Printer Friendly

Juche Doctrine as the Official Ideology of North Korea and Effects on the North Korean Foreign Policy/ Kuzey Kore'nin Resmi Ideolojisi Olarak Cuce Ogretisi ve Kuzey Kore Dis Politikasina Etkileri.

Giris

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ya da daha fazla bilinen adiyla Kuzey Kore uluslararasi akademik ve siyasi platformlarda en cok tartisilan ulkelerden birisidir. Ancak Kuzey Kore'nin bu "popularitesi" ulkenin yuksek ekonomik performansi, ileri teknolojik duzeyi ya da demokrasi alanindaki basarilarindan kaynaklanmamaktadir. Kuzey Kore'nin uluslararasi politikada kilit bir yer tutmasini saglayan unsur onun kendine ozgu bir ideolojik yaklasima sahip olmasi ve bu dusunce cercevesinde olusturdugu yonetim mantigidir. Cuce adiyla anilan soz konusu ideoloji gercekten de ulkeyi her bakimdan kontrolu altinda tutmakta, devletin ic ve dis siyasetini en ust duzeyde etkilemektedir. Dolayisiyla Kuzey Kore'nin tum dunyada ilgi uyandiran ve tartismalar yaratan dis politik yonelimlerini kavrayabilmek icin bu ideolojinin temel ilke ve kabullerine egilmek sarttir.

Bu calismanin amaci Cuce ideolojisini genel nitelikleriyle analiz edebilmek ve boylece bu ogretinin Kuzey Kore'nin dis politikasina hangi kosullarda etkide bulundugunu gosterebilmektir. Bu amac cercevesinde makale uc asli kisma ayrilmistir. Birinci bolumde Cuce ideolojisinin ortaya cikisi tarihsel bir bakis acisiyla ele alinacak, ayrica bu ogretinin felsefi kokenlerine dikkat cekilmeye calisilacaktir. Ikinci bolumde ise Cuce ideolojisinin Kuzey Kore'de eskiden beri nasil uygulanagelmis oldugu irdelenecektir. Bu bolumde Cuce'nin once siyasi, sonra ekonomik ve son olarak da askeri alanlardaki pratigi uzerinde durulacaktir. Son bolumde ise Cuce ideolojisinin Kuzey Kore'nin dis politikasina baslica hangi noktalarda nufuz ettigi ve nasil yon verdigi anlatilacaktir. Bu baglamda, Kuzey Kore'nin disariya bakisinda hakim olan yabanci karsiti durus, Guney Kore'yi esit ve mesru bir devlet olarak tanimama egilimi ve ozellikle de tum elestirilere ragmen devam ettirdigi nukleer silahlanma politikasina vurgu yapilacaktir. Makalenin sonuc bolumunde ise calismada deginilen hususlarin uzerinden bir kez daha gecilecek ve son tespitler ortaya konulacaktir.

Cuce Ideolojisinin Tarihsel ve Felsefi Kokenleri

Kuzey Kore devletinin resmi ideolojisi olan Cuce (ozguven) ogretisi, ulkenin kurucusu ve "bilge lideri" Kim Il-sung'un dunya siyasi literaturune kazandirdigi ve sahip oldugu prensiplerle ulkede yasamin her alanina dogrudan ve guclu bicimde nufuz eden ozgun bir fikir sistemidir. Cuce dusuncesi temel hatlariyla Kuzey Kore'nin kendi guc ve kaynaklarina dayanarak ve kendi icinde yeterli bir sistem kurarak, disariya bagimliligini tamamen sifirlamasi gibi bir vizyona dayalidir. Zira bireyin kendi kaderinin hakimi oldugu anlayisindan yola cikan bu dusunce, genis halk kitlelerinin gerekli bicimde egitildikleri ve organize edildikleri takdirde herhangi bir dissal mudahale ya da yardima gereksinim duymadan basarili bir devrim surecini gerceklestirebileceklerini varsaymaktadir. (1) Bu anlamda Cuce ogretisi, "Buyuk Gucler"e dayanarak gelismeyi ongoren yaklasimlarin bir antitezi olarak azgelismis bir ulusa uluslararasi kosullardan etkilenmeden bagimsizligini surdurebilmesi ve tum eylemlerinde ozgur davranabilmesinin formulunu verdigi iddiasina sahiptir.

Resmi kabullere gore, Kim Il-sung Cuce dusuncesinin asli ilkelerini Japonya'ya karsi verilen anti -kolonyal mucadele sirasinda gelistirmistir. Il-sung parcasi oldugu bu savastan edindigi tecrubelerle Kore Devrimi'nin nasil bir yon takip etmesi gerektigini saptamis ve bu yondeki fikirlerini anti -kolonyal mucadelenin onde gelen unsurlari olan "Genc Komunistler Birligi" ile "Anti-Emperyalist Genclik Birligi"nin Haziran 1930'daki toplantisinda dile getirmistir. (2) Bununla birlikte, Cuce ogretisi kayitlara ilk olarak, sosyalist Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasindan yedi yil sonra, Il-sung'un Aralik 1955'te yaptigi bir konusmada gececektir. Il-sung bu konusmasinda, Kore'de devrim surecini ilerletebilmek icin ozguvenli davranarak Kore'nin ozgul kosullarini dikkate almak ve her alanda yerlilesmeye yonelmek gerektigini belirtmistir. (3) Il-sung'un bu genel ifadelerle ozetledigi Cuce ogretisinin devlet politikasi olarak sekillenmesi ise 1960'larla birlikte gerceklesecektir. (4)

Cuce'nin resmi ideoloji olarak kabulunde tayin edici rol oynayan iki uluslararasi gelismeden bahsedilebilir. Birincisi Sovyetler Birligi'nde 1956'dan itibaren Stalin elestirisinin guc kazanmasidir. (5) Kim Il-sung, tek adam yonetiminin yerine kolektif liderligi ongoren bu surecin, kendisinin Kuzey Kore'deki otoritesine de zarar verebilecegini dusunmus ve bu egilimin karsisinda durmustur. (6) Bu durumda Cuce, Il-sung'un, liderligini yeni bir ideolojik formulasyonla destekleme cabasinin bir urunudur. Cuce'nin devlet politikasi haline gelmesinde etkili olan ikinci uluslararasi gelisme ise 1960'li yillarda iyice su yuzune cikan Cin-Sovyet anlasmazligidir. Ideolojik ve siyasi rekabette taraf olmaktan kacinan ve iki ulkeye de belirli bir uzaklikta kalmayi cikarlarina uygun bulan Pyongyang yonetimi Cuce ogretisinin ilkeleri isiginda kendi sosyalizm anlayisini insa etmeye yonelecektir. (7)

Kim Il-sung'un Cuce ogretisini gelistirirken dort temel kaynaktan etkilendigi soylenebilir. Bu kaynaklar Marksizm-Leninizm, Maoizm, Konfucyusculuk ve ulusal Kore gelenekleri ve milliyetciligidir. Il-sung Marksizm-Leninizm'den esas olarak proletarya diktatorlugu ve dunya devrimi kavramlari baglaminda faydalanmistir. Proletaryayi toplumu kontrol altinda tutacak ve yonlendirecek bir sinif olarak insa etme dusuncesi, Il-sung'un siyasi ajandasi icin son derece uygundur. Dunya devrimi kavrami ise dunyada kapitalist devletler var oldugu surece bu diktatoryel yonetimin devamini garanti altina almaktadir ve Il-sung tarafindan da bu sebeple kabul gormektedir. Ayni zamanda Sovyetler Birligi'nde ekonomi alaninda izlenen devrimci politikalar da Il-sung icin ilham verici niteliktedir. Ozellikle Bolsevik yonetimin iktidarinin ilk yillarinda yuruttugu millilestirme hamleleri ve merkezi planli ekonominin tam anlamiyla kurulmasina yonelik adimlari Kim Il-sung'un hararetle onayladigi ve goreve geldiginde derhal hayata gecirmeye yoneldigi politikalar olmustur. (8)

Maoizm'in Cuce ogretisine etkisi ise her seyden once bu ideolojinin Avrupali veya sanayilesmis bir devlette degil, Kore gibi somurge gecmisine sahip bir ulkede dogmus olmasindan kaynaklidir. Zira iki ulkenin tarihsel tecrubeleri ve mevcut kosullari arasindaki benzerlik, Kim Il-sung'un Maoizm'i belirli yonlerden ornek almasina sebep olmustur. Zaten Il-sung'un sosyalizmle tanismasi da esas olarak 1931'de Cin Komunist Partisi'ne uye olmasiyla (9) gerceklesmistir. Cuce dusuncesinde ozellikle kitlelerin seferberligine verilen onem ve halk savasi yurutecek bir halk ordusunun kurulmasina yonelik kabullerde Maoizm'den izler soz konusudur. Kimi yazarlar Maoizm'in lidere atfedilen rol noktasinda da Cuce ogretisine etkilerde bulundugunu soylemekte ve Kim Il-sung'un kisi kultunu Mao'nun durumuna benzetmektedirler. Fakat bu noktada onemli bir fark vardir; Mao ulusunu savunan devrimci bir lider gorunumundeyken, Il-sung bir halka ulus olma vasfini kazandirmis bir figur olarak sunulmaktadir. Dolayisiyla Il-sung, Cin Halk Cumhuriyeti (CHC) orneginden farkli bicimde, ulusal devrim ve kalkinma amaclarinda partinin onculugunden cok kendi tek adam rolunu on plana cikarabilmistir. (10)

Konfucyuscu dusunce ise Cuce ogretisine esas olarak cemaat cikarlarini bireysel cikarlarin onune koyma yonundeki egilimi cercevesinde katkida bulunmustur. Toplumu bir arada tutabilme ve yurttaslarin bir butun halinde birlikte hareket etmelerini saglayabilme arayisinda olan Kim Il-sung bu hususta, Marksist ya da Hegelci felsefeden daha fazla asina oldugu Konfucyusculukten onemli derecede etkilenecektir. (11) Il-sung'un beklentilerine gore, toplumsal birliktelik dusuncesi ozellikle Kore Savasi'ndan sonra aciliyeti yuksek olan ulusal restorasyon calismalarinin surdurulmesi icin de yarar saglayacak, zaman icerisinde kurulacak ideal toplumun da temelini olusturacakti. Ayni zamanda merkezi planli ekonominin kurulusu ve duzenli bir bicimde islemesi de calisanlarin hem is alanlarina hem de bizzat devletlerine karsi sorumluluk ve aidiyet hissi cercevesinde hareket etmelerini, kendilerini yonetenlere sadakat ve itaat gostermelerini gerektirmekteydi. Boyle bir hissiyatin toplumda insa edilmesi noktasinda da Konfucyusculuk'ten faydalanma yoluna gidilecek ve bu dusunce Cuce ogretisinin ana kaynaklari arasinda kendisine yer bulacaktir. (12)

Cuce ideolojisinin son kaynagi ise ulusal Kore kulturu ve milliyetciligidir. Kore geleneklerinin Cuce ogretisi uzerindeki etkisi kendisini en cok Kuzey Kore'nin hiyerarsik toplum yapisinda gostermektedir. Zira antik Kore toplumu kast sistemine dayalidir ve bu yapi sosyalist Kore'de de varligini belli olculerde surdurmektedir. Bu hiyerarsik yapi cercevesinde toplumsal duzenin en ustunde elit bir yonetici grup ve Kore halkinin cisimlesmis hali olarak da ulusal lider vardir. Bu lider, korunmaya muhtac derecede "saf ve masum" oldugu varsayilan Kore halkini himayesine alacak ve ona rehber olacaktir.13 Cuce dusuncesinde Kore milliyetciliginin etkisi ise Japon emperyalizmine karsi verilen anti-kolonyal mucadele nedeniyle baslangictan beri gucludur. Kim Il-sung bu mucadele sirasinda sosyalizm ve milliyetciligi her zaman birlikte kullanmis ve Cuce ogretisini gelistirirken de, sonrasinda da bu birlikteligi surdurmustur. Bu milliyetci ve yerliligi one alan tavir uzun yillar yabanci hakimiyet altinda kalan Kore halkinda da dogal olarak karsilik bulacaktir. (14)

Bu kaynaklardan beslenerek gelisen Cuce ogretisi bugun Kuzey Kore'de yonetim ve halkin onemli bir bolumunce ustun bir moral sistem olarak anlasilmakta ve bu nedenle de istikrarli bir bicimde tatbik edilmektedir. Bu ogretinin siyaset, ekonomi ve askeri alanlardaki uygulanisinin daha ayrintili analizi konuyla ilgili fikir verici nitelikle olacaktir.

Cuce Ideolojisinin Uygulanisi

Siyaset Alaninda Cuce

Cuce ideolojisi, somurgecilik ve emperyalizmi bilimsel olarak aciklamak ve yukarida da soylenildigi gibi azgelismis bir ulkenin bagimsizligini korumasinin ve hizli bicimde kalkinmasinin nasil mumkun olabilecegini saptamak gibi bir amac dogrultusunda tasarlanmistir. Tipki sosyalizmin komunizme giden yolda bir gecis asamasi olarak gorulmesi gibi, Cuce de eksiksiz bir ulusal bagimsizliga giden yolun formuludur. (15) Bu anlamda Cuce ogretisinin siyaset alanindaki uygulanisi "Cacu" (bagimsizlik) ilkesine verilen buyuk onem baglaminda sekillenmekte ve butun siyasi hamlelerin bu kavramin gereksinimleri acisindan belirlenmesinde kendisini gostermektedir. Boylesi bir yonelim ise, dogal olarak, oncelikle ideolojik anlamda bir bagimsizlik/ayriksilik iddiasini ortaya koymaktadir.

Kim Il-sung Cuce'nin Marksizm'in klasik kaynaklarina dayandigini kabul etmekte fakat bu ogretiyi Marksizm-Leninizm'i asan bir teori olarak degerlendirmektedir. Zira Il -sung'un onemle belirttigi uzere Marksizm-Leninizm Kore gibi uretim guclerinin gelismemis oldugu tarim toplumlari icin degil Bati'nin sanayilesmis ulkelerine yonelik olarak gelistirilmis bir ideolojik yaklasimdir. Il-sung'un Cuce'yi yaratmaktaki amaci ise Marksist-Leninist teoriyi Kore'nin ve onun gelisim seviyesindeki ulkelerin gercekliklerine hitap eder hale getirmektir. Ona gore Cuce'yi diger butun fikir sistemlerine ustun kilan da iste bu gercekci niteligidir. Bu ozelliginden oturu Cuce, sadece Kore icin degil diger tum azgelismis ulkelere de yeni bir yol olarak onerilmis ve Ucuncu Dunya'da olabildigince tanitilmaya calisilmistir. Dolayisiyla esasinda ice kapali bir sistem de olsa, Cuce'nin disa donuk bir boyutu, enternasyonal bir iddiasi da vardir. (16) Bu iddiayla paralel bicimde ve zaman icerisinde Marks, Engels ve Lenin'e yonelik atiflar resmi Cuce metinlerinden cikartilacak, hatta sonrasinda Marksizm -Leninizm ve komunizm terimleri de bizzat Anayasa'dan dislanacaktir. (17)

Kuzey Kore'de Cuce ogretisi temelinde kurulan siyasi orgutlenme hakkinda cesitli ve birbirinden farkli tanimlamalar mevcuttur. Yong Soo Park, Kuzey Kore siyasi sistemi hakkinda bircok arastirma yapilmis olsa da bu konuda genis tabanli bir uzlasma olmadigini belirtmekte ve farkli arastirmacilarin ulkeyi farkli sifatlarla nitelemeyi tercih ettigini dile getirmektedir. (18) Fakat eger Kuzey Kore siyasi sisteminin en ayirici ozelliginden bahsedilecek olursa bunun lidere kesin itaati ongoren "Suryong" (lider) konsepti oldugunu belirtmek gereklidir. Monolitik bir yapi dahilinde tum siyasi otoritenin tavizsiz bicimde tek kisinin -yani suryong'un- elinde toplanmasina dayanan bu dusunce, organik toplum ilkesi cercevesinde partinin, devletin ve butun bir ulusun bilge bir liderin rehberliginde yekvucut olarak hareket etmesini ongormektedir. Zaten siyasi yapi da bu bilge liderin etrafinda olusturulan kisi kultune dayalidir. Bu minvalde, liderin kisisel nitelikleri ve basarilari abartili bicimde ortaya konulmakta, onun fikirleri ve moral degerleri egitim ve medya kanallari yoluyla halka devamli olarak aktarilmakta, hatta liderin dogdugu gun ulkenin donum noktasi ve en onemli ulusal bayrami olarak kabul edilmektedir. (19) Bu noktada, Kore'de 1997 yilinda miladi takvimin yerine kullanima sokulan Cuce takviminin Kim Il-sung'un dogumuyla basladigini hatirlamak anlamli olacaktir. (20)

Kuzey Kore'de soz konusu bilge lider, baslangictan 1994'teki olumune dek Kim Il -sung, 2011'e kadar onun oglu Kim Jong-il ve bu tarihten sonra da torun Kim Jong-un olmustur. Kim Il -sung Cuce ogretisinin kuramcisi olarak dogal liderdir. 1967'de Kim Il-sung'un kardesi Kim Yong-ju tarafindan formule edilen ve 1974'te, o tarihte partinin teskilatlanma ve rehberlik biriminin basinda bulunan Kim Jong-il tarafindan resmi program haline getirilen "Tek Ideoloji Sisteminin Kurulusu icin On Ilke" baslikli belge, Kuzey Kore halki icin Il-sung'a sadakati ideal davranis standardi olarak ortaya koymak ve boylece Kim Il-sung'un hem parti icindeki hem de tum ulkedeki tek adam rolunu saglamlastirmak amaciyla tasarlanmistir. (21) Bu cercevede Il-sung, olumunden sonra "Ebedi Baskan" olarak ilan edilecektir. Kim Jong-il ise mesruiyetini Kim Il-sung'un "en onde gelen ogrencisi" ve Cuce ogretisinin "en inancli takipcisi" olmasindan almistir. (22) Oyle ki Jong-il bu hususta Cuce'nin formule edilmesinde buyuk katkilari olan, erken sosyalist Kore'nin ikinci adami Hwang Jang-Yop'un da onune gecmistir. Bu anlamda Cuce ideolojisinin varligi Kim'lerin uc kusaktir devam eden otoritesinin baslica kaynagi olarak gozukmektedir, zira bir lidere yonelik ciddi bir kutsama durumu soz konusu oldugunda bu liderin soyundan gelenler de bu kisi kultunden dogal olarak faydalanmaktadir. Gecmiste Kim Jong -il icin gecerli olan bu avantaj sonraki donemde Kim Jong-un'un liderligi icin de gereken mesruiyeti saglamistir. Jong-un babasinin olumunun hemen ardindan devlet medyasi tarafindan "Buyuk Varis" ve partinin, ordunun ve halkin dogal lideri olarak lanse edilmistir. (23)

Ote yandan Kuzey Kore'nin monolitik ve lider kultune dayanan bu siyasi yapisi ulkede eskiden beri Kim ailesinin otoritesine karsi bir reform surecinin istikrarli bicimde devam etmesini engellemistir. (24) Kuzey Kore'de yumusamaya donuk adimlar rejim tarafindan yozlasmis hamleler olarak anlasilmaktadir. Ulkede ciddi bir istihbarat agi hakimdir ve uluslararasi bilgi akisi da kontrol edilmektedir. Bu tavirla uyumlu olarak Kuzey Kore yonetimi Soguk Savas doneminde gerceklesen 1956 Macar Ayaklanmasi ya da 1968 Prag Bahari gibi uluslararasi gelismeler karsisinda daima muhafazakar bir goruntu sergilemistir. (25)

Ekonomi Alaninda Cuce

Cuce ogretisinin ekonomi alanindaki ilke ve uygulamalari siyasi bagimsizligin ulke icinde kendine yeterli bir ekonomik duzenin kurulmasiyla saglanabilecegi dusuncesi cercevesinde anlam kazanmaktadir. "Carip" terimiyle ifade edilen kendine yeterlik arayisi ise ozerk gelisim kapasitesine sahip bir endustriyel altyapinin olusturulmasini temel hedef olarak almakta, ayni zamanda tarimsal uretimin olabildigince artirilmasina ve gelistirilmesine dayanmaktadir. Bu hedefler dogrultusunda Kuzey Kore'de baslangictan beri son derece siki bir merkezi planlama politikasi uygulanacak ve ekonominin siyasi alandaki tam bagimsizlik hedefini destekleyebilecek bir duzeye getirilmesine calisilacaktir. (26)

Kim Il-sung Kore'nin oznel sartlarindan dolayi Marks'in asamali devrim dusuncesini reddetmis ve sosyalist ekonominin kurulmasi icin kapitalist surece ihtiyac duyulmadigini, bu asamanin atlanabilecegini savunmustur. Il-sung'a gore iscilerle koyluler arasinda niteliksel bir farklilik yoktur; onemli olan koylulerin basarili bicimde proleterlestirilmeleridir. Bu amaca yonelik olarak bir taraftan devlet eliyle agir sanayinin gelistirilmesine calisilirken, diger taraftan da kolektif ciftlikler kurularak koyluler fabrika iscileri gibi istihdam edilmeye baslanacaktir. (27) Hem sanayide hem de tarimsal uretimde azami verimin saglanabilmesi icin Kim Il-sung'un saha calismalari sonucunda gelistirdigi birbirine benzer iki ilkeden; sanayide "Tean" ve tarimda "Congsanri" yontemlerinden faydalanilacaktir. Bu iki ilke de uretim surecinde devlet yetkililerinin alt duzeydeki calisanlara yardimci olmalarini, sik sik calisma sahalarina gitmelerini ve is yerlerinde dogabilecek sorunlari calisanlarla bizzat goruserek cozmelerini ongormektedir. Bu anlamda Cuce'nin isletme mantigi uretimin en alt duzeyde bile devlet gorevlileri tarafindan idare edilmesini gerektirmis ve sonucta buyuk bir burokratik yapiyi dogurmustur. Boylesi bir yapi birtakim kisa vadeli getirilerine ragmen uzun vadede buyumeyi engelleyen yapisal sorunlarin ortaya cikisina sebep olacaktir. (28)

Kore'nin kendine yetme dusuncesi dunya ekonomisinden izolasyonu beraberinde getirmistir. Gercekten de Kuzey Kore ekonomisi baslangictan itibaren buyuk oranda yerli kaynaklarin mobilizasyonuna ve ic pazarin gelistirilmesine dayalidir. Zira dunya ticaretine entegre olmanin Kore ekonomisine zarar verecegi ve ulkenin bagimsizlik amacini saptiracagi dusuncesinden hareketle uluslararasi ticari iliskiler asgariye indirilmis, ulkeye dogrudan yabanci yatirimlarin girisinin onune de kararlilikla set cekilmistir. (29) Ustelik Kim ailesinin yurtici ve yurtdisi itibarini artiracagi dusunulen birtakim yuksek maliyetli ekonomik faaliyetlere girisilmesi de bu projelerin siyasi amaclarla yurutuldugunun kaniti niteligindedir. Baskent Pyongyang'a insa edilen Cuce Kulesi, Zafer Taki, Kim Il-sung Stadyumu gibi eserlerin ya da ev sahibi olunan belirli uluslararasi etkinliklerin maliyetinin ulusal butceyi fazlasiyla zorlamis oldugu aciktir. (30)

Bununla birlikte Kuzey Kore yonetiminin, ciddi ekonomik sikintilardan dolayi ozellikle 1970'lerde dis ticarete yoneldigi donemler de olmustur. 1970'li yillar zaten Sovyetler Birligi ve CHC de dahil olmak uzere sosyalist ekonomilerin kapitalist dunya ekonomisi ile temasi artirdiklari bir zaman dilimidir. Bu baglamda Kore, sermaye ve teknoloji transferi icin ozellikle Japonya ve Bati Avrupa ile kisitli da olsa ekonomik iliskiler kurmus ve bu girisimler Kore ekonomisine fayda saglamistir. (31) Ancak bu kazanimlara ragmen, kuresel ekonominin parcasi olmanin ulkeyi dis etkilere karsi daha dayaniksiz hale getirecegi kabulunden hareketle bu iliskiler dusuk duzeyde tutulmustur. Zira Kuzey Kore'nin sinirlarini ticarete ve yatirima acmasinin rejimin Kim ailesinin kultune dayanan mesruiyetine zarar verecegi dusuncesi Kore yonetiminde gucludur. (32) Ayrica Kuzey Kore uzerinde, siyasi cizgisinden dolayi, etkili cok tarafli yaptirim ve kisitlamalar soz konusudur.

Bugun Kuzey Kore'de kronik bir kitlik sorunu vardir. Oyle ki bu sorun 1995-1999 yillari arasinda 600 bin ila 1 milyon kisinin olumune sebep olacak derecede ciddi boyuttadir. Ulkede topragin sadece yuzde 20'si ekilebilir durumdadir, ayrica iklim sartlari da tarimsal uretimi cok olumsuz bicimde etkilemektedir. Dolayisiyla ekonominin gorece iyi oldugu donemlerde dahi Kuzey Kore kendisini besleyebilen bir ulke olamamistir ve ekonomik varligini Soguk Savas'in sonuna kadar Sovyetler Birligi, daha sonra ise CHC'nden gelen dis yardimlara bagli olarak surdurmektedir. Bu anlamda yapilan kendi kendine yetme propagandasina ragmen Kore'nin bu iddiasi gercekci olmaktan uzaktir. (33) Eldeki veriler isiginda sosyalist Kore'nin hizli kalkinan ya da halkinin refah seviyesini istikrarli olarak artiran bir ekonomik yapi kurabildigini soylemek mumkun degildir. Soz konusu ekonomik yapi Cuce'nin siyasi anlayisinin uzantisi oldugu icin bu yapinin yonetime hakim olan temel felsefe degismeden kayda deger bir revizyona ugramasi da son derece zor gozukmektedir.

Askeri Alanda Cuce

Tam bagimsizlik ilkesini resmi ogretisinin temeline yerlestiren Kuzey Kore, bu amaci sadece ideolojik yerlilik ya da ekonomik izolasyon politikalariyla degil, belki onlardan da fazla, sert guce (hard power) dayali yontemlerle basarmaya calismaktadir. Bu kapsamda, Kore'nin uluslararasi siyasi hamleleri onemli olcude askeri meselelere verilen oncelik baglaminda sekillenmektedir. Bu egilimi Cuce ogretisinin temel bilesenlerinden olan "Cavi" (oz savunma) ilkesinde tum acikligiyla gorebilmek mumkundur. Kore'de askeri meselelere verilen onemin teorik altyapisini olusturan bu ilke, orduyu toplumsal gruplar arasinda en uste yerlestirmekte, ona iscilik ve koylulukten daha yuksek bir statu tanimaktadir. Kim Il-sung'un gerilla gecmisi dusunuldugunde, hele ki Kore yarimadasinin bolunmusluk sartlari hesaba katildiginda bu tavir suphesiz ki sasirtici degildir. Bu yaklasim ayni zamanda Kuzey Kore'nin dunya devrimi anlayisiyla da uyumludur. Cuce ogretisinin kabullerine gore yeryuzunde emperyalist ulkeler var olmaya devam ettikce buyuk bir askeri gucun mutlaka elde tutulmasi gerekmektedir. (34)

Bununla birlikte zaman icerisinde Kuzey Kore'nin bu yaklasimi daha da keskinlesecek ve askeri konulara yonelik hassasiyet belirli gelismelere tepki olarak iyice artacaktir. Ornegin Guney Kore hukumetinin Japonya ile 1965 yilinda ayri bir baris anlasmasi imzalamasi ve Vietnam Savasi'na da muharip birlikler sevk etme karari almasi uzerine Kim Il-sung, ulusal savunmaya oncelik verecek bir ekonomik yapilanma konsepti gelistirmis ve bu yondeki projesini Ekim 1966'daki Parti Temsilcileri Konferansi'nda kabul ettirmistir. Bu plan uyarinca, Kuzey Kore'de askeri harcamalar yukselmis ve ulusal butceyi zorlayacak bir duzeye ulasmistir. Oyle ki bu kararin bir sonucu olarak 1961-1967 yillari icin ortaya konulan "Yedi Yillik Plan" basarisiz olmus ve ongorulen sonuclarin elde edilebilmesi icin suresi uc yil daha uzatilmistir. (35) Kore'nin Vietnam Savasi'na mudahil olarak sosyalist Kuzey Vietnam rejimine malzeme yardimi yapma karari almasi ve Guney Kore'deki devrimci hareketleri destekleme politikasi izlemesi soz konusu maliyeti daha da artirmistir.

Fakat Kim Il-sung yonetiminin askeri meselelere gosterdigi ilgiye karsin bu yondeki egilimin daha da guclendigi surec, ardili Kim Jong-il'in iktidar donemidir. Kim Jong-il, babasi Kim Il-sung oldukten sonra Kore Isci Partisi'nin (KIP) Genel Sekreteri ve Devlet Baskani olarak hemen atanmamis, hatta ulkede parti ya da meclis secimleri bir sure yapilmamisti. Bu anlamda Kore'nin siyasi gelecegi Kim Il-sung'un olumunu izleyen birkac ay boyunca muglak bir konu olarak kalmisti. (36) Ayrica 1990'larin basinda Kuzey Kore'yi yakindan ilgilendiren buyuk ic ve dis krizler soz konusuydu: Soguk Savas duzeninin sosyalist blogun yenilgisiyle sonlanmasi, ABD ile suregelen gergin iliskiler ve ulkede yaygin kitliga sebep olan dogal felaketlerin ardi ardina yasanmasi. Bu faktorler Kuzey Kore liderliginin istikrarini tehdit eder hale gelmisti. (37) Boylesi bir ortamda Kim Jong-il hem kendi otoritesini tam olarak tesis edebilmek hem de Cuce rejiminin devamliligini saglayabilmek amaciyla kendisine mutlak sadakat gosteren ordunun merkezinde oldugu bir kriz yonetimi sistemini kurmaya yonelmis, bu da "Songun" kavramiyla ifade edilen "askeri oncelikli politika"ya zemin hazirlamistir.

1995'te resmi olarak kabul edilen askeri oncelikli politika, Kore'de ordunun guc ve kapasitesinin olabilecek en ust duzeye cikartilmasini, ulkenin siyasi, ekonomik ve diplomatik politikalarinin askeri ihtiyaclar temelinde sekillendirilmesini ve bu cercevedeki kararlarin buyuk oranda ordu yetkilileri tarafindan alinmasini ongormektedir. Bu dogrultuda ordu mensuplari devlet yonetiminde ayricalikli kilinarak, askerler partinin karar alma mekanizmasinda en onemli mevkilere getirilmeye baslanmistir. Kuzey Kore liderligi ordu mensuplarina halk hareketlerini yakindan izleme gorevini vererek, militarist ruhun halk kitlelerine asilanmasi hususunda orduyu tam yetkili kilmistir. (38) Ordunun statusunu ve baskomutanin otoritesini yukseltmeye donuk yapisal ve kurumsal degisiklikler 1990'larda imza atilan anayasa degisikliklerine acikca yansimistir. Ordunun basinda Baskomutan vasfiyla Kim Jong-il vardir ve bu anlamda ulkede ipleri Kim Il-sung'un biraktigi noktadan devralmistir. (39)

Ordunun ve militarist ruhun devlet ve toplum katinda guclu oldugu boylesi bir siyasi ortamda ekonomik reform ihtiyaclari onemli olcude ihmal edilmistir. Ordu hem nicelik hem de niteliksel acidan guclendirilmis, hatta nukleer silahlar ve uzun menzilli fuzeler de dahil olmak uzere ust duzey silahlarla donatilmistir. Ancak bu askeri yatirimlarin etkisiyle Kuzey Kore kendi halkini besleyemeyen bir ulke durumuna dusmustur. (40) Kuzey Kore'de askeri harcamalar ulusal butcenin ucte birlik bir bolumunu olusturmaktadir ve bu durum Kore'de kitlesel fakirligin en onemli sebeplerinden biridir. (41) Kisacasi, Kim Jong-il, Kim Il-sung'un ongordugu Cuce devletini guclu bir askeri yapi kurarak desteklemis, ancak bunun kitleler uzerindeki faturasi yikici bir karakterde olmustur. (42)

Cuce Ideolojisinin Dis Politikaya Etkileri

Yabanci Karsiti Durus

Cuce ogretisinin fikri kaynaklarindan biri oldugu yukarida belirtilen Kore milliyetciligi Kuzey Kore devlet politikalarinda guclu bicimde varligini surdurmektedir ve bu anlamda bu ogretinin asli niteliklerinden biri konumundadir. Cuce ogretisi idari yonden merkeziyetci ve ekonomik olarak disa kapali oldugu gibi, siyasi felsefe acisindan da milliyetci bir karakter arz etmektedir. "Saf ve erdemli" ustun bir Kore ulusu tasavvuruna dayanan Kuzey Kore milliyetciligi etnik temellidir. Bu noktada Han S. Park, Cuce rejiminin milliyetci politikalarini Kore halkinin etnik acidan homojen oldugu kabulune dayanarak surdurdugunu ve halk kitleleri arasinda bir ulusal gurur duygusu yaratmaya calistigini, egitim ve medya kanallari yoluyla da bu yonde propaganda faaliyeti yuruttugunu kaydetmektedir. (43) Bu yaklasima gore, Kuzey Kore yonetimi yabanci karsiti, hatta kimi zaman acikca irkciliga kayan bir durus sergileyen bir rejim gorunumundedir.

Kuzey Kore'deki soz konusu bakis acisi ulkenin dis politikasina da dogrudan etki etmektedir. Zira irk temelli bu yaklasim Kuzey Kore halkini saf ve erdemli olarak tanimlarken bunun olumsuzu niteligindeki "oteki"nin de kurgulanmasi gerekmektedir. Kuzey Kore yonetiminin yaklasiminda CHC, Rusya, Suriye, Iran gibi bazi istisnalar disinda cok sayida devlet bu kapsama girmektedir. Fakat, Kuzey Kore'nin resmi politikasinda dost ulke olarak tanimlanan, Laos gibi son derece yakin iliskilerin soz konusu oldugu ulkelere yonelik olarak dahi kucumseyici bir tavir ortaya konulabilmektedir. Bu ulkeler, Kuzey Kore'ye bagimli ve Cuce politikalarinin edilgen birer uygulayicisi olarak pejoratif bicimde tasvir edilebilmektedir. Bununla birlikte, soz konusu zenofobik tavrin en fazla ABD ve Japonya'ya yonelik olarak sergilendigini belirtmek gereklidir. (44)

Japonya'ya yonelik tepki, bu ulkenin Kore'deki somurgeci gecmisinden kaynaklanmaktadir. Japonya'nin Kuzey Kore'ye 1990'li yillarda yaptigi insani yardimlara (45) ragmen sosyalist Kore yonetimine karsi baslangictan beri izlenen muhalif politikalar bu anlayisi daha da guclendirmistir. Amerikan karsiti kampanyanin temel dayanagi ise ABD'nin Kore Savasi sirasinda sergiledigi kimi olumsuz eylemler ile sonrasinda Amerika'nin kapitalist dunyanin lideri olarak kabul edilmesidir. Kuzey Kore'deki resmi milliyetcilik anlayisi uzerine arastirmalar yapan Brian Reynolds Myers'in degerlendirmesiyle Amerikalilar ve Japonlar yayilmaci hirslari asla degismeyecek kotu tabiatli haklar olarak kabul edilmekte ve bu anlamda Kore halkinin daimi dusmanlari olarak sunulmaktadir. (46)

Kuzey Kore'nin dunyaya bakis acisinda, belli istisnalar disinda, cok sayida ulkeye yonelik olumsuz bir tavir soz konusu olmakla birlikte, Amerikan ve Japon halklarinin kotu yaradilisli olduklarina dair kabulun ulkedeki yabanci karsitliginin bas dayanagi oldugu ileri surulebilir. Oyle ki resmi yayinlarda ve kamuya acik alanlarda yer verilen belirli yazi, poster ve tablolarda "saf ve iyi" Kuzey Koreliler ile "kotu ve ugursuz" yabancilarin birbirine zit algilanislarini acikca gorebilmek mumkundur. Michael Breen, bu anlamda sadece yabanci devlet gorevlilerine ve siyasetcilere degil, bu ulkelerden Kuzey Kore'ye turist olarak gelen siradan insanlara da potansiyel suclular olarak supheyle bakildigini vurgulamaktadir. (47)

Ustelik Kuzey Kore yonetiminin Amerikalilara yonelik olumsuz algisinda Hiristiyanlik karsiti bir temanin da etkili oldugu yine dile getirilen hususlardan biridir. Bu yorumlara gore Kuzey Kore yonetimi, Hiristiyanligin misyonerlerce dunyanin farkli bolgelerine sizmak ve yerel hukumetleri devirmek icin kullanilan bir arac oldugu yonunde bir kabule sahiptir. (48) Bu anlamda Kuzey Kore'de misyonerlik faaliyetleri iktidar tarafindan kati bicimde kinanmis ve ABD'nin misyonerlik faaliyetleri kapsaminda yuruttugu kimi yardim programlarinin da uluslararasi imaj calismasindan ibaret oldugu kabul edilmistir. Myers, Kore yonetiminin ABD'yi ahlaksizliklarin kaynagi olarak degerlendirdigini, hatta escinselligi bir Amerikan "sapkinligi" olarak sundugunu belirtmektedir. (49) Pyongyang yonetimime gore bu gibi yabanci kulturel etkiler Kore'nin ulusal kulturunu yozlastirmayi amaclayan bir istila mekanizmasi niteligindedir ki bu kulturun bozulmasi Kore ulusunun da yok olmasi anlamina gelmektedir. (50) Kim Jong-il'in Hollywood sinema yapimlarina duskunlugu ve Kim Jong-un'un Amerikan basketbol ligi NBA'e yonelik ilgisi (51) hesaba katildiginda ulkede bu tur bir anlayisin varligi suphesiz ki ironiktir.

"Habis" dusmanlarla cevrili bir ortamda yabanci karsitligina dayali bir politikayi surdurmek, Kuzey Kore yonetimi tarafindan "dis tehditlere karsi halki korumak" soylemiyle mesrulastirilmaktadir. Batili devletlerin Kuzey Kore'yi ser ekseninde (axis of evil) ya da haydut devlet (rouge state) biciminde tanimlayan ulusal guvenlik stratejileri takip etmeleri Pyongyang yonetiminin bu soylemine katki saglayan bir zemin hazirlamaktadir. Ozellikle ABD'de 2001 yilinda George W. Bush yonetiminin isbasina gelmesi Kore yonetiminin yabanci karsiti durusunu ve bu yondeki propagandasini guclendirmistir. Bu surecte, ABD ile Guney Kore arasinda yakin iliskilerin kurulmasi ve bu ulkelerin Kuzey Kore'ye yonelik sert tavir takinmalari Cuce rejiminin zenofobik politikalarina etkili bir dayanak noktasi sunmustur.

Guney Kore'yi Gayrimesru Bir Devlet Olarak Tanima

Kim Il-sung, kisi kultunu sadece Kuzey Kore'nin degil butun bir Kore halkinin kurtulusu ve bagimsizliginin saglanmasindan sorumlu bir lider profili uzerine insa etmis, Guney Kore yonetimini ise en basindan beri tartismasiz bicimde gayrimesru bir siyasi otorite olarak tanimlamistir. Kuzey Kore devlet adamlarinin gozunde Seul yonetimi Cuce'nin ongordugu devlet modelinin antitezi olarak kabul edilmekte ve bu sebeple de "itaatkarlik" ya da "baskalarina dayanma" anlamina gelen "Sedecui" terimiyle eslestirilmektedir. (52) Bu ozellikleriyle Guney Kore devleti Kuzey Kore'nin bir esiti olarak degerlendirilmemektedir. Bu devlet varligini Kore Savasi'na borclu, kukla bir yapi, hatta dogrudan Amerikan kolonisi olarak kabul edilmektedir. Kore Savasi, Kuzey Kore'de "Anayurdu Kurtarma Savasi" olarak bilinmekte ve Amerikan emperyalistleri ile onlarin Koreli isbirlikcilerine karsi verilen kahramanca bir mucadele olarak sunulmaktadir. Kuzey Kore yonetimi, savasi, bir galibi olmamasina ragmen verdikleri mucadele sayesinde Amerikalilarin butun bir yarimadayi somurgelestirme amacinin bosa cikarildigini ifade ederek, bir zafer olarak adlandirmaktadir. Ancak yarimadanin yarisi hala denetim disinda oldugundan savas henuz bitmemistir. (53) Kuzey Kore yonetimi ise bu bolunmuslugu ve yozlasmis durumu giderebilecek olan yegane siyasi yapidir. Bu bakis acisi KIP'in resmi bir metninde su ifadelerle acikca ortaya konulmustur: "KIP ulkemizin guney yarisinin Amerikan emperyalist saldiri guclerinden ve gerici ic yonetimden kurtarilmasi, Kuzey ve Guney'in genis kitlelerini kesin bicimde birlestirerek ulkenin tam birliginin demokratik bir temelde saglanmasi icin mucadele edecektir." (54)

Bu alintidan da anlasilabilecegi uzere Kuzey Kore, Guney'le yeniden birlesmenin ancak kendi sosyalist sartlarinda gerceklesebilecegi yonundeki arzusunu hicbir zaman terk etmemistir. Dolayisiyla, Koreli yoneticiler icin birlesme amaci sadece ulkenin butunlugunu saglamak degil, tum Kore toplumunun Cuce ideolojisinin nufuzu altina alinmasi anlamina gelmektedir. (55) Kuzey Kore'nin konvansiyonel araclar disinda yuruttugu askeri oncelikli politika, tutarli bicimde surdurulen bu amaci aciga vurmaktadir. Kuzey Kore sahip oldugu sert guc kapasitesine dayanarak birlesme konusunda kurallari koyan taraf olma hakkini kendinde gormektedir. Cuce rejiminin onde gelen sozculerinden Kim Myong Chol'un su ifadeleri bu yaklasimi net olarak isaret etmektedir: "Guney Kore'nin tarih sahnesinden cekilme zamani gelmistir, onun mimari ve ebeveyni ABD dahi Kuzey Kore ile normallesme yollari aramaktadir. Guney Kore, Kuzey'in... sahip oldugu ulusal ehliyetten ve mesruiyetten tumuyle yoksundur." (56) Boylesi bir durumda, Guney Kore'nin ortadan kalkmasinin yaratacagi bosluk da hic suphesiz ki Kuzey Kore yonetimi tarafindan doldurulacaktir. Guney Kore'nin birlesme konusundaki politikalari hukumetten hukumete kismi farkliliklar gostermis olsa da, Kuzey Kore'nin bu hususa yonelik tavizsiz yaklasimi gecmisten beri sabit kalmistir. (57)

Pyongyang yonetimi acisindan Cuce'nin ongordugu kosullarda birlesmenin ilk sarti her zaman Amerikan askerlerinin Guney Kore sinirindan cekilmesi olmus, bu onkosul 1950'li yillardan bugune dek kesintisiz bicimde dile getirilmistir. Zira Kuzey Kore yonetimine gore "Guney Kore'yi zorla isgal eden Amerikan birlikleri ve onlarin yolundan giden somurgeci fasist rejim Kore halkinin bagimsiz birlesmesini engelleyen kanserli hucreler"dir. (58) Bununla birlikte, Amerikan askerlerinin Kore'den cekilmesi Kuzey Kore'nin bolgedeki askeri varligini guclendirecek ve dolayisiyla Pyongyang'in pazarlik sansini artiracak, hatta siyasi amaclari gerceklestirmek icin askeri operasyon secenegini daha kuvvetli bir ihtimal haline getirecektir. Cunku ABD-Guney Kore savunma ittifaki, Kuzey Kore'ye karsi cift tarafli caydiricilik yaratan bir unsurdur. O halde Amerikan askerlerinin boylesi bir geri cekilisinin en olasi sonucu Guney'i Kuzey karsisinda daha dayaniksiz kilmak olacaktir. (59)

1970'ler bu ortulu amacin acikca dile getirildigi bir donemdir. Oyle ki Kim Il -sung 1976 ve 1978 yillari arasinda ABD Baskani Jimmy Carter'a yazdigi cok sayida mektupta ateskesin yerine bir baris antlasmasi imzalanmasini talep etmis, bu hususta iki sart one surmustur: Amerikan askeri varliginin Kore'den cikarilmasi ve Guney Kore'nin soz konusu baris gorusmelerinden dislanmasi. Seul yonetiminin baris gorusmelerine katilimini engelleme arzusu Kuzey Kore'nin bu ulkeyi atlayarak ABD ile ikili iliski kurma niyetine isaret etmektedir. Bu da ABD'nin askeri geri cekilisi icin gerekli gorusmelerin, mesru ve esit bir yapi olarak gorulmeyen Guney Kore hukumetinin herhangi bir etkisi olmadan yurutulmesi anlamina gelmektedir. Bu yonelim, Kuzey Kore'nin Aralik 1991'de Guney Kore ile imzaladigi saldirmazlik paktini da kismen aciklayan bir unsurdur. Bu anlasmanin imzalanmasindaki amac, gorusmelerin ileriki asamalarinda yine ABD ile cift tarafli bir uzlasmayi saglayabilmek olarak goze carpmaktadir. Kaldi ki Kuzey Kore, Amerikan birliklerinin cekilmesini yeterli bulmamakta, ABD-Guney Kore askeri ittifakinin ilgasini talep etmektedir. Kuzey Kore'nin, 1970'lerde Carter'in Amerikan birliklerinin cekilmesini kabul etmesine karsilik tum Amerikan hava araclarinin geri cekilmesinin yani sira ABD ile dogrudan gorusmeler yurutme yonundeki israrli taleplerini surdurmesi bu noktada anlamli bir ornektir. (60)

Cuce ogretisi sadece Kuzey'de degil butun bir Kore yarimadasinda mutlak bagimsizligi ve yerelligi ongormektedir. Bu anlamda Kuzey Kore siyaset yapicilari icin Guney Kore'yi dis etkilerden "ozgurlestirmek" bu amaca ulasmakta kilit bir asamadir. Soz konusu ozgurlesmenin saglanabilmesi ise birlesmenin Kuzey'in belirledigi sartlarda olmasina baglidir. Bu husus, Kuzey Kore'deki sistemin devami ve istikrari icin de asli onemdedir, zira kapitalizm kosullarina uyumlu bir ulkeyle onun sartlarinda birlesilebilecegine inanmak Cuce ideolojisinin butun mesruiyetini ve tutarliligini da gozden cikarmak anlamina gelecektir. Bu hususlar cercevesinde, Kuzey'in Guney'e yonelik adimlarini esit kosullarda bir birlesmeye donuk hamleler olarak degerlendirmek gercekci degildir.

Nukleer Silahlanma Calismalari

Kuzey Kore'de nukleer silahlanma programina yonelik ilgi 1950'lere dayanmaktadir. Radyoaktif enerjinin tarim, endustri ve tip alanlarinda kullanimi ile ilgili arastirmalar yapmak amaciyla bir Atom Enerjisi Arastirma Enstitusu 1952'de kurulmus, ayni zamanda cok sayida ogrenci Sovyetler Birligi'ne egitime gonderilerek nukleer enerjiyle ilgili ust duzey egitim almalari saglanmistir. (61) Kuzey Kore, takiben, nukleer enerjinin savunma alaninda kullanilmasi icin harekete gecerek Sovyetler Birligi ve CHC'nden nukleer silahlanma konusunda yardim istemis fakat bekledigi karsiligi bulamamistir. Bununla birlikte, bu iki ulke silahlanma konusunda olmasa da nukleer enerjinin kullanimiyla ilgili birtakim yardimlarda bulunmayi kabul ederek Kore'de cesitli nukleer tesislerin insa edilmesinde rol ustlenmislerdir. 1950'li ve 60'li yillar Kuzey Kore'nin nukleer enerjiyle tanistigi bir zaman dilimi olarak one cikmaktadir.

Kuzey Kore'nin kendi nukleer silahlanma programini hayata gecirmek icin calismalara basladigi donem 1980 sonrasi donemdir. Pyongyang yonetimi, taraf oldugu Nukleer Silahlarin Yayilmasini Onleme Antlasmasi'nin (NPT) Uluslararasi Atom Enerjisi Kurumu ile gerektirdigi belirli ek sozlesmeleri imzalamaktan kacinmis ve bu nedenle de uluslararasi toplumun artan tepkisini uzerine cekmeye baslamistir. Sorunun cozumu icin ABD'nin devreye girmesi sonrasinda 1994'te imzalanan Cerceve Anlasma, bu konuda gecici bir yumusamaya sebep olmustur. Bu anlasma, ABD'nin Kuzey Kore'ye enerji amacli kullanilacak iki hafif su reaktoru kurmasi ve bu ulkeye ABD, Guney Kore ve Japonya'nin yapacagi benzin yardimi karsiliginda Cuce rejiminin nukleer politikasini terk etmesini ongormekteydi. Ancak ABD'nin gereken benzin yardimini yapmasina karsin su reaktoru kurma plani ABD Kongresi'nden onay alamamis, ayrica kamuoyunda olusan muhalefet neticesinde hem Clinton hem de Bush yonetimleri Kore ile yumusama politikasindan geri cekilmeye baslamislardir. Sonucta surec akim kalmis ve nihayetinde 2002 yiliyla birlikte ABD resmi olarak gorusme masasindan kalkmistir. Kuzey Kore, bu gelisme uzerine Ocak 2003'te NPT'den cekildigini aciklamistir. (62)

NPT'den cekilme karari Kuzey Kore'ye yonelik elestirileri artirmis ve "Altili Gorusmeler" (Six-Party Talks-SPT) olarak adlandirilan cok tarafli muzakere surecinin baslamasina sebep olmustur. Kuzey Kore'yi ABD, Guney Kore, CHC, Rusya ve Japonya ile ayni masada bir araya getiren bu surec, son donem Kuzey Kore diplomasisinin en onemli meselesidir. Bolgede nukleer enerjinin kullanimindan kaynaklanan devletlerarasi anlasmazliklari bariscil bicimde cozme amaci cercevesinde yuruyen bu surec, Agustos 2003'te yapilan fakat bir sonuca ulasamayan birinci tur muzakereleriyle baslamistir. 2004 yili icerisindeki ikinci ve ucuncu tur gorusmelerin kazanimlari da yuzeysel kalmistir. Fakat 2005-2007 yillari arasinda gerceklestirilen dorduncu, besinci ve altinci tur muzakerelerde sonuc almaya oldukca yaklasilmis, hatta belirli miktarda benzin yardimi ve ABD ve Japonya'nin Kuzey Kore ile iliskilerinin normallesmesi karsiliginda Pyongyang yonetiminin nukleer calismalarini durdurmasi karari dahi alinmistir. Fakat taraflar arasindaki guven eksikligi, surecin basariyla sonuclanmasina engel olmustur. Gorusmelerin kopmasina neden olan husus, Kuzey Kore'nin 2009 yilinda uzaya uydu yerlestirme calismasina girismesidir. Bu hamle, kitalararasi balistik fuze teknolojisinin ilk adimi olarak degerlendirilerek, SPT ulkelerinde rahatsizlik yaratmistir. Oyle ki bu hamleye, hem donemin ABD Baskani Barack Obama ihlallerin karsiliksiz kalmayacagini aciklayarak sert tepki gostermis (63) hem de BM Guvenlik Konseyi Kuzey Kore'nin bu eylemini kinayan ve bu ulke uzerindeki yaptirimlarin artirilmasini ongoren bir deklarasyona imza atmistir. (64) Bu gelismelerin bir sonucu olarak Kuzey Kore Nisan 2009'da SPT gorusmelerinden cekilmis, tum nukleer enerji denetcilerini ulkeden cikartmis ve nukleer programina yeniden hiz verdigini resmi olarak aciklamistir. Nitekim SPT'den cekilinmesinden bir ay sonra Kuzey Kore nukleer silah gelistirdigini tum dunyaya duyurmustur. (65) Bu anlamda, sorunun gorusmeler yoluyla cozumune yonelik cabalar sonucsuz kalmistir ve Kuzey Kore nukleer test ve calismalarini halen surdurmektedir.

Bu kapsamda, nukleer alandaki calismalarin, Kuzey Kore acisindan getirdigi mali yukun yani sira, ulkenin uluslararasi kamuoyu tarafindan defalarca kinanmasina sebep oldugu goze carpmaktadir. Ancak bu olumsuz etkilere karsin Kuzey Kore yonetimi soz konusu nukleer politikayi devam ettirmekte israrli davranmaktadir. Bu noktada Kore'nin israrli tavrinda etkili olan dort ana etkenden bahsedilmelidir. Bu etkenlerden birincisi diplomasi kaynaklidir; Kuzey Kore nukleer programini uluslararasi diplomaside agirlik ve itibar arayisinin bir parcasi olarak uygulamaktadir. Gercekten de Cuce rejimi acisindan nukleer silahlanma programi hem muzakere masasina daha guclu oturmak ve genel olarak uluslararasi politikada daha etkili bir rol oynayabilmek icin hem de ABD'yi pazarliklara daha kolay cekebilmek ve ondan taleplerde bulunabilmek adina kullanisli bir unsurdur. (66) Ayni zamanda bu politika Kuzey Kore'nin anti-emperyalist ve anti-Amerikan durusu icin de hem iceriye hem de tum dunyaya donuk verimli bir propaganda aracidir ki, bu yondeki propaganda da Cuce ideolojisinin ozunu olusturmakta, ona temel karakterini vermektedir. (67)

Nukleer politikanin ikinci varolus sebebi askeri kaynaklidir. Kuzey Kore nukleer programini askeri oncelikli politikanin bir geregi olarak uygulamaktadir. Ifadesini, dis dunyaya, ozellikle de Batili ulkelere karsi her zaman belirgin bir guvensizlikte bulan Cuce ogretisi, nukleer silahlanma programini ciddi bir caydiricilik olusturarak ulkenin korunmasini kusursuz hale getirebilmek icin desteklemektedir. Bu bakis acisinda Bati'nin Kuzey Kore yonetimini devirmek ve onu Guney Kore'nin sistemine cekebilmek arzusu icinde bulunduguna, nukleer politikanin da bu tehlikelere karsi dengeyi saglamak icin gerekli olduguna dair bir inanc soz konusudur. Soz konusu yaklasim kendisini Kuzey Kore yonetimince, ABD-Kuzey Kore iliskileri normallesse dahi ABD nukleer tehdidinin en kucuk bir etkisi kaldigi muddetce Pyongyang'in nukleer silahlanma politikasindan herhangi bir donus yapilmayacaginin acikca vurgulanmasinda hissettirmektedir. Bu anlamda, askeri oncelikli bakis acisinin Kuzey Kore'ye donuk her turlu tedbirin askeri yontemlerle ve artan sertlesme politikalariyla karsilanmasini ongordugu notunu dusmek de yerinde olacaktir. (68)

Kuzey Kore'nin takip ettigi nukleer programin ucuncu sebebi ise ekonomiktir. Ulkenin asilamayan azgelismisligi ve ozellikle 1990'li yillardan beri tecrube ettigi yoksulluk sarmalinda, ABD'li bazi uzmanlar Kuzey Kore liderliginin nukleer silahlanma kartini disaridan yardim alabilmek icin bir "santaj araci" olarak kullandigini ileri surmektedir. (69) Bu bakis acisina gore, Pyongyang yonetiminin ulusal nukleer programini gelistirmeye ve hayata gecirmeye donuk adimlarinin Batili ulkelerin dis yardim teklifleriyle karsilanmasi durumu soz konusudur. Farkli bir soylemle, Batili hukumetlerin Kore'nin nukleer silahlanma politikasina karsi bir tur ekonomik "yatistirma politikasi" izlemeyi tercih etmeleri, Kuzey Kore'nin bu yondeki girisimlerini daha da guclendirmekte ve onu devamli hale getirmektedir. Bu acidan, Kuzey Kore yonetimi bir taraftan ekonomik yardim karsiliginda nukleer politikasinda degisim vadetmekte ve bu sayede belirli kazanimlar elde edebilmekte, ancak diger taraftan silahlanma programini kendi belirledigi sartlarda istikrarli bir bicimde devam ettirebilmektedir. (70)

Kuzey Kore'nin nukleer programinin altinda yatan sonuncu ve belki de en onemli sebep ise ic siyasi yapiyi ayakta tutabilmek kaygisidir. Cuce yonetimi Sovyetler Birligi'nde izlenilen reform surecinin sosyalist rejimin ortadan kalkmasiyla sonuclanmasini dikkatle gozlemlemis ve ayni gidisatin Kore'de de yasanmamasi icin tum maliyetine karsin nukleer silahlanma calismalarini surdurmeyi tercih etmistir. Zira nukleer silahlanma politikasi Kuzey Kore'de burokraside ve toplumsal yapida bastan asagi kati bir disiplin havasinin hakim olmasini saglamakta, ulkeyi tum katmanlariyla teyakkuz halinde tutmaktadir. Boylesi bir olaganustu hal durumu cercevesinde de hem toplumsal reform taleplerinin onu kesilebilmekte hem de ekonomik kaynaklarin onemli oranda silahlanmaya aktarilmasi, yani buyuk askeri harcamalarin mesru kilinmasi saglanmaktadir. Bu baglamda nukleer silahlanma programi askeri oncelikli politikanin ve daha genel bir anlamda Cuce ogretisinin devamina hizmet eden kritik bir unsur olarak one cikmaktadir. (71)

Bu sebeplerden oturu, Kim iktidarinin ucuncu kusak temsilcisi Kim Jong-un da, sasirtici olmayan bicimde, ayni politikalari devam ettirme yonelimindedir. Kim Jong-un yayinladigi ilk resmi yeni yil mesajinda askeri oncelikli politikaya ozellikle vurgu yapmis, reform ya da aciklik gibi konulara ise hic deginmemistir. Ayrica Nisan 2012'de duzenlenen KIP konferansinda Cuce'ye bagliligin alti bir kez daha cizilirken, Kim Il-sung'un dogumunun yuzuncu yil anmalarinda Cuce'yi ve militarist politikalari surdurme kararliligi dunyaya bir kez daha resmi olarak ilan edilmistir. BM Guvenlik Konseyi'nden gelen protestolara ragmen nukleer programina ve fuze calismalarina tum yogunluguyla devam eden Kim Jong-un, bu baglamda, geleneksel ideolojik yaklasima ve politikalara sadakatini ortaya koymaktadir. (72)

Kim Jong-un liderliginde KIP Merkez Komitesinin Mart 2013 tarihinde duzenlenen toplantisinda ekonomik yapilanma ile nukleer silahlanma projesinin eszamanli olarak yurutulmesi yonunde karar alinmis, (73) Ocak 2016'da ise Kuzey Kore ilk hidrojen bombasi denemesini basariyla gerceklestirmistir. (74) Jong-un seleflerinin ABD ile Guney Kore arasindaki yakin askeri iliskilere yonelik tepkilerini de artirarak surdurmektedir. Pyongyang yonetimi, Mart 2017'de ABD ile Guney Kore'nin Foal Eagle adli askeri tatbikatina yonelik olarak on alici bir nukleer mudahalede bulunabilecegi uyarisini yapmis, (75) Nisan ayinda da, ABD ve CHC Baskanlari Donald Trump ile Si Cinping'in gorusmesinin hemen oncesinde balistik fuze denemesi gerceklestirmistir. (76) ABD'nin bu adima karsilik yaptigi hamleler uzerine Kuzey Kore'nin, ABD'nin eylemleri karsisinda termonukleer bir savasin her an baslayabilecegini bildirmesi de yine dikkate deger ve Kim Jong-un'un bu yondeki tutarli tavrina bir ornek olarak anlasilmalidir. (77)

Sonuc

Cuce ideolojisi, Kuzey Kore'nin hem devlet olarak varolusunda, hem de hayata gecirdigi politik hamlelerde belirleyici bir rol oynamaktadir. Bu ideoloji, ulkenin siyasi ve ekonomik yapisini dogrudan sekillendirmekte, kati devletci, lidere mutlak itaati ongoren, militarist ve totaliter bir yonetim mantigini hakim kilmaktadir. Boylesi bir yapinin dis politikaya yaklasimi ise beklenilebilecegi gibi sert soylem ve tedbirleri ongormektedir. Oyle ki Kuzey Kore bugun dunyanin en yoksul ulkelerinden biri olmasina ragmen militarist dis politika adimlariyla sadece yakin cevresinde degil, kuresel duzlemde adindan soz ettirebilmektedir.

Mevcut lider Kim Jong-un'un Cuce'nin temel kabullerine bagliligi ve bu ilkeler dogrultusunda ortaya koydugu politikalar ise ulkedeki statukoyu korumaya yonelik egiliminin sarih bir gostergesi olarak anlasilabilir. Zira Jong-un'un tipki selefleri gibi cokseslilige izin vermeyen bir yonetim tarzi takip etmesi, ulkede koklu degisimi ongoren bir toplumsal muhalefetin olusmasi ve basari kazanmasini son derece zorlastirmaktadir. Bu anlamda Kuzey Kore'de Cuce rejiminin tasfiyesi buyuk olcude disaridan gelecek bir etkiye baglidir ki Pyongyang yonetiminin uyguladigi supheci dis politika da bu tehlikenin devre disi birakilmasi temeline dayalidir. Dolayisiyla Kuzey Kore'nin dis politik yonelimleri Cuce ogretisinin asli kabullerinin bir sonucu ve bu ideolojiyi ulkede egemen soylem olarak tutmanin bir yolu olarak goze carpmaktadir. Bununla birlikte, karsilikli bagimliligin arttigi ve toplumlararasi etkilesimi engellemenin neredeyse imkansiz hale geldigi cagdas dunya sartlari dahilinde Cuce rejiminin izolasyoncu yonetim tarzini devam ettirmesinin her gecen gun daha da zorlasacagini belirtmek yanlis olmayacaktir.

Can Kakisim

Yrd. Doc. Dr., Uluslararasi Iliskiler Bolumu, IIBF, Karabuk Universitesi,

Karabuk. E-posta: cankakisim@karabuk.edu.tr

(1) Juche Idea: Answers to Hundred Questions, Pyongyang, Foreign Languages Publishing House, 2012, s.1.

(2) Ibid., s.1.

(3) Kim Il-Sung, "On Eliminating Dogmatism and Formalism and Establishing Juche in Ideological Work", Kim Il Sung Works, Cilt 9, Pyongyang, Foreign Languages Publishing House, 1982, s.395-417.

(4) Charles K. Armstrong, "'Fraternal Socialism': The International Reconstruction of North Korea, 1953-1962", Cold War History, Cilt 5, No.2, 2005, s.162.

(5) Yong Soo Park, "Policies and Ideologies of the Kim Jong-un Regime in North Korea: Theoretical Implications", Asian Studies Review, Cilt 38, No.1, 2014, s.6.

(6) Balazs Szalontai, Kim Il Sung in the Khrushchev Era, Stanford, Stanford University Press, 2005, s.85-88.

(7) Soyoung Kwon, "State Building in North Korea: From A 'Self-Reliant' to A 'Military-First' State", Asian Affairs, Cilt 34, No.3, 2003, s.292.

(8) Paul French, North Korea: State of Paranoia, Londra, Zed Books, 2014, s.48 -52.

(9) North Korea Handbook, New York, M. E. Sharpe, 2002, s.841.

(10) French, State of Paranoia, s.52-55.

(11) Alzo David-West, "Between Confucianism and Marxism-Leninism: Juche and the Case of Chong Tasan", Korean Studies, Cilt 35, 2011, s.94.

(12) French, State of Paranoia, s.58-60.

(13) Michael Breen, Kim Jong-il: North Korea's Dear Leader, Singapore, John Wiley & Sons, 2012, s.8.

(14) Grace Lee, "The Political Philosophy of Juche", Stanford Journal of East Affairs, Cilt 3, No.1, 2003, s.108-109.

(15) French, State of Paranoia, s.45-46.

(16) Ibid., s.49-50.

(17) Jiyoung Song, "How Communist is North Korea? From the Birth to the Death of Marxist Ideas of Human Rights", Cambridge Review of International Affairs, Cilt 23, No 4, 2010, s.562.

(18) Park, "Policies and Ideologies", s.5.

(19) Ibid., s.5-6.

(20) Andrew F. Wood ve David P. Terry, "The Only Dominator and Remaker of the World: <Self-Reliance>, <Unification>, and the Rhetoric of North Korean Juche", Western Journal of Communication, Cilt 80, No.4, s.507.

(21) "What are 'Ten Principles'?", 9 Agustos 2013, http://www.dailynk.com/english/read.php?cataId=nk02900& num=10829/ (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(22) Andrew Scobell, "Kim Jong Il and North Korea: The Leader and the System", Charles W. Tarrington (der.), The Kim Jong Il Regime in North Korea, New York, Nova Science Publishers, 2009, s.21.

(23) "North Korea Mourns Dead Leader, Son is 'Great Successor'", 19 Aralik 2011, http://www.reuters.com/article/us -korea-north-idUSTRE7BI05B20111219 (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(24) Park, "Policies and Ideologies", s.7.

(25) Barry Gills, "North Korea and the Crisis of Socialism: The Historical Ironies of National Division", Third World Quarterly, Cilt 13, No.1, 1992, s.128.

(26) Ibid., s.111.

(27) French, State of Paranoia, s.49-50.

(28) Gills, "Crisis of Socialism", s.114.

(29) Scobell, "Kim Jong Il and North Korea", s.75.

(30) Park, "Policies and Ideologies", s.6-7.

(31) Gills, "Crisis of Socialism", s.116.

(32) Alan Kang, "The Lens of Juche: Understanding the Reality of North Korean Policymakers", The Review of International Affairs, Cilt 3, No.1, 2003, s.53.

(33) Andrew Logie, The Answers: North Korea, Singapore, Marshall Cavendish, 2012, s.20.

(34) French, State of Paranoia, s.46.

(35) Gills, "Crisis of Socialism", s.115.

(36) Kwon, "State Building in North Korea", s.294.

(37) Park, "Policies and Ideologies", s.8.

(38) Ibid., s.8.

(39) Kwon, "State Building in North Korea", s.294.

(40) Park, "Policies and Ideologies", s.8.

(41) Gills, "Crisis of Socialism", s.115.

(42) Kwon, "State Building in North Korea", s.294.

(43) Han S. Park, North Korea: The Politics of Unconventional Wisdom, Boulder, Lynne Rienner, 2002, s.70.

(44) Brian Reynolds Myers, The Cleanest Race: How North Koreans See Themselves, New York, Melville House Publishing, 2010, s.129-131.

(45) David Fouse, "Japan's Post-Cold War North Korea Policy: Hedging toward Autonomy?", Asian Affairs, Cilt 31, No.2, 2004, s.109.

(46) Myers, The Cleanest Race, s.131-136.

(47) Breen, Kim Jong-il, s.99-100.

(48) Myers, The Cleanest Race, s.136.

(49) Ibid., s.138-139.

(50) Jae-Jung Suh, "Making Sense of North Korea: Juche as An Institution", Jae -Jung Suh (der.), Origins of North Korea's Juche: Colonialism, War, and Development, Lanham Md, Lexington Books, 2013, s.15-16.

(51) "Dennis Rodman, NBA Old-Timers Arrive in North Korea for Basketball Game", 6 Ocak 2014, http://edition.cnn. com/2014/01/06/world/asia/north-korea-dennis-rodman/ (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(52) Kang, "The Lens of Juche", s.52.

(53) Armstrong, Tyranny of the Weak: North Korea and the World, 1950-1992, New York, Cornell University Press, 2013, s.14.

(54) Kang, "The Lens of Juche", s.48-49.

(55) A Comparison of Unification Policies of South and North Korea, Seul, National Unification Board, 1990, s.38-39.

(56) Kang, "The Lens of Juche", s.49.

(57) Huh Moon Young et.al., Basic Reading on Korean Unification, Seul, Korea Institute for National Unification, 2012, s.67.

(58) Kang, "The Lens of Juche", s.49.

(59) Ibid., s.49-50.

(60) Ibid., s.50.

(61) Benjamin Habib, "Rogue Proliferator? North Korea's Nuclear Fuel Cycle & Its Relationship to Regime Perpetuation", Energy Policy, Cilt 38, No 6, 2010, s.2831-2832.

(62) Rajaram Panda, "North Korea's Nuclear Policy: Domestic Determinants, Strategy and Future", Journal of Comparative Asian Development, Cilt 10, No 2, 2011, s.229-230.

(63) "Remarks by President Barack Obama in Prague as Delivered", 5 Nisan 2009, https://www.whitehouse.gov/the-press -office/remarks-president-barack-obama-prague-delivered (Erisim Tarihi 19 Ekim 2016).

(64) "Security Council Condemns Launch by Democratic People's Republic of Korea, Agrees to Adjust Travel Ban, Assets Freeze, Arms Embargo Imposed in 2006", 13 Nisan 2009, http://www.un.org/press/en/2009/sc9634.doc.htm (Erisim Tarihi 19 Ekim 2016).

(65) Panda, "North Korea's Nuclear Policy", s.234-235.

(66) Kang, "The Lens of Juche", s.56.

(67) Habib, "Rogue Proliferator?", s.2833.

(68) Panda, "North Korea's Nuclear Policy", s.234-235.

(69) Mustafa Kibaroglu, "Kuzey Kore'nin Nukleer Silah Programi: Sebepler ve Sonuclar", Uluslararasi Iliskiler, Cilt 1, No.1, 2004, s.167-168.

(70) Panda, "North Korea's Nuclear Policy", s.230.

(71) Habib, "Rogue Proliferator?", s.2831.

(72) Park, "Policies and Ideologies", s.10-11.

(73) "Report on Plenary Meeting of WPK Central Committee", 31 Mart 2013, https://kcnawatch.co/ newstream/1451895560-172035864/report-on-plenary-meeting-of-wpk-central -committee/ (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(74) "North Korea Nuclear: State Claims First Hydrogen Bomb Test", 6 Ocak 2016, http://www.bbc.com/news/world -asia-35240012 (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(75) "North Korea Threatens Nuclear Strike over U.S.-South Korean Exercises", 7 Mart 2016, http://edition.cnn. com/2016/03/06/asia/north-korea-preemptive-nuclear-strike-threat/ (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(76) "North Korea Fires Ballistic Missile as Trump, Xi Prepare to Meet", 6 Nisan 2017, http://edition.cnn.com/2017/04/04/ asia/north-korea-projectile/ (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).

(77) "North Korea Warns 'Thermonuclear War' may Break Out any Moment", 14 Nisan 2017, http://nypost. com/2017/04/14/china-says-north-korea-tension-has-to-be-stopped-from-reaching -irreversible-stage/ (Erisim Tarihi 15 Nisan 2017).
COPYRIGHT 2017 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2017 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Kakisim, Can
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Date:Dec 22, 2017
Words:7414
Previous Article:Home State and Transnational Policies Toward Civil Society: The Case of Turkey/Koken Devlet ve Sinir-Asan Sivil Toplum Politikalari: Turkiye Ornegi.
Next Article:TWAIL and the Responsibility to Protect (R2P) as a New Instrument of Domination: the Case of Libya/ TWAIL ve Yeni Bir Hakimiyet Araci Olarak Koruma...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters