Printer Friendly

Dynamics of cooperation and conflict in NATO-EU relations/NATO-AB iliskilerinde isbirligi ve catisma dinamikleri.

Giris

Soguk Savasin sona ermesiyle birlikte uluslararasi guvenlik gundemi acliktan kadin sorunlarina, cevrenin kirletilmesinden ekonomik istikrarsizliklara ve hatta salgin hastaliklara kadar genis yelpazedeki konulari Soguk Savas oncesi donemden cok daha belirgin bir sekilde icermeye baslamistir. SSCB-ABD nukleer krizi nedeniyle ikinci plana atilan askeri nitelik tasimayan sorunlar, artik boyle bir kriz olmadigindan onem kazanmis ve yeni guvenlik tehditleri olarak tanimlanmistir. Wyn-Jones tarafindan da ifade edildigi uzere, "Soguk Savasin sona erisi genisletilmis gundeme mesruiyet ve itibar kazandirmistir". (1) Soguk Savasin sona ermesiyle birlikte uluslararasi sistemde yasanan bu degisim, ortaya cikan yeni tehditlere uygun tedbirlerin gelistirilmesi gerekliligini gundeme getirmistir. Soguk Savas boyunca Avrupa kitasinin guvenligi icin Amerika Birlesik Devletleri'ne (ABD) bagimli kalan Avrupa Birligi (AB) de yeni donemde bu bagimliligi kirmak ve ekonomik alanda elde ettigi basariyi genisleterek, uluslararasi politikada rekabetci bir konuma ulasmak icin caba sarf etmistir. (2) Benzer sekilde, Soguk Savas boyunca Avrupa-Atlantik guvenlik bolgesinde temel savunma orgutu konumunu koruyan Kuzey Atlantik Antlasmasi Orgutu'nun (NATO-North Atlantic Treaty Organization) kurulus amacini olusturan ana tehdidin ortadan kalkmasiyla birlikte varligi sorgulanir hale gelse de, Ittifak 1991'den beri gecirdigi gecirdigi yapisal degisimlerle gunumuz tehditleri ile mucadele eden bir orgute donusmustur.

AB'ye uye devletlerin Avrupa'da kolektif savunma ve guvenlik konusundaki girisimlerinin baslangici Ikinci Dunya Savasi sonrasi doneme dayanmaktadir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi (SSCB) ve komunizm tehlikesiyle karsi karsiya kalan Bati Avrupa ulkelerinin Bruksel Antlasmasi, Bati Avrupa Birligi (BAB), Avrupa Savunma Toplulugu (AST) ve Fouchet Plani gibi girisimleri bu yonde atilan adimlarin temelini teskil etmektedir. Iki kutuplu dunya duzeninin hakim oldugu Soguk Savas doneminde atilan, fakat kitada savunma alaninda NATO'ya ve ozellikle ABD'ye bagimliligi degistiremeyen bu adimlari emekleme cabalari olarak degerlendirmek ve NATO ile AB arasindaki iliskileri kavrayabilmek icin ozellikle Soguk Savas sonrasi doneme odaklanmak gerekmektedir.

Soguk Savas sonrasi donemde Avrupa icin ABD liderligi ve NATO kaynaklarina duyulan ihtiyac ortadan kalkmamis, aksine Yugoslavya'nin dagilmasiyla birlikte AB'nin yani basindaki istikrarsizlikta dahi varligini hissettirmistir. Savunma alaninda atilacak butunlesme adimlarinin AB uyesi ulkelerde tabu olarak algilanmasi, uye ulkeler arasinda gorus ayriliklarinin yasanmasi ve ABD'nin itirazlari ozerk bir yapilanmaya gidilmesini guclestirmistir. Fakat, ozellikle Kosova Krizi sirasinda AB uyeleri arasinda yasanan gerilimler her iki tarafin tutumunda onemli degisiklikler yaratarak, Avrupa Guvenlik ve Savunma Politikasi'nin (AGSP) gelisiminde bir donum noktasi olarak nitelenen 1998 tarihli St. Malo Zirvesi'ne giden yolu acmistir. Bir baska deyisle, Avrupa-Atlantik bolgesinde Ikinci Dunya Savasi'ni takiben guvenlik ve savunma alaninda gundeme gelen kurumsal girisimler, AB'nin tum cabalarina ragmen, 1990'larin sonuna kadar kendi kendine yetebilen bir askeri guvenlik mekanizmasina donusememistir. Bu cercevede, AB'nin henuz askeri guc olusturamadigi ve NATO'ya bag(im)liliginin devam ettigi yillar, NATO ve AB arasinda ciddi herhangi bir sorunun yasanmadigi, hatta kurumlar arasinda iletisime bile gerek duyulmadigi "altin yillar" olarak tanimlanabilir. Bu durum, 1990'larin sonunda Kosova krizi sirasinda AB uye ulkeleri ile ABD arasinda yasanan gerilimler neticesinde AB'nin kendi askeri guvenlik politikasini gelistirmesi sonucu degismis; bu surecten etkilenen taraflarin soz konusu gelismeye iliskin kaygilari NATO ile AB arasinda isbirliginin tesisi icin zemin hazirlamistir.

St. Malo Zirvesi'nde alinan kararla hayata gecirilen ve takip eden AB Zirvelerinde sekillenen bu yeni yapilanma baslarda NATO'nun varligina tehdit olusturmamis, aksine iki orgut arasinda tamamlayici bir bag kurulmasina ozen gosterilmistir. Bu cercevede, 16 Aralik 2002 tarihinde kurumlar arasinda duzenlenen ilk ortak toplantida benimsenen "AGSP uzerine AB-NATO Deklarasyonu", iki orgut arasindaki iliskileri etkili karsilikli danisma, diyalog, isbirligi, seffaflik, esitlik, her iki orgutun karar alma ozerkligine ve iki orgutun uyelerinin cikarlarina saygi, uyeler arasindaki anlasmazliklarin bariscil yollarla cozumu ve iliskilerde kuvvet kullanimi veya kuvvet kullanimi tehdidinin kullanilmamasi ilkeleri temeline oturtmustur. (3) Bu belge, ABD, Ingiltere ve Turkiye arasinda 26 Kasim 2001'de gerceklestirilen gorusmelerin neticesinde kabul edilen Ankara Mutabakati/Uzlasisi, 24-25 Ekim 2002 Bruksel Zirvesi kararlari cercevesinde benimsenen "AGSP: AB Uyesi Olmayan Avrupali Muttefiklerin Mudahil Olmalari Hakkindaki Nice Hukumlerinin Uygulanmasi" baslikli belge (Nice Uygulama Belgesi) ve Kuzey Atlantik Konseyi'nin 13 Aralik 2002 tarihli Karari ile sekillenen iki teskilat arasindaki isbirligi cercevesinin diger bir unsurudur. (4) 17 Aralik 2003'de NATO Genel Sekreteri ve AB Ortak Dis ve Guvenlik Politikasi Yuksek Temsilcisi arasinda gerceklesen mektup teatisi ile de bu isbirligi cercevesinin ana hatlari nihai olarak belirlenmistir. (5)

Her ne kadar kurulus amaclari birbirinden farkli iki orgut arasinda bag tesis eden ve 2002-2003'te NATO kaynaklarinin AB tarafindan kullaniminin esaslari hakkindaki "Berlin-arti" duzenlemelerini de icerecek sekilde bir dizi belge ile hayata gecirilen bu isbirligi mekanizmasi, gorev ve sorumluluklarda paylasima gidilmesini saglamissa da, duzenlemeler genel itibariyla kagit uzerinde kalmis ve iki orgut arasinda uygulamada etkili bir isbirligi mumkun olamamistir. Bu makale, sinirli seviyede kalan isbirligi dinamiklerine ve iki orgutun 22 ortak uyesinin yaratacagi isbirligi potansiyeline ragmen NATO-AB iliskilerinde catisma dinamiklerinin varoldugunu savunmaktadir. Calisma, 1997-2001 arasinda ABD Disisleri Bakanligi gorevini yuruten Madeleine Albright'in St. Malo Zirvesi'nin hemen ardindan NATO-AB iliskilerine dair "3D" olarak tanimladigi cekincelerin kurumlar arasindaki mevcut catisma dinamikleri olarak guncelligini korudugu iddiasini tasimaktadir. (6) Albright tarafindan belirtilen, Avrupa'nin karar alma mekanizmalarinin Ittifakin karar alma mekanizmalarindan ayrismamasi, Avrupa savunma yetenegi gelistirilirken NATO'nun sahip oldugu imkan ve kabiliyetlerin kopyalanmamasi, dolayisiyla ikilik yaratilmamasi ve AB uyesi olmayan NATO uyelerine ayrimcilik yapmaktan kacinilmasina yonelik cekincelerin halen karsilanmadigi vurgulanmaktadir.

Bu arguman cercevesinde makalede, oncelikle NATO-AB iliskilerinin altin yillari olarak degerlendirilen ve Soguk Savas'in baslangicindan 1990'larin sonuna kadar devam eden donemde iki orgutun gecirdigi donusum incelenecektir. Ikinci bolumde, 1998 St. Malo Zirvesi'nde Fransa ve Ingiltere'nin AB'nin ozerk bir savunma politikasi olusturmasini onermelerinin ardindan tartisilmaya baslanan ve NATO-AB iliskilerindeki isbirligi ve catisma dinamiklerini belirleyen Birligin, Ittifakin ve NATO uyesi olup da AB'ye uye olmayan Turkiye'nin kaygilari ele alinacaktir. Ucuncu ve dorduncu bolumde ise NATOAB arasinda kagit uzerindeki ve sahadaki temel isbirligi dinamikleri ile catisma alanlari tartisilarak, sanilanin aksine iki orgut arasindaki iliskilerin derinlesmesindeki esas engelin Turkiye ve Kibris'in cifte vetolari olmadigi, ikilik ve ayrisma gibi sorunlar nedeniyle de iliskilerin kagit uzerinde kaldigi vurgulanacaktir.

NATO-AB Iliskilerinde Altin Yillar

Ikinci Dunya Savasi'nin yikici tecrubesinin ardindan, Avrupa-Atlantik bolgesinin guvenligini saglamayi hedefleyen girisimler birbirini tetikleyecek sekilde baslamis, fakat Soguk Savas yillari boyunca Sovyet tehdidine karsi ABD'nin varligina duyulan bagimlilik sadece Avrupa ile sinirli kalacak bir strateji olusumunu engellemistir. Bu cercevede, 1949'da Atlantik-otesi guvenligin bekcisi olarak kurulan NATO, Soguk Savas yillari boyunca Avrupa'da herhangi bir alternatifi olmaksizin varligini surdurmustur. BAB bile faaliyete gectigi 6 Mayis 1955'ten itibaren ancak NATO'nun golgesinde gelisme firsati bulabilmistir. BAB'i kuran antlasmadaki karsilikli savunma taahhutlerinin NATO tarafindan yerine getirilecek olmasi, bolgesel bir savunma orgutu niteligindeki BAB'in islevselligini yitirmesine neden olmus ve boylece NATO'nun Soguk Savas doneminde Avrupa guvenliginin saglanmasina dair oncelikli konumu korunmustur.

Bu sartlarda ancak SSCB'nin dagilmasi ve Soguk Savasin sona ermesiyle 1990'larin basinda butunlesme sureci farkli yonlere evrilen AB catisinda, sadece Avrupa'ya ozgu bir guvenlik ve savunma kimligi olusumu icin uygun bir ortam dogmustur. Buna karsilik, calismanin ilerleyen bolumlerinde ele alinacak cesitli sorunlarin varligi nedeniyle ozerk bir yapilanmaya gidilmesi mumkun olmamis; hatta Fransa'nin basini cektigi ve "Avrupaci grup" olarak anilan ulkeler aksini hedefleseler dahi, NATO-AB iliskilerinde NATO'nun agirligi kabullenilmistir. Bu hususlar dogrultusunda, Soguk Savasin baslangicindan Avrupa'da ozerk bir yapi olusturulmasinda donum noktasi olarak benimsenen 1998 St. Malo Zirvesi'ne kadar gecen sureyi NATO-AB iliskilerinin sorunsuz, yani "altin yillari" olarak tanimlamak mumkundur. Bir baska deyisle, AB'nin henuz askeri guc olusturmamasi nedeniyle NATO'ya alternatif ya da NATO'yu destekleyici herhangi bir girisimin bulunmamasinin etkisiyle AB-NATO arasindaki isbirligi/catisma dinamiklerinin tartisilmadigi donem ironik olarak "altin yillar" olarak betimlenebilir.

Soguk Savas Doneminde NATO-AB Iliskileri

Avrupali buyuk gucler Ikinci Dunya Savasi'ndan siyasi, askeri, insani ve ekonomik acidan agir tahribatla cikarak, bu statulerini yitirmislerdi. Buna karsilik SSCB, Avrupali guclerin bolgede yarattigi bosluk neticesinde Dogu Avrupa uzerinde etki kurmak suretiyle super guc statusune erismis, Cin-Sovyet ittifaki gibi Avrupa cografyasini asan tasarruflarda bulunarak Avrupa-disi bir guc haline donusmustu. (7) Bu suretle, Ikinci Dunya Savasi'nin hemen ertesinde "savasin gercek anlamda iki galibi", SSCB ve dunyanin diger super gucu ABD arasinda baslayan yaklasik elli yillik "soguk" mucadelede, kutuplar Avrupa ve kuzeydogu Asya'yi etkileri altina alarak bolgesel guvenlik dinamiklerinin bagimsiz bicimde gelisimini engellemislerdi. (8) Bu cercevede, Avrupa bolgesi bir tarafta ABD, diger tarafta da SSCB ekseninde Bati ve Dogu Blogu olarak ikiye bolunmustu. Vaughan'in "blok-tesisi" olarak adlandirdigi bu donemde bolge devletleri bir tarafta ABD gudumunde Avrupa Ekonomik Isbirligi Orgutu (OEEC) ve NATO, diger tarafta da SSCB gudumunde Karsilikli Ekonomik Yardimlasma Konseyi (COMECON) ve Varsova Pakti gibi uluslararasi orgutler etrafinda kumelendirilerek, buyuk guc cekismesindeki saflar belirlenmisti. (9)

Bu sartlar altinda, Bati Avrupa icin birincil tehdit SSCB'ydi. Ayrica, ozellikle uzun-donemde Almanya'nin ekonomik acidan buyumesi, buna paralel olarak askeri anlamda guclenmesi ile Avrupa'yi yeniden savasa goturmesi olasiligi da basta Fransa olmak uzere Bati Avrupa devletleri tarafindan tehdit olarak algilanmistir. Erhan'in da belirttigi uzere, "her ne kadar Avrupa'nin bu savas makinesi buyuk olcude tahrip edildiyse de, 80 milyonluk nufusu ve buyuk sanayi alt yapisi ile Avrupa'nin kalbinde yasayan Almanlarin tekrar savasa yol acmasi" olasiligi son yuzyil icinde uc kez Alman isgaliyle karsilasan Fransa ve tum Avrupa icin onemli bir tehditti. (10) Bir baska deyisle, Avrupa devletleri icin Sovyet dis tehdidinin yani sira ic tehdit olarak da guclenen/guclenme olasiligi bulunan Almanya vardi. Almanya'ya ek olarak tehdit olarak kabul edilen diger bir Avrupa-ici sorun da Avrupa'nin savas dolu gecmisinin yeniden canlanmasi ihtimaliydi. Bu tehditler karsisinda izlenecek guvenlik politikalari isbirligi kuruluslarinin yaratilmasi ve butunlesmeye yonelik girisimler olarak karsimiza cikmaktadir. (11)

Bu cercevede, olasi bir Alman ve/veya Sovyet tehdidine karsi 17 Mart 1948'de Ingiltere, Fransa, Belcika, Hollanda ve Luksemburg arasinda imzalanan antlasma ile kurulan Bruksel Pakti'nin baslattigi ortak bir savunma sistemi olusumunu ongoren isbirligi sureci Avrupa'da Soguk Savas donemi guvenlik-savunma orgutlenmesi acisindan atilan ilk adimdir. Soz konusu sistem "taraflardan birinin Avrupa'da silahli bir saldiriya ugramasi halinde akit taraflarin saldiriya ugrayan tarafa askeri ve tum olanaklariyla yardim etmelerini" ongoren 4. madde hukmu ile acikca ifade edilmisti. Bu sistemi isletmek uzere Nisan 1948'de Bati Birligi Savunma Orgutu kuruldu. (12) Urwin'in belirttigi gibi, Sovyetler Birligi'nden algilanan tehdit karsisinda Bati Avrupa'nin o donemdeki askeri zayifligi, kita savunmasina ABD'nin askeri katkisini gerekli kilmistir. (13) Gerek Bati Avrupa ulkelerinin ABD'yi kurduklari yapinin icine cekmeye calismalari, gerek Sovyetler Birligi'nin Avrupa'daki faaliyetleri, ABD'nin de katilimiyla 4 Nisan 1949'da NATO'nun kurulusuna giden yolu acmistir. Bu suretle, Washington Antlasmasi'nin 5. maddesinde ongorulen savunma taahhudune dayanarak, Bati Avrupa ulkeleri Sovyet tehdidine karsi ABD destegini de jure garanti altina almislardir. NATO'nun kurulusuyla birlikte Bruksel Antlasmasi'nin savunma taahhutleri anlamini ve varlik nedenini yitirmis, icinde ABD gucunun bulunmasinin etkisiyle NATO musterek savunmanin fiili olarak tek sembolu haline gelmistir.

NATO'nun kurulusunun ardindan Bati Almanya'nin silahtan arindirilmis statusu ile NATO'nun ve genel olarak Bati Avrupa guvenlik mimarisinin disinda kalmasi Avrupa ulkeleri arasinda tartisilan en onemli sorun olmustur. Tartisma, 25 Haziran 1950'de patlak veren Kore Savasi'nin ardindan, SSCB'nin benzer bir operasyonu Almanya'da uygulayabilecegine dair endiselerin guclenmesi ile derinlesmistir. Bu cercevede, Avrupa'ya yonelik bir saldirida askerden arindirilmis ve silahsizlandirilmis bir Almanya ile basari saglanmasinin mumkun olmadigini savunan ABD ve Ingiltere, diger Avrupa ulkelerine Almanya'nin derhal silahlandirilmasi konusunda baski yapmaya baslamistir. Eylul 1950'de ABD Disisleri Bakani Dean Acheson, Almanya'nin derhal silahlandirilmasi karsiliginda Avrupa ulkelerine mali yardim yapilmasi, kitaya 4-6 Amerikan tumeninin gonderilmesi ve NATO'da bir Amerikan general komutasinda Avrupa Komutanligi kurulmasini iceren bir paketten Avrupa ulkelerinin istifade edecegini belirtmistir. Avrupa'daki konvansiyonel kuvvetlerin sayisinin artirilmasina dair bu hedef, NATO'nun 1952'de gelistirdigi "sinirli savas stratejisi" ile de uyum icerisindeydi. Zira NATO bu strateji eliyle SSCB'nin nukleer ustunlugune karsi askeri acidan sayisal dengeyi saglamayi planlamaktaydi. Turkiye ve Yunanistan'in 1952'de Kuzey Atlantik Ittifaki'na kabulu de ayni stratejinin bir parcasi olarak bu donemde gerceklesmistir.

Buna karsilik, soz konusu stratejinin nukleer saldiri karsisinda yetersiz kalacagi endisesi kisa surede NATO'nun "kitlesel karsilik" stratejisini benimsemesini, bir baska deyisle konvansiyonel ya da nukleer niteligi haiz herhangi bir saldiri karsisinda SSCB'ye nukleer silahla karsilik verilmesini ifade eden stratejiye gecisi ve bunun icin Avrupa'da stratejik noktalara nukleer baslikli fuzeler yerlestirilmesini gundeme getirmistir.

ABD'nin Sovyet tehdidine karsi Almanya'nin silahlanmasi israri karsisinda bu sureci ve Almanya'nin askeri acidan artabilecek gucunu denetim altinda tutmak uzere savunma alaninda butunlesmeyi ongoren AST'nin kurulmasi yonunde girisimlerde bulunulmustur. Savunma alaninda butunlesmeyi iceren bu surec, Avrupa'da 9 Mayis 1950'de Schuman Deklarasyonu ile Almanya'nin ekonomik olarak dizginlenmesi amaciyla baslatilan butunlesme hareketinin askeri/siyasi uzantisidir. Fransa Basbakani Rene Pleven tarafindan 24 Ekim 1950'de ortaya atilan ve "Pleven Plani" olarak anilan projeye gore, Avrupa Savunma Bakanligi'na bagli yaklasik 100.000 kisilik ulus-ustu nitelikte bir Avrupa Ordusu olusturulmasi planlanmisti.

Genel olarak Pleven Plani cercevesinde sekillenen AST'nin kurulusunu saglayacak olan Paris Antlasmasi Fransa, Federal Almanya, Italya, Belcika, Hollanda ve Luksemburg'un katilimiyla 27 Mayis 1952'de imzalandi. Yururluge girebilmesi icin imzaci devletlerin Parlamentolarinin onayina sunulan Plan, 1954'te Fransa Parlamentosu tarafindan reddedildi. Antlasmanin ulus-ustu ozelliklerinin Fransa'nin ulusal egemenligine zarar verebilecegi, Almanya'nin silahlanmasinin onune yeterince gecemeyebilecegi ve Kore Savasi'nin bitmis olmasiyla birlikte Sovyet tehdidinin azaldigi algisi Fransa'nin Plani reddetmesinin nedenleri arasinda sayilabilir.

Agustos 1954'te Fransiz Parlamentosu'nun sureci durdurmasinin ardindan AST'nin hayata gecirilememesi nedeniyle endiselenen ABD, Almanya'yi silahlandiracak bir formul bulunmadigi taktirde Avrupa'ya yaptigi yardimlari gozden gecireceginin sinyallerini vermeye basladi. (14) Bu noktada ABD baskilarini yatistiran ve Almanya'nin silahlanmasi konusundaki Fransiz endiselerini gideren formul, 23 Ekim 1954 tarihli Paris duzenlemeleri ile mevcut Bruksel Antlasmasi'nin tadil edilmesi suretiyle BAB'in kurulmasidir. 6 Mayis 1955'te yururluge giren duzenlemeler ile Italya ve Almanya Bruksel Antlasmasi'na dahil edilmis, boylece Bruksel Antlasmasi uzerine insa edilen BAB yedi uyeli bolgesel bir orgut haline donusmustur. Boylece BAB, bir taraftan ABD istekleri dogrultusunda Federal Almanya'nin silahlandirilmasini saglayarak NATO uyesi olmasi yolundaki puruzleri gidermis, (15) diger taraftan Almanya'nin askeri guc olarak sivrilmesini dizginleyecek bir formulle Fransiz kaygilarini ortadan kaldirmistir. (16) Silah Denetimi Hakkinda 3 No'lu Protokol ile Almanya'nin kendi topraklarinda atom silahlari, kimyasal ve biyolojik silahlar, savas gemileri ve bombardiman ucaklari uretmesi yasaklanmis; BAB Kuvvetleri Hakkinda 2 No'lu Protokol ile de Almanya'nin sahip olabilecegi kara kuvvetleri toplam 12 tumen ile sinirlandirilmistir.

Tum BAB uyelerinin orgutun resmen faaliyete gectigi 6 Mayis 1955 itibariyla ayni zamanda NATO uyesi olmasi, NATO'nun da Washington Antlasmasi taraflari icin ortak bir savunma mekanizmasi tesis etmesi ve BAB'in NATO'nun sahip oldugu entegre askeri yapiya sahip olamamasi gibi nedenlerden oturu BAB'in faaliyet gostermesinin yalnizca sembolik bir onemi kalmistir. Dolayisiyla, BAB savunma alanindaki rolunu NATO'ya kaptirmistir. (17) Zaten tadil edilmis Bruksel Antlasmasi'nin 4. maddesinde BAB'in NATO'dan bilgi ve tavsiye almasinin ongorulmesi NATO'nun ustunlugunu bir kez daha vurgulamistir. (18)

Bati Avrupa guvenlik mimarisinin temel taslarini olusturan NATO, AT ve BAB'in kuruluslarinin ardindan Soguk Savasin bitisine kadar gecen doneme Avrupa ulkeleri arasinda belirmeye baslayan Avrupaci ve Atlantikci ayrim damgasini vurmustur. Fransa'nin onderligindeki Avrupaci akim Avrupa'nin kendi guvenligini saglamasini ve bu cercevede ABD ve NATO ile mesafeli iliskiler yurutmesini desteklerken, Ingiltere'nin onculugunu yaptigi Atlantikci akim ABD ve NATO ile iliskilerde yakin isbirligine onem atfetmistir. Ozellikle SSCB tarafindan Avrupa'ya yoneltilen bir saldiri durumunda cikarlari geregi ABD'nin geri planda kalmayi tercih edebilecegine yonelik endiseler, Avrupaci akimin ana temsilcisi Fransa'nin NATO'dan bagimsiz bir savunma gucu olusturulmasini ongoren Fouchet Planini 1961'de ortaya atmasina, NATO'nun "esnek karsilik stratejisi" ile birlikte SSCB ile mucadelede daha etkili olma ihtimaline ragmen 1966'da Ittifakin askeri kanadindan cekilmesine ve 1980'lerde de BAB'in NATO'ya alternatif olarak Avrupa'nin savunma gucu olarak yeniden canlandirilmasina dair girisimlerde bulunmasina yol acmistir. (19)

Fouchet Plani ve BAB'in alternatif yaratacak sekilde canlandirilmasina dair Fransa'nin girisimleri basta Ingiltere olmak uzere Atlantikci kanadin engeline takilmis, (20) sonucta varilan noktada AT ve BAB icindeki bazi revizyonlar Atlantikcilerin talep ettikleri sekilde ve Soguk Savasin getirdigi konjonkturel etkiyle NATO'nun oncul rolunu pekistirmistir. Ornegin, BAB'in yeniden yapilandirilmasi asamalarindan birisi kabul edilen 27 Ekim 1987 Lahey Zirvesi'nde benimsenen ilkelerle sekillenen Avrupa guvenlik politikasinin amacinin NATO'nun guclendirilmesi oldugu vurgulanmis ve BAB'in NATO'nun Avrupa ayagi oldugu resmen tescil edilmistir. (21) Benzer sekilde, AT uyeleri tarafindan 1970'lerde gayriresmi olarak hayata gecirilen ve 1987'de yururluge giren Avrupa Tek Senedi ile de jure nitelik kazanan Avrupa Siyasi Isbirligi Mekanizmasi da, Avrupa savunmasi konusunda AT catisinda bir alternatif aranmayacagini Tek Senedin guvenlik konularini ele alan 30/6 maddesinin ilgili bentlerinde acikca vurgulamistir.

Yukarida belirtilen orneklerin de yansittigi uzere, Soguk Savas doneminde hakim olan iki kutuplu dunya duzeninde AT'ye uye devletlerin Fransa'nin hayalindeki ABD'den ve NATO'dan bagimsiz bir guvenlik kurumunu yaratmalari mumkun olamamistir. SSCB tehdidine karsi NATO'ya ve ABD'ye bag(im)lilik ile uye devletlerin askeri konularindaki yetkilerini ulusustu bir otorite olan Topluluga devretmekten kacinmalari Soguk Savasin sonuna kadar NATO'nun Avrupa-Atlantik guvenlik bolgesinde oncelikli konuma sahip olmasina neden olmustur.

Soguk Savas Sonrasi NATO-AB Iliskileri

SSCB'nin yikilmasi ve iki kutuplu dunya duzeninin sona ermesiyle birlikte, Avrupa-Atlantik guvenlik bolgesini bir arada tutan ana tehdit de ortadan kalkmistir. Bu ortamda temel kurulus amaci, SSCB tehdidine karsi caydirma ve koruma olarak belirlenen NATO'nun islevsiz kalmasi ve Avrupa-Atlantik baglantisinin zayiflamasi olasiliklari belirmisti. Fakat, 1990 sonrasi donemde, Soguk Savasin makro tehdididin golgesinde kalan ekonomik ve siyasi istikrarsizlik, kitle imha silahlarinin yayilmasi, etnik catismalar, sinir sorunlari, goc, terorizm, cevre felaketleri ve benzeri sorunlarin gundeme tasinmasi yeni guvenlik tedbirlerini de beraberinde getirmistir. (22)

Soguk Savas boyunca Avrupa-Atlantik guvenliginde NATO'nun ve dolayisiyla ABD'nin basat rol oynamasi, AT'de onceligin ekonomik butunlesmeye verilmesi ve guvenlik alaninda ulusal egemenlik haklarinin devrine dair cekinceler nedeniyle AT ozerk bir guvenlik ve savunma politikasi olusturamamis; BAB'i yeniden canlandirma girisimleri ise sonucsuz kalmistir. Buna karsilik, Soguk Savasin sona ermesiyle birlikte ortaya cikan yeni tehditlerle mucadele etmek uzere, Avrupa'da ABD'ye olan bagimliligi kirmak ve ekonomik alanda elde edilen basarinin farkli alanlara yayilmasini saglamak amaciyla AT/AB catisinda yeni olusumlara imza atilmis; NATO semsiyesinde salt Avrupa guvenligine ozgu bir yeni yapilanma hedeflenmis; BAB ise bu iki orgutun savunma ya da Avrupa kolu olarak yeniden tasarlanmistir. Sjursen'in deyisiyle, Avrupa guvenlik ve savunma kimligi fikri Soguk Savasin sona ermesiyle kesfedilmediyse de, Avrupa'daki iki kutuplulugun kirilmasiyla yeni bir hayat bulmustur. (23) Bir baska ifadeyle, 1990'lar Avrupa'daki bu yeni guvenlik ve savunma kimliginin kesisen uyelere sahip AB ve/veya BAB ve/veya NATO catilarinda kurgulanmasi arayislarina sahne olmustur.

Soguk Savasin sona ermesinin hemen ardindan, Nisan 1990'da Almanya Sansolyesi Kohl ve Fransa Cumhurbaskani Mitterand tarafindan ortak olarak kaleme alinan bir mektupla AT'nin daha derin bir butunlesme modeline donusumunun talep edilmesi sonucu 1991'de toplanan iki Hukumetlerarasi Konferans neticesinde 7 Subat 1992'de imzalanan Maastricht Antlasmasi ile AB'yi kuran uye devletler, (24) Birlik catisinda pek cok yeni yetki alanina ek olarak "Ortak Dis ve Guvenlik Politikasi" (ODGP) olarak adlandirilan bir yapi da olusturdular. (25) Uye devletlerin dis politika alaninda isbirligi yapmalarini ongoren ODGP kapsaminda nihai olarak ortak savunma politikasinin olusumu da dahil olmak uzere, guvenlige iliskin tum sorunlarin ele alinacagi ongorulmustu. Antlasmanin J4 maddesinin 2. fikrasinda BAB'in AB'nin gelisiminin ayrilamaz ve tamamlayici unsuru oldugu vurgulanmis; AB'nin kendi savunma politikasini olusturana dek savunma alaninda etki doguracak kararlarin hazirlanmasi ve uygulanmasini BAB'dan talep edecegi ifade edilmisti. Boylece BAB, Maastricht Antlasmasi sonucunda bir anlamda AB'nin savunma ayagi haline getirildi. (26) Ayni maddenin 4. fikrasinda AB tarafindan izlenecek savunma politikasinin NATO uyesi ulkelerin NATO'dan kaynaklanan yukumluluklerine saygili ve NATO cercevesinde belirlenen ortak guvenlik ve savunma politikasiyla uyumlu olacagi vurgusu yapilmisti. Bir baska deyisle, AB gelecekte olusturacagi savunma politikasi ile NATO'ya alternatif ya da rakip olusturmayacaginin sinyallerini veriyordu.

Maastricht Antlasmasi'nin ekindeki 30 no'lu BAB Hakkindaki Deklarasyon'la da, NATO ile iliskilere verilen onemin gostergesi olarak AB uyesi olmayan NATO uyeleri "ortak uye" statusuyle BAB'a davet edildiler. Bu cercevede Turkiye, Norvec ve Izlanda 1992'de BAB'a ortak uye olarak katildilar. Boylece, AB uyesi olmayan NATO uyelerinin BAB'daki ortak uye statuleriyle Avrupa'nin yeni guvenlik yapilanmasinda soz sahibi olmalari amaclanmisti.

Bildirinin 2. maddesindeki "BAB'in AB'nin savunma unsuru ve Atlantik Ittifakinin Avrupa ayaginin guclendirilmesi araci olarak gelistirilmesi" hukmu, Soguk Savas sonrasinin ilk on yilinda Avrupa guvenliginin AB-BAB-NATO ucgeninde yapilandirilmasi ve bu yapi icinde NATO'nun ayricalikli konumlandirilmasinin yansimasiydi.

1993'te yururluge giren AB Antlasmasi'nin temelini olusturan 10-11 Aralik 1991 tarihli Maastricht Zirvesi'nde AB'nin savunma kolu olarak gorevlendirilen BAB'in faaliyet alanlari ve operasyonel gucu tanimli olmadigindan, orgutun yeniden yapilandirilmasi gereksinimi dogmustur. Bu cercevede, BAB'a uye ulkelerin 19 Haziran 1992'de Almanya'da Petersberg kasabasinda bir araya gelerek kabul ettikleri Petersberg Deklarasyonu uyarinca, NATO'nun ortak savunma konusundaki yukumluluklerine zarar getirmeyecek sekilde BAB'in gorevleri su sekilde belirlendi: "insani yardim ve kurtarma", "barisi koruma" ve "baris tesisi de dahil olmak uzere muharip birliklerin kriz yonetiminde ustlenecegi gorevler". (27) Bu gorevleri yerine getirmek uzere gerceklestirilecek operasyonlarda her uye devletin kendi konvansiyonel kuvvetlerinden veya mensubu olduklari cok uluslu birliklerden kuvvet tahsis etmeleri de Petersberg Zirvesi'nde kararlastirilan konular arasindaydi. (28)

Petersberg Zirvesi'nde, BAB'in gorev alanlari ve operasyonel gucune ek olarak, orgutun kurucu antlasmasinda belirlenen ana uyelik modelinin otesinde uc farkli kategoride uyelik statusu iermesine karar verilmis ve bu farkli gruplara mensup uyelerin BAB yapilanmasindaki rolleri ayrintili olarak belirlenmistir. Bu cercevede, ortak uye statusundeki Turkiye, Norvec ve Izlanda, BAB Konseyi toplantilari, calisma gruplari ve yardimci kurullara katilma hakki ile Konsey toplantilarinda soz alma hakkini elde ettiler. Buna karsilik, ortak uyelere BAB uyeleri tarafindan oybirligiyle kabul edilmis bir karari veto etme yetkisi taninmadi. (29) Ayrica, ortak uyelerin Konsey toplantilarina katiliminin engellenmesi icin uye ulkelerin cogunlugunun ya da donem baskani ulkenin oyunu icermesi halinde uye ulkelerin yarisinin bu yonde oy kullanmasi sarti getirilmisti. Ortak uyelere Petersberg Deklarasyonu ile saglanan diger haklar arasinda, kuvvet tahsis ettikleri BAB operasyonlarina uye ulkelerle esit haklara sahip sekilde katilabilmek ve Bati Avrupa Silahlanma Grubu (WEAG-Western European Armaments Group) ile BAB Planlama Hucresi'ne dahil olmak bulunmaktaydi. (30) Ortak uyelerin bu avantajli konumlari, hic suphesiz, NATO uyesi olmalarindan ve BAB'in NATO'nun Avrupa kanadini temsil etmesinden kaynaklanmisti.

Yeni donemde uluslararasi sistemdeki ve tehdit algilamalarindaki degisimler ile AB ve BAB'in donusumlerine paralel olarak, NATO'nun gorev ve sorumluluklari ile Avrupa guvenligine dair politikalarinda da ciddi degisiklikler gerceklesmistir. Karaosmanoglu'nun da belirttigi gibi, NATO Soguk Savas sonrasi donemde "tek ve belli bir tehdide karsi orgutlenmis bir savunma ittifaki olmaktan, sinirlari ve nitelikleri tanimlanmamis cesitli tehditlere karsi durmayi gorev edinen bir ortak guvenlik orgutune" donusmustur. (31) NATO'nun Soguk Savas sonrasi donusumunun ve izleyecegi stratejinin ana hatlari 7-8 Kasim 1991'de Roma Zirvesi'nde kabul edilen "Yeni Stratejik Konsept" cercevesinde

belirlendi. (32) Bu belgede, Avrupa'daki yeni durumun Sovyetler Birligi ile Orta ve Dogu Avrupa'daki diger ulkelerle isbirligi imkanlarini arttirdigi, dolayisiyla kapsamli saldiri tehdidinin artik ortadan kalktigi vurgulanmisti. NATO yeni donemde guvenlik tehdidi ve risklerini Merkez ve Dogu Avrupa ulkelerinin cogunun karsi karsiya kaldigi etnik cekismeler ve sinir sorunlarini da iceren ekonomik, sosyal ve siyasi zorluklardan kaynaklanabilecek istikrarsizliklar, kitle imha silahlarinin yayilmasi, yasamsal kaynaklarin (petrol, dogalgaz vb.) akisinin engellenmesi ve terorizm ve sabotaj faaliyetleri olarak tanimlamisti. Bu cercevede, NATO 1980'lerin sonuna kadar izledigi "ileri savunma" (forward defence) stratejisini "azaltilmis ileri mevcudiyet" (reduced forward presence) stratejisiyle, "esnek karsilik" (flexible response) ilkesini ise "nukleer silahlara daha az basvurma" (reduced reliance on nuclear weapons) ilkesiyle degistirdi. (33)

NATO'nun yeni stratejisinde Avrupa'yla iliskilere de yer verilmis; Avrupalilarin kendi guvenlikleri icin daha buyuk sorumluluk almaya hazir olduklari ve boylece Atlantik-otesi dayanismayi guclendirecekleri vurgulanmisti. Bu cercevede, NATO'nun AB, BAB ve Avrupa Guvenlik ve Isbirligi Teskilati (AGIT) ile isbirligi yapabilecegi, tum bu orgutlerin birbirini tamamlayici nitelikte olduklari belirtilmisti. (34) Orgutlerarasi isbirligi ve tamamlayiciliga ornek olarak NATO'nun AB'nin guvenlik alanindaki ODGP projesine verdigi destek gosterilebilir, fakat NATO bu girisimin Ittifakin Avrupa-Atlantik bolgesi savunmasindaki oncelikli konumuna zarar vermeden surdurulmesi konusunda hassas davranmistir.

NATO, her ne kadar ODGP'nin gelisimini desteklese de, NATO'nun Avrupa guvenliginde AB veya BAB yerine esas soz sahibi olmasini temin etmek amaciyla 10-11 Ocak 1994 tarihli Bruksel Zirvesi'nde "Avrupa Guvenlik ve Savunma Kimligi" (AGSK) olarak da adlandirilan politikanin temellerini atmis, 3 Haziran 1996'da Berlin'de gerceklestirilen Kuzey Atlantik Konseyi toplantisi ile de AGSK'nin hayata gecirilmesine yonelik ayrintilari duzenlemistir. (35) Bruksel-Berlin duzenlemelerinden cikan sonuc sudur: AGSK, BAB tarafindan NATO imkan ve kabiliyetleri kullanilarak Petersberg Gorevlerini yerine getirmek amaciyla yapilan operasyonlari ifade eden bir olusumdu. Uygulamada AGSK, Avrupa'nin yakin cografyasindaki krizlere ABD'nin mudahale etmek istememesi durumunda, NATO'nun Avrupa ayagi olarak kabul edilen BAB catisi altinda operasyon yapilmasi anlamina gelmekteydi.

BAB catisinda bir operasyonun yapilabilmesi icin dort temel kosul bulunmaktaydi: Ilk olarak, BAB, ancak Petersberg Gorevleri olarak nitelendirilen insani gorevler ve arama kurtarma faaliyetleri, barisi koruma ve kriz yonetimi gorevlerini yerine getirmek amaciyla bir operasyon duzenleyebilirdi. Ikinci olarak, BAB, BM Guvenlik Konseyi ve AGIT denetiminde yurutulen barisi koruma ve catisma onleme operasyonlarinda bu orgutlerin talebi uzerine faaliyete gecebilirdi. (36) Ucuncu olarak, BAB sapkasi altinda bir operasyon yurutulebilmesi icin ya BAB uyeleri oybirligi ile karar almali veya Maastricht Antlasmasi sonucunda BAB'i kendi savunma kolu olarak ilan eden Avrupa Birligi talepte bulunmaliydi. Son olarak, BAB'a tahsis edilen sinirli kuvvetlerle basarili bir operasyon gerceklestirilemeyecegi gercegi, BAB catisi altindaki operasyonlarda NATO imkan ve kabiliyetlerine erisim saglanmasini gerektirmekteydi. Bu cercevede NATO, "Birlesik Karma Gurev Gucu" (BKGG) olarak adlandirilan NATO icinde konuslandirilmis kuvvetleri BAB operasyonlari icin tahsis etmeye karar vermistir. Dolayisiyla, icerik itibariyla AGSK, BAB tarafindan BKGG'nin kullanilmasiyla yapilan operasyonlari ifade etmekteydi.

BAB tarafindan BKGG'nin kullanilmasi suretiyle gerceklestirilecek AGSK operasyonlarinin iki temel sinirlamasi vardi: Ilk olarak, AGSK'nin askeri kolu olan BKGG icin ayri bir komuta sistemi olusturulmasi ongorulmemis, BKGG'nin "NATO'dan ayrilabilir fakat ayri olmayan" bir formul cercevesinde BAB operasyonlarinda kullanilmasina karar verilmisti. (37) Bir baska deyisle, Avrupa Muttefik Kuvvetleri Yuksek Komutani (SACEUR--Supreme Allied Commander Europe) komutasi altina alinan BKGG'nin gerekli hallerde BAB'a tahsis edilmesi ve BAB operasyonundaki gorevini tamamlayan BKGG'nin NATO entegre askeri yapisi icindeki konumuna geri donmesi ongorulmustu. Dolayisiyla, AGSK icin ozerk bir kuvvet olusturulmamis ve sistem NATO'nun entegre askeri yapisi icine dahil edilmisti. Ikinci olarak, AGSK cercevesinde bir operasyon NATO'da Kuzey Atlantik Konseyi rizasina bagli hale getirilmisti. Cok-uluslu ve kara-hava-deniz unsurlarini bunyesinde toplayan karma bir yapiya sahip BKGG'nin BAB'a tahsis edilmesi icin Kuzey Atlantik Konseyi'nin onayi gerekmekteydi. Bir baska ifadeyle, ABD Avrupa'nin yakin cografyasindaki bir krize mudahale etmek istemese bile bu operasyonda BAB'in BKGG'yi kullanip kullanamayacagina dair soz hakkina sahip olacakti.

Sonuc olarak, Soguk Savasin ardindan NATO, AB-BAB-NATO ucgeninde yasanan bu donusum surecinde Avrupa guvenligindeki ayricalikli konumunu korumaya devam etmistir. AB, BAB ve NATO resmi belgelerinde BAB'in NATO'nun Avrupa ayagini guclendirici bir unsur olarak dusunulmesi, NATO icindeki AGSK'nin BAB'i arac olarak kullanmasinin ongrulmesi ve AB'nin de kendi savunma politikasini olusturana kadar temelde NATO kaynaklarindan yararlanmasi planlanan BAB'dan istifade edecek olmasi bu uclu modelde basat rolun NATO'ya verildiginin onemli gostergeleridir. AB bu surecte kendine ait bir savunma politikasi gelistiremese de, 1950'lerden bu yana savunma konularinin butunlesme sureci kapsaminda tartisilmamasi tabusu yikilmistir. (38) Fakat, bu durum AB'nin NATO'ya bagimliligini kirmaya yetmemistir. AB'nin ODGP gelistirme yonundeki cabalarina ragmen, 1990'larda Balkanlarda patlak veren krizlere mudahale etmekte etkisiz kalmasi, radikal bir degisimin gerekliligini ortaya koymustur. AB'deki bu degisim, 1999'dan itibaren baslayacak, boylece AB-NATO iliskilerindeki altin yillar sona erecektir.

NATO-AB Iliskilerinde Kaygili Yillar

1998 St. Malo Zirvesi'nde Fransa ve Ingiltere'nin ODGP catisi altinda bir savunma politikasi olusturulmasini onermeleri ile birlikte NATO-AB iliskilerinde de "kaygili yillar" baslamistir. Bu cercevede, NATO'nun temel kaygilari kendisine alternatif bir olusumun varligi cercevesinde sekillenirken, AB'nin kaygilari savunma harcamalarina fazla pay ayirmadan NATO imkan ve kabiliyetlerinin AB'ye tahsis edilmesi gereksinimine odaklanmis, NATO uyesi olup da AB uyesi olmayan basta Turkiye gibi ulkelerde ise Avrupa guvenlik sisteminden dislanmislik kaygilari ortaya cikmistir. Dolayisiyla, 1990'lar boyunca AB'nin henuz askeri guc olusturmamasi nedeniyle AB-NATO arasindaki isbirligi/catisma dinamiklerinin tartisilmadigi "altin yillar", AGSP'nin gelistirilmesiyle, yerini "kaygili yillar"a birakmistir.

Avrupa Birligi'nin Kaygilari

3-4 Aralik 1998'de Fransa ve Ingiltere arasinda imzalanan St. Malo Bildirisi ile ODGP kapsamina savunma boyutunun eklenmesi ve bu suretle ODGP'nin bir alt sistemi olarak AGSP'nin tesis edilmesi kararlastirildi. Boyle bir olusuma gerek duyulmasinin temel nedeni 1998'de patlak veren Kosova krizinin yarattigi etkiydi. ABD'nin uzak durmasi nedeniyle AB'nin arka bahcesindeki krize bir yil sureyle mudahale edilememesi ve NATO mudahalesi sirasinda da askeri acidan ABD'ye bagimliligin gozler onune serilmesi sonucunda AB'nin NATO'ya ne kadar bagimli, ABD'nin ise askeri acidan AB'den ne kadar ustun oldugu ortaya cikmisti. (39) Dolayisiyla, AB uyeleri yakin cevrelerindeki krizlerde baslarinin caresine bakabilmek amaciyla Maastricht'te planladiklari ama bir turlu hayata geciremedikleri ortak savunma politikasini nihai olarak tesis etmeye karar verdiler.

AGSP'nin temellerinin atildigi St. Malo Zirvesi'nde uc onemli karar alindi. Ilk olarak, AB'nin uluslararasi krizlerle mucadele edebilecek ozerk bir eylem kapasitesi ile donatilmasi ve bu hedef dogrultusunda elverisli askeri guc ile desteklenmesi ongoruldu. Ikinci olarak, AB'nin NATO'nun bir butun olarak faaliyete gecmedigi durumlarda askeri operasyonlar yurutebilmesine karar verildi. Bir baska deyisle, uluslararasi bir krize katilip katilmama konusundaki ilk tercih hakki NATO'ya ve dolayli olarak NATO icindeki basat konuma sahip ABD'ye birakildi. Son olarak, St. Malo'da AB'nin askeri imkan ve kabiliyetleri konusu da ele alinarak, Birligin NATO kaynaklarindan yararlanabilmesi ve/veya kendi yeteneklerini gelistirmesi icin bir mekanizma olusturulmasina karar verildi. (40) Sonucta, Ozen'in de belirttigi uzere, St. Malo'da Avrupa savunmasi konusunda kabul edilen deklarasyon, AB'nin NATO odakli guvenlik yaklasimi olan AGSK siyasetinden, ozerk bir AGSP'ye kaymasini ifade ediyordu. (41)

AGSP'nin gelisiminde 1999 donum noktasidir. Resmen ilan edildigi 3-4 Haziran 1999 Koln Zirvesi'nde ve ardindan 10-11 Aralik 1999 Helsinki Zirvesi'nde AGSP'nin kurumsal ve askeri yapisina dair onemli kararlar alindi. St. Malo kararlarinin aynen benimsendigi Koln Zirvesi'nde, AB'nin uluslararasi krizlerle mucadele edebilecek ozerk bir eylem kapasitesi ile donatilmasi ve bu kapasite dogrultusunda gerekli askeri guc ile desteklenmesi, bir baska deyisle BAB'in Petersberg Gorevlerinin AB tarafindan AGSP semsiyesi altinda yerine getirilmesi ongoruldu. Soz konusu gorevlerin AB tarafindan ustlenilmesiyle BAB'in gorevini tamamlayacagi ve 2000 yilinda feshedilecegi, fakat bunun ortak uyelerin statulerini etkilemeyecegi de Zirvede vurgulanan hususlar arasindaydi. (42)

Helsinki Zirvesi'nde ise askeri kuvvet konusu kapsamli sekilde ele alinmis ve AGSP kapsaminda 50-60.000 personelden olusan, 60 gun icinde harekata hazir hale gelip, kriz mahallinde bir yil boyunca faaliyet gosterebilen, gerekli komuta, kontrol, istihbarat ve lojistik birimleri ile hava ve deniz kuvvetlerini kapsayan ve amaci Petersberg Gorevlerinin yerine getirilmesi olan Avrupa Acil Mudahale Gucu'nun (European Rapid Reaction Force) 2003'e kadar olusumuna dair "Temel Hedef " kabul edildi. (43) Ardindan Helsinki Temel Hedefi'nde belirlenen kuvvet ihtiyacinin karsilanmasi icin 21 Kasim 2000'de duzenlenen Avrupa Yetenekler Taahhudu Konferansi'nda AB uyesi ulkelerin yapacagi katkilar belirlendi. (44)

Tum bu ozerk duzenlemelere ragmen, Avrupa-Atlantik guvenlik bolgesinde ABD'nin liderliginin ve NATO'nun gerekliliginin altini cizmek uzere, Helsinki Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin 29. maddesinde bu kapasitenin gelistirilmesindeki temel amacin NATO'nun tumuyle mudahil olmadYgY uluslararasY krizlere AB onderliginde askeri operasyonlarla mudahale edilmesi oldugu, fakat bu surecte bir Avrupa Ordusu olusturulmasYnYn hedeflenmedigi vurgulanmistir. Bir baska deyisle, AB her ne kadar kendine ozgu bir yapilanma icine girse de, AGSP'nin gelisim surecinde transatlantik iliskilere karsi ihtiyatli tutumunu korumustur.

Helsinki Zirvesi'nin NATO-AB iliskilerini ilgilendiren kararlarindan bir digeri de, AB uyesi olmayan NATO uyelerinin NATO imkan ve kabiliyetlerinin kullanildigi operasyonlara katilabilecekleri, NATO imkanlarinin kullanilmadigi durumlarda ise ancak Konsey tarafindan davet edilerek operasyonlara mudahil olabileceklerine iliskindir. (45) AB'nin duzenledigi kriz yonetimi operasyonlarina AB uyesi olmayan NATO uyeleri ve AB'ye aday ulkelerin katki saglamasina imkan veren yontem ve ilkeler Haziran 2000'deki Feira Zirvesi'nde ayrintili olarak belirlendi. Bu cercevede, Avrupa Birligi uyesi olmayan Avrupali NATO muttefiklerinin (belirtilen donemde Polonya, Macaristan, Cek Cumhuriyeti, Norvec, Izlanda, Turkiye) ve aday ulkelerin (belirtilen donemde Litvanya, Letonya, Kibris, Malta, Estonya, Bulgaristan, Romanya, Slovenya ve Slovakya) AB tarafindan yurutulen kriz yonetimi operasyonlarina katilabilmeleri icin gerekli duzenlemeler yapildi. Soz konusu duzenlemeler, kriz olmayan donemlere ve kriz donemlerine iliskindir. Kriz olmayan donemlerde bu ulkelerin AGSP'ye iliskin gelismeler hakkinda bilgilendirilmesini hedefleyen toplantilar yapilmasi ongorulmustur. Kriz yonetimine iliskin bir operasyon soz konusu oldugunda ise, eger NATO imkan ve kabiliyetleri kullanilacaksa, AB uyesi olmayan Avrupali NATO muttefiklerinin bu operasyona kuvvet tahsis etmek suretiyle ve AB uyeleri ile esit hak ve yukumlulukler dogrultusunda katilmalarina karar verilmisti. Soz konusu ulkeler Katkida Bulunanlar Komitesi olarak adlandirilan ve operasyonun yurutulmesine iliskin konularda tartisma platformu islevi goren bir sistem dahilinde operasyonun gunluk isleyisine hakim olabileceklerdi. Bu noktada, Turkiye de dahil olmak uzere NATO muttefiki olup da AB'ye uye olmayan Avrupali ulkelerin operasyonun yurutulmesinde Katkida Bulunanlar Komitesi araciligiyla soz sahibi olacaklari, operasyonun baslatilip baslatilmamasina ve sona erdirilmesine iliskin kararin ise yalnizca AB'ye uye devletler tarafindan verileceginin hatirlatilmasi uygun olacaktir. NATO imkan ve kabiliyetlerinin kullanilmamasi durumunda, ucuncu ulkelerin ancak Zirve tarafindan oybirligi ile alinacak bir kararla operasyona katilabilecekleri de Feira'da tespit edilen hususlar arasindaydi. (46)

7-10 Aralik 2000 Nice Zirvesi'nde bir yildir cesitli platformlarda AGSP'ye iliskin olarak alinan kararlar yinelenmis ve guncellenmistir. Nice'de alinan uc karar AGSP'nin gelecegi ile NATO-AB isbirligi/catisma dinamiklerinin sekillenmesi bakimindan buyuk onem tasimaktadir. Ilk olarak, Helsinki'de ayrintilari tespit edilen Acil Mudahale Gucu'nun NATO'nun komuta yapisi ve planlama kabiliyetinden yararlanmasi, yani AB'nin komuta, kontrol, planlama ve istihbarat konularinda kendine ait bir yapilanmaya gitmemesi kararlastirildi. Ikinci olarak, AB'nin NATO imkan ve kabiliyetlerine her somut durumda Kuzey Atlantik Konseyi'nin onayina bagli olarak degil, garantili ve otomatik erisim hakki kazanmasi talep edildi. Ucuncu olarak ise AB Genelkurmayinin operasyonel kabiliyete sahip olmamasi yonundeki egilim Nice'de tekrarlanarak, bu alanda NATO'nun basat rolunun alti cizildi. (47)

Bu gelismeler isiginda, 2000'lerin basinda varilan noktada, AGSP'nin gorev alani ve askeri gucu bakimindan sinirli ve bu sinirliligin etkisiyle NATO ve ABD'ye bagimli ve celiskiler iceren bir politika oldugu yorumu yapilabilir. AGSP, gorev alani bakimindan Petersberg Gorevleri ile sinirlandirilmis; hatta bu gorevlerin yerine getirilmesine yonelik operasyonlara NATO'nun mudahil olmak istememesi durumunda bu politikanin islerlik kazanabilecegi kabul edilmistir. Helsinki'de olusturulmasi ongorulen Acil Mudahale Gucu'nun askeri veriler isiginda ancak kucuk olcekli operasyonlari gerceklestirebileceginin saptanmasi ve komuta, kontrol, muhabere ve istihbarat alanlarinda AB'nin kendi kaynaklarinin olusumuna engel olunmasi nedenleriyle AGSP'nin askeri acidan da sinirli bir politika oldugu sonucuna varilabilir. (48)

AGSP'nin askeri acidan sinirliligi bu politikayi ve dolayisiyla AB'yi NATO'ya bagimli hale getirmistir. Operasyonu yapacak kuvvet ve lojistik, bu kuvvete yon verecek komuta-kontrol zinciri ve komuta kademesine gerekli bilgiyi verecek istihbarat birimi bakimindan Acil Mudahale Gucu, NATO imkan ve kabiliyetlerine bagimliydi. Bu bagimliligin en temel nedeni, savunma butcelerinin Avrupa'nin buyuk bolumunde kuculmesidir. Zira Ekonomik ve Parasal Birlik hedefleri dogrultusunda butce aciklarini gayrisafi yurtici hasilanin %3'unun altinda tutmak zorunda olan AB uyelerinin ilk tasarruf edecekleri kalem savunma harcamalariydi. (49) Dolayisiyla, AGSP cercevesinde NATO'nun sahip oldugu yapilanmalarin aynisini AB catisinda yeniden olusturmanin yaratacagi mali kulfet yerine, NATO'ya bagimlilik tercih edilmistir. (50) AGSP'nin NATO'ya bagimliligi, bu politikanin celiskili bir politika olmasi sonucunu dogurmaktadir; zira ozerklik iddiasinda olan bir politikanin her acidan kendine yetebilmesi gereklidir.

AGSP'nin askeri sinirliliklari AB uyelerinin Helsinki'de ortaya konulan Temel Hedef 2003'u gozden gecirmelerini gerektirmistir. Acil Mudahale Gucu ile AB'nin ihtiyac duydugu kuvvet gereksiniminin (birliklerin techizatlari, konuslanma, surdurulebilirlik, rotasyon vb. konular basta olmak uzere) karsilanamadiginin goruldugu Subat 2003'te Ingiltere ve Fransa arasinda gerceklesen Le Touquet Zirvesi'nde 1500 askerden olusan, ulastirma vasitalariyla desteklenen ve surdurulebilir nitelik tasiyan yeni bir birlik olusturulmasi kararlastirildi. Avrupa Muharebe Gruplari (European Battlegroups) olarak adlandirilan ve 17-18 Haziran 2004'teki Bruksel Zirvesi'nde benimsenen Temel Hedef 2010 cercevesinde olusturulmasi ongorulen bu yeni yapi, 15 gun icinde harekete hazir olup, en az 30 gun sureyle kendi imkanlari ile harekati devam ettirebilecek kapasitede tabur buyuklugunde (her biri yaklasik 1500 askerden olusan) bir birligi ifade ediyordu. (51)

Temel Hedef 2010, AB'nin askeri sinirliliklarini gidermek amaciyla Avrupa Savunma Ajansi'nin (ASA) kurulmasini da kapsayan bir belgedir. ASA, donemin ODGP Yuksek Temsilcisi Javier Solana'nin adiyla da anilan (Solana Belgesi) "Daha Iyi Bir Dunyada Guvenli Avrupa" baslikli Avrupa Guvenlik Stratejisi Belgesi'nde (2003) belirtildigi sekilde, Avrupa askeri kaynaklarinin daha esnek ve etkili sekilde gelisimine katki saglamak amaciyla 12 Temmuz 2004'te kurulmustur. (52) ASA'nin temel hedefleri, savunma kapasitesinin gelistirilmesi, Savunma Arastirma ve Gelistirme faaliyetlerini destekleme, silahlanma isbirliginin tesviki, rekabet edebilir bir Avrupa Savunma Techizati Pazari kurulmasi ile Avrupa Savunma, Teknoloji ve Sanayi Kaynaklarinin guclendirilmesi olarak siralanabilir. (53)

AB'nin Temel Hedef 2010 ve diger askeri kapasite gelistirme girisimleriyle (Avrupa Kabiliyet Eylem Plani, Kabiliyet Gelistirme Mekanizmasi ve operasyonlarin finansmani ile ilgili Athena Mekanizmasi gibi) askeri sinirliliklarini giderip gideremedigi henuz netlik kazanmasa da, AB bugun gelinen noktada NATO'ya bagimliligini ve NATO'nun oncul rolunu kabullenmeye devam etmektedir. (54) Bu kabullenis, 2009'da yururluge giren Lizbon Antlasmasi'nda OGSP'nin "ortak savunmalarinin NATO cercevesinde saglandigini kabul eden belirli uye devletlerin NATO'dan kaynaklanan yukumluluklerine saygi gosterecegi" hukmunde de kendini gosterir. (55) Lizbon Antlasmasi'na eklenen kolektif mesru mudafaa hukmu bile, her ne kadar Washington Antlasmasi'nin 5. maddesinden esinlense de, NATO'nun oncu rolunu ortaya koymaktadir:
   Bir uye devletin ulkesinin silahli saldiriya ugramasi halinde,
   diger uye devletler, BM Sarti'nin 51. maddesine uygun olarak, bu
   devlete kendi imkanlari dahilindeki tum araclarla yardim ve
   destekte bulunmakla yukumludur. Bu, belirli uye devletlerin
   guvenlik ve savunma politikalarinin ozel niteligine halel getirmez.
   Bu alandaki taahhutler ve isbirligi, NATO uyesi devletlerin,
   kolektif savunmalarinin temeli ve bunun uygulanma platformu olmaya
   devam eden NATO cercevesindeki yukumluluklerine uygun olur. (56)


1999'dan itibaren OGSP'nin gelisimi konusunda atilan adimlar, bugun varilan noktada AB'yi tam anlamiyla bir askeri aktore donusturmese de, NATO'ya bag(im)liligi kabullenen Birligin bu yonde ilerlemesinin onunu acmistir. AB'nin tamamladigi veya halihazirda devam eden gorev ve operasyonlari bu konuda kaydedilen ilerlemenin, en azindan AB'nin sadece sivil bir guc olarak anilamayacaginin onemli gostergeleridir.

Turkiye'nin Kaygilari

1952'den bu yana Kuzey Atlantik Ittifaki'nin uyesi olan Turkiye'nin kaygilarinin basinda, ozerk bir AGSP'nin hayata gecirilmesi ile birlikte Bati guvenlik sisteminde NATO'nun pozisyonunun degismesi ihtimali karsisinda Turkiye'nin dis ve guvenlik politikasinin gecirecegi donusum gelmekteydi. (57) NATO icinde ikinci buyuk askeri guce sahip Turkiye, NATO'dan bagimsiz bir Avrupa guvenlik ve savunma yapisinin gelisiminden ziyade, Ittifak'in Avrupa ayagini guclendirecek faaliyetler yurutulmesini savunmaktaydi. Bu kapsamda Turkiye, St. Malo sureci sonucunda NATO disinda bir guvenlik yapilanmasinin devreye girmesi nedeniyle hayal kirikligina ugradi. Zira BAB'in operasyonel faaliyetlerinin AB'ye devredilmesi olasiligi ve BAB ortak uyeligi statusunun geleceginin muglakligi nedenleriyle AB uyesi olmayan Turkiye BAB'dan kaynaklanan avantajli konumunu yitirecekti.

Turkiye, Acil Mudahale Gucu'nun Turkiye'nin yakin cografyasinda ve ulusal guvenlik cikarlarini tehdit edebilecek bir bolgede kullanilmasindan da endise duyuyor, bu nedenle de bu turdeki AB operasyonlari icin onceden kendisine bilgi verilmesini ve danisilmasini istiyordu. Ocak 2001 tarihli NATO-AB toplantisinda Buyukelci Onur Oymen bu talebin altini cizerek, Avrupa'daki 16 kriz bolgesinden 13'unun Turkiye'nin yakin cografyasinda oldugunu ve bu nedenle Turkiye'nin AGSP karar alma mekanizmasina dahil edilmesi gerektigini savunmustu. (58) AB, Petersberg Gorevleri kapsaminda Turkiye'nin komsu bolgelerindeki (Turkiye-Yunanistan, Kibris, Kurt sorunu, Karabag sorunu v.b.) krizlere mudahale etmek isteyebilirdi. (59) Turkiye'nin uyesi oldugu NATO'nun kaynaklari kullanilarak ozellikle Kibris ve Ege'de Acil Mudahale Gucu'nun operasyon yapmasinin Turkiye'nin ulusal guvenlik cikarlarina aykiri oldugu acikti. (60) Bir baska deyisle, Turkiye jeopolitik konumu itibariyla ve kriz bolgelerine yakinligi nedeniyle AB catisindaki operasyonlarin planlamasina, hazirliklarina ve yurutulmesine diger ulkelerle esit sartlarda dahil olmak istiyordu. (61) Oysa, Feira ve Nice Zirvesi kararlari sonucunda Turkiye'ye taninan cok sinirli bir katilim hakkiydi. AB uyesi olmayan Avrupali NATO muttefiklerinin operasyonlara katilabilmelerine imkan veren cerceve niteligindeki Katkida Bulunanlar Komitesi'nin stratejik komuta ve yonlendirme yetkisinin bulunmamasi operasyonun yurutulmesi bakimindan Turkiye'nin rolunu bir hayli sinirliyordu. (62) Kaldi ki, Turkiye ve diger bes Avrupali NATO muttefikinin herhangi bir operasyonun yapilip yapilmayacagina iliskin soz soyleme hakki yoktu. Bu cercevede, Turkiye'nin uzerinde israrla durdugu husus BAB ortak uyeliginden kaynaklanan haklarinin muhafaza edilmesi, yani status quo'nun korunmasiydi. Oymen'in de belirttigi gibi, BAB merkezli operasyonlarin hazirligi, planlanmasi ve yurutulmesinde BAB uyeleri ile esit haklara sahip olan Turkiye'nin BAB'in AB'ye devredilmesi sonucunda ayni haklarin devamini talep etmesi dogaldi. (63)

AGSP'nin hayata gecirildigi ilk yillarda bu kaygilar giderilemediginden, Turkiye'nin elindeki en onemli koz Kuzey Atlantik Konseyi'ndeki oy hakkina dayanarak AB'nin NATO imkan ve kabiliyetlerine otomatik erisimini veto etme imkani olmustur. Turkiye'nin kaygilarini gidermek ve vetosunu kaldirmak amaciyla ABD, Ingiltere ve Turkiye arasinda 26 Kasim 2001'de gerceklestirilen gorusmelerin neticesinde kabul edilen Ankara Mutabakati/Uzlasisi uyarinca, NATO muttefikleri arasindaki anlasmazliklar ve BM'nin ilgilendigi uluslararasi catismalar AB gorevleri disinda birakilmis, Avrupali muttefiklere cografi yakinligi bulunan ve onlarin ulusal guvenlik cikarlarini etkileyen durumlarda AB Konseyi'nin bu ulkelerle genisletilmis diyalog ve isbirligi kurmasina karar verilmistir. Bunun karsiliginda da Turkiye, NATO'nun planlama kabiliyetine AB'nin otomatik erisim hakkini kabul etmistir. (64) Yunanistan'in Ankara Mutabakatina itirazlari nedeniyle uzayan surecin sonunda, 24-25 Ekim 2002 tarihli Bruksel Zirvesi'nde kabul edilen Bruksel Belgesi'yle (Nice Uygulama Belgesi olarak da anilmaktadir) NATO-AB arasinda engel teskil eden sorunlara cozum bulunmustur. (65)

Sonuc olarak, 1999'da AB'ye adayligi tescil edilen Turkiye, parcasi olmayi hedefledigi Birligin savunma politikasini sekteye ugratmamak ve AB'den muzakere tarihi alma konusunda sorun yasamamak arzusuyla AB'nin NATO imkan ve kabiliyetlerine erisimi uzerindeki vetosunu Ankara Mutabakati ile kaldirmistir. AB, Nice Uygulama Belgesi ile hayata gecirilen bu uzlasida Turkiye'nin temel kaygilarini gidermis, fakat 2004 genislemesinde Kibris Cumhuriyeti'nin AB uyesi olmasiyla Turkiye icin NATO-AB isbirligine dair asagida ele alinacak yeni kaygilar ortaya cikmistir.

NATO'nun Kaygilari

Soguk Savas boyunca Avrupa-Atlantik bolgesinin yegane savunma orgutu olan NATO'nun AB'nin ozerk bir savunma yapisi gelistirmesine yonelik temel kaygisi oncelikli konumunu korumak olmus; bu nedenle muttefikler AB icindeki yeni yapilanmanin Ittifakin Avrupa ayagini guclendirecegini her firsatta dile getirmislerdir. NATO icin bu ana sorunun urettigi turev kaygilar arasinda AB uyesi olmayan Ittifak uyelerinin OGSP surecine katilimlarinin en ust seviyede saglanmasi, NATO kaynaklarinin kopyalanmamasi ve NATO imkan ve kabiliyetlerinin AB'ye tahsisinde NATO'nun soz hakkinin mumkun oldugunca kaybedilmemesi yer almistir.

St. Malo'da AB icin ozerk bir savunma politikasi hedefinin ilan edilmesine ilk tepki, ABD Disisleri Bakani Madeleine Albright'in 7 Aralik 1998'de Financial Times gazetesinde yayinlanan makalesiyle gelmistir. Albright, Avrupa'nin savunma kapasitesi gelistirmesine destek vereceklerini, fakat NATO-AB iliskilerine dair "3D" olarak tanimladigi cekincelerinin bulundugunu ifade etmistir.

NATO, AGSP'ye yonelik ilk kurumsal tepkisini 24 Nisan 1999'da yeni Stratejik Konsept'in kabul edildigi Washington Zirvesi'nde vermistir. Ittifak uyeleri AB'nin AGSP kararini memnuniyetle karsiladiklarini belirtmis; buna karsilik o tarihte AB uyesi olmayan Avrupali muttefiklerin (Norvec, Turkiye, Polonya, Macaristan, Cek Cumhuriyeti ve Izlanda) AB onculugundeki kriz yonetimi operasyonlarina mumkun olan en ust duzeyde katilimlarinin garanti altina alinmasi ve Ittifak'in tumuyle mudahil olmadigi durumlarda AB'nin askeri harekatlara karar verebilmesi hususlarina dikkat cekmislerdir. Bu sartlarin yerine gelmesi halinde NATO imkan ve kabiliyetlerinin AB'ye tahsis edilmesinin ancak her somut olayin durum bazinda degerlendirilmesi ve Kuzey Atlantik Konseyi'nin oybirligi ile alacagi bir kararla mumkun olabilecegi vurgulanmistir. (66) Ote yandan AB, Kuzey Atlantik Konseyi'nin oybirligiyle karar almasinin acil mudahale gerektiren hallerde AB'yi sinirlayacagini ifade etmis, bu nedenle AB'nin NATO kaynaklarina otomatik erisim hakki edinmesi gerektigi konusunda NATO'yu ikna etmeye calismistir. NATO'nun AB'nin baskilariyla ne tur bir sonuca ikna oldugu ve AB-NATO iliskilerine dair diger kaygilarinin nasil giderildigi sorularinin cevaplari, bir sonraki bolumde incelenecegi uzere, 2002-2003 yillarinda her iki kurumun kendi icinde benimsedigi metinlerde ve kurumlar arasindaki uzlasilarda bulunabilir.

Bu noktada, AB'nin savunma politikasinin NATO'nun temel kaygilari ile sekillenen birtakim sartlara bagli olarak Ittifak tarafindan desteklendigi sonucuna deginmek gerekir. Bir baska deyisle, NATO Avrupa savunmasindaki oncelikli rolunu korudugu surece ve AB'nin bu konuda bir alternatif olusturmadigi noktaya kadar kitada savunma yukunun bolusumune katki saglayan Birlige destek vermekte, NATO-AB iliskilerinin derinlestirilmesi icin caba gostermektedir. Bu cercevede, Kasim 2010'da duzenlenen Lizbon Zirvesi'nde uye ulkeler tarafindan kabul edilen yeni Stratejik Konsept ile AB'yle iliskilerin Avrupa-Atlantik bolgesinin guvenligi icin onemi vurgulanmis ve bunu gelistirmek icin atilacak adimlar belirlenmistir. Soz konusu belgede AB'nin ortak guvenlik tehditleri ile mucadele kapasitesini artiracak bir cerceve sunan Lizbon Antlasmasi'nin yururluge girmesinden duyulan memnuniyet belirtilirken, AB uyesi olmayan Ittifak uyelerinin tehditlerle mucadeleye onemli katkilar sagladigi vurgulanarak bu ulkelerin NATO ve AB arasindaki stratejik ortaklik icin yurutulen tum calismalara tam katiliminin saglanmasinin onemi tekrar vurgulanmistir. (67) Ayrica NATO-AB stratejik ortakligini guclendirmek icin karsilikli tam aciklik, seffaflik, tamamlayicilik ve her iki orgutun kurumsal entegrasyonu ile ozerkligine saygi duyulacagi; kriz alanlarinda yurutulen operasyonlarda pratik duzeyde isbirliginin gelistirilecegi; siyasi danisma mekanizmalarinin genisletilecegi; kapasite gelistirme konusunda isbirligi yapilacagi; tekrarlarin azaltilacagi ve maliyet verimliliginin arttirilacagi vurgulanmistir.

NATO'nun bu surece ve AB ile iliskilere verdigi onem 20 Mayis 2012'de gerceklesen Chicago Zirvesi'nde de teyid edilmis; stratejik ortakligin guclendirilmesi icin her iki kurumun operasyonlardaki pratik isbirligini ilerletmeleri, siyasi danisma surecini derinlestirmeleri ve yeteneklerin gelistirilmesi icin tam olarak isbirligi yapmalari gerektiginin alti cizilmistir. (68) NATO, bu Zirvede de NATO-AB iliskilerine deginen tum metinlerdeki hassasiyetini surdurmus, AB'ye uye olmayan NATO uyelerinin bu surece tam olarak katilmalarinin stratejik ortaklik icin tasidigi onem yinelenmistir.

NATO-AB Iliskilerinde Isbirligi Dinamikleri

AB'nin AGSP'yi ilaninin ardindan NATO-AB iliskilerinde kurumsal bir yapinin tesis edilmesi icin uzun bir muzakere sureci yurutulmustur. Tum taraflarin kaygilari giderildikten sonra uzerinde uzlasiya varilabilen NATO-AB isbirligi cercevesinin uc ana unsuru Buharali'ya gore, su sekilde tanimlanabilir: "NATO imkan ve kabiliyetlerinin AB tarafindan kullanimina iliskin Berlin-arti duzenlemeleri, NATO-AB Stratejik Ortakligi icin duzenlemeler (AGSP Hakkinda NATO-AB Deklarasyonu ve Genel Sekreterler arasindaki mektup teatisi), AB uyesi olmayan Avrupali muttefiklerin AGSP'ye katilimlarina iliskin duzenlemeler (Nice Uygulama Belgesi). (69) Bu cercevede, bu bolum bu uc unsurun kagit uzerinde nasil duzenlendigi ile sahada nasil uygulandigini inceleyecektir.

Kagit Uzerinde NATO-AB Isbirliginin Esaslari

NATO-AB arasindaki isbirligi cercevesi genel hatlariyla AB uyesi olmayan Avrupali muttefiklerin AB tarafindan yurutulen operasyonlara katilmalari ile AB'ye NATO imkan ve kabiliyetlerine garantili erisim hakki verilmesine iliskin iki ana eksen belirlemistir. (70) Katilim konusundaki isbirligi mekanizmasi en yalin haliyle su sekilde ozetlenebilir: AB uyesi olmayan NATO uyeleri NATO imkan ve kabiliyetlerinin kullanildigi AB operasyonlarina katilma hakki ile operasyonun gundelik isleyisine dair karar alma mekanizmalarina katilim hakkini elde ederken, NATO imkan ve kabiliyetlerinin kullanilmasinin gerekmedigi AB operasyonlarina da AB Konseyi'nin oybirligiyle daveti uzerine katilabileceklerdir. (71) NATO kaynaklarina erisim konusunda Berlin-arti duzenlemeleri olarak bilinen isbirligi mekanizmasi da kagit uzerinde esas olarak su unsurlari icerir: (72) AB oncelikle

NATO'nun Avrupa Muttefik Kuvvetleri Yuksek Karargahi'ndaki (SHAPE-Supreme Headquarters Allied Powers Europe) planlama kabiliyetlerine otomatik erisim hakkini elde etmistir. Bu cercevede, NATO, operasyon oncesi donemde, yani AB henuz operasyon karari vermemisken, AB Genelkurmayinin askeri-stratejik olasiliklara dair calismalarini destekleyecek, operasyon basladiktan sonra ise gerekli operasyonel planlamayi saglayacaktir. (73) Ikinci olarak, AB NATO komuta imkanlarindan da yararlanmayi talep edebilecektir. Bu durumda, NATO'nun birincil tercihi NATO Avrupa Kuvvetleri Komutan Yardimcisinin (DSACEUR--Deputy Supreme Alllied Command Europe) AB Operasyonu Komutani sifatiyla SHAPE'de gorevlendirilerek, AB Operasyonu Karargahini olusturmasidir. (74)

Daha sonra planlama ve komuta konularinda AB'nin NATO kaynaklarindan daha etkili bicimde faydalanmasini saglamak uzere Ekim 2005'te SHAPE'te bir AB biriminin olusturulmasina karar verildi. AB Genelkurmayinin bir parcasi olarak kabul edilen ve "SHAPE'deki AB Hucresi Birimi" (EU Cell at SHAPE Unit) olarak adlandirilan bu olusumun gorevi AB Genelkurmayi tarafindan "Berlin-arti duzenlemeleri altinda NATO ortak imkan ve kabiliyetlerinin kullanilacagi AB operasyonlarini hazirlamak ve AB tarafindan yurutulecek operasyonda potansiyel olarak operasyonun komutani DSACEUR'i desteklemek" olarak tanimlanmisti. (75) Benzer sekilde, Ekim 2005'te AB Genelkurmayi icinde NATO Daimi Irtibat Ekibi (NATO Permanent Liaison Team) kurulmasi kararlastirildi. (76)

Berlin-arti duzenlemelerinin ele aldigi diger bir konu da hangi NATO imkan ve kabiliyetlerinin AB'ye tahsis edilecegi ile bu kaynaklarin gonderilmesi, denetlenmesi geri cagrilmasi ve gorevin sona ermesiyle NATO'ya iadesine iliskindir. (77) Bu cercevede, her bir operasyonda, NATO'nun onceden belirledigi kaynaklar listesinden NATO'nun hangi imkan ve kabiliyetlerinin hangi sartlarda AB tarafindan kullanilacagi ayri bir NATO-AB anlasmasinin konusu olacaktir. (78) Bir baska deyisle, Berlin-arti duzenlemeleri, NATO'nun planlama kabiliyetlerini AB'ye otomatik olarak tahsis ederken, komuta ve diger imkan ve kabiliyetlerin tahsisinin yine durum bazinda degerlendirilmesini ongormustur.

Berlin-arti duzenlemeleri dorduncu olarak, AB-NATO arasinda istihbarat paylasimini iceren bir guvenlik anlasmasinin aktedilmesini ongormus, bu dogrultudaki metin Mart 2003'te yururluge girmistir. Berlin-arti kapsamindaki bir diger duzenleme de, askeri kabiliyetlerin gelistirilmesinin planlanmasi konusunda NATO-AB arasinda isbirliginin saglanmasidir. Bu cercevede, NATO-AB Kabiliyet Grubu olusturulmus ve bu Grup ilk toplantisini Mayis 2003'te gerceklestirmistir. (79) Son olarak, Berlin-arti duzenlemeleri arasinda NATO imkan ve kabiliyetlerinin kullanildigi AB operasyonlarinda NATO-AB arasindaki danisma mekanizmalarinin isleyisi konusu da yer almistir.

NATO kaynaklarinin AB tarafindan kullaniminin ana hatlarini belirleyen Berlin-arti duzenlemeleri, OGSP'nin NATO muttefikleri icin uygulanmayacagi, (80) OGSP'nin NATO'nun bir butun olarak mudahil olmadigi durumlarda islerlik kazanabilecegi ve son olarak da Ittifakin uyesi veya Baris Icin Ortaklik (BIO--Partnership for Peace) programi uyesi devletler icin bu duzenlemelerinin gecerli oldugu ilkeleri uzerine kuruludur. (81) Bu ilkeleri esas alan Berlin-arti duzenlemeleri iki orgut arasinda isbirliginin tesisi ve derinlesmesi yonunde onemli firsatlar sunarken, sahadaki isbirliginin de temellerini hazirlamistir.

Sahada Isbirligi: Tatbikat ve Operasyonlar

AGSP'nin askeri ve kurumsal yapilanmasinin olusmaya basladigi donemde ABD'de 11 Eylul 2001'de meydana gelen teror saldirilari, Avrupa-Atlantik guvenlik bolgesinde gundemin ilk sirasina terorizm tehdidini oturtmustur. Saldirilar sonrasinda ABD terorizmle savas cercevesinde tum ilgisini Afganistan ve Irak'a yoneltirken, AB uyesi ulkeler de ABD'nin mucadelesine destek saglamistir. Olaylarin hemen akabinde, 21 Eylul 2001'de kabul edilen AB Terorle Mucadele Eylem Plani'yla uye devletlerin terorle mucadelede isbirligi ve dayanisma icinde hareket etmesi amaclanmistir. Soz konusu belgeyle polis ve adli isbirligin guclendirilmesi, uluslararasi hukuki belgelerin gelistirilmesi, terorizme fon saglanmasinin sona erdirilmesi, hava guvenliginin guclendirilmesi ve AB'nin kuresel eylemlerinin koordinasyonunun arttirilmasi gibi adimlari iceren ifadelere yer verilmistir. (82) Terorizmle mucadele alaninda kurumsal bu destegin yani sira, AB uye devletleri ABD onderliginde Afganistan'da duzenlenen Kalici Ozgurluk Operasyonuna (Operation Enduring Freedom) bireysel olcekte katki saglamislardir. (83) Ayrica, NATO'nun terore karsi savasa destegini artirabilmek ve enerjisini Afganistan'da bulunan Uluslararasi Guvenlik Yardim Kuvveti'ne (International Security Assistance Force-ISAF) yonlendirebilmesini saglayabilmek amaciyla, NATO bunyesinde Bosna ve Makedonya'da yurutulen operasyonlar Avrupa Acil Mudahale Gucu'ne devredilmistir.

Berlin-arti duzenlemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte, AB'nin NATO imkan ve kabiliyetlerini kullandigi ilk kriz yonetimi operasyonu Concordia'dir. (84) 31 Mart-15 Aralik 2003 tarihlerinde Makedonya'da gerceklestirilen ve amaci 2001'deki Ohrid Cerceve Anlasmasi'nin yurutulmesini izlemek olan Concordia Operasyonu'nda DSACEUR operasyonel komuta vazifesini yerine getirmis ve Uskup'te NATO temsilcilerinin bulundugu kucuk bir karargah Makedonya yetkililerine guvenlik sektoru reformu konusunda destek vermek uzere faaliyet gostermistir. (85) Berlin-arti duzenlemelerinin kullanildigi bir diger operasyon, 28-29 Haziran 2004'te Istanbul'da gerceklestirilen NATO Zirvesi kararlari uyarinca Bosna'daki Istikrar Gucu Harekati'nin (Stabilization Force-SFOR) tamamlanarak, bolgedeki gorevin AB'ye devredilmesinin ardindan 2 Aralik 2004'te baslayan EUFOR-Althea operasyonudur. Baslica amaclari Bosna-Hersek'te guvenligi saglamak ve baris anlasmasinin uygulanmasini gozetmek olan bu operasyonda da DSACEUR operasyonel komuta vazifesini yerine getirmis, iki orgutun Genel Sekreterleri arasindaki mektup teatisinin ardindan Napoli'deki NATO karargahi komutani AB komutasina atanmistir. (86) Halen devam eden bu operasyonda Saraybosna'da savunma reformu destegi saglamak ve savas suclularin gozaltinda tutulmasina yardimci olmak gibi gorevler ustlenen bir NATO birimi vazife yapmaktadir.

AB-NATO arasinda sahadaki isbirliginin diger bir boyutu da 19-25 Kasim 2003'de ortaklasa duzenlenen "CME/CMX 03" kriz yonetimi tatbikatidir. NATO-AB arasindaki bu ortak ilk ve tek tatbikatta, NATO'nun bir butun olarak mudahil olmadigi ama NATO imkan ve kabiliyetlerinin kullanildigi bir kriz halinde AB-NATO arasindaki etkilesimin nasil gerceklesecegi senaryosu oynanmistir. Bu tatbikatta, AB'yi tum uye devletler, Konseyin ilgili birimleri, ODGP Yuksek Temsilcisi ve Komisyon ile AB Uydu Merkezi; NATO'yu ise tum muttefikler, ulusal delegasyonlar da dahil olmak uzere NATO Karargahi'ndaki ilgili birimler ve SHAPE temsil etmistir. (87) Bu ortak tatbikatin disinda, NATO'nun 12-16 Ekim 2012'de gerceklestirdigi CMX12 kriz yonetimi operasyonuna NATO daveti uzerine Avrupa Dis Faaliyetler Servisi "aktif katilimci" olarak mudahil olmustur. NATO'nun ilk kez bir tatbikatina davet ettigi AB'nin, kimyasal, biyolojik ve radyolojik yayilma hali ile en cok Italya ve Letonya'yi etkileyen siber saldirilarin varligi durumunda hangi kaynaklarini bu durumlara tahsis edecegi oynanan senaryonun parcasi olmustur.

Her ne kadar NATO-AB arasinda isbirligi saglanan bu tatbikat ve operasyonlar basariyla yurutulmusse de, iki orgutun Berlin-arti duzenlemeleri kapsaminda planladiklari baska bir tatbikat veya operasyon olmamistir. Buna karsilik, Chicago Zirvesi'nde NATO, her iki orgutun Afganistan ve Kosova'da kriz yonetimi operasyonlari ile Afrika'da korsanlikla mucadelede birlikte calisarak, karsilikli isbirligi ruhu icinde hareket ettigini belirtmistir. (88)

Bu cercevede, NATO ve AB'nin sahada birbirlerini tamamlayici nitelikte eszamanli operasyonlar surdurduklerini soylemek mumkundur. Ornegin, NATO'nun 12 Haziran 1999'dan bu yana Kosova'da surdurdugu ve bolgede guvenli bir cevre ve kamu duzeni saglamayi misyon edinen askeri unsurlara dayali Kosova Gucu (KFOR-Kosovo Force) operasyonu, Nisan 2009'da tamamen operasyonel hale gelen "AB'nin Kosova'da Hukukun Ustunlugu" (The European Union Rule of Law Mission--EULEX) olarak adlandirilan ve Kosova yetkililerin hukukun ustunlugu alaninda desteklenmesini iceren sivil nitelikli operasyonu ile eszamanli olarak yurutulmektedir. (89) Bir baska deyisle, Kosova'da AB-NATO arasinda roller bolusulmustur.

Sahada benzer bir rol paylasimi veya daha dogru bir ifadeyle AB'nin NATO'nun askeri unsurlarini destekler sekilde yuruttugu sivil nitelikli bir operasyon da Afganistan'da surmektedir. AB'nin OGSP kapsaminda 2007'den bu yana yuruttugu AB Polis Gucu Operasyonu (EUPOL- European Union Police Mission in Afghanistan) ile Afgan polisinin egitimi ve Afganistan'da yargi reformlarinin desteklenmesi eliyle hukukun ustunlugunun saglanmasina dair misyonu, NATO'nun Afganistan'da guvenlik ve istikrari saglayip, ulkenin yeniden yapilandirilmasina destek olmayi hedefleyen ISAF operasyonundaki askeri rolunu tamamlayici nitelik tasimaktadir. Bir baska ifadeyle, NATO'nun, KFOR ve ISAF operasyonlari askeri unsurlar iceren hedef ve araclar barindirirken, AB'nin EULEX ve EUPOL operasyonlari NATO'nun askeri misyonlarini sivil unsurlarla desteklemektedir.

NATO-AB arasindaki ayni bolgede farki gorevlerin yerine getirilmesi suretiyle yurutulen bu isbirligi orneklerinden farkli olarak, ayni bolgede ayni misyonlarin ustlenilmesiyle kurumlararasi esgudumun saglandigi duruma ornek olarak Afrika'nin guneyindeki korsanlikla mucadele eylemleri gosterilebilir. Chicago Zirvesi'nde bir isbirligi modeli olarak isaret edilen NATO'nun Ocean Shield ile AB'nin EUNAVFOR-Atalanta operasyonlari Somali aciklarinda korsanligi onlemeyi hedeflemektedir. (90) Her iki kurumun komuta islevinin Ingiltere'de Northwood'da ayni binada yerine getirilmesi ve SHADE (Shared Awareness and Deconfliction) mekanizmasi eliyle kurumlararasi uyumlastirma calismalarinin gerceklestirilmesinin de etkisiyle saglanan isbirligi neticesinde, Muratore'ye gore bolgede daha az gemi korsanlar tarafindan kacirilmaktadir. (91)

Sonuc olarak, Berlin-arti duzenlemeleri kapsaminda veya her iki orgutun ayni ya da farkli donemlerde, ayni bolgede, ayni veya farkli gorev unsurlarini iceren bireysel operasyonlari, sahada NATO ve AB arasindaki iliskilerde isbirligi dinamiklerinin varligini kanitlamaktadir. Yine de, sahadaki isbirliginin temellerini olusturan resmi dokumanlar NATO-AB iliskilerindeki tamamlayici ve destekleyici unsurlari on plana cikarmis olsa da, kurumlar arasindaki iliskiler bir sonraki bolumde ele alinacak catisma dinamiklerini de barindirmaktadir.

NATO-AB Iliskilerinde Catisma Dinamikleri

NATO-AB iliskilerinde kurumlar arasindaki duvarlari oren catisma dinamiklerini AB uyesi olmayan NATO uyeleri ile NATO uyesi olmayip AB uyesi olanlara yonelik ayrimcilik, her iki orgutun yetenekleri ve kurumsal yapilarinda yaratilan ikilik ile orgutlerin birbirinden ayrismalari olarak siniflandirmak mumkundur. Bu sorunlarin tamami ABD Disisleri Bakani Madeline Albright'in AGSP'nin gelisimi surecinde ortaya koydugu ve NATO'nun da temelde benimsedigi 3D olarak ele alinan konulardaki catisma alanlariyla da ortusmektedir.

Ucuncu Taraflara Ayrimcilik: Turkiye ve Kibris'in Cifte Vetolari

2002-2003 yili duzenlemeleri ile AB uyesi olmayan NATO uyelerinin AB'nin kriz yonetimi operasyonlarina mumkun olan en ust duzeyde katilimlari kagit uzerinde garanti altina alinsa da, sorunlar fiili olarak devam etmistir. Bu cercevede, duzenledigi operasyonlarda AB uyesi olmayan NATO uyelerine bilgi verilmesi ve bu ulkelerin operasyonlara dahil edilmesi konusunda AB'nin gosterdigi isteksizlik ucuncu taraflara yonelik bir ayrimcilik ornegi olarak karsimiza cikmaktadir. Yakin cografyalarinda duzenlenecek olan operasyonlarda ucuncu taraflara danisma yukumlulugu bulunan AB, ornegin Irak ve Gurcistan operasyonlarini yuruturken Turkiye'ye danismamis, soz konusu operasyonlarin sivil kriz yonetimi amaciyla yapildigini gerekce olarak ileri surmustur. (92)

AB uyesi olmayan NATO uyelerinden Turkiye'yi daha yakindan ilgilendiren ayrimcilik konusu, uygulamadaki bu sorunlara paralel olarak, ozellikle AB'nin 2004 genislemesinin ardindan NATO-AB iliskilerinin olumsuz seyrinin esas belirleyicisi olmustur. Daha acik bir ifadeyle, Kibris Cumhuriyeti'nin adanin tamamini temsilen 1 Mayis 2004'te AB'ye uye olmasinin ardindan Turkiye-AB iliskileri gibi, NATO-AB iliskileri de tikanma noktasina gelmistir. Ustelik bu kez yalnizca Turkiye'nin degil, AB uyesi olup da NATO uyesi olmayan Kibris'in kaygilari da kurumlararasi catisma dinamikleri uzerinde etkilidir. Cifte veto sorunu olarak tanimlanan bu kaygilar, Turkiye'nin, Kibris'in BIO programina dahil edilmesini, NATO'yla guvenlik anlasmasi imzalamasini ve NATO-AB toplantilarina katilmasini engellemesi; Kibris'in ise Turkiye'nin AB ile guvenlik anlasmasi imzalamasi ve Avrupa Savunma Ajansi'na (ASA) entegre olmasini veto etmesiyle sonuclanmistir.

Turkiye hukuki olarak tanimadigi Kibris Cumhuriyeti'nin yani sira, salt Kibris'a itiraz etmemis olmak amaciyla, Malta'nin da Baris Iiin Ortaklik Programina katilmasini engellemis, bu suretle bu iki ulke ve NATO arasinda Ittifakin dokumanlarinin paylasilacagi bir guvenlik anlasmasi aktedilememistir. (93) Benzer sekilde, Turkiye, Kibris ve Malta'nin katilacagi NATO toplantilarinda stratejik isbirligine dair herhangi bir konunun gorusulmesine itiraz etmistir. Buna karsilik, GKRY ise kendisinin ve Kibris'in bulunmadigi AB-NATO toplantilarinda sadece Berlin-arti duzenlemelerini ilgilendiren konularin (yani sadece Althea operasyonunun) gorusulebilmesine izin vermistir. (94) Bir baska deyisle, NATO-AB toplantilari sadece Berlin-arti duzenlemelerinin tartisilabilecegi sinirli gundemli ve katilimli toplantilara donusmustur. (95) Bu durum elbette sadece Turkiye ve Kibris'in yarattigi bir sorun olarak algilanmamalidir. Keohane'nin de vurguladigi uzere, Belcika, Fransa ve Yunanistan gibi AB uyeleri terorizm, kitle imha silahlari veya Afganistan gibi konularin bu toplantilarda tartisilmamasi gerektigini savunmaktadirlar, zira bu konularda tum AB uyesi ulkelerin katilimiyla bir uzlasiya varilmalidir. Ote yandan Fransa, NATO'nun kuresel guvenlik sorunlarinin tartisildigi bir platform olarak faaliyet gostermesine karsi cikarak, bu konulari NATO-AB toplantilarinda tartismanin uygun olmadigini iddia etmektedir. (96)

Turkiye'nin Kibris'in vetosuyla ASA'ya dahil edilememesinin temelinde, Turkiye'nin ASA'nin onculu konumundaki Bati Avrupa Silahlanma Grubu'na (WEAG) 2000'de tam uye olarak katilmis olmasi vardir. Dublin'de 26 Subat 2004'te gerceklestirilen WEAG Savunma Bakanlari toplantisinda bu kurumun Haziran 2005'te kapatilmasi ve gorevlerini AB icinde kurulacak ASA'ya devretmesi yonunde karar alinmistir. Bu kararla beraber, AB'nin Yunanistan ve Kibris'in vetolari nedeniyle yakin gelecekte Turkiye'nin ASA'ya dahil edilmesi yonunde verdigi taahhutleri yerine getirmemesi sorunlarin baslangicini teskil etmistir. (97) Sorunun sadece Turkiye-AB iliskilerine degil, ayni zamanda NATO-AB iliskilerine de etkisi, Disisleri Bakanligi tarafindan, "AB'nin bir an evvel bu konudaki taahhudunu yerine getirmesi ahde vefa ilkesinin geregi oldugu kadar, ayni zamanda ozellikle yetenek gelistirme alaninda NATO ile AB arasinda saglikli bir isbirligi acisindan elzemdir" seklinde ifade edilmistir. (98)

Sonuc olarak, Kibris sorunu NATO-AB iliskilerinde yarattigi tikaniklik ile iliskilerdeki temel engel olarak ortaya cikmistir. Bu algi NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in goreve gelmesinden kisa bir sure sonra Nisan 2009'da Turkiye ve Yunanistan'a yaptigi ziyaretler sirasindaki aciklamalarinda acikca gorulmektedir: "Kibris sorunu cozulmedigi surece, NATO'nun AB ile iliskilerinde buyuk bir gelisme kaydedilmesi sansi dusuktur".99 Buna karsilik, her ne kadar Kibris sorunu iliskilerde onemli bir engel olarak varligini surdurse de, sadece bu konuya odaklanmak NATO-AB iliskilerindeki diger sorunlari gozden kacirmaya yol acacaktir.

Kurumsal Yapi, Imkan ve Kabiliyetlerin Ikiligi

ABD'nin AB'nin gelistirecegi kurumsal yapi, imkan ve kabiliyetlerde NATO'nun halihazirda sahip oldugu unsurlari tekrarlamamasi gerektigine yonelik telkinlerinin bugune kadar AB cevrelerinde yanki bulmadigini soylemek mumkundur. Ozellikle ABD'nin "Irak'a Ozgurluk Operasyonu"nun (Operation Iraqi Freedom) mesruiyetine yonelik tartismalar ve ABD'nin tek taraflilik egiliminin artmasi gibi nedenlerle AB uyesi ulkeler arasinda ABD'yle isbirligi konusunda ayriliklar yasanmaya baslamistir. AB-ABD iliskilerinde sorun yaratan bu konu ayni zamanda NATO-AB iliskilerinde de etkisini gostermistir. Nitekim Ingiltere, Italya ve Ispanya'nin basini cektigi bir grup ulke ABD'ye tam destek verilmesi gerektigini savunurken, Fransa ve Almanya onderligindeki grup ise ABD'ye muhalif bir durus sergilemistir. Bu ayrismanin bir yansimasi olarak, 29 Nisan 2003'te Fransa, Almanya, Belcika ve Luksemburg'dan olusan bir grup ulkenin Tervuren'de duzenledigi Zirvede (Praline Zirvesi) AB'nin NATO-SHAPE karargahi gibi kendine ait bir oprasyonel merkez olusturmasi fikri gorusulmustur. ABD'nin NATO Buyukelcisi Nicholas Burns soz konusu oneriyi "transatlantik iliskilere yonelik en buyuk tehditlerden biri" olarak nitelendirmistir. (100) Ingiltere, Berlin-arti duzenlemelerinin varligi nedeniyle bu girisimin gereksiz ikilik yaratacagi gerekcesine dayanarak, bu Zirvede alinan kararlarin hayata gecirilmesini engellemistir. (101)

AB-SHAPE ornegine benzer sekilde, AB'nin Washington Antlasmasi'nin 5. maddesini uyarlamaya dair girisimi de kurumlar arasinda ikilik olarak degerlendirilebilir. Her ne kadar NATO'nun 5. maddesine uygunlugu vurgulansa da, Lizbon Antlasmasi'nin OGSP ile ilgili hukumlerinin yer aldigi bolume eklenen kolektif savunma hukmu, "AB 5. maddesi" olarak kabul edilmektedir. (102)

Son olarak, her iki orgutun kurumsal yapi, imkan ve kabiliyetlerinin benzer nitelikte olmasinin tasidigi risk, ABD'yi de endiselendiren NATO'nun zayiflamasi tehlikesidir. Halihazirda AB icinde ortak guvenlik ve savunma alanindaki imkan ve kabiliyetler yeterli seviyeye ulasmamis olsa da, gelecekte AB'nin tamamen ozerk bir yapiya sahip olmasi olasiligi kurumlar arasinda ayrismaya yol acabilecek bu tehlikenin gostergesidir.

Kurumlararasi Ayrisma

AB'nin OGSP'yi gelistirmesi ile birlikte NATO'dan ayrismasi ve Avrupa'da birbirine rakip iki guvenlik orgutunun varligi olasiliklari diger bir catisma dinamigi olarak karsimiza cikar. Bu olasilik, ozellikle ABD'nin Avrupa'daki askeri varligina supheci yaklasan Avrupaci grubun, Avrupa'nin kendi ozerk savunma kabiliyetini gelistirip, NATO'nun rolunu kolektif savunma ile sinirli tutmayi ongoren politikalarinin dogal uzantisidir. Hofmann'in deyisiyle, onemli sayida ortak uyeye ragmen, Fransa basta olmak uzere bir grup uye ulke AB'nin OGSP eliyle Avrupa'da birincil guvenlik aktoru olmasi yonundeki arzularini gizlememektedir. 103 Buna karsilik, Atlantikci grup, ABD'nin Avrupa'daki askeri varligini destekleyip, NATO'nun Avrupa guvenligindeki birincil konumunu korumaya calismakta ve Ittifak'in sadece kolektif savunma orgutu degil, ayni zamanda askeri kriz yonetimi icin de ilk merci oldugunu vurgulamaktadir. (104)

Bu anlayis farkliliginin yani sira Avrupa'daki kriz yonetimi operasyonlarinda NATO'nun oncelik hakkina sahip olmasinin AB-ABD tarafindan farkli yorumlanmasi da, iki orgutun tamamlayici olmalarindan ziyade ayriliklar yasamasina neden olmustur. Ornegin, NATO ve AB'nin eszamanli olarak Darfur'da 2005'te gerceklestirilen Afrika Birligi Gorevi'ne ayri ayri hava destegi saglamalari ve operasyonlar sirasinda alandaki iletisimsizlikleri bunun acik gostergesi olmustur. (105) Bush Yonetimi bu donemde, Aralik 2002 Deklarasyonu uyarinca, NATO'nun tum AB operasyonlarinda oncelik hakkina sahip oldugunu varsayarak bu operasyonu NATO'nun gerceklestirmesi ve AB'nin disarida kalmasi gerektigini savunmustur. (106) Her iki orgutun birbirine paralel operasyonlar duzenlemesi ayrisma ve ikilik sorunlarini da beraberinde getirmistir. Avrupaci grubun Tervuren Zirvesi'nde aldigi kararin baslangic noktasini teskil ettigi bu sorun, AB'nin NATO'dan bagimsiz, fakat benzer bir yapilanmaya girmesi riskini bunyesinde barindirmaktadir.

Sonuc olarak, kagit uzerindeki uzlasilara ve iki kurumun bazi operasyon bolgelerindeki isbirligi orneklerine ragmen, NATO-AB iliskilerinde M. Albright tarafindan 1999'da isaret edilen ayrimcilik, ikilik ve ayrisma sorunlari halen gecerliligini korumaktadir.

Sonuc

AB'nin ekonomik-siyasi gucunu askeri faaliyetlerle de desteklemeye dair girisimi ile hayat bulan AGSP-OGSP projesi ile belirginlesen NATO'nun Avrupa guvenligindeki kurumsal rolune dair kaygilar, AB'nin NATO'nun varligina ve kaynaklarina duydugu bagimlilik ile basta ve aslinda sadece Turkiye olmak uzere AB uyesi olmayan Ittifak ulkelerinin AB'nin NATO kaynaklarindan yararlanirken haklarini ne olcude yitireceklerine dair kuskular, NATO-AB iliskilerinde oncelikle isbirligi dinamiklerini sekillendirmistir. Bu kaygilar neticesinde, kurumlar arasinda uzun bir muzakere sureci sonrasinda hayata gecirilen ve "Berlin-arti" duzenlemelerini de iceren bir dizi belgeye ragmen gunumuzde 22 ortak uyeye sahip iki orgut arasinda uygulamada etkili bir isbirliginden soz etmek mumkun degildir. Ornegin, AB'nin Berlin-arti duzenlemeleri cercevesinde NATO kaynaklarini kullanarak duzenledigi operasyon sayisinin iki, tatbikat sayisinin ise birle sinirli kalmasi iki orgut arasindaki isbirliginin istenilen seviyeye ulas(a)madigina isaret etmektedir.

NATO-AB isbirligine dair kagit uzerindeki duzenlemeler ve Berlin-arti kapsaminda veya NATO-AB formel isbirligi disinda sahadaki cesitli olumlu koordinasyon tecrubelerine ragmen kurumlararasi iliskilerde yasanan sorunlar kurumlarin yoneticileri tarafindan da dile getirilmektedir. Ornegin, 29 Ocak 2007'de donemin NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer AB yetkililerine hitaben yaptigi bir konusmada, iki kurumu birbirine yakinlastirmaya dair tum cabalara ragmen, NATO-AB arasindaki stratejik ortakligin hedeflenenden ne kadar uzak kaldigini sasirtici bir gelisme olarak nitelendirmistir. 107 Hatta, NATO Askeri Komitesi Baskani Amiral di Paola iki kurum arasinda aslinda "icerikli bir stratejik ortakligin bulunmadigini" dahi iddia edecek kadar ileri gitmistir. 108 Benzer sekilde, AB Baskani Herman von Rompuy "iki kurum birlikte calissaydi, gelecegin guvenlik cevresini sekillendirme yetenekleri cok guclu olabilecekti" ifadesini kullanarak ve iki kurum arasindaki duvarlarin yikilmasi gerektigini belirterek, aslinda henuz tam anlamiyla bir isbirligi tesis edilmedigini vurgulamistir. (109)

NATO-AB iliskilerinin onundeki esas engel her ne kadar Turkiye ve Kibris'tan kaynaklanan cifte veto sorunu gibi gosterilmeye calisilsa da, ucuncu taraflara yonelik ayrimcilik otesinde kurumlar arasinda ayrisma ile kurumsal yapi, imkan ve kabiliyetlerin ikiligi alanlarindaki sorunlarin varligi devam etmektedir. NATO-AB isbirligi mekanizmasi cercevesinde kagit uzerinde duzenlenen iliskilerin sahadaki islevselligini gelistirecek onlemler alinmasi, hangi NATO kabiliyetlerinin AB tarafindan ne olcude kullanilabilecegine dair muglakligin giderilmesi, bilgi paylasimi konusundaki rezervlerin kaldirilmasi ile gorev dagilimlarinin belirginlestirilmesi iki orgut iliskilerinin derinlesmesini de beraberinde getirecektir. Bir NATO diplomatinin ifade ettigi, "sahada Bruksel'deki siyasi tikanikliklari gormezden geliyoruz ve birbirimize yardim ediyoruz" seklindeki yaklasimin uygulamada yayginlik kazanmasi gelisim yonunde onemli firsatlar sunacaktir. (110)

Hirvatistan'in 1 Temmuz 2013'te AB'ye uye olmasinin ardindan ortak uye sayilari 22'ye yukselen NATO ve AB'nin sorunlara odaklanmak yerine isbirligi altyapi ve kapasitesini gelistirme yonunde caba sarf etmelerinin daha islevsel olacagi ortadadir. Bu cercevede, iki orgutun birbirilerinin imkan ve kabiliyetlerini kopyalamak yerine tamamlayici olmaya calismalari ve duzenleyecekleri operasyonlarda her birinin yetenekleri dogrultusunda sorumluluk almalari daha etkili bir isbirliginin onunu acacaktir.

NATO-AB iliskilerinin gelisimi surecinde etkili olan ve AB icinde ozellikle Avrupaci akim tarafindan desteklenen ozerk bir yapilanmaya gidilmesi fikri, uluslararasi tehditlerin gunumuz sartlari goz onune bulunduruldugunda beyhude bir cabaya isaret etmektedir. Kapsamli ve cok tarafli mucadele gerektiren uluslararasi sorunlara tek bir devlet ya da orgut icerisinde cozum uretmeye calismaktan ziyade, isbirligi ve uzlasiya dayali cozum bulma cabalarinin daha etkili sonuc getirecegi anlayisindan yola cikarak, NATO-AB iliskilerindeki mevcut sorunlarin uzerine gidilmesi ve isbirligi dinamiklerinin artirilmasi her iki orgutun gelecegi icin faydali olacaktir.

(1) Richard Wyn Jones, "Travel Without Maps: Thinking About Security After the Cold War", M. Jane Davis (der.), Security Issues in the Post-Cold War World, Cheltenham, Edward Elgar, 1996 icinde, s. 206.

(2) Bu calismada doneme bagli olarak AT ya da AB ifadeleri birbirinin yerine gececek sekilde kullanilmaktadir.

(3) AGSP uzerine AB-NATO Deklarasyonu, 16 Aralik 2002, http://www.nato.int/docu/pr/2002/p02-142e.htm [25 Agustos 2013]; Cebeci, "NATO, AB ve Turkiye", s. 105.

(4) Bruksel Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin "AGSP: AB Uyesi Olmayan Avrupali Muttefiklerin Mudahil Olmalari Hakkindaki Nice Hukumlerinin Uygulanmasi" baslikli 2 numarali eki icin bkz. http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cms_data/docs/pressdata/en/ec/72968.pdf [25 Agustos 2013]; 13 Aralik 2002'de NATO Genel Sekreteri'nin aciklamasi icin bkz. http://www.nato.int/docu/pr/2002/p02-140e.htm [25 Agustos 2013].

(5) "Avrupa Birligi Ortak Guvenlik ve Savunma Politikasi (OGSP) ve NATO-AB Stratejik Isbirligi," http://www.mfa.gov.tr/iii_turkiye_nin-nato_ya-askeri-katkilari.tr.mfa [25 Agustos 2013]. NATO Genel Sekreteri ve AB Ortak Dis ve Guvenlik Politikasi Temsilcisi arasinda 17 Aralik 2003'teki mektup teatisi gizli nitelik tasidigindan, bu konuda herhangi bir belgeye ulasmak mumkun olmamistir.

(6) "3D" Turkce'de ayrisma (decoupling), kopyalama-ikilik (duplication) ve ayrimcilik (discrimination) olarak ifade edilebilecek kelimelerin Ingilizce karsiliklarinin bas harflarini ifade etmektedir. Bkz. Madeleine Albright, "The Right Balance Will Secure NATO's Future", Financial Times, 7 Aralik 1998.

(7) Barry Buzan vd., The European Security Order Recast: Scenarios for the Post-Cold War Era, Londra, Pinter Publishers, 1990, s. 35; Barry Buzan ve Ole Waever, Regions and Powers: The Structure of International Security, Cambridge: Cambridge University Press, 2003, s. 400.

(8) Erhan, "Avrupa'nin Intihari", s 260-261.

(9) Richard Vaughan, Twentieth Century Europe: Paths to Unity, Londra, Croom Helm Publishers, 1979, s. 79.

(10) Erhan, "Avrupa'nin Intihari", s. 269.

(11) Bu olusumlar icin bkz. Ole Waever, "Insecurity, Security and Asecurity in the West European Non-War Community", Emanuel Adler ve Michael Barnett (der.), Security Communities, Cambridge, Cambridge University Press, 1998 icinde, s. 84.

(12) Peter M. R. Stirk, A History of European Integration Since 1914, Londra, Pinter, 2000, s. 104-105; G. Wyn Rees, The Western European Union at the Crossroads: Between Transatlantic Solidarity and European Integration, Oxford, Westview Press, 1998, s. 3.

(13) D. W. Urwin, The Community Europe: A History of European Integration Since 1945, Londra, Longman, 1995, s. 23.

(14) Stirk, A History of European Integration, s. 132.

(15) Federal Almanya Cumhuriyeti 6 Mayis 1955'te BAB'in kurulmasini saglayan protokollerin yururluge girdigi gun NATO uyesi olmustur.

(16) Simon Duke, "The Second Death (or the Second Coming?) of the WEU", Journal of Common Market Studies, Cilt 34 (2), Haziran 1996, s. 168.

(17) Philip H. Gordon, "Does the WEU Have a Role?", The Washington Quarterly, 20 (1), Kis 1997, s. 125.

(18) Arie Bloed ve Ramses A. Wessel, The Changing Functions of the Western European Union: Introduction and Basic Documents, Londra, Martinus Nijhoff Publishers, 1994, s. 3.

(19) Franz Oswald, Europe and the United States: the Emerging Security Partnership, Westport, Praeger, 2006, s. 90-92.

(20) Jolyon Howorth, Security and Defence Policy in the European Union, New York, Palgrave, 2007, s. 147.

(21) Jacques Poos, "Prospects for the WEU," NATO Review, Cilt 35 (4), Agustos 1987, s. 18 ve Bloed ve Wessel, The Changing Functions of the Western European Union, s. 75-80.

(22) Guvenlik tehditlerinin donusumu icin bkz. Sinem Akgul Acikmese, "Algi mi, Soylem mi? Kopenhag Okulu ve Yeni Klasik Gercekcilikte Guvenlik Tehditleri", Uluslararasi Iliskiler, Cilt 30 (8), 2011, s. 46-50.

(23) Helene Sjursen, "Missed Opportunity or Eternal Fantasy: The Idea of a European Security and Defence Policy", John Peterson ve Helene Sjursen (der.), A Common Foreign Policy for Europe: Competing Visions of the CFSP, Londra, Routledge, 1998 icinde, s. 95.

(24) Roy Pryce, "The Treaty Negotiations," Andrew Duff, John Pinder ve Roy Pryce (der.), Maastricht and Beyond : Building the European Union, Londra, Routledge, 1994 icinde, s. 38.

(25) ODGP, Maastricht Antlasmasi'nin besinci basligi yani J1 ile J11 arasindaki maddeler altinda hukme baglanirken, BAB ile ilgili hukumler antlasmaya ekli BAB Bildirisi'nde yer almistir.

(26) Christopher Piening, Global Europe: The European Union in World Affairs, Londra, Lynne Rienner Publishers, 1997, s. 42.

(27) Petersberg Deklarasyonu icin bkz., http://www.weu.int/documents/920619peten.pdf [13 Agustos 2013]. Petersberg gorevleri tanimi icin bkz. Petersberg Deklarasyonu, Madde II/4.

(28) Petersberg Deklarasyonu, Madde II/6-7.

(29) Ortak uyelerin haklari Deklarasyonun III/B maddesinde duzenlenmistir.

(30) Antonio Missiroli, "EU-NATO Cooperation in Crisis Management: No Turkish Delight for ESDP", Security Dialogue, Cilt 33 (9), 2002, s. 11.

(31) Ali L. Karaosmanoglu, "NATO'nun Donusumu", Mustafa Aydin (der.), Guvenlik Calismalari Serisi, Istanbul, Istanbul Bilgi Universitesi Yayinlari, 2012, s. 35.

(32) NATO Stratejik Konsepti, 7-8 Kasim 1991, http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_23847.htm [13 Agustos 2013].

(33) Ilhan Uzgel, "ABD ve NATO'yla Iliskiler", Turk Dis Politikasi: Kurtulus Savasindan Bugune Olgular, Belgeler, Yorumlar, Baskin Oran (der.), Istanbul, Iletisim Yayinlari, Cilt II, 2004, s. 305-306.

(34) Avrupa ulkelerinin daha fazla sorumluluk almalari gerektigi Stratejik Konsept'in 36. maddesinde ifade edilirken, orgutlerin tamamlayici rolleri 27. maddede vurgulanmistir.

(35) Berlin Meeting of the NAC, 10-11 January 1994, Press Communique M-NAC-1 (96) 63.

(36) BAB Petersberg Deklarasyonu'nun 1. bolumunun 3. basliginda bu kosula yer verilmistir.

(37) Nora Bensahel, "Separable But Not Separate Forces: NATO's Development of the Combined Joint Task Force," European Security, Cilt 8 (2), 1999, s. 52-72; Peter, Schmidt"ESDI: Separable But Not Separate," NATO Review, Cilt 48 (1), 2000, s. 12-15.

(38) Sinem Akgul Acikmese, "The Underlying Dynamics of the European Security and Defence Policy", Perceptions, Cilt 9 (1), Mayis 2004, s. 124.

(39) Kosova krizi etkisi icin bkz. Margarita Mathiopoulos ve Istvan Gyarmati, "St. Malo and Beyond: Toward European Defence", The Washington Quarterly, Cilt 22 (4), 1999, s. 68; Philip H. Gordon, "Their Own Army? Making European Defence Work", Foreign Affairs, Cilt 79 (4), 2000, s. 14.

(40) St. Malo Bildirisi icin bkz. Mark Oakes, European Defence: From Portschach to Helsinki, House of Commons Library Research Paper 00/20, Londra, 2000, s. 42-43.

(41) Cinar Ozen, "ESDP-NATO Relations: Considerations on the Future of European Security Architecture", Turkish Yearbook of International Relations, Cilt 33, 2002, s. 232.

(42) Koln Avrupa Konseyi Sonuc Bildirgesi, 3-4 Haziran 1999, http://www.europarl.europa.eu/summits/kol2_en.htm [13 Agustos 2013], BAB ile ilgili duzenlemeler Koln Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin "AGSP'nin Guclendirilmesi Uzerine Avrupa Konseyi Deklarasyonu" baslikli 3 numarali ekinde yer almaktadir.

(43) Helsinki Avrupa Konseyi Sonuc Bildirgesi, 10-11 Aralik 1999, http://www.consilium.europa. eu/uedocs/cms_data/docs/pressdata/en/ec/ACFA4C.htm [13 Agustos 2013]; Temel Hedef ile ilgili duzenlemeler Helsinki Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin 4 numarali ekinde yer almaktadir.

(44) Avrupa Yetenekler Taahhudu Konferansi Sonuc Bildirgesi, 21 Kasim 2000, http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cmsUpload/Military%20Capabilities%20Commitment%20 Declaration.pdf [14 Agustos 2013]. Bildirgede, AB'ye aday ulkelerin potansiyel katkilarina da yer verilmistir. Buna gore, Turkiye 5.000, Norvec 1.200, Cek Cumhuriyeti ve Polonya 1.000'er, Macaristan 450 ve Slovakya 350 askerden olusan birliklerle katki saglamayi taahhut etmistir. Bkz. Hunter, The European Security and Defence Policy, s. 95.

(45) AB uyesi olmayan NATO uyelerinin operasyonlara katilimi hakkindaki duzenlemeler Helsinki Zirvesi Sonuc Bildigesi'nin 4 numarali ekinde yer almaktadir. 46 Feira Avrupa Konseyi Sonuc Bildirgesi, 19-20 Haziran 2000, http://www.europarl.europa.eu/summits/fei1_en.htm [14 Agustos 2013]. AB uyesi olmayan NATO uyeleri ile aday ulkelerin AB'nin askeri kriz yonetimine katki saglamasina olanak saglayan duzenlemeler Feira Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin "AGSP'nin Guclendirilmesi Uzerine Baskanlik Raporu" baslikli 1 numarali ekinde yer almaktadir.

(47) Nice Avrupa Konseyi Sonuc Bildirgesi, 7-10 Aralik 2000, http://www.europarl.europa.eu/summits/nice1_en.htm#III [14 Agustos 2013].

(48) Cinar Ozen, "Consequences of the European Security and Defence Policy for the European NonEU NATO Members", Ankara Avrupa Calismalari Dergisi, Cilt 1 (1), Guz 2001, s. 140-146.

(49) Meltem Muftuler Bac, "Turkey's Role in the EU Security and Foreign Policies," Security Dialogue, Cilt 31 (4), 2000, s. 496.

(50) Francois Heisbourg, "Europe's Strategic Ambitions: The Limits to Ambiguity", Survival, Cilt 42 (2), Yaz 2000, s.10-11.

(51) Temel Hedef 2010'nun desteklenmesi konusu 17-18 Haziran 2004 Bruksel Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin 62. maddesinde yer almaktadir. Kasim 2004'te gerceklestirilen Kabiliyet Taahhut Konferansiyla uye ulkeler Muharebe Gruplari icin yapacaklari taahhutleri belirlemislerdir.

(52) Temel Hedef 2010 belgesinin 5b maddesinde ASA'nin kurulmasi ifade edilmektedir. ASA'nin kurulusu 12 Temmuz 2004 tarihli Ortak Eylem karariyla tamamlanmistir. Ortak Eylem Belgesi icin bkz. http://www.eda.europa.eu/docs/documents/COUNCIL_JOINT_ACTION_2004_551_CFSP.pdf [25 Agustos 2013].

(53) ASA hakkinda ayrintili bilgi icin bkz. http://www.eda.europa.eu/home; Baudouin Heuninckx, "The European Defence Agency Capability Development Plan and the European Armaments Cooperation Strategy: Two Steps in the Right Direction", Public Procurement Law Review, 18 (4), 2009, s. 1-11.

(54) Avrupa Kabiliyet Eylem Plani icin bkz. Burkard Schmitt, European Capability Action Plan(ECAP), Paris, ISS, 2005; Athena icin bkz. http://www.consilium.europa.eu/policies/common-security-and-defence-policy-(csdp)/ financing-of-csdp-military-operations [17.8.2013].

(55) Lizbon Antlasmasi ile AGSP kavraminin yerini OGSP (Ortak Guvenlik ve Savunma Politikasi) almistir. OGSP ile ilgili maddeler Lizbon Antlasmasi'nin 2. bolumunde yer almaktadir.

(56) Kolektif mesru mudafaa ile ilgili madde, Lizbon Antlasmasi'nin OGSP'yle ilgili 2. bolumun 7. paragrafinda duzenlenmektedir.

(57) Ozen, "ESDP-NATO Relations", s. 247.

(58) Onur Oymen, "Turkey and its Role in European Security and Defence," Insight Turkey, Cilt 3 (1) 2001, s. 56.

(59) Ozen, "ESDP-NATO Relations", s. 248. Benzer bir yorum icin bkz. Munevver Cebeci, "NATO, AB ve Turkiye: OGSP Acmazi", Marmara Avrupa Calismalari Dergisi, Cilt 20 (2), 2012, s. 101-102.

(60) Sebnem Udum, "Turkey and the Emerging Security Framework," Turkish Studies, Cilt 3(2), 2002, s. 90.

(61) Mustafa Kibaroglu, "Turkey's Triple Trouble: ESDP, Cyprus and Northern Iraq", Insight Turkey, Cilt 4 (1), 2002, s. 51-52.

(62) "The Turkish General Staff View on ESDP", Insight Turkey, Cilt 3 (2), 2001, s. 89.

(63) Oymen, "Turkey and its Role in European Security and Defence", s. 54.

(64) Sinem Akgul Acikmese ve Dimitrios Triantaphyllou, "The NATO-EU-Turkey Triology: The Impact of the Cyprus Conundrum", Southeast European and Black Sea Studies, Cilt 12 (4), Aralik 2012, s. 562; Ozen "ESDP-NATO Relations", s. 249; Lale Sariibrahimoglu, "Commonsense Prevails in Ankara over European Army", Hurriyet Daily News, 4 Aralik 2001.

(65) Bruksel Avrupa Konseyi Sonuc Bildirgesi, 24-25 Ekim 2002, http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cms_data/docs/pressdata/en/ec/72968.pdf [14 Agustos 2013]. Yunanistan'in soz konusu uzlasmaya yonelik itirazlarinin basinda ic politikadaki hassasiyet goz onunde bulundurularak Turkiye'den acikca bahsedilmemesi ve NATO'nun AB uyelerine karsi kullanilamayacagi hukmunun eklenmesi gelmekteydi. Belgenin basligi disinda Turkiye yerine AB uyesi olmayan muttefikler ifadesi kullanilarak bu soruna cozum bulunmustur. Ayrica, Yunanistan'in talebi dogrultusunda NATO'nun da AB uyelerine karsi kullanilamayagi hukmu Nice Uygulama Belgesi'nin 2. maddesinde benimsenmistir. Yunanistan'in konuyla ilgili itirazlari ve muzakere sureciyle ilgili ayrintilar icin bkz. Daniela Spinant, "Greece in Favour, but Turkey Against EU NATO Deal", www.euobserver.com, 24 Haziran 2002; Sharon Spiteri, "Turkey not Recognizing EU Presidency Greece Deal", www.euobserver.com, 2 Temmuz 2002; Missiroli, "EU-NATO Cooperation", s. 21-22.

(66) "Washington Meeting of the NAC", 24 Nisan 1994, Press Release NAC-S(99)64.

(67) NATO Stratejik Konsepti, NATO Lizbon Zirvesi, 19-20 Kasim 2010, http://www.nato.int/lisbon2010/strategic-concept-2010-eng.pdf [25 Agustos 2013].

(68) Iki orgut arasindaki isbirliginin gelistirilmesi yonundeki ifadelere 20. maddede yer verilmektedir. Chicago Zirvesi Sonuc Bildirgesi, 20 Mayis 2012, http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_87593.htm?mode=pressrelease [25 Agustos 2013].

(69) Can Buharali, "Better NATO-EU Relations Require More Sincerity", EDAM Discussion Paper Series, No 1, Ocak 2010, s. 3.

(70) Akgul-Acikmese ve Triantaphyllou, "The NATO-EU-Turkey Trilogy", s. 563.

(71) AB uyesi olmayan NATO uyelerinin AB operasyonlarina katilimiyla ilgili duzenlemeler Nice Uygulama Belgesi'nin 11 ve 12. maddelerinde yer almaktadir.

(72) Berlin-arti duzenlemeleri, NATO icinde AGSK'nin isletilmesi halinde BAB'in gerceklestirecegi operasyonlar icin NATO kaynaklarinin tahsisine dair 1996'daki Berlin duzenlemeleri uzerine insa edilen bir model oldugundan, bu kavramla anilir.

(73) "Background: EU-NATO: The Framework for Permanent Relations and Berlin Plus", http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cmsUpload/03-11-11%20Berlin%20Plus%20press%20note%20BL.pdf [25 Agustos 2013].

(74) Ibid.

(75) European Union Military Staff, Providing Military Capabilities to the EU, Bruksel, 2009, http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cmsUpload/EUMS_2009-avril.pdf [26 Agustos 2013].

(76) "The EU-NATO Berlin Plus Agreements", European Security and Defence Assembly Fact Sheet, No. 14, Kasim 2009, s. 2.

(77) Ibid., s. 1.

(78) Bu konulardaki veriler gizli oldugundan AB ve NATO'nun kamuya acik kaynaklarinda, NATO'nun AB'ye tahsis edebilecegi onceden belirlenmis imkan ve kabiliyetlere (pre-identified assets and capabilities) dair bilgilere erisilememektedir.

(79) NATO-AB Kabiliyet Grubu hakkinda ayrintili bilgi icin bkz. Paul Sturm, "NATO and the EU: Cooperation?", European Security Review, No 48, 2010, http://www.isis-europe.eu/sites/default/files/programmes-downloads/ 2010_artrel_445_eu-nato-capabilities.pdf [26 Agustos 2013].

(80) Bunun karsiliginda NATO'nun da NATO uyesi olmayan AB uyelerine karsi kullanilamayacagi karari alinmistir.

(81) Akgul Acikmese ve Triantaphyllou, "The NATO-EU-Turkey Trilogy", s. 563.

(82) AB Eylem Plani, 21 Eylul 2001, http://www.consilium.europa.eu/ueDocs/cms_Data/docs/pressData/en/ec/140.en.pdf [27 Agustos 2013].

(83) European Commission, "The European Union and the United States: Global Partners, Global Responsibilities", 2006, http://www.eeas.europa.eu/library/publications/2006_us_en.pdf [27 Agustos 2013]. AB uye ulkelerinin Afganistan'da yurutulen Kalici Ozgurluk Operasyonuna sagladiklari askeri katki icin bkz. "ISAF: Key Facts and Figures", http://www.isaf.nato.int/images/stories/File/20131014_131001-ISAF-Placemat.pdf [27 Agustos 2013].

(84) AB'nin Makedonya'da yuruttugu Concordia operasyonu, 27 Subat 2003'te alinan ortak eylem karariyla baslamistir. Ortak Eylem Belgesi icin bkz. "Council Joint Action 2003/92/CFSP of 27 January 2003 on the European Union military operation in the Former Yugoslav Republic of Macedonia", Official Journal of the European Union, L34, 11.2.2003, s. 26-29.

(85) Leo Michel, "NATO-EU Cooperation in Operations", Research Paper-NATO Defence College, No 31, 2007, s. 3.

(86) Soz konusu atama karari icin bkz. "2004/821/CFSP: Political and Security Committee Decision BiH/4/2004 of 19 October 2004 on the appointment of the Head of the EU Command Element at Naples for the European Union Military Operation in Bosnia and Herzegovina", Official Journal of the European Union, L357, 02.12.2004, s. 38.

(87) "First Joint EU/NATO Crisis Management Exercise", European Commission Press Release IP/03/1541, 12 Kasim 2003.

(88) Iki orgut arasindaki isbirligi ruhu 20. maddede ifade edilmektedir. Chicago Zirvesi Sonuc Bildirgesi, 20 Mayis 2012, http://www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_87593. htm?mode=pressrelease [25 Agustos 2013].

(89) NATO, 10 Haziran 1999'da BM Guvenlik Konseyi'nin 1244 nolu karariyla KFOR operasyonuna 12 Haziran 1999'da baslamistir. AB, Kosova'da Hukukun Ustunlugu Operasyonu'na 4 Subat 2008'de alinan ortak eylem kararinin ardindan baslamistir. Ortak Eylem Belgesi icin bkz. "Council Joint Action 2008/124/CFSP of 4 February 2008 on the European Union Rule of Law Mission in Kosovo, EULEX KOSOVO", Official Journal of the European Union, L42, 16.2.2008, s. 92-98.

(90) Chicago Zirvesi Sonuc Bildirgesi'nin 15. maddesinde soz konusu operasyonlar vurgulanmaktadir. Ocean Shield Operasyonu hakkinda ayrintili bilgi icin bkz. http://www.mc.nato.int/ops/Pages/OOS.aspx. Atalanta operasyonu hakkinda ayrintili bilgi icin bkz. Alistair Worsley, "Maritime Security: a Global Challenge for the EU", Impetus: Bulletin of the EU Military Staff, No 7, 2009, s. 10-13.

(91) Andrew Muratore, "EU-NATO Co-operation and the Pirates of the Gulf of Aden", Australian Journal of Maritime and Ocean Affairs, Cilt 2(3), 2010, s. 90-103.

(92) Buharali, "Better NATO-EU Relations Require More Sincerity", s. 7.

(93) Malta, BIO programina 1995'te katilmis olmasina ragmen uyeligini 1996'da askiya almis, 2008'de ise uyelige tekrar donmustur.

(94) Stephanie Hofmann ve Christopher Reynolds, "EU-NATO Relations: Time to Thaw the 'Frozen Conflicts'", SWP Comments, Sayi 12, Haziran 2007, s. 4.

(95) Ucuncu bolumde ele alinan danisma mekanizmalarinda vurgulandigi uzere NATO ve AB yetkilileri arasinda sadece gayriresmi toplantilar gerceklestirilebilmistir.

(96) Daniel Keohane, "Unblocking EU-NATO Co-operation", Center for European Reform Bulletin, Sayi 48, Haziran-Temmuz 2006, s. 1; Hofmann ve Reynolds, "EU-NATO Relations, s. 4.

(97) 26 Subat 2004'teki WEAG Savunma Bakanlari toplantisi karar metni icin bkz. http://www.weu.int/weag/whatsnew.htm [27 Agustos 2013]. Turkiye ile benzer durumdaki Norvec, 2006'da imzaladigi anlasmayla birlikte ASA'ya dahil edilmistir.

(98) "Avrupa Birligi Ortak Guvenlik ve Savunma Politikasi ve NATO-AB Stratejik Isbirligi", T.C. Disisleri Bakanligi, http://www.mfa.gov.tr/iii_-turkiye_nin-nato_ya-askeri-katkilari.tr.mfa [27 Agustos 2013].

(99) "Turkey, Cyprus and NATO", Economist, 10 Ekim 2009, http://www.economist.com/node/14416843 [29 Agustos 2013].

(100) Rob de Wijk, "The Reform of ESDP and EU-NATO Cooperation", The International Spectator, Cilt 34 (1), 2004, s. 78.

(101) Hofmann ve Reynolds, "EU-NATO Relations, s. 3; Johannes Varwick, "The European Union and NATO: Partnership or Rivalry?", World Security Network, 13 Ekim 2006, http://www.worldsecuritynetwork.com/Other/Varwick-Prof.-Dr.-Johannes/The-European-Union-and-NATO-Partnership-or-Rivalry [29 Agustos 2013].

(102) Francois Heisbourg, "The French-German Duo and the Search for a New European Security Model", The International Spectator, Cilt 39 (3), 2004, s. 62. Kolektif savunma hukmu, Lizbon Antlasmasi'nin OGSP'yle ilgili 2. bolumun 7. paragrafinda duzenlenmektedir.

(103) Stephanie C. Hofmann, "Institutional Overlap in the Realm of Security: The Case of NATO and ESDP", Conference Paper, Sixteenth International Conference Council for European Studies, Chicago, Mart 2008, s. 8.

(104) Cebeci, "NATO, AB ve Turkiye", s. 110.

(105) Akgul Acikmese ve Triantaphyllou, "The NATO-EU-Turkey Trilogy", s. 564

(106) Keohane, "Unblocking EU-NATO", s. 2.

(107) Lucia Kubosova, "Fear of US damaging EU-NATO relations, NATO chief says", www.euobserver.com, 30.01.2007.

(108) Giampaolo Di Paola'nin 25 Eylul 2009'da Roma'da NATO Savunma Koleji'nde yaptigi bu konusma icin bkz. http://www.nato.int/ims/opinions/2009/o090925a.html [27 Agustos 2013].

(109) Valentina Pop, "Intense Discussion on EU-Nato Relations at Lisbon Summit", http://www.euobserver.com [27 Agustos 2013].

(110) Judy Dempsey, "Between the European Union and NATO, Many Walls", The New York Times, 24 Kasim 2010.

Sinem AKGUL ACIKMESE, Cihan DIZDAROGLU, Sinem Akgul Acikmese, Doc. Dr., Uluslararasi Iliskiler Bolumu, Kadir Has Universitesi, Istanbul. E-posta: sacikmese@khas.edu.tr. Cihan Dizdaroglu, Doktora Adayi, Uluslararasi Iliskiler Bolumu, Kadir Has Universitesi, Istanbul. E-posta: cihan.dizdaroglu@khas.edu.tr. Bu makale, yazarlarin Istanbul Bilgi Universitesi Yayinevi tarafindan Mustafa Aydin'in editorlugunde hazirlanan Guvenlik Calismalari Serisi'nin onuncu kitabi olan NATO-AB Iliskileri: Isbirligi ve Catisma Dinamikleri (Istanbul: Bilgi Universitesi Yayinlari, No. 447, Kasim 2013) baslikli kitabi kisaltilarak hazirlanmistir.
COPYRIGHT 2014 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2014 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Acikmese, Sinem Akgul; Dizdaroglu, Cihan
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Essay
Date:Jan 1, 2014
Words:13121
Previous Article:NATO's emerging threat perception: cyber Security in the 21st century/Nato'nun gelisen tehdit algisi: 21. yuzyilda siber guvenlik.
Next Article:The Middle East in international relations: power, politics and ideology.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2022 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters |