Printer Friendly

Koker, Eser--Yamaner, Guzin--Sahin, Ozlem--Gogus--Tan, Mine--Atakul, Sati--Ulker-Al, Gulsen--Ildan-Ciftci, Menekse Aydin, Cigdem K.--Saner-Kaan, Ebru--Onem, Guzide--Bayer, Nuran, Anneanne Sirlarini Eskitmis Aynalar.

Civiyazilari Fidenti Kitapligi 2002, 198 sayfa, ISBN 975. 8663. 03. 8.

Feminist yazin, tarihi cogunlukla erkeklerin deneyimlerini anlatan ve erkekler tarafindan yazilan oykuler olarak tanimlar. Baska bir deyisle savaslarin ve zaferlerin oykusu. Kadin deneyimleri bu anlatilarin ya tamamen disarisinda birakilir veya bir "dekor" olarak kullanilir.
 Babalarimiz, onlari biliyoruz asker veya denizcilerdi.... Fakat
 annelerimiz, buyuk annelerimiz ve buyuk buyuk annelerimiz onlardan
 geriye ne kaldi? Gelenekten baska hicbir sey. Onlar hakkinda
 isimleri ve bazen evlenme tarihleri ve cocuk sayilari disinda
 hicbir sey bilmiyoruz." (K. C. Kramarae; P. A. Treichler (1985), A
 Feminist Dictionary, Pandora Yayinlari, s. 193).


Bugune dek sosyal ve beseri bilimlerin ve daha ozelde tarihin konusu olmamis, gormezden gelinmis veya gorunmez kilinmis gruplarin, yani gucsuzlerin, yoksullarin, iscilerin, orgutlu olmayanlarin, etnik gruplarin, siyahlarin, heteroseksuel olmayanlarin ve tabii ki kadinlarin, arastirmalarin ve yayinlarin konusu olmasinin uzun bir gecmisi yok.

Gecmisle ilgili dogru bilginin yalnizca gecmisin degil ayni zamanda bugunun de anlasilmasinda yaran var. Kyvig ve Marty (1996: 4) her insanin hayatinda bir tarih oldugu gerceginin baskanlar kadar bakkallar icin de gecerli oldugunu belirtir. Her insanin dunyasinin heyecan verici ve arastirmaya deger bir yani oldugu gibi, yani basimizdaki kisilerin tarihinin de evrensel tarih dilinde paylari ve haklan var. Bu yasam oykulerini kayitlara geciren amator ve profesyonel tarihciler arasindaki farkin, birincilerin hayatlarini baska bicimlerde kazanirken ikincilerin hayatlarini tarihci olarak kazanmalarindan baska bir sey olmadigini kabul etmeliyiz.

Tarih savaslarin ve hukumdarlarin tarihi olmadigi gibt tarih yazmak da sadece tarihcilerin ayricaligi degildir. Tum tarihciler ortak cabalari ile tekil olanla evrensel olan arasinda iliski kurarlar (Kyvig ve Marty 1996: vii). Amator tarihcilerin gecmise yonelik ilgisi profesyonel tarihcilerin yarattigi evrensel dilin yeniden tanimlanmasinda buyuk onem tasir.

Yeni toplumsal tarih anlayisi, geleneksel tarihin yeniden gozden gecirilmesinin ve erkek egemen soylemin bu anlatilardan ayiklanmasinin yolunu acti. Tarihi "kadinlar tarafindan anlatilan kadini marjinde degil merkezde ele alan insanlik oykuleri" olarak anlamamiza yonelik cesur bir adim oldu. Gecmisin kadinlar gozuyle yazilmasi yani feminist tarih, bize bazen bilgi vermenin bazen de incelikli bir sekilde taraf tutmanin keyfini yasatir.

Universitelerde orgutlenen kadin calismalari/arastirmalari alani disiplinlerarasi bir anlayisla 1990'larin basindan itibaren akademik hayatta dersleri, atolyeleri, arastirmalari, arastirmacilari ve tezleri ile yeni bir sayfa aciyor. Gorunmezi gorunur kiliyor, var olana kadinlar acisindan bakiyor ve yakin zamana dek suskun kalan dunyanin yansinin gozunden dunyanin nasil gorundugunu bize aktarmaya calisiyor. Anneanne Sirlarini Eskitmis Aynalar adli kitap iste boyle bir cabanin urunu. Ankara Universitesi Kadin Calismalari Yuksek Lisans Programi'nda ogrenci ve ogretim uyelerinin duzenledigi Kadin Calismalarindan Kesitler adindaki seminerdeki otobiyografi tartismalarinin sonucunda bu kitap ortaya cikar. Yazarlardan Sati Atakul'un "Sizi buraya getiren nedir?" sorusunu, semineri yuruten Mine Tan docentlik sinavina hazirlanan bir kadinin hikayesini okuyarak cevaplar. Bunun uzerine kendi hikayesini yazmaya oturan Eser Koker'in "kalemine dolanan annesinin hikayesi" ise seminere katilanlar arasinda anneannelerini yazma fikrinin kisa surede kabul gormesini saglar.

Anneannelerimiz bize bazen dolaysiz bazen de annelerimiz araciligiyla yani basimizdaki dunyayi anlama, takdir etme gucunu ve heyecanini verdiler. Baska kadinlarin tecrubeleri ile tanismak bizde yeni imgeler ve dusunme temeli yaratir. Yani basimizdaki kadinlarin tarihi, bizim esenligimiz ve evrensel tarihin kadinlar tarafindan doldurulmasi beklenen yerin doldurulmasi bakimindan onemlidir. Kadin calismalari alaninin anneannelerimizin hayatinin sinirlarini asan ve 'tas ustune tas koyarak' olusturdugu kadin bilgisinin buyumesi icin ciddi bir adimdir bu caba. Hic kuskusuz gelenegin yaziya dokuldugu bu oykuler kisisel oykulerdir ve anneanneler anlatici sifatiyla yine kendi ailesinden kadinlarin oykuleri ile tarihteki paylarini ve "torunlarina miras biraktiklari direnme gucu ile" (s. 195) yerlerini kalicilastirirlar.

Feminist arastirma icin gerceklik, disarida hazir ve duzenli bir sekilde duran ve kaydedilmeyi bekleyen bir gerceklik degildir. Aksine deneyimle uretilen ve kurgulanmis, arastirma ve ogrenmenin bir arada oldugu veya bilginin deneyimden cikarildigi bir anlayisa dayanir. Feminist arastirma deneyimi, kendi gercekligini kurarken feminizmin politik amaclarina yonelik bir akademik ve bilimsel anlayisi da akademik hayata tasima iddiasindadir. Kitap "siradan" kadinlarin yasam oykuleri ile anneannelerimizi 'tarihin bir oznesi' yapar. Kendi gecmisimizin kadinlari ile bizi tarihin bir parcasi haline getirerek ortak bit kadinlik durumu ve kadinlik bilinci yaratir. "Feminist hareketin biriktirdigi deneyimleri akademinin icine tasiyan anlayis" (s.21) "baskalarinin yasantilari ve deneyimleri araciligiyla kendi yasanti ve deneyimlerimize bakma" (s.21), yambasimizdaki kadinlarin gecmislerini kollektif gecmisin bir parcasi yapma olanagi saglayarak bizi bu surecin bir parcasi kilar.

Anneannelerimizin tarih cemberi, daha distaki buyuk kadin tarihi cemberinin cekirdegini olusturur. (1) Yani basimizdaki tarih, bizi dogrudan ilgilendiren ihtiyaclarin karsilanmasi bakimindan arastirmaya degerken kadin tarihi ayrica tarih icindeki buyuk bir boslugun doldurulmasi icin de onemlidir. Anneannelerimizin oykuleri gecmisin tasvirinden ibaret degildir; onlar ayni zamanda hem onlar hem bizim icin 'gecmisin anlaminin yorumlanmasi'dir da ...

Yeni tarih anlayisinda gerceklik, yazarlarin veya onlara anlatanlarin kurgularidir. Kitaptaki hikayelerde anneannelerin ne yaptigindan cok neler hissettigi veya hissetmis olabilecegi ve nasil yasadigi anlatiliyor. Bir cogu su anda hayatta olmadigindan oykulerini onlardan degil onlari taniyan yakinlardan ve akrabalardan aliyoruz. Bu calisma bize, hic hatirlayamayacagimizi dusundugumuz kendi anilarimizin bile bir bilginin kaynagi ve bir birikimin parcasi haline donusturuyor. Bu calismada bir iktidar alani olan dilin geleneksel ve egemen dil disinda kurgulandigina da tanik oluyoruz. Bu kitapta feminist arastirma ilkelerinden birini daha "arastirmanin bir parcasi olan kadin"i da goruyoruz: Torun olarak feminist kadin, tarih anlaticisi ve yazicisi olarak feminist kadin.

Kadinlarin gundelik deneyimlerinin tarihsel oneminin altini cizen bu kitap, okuyucuda kendi tarihini kesfetme veya en azindan kendi anneannesini yazma istegi uyandiriyor. Kitabi olusturan atolye calismasinda her oturuma her katilimcinin katilmasi karari da bu 'buyulu ortamin' herkes tarafindan paylasilmasi isteginin bir parcasi olmali. Bu calisma birinci asamasinda anneannelerden bize uzanan cizgide onlarin hayatlarini kovalamak ve yazmak varken, ikinci ve feminist calisma acisindan onemli olan asamasinda -kitapta buna yer vermemis olsalar da- yazarlarin kendi yazma deneyimlerini paylasmalari vardir. Bu calismayi ust duzey bir bilinc yukseltme calimasi olarak da degerlendirilebilecek yetkinlige ulastirmistir.
 "Hani derler ya anlatilan senin hikayendir. Benimki de o
 hesap ..." (s.107)

 "Bu yurek acimi torenlerinde biz, bugun yasamayan ve
 olduklerinde tarihin, onlar icin suskun kaldigi bir
 dunyanin siradan kadinlarina bilinmeyen bir dua okuduk."
 (s.168)

 "Bilmedigimiz mekanlarin ve bilmedigimiz insanlarin
 oykuleri bizi bir yandan kendi anlattiklariyla kusatirken,
 bir yandan da kendi oykulerimizi olgunlastirdi." (s. 195)

 "Hem bizim olan hem uzak sayilan kadinlar." (s.192)

 "Kisinin kendi hayatini acikca ve dogrudan etkileyen bir
 gecmis hakkinda bilgi edinilmesinin duygusal katkisini
 baska hicbir tarihsel arastirma bicimi saglayamaz."

 (Kyvig ve Marty 1996:8).


Bu bilincle kaleme alinan kitabin mahcup ve kararsiz bekleyen bircok istegi harekete gecirmesi ve bize yeni kitaplar olarak donmesi dilegiyle ...

Notlar

(1) Finberg'e gore aile, yerel topluluk, ulusal ve uluslarustu toplumu, ortak merkezli cemberler dizisi olarak resmetmek mumkundur. Her biri, kendinin disindaki cembere yapilacak surekli bir referansla incelenmeyi gerektirir; ancak, dis cemberler tarafindan kusatilmalari veya sinirlanmalari, icindekilerin yuvarlakligindan bir sey eksiltmez. D. E. Kyvig; M. A. Marty (2000). Yanibasimizdaki

Tarih, Ceviren: Nalan Ozsoy, Istanbul: Tarih Vakfi Yayinlari, s. 4.

Hanife Aliefendioglu

Iletisim Fakultesi

Dogu Akdeniz Universitesi
COPYRIGHT 2002 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2002 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Non-English language article
Author:Aliefendioglu, Hanife
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Jun 1, 2002
Words:1092
Previous Article:Kadin Konulu Tarihi Kaynaklar / Historical Sources on Woman Studies.
Next Article:Dogramaci, Emel, Ataturk'ten Gunumuze Sosyal Degisimde Turk Kadini.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters