Printer Friendly

Kibris'ta 1963 Olaylari'nin Turkiye Buyuk Millet Meclisi'ndeki Yansimlari/The Reflections of 1963 Events in Cyprus to Grand National Assembly of Turkey.

GIRIS

Akritas Plani'ni yururluge koyan ve aktif harekete tum ada sathinda gecerek Ada'daki Turk nufusu ortadan kaldirmak icin seferber olan Rumlarin (Basbakanlik Cumhuriyet Arsivi-BCA.030.01.64.394.29), Aralik 1963'teki bu saldirilari, elbette bir haftada karar verilip uygulanmis olaylar degildi. Planli bir gecmisi vardi. Baspiskopos Makarios ve Rumlarin cogunlugu, henuz Kibris Cumhuriyeti'nin kurulmasi asamasinda cumhuriyeti nasil Rumlarin tam egemenligine donustureceklerinin hesaplarini yapmaya baslamislardi. Cumhuriyet ilanini gecici bir asama ve Enosis'e giden yolda bir atlama tasi olarak gordugunu her firsatta acikca ifade eden Makarios, zaman gecirmeden hazirliklara girismisti. Bu hazirliklarin neler oldugunu, o donemde Kibris Ordusu'nda gorevli bulunan Yunanli General George Karayannis'in aciklamalarindan ogreniyoruz. Karayannis'in, Atina'daki Ethnikos Kryx gazetesinde, 13 Haziran 1965 tarihinde yayinlanan aciklamasindaki ifadelerinden kolaylikla anlayabiliyoruz. Soyle ki:
"Makarios, 1960 yilinin Agustos ayinda (Antlasmalarin imzalandigi
gunlerde) asagidakileri uygulama karari aldi: Kibrisli Rumlari
muharebeye hazirlik amaciyla gizlice silahlandirmak, Anayasada
degisiklik yaparak Cumhurbaskani Muavininin veto yetkisini ortadan
kaldirmak, muharebeye hazirlanmak icin gizli bir plan hazirlatmak.
Kibrisli Rumlar boylece muharebeye hazirlandilar ve kurulan gizli
orgutun adi daha sonra 'Rum Milli Muhafiz Ordusu' adini aldi. Turklerin
Anayasada degisiklik yapilmasini reddetmeleri uzerine, Makarios gizli
planini yururluge koydu ve Rumlarin Turklere karsi saldirilari, Aralik
1963de baslatildi"
(Guler, Efegil, 2001: IX)


Kibris'ta artik hicbir seyin eskisi gibi olamayacaginin yansimasini olusturan Kanli Noel, dogaldir ki Ankara'da, Turkiye Buyuk Millet Meclisi'nde (TBMM) de etkili bir sekilde yankilandi.

Bu calismada, Kibris tarihinde "1963 Olaylari" veya "Kanli Noel" olarak anilan olaylarin, TBMM ve Cumhuriyet Senatosu'nda ele alinis bicimi, Turk Hukumeti'nin ve diger partilerin gorusleri, TBMM Arsivi'ndeki Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu tutanaklari incelenerek ortaya konulmaya calisildi. Tutanaklardan yansiyanlar, Kibris Turk toplum tarihinde onemli bir donemi, belgeler esliginde ve de farkli bir noktadan gormeyi saglamis bulundu.

Millet Meclisi'nin Disisleri Bakani Tarafindan Bilgilendirilmesi

Ada'da Rumlarin 21 Aralik 1963 gecesi baslattiklari olaylar, TBMM'nin gundemine ilk kez uc gun sonra, 24 Aralik'ta geliyordu. Disisleri Bakani Feridun Cemal Erkin'in Kibris'ta son gunlerde Turk Toplumu'na karsi islenen ve can kayiplarina sebep olan kanli olaylar karsisinda hukumetce alinan siyasi tedbirler ile ilgili Millet Meclisi'ne bilgi vermek maksadiyla yaptigi konusmada, konunun ayrintilari milletvekillerinin bilgisine sunuluyordu. Gelismeleri, 30 Kasim'da Cumhurbaskani Makarios'un Dr. Kucuk'e, Lefkosa'daki Turkiye ve Yunanistan Buyukelcileri ile Ingiltere Yuksek Komiseri'ne verdigi muhtiralardan baslayarak anlatan Erkin, Baspiskopos Makarios'un, Devlet'in isleyisinde guclukler dogurdugu iddiasi ile kaldirilmasini istedigi Anayasa hukumlerinin hemen hepsinin, Kibrisli Turklerin hak ve menfaatlerinin temel teminatini teskil eden ve Zurih Antlasmasi'ndan Kibris Anayasasi'na aktarilmis bulunan ve Anayasa'nin 182 nci maddesinde, hicbir sekilde kaldirilamayacagi veya degistirilemeyecegi vurgulanan temel hukumler oldugunu, Anayasa garantisinden yoksun kaldigi takdirde Kibris Turk Cemaati'nin, niyetleri malum bulunan Rum Cemaati'nin ve liderlerinin tamamiyla takdir ve lutfuna birakilmis alelade bir azinlik durumuna indirilmis olacagini, boyle bir girisimin de hicbir Turk hukumetince kabulune asla imkan olmadigini ifade ediyordu.

Uc yildan beri Kibris'ta devlet yonetiminde ortaya cikan gucluklerin karsi tarafin iddia ettigi gibi Anayasa'nin uygulamasindan degil, Anayasa ve antlasmalar hukumlerinin Rumlar tarafindan kasitli olarak uygulanmamasindan veya kotu uygulanmasindan dogdugunu, Cumhurbaskani Makarios'un sahip oldugu Cumhurbaskanligi sifatinin gereklerini ve tarafsizligini unutarak Rum Cemaati'ni antlasmalara cephe almaya ve Turk Cemaati'ne karsi tahrik etmeye devamli sekilde calistigini belirten Erkin, Kibris'taki gucluklerin asil sebeplerinin de bunlar oldugunu vurguluyordu. Erkin, bu dusunceyle 6 Aralik gunu Turkiye Cumhuriyeti Hukumeti'nin Makarios'un tekliflerini redde karar verdigini ve bunu ayni gun bir bildiri ile kamuoyuna aciklayarak, yanitlarinin 16 Aralik gunu Lefkosa Buyukelcisi tarafindan bizzat Makarios'a gonderildigini, Makarios'un, Turk Hukumeti'nin yanitini alip inceledikten birkac saat sonra, kapali bir zarf icinde ve zarfin icerigini bilmedigini soyleyen Cumhurbaskanligi Genel Sekreteri araciligiyla Buyukelcilige geri gonderdigini, zarfin icinden cikan gayri resmi bir kagida, Turk Hukumeti'nin yanitinin Kibris'in ic islerine mudahale mahiyetinde goruldugu ileri surulerek kabul edilemeyecegi yazildigini, bu davranisin uluslararasi iliskilerdeki teamul ve usullere tamamiyla aykiri oldugunu soyluyordu. Son gunlerde NATO Konseyi, Avrupa Konseyi ve Kibris Ittifak Antlasmasi Bakanlar Toplantilari vesilesiyle Paris'te, Ingiltere ve Yunanistan Disisleri Bakanlari ile yaptigi gorusmelerde, Kibrisli Rumlarin cok tehlikeli bir yolda olduklarini, Kibris Anayasasi'nin temel maddelerinin degistirilmesini Turkiye'nin asla kabul edemeyecegini, Kibrisli Rumlar antlasmalara dayanan bugunku Anayasa rejimini yikmaya tesebbus ederlerse, butun Kibris meselesinin yakin gecmisteki cesitli mahzurlari ile geri getirilmis olacagini belirttigini ifade eden Disisleri Bakani Erkin, diplomatik yollarla Kibris'taki guclukleri cozmeye cabaladiklari bir sirada, 20 Aralik gununu 21 Aralik'a baglayan gece meydana gelen olaylari anlatarak konusmasina devam ediyordu. Bu gelismeler uzerine 23 Aralik 1963 tarihinde Yunanistan, Ingiltere ve ABD Buyukelcilerini davet ederek, Kibris'taki son olaylari Turk Milleti'nin ve Hukumeti'nin son derece ciddi kabul ettigini ve buyuk bir hassasiyetle izledigini anlattigini belirten Erkin, Kibrisli Rumlarin tecavuz ve tahriklerinin derhal durdurulmasi icin hukumetlerinin ellerindeki butun imkanlari seferber etmelerini talep ettigini, Ingiliz Buyukelcisi'nin Kibris Disisleri Bakani'na, herhangi bir gelismenin ilk sartinin Ada'da nizam ve asayisin korunmasina bagli oldugunu bildirdigini ve Ada'da gerginligi giderecek, asayisi koruyacak tedbirlerin alinmasi icin Cumhurbaskani Makarios'a mustereken muracaat edilmesi hususunda Ingiltere'nin Turkiye'ye ve Yunanistan'a katilmaya hazir bulundugunu acikladigini aktariyor, Yunanistan Disisleri Bakani'nin da Yunan Parlamentosu'nda yaptigi konusmada, Kibris halkini aralarindaki anlasmazliklara uzlasici bir zihniyet icerisinde barisci hal careleri aramaya davet ettigini ve Turkiye ile Yunanistan arasindaki iyi munasebetleri Kibris'ta da kurmak icin Yunan Hukumeti'nin elinden geleni yapacagini beyan ettigini dile getiriyordu.

Erkin konusmasinda, Lefkosa'daki Turkiye, Yunanistan ve Ingiltere temsilcilerinin Baskan Makarios ile Dr. Kucuk nezdinde ortak girisim yaparak carpismalarin derhal durdurulmasini istemeleri konusunda uc devletin mutabik kaldigini belirterek, Muttefik Ingiltere ve Yunanistan hukumetlerinin, Turkiye icin hayati olan bu konuda yuksek ortak cikarlarin ve ortak garanti sozlesmelerinin emrettigi sekilde Turkiye ile yakin isbirligi yapmalarini istediklerini ve beklediklerini acikliyordu. Cumhurbaskani Makarios ile Cumhurbaskani Yardimcisi Dr. Kucuk'un 23 Aralik'ta bir araya gelerek, her iki cemaate hitaben, sukunet tavsiye eden ortak bir cagri yayinlanmasini, asayisin iadesini teminen Kibrisli Rum ve Turk polislerden olusan karma polis devriyelerinin gorevlendirilmesini ve diger bazi tedbirlerin alinmasini da kararlastirdiklarini belirten Erkin, buna karsin silahli carpismalarin hala devam ettigini ogrendiklerini, hukuki alanda basari elde edemeyeceklerini anlayan Kibris Rumlari'nin isi bu defa fiili tecavuze dokerek Kibris Turkleri'ni ve Turkiye'yi tahrik edip karsi harekete sevk etmeyi amacladiklarini degerlendirdiklerini ifade ediyordu. Silahli catismalarin derhal durdurulmasini saglamak maksadiyla diplomatik yollardan girisimlerini devam ettirdiklerini, olaylarin her turlu gelisimine karsi gerekli butun calismalari da hukumetinin yapmakta oldugunu bildiren Disisleri Bakani, akil ve sagduyunun ilgililere hakim olmasini umit ettiklerini, buna karsin Rum Toplumu yoneticilerinin gerekli sagduyuyu gostermedikleri takdirde bundan dogacak butun sonuclarin sorumlulugunun Rum yoneticilerde olacagini belirterek konusmasini tamamliyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 509-511).

Sehitlere Saygi Durusu ve Diger Partilerin Olaylara Tepkileri

Ayni tarihteki oturumda, Adalet Partisi (AP) Milletvekili Ertugrul Akca'nin onergesi uzerine TBMM'nde bulunan milletvekilleri, Kibris'ta Rumlar tarafindan sehit edilen Turkler icin ayakta uc dakikalik saygi durusunda bulunuyorlardi (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963:511-512). 26 Aralik'ta da Cumhuriyet Senatosu'nun tabii uyeleri Kadri Kaplan, Mucip Atakli ve Mehmet Ozgunes'in, 'Kibrisli Rum idarecilerin alcakca tertipleri neticesinde Kibris'ta, hurriyet ugrunda hayatlarini feda eden kardeslerimiz ve ayni ugurda canlarini veren sanli ordumuzun serefli mensuplarinin aziz ruhlari onunde Cumhuriyet Senatosu'nun 3 dakikalik saygi durusunda bulunmasini' ongoren onergeleri uzerine Senato Genel Kurulunda uc dakikalik saygi durusu icra ediliyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 4).

Saygi durusunun ardindan, Kibris'ta Turk Toplumu'na karsi islenen ve can kayiplarina sebep olan kanli olaylar hakkinda Cumhuriyetci Koylu Millet Partisi (CKMP) Grubu adina Sivas Milletvekili Cevad Odyakmaz'in konustugunu goruyoruz. Odyakmaz, Turk Milleti'ni derin bir uzuntu ve endise icinde birakan birtakim fesatci ve dusman unsurlarin Zurih ve Londra Antlasmalarina aykiri olan bu hareketlerinin hicbir suretle mazur gosterilemeyecegini belirterek basladigi konusmasina, Kibris Cumhuriyeti'nin halen uc devletin garantisi altinda oldugunu ve bu garantinin, devletler adina oldugu kadar, insanlik adina da verildigini ve bu hareketin insanliga karsi bir cinayet oldugunu belirterek surduruyordu. Rum yoneticilerin ve hatta bizzat Kibris Cumhurbaskani'nin komitecileri tahrik ettigi, atesi korukledigi bir ortamda, Kibris'ta can ve mal emniyetine, insan haklarina tecavuz edenlerin gayesinin Enosis oldugunu vurgulayan Odyakmaz, Kibris'ta dokulen her damla Turk kaninin intikaminin icap ederse butun Turk Milleti'nin kanini akitmak pahasina mutlaka alinacaginin da altini ciziyordu. Turkiye'deki 30 milyon Turk'un kalbinin, Kibris'taki 120 000 Turk'un kalbi ile beraber carptigini, bu sebeple Kibris'ta bir Turk'un bagrina sikilan kursunun, 30 milyon Turk'un bagrina sikilmis bir kursun oldugunu artik Rumlarin ve butun dunyanin bilmesi gerektigini belirterek, Turk Milleti'nin taahhutlerine daima bagli kaldigini ve diger milletlerden de sadece bunu istedigini, ama sonsuza kadar bu duruma sabredemeyeceklerini ifade eden Odyakmaz, Kibris'taki olaylarin engellenmesi icin garanti vermis olan devletlerin derhal mudahale etmelerinin zorunlu oldugunu ve hukumetten de enerjik hareket etmesini istediklerini, Kibris'ta uluslararasi hukuk ve ahlak kurallarinin ahlaksizca ve alcakca cignenmesine Turkiye Cumhuriyeti Hukumeti'nin asla musaade etmeyecegine inandiklarini soyleyerek, Kibris'ta can veren ve yaralanan soydaslarin acilarina ortak olduklarinin ve hainlerin cezasiz kalmayacaklarinin altini ciziyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 512).

Odyakmaz'dan sonra soz alan ve ayni konuda AP Grubu adina konusan Konya Milletvekili Faruk Sukan da, Kibris Davasi'nin Turk ulusu icin yillarca emek ve gayret sarf edilen milli bir dava karakteri tasidigini, bu nedenle konuyu tamamen partiler ustu bir konu olarak degerlendirdiklerini, ic politika konulari uzerindeki anlasmazlik ve cekismeler ne kadar siddetli olursa olsun, iktidarlar icin degismeyen ve degismeyecek olan ve milli bir huviyet tasiyan dis politika esaslari uzerinde TBMM'de temsil edilen butun siyasi partilerin baglasik ve mutabik olduklarini belirterek, ana muhalefet partisi olarak bu firsattan istifade ederek istifa etmis bulunan bir hukumetin durumundan faydalanmayi dusunmediklerini, ancak, hukumetin istifa etmis olmasina karsin sorumluluk yuklenmekten geri kalamayacagini, Turkiye Cumhuriyeti hukumetlerinin hangi parti veya goruse bagli olurlarsa olsunlar, baslica dis politika konularinda butun partilerin kuvvetli destegine guvenebilecegini belirtiyordu. Gelisen olaylarin, hukumetin simdiye kadar kendilerinin yapmis olduklari elestiri ve uyarilari dikkate almadigini gosterdigine isaret eden Sukan, hukumetin tereddutlu, cekingen ve pasif bir politika yerine aktif ve cesur bir politika takip etmesi durumunda mevcut olaylarin gerceklesmeyecegi iddiasinda bulunuyordu. Sukan, Disisleri Bakanligi'nin gecen yildan beri Kibris konusunda ne gibi karar ve onlemler aldigini ve bunlari ne olcude uygulamaya koydugunu bilmediklerini ve Disisleri Bakani'nin bugunku konusmasinda da bu onlemler hakkinda tatminkar cevap vermedigi elestirisinde bulunarak, Kibris'ta meydana gelen olaylarin cok onceden duzenlenmis bir plan dahilinde yurutulmekte oldugunu ve bunun altinda Enosis'in basi olduguna hic kimsenin suphesi olmayan bugunku Kibrisli Rum yoneticilerin bulundugunu ifade ediyordu. Sukan, Kibris'taki bugunku ic catismalarin kisa bir zaman sonra uluslararasi bir konu haline getirilmek icin duzenlendigi dusuncesinde olduklarini, aslinda Kibris Cumhurbaskani Makarios'un, daha Zurih ve Londra Anlasmalari'ndan ve Kibris Anayasasi'nin yururluge girmesinden cok kisa bir zaman sonra bu yonde acik sekilde faaliyetlere basladigini ve zaman zaman yaptigi aciklamalarla takip ettigi planin ana hatlarini ortaya koydugunu, sonunda 30 Kasim'da Kibrisli Turk liderlere anlasmalarin degistirilmesi ve Kibris Anayasasi'nin tadili ile ilgili olmak uzere 13 maddelik bir muhtira vererek, bir azinlik statusu kurmak ve ilhak etmek istikametinde oldugunu acikca gosterdigini, hatta Turk Hukumeti'nin 16 Aralik 1963 tarihli cevabi notasini diplomatik kural ve nezaketin disinda bir tutumla reddetmek cesaretini de kendisinde gordugunu anlatiyordu. Bu konularda, gerekli onlemleri aldigini iddia eden hukumetin bu onlemlerin iceriginden parlamentoyu haberdar etmedigini, Anayasa'nin pervasizca ihlal edildigi ve antlasma esaslarina uyulmadigi bu durum karsisinda hukumetin acik ve kesin kararlar almasi gerekliligini ortaya koyuyor ve normal diplomatik gorusmelerle hicbir sonuc saglanamadigi ve saglanamayacagi saptamasini yapiyordu.

Faruk Sukan'a gore, Garanti Antlasmasi cercevesinde Kibris Anayasasi, Turkiye, Yunanistan ve Ingiltere'nin teminati altinda olup, Anayasa'nin ihlali halinde Zurih ve Londra Antlasmalarinin uygulanmadigi durumda bu uc devlet ortak veya tek basina mudahale hakkina sahip bulunmaktadirlar. Bugune kadar gerceklesen gelismeler karsisinda hukumetin bu anlamda ne gibi bir onlem aldigi veya almayi dusundugunun belli olmadiginin altini cizen Sukan, AP olarak esaslarinda mutabik bulunduklari dis politikanin gercek anlamda milli bir dis politika kimligini barindirabilmesi icin hukumetlerin bu gibi konularda mutlaka muhalefetle isbirligi icinde bulunmak zorunda olduklarini hatirlatarak, ancak bu zorunlu gorevi, iktidarda bulunan hukumetin yerine getirmedigini belirtiyordu. Kibris davasinin Turk'un musterek davasi oldugunu anlatan Sukan, bu konuda Turk'un haklarini cignetmeyecek olan her hukumetin kendilerinden samimi yardim ve destegi gorecegini soyleyerek, Kibris'ta meydana gelen bu uzucu gelismeler karsisinda hukumetten azimli ve cesaretli karar ve hareketleri beklemekte olduklarini ifade ediyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 512-514).

Kibris'taki kanli olaylar hakkinda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grubu adina soz alan Istanbul Milletvekili Cihad Baban ise konusmasina oncelikle, Kibris'ta hurriyet icinde ve insanca yasama ugrunda hayatlarini feda etmis olan soydaslarinin aziz hatiralarina karsi duyduklari sonsuz saygiyi belirterek, onlari bu buyuk mucadelede unutmayacaklarini ifade ediyor, Kibris'ta yasayan 120 bin Turk'un yaninda olduklarini butun dunyaya bir kere daha acikladiklarini vurgulayarak basliyordu. Kibris Devleti Baskani Makarios'un Kibris Anayasasi'na baskaldirmis oldugu icin Kibris'taki Turklerin aylardir gece yataklarinda huzur icinde uyuyamadiklarini, aylardan beri Ada'nin uzerinde bir felaket ruzgari estigini, Turk Cemaati'ne karsi girisilen bu tehdit ve tecavuz yuzunden de Turk kamuoyunun buyuk uzuntu icinde oldugunu belirterek konusmasini surduren Baban, Makarios ve onun izinde gidenlerin Londra ve Zurih Antlasmalari'ni kendi emellerine kavusmak icin gecici bir adim olarak gorduklerinin ve ortaya firsat ciktigi zaman Enosis'e ulasmak maksadiyla bir adim daha atma girisiminde bulunduklarinin acikca goruldugunu belirtiyordu.

Turkiye'nin daha once bu kotu niyeti sezdigi icin, Turk belediyeleri konusunda oldugu gibi, Kibris Devleti'nin dikkatini cektigini ve Turk haklarinin cignendigi gunden beri araliksiz oneri ve uyarmalara ragmen son iki gun icinde meydana gelen ve insanliga utanc veren cinayetlere engel olamadigini ifade eden Baban, Kibris'ta soydaslarinin oldurulup yavrularin uzerine ates acildigi ve Yesil Ada'daki insanlarin korkunc kabuslar icinde yasatmaya mahkum edildikleri zaman, bu insanliga yakismayan tutum karsisinda Turkiye'de ayri ayri dusunecek, ayri ayri istikametlere yonelecek bir parti olmadigi gercegini EOKA'ci Kibris Rumlarina duyurmak istediklerini soyluyordu. Baban, Turkiye'nin buyuk kuvvetinin bu birlikte bulundugunu vurgulayarak, Kibris hakkindaki goruslerini aciklamaya devam ediyordu. Kibris'in Turkiye ile Yunanistan arasinda Buyuk Ataturk'le Venizelos'un kurmus olduklari dostlugu kuvvetlendiren bir unsur olmasini istediklerini belirten Cihat Baban, Zurih Antlasmasi'na imza atarken, Ada 'da birbirine yan gozle bakan insanlarin bir gun en buyuk dostluk duygusu icinde, bir Devlet yapisi altinda, tek bayraga saygi gostererek, birbirlerine yaklasabileceklerini ve o Devletin basina gecen kisinin din ve soy farki gozetmeksizin bu dostlugun mimari olmak serefini kazanacagini dusunduklerini, oysa o kisinin, yani Makarios'un bu serefi elinin tersiyle ittigini, dostlugun mimari olacagina dusmanligin ve fesatci bir politikanin yolcusu oldugunu ifade ediyordu.

Turkiye ile birlikte Kibris'in bagimsizligini teminat altina alan ingiltere ve Yunanistan'in, Makarios'un tarafsiz bir devlet reisi olmasi lazim gelirken, Anayasa'yi ihlal ederek Turk halkinin karsisina dikilip EOKA'cilari harekete gecirdiginden asla suphe etmediklerine inanmak istediklerini aciklayan Baban, Makarios'un ise once Anayasa Mahkemesi Baskani'ni kacirmakla basladigini, Turk belediyeleri konusunda Anayasa'yi ihlal ettigini, Ankara'ya geldigi zaman yuzune de soylediklerini, buna karsin gorevinin gerektirdigi durustluge donmedigini gorduklerini ifade ediyordu. Dolayisiyla, Anayasa'yi bile bile cigneyen bir Devlet Reisi'ne, Turkiye'nin, Yunanistan ve ingiltere'nin soyleyecek ciddi sozleri olmasi gerektigini, ingiltere ve Yunanistan'in da Turkiye gibi ayni sorumluluk duygulari icinde gorevlerini yapmakta olduklarina inanmak istediklerini dile getiriyordu. Yesil Ada'nin siyasi ufkunu kizartan Turk sehitlerinin taze kaninin kendilerine bir gercegi hatirlatmakta oldugunu, kendilerinin kotulukten bir sey cikmayacagina inanan ve bu inancla hakkini uygarlik ve hukuk kavramindan alan bir toplum olduklarini, bunun karsisina Makarios'un rahiplige, komitaciligin bayagi usullerini bulastirmaktan kendisini alamamis bir insan olarak ciktigini, kan dokulmeye baslayinca bu felaketin nerede duracagini ve nasil bitecegini kimsenin tahmin edemeyecegini, fakat kimsenin tahmin edemeyecegi bir sonucun icinde ilahi bir gercek sakli oldugunu, o kani dokeni kanin mutlaka bir gun bogacagini anlatarak, kan dokulmesini istemediklerini, Kibris'ta iki cemaatin Turk, Yunan dostluguna kuvvet kazandirarak kardesce yasayip gelismesini arzuladiklarini ifade ediyordu.

Baban, Avrupa uluslarinin birlesip kaynastigi bir devirde, Yunanistan'la NATO icinde kader birligi yapildigi bir zamanda Makarios'un bu dostlugu sabote etmek istemesini Yunanistan'in da onaylamayacagina emin olduklarini soyleyerek, CHP adina ve bu halde butun partilere ve ulkeye tercuman olmaktan korkmadan Turk Milleti'nin musterek davasi olan Kibris Anayasasi'ni koruma ve savunma yolunda hicbir fedakarliktan kacinmayacaklarini ilan ediyor, Turkiye Buyuk Millet Meclisi'nin de bir butun olarak bu dusunce ve karari onayladigina inancini dile getiriyordu. imzaladigi Anayasa'ya saygisizlik ederek kendisini ve makamini yasa disi bir hale sokan bu komitacinin, Kibris'ta dokulen kanlardan kisisel olarak sorumlu oldugunu belirten Baban, sayet Makarios'un kendi eliyle imzaladigi Anayasa'yi hice sayarak bu Anayasa'nin tanidigi iki milletin beraber yasama prensibini ve bu prensibin Turk Cemaati'ne tanidigi hak ve menfaatleri ihlal etmekte devam ederse, Turkiye'nin de antlasmalarin imzasindan evvelki taleplerini yeniden canlandirabilecegi, yani Ada'nin taksimini isteyecekleri uyarisini yapiyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 514-516).

Yeni Turkiye Partisi (YTP) Grubu adina Samsun Milletvekili Kamuran Evliyaoglu da Kibris'ta meydana gelen son olaylarla ilgili olarak yaptigi konusmada, Kibris'in cumhuriyet rejimine kavusmasindan onceki olaylarin acisinin henuz cikmadan cumhuriyetin ilanini takip eden gunlerden beri huzursuzlugun ortadan kalkmadiginin bir gercek oldugunu vurgulayarak, birkac gunden beri Kibris'ta Turk Toplumu'na karsi, Rumlar tarafindan yapilan adi ve hunharca tecavuzleri de yeni bir EOKA zihniyetinin alcakca ornekleri olarak gosteriyordu. Kibris Turkleri'nin hicbir zaman yalniz olmadiklarini ve olmayacaklarini belirten Evliyaoglu, onlarin arkasinda devleti, hukumeti ve asil varligi ile Turk Milleti'nin mevcut oldugunu, hukumetin uluslararasi kurallara ve Kibris Cumhuriyeti Anayasasi'na uygun olarak gerekli onlemleri alacagina supheleri olmadigini belirtiyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 516).

Evliyaoglu'ndan sonra soz alarak Millet Partisi (MP) Grubu adina konusan Istanbul Milletvekili Zekai Dorman ise, Kibris Rumlari'nin Turklere karsi giristikleri kanli tedhis hareketlerini butun Turk Milleti'nin derin bir elem ve nefretle karsiladigini, Turk Toplumu'nun hak ve hayatini korumak icin hukumetce alinacak onlemleri MP Meclis Grubu olarak desteklemeye hazir olduklarini, boylesi konularda parti anlasmazliklarinin bir kenara koyulacagini ifade ediyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 516).

Ayni gun yapilan gorusmelerde Istanbul Milletvekili Sabri Vardarli'nin onergesi uzerine, "Kibris Turkleri'nin yalniz olmadiklarini, Turk Milleti'nin yani basinda bulundugunu ispat etmek bakimindan, buyuk Turk Milleti'ni temsil etmek uzere 10 kisilik bir Millet Meclisi Heyeti'nin tum masraflari kendilerine ait olmak sartiyla derhal Kibris'a gonderilmesine" ittifakla karar veriliyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 516). Cumhuriyet Senatosu'nda da Tabii Uyeler Kadri Kaplan, Mucip Atakli ve Mehmet Ozgunes'in 26 Aralik 1963 tarihinde verdikleri "Kibris'taki kardeslerimizin maruz bulunduklari vahsiyane tecavuzu Turk Milleti adina, yerinde incelemek uzere bir Senato Heyeti'nin Kibris'a gonderilmesinin kabul buyurulmasi" konulu onergelerinin kabulu ile Senato'dan da bes kisilik heyetin Kibris'a gitmesi karar altina aliniyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 5).

Kibris'ta Turk Toplumu'na karsi islenen ve can kayiplarina sebep olan kanli olaylar hakkindaki gorusmelere TBMM'nde 25 Aralik'ta da devam edildi. AP Aydin Milletvekili Hilmi Aydincer, Kibris'taki kargasaliklar ve Turk Cemaati'ne yapilagelmekte olan kanli tecavuzler konusunda ancak radyo ve gazetelerden bilgi aldiklarini, konu ile ilgili olarak hukumet yetkililerinin ayrintili bilgi vermelerini ve sorulari yanitlamalarini isteyen 15 imzali onerge verdiklerini belirtiyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 25-12-1963: 6-7). Bunun uzerine soz alan Basbakan Yardimcisi Ekrem Alican da hukumetin bu aciklamayi yapmaya hazir oldugunu, ancak bunun zamanini secme imkaninin yine hukumete birakilmasini istiyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 25-12-1963: 7).

Basbakan Ismet Inonu'nun Konusmasi

Daha sonra yeni kurdugu hukumetin programini aciklamak uzere soz alan Basbakan Ismet Inonu, hukumetinin uluslararasi duzeni cigneyen her turlu davranisi onlemek uzere her onleme basvurmakta devam edecegini vurguladigi bir konusma yaparak, hukumetin Kibris'taki olaylar hakkinda gerekli olan onlemleri suratle alarak uygulayacagini ve TBMM'ni de bilgilendirecegini aktariyordu. Inonu, son gelismelerle ilgili olarak uc garantor devlet Turkiye, Yunanistan ve Ingiltere arasinda ortak bir girisim icin gorusmeler yapildigini, boyle bir ortak gorusme ve girisimi kendilerinin teklif ettigini ve gorusmeler sonucunda anlasmanin verdigi tek tarafli girisim hakkini kullanmaya basladiklarini ilan ediyordu. Garantor devletlerin bu yasa disi tecavuzlerin durdurulmasi icin el birligi ile ve ciddiyetle calistiklarini ve calismakta olduklarini ifade eden Inonu, buna karsin tecavuz edenleri yola getirmenin mumkun olmadigini itiraf ederek, her seye karsin Kibris'ta yasayan irkdaslarina karsi yuklenmis olduklari sorumluluklari yerine getireceklerini belirtiyor ve bugun (25 Aralik 1963) Turk ucaklarinin Kibris'a giderek ilk ihtari yaptiklarini acikliyor ve devlet olarak her konuda, ic islerde oldugu gibi, dis iliskilerde de yasal duzene bagli olan bir devlet ve millet olduklarini, kendilerine de yasal duzen disinda muamele ve tecavuz yapmak isteyenlere karsi kuvvetlerinin ve iradelerinin sarsilmaz bir sekilde etkisini gosterecegini duyuruyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 25-12-1963: 7-28).

Turk Kamuoyunun Tepkilerini Dile Getiren Telgraflarin Meclis'te Okunmasi

Ayni gun yapilan oturumda, Izmir Belediye Baskani Osman Kibar'in, Izmir Belediye Meclisi adina Kibris'taki esefverici olaylar sirasinda olen ve yaralanan Turklerin ve ailelerinin acilarini paylastiklari, Kibris Turkleri'nin can ve mal emniyetlerinin, hurriyet ve saadetlerinin korunmasi konusunda son careye dahi basvurulmasini istedikleri ve bu istegin Kibris Turk Cemaati liderlerine de ulastirilmasi rica ve temennisini belirten telgrafi Meclis'te okunuyordu. Ayrica 25 Araliktaki oturumda, Meclis'e gonderilmis olan Mamak Askeri Cezaevi'nden 21 Mayis tutuklulari adina Ilhan Basin'in, Kibris olaylarina dair alinacak her turlu karardan huzur duyacaklarina dair telgrafi, Posof Ogretmenler Dernegi'nin, Kibris olaylarina dair alinacak her turlu onleme hazir olduklarina dair telgrafi, Kigililar'in Kibris'taki mutecavizlere karsi fedai olacaklarina dair telgrafi, Giresun Ceza ve Tevkif evi Mudur, memur ve mahkumlarinin Kibris olaylarini protesto ettiklerine dair telgrafi, Honaz halki adina Murat Ince'nin Kibris olaylari hakkinda TBMM'nin tutumuna icten katildiklarina dair telgrafi, Elazig 21 Mayis olayi mahkumlarinin, Kibris olaylari karsisinda kendilerine gorev verilmesi hakkinda telgrafi, Zehra Karslilarin, Kibris olaylari karsisinda binlerce gonullu Karli'nin vazife beklediklerine dair telgrafi, Konya Millet Partisi Il Teskilati'nin Kibris olaylari karsisinda Yuce Meclis'in tutumunu onayladiklarina dair telgrafi okunuyordu (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 25-12-1963: 28).

Cumhuriyet Senatosu'ndaki Gorusmeler ve Inonu'nun Konusmasi

Meclis'teki bu gorusmelerle milletvekillerinin ve kamuoyunun, Kibris'ta 21 Aralik ve sonrasinda meydana gelen olaylardan haberdar edilmesinin ardindan, konu 26 Aralik 1963'den itibaren Cumhuriyet Senatosu'nda gundeme geliyordu. 24 Aralik'ta Senato'da Tunceli Senatoru Mehmet Ali Demir'in, Kibris'ta meydana gelen son olaylar hakkinda Basbakan veya Disisleri Bakani'nin Senato'ya aciklama yapmasi istegini iceren bir onerge vermesinden sonra 26 Aralik'ta Basbakan Ismet Inonu bir konusma yaparak Senato'yu bilgilendiriyor ve Kibris'taki son gelismeleri kamuoyuna acikliyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 24-12-1963: 464). Bir gun once Millet Meclisi'nde yaptigi konusmadan sonra yeni gelismelerin meydana geldigini belirten Inonu, bir gun once diger garantor devletlerle ortak girisim talebinde bulunduklarini, ancak cabalarinin diplomatik sahada kalmasi uzerine kendilerinin tek basina girisim haklarini kullanmak zorunda kaldiklarini, ancak bugun diger garantorlerin de ortak girisimi kabul ettiklerini soyleyerek, bu yeni durumun dun gece ates kesme kararini getirdigini ve Ingiliz General'in komutasinda yerel komutanlarin durumu degerlendirmeye basladiklarini ifade ediyor ve Turk kamuoyunun hassasiyetini soyle dile getiriyordu:
"Muhterem arkadaslarim, bu 8-10 gunden beri Kibris'ta olan hadiseler,
bilhassa son gunlerdeki cok acikli vakalar milletimizi tahmin
edemeyecegimiz kadar heyecana dusurmustur. Gece sabahlara kadar bize
uyku uyutmuyorlar. Memleketin her tarafinda, tahmin edemediginiz
herhangi bir koyden veya kasabadan, cemiyetin herhangi bir tabakasindan
vatandaslar uyandiriliyor, Kibris'tan bilgi istiyorlar ve tahmin
edemeyeceginiz aci kelimelerle ic huzursuzluklari ifade ediyorlar"
(Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 6)


Turk Ucaklari Kibris Semalarinda

Ayni gun Senato'da konusan Disisleri Bakani F.C. Erkin, 24 Aralik'ta Millet Meclisi'nde aktarmis oldugu bilgileri burada da yineliyor, ayrica o gunden sonraki gelismeleri de ekliyordu. Lefkosa'daki uc devlet temsilcisinin 24 Aralik ogleden sonra, once Makarios'u, daha sonra Dr. Kucuk'u ziyaret ederek, uc garantor devletin ortak bildirisinde ifade edilen esaslar dahilinde girisimde bulunmalarindan sonra da Makarios'un ve Rumlarin hareketlerinde olumlu bir gelisme olmadigini, aksine 24 Aralik'i 25 Aralik'a baglayan gece, Rumlarin agir makinali tufek, havan topu, hafif makinali tufek ve tabanca gibi tesirli atesli silahlarla Turk mahallelerine hucum ettiklerini ve girebildikleri bazi Turk mahallelerinde, mesela Kucuk Kaymakli'da, kadin, erkek, cocuk ayirt etmeksizin silahsiz Turk halkina insafsizca ates ettiklerini anlatan Erkin, bu gelismeler uzerine ayni gece Basbakan, Genelkurmay Baskani, Ikinci Baskani, Disisleri Bakanligi ve Genelkurmay'in ilgili personelinin katilimiyla bir toplanti yaparak, Kibris Hukumeti'ne yapilan ortak cagrinin beklenen sonucu saglayamadigini, bu cok vahim duruma derhal son verilmesi icin Uclu Cagri geregince iki toplum lideri tarafindan ates kesilmesinin saglanamamasinin devami halinde, Garanti Antlasmasi uyarinca, Ada'da bulunan uc devlet askeri kuvvetleri tarafindan suratle ve fiilen gerceklestirilmesi icin Ingiltere ve Yunanistan hukumetleri nezdinde derhal gerekli girisimlerin yapilmasini kararlastirdiklarini ve yine ayni gece Ingiltere Buyukelcisi ve Yunanistan Buyukelcisi'ne konunun tarafindan bildirildigini dile getiriyordu. Erkin, 25 Aralik sabahi Kibris'tan gelen haberlerin cok ciddi boyut almasi uzerine, tek basina girisim karari aldiklarini ve harekete gectiklerini asagidaki ifadeleriyle acikliyordu.
"Tepeden tirnaga kadar silahlandirilmis ve evvelce hazirlanmis bir plan
dahilinde hareket ettikleri anlasilan gozleri donmus Kibrisli Rum
cetecilerin gunlerden beri Kibris Turklerine karsi giristikleri imha
hareketini durdurmak icin hukumetimiz'in yaptigi cesitli uzlastirici
tesebbuslerin muspet bir netice vermemesi uzerine ve Garanti
Antlasmasinin munferiden harekete gecmek hususunda bize verdigi hakka
dayanarak, Turk Hava Kuvvetleri'ne mensup jet ucaklarina dun saat on
dortten itibaren, Lefkosa uzerinde carpismalarin durdurulmasi amacini
guden ihtar ucuslari yapmalari emri verilmistir. Ayni saatte de
Kibris'taki Turk Alayi, Kibrisli kardeslerimizi korumak amaciyla,
Garnizonundan hareketle munasip savunma mevzilerine intikal etmistir.
Bu ihtar ucuslarinin, temenni ettigimiz muspet neticeyi istihsale kafi
gelmemesi halinde, Kibrisli kardeslerimizin hayatlarini korumak
amaciyla, gerekli diger butun tedbirler de alinmistir"
(Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 9)


Erkin, bu girisimin akabinde Makarios'un ateskese razi oldugunu belirterek, Kibris Temsilciler Meclisi Baskani Klerides ve Kibris Savunma Bakani Osman Orek'in de katilimiyla Lefkosa'daki Ingiliz Yuksek Komiseri'nin burosunda ateskes anlasmasinin imzalandigini aktariyordu. Disisleri Bakani Erkin'in ifadelerine gore, Ingiltere, Ada'da muhtelif ateskes cabalarinin sonuc vermedigine kanaat getirerek, Turkiye'nin onerisi olan Garanti Antlasmasi'na taraf olan uc devletin askeri mudahalede bulunmalarindan baska cozum yolu kalmadigini belirtiyor ve Yunanistan ile Turkiye'nin de bu gorusu kabul etmelerini muteakip, Lefkosa'daki Ingiliz Yuksek Komiseri ile Turkiye ve Yunanistan Buyukelcileri hep birlikte 25-26 Aralik gece yarisi Kibris Hukumeti'ne, Kibris Hukumeti'nin Rum ve Turk temsilcileri de dahil olmak uzere, Garanti Antlasmasi geregince ilgili uc devletin Ada'da nizami iade icin mudahaleye hazir olduklarini bildiriyorlardi. Bu girisim geregi bugun, Ingiliz General'in baskanliginda Lefkosa'da bir toplanti yapilmakta oldugunu aciklayan Erkin, hukumetinin Kibris'la ilgili olarak simdiye kadar gereken onlemleri aldigini, bundan sonra da almaya devam edecegini belirterek konusmasini tamamliyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 7-10).

Cumhuriyet Senatosu'nda Muhalefet Parti Senatorlerinin Gorusleri

Disisleri Bakani'ndan sonra CKMP Grubu adina Afyon Karahisar Senatoru Celal Tevfik Karasapan Kibris hakkindaki goruslerini aktariyordu. Karasapan, Kibris'taki Turklerin basina gelebilecek en ufak bir olayin Turkiye'yi de ilgilendirecegini belirterek, Kibris'ta asil kotulugun kaynaginin Makarios ve Rum idaresinin kotu niyetleri oldugunu, bunlarin Londra ve Zurih Antlasmalarini mutlaka bozmak kararinda olduklarini soyluyor ve bu nedenle Kibris konusunu hukumetin daha yakindan takip etmesini, olaylar olmadan once gereken her tedbiri almalarini istiyor, Kibris ile Turkiye'nin bir iliymis gibi ilgilenilmesi ve her olayin onceden onlenmeye calisilmasi gerekliligi uzerinde duruyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 10-11).

AP Grubu adina Samsun Senatoru Fethi Tevetoglu da konusmasinda, simdiye kadar muhalefet partisi olarak her zaman dis politikada hukumetleri desteklemenin, hukumetlerin yaninda bulunmanin en buyuk bir seref ve gorev kabul edildigini belirttiklerini, hukumetlerin bir hukumete, bir partiye degil, butun bir millete ait olan bu buyuk milli davada daha uyanik, daha aktif hareket etmesini belirttigini anlatarak, Zurih ve Londra Antlasmalarinin imzalarinin murekkebi kurumadan, yeryuzunde ve dunya tarihinde bir benzeri daha gosterilemeyecek sekilde politikayi dine, dini politikaya karistiran kara cuppeli bir papazin firildaklari ile anlasmalari hice sayan davranislariyla cignemeye baslandigini, kara cuppeli papazin Ankara'dan doner donmez verdigi beyanat, davranislar ve yaptigi hukuk disi islerin asagi yukari on iki aya yakin bir zamandan beri tekrarlanarak geldigini ve kendilerinin bunlar karsisinda kardeslerinin sehit olmalarini bekleyinceye kadar pasif ve uyusuk durduklarini ifade ediyordu. Tevetoglu, Zurih Antlasmasi'nin 4. maddesindeki 'Mustakilen Mudahale' hakkini Turkiye'nin 48 saat once kullanmis olmasi halinde tek Turk'un burnunun kanamayacagini iddia ediyordu. Makarios'un bir takim cikislar yaptigi tarihlere bakildiginda bunlarin daima Turkiye'de bir ic meselenin soz konusu oldugu zamanlari sectiginin gorulecegini, bu dusunce sahiplerinin Turkiye'yi bir hukumet buhrani icinde zannederek planlari uygulamaya koyduklarini, ancak hukumetin ve Turk Ordusu'nun gereken yaniti verdiklerini anlatan Tevetoglu, Makarios'un ateskesi kabul etmesi konusuna gonderme yaparak, verilen sozlerle hele sozunu tutmayan insanlarin yeni garantileriyle sonuca gidilemeyecegini, Makarios orada Cumhurbaskani kaldikca, mevcut statunun cignenmesine daima devam olunacagini dile getiriyordu. Disisleri'nden kesin kayiplar hakkinda bilgi talebinde bulun Tevetoglu, bu kayiplarin hesabinin da en kisa zamanda sorulmasini, hukumetin her milli konuda olumlu davranislari karsisinda, kendilerinden vatanperverane yardim, kardeslik ve beraberlik goreceklerini vurgulayarak konusmasini tamamliyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 11-12).

Tevetoglu'ndan sonra soz alan Urfa Senatoru Esat Mahmut Karakurt, CHP Grubu adina Kibris hakkindaki goruslerini hamasi ifadelerle belirtirken, daha once bir konusmasinda, mukadderatin Turk ve Yunan milletlerini Balkan Yarimadasi uzerinde birlesmeye, beraber olmaya ve geleceklerini temin edebilmek icin bir millet gibi, kardes gibi hareket etmeye mecbur kildigini, Turk ve Yunan ordularinin, Turk ve Yunan milletlerinin geleceginin bekcisi olacagini soylemis oldugunu hatirlatiyor ve bir gun Yunanistan'a hucum edecek dusmanin onune dikilmek, Yunan topraklarinin uzerinde yasayan Rumlarin hayatini korumak icin, belki kendi hayatini feda etmeye hazirlanmis Turk Ordusu'nu, simdi Turklerin hayatini Rumlardan kurtarmak icin Kibris'a gonderdiklerini belirtiyordu. Kibris Adasi'nin Turklerin ve Rumlarin musterek mali oldugunu, Ada'nin her karis topragi uzerinde Rumlarin sahip oldugu her hakka Turklerin de sahip oldugunu ve bu hakkin savunmasinin Turkiye, Yunanistan ve Ingiltere hukumetlerinin garantisi altinda bulundugunu, simdi hukuku cigneyerek, insan hak ve hurriyetlerini hice sayarak bir takim vahsi, kanli usullerle Ada'ya yalnizca sahip olacaklarini zannedenlerin, buyuk bir gaflet icinde bulunacaklarini, eger israr ederlerse, tarihin gosterecegini, Turk Milleti'nin vatan savunmasinda, seref ve haysiyetinin soz konusu oldugu her yerde, nasil sahlanabilecegini belki Brezilyalilara anlatmanin zor olacagini, ama bunu Kibris Rumlari'nin bilmemesinin insani hayrete dusurdugunu, tarihleri boyunca zulum ve haksizliga boyun egmemis olan Turklerin Kibris faciasinda da egemeyeceklerini hamasi bir dille anlatiyordu. Hukumetin son hareketini parti olarak onayladiklarini ve desteklediklerini belirterek, bir haftadan beri Kibris'ta meydana gelen bu vahsi saldirisin bir kere daha tekrarlandigi anda kendi damarlarindan akacak kanda bogulacaginin, can vereceginin altini cizerek Kibrisli yoneticileri uyariyor ve; "Kibris Adasi, dunyada bir ada olarak kalmaya devam ettigi muddetce, Turkler de Ada'nin uzerinde kalmaya devam edecek, seref ve haysiyetleri ile ebediyete kadar yasayacaklardir. Dokunmayin uyuyan arslana!" ifadeleriyle konusmasini bitiriyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 12-13).

YTP Grubu adina Sakarya Senatoru Turhan Kapanli da konusmasinda, Turkiye'nin Ada'da irkdaslarina Anayasa'nin ve 19 Subat 1959 tarihli antlasmanin uygulanmasindan baska bir istekte bulunmadigini, cirkin ve nefret verici olaylarin basladigi gunden bu yana Turk Milleti'nin serinkanliligini kaybetmedigini vurgulayarak, insanligi utandiran tedhis hareketi karsisinda Turkleri hayasizca katleden insanlik dusmanlarini bir anda yok etmek kuvvetine sahip bulunulmasina karsin antlasmanin 4. maddesinin uygulanmasini bekleyen hukumetin hukuk, ahlak ve nizama saygi gosterdigini, yine hukuka saygisinin ifadesi olarak tek basina mudahale icin orduya tarihi emrini verdigini soyleyerek, olaylarin gelisiminden memnun olduklarini, milletce el ele verildiginde yenilemeyecek bir guclugun bulunmadigini ifade ediyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 13).

Ankara Senatoru Mansur Ulusoy da Millet Partis (MP) Grubu adina yaptigi konusmasinda, Kibris'taki Turklere karsi girisilen tedhis hareketinin, butun Turk Milleti'ni kalbinden yaraladigini, Kibris gibi sadece Turk Milleti'ni degil, muttefikler Ingiltere ve Yunanistan'i da cok yakindan ilgilendiren bir davada, butun dis baglantilari bir tarafa iterek, tek tarafli davranmaya olanak olmadigini, Kibris davasindaki davranislari ile Turkler aleyhine kampanya acmis olan Makarios'un Garanti Antlasmasi'ni tanimak istememesinin uluslararasi hukuk alaninda hicbir oneminin bulunmadigini dile getiriyordu. Politikanin uluslararasi diplomasi sinirlari icinde yurutulurken anlasmalara karsi olan bagliligi, enerjik davranislari durdurucu ve frenleyici hale getirmek gibi yanlis tutumlardan kacinmak zorunda olduklarinin altini cizen Ulusoy, gunumuzde artik dis politikanin sadece disisleri bakanliginin catisi altinda degil, uluslarin butun aktif kurulus ve kurumlarindan kuvvet ve hiz alarak, hatta gerektigi zaman kamuoyu arkaya alinarak yurutuldugunu belirtiyordu. Makarios'un bu tutumu ile Yunan Hukumeti'nin tutumuna da karsi koyarak, Ada'yi tamamen Rumlara mal etmek emelinde oldugunu, ancak bu hedefine ulasmasina Turkiye'nin asla musaade etmeyecegini, Makarios'un bu davranisi ile konuyu BM'ye getirme hazirliklari yapmakta oldugunu, EOKA'cilarin metotlari ile Kibris Turkleri'nin harekete gecmesini ve adayi BM'nin el koyacagi bir ic savas alani haline getirmeyi dusundugunu ifade eden Ulusoy, boyle bir durumda Ada'daki Turk Alayi'nin derhal harekete gecmesinin ve Turk azinliginin haklarini korumasinin dogal oldugunu, ancak bunun en son basvurulacak onlem olmasi gerektigini anlatiyordu. Hukumetin bu konuda almis oldugu mutecavizlerin cesaretini kiracak nitelikte olan butun onlemlerinin Millet Partisince desteklendigini sozlerine ekleyen Ulusoy, Yunan Hukumeti'nin hala Enosis pesinde olduguna dair emareler bulundugunu, Yunan Hukumeti'yle birlikte, Ortadogu ve Yakindogu'da cikari olanlarin da Makarios'u desteklemekte ve hatta cesaret vermekte olduklarini ifade ediyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 13-15).

Tabii Senator Sitki Ulay ise, yaptigi degerlendirmede, Ada statusunde artik Yunanistan'la kesin bir sonuca varmak zorunlulugunun oldugunu, Turklerin daima kanunlara, nizamlara, hukumetlere ve emirlerine bagli bir millet oldugundan bu anlasmalara sadakatle ve husnuniyetle baglandiklarini, karsi tarafin ise, bu anlasmalari, kendisi icin zaman kazandirici bir baglanti kabul ederek kalbinde Enosis yatan bir ihtiyari, Cumhurbaskanligi'na aday yaptirmak, ceteci Grivas'in talimatlari ile Ada'da genis bir yer alti faaliyetini hazirlamak ve desteklemek yoluna koyuldugunu, Turkiye'de bir ic parti cekismesi ile hukumet kurulamadigini ve bir ekonomik sikinti oldugunu gorunce, Yunanlilarca dugmeye basma zamaninin geldigi dusunuldugunu, ancak Turk'un dis tehlikeler karsisinda her turlu anlasmazligi bertaraf edip musterek dusmana karsi birlesen ozelligini hesap edemediklerini ifade ediyordu. Ulay konusmasinin sonunda hukumete, oncelikle sorunlara kesinlik ve cesaretle el atmasi, Kibris Anayasasi ihlal edilmis olmasindan dolayi durumun duzeltilmesi icin yeterli bir sure verilmesini, muteakiben harekete gecilmesini ve bu hareketi asla Kibris'i isgale yonelik bir cikarma dusuncesi ile degil, orada bozulan ve kasten bozdurulan nizam ve asayisi temin yolunda kullanilmasi, Ada'yi simdilik ikiye taksimin zorunlu oldugunu gerekceleri ile birlikte ile ilgili devletler ve gerekiyorsa BM'ye intikal ettirilmesi, carpismalar dolayisiyla Ada'da vatandaslarin ac kalma ihtimallerini de dikkate alip Kizilay tarafindan havadan ve denizden yiyecek maddelerinin sevkiyatinin hazirliginin yapilmasini oneri olarak iletiyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 15-17).

Tabii Senator Ahmet Yildiz Kibris hakkindaki konusmasina, son gunlerde Ada'da yasananlarin cagdas duzen ile degil, bir kabile devrinin bile onurunu kiracak niteligiyle, herkesi inciten bir tepki yarattigini ifade ederek basliyor ve devaminda hukumetin su ana kadar anlasma ve uluslararasi saygiyi zedelememek suretiyle cesaretli ve umut verici bir tutum benimsedigini, ancak bunun gelecek icin yeterli olmadigini ifade ediyordu. Rumlarin pervasizliginin, 20. Yuzyilin bir yuz karasi sayilmasi gerektigini, butun devletler icin herkesin dunyaca kurulmasina calistigi mesru duzenlere karsi bir serdergenin ayaklanmasina verilebilecek cesaretin, her turlu ileri gorus, anlayis, devlet duzeni ile bagdastirilamayacagini belirten Yildiz, Rumlarin pervasizliklarini asagidaki sozleriyle acikliyordu.
"Mudahalemizi kucumseyen yayinlari, Kibris hukumeti yayinlarini baska
kaynaklardan dinledik, 'Bazi ucaklar ucmus, huviyeti mechul ucaklar,
Kibris semasinda. Sonra ogrendik ki bunlar Turk ucaklari imis.'
diyorlar Kibris sorumlulari. Tasavvur ediniz olaylarin gelismesine,
ucaklar uctugu zaman neredeyse dehset icinde kalmalarina ragmen, dalga
(hava akimi) gecer gecmez, 'mechul ucaklar ucuyordu, sonra ogrendik ki
Turk ucaklari imis' diyor; daha ileri gidiyor, insanlik haysiyetini
rencide eden bu cinayet, bu hunharlik, bu katliama girisenlerin
temsilcisi, BM'ye muracaat ediyor. Yavuz hirsiz misalini de cok geride
birakiyor"
(Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 18)


Yildiz, her buhrani bir yankesici kurnazligi ile somurmek isteyen insanlar karsisinda bulunduklarindan, adadaki savunma olanaklarinin isleyisini bu yankesicilere karsi etkili olacak durumda gormuyordu. Bu bakimdan, hukumetin yasadigi ortami, karsilastigi insanlarin seviyesini iyice hesap ederek uyanik bulunmasi gerektigini, Rum cetecilerin icinde, Yunan askeri uniformalari giymis insanlarin bulundugunun tespit edildigini, polisi, ordusu ve cetecisi ve resmi Yunan silahlari ile donatilmis organize bir teskilatlanma ve ayaklanmanin var oldugunu, eger mudahale edilmez, saldirgan cetelere hadleri bildirilmezse, Turk unsurunun Kibris'ta yasamasinin cok guclesecegini, Rumlarin baski ve yildirmakla Turk halkini azaltmak, baska yerlere goc ettirmek yontemini uyguladiklarini acikliyordu. Bu arada, kendilerinin ve hukumetin bilgisi disinda Ankara Radyosu'nda bir yayin oldugunu Kibris Turkleri'nden duydugunu, bu yayinda "yapilan cinayetler aydinlatildiktan sonra, Turk askeri, subayi ve memuruna bir sey olmadigi" gibi bir ifade kullanildigini, bunu soyleyenin kasti olmasa bile bunun yanlis bir ifade oldugunu, Kibris'ta bulunan her Turk subayini, her Turk erini, bir Kibrisli Turk'un kendi kardesi saydigi gibi, kendilerinin de Kibris Turku'nu kardesleri saydigini, onun icin verilen her kaybin ister bir Turk memurundan olsun, ister Turk askerinden olsun, ister Kibrisli soydaslardan olsun kalpleri derinden sizlatacagini aciklayan Yildiz, degerlendirmesinin sonunda bazi onerilerini aktariyordu. Kibris icin 4 cozum dusunulebilecegini soyleyen Yildiz, birincisinin Turkleri cogunluga teslim eden sistemin, hunharciligi, ceteciligi, eskiyaligi meslek edinmis bir insafsizin takdirine Turkleri teslim etmenin bir cinayet olacagini ve bunun bir cozum olarak bile soylenemeyecegini, ikinci yolun bugunku statuyu devam ettirmek oldugunu, Kibrisli Rumlarin bugune kadarki tutumlarinin bu durumu daima kotuye gotureceklerine kesin delil oldugundan bu statunun de calismadigini, ucuncusunun anayurt parcasini hakki oldugu esas statuye ulastirmak oldugunu, bu da olmazsa o takdirde Taksim'den baska carenin bulunmadigini ifade ediyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 17-19).

26 Aralik'ta Senato'daki gorusmelerde Kibris ile ilgili olarak son soz alan Tabii Senator Mucip Atakli da konusmasina, Kibris'ta yasanan son cinayetlerin sorumlusunun Kibrisli Rum yoneticiler oldugunu vurgulayarak basliyordu. Rum yoneticilerinin, Kibris'i baris dunyasinin bir cibanbasi haline getirmek isteyen cabalarina ve emellerine son verme zamani geldigini, dis politikanin ortak sahibi butun partilerin Kibris Turkleri'ni huzur ve guvenlige kavusturacak, Anavatan'in bir parcasi haline getirecek kesin bir hal caresini bulmada hukumete butun gucleriyle destek olacaklarina emin oldugunu belirten Atakli, hukumetin mudahale kararini uygulamasinin Kibris konusunu kokunden cozecek bir yonde yurutulmezse, gelecekte benzeri olaylarla karsilasmanin kacinilmaz olacagini, mevcut statunun umit edilen baris ve huzuru getirecegine inanmadigini ve Kibris'in taksim edilerek Anavatan'a baglanmasinin yegane hal tarzi oldugunu dile getiriyordu(Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 26-12-1963: 19-20).

Cumhuriyet Senatosu'nun 27 Aralik 1963'deki oturumunda soz alan Ankara Senatoru Niyazi Agirnasli, Isci Partisi grubu adina goruslerini aktarirken, hukumetin ve ordunun belki biraz gecikmis olarak degerlendirdigi hareketlerini tebrik ediyor ve hukumetin bu konuda enerjik ve cesur davranislarinin devamini, dis politikada daha kisilikli ve onurlu, daha bagimsiz ve uzak goruslu olmasi dileklerini dile getiriyordu (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, 27-12-1963: 71).

Millet Meclisi'ndeki Son Degerlendirmeler

TBMM'nin 30 Aralik 1963 tarihindeki oturumunda AP Grubu adina kursuye gelen Balikesir Milletvekili Gokhan Evliyaoglu ko nusmasini, Kibrisli Rum cetesi tarafindan Kibris Anayasasi'nin ihlaline ve buna karsi Turk unsurunun korunmasi bakimindan tek tarafli mudahale olanaginin mevcut olmasina karsin onlem alinmasinda gecikmeler oldugu ve tereddutlu aciklamalar yapildigi ana fikri uzerine oturtmustu. Kibris Anayasasi'nin, Ada'daki Rum tedhisciler tarafindan ihlali ve Turkler aleyhine genis capta bir katliam hareketine girisilmesi karsisinda, hukumetin tamamen hukuki yetkilerini kullanmak suretiyle tek basina mudahaleye karar vermis olmasina karsin, bu kararin uygulanmasindaki aksakliklar ve gecikmeler yuzunden Kibris'taki katliamin devam ettigini, antlasmanin birinci maddesinin ihlali munasebetiyle, dorduncu maddedeki mudahale hakkinin kullanilacagi yolunda hukumetin aldigi kararin, Turk Milleti'nin ve TBMM'nin ittifakla onayina mazhar olmasina karsin, hukumetin bu hakki kullanmakta gosterdigi tereddut ve ihmaller yuzunden Kibris'ta durumun Turk azinligi aleyhinde gelisme gosterdigini anlatan Evliyaoglu, gazetelerin devam eden katliama ait facia resimleri ile dolu oldugunu, inisiyatifin kendisine birakildigi Ingiliz General'in de bu gibi olaylari onlemekte yetersiz kaldigini ifade ediyordu. Mudahale kararinin zamaninda, suratle ve kararlilikla uygulanmadiginin ve hukumetin bu yeni safhadaki Kibris politikasinda da, bu olaydan onceki safhada oldugu gibi bir acz icinde oldugunun altini cizen Evliyaoglu, resmi veya yari resmi aciklamalarda anlasilmaz bir tereddut havasi goruldugunu soyleyerek asagidaki sozleriyle de hukumeti elestirmeye devam ediyordu.
"Eger dogru ise Sayin Basbakan bir beyanatinda 'Kibris'ta bir papaz,
beni yedi duvelle dovusturmek istiyor' demistir. Kibris'ta bir papazin,
yedi duveli bizimle dovusturmeye muktedir oldugunu iddia etmek,
hukumetimiz'in yedi duvel karsisinda itibarini kaybetmis oldugunu
bizim, hukumet olarak devletler hukuku muesseselerini ikna kudretimizi
kaybetmis oldugumuz seklinde yorumlanirsa, bunun mesuliyeti kime ait
olacaktir?"
(Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 30-12-1963: 33-35)


Basbakan Ismet Inonu ise, Bakanlar Kurulunun programini milletvekillerine arz ederken konuya deginiyor ve su cevabi konusmayi yapiyordu:
"...Turkiye Cumhuriyeti dis politikasinin devamli umdeleri arasinda
ahitlere sadakat basta gelir. Bildiginiz gibi, Kibris Cumhuriyeti ile
aramizda ozel baglar kurulmustur. Bu Cumhuriyetin, imzalamis oldugu
andlasmalari iyi niyetle tatbik ederek butun vatandaslarini refah ve
saadete ulastirmasini daima temenni etmisizdir. Fakat bir butun teskil
eden Londra ve Zurih anlasmalari yersiz ve mesnetsiz tesebbuslerle
ortadan kaldirilmaya calisilmis, bu konuda tarafimizdan yapilan bircok
uyarmalar Kibrisli Rum idarecilerce kaale alinmamis ve son gunlerde
bildiginiz kanli maceraya girisilmistir. Ada'da cereyan etmis olan
fecayi bize buyuk elem vermistir. Birkac gun evvel arz ettigim gibi,
Turkiye kendisinin ahitlere gosterdigi sadakati ve riayeti baskalarinda
da ayni sekilde bekler. Sorumsuzlukla girisilen hareket karsisinda
memleketimiz bir butun olarak Kibrisli kardeslerimizin hukukunun
korunmasi ve ahitlere riayet olunmasi hususundaki iradesini katiyetle
izhar etmistir.
Bu cumleden olarak, butun barisci yollari sonuna kadar iyi niyetle,
sabirla fakat azmimizden zerre kadar inhiraf etmeksizin denedikten
sonra, son care olarak Garanti Andlasmasiniin bize verdigi munferit
mudahale hakkimizi kullanmak uzere harekete gececegimizi bildirdik. Bu
kati tutumumuz sonucunda Turkiye, Ingiltere ve Yunanistan Ada'da ates
kesilmesini ve nizamin iadesini temin icin mustereken teklifte
bulundular ve teklif malum oldugu uzere Kibris Hukumetince kabul
edildi. Simdi, teminatci uc Devletin askeri birlikleri bir Ingiliz
generalin idaresi altinda vazifeye baslamis bulunmaktadir. Hukumetimiz
bu milli tutumun her turlu icaplarini da ahdi vazifeye ve ahdi haklara
uygun olarak yerine getirmeye ayni azimle devam edecektir..."
(Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 30-12-1963: 44)


Muteakiben, Eskisehir Milletvekili Seyfi Ozturk'un Kibris'taki gelismeler hakkinda bilgi verilmesini istedigi onergeye yanit veren Disisleri Bakani Feridun Cemal Erkin ise konusmasini su sozlerle sonlandiriyordu:
"...Muhterem arkadaslar, son hadiseler simdiye kadar Kibris'ta tatbik
mevkiinde olan rejim ile bundan boyle Kibris'ta yasayan kardeslerimizin
Kibrisli Rumlarin ellerine birakilamayacagini kati surette ispat etmis
bulunmaktadir. Bugun ve bundan sonra Hukumetinizin butun dusunceleri,
gayretleri ve tesebbusleri, Kibrisli kardeslerimizin artik Kibris'ta
her turlu korku ve can endisesinden, mal kaybindan tamamiyle masun,
refah icerisinde ve mesut yasamalarini temin edecek bir ortamin
tesisine muteveccih olacaktir. Bu sahada en buyuk gayretleri sarf
edecegimizden emin olabilirsiniz"
(Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 30-12-1963: 46-47)


Ayni gun, Trabzon Milletvekili Ali Riza Uzuner ile Tunceli Milletvekili Fethi Ulku'nun, Kibris'ta yaralanan ve halen Ankara Hastanesinde tedavi gormekte bulunan gazilerin, Millet Meclisi adina her partiden ve bagimsizlardan secilecek ikiser milletvekilinden olusacak bir heyet marifetiyle ziyaret edilmelerine dair bir onerge verdiklerini ve bunun da yapilan oylama sonucunda kabul edildigini goruyoruz. Ayrica bu onerge uzerine Meclis Baskani'nin yaptigi aciklama ile 29 Aralik aksami Meclis Baskanliginca Ankara Hastanesine gidilerek Kibris'tan gelmis olan yarali gazilerin ziyaret edildiklerini de ogreniyoruz.

SONUC

Goruldugu gibi Kanli Noel olaylari TBMM'nde gundeme geldigi 24 Aralik'tan itibaren yuksek dozda yanki yapiyor ve aslinda ic politikada birbirlerine gosterdikleri dusuk oranli tolerans katsayisi da boyle onemli bir milli davayi iceren dis politika konusunda yukseliyor ve hamaset yonunden muhalefet ile iktidar tek vucutmus gibi bir goruntu sergiliyordu. Ancak Meclis ve Senato'da yapilan konusmalari ayrintili olarak inceledigimizde bunun pek de boyle olmadigini gorebiliyoruz. Hukumet, gerek Basbakan ve Disisleri Bakani gerekse iktidar partisi adina soz alan milletvekilleri ve senatorlerin konusmalariyla, bugune kadar uyguladigi Kibris politikasinin dogrulugu ve 21 Aralik'ta meydana gelen olaylar karsisinda gosterdigi calismalarin etkinligi konusunda israrini surduruyordu. Muhalefet ise, genel olarak hukumetlerin hangi parti ve goruse bagli olurlarsa olsunlar dis politika konusunda muhalefet de dahil olmak uzere butun partilerin destegini alacaklarini belirtmekle birlikte, hukumetin bugune kadar kendilerinin yaptiklari elestiri ve uyarilari dikkate almadigi, tereddutlu, cekingen ve pasif bir politika izledigi icin bugunlerin yasandiginin uzerinde duruyordu. Hatta bugune kadar meydana gelen gelismeler karsisinda hukumetin ne gibi bir onlem aldiginin veya almayi dusundugunun bile belli olmadigi ve bu konularda Parlamento'nun yeterince bilgilendirilmedigi ve Zurih Antlasmasi'nin 4. maddesindeki "Mustakilen Mudahale" hakkinin kullanilmasinda hukumetin tereddut ve ihmali bulundugu, bu hakkin 48 saat once kullanilmis olmasi halinde Kibris'ta hicbir Turk'un zarar gormeyecekleri iddiasiyla hukumet elestiriliyordu. Anlasma ve uluslararasi kurallara uymanin yeterli olmayacagi ve hukumetin daha aktif, hizli, enerjik davranmasi ve daha sahsiyetli, haysiyetli, ongorulu bir dis politika izlemesi gereginin alti ciziliyordu.

Nitekim meydana gelen olaylari ve bu olaylar karsisinda Ankara'nin gosterdigi politik tepkileri gozlemledigimizde, kararli politikalarin ne kadar etkili sonuc yarattigini da ortaya koyabiliyoruz. Turkiye'nin klasik girisimleri karsisinda Makarios'un gosterdigi tepkisizlik ve ilgisizlik ile 25 Aralik tarihinde Turk jetlerinin Lefkosa uzerinde alcak ucus yapmasinin ardindan ateskesin derhal kabul edilmesi bunun en guzel ornegi olsa gerek.

Kaynakca

Basbakanlik Cumhuriyet Arsivi (BCA.) 030.01.64.394.29.

Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi

Millet Meclisi Tutanak Dergisi

Guler I. K., Efegil E. (2001), Avrupa Birligi Kiskacinda Kibris Meselesi (Bugunu ve Yarini), Ankara,.

Otobiyografik Oz

Dr. Turgay Bulent Gokturk, 1961 yilinda Izmir'de dogdu. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahli Kuvvetler Akademisi'nde egitim gordu. Kurmay subay olarak TSK'nin cesitli birliklerinde karargah subayi ve komutanlik gorevlerinde bulundu. Kara Harp Akademisi (Istanbul) ve Azerbaycan Harp Akademisi'nde (Baku) Ogretim Gorevlisi olarak calisti. Kibris'ta Kurmay Albay olarak 28. Tumen Kurmay Baskanligi ve KKTC Guvenlik Kuvvetleri 1. Alay Komutanligi gorevlerini yapmayi muteakip, 2007 yilinda kendi istegi ile TSK'dan emekli oldu.

Izmir Dokuz Eylul Universitesi'nde tamamladigi doktora egitiminde, tez calismasini "1974 oncesi Turkiye'nin Kibris politikalarindaki vizyonu ve uygulamalari" konusunda yapti. 2009 yilinda merhum Rauf R. Denktas'in onsozunu yazdigi, "Enosis'in Dogusu ve Dusunceden Eyleme Gecisi-1931 Isyani" isimli kitabini yayinladi. Muhtelif makale ve bildirileri bulunan Dr. Gokturk, 2008 yilindan beri Dogu Akdeniz Universitesi Ataturk Arastirma ve Uygulama Merkezi Baskanligi'nda ogretim uyesi olarak calismaktadir. Ataturk Arastirma Ve Uygulama Merkezi, Ataturk Ilkeleri Ve Inkilap Tarihi Ogretim Uyesi Dogu Akdeniz Universitesi, Gazimagusa / KKTC E-mail: turgay.gokturk@emu.edu.tr

Biographical Sketch

Dr. Turgay Bulent Gokturk, was born in 1961 in Izmir. Educated in Land War School, Land War Academy ve Turkish Armed Forces Academy. As a staff officer, he worked on certain positions in the Turkish Armed Forces both commander and HQ officer. Also worked as faculty member in Land War Academy (Istanbul) and Azerbaijan War Academy (Baku). Worked as 28. Regiment Chief of Staff in Cyprus with the rank a Staff Colonel and later on assigned to TRNC Security Forces 1. Regiment Commander. In 2007, he retired from his active military duty by his own will.

He has received Ph.D degree from Izmir Dokuz Eylul University, focused on the topic of "Turkey's Cyprus Politics, Visions and Applications of Pre-1974" in 2009. His first book of which introduction was written by the first and founding president of the TRNC R. Rauf Denktash, is entitled with "Rise of Enosis and Transition from Opinion to Action, Rebellion of 1931". He has also other publications and articles. Currently, he is working as a faculty member in the Eastern Mediterranean University, Ataturk Research Center since 2008.
COPYRIGHT 2014 Eastern Mediterranean University Press
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2014 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Gokturk, Turgay Bulent
Publication:Journal of Cyprus Studies
Date:Mar 22, 2014
Words:7186
Previous Article:Reading and Documentation of Traditional Rural Olive Oil Mills in Cyprus/Geleneksel Kibris Kirsal Zeytinyagi Degirmenlerinin Incelenme ve...
Next Article:The Cyprus Crisis: Examining the Role of the British and American Governments During 1974/Kibris Krizi: Ingiliz ve Amerikan Hukumetleri'nin 1974'deki...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2020 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters