Printer Friendly

Cinsiyet rolu kalipyargilari, androjenlik ve diger cinsiyet rolu yonelimleri.

Ozet

Cinsiyet rolu yonelimi kavrami, kadinlarla erkekler arasindaki bireysel farkhhklarm, kadmlarm ve erkeklerin biyolojik olarak birbirlerinden farkh oluslann dayandmlmasl yaklasimi ile ortaya cikmistir. Her ne kadar kisilik ozellikleri ile biyolojik cinsiyet arasinda bir bag oldugu varsayiliyorsa da, biyolojik cinsiyetle bireylerin sahip olduklan nitelikler arasinda birebir tutarlilk oldugu ileri surulemez. Yani bir erkek kadinsi ozelliklere, bir kadin da erkeksi ozelliklere sahip olabilir. Bu noktada da ortaya androjenlik adi verilen cinsiyet rolu yonelimi cikar

Androjenligin ve diger cinsiyet rolu yonelimlerinin ele alindigi bu calismada, oncelilke 'biyolojik cinsiyet' ve 'toplumsal cinsiyet' kavramlari arasindaki ayrima yer verilecek, cinsiyet rolu yonelimlerini temelini olusturan toplumsal cinsiyet kahpyargdarl uzerinde durulacaktir. Ardindan da, androjenlik ve diger cinsiyet rolu yonelimleri ayrintiyla ele alnacak ve androjen bireylerle androjen olmayan bireyler (cinsiyet tiplemeli bireyler), simdiye dek gercelestirilmis olan arastirmalar cercevesinde cesitli bireysel ozellkler acisindan karsilastrilacaktir.

Anahtar Kelimeler toplumsal cinsiyet, cinsiyet rolu yonelimi, androjenlik, kalipyargi, toplumsal siniflandirma.

Giris

Insanlar, nesneleri oldugu gibi insanlari da, belirli bir takim ortak niteliklerini temel alarak gruplara ya da siniflara ayirarak, yani toplumsal siniflandirma yaparak, dis cervreden gelen yogun bilgi yukuyle bas etme yoluna giderler (Tajfel ve Forgas, 1981, s.114). Fiske ve Taylor, siniflandirma surecini bir tur bilissel cimrilik olarak adlandirmaktadir (Donmez, 1992, s.132). Cevremizdeki insanlara iliskin bilgi yukunu azaltmanin ve bu anlamda "bilissel cimrilik" yapmanin yolu da toplumsal siniflandirma surecinden gecer (Hewstone ve ark., 1996, s. 112).

Toplumsal siniflandirma, insanlar kendi baslarina birer birey olarak degil de bir toplumsal grubun uyesi olarak algilandiklarinda ortaya cikar. Bireyler, 'insanlar' olarak degil 'erkekler', 'kadinlar', 'beyazlar', 'yaslilar' diye adlandirilirlar. Cinsiyet, etnik ozelliker ve yas toplumsal siniflandirmanin temelleridir. Iki ya da daha fazla insan bir grup olarak algllandiginda, bu grup artik diger gruplardan ayri tutulur ve 'farkli' olarak ele alinir (Mackie, Hamilton, Susskind ve Rosselli, 1996, s. 41; Bilgin, 1996, s.76).

Cevremizdeki bireyleri, oncelike, en 'gorulebilir' ozelliklerini dikkate alarak siniflara ayirriz. Cinsiyet de 'gorulebilirlik' soz konusu oldugunda en ust siralan (belki de en ust sirada) yer alan ozelliktir. Bireyler, digerlerini kadinlar ve erkekler olarak siniflandirdiktan sonra, artik ayri birer grubun uyeleri olarak gordukleri bu bireylere iliskin bircok kalipyargi gelistirmekte, bu iki grubun uyeleri arasindaki bireysel farkliliklar abartilmakta, en onemlisi de, tumuyle biyolojik farkhhklara dayandirilmaktadir. Cinsiyet rolu yonelimi, bu yaklasima tepki olarak one surulmus, bit kavramdir ve bu kavrami aciklarken de oncelikle 'toplumsal cinsiyet' ve 'biyolojik cinsiyet' arasmdaki farka deginmek gerekmektedir.

Toplumsal Cinsiyet-Biyolojik Cinsiyet Kavramlan

Yillardir, 'toplumsal cinsiyet' kavraminin anlaml uzerinde durulmaktadir. Bircok arastirmaci calismalarina, kavram kargasasindan kacinmak icin oncelike 'toplumsal cinsiyet (gender)'ve "biyolojik cinsiyet (sex)' e iliskin tanimlamalarini yapip, hangisini ne anlamda kullanacagini aclklayarak baslamaktadir. Bircok bilim adami bu ayrimin son derece onemli oldugunu savunurken (or., Beall & Sternberg, 1993, s. 15; Berndt ve Heller, 1986, s. 889; Connell, 1998, s. 25; Eagly, 1995, s. 146; Hughes ve Noppe, 1985, s. 99; Strong ve DeVault, 1994, s.10) kucuk bir azinlik boyle bir ayrimin gereksiz oldugunu ileri surmektedir (or., Durkin, 1995, s. 150; Lylton ve Romney, 1991, s.269; Maccoby, 1988, s.755). Ikinci gruptakiler, boyle bir ayrimin gereksizligine gerekce olarak da hangi davranisim biyolojik temelli, hangisinin psikolojik-kulturel temelli oldugunun hala iciden cikilamamis bir sorun olusunu ve bu cozumlemenin belli bir kavramsallastirmaya gidilerek saglanamayacacagini gostermektedirler (Lytton & Romney, 1991, s.269). Aslinda 'biyolojik cinsiyet (bir bireyin biyolojik olarak kadm mi erkek mi oldugu)' ile 'toplumsal cinsiyet (kadm ya da erkek olmanin psikolojik ve sosyo-kulturel getirileri)' arasinda bir ayrim yapmak cok da zor degilmis gibi gorunmektedir. Ancak, gercekten de neyin biyolojik temelli, neyin psikolojik temelli oldugunu ayirt etmek her zaman cok kolay olmamaktadir.

Toplumsal cinsiyetin, bireyin toplumsallasma surecinde kadinsi ve erkeksi roller isiginda icsellestirdigi nitelikler, tutumlar, inanclar, tercihler ve davranislardan ibaret oldugu dusunulur. Ancak, Deaux ve Major' a gore (Aktaran: Korabik, 1997, s. 293) 'toplumsal cinsiyet' insanlarin eszamanli olarak hem digerlerinin algilayicilari, hem digerlerinin algilarini hedefleri ve hem de kendilerinin algilayicilari olduklari karmasik toplumsal etkilesim sureci yoluyla belirlenir. Yani, 'toplumsal cinsiyet' ayni zamanda bireylerin digerlerine iliskin beklentilerini, digerlerinin bireye yonelik beklentilerini ve bireyin kendine yonelik beklentilerini kapsar (Korabik, 1997, s. 293).

Biyolojik cinsiyetve toplumsal cinsiyet kavramlan arasmdaki farki gozler onune seren en guzel anlatimlardan biri, Kimball' in toplumsal cinsiyete iliskin su aciklamasidir: "Insanlarin toplumsal cinsiyetleri yoktur, onlar toplumsal cinsiyetlerini kendileri yapilandirirlar" (Aktaran: Walsh, 1997, s. 7).

Toplumsal Cinsiyet Kalipyargilari

Kahpyargilar, 'siniflandirma' surecinin dogurgulandir ve siniflandirma surecinde oncelikle en cok goze carpan, yani gorulebilirligi yuksek olan nitelikler temel alinir.

Daha once de deginildig gibi, cinsiyet son derece gorulebilir bir toplumsal siniflandirma olcutudur (Biernat, 1991a, s. 567, 1991b, s. 351; Deaux, 1984, s. 105; Maccoby, 1988, s. 756). Cinsiyetten daha kalici ve kolaylikla tanimlanabilen bir baska toplumsal kategori duslemek guctur (Biernat, 1991a, s. 567, 1991b, s.351; O'Leary ve Hansen, 1984, s.134). Bu durum, cinsiyet kalipyargilarinin ne kadar yaygin ve etkili oldugunu aciklamada bir baslangic noktasi olusturabilir.

Toplumsal cinsiyet kalipyargilari, tum kadinlarin ve tum erkeklerin sahip oldugu varsayilan bireysel ve davranissal niteliklere iliskin, son derece kati asiri genellenmis dusuncelerdir (Strong & DeVault, 1994, s. 25). Bunlar, kadin ve erkek davranislari icin iyi tanimlanmis toplumsal recetelerdir (Hughes & Noppe, 1985, s. 75). Bu kahpyargllar, bir cinsiyetin uyeleri icin, diger cinsiyetin uyelerin kiyasla daha uygun oldugu dusunulen degerleri, yonelim ve davranislari icerir ve bunlar da bir toplumda kadinlarin ve erkeklerin nasil davranmasinin beklendigini ortaya koyar (Shaffer, 1994, s. 154; Williams & Best, 1982, s. 154; Williams ve Best, 1990, s. 25).

Kalipyargilarla ilgili arastirmalarda toplumsal cinsiyet kalipyargilari oldukca buyuk bir yer tutar (Deaux, 1984, s. 107). Onceleri daha cok irksal kahpyargilar uzerinde durulmus, daha sonra sirayi fiziksel cekicilik, yaslilik, ekonomik durum gibi konular almis ve ardindan da toplumsal cinsiyet, kalipyargi arastirmalarinin en gozde konusu durumuna gelmistir (Deaux ve Lewis, 1984, s. 992). Bu arastirmalarin baslangici sayilabilecek olan Broverman ve arkadaslarinin1960'lann sonlarinda ve 1970'lerin baslarinda yurutmus olduklari buyuk orneklemli arastirmalarin sonuclari, kadinlarda ve erkeklerde farkli kisilik ozellikerinin olduguna iliskin yaygin kabul goren sonuclar ortaya koymusur (Broverman, Vogel, Broverman, Clarkson ve Rosenkrantz, 1972, s. 75). Bu arastirmada katilimcilarin %75'inden fazlasi kadinlarin ve erkeklerin 41 ozellik acisindan acikca ayristigini soylemislerdir. Bunlar istatistiksel cozumlemeler yoluyla Tablo 1'de, 29 erkek-degerli nitelik (yetkinlik kumesi) ve 12 kadm-degerli nitelik (sicaklik-disa vurumculuk kumesi) olmak uzere ikiye ayrilarak sunulmustur.

Daha sonra yurutulmus olan arastirmalarda da benzer sonuclara ulasilmis, erkeksiligin yetkinlik ve aracsalhkla, kadinsiligin ise disavurumculuk ve koruyuculukla iliskilendirildigi gorulmustur (Basow, 1992, s.7; Bergen & Williams, 1991, s.421).

Toplumsal cinsiyet kalipyargilarina iliskin kulturler arasi calismalar, soz konusu kalipyargilarin cesitliligine ve genellenebilirligine iliskin net bir bilgi sunamamistir (Deaux, 1985, s.50). Ancak, yirmi bes ulkeyi kapsayan bir arastirma sonucunda 'tipik' kadma ve 'tipik' erkege iliskin cinsiyet kalipyargilari arasinda birebir benzerlik gozlenmistir. Bu yirmi bes ulkede, erkekler maceraperest, baskin ve guclu, kadinlarsa, duygusal, boyun egen ve batil inanch olarak degerlendirilmistir (Bollough & Bollough, 1994, s.84). Otuz ulkeyi iceren calismalarinda, Williams ve Best (1982, s. 154) de kadmlarla disavurumsal, erkeklerle de aracsal niteliklerin bagdastirildigi yonunde bir 'kulturler arasi genellenebilirlik' ortaya koymuslardir.

Toplumsal cinsiyet kalipyargilari toplumsal cinsiyet beklentilerini dogurur ve bu beklentiler bizim digerlerine bakisimizda birer algisal filtre gorevi gorurler. Beklentilerimizle tutarli davranislari normal karsilarken (ornegin, bir kadinin yemek pisirmesi), beklentilerimizle tutarli olmayan davranislari istisna olarak kabul ederiz (ornegin, bir erkegin yemek pisirmesi). Boylece bu algisal filtre surekli pekistirilir, degisime direnc; gosterir ve gittikce daha da guclenir (Basow, 1992; Zanno ve Pack, 1975).

Bu kahpyargi ve beklentilere uyup uymamak, bireyi, kadmsi-erkeksi (cinsiyet tiplemeli) ya da androjen olma noktasinda belirli bir yere yerlestirir (Demirtas, 1999, s.25).

Cinsiyet Rolu Yonelimlerini ve Gelisimini Aciklayan Kuramlar

Cinsiyet rolu yonelimlerini ve cinsiyet rolu gelisimini aciklamak uzere bircok kuram gelistirilmis, kimi kuramlarda kadinlar ve erkekler arasindaki biyolojik farkliliklar merkeze oturtulurken, kimilerinde de toplumsal etmenlerin barkinligi vurgulanmistir. Bu calismada, Money ve Edrhardi in Biyosasyal Kuram, Psikanalitik Kuram, Toplumsal Ogrenme Kurami, Bilissel Gelisim Kurami ve Toplumsal Cinsel Sema Kurami uzerinde durulacaktir.

Money ve Ehrhardt' in Biyososyal Kurami

Onceleri cinsiyet farkhhklarinin, kadinlar ve erkekler arasindaki biyolojik farkliliklara baglanabilecegi dusunulmekteydi. Cunku, oncelikle, erkeklerde bir Y kromozomu vardi ve kadinlar bu kromozomdan yoksundu. Aynca, erkeklerde yuksek duzeyde androjen ve testosteron hormonu varken, kadinlardaki estrojen hormonundan erkeklerde cok az oranda bulunmaktaydi (Shaffer, 1994, s.120).

Bu gorusun onculerinden olan Money ve Ehrhardt, cocucgun cinsiyet rolu gelisimindeki yolculuga babasindan aldigi Y ya da X kromozomu ile basladigan, daha sonra vucudunda baskin olan hormonun etkilerinin gozlendigin ve bu yolla eseylik organmm gelisiminin hizlandigini, bu surecte de bazi biyolojik anormalliklerin devreye girebilecegini belirtmektedirler.

Bu kuramcilar, biyolojik etmenlerin her ne kadar kadinlari ve erkekleri farkli davranis oruntulerine yonelttigini savunmuslarsa da toplumsal etmenleri goz ardi etmemislerdir. Onlara gore toplumsal etmenler o denli onemlidir ki biyolojik alt yapinin etkisini azaltabilir ya da tumuyle tersine cevirebilir. Bu kurama gore, biyolojik olarak, bir kadin ya da erkek dogdugunda toplumsal etmenler hemen varligini gosterir, ana-babalar ve cevredeki diger insanlar cocuga yalnizca onun cinsel organini dikkate alarak tepkide bulunmaya baslarlar.

Psikanalitik Kuram

Bireylerin kadinsiliga ve erkeksilige nasil yonlendigini ilk ele alan psikolog Freud'dur. Bu nedenle, cinsiyet rolu gelisimini aciklama girisiminde bulunanlarin cogu Psikoanalitik Kuram'la be koyulur (Bem, 1983, s.605; 1984, s.190). Freud'un psikoseksuel gelisime iliskin aciklamalari hem toplumsal hem de biyolojik etmenler uzerine temellendirilmistir (Shaffer, 1994, s.122). Ona gore, cinsellik dogustan gelen bir gududur ve herkes kahtimsal olarak biseksueldir, yani her iki cinsiyetin niteliklerine de farkli dozlarda sahiptir (Girginer, 1994, s.25; Gokkaya, 1994, s.15). Oyleyse cocugun biyolojik cinsiyetiyle tutarli bir toplumsal cinsiyet kimligi gelistirmesini nasil aciklayabiliriz?

Freud'e gore, bu sorunun yaniti 'ozdeslesme' surecinde aranmalidir. Erkek cocuk uc-alti yaslari arasinda annesine duydugu yasak duygulardan, hadimlik kaygisindan ve oedipus kompleksinden kurtulabilmek icin babasiyla ozdeslesmeye zorlanir, erkeksi tutum ve davranislari icsellestirir. Ancak, cinsiyet tiplemesi ve cinsiyet rolu gelisimi, babalarini bir cinsel nesne olarak elde edemeyeceklerini anlayan kiz cocuklan icin daha da onemlidir. Babalarini elde etmenin olanaksizligini kavrayan kizlar, kendilerini annelerinin yerine koyup, annelerinin babalariyla olan iliskisinden 'ikinci elden' zevk almak ve kendilerini ilerde babalarmdan baska bir erkekle girecekleri heteroseksuel bir iliski icin kadinsi rollere hazirlamak amaciyla anneleriyle ozdeslesirler (Bigler, 1995, s.1075).

Freud, cinsiyet rolu gelisiminin su sirayi izledigini soyler (Aktaran: Basow, 1992);

a. Anatomik cinsiyet farkliliklarini farketme,

b. Ayni cinsten ana-babayla ozdeslesme,

c. Bir toplumsal cinsiyet kimligi gelistirme,

d. Toplumsal cinsiyet tiplemeli davranislari benimseme.

Tarama calismalari sonucunda, Freud'un destek bulan goruslerini soyle siralayabiliriz (Shaffer, 1994, s. 160);

i. Cocuklar, Freud'un sozunu ettigi yaslarda cinsiyet rolu kalipyargilarini kazanmakta ve cinsiyet tiplemeli davranislar sergilemektedirler,

ii. Babalari erden uzak olan erkek cocuklarin, ozenecek bir erkek modelleri yoktur ve bu cocuklar, gercekten de babariyla beraber olup onunla ozdeslesebilenlere kiyasla daha az erkeksidirler,

iii. Babalarin, kiz cocuklarinin cinsiyet tiplemesinde cok onemli bir rolu vardir.

Freud'un 'anatomi yazgidir' gorusu buyuk elesitiriler almistir (Basow, 1992; Bem, 1984, s.205). Bircok okul onecesi donemdeki cocugun cinsel organlari yeterince tanimadigi ve bu yuzden de bu yaslarda hadimilk ya da penise ozenme durumlarrinin ortaya cikamayacagi ileri surulmustur. Kimi kizlarin karsi cinsin etkinliklerini yeglemesinin altinda penise ozenme degil, guc yatmaktadir (Basow, 1992). Freud erkek cocugun babasiyla ozdeslesmesini korkuya ve zorlamaya dayandiriyorsa da erkek cocuklarin buyuk cogunlugunun cezalandirici ve kati babalarla degil, sicak ve koruyucu babalarla ozdeslestigi gorulmustur. Okul cagindaki cocuklarin ve ergenlerin psikolojik olarak, ayni cinsten olan ana-babalarmdan cok, diger ana-babaya benzedikleri gorulmustur. Bu durum da Freud'un cocuklarin ayni cinsten ana-babayla ozdeslesme yoluyla onemili kisilik ozelliklerini kazandigi gorusunu curutmektedir. Freud, ayni cinsten ana-babayla ozdeslesmenin ruh sagligi acisindan onemli oldugunu savunmussa da en saglikli aiblerin her iki ana-babanin da 'androjen' oldugu evler bulundugu saptanmistir (Basow, 1992).

Toplumsal Ogrenme Kurami

Bu kuram, toplumsallasmay. 'odullendirmi've 'cezalandirma" kavramlariyla aciklar ve cocugun saldirganlik, isbirlikciklik ve paylasim gibi davranislari model alisi uzerinde durur. Cocuk, uygun gorulen davranislari icin odullendirilip onay alirken, uygun olmayanlar icin cezalandirilir. Toplumsal cinsiyet rolleri de tipki diger davranislar gibi dogrudan odul ve ceza yoluyla ya da dolayh olarak gozlem ve model alma yoluyla ogrenilir (Basow, 1992; Bigler, 1995, s. 1080; Durkin, 1995, s.201 ; Garrett, 1987, s.25-30; Lindsley, 1990).

Bandura ve Mischel gibi Toplumsal Ogrenme Kuramalari'na gore, cocuklar toplumsal cinsiyet kimliklerini, cinsiyet rolu secimlerini ve cinsiyet tiplemeli davranislarini iki yolla kazanirlar: Dogrudan ogrenme (farkli pekistirme) ve gozlemsel ogrenme (Aktaran: Shaffer, 1994, s. 151). Her iki yolla kazanimda da toplumsallasma aracisi olarak temel rol ana-babaya yuklenmekte (Garrett, 1987, s.25-30), bunun yaninda, akran grubu, kardesler, kitle iletisim araclari ve ogretmenler gibi diger toplumsallasma aracilarini onemine de deginilmektedir (Durkin, 1995, s.202).

'Dogrudan ogretme' ve farkli pekistirme, ana-babalarin ve dicker toplumsallasma aracilarinin, kizlara ve erkeklere nasil davranmalari gerektigini, onlarin, cinsiyetine uygun gordukleri davranislari pekistirerek, uygun olmadigini dusunduklerini de cezalandirarak ogretme egilimlerini anlatir. Bu kurama gore, kiz ve erkek cocuklara farkli davranma, yasamin ilk yillarinda kendini gosterir ve cocuklar farkli davranislari pekistirildigi icin cinsiyet kahpyargilarini ve cinsiyet tiplemeli davranislari cok erken yata ogrenirler (Basow, 1992, s.75).

Cocuklar, cevrelerinde kendileriyle ayni cinsiyetten olan modelleri gozlemleyerek kendi cinsiyetlerinden ve diger cinsiyetten olan bireylerin nasal davranmalari gerektigini ogrenirler ve bu yolla bircok cinsiyet tiplemeli davranisi oldukca erken yasta kazanmis olurlar (Bem, 1984, s.207).

Toplumsal Ogrenme Kurami, pekistirme ve model alma uzerine yurutulmus olan bircok arastirmaya yon vermistir. Bandura ve arkadaslari, Toplumsal Ogrenme Kuramini yeniden gozden gecirip bu kurami artik 'Toplumsal Bilissel Kuram' adiyla anilan bir kurama donusturmuslerdir (Basow, 1992).

Kuram, temelde, cocugu edilgen bir varlik olarak ele aldigi yonunde elestirilere hedef olmustur (Bem, 1984, s. 209). Cocuklarin her zaman ayni cinsten modelleri tercih etmedikleri, kimi zaman (ozellikle zorunluluk soz konusu oldugunda) karsi cinsten modelleri de taklit ettikleri gorulmektedir (Basow, 1992). Pekistirmenin onemi uzerinde de onemli tartismalar ve tutarsiz sonuclar vardir (Durkin, 1995, s. 178). Ancak, bu kuramin cinsiyet rolu gelisimine iliskin aciklamalarinin onemi tartisma goturmez.

Bilissel Gelisim Kurami

Kohlberg'in, Piaget'nin goruslerini temel alarak gelistirmis oldugu bu kuram, Toplumsal Ogrenme Kuraminin aksine, cocugun, kendi cinsiyet rolu toplumsallasmasinin en etkin ajani oldugunu vurgular (Basow, 1992; Bem, 1983, s.601). Kuramin temel onermeleri Shaffer'e gore (1994, s.155) sunlardir:

a. Cinsiyet rolu gelisimi, temelde, cocugun toplumsal cinsiyeti anlamasi ve bunu kendi benligine uygulamasina, yani 'bilissel gelisim'e dayanir.

b. Cocuk, toplumsal guclerin boyundurugu altinda olan edilgen bir alici degildir, kendini 'etkin bir sekilde toplumsallastirir'.

Bu kurama gore, cocuklar, bir kadin ya da erkek olmanin ne demek oldugunu anlamak icin uc evreden gecerler:

1. Toplumsal cinsiyetinin farkina varma (kendini etiketleme): Cocuklar iki/iki bucuk yaslari arasinda kendilerini kiz ya da erkek olarak etiketlerler.

2. Toplumsal cinsiyetin kaliciligi: Ardindan, uc bucuk/dort bucuk yaslari arasinda toplumsal cinsiyetin 'zaman icindeki kaliciligi kavranir ve cocuk ilerde kizlarin kadin, oglanlarinsa erkek olacagini anlar.

3. Toplumsal cinsiyet tutarliligi: Dort bucuk/yedi yaslari arasinda, toplumsal cinsiyet kavrami, cocuk bir bireyin cinsiyetinin 'kosuldan kosula' kalici oldugunu anladiginda tam olarak yerine oturmus olur. Bu evreye ulasan cocuk, gorunuse aldanmayi birakir ve cinsiyetin karsi cinstekilerin giysilerinin giyilmesi ya da onlarin etkinliklerine katilmakla degismeyecegini anlar.

Kohlberg'in arastirmalarini yalnizca erkek deneklerle yurutmus olmasi buyuk elestiri konusu olmustur. Kurama gelen bir diger elestiri ise toplumsal cinsiyet kimliginin kazanildigi yasa iliskindir. Kohlberg, cocuklarin tam bir cinsiyet kimligi kazanmasi icin bes-yedi yaslarina gelmesi gerektigini soylerken, cocuklarin cinsiyet kalipyargilarinin ve cinsiyet tiplemeli davranislarinin iki-uc yaslarinda belirdigi gozlemlenmektedir (Basow, 1992).

Toplumsal Ogrenme Kuramina gore cocuklar, pekistirme uygulamalari ve model alma yoluyla, oncelikle, 'kizlara' veya 'erkeklere' ait etkinliklere katilmayi ogrenmekte, ardindan kalici bir toplumsal cinsiyet kimligi gelistirmekteyken, Bilissel Gelisim Kuramina gore durum bunun tam tersidir (Basow, 1992; Garrett, 1987, s. 25-30; Lindsey, 1990); Bilissel Gelisim Kuramina gore, cocuk oncelikle toplumsal cinsiyet kimligini kazanir ve ardindan etkin olarak kiz ya da erkek olarak nasil davranmasi gerektigine iliskin bilgiyi, ayni cinsiyetten olan modellerden ve diger toplumsallasma aracilarindan alma cabasi icine girer. Kohlberg'e gore "Bir erkek gibi davraniyorum, o halde ben bir erkegim" gorusu yanlistir; ona gore "Ben bir erkegim, oyleyse bir erkek gibi davranmayi arastirarak ogrenmeliyim." anlayisi daha akla yatkindir.

Toplumsal Cinsel Sema Kurami

Toplumsal Cinsel Sema Kurami, hem Bilissel Gelisim Kuraminin, hem de Toplumsal Ogrenme Kuraminin cinsiyet rolu gelisimine iliskin onermelerini kapsar (Basow, 1992; Bem, 1975, 1981, 1983, 1984, 1993; Bem ve Lenney, 1976, s.51). Bu kurama gore, cinsiyet tiplemesi buyuk olcude cinsiyet-semali bilgi islemeden kaynaklanmaktadir. Cocugun, edindigi bilgileri (kendine iliskin olanlari da) toplumun kadinsiliga ve erkeksilige yonelik tanimlamalarina gore kodlayip orgutlemeye iliskin bir hazir bulunuslugu vardir (Basow, 1992; Dokmen, 1992, s. 3; 1996, s.42).

Bilissel Gelisim Kuraminda oldugu gibi, Toplumsal Cinsel Sema Kurami da cinsiyet tiplemesini cocugun kendi bilissel islemesine dayandirir (Bem, 1983, s. 610, 1984, s.220). Bu kuramda da, Kohlberg'in kuraminda oldugu gibi, cocuklarin kendilerine iliskin bilissel yargiyla tutarli ilgiler, degerler ve davranislar kazanma yonunde icsel olarak gudulenmis olduklari ileri surulur. Ancak, Toplumsal Cinsel Sema Kurami, ayni zamanda cinsiyet semali islemlemenin temelde toplumsal cevrenin cinsiyete gore farklilasan uygulamalarindan dogdugunu savunur. Yani, Toplumsal Ogrenme Kuraminda oldugu gibi, Toplumsal Cinsel Sema Kuraminda da cinsiyet tiplemesi ogrenilmis bir olgudur ve ne kacinilmaz ne de degistirilemezdir (Bem, 1984, s.220).

Toplumsal Cinsel Sema Kurami, gelismekte olan cocuklarin, icinde yasadiklari toplumun erkeklik ve kadinlik tanimlamalarini ve yapilan ayrimlari gozlemleyerek cinsiyet rollerini ogrendikleri gozlemiyle yola cikar (Basow, 1992; Bem, 1983, s.615). Bu kurama gore, toplumsal cinsiyet kimligi olusturan cocuk, cinsiyet hakkinda daha ayrintili seyler ogrenmeye ve ogrendigi bu bilgileri 'toplumsal cinsiyet semasina' katmaya gudulenmis demektir.

Bilissel bir yapi olan sema, bireyin algisini orgutleyen ve onun algisina rehberlik eden bir iliskiler agidir (Bem, 1984, s.221). Toplumsal cinsiyet semasi, cevreden gelen bilgilere dikkat yoneltmede, onlari duzenlemede ve hatirlamada etkili olan, kadinlara ve erkeklere iliskin orgutlenmis inanc ve beklentiler dizisidir. Toplumsal cinsiyet semali bilgi isleme, bireyleri, tutumlari ve davranislari otomatik olarak 'kadinsi' ya da 'erkeksi' kategorisine ayirmak ya da bireyler arasindaki cinsiyetten bagimsiz farkliliklari dikkate almaksizin 'esit siniflar' yaratmaktir. Ornegin nazik, duygusal gibi ozellikleri kendiliginden 'kadinsi' sinifina, atilgan, guclu gibi nitelikleriyse 'erkeksi' sinifina ayirmak gibi (Bem, 1984, s.222).

Kurama gore, cinsiyet tiplemesi bir olcude ben kavraminin toplumsal cinsel sema icinde ozumsenmesinin bir sonucudur. Cocuklar icinde yasadiklari toplumun cinsiyet semasinin icerigini ogrendikce, hangi ozelliklerin kendi cinsiyetleriyle ve dolayisiyla da kendileriyle iliskilendirilebilecegine yonelik cikarimlarda bulunurlar. Bu, yalnizca basit bir sekilde her bir cinsiyetle her bir ozellik arasindaki tanimlanmis iliskileri kapsamaz -yani, erkekler gucludur, kadinlar zayiftir gibi- ayni zamanda, her bir boyutun her bir cinsiyete farkli duzeylerde yuklenebilecegini de anlatir. Cocugun dunyasindaki yetiskinler ender olarak kucuk bir kizin nasil guclu biri ya da kucuk bir oglanin nasil duygusal biri olabilecegi uzerinde dururlar. Aksine, bu nitelikleri 'uygun' cinsiyete yuklemeye egilimlidirler. Bu durumu gozlemleyen cocuk, ayni semali seciciligi kendine de uygulamayi ogrenir; pek cok nitelik arasindan yalnizca kendi cinsiyetine uygun olanlari secer ve bunlari ben kavramini orgutlemede kullanir. Boylece cocuklarin ben kavramlari cinsiyete gore ayrismis olur.

Cocuk, toplumsal cinsel semaya gore kendi yeterliligini degerlendirirken, semasi icinde yer alan prototip ile tercihlerini, davranislarini ve kendine iliskin yuklemelerini karsilastirir. "Boylece cinsiyet semasi bir tanimlama recetesi ya da rehber, ozguven de bir tutsak konumuna gelir." (Bem, 1983, s. 605). Ortada, bireyi, davranislarini toplumun kadinsiliga ve erkeksilige yonelik beklentileriyle tutarli duruma getirmeye iten icsellestirilmis bir gudusel etmen vardir.

Kurama gore, kadinlar ve erkekler cogunlukla birbirlerinden farkli davranirlar. Cunku, hem kendilerinin hem de digerlerinin davranislarini toplumsal cinsiyete uygunluga iliskin toplumsal tanimlamalar isiginda algilayan, degerlendiren ve denetleyen bireyler olmayi ogrenirler. Yani toplumsal cinsiyet kalipyargilari "kendini gerceklestiren kehanet" e ugrar (Bem, 1983).

Androjenlik ve Diger Cinsiyet Rolu Yonelimleri

Cinsiyet rolu yonelimi kavrami, daha once de belirtildigi gibi, kadinlarla erkekler arasindaki bireysel farkliliklarin, kadinlarin ve erkeklerin biyolojik olarak birbirlerinden farkli oluslarina dayandirilmasi yaklasimina verilen tepki ile ortaya cikmistir. Ancak biyolojik cinsiyetle bireylerin sahip olduklari nitelikler arasinda birebir tutarlilik oldugu ileri surulemez; yani bir erkek kadinsi ozelliklere, bir kadin da erkeksi ozelliklere sahip olabilir (Bem, 1974, 1981, 1983, 1984; Fecteau, Jackson ve Dindia, 1992, s. 20; Huston, 1983, s. 46; Martin, 1996, s. 155). Bu noktada da androjenlik (androgyny) adi verilen cinsiyet rolu yonelimi ortaya cikar (Bem, 1974, s.156, Badinter, 1992). Bugun artik, son derece kati bir sekilde tanimlanmis olan cinsiyet rolu standartlarinin gercekten de zarar verici oldugu, cunku bu standartlarin, hem kadinlarin hem de erkeklerin davranislarini sinirlayip belli kaliplar icine soktugu dusunulmektedir (Antill, 1987, s.275 ; Basow, 1992, s. 9; Bem, 1983, s.598, 1993, s.181 ; Hetherington ve Parke, 1979, s.120; Shaffer, 1994, s. 155; Tedeschi, Lindskold ve Rosenfeld, 1985, s. 181).

1970'li yillara dek, kadinsiligin ve erkeksiligin tek bir boyutun iki uc noktasi oldugu savunulmaktaydi (Bem, 1975, 1977, 1979; Huston, 1983, s. 399; Spence & Helmreich, 1978, s.27; Strong ve DeVault, 1994, s.26; Taylor ve Hall, 1982, s. 350). Bu goruse gore bir birey ya kadinsi ya da erkeksi olabilirdi. Bem (1974) bu goruse karsi cikarak, bir insanin ayni zamanda hem kadinsi hem de erkeksi ozelliklere sahip olabilecegini savunmus ve kadinsilgin ve erkeksiligin tek bir bireyde birlesmesi olarak tanimladigi 'androjenlik' kavramini ortaya atmistir. Ona gore, bir erkek ya da kadin farkli kosullar altinda hem aracsal hem de disa vurumcu olabilir (Bem, 1981, 1983, 1984).

Bem'in goruslerinin temel cikis noktasi, kadinsiligin ve erkeksiligin 'iki ayri boyut' olusudur. Bireylerin cinsiyet rolu yonelimleri, bu iki ayri boyuttaki niteliklere sahip olus duzeyleri dikkate alinarak belirlenir. Cok miktarda kadinsi ve az sayida erkeksi ozellige sahip olan bireyler kadinsi (feminine) cinsiyet rolu yonelimine, cok sayida erkeksi ve az sayida kadinsi ozellige sahip olan bireyler de erkeksi (masculine) cinsiyet rolu yonelimine sahiptirler. Ait olduklari biyolojik cinsiyet grubuna uygun oldugu dusunulen cinsiyet rolu yonelimine sahip bireyler, yani kadinsi olan kadinlar ve erkeksi olan erkekler, geleneksel cinsiyet rolu yonelimli sinifina girmektedirler. Hem kadinsi hem de erkeksi ozellikleri kendi icinde barindiran bireyler, androjen yani geleneksel olmayan cinsiyet rolu yonelimine sahip olan bireylerdir. Her iki tur ozellik grubundan da pek azina sahip olan bireyler ise ayrismamis (undifferentiated) bireyler olarak adlandirilmaktadirlar.

Bircok arastirmaci, insanlarin cinsiyet rolu yonelimlerini belirlemek uzere cesitli envanterler gelistirmistir. Bunlardan en cok kullanilanlari sunlardir; Bem'in gelistirmis oldugu Bem Cinsiyet Rolu Envanteri (BSRI--Bem Sex Role Inventory); Spence, Helmreich ve Stapp'in gelistirmis olduklari Kisisel Yuklemeler Anketi (PAQ-Personal Attributes Questionnaire), MMPI'in Kadinsilik-Erkeksilik Olcegi (Masculinity-Femininity Scale), Berzins, Welling ve Wetter'in Kisilik Arastirma Formu--Androjenlik Olcegi (Personality Research Form- Androgyny Scale-PRF-Andro) (Aktaran: Fecteau ve ark., 1992, s.25).

Bem, 1974'teki cikisindan sonra da cinsiyet rolu yonelimleri uzerine arastirmalar yurutmeyi surdurmus (1975, 1977, 1979) ve 1980'li yillarda (1981, 1983, 1984, 1993), androjenligi ve cinsiyet tiplemesini, kisilik tipine degil de bilissel semaya isaret eden bir kavram olarak yeniden yapilandirmistir. Ona gore, cinsiyet tiplemeli bireyler androjen bireylere kiyasla toplumsal cinsiyetin ve bu kavramla ilgili konularin daha fazla farkindadirlar. Cinsiyet tiplemeli bireyler, gercekligi toplumsal cinsiyet terimleriyle tanimlama yoluna giderken, androjen bireyler gerceklik uzerinde toplumsal cinsiyet temelli bir siniflandirma sistemine daha az basvururlar (Basow, 1992, s.25).

Cinsiyet tiplemeli bireyler 'modasi gecmis' bir felsefeyi benimseyen bireyler olarak, androjen bireylerse 'eksiksiz' bireyler olarak tanimlanmaktadirlar (Bem, 1975, s.635). Androjen olmayan bireyler, farkli kosullara uyum saglamada gereksinim duyulan davranis cesitliliginden yoksundurlar (Basow, 1992, s.25; Bem ve Lenney, 1977, s.50; Bem, 1983, s.599; Shaffer, 1994, s. 157).

Cinsiyet tiplemeli bireyler, cinsiyet rolu toplumsallasmasi surecinde icsellestirilmis olan cinsiyet rolu beklentilerine uyum yonunde, yani kadinsi ya da erkeksi olarak benimsedikleri ben-imgelerini koruma yonunde gudulenmislerdir. Tersine, androjen bireyler, ben-tanimlamalari ne kadinsiligi ne de erkeksiligi disladigi icin, kendi cinsiyetlerine uygun oldugu dusunulen kalipyargili davranislara uyum kaygisina dusmeden, icinde bulunduklari kosulda ve zamanda en etkin davranislari sergileyebilecek duzeyde esnektirler (Bem, 1975, s.640; Bem, Martyna & Watson, 1984, s.235; Shaffer, 1994, s.160).

Androjen Bireyler, Cinsiyet Tiplemeli Bireylerden Ustun mudur?

Bem'e gore (1983, s.610; 1984, s.221) androjen bireyler cinsiyet tiplemeli bireylerden 'daha ustun'durler. Eger androjen bireyler gercekten de cinsiyet tiplemeli bireylerden daha ustunlerse, onlarin digerlerine kiyasla daha yuksek toplumsal kabul ve oz guven sahibi bireyler olmalari beklenir. Gercekten de arastirma sonuclari androjen bireylerin daha yuksek duzeyde oz guvene sahip olduklarini, daha dusuk duzeyde kaygili olduklarini ve toplumda aranan bireyler olduklarini gostermektedir (Bem, 1975, s.640; Hughes & Noppe, 1985, s. 120; Shaffer, 1994, s. 159). Ayrica, arastirma sonuclari bizlere su sonuclari sunmaktadir:

i. Kadinlarda yuksek duzeyde kadinsilik, ust duzeyde kaygi, dusuk benlik saygisi ve dusuk toplumsal onayla iliskilidir (Bem, 1975, s.640; Huston, 1983, s.465; Upmanyu, Upmanyu ve Lester, 2000, s.680).

ii. Erkeklerde yuksek duzeyde erkeksilik, ergenlikte daha ust duzeyde psikolojik uyumla iliskili bulunmustur. Ancak, yetiskinlik yillarinda bu durum, yuksek kaygi duzeyi, yuksek duzeyde nevrotiklik ve dusuk oz guvenle iliskilidir (Bem, 1975, s. 640).

iii. Kiz ve erkek cocuklarda yuksek duzeyde cinsiyet tiplemeli olma durumuyla dusuk zeka duzeyi, dusuk uzamsal beceri ve dusuk yaraticilik arasinda bir iliski gozlemlenmistir (Shaffer, 1994, s. 180).

iv. Androjenlik, yaraticilik ve kosulsal iyimserlik arasinda yuksek iliski bulunmustur (Norlander ve ark., 2000, s.431 ; Jonsson ve ark., 2000, s.275).

v. Dusuk kadinsilik, dusuk erkeksilik ve yuksek kadinsiligin, stres, depresyon, toplumsal kaygi, guvensizlik ve kisilik bozukluklariyla, ayni zamanda, geleneksel cinsiyet rolu yoneliminin alkol bagimliligina yatkinlikla iliskili oldugu ortaya konmustur (Moller-Leimkuhler & ark., 2002).

Androjen bireyler bizlere kadinlarla erkekler arasindaki benzerliklerin farkliliklardan cok daha fazla oldugu gercegini animsatmaktadir. Androjen bireyler, diger biyolojik cinsiyet grubundaki bireylere ait oldugu dusunulen nitelikleri de kendilerinde barindirdiklari icin, ne hemcinslerinden daha az kadinsi/erkeksi, ne de karsi cinsteki bireylerden daha az kadinsi/erkeksidirler. Bu bireyler, geleneksel cinsiyet rollerine siki sikiya bagli olmadiklari gerekcesiyle toplum tarafindan dislaniyor da degildirler. Cunku onlar daha uyumlu, daha esnek, toplumsal cevreden ust duzeyde sevgi, saygi goren ve begenilen, donanimli bireylerdir. Bu nedenle de bir kadin icin beklenenden daha erkeksi olmak ya da bir erkek icin beklenenden daha kadinsi olmak yipratici degildir. Bu durum onlara daha 'uyumlu ve esnek' birer birey olma sansi tanir (Shaffer, 1994, s. 180; September & ark., 2001, s.231).

Sonuc ve Elestiriler

Androjenlik kavrami ve ozellikle de bu kavram soz konusu olunca ilk akla gelen isim olan Bem, buyuk ses getirmesine karsin bir takim elestirilere de maruz kalmistir. Tartismalarin ve elestirilerin kesistigi nokta su soru uzerine kuruludur: "Gercekten androjen bireyler var mi, yoksa androjenlik gercekci olmayan bir yaklasim mi?"

Bem (1974, s. 155) ve diger arastirmacilar (orn., Spence & Helmreich, 1978, s. 25) insanlara kendilerini nasil algiladiklarini soran kadinsilik ve erkeksilik olcekleri gelistirmislerdir. Spence & Helmreich (1978), cok genis bir universite ogrencisi orneklemi uzerinde yaptiklari arastirma sonucunda katilimcilarin %33'unun 'kadinsi' erkek ya da 'erkeksi' kadin oldugunu, %30'unun androjen, geriye kalan bireylerin de ya 'ayrismamis' ya da 'karsit-cinsiyet yonelimli' olduklarini ortaya koymuslardir. Judith Hall ve Amy Halberstadt (1980; Aktaran: Shaffer, 1994, s. 150) benzeri bir cinsiyet rolu envanteri gelistirip uygulamislar ve 8-11 yaslarindaki cocuklarin %27-32'sinin androjen olarak tanimlanabilecegini belirtmislerdir. Bu ve daha sonraki yillarda gerceklestirilmis olan arastirma sonuclari (or. Birnet, 1990b, s.60; Moller-Leimkuhler & ark., 2002, s. 8; Norlander, 2000, s. 435) gostermektedir ki, androjen bireyler vardir ve sayilari en az kadinsi ve erkeksi olanlar kadar coktur.

Ancak kimi arastirmacilar Bem'in ve digerlerinin varsayimini yadsimakta ve androjenligin ulasilmasi zor, oldukca mukemmel bir durum oldugunu ileri surmektedirler. Oncelikle, onlara gore bu durum androjenlikten cok erkeksiligin kazanimidir, cunku uyum becerisi ve yuksek oz guven temelde erkeksilikle baglantilidir (Shaffer, 1994, s. 160). Hem erkeksi cinsiyet tiplemeli hem de androjen bireyler, kadinsi cinsiyet tiplemeli ve ayrismamis bireylere kiyasla -kadin mi erkek mi olduklari dikkate alinmaksizin- daha yuksek oz guvene sahiptirler. Ikinci olarak, androjen ana-babalar da kadinsi ve erkeksi bireyler yetistirmektedirler. Bir arastirmada, geleneksel cinsiyet tiplemeli ana-babalari olan 9 yas cocuklarinin, belki de ana-babalari androjen ana-babalardan daha yumusak ve duyarli oldugu icin, androjen ana-babalarin cocuklarindan daha yeterli ve toplumsal olarak duyarli olduklari belirlenmistir. Elbette ki, bu bulgu geleneksel yetiskinlerin daha iyi ana-babalar oldugunu gostermez. Gercekte, androjen ana-babalara sahip olmanin yararlari ergenlige dek oldukca dusuk duzeydedir, ne zaman ki cocuk;

1. 'Kadinsi' duyarliligin ve koruyuculugun uyumsal nitelikler olmaya basladigi heteroseksuel iliskilerle daha fazla ilgilenir oldugunda.

2. Bir gelecek plani yapmaya basladiginda ve belli bir kariyere hazirlandiginda, sonucta da bu durumda bagimsizlik, atilganlik ve diger 'erkeksi' ozellikler deger kazandiginda avantajli konuma gelir (Perry & Bussey, 1984'den aktaran: Shaffer, 1994, s.161).

Ozetle, belki de androjen bireylerin yasamin tum alanlarinda geleneksel cinsiyet tiplemeli bireylerden daha avantajli olup olmadigini tartismak yersizdir. Ancak su bir gercektir ki daha once de vurguladigimiz gibi, androjen bireyler bizlere kadinlarla erkekler arasindaki benzerliklerin farkliliklardan cok daha fazla oldugunu hatirlatmaktadirlar. Diger cinsiyetin niteliklerini de barindirdiklari icin, ne androjen kadinlar daha az kadinsi, ne de androjen erkekler daha az erkeksi olarak tanimlanmaktadirlar. Androjen bireyler, geleneksel cinsiyet rollerine siki sikiya bagli olmadiklari icin toplum tarafindan dislaniyor da degildirler. Cunku onlar daha uyumludur ve yakinlari tarafindan saygideger bulunan ve begenilen donanimli bireylerdir (Demirtas, 1999, s.27). Su durumda, ozgurce diyebiliriz ki bir kadin icin daha 'erkeksi' olmak ya da bir erkek icin daha 'kadinsi' olmak olumsuz degil, olumlu ve uyumsal sonuclar dogurur.

Androjenligin ve temelde, 'geleneksel cinsiyet rolleri icinde sikisip kalmama'nin onemi, ozellikle de 'egitimsel' boyutta vurgulanmasi, uzerinde durulmasi gereken bir konudur. Konuyla ilgili calismalarin, oncelikle anne-babalarin, ardindan da diger otorite figurlerinin (basta egitmenlerin) bu konuda egitilmesinin onemini hatirlatmasi acisindan oldukca yararli oldugu yadsinamaz bir gercektir.
Tablo I

Kadinlara ve Erkeklere Ait Oldugu Dusunulen Nitelik Kumeleri
Yetkinlik kumesi; erkesi uc daha istendik

Kadinsid Erkeksi
Hie saldirgan detail Oldukca saldirgan
Hie bagimsiz degil Oldukca bagimsiz
Oldukca duygusal Hic; duygusal degil
Duygulanni gizleyemeyen Duygulanni gizleyen
Oldukca oznel Oldukca nesnel
Cok cabuk etkilenen Kolayhkla etkilenmeyen
Oldukca boyun egici Oldukca baskin
Matematik ve bilimi pek sevmeyen Matematik ve bilimi seven
Kucuk bir sikinti aninda Kucuk bir sikinti aninda
Kolayca telaslanan pek telasnmayan
Cok edilgen Oldukca etkin
Hic yarismaci degil Oldukca yarismaci
Oldukca mantiksiz Oldukca mantikli
Oldukca ev-yonelimli Oldukca maddeci
Is yasaminda pek basarili degil Is yasaminda basarili
Oldukca sinsi Oldukca durust
Dunyanin gidisinden Dunyanin gidisinden haberdar
haberdar olmayan
Duygulari kolayca incinen Duygulan kolayca incinmeyen
Hie maceraci degil Oldukca maceraci
Zor karar veren Kolayca karar verebilen
Kolayca ve cok aglayan Hicbir zaman aglamayan
Neredeyse hic; onder gibi Neredeyse her zaman bir
davranmayan onder gibi davranan
Neredeyse hie oz guveni olmayan Oldukca oz guvenli
Saldirganliktan rahatsiz olan Saldirganliktan hoslanan
Hirssiz Oldukca hirsli
Duyguyu dusunceden ayiramayan Duyguyu dusunceden ayirabilen
Oldukca bagimli Neredeyse hic bagimli olmayan
Dis gorunuse onem veren Dis gorunuse onem vermeyen
Kadinlarin erkeklerden Erkeklerin kadinlardan daha
daha ustun oldgunu dusunen ustun oldugunu dusunen
Cinsellik uzerine ozgurce Cinsellik uzerine ozgurce
konusamayan konusabilen

Sicaklik-disavurumculuk kumesi kadinsi uc daha istendik

Kadmsi Erkeksi
Kaba dil kullanmayan Sikca kaba dile basvuran
Olducka konuskan Hic konuskan olmayan
Oldukca duyarli Oldukca duyarsiz
Oldukca nazik Oldukca kaba
Digerlerinin duygularinin Digerlerinin duygularini
farkinda olan farkinda olmayan
Oldukca dindar Dindar degil
Dis gorunusuyle ilgili Dis gorunusuyle ilgili degil
Aliskanliklarinda tutarlilik gosteren Aliskanliklarinda tutarsiz
Oldukca sessiz Cok gurultucu
Guvenlik gereksinimi guclu Guvenlik gereksinimi
 oldukca az
Sanattan ve edebiyattan hoslanan Sanati ve edebiyati sevmeyen
Ince duygularini kolaylikha disa Ince duygularini disa
vuran vurmayan

S. A. Basow, 1992, Gender: Stereolypes and Roles, s.5' den
uyarlanmistir.


Kaynakca

Antill, J. K. (1987). Parents' beliefs and values about sex roles, sex differences, and sexuality: Their sources and implications. P. Shaver, & C. Hendrick (der.), Review of Personality and Social Psychology: vol. 4. Sex and Gender. icinde (s.273-328). Newbury Park: Sage.

Basow, S. A. (1992). Gender: Stereotypes and Roles (ucuncu baski). Pasific Grove, CA: Brooks/Cole.

Badinter, E. (1992). Biri Otekidir: Kadin ve Erkek Arasindaki Yeni Iliskiler ya da Androjin Devrim, S. Tekeli (Cev.). Istanbul: Ara

Beall, A. E., & Sternberg, R. J. (der.). (1993). The Psychology of Gender. NY: Guilford.

Bem, S. L. (1979). Theory and measurement of androgyny: A reply to the Pedhazur-Tetenbaum and Locksley-Colten critiques. Journal of Personality and Social Psychology, 37(6), 1047-1054.

Bem, S. L. (1981). Gender schema theory: A cognitive account of sex typing. Psychological Review, 88, 354-364.

Bem, S. L. (1974). The measurement of psychological androgyny. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 42, 155-162.

Bem, S. L. (1975). Sex role adabtability: One consequence of psychological androgyny. Journal of Personality and Social Psychology, 31(4), 634-643.

Bem, S. L. (1977). On the utility of alternative procedures for assessing psychological androgyny. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 45(2), 196-205.

Bem, S. L. (1983). Gender schema theory and its implications for child development: Raising gender aschematic society. Signs, 8, 598-616.

Bem, S. L. (1984). Androgyny and gender schema theory: A conceptual and empirical integration. R. A. Dienstbeir (der.), Nebraska Symposium on Motivation: vol. 32 icinde, (s. 180-223). Lincoln: University of Nebraska Press.

Bem, S. L. (1993). The Lenses of Gender: Transforming the Debate on Sexual Inequality. New Haven: Yale University Press.

Bem, S. L. & Lenney, E. (1977). Sex typing and the avoidance of cross-sex behavior. Journal of Personality and Social Psychology, 33, 48-54.

Bem, S. L. , Martyna, W. & Watson, C. (1984). Sex typing and androgyny. A. Pines, & C. Maslach (der.), Experimental Social Psychology: Readings and Projects icinde, (s. 233-239). NY: Alfred A. Knopf.

Bergen, D. J. & Williams, J. E. (1991). Sex stereotypes in the United States revisited; 1972-1988. Sex Roles, 24(7/8), 413-423.

Berndt, T. J. , & Heller, K. A. (1986). Gender stereoypes and social inferences: A developmental study. Journal of Personality and Social Psychology, 50(5), 889-898.

Biernat, M. (1991a). A multi-component, developmental analysis of sex-typing. Sex Roles, 24, 567-586.

Biernat, M. (1991 b). Gender stereoypes and the relationship between masculinity and femininity: A developmental analysis. Journal of Personality and Social Psychology, 61(3), 351-365.

Bigler, R. S. (1995). The role of classification skill in moderating environmental influences on children's gender stereotyping: A study of the functional use of gender in the classroom. Child Development, 66, 1072-1087.

Bilgin, N. (1996). Insan Iliskileri ve Kimlik, Istanbul: Sistem Yayincilik.

Bollough, V. & Bollough, B. (1994). Human Sexuality: An Encyclopedia. NY & London: Garland.

Broverman, I. K., Vogel, S. R., Broverman, D. M., Clarkson, F. E. & Rosenkrantz, P. S. (1972). Sex role stereotypes: A current appraisal. Journal of Social Issues, 28(2), 60-77.

Connell, R. W. (1998). Toplumsal Cinsiyet ve Iktidar: Toplum, Kisi ve Cinsel Politika. (cev. C. Soydemir). Istanbul: Ayrinti.

Deaux, K. (1984). From individual differences to social categories: Analysis of a decade's research on gender. American Psychologist, 39 (2), 105-118.

Deaux, K. (1985). Sex and gender. M. R. Rosenzeig, & L. W. Porter (der.), Annual Review of Psychology, 36, 49-81.

Deaux, K. & Lewis, L. L. (1984). Structure of gender stereotypes: Interrelationships among components and gender label. Journal of Personality and Social Psychology, 46(5), 991-1004.

Demirtas, H. Andac (1999). Anne ve Baba Adaylarinin Dogacak Cocuklarina Yonelik Beklentileri: Cocugun Cinsiyetinin ve Anababanin Cinsiyet Rolu Yoneliminin Etkileri. Yayimlanmamis yuksek lisans tezi: Ankara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu.

Dokmen, Z. (1992):. Bem Cinsiyet Rolu Envanteri'nin Gecerlik ve Guvenirlik Calismasi. Ankara Universitesi Dil ve Tarih-Cografya Fakultesi Dergisi, 35(1)-1991' den ayri basim.

Dokmen, Z. Y. (1996). Bem'in Toplumsal Cinsiyet Semasi Kurami. Turk Psikoloji Bulteni, 2(5), 42-44.

Donmez, A. (1992). Bilissel Sosyal Semalar. Ankara Universitesi Dil ve Tarih-Cografya Fakultesi Arastirma Dergisi, 14, 131-146.

Durkin, K. (1995). Developmental Social Psychology. Cambridge: Blackwell.

Eagly, A. H. (1995). The science and politics of comparing women and men. American Psychologist, 50(3), 145-158.

Fecteau, T. J., Jackson, J., & Dindia, K. (1992). Gender orientation scales: An empirical assessment of content validity. L. A. M. Perry, L. H. Turner, & H. M. Sterk (der.), Constructing and Reconstructing gender: The Links Among Communication, Language, and Gender icinde, (s. 17-35). NY: State University of New York Press.

Garrett, S. (1987). Gender. London: Tavistock.

Girginer, H. U. (1994). Turk Toplumunda Cinsiyet Rolleri Algisi. Yayimlanmamis yuksek lisans tezi. izmir: Ege Universitesi S. B. E. Psikoloji Anabilim Dali.

Gokkaya, F. (1994). Anne-babalarin Cinsiyet Rolu Algilari ve Cinsiyete Uygun Cocuk Yetistirme Egilimleri ile Okul Oncesi Cocuklarinin Cinsiyet Rolu Gelisimi Arasindaki Iliskinin Incelenmesi. Yayimlanmamis yuksek lisans tezi. Izmir: Ege Universitesi S. B. E. Psikoloji Anabilim Dali.

Hetherington, E. M. & Parke, R. D. (1979). Child Psychology: A Contemporary Viewpoint. Auckland: McGraw-Hill.

Hewstone, M., Stroebe, W. & Stephenson, G. M. (der.). (1996). Introduction to Social Psychology, Oxford: Blacwell.

Hughes, F. P., & Noppe, L. D. (1985). Human Development Across the Life Span. St. Paul: West Pub. Co.

Huston, A. C. (1983). Sex typing. P. H. Mussen (der.), Handbook of Child Psychology: Vol. 4. Socialization, Personality and Social Development icinde, NY: Wiley, 387-468.

Jonsson, P., & Carlsson, I. (2000). Androgyny and creativity: A study of the relationship between a balanced sex-role and creative functioning. Scandinavian Journal of Psychology, 41 (4), 269-275.

Korabik, K. (1997). Applied gender issues. S. W. Sadava, & D. R. McCreary (der.), Applied Social Psychology icinde, NJ: Prentice Hall, 292-309.

Lytton, H., & Romney, D. M. (1991). Parents' differential socialization of boys and girls: A meta-analysis. Psychological Bulletin, 109, 267-296.

Maccoby, E. E. (1988). Gender as a social category. Developmental Psychology, 24, 755-765.

Mackie, D. M., Hamilton, D. L., Susskind, J. & Rosselli, F. (1996). Social psychological foundations of stereotype formation. C. N. Macrae, C. Stangor & M. Hewstone (der.), Stereolype and Stereotyping icinde, NY: Guilford, 41-47.

Markus, H., Crane, M., Bernstein, S. & Siladi, M. (1982). Self-schemas and gender. Journal of Personality and Social Psychology, 42(1), 38-50.

Martin, C. L. (1990). Attitudes and expectations about children with nontraditional and traditional gender roles. Sex Roles, 22(3/4), 151-165.

Martin, C. L. (1996). Androgyny. A. S. R. Manstead & Hewstone, M., The Blackwell Encyclopedia of Social Psychology icinde, Cambridge: Blackwell, 25.

Moller-Leimkuhler, A.M., Schwarz, R., Burtscheidt, W. & Gaebel, W. (2002). Alcohol dependence and gender-role orientation. European Psychiatry, 17(1), 1-9.

Norlander, T. Erizon, A. & Archer, T. (2000). Psychological androgyny and creativity: Dynamics of gender-role and personality trait. Social Behavior & Personality, 28(5), 423-437.

O'Leary, V. E., & Hansen, R. D. (1984). Sex as an attributional fact. A. Dienstbeir (der.), Nebraska Symposium on Motivation: vol. 32 icinde, Lincoln: University of Nebraska Press, 133-177.

September, A N., McCarrey, M., Baranowsky, A.& Schindler, D. (2001). The relation between well-being, imposter feelings and gender role orientation among Canadian University students, Journal of Social Psychology, 141(2), 218-233.

Shaffer, D. R. (1994). Social & Personality Development. Pacific Grove, California; Brooks/Cole, 3. Baski.

Spence, J. T. & Helmreich, R. L. (1978). Masculinity & Femininity: Their psychological dimensions, correlates and antecedents. Austin: University of Texas Press.

Strong, B. & Devault, C. (1994). Human Sexuality. London: Mayfield.

Tajfel, H. & Forgas, J. P. (1981). Social categorization: Cognitions, values and groups. J. P. Forgas (der.), Social Cognition: Perspectives on Everyday Understanding icinde, London: Academic Press, 113-141.

Taylor, M.C. & Hall, J. A. (1982). Psychological androgyny: Theories, methods, and conclusions. Psychological Bulletin, 92(2), 347-366.

Tedeschi, J. T., Lindskold, S. & Rosenfeld, P. (1985). Introduction to Social Psychology. St. Paul: West Pub.

Upmanyu, V. V., Upmanyu, S.& Lester, D. (2000). Depressive symptoms among U.S. and Indian college students: The effects of gender and gender role. Journal of Social Psychology, 140 (5), 669-682.

Walsh, M. R. (1997). Women, Men, & Gender: Ongoing Debates. New Haven: Yale University Press.

Williams, J. E. & Best, D. L. (1990). Measuring sex stereotypes: A multination study. Cross-Cultural Research and Methodology Series: vol. 6. NP: Sage.

Williams, J. E. & Best, D. L. (1982). Measuring Sex Stereotypes: A Thirty Nation Study. Beverly Hills: Sage

Zanna, M. P. & Pack, S. J. (1975). On the self-fulfilling nature of apparent sex differences in behavior. Journal of Experimental Social Psychology, 11, 583-591.

Ogr. Gor. H. Andac Demirtas, Iletisim Fakultesi, Baskent Universitesi, Ankara--Turkiye. e-mail: andac@baskent.edu.tr

Abstract

Gender Role Stereotypes, Androgyny and Gender Role Orientations

The concept of gender role orientation is introduced as a reaction to the approach whereby psychological differences between women and men simplistically depend on the fact that they are biologically different. Although some argue that there is a linkage between individual characteristics and biological sex, it cannot be said that biological sex and individual's characteristics have a strict consistency. Thus, a man could have feminine characteristics and a woman could have masculine characteristics. Consequently, androgyny appears as a gender role orientation.

In this study, androgyny and other gender role orientations are studied. First, the difference between "biological sex" and "gender" and gender stereotypes which constitutes the basis of gender role orientation are explained. Second, androgyny and other gender role orientations are examined in detail and androgynous individuals and other sexual types are compared according to different individual characteristics as as result of the literature survey.

Key-words: gender, gender role orientation, androgyny, stereotypes, social categorization.
COPYRIGHT 2002 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2002 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:gender roles, androgyny; text mainly in Turkish
Author:Demirtas, H. Andac
Publication:Kadin/Woman 2000
Geographic Code:7TURK
Date:Dec 1, 2002
Words:6433
Previous Article:Anadolu agizlarinda kadin icin kullanilan sozler uzerine bir inceleme.
Next Article:Ilk Osmanli kadin yilligi: Nevsal-i Nisvan.
Topics:


Related Articles
Sunus.
Kadin, toplumsal cinsiyet ve cinsellik arastirmalarinda arastirmaci ve katilimci iliskisi: yeni arayislar ve yonelimler *.
Ramize erer karikaturlerinin toplumsal cinsiyet acisindan incelenmesi/Analysis of the caricatures of Ramize Erer from a social gender point of view.
5. Avrupa Feminist Arastirmalar Konferansi (5th European Feminist Research Conference Gender and Power in the New Europe)'nin ve Nordik Universite...
Derginin Amaci.
Dostoglu, Neslihan Turkun; Erkaslan, Ozlem. Erdogdu; Ozguren, Yekta & Kayasu, Serap, Mimarlik ve Kadin Kimligi.
Kibris'ta kadin/toplumsal cinsiyet calismalari ve kadin hareketi uzerine bir degerlendirme.
Jealousy and social gender in close relationships/Yakin iliskilerde kiskanclik ve toplumsal cinsiyet.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters