Printer Friendly

Klinefelter Sendromu: klinefelter syndrome.

Ozet

Klinefelter sendromu erkeklerde en sik gorulen seks kromozom bozuklugudur. Klinik ozelliklerinin degisiklik gostermesi ve bu sendromun hekimler tarafindan farkindaliginin yetersizligi neticesinde hastalann %50'sinden fazlasi tanisiz kalmaktadir Klinefelter sendromunun tipik klinik ozellikleri farkli seviyelerde hipogonadizm bulgulan, atrofik testisler ve jinekomastidir. Bu tipik klinik ozellikleri olmayan hastalarda da Klinefelter sendromu olabilecegi unutulmamalidir. Testosteron seviyeleri cok dusuk olmamasina ragmen serum folikul stimule hormon seviyesinin normalin uzerinde olmasi Klinefelter sendromu icin onemli bir laboratuvar bulgusudur. Kesin tani periferik kandaki lenfosillerden yapilan kromozomal analiz ile konulur Bu analizin nadiren normal bulunabilecegi akilda tutulmalidir. Pubertal donemdeki hastalann tanisinin mumkun oldugunca erken konmasi ve tedavinin baslanmasi onemlidir. Testosteron tedavisi kas kitlesinin, kemik mineral yogunlugunun ve libidonun artmasini saglar. Hastanin ruh hali, kendine guveni belirgin olarak iyilesir. Genel olarak Klinefeller sendromlu hastalar infertil kabul edilse de, son yillarda uygulanan bazi yardimci Creme yantemleri ile fertilizasyon saglanabilmektedir. Turk Jem 2013; 17: 63-7

Anahtar kelimeler: Klinefelter sendromu, seks kromozomu, hipogonadizm, testosteron

Abstract

Klinefelter syndrome is the most common sex chromosome disorder in males. Variation in clinical presentation and insufficient awareness of this syndrome among clinicians lead to fifty percent of patients remain undetected. Typical clinical features of Klinefelter syndrome are various degrees of hypogonadal symptoms, atrophic testes and gynaecomastia. However, these typical clinical symptoms may not be present in all patients. Even if serum testosterone levels are not markedly low, elevated serum follicle-stimulating hormone is a considerable laboratory finding. Definitive diagnosis is made by karyotype analysis of peripheral blood lymphocytes. It must be kept in mind that this analysis may be normal in rare conditions. Early recognition of patients during puberty and handling them as soon as possible is important. Testosterone replacement therapy results in increased muscle mass, bone mineral density and libido. The patient's mood and self-esteem improve significantly. In general, patients with Klinefelter syndrome are accepted as infertile, however, assisted reproductive techniques may provide fertilization. Turk Jem 2013; 17: 63-7

Key words: Klinefelter syndrome, sex chromosome, hypogonadism, testosterone

Giris

Klinefelter sendromu olarak adlandirilan klinik tabloyu ilk olarak 1942 yilinda Harry Klinefelter ve arkadaslari kucuk testisli, jinekomastili, spermatogenezi olmayan 9 erkek hastada, idrarlarinda artmis FSH atilimini gostererek tanimlamislardir (1). Endokrin bir hastalik oldugu dusunulmus ancak nedeni o donemde saptanamamistir. 1956 yilinda Plunkett ve Barr, Klinefelter sendromlu erkeklerin yanak mukozalanndaki hucreleri incelemisler ve gunumuzde Barr cisimcigi olarak adlandirilan patognomonik gorunumu tarif etmislerdir (2). Jacobs ve Strong 1959 yilinda Klinefelter sendromunun kromozomal bir hastalik oldugunu, fazladan bir X kromozomunun 47, XXY kromozom yapisi nedeni ile bu klinik tabloya neden oldugunu tespit etmislerdir (3).

Klinefelter sendromlu hastalarin %80 kadanni klasik tip olarak adlandirilan 47,XXY karyotipi, geri kalan %20 kadarini ise 46,XY/47,XXY mozaik formu, yuksek dereceli anoploidiler veya X kromozomu yapisal anormallikleri olusturmaktadir (4). Klinefelter sendromu erkekte en sik gorulen seks kromozom bozuklugudur. YapiIan arastirmalar neonatal sikliginin 1/500-1000 ve yetiskinlerdeki prevalansinin ise 1/2500 oldugunu gostermektedir. Bu sendrom prematur mortaliteye sebeb olmadigindan, yetiskinlerdeki prevalansin dusuk saptanmasi, Klinefelter sendrom tanisinin atlandigini gostermektedir. YapiIan hesaplamalar Klinefelter sendromlu hastalarin %50'sinden fazIasinin tanisinin konamadigini gostermektedir (5). Azospermik hastalarin %ll'inin ve infertil erkeklerin %3'unun etyolojisinde Klinefelter sendromunun rol oynadigi saptanmistir (6).

Patogenez

Hastalarda gorulen fazladan X kromozomu, genellikle gametogenez esnasinda ovum ya da spermin normal seks kromozomu yaninda fazladan X kromozomu tasimasi ile olusur. Zigot olustuktan sonraki mitoz safhasindaki hatalardan kaynaklanarak gelisen Klinefelter sendromlu olgular daha nadirdir (7). DNA problari kullanilarak yapilan bir calismada babaya ait bolunme hatalarinin vakalarin %53,2'sini teskil ettigi gosterilmistir. Anneye ait olan %43,7 oranindaki bolunme hatasi mayotik bolunmenin birinci faz (%34,4) veya ikinci faz (%9,3) hatalarindan kaynaklanabilmektedir (8). YapiIan bazi arastirmalarda anneye ait 1. faz ve 2. faz hata oranlarinin anne yasi ile orantili olarak degisebildigi, ileri yas annelerde 1. faz hata oraninin arttigi gosterilmistir (9). Zigot olustuktan sonraki mitotik hatalann ise geri kalan kucuk bir orani (%3,2) olusturdugu saptanmistir (8).

Klinefelter sendrom olgularinin cogunlugunda kromozom kurulusu 47,XXY olmakla birlikte, 48,XXXY; 48,XXYY; 49,XXXYY ve 47,XXY/46,XY mozaik kromozom yapisi gibi sayisal kromozom anomalileri de gorulebilir. Klinefelter sendromunda 47,XXY disi kromozom anomalilerinin tum olgular icindeki oraninin %10-20 oldugu dusunulmektedir (4). X kromozom sayisi arttikca daha dismorfik ozellikler gosteren hasta ile karsilasilir. Kriptorsidizm, seks karakterlerinde daha belirgin gerilik, hipoplazik skrotum olasiliginin artmasi yaninda bu hastalarda mental gerilik bulgulan ortaya cikmaya baslar (10). Sorsal kromozom anomalilerinin disinda nadiren yapisal kromozom anomalileri de gorulmektedir. izokromozom Xq gibi yapisal kromozom anomalilerinin tum Klinefelter sendromlu olgularin %0,3-0,9"unu olusturdugu tahmin edilmektedir (11).

Klinik

Klinefelter sendromunda klinik belirtiler hastaligin olusturdugu hipogonadizme bogli olabildigi gibi dogrudan kromozomal anormallige bagli da olabilir. Semptomlar hastalann yas donemine gore degisiklik gostermektedir. Prenatal olarak, amniosentez mayiiinin karyotipik degerlendirilmesi ile Klinefelter sendromu saptanabilir. Ancak perinatal ultrasonografik incelemede belirgin ozellik gostermemesi nedeni ile rutin gebelik izleminde Klinefelter suphesi ile amniosentez yapilmast beklenmez. Baska nedenlerle amniosentez yapilan gebelerde karyotip analizi yapilmasi durumunda tani, konabilir (12). Gebelik donemi ile ilgili olarak annenin yasi gibi cesitli faktorlerin incelendigi calismalarda Klinefelter sendromu icin gorulme olasiligini artiran bir faktor saptanmamistir (13).

Klasik Klinefelter sendromlu bebeklerde dogum sirasinda hicbir ozellik gorulmez. Aslinda yapilan arastirmalarda klinodaktili, yank damak ve inguinal herni gibi bazi konjenital malformasyoniann saglikli erkek cocuklanna gore Klinefelter sendromlu bebeklerde daha sik goruldugu saptanmistir (14). Ytiksek derecede kromozomal anormallikleri olan Klinefelter sendromlu hastalarda konjenital malformasyon oranlan artar. 48,XXYY, 48,XXXY, 49,XXXXY durumlannda konienital malformasyon orani %70-100 arasinda bildirilmistir. En sik karsilasilan malformasyon klinodaktilidir. Bunu sirasiyla yank damak, inguinal herni, kardiyak anormallikler, radioulnar sinostoz takip eder. Daha nadir olarak hipospadias, inmemis testis gibi genitouriner malformasyonlarla karsilasilir (10,15).

Klasik tip Klinefelter sendromlu cocuklann fizik muayene ozellikleri ve gelisim ozellikleri cogunlukla normal cocuklardan farkli degildir. YapiIan arastirmalarda aslinda Klinefelter sendromlu cocuklann penis boyutlannin ve testis volumlerinin daha kucuk oldugu ve boylannin yasitlanna gore daha uzun oldugu saptanmistir (16). Klinefelter sendromlu cocuklarda gorulebilen diger bir ozellik ogrenme ve algilama sorunlandir. Kromozomal anormalliklerin derecesi ile parole) olarak bu sorunlann arttigi gosterilmistir (17). Konusma ve hareketlerde gecikme, ogrenme zorluklari, okumada gecikme yaninda agresivite, uyumsuzluk gibi kognitif fonksiyonlarda da anormallikler IQ seviyesi klasik formda genellikle normal olmakla birlikte yasek malformasyonlu hastalarda cok dusuk dereceler gorulebilir (10), (15), (17).

Klasik Klinefelter sendromlu olgularda prepubertal donemde bu ozellikler genellikle klinik olarak farkedilebilecek duzeyde degildir. Prepubertal donemde tani konabilen Klinefelter sendromlu hasta orani %10 olarak bildirilmektedir (4). Klasik Klinefelter sendromlu haslalann klinik ozellikleri ergenlik cioneminde belirgin olmaya baslar. Ergenlikte en dikkat ceken ozellik testis hacminin artmamasidir. Germ Nicrelerinin kaybi ve seminifer tubu11erin fibrosisi ile testis sent hale gelir (18). Hastalarda sekonder seks karakierleri gelisimi genellikle normaldir. Aksiller/pubik killanma, penis boyutunda artma, kas kitlesinde artma, sakal blyik gelisimi, ses kalitesindeki degismeler olagan sekilde gelisir. Ancak testosteron seviyesinin beklenenden az olmasi ve gecikme nedeniyle hastalann boyu yasitlanna gore daha uzundur. Fizik muayenede en onemli ozelliklerden birisi de hastalann %50'sinde gorulen jinekomastidir (15).

Eriskin donemde en belirgin ve en kaki klinik ozellik testis hacminin kucuk olmasidir (<4 ml). Farkli derecelerde androjen yetmezligi ile birlikte onikoid yapi ve jinekomasti varligi Klinefelter sendromunun en tipik belirtileridir (9). Eriskin hastalarda semptomlann goriilme yuzdeleri Tablo l'de gosterilmistir. Bu donemde hastalar siklikla infertilite sikayeti ile basvururular. Infertilite sorunu olan hastalarda testis muayenesi mutlaka yapilmali, klinik suphe durumunda genetik analiz istenmelidir. Klinefelter sendromlu eriskin hastalarda azospermi cok yuksek oranda saptanir Onikoid vucut yapisi prepubertal hipogonadizm durumlannda gorulenden biraz daha farklidir. Kiosk uzun kol ve uzun bacaklarla prezentasyonun aksine, ust extremiteye gore alt extremitede daha oransiz bin uzunluk mevcuffur. Prepubertal donemde de gorulen alt ekstremite uzunlugu daha on plandadir ve kromozomal anormallige bagli oldugu dusunulmektedir (19).

Androjenin aromatizasyonu sonucu gelistigine inantlan jinekomasti de eriskin hastalarda Klinefelter sendromu dusunulmesine neden olabilecek en onemli semptomlardan biridir ve hastalann %50 kadannda saptantr (9), (20). Kaki bir bulgudur, tedavilerle degisiklik gostermez. Klinefelter sendromlu hastalarda androjen yetmezliginin psikososyal sonuclan nedeniyle karakter bozukluklan, kisilik bozukluklan ve davrants problemleri ortaya cikar. Bu hastalar genellikle psikolojik uyum sorunlan olan kisilerdir.

Bu tipik ozellikleri olmayan hastalarda da Klinefelter sendromu olabilecegi unutulmamalidir. ozellikle mozaisizmi olan hastalann buyuk cogunlugunda hicbir ozellik saptanmayabilir. Hastalann ancak %25'inin eriskin yas gurubunda tani alabildigi bilinmektedir. cok ileri yaslarda tam konabilen hastalar oldugu gibi tont konmadan yasamini surduren olgulann da oldugu bilinmelidir (4). Mozaik formlarda klinik ozellikler cok farkliliklar gostermektedir. Mozaik Klinefelter sendromlu olgularda fazladan X kromozomunun bulundugu dokuya baglt olarak degisken ve klasik tipe gore daha az siddetli fenotipik ozelikler gorulur. En sik 47,XXY/46,XY mozaik formu ile karsilasilti. Bu hastalarda bazi dokularda 47,XXY, bazi dokularda ise 46,XY kromozomu bulundugu gosterilmistir. 47, XXY kromozom diziliminden farklt olarak, mozaizm muhtemelen konsepsiyondan sonraki mitotik fazdaki bolunmeden kaynaklanmaktadtr. Hastalarda cesitli seviyelerde klinik belirti olabilecegi gibi, hicbir klinik belirti gostermeyen olgular da vardtr. Sadece oligospermi veya infertilite sorunu ile tani alabilirler (15). 47,XXY/46,XY mozaik formlarin %14 ila %61'inde testis dokusunda normal XY karyotipi bulunmast nedeniyle spermatogenez ve fertilitenin korundugu gosterilmistir (21).

Klinefelter sendromlu hastalann kemik mineral yogunluklanntn cocukluk doneminden puberte baslangtona kadar normal oldugu, daha sonraki donemlerde ise sagliklt yas-cinsiyet gruplanna gore daha dusuk oldugu gorulur. Kemik mineral eksikliginin en onemli sebebinin hipogonadizm oldugu saptannstir. Osteoporoz riski acisindan hastalara erken donemde testosteron replasmani baslanmali ve uzun sureli devam ettirilmelidir (22).

Bu hastalann saglikli erkeklere gore meme kanseri gelisim actsindan 20-50 kat artmis riske sahip oldugu ve tum erkek meme kanserlerinin %6'sini olusturdugu bildirilmistir.

Artmis riskin nedeni, Klinefelter sendromlu erkeklerin normal karyotipe sahip erkeklerle klyaslandiginda ostradiol/testosterone orantnin birkac daha yuksek olmasi ile aciklanabilir. Bir baska olasilik ise, iki X kromozomun varliginin meme kanserinin genetik riskini arttirmis olabilecegidir (23).

Yapilan arastirmalarda bazi hastaliklarin Klinefelter sendromlu hastalarda daha sik goruldugu biIdirilmitir. Otoimmun hastaliklar, tip 2 diyabetes mellitus, bacak ulserleri sikliginin aratirildii calivnalarda Klinefelter sendromlu hastalarda olasilik daha yuksek bulunmustur (9), (15), (16).

Laboratuvar--Tani

Klinefelter sendromu suphesi ile aravinlmasi gereken hastalann guruplanna gore degismektedir. En tipik ozellik testislerin kucuk saptanmasidir. Klinefelter sendromlu hastalarda testis hacmi genellikle 3-4 ml'yi gecmez (9). Prepubertal donemdeki hastalarda bu ozellik cok katki saglamaz. Bu ya gurubunda diger bulgulann olmamasi durumunda Klinefelter sendromundan suphelenmek cok guctur.

Hastalann buyuk kisminda Klinefelter sendromu tanisi puberte doneminde konmaktadir. Bu donemdeki hastalarda genellikle pubertede gecikme gorulmektedir. Sekonder seks karakterleri gelivnesine ragmen testislerin irilesmemesi Klinefelter sendromunun en tipik klinik tablosudur ve jinekomasti de gelivnise Klinefelter sendromu en olasi tanidir.

Infertilite sikayeti ile gelen eriskin erkekte Klinefelter olasiligi mutlaka akla getirilmelidir. Testis volum azligi hastalann hekime basvuru sebebi olmayabilir. Klinefelter sendromlu hastalarda sekonder seks karakterleri ve ereksiyon, ejekulasyon gibi primer seks fonksiyonlan siklikia normaldir. Ozellikle azospermi saptanan hastalarda kolaylikla dilanabilen diger nedenler gozden gecirildikten sonra araVirilmasi gereken tani Klinefelter sendromudur.

Klinefelter sendromlu hastalarda genellikle serum testosteron seviyeleri puberte ile yukselmeye baslar. Puberte donemindeki testosteron seviyesindeki artis bazen yasitlarindan biraz gec olabilir. Serum testosteron seviyesi siklikla normalin alt seviyelerine kadar yukselir. Mozaik formlarda tamamen normal seviyelerde gorulebilirken, yuksek kromozomal defekti olan hastalarda cok daha dusuk seviyelerde gorulur. Klasik olgularda serum testosteron seviyeleri yillar icerisinde giderek azalir.

Hastalarda rastlanilan en tipik laboratuar bulgulanndan birisi de puberte ile birlikte gorulen serum gonadotropin seviyelerinin yuksekligidir. Ozellikle serum follikul stimule edici hormon (FSH) seviyesinin cesitli derecelerde normalden daha yuksek oldugu gorulur. Serum luteinize edici hormon (LH) seviyesinde yukselme daha hafif duzeydedir. Testosteron seviyeleri cok dusuk olmamasina ragmen serum FSH seviyesinin normalin ozerinde olmasi Klinefelter sendromu icin onemli bir uyaran olmalidir. Serum FSH yuksekligi hemen tum Klinefelter sendromlu hastalarda saptanan bir laboratuvar bulgusudur (6), (9, (20). Mozaik formlarda serum testosteron seviyeleri genellikle normal seviyelerde olmasina karin, serum FSH seviyesinin hafif yuksek oldugu gorulur.

Klinefelter sendromlu hastalarda serum ostradiol seviyelerinin de hafif cluzeyde arttigi gosterilmiVir. Bu artisin nedeninin testosteron aromatizasyonun artisina bagli oldugu dusunulmektedir (20). Ostrojen seviyesindeki artis tani koymayi destekleyecek duzeyde belirgin degildir. Cogu hastada normal seviyelerde bulunabilir. Ostrojen artsi ile jinekomasti gorulmesi arasinda da bir iliski saptanmamistir. Jinekomastili hastalarda ostrojen seviyeleri cok yuksek olmayabilecegi gibi, serum seviyesi belirgin yuksek olan hastalarda da jinekomasti gorulmeyebilir.

Klinefelter sendromlu hastalarin hemen tamaminda gorulen diger bir laboratuvar bulgusu sperm sayisindaki ciddi seviyede azalmadir. Hastalarin cogunda ejekulasyon normal olmasina ragmen, ejekulatta nadiren sperm gorulur. Mozaik formlarda sperm gorulme olasiligi daha fazladir. Literaturde nadir olarak spontan fertilite olgulari yayinlanmis olsa da Klinefelter sendromlu hastalarda spontan fertilizasyon mumkun degildir. Testislerin histolojisinde seminifer tubullerin fibrozisi gorulur (18).

Kesin tani periferik kandan alinan lenfositlerden yapilan kromozomal analiz ile konulur ancak bu analizin nadiren normal bulunabilecegi akilda tutulmalidir. Cilt fibroblastlarinin veya testis biyopsi orneklerinin kromozomal analizi ile kromozomal mozaik yapi gosterilebilir.

Yanak mukozasindan alinan ornekte Barr cisimcigi analizi ile kolay, hizli ve guvenilir sekilde Klinefelter tanisi konabilir. Yapilan arastirmalarda sensitivitesinin %82, spesifisitesinin %95 oldugu gosterilmistir (24).

Tedavi

Tedavinin onemli basligi hipogonadizmin tedavisidir. Ozellikle testosteron seviyesi dusuk olan hastalarda testosteron replasmani yapmak gerekir. Pubertal donemdeki hastalarin mumkun oldugunca erken tanilannin konmasi ve tedavinin baslatilmasi onemlidir. Testosteron tedavisi kas kitlesinin, kuvvet ve kemik mineral yogunlugunun ve libidonun artmasini saglar. Hastanin ruh hali, kendine guveni belirgin olarak iyilesir. Tedavisiz kalan hastalarda halsizlik, isteksizlik yaninda belirgin irritabilite ve agresivite artisi gorulur (25).

Testosteron seviyeleri normal olan hastalarda replasman tedavisi yapilmasina gerek yoktur. Ancak bu hastalardaki seviyelerin genellikle normalin alt sinirinda oldugu unutulmamalidir. Ayrica bu hastalarda seks hormon baglayici globulin artisina bagli olarak serbest testosteron seviyesi genellikle daha dusuk bulunur. Tedavi verilmeyecek hastalarda cok iyi klinik degerlendirme yaninda serbest fraksiyonlarin da degerlendirimesi gerekir. Klinefelter sendromlu hastalarda gelisen seminifer tubul fibrozisine bagli olarak yillar icerisinde testosteron seviyelerinde azalma gorulur. Bu yuzden tedavisiz izleme alinan hastalarin mutlaka periyodik olarak degerlendirilmeleri gerekir.

Testosteron replasmani icin en sik olarak testosteron enantat veya testosteron cypionat intramuskuler enjeksiyonlari kullanilmaktadir. Bu enjeksiyonlar genelde 3 haftalik araliklarla yapilmaktadir. Puberte doneminde gecikmeden dusuk dozlar ile baslanmali ve pubertal gelismeye paralel olarak doz artirilmalidir. Hastanin gereksinimine gore enjeksiyon sikligi 2 veya 4 haftalik araliklarla yapilabilmektedir (9). Son yillarda 3 aylik araliklarla uygulanan depo testosteron preperatlan gelistirilmistir.

Enjeksiyona alternatif olarak ciltten veya oral uygulanan testosteron preperatlan da mevcuffur. Oral preperatlann nadiren karacigere toksik etkileri olabilecegi icin pek tercih edilmez. Ciltten patch veya jel seklinde uygulanan preperatlar gelistirilmistir. Yapilan arastirmalarda bu preperatlarla enjektabl preperatlar arasinda etkinlik acisindan anlamli fark saptanmamistir (26). Jel preperatlari kullanirken ozellikle kadin partner kontaminasyonuna dikkat edilmesi gerekir.

Testosteron tedavisinin jinekomasti uzerine etkisi olmadigi gosterilmistir (27). Erikin hastalarda testosteron tedavisi ile jinekomasti gerilemeyecegi gibi, pubertal hastalarda tedaviye ragmen jinekomasti gelisebilir. Gerekli hastalarda estetik cerrahi ile meme dokusu rezeksiyonu yapilmalidir.

Testosteron replasman tedavisi androjen eksikligi ile olumsuz etkileri ortadan kaldirir ancak fertilite uzerine etkisi yoktur (6). Testosteron replasmani spermatogenez saglamaz. Klinefelter sendromlu hastalarda spermatogenez genellikle bulunmadigindan fertilite olasiligi genel olarak cok dusuk olarak degerlendirilmektedir. Nadir olarak ejekulatinda spermatazoa bulunan Klinefelter sendromlu hastalarda insan korionik gonadotropin tedavileri ile hamilelikler bildirilmistir. Ancak hastalarin cogunlugu azospermik oldugundan spontan veya gonadotropin tedavisi ile fertilizasyon mumkun degildir.

Son yillarda uygulanan bazi yardima uremeyontemleri ile Klinefelter sendromlu hastalarda fertilizasyon saglanabilmektedir. Bu amacla testikuler sperm ekstraksiyonu (TESE) adi verilen yontem ile testis icerisinde saptanabilen spermler izole edilmekte ve intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) adi verilen yontemle spermatozoa ovum icerisine ejekule edilmektedir. Yayinlarda Klinefelter sendromlu hastalardan TESE yontemi ile sperm ekstraksiyonu olasiligi %40-50 arasinda, ISCI sonrasi hamilelik olasiligi %20-25 arasinda bildirilmektedir (28).

Klinefelter sendromlu babadan olan bebeklerde cogunlukla normal karyotip oldugu tespit edilmistir. Ancak yapilan arastirmalarda bu bebeklerde kromozamal hiperploidi oranlari daha yuksek bulunmustur (29). Teknik imkanlari olan merkezlerde implantasyon oncesi genetik analiz yapilmasi onerilmektedir.

Hande Peynirci, Erdinc Erturk

Uludag Oniversitesi Tip Fakultesi, Endokrinoloji Anabilim Dali, Bursa, Turkiye

Kaynaklar

(1.) Klinefelter HF, Reifenstein EC, Albright F. Syndrome characterized by gynecomastia aspermatogenes without A-Leydigism and increased excretion of follicle stimulating hormone. J Clin Endocrinol Metab 1942;2:615-27.

(2.) Barr ML, Plunkett ER. Testicular dysgenesis affecting the seminiferous tubules principally, with chromatin-positive nuclei. Lancet 1956; 2:853-6.

(3.) Jacobs PA, Strong JA. A case of human intersexuality having a possible XXY sex-determining mechanism. Nature 1959;183:302-3.

(4.) Bolesen A, Juul S, Gravholt CH. Prenatal and postnatal prevalence of Klinefelter syndrome: a national registry study. J Clin Endocrinol Metab 2003;88:622-6.

(5.) Bojesen A, Gravholt CH. Klinefelter syndrome in clinical practice. Nat Clin Pract Urol 2007;4:192-204.

(6.) Lanfranco F, Kamischke A, Zitzmann M, Nieschlag E. Klinefelter's syndrome. Lancet 2004;364:273-83.

(7.) Schwartz ID, Root AW. The Klinefelter syndrome of testicular dysgenesis. Endocrinol Metab Clin North Am 1991;20:153-63.

(8.) Jacobs PA, Hassold TJ, Whittington E, et al. Klinefelter's syndrome: an analysis of the origin of the additional sex chromosome using molecular probes. Ann Hum Genet 1988;52:93-109.

(9.) Smyth CM, Bremner WJ. Klinefelter syndrome. Arch Intern Med 1998;158:1309-14,

(10.) Visootsak J, Graham JM Jr. Klinefelter syndrome and other sex chromosomal aneuploidies. Orphanet J Rare Dis 2006;1:42.

(11.) Fryns JP, Kleczkowska A, Steeno O. Isochromosome Xq in Klinefelter syndrome. Am J Med Genet 1990;36:365-6.

(12.) Abramsky L, Chapple J. 47, XXY (Klinefelter syndrome) and 47, XYY: estimated rates of and indication for postnatal diagnosis with implications for prenatal counselling. Prenat Diagn 1997;17:363-8.

(13.) Hook EB. Rates of chromosome abnormalities at different maternal ages. Obstet Gynecol 1981;58:282-5.

(14.) Lee YS, Cheng AW, Ahmed SF, Shaw NJ, Hughes IA. Genital anomalies in Klinefelter's syndrome. Harm Res 2007;68:150-5.

(15.) Visootsak J, Aylstock M, Graham JM Jr. Klinefelter syndrome and its variants: an update and review for the primary pediatrician. Clin Pediatr (Philo) 2001;40:639-51.

(16.) Radicioni AF, De Marco E. Gianfrilli D. Strategies and advantages of early diagnosis in Klinefelter's syndrome. Mol Hum Reprod 2010;16:434-40.

(17.) Tartaglia N, Ayari N, Howell S. D'Epagnier C, Zeitler P. 48, XXYY, 48, XXXY and 49, XXXXY syndromes: not just variants of Klinefelter syndrome. 2011;100:851-60.

(18.) Wikstrom AM, Raivio T, Hadziselimovic F, et al. Klinefelter syndrome in adolescence: onset of puberty is associated with accelerated germ cell depletion. J Clin Endocrinol Metab 2004;89:2263-70.

(19.) Schibler D, Brook CG, Kind HP, Zachmann M, Prader A. Growth and body proportions in 54 boys and men with Klinefelter's syndrome. Hely Paediair Acta 1974;29:325-33.

(20.) Wang C, Baker HW, Burger HG, De Kretser DM, Hudson B. Hormonal studies in Klinefelter's syndrome. Clin Endocrinol (Oxf) 1975;4:399-411.

(21.) Paulsen CA, Gordon DL, Carpenter RW, Gandy HM, Drucker WD. Klinefelter's syndrome and its variants: a hormonal and chromosomal study. Rec Prog Horm Res 1968;24:321-63.

(22.) Ferlin A, Schipilliti M, Di Mambro A, Vinanzi C. Foresta C. Osteoporosis in Klinefelter's syndrome. Mol Hum Reprod 2010;16:402-10.

(23.) Griesemer DA. Clinical conferences at The Johns Hopkins Hospital: Klinefelter syndrome and breast cancer. Johns Hopkins Med J 1976;138:102-8.

(24.) Kamischke A, Baumgardt A, Horst J, Nieschlag E. Clinical and diagnostic features of patients with suspected Klinefelter syndrome. J Androl 2003;24:41-8.

(25.) Rogol AD, Tartaglia N. Considerations for androgen therapy in children and adolescents with Klinefelter syndrome (47, XXY). Pediatr Endocrinol Rev 2010;8:145-50.

(26.) Dandona P. Rosenberg MT. A practical guide to male hypogonadism in the primary care setting. Int J Clin Pract 2010;64:682-96.

(27.) Myhre SA, Ruvalcaba RH, Johnson HR, Thuline HC, Kelley VC. The effects of testosterone treatment in Klinefelter's syndrome. J Pediatr 1970;76:267-76.

(28.) Fullerton G, Hamilton M, Maheshwari A. Should non-mosaic Klinefelter syndrome men be labelled as infertile in 2009? Hum Reprod 2010;25:588-97.

(29.) Palermo GD, Colombero LT, Hariprashad JJ, Schlegel PN, Rosenwaks Z. Chromosome analysis of epididymal and testicular sperm in azoospermic patients undergoing ICSI. Hum Reprod 2002;17:570-5.
Tablo 1. Erikin Kilnefelter sendromlu hastalarda gorulen
bulgular ve gorulme yuzdeleri

Bulgu                           Yuzde (%)
Infertilite                        99-100
Kucuk testisler                    99-100
Artmis gonadotropin sevyeleri      90-100
Azalmis testosteron duzeyi          65-85
Azalmis fasiyal killanma            60-80
Jinekomasti                         50-75
COPYRIGHT 2013 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2013 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Derleme Review
Author:Peynirci, Hande; Erturk, Erdinc
Publication:Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Sep 1, 2013
Words:3186
Previous Article:Obesity and insulin resistance: management in diabetes: obezite ve insulin Direnci: Diyabet Tedavisi.
Next Article:Exenatide-induced acute renal failure: a case report: Eksenatide Iliskili Akut Bobrek Yetmezligi: Olgu Sunumu.
Topics:

Terms of use | Copyright © 2017 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters