Printer Friendly

Jealousy and social gender in close relationships/Yakin iliskilerde kiskanclik ve toplumsal cinsiyet.

Abstract

Romantic jealousy in close relationship has been the focus of both theoretical formulation and empirical investigation. In recent years, sex differences in romantic jealousy in close relationship have been widely investigated. The question "whether women or men are more jealous" has been asked for many years. However, conflicting results of the studies have been interpreted in various ways by different models. In this study, to answer to this question, first, definitions of jealousy and related concepts are given. Then, gender differences in jealousy are explained depending on the emprical and theoretical studies, and some explanations are provided regarding these differences and their causes.

Key Words: Gender, jealousy, close relationships, social, women.

Oz

Yakin iliskiler (evlilik, flort ve ask iliskileri) son yirmi yilda sosyal bilimlerde bircok gorgul arastirmaya konu olmaya baslamis, konu ile ilgili bircok kuramsal yaklasim gelistirilmistir. Bu yaklasimlarin en cok uzerinde durdugu konu da kadinlarla erkeklerin iliskiye ve iliskisel sorunlara bakis acilarindaki farkliliklardir. Yakin iliskilerde cinsiyet farkliliklari dendigi zaman da ilk akla gelen olgulardan biri 'kiskanclik'tir. Tum toplumlarda kadinlarin erkeklerden ya da erkeklerin kadinlardan daha kiskanc oldugu yonunde yaygin kalipyargilar vardir. Bu calisma, gercekten de kadinlarla erkekler arasinda kiskanclik ve kiskancligin boyutlari acisindan fark olup olmadigini, varsa da kokunde nelerin yattigini aciklamak adina gerceklestirilmistir. Bu amacla, oncelikle kiskanclik ve ilgili kavramlara iliskin tanimlamalara yer verilmis, ardindan da ilgili arastirmalar ayrintiyla irdelenerek yorumlanmistir.

Anahtar Kelimeler: Kiskanclik, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, kadin, yakin iliskiler.

Giris

Kiskancligin yakin iliskilerde en guclu ve en yipratici duygulardan biri oldugu tartismasiz kabul gormektedir (Aune & Comstock, 1991: 316; Pines & Friedman, 1998: 54). Edebiyatta, ornegin Shakespeare'in Othello'sunda ve Goethe'nin Genc Werther'in Acilari'nda, kiskancligin yipratici dogasi ve trajik sonuclari islenmistir. Evlilik arastirmalarinda ve terapilerde, kiskanclik onemle uzerinde durulan sorunlardandir (Buunk, 1981, s. 357; Guerrero & Eloy, 1992: 254). Kiskanclik kimi zaman olumle sonuclanabilmekte, esler arasinda cinayetlere ve agir yaralamalara yol acmaktadir (Buunk & Bringle, 1987:124).

Kiskanclik, bu denli yaygin olmasina ve cogu zaman siddet icermesine karsin, sosyal bilimlerde yeterince arastirmaya konu olmamistir. Ancak, son yillarda, kiskanclik duygusunun benlik saygisi, bagimlilik gibi cesitli degiskenlerle iliskisini ve kiskanclik sonucunda ortaya konan davranissal ve duygusal tepkileri ele alan calismalar yurutulmeye baslanmistir (Afifi & Reichert, 1996; Aune & Comstock, 1991 ; De Weerth & Kalma, 1993; Ellis & Weinstein, 1986; Guerrero, 1998; Mathes & Verstraete, 1993). Diger yandan, kiskancligin tam olarak nasil tanimlanacagi, nasil siniflandirilabilecegi, kiskancligin altinda yatan bilissel sureclerin nasil isledigi ve benzeri bircok soru yanit beklemektedir.

Bu calismanin (2) amaci da, oncelikle, literaturdeki farkli ve celbkili tanimlama cabalarindan yola cikarak kiskancliga iliskin net bir tanim sunmak, ardindan da kiskancligin cesitli boyutlari acisindan var oldugu iddia edilen cinsiyet farkliliklarini, eger var ise bu farkliliklarin olasi nedenlerini ve yansimalarini sorgulamaktir.

Tanimlama

Kiskanclik, bircok insanin farkli anlamlar yukledigi bir kavramdir. Bircok farkli sozcugu, anlami ve imgeyi cagristirir.

DeSteno ve Salovey (1996: 921) kiskancligi, deger verilen biriyle kurulmus olan iliskinin bozulmasi ya da tehlikeye girmesiyle artan, ofke, mutsuzluk ve korku duygulariyla kendini gosteren sapkin bir duygu durumu" olarak betimlemektedirler. Pines'a gore (1998: 2) "kiskanclik, onemsenen bir iliskinin yitirilmesine ya da bozulmasina yol acabilecek bir tehlikenin varligina iliskin algi sonucunda verilen karmasik bir tepkidir'. Buunk ve Bringle (1987:124)'a gore kiskanclik, "bireyin suregelen ya da daha onceden var olan bir iliskisindeki esiyle ucuncu bir kisinin iliskisinden kaynaklanan, hos olmayan bir duygusal tepkidir. Bu iliski, gercek, duslenen, beklenen ya da daha onceden yasanmis bir iliski olabilir". White (1981), kiskancligi "bireyin birlikte oldugu kisiyle duslenen ya da gercek bir rakip arasindaki gercek ya da olasi bir iliski nedeniyle algilanan, iliskinin varligina ya da niteligine ve/veya bireyin benlik saygissina yonelik tehditlere eslik eden duygu, dusunce ve davranislar butunu" olarak tanimlamaktadir (White 1981: b: 24). Manstead ve Hewstone (1996) gore kiskanclik, deger verilen biriyle kurulmus olan iliskinin gercekten bozulmasi ya da bu yonde bir tehlikeye girmesi tehdidiyle artan, ofke, mutsuzluk ve korku duygulariyla kendini gosteren sapkin bir duygu durumudur" diye ifade eder. Bir diger tanima gore kiskanclik, "bir iliskiyi korumak ve surdurmek amaciyla verilen korku temelli bir tepki"dir (Davis, 1948, akt. Buunk, Angleitner, Oubaid & Buss, 1996: 359). Mathes ve Severa, kiskancligi "bir rakibin varligi nedeniyle yasanan iliski kaybi ya da iliskinin kaybedilmesine yonelik tehdit sonucu yasanan olumsuz duygu durumu" (1981: 24) olarak tanimlamaktadirlar.

Tum bu tanimlamalardan da anlasilcagi gibi, kiskanclik tek ve yalin bir kavram ya da duygu degil, bir duygular ve tepkiler karmasasidir.

Cogu insan kiskancligi son derece aci verici, cilginca bir duygu olarak degerlendirir. Kiskanclik kimilerine gore askin, kimilerine gore dusuk benlik saygisinin, kaybetme korkusunun ya da guvensizligin gostergesidir (Greenberg & Pyszczynski, 1985).

Literaturde, kiskancligi tanimlama girisimlerinde deginilen ve kavram karmasasindan kacinmak amaciyla onunla karsilastirilak tanimlanmaya calisilan ilgili diger bir kavram da hasettir. Bu nedenle, 'kiskanclik' (jealousy) ve 'haset' (envy) arasindaki ayrim uzerinde durmak, bu calismanin temel kavrami olan 'kiskanclik' tanimin aciklik kazanmasi acisindan yararli olacaktir.

Kiskanclik ve Haset

Yukarida yer verilen tanimlardan yola cikarak, kiskancligi kisaca, yakin iliskiyi var olan tehditlere karsi korumak amaciyla verilen bir tepki olarak tanimlayabiliriz. 'Haset' (envy) ise, digerlerinin sahip olduklarina sahip olmak istemeyi, digerlerinin sahip olduklan nitelik, basari ve maddi olanaklari kendininkilerle karsilastirmayi ve sonucta da cekememe boyutuna varan bir durumu anlatir (Kim & Hupka, 2002; Pines, 1998).

Kiskanclik, deger verilen bir iliski tehlikeye girdiginde yasanan bir duygudur. Algilanan tehlikelere verilen koruma amacli bir tepki olmasi nedeniyle hasetten aynhr. Haset, bir bireyin, sahip olmadigi birseyi istemesi durumudur, kiskanclikta ise birey sahip oldugu birseyi kaybetmeme, koruma yonunde bir niyet gutmektedir (Pines & Aronson, 1983:110).

'Kiskanclik' ile 'haset' arasindaki temel fark, kiskancligin hasette oldugu gibi iki kisiyi degil, uc kisiyi iceren bir durum olmasidir. Bir birey bir digerine imrenebilir ve onun sahip olduklarina goz koyabilir; mal varligi, guzel gozleri, kisilik ozellikleri, basarisi ve benzeri. Hasetin odak noktasi bir nesne ya da ozelliktir. Kiskancligin odagi ise var olan iliski icin tehdit olarak algilanan bir ucuncu kisidir (Brehm, 1992; LaFollette, 1996; Pines, 1998; Salovey & Rodin, 1989).

Iki kavram arasindaki fark, B (birey), D (digeri) ve X (ucuncu bir kisi ya da nesne) uclusu ile anlahlabilir. Bryson (1977), kiskancligi, B'nin X'le suregelen iliskisinin, D'nin X'le gelistirdigi ya da gelistirecegi varsayilan bir iliski yoluyla tehlikeye girecegi korkusu sonucunda ortaya cikan bir durum olarak degerlendirir. Bu durumu, "sosyal iliski kiskancligi (social relationship jealousy)" olarak adlandirabiliriz (Salovey & Rodin, 1989).

D ile X arasinda onceden kurulmus bir iliski varsa (X bir birey, nesne, sahip olunan bir kisisel ozellik ya da herhangi baska bir sey olabilir), B'nin D'nin yerini alma ya da ikisi arasmdaki iliskiyi bozma yonundeki cabasi 'haset' olarak degerlendirilebilir. Gunluk dilde bu durum da cogunlukla 'kiskanclik' olarak adlandirilmaktadir ve bunu 'sosyal karsilastirma kiskancligi (social comparison jealousy) olarak ele almak yerinde olur.

Spielman (1971), kiskanchk ile haset arasindaki ayrimi, kiskancligin daha guclu oldugu vurgusuyla ortaya koymaktadir (akt. Salovey & Rodin, 1989). Ona gore kiskanclik daha cok nefret duygusu icerir. Hasette bir diger bireyin sahip oldugu seye sahip olma istegi soz konusuyken, kiskanclikta, ayni zamanda, digerinin ona sahip olmamasi yonundeki istek de vardir. Hasette, birey, bir baskasinin, kendisinin sahip olmak istedigi seye sahip olmasmm verdigi mutsuzluk ve ona sahip olamamanm verdigi kendini kotu hissetme durumuyla karsi karsiyadir. Kiskanclik ise, cok deger verilen bir varhk, iliski ya da duygunun yitirilmesinden ya da yitirilmesi olasiligindan kaynaklanan bir kusku, kaygi ve guvensizlik durumunu icerir. Haset kendine acimanin dogurdugu ofke ve uzuntude anlam bulurken, kiskanclik, ofkenin yanmda guclu bir kaybetme korkusunu icerir.

Salovey ve Rodin (1986) bir calismalarindarinda, katilimcilarin, bu iki durumu, sosyal karsilastirma ve sosyal iliski boyutunda siniflandirdiklarini, ancak, ikisi sonucunda yasanan duygularin benzer oldugunu belirttiklerini ortaya koymuslardir. Her ikisinin de, cogunlukla, ofke, uzuntu, mutsuzluk ve kaygi iceren karmasik duygularla sonuclandigi belirtilmistir. Ayni calismanin daha sonraki asamalarinda da benzer sonuclara ulasilmakla beraber, kiskancligin daha yogun ve olumsuz duygulara yol actigi sonucuna ulasilmistir. Kisaca, sonucta yasanan duygular ortak, nitelik acisindan benzer, ancak yogunluk acisindan farkli duygulardir.

Ek olarak, bazi arastirmalarda kiskanclikla hasetin farkli duygularla tanimlandigi yonunde sonuclara da ulasilmistir. Ornegin, Parrott ve Smith 1987' de gerceklestirdikleri deneysel bir calisma sonucunda, kiskancligin daha cok yalnizlik, aldatilmislik, korku, belirsizlik ve kusku duygulanyla birlikte goruldugu; hasete ise, sucluluk, utanc, ozlem, inkar ve asagilik duygularinin eslik ettigi belirlenmistir (akt. Salovey & Rodin, 1989).

Kiskanclik ve hasetin yasattigi duygular konusunda belirsiz sonuclar elde edilmisse de, kiskancligin genel olarak hasetten daha yogun bir duygusal duruma yol actigi konusunda tartisma yoktur. Bircok arastirmaci da, bu kavram karmasasindan kurtulmanin yolunu, "sosyal karsilastirma kiskancligi" ve "sosyal iliski kiskancligi" ayrimini yapmakta bulmaktadir (orn., Bers & Rodin, 1984; Salovey & Rodin, 1986).

Kiskanclik ve Cinsiyet

Yakin iliskilerle ilgili bircok arastirmada, kadinlarla erkekler arasinda, aska yonelik algilamalar, cinsel tutum ve davranislar, iletisim teknikleri ve stratejileri, sorunlarla bas etme yollari, iliski kurma turleri ve daha bircok degisken acisindan anlamli farkliliklar oldugu sonucuna varilmistir (Hendrick, 1988: 125).

Kiskanclikla ilgili tum kuramsal yaklasimlarda cinsiyet farkliliklari uzerinde ayrintiyla duruldugu ve ilgili arastirmalarda da en cok uzerinde durulan degiskenin cinsiyet oldugu gorulmektedir. Bircok arastirmada, belirtilen kiskanclik (kendini kiskanc biri olarak degerlendirip degerlendirmeme durumu), kiskancligin duzeyi, turu, tetikleyiciler karsisinda verilen tepkiler ve bas etme yollan acisindan anlamli cinsiyet farkliliklari oldugu gorulmektedir (Hansen, 1982; Mathes & Severa, 1981; Peretti & Pudowski, 1997; Pines & Aronson, 1983; White, 1981a).

Yillar boyunca kadinlarin erkeklerden ya da erkeklerin kadinlardan daha kisskanc olduklanna iliskin hipotezler olusturulmus ve sinanmistir. Ancak ulasilan sonuclar doyurucu olmadigi gibi celiskilidir de. Oncelikle, bu arastirmalarda kiskancligi kapsamli olarak olcebilecek nitelige sahip olmayan, yalnizca bir boyutunu (kiskancliga verilen tepkiler, bas etme yollan, tetikleyiciler) olcmeyi hedefleyen olcekler kullanilmistir (orn., Bringle, 1981; Buunk, 1981). Sonuc olarak da bu arastirma sonuclarini yan yana koyup bir genellemeye varmak oldukca guctur.

Bringle, Roach, Andler ve Evenbeck (1979) kiskanclikta cinsiyet farkliliklarini konu alan ilk arastirmalardan birini gerceklestirmislerdir. Bringle'in gelistirmis oldugu Kendini Degerlendirme/Kiskanclik Olcegi ve Projektif Kiskanclik OIcegi'nin kullanildigi arastirma sonucunda anlamh herhangi bir cinsiyet farkliligina rastlanmamistir. Hupka ve Bachelor da (1987), Romantik Kiskanclik ve Haset Olcegi'ne verilen yanitlar acisindan kadinlarla erkeklerin farklilasmadigi sonucunu ortaya koymuslardir (akt. Mathes, 1992). White (1981a, b), Kendini Tanimlama-Kiskanclik, Kronik Kiskanclik ve iliski Kiskanclik Olcekleri'ni kullanarak gerceklestirdigi kapsamli arastirmalari sonucunda kadinlarla erkekler arasinda anlamli herhangi bir farka rastlamamistir.

Buunk (1981) ise, kadinlarin erkeklere kiyasla Buunk Kiskanclik Olcegi'nden anlamli duzeyde yuksek puanlar aldiklan sonucuna ulasmistir. Diger yandan, Mathes ve Severa (1981), erkeklerin Kisilerarasi Kiskanclik Olcegi'nden kadinlardan daha yuksek puanlar elde ettiklerini gormulerdir. Mathes ve Severa'nin Kisilerarasi Kiskanclik Olcegi'nin kullanildigi diger bircok arastirmada da benzer sonuclara ulasilmistir (ornegin, Mathes, Roter & Joerger, 1982).

Bu celiskili aciklama ve bulgular, arastirmacilari kiskanclik ve cinsiyet iliskisini "cok boyutlu" ele almak gerektigi sonucuna goturmus ve "belirtilen kisskanclik duzeyi', 'kiskanclikla bas etme yollari', 'tekeslilik/cokeslilik hakkindaki gorusler', 'farkli tetikleyicilere verilen tepkiler', 'kiskanclik durumunda verilen duygusal ve davranissal tepkiler' ve 'kiskancligin etkilerine iliskin gorusler' acsindan kadinlarla erkekler arasinda anlamli farklar olup olmadigi uzerine arastirmalar yurutulmeye baslanmistir.

Belirtilen Kiskanclik/Kiskanclik Duzeyi ve Cinsiyet

Kiskanclik, yaygin olarak, dusuk benlik algisinin ve yetersizlik duygusunun bir sonucu olarak degerlendirilmekte, cinsiyet farkliliklari da daha cok bu bakis acisindan hareketle yorumlanmaktadir . Salovey ve Rodin'e gore (1989), aslinda, yakin iliskilerde kiskanclik ya da haset, bireyin kendini tanimlamada kullandigi ve yuksek deger yukledigi bir alanda benlik degeri tehlikeye girdiginde soz konusu olmaktadir. Hem haset, hem de kiskanclik, bir diger bireyin sahip oldugu bir nitelik ya da sergiledigi performans bizi 'devre disi' birakiyorsa, iliskimizi ve benlik degerimizi tehlikeye atiyorsa gerceklesmektedir.

Tesser ve arkadaslari (Tesser & Campbell, 1982; Tesser & Moore, 1990), olumlu ben-degerlendirmesinin (positive self-evaluation) bir bireyin en onemli gudusu oldugunu ileri suren bir kuram gelistirmislerdir. Daha cok hasetle ilgili aciklamalar iceren, "ben degerini koruma kurami (self-evaluating maintenance theory) olarak adlandirilan kurama gore, ben-degerlendirmemizi koruma yonunde gudulendigimizden, bir baska bireyin (ozellikle onem verdigimiz bireylerin) ben tanimlamalarimizi tehlikeye dusuren davranislari bizde kiskancliga yol acar. Birey, olumlu ben degerlendirmesine iliskin bir tehdidin varligi yonunde bir algilama icine girdigi zaman benlik degerini korumak amaciyla kiskanclik, haset ve bunu izleyen davranislar sergileyecektir.

White (1981 a), kiskancligin oz benlige saygini dusuklugunden daha cok, "iliski icindeki yetersizlik duygusu" ndan kaynaklandigini one surmektedir. Ona gore, birey, yasamin bircok alaninda basarili biri olabilir, ancak yasadigi yakin iliskide bir yetersizlik hissediyorsa, bu iliski icinde kiskanclik gosterme olasiligi yuksektir.

Mead, cinsiyetle ilgili olarak da, daha guvensiz olmalari nedeniyle kadinlari erkeklerle karsilastirildiginda daha kiskanc buldugunu belirtmektedir. Bu guvensizligin de kisisel eksikliklerinden degil, toplumdaki goreli gucsuzluklerinden kaynaklandigini dusunmektedir (Mathes, 1992).

Dusuk benlik saygisi, guven eksikligi ve iliskisel yetersizlik, sadece kiskancligin degil kiskanclikta cinsiyet farkliliklarinin da kaynagi olarak gosterilmektedir.

Kiskanclik ve varsayilan cinsiyet farkliliklarinin nedenleriyle ilgili gorusler bir yana, gercekten kadinlarla erkekler arasinda kiskanclik duzeyi acisindan bir farklilik olup olmadigini ele alan bircok gorgul arastirma yurutulmustur.

Pines ve Aronson'un (1983) Romantik Kiskanclik Olcegi'nde, bireylerden kendilerini kiskanc bulup bulmadiklarini belirtmeleri ve ardindan da 7 dereceli bir olcek uzerinde kiskanclik duzeylerini isaretlemeleri istenmektedir. Arastirmacilarin 1983'de gerceklestirdikleri calismada, belirtilen kiskanclikla, yani bireyin kendisini kiskanc bulup bulmamasiyla cinsiyet arasinda anlamli bir iliskiye rastlanmamistir. Ayni sekilde, belirtilen kiskanclik duzeyi acisindan da kadinlarla erkekler arasinda anlamli, bir farklilik gozlenmemistir.

Ayni olcekle gerceklestirilen calismalari sonucunda Pines ve Friedman (1998)'da belirtilen kiskanclik ve kiskanclik duzeyi acisindan kadinlarla erkekler arasinda anlamli bir farkliliga rastlamamislardir. Buradan yola cikarak kadinlara erkeklerin kendilerini esit duzeyde kiskanc olarak degerlendirdikleri sonucuna vanlabilir. Ancak, dogrudan bu iki sorunun yoneltilmesiyle ortaya konmus baska herhangi bir bulguya rastlanmamistir ve bir genellemeye varabilmek icin daha razia arastirma yapilmasinin geregi ortadadir.

Ilginc bir bulgu da, iliskinin turu (evlilik/flort) ile cinsiyetin belirtilen kiskanclik duzeyi uzerinde ortak etkileri oldugu yonundedir (Buunk, 1981; Demirtas, 2004). Evli olmayan kadinlarin belirttikleri kiskanclik duzeyi, evlilerinkinden daha yuksektir. Buunk (1981) bu bulguyu, "evliligin kadinlarin kendilerini guvende hissetmelerine yol aciyor olmasi" yla aciklamistir. Belki de kadinlar evlendikten ve eslerinin kendilerini gozden cikarip bir rakiple kalici bir iliskiye giremeyecek kadar iliskiye baglandiklarini dusunmeye basladiktan sonra daha az kiskanclik duymaya baslamaktadirlar.

Kiskanclik Bas Etme ve Cinsiyet Farkliliklari

Kiskanclik cinsiyet farkliliklari dendigi zaman arastirmacilarin en cok uzerinde durdugu boyut 'bas etme yontemleri' olmustur. White (1981 c; 1981 d) yuruttugu arastirmalarda erkeklerin kiskancligi tetikleyen durumlarla "yok sayma/kacinma" yoluna giderek bas ettikleri, kadinlarinsa "iliskiyi kurtarmaya calisma", "sosyal destek arama', "kendini degerlendirme" ya da "iliskiye daha fazla baglanma" yoluna gittikleri sonucuna ulasmistir. Genel olarak kadinlarla erkeklerin bas etme yontemleri kiyaslandiginda, kadinlarin erkeklere gore daha "yapici" stratejiler izledigi soylenebilir (Brehm, 1992; Carson & Cupach, 2000; Mathes, 1992). liskisine ve esine guvenen kadinlar, bir rakibin varligina inandiklarinda iliskilerini iyilestirme cabasi icine girmektedirler. Erkeklerse boyle bir durumda yapici davranmak yerine arkalarini donup gitmeyi ve yeni bir es arayisina girmeyi tercih etmektedirler.

Bryson'a gore (1991) bireyler kiskanclikla bas etme yontemlerini iki temel gudu dogrultusunda belirlerler: "iliskiyi korumak ve benlik saygisini korumak". Bryson'm cift etken analizi (dual-factor analysis) adini verdigi yaklasima gore bu iki etken isiginda sergilenen dort temel bas etme davranisi vardir. Bunlari Tablo I araciligiyla su sekilde ozetlemek mumkundur.

Kiskanclik yasayan bireyin, iliskiyi koruma ve/veya benlik saygisini koruma yonundeki temel hedef ya da gudusu dogrultusunda olumlu/yapici oldugu gibi olumsuz/yikici davranislara da yonelmesi soz konusu olabilmektedir (Guerrero ve Afifi, 1998).

Bryson'a gore (1991) bu model kiskanclikta cinsiyet farkliliklarini aciklamada oldukca yol gostericidir. Kadinlar bircok toplumda "iliskiyi koruma/kurtarma" rolunu ustlenen taraf olarak toplumsallastirilmakta ve bu nedenle, kiskanclik durumunda benlik saygilarindan once iliskiyi kurtarma yonunde bir guduyle hareket etmeleri daha olasi gorunmektedir. Erkeklerse toplumsallasma surecinde ogrendikleri isiginda, kiskanclik yasadiklarinda iliskiyi degil de benlik saygilarini kurtarma yonunde bir egilim icinde olacaklardir. Son derece akla yatkin gorunen bu varsayim Rodgers ve Bryson'in gerceklestirdikleri bir arastirmada sinanmis, ancak beklenenin aksine, kadinlarin benlik saygilarini gozetmeksizin iliskiyi kurtarma cabasi icine girmedikleri, erkekler gibi benlik saygilarini koruma cabasi gosterdikleri sonucuna ulasilmistir (Bryson, 1991).

Rusbult'un (1987) "iliskide bir sorun yasandiginda sergilenen davranislar" uzerine yaptigi arastirmalar sonucunda ortaya koydugu CKBU (EVLN) Modeli kiskanclikla ilgili calismalara yon vermistir. Modelde kiskanclik gibi iliskide sorun yaratabilecek durumlarda bireylerin basvuracaklari olasi dort yontem one surulmektedir:

a. Cikis (Exit): Iliskiyi bitirme/iliskiyi bitirmeyle tehdit etme gibi iliskiden cok benlik saygisini korumaya yonelik davranislar. Bu yontem etkin/yikici olarak degerlendirilmektedir.

b. Konusma (Voice): Bireyin iliskiyi kurtarip sorunlan cozmek adina acikca konusmayi secmesi. Bu yontemde hem benlik saygisini hem de iliskiyi koruma cabasi vardir, etkin/yapici olarak degerlendirilir.

c. Baglilik (Loyalty): Kosullarin iyilesmesini umarak beklemek. Benlik saygisini pek dikkate almadan iliskiyi koruma cabasi baskindir. Edilgen/yapici bir yontemdir.

d. Umursamama (Neglect): Sorunlari umursamadan iliskinin kotuye gitmesine izin vermek. Bu yontemde ne benlik saygisini ne de iliskiyi korumak gibi net bir amac vardir, edilgen/yikici olarak degerlendirilir. (Rusbult, 1987:213).

Rusbult'a gore (1987), kadinlar iliskiyi koruma yonundeki yonelimleri nedeniyle yapici yontemleri, yani bagliligi ve konusmayi; erkeklerse yikici yontemler olan cikisi ve umursamamayi sececeklerdir.

Bircok calismada da, genel olarak, kiskanclik yasadiklarinda kadinlarin erkeklerden daha yapici" stratejiler izledikleri (akilci tartisma, iliskiyi iyilestirmeye calisma gibi), erkeklerinse bagirma, terk etme, fiziksel siddet uygulama gibi daha yikici yontemlere basvurduklari sonucuna varilmistir (Brehm, 1992; Carson & Cupach, 2000; Demirtas, 2004; Mathes, 1992).

Pines ve Aronson'un arastirmalari sonucunda (1983) kadinlarin da erkeklerin de bas etme yontemleri arasindan en cok "bu durumu, olaydaki rolumun ne oldugunu ve kaybetmekten korktugum seyin ne oldugunu dusunme firsati olarak degerlendirerek" ve "akilci tartisma yoluyla" secenekleri uzerinde durduklan gorulmustur. Erkeklerin de en az kadinlar kadar bu yapici yonteme basvurduklarini belirtmeleri sasirtic olarak degerlendirilmistir. Diger yandan, diger arastirma sonuclariyla tutarli olarak, kadinlarin erkeklerden daha cok 'sessiz ve gizlice aci cekme' ve 'aglama'yi tercih ettiklerini, erkeklerinse 'bagirma' ve 'fiziksel siddet uygulama' yoluna gittiklerini belirttikleri gorulmektedir.

Demirtas in (2004) Romantik Kiskanclik Olcegi'nin Turkce formunu kullanarak 454 katilimci ile gerceklestirdigi arastirma sonucunda da kadinlarin kiskanclikla bas etmede erkeklere kiyasla daha sik yapici yontemlere, erkeklerinse kadinlara oranla daha sik yikici yontemlere basvurdugunu ortaya koymustur. Demirtas ve Buyuksahin'in (2005) calismalarinda da bulgular, kadinlarin erkeklere gore daha fazla konusma basa cikma yontemini kullandigini, erkeklerin ise, kadinlara kiyasla daha fazla cikis bas etme yontemine basvurduklarini gostermektedir.

Tekeslilik/Cokeslilik ve Kiskanclikta Cinsiyet Farkliliklari

Tekeslilik/cokeslilik tartismalari da kiskanclikta cinsiyet farkliliklari konusuna farkli bir boyut kazandirmaktadir. Bireyin bu yondeki inanci, kiskanclik duzeyini, kiskanclik yaratan durumlar karsisinda verecegi tepkileri ve bas etme yollarini buyuk oranda etkilemektedir.

Pines ve Aronson (1983), cok eslilige inananlarin daha az kiskanc olduklarini ortaya koymuslardir. Mathes (1992) erkgin cokesli, kadininsa tekesli bir dogasi oldugunu savunan sosyobiyolojik yaklasim acisindan bakildiginda, erkegin kadindan daha az kiskanc olacagi sonucunun cikacagini savunmaktadir. Cunku erkek, cinsel arayisini doyurmakla ilgili herhangi bir problem yasadliginda kolaylikla baska bir kadina yonelebilecek ve arkada biraktigi kadinin baska bir erkekle yasayacagi beraberligi de umursamayacaktir. Ancak, kadin tekesli oldugu ve iliskiye cinsellikten ote anlamlar yukledigi icin, bir rakibin bunca yatirim yaptigi iliskisini sona erdirme ve esini elinden alma riski karsisinda daha fazla kiskanclik duyacaktir (Buunk, 1981).

Ancak, bir grup sosyobiyolog, evli erkeklerin evli kadinlardan daha kiskanc olduklanini ileri surmekte ve buna neden olarak da, erkeklerin aldatilma durumunda bir baskasinin cocuguna bakma olasilgiyla yuzlesmekten duyacaklari rahatsizligi gostermektedirler (Mathes, 1992). Bu varsayimdan hareketle, Daly ve arkadaslari ((1982; 1988) bircok arastirma gerceklestirmislerdir (akt. Mathes, 1992). Bu arastirmalardan birinde aldatilma sonucunda erkeklerin kadinlara kiyasla daha sik bosanma yoluna gittiklerini ortaya koymuslar ve bu sonucu yukarida belirtilen varsayima kanit olarak degerlendirmislerdir. Ayrica, erkeklerin kiskanclik nedeniyle daha cok cinayet isledikleri sonucuna ulasmislar ve bunu da evli erkeklerin evli kadinlardan daha kiskanc olduklari yonundeki varsayimlarina bir kanit olarak yorumlamislardir. Diger yandan, inceledikleri bircok toplumsal gelenegin kadinin esini aldatmasini yasakladigini ve hatta olumle cezalandirilmasina kadar goturdugunu de bir baska kanit olarak sunmaktadirlar (Mathes, 1992).

Tetikleyicinin Turu ve Kiskanclikta Cinsiyet Farkliliklari

Evrimsel yaklasimi savunanlar kadinlarin duygusal, erkeklerinse cinsel aldatilma durumunda daha fazla kiskanclik gosterdiklerini ileri surmektedirler ve bu durum bircok calimayla da kanitlanmistir (orn.: Buss, Larsen, Westen, & Semmelroth, 1992; Buunk & ark., 1996; Pines & Friedman, 1998; Wiederman & LaMar, 1998). Bu durumun kulturden kulture degisitigi, tum kulturlere genellenemeyecegi belirtilmekle birlikte (Buunk, Angleitner, Oubaid & Buss, 1996; DeSteno & Salovey, 1996) ayni sonuc, Cin, Almanya, Japonya, Kore, Hollanda, Isvec ve Amerika'da yapilan calimalarda da elde edilmistir (Buss & ark., 1999; Cramer, Abraham, Johnson & Mannig-Ryan, 2001). Demirtas'in (2004) arastirmasi, Turk kulturunde de ayni bulgunun gecerli oldugu yonundedir.

Evrimsel yaklasima gore erkek esinin cinsel sadakatsizligi durumunda bir baskasinin cocuguna babalik etme olasiligiyla karsi karsiya kalmakta, bu nedenle de cinsel aldatilmayi duygusal aldatilmadan daha buyuk bir tehdit olarak algilamaktadir. Kadin icinse, annelikle ilgili herhangi bir belirsizlik ya da kusku durumu soz konusu olmadigi icin cinsel acidan aldatilmak da bu anlamda bir tehdit olusturmamaktadir. Ancak, duygusal acidan aldatilmanin, kadin icin iliskisini yitirme tehlikesi anlamina geldigi ve bu nedenle de kadinlarin boyle bir durumla karsi karsiya gelmekten daha cok rahatsizlik duyduklari ve daha cok kiskanclik yasadiklari ileri surulmektedir (Buunk & arkadaslari, 1996).

Ayrica, bu sonucun, yani erkeklerin cinsel, kadinlarinsa duygusal aldatilma durumunda daha cok kiskanclik duyacaklarini belirtiyor olmalarinin kokeninde, erkeklerle kadinlarin yakin iliskilere yaklasimlarindaki ve yaptiklari yuklemelerdeki farkliliklarin yattigini soylemek de mumkundur (Pines, 1998). Kadinlarla erkekler arasindaki psikolojik farkliliklari arastiran calismalarin bir meta-analizi (Hyde, 1993), iki cins arasindaki en buyuk farkin 'cinsellik' anlayisinda oldugunu gostermektedir. Kadinlar, cinselligi sefkat ve duygusal yakinlikla, erkeklerse basari, heyecan, denetim ve salt fiziksel rahatlamayla iliskilendirmektedirler (Basow, 1992). Genellikle de erkekler kadinlarin cinsellige sefkat ve duygusal yakinlik yuklediklerinin farkinda olduklarindan cinsel aldatilma durumunda daha cok kiskanclik duymakta, kadinlar da erkeklerin cinselligi cogunlukla heyecan ve fiziksel rahatlamayla iliskilendirdiklerini dusundukleri icin cinsel aldatilmadan cok duygusal aldatilma durumunda kiskanclik duymaktadirlar.

Kiskanclik Durumunda Verilen Tepkiler ve Cinsiyet Farkliliklari

Bircok arastirmada kiskancliga verilen tepkiler acisindan anlamli cinsiyet farkliliklarinin ortaya kondugu gorulmektedir. Ornegin, ShetteI-Neuber, Bryson ve Young (1978), arastirmalarinda katilimcilara kiskancligi tetikleyici bazi goruntuler izleterek verdikleri tepkileri kaydetmislerdir. Arastirmada erkeklerin kadinlardan daha fazla ofke ve saldirganlik sergiledigi, kadinlarinsa daha cok depresif tepkiler vererek kendilerini suclama yoluna gittikleri sonucuna varilmistir.

Ancak, kiskancliga verilen tepkilerde cinsiyet farkliliklarini ararken kultur farkliliklarini da gozetmek gerekmektedir (Buunk & ark., 1996; Erber & Erber, 2000). Hollanda'da ve Amerika'da gerceklestirilen arastirmalarda (DeWeerth & Kalma, 1993), kiskanclik durumunda erkeklerin kadinlara kiyasla daha fazla ofke gosterdikleri, ancak kadinlarin da en az erkekler kadar saldirganliga (hem sozel hem de fiziksel) basvurduklan gorulmektedir. Diger kulturlerde ise farkli sonuclar ortaya konmustur. Fransiz, Alman ve Italyanlarda ise, kadinlarin, duygusal cokuntu, sosyal destek arama ve izlenim yonetimi puanlarinin erkeklerinkinden; erkeklerin saldirganlik ve ofke puanlarinin kadinlarinkinden anlamli duzeyde daha yuksek oldugu gorulmustur. Bu durum acikca, kadinlarin kiskancliga duygusal tepkiler verdigi, erkeklerinse saldirgan egilimler sergiledigini gostermektedir (Bryson, 1991). Demirtas'a gore (2004), Turk kulturunde, kiskanclik durumunda kadinlarin erkeklerden daha guclu fiziksel, duygusal ve bilissel tepkiler verdikleri gorulmektedir.

Pines ve Aronson (1983) gelistirdikleri Romantik Kiskanclik Olcegi'ni kullanarak gerceklestirdikleri arastirmada, katilimcilarin genel olarak kiskancliga verilen 'fiziksel tepkiler' den en cok uykusuzluk, mide bulantisi ve kendini sinir krizi gecirecekmis gibi hissetme maddeleri uzerinde durduklari; ancak, bas agrisi, usume ve titreme maddelerinde kadinlarin puanlarinin erkeklerinkinden anlamli duzeyde yuksek oldugu sonucuna ulasmislardir. 'Duygusal tepkiler'de ise, kadinlarin acikca daha yuksek puanlar aldigi gorulmektedir. Kendini kucuk dusmus hissetme, kendine acima, asagilik duygusu, kaybetme korkusu ve aci cekme boyutlarinda kadinlar erkeklerden anlamli duzeyde yuksek puanlar almislardir.

Clanton ve Smith (1986) yaptiklari klinik gozlemlerden yola cikarak kiskanclik durumunda verilen tepkiler acisindan kadinlarla erkekler arasinda gozlenen farkliliklari su tabloyla (Tablo III) ozetlemektedirler (akt. Brehm, 1992, s. 27).

Kiskancligin Etkileri ve Cinsiyet Farkliliklari

Kiskancligin hem bireysel hem de fiziksel boyutta ne tur etkileri oldugu bircok arastirmada tartisilan bir konudur (Pines, 1998). Ancak Pines ve Aronson'un (1983) gelistirmis oldugu Romantik Kiskanclik Olcegi disinda kiskancligin bu boyutunu olcme yonunde baska bir girisime rastlanmamistir. Bu olcekte kiskancligin etkileri 7'si olumlu 8'i olumsuz olmak uzere 15 maddelik bir alt olcekle olculmektedir. Pines ve Aronson (1983), hem kadinlarin hem de erkeklerin kiskancligin daha cok olumsuz etkisi oldugunu dusundukleri (Orn.; zaman kaybina neden olur, her iki tarafin da ozgurlugunu kisitlar), ancak kadinlarin kiskancligin "fiziksel ve duygusal sikintiya yol acar" cumlesiyle ifade edilen olumsuz etkisine anlamli duzeyde daha yuksek puan verdiklerini gozlemlemislerdir. Bu da, kadinlarin kiskanclik durumundan daha cok etkilendikleri seklinde yorumlanabilir.

Tartisma ve Sonuc

Sozu edilen arastirmalar, goruldugu gibi, cinsiyet ve kiskanclik arasindaki iliskiyi son derece sinirli boyutta ele almislardir. Diger yandan, belirtilen kiskanclik duzeyi, kiskancliga verilen tepkiler ve kiskanclikla bas etme yontemleri acisindan kadinsi, erkeksi ve androjen bireyler arasinda anlamli farkliliklar olmasi beklenmektedir. Belki de, benlik saygisindan kulturun etkilerine kadar tum degiskenlerin kiskanclikla iliskisinin kesistigi nokta da budur. Cunku donup dolasip vurgulanan "benlik saygisi, bagimlilik, yatirim, iliskiyi koruma, gucluluk, yapici ve yikici bas etme yontemlerine basvurma" gibi konulara belki de en iyi aciklamayi cinsiyet rolu yonelimi kavrami getirmektedir.

Simdiye dek gerceklestirilmis olan arastirmalar, sonuc olarak net bir bulgu sunmaktadir: kadinlarla erkeklerin iliskiye ve iliskisel degiskenlere yaklasimlari ve yukledikleri anlamlar arasinda onemli farkliliklar vardir. Kadinlar benlik saygilarini yakin iliskilerinden cikarmakta ve bu nedenle de iliskilerini yasamlarinin merkezinde bir yere koymaktadirlar. Erkeklerse basari ve guc yonelimli bir yetistirilmenin sonucu benlik saygilarini, iliskilerinden daha cok onemsemekte, ayrica iliskilerini kadinlar kadar merkezi bir yerde gormemektedirler. Buyuk oranda toplumsal ogrenmelerin etkisi oldugu ileri surulebilecek olan bu durum, sonuc olarak, kiskanclik ve diger iliskisel sorunlar karsisinda kadinlarin yuksek onem yukledikleri iliskilerini kurtarma, erkeklerinse benlik saygilarini koruma gudusuyle hareket etmeleri gercegini gundeme getirmektedir.

Kadinlarin ya da erkeklerin daha kiskanc olduklan yonunde bir genellemeye varmak gercekci bir yaklasim gibi gorunmemektedir. Temel fark, yukanda soz edildigi gibi iliskisel algilama ve yaklasimdadir. Erkeklerle kadinlarin kiskandiklari durumlar, kiskandiklarinda verdikleri tepkiler ve kiskanclikla bas etme yontemleri arasinda anlamli farkliliklar gozlendigi gorulmektedir. Ancak bu farkliliklari da biyolojik cinsiyete degil, toplumsal cinsiyete ve cinsiyet rolu yonelimlerine iliskin ogrenmelere baglamak cok daha akla yatkin gorunmektedir.

Nitekim, Canary ve Hause (1993), 1200 arastirmayi kapsayan meta-analiz calismasi sonucunda, biyolojik cinsiyetin iliski icindeki davranissal farkliliklari aciklamada yetersiz kaldigini, toplumsal cinsiyetinse daha iyi bir yordayici oldugunu gormuslerdir. Stafford, Dainton ve Haas (2000) ve Reeder (1996) da, toplumsal cinsiyetin biyolojik cinsiyete gore bas etme ve problem cozme yontemleri, duygusal ve fiziksel tepkiler acisindan daha iyi bir yordayici oldugu gorusunu belirtmektedirler.

Androjen bireylerin geleneksel cinsiyet rolu yonelimine sahip olan bireylere kiyasla hem aracsal hem de anlatimsal acidan daha donanimli olmalari nedeniyle, doyurucu iliskilere girme ve surdurme konusunda daha basarili olmalari beklenen bir bulgudur (Aylor & Dainton, 2001; Demirtas, 2002). Aylor ve Dainton (2001), iliskisel sorunlar karsisinda verilen tepkilerle toplumsal cinsiyet arasindaki iliskiyi inceledikleri arastirmalari sonucunda, kadinsiligin yapici yaklasimlarla olumlu, yikici, saldirgan ve umursamazlikla da olumsuz bir iliskisi oldugu; erkeksiliginse yikici, saldirgan ve umursamaz yaklasimlarla olumlu, yapici yaklasimlarla olumsuz bir iliski icinde oldugu sonucuna varmislardir.

Hupka ve Bank (1996), evrimsel yaklasima karsi cikmislar ve hem evrimsel yaklasimda one surulen hem de diger arastirmacilarca var oldugu soylenen cinsiyet farkliliklarinin kokunde biyolojik cinsiyetin degil toplumsal cinsiyet rollerinin yattigini belirtmislerdir.

Hansen (1991) geleneksel cinsiyet rollerinin kadinlarda bagimliligi ve yetersizlik duygularini beraberinde getirdigini, bu durumun da kiskanclikla ilgili davranislarina yansidigini belirtmektedir.

White (1980), kiskancliktaki cinsiyet farkliliklarini "guc" kavramini temel alarak yorumlamaktadir ve iliskide guclu olan tarafin kiskancliga ofkeyle, gucsuz olan tarafinsa uzuntu ve depresyonla tepki verecegini savunmaktadir. Geleneksel olarak kadinlarin iliski icinde daha az guc sahibi oldugu dusunulurse (Basow, 1992) onlarin erkeklerden daha cok uzuntu ve depresyon yasamalari dogaldir.

Ayrica, kadinlarin benlik saygilari toplumsallasma surecinin bir sonucu olarak, bagimlilik ve baskalariyla iliski kurup surdurme uzerine yapilandirilirken erkeklerin benlik saygilari bireysel basarilar uzerine kuruludur.

Bu aciklama ve bulgularin yaninda, kiskanclik ve cinsiyet uzerine bircok arastirma yurutulmus olmasina ragmen, cinsiyet rolu ile iliskisi uzerinde fazla durulmadigi gorulmektedir.

Bringle ve arkadaslari (1979), kiskancligin kadinsi bir ozellik oldugu yonunde bir inanc oldugu dusuncesinden yola cikarak kadinsilikla kiskanclik arasindaki iliskiyi ele almislar ve bekledikleri gibi olumlu bir iliski ortaya koymuslardir .

Hansen (1982), geleneksel cinsiyet rolu yonelimlerinin beraberinde bagimlilik ve bireysel yetersizlik duygularini getirdigini, bu nedenle de cinsiyet tiplemeli bireylerin daha kiskanc olmalarinin beklenecegini one surmusler ve gercekten de cinsiyet tiplemeli bireylerin diger bireylere gore daha cok kiskanclik belirttikleri sonucuna varmislardir.

Hupka ve Bank (1996) ve Demirtas (2004) cinsiyet tiplemeli bireylerin androjen bireylere gore cinsel aldatilmaya duygusal aldatilmadan daha cok tepki vereceklerini one surmusler, ancak bunu dogrulayamamislardir.

Ayrica, ogrenmenin ve kulturun de tum davranis, duygu ve bilissel yapi uzerinde oldugu gibi kiskanclik uzerinde de yadsinamaz yansimalari oldugu aciktir. Kiskanclik, kulturel baglamdan bagimsiz olarak degerlendirilemez. Bireyler iliskileriyle ilgili dusuncelerini ve kararlarini sosyal cevrelerini temel alarak yapilandirirlar. Bireyin degerleri, inanclari, beklentileri, gecmis yasantilari ve kisilik ozellikleri toplumsal cevreyle iliskileri cercevesinde kiskancligi belirler (Bringle, 1991).

Tum bunlardan yola cikarak, kiskancligi cok boyutlu olarak ele alan, biyolojik cinsiyetin, toplumsal cinsiyetin ve kulturun etkilerini ayni anda sorgulayan, buyuk orneklemli kapsamli calismalarin yurutulmesi kiskanclik konusunda suregelen bircok sorunun aydinlatilmasi acisindan son derece verimli olacaktir. Bu ozelliklere sahip yeni arastirmalara, konunun psikolojiden antropoloji, sosyoloji, psikiyatri gibi bircok alani bir catida toplayan disiplinlerarasi niteligi de dikkate alininca, buyuk gereksinim vardir.

Kaynakca:

Afifi, W. A., & Reichert, T. (1996). Understanding the role of uncertainity in jealousy experience and expression. Communication Reports, 9:93-103.

Aune, K. S., & Comstock, J. (1991). Experience and expression of jealousy: Comparison between friends and romantics. Psychological Reports, 69: 315-319.

Aylor, B., & Dainton, M. (2001). Antecedents in romantic jealousy experience, expression, and goals. Western Journal of Communication, 65 (4): 370-391.

Basow, S. A. (1992). Gender: Stereotypes and Roles (ucuncu baski). Pacific Grove, CA: Brooks/Cole.

Bers, S. A., & Rodin, J. (1984). Social comparison jealousy: A developmental and motivational study. Journal of Personality and Social Psychology, 47: 766-769.

Brehm, S. S. (1992). Intimate Relationships. NY: McGraw Hill.

Bringle, R. G. (1981). Conceptualizing jealousy as a disposition. Alternative Lifeslyles, 4: 274- 290.

Bringle, R. G. (1991). Psychological aspects of jealousy: A transactional model. Icinde: Salovey, P. (ed.). Psychology of Jealousy, (5th ed.). New York: Harper-Collins, (s. 103-131).

Bringle, R. G., Roach, S., Andler, C., & Evenbeck, S. (1979). Measuring the intensity of jealousy reactions. Catalog of Selected Documents in Psychology, 9: 23-24.

Bryson, J. B. (1991). Modes of response to jealousy-evoking situations. Icinde: Salovey, P. (der.). The Psychology of Jealousy and Envy, NY: Guilford, (s. 178-210).

Buss, D. M., Larsen, R. J., Westen, D., & Semmelroth, J. (1992). Sex differences in jealousy: Evolution, physiology, and psychology. Psychological Science, 3:251-255.

Buss, D. M., Shackelford, T. D., Kirkpatrick, L. A., Choe, J. C., Lim, H. K., Hasegawa, M., Hasegawa, T., & Bennett, K. (1999). Jealousy and the nature of beliefs about fidelity: tests of competing hypotheses about sex differences in The United States; Korea, and Japan. Personal Relationships, 6: 125-150.

Buunk, B. P., Angleitner, A., Oubaid, V., & Buss, D. M. (1996). Sex differences in jealousy in evolutionary and cultural perspective: Tests from the Netherlands, Germany, and the United States. Psychological Science, 7(6): 359-379.

Buunk, B., & Bringle, R. G. (1987). Jealousy in love relationships. In D. Perlman & S. Duck (eds.), Intimate Relationships: Development, Dynamics, and Deterioration,. Beverly Hills, CA: Sage, (pp. 123 - 147)

Buunk, B. (1981). Jealousy in sexually open marriages. Alternative Lifestyles, 4: 357-372.

Canary, D. J., & Hause, K. H. (1993). Is there any reason to research sex differences in communication? Communication Quarterly, 41:129-144.

Carson, C. L., & Cupach, W. R. (2000). Feeling the flames of the green-eyed monster: The role of ruminative though in reaction to perceived relationship threat. Western Journal of Communication, 64: 308-329.

Cramer, R. E., Abraham, W. T., Johnson, L. M., & Mannig-Ryan, B. (2001). Gender differences in subjective distress to emotional and sexual infidelity: Evolutionary or Iogical inference explanation? Current Psychology, 20 (4): 211-220.

Demirtas, H. A. (2002). Cinsiyet rolu kalipyargilari, androjenlik ve diger cinsiyet rolu Yonelimleri. Kadin/Woman 2000, 3 (2): 83-103.

Demirtas, H. A. (2004). Yakin Iliskilerde Kiskanclik (Bireysel, Iliskisel ve Durumsal Degiskenler). Yayimlanmamis doktora tezi. Ankara: Ankara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu.

Demirtas, H. A., & Buyuksahin, A. (2005). The Prediction of Coping with Romantic Jealousy by Some Variables of Dyadic Relationships. (Yayimlanmamis arastirma raporu).

De Steno, D. A., & Salovey, P. (1996). Evolutionary origins of sex differences in jealousy?: Questioning the "fitness" of the model. Psychological Science, 7: 367-372.

De Weerth, C., & Kalma, A. P. (1993). Female aggression as a response to sexual jealousy: A sex role reversal? Aggressive Behavior, 19: 265-279. Ellis, C., & Weinstein, E. (1986). Jealousy and the social psychology of emotional experience. Journal of Social and Personal Relationships, 3: 337-357.

Erber, R., & Erber, M. W. (2000). Intimate Relationships: Issues, Theories and Research. Boston: Allyn & Bacon.

Greenberg, J., & Pyszczynski, T. (1985). Proneness to romantic jealousy and responses to jealousy in others. Journal of Personality, 53 (3): 468-479.

Guerrero, L. K. (1998). Attachment-style differences in the experience and expression of romantic jealousy. Personal Relationships, 5: 273-291.

Guerrero, L. K., & Afifi, W. A. (1998). Communicative responses to jealousy as a function of self-esteem and relationship maintenance goals: A test of Bryson's dual motivation model. Communication Reports, 11:111-122.

Guerrero, L. K., & Eloy, S. V. (1992). Relationship satisfaction and jealousy across marital types. Communication Reports, 5:23-41.

Hansen, G. L. (1982). Reactions to hypothetical jealousy producing events. Family Relations, 31:513-518.

Hansen, G. L. (1991). Jealousy: Its conceptualization, measurement, and integration with family stres theory. Icinde: P. Salovey (der.) The Psychology of Jealousy and Envy, NY: Guilford, (s. 211-230).

Hendrick, C. (1988). Roles and gender in relationships. Icinde: S. Duck (der.). Handbook of Personal Relationships, Chichester: John Wiley & Sons.

Hupka, R. B., & Bank, A.L. (1996). Sex differences in jealousy: Evaluation or social construction. Cross--ultural Research, 30 (1): 24-60.

Hyde, J. S. (1993), 'Gender differences in mathematics ability, anxiety, and attitudes: what do meta-analyses tell us?' Icinde: L. A. Penner, G. M. Batsche, H. M. Knoff and D. L. Nelson (eds). The Challenge in Mathematics and Science Education: Psychology's Response, Washington, D.C.: American Psychological Association.

Kim, H. J., & Hupka, R. B. (2002). Comparison of associative meaning of the concepts of anger, envy, fear, romantic jealousy, and sadness between English and Korean. Cross--Cultural Research, 36 (3): 229-255.

La Follette, D. M. (1996). Kisisel Iliskiler: Sevgi, Kimlik ve Ahlak. F. Lekesizalin (cev.). Philadelphia: Temple University Press.

Manstead, A. & Hewstone, M. (der.). (1996). The Blackwell Encyclopedia of Social Psychology. Oxford: Blackwell.

Mathes, E. W. (1992). Jealousy: The Psychological Data. Lanham: University Pres of America.

Mathes, E. W. & Severa, N. (1981). Jealousy, romantic love, and liking: Theoretical considerations and preliminary scale development. Psychological Reports, 49:23-31.

Mathes, E. W. & Verstraete, C. (1993). Jealous aggression: Who is the target, the beloved or the rival. Psychological Reports, 72:1071-1074.

Mathes, E. W., Roter, P. M., & Joerger, S. M. (1982). A convergent validity study of six jealousy scales. Psychological Reports, 59:1143-1147.

Peretti, P. O. & Pudowski, B. C. (1997). Influence of jealousy on male and female college daters. Social Behavior and Personality, 25 (2): 155-160.

Pines, A. & Aronson, E. (1983). Antecedents, correlates and consequences of sexual jealousy. Journal of Personality, 51: 108-136.

Pines, A.M. & Friedman, A. (1998). Gender differences in romantic jealousy. The Journal of Social Psychology, 138: 54-71.

Pines, A.M. (1998). Romantic Jealousy: Causes, Symptoms, Cures. New York--London: Routledge.

Reeder, H. (1996). A critical look at gender differences in communication research. Communication Studies, 47:318-330.

Rusbult, C. E. (1987). Responses to dissatisfaction in close relationships: The exit-voice loyalty-neglect model. Icinde: D. Perlman & S. W. Duck (Ed.), Intimate Relationships: Development, Dynamics and Deterioriation, Beverly Hills, CA: Sage, (s. 209-237).

Salovey, P. & Rodin, J. (1989). Envy and jealousy in close relationships. In: C. Hendrick (Ed.), Close Relationships, Newbury Park, CA: Sage, (pp. 221-246).

Shettel-Neuber, J., Bryson, J. B. & Young, C. E. (1978). Physical attractiveness of the "other person" and jealousy. Personality and Social Psychology Bulletin, 4:612-615.

Stafford, L., Dainton, M., & Haas, S. (2000). Measuring routine and strategic maintenance: Scale revision, sex versus gender roles, and the prediction of relational characteristics. Communication Monographs, 67: 306-323.

Tesser, A., & Campbell, J. (1982). Self-evaluation maintenance and the perception of friends and strangers. Journal of Personality, 50: 261-296.

Tesser A, & Moore J. (1990). Independent threats and self-evaluation maintenance processes. Social Psychology, 130 (5): 677-89.

Wiederman, M. W., & LaMar, L. (1998). "Not with him you don't!": Gender and emotional reactions to sexual infidelity during courtship. Journal of Sex Research, 35 (3), 288-298.

White, G. L. (1980). Inducing jealousy: a power perspective.

Andac Demirtas-Madran *

Baskent Universitesi Iletisim Fakultesi

* Yard. Doc. Dr. H. Andac Demirtas-Madran, Baskent Universitesi, Iletisim Fakultesi, Baglica Kampusu, Eskisehir Yolu 20. km., Etimesgut--Ankara. E-mail: andac@baskent.edu.tr 1 Bu calismada yazarin doktora tezinin "Giris" bolumunden yararlanilmistir. Bkz. Demirtas (2004).
Tablo I--Cift Etken Analizine Gore Bas Etme Davranislari

 iLiSKiYi KORUMA

BENLiK Evet Hayir
SAYGISINI
KORUMA Evet --iletisim kurma --Sozel/fiziksel
 --iliskiyi iyilestirme saldirganlik gosterme

 Hayir --iliskiye daha cok baglanma --Duygusal yikim
 --izlenim yonetimi --Kendini suclama

J. B. Bryson (1991), s. 199'dan uyarlanmistir.

Tablo II--Rusbult'un CKBU Modeli

 Etkin

 KONUSMA CIKIS
Yapici BAGLILIK UMURSAMAMA Yikici

 Edilgen

Rusbult, C. E., 1987, s. 212'den uyarlanmistir.

Tablo III--Kiskanclik Durumunda Verilen Tepkiler Acisindan
Kadinlarla Erkekler Arasinda Gozlenen Farkliliklar

 Erkek Kadin

Duygular Umursamama Onemseme

Tepkiler Ofke ve saldirganlik Depresyon
Tetikleyici turu Cinsel Duygusal
Suclama Ese ya da rakibe yonelik Kendine yonelik

S. S. Brehm, 1992, s. 27'den uyarlanmistir.
COPYRIGHT 2005 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2005 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Demirtas-Madran, Andac
Publication:Kadin/Woman 2000
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Jun 1, 2005
Words:5859
Previous Article:From 'inside' to 'outside'; from 'clan' to 'city'/Iceriden disariya; klandan kente.
Next Article:The conversion of non-Muslim women to Islam in the Ottoman City of Kayseri, 1650-1750 and their social status (according to the Seriye Sicils of...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters