Printer Friendly

Energy security: NATO's new threat perception/Enerji guvenligi: NATO'nun yeni tehdit algisi.

Giris

Enerji guvenligi, ana amaci Ittifak uyelerini askeri tehditlere karsi savunmak olan NATO'nun oncelikli konu basliklari arasina ancak son on yilda girebilmistir. Bunun baslica nedeni, ozellikle Almanya ve Fransa gibi Ittifak'in eski uyelerinden bazilarinin enerji guvenligi konusunu Ittifaki ilgilendiren askeri guvenlik (hard security) konusu olmaktan ziyade ekonomik meselelerle ve ulusal cikarlarla iliskilendirerek (soft security) degerlendirmeleridir. Bu yaklasim enerji guvenligi konusunu ulusal politikalarla alakalandirarak, NATO'yu disarida birakmaktaydi. Fakat Sovyetler Birligi'nin cokusunu takiben ortaya cikan yeni jeopolitik ve jeostratejik ortam, NATO ve AB genislemeleri, Rusya Federasyonu'nun (RF) enerji ihracatcisi olarak yukselisi ve enerjiyi dis politika araci olarak ozellikle Gurcistan ve Ukrayna gibi NATO uyeligini hedefleyen devletler uzerinde kullanmaya baslamasi ile Ortadogu ve Kuzey Afrika'da meydana gelen istikrarsizliklar uye ulkelerin, dolayisiyla NATO'nun yaklasiminda onemli bir donusum yasanmasina neden olmustur. NATO uyesi ulkelerin uretici olmaktan ziyade tuketici ulkeler olarak giderek artan enerji ihtiyaclari ile ana enerji kaynaklarinin agirlikli bicimde istikrarsiz ve guvenilir olmayan temelde Ortadogu ve Hazar Havzasi gibi NATO uyesi ulkelere komsu bolgelerde yer almasi da, enerji guvenligi konusunun NATO'nun oncelikli gundem basliklarindan birine donusmesinin sebepleri arasinda sayilabilir.

Uluslararasi Enerji Ajansi (International Energy Agency--IEA) verilerine gore, mevcut kosullar isi ginda kuresel enerji talebinin 2035 itibariyla bugunku seviyesine oranla yuzde 50'den fazla artmasi beklenmektedir. (1) Bu artis icinde fosil yakitlarin kuresel enerji da gilimindaki konumunu korumasi ve Avrupa'nin enerji tuketiminin 2020 itibariyla yuzde 70'inin yabanci kaynaklarca karsilaniyor olmasi da beklenmektedir. Bu cercevede 2030'da Avrupa'nin gaz tuketiminin de yuzde 85'i ithal ediliyor olacaktir. Konuya NATO uyesi ulkeler acisindan bakildi ginda, ittifak uyelerinin dunya uzerindeki ispatlanmis petrol rezervlerinin sadece yuzde 6'sina, sahip olduklari gorulmektedir. Kuresel petrol uretiminin ise sadece yuzde 18'i NATO uyesi ulkelerce yapilmaktadir. NATO uyesi ulkelerin toplam tuketiminin kuresel petrol tuketiminin yaklasik yuzde 40'ina denk geldi gi dikkate alindi ginda, bu ulkelerin NATO uyesi olmayan ulke kaynaklarina ba gimlili gi acikca gorulur. Do gal gaz soz konusu oldu gunda da benzer bir durum dikkati cekmektedir. NATO uyesi ulkeler kuresel do galgaz rezervlerinin sadece yuzde 7'sine sahipken, kuresel gaz tuketiminin yaklasik yuzde 34'u NATO uyesi ulkelerce gerceklestirilmektedir. (2) Bu durum enerji guvenli gi konusunu kacinilmaz bicimde NATO'nun gundemine tasimistir.

19-20 Kasim 2010'da Lizbon'da toplanan NATO Devlet ve Hukumet Baskanlari Zirvesi'nin ardindan yayinlanan "Sonuc Bildirgesi" (Summit Decleration) ve "Stratejik Konsept" (Strategic Concept) belgesi, NATO'nun 2020'ye kadarki 10 yillik donemde alacagi sekil ve izleyecegi politikalarin ana cercevesini cizmistir. (3) Bu genel cerceveye bakiliginda Ittifakin kendisine 3 temel gorev alani tanimladigi gorulmektedir:

--Kolektif Savunma (Collective Defence),

--Kriz Yonetimi (Crisis Management),

--Guvenlik Isbirligi (Cooperative Security).

Stratejik Konsept, NATO'nun bu uc temel gorev alani cercevesinde "uye ulkelerin toprak butunlugunu, siyasi bagimsizligini ve guvenligini etkileyen konularin tamaminin ele alinacagi tek ve asli transatlantik forum" olduguna vurgu yaparak, "Ittifak'in cikarlariyla ilintili herhangi bir guvenlik konusunun NATO'ya getirilebilecegini" ifade etmektedir. Enerji guvenligi, bu cercevede genel olarak Ittifak'i, ozel olarak Ittifak uyelerinin tamamini ve isbirligi yapilan/yapilmasi planlanan unsurlari/paydaslari/ortaklari yakindan ilgilendiren bir konu basligina donusmektedir. Bu baglamda, enerji guvenligine gerek Lizbon Zirve Bildirgesi'nde, gerekse Stratejik Konsept'te ayri basliklarla yer verilmistir.

Bu calismada, NATO'nun Soguk Savas sonrasi donemde duzenlenen zirvelerinde yayinlanan zirve bildirgeleri ve stratejik konseptler ile cesitli NATO zeminlerinde yapilan tartismalar isiginda, enerji guvenliginin NATO icin tasidigi anlam ve onem uzerinde durulacaktir. NATO'nun enerji guvenligi kavramina yaklasimi degerlendirilerek, onumuzdeki surecte enerji guvenligi konusunun NATO cercevesinde ne yonde sekillenebilecegi ortaya koyulacaktir.

Enerji Guvenligi Nedir? Tarihsel Arka Plan ve Degiien Tanim

Enerji guvenligi konusunda calisanlarin uzerinde anlastiklari ilk nokta, enerji guvenligi kavraminin tanimlanmasi zor, muglak bir kavram oldugudur. (4) Enerji guvenliginin geleneksel tanimi, tuketici ulkelerin petrol kaynaklarina ihtiyaclarini karsilayabilecek bicimde ulasabilmeleri baglaminda arz guvenliginin saglanmasiyla sinirlidir. Bu yaklasim enerji

guvenliginin geleneksel unsurlarini petrol arzi (ureticiler), talep merkezleri (tuketiciler), jeopolitik ve piyasa yapilari olarak tanimlamaktadir. (5)

Aslinda enerji guvenligi tartismalari yeni degildir. Winston Churchill'in Birinci Dunya Savasi'nin hemen oncesinde, Ingiliz donanmasini Alman donanmasindan daha hizli kilmak ve boylece kuresel konularda etkinligini devam ettirebilmek amaciyla, komur yerine petrole dayali gemilerden olusan bir donanmaya donusturme yonunde aldigi tarihi karardan bugune uluslararasi politika ve guvenligin baslica konularindan biridir. (6) Bu karar ayni zamanda ozellikle Hazar Bolgesi ve Ortadogu'yu temel kaynak saglayicilar olarak uluslararasi jeopolitik ve jeostratejik oyunun merkezi haline getirmistir. Bu durum, donemin hegemon gucleri acisindan yeni bir guvenlik algisini ve stratejik planlamayi gundeme tasidi ve basta petrol olmak uzere hidrokarbon kaynaklarini ulusal strateji, ulusal cikar ve ulusal guvenligin ana unsurlarina, dolayisiyla da kuresel mucadelenin en hassas faktorlerine donusturdu. Enerji guvenligi ise neredeyse gunumuze kadar petrolun arzi baglaminda, Churchill'in cumleleriyle "cesitlilik, yalnizca cesitlilik" anlamina geldi. (7)

Bu bakis acisinin gunumuzun enerji guvenligi sisteminin kurulusunun ana sekillendiricisi oldugu ve 1970'lerde Ortadogu kaynakli petrol arzinda yasanan aksamalara endekslendigi gorulmektedir. Modern donemin enerji guvenligi algisinin sekillendiricisi 1973 Petrol Krizi'dir. 1960'larin basindan 1970'lerin ilk yillarina uzanan 10 yillik donemde dunya ekonomisi hizla buyumus, uluslararasi ticaret ve buna bagli olarak enerji/petrol ihtiyaci hizla artmistir. Petrole duyulan ihtiyacin yani sira 1950'li yillara kadar imtiyazlar uzerinden buyuk uluslararasi petrol sirketlerince kontrol altinda tutulan ticari sistemin degismesi, millilestirmeler ile "basimsizlar" olarak nitelenen kucuk capli petrol sirketlerinin kurulmasiyla mumkun olmustur. (8) 1950'ler boyunca yasanan uluslararasi gelismeler, petrol ureticisi konumundaki ulkelerin, petrolun fiyatinin belirlenmesi dahil olmak uzere, kendilerini ilgilendiren konularin tamaminda isbirligi icinde faaliyet gostermesini saglamak amaciyla 1960'da Petrol Ihrac Eden Ulkeler Teskilati'ni (Organization of Petroleum Exporting Countries--OPEC) kurmalariyla sonuclandi. OPEC dunya sahnesinde, bu cercevede, petrol sirketlerini afise fiyatlari sabit tutarak gereksiz fiyat dalgalanmalarindan kacinmaya ve tek tarafli fiyat indirimlerinin onune gecerek sirketleri fiyat degisiklikleri konusunda uretici ulkelere danismaya zorlamak amaciyla, petrol arz guvenlisi adina one cikan bir orgut olarak belirdi. (9) Ancak donemin milliyetci soylem ve havassnda kurulan OPEC'in 1974 krizine kadar etkisi cok da fark edilmeyen basarisiz, petrol sirketlerince "tatsiz bir saka" ve ureticiler tarafindan onemsenmeyen "sefil" bir orgut olarak nitelendirildigi gorulmektedir. (10)

Ozellikle petrolun ilk defa bir "silah" olarak kullanilmasi konusunu gundeme getiren ve enerji guvenligi olgusunun arka planiini sekillendiren gelismeler Haziran 1967'de Israil'in Misir'a saldirmasiyla yasanan ucuncu ve Ekim 1974'de yasanan dorduncu Arap-Israil savaslaridir. Ortadogu'da Libya'dan Irak'a kadar genis bir sahada iktidara gelen sosyalist ve Arap milliyetcisi rejimlerin basta petrol olmak uzere dogal kaynaklarin tamamini millilestirmeleri yeni bir donemi baslatmistir. Bu hareketlerin Israil ve basta ABD olmak uzere Bati karsti tutumlari ile 1967 Arap-Israil Savasi'nda yasananlar, baslica petrol saglayicisi konumundaki Arap ulkelerinde petrolu Israil'i destekleyen Bati dunyasina karsi bir silah olarak kullanabilecekleri dusuncesini gundeme getirdi. Petrol Krizi olarak adlandirilan bu surec, petrolun bir silah olarak nasil kullanilabilecegini belirleyecek mekanizma olarak Petrol Ihrac Eden Arap Ulkeleri Teskilati'nin (Organization of Arap Petroleum Exporting Coutries--OAPEC) kurulmasiyla yeni bir boyut kazandi. (11)

Kisacasi petrolun millilestirilmesi ve gerekti ginde politik silah olarak kullanilmasi konulari bu donemin enerji guvenli gi algisini sekillendiren temel parametreler oldular. Misir ve Suriye'nin 6 Ekim 1973'te Israil'e duzenledikleri surpriz saldiri, petrolun kriz yaratmak ve siyasal bir hedefe ulasmak uzere kullanilmasina verilebilecek ilk ve baslica orneklerden biridir. (12) Musluman dunyasinin Ramazan ayina denk gelmesi nedeniyle "Ramazan Savasi" ve Yahudilerin kutsal ayi Yom Kippur'a denk gelmesi nedeniyle de "Yom Kippur Savasi" olarak da adlandirilan savas, siyasi olarak Sovyetler Birli gi ile ABD arasindaki So guk Savas'in Ortado gu'da vekaleten (proxy) yurutulen sicak bir uygulamasiydi. Savas buyuk guclerin ve Birlesmis Milletlerin baskisiyla sonlandirilsa da taraflar arasindaki rekabet, Arap dunyasinin elindeki tek koz olarak gordu gu petrolu kullanmasiyla farkli bir alanda devam etmistir. Boylece 1970'lerin basinda OAPEC uyelerinin petrol uretimini azaltarak, ambargo uygulayarak ve fiyatlari yukselterek avantajli konum elde etmeyi hedefledikleri ekonomik ve ticari temelli bir enerji savasi yasanmistir. (13)

Sonucta dunya ekonomisi, 1973-74'te ham petrol fiyatlarinin tek yanli bicimde ve buyuk oranda artmasiyla agir bir durgunluga girdi. Bu cercevede, cogunlugu Ekonomik Kalkinma ve Isbirligi Orgutu (Organisation for Economic Co-operation and DevelopmentOECD) uyesi ulkeler olan gelismis Batili ulkeler, 1973 Arap petrol ambargosu benzeri gelismelere karsi guvenliklerini saglamak amaciyla IEA'yi kurdular. (14) Ajans'in kurulmasinin nedeni enerji arzinda yasanan aksamalardan dogrudan etkilenen ulkeler arasinda isbirligi ve koordinasyonu saglamak, ortak enerji politikalarinin gelistirilerek uygulanmasini tesvik etmek, petrolun uretici ulkeler tarafindan tuketicilere yonelik bir silah olarak yeniden kullanilmasinin onune gecmekti. (15)

Kisacasi enerji guvenligi 1970 ve 1980'ler boyunca, 1970'lerde yasanan krizin etkisi altinda "cesitlilik-cesitlendirme" (diversification) olgusu isiginda, siyasi ve jeopolitik bir konu olarak tanimlandi. Bu cercevede enerji guvenlihi, Churchill'in yaptigi tanimla da uyumlu bicimde, dar bir cercevede ve ozellikle basta OECD uyesi petrol ithalatcisi ulkelerin oncelikleri baglaminda petrol tuketimi ve ithalatinin devamliliginin surekli bicimde saglanmasi olarak gorulmeye devam edildi.

Ote yandan, 1980'lere hakim olan dusuk enerji fiyatlari enerji guvenligi konusunu bir dereceye kadar uluslararasi gundemin disina cikartmistir. 1980'lerin sonunda Soguk Savas'in bitisi, kuresellesme sayesinde yeni pazarlarin ortaya cikisi ve bunun piyasalarin butunlesmesine olumlu yondeki etkisi bu surece katkida bulunmustur. Enerji, ulus devletler icin stratejik ve jeopolitik oncelikler acisindan hala baslica cikar ve guc unsuru durumundadir. Fakat diger yandan, belirgin stratejik ve jeopolitik boyutun otesinde, uluslararasi alandaki gelismelerin sonucu olarak ortaya cikan yeni kosullar, enerji guvenligi kavramina donemde, rekabetin yani sira isbirligini de ekleyecek yeni boyutlar kazandirmistir.

1990'li yillarda yasanan askeri (Iran-Irak Savasi, Kuveyt Krizi ve Korfez Savasi ile Ortadogu'daki diger gelismeler), siyasi (dondurulmus anlasmazliklar, Rusya faktoru vb), ekonomik (Asya ekonomik krizi ve azalan petrol arzi ile yukselen fiyatlar), ticari, cevresel (kuresel isinma vb.) gelismeler ve dogal afetler (kasirga, deprem vb), enerji guvenligi konusunu 1990'li yillarin ikinci yarisindan itibaren farkli ve daha kapsamli bir icerikle yeniden gundeme tasimistir. Yeni donemde cesitlendirme, rekabet ve arz guvenligi gibi basliklar hala enerji guvenliginin anahtar unsurlari olarak konumlarini korumakla birlikte, son on yilda icerik ve cercevenin buyuk olcude degismeye basladigini ve enerji guvenligi taniminin boyutlandigini gormekteyiz. (16)

Dolayisiyla Churchill'den gunumuze, enerji guvenliginin sadece petrole erisime dayali bir olgu olmaktan ciktigi ve farkli boyutlari da iceren bir tanim kazandigi gorulmektedir. Bu cercevede yakin donemde, geleneksel kesintisiz petrol arzindan dogal gaz dahil olmak uzere enerji kaynaklarinin iletimini saglayan kritik enerji altyapisinin korunmasina, bio-enerji kaynaklarinin durumundan yenilenebilir enerji kaynaklarinin gelistirilmesine kadar ulasan genis bir yelpazede farkli unsurlari onceleyen cok cesitli tanimlara ulasilmistir. (17) Bu bakis acisiyla, enerji guvenliginin ekonomik buyume ve siyasi gucun korunmasi da dahil olmak uzere cok cesitli oncelikleri dikkate alan, enerjinin uretilmesi ve tasinmasini saglayan kritik enerji altyapisinin korunmasini da iceren semsiye bir kavrama donustugunu soylemek yanlis olmayacaktir.

Bu noktada bir parantez acilarak dogal gazin artan kullanimi ve onemine deginmek gerekmektedir. Dogal gaz, dunyanin en buyuk rezervlerinin sahibi konumundaki RF'nin basta Avrupa olmak uzere buyuk tuketicilerin ana saglayicisi olmasi nedeniyle, 1990'li yillardan itibaren enerji guvenligi analizlerinde geleneksel jeopolitik ve jeostratejik boyutun one cikmasina neden olmustur. Bu cercevede dogal gazin artan onemi ve ana dogal gaz ihracatcisi konumundaki RF'nin enerji politikasi, enerji arz guvenligi acisindan bir tehdit olarak gorulmeye baslanmistir. (18) ABD'nin de 2000'li yillarin basindan itibaren RF ile iliskilerin gundeminde enerjiyi ana baslik olarak one cikartmaya calistigi gorulmektedir. (19) Ayni donemde AB-RF iliskileri ile Almanya gibi Avrupa'nin buyuk aktorlerinin Rusya'yla enerji merkezli olarak kurduklari iliskiler donemin guvenlik tartismalarinda one cikan basliklar olmustur. Bu donemde Rusya'ya alternatif dogal gaz kaynaklarinin farkli boru hatlari vasitasiyla uluslararasi pazarlara tasinmasi, RF'ye enerji baglaminda duyulan guvensizlik ve bunun nasil asilabilecegi gibi basliklar enerji guvenligi konusunun geleneksel tartismalari olarak gundemdeki yerlerini korumaya devam etmislerdir. Ozellikle 2005-2006 donemine hakim olan gerginlik, Rusya'nin 2006 senesinin yilbaSi gecesi Ukrayna uzerinden Avrupa'ya giden dogal gazi taSiyan boru hattini kapatmasiyla zirvesini yapan Rusya-Ukrayna gerginligidir. (20) Ukrayna krizi, RF'nin enerjiyi 1973 krizini hatirlatir bicimde uluslararasi politikanin araci olarak kullanabilecegi, savaS olmadan da enerji akiSini kesintiye ugratabilecegi duSuncesini yayginlaStirmiS, AB'nin de ABD gibi enerji guvenligini on plana cikarmaya baSlamasina neden olmuStur. (21) AB'nin Rusya'ya karSi bu tutumu, Avrupa Komisyonu tarafindan 08 Mart 2006'da yayimlanan, "A European Strategy for Sustainable, Competitive and Secure Energy" (Surdurulebilir, Rekabete Dayali ve Guvenli Enerji Icin Avrupa Stratejisi) baSlikli YeSil Kitap'ta Avrupa Komisyonu BaSkani Jose Manuel Barroso tarafindan "Yeni bir enerji yuzyilinin icine girmiS bulunuyoruz. Talep artiyor ve Avrupa'nin rezervleri duSuyor. Yatirim eksikligi var ve iklimimiz degiSiyor" Seklinde dile getirilmiS, AB'nin Rusya'yla ortak bir enerji stratejisi oluSturmasinin onemine deginilmiStir. (22)

Kisacasi, uluslararasi toplumun, yasanan gelismeler ve kuresel duzeyde artan enerji ihtiyacinin etkisiyle artan enerji fiyatlarinin baskisi altinda, enerji guvenligi konusunu yukaridaki cerceveye uygun bir bicimde gundemine aldigi gorulmektedir. Konunun kapsamli bicimde ele alindigi ilk uluslararasi toplanti Temmuz 2006'da St. Petersburg'da duzenlenen G-8 zirvesidir. (23) Kuresel enerji guvenligi zirvenin baslica gundem maddesi olarak belirlenmis ve zirvede enerji guvenligine gunumuz kosullarini dikkate alir bir tanim ve icerik kazandirilmasi amaclanmistir. Ozellikle Ukrayna olayi nedeniyle taraflar arasinda gerginlik yasanmasi beklendiyse de, zirvenin farkli bir seyir izledigi belirtilebilir. (24) Zirvede uye ulkeler enerji guvenligi konusuna odaklanarak kati (tight) petrol piyasasi, yuksek petrol ve dogal gaz fiyatlari, teror tehdidi, uretici ve ihracatci ulkelerde yasanan istikrarsizliklar ile artan kaynak milliyetciligi olgularinin enerji guvenligine etkisi, jeopolitik rekabet ve gelismekte olan ulkelerin buyumelerini devam ettirebilmek icin artan enerji ihtiyaclari ve beklentileri gibi konulari ele aldilar. Zirvenin sonuc bildirgesi ise, gecen yuzyilin enerji guvenligi paradigmasinin yeni kosullara yeterince uymadigi, icinde bulundugumuz karmasik donemdeki iliskileri aciklamakta sinirli kaldigini belirtmekteydi. (25) Bildirge, en onemli tehdit olarak kabul edilen teror saldirilarinin kritik enerji altyapisina yonelmesinin onune gecmek amaciyla uluslararasi isbirligine gidilmesi gerektigine vurgu yapmaktaydi. Enerji guvenligi konusunun onceliginin ve oneminin farkinda olundugu belirtilerek, ozellikle kritik enerji altyapisinin korunmasi amaciyla bu unsurlarin tanimlanmasini, korunmasini, tehditlerin belirlenerek derecelendirilmesi ve basarili tecrubelerin paylasilmasini saglayacak bir sistemin gelistirilmesini hedefleyen eylem planinin hazirlanacagi da belirtilmekteydi. Bu cercevede, ozellikle guvenlik kapasitenin gelistirilmesi icin devletlerin ozel sektor ve uluslararasi kuruluslari da dikkate alan bir yaklasim sergilemesine vurgu yapilmaktaydi. Kisacasi zirve, yeni donemin enerji guvenligi anlayisinin sekillendirilmesi surecinde bir donum noktasi olarak one cikmaktaydi.

G-8 zirvesinde her ne kadar en onemli tehdit olarak uluslararasi teror ve bununla mucadele icin uluslararasi isbirligine gidilmesi one ciktiysa da, enerji guvenligine yonelik en buyuk tehdidin yine de geleneksel jeopolitik dengelerle ilintili oldugu 2008 Rusya-Gurcistan Savasi (26) ve 2009'daki Rusya-Ukrayna (27) gerginligiyle anlasildi. Bu gelismelerin yani sira 2009'a damgasini vuran kuresel ekonomik krizin etkileri de enerji guvenligi konusunu daha kapsamli bir bakis acisiyla ve farkli boyutlari da dikkate alir bir yaklasimla irdelenmesi gereken bir konu olarak one cikarmistir.

Sonucta enerji guvenligi taniminin gunumuzde petrolun kesintisiz akisinin saglanmasi ve cesitlendirmeyi asan bir icerige kavustuguna sahit olmaktayiz. Yeni tanim, kuresel ekonomiyi besleyen enerji altyapisinin tamaminin guvenligini iceren kapsamli bir icerik kazanmistir. Bu cercevede denizlerdeki petrol ve dogal gaz platformlarindan petrol/dogal gaz tasimada kullanilan boru hatlarinin korunmasina, petrol ve dogal gaz tankerleri ile bunlarin izledikleri rotalarin guvenliginden rafineri/depolama tesislerinin korunmasina dek genis bir yelpazede, cok boyutlu ve kapsamli bir tanim uzerinde durulmaktadir. Ayrica, gelisen iletisim teknolojisi ile enerji sektorunun teknoloji yogun karakteri, sanal faktorleri de enerji guvenliginin unsurlarina donusturmustur. (28) Boylece, enerji guvenligi konusu tum boyutlariyla, ozellikle de kritik enerji altyapisinin guvenligi baglaminda tum kritik altyapinin isleyisinin saglanmasi adina 21. yuzyilin oncelikli konusu haline donusmustur.

Bu degerlendirmeler isiginda enerji guvenligi kisaca ve dar anlamiyla "enerjinin makul bir fiyatla guvenilir ve yeterli miktarda arzi" ya da "ekonomik buyume ve performansin devamliliginin saglanmasi icin yeterli miktarda enerji arzinin makul ve istikrarli fiyatlarla saglanmasi" seklinde tanimlanabilir. (29) Bu dar tanimda fiyat ve arz cesitliliginin hassas unsurlar olarak one ciktigi gorulmektedir. Bu baglamda enerji guvenliginin dort ana faktor uzerinden tanimlanmasi mumkundur: Mevcudiyet (availability), erisebilirlik (accesibility), hesaplilik (affordibility) ve surdurulebilirlik (sustainability).

Bu faktorlerden mevcudiyet, enerji kaynaklarinin var olup olmamasiyla ilintilidir. Guvenligin talep boyutunu one cikartan mevcudiyet kavrami, kaynagin talep edildiginde olup olmadigina isaret etmektedir. Bu baslik, kaynaklarin tukenmesi ihtimali, yeni rezervlerin bulunmasi ve teknolojik imkanlar baglaminda ozellikle arz-talep guvenligi acisindan onemlidir. Erisebilirlik, ihtiyac duyanlarin bu kaynaklara rahatlikla ulasip ulasamamasiyla ilintilidir. Boru hatlarinin insasi, iletim ve ulasim kanallarinin varligi ve acikligi, bu baslik altinda degerlendirilebilir. Bu baglamda kaynaklarin kesintisiz bir bicimde akisinin saglanmasi onemlidir. Hesaplilik, enerji kaynaklarinin maliyetiyle ilgilidir. Talep edenin uygun fiyatla ve rekabetci bir piyasa mekanizmasi cercevesinde enerji kaynaklarini elde edip edememesini ifade eder. Ozellikle gelismekte olan ulkelerin durumu bu baslik altinda one cikmaktadir. (30) Hesaplilik, ekonomik acidan herhangi bir kaynagin diger kaynaga gore tercih edilmesi anlaminda onemlidir. Dogada enerji elde etmede kullanilabilecek bircok kaynak bulunmakla birlikte ekonomik acidan marjinal faydanin marjinal maliyetin uzerinde olmasi gerekmektedir. Bu durum ayni maliyette bir yatirimla elde edilecek enerjinin miktarina gore bir kaynagin diger kaynaga gore tercih edilmesine neden olmaktadir. Surdurebilirlik ise talep edilen enerjiye gerektigi surece ve herhangi bir aksamayla karsilasmadan ulasilabilmesi anlamina gelmektedir.

Bu faktorler, uretilen enerji kaynaginin tuketiciye ulastirilmasi ve sevkiyatta istikrarli bir aktarimin saglanmasi acisindan belirleyicidir. Enerji kaynaklarinin sevkiyati sirasinda ortaya cikan aksakliklar, belirtilen kaynagin guvenligini ve guvenilirligini olumsuz yonde etkilerken, ayni zamanda uretimden dagitima kadar cesitli ekonomik, ticari ve siyasi sorunlara da neden olabilmektedir. Bu acidan bakildiginda enerji guvenligi ozellikle kritik enerji altyapisinin kurulmasi ve sorunsuz bicimde aksamadan isletilmesi anlamina gelmekte, bu sistemin guvenliginin saglanmasi da enerji guvenliginin en oncelikli basligina donusmektedir. Ozetle enerji guvenligine iliskin temel faktorler bir butun olarak degerlendirildiginde, kritik enerji altyapi unsurlarinin tanimlanmasi ve guvenliginin saglanmasi konusuna ozel onem atfedilerek yaklasilmasinin zorunlulugu belirgin hal almaktadir. Buna bir de gunumuz ekonomik ve ticari kosullarinda kritik enerji altyapi unsurlarinin buyuk bir cogunlugunun ozel sektor tarafindan isletildigi gercegi eklendiginde, enerji guvenligi konusuna yonelik olarak kapsamli ve butuncul bir politikanin olusturulmasinin gerekli oldugu anlasilir.

Kisacasi enerji guvenligi kavraminin 21. yuzyilla birlikte daha boyutlu ve kapsamli bir icerik kazandigi gorulmektedir. Karsilasilan risklerin cesitliligi bu tanima risklerin azaltilmasi ve risklerle mucadele boyutunu da katarak yeni bir bakis acisinin gelistirilmesini zorunlu hale getirmektedir. Riskin azaltilmasi, uretim ve enerjinin kullanimi da dahil olmak uzere enerjiye olan ihtiyacin azaltilmasi ve verimliligin artirilmasi konularini gundeme tasimaktadir. Alternatif enerji kaynaklarinin ortaya cikartilmasi ve teknolojinin gelistirilmesi de bununla ilintilidir. Dolayisiyla yeni enerji guvenligi tanimi, enerji akisinda uretici kaynakli herhangi bir nedenle olusan aksamayla nasil mucadele edileceginden, enerji arz zincirinin altyapi da dahil olmak uzere nasil korunacagina kadar genis bir cercevede ele alinmaktadir. Bu durum enerji guvenligine yonelik tehditlerin cesitlenmesiyle dogru orantilidir ve gunumuz ekonomik, ticari, siyasi ve guvenlik kosullarinin yansimasidir. Daniel Yergin, bu bakis acisiyla uyumlu bicimde enerji guvenliginin 10 temel prensibini su sekilde sirlamaktadir: Enerji arz kaynaklarinin cesitlendirilmesi enerji guvenliginin baslangic noktasidir; sadece tek bir petrol piyasasi vardir; yedek kapasite (spare capacity), acil durum stoklari ve kritik altyapinin ihtiyac fazlasi kapasitesince belirlenen "guvenlik siniri" (security margin) onemlidir; esnek piyasalara dayanmak ve bunlari mikro seviyede duzenleme hevesinden kacinmak hizli tepki verebilme kapasitesini guclendirir ve uzun vadeli zararlardan kacinabilmeye imkan tanir; sirketler ve devletler arasinda her seviyede karsilikli bir bagimlilik oldugunun anlasilmasi zorunludur; ureticiler ve tuketiciler arasindaki iliskinin de bir karsilikli bagimlilik iliskisi oldugu bilinmelidir; uretici ve tuketicilerin ortaklasa parcasi oldugu bir proaktif fiziki guvenlik cercevesinin olusturulmasi gereklidir; kamuoyuna herhangi bir sorunun olusmadan once, olay ve sonrasinda saglikli ve dogru bilginin verilmesi bir gerekliliktir; enerji endustrisinin gelisimi icin teknolojiye duzenli yatirim yapilmalidir; uzun vadeli enerji dengesi ve donusumu icin arastirma, gelistirme ve yenilige (inovasyon) oncelik verilmelidir. (31)

Sonuc olarak, enerji guvenligi kavraminin yeni ve kapsamli tanimi siyasi, finansal, teknolojik, sosyal ve askeri konulari icerecek bicimde ve sadece devletleri degil, ozel sektor ve ulusal/uluslararasi orgutler ile kamuoyunu da icerir/ilgilendirir bicimde genislemistir. Rekabetten cok isbirligine dayali bu donusum, 2000'li yillarin baslarinda yasanan gelismeler isiginda NATO gibi uluslararasi guvenlik yapilanmalarini bu konuya egilmeye ve cozumler gelistirmeye zorlamaktadir.

NATO ve Enerji Guvenligi

Enerji guvenligi konusu NATO'nun gundeminde, yukarida tartisilan yeni tanim cercevesinde dogrudan olmasa da surekli bir bicimde yer almistir. Askeri bir guvenlik yapilanmasinin operasyonel yeteneklerinin korunmasi adina yakit stoku ve akisinin saglanmasi hayati onemi haizdir. Konu bu cercevede, neredeyse kurulusundan itibaren NATO'nun cesitli komitelerinde ve planlamalarinda oncelikli baslik olarak gundemde yerini bulmustur. NATO boru hatti sistemi de bu amacla Soguk Savas doneminde kurulmustur. (32) Sistem guncel ihtiyaclar dikkate alinarak, teknolojik imkanlar cercevesinde yenilenmektedir. NATO boru hatti sistemi, 10 ayri depolama tesisi ve pompalama istasyonlari ile boru hatlarindan olusmaktadir. NATO'nun ozellikle Avrupa'da konuslu birliklerinin yakit ihtiyacini kesintisiz bicimde karsilamak icin olusturdugu 5.5 milyon metrekupluk depolama kapasitesine sahip depolari ve 13 NATO uyesi ulkeden gecen yaklasik 12.000 km'lik ozel bir boru hatti bulunmaktadir. Boru hatti, ilgili ulkelerde yer alan ve stratejik olarak nitelenen rezervlerin olusturulmasina hizmet eden depo, askeri us, havaalani, pompalama istasyonlari, rafineriler ve diger ilgili tesisleri birbirine baglamaktadir. Bu NATO'nun enerji guvenligi adina aldigi bir onlemdir. (33)

Enerji guvenligi konusu, bu teknik boyutun otesinde ve degisen kuresel politik ve stratejik gerceklerin isiginda, NATO ve uye ulkelerin politika onceliklerinde petrolun bir siyasal amaca ulasmak adina siyasal bir arac (a political instrument) olarak Batili olmayan unsurlarca ilk defa kullanildigi Ekim 1973'ten gunumuze, dolayli bicimde NATO'nun gundemine girmistir. Bu tarihten Soguk Savas'in sona erdigi doneme kadar, "enerji guvenligi" konusuna NATO tarafindan hazirlanan ilk dort stratejik konseptte bagimsiz bir baslik olarak yer verilmedigi gorulse de, enerji guvenliginin basli basina bir guvenlik konusu olarak ekonomik, siyasi ve askeri komite toplantilarinda gundemde yer aldigi ve savunma planlamasinda oncelikli baslik olarak ele alindigi gorulmektedir. (34)

Enerji guvenligi kavraminin dolayli bicimde de olsa yer aldigi ilk NATO belgesi 1991'de yayinlanan stratejik konsepttir. 1991 Stratejik Konsept'i, Soguk Savas sonrasi donemin ilk NATO konseptidir. Bu belgede, oncekilerden farkli olarak geleneksel olmayan guvenlik tehditlerine atif yapilmistir. Belge, Ittifakin guvenlik cikarlarini tehdit eden "kitle imha silahlarinin cogalmasi, hayati onem tasiyan kaynaklarin tedarikinde olusabilecek dalgalanmalar ile terorizm ve sabotaj maksatli faaliyetleri iceren riskler[e]" ozel vurgu yapmaktadir. (35) Burada bahsi gecen "hayati onem tasiyan kaynaklarin tedarikinde olusabilecek dalgalanmalar" degerlendirmesi, dolayli bicimde enerjiye ve dolayisiyla enerji guvenligine atif olarak kabul edilmektedir. (36) Amac, Ittifaki uluslararasi sistemdeki degisikliklerin neden oldugu yeni guvenlik risk ve tehditlerine karsi daha direncli kilmaktir. Fakat bu doneme hakim olan degisimler, NATO genislemeleri ve diger tehditlerin varligi enerji guvenligi konusunu cok da one cikartmamistir.

Enerji guvenligi konusu, Kuzey Atlantik Konseyi'nin 23-24 Nisan 1999'da Washington'da duzenlenen toplantisinda da dolayli bicimde ele alinmistir. 1999 Stratejik Konseptinin yayinlanmasi NATO'nun kurulusunun 50. Yilina ve Cek Cumhuriyeti, Macaristan ile Polonya'yi kapsayan ilk genisleme dalgasina denk gelmistir. NATO'nun Soguk Savas sonrasi donemde yayinladigi ikinci stratejik konsept olan belge, NATO'nun guvenlik tanimini savunma kavramini icerir bicimde siyasi, ekonomik, sosyal ve cevresel faktorleri de dikkate alacak sekilde genisletmistir. Belgede terorizm, insan haklarinin kotuye kullanimi, kitle imha silahlarinin yayilmasi, etnik catismalarin yarattigi sorunlar ve ekonomik kirilganlik gibi basliklar yeni tehditler olarak tanimlanmistir. (37)

Belgede yer alan "Ittifakin guvenligi kuresel sartlar ve cevre dikkate alinarak degerlendirmelidir. Ittifakin guvenligi terorist faaliyetler, sabotaj ve organize suc ile hayati onem tasiyan hayati kaynaklarin (critical resources) tedarikinde/akisinda olusabilecek dalgalanmalar gibi genis nitelikli riskler tarafindan etkilenebilir" ifadesinde vurgulanan "hayati kaynaklarin akisindaki herhangi bir aksama" degerlendirmesi enerji guvenligine isaret etmektedir. (38) Bu cercevede enerji arz guvenligi konusu Ittifakin guvenlik cikarlarina yonelik muhtemel bir tehdit olarak gorulmustur.

Her iki belgede de yer alan atiflar, NATO'nun enerji guvenligi konusunu 1990'li yillarda gundemine almakla birlikte, konuyu hala geleneksel yaklasima yakin bicimde arz guvenligi ve cesitlendirme merkezli olarak degerlendirdigine isaret etmektedir. Bu donemde enerji konusu hala uye ulkelerin ozel cikarlariyla ilintili, ekonomik ve ticari bir konu olarak degerlendirilmektedir. Askeri yonu one cikan bir guvenlik yapilanmasi olan NATO'nun enerji guvenligi konusuna egilmesi, bu donemin guvenlik hedeflerinin otesinde bir konu basligi olarak gorulmustur.

NATO'yu enerji guvenligi konusuyla dogrudan ve kapsamli yeni bir bakis acisiyla ilgilenmeye yonelten gelisme, NATO genislemeleri ve sonrasinda yukarida da deginildigi uzere Aralik 2005-Ocak 2006'da yasanan Rusya-Ukrayna dogal gaz anlasmazligidir. Yasanan gelismeler enerji guvenligi konusunu NATO icin basli basina bir guvenlik meselesine donusturerek, NATO Stratejik Konseptinin dogal parcasi haline getirmistir. (39) Bu donusumde kuskusuz ABD'nin aktif cabasi soz konusudur. ABD'nin bu donemde enerji guvenligi konusunu, RF'yi "dunyanin curumus petrol/gaz devletlerinden biri mi olacagi, yoksa bas edilmeyecek kadar guclu bir otoriter burokratik devlet haline mi donusecegi" gibi sorular etrafinda onceleyen ve fakat Ortadogu'da yasanan gelismeleri de dikkate alir bicimde NATO'nun gundemine soktugu gorulmektedir. (40)

Ukrayna krizinin etkisiyle konuyu NATO'nun gundemine tasiyan diger aktor, ittifakin yeni uyesi Polonya'dir. (41) Polonya Devlet Baskani Lech Kacinski NATO'yu Rusya tehdidinin onune gecebilecek, Avrupa'nin enerji guvenligini saglayacak baslica guvenlik yapilanmasina donusturmeyi hedeflemekteydi. Kacinski, Subat ayinda gerceklestirdigi ABD ve Ukrayna ziyaretleri sonrasinda "NATO'vari Avrupa Enerji Birligi" (NATO-like European Energy Union) baslikli girisimi gundeme getirmis, konu NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'in 16 Subat 2006'da Varsova'ya yaptigi ziyaret sirasinda ele alinmistir. (42) Takiben 22-24 Subat 2006'da Cek Cumhuriyeti'nin baskenti Prag'da gerceklestirilen "Enerji Guvenligi Konulu NATO Forumu"nda (NATO Forum on Energy Security) da tartisilan oneri, Polonya tarafindan Almanya ve Fransa'nin da gundemine tasinmaya calisilmistir. (43) NATO semsiyesi altinda enerji guvenligi konusunun kapsamli bicimde ele alindigi ilk organizasyon olan Forum'a, her ne kadar ust duzey NATO yetkilileri katilmasa da, toplanti enerji guvenligi konusunda NATO'nun muhtemel katkisinin ele alindigi ilk toplanti olma ozeligine sahiptir. Toplantida, NATO'nun ozellikle uye ulkeler ve paydaslarla diyalog ve isbirliginin tesis edilebilecegi uluslararasi bir guvenlik yapilanmasi olabilecegi fikri one cikmistir. (44)

NATO konuyu, Rusya ile Ukrayna arasinda yasanan dogal gaz anlasmazliginin NATO uyesi ulkeler ve paydaslar uzerinde yarattigi olumsuz etkinin golgesi altinda, Kasim 2006'da duzenlenen Riga Zirvesi'nde oncelikli baslik olarak ele almistir. (45) Bunda, Ittifaka yeni katilan Polonya'nin NATO'ya uye ulkelerin askeri kriz durumunda oldugu gibi, enerji krizi durumunda da birbirlerine destek olmayi taahhut etmeleri gerektigi yonundeki onerisi etkili olmustur. Kacinski'nin onerisi, gorevi Avrupa'nin ve hatta butun dunyanin enerji guvenligini saglamakla gorevli 100.000 kisilik bir NATO-AB Ordusu kurulmasiydi. (46)

NATO uyesi ulkelerden herhangi birinin, herhangi bir sebeple enerji arzinda kesinti ve kisitlamayla karsi karsiya kalmasi durumunda NATO'nun nasil davranacagi ya da davranmasi gerektigi sorusu, bu donemde uzerinde en cok tartisilan konulardan biri olmustur. Bu cercevede, enerji konusunun NATO'nun 5. maddesi kapsaminda degerlendirilip degerlendirilemeyecegi tartismasi yapilmistir. NATO uyesi ulkelerden birine yonelik saldirinin diger uyelere de yapilmis olacagini ongoren 5. maddenin enerji konusuna da uyarlanmasi ihtimali dahi, enerji guvenligi konusunun NATO tarafindan algilanisina farkli bir boyut getirmistir. Amerikali Senator Lugar'in enerji guvenligi konusunun NATO'nun 5. maddesi kapsaminda bir taahhut olarak degerlendirilmesi gerektigi yonundeki onerisi, bu donemde temel bir takim tartismalarin dogmasina neden olmustur. (47) Burada Lugar'in onerisinin, NATO'nun bu turde bir saldiri ya da aksamaya silahli gucle karsilik vermesi anlamina gelmedigi belirtilmelidir. Lugar, bu turde bir saldirinin etkilerini ortadan kaldirmak amaciyla, Ittifak uyesi ulkelerin ihtiyac duyacaklari kaynagin sagla-nabilecegi bir yedekleme mekanizmasinin kurulmasini ongormektedir. (48) Bu, NATO'nun acil durum stoklari olusturmasi ve bu cercevede bir paylasim/dagitim mekanizmasi kurmasi anlamina gelmektedir.

Enerji guvenligi konusu boylece ilk defa Riga zirvesinde resmi olarak, ayri ve oncelikli bir baslik altinda NATO'nun gundemine girmis, devlet ve hukumet baskanlari tarafindan ele alinmistir. Enerji guvenligi konusu Zirve sonunda yayinlanan Bildirge'nin 45. maddesinde su sekilde yer almistir:

   Ittifakin guvenlik cikarlari, NATO'nun Stratejik Konseptinde
   vurgulandigi gibi, kritik onemi haiz kaynaklarin akisindaki
   aksamalardan etkilenebilir. Enerji altyapisini tehdit edebilecek
   riskleri degerlendirmeye ve enerji altyapisinin guvenligini
   gelistirmeye donuk, esgudumlu uluslararasi girisimleri
   destekliyoruz. Bu bakis acisiyla, NATO'nun muttefiklerinin enerji
   guvenligi alanindaki cikarlarini korumak konusunda Daimi Konseyi
   enerji guvenligine yonelik en acil riskleri gorusmek uzere
   yonlendiriyoruz. NATO'nun katma deger saglayabilecegi bu risk
   alanlarinin tanimlanmasi ya da korunmasini gerektiren durumlarda
   veya istek olmasi halinde, sekillenecek ulusal ya da uluslararasi
   girisimleri destekliyoruz. (49)


Burada one cikan iki temel kavram "kesintiye ugrama/aksama" (disruption) ve "altyapi"dir (infrastructure). Ittifak, guvenlik cikarlarinin enerji akisinda yasanabilecek kesintilerden etkilenebilecegini acikca ifade etmekte ve uyelerini enerji altyapisina yonelik tehditlerin tanimlanmasi ve engellenmesi konusunda koordinasyona ve uluslararasi isbirligine tesvik etmektedir. Burada one cikan bir diger onemli nokta, NATO'nun enerji guvenligine katacagi degerin (added value) ozellikle vurgulanmasidir. Bu vurgu, NATO'nun enerji guvenligi konusunda bundan sonra izleyecegi yol haritasini da belirginlestirmektedir. NATO, enerji guvenliginin saglanmasinda birbirlerini tekrarlayan, diger ulusal/uluslararasi aktorlerin girisimlerinin benzeri adimlardan kacinacagina isaret etmektedir.

Enerji guvenligi konusu, boylece Riga Zirvesi sonrasinda NATO'nun daha sonra yasanabilecek sorunlarin onlenebilmesi ve geleneksel olmayan, yeni guvenlik tehditlerine karsi onceden hazirlikli olunmasi amaciyla guvenlik mekanizmalarinin gelistirilmesini ongoren oncelikli konu basliklarindan biri haline gelmistir. Bu tarihten itibaren, NATO'nun basta Kuzey Atlantik Konseyi (North Atlantic Council) olmak uzere ilgili yapilarinin, enerji guvenliginin NATO oncelikleri baglaminda nasil ele alinacagi konusunu calismaya ve tartismaya basladiklari gorulmektedir.

NATO'nun enerji guvenligi konusunda nasil bir ek katki saglayabilecegi tartismalarinda, Ittifak uyesi ulkeler ile ortak ve paydas ulkeler arasinda isbirligi ve koordinasyonun artirilmasi, istihbarat paylasimina gidilerek enerji guvenligiyle ilintili konularda ortak tehdit degerlendirmesinin yapilmasi ve ozellikle NATO'nun uye ve ortaklarina kritik enerji altyapisinin korunmasi konusunda guvenlik destegi saglamasi gibi basliklar one cikmistir. Bu cercevede, NATO'nun ozellikle deniz yollarinin guvenligi (maritime security) ve onleme (interdiction) operasyonlarinda etkin rol oynayabilecegi yonunde bir yaklasimin sekillenmeye basladigi gorulmektedir. Bu yonde bir yaklasimin dogmasinin nedeni, ozellikle Iran-Irak Savasi sirasinda NATO uyesi ulkelerin Korfez bolgesindeki tanker trafiginin guvenliginin saglanmasi amaciyla organize edilen Operation Earnest Will'e katilarak edindikleri tecrube ve elde ettikleri basaridir. NATO acisindan enerji guvenliginin saglanmasi adina yurutulen bir diger onemli deniz guvenligi harekati 2001'den bu yana Akdeniz'de yurutulen Etkin Caba Operasyonu'dur (Operation Active Endeavour). NATO bu harekatla herhangi bir terorist saldiriya karsi Akdeniz'deki onemli guzergahlarin guvenligini saglamaktadir. Bati Avrupa'da tuketilen petrol ve dogal gazin yillik duzeyde yaklasik yuzde 65'i Akdeniz rotasiyla tasinmaktadir. Bu guzergahta yasanabilecek herhangi bir kesinti gerek askeri gerekse sivil hayat acisindan buyuk sorun teskil edecektir. Bu yeni yaklasimin, Riga'da kabul edilen Kapsamli Siyasi Kilavuz'da (Comprehensive Political Guidance) hayati kaynaklarin akisinda yasanacak kesintilerin yol acacagi istikrarsizligin Ittifak'in 10-15 yillik donemde karsi karsiya kalabilecegi en onemli risk ve tehditlerden biri oldugu yonundeki vurguyla yer aldigi gorulmektedir. NATO bu harekatla Akdeniz bolgesinde etkin guvenlik saglamaktadir.

NATO'nun Riga Zirvesi sonrasinda baslattigi enerji guvenligi konusunun ayri bir baslik olarak nasil ele alinmasi gerektigi yonundeki calismalarinin ilki NATO Savunma Koleji tarafindan duzenlenen "Enerji Guvenliginin Saglanmasi" baslikli konferanstir. Konferansta, NATO'nun bu alanda karsilasabilecegi sorunlar ve oynayabilecegi olasi rol uzerinde durulmus, baslica konu basliklari su sekilde sirlanmistir: Deniz yollarinin guvenligi icin gerekli hizmetlerinin saglanmasi; kacakciligin onune gececek operasyonel destegin verilmesi; enerji alt yapi ve uretim tesisleriyle boru hatlarinin guvenliginin saglanmasina katki verilmesi; uretici, tuketici ve gecis ulkeleri arasinda isbirliginin desteklemesi ve uye ulkeler arasinda koordinasyonu saglanmasi.

Burada ozellikle uluslararasi deniz yollarinin guvenliginin saglanmasi konusu one cikmaktadir. NATO'nun sahip oldugu deniz gucu ve guvenlik altyapisiyla, petrol dahil olmak uzere dunya ticaretinin onemli bir kisminin yapildigi deniz yollarinin, oncelikle de hassas gecis noktalarinin (chokepoints) guvenliginin saglanmasi konusunda etkin rol oynayabilecegi fikri one cikmistir.

Tum bu gelismelere ragmen, yapilan degerlendirmelerde ve hazirlanan raporlarda, enerji guvenligi konusunun hala Ittifak uyesi ulkelerle diger paydaslarin ulusal alanina girdigi ve bu nedenle de alinacak tedbirlerin ve yurutulecek guvenlik uygulamalarinin her ulkenin kendi kulturune, onceliklerine ve tehdidin dogasina bagli olarak degisebilecegi ozellikle vurgulanmaktadir. Diger yandan, konunun sadece devletler arasindaki isbirligini degil, ayni zamanda ozel sektor unsurlariyla ilgisinin de olduguna dikkat cekilmektedir. Bu, uluslararasi isbirliginin otesInde konuya farkli bir baksi acisiyla yaklasilmasi geregini karsimiza cikartmaktadir. Bu zaruret, NATO'yu en azindan bIr tur Isbirligi ve koordInasyon organi olarak geleneksel yaklasimindan farkli bIcImde gundeme tasimaktadir.

Bu, uluslararasi isbirliginin otesinde konuya farkli bir bakis acisiyla yaklasilmasi geregini karsimiza cikartmaktadir. Bu zaruret, NATO'yu en azindan bir tur isbirligi ve koordinasyon organi olarak geleneksel yaklasimindan farkli bicimde gundeme tasimaktadir.

Bu cercevede Riga Zirvesi'nin gorevlendirmesiyle Kuzey Atlantik Konseyince hazirlanan ve 2008'deki Bukres Zirvesine sunulan NATO's Role in Energy Security baslikli raporda, NATO'nun enerji guvenligi konusuna yapabilecegi katkinin su alanlarda daha anlamli olacagi tespit edildi: Bilgi ve istihbarat toplama ve paylasimi, istikrar aktarimi (projecting stability), uluslararasi ve bolgesel isbirliginin gelistirilmesi, acil durum yonetimi (consequence management) ve kritik altyapi unsurlarinin korunmasi.

2008 Bukres Zirvesi'nin sonuc bildirgesinde de bu rapora atifta bulunularak, Ittifak'in ozellikle enerji guzergahlari konusunda ciddi sikintilarla karsi karsiya kaldigi ve bu baglamda "enerji guvenligi alaninda muhtemel en yakin riskleri gorusmeye devam edece(gi)" vurgulandi. Ayrica NATO'nun enerji guvenligine katki saglama cabasinin uluslararasi toplumla esgudumlu ve ic ice olacagi da belirtildi. Zirve'de, orgutun kurulusunun 60. yilina denk gelen 2010 Zirvesi'ne sunulmak uzere, NATO'nun enerji guvenligi alaninda nasil bir yol izleyebilecegi ve ilerleme kaydedebilecegi konusunda kapsamli bir rapor hazirlanmasi da kabul edildi.

Enerji guvenligi konusunun ele alis sekline ve hazirlanan raporlar ile yayinlanan zirve bildirilerine bakildiginda, NATO'nun arz guvenligi merkezli geleneksel yaklasimdan cok boyutlu ve kritik enerji altyapi unsurlarinin korunmasini da iceren yeni bir yaklasima dogru soylemsel ve yapisal donusum baslattigi gorulmektedir. Bu cok boyutluluk NATO'yu, enerji guvenligi konusunda rol almaya calisan, kritik enerji altyapisina yonelik risk ve tehditlerin dogasi ve ciddiyeti konusunda uye ulkeler ve ortaklar arasinda uluslararasi duzeyde isbirligini saglamaya calisan uluslararasi bir guvenlik orgutu konumuna tasimistir.

Bukres Zirvesi sonrasinda bu konuda gerceklesen ilk etkinlik, 2004'te ozellikle Basra Korfezi'ndeki enerji zengini ulkelerin katilimiyla olusturulan Istanbul Isbirligi Girisimi (Istanbul Cooperation Initiative-ICI) catisi altinda, NATO ve Katar isbirliginde 19-20 Ekim 2008'de Doha'da duzenlenen enerji guvenligine odakli calistaydir. NATO Siyasi Iliskiler ve Guvenlik Politikalarindan Sorumlu Genel Sekreter Yardimcisi Buyukelci Martin Erdmann, calistayin acilisinda yaptigi konusmada, enerji guvenligini 21. yuzyilda genisleyen guvenlik sorunlarindan biri olarak nitelemis, terorizm ve bolgesel catismalarin yani sira kuresel isinma ve iklim degisikligi gibi basliklarin enerji guvenligini etkileyen unsurlar olduguna deginmistir. Erdmann, son donemde kritik enerji altyapi unsurlari olan rafineri, tanker ve boru hatlarina yonelik saldirilarin konunun onemini ve NATO'nun gelismelere mudahalesi acisindan takinmasi gereken tavri belirleyecek onemli gelismeler oldugunu vurgulamistir. Bu calistayin NATO'nun enerji guvenligine yonelik algisini degistirdigi ve cok boyutlu bir yaklasimin dogmasina neden oldugu belirtilebilir.

Ocak 2009'da Rusya ve Ukrayna arasinda yasanan ikinci gaz krizinin NATO'nun enerji guvenligine yonelik ilgisinin kurumsallasmasina onemli duzeyde etki ettigi soylenebilir. Konu, Strasbourg/Kehl Zirve Bildirgesinde "istikrarli ve guvenilir enerji arzi, guzergahlarin cesitlendirilmesi, tedarikciler ve enerji kaynaklari ile enerji aglarinin baglantisalligi" vurgusuyla ve dogrudan yer almistir. Bunda, NATO'ya yeni katilan eski Varsova Pakti uyesi ulkelerin Rusya'ya olan enerji bagimliliginin yarattigi guvenlik riskinin etkisi aciktir. Konu, NATO acisindan tek basina uye ulkelerin kendi ozel cikar ve guvenlik alanlarina ait bir konu olmaktan cikmaya baslamisti. Kisacasi, enerji guvenliginin, NATO dokumanlarina bir konu basligi olarak girmesini takip eden 10 yillik surecte yasanan gelismeler, enerji guvenligini NATO acisindan uzerinde hassasiyetle durulmasi gereken, oncelikli bir konuya donusturmustur.

Riga'dan Lizbon'a kadarki 10 yillik surede yasanan gelismelere ve yapilan tartismalara bakildiginda, NATO uyesi ulkeler arasinda enerji guvenliginin ne sekilde ele alinacagina dair bazi anlasmazliklarin oldugu gorulur. Ozellikle, enerji guvenligi ile baglantili tehdit algilamalarinin 5. madde cercevesinde degerlendirilip degerlendirilemeyecegi konusu, taraflarin uzerinde en cok durduklari baslica tartisma basliklarindan birisi olmustur. Ittifakin, Almanya ve Fransa gibi eski ve buyuk Avrupali uyeleri ortak bir Avrupa ve NATO enerji guvenligi yaklasimi tesisinden ziyade, uluslararasi enerji piyasasi ve ulusal guvenlik politikalarinin onceligine vurgu yaparak ureticilerle ikili iliskiler kurulmasini tercih etmekteydiler. Diger tarafta, ABD'nin de destekledigi, Ittifakin Orta ve Dogu Avrupali yeni uyeleri NATO'nun, AB ile uyum icerisinde daha kapsamli ve genel, yeni bir yaklasim gelistirmesi gerektigini savunmaktaydilar. Bu gorus farkliligi, oydasma ile karar alan NATO'nun, enerji guvenligi basligi altinda butuncul politikalar gelistirebilmesinin onundeki en buyuk engel olarak belirginlesmistir. Fakat Rusya'nin sebep oldugu tehdit algisi, AB-NATO iliskilerinde konuyu kacinilmaz bicimde gundeme tasimaktadir.

Bu yaklasim, kuresel ve bolgesel duzeylerde yasanan ve yasanmasi muhtemel gelismelerle desteklenerek, enerji guvenliginin jeopolitik-jeostratejik onceliklerden bagimsiz bicimde ele alindigi, ureticilerle tuketiciler arasinda isbirligini one cikartan, enerjinin uygun fiyatta saglanabildigi istikrarli ve guvenilir bir agin kurulmasi gerektigi fikrine isaret etmektedir. Bu baglamda NATO'nun uyeleriyle ortaklari arasinda, isbirligini ongoren bir bakis acisinin hakim oldugu ortak bir zemin yaratma potansiyeli bulunmaktaydi. Alan disi gorevlerle kendisine kuresel alanda guvenlik saglayan mesru bir yapilanma rolu bicilmeye baslanan NATO'nun, ozellikle enerji guvenligi konusunu, rekabet ve ozel cikarlarin belirginlestigi bir alan olmaktan cikartarak isbirligine vurgu yapilan bir basliga cevirmesi mumkun olabilirdi.

Lizbon Zirvesi ve Yeni Stratejik Konsept

Enerji guvenligi konusunun NATO'nun gundemine temel bir guvenlik konusu olarak girdigi zirve 19-20 Kasim 2010 Lizbon Zirvesi'dir. NATO'nun kurulusunun 60. yilina denk gelen 2010 Lizbon Zirvesi, oncelikle Ittifak'in 11 Eylul saldirilari sonrasi donemde degisen guvenlik ortamini ele aldigi ve genisleme surecini kapsamli bir sekilde degerlendirerek yeni tehditleri tanimladigi zirve olmustur. Zirve'de NATO'nun yeni donemde izleyecegi politikalarin tanimlandigi yeni Stratejik Konsept de onaylanmistir. NATO'nun yedinci Stratejik Konsept'i olan bu belge, enerji guvenligi konusunu Ittifak'in oncelikli guvenlik konularindan biri olarak tanimlamistir. Ittifak uyesi ulkeler, yeni Stratejik Konsept'te uluslararasi ticaret, enerji guvenligi ve refah icin sart olan iletisim, ulasim ve transit guzergahlara giderek bagimli hale geldiklerini kabul etmislerdir. Bu nedenle, bu yollarin olasi bir saldiridan korunmasi ve ticaretin kesintiye ugramamasini garanti altina almak icin daha fazla uluslararasi caba gosterilmesi konusunda fikir birligine varmislardir.

Enerji guvenligi, Lizbon Zirvesi sonrasinda aciklanan Bildirge'de (Summit Declaration), "nukleer silahlarin yayilmasi, terorizm, deniz guvenligi ve siber guvenlik"le birlikte, uluslararasi toplumun gundeminde yer edinen yeni ulus otesi tehditlerden (trans-national challanges) biri olarak tanimlanmistir. Bildirge'nin 41. Paragrafinda soyle deniliyordu:

Surekli ve guvenilir enerji arzi, enerji kaynak, saglayici ve guzergahlarinin cesitlendirilmesi ile enerji aglarinin birbirlerine baglanmasi kritik oneme sahiptir. Ittifak, onceki zirveler ve yeni Stratejik Konsept'le uyumlu bicimde enerji guvenligi alanindaki en acil riskler uzerinde istisarelere devam edecektir. NATO'nun katma deger saglayabilecegi alanlara yogunlasarak, enerji guvenligi kapasitesini daha da artiracagiz.

Yeni stratejide, NATO'nun enerji guvenligi konusunda katki saglayabilecegi alanlarin belirlenerek, NATO'nun bu alanlarda faaliyette bulunmasini saglayacak imkan ve kabiliyetleri gelistireceginin de belirtilmesi onemlidir. Bu, NATO'nun enerji guvenligini tehdit eden/edebilecek risk/tehditlere yonelik dusunsel ve kurumsal bir takim adimlar atacagina isaret etmektedir. Paragrafin devaminda NATO'nun bu sureci nasil yuruteceginin cercevesi ortaya konmustur:

NATO'nun enerji guvenligi alanindaki politika ve faaliyetlerini gelistirirken, karar verdigimiz uzere ortaklarimizla ve diger uluslararasi aktorlerle istisare ve isbirligini gelistirecek, gerektiginde enerji guvenligi mulahazalarini NATO politikalarina ve faaliyetlerine eklemleyecegiz.

Burada, Ittifak'in ortaklariyla ve diger uluslararasi aktorlerle yapilacak istisare ve isbirligi ile bunun sonucunda ortaya cikacak mulahazalar isiginda enerji guvenligi konusunun, NATO'nun politikalari ve faaliyetlerine eklemlenmesine yapilan vurgu onemlidir. Bu NATO'nun konuyu bolgesel ve kuresel isbirligi penceresinden degerlendirdigini gostermektedir.

NATO, aralarinda enerji guvenligi konusunun da yer aldigi yeni (geleneksel olmayan) tehditlere yonelik politikalarini belirlemek ve uygulamayi izlemek amaciyla, Agustos 2010'da zirve oncesinde Yeni Guvenlik Sorunlari Birimini (Emerging Security Challenges Division) kurdu. Bu adimla Atlantik'in iki yakasindaki muttefiklerin guvenligini etkileyebilecek alanlardaki calismalar ilk defa sistemli bicimde bir araya getiriliyordu. Yeni birime gelismeleri izlemenin otesinde, stratejik analizler yapma yetenegi ve kapasitesi de saglanarak etkin bir yapi haline donusmesi saglanmistir.

Zirve sonunda Kuzey Atlantik Konseyi, Aralik 2011'de yapilacak Disisleri Bakanlari zirvesine kadar enerji guvenligi konusunda elde edilen ilerlemeyi gosteren bir ara rapor hazirlamakla gorevlendirildi. Bu rapor hazirlanirken, jeopolitik ve jeostratejik on celiklerden ziyade NATO'nun sahip oldugu imkan ve kabiliyetlerin enerji guvenligine ne gibi bir katma deger saglayabilecegine yogunlasilmasi istenmisti. Bu alanlarin belirlenmesi ve sonrasinda sekillendirilecek NATO politika ve faaliyetlerinde, enerji guvenligine katki saglayabilecek ortaklar ile uluslararasi aktorlerin tanimlanmasinda genel cerceveyi belirleyecek olan ise Stratejik Konsept'ti. Konsept, enerji guvenligi konusuna "Security Environment" ana basligi altinda 13. paragrafta su sekilde deginmekteydi:

Tum devletler; uluslararasi ticaret, enerji guvenligi ve refahin dayandigi hassas ulasim ve transit guzergahlarina artan bicimde bagimlidirlar. Bunlarin saldiri ya da kesintilere karsi dayanikliliginin saglanmasi daha fazla uluslararasi cabayi gerektirmektedir. Bazi NATO ulkeleri enerji ihtiyaclarini karsilamada yabanci enerji arzina, bazi durumlarda ise yabanci enerji arz ve dagitim aglarina daha fazla bagimli olacaklardir. Dunya tuketimi giderek artan miktarda ve kuresel alanda dunyanin bir tarafindan digerine tasindikca, enerji arzinda da artan bicimde kesintilerle karsi karsiya kalinacaktir.

Bu paragrafta, genel ve geleneksel jeopolitik-jeostratejik soylemin etkisi ve agirligi hissedilmekle birlikte, Konsept'in genel havasinin ve beklentilerinin, enerji guvenligi konusunun uluslararasi aktorlerle birlikte ve NATO'nun genel oncelik ve cikarlariyla uyumlu bir isbirligi alanina cevrilmesi yonunde oldugu gorulmektedir. Enerji guvenligi, konunun dogasi geregi ve NATO icerisindeki farkli yaklasimlarin varligi nedeniyle kisa surede kapsamli ve genel kabul goren ortak bir NATO politikasinin gelistirilebilecegi bir alan degildir. Fakat yine dogasi geregi, zaman icerisinde uretici-tuketici dengesini de gozeten, uzerinde ortak bir anlayisin olusturulabilecegi, catismadan ziyade isbirligini one cikartan bir alan olma potansiyeline sahiptir. Enerji guvenligi kavraminin genis ve belirsiz (elusive) tanimi buna imkan tanimaktadir.

Enerji guvenliginin yukarida tartisildigi uzere, askeri, ekonomik, ticari ve siyasi cok cesitli boyutlari bulunmaktadir. Bu boyutlarin, catismayi ve anlasmazligi one cikartan yonlerinden ziyade isbirligine imkan veren kismi uzerinde yogunlasmak, hem NATO uyesi ulkelerin cikarlarina hizmet edecek, hem de kuresel alanda enerji guvenligine yonelik ortak bir dil gelistirilmesine katki saglayacaktir. Bu cercevede, ozellikle NATO'nun harekat kabiliyetini gelistirmeyi amaclayan ve enerji guvenligi ile ilintili dogrudan calismalar yapmak uzere Litvanya'da Temmuz 2012'de bir Enerji Guvenligi Mukemmeliyet Merkezi (NATO Energy Security Center of Excellence) kurulmasi da, NATO'nun uye ulkeler ile ortaklar arasinda konuya yonelik ortak ve kapsamli bir bakis acisi olusturulmasi adina onemli bir adimdir.

2012 Sikago Zirvesi ve Sonrasi

20-21 Mayis 2012'de NATO'nun son zirvesi olan Sikago'da bir araya gelen devlet ve hukumet baskanlarinin NATO'nun gelecegi uzerine yaptiklari degerlendirme "akilli savunma" (smart defence) olgusunu gundeme getirmistir. Uluslararasi ekonomik kriz ile Arap Bahari gibi NATO'yu yakindan ilgilendiren bolgesel degisimlerin etkisi altinda, uye ulkelerin savunma butcelerinin kisitlanmasi ve birbirini tekrar eden savunma girisimlerinin onune gecilmesi adina onemsenen yeni konsept, enerji guvenligi alaninda da kendisini gostermis tir. Burada akilli guvenlikle sinirli kaynaklarin olabildigince etkin (efficient and effective) bicimde kullanilmasi kastedilmektedir. Konuya enerji acisindan bakildiginda, yeni donemde NATO acisindan ortak gorev guclerinin kurularak enerji altyapisinin korunmasi, kaynak talebinin geleneksel enerji kaynaklarina ihtiyacin azaltilmasi yoluyla cesitlendirilmesi, enerji tasarrufu gibi basliklar one cikmaktadir. Nitekim NATO, yeni donemde enerji ile ilintili bicimde cevre konulariyla da ilgileneceginin sinyallerini vermektedir.

Zirve bildirgesinde enerji guvenligi konusu kapsamli bir paragrafla ele alinmistir. Paragrafin basinda onceki zirvelerde vurgulanan noktalar tekrar one cikartilarak "Surekli ve guvenilir enerji arzi, enerji kaynak, saglayici ve guzergahlarinin cesitlendirilmesi ile enerji aglarinin birbirlerine baglanmasi kritik oneme sahiptir" denilmektedir.

Ittifak uyeleri ilk defa bu bildirgede, yukarida belirtilen enerji guvenligi konularinin ulusal hukumetlerin sorumlulugu oldugunu belirtilmekle birlikte, NATO'nun da diger uluslararasi orgutler gibi konuyu yakindan izledigine vurgu yapmaktadirlar. Ayrica NATO'nun simdiye kadar enerji guvenligi alanindaki gelismeleri yakindan izledigi ve bundan sonra da izlemeye devam edecegi belirtilmektedir. Paragrafin devaminda NATO'nun ek katki saglayabilecegi alanlarda yogunlasacagi belirtilerek bu alanlarin neler olacagi siralanmaktadir:

Bu amac dogrultusunda birliklerimizin enerji etkinligini onemli olcude gelistirmek, kritik enerji altyapisinin korunmasini saglayacak yeterliligimizi artirmak ve tek tek olaylar ozelinde ortaklarimizla danisarak yuruttugumuz yardim faaliyetlerimizi artirmak icin calisacagiz.

Kisaca enerji guvenligi konusunun siyasi boyutu, jeopolitik ve stratejik yonleri nedeniyle sorun yaratan bir hal alma potansiyeli tasimaktadir. Ekonomik boyut ise fiyat dengeleri, ticari iliskiler ve ozel sirketler gibi unsurlari barindirmakta ve ozellikle de petrol piyasasini uluslararasi dengeler belirlemektedir. NATO, bu iki boyutu da dikkate almakla birlikte, isbirligi ve uzlasmayi one cikartan, boylece uye ulkelerin ve ortaklarin cikarlarina hizmet eden enerji guvenligine pozitif, sinirli ve dogru bicimde odaklanmis bir rol edinmesi mumkundur ve gereklidir.

Sonuc

Enerji guvenligine yonelik ortaya cikacak herhangi bir tehdidin/riskin NATO uyesi ulkelerden herhangi birinin ya da bir kisminin istikrar ve guvenligini tehdit etmesi ihtimali ortadadir. Bu durum, enerji guvenligi konusunu NATO'nun gundem basliklarindan birine donusturmektedir. Bu baglamda enerji guvenliginin askeri ve guvenlik boyutu oldugu asikardir. Bu boyutta askeri mudahale, terorizmle mucadele ve askeri koruma gorevleri gibi basliklar karsimiza cikmaktadir. Enerji guvenliginin sivil boyut olarak niteleyebilecegimiz boyutunda ise dogal ve insan kaynakli felaketlere ve kazalara yonelik alinacak onlemler ve bunlarin yasanmasi sonrasinda yurutulecek faaliyetler yer almaktadir. Bu boyutlarda NATO'nun uye ve ortaklara saglayabilecegi destegin onemli oldugu gorulmektedir.

Yukarida da deginildigi uzere NATO uyesi ulkeler genelde enerjiyi tuketen fakat yeterli kaynaga sahip olmayan ulkelerdir. Turkiye gibi bazi uyeler ise hizla buyuyen ekonomileriyle enerjiye yonelik artan ihtiyaclarinin yani sira cografi konumlari nedeniyle de gecis (transit) ulkesi olarak dikkat cekmektedirler. Diger yandan NATO, Baris Icin Ortaklik Programi cercevesinde Azerbaycan gibi Hazar kiyisindaki ureticilerle ya da Orta Asya cumhuriyetleriyle; Akdeniz Diyalogu ve Istanbul Isbirligi Girisimi cercevesinde Kuzey Afrika ve Ortadogu ulkeleriyle; NATO-Rusya Konseyi baglantisiyla AB'nin en buyuk enerji saglayicisi konumundaki Rusya ile NATO-Ukrayna ve NATO-Gurcistan konseyleri gibi yapilanmalarla da diger gecis ulkeleriyle yogun bir iliskiler agi gelistirmistir. Bu iliskilerin enerji guvenligi konusunu, Stratejik Konsept'te de yer aldigi uzere cok farkli boyutlari kapsar bicimde NATO'nun gundemine tasidigina suphe yoktur.

NATO, enerji guvenligi baglaminda bolgesel boyutlari (Karadeniz, Hazar, Guney Dogu Akdeniz ve Ortadogu vb) one cikartan kuresel bir isbirligi ortami/mekanizmasi yaratabilir. Teknoloji transferinden askeri isbirligine kadar varan genis bir yelpazede, ittifak uyeleri, ortaklar ve ilgili uluslararasi aktorleri bir araya getirmeyi hedefleyen bu tur bir yaklasim, yeni Stratejik Konsept'in dogasiyla da uyumlu olacaktir. Bu cercevede enerji guvenligi konusu, NATO'nun Acik Kapi (Open Door) politikasinin amaclarina hizmet edebilecek bir ana baslik olarak ortaya cikmaktadir. Enerji guvenligi konusu NATO'nun son donemde olusturdugu mekanizmalar icinde ve arasinda NATO'nun rolunu artirmaya ve kimligini mesrulastirmaya hizmet edebilecek bir isbirligi alanina donusturulebilir.

Yeni Konsept'in savunma ve caydiricilik basligi altinda NATO'ya verdigi gorev, elindeki tum imkan ve kabiliyetleri (full range of capabilities) kullanarak NATO uyesi ulkelerin/halklarin guvenligine (safety and security) yonelecek her turlu tehdide karsilik gerekli onlemleri alarak, tehdidi caydirmak ve savunmaktir (deterrence and defence). Savunma ve caydiricilik Konsept'in ana basliklaridir. Enerji guvenligi de NATO'nun karsi karsiya bulundugu yeni tehditlerden bir tanesi olarak anilmaktadir. Bu baglamda, yeni Konsept'in NATO'nun enerji guvenligine katki saglayacak imkan ve kabiliyetleri gelistirmesini ongordugu belirtilmelidir. Bu beklenti, caydiricilik ve savunma

Bu beklenti, caydiricilik ve savunma konusunun bir diger basligi olarak belirginlesen terorizmle mucadele konusuyla da ilintilidir. NATO'nun uluslararasi terorizmle mucadele konusunu da ayni hassasiyetle ele aldigi gorulmektedir. Kritik altyapinin korunmasi, terorizmle mucadele ve enerji guvenligi konulari tam da bu noktada ic ice gecmekte ve NATO acisindan uye ulkeleri, ortaklari ve muhtemel komsulari da kapsayan zorunlu ve mesru bir isbirligi alanini karsimiza cikartmaktadir. Kriz yonetimi de dahil olmak uzere NATO'nun sorunlarin her boyutunda elindeki imkan ve kabiliyetlerle sureclerin bir parcasi olmasi zorunlulugu olusmaktadir.

Tum bu tehditleri ve bunlara karsi alinabilecek onlemleri kapsamli bicimde degerlendirebilecek ve bu cercevede koordinasyon saglayabilecek, gerekli tecrube, bilgi birikimi ve kapasiteye sahip yegane guvenlik yapilanmasi olarak one cikan NATO'nun, enerji guvenligi konusunu guvenliklestirmeden bir isbirligi konusuna donusturme ve bunu uygulama potansiyeli vardir. Bu da kacinilmaz olarak NATO'nun dogrudan ve dolayli bicimlerde, enerji guvenligi konusuna egilmesi anlamina gelmektedir.

Summary

Energy is one of the essentials in our daily lives. The leading factor that determines quality of life is easy access to energy. Energy security matters because energy is essential to economic growth and human development. Energy security has emerged as an issue of great importance. As well as the traditional aspects of energy security, a myriad of new aspects has emerged and continues to emerge such as tight oil and gas markets, increasing prices, alternative energy sources and their role, the threat of terrorism, instability in some exporting and importing countries, geopolitical rivalries, and the increasing need for energy to fuel economic growth. The concept of energy security is vague. Energy security is an umbrella term that covers many concerns linking energy, economic growth and political power.

NATO leaders recognize that the disruption of the flow of vital resources could affect Alliance security interests. At the Bucharest Summit in April 2008, the Allies noted a report on "NATO's Role in Energy Security," which identifies guiding principles and outlines options and recommendations for further activities. These were reiterated at the Strasbourg-Kehl Summit in April 2009 and the Lisbon Summit in November 2010. There is no agreement on the definition of energy security in NATO as it differs based on each country's needs; however, there is a paragraph in the NATO concept from 2010 that states the importance of energy security, and in 2012 there was further agreement that NATO wants to be involved in energy security and energy efficiency of military forces.

(1) Ayrintilar icin bkz. World Energy Outlook 2012, Paris, OECD/iEA, 2012.

(2) NATO ile ilgili degerler ve farkli senaryolar icin bkz. Philippe Vitel. (Rapporteur), A Sustainable Energy Strategy for the Alliance, 224 STCEES 10 E rev 1, http://www.nato-pa.int/default.asp?SHORTCUT=2074.

(3) Bkz. "Lisbon Summit Declaration issued by the Heads of State and Government participating in the meeting of the North Atlantic Council in Lisbon, 20 November 2010", http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_68828.htm ve Active Engagement, Modern Defence, Strategic Concept for the Defence and Security of the Members of the North Atlantic Treaty Organization, Lizbon Zirvesi, 19-20 Kasim 2010, http://www.nato.int/cps/erVnatolive/official texts 68828.htm?mode=pressrelease.

(4) Enerji guvenliginin tanimi uzerine degerlendirmeler icin bkz. Lynee Chester, "Conceptualising Energy Security and Making Explicit its Polysemic Nature", Energy Policy, Cilt 38, No 2, 2010, s. 887-895; A. F. Alhajji, "The Meaning of Energy Security", 22 Agustos 2006, http://blog.usaee.org/?q=node/8#top; B. Kruyt, D. P. van Vuuren, H. J. M. de Vries ve H. Groenenberg, "indicators for Energy Security", Energy Policy, Cilt 37, No 6, 2009, s. 2166-2181.

(5) The New Energy Security Paradigm, World Economic Forum Energy Vision Update, 2006, http://www.weforum.org/pdf/Energy.pdf.

(6) Daniel Yergin, "Ensuring Energy Security", Foreign Affairs, Cilt 85, No 2, Mart-Nisan 2006, s. 69-70.

(7) ibid.

(8) Konuyla ilgili kapsamli bir calisma icin bkz. Cenk Pala, 20.Yuzyilin Seytan Ucgeni:ABD-PetrolDolar: 'Petrol Krizlerinin Perde Arkasi', istanbul, Yasak Elma, 2007. Ayrica bkz. Daniel Yergin, The Prize: The Epic Quest for Oil, Money and Power, New York, Simon and Schuster, 1991.

(9) OPEC ile ilgili ayrintili ve guncel bilgi icin bkz. http://www.opec.org/opec_web/en/.

(10) Pala, 20.Yuzyilin seytan Ucgeni, s. 77 ve 79; Fahir Armaoglu, 20.Yuzyil Siyasi Tarihi (19141980), Ankara, Turkiye Is Bankasi Kultur Yayinlari, 1989, s. 725.

(11) OAPEC, petrol ihrac eden Arap ulkelerince, 1967 savasi sonrasinda OPEC uyesi ulkelerden beklenen siyasal destegin saglanamamasi nedeniyle ve bu ulkelerin Arap devletlerinin ulusal petrol politikalarina mudahale etmelerini onlemek amaciyla Suudi Arabistan, Libya ve Kuveyt tarafindan Ocak 1968'de kuruldu. Takip eden donemde petrol ihrac eden tum Arap devletleri orgute dahil oldular. Orgut, Kaddafi'nin Eylul 1969'da askeri darbeyle iktidara gelmesi sonrasinda radikal bir cizgiye kayarak petrolu politik silah olarak kullanma politikasini benimsedi. 1973'te Petrol Krizi ile gundeme gelen orgut, 1979'da israil ve Misir'in Camp David'de anlasmasiyla birligini ve siyasi etkinligini yavas yavas kaybetti. Pala, 20.Yuzyilin Seytan Ucgeni, s.81-92. OAPEC ile ilgili ayrintili ve guncel bilgi icin bkz. http://oapecorg.org/index.html.

(12) Charles issawi, "The 1973 Oil Crisis and After", Journal of Post Keynesian Economics, Cilt 1, No 2, Kis 1978-1979, s. 3-26 ve M. S. Daoudi ve M. S. Dajani, "The 1967 Oil Embargo Revisited", Journal of Palestine Studies, Cilt 13, No 2, Kis 1984, s. 65-90.

(13) Pala, 20.Yuzyilin Seytan Ucgeni, s. 121-135.

(14) Uluslararasi Enerji Ajansi ile ilgili ayrintili ve guncel bilgi icin bkz. http://www.iea.org/.

(15) Yergin, "Ensuring Energy Security", s. 75; "Uye Ulkeler iEA araciligiyla artan ithal enerji bagimliligi sorununu gUndemlerine almis oldular. Amaclari yerel petrol Uretimini arttirmak, enerji kaynaklarini cesitlendirmek ve enerji verimliligini arttirmak olarak tanimlanmisti. Alinan onlemler dogrudan OECD'nin net enerji ithalatini etkileyerek talebin yUzde oraninda azalmasini sagladi. Azalan talep ve Uretici Ulkelerin artan petrol Uretimi arz fazlasina yol acti ve petrol fiyatlari 1986'da dibe vurdu." Konunun ayrintili bir degerlendirmesi icin bkz. Mehmet Efe Biresselioglu, "NATO'nun Degisen Enerji GUvenligi Algisi: TUrkiye'nin Olasi Konumu", Uluslararasi iliskiler Dergisi, Cilt 9, No. 34, Yaz 2012, s. 231.

(16) Bu donem ve degiSimle ilgili kapsamli degerlendirmeleri icin bkz. Yergin, The Prize; Volkan S. Ediger, "Enerji Arz Guvenligi ve Ulusal Guvenlik Arasindaki IliSki", Stratejik AraStirmalar Merkezi (SAREM), Enerji Arz Guvenligi, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 2007, s. 1-48; Michael T. Klare, Resource Wars: The Chancing Landscape of Global Conflict, New York, Henry Holt, 2001; Kenneth S. Deffeyes, Beyond Oil: The View From Hubbert's Peak, New York, Hill & Wang, 2006.

(17) Bu konularin kapsamli bir degerlendirmesi icin bkz. Daniel Yergin, The Quest: Energy, Security, and the Remaking of the Modern World, New York, The Penguin Press, 2011. Ayrica bkz. The New Energy Security Paradigm.

(18) Cenk Pala, "Rusya Federasyonu Enerji Politikasi ve Enerji Guvenligine Etkileri", Stratejik AraStirmalar Merkezi (SAREM), Enerji Arz Guvenligi, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 2007, s. 49-92; Mitat Celikpala, "Rus Enerji Stratejisi", Stratejik Analiz, No 94 Ankara, ASAM, Subat 2008, s. 55-62; Energy Strategy of the Russian Federation to the Year 2020, http://www.iea.org/textbase/papers/2003/strategy2020.pdf ve http://ec.europa.eu/energy/russia/presentations/ doc/energy-strategy2020_en.pdf.

(19) Ediger, "Enerji Arz Guvenligi", s. 29-32.

(20) Jonathan Stern, "The 2006 Russian-Ukrainian Energy Crisis of 2006", Asia-Pacific Review, Cilt 13, No 1, 2006, s. 33.

(21) Michael Ratner, Paul Belkin, Jim Nichol ve Steven Woehrel, Europe's Energy Security: Options and Challanges to Natural Gas Supply Diversification, Congressional Research Service, 13 Mart 2012, 7-5700, www.crs.gov.

(22) Green Paper A European Strategy for Sustainable, Competitive and Secure Energy http://ec.europa.eu/energy/strategies/2006/2006_03_green_paper_energy_en.htm.

(23) Zirve ile ilgili her turlu bilgi ve degerlendirme icin Zirve'nin resmi sayfasina bakilabilir: Official website of G8 Presidency of Russian Federation in 2006, http://en.g8russia.ru/

(24) Vladimir Putin'in zirve oncesi yaptigi genel degerlendirme icin bkz. Vladimir Putin, "Enerji: Kuresel Sorun", Cumhuriyet, 2 Mart 2006.

(25) Zirve Bildirgesi icin bkz. G8 Summit Declaration on Counter-Terrorism St.Petersburg, July 16, 2006, http://en.g8russia.ru/docs/17.html.

(26) Rusya-Gurcistan Savasi ve etkileri icin bkz. independent international Fact-Finding Mission on the Conflict in Georgia, Report, Eylul 2009, http://www.ceiig.ch/Report.html; Amnesty international, Civilians in the Line of Fire: The Georgia-Russia Conflict, Londra, 2008; Mitat Celikpala, "Kafkasya'daki Son Gelismeler: Kuresel Hakimiyet Mucadelesi ve Turkiye", Stratejik Analiz, No 101, ASAM, Ankara, Eylul 2008; Nikolai Sokov, The South Caucasus Corridor after the Russian-Georgian War, PONARS Eurasia Policy Memo No 49, Monterey institute of international Studies, Ocak 2009, http://www.ponarseurasia.org/sites/default/files/policymemos-pdf/pepm_049.pdf.

(27) Bu gelisme Ukrayna ile yasanan fiyat anlasmazligi ve odemelerin yapilmamasi gerekcesiyle RF'nin 1 Ocak 2009'da Ukrayna'ya gaz satisini durdurmasidir. 13 Ocak'a kadar devam eden bu kesinti, Avrupa'ya giden gaz miktarinin azalmasina ve ardindan da tamamen kesilmesineneden olmustur. Gaz kesintisi basta Almanya, Fransa ve Belcika olmak uzere 20'ye yakin Avrupa ulkesini etkilemis, Rusya'nin Ukrayna uzerinden Bulgaristan, Turkiye, Yunanistan ve Makedonya'ya verdigi gaz da kesilmistir. Anlasmazlik taraflarin AB'nin araciliginda 19 Ocak'ta, Rusya dogalgazinin Ukrayna araciligiyla Avrupa'ya transit aktarimi ve Ukraynali tuketicilere gaz sevkiyati konularinda 10 yil gecerli iki sozlesme imzalamasiyla cozulse de, etkileri gunumuzde de hissedilmektedir. Eric Pardo Sauvageot, "The Second Energy Crisis in Ukraine in 2009: Russo-Ukrainian Negotiations up to 2010 and the Role of the European Union, Analysis of a Challenge to the EU Diplomacy", http://www.jhubc.it/ecpr-porto/virtualpaperroom/033.pdf.

(28) Lior Tabansky, "Critical infrastructure Protection against Cyber Threats", Military and Strategic Affairs, Cilt 3, No 2, Kasim 2011, s. 61-78.

(29) Enerji guvenligi tanimi icin bkz. A. F. Alhaji, "What is Energy Security", Energy Politics, Cilt iV, Bahar 2008, s. 62-82; Ediger, "Enerji Arz Guvenligi", s. 3; Felix Ciuta, "Conceptual Notes on Energy Security: Total or Banal Security?", Security Dialogue, Cilt 41, No 2, 2010, s. 123-144; USAK, Kritik Enerji Altyapisi ve Guvenligi, Kritik Enerji Altyapi Guvenligi Projesi Sonuc Raporu, No 3, Ankara, 2011.

(30) Hisham Khatib, "Energy Security", Energy and the Challange of Sustainability, UNDP, 2000, s. 112-131.

(31) Daniel Yergin, "Energy Security and Markets", Jan H. Kalicki ve David L. Goldwyn (der.), Energy and Security: Toward a New Foreign Policy Strategy, Washington D. C., Woodrow Wilson Press and Johns Hopkins University Press, 2005.

(32) NATO'nun boru hatti sistemi ile ayrintili bilgi icin bkz. "NATO Pipeline System", http://www.nato.int/cps/en/natolive/topics_56600.htm.

(33) Lord Joppling. (Rapporteur), Energy Security: Co-operating to Enhance the Protection of Critical Energy infrastructures, 157 CDS 08 E rev 1, http://www.nato- pa.int/default.asp?SHORTCUT=1478.

(34) Biresselioglu, "NATO'nun Degisen Enerji Guvenligi Algisi".

(35) NATO, "The Alliance's New Strategic Concept, agreed by the Heads of State and Government participating in the Meeting of the North Atlantic Council", 7-8 Kasim 1991 http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_23847.htm.

(36) Biresselioglu, "NATO'nun Degisen Enerji Guvenligi Algisi", s. 233.

(37) NATO, "The Alliance's Strategic Concept", 24 Nisan 1999, http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_27433.htm?selectedLocale=en.

(38) ibid.

(39) Bu kriz NATO'nun Avrupali uyelerinin neredeyse tamamini dogrudan etkilemistir. Ukrayna'ya akan gazin tamaminin durmasinin otesinde, Macaristan Rusya'dan aldigi gazin yuzde 40'ini, Avusturya, Slovakya ve Romanya yuzde 33'unu, Fransa yuzde 30'unu ve Polonya yuzde 14'unu kaybetmistir. Biresselioglu, "NATO'nun Degisen Enerji Guvenligi Algisi", s. 233; Peeter Vahtra, "Energy Security in Europe in the aftermath of 2009 Russia-Ukraine Gas Crisis", Kari Liuhto (der.), The EU-Russia Gas Connection: Pipes, Politics and Problems, Turku, Pan-European institute, No 8, 2009, s. 158-165.

(40) Ediger, "Enerji Arz Guvenligi", s. 26-30; Report of independent Task Force, Russia's Wrong Direction: What the United States Can and Should Do?, No 57, Washington D. C. Council on Foreign Relations, Mart 2006.

(41) Oliver Geden, Clemence Marselis ve Andreas Maurer, Perspectives for the European Union's External Energy Policy: Discourse, ideas and interests in Germany, the UK, Poland and France, Working Paper FG1, Berlin, SWP, 17 Aralik 2006.

(42) "NATO: Defending Values and Security", NATO Secretary General Jaap de Hoop Scheffer at the National School of Public Administration, Varsova, Polonya, 16 Subat 2006, http://www.nato.int/docu/speech/2006/s060216a.htm.

(43) "Enerji Altyapisinin Korunmasinda Bilim, Is Dunyasi ve Teknoloji" (Science, Business & Technology for Critical Energy infrastructure Protection) basligini tasiyan ve 32 ulkeden temsilci ve uzmanin katildigi NATO Forumu'nda, esas olarak savas ve baris zamanlarinda ortaya cikabilecek herhangi bir enerji kesintisi karsisinda alinabilecek tedbirler gorusulmustur. Ediger, "Enerji Arz Guvenligi", s. 33

(44) Bkz. Jos van Gennip. (Rapporteur), Energy Security, 170 ESC 06 E, http://www.nato-pa.int/default.asp?SHORTCUT=1000.

(45) NATO'nun Riga Zirvesi ile ilgili ayrintili bilgi ve resmi dokumanlar icin bkz. NATO Riga Zirvesi'nin resmi web sayfasi, http://www.nato.int/docu/comm/2006/0611-riga/index.htm.

(46) Kacinski bu onerisini uluslararasi kamuoyuna 5 Kasim 2006'da Financial Times'a verdigi mulakatta acikladi. Bkz. J. Cienski ve S. Wagstyl, "Poland Proposes an EU Army Tied to Nato", Financial Times, 5 Kasim 2006, http://www.ft.com/.

(47) Dick Lugar, "Energy and NATO", Senator Lugar's keynote speech to the German Marshall Fund conference on Monday, November 27, 2006 in Riga, Latvia, in advance of the NATO Summit, http://lugar.senate.gov/energy/press/speech/riga.cfm. Ayrica bkz. Joppling, Energy Security.

(48) Lugar, "Energy and NATO".

(49) NATO, "Riga Summit Declaration", 29 Kasim 2006, http://www.nato.int/docu/pr/2006/p06-150e.htm.

Mitat CELIKPALA, Doc. Dr., Uluslararasi iliskiler Bolumu, iiSBF, Kadir Has Universitesi, istanbul. E-posta: mitat@khas.edu.tr. Bu makale, yazarin istanbul Bilgi yayinlarinca Mustafa Aydin editorlugunde hazirlanan Guvenlik Serisi'nin dorduncu kitabi olan Enerji Guvenligi: NATO'nun Yeni Tehdit Algisi (istanbul: Bilgi Universitesi Yayinlari, No. 433, Agustos 2013) baslikli kitap esas alinarak hazirlanmistir.

Tablo 1: NATO'nun Enerji Tuketiminin Dunya Tuketimindeki Yeri

NATO        37%
Rusya       6%
Cin         20%
Hindistan   4%
Japonya     4%
Dunyanin    27%
  geri
  kalani
Brezilya    2%

Kaynak: Biresselioglu, "NATO'nun Degisen Enerji Algisi", s.236.

Note: Table made from pie chart.
COPYRIGHT 2014 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2014 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Celikpala, Mitat
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Geographic Code:4EXRU
Date:Jan 1, 2014
Words:9399
Previous Article:Ballistic missile threat and NATO's missile defense shield: an analysis from Turkey's perspective/Fuze tehdidi ve NATO fuze kalkani: Turkiye...
Next Article:NATO's emerging threat perception: cyber Security in the 21st century/Nato'nun gelisen tehdit algisi: 21. yuzyilda siber guvenlik.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters |