Printer Friendly

Duygulari Guclendirme Egitimi Programinin annelerin duygularin farkinda olma ve duygu yonetimi duzeylerine etkisi.

Ozet

Her birey, aile, kultur ve icinde yasadigi toplumun isteklerine gore davranislarini yonlendirse de, kendine ozgu bir varliktir. Toplum, bireyleri ayni seylere inanmaya, ayni aliskanliklari devam ettirmeye, ayni modayi takip etmeye v.b. zorlasa dahi iki bireyin ayni sekilde hissetmesi icin onlari zorlayamaz. Bu sebepten dolayi da bireyleri birey yapan kiyafetleri, isleri, arabalari ya da bedensel ozellikleri degil onlarin duygularidir. Duygular kismen yasamak, hayatta kalmak ve canli olmak icin dogustan sahip olunan, kismen de sonradan edinilen donatim parcalaridir.

Bu arastirmada annelere verilen Duygulari Guclendirme Egitiminin annelerin duygularin farkinda olma ve duygu yonetimine etkisi incelenmistir. Calisma grubu bes yasinda (60 aylik) cocuga sahip 20 anneden olusturulmustur. Arastirma deseni, ontest-sontest deney ve kontrol gruplu desen olup 10 anne deney, 10 anne de kontrol grubuna alinmistir. Annelerin ozbilinc (duygularin farkinda olma) ve duygu yonetimi duzeyleri Yilmaz ve Ergin (1999) tarafindan gelistirilen Duygusal Zeka Olcegi ile olculmustur. Verilerin analizinde varyans analizinin ozel bir hali olan tekrarlanmis olcumler icin tek faktor uzerinden iki boyutlu varyans analizi kullanilmistir.

Istatistiksel analizler sonucunda Duygulari Guclendirme Egitimi Programina katilan ve katilmayan annelerin duygularini fark etme ve duygu yonetimi duzeyleri arasinda katilan annelerin lehine anlamli fark oldugu bulunmustur. Gelistirilen 'Duygulari Guclendirme Egitimi Programi' duygulari farketme ve duygu yonetimi uzerinde etkili oldugu sonucuna varilmistir.

Anahtar Kelimeler: Duygulan Guclendirme Egitimi, duygularin farkinda olma, ozbilinc, duygu yonetimi, Duygusal Zeka Olcegi.

Abstract

The Effect of Emotion Strengthening Training Program on The Self Awareness and Emotional Self Regulation of The Mothers

Although the family, the culture, and the society orient his/her attitudes (behavior), every person is an independent individual. Society may force its members to believe in the same things, to follow the same habits or fashion but it can not force to feel in the same way. Therefore, what makes a person as an individual is not his/her clothes, duties, cars, or physical features but their emotions. Some emotions are pails of equipment that partially gained by birth and partially later in order to live, to be alive or to survive.

In this research, the effect of emotion strengthening training programme to the self-awareness and emotional self regulation to the mothers are examined.

This study was carried out on 20 volunteer mothers, each of whom has a five years (60 months) old infant. Desing of research was based on pre-post test, experiment and control groups each of which included 10 subjects.

Mothers' self awareness and emotional self regulation level were measured by means of "Emotional Quantitative Scale" which was developed by Yilmaz and Ergin (1999). Two dimensional variance was used for the data analysis. (One factor for repeated measurements, which is a specific form of variance analysis).

As a result of several statistical analysis, it is found that there is a meaningful difference on the self awareness and emotional self regulation of the mothers" of control and experiment groups. Additionally, it is found that the developed emotion strengthening training programme is effective on the self awareness and emotional self regulation.

Keywords: Emotion Strengthening Training Programme, self-awareness, emotional self-regulation, EQ Scale

Giris

Aile, kultur ve icinde yasanilan toplumun istekleri, bireyin davranislari uzerinde etkili olup onu yonlendirse de, her birey kendine ozgu bir varhkhr. Toplum, bireyleri aym seylere inanmaya, ayni aliskanliklari devam ettirmeye, ayni modayi takip etmeye zorlayabilir. Fakat iki bireyin ayni sekilde hissetmesi icin onlari zorlayamaz. Bu nedenle bireyleri birey yapan kiyafetleri, isleri, arabalari ya da bedensel ozellikleri detail onlarin duygulandir.

Duygular kismen yasamak, hayatta kalmak ve canli olmak icin dogustan sahip olunan, kismen de sonradan edinilen donatim parcalaridir (Mayer, Salovey ve Caruso, 2000; Konrad ve Hendl, 1997; Sartorius, 1999).

Duygu kelimesi Latince 'movere' hareket etme kokunden gelmektedir. Kelimeye 'e' on eki eklendiginde 'oteye hareket etmek' anlamina gelmektedir. (Konrad ve Hendl, 1997). Duygu sureci anatomisinin ilk basamaginda, cevresel olaylarin algilanmasini saglayan ve bireylerin bilincli fonksiyonlarindan cok, duyu organlarinin fonksiyonlarina bagli olan tepkiler vardir (Ozer, 2000). Ayni duygunun birey uzerinde etkisi farkli olabilecegi gibi, farkli duygularda farkli etkileyebilirler. Bu etkiler, hem bedensel hem de olgusal sureclerde goruldugu gibi dusunme ve hayal gucu uzerinde de etkilidir (Izard, 1989; Ackerman ve Haggestad, 1997). Duygular, bireyin kendisini nasil hissettigini psikolojik acidan gosteren icsel mekanizmalardir (Carlson, 2001). Bu nedenle de hem bireyi hem de bireyin icinde bulundugu toplulugu etkilemektedirler. Duygu dunyasi onceden tespit edilemezler. Fakat arzulari, amac ve hareketleri etkiler, kendilerini beden dili ve yuz hareketleriyle (jest ve mimiklerle) disa yansitirlar (Brocket ve Braun, 2000). Duygulan, kisiler kendi amaclari dogrultusunda (rahatlamak, neselenmek icin gibi) kullanabilirler. Bir amaca ulasmak icin kullandiklarinda ise; kisiye, dogru zamana, dogru yere odaklanmayi ve uygun duyguya sahip olmayl saglayabilir (Merlevede, Bridoux ve Vandanmme, 2001).

Duygular, anlasilmasi mumkun olmayan esrarli olaylar degildirler (Adler, 1995). Kendi duygularini kabul edip ogrenen, o an kizgin mi, sinirli mi, yoksa uzgun mu, hissettiginin muhasebesini yapan birey, meta-duygu (duygu ustu) sanahm ogrenebilir. Icinden gelen sese kulak veren birey, hayatini daha iyi yonetebilir. Cunku duygular icsel hava durumumuzu bildiren barometre gorevi gorurler. Birey cevresiyle surekli iletisim halindedir. Bu iletisim sirasinda kizgin oldugunu, karsisindaki kisiyi incitmeden anlayisli bir dille ifade ettiginde gunlerce haftalarca surecek kavgalara donusmeden cozulebilecegini gorur. Aristo bunu yillar once fark etmis ve 'Herkes kizgin olabilir; bu cok kolay. Ancak dogru kisiye, dogru zamanda, hakli sebeplerle ve uygun bir tarzda, olculu olarak kizgin olmak- iste zor olan bu' demistir. Duygular sonucu olusan davranis kaliplari yani bireyin sahip oldugu duygusal zekayi gostermektedir. Boylece bireyin uyum surecinde zeka ve duygu kavramlari ic ice gecerek 'Duygusal Zekayi' olusturmaktadir.

'Duygusal Zeka' kavramini ilk ortaya atan Mayer ve Salovey (1990), kisinin kendisinin ve digerlerinin hisleri ve duygularini izleme, bunlar arasinda ayirim yapma ve bu bilgiyi dusunce ve eylemlerinde kullanma becerisini iceren sosyal zekanin bir air kumesi, Goleman, (1998a), kendini harekete gecirebilme, aksiliklere ragmen yoluna devam edebilme, durtuleri kontrol ederek doyumu erteleyebilme, ruh halini duzenleyebilme, sikinlarin dusunmeyi engellemesine izin vermeme, kendini baskalarinin yerine koyabilme ve umut besleme, Ayers ve Stone (1999) bireyin kendisinin ve baskalarinin duygularini anlama, duygularini zekice, duyarli ve bilgece bir tarzda kullanabilme yetisi, Yesilyaprak (2001) kendimizin ve baskalarinin duygularin tanima ve degerlendirmenin yani sira duygulara iliskin bilgileri ve duygularini enerjisini gunluk yasamimiza ve isimize etkin bir bicimde yansitarak onlara uygun tepkiler verme olarak tanimlamislardir. Cooper ve Sawaf (1997) duygularin gucu ve kavrayisini insan enerjisi, bilgi ve etki kaynagi olarak cozme, anlama ve etkili olarak uygulama yetenegi seklinde 'duygusal zeka'nin en genis tanimini yapmislardir.

'Duygusal zeka' kavrami psikolojide yeni bir kavram degildir. Thorndike, otuzlarin sonlarinda "sosyal zeka" uzerinde durmus ve 1983 'lerin basinda Gadner (dil ile ilgili, mantiksal-matematiksel, bedensel devinim ile ilgili, uzamsal, muzik ile ilgili, ickisisel (intrapersonal) ve kisilerarasi (interpersonal) 'Coklu Zeka Kuramini ortaya atmistir. Gadner Coklu Zeka kuraminda, Duygusal Zeka kavrami'ni kullanmamasina ragmen ickisisel ve kisilerarasi zeka kavramlari duygusal zekanin daha sonraki modelleri icin temel olusturmustur. Gadner'in ickisisel ve kisilerarasi zeka kavrami, bireyin kendisini ve baskalarinin duygularini ve niyetlerini anlama ve bilme kabiliyeti olarak bilinir. Bundan kisa bir sure once Reuven Bar-On pozitif uyum icin oldukca gerekli gorulen bilissel olmayan yetenekleri olcmek icin EQ-I gelstirmistir. Bundan kisa bir sure sonra ise, Mayer ve Salovey 1990 yilinda yazdiklari iki makale ile bu konuyla ilgili calismalara baslamislardir. 'Empati, duygulari ifade etme, bagimsizlik, uyum yapabilme, begenilme, kisilerarasi problem cozme, sebat, sevecenlik, nezaket, saygi ...' gibi duygusal nitelikleri belirlemede duygusal zeka kavramini kullanarak, isim babasi olmuslar ve calismalarinin devamini da getirmislerdir. Onlara gore, duygusal zeka uc zihinsel sureci icerir. Bunlar: (a) Bireyin kendisini ve baskalarini duygularini anlama ve tahmin etme, (b) Kendisinin ve baskalarinin duygularini yonetme, (c) Dusunmeyi kolaylastirmak icin duygulardan yararlanmaktir. Mayer ve Salovey duygusal zekanin isim babalari olmalarina ragmen, Bar-On, Cooper ve Sawaf, Goleman, Shapiro ve Weisinger kendi duygusal zeka kavramlanm benimsemislerdir. 1995 yilinda Goleman'in 'Duygusal Zeka' kitabini yayinlamasiyla da un kazanmistir. Sosyal zekanin bir alt boyutu oldugu dusunulmesine ragmen farkli bir zeka turu olarak degerlendirilmektedir (Cherniss, 2001; Erkus, 1998; Jordan ve digerleri, 2002; Shapiro, 1998; Schutte ve digerleri, 1998; Sherry, 2001; Quebbeman ve Rozell, 2002). Cooper ve Sawaf 'in populer kitabi 'Executive EQ' ile ozel beceri ve egilimlerle ilgili olan duygusal zekanin dort modeline isaret etmislerdir.

Bunlar; a) duygusal okur-yazarlik, b) duygusal uygunluk, c) duygusal derinlik ve d) duygusal simyadlr (Schutte ve digerleri, 1998).

Butun bunlara ragmen, duygusal zeka halen tartisilan bir konudur. Bu nedenle uzerinde yapilan calismalar hem zekayla hem de duygularla ilgilidir. Duygusal zeka, gunluk hayatimizdaki duygularimizin zeka potansiyelidir (Salovey ve Sluyter, 1997). Duygusal zeka, bir zeka turu olarak kabul edildiginde, duygularin davranislara nasil harekete gecirdigi onemlidir. Duygular, bireyi farkli sekillerde etkilemekte, ayni zamanda birey farkli duygulardan da farkli sekilde etkilenebilmektedirler (Izard,1989). Farkli duygular farkli davranis kaliplarini icerir (Ortony, Clore & Collins, 1998). Duygular sonucu olusan davranis kaliplari da duygusal zeka duzeyini gosterir. Boylece bireyin uyum surecinde zeka ve duygu kavramlari ic ice gecerek duygusal zekayi olucturmaktadlr. Duygusal zeka, ogrenilebilir ve ogretilebilir olmasi nedeniyle IQ'dan ayrilir.

Butun bunlardan bireyin sadece duygulara sahip olmasinin yeterli olmadlgi anlasilmaktadir. Bireyin hem kendisinin hem de cevresindeki kisilerin duygularini tanimasi, fark etmesi ve bunlari etkili bir sekilde yonetebilmeyi ogrenmesi gerekmektedir. Cunku duygular her an bizimle beraber oldugu icin kariyerimizde nasil bacarili olacagimizdan tutun da cocuklarimizi nasil yetistirecegimize, basarilarimizi nasil artiracagimiza, diger bireylerle iliskilerimizde onlarla nasil anlasacagimiza, nasil mutlu olacagimizdan ve toplumu nasil mutlu kilacagimiza kadar hemen hemen her konuda inemli rol oynarlar. Bireyler birlikte calistiklari mesai arkadaslarini, ebeveynler cocuklarini, esler birbirlerinin ic halini tam algiladiklarinda ve paylastiklari surece hayatlarinda ve mesleklerinde ozel bir uyum saglamis olacaklardir. Her duygu gibi bu ozellik de dogustan getirilen bit ozelliktir ama tecrubelerle ve egitimle gelistirilebilir (Konrad ve Hendl, 2001).

Cocugun ilk egitimi ailede baslar. Anne ile cocuk arasinda ozel bir iliski vardir. Cocuk icin anne, henuz istikrarli olmayan bir dunyada ggven kaynagi, huzuru, referans merkezi ve tek anlasilabilir bir durum ya da kisi, bilissel anlamda sureklilik gosteren bir sevgi nesnesidir. Sevgi, bedensel, zihinsel ve duygusal gelisimde onemli bir rol oynar. Ebeveyn icin sevgi, cocugun gizli potansiyelini aciga cikarmaya yardim icin gerekli tek aractir. Cocugun dunyasinda ilk tasarimlarin bicimlenmesini, bircok duygusal izlenimlerin yavas yavas ortaya cikmasina saglar. Annenin cocugu ile kurdugu diyalog duygusal doyumun saglanmasina ve annecocuk arasindaki koprunun pekismesine neden olur (Donmezer, 1999; Yavuzer, 2001;Williams, 1998). Bu kopru pekisirken cocuk aile icindeki bireyleri kendine model alir. Model almalari onlarin duygu, dusunce ve davranislarini dogrudan etkiler. Cocuklariyla en cok vakit geciren annedir. Bu nedenle annenin model olmasi onem kazanmaktadir.

Anne ya da anne adaylan kendi duygularini ve baskalarinin duygularini tanir, onlan nasal yonetecegini bilir, baskalariyla empati kurmayi ogrenirse, gelecegin yetiskinlerinin daha saglikli, basarili, mutlu ve duygusal zeka duzeyi yuksek birey olmalarinda onemli adimlarin atilmasinda ilk basamagi olusturacaklardir. Bu nedenle annelere verilen duygulan guclendirme egitiminin annelerin duygularin farkinda olma ve duygu yonetimi duzeylerine etkisi var midir? Bu temel probleme yanit aramak icin asagidaki denenceler test edilmistir.

Denence 1: "Duygulari guclendirme egitimi programi annelerin duygularin farkinda olma duzeyini onemli duzeyde yukseltmektedir"

Denence 2: "Duygulari guclendirme egitimi programi annelerin duygulari yonetme duzeyini onemli duzeyde yukseltmektedir"

Yontem

Duygularin Guclendirilmesi Egitimi Programinin annelerin duygusal zekanm alt boyutlarindan olan, duygu yonetimi ve duygularin farkinda olma (ozbilinc) duzeyleri uzerine etkisinin incelenmesi amaclanan bu arastirma, Kontrol gruplu "On-test, Sontest modeline dayah deneysel bir calismadir. Bu bolumde arastirmanin evreni, orneklem, arastirmanin deseni, kullanilan olcme araclarin ve bu araclarin gecerlik ve guvenirlik calismalari, deney ve kontrol gruplarinin olusturulmasi, bilgi toplama araci, deney ve kontrol grubuna verilen egitim ve verilerin analizi aciklanmistir. Bu makalede duygusal zekanin alt boyutlarindan olan duygu yonetimi ve duygularin farkmda olma duzeyleriyle ilgili bulgulara yer verilmistir.

Evren ve Orneklem

Arastirmanin evreni Samsun Dogum evi personelinden 0-60 aylik bebege sahip, 76 anneden olusmaktadir. Evreni olusturan annelerin ranjlan 21-32 arasinda degismektedir. 21-24 arasinda 24 anne (%31.58), 25-28 yaslari arasinda 30 anne (%39.48), 29-32 yaslari arasinda ise 22 anne (%28.94) arastirmanin evrenini olusturmaktadir.

Evrenin tumune Kisisel Bilgi Formu ve Duygusal Zeka Olcegi uygulanmistir. Bu olcekten duygusal zeka duzeyi dusuk ve puanlari birbirine denk olanlardan; gonullu olarak, istenilen gun ve saatte egitim programma katilacaklarini bildiren ve sosyodemografik ozellikleri birbirine benzer annelerden 10'ar kisiden olusan deney ve kontrol grubu olusturulmus ve bu kisiler calisma grubu olarak belirlenmistir. Calisma grubuna secilen anneler 0-60 aylik en az bir, en fazla iki cocuga sahip, ogrenim durumlan lise, yuksekokul ve universite mezunudurlar, ranjlan ise 21-32 olup; 21-24 arasinda 6 anne (%22.8), 25-28 yaslari arasinda 7 anne (%26.6), 29-32 yaslari arasinda ise 7 anne (%26.6)'den olustu. Egitim programma katilan anneler en az bir en cok uc cocuk sahibidirler.

Deney ve Kontrol grubunun duygusal zeka olecegnin alt olceklerinden olan duygu yonetimi ve duygularin farkinda olma alt boyutlarindan aldiklari on-test puanlarina Levene's testi uygulanmis ve deney ve kontrol grubundaki gozlemlerin ayni evrenden gelmesi varsayimi test edilmistir. Deney ve kontrol grubunun duygu yonetimi on-test puan ortalamalari arasinda (F(4.41) = 1.998, p> .05) ve uygulann farkinda olma on-test puan ortalamalari arasinda (F(4.41)= 3.70, p> .05) fark olmadigi anlasilmistir.

Arastirmanin Deseni

Bu arastirma 'Kontrol Gruplu On-Test, Son-Test Modele' dayah deneysel bir calismadir. Bu arastirmada ic-gecerliligi dusuren kaynaklardan gelen hatalari azaltabilmek icin ya da yok edebilmek amaclyla deney grubu yaninda, kontrol grubu da alinmistir (Kaptan, 1989).

Gruplar on-test, son-test deney ve kontrol grubu seklinde duzenlenmistir. Deney ve kontrol gruplarina egitim programindan once ve sonra Duygusal Zeka Olcegi uygulanmistir. On-test uygulamasindan bir hafta sonra deney grubundaki annelere haftada iki gun iki (120 dk) saatlik oturumlar seklinde 12 oturum egitim verilmistir. Kontrol grubu ile ise, ayni haftalar bir araya gelip degbik konularda sohbetler yapilmistir. On iki oturumun sonunda, deney ve kontrol gruplarina "Duygusal Zeka Olcegi (DZO)" son-test olarak tekrar uygulanmistir.

Arastirmanin bagimsiz degiskeni, on-test ve son-test uygulamalan arasinda deney ve kontrol grubu ile gerceklestirilen 'Duygulan Guclendirme Egitimi Programi (DGEP)' dir. Bagimli degisken ise, annelerin "Duygulari Fark etme, Duygu Yonetimi "duzeylerini ilcimek icin kullanilan "Duygusal Zeka" olcegidir. Bu calismada duygusal zeka olceginin sadece iki alt olceginden elde edilen veriler kullanilmistir. Arastirmanin temel amaci, Duygulan Guclendirme Egitimi Programmm annelerin duygularini fark etme ve duygu yonetimi duzeylerine etkisini arastirmaktir.

Veri Toplama Araclan

Bu arastirma annelerin, duygu yonetimi ve duygulari fark etme duzeylerini olcmek amaciyla kullanilan, Yilmaz ve Ergin (1999) tarafindan standardizasyonu yapilan 'Duygusal Zeka Olcegi 30 madde ve alt boyuttan olusmaktadir. Duygusal zekayi olcmek amaciyla yurt disinda gelistirilmis olan bes olcekten bir tanesi uzman kanaatine vurularak secilmistir. Olcegin orijinali Ingiliz Dili ve Edebiyati son sinif ogrencilerinden Ingiliz Dili ve gramer derslerinden not ortalamasi 70 ve uzerinde olan 55 kisiye uygulanmistir. Turkce cevirisi Dil uzmani ve Psikolojik Danisma ve Rehberlik Anabilim Dalinda en az Docent unvanina sahip bir ekip tarafindan gerceklestirilmistir. Gozden gecirilen ve tartisilan her bir madde bir ay sonra Turkce formu Ingilizce formunun uygulandigi ayni gruba tekrar uygulanmistir. Iki uygulama sonucu elde edilen guvenirlik katsayisi r= .76, p< .05 ile r= .92, p< .05 oldugu bulunmustur. Olcegin tespit edilen sonuclari soyledir:

Birinci alt boyutunun ilk ve son uygulama arasindaki korelasyon r= .76, p< .05,

Ikinci alt boyutunun ilk ve son uygulama arasindaki korelasyon r= .92, p< .05,

Ucuncu alt boyutunun ilk ve son uygulama arasindaki korelasyon r= .91, p< .05,

Dorduncu alt boyutunun ilk ve son uygulama arasindaki korelasyon r= .88, p< .05,

Besinci alt boyutunun ilk ve son uygulama arasindaki korelasyon r= .86, p< .05

Olcegin toplam puan acisindan bakildiginda ilk ve son uygulama arasindaki korelasyon r= .84, p< .05 bulunmustur.

Boylece deneklerin Ingilizce formundan anladiklari ve algiladiklari ile Turkce formundan anladiklari ve algiladiklari arasinda buyuk benzerlik Yapilan madde-toplam puan analizi sonucunda iki madde disinda r= .73-.89, p< .05 arasinda bir dagilim gostermistir. Iki madde tekrar gozden gecirilmis ve anlasilir hale getirilmistir.

Test yarilama yontemiyle yapilan guvenirlik calismasinda korelasyon katsayisi r= .79 p< .05 olarak bulunmustur.

Olcek, Duygularin farkinda olma; Duygulari yonetme; Kendini motive etme; Empati ve Iliskileri kontrol etme olmak uzere bes alt olcekten olusmaktadir. Bu calismada sadece, duygularin farkinda olma ve duygular, yonetme alt olcekleri kullanilmistir. Olcekten yuksek, normal ve dusuk olmak uzere uc puan elde edilmektedir. Duygularin farkinda olma alt olgegi icin 31 ve uzeri yuksek, 26-30 arasi normal, 25 ve alti ise dusuktur. Duygular, yonetme alt boyutu icin ise, 32 ve uzeri yuksek, 27-31 arasi normal, 26 ve alti ise dusuktur.

Duygulari Guclendirme Egitimi Programinin Gelistirilmesi ve Islem Yolu

Arastirmada kullanilan egitim modeli, Burnard"in "Interpersonal Skills Training" kitabi temel alinarak Konrad ve Hendl'in "Duygularla Gukclenmek", Merlevede, Bridoux ve Vandamme'nin "7 Steps to Emotional Intelligence", Erkan"in "Grup Rehberligi Etkinlikleri" adli yayinlarin yaninda konuyla ilgili diger kaynaklar da gozden gecirilerek hazirlanmistir. On iki oturumluk hazirlanan program haftada iki gun iki saat seklinde yurutulmustur.

Duygular, Guclendirme Egitimi Program, bireylerin duygularini tanimalari ve onlarla nasil iletsim kurmalari gerektigini bilmeleri dusuncesinden hareket edilerek hazirlanmistir. Programin hazirlanmasinda bireyin duygularm, guclendirebilmesi icin once duygularini tanimasi, onlarla iletisim kurmasi ve guclendirmesi gerekcesiyle Duygulari Guclendirme Egitimi Program, hazirlanmistir. Ilk oturumlarda iletisim becerileriyle ilgili (Empati, etkin dinleme becerisi, duygularini, ifade etmede sen ve ben dilinin kullanimi) etkinliklere daha sonraki oturumlarda bireylerdeki farkadaligini artlrmayla ilgili (gozlem yoluyla duygulan anlayabilme, duygulardaki celiskileri farketme) etkinliklere son oturumlarda ise, duygulan guclendirmeyle ilgili (olumlu-olumsuz ve zor duygulanini ifade edebilme, abartarak ifade etme, duygulara odaklanabilme gibi) etkinliklere yer verilmistir

Bu programin genel amaci: Duygularla iletisim kurarak, duygularmi daha iyi tanima, duygularinin farkina varabilme, duygularini acma ve bunlarla iletisim kurmayi sasglamaktir. Program sonunda katilimcilarin duygularini guclendirip, bunlarla iletsim kurabilme, duygularini fark etme ve duygularini yoneltme becerisi kazanmalarini saglamaktir.

Bulgular

Bu bolumde arastirmanm denencelerini test etmek amaciyla yapilan istatistiksel verilere ve bu veriler sonucunda elde edilen bulgulara yer verilmistir. (Tablo-1).

Tablo 1'e goruldugu gibi deney ve kontrol gruplarnin duygularin farkinda olma duzeyi on-test, son-test puanlarina uygulanan varyans analizi sonuclarina gore, gruplar arasindaki farklar anlamli bulunmamistir. Olcumler arasmdaki farklar ise (F (4.41)=20.154, p< .05 duzeyinde anlamli, etkilesime iliskin farklar da (F(4.41)=19.159, p< .05 anlamli bulunmistir. Duygulan guclendirme egitimi programina katilan annelerin duygularin farkinda olma duzeyleri bu programa katilmayan annelerinkinden daha ygksek bulunmustur

Tablo 2'de goruldugu gibi deney ve kontrol gruplanin duygulan yonetme duzeyi on-test, son-test puanlarina uygulanan varyans analizi sonuclarma gore, gruplar arasindaki farklar onemli bulunmamistir. Olcumler arasindaki farklar ise (F(4.41)=48.617, p< .05 duzeyinde anlamli, etkilesime iliskin farklar da (F(4.41)=26.325, p< .05 anlamli bulunmustur. Duygulan guclendirme egitimi programina katilan annelerin duygulan yoneme duzeyleri bu programa katilmayan annelerinkinden daha yuksek bulunmustur

Tartisma ve Yorum

Bu bolumde arastirmanin sonucunda elde edilen bulgular literatur isiginda tartsilmistir.

Duygulari guclendirme egitimine katilan annelerin (deney grubu) duygusal zekanin alt boyutlarindan olan duygularin farkinda olma (ozbilinc) ve duygu yonetimi puanlarin bu egitime katilmayan (kontrol grubu) annelerinkine gore anlamli degerlenbildikreri oldugu gorulmustur.

Annelere verilen duygulan guclendirme egitimi sonunda annelerin kendilerini ve duygularnin farkina vardlklarini ve farkina vardlklan duygularini dogru degerlendirebildikleri gozlemlenmistir. Duygulan anlama bireyin ses tonundan, yuz ifadelerinden, beden durusundan duygusal mesajlarla gonderilen sifreleri cozmeyi icerir.

Ortony, Clore ve Collins, (1998) duygulan anlamak icin duygu dilinin bilinmesi gerekmektedir. Cunku bazi duygulari ayirt etmek icin ozel bir dil gerekmektedir. Duygulari anlamanin bir diger yolu ise bireyin yasantilandir. Duygularla davranislar birbirleriyle iliskili oldugu icin duygularla ilgili davran kahplari ortaya cikmistir. Farkli duygular farkli davranis kahplarini icerirler. Bireylerin herhangi bir durum, olay ya da kisiyle ilgili gosterecegi duygusal tepki durumdan kaynaklandigi icin duygulari anlamada bireyin icindi bulundugu psikolojik durumunda onemli oldugu ortaya cikmaktadir.Goleman (1998 b) bireyin duygularinin farkinda olmasi onun benlik bilincini olusturur. Duygusal zeka; kendini tanimasi duygularinin farkina varmasi ve farkina vardigi duygularini dogru olarak degerlendirmesi yani duygu olusurken fark edebilmesidir.

Bar-On ve digerleri (2000) kadinlar erkeklerden kisilerarasi becerilerde daha iyi bir gelisme sureci gosterdiklerini, erkekJerin ise, stresli durum ve olaylara daha dayanikli, duygularini gosterme kadar kontrol etme kabiliyetine kadinlardan daha iyi olduklarini ifade etmislerdir.

Kadinlar baskalarinin duygularini sezmek ve kendilerini ona gore ayarlamak konusunda ustadirlar (Sartorius, 1999). Fakat is kendilerinin duygularini sezmeye ve anlamaya gelince orada yaya kalmislardir. Bunun bircok nedeni vardir. Bunlardan bazflan ofkelerini iclerine attlklari icin bulimia hastagini tekrar yasarlar, eger ofkelerini disa vurmayi basarmis iseler, vurmalarina ragmen sucluluk duyarlar, korktuklarinda utanirlar, sevdiklerinde severler, birinden oc aldiktan sonra uzuntu duyarlar vs ... Tabii ki bunun surekli bu sekilde surup gittigini soylemek de yanlistir.

Izard (1992) duygularln kendi arasinda ve bilisle olan iliskisini inceledikleri calismalarinda duygularin biyolojik ve sosyal islevlerin uyumunda ve degerlendirilmesinde baslica unsur oldugu, ozel duygularin ozel olarak isimlendirilmesi gerektigi, bunlarin ortak bir sinirsel yapiya sahip oldugu, evrensel oldugu ve tek duygu ifadesi olducgunu belirtmistir.

Mayer ve Geher (1996) 321 kisi uzerinde yaphklari calismalarinda bireylerin karsinlarindaki kisilerin duygularin anlarsa onlarin dusuncelerinin duygusal sonuclarini daha iyi anlayacaklarini belirtmislerdir. Bireylere karsilasabilecekleri sekiz durum verilmis ve bu durumlarla ilgili duygulari tahmin etmeleri istenmistir. Tahmin edilen duygular 12 secenekli bir olcek uzerinde degerlendirilmis ve degerlendirmelerin belirlenen kritere uyup uymadigina bakilmistr. Sonucta bireylerin duygulara nasil karar verdikleri ve duygulan tanimlama yetenekleri test edilmistir.

Howell ve Conway (1990) 12-18 yas grubunda bulunan 40 erkek ogrencinin olumlu ve olumsuz duygularin ifade edilmesini inceledikleri arashrmalarinda, olumsuz duygulari, olumlu duygulara gore daha fazla ifade ettiklerini bulmulardir. Ayrica, olumlu ve olumsuz duygularin yogun olarak yasanmasinin, bireylerde daha fazla acilma isteginin dogmasina neden oldugu ve bunun da daha yakin iliskilerin kurulmasma yol actigini belirtmislerdir

Yilmaz (2002) yaptigi calismada 0-6 yas cucaga sahip olan 10 anneye verdigi Duygusal Zeka Dusunme Becerileri Egitiminin Annelerin Duygusal Zeka duzeylerini yukselttigini bulmustur.

Bayanlarin duygu dunyasi erkeklerin duygu dunnyasi arasinda farklar vardir (Sartorius, 1999). Bayanlar erkeklere gore daha fazla duyguya sahiptirler ve duygularini yoneltmekte erkeklere gore daha basanslzdirlar. Bayanlann duygulan daha derin, gizemli, incelmis, farkli ve sinsice duygular beslemeye erkeklere gore daha yatkindirlar. Duygu birikimleri cok buyuk, duygu hazineleri ise degerli, ruh halleri ve hassasiyetleri de derin ve cok katmanli oldugu icin erkekleri korkuturlar. Bu nedenle bayanlar yillarca duygusal derinliklerini durgun bir yuzeyin altinda gizlemeyi basarmalardir. Duygulari yonetme, bireyin duygularinin farkina varmasi ve bunlari gunluk hayatina gecirebilmesidir (Merlevede, Bridoux ve Vandanmme, 2001) Bunu yaparken ne duygulann esiri olunmali ne de duygular bastirilmalidir. Goleman, 1998). Bireyin duygulanm dengeli ve uyumlu bir bicimde ortaya koyabilme ve duygusal ozdenetimin (doyumun, hedefe yonelik olarak ertelenebilmesi) saglanmasidir.

Ayrica bireyin duygularini yonetmesi; onun stresle basa cikmasinda, amaclarina ulamasinda, tepkilerini kontrol etmesinde ve olumlu dulunmesinde de etkili olmaktadir (Oneil, 1996). Duygu yonetiminin bireyin zihinsel surecleri uzerinde ve ayni zamanda problem cozme surecinde de etkili olmaktadir.

Fisher ve Ranson (1991) "Aile dunya gorusu, ebeveyn duygu yonetimi ve adolesans sagligi" isimli calismalarinda cinsiyet, rol, nesil, aile Liyelerinin karakteristik ozellikleri ve saglikli olmayla iliskisinin surekli olarak aile yasaminin ozel tavriyla iliskisi test edilmistir. 141 erkek 137 bayan olmak uzere toplam 225 ciftin katildigi calismada elde edilen verilere gore adolesans saligi ve dort ailenin dunya gorusu arasindaki iliskiyi belirlemek icin yapilan veri analizinde hem ailenin dunya gorusu hem de eslerin duygu yonetimleri adolesansin sagligiyla anlamli derecede ilgili oldugu bulunmustur. Ailedeki tutarlilik, erkeklerde fiziksel iyilik ve duygularla, kadinlarda da dusuk anksiyete ve duygusal iyilikle iliskili oldugu bulunmustur.

Saarni (1997) duygu yonetimi ve sosyal etkilesim icin stratejiler isimli calismalarinda duygusal yasantilar icinde yuz ifadelerinin rolunu arastirdklari calismalarinda, iki farkh model gelistirmblerdir. Deneklerin yuz ifadeleri kontrol edilmi, arkasindan bu yuz ifadelerine verilen otomatik tepkilere ve kisisel duygular olarak ifade edilmesi olculerek test edilmistir. Calismanin sonunda, yuksek duzeydeki yuz ifadelerinin, yuksek duzeydeki otomatik aktivite ve duygularin kisisel ifadeleriyle iliskili oldugunu gormuslerdir.

Caroll (1992) temel duygular, duygular arasmdaki iliskiler ve duygu-bilis iliskilerinin arastirildigi calismada, duygusal yasanhlarin ortaya cikarilmasinda, temel duygularin psikolojik ve biyolojik olarak ne "ilkel" ne de "azaltilmasi mumkun olmayan engelleyiciler" olmadiklan belirtmistir. Duyguyu harekete geciren, bilissel olmayan bircok uyaranin mevcut olduaunu ve bazi duygularm temel oldugunu ifade eder. Cunku, onlar sinirsel altyapilara sahip olduklan icin, dogustan ve evrenseldirler. Bu nedenle herkeste ayni olan bir duygu-motivasyon durumu olduguna inanmaktadir. Duygusal yasantilarin cok farkli sekillerde olmasi duygubilis iliskisinin fonksiyonlan oldugu aciklanmaktadir.

Jordan ve arkadaslari (2002) duygusal zeka duzeyi dusuk takimlarin, yiusek duygusal zekali takimlardan daha dusuk duzeyde performans gosterdiklerini, Newsome ve arkadalari (2000) duygusal zekanin akademik basari ile iliskili oldugunu, Schutte ve arkadalari (2001) duygusal zekanm empatik bakis acisiyla iliskili, empatik fantezi, empatik ilgi ve kisisel stres ile iliskili olmadigini duygusal zeka duzeyi yuksek olanlarin sosyal beceri duzeylerinin yuksek, diger bireylerle daha acik iliski kurduklari, evlilik iliskilerinin de daha iyi oldugunu bulmuslardir.

Sonuc olarak annelere verilen Duygulan Guclendirme Egitiminin annelerin duygu yoetimi ve duygularin farkinda olma duzeylerini olumlu yonde etkiledigi ve bu programin sonunda ogrendiklerini de gunluk hayata aktarmalan saglanmistir. Duygu yonetimi ve duygulan anlama, iletsime de etken temel unsurlardan ikisi sayilabilir. Annelerin saglikli iletisim kurmalan ve saglikhi bireyler yetistirmeleri kendilerini tanimalarmdan gecer. Gelecek nesilleri yetistirecek olan anneler duygularini farkinda olup ve onlan nerede, ne zaman, nasil ifade edebileceklerini bilirlerse, yetistirecekleri cocuklan da kendilerinin ve baskalarinin duygularini anlamada, duygularini yonetmede basarili olabilirler. Kisiligin temellerinin ilk alti yillarda atildigina gore, annelerin cocuklarinin kiliklerinin sekillenmesinde ilk model olmalari nedeniyle annelere verilecek bu tur egitimlerin onemi bir kez daha anlasilmaktadir.

Gelecegin yetiskinlerini yetistirecek annelere bu ve benzeri egitim verilerek saglikli birey ve saclikh toplum yapisina ulasmada da yardimci olunabilir.
Tablo 1: Deney ve kontrol grubunun duygularin farkinda olma on-test,
son-test puanlarina uygulanan varyans analizi sonuclari.

Duygularin On-test Son-test
Farkinda
olma N X SS N X SS

Deney 10 28.20 7.8003 10 36.10 7.5638
Kontrol 10 28.00 3.8297 10 28.10 4.1218
Toplam 20 28.10 5.9816 20 32.10 7.2104

Varyansin KT Sd KO F
kaynasi

Gruplar arasi 1372.600 19
Grup 168.100 1 168.100 2.512
(Deney-Kontrol)
Hata 1204.500 18 66.917
Gruplar ici 455.000 20
Olcum
(Ontest--Sontest) 160.000 1 160.000 20.154 *
Olcum X Grup 152.100 1 152.100 19.159 *
Hata 142.900 18 7.939

Toplam 1817.600 39

Tablo 2: Deney ve kontrol grubunun duygularin yonetme on-test, son-test
puanlarina uygulanan varyans analizi sonuclari.

 On-test Son-test
Duygu
Yontemi N X SS N X SS

Deney 10 24.40 4.8351 10 33.60 4.6236
Kontrol 10 26.90 3.3813 10 28.30 3.9172
Toplam 20 25.65 4.2584 20 30.95 4.9786

Varyansin KT Sd KO F
kaynasi

Gruplar arasi 559.400 19
Grup 19.600 1 19.600 .654
(Deney-Kontrol)
Hata 539.800 18 29.989
Gruplar ici 537.000 20
Olcum
(Ontest--Sontest) 280.900 1 280.900 48.617 *
Olcum X Grup 152.100 1 152.100 26.325 *
Hata 104.000 18 5.778

Toplam 1817.600 39


Kaynaklar

Ackerman, P. A. & Haggestad, E. D. (1997). Intelligence, Personality and Interest: Evidence for Overlapping Traits, Psychological Bulletin, 121, 2, 219-245.

Adler, A. (1995). Insanin Tabiatini Tanima. Cev. Ayda Yorukan Istanbul: Turkiye Is Bankasi Kultur Yayinlari.

Bar-On, R., Brown, J. M., Kirkcaldy, B. D., Thome, E. P. (2000). Emotional expression and implications for occupational stress; an application of the Emotional Quotient Inventory (EQ-i), Personality and Individual Differences, 28, 1107-1118.

Brockert, S. & Braun, G. (2000). Duygusal Zeka Testleri, Cev: Nurettin Suleymangil, MNS Yayincilik.

Burnard, P. (1992). Interpersonal Skills Training: Sourcebook of Activities for Trainers, London: Kogan Page Limited.

Carlson, R. (2001). Ne Olursa Olsun Mutlu Olabilirsiniz. Ankara: HYB Yayincilik.

Caroll E. I. (1992). Basic Emotions, Relations Among Emotions, and Emotion-Cognition Relations, Psychological Review, 99, 33, 561-565.

Cherniss, C. (2000). Emotional Intelligence: What it is and Why it Matters?, Paper Presented at the Annual Meeting of the Society for Industial and Organizational Psycology, New Orleans, LA.

Cooper, R. K. & A. Sawaf (1997). Liderlikte Duygusal Zeka: Yonetimde ve Organizasyonda Duygusal Zeka (EQ), Cev.:Z. B. Ayman ve B. Sancar, Istanbul: Sistem Yayincilik, 218.

Donmezer, I. (1999). Ailede Iletisim ve Etkilesim. Istanbul: Sistem Yayincilik.

Erkan, S. (2002). Grup Rehberligi Etkinlikleri, Ankara: Pegem Yayinlari.

Erkus, A. (1998). Goleman'in 'Duygusal Zeka' Gorusunun Psikometrik Acidan Elestirisi ve Dinamik Etkilesimsel Model Onerisi, Turk Psikoloji Yazilari, 1,1, 31-40.

Fisher, L. & Ransom, D. C. (1991). Family World View, Parent Emotion Management and Adolescent Health Research Report, Paper presented at the Society for Research in Child Development Biennial Meeting, Seattle, WA, 19.

Goleman, D. (1998a). Duygusal Zeka, Cev. B.S. Yuksel, Istanbul: Varlik Yayinlari.

Goleman, D. (1998b). Isbasinda Duygusal Zeka, Istanbul: Varlik Yayinlari.

Howell A. & Conway M. (1990). Percieved Intimacy Expressed Emotion, The Journal of Social Psychology, 130, 4, 476-486.

Izard, C. (1989). Human Emotions, Newyork: Penum Press.

Izard. C. (1992). Basic Emotions, Relations Among Emotions and Emotion Cognition Relations, Psychological Review, 99, 3, 561-565.

Joordan, J.P., Ashkanasy, M. N., Hartel, E.J.C. & Hooper, S. G. (2002). Workgroup emotional inteligence scale development and relationship to team process effectiveness and goal focus, Human Resource Management Review, 12, 195-214.

Kaptan, S. (1989). Bilimsel Arastirma Teknikleri ve Istatistik Yontemleri, Ankara: Bilim Yayinlari.

Konrad, S. & Claudia H. (2001). Duygularla Guclenmek, Cev. Meral Tartan, Istanbul: Hayat Yayinlari.

Mayer, J.D., Salovey P. ve Caruso, D.R. (2000). Emotional Intelligence as Zeitgeist as Personality and as a Mental Ability, The Handbook of Emotional Intellegence, Sanfrancisco; Jossey-Bass and Wiley Company, 92-117.

Mayer, J. D & Geher G. (1996). Emotional Intelligence and the Identification of Emotion, Intelligence, 22, 2, 89-113.

Merlevede, P. E., Bridoux, D. & Vandamme, R. (2001). 7 Steps to Emotional Intelligece, Crown House Publishing Limited.

Newsome, S., Day, L. D. & Catano, M. V. (2000). Assesing the predictive validity of emotional intelligence, Personality and Individual Differences, 29, 1005-1016.

Oneil, J. (1996). On Intelligence: A Conversation with Daniel Goleman, Educational Leadership, 54, 1.

Ortony, A., Clore, G. & Collins, A. (1998). The Cognitive Structure of Emotions, Cambridge University Press.

Ozer, K. (2000). Duygusal Gerilimle Basetme Yollari "Ben Degeri Tiryakiligi" Istanbul: Sistem Yayincilik.

Quebbeman, A. J., & Rozell, E. J. (2002). Emotional intelligence and dispositional affectivity as moderators of workplace aggression: The impact on behavior choice, Human Resource Management Review, 12, 125-143.

Saarni, C. (1997). Emotion Management and Strategies for Social Interaction, Research Report, Paper present at the Biennial meeting of the society for research in child development, 62nd, Washington DC, April 3-6, 143.

Sartorius, M. (1996). Kadinlarda Duygusal Zeka, Cev. Sebnem Can Erendor, Istanbul: Varlik Yayinlari.

Schutte, S. N., Malouff, M. J., Hall, E. L., Haggerty, J. D., Cooper, Golden, J. C., & Dornheim, L. (1998). Development and validation of a measure of emotional intelligence, Personality and Individual Differences, 25, 167-177.

Schutte, S. N., Malouff, M. J. & Bobik, C. (2001). Emotional intelligence and interpersonal relations. The Journal of Social Psychology, 141,4, 523-536.

Sherry, M. (2001). Teaching emotional intelligence, The Delta Kappa Gamma Bulletin, 67, 4, 13-16.

Yavuzer, H. (2001). Ana-Baba ve Cocuk. Istanbul: Remzi Kitabevi.

Yesilyaprak, B. (2001). Duygusal zeka ve egitim acisindan dogurgulari, Kuram ve Uygulamada Egitim Yonetimi, 7, 27, 139-146.

Williams, L. (1998). Cocugunuzu Kesfedin. Cev. Miyase Koyuncu, Istanbul: Hayat Yayinlari.

Yilmaz, H., & Ergin, E. (1999). Universite Ogrencilerinin sahip olduklari duygusal zeka duzeyleri ile 16 kisilik ozelligi arasindaki iliski uzerine bir arastirma, VII. Ulusal Egitim Bilimleri Kongresinde Sunulan Bildiri, Trabzon.

Yilmaz, M. (2002). Duygusal zeka dusunme becerileri egitiminin annelerin duygusal zeka duzeyine etkisi, Yayinlanmamis Doktora Tezi, OMU. Sosyal Bilimler Enstitusu

Seher Balci, Yrd.Doc.Dr. Seher Balci, Psikolojik Danisma ve Rehberlik Anabilim Dali, Egitim Bilimleri Bolumu, Egitim Fakultesi, Ondokuz Mayis Universitesi, Kurupelit-Samsun. e-mail: sbalci@omu.edu.tr
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2003 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Turkish language article
Author:Balci, Seher
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Dec 1, 2003
Words:5002
Previous Article:The students of Sanayi-i Nefise School and the position of women in the Turkish society at the beginning of 20th century in view of new documents/...
Next Article:Community-based integrated approach to overall sustainable women development of rural Kenya.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters