daha iyi bir siniflama sistemi bulunmamaktadir. Burada cinsel islev bozukluklari DSM sistemine gore cinsel yanit dongusu esas alinarak her bir evreye ozgu sorun kadin ve erkekte ayri ayri tanimlanarak ele alinmistir. DSM IV-TR'de (24) mevcut tanilar yeniden anlatilmamis, escinsellere ozgu DSM'de olmayan basliklar ayrintili verilmistir. Escinsellerin cinsel islevlerinin degerlendirildigi calismalar gozden gecirilirken kadin escinselligi ile ilgili calismalarin daha az sayida oldugu ve erkek escinselligi ile ilgili calismalardan sonra dikkati cektigi gorulmustur.

Istek Bozukluklari

Cinsel istegin azligi kadin ve erkek escinsellerde en sik karsilasilan cinsel islev bozukluklarindan biridir (11,25).

Kadin Escinsellerde Azalmis Cinsel Istek

Cinsel istek bozukluklari kadin ve erkek escinseller arasinda bazi farkliliklar gostermektedir. Bu farkliklardan baslicasi kadin escinsellerde tanimlanan "bed death" deneyimidir. Kadin escinsel ciftlerde, yakinligin devam etmesine ragmen cinsel aktivitede azalmayi tanimlayan "bed death" terimi, ozellikle 1980'lerden bu yana tartisilmaktadir (17).

Blumstein ve Schwartz 70 ve 80'lerde escinsel kadin ciftlerin diger ciftlerden daha az genital cinsellik yasadiklarini fark etmislerdir (8). Daha sonraki calismalarda kadin escinsellerin cinsel aktivite sikliginin heteroseksuellere oranla az oldugu bilgisini destekleyen bulgulara ulasmistir. Baslangicta "bed death" sadece genital cinsellikte azalma anlamina gelse de zamanla tum cinsel aktivitelerde azalmayi tanimlamak icin kullanilir olmustur (17,21,25). Van Rosmalen-Nooijens ve arkadaslari, 30 escinsel kadin ile yuz yuze gorustukleri calismalarinda, katilimcilarin 25'inin -ozel olarak sorulmadigi halde- kendiliginden "bed death"ten bahsettiklerini; 23 kadinin ise hayatlarinin herhangi bir evresinde "bed death" yasadiklarini bildirmistir. 20 kadin ise kesitsel olarak yasadiklari iliskide "bed death"i bir sorun olarak tarif etmislerdir. "Bed death" yasayan kadinlar, cinsel aktivitelerindeki bu azalma halinin en sik nedeni olarak azalmis cinsel istegi tanimlamislardir. Cinsel istegin azalmasi, kadinlar tarafindan dissal faktorlere duyarlilik, simbiyotik iliski ve biyolojik faktorlere baglanmistir (26). Ciftler arasinda cinsel istek uyumsuzlugu ve/veya azalmis cinsel istek, kadin escinseller arasinda en sik karsilasilan cinsel islev bozuklugu oldugu belirtilse de (25), escinsel kadinlarin cinsel islev bozukluklari ile ilgili kisitli bilgi bulunmaktadir.

"Bed death" ile ilgili farkli gorusleri olan arastirmacilar bulunmaktadir. Bir cok calismada "bed death" deneyimi olumsuz bir durum olarak degerlendirilmektedir (26,25). Bazi arastirmacilar kadin escinsellerin genital cinsellik olmadan da farkli cinsel eylemlerle doyumlu bir cinsellik yasayabilecegini ileri surmuslerdir. Kendileri bundan yakinmiyorlarsa bunun bir sorun olarak tanimlamasinin heteroseksist bir yaklasim olacagi belirtilmistir. Bu goruslere paralel olarak, escinsel kadinlarin heteroseksuel kadinlara gore cinsellige daha fazla zaman ayirdiklari ve cinselligi daha doyumlu yasadiklari one surulmustur (18). Ayrica escinsel kadinlarin cogunun genital cinsellikten cok seks oyuncaklari ve pornografi kullandiklari, partnerleri ile cinsel istekleri uzerine daha rahat konusabildikleri bildirmistir (21). Benzer sekilde Holmberg ve Blair, escinsel bireyler ile heteroseksuel bireyler arasinda cinsel istek ve iliskili farkliliklarini arastirdigi calismasinda, escinsel kadinlarda cinsel isteginin anlamli derecede yuksek oldugunu saptamistir (27).

Cinsel yonelimin cinsellik ve cinsel etkinlik uzerine etkisinin arastirildigi bir calismada cinsel islev bozuklugu gelisimi acisindan heteroseksuel ve biseksuel kadinlarin, escinsel kadinlardan daha riskli oldugu (%51, %45, %29) bildirilmistir (28). IPG calismasinda, escinsel kadinlarda heteroseksuel kadinlardan daha az cinsel islev bozuklugu saptanmistir. Tum kadinlarda partnerinden daha az cinsel istek en sik karsilasilan cinsel islev bozuklugudur (21,25).

Erkek Escinsellerde Azalmis Cinsel Istek

Behrendt ve George, escinsellerde azalmis cinsel istegin nadiren kisilerin kendisi tarafindan tanimlandigini, genellikle terapide, diger partnerin, partneri icin artik kendisiyle cinsel iliski yasamak istemedigini belirtmesi seklinde tanimlandigini bildirmislerdir. Yazarlar, calismalarinda, azalmis cinsel istegin escinsel erkeklerde en sik karsilasilan cinsel islev bozuklugu oldugunu, escinsel ve biseksuel erkekler arasinda, homofobinin, escinsellik karsiti dinsel, sosyal ya da ailesel tabulardan kaynaklanan olumsuz erken yasam deneyimlerinin azalmis cinsel istege neden olabilecegini bildirmisler; ozellikle terapide kisilerin escinsellikle ilgili bakis acilarinin uzerine calisilmasi gerektigini onermislerdir (29). Rosser ve Metz calismalarina katilan 197 escinsel erkegin %49'unun yasamlarinda en az bir defa, %16'sinda ise calismaya katildiklari donemde cinsel istekte azalma oldugunu bildirmistirler (11). Bazi calismalarda azalmis cinsel istek en sik rastlanan cinsel islev bozuklugu olarak tanimlansa da bazi calismalarda gorulme orani dusuk olarak saptanmistir (30). Lau ve arkadaslari 411 erkeklerle cinsellik yasayan erkek ile yuruttukleri calismada, calismaya katilanlarin %8.3'unde azalmis cinsel istek saptamislardir (31). Erkek escinsellerde cinsel istegi degerlendiren calisma sayisi yeterli degildir. Gorulme sikligi ve nedenleri konusunda daha kapsamli calismalara ihtiyac vardir.

Cinsel Aversiyonlar

Cinsel aversiyonlarin escinsellerde gozlenen bir durum oldugu belirtilse de bu konudaki arastirmalar yetersizdir (29). Mevcut calismalar ise aversiyonun nadir gozlendigini gostermistir (8). Behrendt ve George AIDS/HIV korkusunun fobik reaksiyonlar yaratabilecegini bildirmis ve escinsellerdeki cinsel aversiyonun babaya karsi bilinc disi ofkenin erkeklere genellesmesinden dolayi olusmus olabilecegini one surmuslerdir (8,32).

Uyarilma Bozukluklari

Escinsel bireylerde yukarida da ifade edildigi gibi birlesme disi cinsellige ayrilan sure daha fazladir. Escinseller cinsellik sirasinda farkli uyarilma ve doyum eylemleri yasamaktadirlar. Cinsel uyarilma bir erkek escinsel icin yalnizca sertlesme saglanmasi anlamina gelmemektedir. Cinsel agri bozukluklari bolumunde anlatilacak olan anodisparonide anal uyarilmanin yetersiz olusu ya da kaygi nedeniyle anal sfinkterin kasilmasi yasanabilmektedir (3). Uyarilma bozuklugu kavramina genital organlar disi uyarilma acisindan da bakilmasi gerekmektedir. Bununla birlikte yapilan calismalar agirlikli olarak genital uyarilmalar uzerine odaklanmistir.

Erkek escinsellerde uyarilma bozuklugu ile ilgili calismalar daha cok sertlesme bozuklugunu degerlendirmis, subjektif uyarilma genellikle degerlendirme disi birakilmistir. Bir baska ihmal edilmis alan ise escinsel iliskide anal seks sirasinda erkegin o seks sirasindaki rolune gore degisen uyarilma bicimidir. Erkek escinselliginde anal seks sirasinda inseptif (girisi yapan) ya da reseptif (giris yapilan) olma durumuna gore uyarilmanin degerlendirilmesi degisebilir (35). Bu tanimlamalar escinsellerin anal seksteki rolleri tanimlamak uzere kullanilmistir. Bu durum kisinin surekli inseptif ya da surekli reseptif olacagi anlamina gelmemektedir. Bir anal seks sirasinda inseptif olan kisi ayni iliski ya da bir sonraki anal seks sirasinda reseptif olabilir. Diger taraftan bu farkli rollerde olan cinsellikleri sirasinda uyarilma sekli ve uyabilirlik farklilik gosterebilir (3). Asagida cinsel agri bozukluklari basliginda ayrintili anlatilacak olan anodisparonide anal seks sirasinda reseptif partnerin anal bolgesinin yeterince uyarilmamasinin agri nedenlerinden biri olabilecegi belirtilmektedir. Bu konuda anodisparoni calismalari disinda yeterli veri yoktur. Calismalar daha cok sertlesme sorunlarina odaklanmistir.

Kadinda Uyarilma Bozuklugu

Escinsel kadinlarda birlesme disi cinsel eylemlere ayrilan vaktin daha fazla oldugu bildirilmistir (18). Bu nedenle heteroseksuel kadinlara gore uyarilma acisindan daha az sorunlu olacaklari soylenebilir. Calismalar escinsel kadinlarin birbirlerini cinsel anlamda daha iyi tanidiklarini, daha iyi empati yapabildiklerini, bunun sonucu olarak birbirlerini daha iyi uyarabildiklerini gostermektedir. Bu arastirmalar asagida ozetlenmistir.

1983 yilinda yayimlanan calismalarinda Coleman ve Hoon, escinsel ve heteroseksuel kadinlarin uyarilabilirlik ve cinsel doyumunu karsilastirmistir. Calismaya katilan 407 escinsel, 370 heteroseksuel kadin SAI (Sexual Arousability Inventory) puanlari acisindan karsilastirildiginda, escinsel kadinlarin anlamli derecede yuksek puanlar aldiklarini bildirilmistir. Bununla birlikte, escinsel ciftler daha sik sevismekte, masturbasyon ya da diger uyarimlar ile daha sik orgazm olmakta ve daha cok cinsel doyum saglamaktadirlar (33). Benzer sekilde Baeber ve arkadaslari 42 escinsel kadin ile 72 heteroseksuel kadinda anksiyetenin cinsel islevler uzerine etkisini arastirdiklari calismalarinda, her iki grup arasinda cinsel istek acisindan bir farklilik saptanmamakla birlikte, escinsel kadinlarin uyarilma ve orgazm skorlari heteroseksuel kadinlardan anlamli derecede yuksek bulunmustur. Yazarlar, escinsel kadinlarin cinsel arzularini partnerleriyle paylasmalarinin bu sonuclarda etkili olabilecegini one surmuslerdir. Buna ek olarak cinsel islev ile anksiyete duzeyi arasinda heteroseksuel kadinlarda negatif bir korelasyon varken, escinsel kadinlarda herhangi bir korelasyon bulunmamistir. Bunda escinsel bir partnerin erkek partnere gore anksiyeteyi hafifletici ve yardimci tutumlarinin etkisinin olabilecegi one surulmustur (34).

Maena ve arkadaslari, 100 escinsel kadin ile bu kadinlarla sosyodemografik verileri uyumlu onceki calismalara katilmis 100 escinsel erkegi, 100 heteroseksuel kadini ve 100 heteroseksuel erkegi cinsel islev bozukluklari acisindan karsilastirdiklari calismalarinda, escinsel kadinlarin %15'inde uyarilmayi saglamada gucluk, %14'unde uyarilmayi devam ettirmekte gucluk saptamislardir. Heteroseksuel kadinlarin ise %48'i uyarilmayi saglamakta gucluk ve %33'u uyarilmayi surdurmekte gucluk bildirmislerdir. Tanimlanan uyarilma bozukluklarinin doyumsuzluk hissi ile anlamli iliskisi bulunmustur. Yazarlar heteroseksuel kadinlar ile escinsel kadinlar arasindaki cinsel islev bozukluklarinin farkliligini, kadinlarin kadin isteklerini erkeklerden daha iyi bilip, daha empatik davraniyor olabilmelerine baglamislardir (16).

Sertlesme Bozuklugu

Breyer ve arkadaslarinin calismasinda, sertlesme bozuklugunun escinsel erkeklerde, heteroseksuel erkeklere gore daha yaygin oldugu saptanmistir (28). Seibel ve arkadaslari erkeklerle cinsellik yasayan 18 yas ustu, 576 erkekte cinsel islev bozuklugu, parafili ve cocukluk cagi travmasi yayginligini arastirdiklari calismalarinda katilimcilarin %75'i yasam boyu, %65.1'i ise calisma esnasinda bir cinsel islev bozuklugu tanimlamislardir. Yasam boyu ve simdiki cinsel islev bozukluklari arasinda en yaygin olaninin sertlesme sorunlari oldugu bildirilmistir (36). Rosser ve arkadaslarinin calismasinda 197 escinsel erkegin yasam boyu %46'sinin sertlesmeyi surdurmekte zorluk yasadigini, %40'inin ise en az bir defa sertlesme saglamakta zorlandiklarini bildirmislerdir. Bunun yaninda, calismanin yapildigi donemde escinsel erkeklerin %15'i sertlesmeyi surdurmekte, %13'u sertlesmeyi saglamakta gucluk tarif etmislerdir (11).

Bancroft ve arkadaslari 2031 heteroseksuel erkek ile kendisini escinsel olarak tanimlayan 1379 erkekte sertlesme ve bosalma problemlerini incelemistir. Bu calismada, sertlesmeyi saglamakta gucluk, sertlesmeyi surdurmede gucluk ve bosalmanin hizli olmasi gibi problemler iceren 3 soru sorulmustur. Sertlesme sorunu escinsel erkeklerde, hem son 3 ay icinde hem de herhangi bir zaman icinde heteroseksuel erkeklere gore daha fazla bildirilmistir. Bu calismada, sertlesme bozuklugu olan escinsel erkeklerde, "performans kaygisi" heteroseksuel erkeklerden daha fazla saptanmistir (15). Lau ve arkadaslarinin 324 escinsel erkekle yuruttukleri calismada sertlesme sorunu son bir yil icinde %42.5 oraninda belirtilen cinsel islev bozuklugu arasinda altinci sirada %6.3 oraninda bildirilmistir (31). McWhirter ve Mattison'un calismasinda, ise cinsel sorunlari olan 81 erkek escinselde en sik tanimlanan cinsel sorun %43 oraninda sertlesmede zorlanmadir (20). George ve Behrendt, McWhirter ve Mattison'un aksine erkek escinsellerde uyarilma bozuklugunun, erken bosalmadan daha az siklikla goruldugunu bildirmistir. Onlara gore, escinsel erkeklerde, maskulen cinsel role uygun sosyalizasyon escinsel erkeklerde uyarilma bozukluguna yol acan en onemli faktordur. Bu sav, sorunu yasayan kisilerin yalnizken sertlesme saglamakta zorlanmazken, kendilerinin maskulenligini, iktidarini ve yeterliligini olctugunu dusundukleri erkek partneriyle beraberken sertlesme guclugu yasamalarini aciklamaktaydi. Buna ek olarak asagilanmadan korkma da erektil bozukluklara neden olmaktadir (37).

Shires ve Milles, sertlesme guclugu yasayan 7 heteroseksuel 8 escinsel katilimci ile yaptiklari calismada iki grup arasinda sertlesme bozukluklarinin farkli kognisyonlar ile iliskili oldugunu one surmuslerdir. Heteroseksuel erkekler daha cok performans anksiyetesi yasarken, escinsel erkekler daha cok kendilerini cinsel yetersizlik icinde hissetmekte olduklarini bildirmislerdir. Heteroseksuel erkeklerin depresyon ve anksiyete skorlari escinsellerden yuksekken, benlik saygisi skorlari daha dusuk bulunmustur. Escinsel grup HIV anksiyetesi, internalize homofobi ve yakinlik sorunlarini iceren kognitif degiskenlerden etkilenmekte oldugunu bildirmistir. Yazarlar, ozgul kognitif inanc ve semalarin, anksiyete ile beraber degerlendirilmesi gerektigini ve terapotik yaklasimin onemini vurgulamislardir (38).

Hirshfield ve arkadaslari calismalarina katilan erkekle cinsellik yasayan erkeklerin %45'inde sertlesme problemleri, %44'unde performans anksiyetesi bildirmistir. Calismacilar, benzer bildiride bulunulan cinsel islev bozukluklarini istatistiksel yontemler ile iki parcali semptom degiskenlerine ayirmislardir. Buna gore az/olmayan cinsel islev bozuklugu sinifi en buyuk (%32), sertlesme problemi/performans anksiyetesi ikinci (%24), azalmis cinsel istek/haz (%23) ucuncu ve yuksek duzeyde cinsel islev bozuklugu/agri (%21) dorduncu sinif olarak belirlenmistir. Buna gore, sertlesme problemi/performans anksiyetesi sinifi, yas olarak daha ileri, bekar, fiziksel hastalik sahibi olma ve receteli/recetesiz sertlesme bozukluguna karsi ilac kullanma acisindan ilk siniftan anlamli derecede farkli bulunmustur (30).

Arastirma bulgulari degerlendirildiginde erkek escinseller arasinda sertlesme bozuklugunun sik gorulen bir cinsel islev bozuklugu oldugu soylenebilir.

Orgazm Bozukluklari

Orgazm kisa surede yasanmasina ragmen otonomik, periferik ve merkez sinir sisteminin de icinde oldugu cinsel yanit dongusunun en karmasik evrelerinden biridir. Pek cok durumdan etkilenebilir (39). Kullanilan ilaclar yasanan saglik sorunlari, kisinin icinde bulundugu ruh hali, kisinin yeterince konsantre olup olamamasi gibi pek cok etken orgazmi etkileyebilir. Heteroseksueller gibi escinsellerin yasadigi kultur ve toplumdan partneri ile iliskisine kadar pek cok etken orgazmin olusmasina engel olabilir. Ancak escinsellerin daha once belirtildigi gibi daha stresli bir yasamlarinin olmasi orgazm sorunlarinin da daha cok olabilecegini dusundurmektedir.

Kadinda Orgazm Bozukluklari

Kadin escinseller ile heteroseksuel kadinlari karsilastiran calismalarda, cinsel iliski sikliginin kadin escinsellerde daha az olmasina ragmen, bu kadinlarin cinsel islev bozuklugundan daha az yakindiklari bildirilmistir. Escinsel kadinlar yine daha az lubrikant kullandiklarini ve daha az orgazm sorunu yasadiklarini bildirmislerdir. Bazi yazarlar kadin escinsellerin dogustan akici bir cinsellige sahip olduklarini ve iyi bir cinsellik yasadiklarini ongormektedir. Her ne kadar kadin escinsel cinselliginde daha once tanimlanan "bed death" deneyimi olsa da bu cinsel deneyimden memnun olmalari nedeniyle bu durumun bir sorun olarak tanimlanip tanimlanmayacagi bazi yazarla gore tartismalidir (21).

Erkekte Bosalma Bozukluklari

Escinsel erkeklerde erken bosalma, orgazm olamama ve gec bosalma goruldugu bildirilmistir. Orgazm olamama ile ilgili oranlar degiskenlik gostermektedir. Lau ve arkadaslarinin yaptiklari calismada orgazm olamama %5.6 oraninda saptanmisken (31), Hirshfield ve arkadaslarinin yaptiklari calismada orgazma ulasamama %36 olarak bildirilmistir (30).

Erken bosalma heteroseksuel erkeklerde en sik rastlanan cinsel islev bozuklugudur (40). Benzer sekilde erkek escinseller arasinda da onemli ve yaygin bir sorun oldugu gosterilmistir. Arastirma sonuclarinda %1.2-44 arasinda degisen oranlardan bahsedilmektedir. Bununla birlikte bazi calismalar da erken bosalmanin escinsel erkeklerde daha az goruldugu bildirilmistir (15). Cove ve arkadaslarinin 300 escinsel erkekle yuruttukleri calismada en sik cinsel islev bozuklugu sertlesme bozuklugu iken erken bosalma %1.2 oraninda bildirilmistir (14).

Gorece daha yeni calismalar ise erken bosalmanin escinsel erkeklerde heteroseksuel erkeklerle benzer oranda goruldugunu belirtmektedir. 2004-2005 yillari arasinda 7001 escinsel erkekle yapilan bir calismada azalmis cinsel istek, sertlesme bozuklugundan sonra en sik cinsel islev bozuklugu %34 ile erken bosalma olarak bildirilmistir (30). Breyer ve arkadaslarinin yaptiklari calismada PEDT (premature ejaculation diagnostik tool) ile degerlendirilen erkek escinsellerde erken bosalma oranlari escinsel (%17) ve heteroseksuel (%16) erkeklerde benzerlik gostermektedir (28).

Rosser ve arkadaslarinin 1997'de escinsel erkeklerin cinsel sorunlarini belirlemek amaciyla yaptiklari arastirmada 197 katilimci arasinda halihazirda cinsel islev bozuklugu yasayanlarin oraninin %52 oldugu, bunlarin icinde %19 unun erken bosalma, %16'sinin ise gec bosalma tanimladiklari belirtilmistir (11). Bazi arastirmacilar erkek escinseller arasinda erken bosalmadan cok gec bosalma goruldugunu bildirmistir (41). Gec bosalma icin daha cok psikolojik nedenlerin etken olabilecegi belirtilmektedir. Gec bosalmanin erkek escinsellerin erken cinsellige baslamasi nedeniyle pre-orgazmik duyumlarin fark edilmemesi ya da yok sayilmasindan kaynaklaniyor olabilecegi, agresif fantezilerden, performans kaygisindan, sucluluktan, dusuk ego gucunden olusabilecegi one surulmustur (11).

HIV tasiyiciliginin tum escinsel cinsel islev bozukluklarinda oldugu gibi erken bosalmada da onemli bir belirleyici olabilecegi dusunulmustur. HIV tasiyicisi olanlarda tasiyici olmayanlara gore erken bosalmanin daha az ya da daha sik goruldugunu bildiren yayinlar bulunmaktadir (42). Bu bulgular calisma duzeni ya da orneklem grubuna gore degisiklik gosterebilmektedir.

Cinsel Agri Bozukluklari

DSM ye gore cinsel agri bozuklugu tanisi altinda iki baslik bulunmaktadir: disparoni ve vaginismus (24). Disparoni genel tibbi duruma bagli olmayan, seksuel giris sirasinda kadin ya da erkekte genital bolgede hissedilen tekrarlayici agri olarak tanimlanmistir. Daha cok heteroseksuel cinselligine vurgu yapilmaktadir. Cinsel agri bozuklugunun sadece genital bolgelere sinirlandirilmasinin heteroseksist bir yaklasim oldugu, cinsel agridan bahsedilecekse oral ya da goguste agrinin da tanimlanmasi gerektigi bildirilmistir (3). Agrinin pek cok nedene bagli olarak ortaya cikabilecegi belirtilmektedir (3,35). Escinsel erkek ve kadinlarda disparoni ile ilgili yeterli veri bulunmamaktadir.

Calismalarda escinsel kadinlar arasinda da vaginismus goruldugu bildirilmistir (26). Bununla birlikte kadin escinsellerde agri bozukluklari uzerine kurgulanmis agri calismalarina rastlanmamistir. Erkek escinsellerde ise cinsel agriyi sik rastlanan bir sorun olarak tanimlayan calismalar bulunmaktadir (11,30,31,35).

Anodisparoni

Erkek escinsellerde anal birlesme sirasinda olusan agri Rosser ve arkadaslari tarafindan ayrintilariyla tanimlanmistir. Anodisparoni anal seks sirasinda reseptif partnerde tanimlanan tekrarlayici agri olarak tanimlanmaktadir (11). Anal seks daha cok escinsel erkeklerde tanimlanmistir. HIV tasiyiciligi nedeni ile tibbi acidan dikkatleri uzerine ceken bir cinsel eylemdir. Son yillarda yapilan calismalar anal seksin escinsel kadinlar, biseksueller ve heteroseksuel ciftler arasinda da yayginlastigini gostermektedir (3). ABD'de yapilan bir calismada arastirmaya katilan erkeklerin %40'i, kadinlarin ise %35'i son bir yil icinde anal seks denediklerini bildirilmislerdir (3). Ayrica heteroseksuel ve escinsel iliskilerde her iki partnerin de anal sekste reseptif olabildigi bildirilmistir.

Rosser ve arkadaslarinin 1997 yilinda escinsel erkeklerde cinsel islev bozuklugunu arastirmak uzere yuruttukleri calismada erkek escinsellerde anal seks sirasinda azimsanmayacak oranlarda (%16) agri yakinmasi oldugunu fark etmislerdir (11). Ilk kez bu calismada dikkati ceken agri yakinmasi nedeniyle Rosser ve arkadaslari yeni calismalar planlamis ve bu yakinmayi bir cinsel islev bozuklugu olarak tanimlamaya calismislardir. Anodisparoninin DSM sisteminde tanimlanabilecek yeni bir cinsel islev bozuklugu olabilecegi varsayimi ile tanisal olcutleri olusturulmaya calisilmistir (5,35).

Anal bolge oldukca hassas bir bolgedir. Istemsiz kasilan ic ve istemli kasilan dis sfinkteri bulunmaktadir. Istemsiz kasilan ic sfinkterin cinsel birlesme sirasinda kasilmasinin agriya neden oldugu dusunulmektedir (3). Sempatik otonomik uyarilma ile kasilan bu sfinkterin kasilmasinda pek cok faktorun etkili olabilecegi belirtilmektedir (5).

Damon ve Rosser'in calismasinda anodisparoniyi tanimlayabilmek amaciyla katilimcilardan anal seks sirasinda hissettikleri agriyi 1-7 arasinda degerlendirmelerini istemisler ve bunlarin %25'i 1-2 (hic-cok nadir), %63'u 3-5 (nadir hafif-sik hafif-orta siddette), %12'si 6-7 (tekrarlayan-surekli siddetli) olarak tanimlamislardir. Cinsel mitler, cinsel birlesme oncesinde anal bolgenin yeterince uyarilmamasi, anal bolgenin genel tibbi sorunlari, lubrikasyon eksikligi, madde kullanimi, psikolojik faktorler, penis boyutu, pozisyon, homofobi gibi nedenlerin agriya neden olabilecegi bildirilmistir (5).

Diger Cinsel Sorunlar/Bozukluklar

Escinsellerde degerlendirilmesi onemli olabilecek diger sorunlar arasinda cinsel partner ile frekans farkliligi, cinsel kompulsivite ve sanal seks one cikmaktadir. Bununla birlikte yazinin konusu cinsel islev bozukluklari oldugundan kisa deginilmistir.

Frekans farkliligi ayri bir baslik olmakla birlikte yazida istek bozukluklarinda kismen ele alinmistir. Escinsel bireylerde partner iliskisinde heteroseksuel bireylere gore cinsellik daha onemli olmaktadir. Escinsel erkeklerin, internet uzerinden cinsel ugraslari, kadinlardan ve heteroseksuel erkeklerden daha fazladir. %40'inin partnerlerini internetten bulduklarini bildirilmistir (43). Dew ve Chaney, escinsel erkeklerin bir kisminin depresyondan, dusuk benlik saygisindan, stigma ile iliskili anksiyeteden kacmak amaciyla interneti kullandiklarini ve internette gecirilen surenin cinsel kompulsiyon ile guclu iliskisi oldugunu ileri surmuslerdir (44). Parsons ve arkadaslari escinsel ve biseksuel erkeklerin internet ve cinsel kompulsiyonlarini arastirdiklari calismalarinda gunluk internet kullanimina gore sorunlu/sorunsuz internet kullanimi olanlar olmak uzere ikiye ayrilan katilimcilardan internet kullanimi sorunlu olanlarin cinsel kompulsiyon skorlarini yuksek bulmuslardir (45). Grov ve ark. 50 escinsel erkegin yarisinda cinsel kompulsiyon belirtileri saptamislardir. Yazarlar, cinsel kompulsivite ve riskli cinsel davranislar arasinda guclu bir iliski oldugunu one surmuslerdir (46). Seibel ve arkadaslarinin calismasinda, escinsel erkeklerin %69'u hayatlarinin bir doneminde, %54.2'si ise calismaya katildiklari donemde bazi cinsel parafili cesitleri tarif etmislerdir. Bunlar arasinda en sik olanlar: voyorizm, fetisizm ve frottorizmdir (36). Diger taraftan bunlar davranis duzeyindedir.

Sonuc

Tum arastirmalar degerlendirildiginde escinsellerde cinsel islev bozukluklarini, neden ve sonuclarini kapsamli olarak ifade etmek ve cinsel sorunlari belirli klinik olcutlerle tanimlamak halen guctur. Escinsel cinsel islevleri ile ilgili yapilan arastirmalarin sinirli olmasi, arastirma yontemlerinin farkliliklari ve genis epidemiyolojik calismalarin olmamasi bu zorlugun onemli nedenlerindendir.

Escinsel bireylerde cinsel islev bozukluklari son zamanlarda daha detayli calisilmaktadir. Bununla birlikte heteroseksuel bireylerdeki cinsel sorunlarla ilgili bilgilerle kiyaslandiginda oldukca az sayida calisma ve bilgi mevcuttur. Mevcut tani sistemlerinin daha cok heteroseksuel iliskiye odaklanmasi, escinsel bireylere ozgu cinsel sorunlara yeterince yer verilmemis olmasi, klinisyenler acisindan bir sorun olarak durmaktadir. Escinsel bireylerin saglik ortaminda da ayrimcilik yasama olasiliklari goz onune alindiginda bu konu daha da onem kazanmaktadir. Cinsel islev bozuklugu uzerine calisan saglik profesyonelleri escinsellerdeki cinsel sorunlari ayrintili sekilde degerlendirmeli, escinsellere ozgu sorunlar konusunda bilgi birikimlerini artirmalidirlar.

DOI: 10.4274/npa.y6078

Kaynaklar

(1.) Zucker JK. The politics and science of "reparative therapy". Arch Sex Behav 2003; 32:399-402.

(2.) Yildirim EA, Hacioglu M. Psikopatolojinin-Psikoterapinin Sinirlari ve Escinsel Deneyimi Olan Ergenler. Noropsikiyatri Arsivi 2010; 47:83-4.

(3.) Hollows K. Anodyspareunia: a nowel sexual dysfunction? An exploration into anal sexuality. Sexual and Relationship Therapy 2007; 22:429-43.

(4.) Yildirim EA. Cinselligi Konusmak ve Cinsel Oyku. Turkiye Klinikleri Psikiyatri Ozel Dergisi 2009; 2:1-5.

(5.) Damon W, Rosser BR. Anodysparonia in men who have sex with men: prevalence, predictors, consequences and the development of DSM diagnostic criteria. J Sex Marital Ther 2005; 31:129-41.

(6.) Mc Kusick L, Horstman W, Coates T. AIDS and sexual behavior reported by gay men in San Francisco. Am J Public Health 1985; 75:493-6.

(7.) Catalan J, Meadows J. Sexual dysfunction in gay and bisexual men with HIV infection: evalution, treatment and implications. AIDS Care 2000; 12:279-86.

(8.) Sandfort TGM, de Keizer M. Sexual problems in gay men:An overview of empirical research. Annu Rev Sex Res 2001;12:93-120.

(9.) Horowitz SM, Weis DL, Laflin MT. Differences between sexual orientation groups and social background, quality of life, and health behaviors. J Sex Res 2001; 38:205-18.

(10.) Kuyper L, Vanwessenbeeck I. Examining sexual health differences between lesbian, gay, bisexual, and heterosexual adults: The role of Sociodemographics, sexual behavior characteristics, and minority stress. J Sex Res 2010; 47:1-12.

(11.) Rosser BRS, Metz ME, Bockting WO et al. Sexual difficulties, concerns, and satisfaction in homosexual men: An empirical study with implications for HIV prevention. J Sex Marital Ther 1997; 23(Suppl 1):61-73.

(12.) Lock JM, Kleis BN. A Primer on Homophobia for the Child and Adolescent Psychiatrist. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1998; 37:671-3.

(13.) Spitzer RL. Can some gay men and lesbians change their sexual orientation? 200 participants reporting a change from homosexual to heterosexual orientation. Arch Sex Behav 2003; 32:403-17.

(14.) Cove J, Boyle M. Gay men's self-defined sexual problems, perceived causes and factors in remission. Sexual and Relationship Therapy 2002; 17:137-47.

(15.) Bancroft J, Carnes L, Janssen E et al. Erectile and ejaculatory problems in gay and heterosexual men. Arch Sex Behav 2005; 34:285-97.

(16.) Meana M, Rakipi RS, Weeks G et al. Sexual Functioning in a non-clinical sample of partnered lesbians. Journal of Couple Relationship Therapy 2006; 5:1-22.

(17.) Nichols M. Lesbian sexuality: Issues and developing theory. In Boston Lesbian Psychologies Collective editor Lesbian psychologies: Explorations and challenges, Chicago: University of Illinois Press; 1987; s. 97-125.

(18.) Iasenza S. Beyond 'lesbian bed death': The passion and play in lesbian relationships. Journal of Lesbian Studies 2002; 6:111-20.

(19.) Henderson AW, Lehavot K, Simon, JM. Ecological models of sexual satisfaction among lesbian/bisexual and heterosexual women. Arch Sex Behav 2009; 38:50-65.

(20.) Kurdek LA Gay men and lesbians: the family contex in Coleman M, Ganong LH. Handbook of contemporary families: considering the past, contemplating the future. USA: Sage publications; 2004; s. 96-115.

(21.) Nichols M. Lesbian sexuality/female sexuality: Rethinking 'lesbian bed death.' Sexual and Relationship Therapy 2004; 19:363-71.

(22.) Dupras A, Morriset R. Sexual dysfunction among HIV-positive gay males. Sexual and Relationship Therapy 1993; 8:37-46.

(23.) Jacobson J. Informing our psychosexual practice for treating erectile dysfunction in gay and bisexual men living with HIV: a response to the 2006 NHS Greater Glasgow HIV needs assessment report'. Sexual and Relationship Therapy 2007; 22:397-414.

(24.) Amerikan Psikiyatri Birligi: Ruhsal Bozukluklarin Tanimsal ve Sayimsal El Kitabi.Dorduncu Baski Yeniden Gozden gecirilmis Tam Metin (DSM IV-TR), Amerikan Psikiyatri Birligi, Washington DC, 2000, Koroglu E, cev. editoru. Ankara: Hekimler Yayin Birligi; 2007.

(25.) Nichols M. Shernoff M. Therapy with sexual minorities: Queering practice in Leiblum SR ed. Principles and Practice of Sex Therapy, The Guilford Press, New York- London; s. 379-415.

(26.) Van Rosmalen-Nooijens KA, Vergeer CM, Lagro-Janssen AL. Bed death and other lesbian sexual problems unraveled: a qualitative study of the sexual health of lesbian women involved in a relationship. Women Health. 2008; 48:339-62.

(27.) Holmberg D, Blair KL. Sexual Desire, Communication, Satisfaction, and Preferences of Men and Women in Same-Sex Versus Mixed-Sex Relationships. J Sex Res 2009; 46:57-66.

(28.) Breyer BN, Smith JF, Eisenberg ML et al. The impact of sexual orientation on sexuality and sexual practices in North American medical students. J Sex Med 2010; 7:2391-400.

(29.) Behrendt AE, George KD. Sex Therapy for Gay and Bisexual Men in Diamant L, McAnulty RD eds. The Psychology of Sexual Orientation, Behavior, and Identity: a handbook, Westport: Greenwood Press; 1995. s. 220-34.

(30.) Hirshfield S, Chiasson MA, Wagmiller RL et al. Sexual dysfunction in an internet sample of U.S. men who have sex with men. J Sex Med 2010; 7:3104-14.

(31.) Lau JTF, Kim JH, Tsui HY. Prevalence and sociocultural predictors of sexual dysfunction among Chinese men who have sex with men in Hong Kong. J Sex Med 2008; 5:2766-79.

(32.) Vinney LD. Social work practice with gay male couples in Mallon G ed. Foundations of social work practice with lesbian and gay persons. USA: The Haworth Press; 1998. s. 218.

(33.) Coleman EM, Hoon PW, Hoon EF. Arousability and sexual satisfaction in lesbian and heterosexual women. J Sex Res 1983; 19;58-73.

(34.) Beaber TE, Werner PD. The relationship between anxiety and sexual functioning in lesbians and heterosexual women. J Homosex 2009; 56:639-54.

(35.) Rosser BR, Short BJ, Thurmes PJ et al. Anodyspareunia, the unacknowledged sexual dysfunction: a validation study of painful receptive anal intercourse and its psychosexual concomitants in homosexual men. J Sex Marital Ther 1998; 24:281-92.

(36.) Seibel SL, Rosser BRS, Horvath KJ et al. Sexual Dysfunction, Paraphilias and their Relationship to Childhood Abuse in Men who have Sex with Men. International Journal of Sexual Health 2009; 21:79-86.

(37.) George KD, Behrendt AE. Therapy for Male Couples Experiencing Relationship problems and Sexual Problems in Coleman E, ed. Psychoterapy with homosexual men and women: integrate identity approaches for clinical practice. England: The Haworth Press, 1988. s. 77-88.

(38.) Shires A, Miller D. A preliminary study comparing psychological factors associated with erectile dysfunction in heterosexual and homosexual men. Sexual and Marital Therapy 1998;13:37-49.

(39.) Incesu C. Cinsel islevin fizyolojisi. Cinsel Islev Bozukluklari Monograf Serisi 1998; 1:3-11.

(40.) Rowland DL. Psychophysiology of ejaculatory function and dysfunction. World J Urol 2005; 23:82-8.

(41.) Jern P, Santtila P, Johansson A et al. Is there an association between same-sex sexual experience and ejaculatory dysfunction? J Sex Marital Ther 2010; 36:303-12.

(42.) Jones M, Klimes I, Catalan J. Psychosexual problems in people with HIV infection: Controlled study of gay men and men with haemophilia. AIDS Care 1994; 6:587-93.

(43.) Liau A, Millett G, Marks G. Meta-analytic examination of online sex-seeking and sexual risk behavior among men who have sex with men. Sex Transm Dis 2006; 33: 576-84.

(44.) Dew BJ, Chaney MP. Sexual addiction and the internet: Implications for gay men. Journal of Addictions Offender Counseling 2004; 24:101-14.

(45.) Parsons JT, Severino JP, Grov C et al. Internet use among gay and bisexual men with compulsive sexual behavior. Sexual Addiction Compulsivity 2007; 14:239-56.

(46.) Grov C, Golub SA, Mustanski B et al. Sexual compulsivity, state affect, and sexual risk behavior in a daily diary study of gay and bisexual men. Psychol Addict Behav 2010; 24:487-97.

Munevver HACIOGLU, Aysen COSUT CAKMAK *, Ejder Akgun YILDIRIM ** Bakirkoy Ruh Sagligi ve Sinir Hastaliklari Egitim ve Arastirma Hastanesi, Istanbul, Turkiye Istanbul Bakirkoy Kadin Dogum ve Cocuk Hastaliklari Egitim ve Arastirma Hastanesi, Istanbul, Turkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Munevver Hacioglu, Bakirkoy Ruh Sagligi ve Sinir Hastaliklari Egitim ve Arastirma Hastanesi, Istanbul, Turkiye E-posta: hmunevver@yahoo.com.tr
COPYRIGHT 2011 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2011 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Hacioglu, Munevver; Cosut Cakmak, Aysen; Yildirim, Ejder Akgun
Publication:Archives of Neuropsychiatry
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Mar 1, 2011
Words:5631
Previous Article:The intersexual differences of sexual functions and prolactine levels in schizophrenia patients under antipsychotic medication/Antipsikotik tedavi...
Next Article:The effects of antiepileptic drugs on lipid profiles and liver enzymes/Antiepileptik ilaclarin lipit profili ve karaciger enzimleri uzerine etkisi.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters