Printer Friendly

Factors affecting treatment success of staghorn calculi: stone burden or stone locations / Staghorn taslarinin tedavisinde basariyi etkileyen faktorler: Tas yuku ya da tas dagilimi.

Ozet

Amas: Calismamizda, staghorn tasli hastalarda perkutan nefrolitotomi (PCNL) tedavisinin sonuslarini ve komplikasyonlarini degerlendirmeyi amasladik.

Geres ve yontem: Klinigimizde 2004-2007 yillari arasinda staghorn tasi olan 54 hastaya multiple akses PCNL operasyonu yaptik. Bu hastalarin 41'inde 2 akses, 8'inde 3 akses, 5'inde 4 akses trakti kullanildi. Ortalama tas yuku 2 akses trakti kullanilan grupta 10.7 [cm.sup.2], 3 akses grubunda 11.7 [cm.sup.2], 4 akses grubunda 11.2 [cm.sup.2] idi. Preoperatif olarak tas yuzey alanlari, taslarin lokalizasyonlari ve hastalarin demografik verileri kaydedildi. Intraoperatif olarak akses sayisi, transfuzyon orani ve operasyon suresi kaydedildi. Tassizlik oranlari ve opioid ihtiyaci postoperatif olarak incelendi.

Bulgular: Transfuzyon orani 2 akses grubunda %24.3, 3 akses grubunda %37.5, 4 akses grubunda %80 idi. Ortalama operasyon suresi 2, 3 ve 4 akses gruplarinda sirasiyla 145, 157 ve 189 dakika idi. Tassizlik orani ise sirasiyla %63.4, %50 ve %20 olup, opioid ihtiyaci %4.8, %25 ve %60 idi. Biri 4 akses grubunda ve digeri 3 akses grubunda olmak uzere gelisen 2 A-V fistul kemoembolizasyonla tedavi edildi.

Sonus: Kompleks ve dallanmis bobrek taslarinda, tas yuku tassizlik orani isin en onemli faktor degildir. Taslarin farkli kalisiyel lokalizasyonlarda olmasi, staghorn taslarda tassizlik oranini belirleyen daha onemli bir faktordur. Akses sayisini arttirmak daha fazla kan trasfuzyonu, uzun operasyon suresi, daha fazla komplikasyon ve daha fazla opioid ihtiyaci ile iliskilidir.

Anahtar sozcukler: Multiple akses; perkutan nefrolitotomi; staghorn taslar.

Abstract

Objective: We aimed to evaluate the results and comlications of percutaneous nephrolithotomy (PCNL) treatment in patients with staghorn calculi.

Materials and methods: We performed multi-access PCNL in 54 patients with staghorn stones in our department between 2004 to 2007. Of these patients, 2 access tracts were used for 41, 3 access tracts for 8, and 4 access tracts for 5 patients. The mean stone burden was 10.7 [cm.sup.2] for 2 access group, 11.7 [cm.sup.2] for 3 access group, and 11.2 [cm.sup.2] for 4 access group. Preoperative data including stone surface area, stone locations, and patient demograghics were recorded. Access number, transfusion rate, and operative duration were recorded intraoperatively. Stone-free rates and need for opioids were determined postoperatively.

Results: Transfusion rate was 24.3% in 2 access group, 37.5% in 3 access group, and 80% in 4 access group. The mean operative duration was 145, 157, and 189 sec in 2, 3, and 4 access groups, respectively. Stone-free rate was 63.4%, 50%, and 20%; need of opioids was 4.8%, 25%, and 60% in three groups. Two A-V fistulas, one in 3 access group and the other in 4 access group, were treated by chemoembolisation.

Conclusion: Stone burden is not the most important factor for stone-free rates in complex and branched renal calculi. Different caliceal locations of stones is more predictive for stone-free rates for staghorn stones. Increased access number is associated with more blood transfusion, long operative duration, more complications, and more opioid needs.

Key words: Multiple access; percutaneous nephrolithotomy; staghorn calculi.

Staghorn taslar bobrek toplayici sisteminin buyuk bir kismini dolduran taslardir. Tipik olarak renal pelvisi kaplarlar ve kalikslere dogru dallanirlar. Staghorn taslarin cogu struvit taslaridir ve/veya kalsiyum karbonat apatit karisimlarindan olusur. Sistin, kalsiyum oksalat monohidrat ve urik asit iceren, ender rastlanan diger tas bilesenleri de staghorn bir yapi olusturabilir. (1), (2) Struvit/kalsiyum karbonat apatit taslari, ureyi parcalayan organizmalarin neden oldugu uriner sistem infeksiyonu ile olan siki iliskileri sebebiyle "infeksiyon taslari" olarak da adlandirilirlar. Proteus gibi bu ozgun mikroorganizmalar, ureden amonyak ve hidroksit olusumunu arttiran ureaz enzimini uretirler. Sonucta olusan alkali idrar ve yuksek amonyak konsantrasyonu, idrarda artmis fosfat ve magnezyum ile birlikte genis dallanmis taslarin olusumuna neden olan magnezyum amonyum fosfat kristalizasyonunu arttirir. Infeksiyon taslarinin hem yuzeyinden hem de ic kismindan alinan fragmanlarin kulturleri, tasin icinde bakterinin kalarak tasin kendisini enfekte ettigini ve diger maddelerden olusan farkli tipteki taslarin icerisinin steril kaldigini ortaya koymustur. (3)

1976'da Fernstrom ve Johansson (4) ilk perkutan nefrolitotomiyi gerceklestirmislerdir. Teknolojik gelismeler sayesinde perkutan nefrolitotomi (PCNL) artan basari ve azalan komplikasyonlar ile minimal invazif bir yontem olarak bobrek taslarinin tedavisinde acik cerrahiye tercih edilen bir metod halini almistir. Ancak 1980'lerde "extracorporeal shock wave lithotripsy" (ESWL) yonteminin tanimlanmasi ve klinik kullanima girmesi ile uriner sistem tas hastaligina yaklasimda degisiklikler olmustur. ESWL endikasyonlarinin yeniden duzenlemesiyle beraber, gunumuzde PCNL layik oldugu yeri almistir. Bugun artik buyuk ve multiple bobrek taslarinda, staghorn taslarda ve alt kaliks taslarinda PCNL ilk tedavi secenegi olarak yerini almistir. (5)

Bu calismada staghorn bobrek tasi olup, multiple akses perkutan nefrolitotomi yapilan hastalarda tas yuku ve taslarin kalisiyel dagiliminin; tassizlik oranlari ve komplikasyon oranlarina etkisi tartisildi.

Gerec ve yontem

Klinigimizde 2004 ve 2007 yillari arasinda staghorn bobrek tasi nedeniyle PCNL operasyonu yapilan ve ayni seansta birden fazla akses trakti gereken 54 hasta tassizlik orani ve komplikasyonlar acisindan degerlendirildi. Staghorn taslari degerlendirirken renal pelvisi dolduran ve en az bir kalikse uzanan taslari parsiyel staghorn, renal pelvisi doldurup tum kalikslere uzanan taslari ise komplet staghorn olarak kabul ettik.

Her hasta, operasyon oncesi rutin tetkiklerin yani sira urolitiyazis yonunden idrar kulturu, serum kreatinin degerleri, uriner ultrasonografik degerlendirme, direkt radyografi, intravenoz urografi veya kontrastsiz ust batin bilgisayarli tomografi (BT) ile degerlendirildi. Idrar kulturunde infeksiyon saptanan hastalar operasyon oncesi kultur antibiyogramina gore tedavi edildi. Boylelikle operasyon sirasinda meydana gelebilecek bakteriyeminin onune gecildi.

Calismamiza parsiyel ve komplet staghorn tasi olan ve multiple akses PCNL ile tedavi edilen hastalar dahil edilirken; 16 yasindan kucuk hastalar, tek aksesle tedavi edilen staghorn tasli hastalar, bobrek yetmezligi olan hastalar, konjenital veya kazanilmis iskelet veya uriner anomalisi olan hastalar calisma disi birakildi.

Islem esnasinda tum hastalara profilaktik antibiyotik uygulamasi yapildi ve PCNL yapilacak tarafa litotomi pozisyonunda, bobregi kontrast maddeyle boyamak ve tas kirma esnasinda kucuk partikullerin uretere kacisini onlemek amaciyla endoskopik olarak acik uclu ureter kateteri kondu. Hasta pron pozisyona alinarak bobrek opak maddeyle boyandiktan sonra floroskopi esliginde 18 gauge igne ile boga gozu teknigi kullanilarak giris yapildi. Kilavuz tel yerlestirilerek uzerinden coaxial dilatator kondu ve tasiyici tel konuldu. Trakt tasiyici tel uzerinden gonderilen balon dilatator ile 14 atmosfer basinca kadar sisirilerek genisletildi. Ultrasonografik ve/veya pnomotik litotriptor kullanilarak vucut ici tas kirma islemi gerceklestirildi. Bu islem diger kaliks ya da kaliksler icin de ayni sekilde uygulandi ve 14 F malekot nefrostomi tupu konularak isleme son verildi. Ilave nefrostomi tupu tam drenaj saglanmadigi dusunuluyorsa veya kanama suphesi olan traktlara da konuldu. Nefrostogram cekilmesini takiben tupler postoperatif donemde cekildi. Hastalar 15. gunde, 1. ayda ve 3. ayda direkt radyografi, uriner USG, ure, kreatinin, hemogram ve idrar tahlili yapilarak takip edildi. Calismamizda istatistiksel degerlendirme icin Fisher's exact test kullanildi.

Bulgular

Yaslari 17-61 arasinda degisen (ortalama 37.4) 54 hastada 54 renal staghorn tas nedeniyle PCNL uygulandi. Hastalarin 16'si kadin 38'i erkekti ve 14 komplet, 40 parsiyel staghorn tas tedavi edildi. Preoperatif ortalama hemoglobin (Hb) degeri 14.49 gr/dL (dagilim 11.2-17.2 gr/dL), postoperatif ortalama Hb degeri 11.47 gr/dL (dagilim 8.7-14.5 gr/dL) idi. Preoperatif ve postoperatif ortalama serum kreatinin degeri sirasiyla 0.87 mgr/dL (dagilim 0.51-2.27 mgr/dL) ve 0.89 mgr/dL (dagilim 0.55-2.25 mgr/dL) idi. Operasyon sonrasi hemoglobin duzeylerindeki dusus ortalama 3.08 gr/dL (dagilim 1-7.2 gr/dL) idi. Toplam 17 (%31.4) hastada kan transfuzyonu gerekli oldu (Tablo 1). Iki akses grubunda %24.3, 3 akses grubunda %37.5, 4 akses grubunda %80 kan transfuzyonu gerekti. Sadece 4 hastada 1 uniteden fazla kan transfuzyonu gerekti. Bu hastalardan 3'une 4 akses 1'ine 3 akses yapilmisti. Bu hastalar operasyon suresi en uzun suren komplet staghorn tasli hastalardi. Hastalar 2 akses yapilan ve 2'den fazla akses yapilan hastalar olarak iki grupta incelendiginde 2'den fazla akses yapilan grupta daha fazla kan transfuzyonu gereksinimi olmasina ragmen istatistiksel olarak anlamli fark bulunamadi (p=0.08). Ikinci grupta belirgin olarak daha fazla kan transfuzyon ihtiyacina ragmen istatistiksel olarak anlamli fark bulunamamasi hasta sayilarinin azligina baglandi.
Tablo 1. Akses sayisma gore kan transfuzyonu gereksinim
oran [n (%)]

Akses sayisi Kan transfuzyon orani

2 10/41 (%24.3)

3 3/8 (%37.5)

4 4/5 (%80)

Toplam 17/54 (%31.4)


Taslari temizlemek amaciyla 54 renal uniteye toplam 126 trakt uygulandi. Bir renal unite icin 2 ile 4 arasi trakt uygulandi. Hastalarin 41'ine 2 akses, 8'ine 3 akses, 5'ine 4 akses yapildi. Tassizlik orani %57.4 idi.

Tassizlik oranlari 2 akses grubunda %63.4 (26/41), 3 akses grubunda %50 (4/8), 4 akses grubunda %20 (1/5) olarak bulundu.

Tum parsiyel staghorn vakalar 1 seansta tedavi edildi. Komplet staghorn kalkulu olan 8 (%14.8) vaka 2 seansta tedavi edildi. Tum hastalarda ortalama tas alani 11.27 [cm.sup.2] idi (dagilim 4.5-30 [cm.sup.2]). Ortalama tas alani 2 akses yapilan grupta 10.7 [cm.sup.2] (dagilim 4.5-30 [cm.sup.2]), 3 akses yapilan grupta 11.7 [cm.sup.2] (dagilim 7.5-25 [cm.sup.2]), 4 akses yapilan grupta 11.2 [cm.sup.2] (dagilim 5.6-18.8 [cm.sup.2]) idi (Tablo 2). Her 3 gruptaki ortalama tas yukleri birbirine benzerdi.
Tablo 2. Akses sayisma gore tas yuku ve tassizhk orani [ort.
(dagilim) ya da n (%)]

Akses Hasta Tas yuku Tassizhk orani
sayisi sayisi ([cm.sup.2])

2 41 10.7 (4.5-28.2) 26/41 (%63.4)

3 8 11.7 (7.5-25) 4/8 (%50)

4 5 11.2 (5.6-18.8) 1/5 (%20)


Ortalama operasyon suresi 2 akses yapilan grupta 145 dakika, 3 akses yapilan grupta 157 dakika, 4 akses yapilan grupta 189 dakika idi (Tablo 3). Akses sayisi arttikca operasyon suresinin uzadigi goruldu.
Tablo 3. Akses sayisina gore operasyon suresi, komplikasyonlar ve
opioid kullanimi [ort. ya da n (%)]

Akses Hasta Operasyon Komplikasyon Opioid
sayisi sayisi suresi kullanimi
 (saniye)

2 41 145 Yok 2/41 (%4.8)

3 8 157 A-V Fistul 2/8 (%25)

4 5 189 A-V Fistul 3/5 (%60)


Opioid kullanimi 2, 3 ve 4 akses gruplarinda sirasiyla %4.8 (2/41), %25 (2/8) ve %60 (3/5) bulundu (Tablo 3). Yine hastalar 2 akses yapilan ve 2'den fazla akses yapilan hastalar olarak 2 grupta degerlendirildiginde 2'den fazla akses yapilan grupta istatistiksel olarak daha fazla opioid ihtiyaci oldugu saptandi (p=0.06).

Sadece 2 (%3.7) hastamizda ciddi komplikasyon goruldu. Bunlardan biri 3 akses yapilan gruptaydi ve postoperatif 4. gun makrosopik hematuri gelisti. Renal anjiografi neticesi arteriovenoz (A-V) fistul saptanan hasta embolizasyonla tedavi edildi. Digeri 4 akses yapilan gruptaydi ve postoperatif 14. gun makroskopik hematuri ile yeniden interne edildi. Renal anjiografi neticesi A-V fistul saptandi ve embolizasyonla tedavi edildi.

Postoperatif cekilen direk radyografisinde 0.7 cm'nin uzeride reziduel tasi saptanan 15 hasta 26 cm 4.8 Fr double-J kateter takilarak ESWL'ye gonderildi. Uc hastaya ureter tasi nedeniyle ureterorenoskopi yapilarak taslari temizlendi. Nefrostomi ortalama 2.4 gunde (dagilim 2-5 gun) antegrad renogram yapildiktan sonra cekildi. Hastanede kalis suresi ortalama 4.9 gun (dagilim 4-12 gun) idi.

Tartisma

1970'lerin baslarina kadar bazi hekimler staghorn taslarin en iyi tedavisinin tedavisiz birakilmalari olduguna inanmaktaysa da sonraki senelerde yapilan calismalarda anlasilmistir ki tedavi edilmemis staghorn taslar nihayetinde bobrege zarar vermekte, organ fonksiyon kaybina neden olmakta ve hastanin hayatini tehdit eden sepsise neden olabilmektedir. Koga ve ark. (6) staghorn tasli hastalarin 61 tanesini konservatif olarak tedavi etmis ve ortalama 7.8 yil takip etmislerdir. Konservatif yolla tedavi edilenlerin %36'sinda kronik bobrek yetmezligi gelismis, mortalite ve morbiditelerinin cerrahi yolla tedavi edilenlerden daha yuksek oldugunu gostermislerdir. Blandy ve Singh, (7) tedavi edilmemis staghorn taslari olan 60 hasta ile staghorn tasi olup operasyonla taslari alinan 125 hastayi kiyaslamislardir. Staghorn tasi olup tedavi edilmeyen grupta 10 yillik mortalite %28 iken, tedavi edilen grupta bu oran %7.2 olarak bulunmustur. AUA bobrek tasi kilavuzunda (American Urological Assosiation Guideline On Management of Staghorn Calculi) struvit/kalsiyum karbonat apatit taslari varliginda tedavinin amacinin taslarin tamamen temizlenmesi oldugu belirtilmistir. Bu konuyla ilgili yapilan bircok calismada reziduel taslarin buyudugu ve rekurren uriner sistem infeksiyonuna neden oldugu gosterilmistir. (8) AUA bobrek tasi kilavuzunda staghorn taslarin tedavisiyle ilgili 4 secenek sunulmusur. Bunlar sirasiyla PCNL monoterapisi, PCNL ve ESWL kombinasyonu, ESWL monoterapisi ve acik cerrahidir. (5)

1976'da Fernstrom ve Johansson (4) ilk perkutan nefrolitotomiyi gerceklestirmislerdir. Teknolojik gelismeler sayesinde PCNL artan basari ve azalan komplikasyonlar ile minimal invazif bir yontem olarak bobrek taslarinin tedavisinde acik cerrahiye tercih edilen bir metod halini almistir. Ancak 1980'lerde ESWL yonteminin tanimlanmasi ve klinik kullanima girmesi ile uriner sistem tas hastaligina yaklasimda degisiklikler olmustur. ESWL endikasyonlarinin yeniden duzenlemesiyle beraber, gunumuzde PCNL layik oldugu yeri almistir. Bugun artik buyuk ve multiple bobrek taslarinda, staghorn taslarda ve alt kaliks taslarinda PCNL ilk tedavi secenegi olarak yerini almistir.

Staghorn tasi olan 79 hastada yapilan, staghorn taslarda perkutan nefrolitotomi ile acik cerrahinin karsilastirildigi prospektif, randomize bir calismada, perkutan nefrolitotominin kan kaybi, infeksiyon ve hastanede kalis surelerinde acik cerrahiye gore ustun oldugu, tassizlik oranlarinin da benzer oldugu belirtilmistir. (9) Ayni amacla yapilmis farkli olarak retrospektif olan iki calismada da PCNL'nin kan kaybinda acik cerrahiye oranla daha ustun oldugu belirtilmistir. (10) Staghorn kalkulu olan ve perkutan nefrolitotomi ile tedavi edilmis 119 hastada yapilan bir retrospektif calismada postoperatif tassizlik oranlarini, staghorn tasin yeri ve tipine gore %80, %87.5 ve %84.8 olarak belirtmislerdir. Hastalarin 33'une (%27.7) multiple renal akses yapilmis ve bu hastalarda transfuzyon ihtiyacinin ciddi oranda arttigi belirlenmistir. (11), (12) Winfield ve ark. (13) diger yardimci tedavi yontemleriyle beraber perkutan nefrolitotomide multiple akses (4'e kadar) ve multiple seansi (5'e kadar) uygulayarak hastalari mumkun olan en az tasla eve gondermeyi amaclamislar ve ilk 6 ayda %86'lik bir tassizlik orani bildirmislerdir.

Perkutan nefrolitotomi sonrasinda kan kaybini etkileyen faktorlerin arastirildigi 301 hastada yapilan bir calismada, hastalarin %7.9'una transfuzyon yapilmis olup, diyabet, multiple renal akses ve uzamis operasyon zamaninin kan kaybini arttiran faktorler oldugu belirtilmistir. (14)

Yapilan calismalarda endourolojik girisimlerin postoperatif renal fonksiyonu etkilemedigi dimerkaptosuksinik asit sintigrafisi (15) veya intravenoz piyelografi ( 16) ile gosterilmistir. Staghorn bobrek taslarinin tedavisinde PCNL oldukca degerli bir yontemdir. Staghorn taslarda PCNL'nin basarisi optimal renal aksesin yapilmasina bagli olup, tek akseslerde PCNL'nin etkinligi oldukca yuksek olup, multiple aksesin beraberinde calismamizda da gosterildigi gibi artmis kan kaybina neden olabilecegi unutulmamalidir.

Staghorn taslarda multiple aksesin guvenliliginin ve etkinliginin arastirildigi bir calismada 149 staghorn tasli hastada tek seansta %70.7 tassizlik orani elde edilmis ve %30.8 transfuzyon gerektiren kanama gorulmustur. (17)

Yine staghorn taslarda multiple trakt kullanilan 100 vakalik baska bir calismada transfuzyon ihtiyaci %45 olarak bulunmus ve operasyon suresi 90 ile 180 dakika arasi olmustur. (18)

Perkutan nefrolitotomide kanamayi ekileyen faktorleri incelendigi baska bir calismada 193 PCNL operasyonu yapilan hasta retrospektif olarak analiz edilmis ve multiple aksesin kanamayi artirdigi sonucuna varilmistir. (19)

Bizim calismamizda da literaturdeki transfuzyon oranlarina yakin olarak transfuzyon orani %31.4 bulundu. Transfuzyon oranlari sirasiyla 2 akses yapilan grupta %24.3, 3 akses yapilan grupta %37.5, 4 akses yapilan grupta %80 idi. Akses sayisi arttikca transfuzyon oraninda ciddi artis goruldu. Diger bircok calismada oldugu gibi bizim calismamizda da transfuzyon oranini etkileyen en onemli faktor akses sayisi olarak belirlendi. (11), (12), (14)

Ayni zamanda sirasiyla ortalama operasyon surelerimiz de sirasiyla 145, 157 ve 189 dakika olarak bulundu. Akses sayisi attikca operasyon surelerinin uzadigi goruldu. Calismamizda postoperatif olarak opioid ihtiyaci sirasiyla %4.8, %25 ve %60 idi. Yine akses sayisi arttikca opioid ihtiyacinin da anlamli olarak arttigi gozlendi.

PCNL komplikasyonlarinin arastirildigi 1,000'den fazla vakayi kapsayan bir calismada major komplikasyon orani %0.9-4.7 olarak bulunmustur. (20) Bizim calismamizda da literature benzer olarak major komplikasyon orani %3.7 olarak bulundu.

Calismamizda ortalama tas yukleri birbirine yakin olan, multiple akses PCNL yapilan her 3 grubun sonuclari incelendiginde akses sayisini 2'den fazla arttirmak daha yuksek tassizlik oranlari elde etmemize yardimci olmadi. Genel olarak inanildigi gibi kompleks ve dallanmis bobrek taslarinda, tas yuku, tassizlik oranini belirleyen en onemli faktor degildir. Taslarin farkli kalisiyel lokalizasyonlarda olmasi staghorn taslarda tassizlik oranina etki eden daha onemli bir faktordur. Konuyla ilgili cok fazla calisma olmamasina ragmen Ege Universitesi'nde Turna ve ark. (21) tarafindan yapilan 234 vakalik bir calismada tas yuzey alani ve tas konfigurasyonunun PCNL sonuclarini nasil etkiledigi arastirilmis ve bizim calismamizla benzer ve farkli sonuc gorulmustur. Bu calismada tas yuzey alaninda ve dagilimindaki artisin tassizlik oraninda dusmeye ve operasyon suresinde artisa neden oldugu bulunmustur. Tas dagiliminin komplikasyon oranini etkilemedigi gorusune varilmistir. Bizim calismamizda da bu calismaya benzer olarak tas dagiliminin artisi, dusuk tassizlik orani ve artmis operasyon suresi ile iliskili bulundu. Turna ve ark. (21) calismasindan farkli olarak kalisiyel dallanmadaki artis artmis komplikasyon orani ile iliskili bulundu.

Calismamizdaki tassizlik orani %57.4 olup diger calismalardaki tassizlik oranlarina gore dusuk kalmaktadir. AUA bobrek tasi kilavuzunda PCNL monoterapisi ile tassizlik oranlari %78 olarak belirlenmistir. ( 5) Enstrumasyon ve teknikteki son gelismeler tassizlik oranlarini iyilestirip, tedavi etkinligini artirmis ve morbiditeyi azaltmistir. Fleksible nefroskop ve holmium lazer litotripsisinin kullaniminin artmasi, staghorn taslarin tedavisinde ihtiyac duyulan giris yeri sayisini azaltmistir. Wong ve Leveille (22) parsiyel veya kompleks staghorn tasi olan 45 hastayi, perkutan gecis icin rigid nefroskop ile birlikte tek bir perkutan giris yeri araciligiyla fleksible nefroskop ve holmium: YAG lazer litotripsi kullanarak tedavi etmislerdir. Bu yaklasimla, her hasta icin ortalama 1.6 prosedur sayisi ile birlikte %95 tassizlik orani saglamislardir.

AUA bobrek tasi kilavuzunda PCNL monoterapisi ile transfuzyon orani %14-24 olarak belirlenmistir. (5) Calismamizdaki transfuzyon orani %31.4 olup kilavuz verilerine gore biraz yuksek bulunmustur.

Klinigimizde fleksible nefroskop ve holmium:YAG lazer litotripsinin bulunmamasi bize gore literaturdeki tassizlik oranlarindan daha dusuk tassizlik orani ve daha yuksek transfuzyon oraninin en onemli nedenidir. Kliniginde fleksible nefroskop ve holmium:YAG lazer bulunan ekiplerin daha once yaptiklari PCNL sonuclari ve bu ekipmanlarla yaptiklari PCNL sonuclarini karsilastiran calismalarin konuyla ilgili daha tatmin edici sonuclar verecegine inaniyoruz.

Sonuc olarak, calismamizda ortalama tas yukleri birbirine yakin olan, multiple akses PCNL yapilan her 3 grubun sonuclari incelendiginde akses sayisini 2'den fazla artirmak daha yuksek tassizlik oranlari elde etmemize yardimci olmadi. Genel olarak inanildigi gibi kompleks ve dallanmis bobrek taslarinda, tas yuku tassizlik orani icin en onemli faktor degildir. Taslarin farkli kalisiyel lokalizasyonlarda olmasi staghorn taslarda tassizlik oranini belirleyen daha onemli bir faktordur. Akses sayisini arttirmak daha fazla kan trasfuzyonu, daha fazla komplikasyon ve daha fazla opioid ihtiyaci ile iliskilidir.

Cikar catismasi

Yazarlar herhangi bir cikar catismasi bildirmemislerdir

Gelis tarihi (Submitted): 16.04.2011

Duzeltme sonrasi kabul tarihi (Accepted after revision): 05.07.2011

Yazisma (Correspondence): Uzm. Dr. Yusuf Turushan.

Prof. Dr. Necmi Ayanoglu Silivri Devlet Hastanesi, Uroloji Klinigi, 34570 Istanbul, Turkiye.

Tel: 0212 727 21 00 e-posta: turushan@gmail.com

doi:10.5152/tud.2011.041

Kaynaklar

(1.) Segura JW, Preminger GM, Assimos DG, Dretler SP, Kahn RI, Lingeman JE, et al. Nephrolithiasis Clinical Guidelines Panel summary report on the management of staghorn calculi. The American Urological Association Nephrolithiasis Clinical Guidelines Panel. J Urol 1994;151:1648-51.

(2.) Segura JW. Staghorn calculi. Urol Clin North Am 1997;24:71-80. [CrossRef]

(3.) Nemoy NJ, Staney TA. Surgical, bacteriological, and biochemical management of infection stones. JAMA 1971;215:1470-6. [CrossRef]

(4.) Fernstrom I, Johannson B. Percutaneous pyelolithotomy. A new extraction technique. Scand J Urol Nephrol 1976;10:257-9.

(5.) Preminger GM, Assimos DG, Lingeman JE, Nakada SY, Pearle MS, Wolf JS Jr. AUA Nephrolithiazis Guideline on management of staghorn calculi: diagnosis and treatment recommendations. J Urol 2005;173:1991-2000. [CrossRef]

(6.) Koga S, Arakaki Y, Matsuoka M, Ohyama C. Staghorn calculi: long-term results of management. Br J Urol 1991;68:122-4. [CrossRef]

(7.) Blandy J, Singh M. The case for a more aggresive approach to staghorn stones. J Urol 1976;115:505-6.

(8.) Bech EM, Riehle RA Jr. The fate of residual fragments after extracorporeal shock wave lithotripsy monotherapy of infection stones. J Urol 1991;145:6-9.

(9.) Al-Kohlany KM, Shokeir AA, Mosbah A, Mohsen T, Shoma AM, Eraky I, et al. Treatment of complete staghorn stones: a prospective randomized comparison of open surgery versus percutaneous nepfrolithotomy. J Urol 2005;173:469-73. [CrossRef]

(10.) Snyder JA, Smith AD. Staghorn calculi: percutaneous extraction versus anatrophic nephrolithotomy. J Urol 1986;136:351-4.

(11.) Kahnoski RJ, Lingeman JA, Coury TA, Steele RE, Mosbaugh PG. Combined percutaneous and extracorporeal shock wave lithotripsy for staghorn calculi: an alternative to anatrophic nephrolithotomy. J Urol 1986;135:679-81.

(12.) Netto NR Jr, Ikonomidis J, Ikari O, Claro JA. Comparative study of percutaneous access for staghorn calculi. Urology 2005;65:659-63.

(13.) Winfield HN, Clayman RV, Chaussy CG, Weyman PJ, Fuchs GJ, Lupu AN. Monotherapy of staghorn renal calculi: a comparative study between percutaneous nephro-lithotomy and extracorporeal shock wave lithotripsy. J Urol 1988;139:895-9. [CrossRef]

(14.) Kukreja R, Desai M, Patel S, Bapat S, Desai M. Factors affecting blood loss during percutaneous nephrolithotomy: prospective study. J Endourol 2004;18:715-22. [CrossRef]

(15.) Morey AF, Nitahara KS, McAninch JW. Modified anatrophic nephrolithotomy for management of staghorn calculi: is renal function preserved. J Urol 1999;162:670-3. [CrossRef]

(16.) Tasca A, D'Angelo A, Zattoni F, Ferrarese P, Calo L, Bui F, et al. Short-term and stabilized effects of percutaneous nephrolithotomy on the kidney. Eur Urol 1988;14:120-2.

(17.) Singla M, Srivastava A, Kapoor R, Gupta N, Ansari SM, Dubey D, et al. Aggressive approach to staghorn calculi: safety and efficacy of multiple tracts percutaneus nephrolithotomy. Urology 2008;71:1039-42. [CrossRef]

(18.) Liatsikos EN, Kapoor R, Lee B, Jabbour M, Barbalias G, Smith DA. "Angular percutaneus renal access". Mutiple tracts througha single incision for staghorn calculous treatment in a single session. Eur Urol 2005;48:832-7. [CrossRef]

(19.) Turna B, Nazli O, Demiryoguran S, Mamadov R, Cag C. Percutaneus nephrolithotomy: variables that inluence hemorrhage. Urology 2007;69:603-7. [CrossRef]

(20.) Michel MS, Trojan T, Rasweiler J. Complications in percutaneus nephrolithotomy. Eur Urol 2007;51:899- 906. [CrossRef]

(21.) Turna B, Umul M, Demiyoguran S, Altay B, Nazli O. How do increasing stone surface area and stone configuration affect overall outcome of percutaneous nephrolithotomy? J Endourol 2007;21:34-43. [CrossRef]

(22.) Wong C, Leveille RJ. Single upper-pole percutaneous access for treatment of > or = 5-cm complex branched staghorn calculi: is shockwave lithotripsy necessary? J Endourol 2002;16:477-81. [CrossRef]

M. Bahadir Can Balci, Yusuf Turushan Ozcanli, Memduh Aydin, Ismet Hazar, Ozkan Onuk, Baris Nuhoglu

Taksim Egitim ve Arastirma Hastanesi, 2. Uroloji Klinigi, Istanbul
COPYRIGHT 2011 AVES
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2011 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Endouroloji / Endourology
Author:Balci, M. Bahadir Can; zcanli, Yusuf Turushan; Aydin, Memduh; Hazar, Ismet; Onuk, Ozkan; Nuhoglu, Ba
Publication:Turkish Journal of Urology
Date:Sep 1, 2011
Words:3617
Previous Article:Buyuk ust ureter taslarinin tedavisinde antegrad perkutan yaklasimin etkinligi: Tek merkezin deneyimi / Efficacy of a percutaneous antegrade approach...
Next Article:Anomalili bobreklerdeki taslarin tedavisinde perkutan nefrolitotomiye alternatif olarak piyelolitotomi: On calisma sonuclari / Laparoscopic...

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2022 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters |