Printer Friendly

Ideology and foreign policy: a comparative analysis of Kemalist (1930-1939) and Islamist (2011-2015) foreign policies in Turkey/Ideoloji ve dis politika: Turkiye'de Kemalist (1930-1939) ve Islamci (2011-2015) dis politikalarin karsilastirmali bir analizi.

Giris

Rusya, 1917 yilinda yasadigi Bolsevik Devrim sonrasinda Birinci Dunya Savasi'ndan cekilmekle kalmamis, savas sirasinda ve sonrasinda Batili gucler tarafindan isgal edilen ulkelere bagimsizlik mucadelelerinde onemli destek vermisti. 1979'da gerceklesen Iran Devrimi, ulkedeki 25 yillik Amerikan-merkezli dis politikayi sona erdirirken, Korfez Arap devletleri icin yeni guvenlik tehditlerini de beraberinde getirmisti. Rusya ve Iran orneklerinde oldugu gibi ani ve yuksek seviyede gerceklesen ic politikadaki ideolojik kirilmalar cogu zaman hizla ve kolaylikla gozlemlenebilen dis politika degisimlerini de beraberinde getirmektedir. Fakat uzun zamana yayilan ideolojik degisim ve kirilmalarin nasil ve ne zaman dis politika degisikliklerine yol actigi sorusuna keskin bir cevap bulmak kolay degildir. Bu calismada 1930-1939 ve 2011-2015 yillarindaki Turk dis politikasi bu soru cercevesinde karsilastirmali olarak analiz edilecektir.

1930'lu ve 2010'lu yillarin hemen oncesinde Turkiye ic politikada koklu degisimler ve ideolojik kirilmalar yasamistir. Turkiye 1920'lerde imparatorluktan ulus-devlet duzenine gecmis, 1930'lara kadar milliyetcilik, Batililasma ve laiklik merkezli, kimi arastirmacilarin "Kemalizm" olarak adlandirdiklari yeni bir kimlige burunmustur. (1) 2000'li yillarda ise askeri/ sivil burokrasinin siyaset uzerindeki rolu azalirken, Turkiye'nin Islami kimligine yapilan vurgular artmistir. Bu degisimlerin dis politikaya yansimalari kayda deger duzeydedir. 1930'lu yillarda Turkiye uluslararasi sistemde denge siyaseti guderek, artan Italyan ve Alman tehdidine karsi ittifaklar kurmaya yonelmis, ic politikada bagimsizlik ve egemenlik gibi degerler vurgulanirken Turkiye yakin cevresinde somurge idareleri altindaki ulkelerin ic politikalarina karismama politikasini takip etmistir. (2) 2010'lu yillarin ilk yarisinda ise Turkiye Arap Bahari ile derin bir kriz yasayan Ortadogu'da mudahaleci bir dis politika izlemeye yonelmistir. Ic politikada sikca atif yapilan Islami kimlik dis politikaya da yansimis, zaman zaman komsu ulkelerin ic islerine karisma noktasina varan bir yaklasima donusmustur. (3)

Ic politikadaki ideolojik kirilmalar neden bazen dis politikaya yansirken diger zamanlarda yansimamaktadir? Turkiye ozelinde bu soruya liderlerin karakterlerinden, uluslararasi ortamin 1930 ve 2010'lu yillardaki farkliligina, Kemalizm ve Islamcilik ideolojilerinin yerel ya da gorece daha evrensel olusuna, takip edilen elitist ya da populist dis politika yaklasimlarina ya da Turkiye'nin her iki donemdeki siyasi ve ekonomik guc farkliliklarina atifla farkli cevaplar verilebilir. Bu faktorlerin hepsi suphesiz ortaya konulan sorunun farkli boyutlarina cevap teskil edecek aciklamalar sunmaktadir. Ne var ki bu yaklasimlar calismanin sorusuna kapsamli, tutarli ve genellenebilir bir aciklama getirmekten yoksundurlar. Bu nedenle elinizdeki calisma ideolojinin dis politikayi hangi sartlar altinda etkiledigine yonelik genel-gecer bir aciklama gelistirmeyi hedeflemektedir. Buna gore ideolojik donusum sonrasi ic politikada varliklari ciddi tehdit altinda olmayan, uluslararasi ortamda da kendilerini sinirlandirici bir direncle karsilasmayan hukumetlerin ideolojik dis politika gutme egilimlerinin daha guclu oldugu iddia edilmektedir. Baska bir ifadeyle 1930'lar ve 2010'lar Turkiye'sinde iktidarlar iceride kendilerine yonelik guclu bir tehdit altinda degillerken, uluslararasi ortam Turkiye'yi 1930'lu yillarda daha mutedil bir dis politikaya, 2010'lu yillarin ilk yarisinda ise daha ideolojik ve keskin bir dis politikaya yoneltmistir. Yonetici elit, 1930'lu yillarda Turkiye'yi dis tehdit altinda algilayip, bunlari dengeleyecek politikalar uretirken, 2010'lu yillarda Arap Bahari'nin olusturdugu atmosferde Ortadogu'da bolgesel liderlik olusturabilecegine inanmistir. Sonucta 1930'larda itidalli, 2010'lu yillarin ilk yarisinda ise iddiali bir dis politika gelistirilmistir.

Bu calismada ideolojik dis politika kavrami ile ulke yonetiminde hakim olan ideolojik yaklasimin dis politika yapimini ne derecede etkiledigi kastedilmektedir. Bazi donemlerde ic politikadaki hakim ideolojilerin dis politika kararlarinin aliminda etkisi bulunmazken, diger donemlerde bu etki acik sekilde gorulmektedir. Birinci durumda karar alicilar pragmatizme dayali realist politikalar izlerken, ikinci durumda ideolojik oncelikler pragmatizmin onune gecebilmektedir. Karar alicilar, pragmatik dis politikada guc dengelerine ve somut cikarlara daha fazla onem verirken, ideolojik dis politikada fikirlerden ve dunya gorusunden kaynaklanan deger yargilari daha one cikmaktadir. Bu calisma 19301939 ve 2011-2015 yillari Turk dis politikasini karsilastirdigi icin sirasiyla bu donemlerin yonetimde hakim ideolojileri olan Kemalizm ve Islamciligin dis politikaya etkilerini tartismaktadir. Tabii ki bu durum diger ideolojilerin Turk siyasetinde ve dis politika yapiminda hic etkilerinin olmadigi anlamina gelmemektedir.

Calismanin geri kalan kisminda oncelikle ideoloji ile dis politika arasindaki iliskiye yonelik yazin kisaca ozetlenerek, calismanin teorik cercevesi ortaya konulacaktir. Daha sonra 1930-1939 ve 2011-2015 donemlerinde yurutulen Turk dis politikasi bu cercevede karsilastirmali olarak analiz edilecektir. Bu analiz ile ic siyaset-uluslararasi ortam etkilesiminin, ideoloji-dis politika yapimi iliskisini nasil etkiledigi gosterilecektir.

Ideoloji ve Dis Politika

Ideolojiyi kisaca her hangi bir dusunce sistemine gore ideal toplum icin gerekli gorulen normatif degerler ve inanclar sistemi olarak tanimlayabiliriz. (4) Dis politikaya etkisi uzun zamandir tartisilagelen ideolojilerin, (5) dis politika yapiminda etkilerinin olmadigini iddia edenler (6) ile dis politika yapim surecinin onemli bir faktoru oldugunu savunanlarin yani sira, (7) bu iki fikre de katilmayip, ideolojilerin diger faktorler ile birlikte dis politika yapiminda etkili oldugunu savunan arastirmacilar da vardir.

Ozellikle Waltz ve Mearsheimer gibi dis politikada guc ve ulusal cikarlari vurgulayan yapisalci realist okula sahip olan uzmanlar ile Nye ve Moravcsik gibi ulusal cikarlarin ve bunlarin urunu olan uluslararasi kurumlarin dis siyasetteki onemine vurgu yapan uzmanlar, ideolojilerin dis politika yapiminda etkisiz olduklarini iddia ederler. (8) Bu yaklasima gore ideolojilerin dis politika analizlerinde onemi bulunmamaktadir.

Bu fikrin tersine, Hunt gibi bazi uzmanlar ideolojilerin dis politika yapiminda en onemli parametre oldugunu savunmaktadirlar. Mesela, dis politika analizlerinde fikirlerin rolunun ihmal edilmesini elestirerek yola cikan Hunt, Amerikan dis politikasindaki degisimlerin tamamen ic siyasetteki ideolojik degisimlerin urunu oldugunu yazmaktadir. (9) Fikirlerin uluslararasi iliskilerde onemine vurgu yapan insacilara gore ise ideolojiler materyal faktorlerle etkilesim halinde dis politika yapimina katkida bulunurlar. (10) Mesela Barnett, 1990'li yillarda Israil'in Oslo Baris surecine yonelik dis politikasinda ic siyasetteki stratejik faktorlerin yani sira ideolojik donusumlerin de onemli bir rol oynadigi kanisindadir. (11)

Diger yandan ideolojilerin dis politika yapiminda etkili oldugunu ancak etkilerinin cok sinirli oldugunu savunan uzmanlar da bulunmaktadir. Ornegin Werner Levi, ideolojilerin karar alma asamasinda cok etkili olmasa da, devletlerin aldiklari kararlari mesrulastirmada sikca kullandiklari bir enstruman oldugunu iddia etmektedir. (12) Karl Holsti ise devletlerin dis politikada kendilerine ideolojilerinin de etkisiyle bir ulusal rol bictiklerini ve bu rolun dis politika yapim surecinde karar alicilar uzerinde kilit rol oynadigini yazmaktadir. (13) Judith Goldstein ve Robert O. Keohane, ideolojilerin dis politikayi stratejik bir dengenin olmadigi zamanlarda veya ideolojilerin kurumlara eklemlendigi durumlarda etkilediklerini savunmuslardir. (14)

Bu calismanin odaklandigi soruya verilecek cevap icin de yazinda bircok yaklasima rastlamak mumkundur. Kemalist ideolojik donusumun 1930'larda itidalli dis politika uretirken, Islamci donusumun 2010'lu yillarin ilk yarisinda neden ideolojik temelli dis politika urettigine yonelik muhtemel aciklamalardan birisi Kemalizm ve Islamcilik ideolojilerinin dogalarindaki farkliliktir. Her ne kadar, milliyetci bir proje olarak Kemalizm'in dis politikada mudahaleci sonuclar uretmesi mumkunduyse de, (15) gorece daha az ulke sinirlariyla tanimlanan ve ozunde Muslumanlarin birligi temelinde ummetcilige dayanan Islamciligin maceraci bir dis politika uretme potansiyelinin daha yuksek oldugu iddia edilebilir. Pratikte Kemalizm somurgeci devletler tarafindan isgal edilen "mazlum milletlere" ilham olmayi hedeflerken, (16) Turkiye'deki Islamcilik buyuk olcude milliyetcilik ile yogrularak gelismis ve hedefleri yakin doneme kadar buyuk olcude ulkesel kalmistir. (17)

1930'lu yillar ile 2010'lu yillarin ilk yarisindaki ideolojik olarak farkli dis politika yonelimlerine o donemdeki liderlerin farkli kisilik ozellikleri de baska bir aciklama olabilir. Cumhuriyetin kurucusu olan Mustafa Kemal Ataturk, bir son donem Osmanli pasasi olarak, imparatorlugun yikimina sahit olmus, Kurtulus Savasi'na onderlik etmis ve yeni bir devletin kurulmasina on ayak olmustur. Bu yikimlarin arkasindan, ustelik icerde radikal bir modernlesme sureci yasayan ulkesinin maceraci dis politikaya suruklenmesini istememis olmasi muhtemeldir. (18) Bu nedenle itidalli bir dis politika izlemis olmasi anlasilabilir. Diger yandan, 2000'li yillarda iktidarda bulunan Adalet ve Kalkinma Partisi'nin (AKP) lideri Recep Tayyip Erdogan'in ise, dunyayi dogru/yanlis, hakli/haksiz, suclu/masum gibi ikici (dualist) kategorilerle algilayan yaklasiminin, daha keskin bir politikayi dogurdugu iddia edilebilir. (19) Fakat bu yaklasim da problemlidir. Zira, Ataturk Hatay'in Turkiye topraklarina ilhakinda oldugu gibi gerektigi zaman riskli politikalara girmekten cekinmezken, (20) Erdogan da AKP iktidarinin ilk iki doneminde pragmatik ve nuanslara dikkat eden politikalar izlemistir. (21)

Baska bir yaklasim Turkiye'nin 1930'lu ve 2010'lu yillardaki farkli dis politika tercihlerini uluslararasi sistemdeki yerine bakarak aciklamak olabilir. (22) Buna gore Turkiye'nin 2000'li yillar boyunca gerceklestirdigi ekonomik kalkinmanin bolgesindeki agirligini artirdigi ve dis politikada risk alabilen yaklasimin da bunun bir sonucu oldugu iddia edilebilir. (23) Buna karsilik henuz savastan yeni cikmis 1930'lar Turkiye'sinin risk alabilen bir siyaseti takip etmesi beklenemezdi. Fakat bazi akademisyenler Turkiye'nin Cumhuriyet'in ilk yillarinda da orta olcekli bir guc olarak kimi kararlarin alinmasinda etkili olabilen onemli bir uluslararasi aktor oldugunu gostermislerdir. (24) Nitekim Turkiye'nin 1930'lu yillarda yukselen Italyan ve Alman tehditlerine karsi bolgesel ittifaklar olusturmakta basarili oldugu ortadadir.

1930'lu yillar ve 2010'lu yillarin ilk yarisindaki politika farkliliklarini anlamamiza yardimci olacak baska bir aciklama Kemalizm'in daha elitist, Islamciligin ise daha populist bir sosyal tabana dayaniyor olmasi olabilir. Kemalist elit rekabetci secimlerle isbasina gelmemis, yukaridan reformcu programini uygulamak icin populer mesruiyete ihtiyac duymamistir. Islamci ideolojinin iktidarini mumkun kilan ise secimlerle gelen populer destek olmustur. Bu yaklasima gore AKP'nin ic politikada ustunluk kazanmak ve Islamci tabanini tatmin etmek icin daha ideoloji temelli dis politika yuruttugu soylenebilir. Fakat AKP'nin Turkiye'deki siyasal hakimiyetini kurduktan sonra ve buyuk olcude 2011-2015 arasi donemde ideolojik eksende dis politika takip ettigi goz onunde bulundurulursa, bu aciklama da tatmin edici olmaktan cikar.

Suphesiz Kemalizm ve Islamcilik arasindaki farkliliklar, Ataturk ve Erdogan'in farkli kisilikleri, Turkiye'nin uluslararasi sistemdeki yeri ile elitist ve populist yaklasim farkliliklari gibi etmenler ideolojinin ne zaman dis politikayi etkileyecegini kismen aciklar. Ne var ki sistemli bir aciklamanin ic siyaset ve uluslararasi ortami birlikte dikkate alan analitik bir cerceveye ihtiyaci vardir. Bu tur bir yaklasimdan yola cikan bu calisma, ideoloji merkezli dis politika olusumunu ic siyaset ve uluslararasi ortamin karsilikli etkilesimine baglamaktadir. Buna gore, ideolojinin pragmatizmin onune gecmesi icin hem ic politikada, hem de uluslararasi sistemde karar alicilari dengeleyici faktorlerin azalmasi gerekir. Ic siyasette rakiplerinin kendisini alt etme tehdidi altinda olan iktidarlarin ideoloji eksenli dis politika yurutme ihtimalleri dusuktur. (25) Benzer sekilde, sinirlayici ve dengeleyici bir uluslararasi ortam da, iktidarlarin ideoloji eksenli dis politika gelistirme olasiligini dusurur. (26) Ic siyasi dengeler ve uluslararasi ortamin durumunun farkli kombinasyonlari sonucu ortaya cikabilecek dort farkli dis politika sonucu Tablo 1'de verilmistir.

Buna gore, hem ic siyaset hem de uluslararasi ortam tarafindan sinirlandirilmis iktidarlar statuko merkezli bir dis politikayi tercih ederler. Zira var olma mucadelesi veren bu tur iktidarlar, ideoloji temelli riskli politikalar gelistirmekten kacinirlar ve dis politikalarinda hem ic siyasetin hem de uluslararasi toplumun cizgisi disina cikmamayi yeglerler. Bu durum ideoloji eksenli bir dis politika takip edilmesi ihtimalinin en dusuk oldugu durumdur. Bu donemde iktidarda olanlar ulkelerinin daha once belirlenmis dis politika cizgisinin disina cikmaktan ve uluslararasi guc merkezlerini rahatsiz edecek bir siyaset takip etmekten sakinirlar. Turkiye'nin 1920'li yillardaki dis politikasi ya da AKP'nin 2002-2007 yillari arasindaki dis politikasi bu kategoriye ornek olarak verilebilir. Her iki durumda da siyasi elit hem ic siyasette rakipleri tarafindan yerlerinden edilme tehlikesi ile hem de uluslararasi sistemin biraktigi dar bir alanda hareket etmislerdir. 1920'li yillarda Cumhuriyet'in kurucu eliti yeni bir ulus-devlet projesini devreye sokarken ic siyasette tam hakimiyet kurmakla mesgul olmus, dis siyasette ise yeni kurulan devletin uluslararasi toplum tarafindan taninmasi ve sinirlarinin guvenligi meselesi ile ilgilenmistir. Yeni devletin kurulusunun zamanin onemli Avrupa devletlerine karsi kazanilan askeri zaferlerden sonra gerceklestirilmis olmasi dikkatli bir uluslararasi siyaseti de gerekli kilmistir. Kurucu elit uluslararasi guc odaklarini tahrik edecek politikalardan uzak durmustur. AKP iktidarinin ilk donemi de benzer bir siyasi ortama tekabul etmektedir. 28 Subat surecinden hemen sonra iktidara gelen AKP, ic siyasette askeri vesayetin golgesi altinda hareket etmek zorunda kalmis, dis siyasette de 11 Eylul sonrasi bulundugu bolgede aktif varlik gosteren ABD'nin ulusal guvenlik stratejileri ile sinirlandirilmistir. Bu durumda AKP, Turkiye'nin geleneksel olarak en onemli dis politika oncelikleri arasinda gorulen AB uyeligi ve Bati-merkezciligi esas almis, hem iceride hem de disarida statuko ile uyumlu bir cizgide hareket ederek, siyasi varligini tehlikeye atacak cikislardan kacinmistir.

Uluslararasi ortam tarafindan dengelenen fakat ic siyasette varligina guclu bir tehditle karsilasmayan iktidarlar ise pragmatizme dayali aktif bir dis politika yuruturler. Ic politikada belli bir guce erismis olan bu iktidarlar, ideolojilerine uygun politikayi yurutecek uluslararasi ortam olmadigindan uluslararasi statukoyu dikkate alan, fakat aktif bir dis politika izlerler. Bu politika sayesinde uluslararasi mesruiyetlerini ve ittifaklarini canli tutmayi amaclarlar. 1930'lu yillar Turk dis politikasi ya da 2007-2011 yillari arasi Turk dis politikasi bu kategori icin guzel orneklerdir. Her iki zaman diliminde de karar alicilar ic siyasette guclerini artirip iktidara yonelik tehditleri yok etmisler, fakat ideolojilerine uygun dis politika olusturacak uluslararasi manevra alanindan yoksun kalmislardir. Bu yuzden de iktidarlarinin uluslararasi toplum tarafindan mesruiyetini artirici, mevcut uluslararasi sistemi tehdit etmeyen, fakat aktif bir dis politika takip etmislerdir. 1930'lu yillarda kurucu elitin ulusdevlet projesi ikame edilmis, karar alicilar ic siyasetteki rakiplerin sisteme karsi tehditlerini minimize ederken, dis siyasette de uluslararasi toplumla uyum icinde artan Italyan, Alman ve 1930'lu yillarin sonuna dogru da Sovyet tehdidine karsi ittifaklar kurmakla mesgul olmuslardir. Bu donemde Turkiye Balkanlar, Ortadogu ve Akdeniz de guvenligini garantiye alacak ittifaklar kurulmasi icin aktif bir dis politika izlemis, kisa surede Avrupa diplomasisinin onemsenen bir aktoru olmayi basarmistir. Benzer sekilde, 2007-2011 yillari arasinda da AKP buyuk oranda kendi iktidarini sinirlandiran askeri vesayetten kurtularak ic siyasette elini guclendirmis, dis siyasette ise Arap Baharina kadar Ortadogu'daki guclu varligini surduren ABD'yi tahrik etmeden Avrupa, Balkanlar, Ortadogu ve Kafkaslarda aktif bir dis politika izlemistir. Turkiye bu dis politika aktivizmi sayesinde bolgesindeki catismalarda arabuluculuk yapabilmis, cesitli ulkelerle ticaret ve esnek vize anlasmalari imzalamistir. Ic politikada elini guclendirmesi AKP'yi daha aktif bir politikaya yonlendirmis fakat uluslararasi ortamdaki manevra alaninin darligi riskli ve uluslararasi statukoyu rahatsiz edecek politikalardan uzak kalmaya zorlamistir.

Tabloda ucuncu alternatif olarak belirtildigi uzere, uluslararasi ortam tarafindan sinirlanmayan fakat ic siyasette gucu tehdit altinda bulunan iktidarlar pragmatizme dayali aktif dis politika yurutebilirler. (27) Bu sartlar altindaki iktidarlar dis politika aktivizmi sayesinde ic siyasette guc ve mesruiyet kazanmaya calisirlar. Fakat ic siyasetteki guclerini riske atmamak icin de, aktif dis politikalarinda statukonun cizdigi sinirlarin disina cikmamaya gayret ederler. Burada statukonun ne oldugunu buyuk olcude ic siyasetin gerekleri belirler. Diger bir ifadeyle, ulkenin sahip oldugu geleneksel dis politika cizgisi belirleyicidir. Turkiye'nin 1990'li yillardaki dis politikasi bu kategoriye ornek olarak verilebilir. Bu yillarda Sovyetler Birligi'nin dagilmasi ile birlikte Soguk Savas'in iki kutuplu dunyasi sona ermis, uluslararasi sistemde yeni manevra alanlari acilmistir. Bu donemde once Anavatan Partisi, sonra da koalisyonlardan olusan iktidarlar bir yandan bu yeni sistemde aktif bir dis politikayla kazanc elde etmeye calisirken, diger yandan ic politikanin onemli belirleyicilerinden olan ordunun vesayeti ile sinirlandirilmislardir. Ordunun etkisi bu donemdeki dis politika aktivizminin sinirlarini belirlemis, geleneksel dis politika cizgisinin disina cikilacak adimlardan kacinilmistir. Bu yondeki ozellikle Refah Partisi ve Dogru Yol Partisi koalisyonu sirasinda karsimiza cikan revizyonist girisimler ordunun mudahalesi ile akamete ugramistir.

Son olarak, ic siyasette iktidarlari rakipleri tarafindan tehdit altinda olmayan, uluslararasi ortam tarafindan da sinirlanmayan karar alicilarin ideoloji merkezli dis politika gelistirme egilimleri daha gucludur. Turkiye'nin 2011-2015 arasi dis politikasi bu kategoriye ornek olarak verilebilir. Bu donemde AKP, ic siyasette ordunun vesayetinden kurtulmakla kalmamis, siyasi gucunu saglamlastirmayi da basarmistir. Askeri vesayetin sona erdigi, siyasetcilerin sistem uzerinde kontrol sagladigi ve demokratik cogulculuk beklentilerinin arttigi bu donemde iktidar Islamcilik ideolojisini one cikarmis, ic politikada cogulcu yerine cogunlukcu populist bir anlayisa gecerken, dis politikada da Sunni Islamci refleksleri yuksek bir noktaya evrilmistir. Bu donusumu mumkun kilan ise degisen uluslararasi dengeler ve bolgesel dinamiklerdir. Ayni donemde ABD, Arap Bahari sonrasi Ortadogu'daki politikalarinda goreceli olarak daha az mudahaleci bir siyaseti tercih etmistir. Ozellikle asiri radikal gruplarin Ortadogu'da yukselmesi ile birlikte ABD, muttefikleri ile munasebetlerini bozmamak adina onlarin mudahaleci politikalarina musamaha ile yaklasmistir. AB'nin de Arap Bahari sonrasi olusan multeci krizinde Turkiye'nin isbirligine ihtiyac duymasi, hukumetin manevra alanini genisletmis, uluslararasi sistemin sinirlayiciligini azaltmistir.

Calismanin ilerleyen bolumlerinde burada ortaya konulan tipoloji cercevesinde neden 1930'larda itidalli, fakat 2011-2015 arasinda mudahaleci bir dis politika takip edildigi ayrintili sekilde ele alinacaktir.

1930'lu Yillar Turk Dis Politikasi

1930'lu yillarda Kemalist elit Turkiye'de siyasal egemenligini insa etmis, ic politikada ideolojik onceliklerini hayata gecirecek politikalar uygulamistir. Ne var ki yukselen Italyan ve Alman tehdidi hukumeti dis politikada itidalli davranmaya itmis, pragmatik ittifak arayislari bu donemin tanimlayici ozelligi olmustur. Bu donem, ic siyasette guclu aktorlerin ideolojik yaklasimlarini dis politikaya aktarabilmelerinin uluslararasi ortam tarafindan nasil sinirlandirilabilecegini gosteren guzel bir ornektir.

1923'de cumhuriyetin ilani ile Turkiye'de yeni bir donem baslamistir. Yeni Turkiye, eski monarsi rejiminden kendini kalin cizgilerle ayirirken, "cagdas uygarlik seviyesi" olarak adlandirdigi Avrupa ulkelerinin siyasi ve kulturel degerlerine ulasmayi hedef olarak secmistir. 1920'li yillar Turkiye'de koklu degisimlerin yasandigi, ekonomik, siyasi ve sosyal hayatta reformlarin hayata gecirildigi yillar olmustur. Ulkeyi yoneten siyasi kadro, bilincli bir sekilde Osmanli-Islam gelenegi ile arasina mesafe koyarken, bunu laik ve ulusalci bir kulturle ikame etmeye calismistir. Mufti'nin de belirttigi gibi, yeni elitler imparatorluk gelenegini, hem toplumda daha homojen bir millet tahayyulu ile hem de Imparatorlugu kurtarmak icin ortaya atilan Osmanlici, Islamci ve Turanci gibi genislemeci ideolojilerle arasina mesafe koyarak terk etmistir. (28)

Kurucu elit cografi olarak Misak-i Milli ile tanimlanan sinirlar icerisinde, ulusalci, laik ve modern bir ulus-devlet projesi kurgulamistir. Bu yonuyle Cumhuriyet Batici bir projedir. Ne var ki, Turkiye bagimsizligini da Batili devletlere karsi mucadele ile kazandigindan, yeni elitler siyasi olarak Bati ile de aralarina mesafe koymuslardir. Cumhuriyet her seyden once bir ulus-devlet projesidir ve tam da bu yuzden bu projenin birincil ayagi milliyetciliktir. Kemalist elit Bati dunyasinda siyasi ve ekonomik acidan kabul gorecek modern bir ulus-devlet olusturmak istemistir. Turk ulusal kimligi ortak payda olarak belirlenmis, etnik farkliliklara hosgoru ile bakilmamis, homojen bir millet tahayyul edilmistir. Bagimsizlik, egemenlik ve yeni cizilen sinirlarin guvenligi bu milliyetci bakisin temel parametreleri olmustur.

Kemalist ulus-devlet projesinin ikinci onemli ayagi ise laikliktir. Kurucu elit her ne kadar kimlik olarak Turk milliyetciligini Sunni Muslumanlikla iliskilendirmisse de, devlet yonetiminde dinin etkisini azaltmayi hedeflemistir. Kemalist elit bununla kalmamis, laikligi kulturel politikalara da kaydirmis ve genis capli bir laiklestirme siyaseti takip etmistir. Bu siyasetin geregi olarak 1920'li yillarda halifelik kaldirilmis, din isleri ile ilgili bakanliklar lagvedilmis, dini vakiflarin mallarina el konulmus, dini mahkemelere son verilmis, medeni hukuk Batili devletler ornek alinarak laiklestirilmis, Arap alfabesi yerine Latin alfabesi kabul edilmis, tekke ve zaviyeler yasaklanmis ve dini kiyafetlerin kamusal alanda kullanilmasina sinirlandirmalar getirilmistir. Bu reformlar sayesinde hem OsmanliIslam geleneginden uzaklasilmis hem de yeni kurulan ulus-devlet icin yeni kimlik arayisina kisa vadeli bir cozum uretilmistir. (29)

Ulus-devlet projesinin ucuncu onemli ayagi ise Batililasma temelli modernlesmedir. Her ne kadar Turkiye Cumhuriyeti Bati ile girisilen savaslarda kazanilan zaferlerle Batili devletlere karsi kurulmussa da kurucu kadro Batinin Aydinlanma felsefesinden etkilenmis son Osmanli elitlerinden olusmaktaydi. Bu nedenle Osmanli Imparatorlugu'nda Tanzimat'la baslayan Batililasma arayislari Cumhuriyetin kurulmasi ile zirve noktasina ulasmis, siyasi, ekonomik ve kulturel alanlarda yapilan reformlarla hizli bir Batililasma surecine girilmistir. Kemalist elit, standardini Avrupa olarak belirledigi "muasir medeniyetler seviyesine" ulasmayi milli hedef haline getirmistir. Hukuki ve siyasi kurumlardan resmi tatil gunlerine, olcu birimlerinden kilik ve kiyafet duzenlemelerine, kulturel faaliyet alanlarindan sanat pratiklerine kadar bir dizi reform ile genis capli bir modernlesme sureci izlenmistir. (30) Boylece 1930'lu yillara gelindiginde Turkiye cumhuriyeti milliyetcilik, laiklik ve modernlesme ekseninde yeni bir ulus-devlet olma yolunda onemli bir mesafe kaydetmistir.

1920'li yillar ulus-devletin konsolidasyonu cabalari ile gecmistir. Bu surecte Kemalist elit yeni ulus-devlete karsi girisilen isyanlari ve muhalif hareketliligi kendi gucunu saglamlastirmak icin aracsallastirmistir. Ornegin 1925 Seyh Sait Isyani Kemalist elite kendi gucunu ikame edecek yeni kanunlar cikarma firsati vermistir. Takriri Sukun Kanunu ile devlete muhalif gorulen gruplarin tasfiye edilebilmesi mumkun hale gelmistir. Kemalist elit, 1924 ve 1930'da kisa sureligine muhalif partilerin kurulmasina izin vermis olsa bile, bu partilerin aktif siyasette kalmasina izin vermemis, tek parti rejimini guclendirerek ulke uzerinde mutlak hakimiyetini kurmustur. 1930'larin basina gelindiginde Turkiye, muhaliflerini etkisiz hale getirmis tipik bir parti devleti huviyeti kazanmisti. Bazi arastirmacilar 1930'lu yillarda Kemalizm'in devletci, sosyalist ve liberal yorumlarinin catisma halinde oldugunu yazsalar da, devletci yorumun rakiplerini alt ederek siyasi ustunlugu ele gecirdigini soylemek yerinde bir tespit olacaktir. (31) Diger yorumlar kucuk entelektuel gruplar halinde kalmislar, siyasi gucu ele gecirememislerdir. Kemalizm disindaki diger ideolojiler ise bu donem siyasetinde tamamen etkilerini kaybetmislerdir. (32)

Ic siyasette yasanan bu koklu degisimler, hic suphesiz Turk dis politikasini da etkilemistir. Kurucu devlet ideolojisi ile ilk donem dis politikasinin iliskili oldugunu savunan arastirmacilardan Aydin, Ataturk'un dis politika teori ve pratiginin Turk dis politikasini sekillendiren en onemli faktor oldugunu iddia etmektedir.33 Aydin'a gore Kemalist dis siyaset uc ilkeye dayanmaktadir: "Turk milliyetciligi ile sekillenmis tam bagimsiz bir ulusal devletin kurulmasi ve korunmasi; Kemalist ilkeler vesilesi ile Turkiye'nin muasir medeniyetler seviyesine ulastirilmasi ve dis politika yapiminda gercekci ve bariscil araclara bagli kalinmasi." (34) Aydin, bu ilkelerin geregi olarak Kemalist elitin, emperyal anlamlar iceren Osmanlicilik, pan-Islamizm ve pan-Turanizm ile arasina kalin bir cizgi cektigini, bunlarin yerini Cumhuriyetcilik, Laiklik ve Milliyetcilik ilkelerinin aldigini belirtir. (35)

1920'li ve 1930'lu yillar Turk dis politikasinin kisa bir degerlendirmesi Aydin'in tespitlerinin hakliligini gosterir. Gercekten de bagimsizlik ve Batililasma ile gercekci ve bariscil bir yaklasim bu donemdeki dis politikanin onemli unsurlari olmustur. Imparatorluk mirasi uzerine kurulu yeni bir ulusdevlet proj esinin hayata gecirilmesi uluslararasi taninirlik ve mesruiyeti on plana cikartmis, bariscil bir dis politika takip edilmesini gerekli kilmistir. Bu noktadan bakildiginda Kemalist dis politika ozunde itidalli olmayi da beraberinde getirir. Fakat Kemalist ulus-devlet projesi dikkatli incelendiginde bu ilkelere ilaveten Kemalist dis politika doktrininde guclu bir anti-emperyalizm soyleminin olmasi da beklenir. Zira cumhuriyetin kurulmasi icin Bati emperyalizmine karsi verilen mucadeleye ve ic siyasette ulusal egemenlige atfedilen oneme bakarak Kemalist elitten kolonyal idare altinda yasayan Ortadogu, Afrika ve Asya milletlerini daha aktif bir sekilde desteklemesi beklenmelidir. Fakat her ne kadar Kemalist soylemde "mazlum milletlere ornek olmak" siklikla dile getirilen bir ifade olmussa da, pratikte Turkiye bu konuda aktif bir dis politika takip etmemis, aksine ilerleyen yillarda Batili ulkelerle iliskilerini gelistirme yoluna gitmistir. Batili ulkelerle iliskilerinin bozuldugu zamanlarda bile bunun nedeni anti-emperyalist ya da Bati karsiti bir ideolojiden ziyade, realist ve pragmatik bir dis politika izlenmesi olmustur. Kemalist elit Batili devletlerin kendi aralarindaki farkliliklari kullanmis, diplomatik alanda yeni kurulan cumhuriyetin guvenlik ve butunlugunu merkeze alan bir politika takip etmistir.

Kemalist elitin Batili ulkelerle kurulan pragmatizme dayali bu iliskisinin temel nedeni, ic siyasetteki Kemalist ideolojinin etkisinden ziyade uluslararasi ortamin belirledigi jeostratejik gerekliliklerdir. 1930'lu yillarda artmakta olan Italyan ve Alman tehdidi Kemalist eliti guvenlik merkezli pragmatik politikalar izlemeye itmistir. Guvenligini Balkanlar ve Akdeniz'den kaynaklanan tehditlerin altinda goren karar alicilar, Batili devletlerin aralarindaki politika farkliliklarini iyi kullanmis, Turkiye'yi Avrupa'da yayilmakta olan uluslararasi felaketten kurtarmaya odaklanmis, gercekci ve itidalli bir politika takip etmislerdir. (36)

Bu cercevede 1930'lu yillar Turk dis politikasi, uluslararasi statukonun korunmasini hedef almis, bolgesel istikrarin saglanmasini ise en onemli oncelik olarak kabul etmistir. Turkiye bu hedef dogrultusunda bu yillarda ozellikle Balkanlar ve Akdeniz'de bagimsiz ve aktif bir diplomasi izlemistir. (37) Bu donemde Turkiye'nin girisimleri ile baslatilan Balkan Pakti ve Sadabat Pakti gibi ittifaklar ile uluslararasi ve bolgesel istikrara aktif katki saglanmaya calisilmistir. Turkiye, 1937'ye kadar yukselen Italyan fasizminin muhtemel zararlarini bertaraf etmeye yogunlasirken, 1938 ve sonrasinda guvenlik diplomasisinde Alman tehdidine de onemli bir yer ayirmistir. (38) Bu kapsamda Ikinci Dunya Savasi'nin hemen oncesinde guvenlik endiselerine uygun politikalar ureten Turkiye, Bogazlari silahlandirma hakkini elde etmeye, Italyan ve Alman tehditlerine karsi Fransa ve Ingiltere ile ittifaklar kurmaya ve Sovyet Rusya ile mevcut baris antlasmasinin uzatilmasini saglamaya calismis ve bu hedeflerinde de buyuk oranda basarili olmustur.

Turkiye, 1930'larin baslarinda, ozellikle Avrupa'da yukselen fasist tehlikeye karsi Balkanlar'in istikrarina yogunlasmistir. Bu baglamda ilk olarak Yunanistan ile munasebete gecilmis, uluslararasi uzlasmazliklarin giderilmesine calisilmistir. Ekim 1930'da Yunanistan Basbakani Eleftherios Venizelos Turkiye'de agirlanmis, takip eden yilda da Basbakan Ismet Inonu Yunanistan'i ziyaret etmistir. 1930 yilinda bir baris, dostluk ve karsilikli iyi niyet antlasmasi imzalanan Yunanistan'la iliskilerin duzeltilmesi uluslararasi topluma verilen mesaj acisindan onemlidir. 1933'de Yunanistan'la imzalanan ikinci bir antlasma ile de karsilikli saldirmazlik ve ozellikle Italyan tehdidine karsi guvenlik isbirliginin yolu acilmistir. Bu anlasma ile Turkiye, Batili ulkeler ile egemenlik ve bagimsizlik ilkeleri ekseninde esit ve uzlasmaci bir politika izlemek istedigi, dahasi Batili ulkelere potansiyel ortak olabilecegi yonundeki sinyalleri acik sekilde vermistir. (39)

Turkiye'nin Balkanlardaki diplomatik faaliyetleri Yunanistan ile sinirli kalmamistir. Italya'nin 1930'larin basinda Onikiadalari silahlandirmaya baslamasi ve Guneybati Anadolu'da toprak iddia etmesiyle birlikte alarma gecen Ankara, bolgesel kolektif guvenlik duzenlemeleri olusturmaya calismistir. 1934'de Turkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasinda imzalanan Balkan Pakti ile bolgesel guvenlik planlari somut netice vermistir. Bunun yani sira Turkiye, Balkanlardaki ulkelerle ikili iliskilere ayri bir onem atfetmis, 1935'de Italya'nin Habesistan'i isgali ile birlikte uluslararasi toplumda oldugu gibi Turkiye'de de Italya tehdidi en onemli guvenlik meselesi olarak ele alinmaya baslanmistir. Uluslararasi platformlarda Italya'ya yeni mueyyideler uygulanmasini aciktan desteklemeye baslayan Turkiye, (40) Akdeniz'de Italyanlari durduracak Balkan Pakti benzeri bir antlasma imzalanmasi icin calismis fakat basarili olamamistir. Yine de Turkiye'nin bu basarisizliga ragmen Akdeniz'de uluslararasi toplumun Italyan tehdidine karsi uyarilmasini oncelikleri arasina koyan aktif bir diplomasi takip etmeyi surdurdugu gorulmektedir. (41)

Balkanlar, 1930'lu yillarda Turkiye'nin diplomatik cabalarinin en fazla yogunlastigi bolge olmasina ragmen, hukumet Ortadogu'daki iliskilere de onem vermis, bolgesel istikrari burada da dis politika onceligi olarak savunmustur. 1932'de sinirdaki hareketlenmelere ve uyusmazliklara son vermek amaciyla Iran ile bir anlasma imzalanmis, yuzyillardir degismeyen Turkiye-Iran siniri garanti altina alinmistir. 1937'de ise Irak, Iran ve Afganistan'in katilimlari ile Sadabat Pakti imzalanmis ve bu antlasma ile imzaci ulkeler birbirlerinin toprak butunlugunu garanti altina alarak, sinir bolgelerindeki Kurt isyanlarina karsi birlikte hareket etmeyi taahhut etmislerdir. (42) Turkiye bu antlasma ile ozellikle Italya'nin Habesistan'i isgali sonrasinda Avrupa'daki muhtemel bir catismada dogu sinirlarini garanti altina almak istemistir. (43)

1930'lu yillarin sonu, Ikinci Dunya Savasinin arifesinde, Turkiye butun diplomatik enerjisini muhtemel bir Italyan ve Alman saldirisina karsi Ingiltere ve Fransa'nin ittifakini kazanmaya harcamistir. Yogun bir diplomasi trafiginin sonunda Turkiye Mayis 1939'da Ingiltere, Haziran 1939'da da Fransa ile karsilikli guvenlik antlasmalari imzalamayi basarmistir. Ekim 1939'da ise Turkiye, Ingiltere ve Fransa arasinda uclu karsilikli saldirmazlik ve savunma antlasmasi imzalanmistir. Bu cercevede Turkiye'nin Akdeniz'de her hangi bir saldiriya ugramasi durumunda Ingiltere ve Fransa, Turkiye'ye yardim etmeyi kabul etmisler, Ingiltere ve Fransa'nin Akdeniz'de saldiriya ugramasi durumunda da Turkiye bu ulkelere destek vermeyi taahhut etmistir. Bu yillar boyunca Almanya, Turkiye'yi siyasi baski altina alip Ingiltere ve Fransa ile imzaladigi antlasmalari engellemeye calismistir. Bu donemde Turk diplomasisinin zorluklarindan birisi de Ingiltere ve Fransa ile antlasmalar imzalanirken, Almanya ve Sovyet Rusya ile de dostlugun devamini saglamak olmustur. (44)

1936'da Istanbul ve Canakkale bogazlarinin Turkiye tarafindan silahlandirilmasini saglayan Montro Antlasmasi ve 1939'da Hatay'in Turkiye topraklarina dahil edilmesi statuko merkezli politikalarin 1930'lu yillardaki iki istisnasidir. Fakat bu iki olayda da Kemalist elit buyuk devletler arasindaki anlasmazliklari ve rekabeti ustaca kullanmis, diplomatik cabalarin sonucunda neticeye ulasmistir. Lozan Antlasmasi Turkiye'nin Bogazlar uzerindeki egemenligini sinirlandirmaktaydi. Fakat Ingiltere ve Balkan Pakti uyelerinin destegi ile Turkiye 1936'da yeni bir konferansin toplanmasini saglayarak, Bogazlar uzerindeki hakimiyetini tescil ettirmistir. Avrupa'da fasist ve liberal hukumetler arasindaki rekabet bu konferans icin basari ile kullanilmistir. (45) Hatay meselesinde de Turkiye uluslararasi ortami diplomatik bir basari icin kullanmasini bilmistir. Hatay uzerinde Suriye'deki manda rejimi sonrasinda da etkisini surduren Fransa, artan Alman ve Italyan tehdidine karsi Turkiye'nin destegini kaybetmek istememis, sorunun cozumu konusunda Turkiye'nin tezlerine yakin bir pozisyon almistir. Bu cercevede Hatay 1938'de bagimsiz bir devlet olarak taninmis, bir sonraki yil yapilan referandum ile de Turkiye'ye baglanmistir. (46)

1930'lu yillar Turk dis politikasini "itidal" kelimesi ile karakterize etmek her halde yanlis olmaz. 1920'li yillarin sonu itibari ile ic siyasette denetimini saglama alan Kemalist elit, takip eden on yilda aktif bir dis politika izlemis, ancak uluslararasi statukoyu tehdit edecek adimlardan olabildigince kacinmistir. 1930'lu yillar Avrupa'da fasizmin yukselise gectigi ve uluslararasi sistemi tehdit ettigi yillardir. Uluslararasi ortamin bu denli tehditkar olusu Turkiye'yi itidal ve statukodan ayrilmamaya itmistir. Fakat Turkiye bu donemde bagimsiz ve aktif bir diplomasi izlemekten de geri durmamistir. Bolgesinde cesitli ittifaklarin onunu acmis, buyuk guclerle isbirliginde onemli diplomatik basarilara imza atmistir. Calismanin basinda ifade edilen soruya donecek olursak Turkiye ic siyasette ikame ettigi Kemalizm'in geregi olan anti-emperyalist bir dis politikayi uluslararasi ortamin biraktigi manevra alaninin dar olusu nedeniyle harekete gecirememis, somurge olarak yasayan milletlere destek vermemis, pragmatik ama aktif bir politika ile olabildigince dost kazanmaya ve uluslararasi toplum tarafindan kabul edilmeye yogunlasmistir. Asagida ele alinacagi uzere, 2011-2015 arasi dis politikasinin belirlenmesinde ise tamamen farkli bir uluslararasi ortamla karsi karsiya kalinmistir.

2011-2015 Arasi Turk Dis Politikasi

1930'lu yillardaki Kemalist elite benzer bicimde Adalet ve Kalkinma Partisi (AKP) yoneticileri 2010'lu yillara gelindiginde Turkiye'de siyasal kontrolu ele gecirmislerdir. 2007-2011 arasinda AKP yoneticileri kendilerini Kemalist elite benzer sartlar altinda bulmuslar, uluslararasi ortam her iki durumda da aktorlerin dis politika seceneklerini sinirlandirmistir. Ne var ki AKP, 2011'de baslayan Arap Baharinin ardindan olusan bolgesel gelismeler sayesinde daha az sinirlayici bir uluslararasi ortamla muhatap olmustur. Bu ortamda, 2011-2015 doneminde Turkiye, ic siyasette hegemonyasini kuran bir aktorun uluslararasi sartlarin da sinirlandirmadigi durumlarda nasil ideolojik bir dis politikaya kayabilecegini gosteren ornek olmustur.

2002'de iktidara gelen AKP doneminde Turkiye koklu degisimler yasamistir. 2002-2011 arasina tekabul eden iktidarinin ilk iki doneminde AKP, cesitli reformlari hayata gecirmis, ulkeyi ozellikle 1990'larin ortasinda ordunun siyasete mudahalesi ile ozgurluklerin sinirlandigi bir yapidan gorece reformist bir surece gecirebilmistir. Hatirlanacak olursa, 1997'de ordunun siyaseti duzenleme cabalari sonucunda sivil hukumet istifaya zorlanmis, Anayasa Mahkemesi koalisyonun buyuk ortagi Refah Partisi'ni laikligi tehdit ettigi gerekcesi ile kapatmis, dini gruplara yakin dernek ve vakiflar uzerinde baski olusturulmus ve Yuksek Ogretim Kurumu universitelerde basortusunu yasaklamistir. (47)

2001'de Refah Partisi'nin yerine kurulan Fazilet Partisi'nin de Anayasa Mahkemesi tarafindan kapatilmasindan sonra kurulan AKP, kendisine Islamci ideoloji yerine, "muhafazakar demokrasi" olarak adlandirdigi reformist bir soylem gelistirmistir. (48) Bu cercevede 2002-2011 arasinda AKP sadece Islamci tabanin degil, liberaller ile gayrimuslim azinliklari da iceren farkli kesimlerin destegini alarak sivil ve siyasi ozgurluklerin onunu acmis, gerceklestirdigi reformlarla 2005'de Turkiye'nin AB ile uyelik muzakerelerine baslamasini saglamistir. (49) Olusan bu genis halkali demokratik koalisyon, ordunun siyaset uzerindeki vesayetini zayiflatarak sivil siyasetin onunu acmistir. (50) Ic siyasette azinliklarin statusunun duzeltilmesinden sivil ozgurlukler alanina kadar bir dizi reform gerceklestirilirken, ekonomide kalkinma eksenli bir politika takip edilmis, ihracat ve buyumeye oncelik verilmistir. Dis politikada ise AB uyeligi guclu sekilde desteklenmis, ozellikle 2007 sonrasi Ortadogu, Rusya ve Balkanlarla iliskiler gelistirilmis olsa bile, bu acilimlar Bati ile iliskileri tamamlayacak bir duzlemde ilerlemistir. Bu donemle ilgili olarak yapilan degerlendirmelerin buyuk kismi AKP iktidarinin ilk iki doneminde Islam, laiklik ve demokrasinin nasil bir arada olabileceginin guzel bir orneginin ortaya koyuldugunu ileri surmektedirler. (51)

Ote yandan, 2011 secimleri ardindan reformlarin hizlanarak surmesi beklenirken, ic ve dis cesitli gelismeler, Arap Baharini takiben demokratik yonetimde zayiflamaya neden olmus, ozellikle Mayis-Haziran 2013'de gelisen "Gezi Parki Protestolari" sonrasinda muhalefet etmede sikintilar ortaya cikmaya baslamistir. (52) Bu durum, dort bakan hakkinda yolsuzluk iddialarinin da gundeme geldigi "17-25 Aralik Sureci" ile artarak devam etmistir. Takip eden donemde yapilan cesitli kanuni duzenlemeler ile yurutmenin yargi uzerindeki gucunun artirildigi ve hukumetin kendisine yonelen elestirileri sinirlandirma ve cezalandirma yoluna girdigi iddia edilmistir. (53)

Liberal demokratik politikalari dogurmasi beklenen acilim sureci ise Haziran 2015 genel secimlerinin ardindan sona ermistir. Haziran secimlerinde daha once bir Kurt siyasi hareketi olarak gelisen Halklarin Demokrasi Partisi'nin (HDP) sol-liberal bir soylemle baraji gecmesi sonucu AKP'nin tek parti iktidarini kaybetmesi ihtimalinin belirmesi, fakat herhangi bir koalisyon hukumetinin kurulamamasi nedeniyle 1 Kasim'da yenilenen secimlerde milliyetci oylari hedeflemesiyle birlikte, 2012'den itibaren PKK ile surdurulen muzakereler, yeniden baslayan PKK saldirilari ve guvenlik guclerinin sert cevabi ile sona ermistir. (54)

Bu donemde hukumet 2000'li yillarin aksine, Turkiye'nin Islami kimligini daha sik vurgulamaya baslamistir. Bir taraftan, 2000'li yillar boyunca ordunun siyaset uzerindeki vesayetinin bitmesi takip eden donemde AKP'ye daha genis bir manevra alani saglarken, Arap Bahari ile Bati'nin Turkiye'ye ihtiyacinin artmasi ve Arap ulkelerinde Islamci partilerin iktidara gelme ihtimali de AKP'yi zamanla daha Islamci bir soyleme cekmistir. (55) Populist Islamcilik, muhafazakar demokrasi fikrinin yerini almis, kamusal tartisma, toplanti, konusma ve siyasi reklamlarda parti ve liderinin Islam dunyasi icin onemi vurgulanmis, butun Islam dunyasini kapsayan bir soylem olusturulmaya calisilmistir. (56) Turkiye'nin bu donemde ara sira mezhepcilik sinirlarina yaklasan Misir, Suriye ve Irak'a yonelik dis politikasi hukumet temsilcileri ya da hukumete yakin aydinlar tarafindan ummetci bir soylemle mesrulastirilmis, (57) ic politikada da benzer bir populist soylemle iktidar tekeli saglamlastirilmistir.

AKP'nin iktidarda kaldigi donem boyunca degisen dis politikasi yukarida ortaya konulan teorik cerceve ile uyum halindedir. AKP iktidarinin ilk doneminde (2002-2007), yani hem ic siyasetin hem de uluslararasi ortamin sinirlayici oldugu atmosferde, statuko bazli bir dis politika yurutulmustur. Bu donem politikalari ne iceride devlet gelenegini, ne de disarida uluslararasi gucleri rahatsiz edecek politikalardir. Hukumet ABD ve AB ile iliskilerine dikkat etmis, AB uyeligini en onemli dis politika gundemi yapmistir. Ortadogu'da Israil ile iliskilere onem vermis, Israil'in Filistin'i isgaline karsi sert elestirel bir tavir yerine iki taraf arasinda arabulucu rolunu oynamaya calismistir. Yine ayni sekilde, ABD'nin Ortadogu'daki muttefikleri ile iliskilerini ust seviyede tutmustur. Bu donemde ic siyaset acisindan geleneksel yorungenin disinda sayilabilecek tek acilim hukumetin Kibris konusunda BM'nin hazirladigi cozum planina verdigi destektir. Fakat burada da geleneksel Turk dis politikasi onceliklerinden olan AB uyeligine yonelik bir yatirim soz konusudur.

2007-2011 arasinda AKP ic siyasetteki kontrolunu konsolide etmis, ordunun siyaseti sekillendirme kabiliyeti buyuk olcude yok edilmis, fakat uluslararasi ortamda onceki donemdeki statuko yaklasimi devam etmistir. Yine de ic siyasette eli guclenen AKP bu donemde 2002-2007 donemine nazaran daha mudahil bir dis politika izlemistir. Bu donemde Turkiye'nin komsulari ile iliskileri gelistirilmis, ozellikle Ortadogu'da bircok ulke ile esnek vize rejimine gecilmis, uluslararasi ticarette yeni acilimlar saglanmis, Bati'nin cikarlarina aykiri olmayan konularda Ortadogu, Orta Asya ve Balkanlar'da ikili sorunlarin cozumunde arabuluculuklar gerceklestirilmistir. Bu donemde Basbakanlik Dis Politika Bas Danismani olan Ahmet Davutoglu tarafindan gelistirilen "komsularla sifir sorun" yaklasimi devlet politikasi haline gelmis, diplomatik kanallar acik tutularak Turkiye bolgesinin aktif yumusak gucu haline getirilmistir. (58) Yine de, bu donemde dis politikada yeni acilimlar yapilsa da, uluslararasi statukoyu tehdit edecek ciddi politika kaymalari yasanmamistir. Donemin en onemli statuko karsiti dis politikasi Turkiye'nin Israil ile iliskilerinde ozellikle 2010'dan sonra yasanan kotulesme ve ortaya cikan kapsamli sorunlardir. (59) Bu durumun normalde ABD'yi rahatsiz etmesi ve Turk-Amerikan iliskilerini zedelemesi beklenirken, Turkiye'nin diger Ortadogu ulkeleri ile gelistirdigi yeni acilimlarin dogal bir sonucu olan bu gelisme Turkiye'nin geleneksel Bati-merkezli dis iliskilerini cok fazla sarsmamistir. Israil'de bu donemde radikal sag hukumetlerin iktidarda olusu ile Bati'da da Israil ile ilgili elestirel seslerin yukselmeye baslamis olmasi Turkiye'nin bu degisimin tek sorumlusu olarak suclanmasini engellemistir. Bu nedenle, ozunde bolgedeki uluslararasi statukoya ters olan bu degisim, Turkiye'yi uluslararasi sistemde cok da zora sokmamistir. (60)

2011'den sonra ise AKP ic siyasette hakimiyetini tam olarak saglarken, uluslararasi ortamda da Arap Bahari sonrasi yeni manevra alanlari acilmistir. Bu donem, ic politikada burokratik vesayetin zayiflatildigi fakat 1982 anayasasi ile kurulan vesayetci kurumlarin yerini demokratik kurumlara henuz devretmedigi bir donem olmustur. 2011 sonrasi donemde AKP bu kurumlari ve Meclis'teki cogunlugunu kullanarak ulkedeki siyasal kontrolunu guclendirmistir.

Bu donemde uluslararasi ortamda da onemli degisiklikler meydana gelmistir. ABD'nin Irak'tan cekilmesi ve Arap Bahari ile birlikte Ortadogu siyasi istikrar acisindan gorece kirilgan bir doneme girmis, Arap Baharinin ilk aylarinda Tunus ve Misir'daki yonetim degisiklikleri bircok gozlemcide oldugu gibi, AKP lider kadrosunda da Ortadogu'da Islamcilarin iktidara tasinacagi kanaatini olusturmustur. (61) AKP'nin bu donemde Islamci bir soylem gelistirmesinde bu kanaatin payi buyuktur. Islamcilarin daha etkili olacagini var saydigi Ortadogu'da bolgesel liderlik hesaplariyla hareket eden AKP elitleri, hem soylemlerine hem de dis politikalarina bunu yansitmistir. (62) Ortadogu'daki bu degisim umidinin yerini kesmekes ve siddete biraktigi 2013 sonrasi donemde ise, AKP yeni jeostratejik ortamin ABD ve AB ulkelerini Turkiye ile birlikte hareket etmeye zorlamasinin avantajlarini kullanmistir. Gerek Suriye'deki ic savas ve Irak'taki istikrarsizligi kullanarak yukselen Irak ve Sam Islam Devleti (ISID) gibi radikal gruplarla mucadele, gerekse hizla buyuyen Suriyeli multeciler krizi ABD ve AB'yi Turkiye ile koordineli hareket etmeye zorlamistir. Bu nedenle Bati ulkeleri Turkiye'nin iceride otoriterlesmesine, disarda ise mudahaleci dis politikasina goz yummuslardir. Bu ic ve dis sartlar altinda AKP, zamanla pragmatizmden ideoloji eksenli dis politikaya kaymistir.

Turkiye'nin Suriye politikasi ideolojik dis politika yapiminin etkisini en acik gosterdigi alanlardan biridir. Suriye'de Mart 2011'de Esad rejimine karsi sokak gosterilerinin baslamasini takiben Turkiye, Suriye ile son on yilda gelistirdigi iliskilerin kredisini kullanarak siyasi bir cozum icin caba gostermistir. Fakat Esad rejiminin muhaliflere karsi silahla cevap vermesinin ardindan kisa sure icinde Suriye'de ic savas baslamis, Turkiye 2011'in sonundan itibaren muhaliflerin guclu destekcisi olmustur. 2014 yazinda ISID'in Musul'u isgal edip kendi devletini ilan etmesine kadar gecen surede Turkiye'nin Suriye konusunda uluslararasi sistemle, ozellikle de Bati ile bazi ayriliklari olsa da farkli cizgide bir siyaset izledigini soylemek zordur. O donemde Bati ulkelerinin bircogu da Esad rejimine karsi muhalifleri desteklemistir. Fakat Bati ulkeleri muhalifler icerisinde radikal unsurlarin guclenip Suriye'nin kontrolunu ele gecirmesi endisesi ile silahli destek vermekten kacinirken, Turkiye, Suudi Arabistan ve Katar'la birlikte Bati'ya gore daha az secici olmustur. (63) 2014 sonrasinda ise Turkiye tipki Bati ulkeleri gibi hem ISID hem de Esad rejimine karsi konumlanmistir. Ne var ki bu donemde de Turkiye tedrici olarak, Esad ve ISID karsisindaki vurgusu ve oncelikleri bakimindan Bati'dan uzaklasmistir. Turkiye Esad rejimini Suriye'deki sorunlarin temel nedeni olarak gorurken, Bati ISID ve radikalizmi daha onemli bir problem olarak algilamistir. (64) Turkiye'nin iceride Kurt sorunu ile ilgili baslatmis oldugu cozum surecini 2015 ortalarinda sonlandirmasinin ardindan Bati ile farkliliklar artmis, ISID'e karsi Suriye'de savasan Kurt gruplarin Turkiye'deki teror olaylari ile iliskili gorulmesi ve Turkiye'nin bu gruplara karsi gerceklestirdigi askeri operasyonlar Bati ile Suriye konusundaki farkliliklari daha belirgin hale getirmistir. Bu cercevede uluslararasi toplumda da Turkiye'nin ISID'e karsi yeterince tavir almadigi konusunda bir kanaat olusmustur. (65)

Turkiye'nin Misir konusundaki dis politikasi populist Islamcilik ideolojisinin etkisini belki de en fazla gosterdigi alandir. Misir'da Husnu Mubarek rejimine karsi gosterilerin basladigi Ocak 2011'de Turkiye protestoculari destekleme konusunda bir sure kararsiz kalmis, fakat kisa surede Mubarek istifaya davet edilerek gostericilerin demokratik taleplerinin desteklenmesi noktasina gelinmistir. Mubarek rejiminin dusmesi ve ilk rekabetci secimlerde Musluman Kardesler'in adayi olan Muhammed Mursi'nin baskan secilmesinin ardindan Turkiye, Misir ile iliskilerini hizli sekilde ilerletmistir. Mursi AKP parti kongresine davet edilmis ve Misir'da istikrarin saglanmasi icin maddi yardim teklif edilmistir. 2013 yazinda Misir'da gelisen iktidar karsiti gosterilerin bir askeri darbe ile neticelenmesi ve Baskan Mursi'nin hapse atilmasi Turkiye'de en ust duzeyde elestirilmis ve Turkiye askeri yonetimin baskanliga atadigi Abdulfettah Sisi'yi tanimadigini ilan etmistir. (66) Turkiye bu donemde darbeyi takiben gelisen protestolarin devamini tesvik etmis, hukumet yaptigi aciklamalar ile Misir ile gerilimi ust seviyeye cikarmistir. Musluman Kardesler'den tutuklananlar ile ilgili tepki gosterilmis, AKP mitinglerinde Misir'daki protestocularin "Rabia" sembolu kullanilmaya baslanmistir. Turkiye bu donemde Bati'yi da Misir'daki darbeden sorumlu tutarak, elestirilerini yogunlastirmistir. (67) 2015 sonu itibariyle Turkiye'nin Ortadogu'nun onemli ulkelerinden biri olan Misir'la iliskileri henuz normallestirilememistir.

2011 sonrasi Turkiye'nin Irak politikasinda da ideolojik yaklasimlarin etkisini gormek mumkundur. ABD askerlerinin Aralik 2011'de Irak'tan cekilmesinden sonra Irak merkezi hukumeti mezhepci tutumunu sertlestirmis, Sunni siyasetciler ve burokratlar uzerinde yogun baski kurmustur. Amerikan askerlerinin ayrilisini takiben Cumhurbaskani Yardimcisi Sunni lider Tarik Hasimi hakkinda tutuklama karari cikarilmis ve cok sayida Sunni idareci hakkinda yargisal surecler baslatilarak Sunnilerin etkileri kirilmak istenmistir. (68) Bu surecte Turkiye Sunni gruplarin hamisi rolune soyunmus ve Irak merkezi yonetimi ile iliskilerinin seviyesini fark edilebilir sekilde dusurmustur. Hasimi'ye siginma saglayan Turkiye, merkezi yonetimle aralarinda petrol paylasimi konusunda uyusmazliklar bulunan Kuzey Irak Bolgesel Yonetimi ile de dogrudan temasa gecerek, Kerkuk petrollerinin satisi konusunda ABD'nin de karsi oldugu anlasmalar imzalamistir. (69) Ardindan Kuzey Irak Bolgesel Yonetimi lideri Mesut Barzani Turkiye'de agirlanarak, Basbakan Erdogan ile birlikte Diyarbakir'da genis katilimli bir miting yapmistir. (70) Turkiye'nin Irak Kurtlerine yonelik geleneksel politikasi dikkate alindiginda bunun cok onemli bir hamle oldugu gorulur. Devlet politikasi olarak bagimsiz Kurt devletine sicak bakmayan Turkiye'nin bu donemdeki hamleleri bagimsiz bir devlet olma yolunda Kuzey Irak Kurtlerinin elini guclendirme potansiyeline sahiptir. Dahasi, merkezi Irak yonetimi ile iliskilerin bozulup bolgesel Kurt yonetimi ile temaslarin artirilmasi statuko ile celismektedir. Irak'ta Kurtlerin merkezi hukumet aleyhine desteklenmesi ve Sunni muhalif gruplarla siki iliskiler Turkiye'nin komsularinin toprak butunlugune saygiyi oncelleyen geleneksel dis politikasindan ayrildigina isaret etmektedir. O kadar ki, 2015'de Kurt sorunu siddeti iceren bir ivme kazandiginda bile Turkiye'nin Kuzey Irak Kurt Yonetimi ile iliskileri bu surecten pek etkilenmeden devam etmistir. (71)

Turkiye'nin Iran'la iliskileri inisli cikisli olsa da, 2011-2015 arasi donemde AKP'nin siyasi tercihlerinin etkisini bu iliskilerde de gormek mumkundur. Turkiye'de Islamcilik akimi geleneksel olarak Ali Seriati gibi Iranli dusunurlerin fikirlerinden etkilenmis, Iran devrimi sonrasinda da ivme kazanmistir. (72) Turk Islamcilarinin Iran sempatisi kendini 2011 sonrasi Turk dis politikasinda gostermis, Iran'in Suriye ic savasinda Esad rejimini desteklemesine ve Turkiye karsiti bir tavir almasina ragmen Turkiye-Iran ile iliskilerinde seviye dusuklugune gidilmemistir. (73) Benzer sekilde Turkiye bir yandan Suriye ve Yemen sorunlarinda Suudi Arabistan ile ittifak kurarken, diger yandan Iran ile ikili iliskilerini de devam ettirmeyi onemli gormustur. Sunu da belirtmek gerekir ki, Turkiye'nin Iran'dan buyuk oranda dogal gaz ithal etmekte olusu da bu iliskileri etkilemistir. Yine de Turkiye'nin 2015 guzunde yine enerji ve ticaret bakimindan bagimli oldugu Rusya'yla arasinda cikan kriz sonrasi ayni pragmatik tavri gostermemis olmasi, Iran ile iliskilerde kimlik ve ideolojinin etkisine isaret etmektedir.

AKP'nin 2011-2015 arasinda ideoloji eksenli dis politikaya kayisinin en belirgin oldugu alanlardan biri Turkiye'nin Bati ve ozellikle de ABD ile iliskileridir. Turkiye, 2007-2011 arasinda aktif bir dis politika ile iliskilerini cesitlendirirken, dis politika soylem ve eylemlerinde Bati karsitligina girmemis, yeni dis politika inisiyatiflerini mevcut iliskilerini tamamlayan ve cesitlendiren girisimler olarak sunmustur. (74) Ne var ki 2011 sonrasinda Bati ve ABD karsitligi hem ic politika malzemesi olarak kullanilmis, hem de zaman zaman dis politika yapimina yansimistir. Ornegin 2013 yazindaki Gezi Parki gosterileri ve ayni yilin Aralik ayinda dort bakanla ilgili olarak ortaya atilan yolsuzluk iddialari ile baglantili olarak Basbakan Erdogan'in "ust akil" olarak adlandirdigi Bati ve ABD dogrudan suclanmis, ABD buyukelcisi bu konuda uyarilmistir. (75) Bu yontemle Turkiye'deki muhalif kesimler de Bati'nin isbirlikcileri gibi sunularak ic siyasette etkisizlestirmeye calisilmistir. (76) Gezi protestoculari ile 17-25 Aralik surecini takiben iliskilerin bozuldugu Gulen Hareketi "ust aklin" Turkiye'deki piyonlari olarak sunulmustur. (77) Ayni sekilde, Misir'daki 2013 askeri darbesi de ABD ile iliskili gosterilmis, ABD Suriye'de Turkiye'nin terorist olarak tanimladigi PYD ile iliskili Kurt gruplari ve dolayisi ile teroru kollamakla suclanmistir. (78) Gecmis yillarda Turkiye'de daha cok parlamento disindaki marjinal siyasi partiler tarafindan ifade edilen bu tur Bati karsiti fikirler boylece hukumet seviyesine cikarilmistir.

Genel olarak pragmatizmin hakim oldugu Turkiye-Rusya iliskileri de ideoloji bazli dis politika degisiminden etkilenmistir. Soguk savas sonrasi donemde Rusya ile karsilikli ekonomik cikarlara dayanan pragmatik bir dis politika yuruten Turkiye'nin bu durumu AKP iktidarlari doneminde de degismemis, iki ulke arasindaki ticaret hacmi hizla artmis ve Rusya Turk liderlerin siklikla ziyaret ettigi ulkelerden biri olmustur. Turkiye'nin Rusya'ya enerjideki bagimliligi ve bir cok Turk sirketi icin Rusya'nin onemli bir pazar olusu pragmatik dis politikayi adeta belirlemistir. (79) Ne var ki Rusya'nin 2015 guzunden itibaren Esad rejimini korumak amaciyla Suriye'ye savas ucaklari gondermesi, TurkiyeRusya iliskilerini sarsmis ve Rusya'ya ait bir savas ucaginin Kasim 2015'de Turk hava sahasini ihlal etmesi uzerine dusurulmesi iliskilerde krize neden olmustur. (80) Geri adim atmayan Turkiye, Rusya'yi Esad karsiti muhalefeti yok etmeye calismakla suclarken, Rusya da Turkiye'yi ISID'in de icinde oldugu radikal gruplara destek olmakla suclamistir. (81) Rusya'ya olan enerji bagimliligi goz onune alindiginda, Turkiye'nin bu konuda 2015 yili icerisinde geri adim atmaya yanasmamasi Rusya ile iliskilerindeki geleneksel pragmatizmden uzaklasildigini gostermektedir.

Yukarida genel hatlari verilen 2011-2015 arasi donemde AKP hukumeti ideoloji eksenli bir dis politika izlemistir. Ic siyasette kontrolu tamamen saglayan AKP, uluslararasi ortamin kendisine sagladigi boslukta Islamci bir dis siyaset izlemeyi tercih etmistir. Bu durum uluslararasi ortamin hukumete daha az secenek biraktigi 2007-2011 doneminden farklidir. 2007-2011 donemi icerik olarak 1930'lu yillar dis politikasi ile benzerlik gostermektedir. Her iki donemde de siyasal elit ic siyasette kontrolu saglamis, fakat uluslararasi ortamin sinirlandirmalarindan dolayi ideoloji temelli dis politika takip etmekten kacinmislardir.

Sonuc

Bu calismada 1930-1939 ile 2011-2015 arasi Turk dis politikalarinin kisaca analizleri yapilarak, ic ideolojik siyasi donusumleri dis politikaya hangi sartlarda yansidigi gosterilmeye calisilmistir. Buna gore ic siyasette rakipleri tarafindan yerinden edilme riski az olan hukumetler eger uluslararasi ortam da kendilerine manevra alani aciyorsa, ic ideolojik donusumleri dis politikaya yansitmaya daha egilimli olmaktadirlar. Hukumeti ic politika ya da uluslararasi ortamdan yalnizca biri sinirliyorsa bu durumda pragmatizme dayali aktif bir dis politika izlenmektedir. 1930'lu ve 2010'lu yillardaki Turk dis politikasinin karsilastirilmasi bu fikri desteklemektedir.

1930'lu yillarda karar alicilar ic siyasette iktidara yonelik tehditleri yok etmislerse de, uluslararasi ortamda ideolojilerine uygun bir dis politika olusturacak manevra alanindan yoksun kalmislar, yukselen Italyan ve Alman fasizmi tehlikesi uluslararasi ortamda manevra alanini daraltmistir. Bu durumda tamamen ideoloji temelli bir dis politika izlemek zorlasmis, uluslararasi ortam politika seceneklerini dikte etmis, karar vericilerin tercihlerini sinirlandirmistir. Yine de, ic siyasetin rahatligini arkalarina alan Kemalist elit, Balkanlar, Ortadogu ve Akdeniz'de Turkiye'nin guvenligini garantiye alacak ittifaklari oncelleyen aktif bir dis politika izlemistir.

2010'lu yillarda ise AKP, ic siyasette ordunun vesayetinden kurtulmus, Turk siyaseti uzerinde egemenligini kurarak, Islamcilik anlayisini one cikarmistir. ABD'nin Irak'tan cekilmesi ve Arap Baharinin getirdigi yeni siyasi dinamikler de Turkiye'ye Ortadogu'da yeni manevra alanlari acmistir. ABD, bolgedeki cikarlari acisindan, AB de Suriyeli multeciler konusunda Turkiye'yle calismak zorunda oldugundan Turkiye'yi sinirlandiran politika seceneklerinden cekinmislerdir. Ic ve dis siyasetteki bu yeni sartlari kullanan AKP iktidari da Sunni Islamcilik reflekslerine dayali ideoloji temelli bir dis politika izlemeye baslamistir. 2016 yilindan itibaren ise, bir taraftan dis ortam giderek Turkiye'yi daha fazla tehdit eder hale gelince, diger taraftan da iceride hem Mayis 2016'daki hukumet degisikligi hem de takip eden donemde 15 Temmuz darbe girisiminin yansimalarinin etkisi ile AKP ice yonelik soylemini ve dis politikasini degistirmeye baslamistir.

Ramazan KILINC

Doc. Dr., Siyaset Bilimi Bolumu, Nebraska Universitesi Omaha Kampusu ve

Es-Direktor, Islami Calismalar Programi. E-posta: rkilinc@unomaha.edu

Kaynakca

Altinkas, Evren. "Cumhuriyet'in Ilk Yillarinda Aydinlar: Kurucu Ideolojinin Seckinleri", Cumhuriyet Tarihi Arastirmalari Dergisi, Cilt 7 No.4, 2011, s.114-132.

Arsan, Nimet (der.). Ataturk'un Soylev ve Demecleri, Turk Inkilap Tarihi Enstitusu, Ankara, 1961.

Avci, Gamze. "The Justice and Development Party and the EU: Political Pragmatism in a Changing Environment", South European Society and Politics, Cilt 16, No.3, 2011, s.409-421.

Aydin, Mustafa. "Determinants of Turkish Foreign Policy: Historical Framework and Traditional Inputs," Middle Eastern Studies, Cilt 35 No.4, 1999.

Ayoob, Mohammed. Third World Security Predicament: State-Making, Regional Conflict and the International System, Lynne Rienner, Boulder, CO, 1995.

Barkey, Henri. "Turkey's Turmoil: Why Erdogan and the Kurds are Both to Blame," The National Interest, 25 Eylul 2015.

Barlas, Dilek. "Turkish Diplomacy in the Balkans and the Mediterranean: Opportunities and Limits for MiddlePower Activism in the 1930s" Journal of Contemporary History, Cilt 40 No.3, 2005, s.441-464.

Barnett, Michael. "Culture, Strategy and Foreign Policy Change: Israel's Road to Oslo", European Journal of International Relations, Cilt 5 No.1, 1999, s.5-36.

"Barzani ve Perver Diyarbakir'da", Hurriyet, 16 Kasim 2013.

Baskan, Birol. "Making Sense of Turkey's Foreign Policy: Clashing Identities and Interests", The Muslim World, Cilt 106, No.1, 2016, s.141-154

Bayramoglu, Ali. 28 Subat: Bir Mudahalenin Guncesi, Birey Yayinlari, Istanbul, 2001.

Bora, Tanil. Turk Saginin Uc Hali, Iletisim, Istanbul, 1998.

Corke, Susan, Andrew Finkel, David J. Kramer, Carla Anne Robins ve Nate Schenkkan. Democracy in Crisis: Corruption, Media and Power in Turkey, New York, Freedom House, 2014.

Cagaptay, Soner. "Defining Turkish Power: Turkey as a Rising Power Embedded in the Western International System", Turkish Studies, Cilt 14 No.4, 2013, s.797-811.

Cavdar, Gamze. "Islamist New Thinking in Turkey: A Model for Political Learning?" Political Science Quarterly, Cilt 121 No.4, 2006, s.477-497.

Dagi, Ihsan D. "Transformation of Islamic Political Identity in Turkey: Rethinking West and Westernization", Turkish Studies, Cilt 6 No.2, 2005, s.21-37.

Deringil, Selim. Turkish Foreign Policy During the Second World War: Active Neutrality, Cambridge University Press, New York, 2004.

"Erdogan: Derdimiz Mezhepcilik Degil, Islam", Yeni Akit, 1 Agustos 2015. "EU Opens Turkey Membership Talks", BBC News, 4 Ekim 2005, http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/4305500.stm.

"Erdogan: Sizi Ulkemizde Tutmaya Mecbur Degiliz", Hurriyet, 21 Aralik 2013.

Ertosun, Erkan. Filistin Politikamiz: Camp David'den Mavi Marmara'ya, Istanbul, Kaknus Yayinlari, 2014.

Filkins, Dexter. "What We Left Behind", The New Yorker, 28 Nisan 2014.

Frey, Frederick W. The Turkish Political Elite, MIT Press, Boston, MA, 1965.

Goldstein, Judith and Robert O. Keohane. Ideas and Foreign Policy: Beliefs, Institutions, and Political Change, Cornell University Press, Ithaca, 1993.

Gorener, Aylin S. ve Meltem S. Ucar. "The Personality and Leadership Style of Recep Tayyip Erdogan: Implications for Turkish Foreign Policy", Turkish Studies, Cilt 12 No.3, 2011, s.357-81.

Graeber, David. "Turkey Could Cut Off Islamic State's Supply Lines. So Why Does not It", Guardian, 18 Kasim 2015.

Gunter, Michael M. "Iraq, Syria, Isis, and the Kurds: Geostrategic Concerns for the U.S. and Turkey", Middle East Policy, Cilt 22 No.1, 2015, s.102-111.

Hacioglu, Nerdun. "Putin'den Agir Itham: Turkiye ISID Petrolu Icin Vurdu", Hurriyet, 30 Kasim 2015.

Hale, William. Turkish Foreign Policy since 1774, (3. Baski), Routledge, Abingdon, 2013.

Holsti, Karl J. "National Role Conceptions in the Study of Foreign Policy," International Studies Quarterly, Cilt 14 No.3 1970, s.233-309.

Hunt, Michael. Ideology and U.S. Foreign Policy, Yale University Press, New Haven, 2009.

Karakoc, Ercan. "Ataturk'un Hatay Davasi", Bilig, Sayi 50, 2009, s.97-118.

Kayaoglu, Turan. "Getting Turkey Back on Track to Democracy, Human Rights and Religious Freedom", The Review of Faith and International Affairs, Cilt 14 No.2, 2016, s.14-22.

Kilinc, Ramazan. "Critical Junctures, Catalysts, and Democratic Consolidation in Turkey", Political Science Quarterly, Cilt 129 No.2, 2014, s.293-318.

Kilinc, Ramazan. "International Pressure, Domestic Politics, and the Dynamics of Religious Freedom: Evidence from Turkey", Comparative Politics, Cilt 46 No.2, 2014, s.127-145.

Kirisci, Kemal. "The Transformation of Turkish Foreign Policy: The Rise of the Trading State", New Perspectives on Turkey, Sayi 40, 2009, s.29-57.

Kologlu, Orhan. Mazlum Milletler Devrimleri ve Turk Devrimi, 2. Baski, Kaynak Yayinlari, Ankara, 2004.

Korkmaz, Tamer. "Sarmas Dolas", Yeni Safak, 15 Aralik 2013.

Kosebalaban, Hasan. Turkish Foreign Policy: Islam, Nationalism, and Globalization, Palgrave Macmillan, New York, 2011.

Kosebalaban, Hasan. "The Crisis in Turkish-Israeli Relations: What is Its Strategic Significance?", Middle East Policy, Cilt 27 No.3, 2010, s.36-50.

Kuru, Ahmet T. Secularism and State Policies toward Religion: The United States, France, and Turkey, Cambridge University Press, New York, 2009.

Kuru, Ahmet T. "Turkey's Failed Policy toward the Arab Spring: Three Levels of Analysis", Mediterranean Quarterly, Cilt 26 No.3, 2015, s.94-116.

"Kuzey Irak'la Tarihi Enerji Anlasmasi", Milliyet, 6 Kasim 2013.

Levi, Werner. "Ideology, Interests, and Foreign Policy," International Studies Quarterly, Cilt 14 No.1, 1970.

Macfie, A. L. "The Straits Question: The Conference of Montreux", Balkan Studies, Cilt 13 No.2, 1972, s.203-219.

Mearsheimer, John J. The Tragedy of Great Power Politics, Norton, New York, 2001.

Moravcsik, Andrew. "A New Statecraft? Supranational Entrepreneurs and International Cooperation", International Organization, Cilt 53 No.2, 1999, s.267-306.

Muadini, Fait. "The Politics between the Justice and Development Party and the Gulen Movement in Turkey: Issues of Human Rights and Rising Authoritarianism," Muslim World Journal of Human Rights, Cilt 12 No.1, 2015, s.99-122.

Mufti, Malik. Daring and Caution in Turkish Strategic Culture: Republic at Sea, Palgrave Macmillan, London, 2009.

Mufti, Malik. "The Many-Colored Cloak: Evolving Conceptions of Democracy in Islamic Political Thought", American Journal of Islamic Social Sciences, Cilt 27 No.1, 2010, s.1-27.

Nye, Joseph S. "Redefining the National Interest", Foreign Affairs, Cilt 78 No.4, 1999, s.22-35.

Onuf, Nicholas. "Institutions, Intentions, and International Relations", Review of International Studies, Cilt 28 No.2, 2002, s.211-228.

Oran, Baskin. Turk Dis Politikasi: Kurtulus Savasindan Bugune Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 1: 1919-1980, Iletisim Yayinlari, Istanbul, 2001.

Onis, Ziya ve Suhnaz Yilmaz. "Between Europeanization and Euro-Asianism: Foreign Policy Activism in Turkey during the AKP Era", Turkish Studies, Cilt 10 Sayi 1, 2009, s.7-24.

Onis, Ziya ve Suhnaz Yilmaz. "Turkey and Russia in a Shifting Global Order: Cooperation, Conflict and Asymmetric Interdependence in a Turbulent Region", Third World Quarterly, Cilt 37 No.1, 2016, s.71-95

Onis, Ziya. "Political Islam at the Crossroads: From Hegemony to Co-Existence", Contemporary Politics, Cilt 7 No.3, 2001, s.281-298.

Ovur, Mahmut. "Paralel Yapiya Talimat 'Ust Akil'dan", Sabah, 9 Kasim 2014.

Ozkan, Behlul. "Turkey, Davutoglu and the Idea of Pan-Islamism", Survival, Cilt 56 No.4, Temmuz 2014, s.119-140.

Ozkirimli, Umut (der). The Making of a Protest Movement in Turkey: #OccupyGezi, Palgrave MacMillan, London, 2014.

Ozyurek, Esra. Nostalgia for the Modern: State Secularism and Everyday Politics in Turkey, Duke University Press, Durham, NC, 2006.

Parla, Taha. Ziya Gokalp, Kemalizm ve Turkiye'de Korporatizm, Iletisim Yayinlari, Istanbul, 1989.

Romano, David. "Iraqi Kurdistan and Turkey: Temporary Marriage", Middle East Policy, Cilt 22 Sayi 1, 2015, s.89-101.

"Rusya ile Kriz Cikti, Fiyatlar Tepetaklak", Hurriyet, 3 Aralik 2015.

Samaan, Jean-Loup. "The Rise and Fall of the 'Turkish Model' in the Arab World", Turkish Policy Quarterly, Cilt 12 No.3, 2013, s.61-69.

Sanger, David E. "Rebel Arms Flow is Said to Benefit Jihadists in Syria", New York Times, 15 Ekim 2012.

Sanjian, Avedis K. "The Sanjak of Alexandretta (Hatay): Its Impact on Turkish-Syrian Relations, 1939-1956", Middle East Journal, Cilt 10 No.4, 1956, s.379-94.

Shanzar, Jonathan ve Merve Tahiroglu. "Ankara's Failure: How Turkey Lost the Arab Spring", Foreign Affairs, 25 Ocak 2016.

Snyder, Jack. Myths of Empire: Domestic Politics and International Ambition, Cornell University Press, Ithaca, NY, 1991.

Sozen, Ahmet. "A Paradigm Shift in Turkish Foreign Policy: Transition and Challenges," Turkish Studies, Cilt 11 No.1, 2010, s.103-123.

Topal, Ahmet. "Ankara ile Pentagon Arasi PYD Restlesmesi", Sabah, 17 Ekim 2015.

Unver, Akin. "Islamci Soylemde Degisen Iran Algisi ve Turk-Iran Iliskilerinin Gelecegi", Ortadogu Analiz, Sayi 52, 2013, s.63-70.

Waltz, Kenneth. Theory of International Politics, McGraw Hill, New York, 1979.

Wendt, Alexander. Social Theory of International Politics, Cambridge University Press, New York, 1999.

Yegin, Mehmet. "Turkey's Reaction to the Coup in Egypt in Comparison with the US and Israel", Journal of Balkan and Near Eastern Studies, Cilt 18 No.4, 2016, s.407-421.

Yilmaz, Hale. Becoming Turkish: Nationalist Reforms and Cultural Negotiations in Early Republican Turkey, 19231945, Syracuse University Press, Syracuse, 2013.

(1) Taha Parla, Ziya Gokalp, Kemalizm ve Turkiye'de Korporatizm, Iletisim Yayinlari, Istanbul, 1989; Esra Ozyurek, Nostalgia for the Modern: State Secularism and Everyday Politics in Turkey, Duke University Press, Durham, NC, 2006.

(2) Malik Mufti, Daring and Caution in Turkish Strategic Culture: Republic at Sea, Palgrave Macmillan, London, 2009.

(3) Behlul Ozkan, "Turkey, Davutoglu and the Idea of Pan-Islamism", Survival, Cilt 56 No.4, Temmuz 2014, s.119-140.

(4) Werner Levi, "Ideology, Interests, and Foreign Policy", International Studies Quarterly, Cilt 14 No.1, 1970, s.4.

(5) Ibid.; Michael Hunt, Ideology and U.S. Foreign Policy, Yale University Press, New Haven, 2009; Judith Goldstein and Robert O. Keohane, Ideas and Foreign Policy: Beliefs, Institutions, and Political Change, Cornell University Press, Ithaca, 1993; Michael Barnett, "Culture, Strategy and Foreign Policy Change: Israel's Road to Oslo", European Journal of International Relations, Cilt 5 No.1, 1999, s.5-36; Karl J. Holsti, "National Role Conceptions in the Study of Foreign Policy", International Studies Quarterly, Cilt 14 No.3 1970, s.233-309.

(6) Kenneth Waltz, Theory of International Politics, McGraw Hill, New York, 1979.

(7) Hunt, Ideology and U.S. Foreign Policy.

(8) Waltz, Theory of International Politics; John J. Mearsheimer, The Tragedy of Great Power Politics, Norton, New York, 2001; Joseph S. Nye, "Redefining the National Interest", Foreign Affairs, Cilt 78 No.4, 1999, s.22-35; Andrew Moravcsik, "A New Statecraft? Supranational Entrepreneurs and International Cooperation", International Organization, Cilt 53 No.2, 1999, s.267-306.

(9) Hunt, Ideology and U.S. Foreign Policy.

(10) Alexander Wendt, Social Theory of International Politics, Cambridge University Press, New York, 1999; Nicholas Onuf, "Institutions, Intentions, and International Relations", Review of International Studies, Cilt 28 No.2, 2002, s.211-228; Barnett, "Culture, Strategy and Foreign Policy Change".

(11) Barnett, "Culture, Strategy and Foreign Policy Change A. L. Macfie, Turkish Foreign Policy During the Second World War: Active Neutrality, New York, Cambridge University Press, l y".

(12) Levi, "Ideology, Interests, and Foreign Policy", s.5.

(13) Holsti, "National Role Conceptions in the Study of Foreign Policy".

(14) Judith Goldstein ve Robert O. Keohane, "Ideas and Foreign Policy: An Analytical Framework", Judith Goldstein ve Robert O. Keohane (der), Ideas and Foreign Policy: Beliefs, Institutions, and Political Change, Cornell University Press, Ithaca, 1993, s.3.

(15) Ornegin Almanya ve Italyan orneklerinde milliyetci ideolojilere dayali bircok projeler zamanla irredantizme yonelmislerdir.

(16) Orhan Kologlu, Mazlum Milletler Devrimleri ve Turk Devrimi, 2. Baski, Kaynak Yayinlari, Ankara, 2004.

(17) Tanil Bora, Turk Saginin Uc Hali, Iletisim, Istanbul, 1998.

(18) Nimet Arsan (der.), Ataturk'un Soylev ve Demecleri, Turk Inkilap Tarihi Enstitusu, Ankara, 1961, s.201; Frederick W. Frey, The Turkish Political Elite, MIT Press, Boston, MA, 1965.

(19) Aylin S. Gorener ve Meltem S. Ucar, "The Personality and Leadership Style of Recep Tayyip Erdogan: Implications for Turkish Foreign Policy", Turkish Studies, Cilt 12 No.3, 2011, s.357-81.

(20) Ercan Karakoc, "Ataturk'un Hatay Davasi", Bilig, Sayi 50, 2009, s.97-118.

(21) Ziya Onis ve Suhnaz Yilmaz, "Between Europeanization and Euro-Asianism: Foreign Policy Activism in Turkey during the AKP Era", Turkish Studies, Cilt 10 Sayi 1, 2009, s.7-24.

(22) Soner Cagaptay, "Defining Turkish Power: Turkey as a Rising Power Embedded in the Western International System", Turkish Studies, Cilt 14 No.4, 2013, s.797-811.

(23) Kemal Kirisci, "The Transformation of Turkish Foreign Policy: The Rise of the Trading State", New Perspectives on Turkey, Sayi 40, 2009, s.29-57.

(24) Dilek Barlas, "Turkish Diplomacy in the Balkans and the Mediterranean: Opportunities and Limits for Middle-Power Activism in the 1930s", Journal of Contemporary History, Cilt 40 No.3, 2005, s.441-464.

(25) Jack Snyder, Myths of Empire: Domestic Politics and International Ambition, Cornell University Press, Ithaca, NY, 1991.

(26) Mohammed Ayoob, Third World Security Predicament: State-Making, Regional Conflict and the International System, Lynne Rienner, Boulder, CO, 1995.

(27) Baskin Oran'in Turk dis politikasi derlemesinde 1923-1945 ve 1960-1980'li yillar dis politikasi "gorece ozerklik" donemleri olarak tanimlanmistir. Bu tanim burada gelistirilen tipoloji ile benzerlik gostermektedir. Ancak Oran bu tanimlamayi yaparken daha ziyade uluslararasi dinamikleri goz onunde bulundurmaktadir. Baskin Oran, Turk Dis Politikasi: Kurtulus Savasindan Bugune Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 1:1919-1980, Iletisim Yayinlari, Istanbul, 2001.

(28) Mufti, Daring and Caution in Turkish Strategic Culture, s.18.

(29) Ahmet T. Kuru, Secularism and State Policies toward Religion: The United States, France, and Turkey, Cambridge University Press, New York, 2009, s.202-235.

(30) Hale Yilmaz, Becoming Turkish: Nationalist Reforms and Cultural Negotiations in Early Republican Turkey, 1923-1945, Syracuse University Press, Syracuse, 2013.

(31) Hasan Kosebalaban, Turkish Foreign Policy: Islam, Nationalism, and Globalization, Palgrave Macmillan, New York, 2011, s.47-68

(32) Bu donem ideolojilerini ve siyaseti uzerine bir arastirma icin bkz. Evren Altinkas, "Cumhuriyet'in Ilk Yillarinda Aydinlar: Kurucu Ideolojinin Seckinleri", Cumhuriyet Tarihi Arastirmalari Dergisi, Cilt 7 No.4, 2011, s.114-132.

(33) Mustafa Aydin, "Determinants of Turkish Foreign Policy: Historical Framework and Traditional Inputs", Middle Eastern Studies, Cilt 35 No.4, 1999, s.170.

(34) Aydin, "Determinants of Turkish Foreign Policy", s.171.

(35) Ibid.

(36) Barlas, "Turkish Diplomacy in the Balkans and the Mediterranean".

(37) Ibid.

(38) William Hale, Turkish Foreign Policy since 1774, (3. Baski), Routledge, Abingdon, 2013, s.48.

(39) Barlas, "Turkish Diplomacy in the Balkans and the Mediterranean", s.443-4.

(40) Hale, Turkish Foreign Policy since 1774, s.45.

(41) Barlas, "Turkish Diplomacy in the Balkans and the Mediterranean", s.464.

(42) Kosebalaban, Turkish Foreign Policy, s.57.

(43) Mufti, Daring and Caution in Turkish Strategic Culture, s.25.

(44) Selim Deringil, Turkish Foreign Policy During the Second World War: Active Neutrality, Cambridge University Press, New York, 2004.

(45) A. L. Macfie, "The Straits Question: The Conference of Montreux", Balkan Studies, Cilt 13 No.2, 1972, s.203-219.

(46) Avedis K. Sanjian, "The Sanjak of Alexandretta (Hatay): Its Impact on Turkish-Syrian Relations, 1939-1956", Middle East Journal, Cilt 10 No.4, 1956, s.379-94.

(47) Ali Bayramoglu, 28 Subat: Bir Mudahalenin Guncesi, Birey Yayinlari, Istanbul, 2001.

(48) Ziya Onis, "Political Islam at the Crossroads: From Hegemony to Co-Existence", Contemporary Politics, Cilt 7 No.3, 2001, s.281-298.

(49) "EU Opens Turkey Membership Talks", BBC News, 4 Ekim 2005, http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/4305500.stm.

(50) Ramazan Kilinc, "Critical Junctures, Catalysts, and Democratic Consolidation in Turkey", Political Science Quarterly, Cilt 129 No.2, 2014, s.293-318; Ramazan Kilinc, "International Pressure, Domestic Politics, and the Dynamics of Religious Freedom: Evidence from Turkey", Comparative Politics, Cilt 46 No.2, 2014, s.127-145.

(51) Jean-Loup Samaan, "The Rise and Fall of the 'Turkish Model' in the Arab World", Turkish Policy Quarterly, Cilt 12 No.3, 2013, s.61-69; Gamze Cavdar, "Islamist New Thinking in Turkey: A Model for Political Learning?", Political Science Quarterly, Cilt 121 No.4, 2006, s.477-497; Ihsan D. Dagi, "Transformation of Islamic Political Identity in Turkey: Rethinking West and Westernization", Turkish Studies, Cilt 6 No.2, 2005, s.21-37; Malik Mufti, "The Many-Colored Cloak: Evolving Conceptions of Democracy in Islamic Political Thought", American Journal of Islamic Social Sciences, Cilt 27 No.1, 2010, s.1-27.

(52) Gezi protestolari ve sonuclari ile ilgili bir calisma icin bkz. Umut Ozkirimli (der), The Making of a Protest Movement in Turkey: #OccupyGezi, Palgrave MacMillan, London, 2014.

(53) Bkz. Susan Corke, et al., Democracy in Crisis: Corruption, Media and Power in Turkey, New York, Freedom House, 2014; Fait Muadini, "The Politics between the Justice and Development Party and the Gulen Movement in Turkey: Issues of Human Rights and Rising Authoritarianism", Muslim World Journal of Human Rights, Cilt 12 No.1, 2015, s.99-122.

(54) Henri Barkey, "Turkey's Turmoil: Why Erdogan and the Kurds are Both to Blame", The National Interest, 25 Eylul 2015.

(55) Turan Kayaoglu, "Getting Turkey Back on Track to Democracy, Human Rights and Religious Freedom", The Review of Faith and International Affairs, Cilt 14 No.2, 2016, s.14-22.

(56) "Erdogan: Derdimiz Mezhepcilik Degil, Islam", Yeni Akit, 1 Agustos 2015.

(57) Ozkan, "Turkey, Davutoglu and the Idea of Pan-Islamism".

(58) Ahmet Sozen, "A Paradigm Shift in Turkish Foreign Policy: Transition and Challenges", Turkish Studies, Cilt 11 No.1, 2010, s.103-123.

(59) Erkan Ertosun, Filistin Politikamiz: Camp David'den Mavi Marmara'ya, Istanbul, Kaknus Yayinlari, 2014.

(60) Hasan Kosebalaban, "The Crisis in Turkish-Israeli Relations: What is Its Strategic Significance?", Middle East Policy, Cilt 27 No.3, 2010, s.36-50.

(61) Jonathan Shanzar ve Merve Tahiroglu, "Ankara's Failure: How Turkey Lost the Arab Spring", Foreign Affairs, 25 Ocak 2016.

(62) Ozkan, "Turkey, Davutoglu and the Idea of Pan-Islamism".

(63) David E. Sanger, "Rebel Arms Flow is Said to Benefit Jihadists in Syria", New York Times, 15 Ekim 2012.

(64) Michael M. Gunter, "Iraq, Syria, Isis, and the Kurds: Geostrategic Concerns for the U.S. and Turkey", Middle East Policy, Cilt 22 No.1, 2015, s.102-111.

(65) David Graeber, "Turkey Could Cut Off Islamic State's Supply Lines. So Why Does not It", Guardian, 18 Kasim 2015.

(66) Mehmet Yegin, "Turkey's Reaction to the Coup in Egypt in Comparison with the US and Israel", Journal of Balkan and Near Eastern Studies, Cilt 18 No.4, 2016, s.407-421.

(67) Ahmet T. Kuru, "Turkey's Failed Policy toward the Arab Spring: Three Levels of Analysis", Mediterranean Quarterly, Cilt 26 No.3, 2015, s.94-116.

(68) Dexter Filkins, "What We Left Behind", The New Yorker, 28 Nisan 2014.

(69) "Kuzey Irak'la Tarihi Enerji Anlasmasi", Milliyet, 6 Kasim 2013.

(70) "Barzani ve Perver Diyarbakir'da", Hurriyet, 16 Kasim 2013.

(71) David Romano, "Iraqi Kurdistan and Turkey: Temporary Marriage", Middle East Policy, Cilt 22 Sayi 1, 2015, s.89-101.

(72) Akin Unver, "Islamci Soylemde Degisen Iran Algisi ve Turk-Iran Iliskilerinin Gelecegi", Ortadogu Analiz, Sayi 52, 2013, s.63-70.

(73) Birol Baskan, "Making Sense of Turkey's Foreign Policy: Clashing Identities and Interests", The Muslim World, Cilt 106, No.1, 2016, s.141-154.

(74) Gamze Avci, "The Justice and Development Party and the EU: Political Pragmatism in a Changing Environment", South European Society and Politics, Cilt 16, No.3, 2011, s.409-421.

(75) "Erdogan: Sizi Ulkemizde Tutmaya Mecbur Degiliz", Hurriyet, 21 Aralik 2013.

(76) Tamer Korkmaz, "Sarmas Dolas", Yeni Safak, 15 Aralik 2013.

(77) Mahmut Ovur, "Paralel Yapiya Talimat 'Ust Akil'dan", Sabah, 9 Kasim 2014.

(78) Ahmet Topal, "Ankara ile Pentagon Arasi PYD Restlesmesi", Sabah, 17 Ekim 2015.

(79) Ziya Onis ve Suhnaz Yilmaz, "Turkey and Russia in a Shifting Global Order: Cooperation, Conflict and Asymmetric Interdependence in a Turbulent Region", Third World Quarterly, Cilt 37 No.1, 2016, s.71-95

(80) "Rusya ile Kriz Cikti, Fiyatlar Tepetaklak", Hurriyet, 3 Aralik 2015.

(81) Nerdun Hacioglu, "Putin'den Agir Itham: Turkiye ISID Petrolu Icin Vurdu", Hurriyet, 30 Kasim 2015.
Tablo 1. Ic Siyaset ve Uluslararasi Ortamin Ideoloji Bazli
Dis Politika Olusumuna Etkisi

                                     Uluslararasi ortam

                              Sinirlayici          Sinirlayici
                                                     olmayan

Ic Siyaset   Sinirlayici   (1) Statuko Bazli    (3) Dis Politika
                              Dis Politika      Aktivizmi 1990'li
                             1920'li yillar      yillar Turk dis
                                Turk dis           politikasi
                             politikasi ile
                             2002-2007 Turk
                             dis politikasi

             Sinirlayici    (2) Dis Politika      (4) Ideoloji
             olmayan       Aktivizmi 1930'lu        Bazli Dis
                            yillar Turk dis         Politika
                             politikasi ile         2011-2015
                           2007-2011 Turk dis    arasi Turk dis
                               politikasi          politikasi
COPYRIGHT 2016 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2016 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Kilinc, Ramazan
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Report
Date:Dec 22, 2016
Words:10446
Previous Article:Change and continuity in Turkish foreign policy: evaluating pre-AKP and AKP periods' national role conceptions/Turk dis politikasinda degisim ve...
Next Article:Turkey's ambivalent relationship with the European Union: to accede or not to accede/Turkiye'nin avrupa birligi ile belirsiz gelecegi: uye olmak ya...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2020 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters