Printer Friendly

Expression of feminist theories in contemporary art practices/Feminist kuramlarin cagdas sanat pratiginde ifade bulmasi.

Abstract

Contemporary feminist artists have been performing and producing Works of art for the purpose of recovering the woman the perception of "the monitoring object" and showing the presence of the woman as a subject in society since 1960s. The article that interpreted the Works of art and performances related with phallocentric psychoanalytic approach of Freud and Lacan, the texts of feminist theorists like Butler, Kristeva, Irigaray, divided into four sections. In the section of The Matter of Objectivity, included the view of Butler and Kristeva that evaluation of the body and mind together and the theory recommends the woman's plural character by Irigaray. Louise Bourgeois and Fusun Onur showed that the woman is not an object with their objects of art form. K8 Hardy, Emily Roysdon, Ginger Brooks Takahashi made ironic references to penis envy. Sarah Lucas manipulated the woman's plural character in a humorous manner. In the section of The Matter of The Presence, patrilineal identification system discussed. The feminists who are opposed to all forms of sexual categorization, are of the opinion will not be fair adding the woman as a category to the system. Showing that it can be possible to write the history of woman's, Mary Beth Edelson, Carolee Schneemann and Judy Chicago's Works of art discussed in this section. My work of art named "Memory Without Language" is related to what I want to do as a human being suppressed in society because of expectations from women. In the section of The Matter of The Maternity, discussed the Works of art and feminist theories that oppose to identify the woman in maternity and seeking to define the mother-child relationship again. The Works of Elinor Carucci and Mary Kelly emphasize the importance of the emotional connection between mother and child, the video art performance of Nil Yalter shows the meanings of the woman in combination. My work of art named "Maternal-Fetal Conflict Before Separation" shows the woman as a fertile object in a narrow frame. In the section of The Matter of Subjectivity, discussed the establishment of the subject as a masculine. The performances of Li Wei and Valie Export show the woman as a power in comparison with man, the Works of art of Charles Ray and Laurie Simmons prove that the woman's body also has a power.

Keywords: woman, identity, subject, power, feminism, contemporary art.

Oz

Cagdas feminist sanatcilar, 1960'lardan itibaren kadini "izlenen nesne" algisindan kurtarmak ve kadinin toplum icinde azne olarak varligini gostermek amaciyla eserler uretmekte ve performanslar gerceklestirmektedirler. Bu eserlerin ve performanslann Freud ve Lacan'in fallus merkezci psikanalist yaklasimlari ve Butler, Kristeva, Irigaray gibi feminist kuramalarin metinleri ile baglanti kurularak yorumlandigi makale dort bolume ayrilmistir. Nesnellik Meselesi bolumunde, Butler ve Kristeva'nin beden ve aklm birlikte degerlendirilmesi goruslerine ve Irigaray'in kadinin cogul karakterinin kuramlactmlmasi onerisine yer verilmistir. Louise Bourgeois ile Fusun Onur nesnel eserleriyle kadinin nesne olmadigini gostermis, K8 Hardy, Emily Roysdon, Ginger Brooks Takahashi penis kiskanchgina ironik gonderme yapmistir. Sarah Lucas kadinin cogul karakterini mizahi bir sekilde kurgulamistir. Varlik Meselesi bolumunde, babasoylu kimlik sistemi tartisilmistir. Her turlu cinsel kategorilesmeye karsi cikan feministler, sisteme kadin diye bir varlik eklemenin adil olmayacagi gorusundedir. Kadmin tarihini yazmamn mumkun olabilecegini gosteren sanat eserlerine ornek olarak Mary Beth Edelson, Judy Chicago ve Carolee Schneemann'm cahsmalari bu bolumde ele ahnmiftir. "Dile Gelmeyen Bellek" isimli calismam, toplumun kadmdan beklentilerinden dolayi, toplumda insan olarak yapmak istediklerimin baskilanmic olmasiyla ilgilidir. Kadmin annelikle ozdeslestirilmic olmasma karci cikan ve anne cocuk iliskilerini yeniden tammlamak isteyen feminist kuramlar ve eserler Annelik Meselesi bolumunde ele ahnmistir. Elinor Carucci ve Mary Kelly'nin cahsmalari anne ile cocuk arasmdaki duygusal bagin onemini vurgularken, Nil Yalter'in performans videosu, kadma yuklenen anlamlari bir arada sergilemektedir. "Aynlik Oncesi Baghhk" isimli eserim kadini dogurgan bir nesne olarak dar bir cercevede sunar. Oznellik Meselesi bolumunde, oznenin eril olarak kurulusu tartisilmaktadir. Li Wei ve Valie Export'un performanslan kadini erkegin yaninda iktidar sahibi olarak gosterirken, Charles Ray ile Laurie Simmons'un eserleri gucun kadin bedeninde de olabilecegini kanitlamaktadir.

Anahtar Kelimeler: kadin, kimlik, ozne, iktidar, feminizm, cagdac sanat.

Giris

Bugun halen, kadinin toplum icindeki konumunda sorunlu alanlar bulunmaktadir. Ornegin, soy kutuk tarih boyunca baba soyunun devamliligim saglamic ve dolayisiyla kadin tarihte ve dilde yer almamistir. Kadinin varligi halen annelikle ozdeclectirilmekte ve kadin ozne olarak yok sayilmaktadir. Feminist yazarlar ve psikanalistler bu meselelerle ilgili teoriler gelistirmeye devam etmektedirler. Psikanalizin temelindeki kadin ve erkegin cinsel farkliliklanyla ilgili onermeler, feminist yazarlann hem temel cercevesini olusturmakta, hem de electiri odagi olabilmektedir.

Kadinin varligim desteklemek adina, cagdas sanat da gorsel ve yazinsal olarak onemli katkilar saglamaktadir. Sanat tarihinde, sanat galerilerinde ve muzelerinde yer alan sanat eserlerinin cogunlukla erkekler tarafindan gerceklectirilmic olmasi ve kadin bedeninin sanat eserlerinde nesnelejtirilmesi karcisinda feminist sanatcilar, 1960'li yillardan itibaren kendi bedenlerinin temsil hakkim eide etmek icin cesitli girisimlerde bulunmaktadirlar (Animen, 2014: 176). Sanatin cogunlukla performans alaninda ifade olanagi bulan feminizm, kadinin dile gelicini, canli goruntuler esliginde izleyicinin zihninde gerceklectirmektedir. Feminist cagdac sanat, ozellikle performanslar araciligiyla pek cok soylemi dile getirmistir.

Sanatsal ve kuramsal alanlarda gerceklectirilen bu feminist calismalar, 1940'li yillarda gundeme gelen yapisalciligin elestirisiyle Fransa'da ozellikle 1960'li yillann ikinci yansinda ortaya cikan post-yapisalcilik (Akay, 2002: 95) sureciyle baglantilidir. Post-yapisalcilarin amaclarindan birisi, sosyal ve kulturel ortamdaki ozne-nesne gibi ikili karcitliklara dayanan tutucu yapilasmamn yapisokumune yonelik cesitli stratejiler gelictirmektir (Sahiner, 2015: 60). Post-yapisalciligin onde gelen dusunurlerinden Derrida, humanizmle ilgili olarak sabit kimliklerin altini oyarken, gizli kalmic farkliliklan aciklamaya calismakta (Newman, 2006: 198) ve diyalektik dusunceyi tarticarak cokluga izin verebilecek bir sentezin onunu acmaktadir (Say, 2013: 344). Feminist ve queer sanat da ayni yolu izleyerek, kimlik seciminde coklu yapiyi oneren eserler uretmektedir.

Bu calismada, kadinin konumuyla ilgili uretilen sanat eserlerine ve bu eserlerle baglantili olabilecek kuramlara yer verilmistir. Feminist sanatcilarin urettikleri eserler ve sergiledikleri performanslar, sanat galerilerinin ve muzelerinin kataloglannda yer bulmaktadir. Ancak bu kataloglar cogunlukla gorsel verilerle ve sanatci biyografileri ile sinirli tutulmaktadir. Feminist sanatcilann vermek istedikleri mesajlann, feminist kuramlar cercevesinde yorumlanarak yazili kaynaklar haline donucturulmesi ve sanatin dicindaki alanlarda da yayinlanmasi, teoriler ile pratiklerin birlikte daha guclu bir sekilde yol almasini saglayacaktir.

Bu calismada feminist kuramlar ve cagdas sanat eserleri dort bolumde ele alinmistir. Nesnellik Meselesi bolumunde kadini nesne olarak algilayan ve fallus merkezcilikle temellenen kuramlar tarticilmaktadir. Insan, beden ve akildan olucan bir varlik iken, kadinin sadece bedenle sinirli algilanmasina karsi cikan Butler ve Kristeva'mn gorujleri He Irigaray'in kadinin cogul karakterinin salt erkek bakis acisiyla kuramlactinlmasinin eksik kalacagi yorumuna bu bolumde yer verilmistir. Ornegin cagdac sanatcilardan Louise Bourgeois ile Fusun Onur, kadini temsilen birer nesne olarak sunduklan eserleriyle kadinin nesne olmadigini tarticirken, K8 Hardy, Emily Roysdon, Ginger Brooks Takahashi'nin ortak eserinde penis kiskancligina ironik bir gonderme yapilmaktadirlar. Sarah Lucas ise kadin ve erkege ait cinsel organlan nesnelerle mizahi bir dilde yorumlarken, kadinin cogul karakterini yalin bir anlatimla gozler onune sermektedir.

Varlik Meselesi bolumunde, kadini varlik olarak yok sayan kuramlar tartisilirken ozellikle babasoylu kutukle kimlik edinme sistemine deginilmistir. Bu sisteme karci anne soylu bir kutuk olusturmak da mumkun olabilecekken, sisteme kadin diye bir varlik eklemenin adil olmayacagi gorusundeki feministler, her turlu cinsel kategorilestirmeye karsi cikmislardir. Kadinin tarihini yazmamn mumkun olabilecegini gosteren sanat eserlerine ornek olarak Mary Beth Edelson, Judy Chicago ve Carolee Schneemann'in calismalari bu bolumde ele alinmistir. Yine bu bolume eklenen, Dile Gelmeyen Bellek isimli calismam, toplumun kadindan beklentilerine karsi, toplumda insan olarak yapmak istediklerimin ic dunyamda simrlandinlmic olmasiyla ilgilidir.

Toplumun kadindan beklentilerinin annelikle simrlandinlmic olmasina karsi cikan ve anne cocuk iliskilerine yeni bir boyut getirmek isteyen feminist tartismalar ve eserler Annelik Meselesi bolumunde ele alinmistir. Anne cocuk iliskilerinin sadece bedenle ve cinsel ozelliklerle belirlenmis olmasim electiren ve annenin cocugun kulturel gelicimine olan etkisinin ve aradaki duygusal bagin altim cizen kuramlara ve sanat eserlerine bu bolumde yer verilmistir.

Oznellik Meselesi bolumunde, oznenin eril olarak kurulmasi yani beden ozelliklerine gore tammlanmasi tarticilmaktadir. Feminist kadin yazarlar ve sanatcilar, kadini ozne olarak konumlandirabildikleri eserler uretmekle birlikte, insanlan cinsel olarak kategorilectirmeye karsi cikmaktadirlar. Ozne olusu, iktidar olmakla iliskilendiren ataerkil goruslere karsi uretilen sanat eserleri, iktidar olusun bedenin cinselligiyle ilgili olmadigini ironi ve mizah yontemleriyle ortaya koymaktadir.

Nesnellik Meselesi

Tarih boyunca kadinlar, eril gucun yamnda kamusal alanda ikincil bir konuma itilmiclerdir. Feminist kuramcilar, kadini nesne olarak tanimlayan ya da ozne olarak yok sayan bu anlayisa karsi cikmaktadirlar. 20.yuzyilin baclannda, psikanalizin kurucusu Freud bu anlayici aractirmistir. Cinsel kimligi kadm, erkek, donukluk ve cift cinsiyet olarak inceleyen Freud, erkek dicinda kalan cinsel kimliklerle ilgili yeterli verileri olmadigini belirtmistir. Ornegin 'erkek bedeni icinde kadin beyni' durumunu ele alirken, kadin beyninin ne olduguna dair ve kadinlarin donuklugu ile ilgili elinde kaynak olmamasinin bu konulari incelemesine engel teckil ettigini belirtmistir (Freud, 2011; 7-130). Dolayisiyla Freud'un kadini yorumlayisi da, tarihte oldugu gibi, erkekle ve erkegin cinselligiyle baglantili ve sinirli olmuctur. Bu indirgemeninen onemli orneklerinden birisi, Freud'un disiligi "penis kiskancligi" olarak yorumlayisi olmasidir (Wright, 2002: 22-23). Freud ve Lacan'a gore, kadin, penisi olmadigi icin erkekten bagimsiz bir varlik degildir. Lacan, Freud'un kuramlarini gelistirmis olsa da, ona gore kadin tamamlanmadigi icin yoktur. Lacan, kadinin cinsel organinin konu dici oldugunu soyleyerek, (K)adin'dan soz edilemeyecegini savunmaktadir (Lacan, 1975: 6-7; 75).

Feminist yazarlar, fallus merkezci bir cercevede yapilanmic oian bu kuramlan yapi bozumu teknigi ile elestirmektedirler. Ornegin, feminist kuramin onde gelen isimlerinden Judith Butler, disi cinsiyetin bedeniyte simrli algilandigini ve bu simrlann ortadan kaldirilmasi gerektigini vurgular (Butler, 2012: 59). Bedeninde cinsel orgammn (penisin) yoklugu bakimindan eksik gorulen kadina ait bu teori, erkekler tarafindan ortaya atildigindan yanli bir gorustur. Irigaray, kadinin erkegin kontrolunde olamayacak kadar cogul (akiskan, hareketli) bir karakteri oldugunu soyler. Kadinin cogul ya da sonsuz yapisi, erkegin dunyasinda tamamen yer almaz. Erkek, kendi bakis acisinda goremedigi kadini yok sayniaktadir (Irigaray, 2014: 69). Kadinin vartigi, cinsel orgamna gore dusunulecekse, kadinin cinsel organlari coguldur ve kadinin haz duyabilecegi pek cok alan bulunmaktadir. Kadinin ince zekasi, duygusal yapisi ve imaji dar bir bakis acisiyla degerlendirilemeyecek kadar kompleks bir yapidadir (Irigaray, 1985: 28).

Kristeva, beden ve akli zit terimler olarak goren anlayica karsi cikarak, anlamin beden ve aklin beraber calismasiyla olustugunu gostermeye calismistir (Wright, 2002: 61-62). Akil, bedeni harekete geciren onemli bir unsurdur. Bedenin, akildan ayn degerlendirilmesi mumkun degildir. Ruhu, karakteri ve akli arastiran psikanalizin sadece bedenden yola cikmasi ilginctir.

Belki de psikanalizin yorumlari, yuzyillar boyunca kadin bedenine yuklenen anlamlarin kaynagiri arastirmanin bir sonucudur. Yuzyillar boyunca kadin bedenine yuklenen anlam, sanatin da konusu olmustur. Sanat tarihini bu acidan yorumlayan John Berger'a gore erkek tarafindan izlenen kadin nesneye donucmektedir. Berger'a gore kadini izlenen, erkegi izleyen yapan duzende, erkek gercekte olmadigi kadar gucluymus gibi davranmaktadir (Berger, 2004: 45-47). Feminist sanat hareketleri, kadini bir nesne ve pasifligin temsili olmaktan cikanp, bedenin temsil ve izlenme haklarini kendi uzerlerine almiclardir (lsik, 1998: 72). Bu noktada cagdas sanatin kadin bedeni ve kimligi meselesini sorgulayan ornekleri onem tasimaktadir.

Louise Bourgeois'in Histeri Kemeri adini verdigi 2000 tarihli enstalasyonunda (Resim 1), yamali pembe kumactan olucan kadin bedeni karin bolgesinden bir iple yukanya baglanmic, edilgen bir cekilde asili durmaktadir. Kadin bedenini yamali bir nesne olarak sunan sanatci, calismasina psikolojik bir hastaligin ismini vererek zaten herhangi bir eylemde bulunmasi mumkun olmayan bedeni davramslanndan sorumlu olmayacak sekilde damgalamistir. Beden her iki Sekilde de tamamen nesnellecmektedir. Bu nesne, ne kadindan beklendigi cekilde seyirlik bir nesne, ne de erkegin iktidarim uygulayabilecegi bir alandir. Bourgeois, kadinin bir nesne olmadigini, nesnenin ne oldugunu gostererek anlatmaktadir.

Fusun Onur'un Nu ismini verdigi 1974 tarihli, Venus pozundaki plastik bebek ile aynadan olucan assemblajinda (Resim 2), sanatci hem sanat tarihine gonderme yapmakta, hem de toplumsal cinsiyet meselesini sorgulamaktadir. Kadin simgesi, erkek egemen kulturune karsi amtlasmaktadir (Antmen, 2014: 96-97). John Berger'in geleneksel sanat tarihindeki nu kadin ile erkek egemenliginin yorumuna gore, tarih boyunca kadin bedeni izlenen, erkek ise izleyen olmuctur. Fusun Onur'un bu calijmasi, John Berger'in, izlenen kadinin davranislarini, kendisini surekli izleyerek belirlemesi gerektigi ve boylece kendisine neler yapilabilecegini belirlemekte oldugu (Berger, 2004: 46) tespitine karsi bir soylem gelictirmektedir. Onur'un calismasindaki temsili kadinin kendisini izlemesiyle erkege bir roi verilmemistir. Boylece erkek bakisi dislanmaktadir. Rolu belirleyen ve oynayan bizzat kadinin kendisidir. Erkek kadrajin icinde yer almadigi gibi kadrajin dicinda da hayal edilemez.

2002 yilinda Lezbiyenlere Yardim isimli ortak bir calisma gerceklectiren K8 Hardy, Emily Roysdon ve Ginger Brooks Takahashi (Resim 3) lezbiyenlik ve queer kavramlarini sorgulamistir. Bu eserde yan ciplak kadin bedeninin uzen'ne penis ve erkek maskesi eklenerek cinsiyet meselesi tartismaya acilmistir. Yuzdeki maskede 19. Yuzyilda yasamis olan Fransiz cair Arthur Rimbaud'un fotografi kullamlmistir. Bu calismanin amaciyla ilgili olarak Roysdon coyle soylemistir: "Tarihimizi iskartaya cikarma firsati ve eylemimizle gelecegimizi canlandirmak" (Butler&Schwartz, 2010: 458-460).

Lezbiyenlere Yardim isimli bu calismada ayni zamanda, kadina yapilan 'eksiklik' damgasina karsi bir soylem gelistirilmektedir. Kadinda eksik gorulen, kadina eklenmi? ve sonuc olarak igrenc bir gorunum saglanmistir. Gorunumdeki igrenclik, eklenen fazlaliktan kaynaklanmaktaysa o fazla olam kaldirdigimizda herhangi bir eksiklikten soz edemeyiz, aksine butunsellikten soz edebiliriz. Boylece kadinin eksik olmadigini, aksine tam oldugunu dogrulayabiliriz. Bu eser, Freud ve Lacan'in kadina dayattigi "eksiklik" damgasina bir cevap niteligindedir.

Lezbiyenlere Yardim eseri, Irigaray'in kadinin eril ozellikleri taklit etmesiyle ilgili dusuncelerini de ammsatir. Irigaray, Lacan'in ayna evresinden yola cikarak, kadinin erkek ozneyi ters bir yapida yansitmakta ve kendini gorunmez kilarak, erkegin varligim beslemekte oldugunu anlatmaktadir. Bu nedenle, eril ozellikleri taklit etmek, farkliligi eksiklik olarak tammlanan kadinin disil ozelliklerinin gizlenmesi anlamina da gelmektedir. Bu eserdeki kadin bir arzu nesnesi olarak tanimlanamayacagi gibi ayni zamanda erkegi taklit edememi? Bacansiz bir kurgudur. Son derece rahatsiz edici olacagi dusunulerek tasarlanmis bu goruntu, izleyicinin kadini erkegin taklidinden geri kurtarma ihtiyaci hissetmesine neden olmaktadir.

Sarah Lucas, 1994 tarihli Dogal ismini verdigi enstalasyonunda (Resim 4), yer yatagina eril ve disil bedenlerin cinsel organlarini cagristiran nesneler yerlestirmistir. Lucas'in bu eseri, ilk bakista mizahi bir unsur taciyor gibi gorunmekle birlikte, psikanalizde eksik gorulen dici cinsiyetin, eril cinsiyetten daha fazla cinsel organi bulundugunu gostermektedir. Lucas bu eseriyle, eril cinsiyetle ozdeclectirilen eylemsellik ile dicil cinsiyetle ozdeslestirilen pasifligi yeniden gozden gecirilmeye cagn yapmaktadir. Sarah Lucas'in eserinde, disiye ait cinsel organlar, eril organdan daha fazla hareketi yansitmakta Irigaray'in kadinin birden fazla cinsel organi bulundugu gorucunu desteklemektedir.

Varlik Meselesi

Feminist yazarlar ve sanatcilar, kadinin cinsel bir nesne olarak tammlanarakyok sayilmasina karci cikarlar. Psikanalizin kurucusu Freud'un fallus-merkezli ifadelerini bir adim ileriye tasiyan Lacan, toplumsal acidan kadinin dilde var olmadigini, dilde var olmayan kadin kimligini cozumlemenin istikrarsiz oldugunu ve kimlik electirisinden yararlanmak gerektigini vurgulamistir (aktaran Wright, 2002: 61-63). Lacan'in kadina dair olusturdugu kuramlar ve feminist yazarlara onerisi yeterince acik degildir. Freud ve Lacan'in kadinla ilgili yorumlan, oldukca dar ve kati bir cerceve cizmekte ve bu cerceve, kadinin degisken ve cok yonlu dogasini sinirlamaktadir.

Bu sinirin asilmasini oneren feminist yazarlar, kadini yok sayan goruse karsi cikmakla birlikte, dile kadin diye bir varlik eklemenin de anlamsiz ve adaletsiz oldugu gorucundedir. Judith Butler, kadinlar kategorisi olusturmarin feminizmin amaclarina uymadigi gorucundedir. Butler, kimlik kategorilerinin feminizmin acacagi kulturel imkanlan kisitlayacagini belirtmektedir (2012: 49; 239). Kristeva da, kulturel yasamda insanlari kadin ve erkek seklinde siniflandirmanin ve bu siniflandirmalara belirli tanimlar getirmenin yol acacagi sorunlarin onemini vurgulamistir (Guberman, 1996: 112). Feministler, kadini dile getirmeyi amaclamakta ve Bununla birlikte cinsiyet aynmciligina da son vermeyi istemektedirler. Bu Iki istek zaman zaman kendi icinde celickiler dogurmaktadir.

Bu celickileri ortadan kaldiracak bir gorus Cornell'den gelir. Derrida'nin dilde "degisen sey" kuramindan yola cikan Cornell, kadinin dilde yoksun olarak sabitlenemeyecegini yorumlamaktadir. Bu yoruma gore Cornell, toplumsal cinsiyet yapilanm yeniden simgelestirmenin mumkun oldugunu anlatmaktadir. Cornell'in kadin olusun yeniden simgelenmesi cagrisini, soyut ve politik acidan supheli bulan Nancy Fraser, tarihsel ve kuramsal acidan daha fazla temellenmeye ve soy kutuk olucturmaya ihtiyac oldugunu dile getirmektedir (Benhabib vd., 2014: 182-184). Kadinin dilde var olmayisinin nedenterinden biri nufus sisteminin baba soylu kutuge dayandinlmasidir. Evlilik kurumu, baba soylu bir kutuk temelinde, kadini bir degis-tokus nesnesi ya da bir hediye olarak kullanmaktadir. Bu soy kutukte, eril kimlik egemenligindeki kadinin kimligi yoktur. Kadinlar es olarak, baba soyunun devamini guvence altina almaktadir. Kulturel acidan kimlik, kendi icinde benzer oian eril, ataerkil ve baba soylu olarak ayrictirilir. Farkli isimler altindaki bu eril kulturel kimlikler, kadin degistokucuna ve paylacimina dayanan bir cesit erkekler arasi anlacmadir (Butler, 2012: 96-99).

Baba soylu klanin bir devami olarak, tarihe gecen evin erkek reisidir, boylece tarih erkeklerin oykusunu anlatmistir (Benhabib vd., 2014: 28). Tarihe gecerek nesnellesen kultur, tamamen erildir. Sanat, sanayi, bilim, ticaret, devlet ve din gibi pek cok alanda tarih erkegi yazmistir. "Insan" kelimesi saf bir bicimde "erkek" ile ozdeclectirilmistir. Dolayisiyla kadin kulturu yok sayilmistir (Simmel, 2002: 61-66).

Cornell'in onermesi, feministlerin tum amaclarini ve isteklerini cizen cerceveyi esneterek hepsini kapsamaktadir. Ancak Fraser'in de belirttigi gibi esnek olan bu simgelectirme oldukca soyuttur. Aym zamanda kadinin gelecekteki isteklerine de cevap verici nitelikte olmakla birlikte, tanimlanamaz ve politik acidan kabul edilemezdir. Fraser'in yorumu, yapisokumun amacladigi cogulculuga karci tutucu bir direnic sergiler. Politik acidan elbette sorunlar yacanacaktir, yine de humanizm acisindan herkesi kapsayan cogulcu yaklasima ihtiyac duyulmaktadir.

Bu cogulcu yaklasim icinde kadinin varligini olusturmak isteyen feminist sanatcilardan bazilari, kendi soy kutuklerini yazdiklari eserler uretmiclerdir. Ornegin, Mary Beth Edelson Yacayan Bazi Kadin Sanatcilar ismini verdigi 1972 tarihli calismasim kes-yapictir yontemiyle gerceklectirmistir (Resim 5). Leonardo da Vinci'nin 1495-98 tarihlerinde yaptigi Son Akcam Yemegi adli tabloyu yeniden kurgulamic, bu defa eserin ana temasi kadin sanatcilar olmuctur. Himaye ve temsil sisteminin sanal bir devri olarak ongorulen calisma saldirgan olmakla birlikte, icinde cok guclu bir mizah duygusu banndirmaktadir (Butler & Schwartz, 2010: 18-19). Edelson, bu eseriyle eril kimlik egemenligini yapi bozuma ugratmakta ve dicil kimlige dayali yeni bir sistem olusturmaktadir. Calicma, da Vinci'nin eserine de gonderme yaptigindan cok dikkat cekici olmakla birlikte, kolajin yapayligi nedeniyle yeterli degildir. Enstalasyon ya da performans sergilemek daha gercekci bir izlenim birakarak daha inandinci ve ikna edici olabilir.

Judy Chicago'nun Aksam Yemegi Partisi isimli 1979 tarihli enstalasyonu (Resim 6), feminist sanat akiminin one cikan eserlerinden birisi olan kolektif bir calismadir. Bati kulturunde kutsal gorulen ucgen sembolunden yola cikilarak, bu formda bir yemek masasi duzenlenmistir. Masanin uzerinde mitolojiden ve tarihten onemli 39 kadina yer ayrilmistir. Masanin altindaki fayanslar uzerine 999 saygin kadinin ismi yazilmistir. Eser, tarihe katkida bulundugu halde golgede kadinin kadinlara saygi niteligindedir. Vajina bicimindeki tabaklar kadin cinselligini onurlandirmaktadir. Eser genel olarak, tarihi yeniden yazma ve o gune kadar otekilestirilenlere hakkini geri odeme amacindadir (Heartney, 2008: 245). Enstalasyonun icine dahil edilen, Kutsal Kitap'in Yaradilis bolumunun yeniden yazildigi bes bolumluk el yazmasi dikkat cekiddir. Bu el yazmasina gore yaratici Tann degit, Tannca'dir. Kiyamet Gunu ise dunyanin feminist degerleri kabul ederek iyilectigi gundur (Lucie-Smith, 2004: 324). Bu calismayla Chicago, Edelson'un kes yapistir yontemiyle olusturdugu dicil kimlik sistemini bir adim ileriye taciyarak, uc boyutlu bir somutlukta gerceklectirmistir. Bir enstalasyon olarak aksam yemegi masasi somut olarak karjimizda durmakta ve bu masada eril bir kimlige yer verilmemektedir.

Edelson ve Chicago'nun eserleri, erkegi yerinden ederek kadina alan acmak ister. Burada 'erkegi yerinden etmek' ilk bakicta sert bir tavir olarak gorulebilir. Derinden dusunulerek degerlendirildiginde, kadina acilacak yeni ve bilinmeyen herhangi bir alanin, yine 'kadina ait oteki alan' olarak kalma riskinin oldugu kabul edilebilir. Yine de baska secenekler her zaman vardir. Ornegin Carolee Schneeman'in performansi, kadina ait bilinen bir alanda kadini yeniden anlatmaktadir.

Carolee Schneemann, kadin bedenine onu kucumsemek amacli yuklenen anlamlari performansiyla yuceltmis ve kadinin adet donemini bir seremoniye donusturmustu. Sanatci 2005 tarihinde Kronoloji (Chart) ismini verdigi eserinde bu seremoniyi yeniden eie alarak tarihsel bir dizine donusturmustur (Resim 7). Feminist akimin onemli temsilcilerinden birisi olan Schneemann, sanata ve feminizme sagladigi katkilan bir kronolojide toparlamis ve boylece kendi tarihini yazmistir. Yuzyillar boyunca basitlestirilmis kadin bedeni olgusunu tarihsel bir izlege tasiyarak onurlandirmistir. Kadin bedeninin ozellikleri zekice tarihe gecirilmektedir. Tarihi basan icin kadinin bedenini gizlemesine ya da kendisine yeni bir ozellik eklemesine gerek kalmamistir. Basari, kadinin dogal bedeninde ve zekasinda bulunmaktadir.

Feminist olsa da olmasa da gunumuz kadin sanatcilarin eserleri, ister istemez, kendi ailevi ve kulturel yasamlarindaki dertlerinden dolayi kadinla ilgilidir ya da kadin meselesi ile bagdastinlabilecek ozelliktedir. Ornegin benim Dile Gelmeyen Bellek isimli 2006 tarihli calismamda (Resim 8), gozlerim kapali fotografimi tuval uzerine aktararak sargi bezi ile kapladim ve uzerine ruhsal donusumu anlatan bir metin yazdim. Kulturun bir parcasi olan ailemin ve cevremin benden beklediklerine gozumu kapayarak, benim hayattan beklediklerimi gerceklestirmek adina icime kapandigini bir donemde, kendiliginden gelicen bir calisma olmuctu. Metindeki ruhsal donusumde ise ozetle sunlar yaziliydi: Her birey toplumun beklentileriyle arzulanm bastirmaktadir. Arzulann gerceklecmesi, ice donerek onlari yeniden kecfetmek ve iyice dibe vurduktan sonra disanya yonelmekle mumkun olur. Kadinin dile gelmeyisi nedeniyle, arzularin gerceklestirilmesi cok daha acili bir surectir. Kadin hem dile gelme hakkim kazanmaya calismali, hem de arzulanm gerceklestirmek icin cabalamalidir. Kadin ne kadar yara alsa da, kendi varligini dite getirecek ve kendi soy kutugunu yazacaktir.

Annelik Meselesi

Feminist yazarlar ve sanatcilar, kadini sadece annelikle ozdeslestiren anlayica karsi cikmaktadirlar. Annelik cok ozel ve degerli bir alan olup, annelige kadinliktan ayn bir alan acilmasi ve anneligin sadece biyolojik acidan degil, duygusal acidan da ele alinarak yeniden tammlanmasina ihtiyac duyuldugunu vurgulamaktadirlar.

Irigaray, kadin olmamn, kam muhafaza etmek ve bu sayede yasami erkege geri vererek, eril soyun devamliligim saglayan bir nesne olarak gorulmesine karci cikar (Irigaray, 2009: 159-172). Kadin olmak, insanligin uremesini simgelemekten once, kadin olmak demektir. Kadin sadece erkek ile birlikte olmakla ilgili de degildir. Mesele, iki cinsiyetin birbirini basitce tamamlamasi degildir. Cinsel kimlik, insamn varolusunun sinirini olucturmaz. Baskalariyla iliskiler onemli olmakla birlikte, kisinin kendisiyle iliskisi de onemlidir. O halde kisi kendi icine doner, dusunur, icsellik de onemlidir. Irigaray, bunu "ben, sen degilim" ceklinde ifade eder. "Ben, sen olmadigini icin kendime donebilirim" der. "Seninle kurdugum iliski, benim varolucuma ve kendime donmeme katki saglar" (Irigaray, 2000: 33-37). Dolayisiyla, insamn varolucu, hangi cinsel kimlikte olursa olsun, baskalari icin oldugu kadar kendisi icin de gereklidir. Varolus sadece, erkek iktidari ve babasoylu kutugun devami icin duzenlenen bir sisteme hizmet etmemelidir. Kadinin varligi, erkek tarafindan yuklenen ve sadece annelik'le simrlandinlan kimlige ait olmakla kalamaz.

Kadina erkek tarafindan yuklenen anne kimliginin yeniden tanimlanmasi gerektigini dusunen Irigaray'a gore, toplumda anne ile olan iliskilerin karanlikta kalan yonleri sorgulanmalidir. Kadin kimliginin anne kimliginden aynlmasi gerektigini soyleyen Irigaray, erkeklerin sosyal ortamda erkek olmakla baba olmak arasinda bir secim yapmak zorunda kalmayislarini ornek olarak gosterir. Kadin da, anne olmamn dicinda bir kadin olarak bir kimlik edinebilmelidir. Aynca kadina ait bir soy kutuk de olusturulabilir. Hepimizin disil aile agaci mevcuttur: Anne, buyuk anne, buyuk buyuk anne (Irigaray, 1993: 10-19). Bugun yaygin bir sekilde kullandigimiz ve onem verdigimiz 'ana dili' kavrami, dicll aile agacimn sessiz kalmadigim bize gosterir, ancak bir sekilde sistemin disinda birakilmistir. Ana dili onemlidir, cunku insan en cok anneyle ileticim kurarak gelicir.

Bu ileticim goz ardi edilerek, psikanalizde anne cocuk iliskisi bedenle sinirlandirilarak kuramlastirilmistir. Cocugun kicisel gelicimiyle ilgili olan bu psikanaliz kuramlar, annenin manevi varligim yok saymaktadir. Lacan'a gore bireysel olarak kulturde varoluc, anne bedeninden koparak gerceklecmektedir. Anne bu cekilde 'oteki' olarak kabul edilmistir. Babanin adim alan birey anneden men edilmistir. Bu yasa, ataerkil kulturel yasamin yarattigi babamn yasasidir. Kulturu ataerkillectiren ise bilincdicinda fallusun merkeze alinmic olmasidir (Benhabib vd., 2014: 107-108). Lacan'a gore babaerkil yasa, dilde simgelecmic her ceyi icinde barindirir ve dolayisiyla evrensel kulturun yapisim teckil eder. Bu yapiya gore, anne bedeniyle iliskinin reddedilmesi ve bastirilmasi gerekmektedir

(Butler, 2012: 151). Feminist kuramcilar, Lacan'in anne bedeninin bastirilmasiyla mumkun olan bireylecme ve kulturel anlam kazanma gorucunu tartisir.

Kristeva, anne ile cocuk iliskisirini psikanalizde sadece cinsellikle baglanti kurulmasiyla aciklanan, cocugun "anneden hakkinilma", "tiksinme", "korkma" duygulariyla annenin tammlanmasina karci cikar (Butler, 2012: 104-157). Kristeva cozum olarak, "arkaik anne" ceklinde tammladigi anne rolu yerine, kadinin dilde varolucunu saglayacak ve beden ile dil arasindaki uyanasi gerceklectirecek "konucan ozne" modelini onermektedir (Kristeva, 1980: 164-166). Kadini anne olarak var eden ve dildeki imajim yok sayan sistemi, kadini yabancilactiran bir sistem olarak goren Kristeva, "Biz hala bu dunyadayiz. Yine de kaybolmuc durumdayiz. Ne soyleyecegimizi unuttuk, ozne-nesne sistemi icinde ne soyleyecegimizi unutturdular" diyerek, kadinin varliginda hayalet imaji algisi yaratildiginin altim cizer (2002: 210-218).

Irigaray'a gore, psikanalizde anne ile cocuk iliskisinin yorumlanisi oldukca primitiftir. Bu iliski yorumu insani iliskilerden ziyade hayvansi bir iliski tasansidir. Bilincaltimn bu primitif ozelliginin yam sira, anne ile cocuk arasinda spirituel bir iliski de soz konusudur. Cunku varolucumuzu sadece bedenle simrlandiramayiz. Anne ile cocuk arasindaki iliski, iki ozne arasindaki iliskidir, dolayisiyla iki kutup arasindaki denge cok onemlidir. Cocuk acisindan "ben"in olucumunda, kici hem karcisindakini hem de kendisini dinlemelidir. Bireysel kimlik, digeri ile iliski neticesinde toplumda cekillenir. Varoluc, iliski ile saglamr. Cocugun kurdugu ilk iliski anne ve baba ile gerceklecir. Ebeveyn (anne ve baba) cocugun bireysel kimlik gelicimi icin gereklidir. Ebeveyn, cocugun dunyayla iliskisini kurmasinda ve gelictirmesinde onemli roi oynar. Cocuk dogarken, ruh zaten verilmistir. Bu ruhun kulturel yacamda degisime ugramasinda anne ile iliskinin rolu onemlidir. Fakat sadece anne degil, hem anne hem de baba, cocugun hem fiziksel hem de ruhsal geliciminde, kulturel yacamda yerini bulmasina katki saglar (Irigaray, 2002: 75-130). Irigaray'in bu degerlendirmesi, anneligin yeniden tammlanmasina onemli katki saglayacaktir.

Nancy Chodorow, ebeveyn ile cocuk arasindaki iliskide, anne olusun babadan farklilik gosteren koruma icgudusu, sezgisel baglilik ve empati gibi manevi yonlerini irdeler. Bu manevi yonlerin goz ardi edildigi psikanalist kuramlan tarticarak, anne ile cocuk arasindaki iliskinin daha karmacik olduguna dikkat ceker. Anne olmamn, kiz cocugunun annesiyle olan icsel iliskisi oldugunu belirten Chodorow, anneligin subjektif yonunu kuramlactinr (2004: 101-129). Feminist sanatcilann acagidaki eserleri de benzer noktalara deginir.

Elinor Carucci'nin 2000 tarihli Annem ve Ben isimli fotograf eseri, izleyiciyi anne ile kizim temsil eden iki kadinin iliskisini konu alan duygusal ve ozel bir sahneye davet eder (Resim 9). iki kadinin bedeni de ciplak olmakla birlikte aradaki duygusal bag, bu ciplakliktan daha fazla gorunur kilinmistir. Anneden kopusu anlatan psikanaliz kuramlann aksine anne ile olan baglilik bir belgesel niteliginde izlenmektedir. Soz konusu baglilik, siradan hayatin icinde dogal ve gerekli olan bir bagliliktir. Eril cinsiyeti diclayan bu baglilik, kendi icinde yasayan bir hikayeyi anlatmaktadir. Kadinin hikayesi eril cinsiyet olmadan da yacanmaktadir. Bu sahnede, Lacan'in soyledigi gibi otekilestirilen anne degil, babadir. Feminist sanatcilann amaci hicbir zaman erkegi diclamak olmamis, aksine tum cinsel kimliklere acik cogul bir yapinin olanaklanm aractirmak olmuctur. Yine de, bu eserin yorumunda babamn kadraja dahil edilmemesinin onemine dikkat cekmek gerekir. Annenin varligi ve anneyle kurulan iliski ozel ve ayncaliklidir.

Bu ozel iliskiyi tarif etmek bir anne icin dahi guctur. Mary Kelly, Hakkinilik Sonrasi Belgesi isimli 1978-79 tarihli enstalasyonunda bu guclugu asmaya calisir (Resim 10). Sanatcinm eseri, annenin cocuguyla kurdugu bagin antropolojik bir analizidir. Annenin toplumun dayattigi aynliga karsi direnicini anlatmaktadir. Cocugunu surekli koruyup kollayan anne, gozlemlerini ve duygularim gunlugunde dile getirmistir (Lucie-Smith, 2004: 324-325). Kelly'nin bu hassas calismasi, Lacan'm anne bedeninin bastinImasiyla ilgili goruclerine yeni bir bakis acisi getirmektedir. Butler'in da dedigi gibi, bireylecme anne bedeninden keskin bir bicimde aynlarak degil, birlikte var olarak gerceklecmektedir. Cocugun buyuyerek toplum icinde saglikli bir birey olarak davranmasinda, anneyle olan bagliligi cok onemlidir.

Nil Yalter, kicisel performansiyla gerceklectirdigi Bassiz Kadin veya Gobek Dansi isimli 1974 tarihli video calismasinda (Resim 11), Rene Nelli'nin Erotizm ve Uygarliklar kitabindan alintiladigi "Kadin hem dicbukeydir hem icbukey" cumlesini kendi gobegine yazarak dogu ezgisi ecliginde dans etmektedir (Antmen, 2014: 105-106). Gorunumde kadina atfedilen bir iclev olan dogurganlik ve izlence olarak oryantal dans bir arada sergilenmekte gibidir. Yazimn anlami ise bu bakici tersine cevirmektedir: Kultur, kadini ozne saymayarak onu icbukey olarak gormektedir. Kadinin ayni zamanda dicbukey oldugunu belirten bir tanimi kullanan sanatci, ataerkil bakic acisiyla izleyiciyi performansina davet ederken, aslinda kadini yeniden okumaya yonlendirmektedir.

Nil Yalter'in performans video calismasi, kadina ozgu oryantal dans ile dogurganligi bir arada anlatmakta oldugundan, Kristeva'mn kadinlik ve anneligi ayirt etmek gerektigi dusuncesi ile ilk bakicta celicmektedir. Ancak Yalter'in eseri, oryantal dansm erkek zihninde yarattigi izlenime, dogurganlik ozelligini de ekleyerek, beklentileri bosa cikarmaktadir. Aym zamanda kadina dair yazdigi icbukey ve disbukey mesajiyla, kadina yuklenen anlamlarin cogullugunu vurgulamaktadir. Bu cogul anlamlar, Kristeva'mn da soyledigi gibi, kadinin ayni zamanda hem kadin, hem anne, hem de konucan ozne olmasidir. Anne olmak cok ozel bir anlam icermekle birlikte kadinla esdeger gorulmemeli, kadin dogurganlik dicindaki ozellikleri de deger gormelidir. Kadinlar dogurganlik dicindaki ozellikleriyle dile gelmedikce, Kristeva'nin benzetmesiyle 'hayalet varliklar' olarak kalacaktir.

2012 tarihli karicik malzeme ile gerceklestirdigini resimde (Resim 12), kadin bedenini kulturun beklentisine cevap verecek cekilde kodlarken, dusunmesini, konucmasim, yazmasini ve hareket etmesini saglayacak organlarim kadraja dahil etmedim. Zemin ile tamamen kontrast ten rengindeki govde ile annelik olgusu, kendisinden backa her ceyden kopmus oldu. Dile gececek tum sozler, toplumun kadindan beklentilerini iceren cumlelerle, bu nesnel govdeye cenin formunda eklendi. Kadinin ruhunu hice sayan bu sozlere, bedenin dicindaki karanlik ve yamali sargi bezi eslik etti. Bedenin dondugu yerde bulunan sargi bezleri, onun yarali bir gelecege yoneldigini vurguluyor. Bedenin arkasinda yani gecmicte kalan alanda ise, ruhun karanliklarinda kaybolmakta olan cicekler bulunuyor. Bu calisma, kadin olmayi anne olmakla ec goren ve kadina annelikten bagimsiz birey olma hakki gormeyen ataerkil toplumsal sisteme bir cevap olarak, anne bedenini bir nesne olarak teslim etmektedir.

Oznellik Meselesi

Toplumsal cinsiyet konusunda ozne, bireyi dis dunyadan ayirt eden toplumsal sistem tarafindan kurulmaktadir. Bireyin dicindaki bu toplumsal sistem, kadini oznenin disinda birakmaktadir (Benhabib vd., 2014: 22). Foucault'ya gore bu toplumsal sistemde erkegin kadin karcisinda pasiflecmesi, kadinin erkek karsisinda daha iktidarli olmasi, halen gercege aykin bir durum olarak degerlendirilmektedir (2011: 134). Gercek olan nedir, neye gore belirlenmistir, bunlann yeniden sorgulanmasi gerekir.

Irigaray, bu gerceklik kurgusunda her zaman eril kabul edilen bu ozne kavrami ile bedensel farkliligi nedeniyle kadinin asla bagdastirilamacagim, ancak kadinin, oznenin disinda kalan "oteki" de olamayacagim vurgular. Kadinin farkliligi, oznenin otekisi olarak kavranamaz. Kadinin farkliligi erilin oznel varligim destekleyici bir hile olan otekilige indirgenemez (Butler, 2012: 68) .

Wittig, oznenin dilde eril olarak kurulmasi fikrine karci cikarken, dilin sabitlenemeyecek bir ozellikte olmasindan yararlanir. Dilin esnek yapisi icinde kadinlar, konucan ozne olmayi hedeflemelidir. Konucan ozne, birinci tekil sahis olan "ben" ifadesini kullanabilir. "Ben" deme ayncaligi kadina guc, evrensellik ve butunsellik kazandiracaktir (Butler, 2012: 198-199). Cagdas toplumu guclendiren onemli unsurlanndan birisi dusunce ozgurlugudur ve kadinlar bu ozgurlukten yararlanmalidir.

Bu ozgurlukle dile gelmek isteyen feministler, dilde kadinlar kategorisi yaratmayi amaclamayi uygun bulmaz. Ornegin Butler, kadinlar kategorisi yaratmamn feminist amaclardan birisi olmadigini, cunku bunun bedene simrliliklar getiren iktidara boyun egmek ve oteki cinsel kimliklere ya da geciclere imkan vermemek anlamina gelecegini aciklar. Butler'a gore, ozne ya da iktidar olmamn beden ozelliklerine gore tammlanmasi, bedenin cercevelenmesi anlamim tacir ve dolayisiyla bu, beden icin bir yikimdir. Bedeni simrlamak, degisimi kisitlamak imkansiz oldugu kadar, yok saymaktir. Butler'a gore, ozne statusunu kazanmak, bu statuyu kurgulayan sisteme boyun egmek ve onunla suc ortagi olmak anlamim tasir (2005: 85-113). Butler, boyle tarticmaya acik bir ozne kurulum modelini takip ederek ozne olmaya calismanm, feminist bir amac olmamasi gerektigi gorucundedir (Butler, 2012: 49-50). Bunu "ozne taklidi yapmak" olarak nitelendiren Butler, ayni zamanda toplumsal cinsiyet ve heteroseksuel normlara boyun egmek anlamina geldigini de dusunmektedir (Butler, 2007: 24-26).

Butler, dilde kadin diye bir kategori yaratmak yerine, postyapisalcilik dahilinde iktidar kavramim ve ozneyi kuran ve oznenin dicinda birakilana karar veren bu toplumsal sistemi irdelemeyi onerir (Benhabib vd., 2014: 49-50). Butler, oznenin kultur tarafindan kurulmadigini dusunmektedir. Ozne olmak, bireyin kendisi hakkinda dusunme yetisine sahip olmasidir. Bu tamma gore ozne, kultur tarafindan kurulmuc olamaz, ancak kulturun icine batip bulanmistir. Kimligin ozne olarak dicaridan algilanabilmesi gerekliligi, onu kulturun kurallanna dahil etmektedir. Ancak ozne, kulturun kurallan tarafindan belirlenmez. Kulturel kurallar ozne ve kimligin algisim tekrarlamaktadir (Butler, 2012: 234-237).

Butler'a gore, ozne ve iktidar iliskilerini kurgulayan toplumsal yasadir. Bu yasa, bireyi ozne olarak kabul ederken ayni anda ona bir korku asilar. Boylelikle bireyi kendi duzenine dahil eden bu toplumsal yasa sorgulanabilir, degisime zorlanabilir. Ozne olmamn kabul edilme kosullanm olucturan standartlacma ve tekduzelik reddedilebilir. Toplumsal sistem icinde otoritelerin onceden belirledikleri kocullan saglayan ozne, gercek ozne degildir (Butler, 2014: 173-177). Gercekligi sorgulanabilir ozneye, yine bu sistem tarafindan belirlenmi? nesne tammi da eklenebilir. Bunu aciklayan Irigaray'a gore, bedenin ozne ya da nesne olmasi, kulturel iliskilerde surekli yer degistirir. Ben-sen iliskisinde aktif--pasif rollerin yani dengelerin degismesiyle ozne-nesne tammlan da degismektedir (Irigaray, 2000: 21-29). Kadin ile erkek birbirlerini destekleyebilen ve birbirleriyle butunlecebilen bireylerdir. Insanlann geleneksel olarak, cinsel kimliklerine gore kategorilectirilmesi, ozne ya da nesne olarak simrlandinlmasi, icinde bulundugumuz donemde yapi bozuma ugratilmalidir.

Kulturel kodlan yapi bozuma ugratmak icin davramslarin, goruntulerin, sozlerin degismesi gerekmektedir. Bu degisim, iyimser bir bakis acisiyla birkac nesil sonra mumkun olabilecektir. Feminist sanatin, kulturel kodlara alternatif goruntuler sunma olanaklan bu baglamda onemlidir.

Charles Ray, 1992 tarihli Guz'91 ismini verdigi heykelinde (Resim 13), iskadinini insan boyutundan daha buyuk olarak canlandirmistir. iki yana donuk ayaklar kadinin kendine olan guvenini ve disadonuklugunu, beline yerlectirdigi eller ise karcisindakinden hesap soran bir beden dilini yansitmaktadir. Kiyafeti, stili, beden dili ve boyutu ile kadini iktidar konumuna yerlestirmistir. Iskadini temsili heykel, izleyiciye karci izlenilen konumda olmayip onu yonlendiren ve ona komut veren kulturel bir mizaca sahiptir. Sanat eserlerinde kurulan bu iliski cok onemlidir. Eser tekil bir ozellige sahip oldugunda da izleyici ile iliski kurar. Bu iliski, cagdac sanatin icine dahil oian interaktif sanat alaninda cogunlukla uygulanir.

Valie Export, 1968 tarihinde Peter Weibel ile birlikte kalabalik bir caddede performans gerceklectirerek bunu fotograf sanati ile belgeledigi calismalari (Resim 14) interaktif sanata ornek olabilir. Eril cinsiyeti temsil eden Peter Weibel'in boynunda kopek tasmasi bulunmaktadir. Valie Export'un yonlendirmesiyle kalabalik bir caddede ilerleyen ikilinin gorunumu gorenleri guldurmuctur. Gunumuzde bilinen bir kalip yargiya gore,erkegin kadinin sozuyle hareket ediyor olusu, ikilinin performansimn olagan bir durum olarak degerlendirilmesini saglamaktadir. Gunluk yacantimn icinde bilinen bu gercek, sait bilincalti ile ilgilenen ya da bilincaltim fallus-merkezli yorumlayan psikanalizde yer almadigi icin gulunctur.

Valie Export, 1972'de yayinladigi Kadinlann Sanati manifestosunda, kadinlann gerceklectirecekleri sanat eserlerinin onlann gelecegini ve tarihini cekillendirecegini belirtmistir (Antmen, 2008: 245-246). Li Wei'nin 2004 tarihli eserine Yuksek Mekanda Ask ismini vererek konuyu ack ile iliskilendirmistir (Resim 15). Bu ack sahnesinde kadin etken, erkek ise edilgen konumdadir. Kadin etkenlikten ote, erkekle ozdeclectirilen ciddeti erkek uzerinde uygulayandir. Bu calisma, kadin ve erkek dovucunu konu alan ve kimi zaman kadini erkekten daha guclu gosteren Amerikan film sahnelerini hatirlatmasi bakimindan gercekcidir. Sanatcinm calismasi, gucun ve iktidann fallus-merkezinde yer almadiginin bilinen gostergesidir.

Laurie Simmons'un Yuruyen Silah isimli 1991 tarihli enstalasyonu (Resim 16), kadin ve erkegin rollerini kullandigi ozel kostumle yeniden dusundurmektedir. Kadin bedenine giydirilmic siiah ve golgesinden olucan enstalasyon hem dicil hem eril ozellikler barindirmaktadir. Silahin avuca yerlectirildigi siyah bolumu, ayni zamanda kadinin govdesi gorunumundedir. Topuklu ayakkabilar ve ciplak bacaklar diciligi cagnctinrken, kafasina gecirilmi', silah ise, gucu ve gucle birlikte amlan erkegi simgelemektedir. Birbirine uyumlu bicimde eklemlenen eril ve dicil ozelliklerin yam sira formun uc boyutlulugu, gercekciligi ve geriye ducen golgesi, oldukca inandinci bir film sahnesi gibidir. Kadin bacaklanndaki yurume eylemine, eserin Yuruyen Silah ismi eclik etmektedir. Iktidar ve gucu sembolize eden silah hareket etmekte ve bu hareketi saglayan kadin bacaklan olmaktadir. Kadin, iktidann atecleyidsidir. Bu eserler, Butler'in electirdigi "ozne taklidi yapma" kapsaminda da degerlendirilebilir. Ancak bu gorseller kadin, erkek, ozne ve iktidar kavramlanna bakici ters yuz etme gucune sahiptir.

Sonuc

Izleyiciyle birebir etkilecim halinde olmayi saglayan cagdac sanat yontemleri, feminist yaklasimlari aktarmakta cok genic olanaklar sunar. Nesne olarak dile yerlectirilmic kadin algisim oznelectirmek ya da birey olarak kimlik kazandirmak amaciyla acilmasi gereken pek cok kadin meselesi feminist kuramlan oluctururken, cagdac sanatcilar da bu kuramtan destekleyici eserler uretmektedir. Bu eserler, kadini nesnellectiren, dilde yok sayan ve annelikle ozdeclectirilen toplumsal yapi icinde geleneksellecmic bakis acisim electirici, hatta yapi bozuma ugratici niteliktedir.

Soz konusu kadin meseleleri arasindan nesne algisina karsi cikis, dilde var olmak icin yeni bir soy kutuk sistemi yaratmak, anne olmanin onemi ve kadindan ayri tutulmasi dilegi ile ozne ve iktidar kavramlarinin tarticildigi bu makalede, cagdas feminist sanatcilann eserleri feminist kuramlarla birlikte yorumlanmistir. Netice itibariyle kadina yonelik yerlecik anlayicta gelictirilmesi beklenen unsurlar acagidaki cekilde listelenebilir.

Oncelikle kadinin salt bedenden oluctugu algisindan kurtulmak gerekmektedir. Kristeva'nin da soyledigi gibi, akil ile beden birbirinden ayri dusunulemez. Psikanalizin amaci ruhun ya da aklin beden ile uyumu olmalidir. Gunumuzde psikanaliz, bireyselligin guclendirilmesine calismaktadir. Bireyselligin guclu olabilmesi icin elbette kici bedeniyle bansik olmalidir. Sorunlu olan nokta, kadinin otekilectirilerek gucsuzlectirilmeye calisilmasidir. Ustelik bu otekilectirme Freud ve Lacan tarafindan 'penis eksikligi' ifadesiyle fallus-merkezinde cinsellikle ve 'anneden ayrilma' baskisiyla dile getirilmektedir.

Eksiklik soyleminde Irigaray'in gorusune katilarak kadinin erkekten daha fazla cinsel organi oldugunu gosteren Sarah Lucas, eserindeki mizahi gucle etkileyici bir calisma yapmistir. Bir grup calismasi gerceklestiren K8 Hardy, Emily Roysdon, Ginger Brooks Takahashi bu eksiklik soylemine katiliyormuccasina kadm bedenine penis eklemicler ve bu eklemlemenin esasinda gereksiz bir fazlalik oldugunu ispatlanirclardir. Dolayisiyla kadin bedeni eksik degil, aksine tamdir.

Cagdas sanatcilann bir backa hedefi, sanat tarihinde kadinin bir izlence olarak kullamlmasina bir karsi cikic niteligindedir. Fusun Onur'un eseri, John Berger'in acikladigi kadinin izlenme teorisine karci cikarak, erkek bakicim diclamakta, kendi kendisini izleyen kadin ozne yaratmaktadir. Kadinin kendisi icin var olusu, oncelikle kendisine saygi duymasi ve boylelikle toplumda kimlik kazanmasi gunumuzde olagan haie gelmistir, ancak yeterince yayginlasmamistir.

Louise Bourgeois'in eseri ise bize nesnenin ne oldugunu gostererek, kadinin bu cey olmadigini anlatmaktadir. Kadina yonelik psikanaliz yorumlan, ornegin kadin psikolojisinin kendi icinde butunsel olmadigini anlatan gorucu destekleyen yamalan, kadinin edilgenligini ve anne olma gorevini gosteren kadini bolgesinden yukanya asma iclemini olucturdugu nesneye uygulayan sanatci, bu tanimlarla olucturulan bir nesnenin kadini tam olarak anlatmadigini vurgulamaktadir.

Kadinin bir nesne olarak sembollectirilmesi, insanligin yaradilic oykusuyle de celicmektedir. Cinsellige onculuk etmekle suclanarak Cennet'ten kovulan kadinin, dunyada erkegin cinselligi icin bir nesne olarak gorulmuc olmasi ilginctir. Kadin sadece erkegin iktidanm gerceklectirebilecegi bir nesne ve ayni zamanda Irigaray'in soyledigi gibi kani muhafaza ederek erkege yasami geri iade eden bir arac olarak gosterilmistir. Lacan ise, cocuk denen yeni yasamin, anne denilen bu aractan kopanlmasi gerektigini soyleyerek, kadini daha da fazla otekilestirmektedir.

Bu kuramlara sanat araciligiyla en guzel cevap Carolee Schneemann'dan gelir. Sanatcinin kadin bedeninin kanla olan iliskisini bu otekilestirmeden kurtaracak duzeyde bir seremoniye donucturdugu performansini daha sonra kendi tarihsel kronolojisine donusturmesi, kadin olarak kendi soy kutugunu yazmasim saglayarak dilde var olusunu belgeler.

Kadinin yuzyillar boyunca dunyadaki varligi yok sayilmisken, dilde var edilebilmesi icin soy kutuk ve tarih yazma onerisi Nancy Fraser'den gelmistir. Mary Beth Edelson eserinde tarihi sil bastan yazarken, Judy Chicago tarihte geri planda birakilmis onemli kadinlara tarihe gecme haklarim geri teslim etmistir. Kadina yuklenen anlamlardan biri olan 'annelik' Lacan'in soyledigi sekilde oteki lecti ri lecek bir olgu hic degildir. Konuya aciklik getiren Kristeva, Chodorow ve Butler, annenin cocugun bireyselliginin geliciminde sagladigi katkilan ve anne ile bagliligin onemini anlatmiclardir. Annenin bu katkilanyla ilgili bilgi ve belgeler sanatcilarin eserlerine konu olmustur. Erkek ya da kiz cocugun kisisel ve sosyal gelisimlerinde annenin rolunun ne kadar buyuk bir onem arz ettigi gunluk yasantida siklikla dile getirilmekte, ancak bu konuyla ilgili kuramlarda anneye verilen degerin ifade edilicinde eksiklikler bulunmaktadir. Annelikle ilgili kuramlann bu konuda gelisme kaydetmesi gerekmektedir.

Feminist kuramcilan en fazla mecgul eden konulardan birisi ozne ve iktidar kavramlandir. Bir toplulukta ozne ya da iktidar olmak, topluluk icindeki digerlerini otekilestirmek anlamina da gelmekte, bu otekilestirme kadinin adalet duygusuna ters ducmektedir. Yine de otekilectirilmekten rahatsizlik duyan feminist sanatcilar, dici cinsiyete iktidar, eril cinsiyete de oteki rollerini veren eserler uretmiclerdir. Bu eserler goruntu olarak izleyiciye hem normal, hem mizahi hem de adaletsiz gelebilir. Izleyicide olucabilecek bu tutarsiz gorufler, aslinda gercek hayatta da toplumsal cinsiyet, ozne ve iktidar konulannda tutarsizlik oldugunu gostermektedir.

Sonuc olarak, kadina yonelik yanli bir bakis acisi kurgulayan ataerkil kulturel sistem, post-yapisatcilik sureciyle degismekte ve sil bastan yazilmaktadir. Cagdac sanat eserleri kadinin tarihinin yazilmasinda ve dilde varolucunu saglamada onemli bir yer tutmaktadir. Toplumsal hiyerarsik sistemlerin geride birakilmakta oldugu ve her alanda demokratiklesme saglanmaya calisildigi gunumuzde, cinsel kimliklerde de ozgurlesme saglanmalidir. Erkegin yuzyillardir kabul gordugu toplumsal duzende, kadinlann da kendilerini ozgurce ifade edebilmeleri gerekir. Feminist ve queer kuramlarla birlikte cagdas sanat da otekile?tirilen kimliklere bakic acisini deglutirme olanagi saglamaktadir. Bu konudaki eserler cogaldikca, izleyicinin zihninde daha fazla yer edecek ve her bireyin ozne olarak soz soyleme hakkina saygi duyulacak gunler de gelecektir.

Kaynakca

Akay A. (Ekim 2002). Postmodern Goruntu (2.Bs.). Istanbul: Baglam Yayincilik.

Antmen A. (2008). Sanatcilardan Yaztlar ve Aciklamalarla 20. Yuzyit Bati Sanatinda Aktmlar. istanbul: Sel Yayincilik.

Antmen A. (2014). Kimlikli Bedenler: Sanat, Kimlik, Cinsiyet. istanbul: Sel Yayincilik.

Benhabib S., Butler J., Cornell D. fr FraserN. (2014). Catican Feminizmler Felsefi Fikir Altsverisi. (Cev. Feride Evren Sezer.) 2.Bs. Istanbul: Metis Yayincilik.

Berger J. (2004). Gorme Bicimleri (Cev. Yurdanur Salman). 10.Bs.istanbul: Metis Yayincilik.

Butler J. (2014). Bela Bedenler (Cev. Cuneyt Cakirlar & Zeynep Talay). istanbul: Pinhan Yayincilik.

Butler J. (2012). Cinsiyet Belast. Feminizm ve Kimligin Altust Edilmesi. (Cev. Bacak Ertur) 3.Bs. Istanbul: Metis Yayincilik.

Butler J. (2007). Taklit ve 'Toplumsal Cinsiyet'e Karct Durma (Cev. Osman Akinhay). istanbul: Agora Kitapligi.

Butler C. & Schwartz A. (Eds.) (2010). Modem Women Artists at the Museum of Modern Art. New York: The Museum of ModernArt.

ButlerJ.(2005). Iktidann Psisik Yasamt, Tabiyet Uzerine Teoriler (Cev. Fatma Tiitiincii). Istanbul: Aynnti Yayinlan.

Chodorow N.J. (2004). Psychoanalysis and Women A Personal Thirty-FiveYear Retrospect. Annual of Psychoanalysis, 2004, 32: 101-129.

Freud S. (2011). Cinsiyet Uzerine (Cev. A.Avni Onec).15.Bs. istanbul: Say Yayinlan.

Foucault M. (2011). Herculine Barbin'e Giric (Cev. Tolga Yalur & Berfu seker). Cogito Uc Ayltk Dusunce Dergisi, Cinsel Yonelimler ve Queer Kuram Sayist, 65-66: 132-139.

Guberman R.M. (Ed.) (1996). Julia Kristeva Interviews. New York: Columbia University Press.

Heartney E. (2008). Sanat & Bugun(Cev. Osman Akinhay). Istanbul: Agora Kitapligi.

Irigaray L. (2009).... cemaatin ebedi ironisi ... (Cev. Yagmur Ceylan Uslu). Cogito Uc Ayltk Ducunce Dergisi, 58:159-172.

Irigaray L. (1985). This Sex Which is Not One. (Cev. Catherine Porter & Carolyn Burke) New York: Cornell University Press.

Irigaray L. (1993). Sexes and Genealogies(Cev. Gillian C. G). New York: Columbia University Press.

Irigaray L. (2000). To be Two (Cev.Monique M.R. fit Marco F. CocitoMonoc). Ingiltere: Continuum, The Athlone Press.

Irigaray L. (2002). The Way of Love (Cev. Heidi Bostic, Stephen Pluhacek). London: Continuum.

Irigaray L. (2014). Baslangicta Kadm Vardi (Cev. ilknur Ozalli & Melike Odabas) (Ed. Ash Goymen). Istanbul: Pinhan Yayincilik.

Isik E.L (1998) Beden ve Toplum Kurami. istanbul: Baglam Yayincilik.

Kristeva J. (2004). Korkunun Gucleri, Igrenclik Uzerine Deneme (Cev. Nilgun Tutal). istanbul: Aynnti Yayinlan.

Kristeva J. (2002). Intimate Revolt. The Powers and Limits of Psychoanalysis (Cev. Jeanine Herman). New York: Columbia University Press.

Kristeva J. (1980). Desire in Language. A Semiotic Approach to Literature and Art (Cev. Thomas Gora vd.) (Ed. Leon S. Roudiez) New York: Columbia University Press.

Lacan J. (1975). The Seminar of Jacques Lacan. On Feminine Sexuality The Limits of Love and Knowledge. Boox XX Encore 1972-1973 (Cev. Bruce Fink) (Ed. Jacques-Alain Miller). New York: W.W. Norton&Company.

Lucie-Smith E. (2004). 20.Yuzyuda Gorsel Sanatlar (Cev. Ebru Kilic vd.). istanbul: Akbank Kultur ve Sanat Dizisi.

Simmel G. (2002). Kadin Kulturu (Cev. Leyla simsek). Toplumbilim, 15: 6166.

Newman S. (2006). Bakunin'den Lacan'a Anti-Otoriter Yanizm ve Iktidarin Altust Olucu. Cev. Kurcad Kiziltug. istanbul: Aynnti Yayinlan.

Say O. (2013). Yapisalciliktan Post-yapisalciliga Cogulculugun incasi. Akademik incelemeler Dergisi, 8(2): 331-346.

Cahiner R. (subat 2015). Cagdac Sanatta Temsiliyet Krizi Cagdac Kuramlar ve Guncel Tarticmalar. Ankara: Utopya Yayinevi.

Wright E. (2002). Lacan ve Postfeminizm(Cev: Ebru Kilic). istanbul: Everest Yayinlan.

Internet Kaynaklan

Art Blart Dr. Marcus Bunyan Art Blog (internet sitesi). Resim 16. internet adresi:http://artblart.com/tag/adrian-piper-decide-who-you-are. Erisim tarihi: 06.01.2015.

Art Tattler International Magazine (internet sitesi). Resim 14. internet adresi: http://arttattler.com/lmages/Archive/ViennaAction/09ExportWeibelausderMa ppederHundigkeit1968.jpg. Ericim tarihi: 06.10.2014.

Bianet Bagimsiz ileticim Agi (internet sitesi). Resim 2. internet adresi: http://www2.bianet.Org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/133/0 86/original/f%C3%BCsun_onur_n%C3%BC_501.jpg. Ericim tarihi: 04.10.2014.

Brooklyn Museum (internet sitesi). Resim 6. internet adresi: http://www.brooklynmuseum.org/eascfa/feminist_art_base/archive/images /376.1288.jpg. Ericim tarihi: 11.10.2014

Brooklyn Museum (internet sitesi). Resim 7. internet adresi: http://www.brooklynmuseum.org/eascfa/feminist_art_base/archive/images/733.2277.jpg. Ericim tarihi: 24.12.2014.

Feminist Art Power online gallery and magazine (internet sayfasi). Resim 5. internet adresi:https://feministartpower.files.wordpress.com/2012/06/last- supperedelson1.jpg. Ericim tarihi: 24.12.2014.

London Grip Uluslararasi online kulturel dergi (internet sayfasi). Resim 9. internet adresi: http://londongrip.co.uk/wpcontent/uploads/2010/08/ 23_ec1.jpg. Erisim tarihi: 11.10.2014.

Macka Mezat Muzayede Evi (internet sitesi). Resim 11. internet adresi: http://www.mackamezat.com/sites/default/files/macka-mezat_page109_i mage2_0.jpg. Ericim tarihi: 04.10.2014.

Madame Le Figaro Magazine (internet sayfasi). Resim 15. internet adresi: http://blog.madame.lefigaro.fr/stehli/LiWei5.jpg. Erisim tarihi:12.01.2015.

Mary Kelly sanatci resmi sitesi (internet sayfasi). Resim 10. internet adresi: http://www.marykellyartist.com/art/33_MaryKelly_Postartum_Document_ 1973-79_documentation_Vl_dtl3.gif. Erisim tarihi: 15.01.2015.

Saatchi Gallery (internet sitesi). Resim 4. internet adresi: http://www.sa atchi gallery.com/aipe/imgs/lucas/sarah_lucas_inst.jpg. Erisim tarihi: 03.10.2014.

Soft Gallery (internet sitesi). Resim 1. internet adresi: http://www.tekstilk unst .org/images/sized/photos/uncanny-570x450.jpg. Erisim tarihi: 03.10.2014.

Three Letter Words online magazine (internet sitesi). Resim 3. internet adresi: http://threeletterwords.org/wp-content/uploads/2014/07/lttrfront.jpg. Ericim tarihi: 24.12.2014

Wikipedia The Free Encyclopedia (internet sayfasi). Resim 13. internet adresi: http://en.wikipedia.org/wiki/Charles_Ray_(artist)#/media/File:Fall_91_(re d_jacketj.jpg Erisim tarihi: 29.05.2015

Ebru Dede

Kadir Has University

Tarama makalesi

Makale gdnderim tarihi: 06 Aralik, 2014

Makale kabul tarihi : 13Mart, 2015
COPYRIGHT 2015 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2015 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Dede, Ebru
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Jun 1, 2015
Words:7285
Previous Article:Employed married women: gender roles, life satisfaction, job satisfaction and marital adjustment/Calisan evli kadinlarin toplumsal cinsiyet rolleri,...
Next Article:Women in chase of truth: wonder woman, Margaret Sanger and the future of planned parenthood/Gercegin pesindeki kadinlar: wonder woman, Margaret...
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2020 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters