Printer Friendly

Lady Montagu'nun mektuplarinda osmanli kadini.

Ozet

Bu calisma, 18. yuzyilin baslarinda Osmanli cografyasinda bulunan Lady Mary Montagu'nun Turkiye hakkinda Avrupali dostlarina yazdigi mektuplari, Turk kadini konusunda icerdigi bilgiler bakimindan degrerlendirmeyi amaclamaktadlr.

Bugun bizler icin bile merak konusu olan donemin kadinlarini Binbirgece masallarinin egzotik ortamindan cikaran bu mektuplar, kadinlarin zorunlu olarak yoneldikleri ozel yasamlarinda olusturduklari zengin ve renkli bir gelenekler sistemine de isaret etmektedir. Turk sosyal hayatinin cesitli unsurlari yaninda 18. yuzyil Osmanli kadininin olusturdugu yasam bicimlerini yine bir kadin gozuyle yansitan bu mektuplar gunumuzde de degerini korumaktadlr.

Abstract

Ottoman Women in the Letters of Lady Montagu

The study aims to examine the informations about Turkish women in the letters of Lady Mary Montagu who visited Ottoman Empire at the begining of 18 century.

Letters that take out Ottoman women from exotic image of the Arabian Nights, are making a sign to rich and colorful traditions systems which are formed by women.

These letters also show assorted elements of Turkish social rife and riving forms of Ottoman women in 18th century with a women view. All of these peculiarities increase the importance of letters.

**********

I--Seyahatnameler

Seyahatnameler bir ulkenin kolturel ve sosyal yapsinin acikliga kavusmasinda muhim bir yere sahiptir. Bir devletin tarihi gorenekleri, yasam tarzi gibi tarih kitaplarinin haklarinda fazla ayrintiya yer vermedikleri konulari seyahatnameler ele alirlar. Boylece bir devletin siyasi tarihini tamamlayici bilgiler bu tur eserlerle saganabilmektedir. Ozellikle Osmanli gibi sosyal hayat bakimindan yeterince aciga cikmamis yonleri bulunan bir devlet icin bu tur bilgiler daha da onem arz etmektedir.

Osmanli Devleti'nin siyasi hayati oldugu kadar sosyal hayati da farkli dusunce sistemlerine sahip insanlar tarafindan birbirine tamamen zit bakis acilarina gore degerlendirilmistir. Bir devlet hakkinda bu kadar farkli yorumlarin yapdmasinin kokeninde bilgi--ozellikle belge--eksikligi yatmaktadir. Donem hakkinda kesin hukumlere vanlabilecek kaynak yoklugu objektif verilerin yerine subjektif yorumlarin gecmesine neden olmutur.

Osmanli Devleti'nin sosyal yapisi icinde tartismaya en acik konulardan biri ise Osmanli kadininin toplum icindeki yeri olmustur. O donemdeki kadinlarin yasantisiyla ilgili yeterince bilgi ve belgenin olmayisi dogru degerlendirmelerin yerini cesitli faraziyelerin almasi sonucunu dogurmustur. Bizzat Osmanli kadininin elinden cikmis verilere ulasilamayisi da arastirmacilari bu alanda yari yolda birakmistir. Bu konuda bilgi verebilecek seyahatnamelerin bircogu ise kadinin ev yasantisini goremeyen, toplum icinde kadina verilen degeri tespit edebilecek kadar uzun sure gozlem yapamayan erkek seyyahlar tarafindan yazilmistir. Erkek seyyahlar ise nufuz edemedikleri Osmanli kadin hayati hakkinda birbirinden cok farkli gorusler ileri surmektedirler. Bu durumda bu eserlerin de bize verebilecegi bilgiler yeterli olmamaktadir. Boyle bir ortamda sinirli da olsa ele gecen bir belge gecmisi aciklamak icin bize tutacaktir. Lady Montagu'nun mektuplarindan olusan ve ulkemizde Turkiye Mektuplari adiyla nesredilen kitap bu bakimdan anlamladir.

II. Lady Montagu ve Turkiye Mektuplari

a- Lady Montagu

Lady Mary Montagu, 1689'da Notinghamshire'de dogdu. Babasi tarafindan yetistirilmis ve bu egitim sayesinde Ingiltere'nin en aydin kadinlarindan biri olmustur. Edward Wortley Montagu'yla yaptigi evlilikten sonra Londra'ya yerleserek edebiyat cevreleriyle yakinlik kurmustur. Bu muhitte unlu Ingiliz sairi Alexander Pope ile kurdugu dostluklar sayesinde entelektuel cevrelerde ozellikle edebiyatcilar arasinda taninmis bir isim haline gelmistir.

Esi Edward Wortley Montagu' nun 1717 yilinda Ingiliz elcisi sifatiyla Istanbul' a tayin edilmesiyle birlikte Lady Montagu da iki surecek seyahatine baslamis, Hollanda, Almanya, Avusturya ve Macaristan guzergahini takip eden yolculugunu Istanbul'da tamamlamistir.

Lady Montagu, Ingiltere'ye donusunden uzun bir zaman sonra (1730) esinden aynlarak Venedik'te yasamis, 1761'de tekrar ulkesine donerek orada 1762'de olmustur.

Lady Montagu, 1717 yilinda baslayip 1718 yilinin ortalarinda biten seyahati sirasinda Balkanlar'dan itibaren Osmanli cografyasinin onemli bir kismini gorme imkani bulmustur. Turk sosyal hayati ve bunun bir parcasi olan kadin hayati hakkinda gozlemleriyle edindigi bilgileri tasiyan mektuplar, bu seyahatin urunleridir.

Olumunden bir yil sonra yayinlanan mektuplarinin bir bolumunu olusturan Turkiye Mektuplari, basta Voltaire olmak uzere bir cok insanin ovgusunu kazanmistir. Eser Turkiye'de de Sark Mektuplari adiyla 1912 yilinda Ahmet Refik tarafindan nesredilmistir.

b- Turkiye Mektuplari

Lady Montagu, 12 Subat 1717 tarihinden 19 Mayis 1718 tarihine kadar cesitli sahislara 20 mektup yazmistir.

Mektuplarin kimlere, hangi tarihlerde gonderildigi asagidaki tabloda yer almaktadir:

Lady Montagu, bu mektuplariyla Osmanli cografyasini ve toplumunu merak eden dostlarina ulkeyi tanitma amaci gutmektedir. Her mektupta toplumun bircok yonunu sergileyen teferruatli bilgilere rastlanmakta, ordudan kadinin yasayisina ve goreneklere kadar bircok konuya temas edilmektedir. Cok iyi bir gozlem kabiliyetine sahip olan Montagu, Turkiye'yi ve Turkleri tanimayanlarin konu hakkinda fikir edinebilecegi kadar etraflica aciklamaya calismistir.

Sayisi yirmiyi bulan mektuplar Ingiltere'de yasayan dostlara yazilmistir. Dolayisiyla mektuplarda samimi bir hitap tarzi ve uslup kullanilmistir. Lady Montagu sair dostu Alexander Pope a Belgrat ve Edirne den uc mektup yazmistir. Ilk mektubunda Osmanli Devleti'nin sinirlari icinde ilk ugrak yeri olan Belgrat'in konumundan, sehrin ahalisinden ve Turkler'in Belgrat'a verdikleri onemden soz etmistir. Alexander Pope'a ikinci mektubunu Edirne'de, ilkinden yaklasik iki ay sonra yazmistir. Kalmis oldugu yerin ozelliklerini eski sairlerin dizelerinden ornekler vererek anlatmistir. Bunda muhatabinin bir sair olmasinin da payi vardir. Bu mektubun onemli bir kismi Ibrahim Pasa'nin esi icin yazmis oldugu siire ve siirin aciklanmasina ayrilmistir. Lady Montagu, en iyi Turk siirlerinden biri saydigi bu siiri mekfubuna alarak Alexander Pope'un Osmanli siirinin durumu konusundaki merakini gidermek istedigini belirtir. Mektupta ayrica bu sehirde gordugu halk danslarini da anlatir. Montagu, Pope'a uzun uzun burada gordugu cicek hastaligina karsin yapilan asidan bahseder. Yasli kadinlar tarafindan yapilan bu asi insanlarin bagisiklik kazanmasina neden olmakta idi. Ingiltere'de 1798'de ilmi tecrubelerle Dr. Edward Jenner tarafindan ortaya konan cicek asisinin bulunmasinda Mntagu'nun anlattiklarinin onemi olmasi olasidir (Afetinan, 1967, s. 4-5). Ucuncu mektup Belgrad Koyu'nden yazilmistir. Bu mektupta icinde bulundugu ruh halini, yazar ve sairlerin eserlerinden ornekler vererek anlatmaktadir.

Lady Montagu Anne Thistlethwayt'e de Edirne ve Beyoglu'ndan iki mektup yazmistir. Bu mektuplarda cok cesitli konulardan bahsederek Avrupalilar tarafindan hakkinda cok az sey bilinen Osmanli'yi tanitmaya calismistir. Anne Thistletwayt'e yazilan ilk mektupta oldukca ilginc konularin anlatimina rastlanmakta, ornegin arkadasina oncelikle deveden bahsetmektedir. Cunku Bati ulkelerinde hic gorulmeyen bu hayvan ona oldukca sasirtici gelir ve anlatma ihtiyaci duyar. Ikamet ettigi Osmanli evinin yapisi, esyalar ve kadinlarin vakitlerini gecirmek icin edindikleri ugraslar yine bu mektubun satirlari arasinda yer almaktadir. Lady Montagu yazdigi ikinci mektupta ise kadin yasamlarindan ozellikle eglencelerinden bahseder. Butun bunlardan soz ederken de samimi bir uslup kullanir.

Lady Montagu, adi tam olarak verilmeyen Kontes de ... 'ye de bir mektup yazmistir. Bir kadina yazilmis olmasi sebebiyle agirlikli konusu kadin olan bu mektupta hamamlardan ve kadinlarla ilgili ilginc hikayelerden bahsedilmistir. Lady Montagu'nun Lady Bristol, Lady Mar, Prenses de Gal ve ismi aciklanmayan Lady'e yazdigi mektuplar da hemen hemen Anne Thistletwayt'e yazilan mektuplarla ayni uslup ve muhteva ozelliklerini gostermektedir.

Lady Montagu seyahati suresince en cok mektubu Rahip Conti'ye yazmistir. Mektuplar genelde Rahip Conti tarafindan sorulan sorulara cevap niteligindedir. Bunlarin da icerigi diger mektuplar gibi cesitlidir. Rahip Conti'ye verdigi bilgiler oncelikle din hakkindadir. Rahip Conti, bir din adami olmasi sebebiyle Turkler'in dini inanislarini merak etmis olmalidir. Lady Montagu ise bu suallere cesitli arastirmalardan sonra cevaplar vermis, Rahip Conti'ye yazilan dort mektupta da samimi oldugu kadar saygili bir ifade tarzini benimsemistir.

Turkiye Mektuplari'nda yer alan mektuplar Avrupalilarin Turkler hakkindaki onyargilarinin cogunu ortadan kaldiracak niteliktedir. Lady Montagu'nun 18. yuzyil Osmanli cografyasindan kesitler sundugu bu mektuplar sadece Avrupalilar icin degil Turk toplumu icin de buyuk deger tasimaktadir. Osmanli hakkindaki bilgilerimizin yetersizligi goz onune alindiginda genis degerlendirmelere yer veren bu mektuplarin kiymeti daha da anlasilacaktir. Cunku Lady Montagu seyahat ettigi cografyanin sadece belirli ozelliklerine deginmekle yetinmemis, siyasi yapilanma hakkinda da bazi bilgiler aktarmistir. Ancak askeri ve siyasi alanda verilen bilgiler gozlemden cok nakillere dayandigi icin tatmin edici gozukmemektedir. Bunun disinda Lady Montagu'nun sundugu en onemli ve diger kaynaklarda karsilasamayacagimiz bilgiler kadin ve kadinin ev yasantisina ait kendi gozlemleri sonucu ortaya koyduklaridir.

Lady Montagu'nun, Ingiliz elcisinin esi ve kadin olusu ona Osmanli evinin ve ozellikle harem dairelerinin kapisini kolayca dostluklari sayesinde kadin yasayisini en ince ayrintilariyla musahede edebilmistir. O yuzyilda hicbir seyyahin elinde bulunmayan bu imkanlari iyi degerlendiren Lady Montagu, evlilikten kadinin aile yapisindaki yerine, giyiminden yemek zevkine varincaya kadar bircok konuda tespitlerde bulunmustur. Edirne ve Istanbul'da ust duzeydeki insanlarin evlerinde bulunur ve bu cevrede karsisina gerek Avrupalilar gerekse bizim icin bircok bilinmeyen noktalara sahip Osmanli harem hayati cikar. Merak konusu olan bu mekanin kapilari mevkisinden ve cinsiyetinden dolayi sadece ona acilir. Kendisi de sahip oldugu bu imtiyazi arkadasi Anne Thistletwayt'e su sekilde anlatir:
 Ole zannediyorum ki, butun bunlari okurken, bilmedikleri seylerden
 bahsetmek icin kendilerini bir turlu tutamayan basit seyyahlarin
 hatiralarindan busbutun farkli seyler gordugunuze hayret edersiniz.
 Oysa ki seckin bir zumreye dahil olmadikca veya olaganustu bir
 firsat cikmadikca hicbir Hiristiyan Turkiye'de kibar bir adamin
 evine giremez. Ozellikle harem tamamen yasakhr. Bu yuzden basit
 seyyahlar iceriye nufuz edemedikleri icin evlerin ancak fazla
 gosterisli olmayan dis kisimlarini anlatabilmektedirler. Zaten
 haremler arka tarafta olduklarindan sokaktan gorulemezler. Disaridan
 yalniz gayet yuksek duvarlarla cevrilmis bahceler gorulebilir.
 (s. 73)


Bu satirlarda sadece Lady Montagu'nun elde ettigi ayricaligi degil mektuplarini diger seyahatnamelerden ayiran ozgun taraflari da buluruz. Diger seyyahlarin gorebildiklerinin bahce duvarlarindan ibaret oldugunu dusunursek Lady Montagu'nun ince ayrintilara dikkat etmeye calisan anlatiminin 18. yuzyil Osmanli kadini hakkinda ne kadar cok sey soyledigi fark edilebilir.

Lady Montagu'nun mektuplarinda her siniftan kadin yer almaktadir. Saray kadinlari ve dostluk kurdugu ust duzey devlet adamlarinin eslerini olduguu kadar toplumun diger katmanlarinda bulunan kadinlari da eserine tasima imkani bulur. Burada yapmis oldugu gozlemleri Lady Montagu'yu bir seyyah olarak daha da ayricalikli kilar.

Lady Montagu'nun mektuplarini farklilastiran yalniz Osmanli evine nufuz edebilmis olmasi degildir, Osmanli evine ve kadinina yonelttigi cogu mukayeseli gozlemleridir. Onu one cikaran nokta, yazarimizin kadin duyarliligi ve sahsi gozlem kabiliyeti sayesinde her ayrintiya vakif olmamizi saglamasidir. Oryantalist bir bakis acisiyla geldigi Osmanli cografyasi ve Turk insani hakkinda kapsamli ve tarafsiz olmaya calisan bilgiyi aktarmaya gayret gosterir. Boylece cagdaslarinin ve sonraki okuyucularin sorulari cevaplar bulmus hem de on yargilari sarsilir.

III--Intibalar

a-Mekanlar

a-i. Zengin Evleri

Lady Montagu'nun yakinlik kurduguu insanlar mevki sahibi kisilerdir. Dolayisiyla gordugu evlerin buyuk kismini zengin evleri olusturmaktadir.

Yazann ilk gordugu harem dairesi, Edirne'de Kethuda esinin haremidir. Haremin mimarisinden, cariyelerin durumuna kadar ilk defa karsilastigi seyleri, onyargilarini ve onyargilarin bir sure sonra zihninden silinisini anlattigi satirlar oldukca ilgi cekicidir. Evin yapisindaki incelikler, agaclarin golgeleriyle korunan ev ve ciceklerle suslenmis odalar Lady Montagu'yu oldukca etkiler. Fakat bunlardan daha cok o, buyuk bir misafirperverlikle kendisini karsilayan ev sahibesi Fatma Hanim uzerinde durmus, mektubunun onemli bir bulumunde bu guzel kadindan bahseder:
 Tavirlari o derece asil ve o derece tabii idi ki, bizim barbar
 tanidigimiz bir memlekette dunyaya geldigi halde onu Avrupa'nin en
 muhtesem tahtlarindan birine oturmus gorenler kralice olmak icin
 dogmus oldugunu zannederler. Velhasil guzelligi butun guzelleri
 golgede birakir. (s. 79)

 (...) Daha once tercumanim bana Fatma'nin guzelliginden
 bahsettigi halde o derece hayretler icinde kaldim ki, bir muddet
 guzelligini seyre daldigim icin kendisiyle konusamadim. O ne guzel
 yuz ve ne olculu vucuttu! Tabiat cildine cok tatli bir renk vermis.
 Gulumseyisi cok cekici. Mavi renginin bayginligina sahip iri, siyah
 gozleri vardi. Insan ona ne taraftan bakarsa baksin, yeni bir
 guzellikle karsilasiyor. Bu ilk saskinligimin tesiri gecer gecmez,
 herhangi bir kusuru olup olmadigini anlamak icin yakindan tekrar
 baktim ve her bakimdan guzel bir kadinin hosa gitmiyecegi hakkindaki
 kanaatlerin yanlis oldugunu anladim. (s. 76-77)


Lady Montagu Turk kadinlarini anlatirken burada yaptigi gibi sik sik mukayeselere gider. Bu mukayeseler, ilk bolumlerde daha cok kadinlarin ilk goruste dikkati ceken guzellikleri ve kiyafetleri ile ilgilidir. Genel olarak Fatma Hanim'in sahsinda Osmanli kadinini guzel buldugunu belirtir. Lady Montagu Edirne'de goruserek guzelligine ve inceligine hayran kaldigi. Kethuda'nin esi Fatma Hanim'la Istanbul'da gorusme imkani bulur. Onu Istanbul'da da Edirne'de oldugu kadar gosterisli ve canli bir ev hayati karsilar:
 Evinin esyasi gayet zevkli ve zarif. Kislik odalarda sirma oyali
 kadife, yazliklarda ise yine sirma islemeli Hint kumasi doseli.
 Burada kibar kadinlarin evleri, Hollanda' dakiler gibi temiz.
 Fatma'nin evi Istanbul'un en yuksek yerinde, pencerelerden deniz,
 Adalar ve Anadolu yakasindaki daglar goruluyor. (s. 81)


Lady Montagu Edirne'de Sadrazam Halil Pasa'nin evine de gitmis, burada Sadrazam ve esiyle gorusmustur. Fakat Montagu, bu ziyaretten fazla hoslanmamistir. Cunku Sadrazam ve esinin yasli olmasi yuzunden bu evde canli bir yasantiyla karsilasamamasi onun sikilmasina neden olmustur. Ancak bu evde Turk yemekleri hakkindaki izlenimleri kultur tarihimizi bu acidan da bir parca aydinlatmasi bakimindan onemlidir:
 Esi (Sadrazam Halil Pasa) cok nazik davranarak, yemege kadar benimle
 gorustu. Yemekler size anlatilabilecegi gibi fena olmayip, Turk
 zevkine gore, cok cesitli yapilmisti. Burada nasil yemek yapildigina
 dair size bilgi verebilirim. Cunki Belgrad'da uc hafta kadar bir
 efendinin evinde oturdum. Ahcilarina bizim icin cok nefis yemekler
 pisirtti. Ilk hafla yemekleri pek mukemmel buldum. Fakat sonunda
 biktigimi saklamama sebep yok. Kendi usulgmuzde bir yemek pisirtmek
 icin musaade istedim. Zannederim aliskin olmadigim icin biktim.
 Cunki bir Amerika yerlisi ne bizimkine ne de onlarinkine aliskin
 olmasa, mutlaka onlarinkini tercih eder. Turkler etleri cok fazla
 pisirip, dovulmus baharat kullaniyorlar. Salcalari da cok keskin.
 Corba yemeklerin sonunda veriliyor. Fakat sebzeleri bizimki kadar
 cesitli. Sadrazamin esi, bana fevkalade bir misafirperverlikle
 hepsinden yedirdi. Onun nezaketi kadar fazla istahim olmayisina
 canim sikildi. Yemekten sonra kahve, buhur verildi. Bu, gosterilen
 saygiyi ifade edermis. Iki cariye diz cokup saclarima, elbiselerime
 ve mendilime kokular serptiler. (s. 110).


Lady Montagu'nun bu anlatiminda yemek zevkinin yani sira Turk kadininin misafire gosterdigi yakinligi misafirini nasal agirladigi, ona ne gibi hizmetlerde bulundugu yer almaktadir. Aynca bu izlenimlerden Turk yemek kulturundeki devamlilik ve degismelerle ilgili fikirleri de cikarmak mumkundur.

ii. Hamamlar

Toplum hayatina, gunluk yasama cok aktif olarak katilamayan Osmanli kadini, sokaktan uzak kapali mekanlara yonelmistir. Boylece hamam kulturunu gelistirmis ve bu mekana birden cok ve onemli islevler yuklemistir. Haftada bir burada bulusarak dertlerini ve sevinclerini paylasmaktadirlar. Gunumuze yaklasildiginda hamamin bu bircok islevinden artik siyrilmis oldugu gorulmektedir. Bu gelenegin yuzyillar boyu devam etmesinde Turk kadininin geleneklerine siki baglanisinin ve sosyal hayata katilma ihtiyacinin payi vardir.

Osmanli kadini hamamlarla adeta erkeklerin toplanti yerleri olan kahvehanelere paralel olacak bir mekan gelistirmistir. Buralarda cok sayida kadin bir arada bulunarak hem gorusup iyi vakit gecirmekte hem de onlar tarafindan surdurulen geleneksel davranis ve torenlerin devamliligi saglanmistir. Ayrica dugu n merasimlerinin onemli bir bolumunun bu mekanlarda yapilmasi kadin hayatindaki yerini saglamlastirmakta, hatta vaz gecilmez bir hale getirmistir. Lady Montagu da gormus olmaktan pek memnun kaldigini soyledigi bir hamam dugunune istirak etmistir. Bu torende gelinin getirilisi ve tavirlari, genc kizlarin guzelligi onun ilgisini cekmistir:
 Uc gun once sehrin en guzel hamamina merak ettigim icin gittim.
 O gun oraya yeni bir gelin gelecekmis, bu sebeple yaptiklari
 merasimi buyuk bir zevkle seyrettim. Ve Teokrites'in Epithalome
 d'Helene'ini hatirladim. Bana oyle geldi ki, bu merasim o
 zamanlar neyse simdi de o. Yeni akrabalik kuran iki ailenin
 dostlari, akrabasi ve hatta tanidiklari hep hamama geliyorlar.
 Bazilari da sirf seyretmek icin geliyorlar. Velhasil hamamda iki
 yuze yakin kadin vardi. Evli ve dullari hamam dairelerinin
 kenarlarindaki mermer setrelere oturuyorlar, genc kizlar cabucak
 soyunuyorlar, uzerlerinde inciler ve kordelalarla suslu saclarindan
 baska bir sey kalmiyor. Iki tanesi yeni gelini karsilamak icin
 kapiya dogru gittiler. Gelini annesi veya akrabasindon biri
 getiriyordu. Gayet guzel ve ancak onyedi yasindaydi. Elbiseleri hep
 mucevherlerle suslu agir bir kumastan yapilmisti. Gelini cabucak
 anadan dogma hale getirdiler. O sirada genc kizlardan meydana gelen
 alayin onunde iki kiz kirmizi kaplardan etrafa kokular saciyorlardi.
 Diger otuz kiz da ikiser ikiser arkadan geliyorlardi. Ondekiler bir
 sarki soyluyorlar, oburleri bunu tekrarliyorlardi. En geriden gelen
 gelinin yaninda iki kiz vardi. Gelin gozleri yere dogru, gayet alcak
 gonullu bir tavirla yuruyordu. Bu pek hosuma gitti. Kizlar boylece
 hamamin uc buyuk salonunu dolastilar. Bu manzaranin guzelligini
 anlatmak cok zor. Hemen butun kizlarin vucutlari cok duzgun ve
 tenleri goz alacak kadar beyaz. Hamama sik gitmekten seffaflasmis.
 Alay bitince gelin, hatirli hanimlara takdim edildi, herbiri
 tarafindan iltifatli sozler ve mucevher, kumas, mendil veya buna
 benzer hediyelerle tebrik edildi. Kendisine hediye verenin elini
 opuyor ve hediyeyi kabul ediyordu. (s. 132-133)


Lady Montagu, hamamda orta sinif Turk kadininin yasantisina tanik olmustur. Osmanli kadininin hayatina uzun suredir asina olmasi ve hamamda gordukleri sonucunda Turk kadinlarinin fikir sahibi nazik ve Ingiliz kadinlari kadar ozgur oldugu kanisina varmistir. Kadinlarin hamami bir toplanma merkezi ve sosyallesme alani olarak kullandiklarini tespit etmistir.

b. Cariyeler

Lady Montagu'nun ozellikle gozlemledigi diger bit konu da cariyelerin yasam tarzidir. Para karsiligi alinip satilan ve hayatlarina kolaylikla mudahale edilebilen cariyelerin Osmanli Devleti'nde nasil bir yasam surdugu, Avrupali bir kadin olarak onun da ilgisini cekmistir. Osmanli toplumunun aile ici yasantisi hakkinda teferruatli bilgiye sahip olunamadigi icin cariyelerin nasil muamele gordukleri de acikliga kavusmamistir. Boylece hakkinda cok az sey bilinen her konu gibi bu da insanlarin hayal guclerinin yardimiyla farkli hikayelere donusmustur. Bu durum sadece Avrupalilar tarafindan degil Turkler tarafindan da bu sekilde degerlendirilmistir. Butun bunlar biraz da cariyelik kavraminin kendisinden kaynaklanir. Cariyelerin satin alinabilmesi, sahiplerinin emri altinada olmalari farkli yorumlari da beraberinde getirir. Lady Montagu ise kendisinden cariyelerin yasamlari konusunda bilgi isteyen dostuna uzun incelemeleri sonunda vardigi yargiyi bildirir ve mektubunda su ifadelere yer verir:
 Benden cariyelere ait ozel bilgi istersiniz. Fakat Hiristiyanlarin
 anlattiklari gibi bunlarin hali muthis diyemeyecegim. Turk degilim
 ama talihsiz cariyelere gosterilen iyi muameleyi de takdir ederim.
 Cariyeler dayak yemiyorlar ve esaretleri de diger
 memleketlerdekilerden fazla degil. Kendilerine kefalet parasi
 verilmiyor ama elbiselerine yaptiklari masraf bizim hizmetcilerimize
 verdigimiz paradan fazla. Zannederim burada erkeklerin kadinlari
 kotu niyet ile satin aldiklarini soyleyerek itiraz edersiniz. Fakat
 buyuk Hiristiyan sehirlerinde bundan daha az alcakca bir niyetle mi
 satin aliniyorlar? (s. 128)


Lady Montagu, bu satlrlarla okuyuculara zihinlerinde yer etmis dramatik cariye hikayelerinden cok daha farkli tablolar sunmustur. Yazar, bu sonuca ulasincaya kadar kadinlarin topluca bulundugu yerlerdeki ve haremlerdeki cariyeleri incelemistir. Cariyeler kendilerini satin alan kadinin hakimiyeti altinda bulunmaktadirlar. Kadinlar arasindaki bu iliski mektuplardaki bilgilere dayanarak kole-sahip iliskisinden farkli boyutlara ulasmaktadir. Hanimlar cariyelerine kendilerine yaptiklari kadar masraf yapabilmekte, egitimleri ile de yasli cariyeler alakadar olmaktadir. Yazarin bu gozlemlerini o donemdeki bazi gelenekler de desteklemektedir. Konaklar arasinda cariyelerin iyi yetistirilmesi hususunda bir rekabetin oldugu bilinmektedir. Bu mekanlarda bulunan cariyelerin kullanimi "(...) kaynaklandigi Saray'a gore, daha degisik bir gorunum icindedir. Buralarda kole sayisi daha az oldugu icin onlarla tek tek ve yakindan ilgilenme gelenegi yaygindi. Efendiler, kolelere cogunlukla ana-baba gibi davranirlar, onlarin yetismeleri icin ellerinden geleni esirgemezlerdi. Ustelik, kadin koleleri yaslanmadan "azad" ederek kendilerine uygun bir kocaya verirlerdi" (Parlahr: 1987, s.14). Sarayda Hafize Sultan'in cariyeleri de toplumun diger kesimlerindeki cariyelere benzerlik gostermektedir:
 Otuza yakin cariye vardi. Iclerinden on tanesi secme idi. Bunlarin
 en buyugu yedi yasinda idi. Bu kucuk kiz cocuklarinin hepsi de cok
 guzel giyinmislerdi. Sultani eglendirenler bunlardir herhalde.
 Kendisine oldukca pahaliya mal oluyorlar. Bu yasta bir kizi yuz
 Ingiliz lirasindan asagiya alamaz. Kivircik saclarini hep cicekten
 yapilmis celenklerle suslemislerdi. Bunlar onlarin basliklari;
 sirmali kumastan elbiseler giymisler. Diz cokerek Sultan'a kahve
 ikram ediyorlar, elini yikamasi icin su getiriyorlar. Yasli
 cariyelerin baslica gorevleri arasinda bu kucuk kizlarin
 yetistirilmesi ve nakis ogrenmesi var. Hanimlarina oz evlatlari
 gibi buyuk bir titizlikle hizmet etmeleri gerekiyor. (s. 115)


Cariyeleri baska mekanlarda da gorebiliyoruz. Diger evlerde ise ayni gorevleri surdurmelerinin yani sira kadinlar arasinda duzenlenen eglencelerde yer almakta, kimi muzik aleti calmakta kimi de dans etmektedir. Cariyelerin agir islerde calistiklarina dair herhangi bir bilgiye ise mektuplarda yer verilmemistir:
 Fatma Hanim'in bir isareti uzerine, derhal dort tanesi lavta'ya,
 gitar'a benzeyen calgilarla icli havalar calmaya, turkuler
 soylemeye basladilar. O sirada digerleri de sirayla oynuyorlari.
 Bu dans simdiye kadar gordguklerimden cok farkliydi. Insanda
 belli bir takim hisler uyandirmak icin bundan daha sanatkarane
 daha uygun bir sey olamaz. Nagmeler o kadar tesirli; bazen
 dokunakli bir vaziyette durup gozlerini suzuyorlardi. Sonra arkaya
 dogru egilip sanatla kalkislarinin en hissiz bir sofunun dahi
 gorup de tesiri altinda kalmamasina imkan yok. (s. 80)


Bu konuda dikkatleri ceken en onemli noktalardan biri de erkeklerin cariyelere bakislari ve onlara takindiklari tavirlardir. Cariyelerin erkekler tarafindan cinsel yonden kullanip kullanmadigina dair degerlendirmelere de yer verir Lady Montagu. Bu durumun sanilanin aksine cok siki vukubulmadigini, seyrek olarak goruldugunu belirtir. Dinin dort kadinla evlenmege izin verdigini ancak kadinlarin ihanete tahammul edememeleri sonucu ozellikle kibar erkeklerin boyle bit tercihe yonelmediklerini soyler. Fakat bunu yok sayanlar da vardir. Ornek olarak da bir defterdar verilir. Bu defterdar tamamen evin haniminin hakimiyeti altinda olan ve ona hizmet etmekle yukumlu bulunan cariyelerle esine ihanet etmistir. Boylece hem esinin kinini kazanmis hem de toplumda capkin olarak degerlendirilmeye, toplum icindeki sayginligini yitirmeye baslamistir:
 Turkler'de seriat dort kadinla evlenmeye izin veriyor, ama kibar
 erkekler bu izinden istifade etmiyorlar. Kadinlar ihanete asla
 tahammul edemezler. Erkegin ihaneti gayet normal oldugu halde,
 sevgilisini ayri bir evde oturtup gizlice ziyaretine gider, tipki
 Ingiltere'de oldugu gibi. Tanidigim kibarlar arasinda sadece
 defterdarin birkac cariyesi var. Bunlar selamligin bir kisminda
 oturuyorlar. Cunki bir hanima hizmet etmek uzere alinan cariyeler
 tamamen o hanimin hakimiyeti altina giriyorlar. Bu anlattigim
 defterdar icin cok capkin diyorlar ve hic saygi gostermiyorlar. Esi
 yine ayni evde oturuyor, ama onu gormek bile istemiyor (s. 54-55).


Saraydaki cariyelerin konumu ve padisahin onlara karsi tutumu da farkli bir konudur. Belki de en cok dikkat cekici olani ve hakkinda yorum getirileni de budur. Saray hayati Avrupalilar tarafindan basli basina bir merak konusuyken buna bir de cariyelik eklenince durum daha da masal ogeleriyle beslenmeye baslamistir. Lady Montagu kendi ifadelerine gore Avrupa'da bu konuda cesitli inanislarin bulundugunu belirtir. Bu inanislar tamamen oryantalist bir gorusten dogmuslardir ve hayali unsurlari icinde barindirmaktadirlar.

Mary Montagu, II. Mustafa'nin Hafize Sultan'i ziyareti sirasinda hem saraydaki cariyeleri gormus hem de bu konu hakkinda daha cok bilgi edinmistir:
 Sultan (Hafize Sultan) son derece neseli, buyuk bir nezaketle
 gorustu. Kendisinden saray hakkinda bilgi edinmek icin firsattan
 istifade ettim. Oteden beri padisahin hangi kizi isterse ona bir
 mendil attigi hakkindaki fikrimizin katiyen dogru olmadigini
 soyledi. Padisah istedigi kizi kizlaragasi ile cagirttirimis.
 Diger Sultanlar derhal itaat edip o kizi yikar, giydirir, vucuduna
 kokular surerlermis. Padisah once kizin odasina guzel hediyeler
 gonderir, sonra da kendisi gidermis. Yatagin ucuna kadar kizin
 surunerek geldigi yalanmis (s. 113).


Boylece mektuplara saray haremi, padisah ve cariyeler iliskisi de girmis olur.

c. Giyim-Kusam

Lady Montagu Turkiye Mektuplari'nda kadinlarin giyiminden de sikca bahseder. Osmanli kadininin zengin olsun olmasin giyime harcadigi para gozunden kacmaz. Modanin ozellikle saray kadinlari tarafindan takip edildigini vurgulayan Lady Montagu, mektuplarinda toplumun her kesimindeki kadinlarin giyimindeki zenginligi dile getirir. Cariyelerin kiyafetlerini en az hanimlarinin giysileri kadar guzel buldugunu bir sokak satlclsmm kansmm bile bir elmasa sahip oldugunu belirtir. Kadin kiyafetlerini anlattigi bolumlerden suphesiz en etkileyici olani Hafize Sultan'in giyimini anlattigi bolumdur:
 Elbisesi son derece kiymetli idi. Size anlatmadan yapamayacagim.
 Arkasinda dolama ismi verilen bir gomlek vardi. Kirmizi renkli
 yukaridan asagiya, yakasindan etegine kadar buradaki kadinlarin
 elbiselerindeki dugmeler kadar elmaslarla suslenmistir. Lord
 Montagu'nun elmasi kadar degil ama yine de nohut buyuklugunde var.
 Bu dugmelerin uzerinde ayni bir prensin dogum yil donumunde
 giyilen elbiselere konulan altin suslere benzeyen, iri elmas susler
 sarkiyordu. Gomlegi ise saplari iri elmaslarla suslu daha kucuk iki
 igne ile kemere tutturulmus. Ic gomlegini baklava bicimi iki elmas
 dugme ile iliklemis. Genis kemeri tamamen elmas isli. Gerdanindaki
 uc dizi mucevher dizlerine kadar iniyordu. Biri iri inciler arasma
 konulan Hint yumurtasi buyuklugunde zumrut, digeri ise her biri
 ufak para buyuklugunde gayet koyu yesil uc veya alti altin
 kalinliginda zumrutlerden meydana geliyordu. Ucuncusu ise yuvarlak
 zumrutlerden meydana gelmisti. Kupelerin pariltisi digerlerinin
 hepsini golgede birakiyordu. Armut seklindeki kupeler, findik
 buyuklugundeki iki elmastan yapilmisti (s. 111-112).


Bu kiyafetin uzerindeki mucevherlerin yarisina bile Avrupa'daki hicbir kralicenin sahip olmadigini da ekler. Bu gosterisli tablo 18. yuzyilda Osmanli saray kadininin zevkini gostermektedir. Lale Devri'nin baslangic yillarina rastlayan bu izlenimler devrin ozelligini de bir bakima yansitmaktadir.

Lady Montagu Turk kadin kiyafetlerinden cok etkilenmistir. Daha Istanbul'da iken Turk kiyafetlerini cok begenmis, Ingiltere'ye dondukten sonra da beraberinde getirttigi cok sayida Turk giysisini degisik toplantilarda, maskeli balolarda giymis, ayrica bu kiyafetlerle degisik portrelerini yaptirmistir (Yildiz, 2002, s. 569). Bu kiyafetlerden birini Lady Mar'a yazdigi mektubunda en ince ayrintilarina varincaya kadar anlatmistir.

d. Guzellik

Lady Montagu'nun Turk kadininin guzelliginden bahseden satirlan oldukca ilginc ve bir o kadar da gurur oksayicidir. Yazar, Osmanli cografyasina yaptigi seyahatin ilk anlarindan beri Turk kadinini cok guzel bulmus, farkli mektuplarinda Turk kadinini guzel yapan unsurlardan sik sik bahsetmistir. Guzellikten bahsederken surekli olarak Turk kadiniyla Avrupali kadin arasinda bir mukayeseye giristigi gorulmektedir. Tercihini ise Turk kadinindan yana kullanmistir.
 Burada guzel kadin Ingiltere'dekinden cok daha fazla ve cesitli.
 Cirkin bir kadin goremezsiniz. Hem hepsinin gozleri kara, tenleri
 dunyanin en guzel rengi. Her ne kadar butun Hiristiyanlik alemi
 icerisinde, Ingiliz Kral sarayi en guzel kadinlarin bulundugu yer
 ise de orada bile bu kadar guzel kadin yok (s. 53).


Mary Montagu bu gibi ifadeleri her firsatta dile getirmektedir. Turk kadinina guzellik katan her unsuru hayranlikla ama dikkatle incelemistir. Kadin duyarligiyla bir gozlem yapmis olmasi bize bu konuda cok aktarmasina olanak saglamistir. Ayrica Turk kadinlarinin guzellesmek icin vurduklari yontemler de bu mektuplarin icinde yer alir.

Montagu, seyahatinin ilerleyen kisimlarinda kadinlari daha yakindan inceleme firsati bulmustur. Boylece kadinlarin sadece dis guzelliklerinden bahsetmekle kalmamis onlarin toplum icindeki yerlerini ve haklarini da bizlere iletmistir. O bunlari yaparken sahsi yorumlarini da ilave etmistir.

Avrupahlarin kadinin Osmanli Devleti icinde bir esirden farksiz oldugu inancina ilk basta Lady Montagu da sahiptir. Fakat bu dusunncelerinden oldukca cabuk siyrilir. Avrupalilar tarafindan hicbir yetkiye sahip olmadigi dusunulen Osmanli kadininin aslinda bir cok hakki elinde tuttugunu da belirtir. Toplum icinde asagilanmadigini, kendisini koruyabilecek bir cok hak ve yetkiyi elinde tuttugunu soyler. Ona gore kadinlarin sahip oldugu haklar toplumun alt kesimlerinde daha kisitli olmakla beraber, ust tabakalarda alabildigince genislemektedir. Su cumleleri Osmanli kadininin haklarini, toplum icindeki yerini belirlemesi bakimindan onemlidir:
 Zengin Turk kadinlari kocalarindan hic korkmazlar. Cunki onlarin
 gelirleri kendi ellerindedir. Divan da kadinlara hurmet eder. Bir
 pasa oldurulunce Padisah haremin ustunlugune katiyyen tecavuz
 edemez. Dul bir kadin her bakimdan emniyet icinde yasar. Hanimlar
 cariyelerin hakimidir, bunlar cok genc ve guzel olsalar bile esler
 asla yan bakamazlar. (s. 54).


Nitekim bu sozleri 1874 yilinda Istanbul'u ziyaret eden Edmondo De Amicis de Lady Montagu'ya bazi yonlerden katilarak tasdik eder:
 Bu kadinlar hurdur. Bu her yabancinin buraya gelir gelmez eliyle
 tutabilecegi kadar acik bir hakikattir." (Amicis: 1993, s. 202).


Osmanh kadininin boylece zannedilenden daha fazla salahiyete sahip oldugunu gormekteyiz.

Sonuc

Osmanli toplumunun kafes arkasinda kalmis kadinlarinin yasamlarindan onemli kesitleri vermeye calisan Lady Montagu, o donemden gunumuze cok sey ulastirmir. Onun cesitli basliklar altinda toplanabilecek fikirleri hem icerdigi bilgiler hem de aydin bir Avrupali kadina ait olmalari bakimindan oldukca onemlidir.

Lady Montagu'nun yetbtirilmesine gosterilen ozen ve ilerleyen zamanlarda kurdugu dostluklar, girdigi entelektuel cevre onun mekani ve ozellikle insani degerlendirme kabiliyetini olumlu yonde etkilemistir. Yolculuguna ve mektuplarina ilk basladigi gunden itibaren onda her seyi gorebilme ve degerlendirme istegi fark edilir. Kendisine acilan her mekanin ayrintilarini yansitma ihtiyaci onun eserini zenginlestiren hususlardandir. Diger seyahatnamelerin sadece kucuk bir bolumunu olusturan kadin hayatina genis yer ayiran Lady Montagu'nun mektuplari, kisa bir donem icin bile olsa, kadin hayatina tutulan bir ayna niteligindedir.

Bunun yaninda Lady Montagu'nun mektuplarini herhangi bir seyyahin eserinden farkli kilan unsurlardan en onemlisi icerigidir. Yogun olarak Osmanli kadinindan bahseden yazar, hem devri hem de sonraki donemler icin yol gosterici bilgiler sunabilmistir. Onun digerlerinin aksine kadini yasadigi hemen hemen her alanda gozlemleyebilmesi bu bilgilerin cesitliligini artirmaktadir.

Bu cesitlilik sayesinde eserde yer alan her mektupta yazarla birlikte farkli mekanlarda farkli hayatlarla karsilasiriz. Kadinlar bulunduklari mekanla, giyimleri ve tavirlariyla, bazen de ilginc hikayeleriyle karsimiza cikarlar. Bu arada yazarin fikirlerinin degisimine de tanik oluruz. Yazar kendi onyargilarini silmenin yaninda mektuplarda hitap ettigi dostlarinin dusuncelerini de degistirme istegi duyar. Gormus oldugu bu renkli cografyayi dostlarina tanitma ihtiyaciyla yazdigi mektuplar, Avrupa'da da cok yanki yapmistir. Bu sebeple sadece cagdaslari tarafindan degil kendisinden sonra Osmanli Devleti'nde bulunan seyyahlarin eserlerinde de ismi sik sik zikredilir.
Gonderilen Kisi Yazildigi Yer Adet Tarih

Alexander Pope Belgrad 1 12 Subat 1717
Alexander Pope Edirne 1 01 Nisan 1717
Alexander Pope Belgrad Koyu 1 17 Haziran 1717
Anne Thistlethwayt Edirne 1 01 Nisan 1717
Anne Thistlethwayt Beyoglu 1 04 Ocak 1718
Kontes de 1 Mayis 1718
Lady Bristol Edirne 1 01 Nisan 1717
Loyd Bristol 1 10 Nisan 1718
Lady Mar Edirne 1 01 Nisan 1717
Lady Mar Edirne 1 8 Nisan 1717
Lady Mar Beyoglu 1 10 Mart 1718
Lady Edirne 1 01 Nisan 1717
Lady Belgrad Koyu 1 17 Haziran 1717
Lady Beyoglu 1 16 Mart 1718
Prenses do Gal Edirne 1 11 Nisan 1717
Rahip Conti Edirne 1 01 Nisan 1717
Rahip Conti Edirne 1 17 Mayis 1717
Rahip Conti Istanbul 1 29 Mayis 1717
Rahip Conti Istanbul 1 19 Mayis 1718
Sarah Chiswell Edirne 1 01 Nisan 1717


Kaynakca

Afet Inan, A. (1964). Lady Montague' nun Mektuplarindan: Cicek Asisi (1717). Teymis'ten Uskudara /From Thames to Scutari icinde, Ingilizceye ceviren: Engin Uzmen, Ankara: Kadinin Sosyal Hayatini Tetkik Kurumu Yayinlari: No. 8.

Amicis, Edmondo De (1993). Istanbul (1874), (cev. Prof. Dr. Beynun Akyavas), Ankara: Turk Tarih Kurumu Yayinlari, VI+399 s.

Lady Montagu, (tarihsiz). Turkiye Mektuplari, Istanbul: Tercuman 1001 Temel Eser, 208 s.

Parlatir, Ismail, (1987). Tanzimat Edebiyatinda Kolelik, Ankara: Turk Tarih Kurumu Yay., 227 s.

Yildiz, Netice, (2002). Ingiliz Kulturunde Osmanli Etkileri, Turkler, Ankara: Yeni Turkiye Yayinlari, C. 15, s. 564-580.

Yildiz, Netice, (2002). Afet Inan Onculugunde Kurulan Kadinin Sosyal Hayatini Arastirma ve Inceleme Dernegi (KASIAD)'nin Kadin Konulu Yayinlari. KADIN/

WOMAN 2000, Kadin Arastirmalari Dergisi/Journal for Woman Studies, Ciltl. 2, Sayi 1, 2001, s.140-146. (Kitap Tanitimi).

Ayse Demir, Turk Dili ve Edebiyati, Fen ve Edebiyat Fakultesi, Erciyes Universitesi, Kayseri-Turkiye. e-mail: demira@erciyes.edu.tr
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2003 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

 
Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:letters of Lady Mary Montagu; article mainly in Turkish
Author:Demir, Ayse
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Dec 1, 2003
Words:4686
Previous Article:Aysel'in trajedisi ya da Olmeye Yatmak romaninda aydin kadinin bunalimi.
Next Article:Woman's body as colony: Impossible Saints.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2018 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters