Printer Friendly

Cauda equina syndrome and voiding dysfunction: pathophysiology and clinical approach under the light of the literature/Cauda equina sendromu ve iseme disfonksiyonlari: mevcut literatur isiginda patofizyolojive klinik yaklasim.

Giris

Cauda equina sendromu, coklu lomber ve sakral sinir koklerinin kompresif noropatisi sonucu cift tarafli iskiyatik agri, alt ekstremite zayifligi, barsak ve mesane disfonksiyonu ile birlikte gorulen bir norolojik tablodur. Csuda equinada olusan basi ne denleri arasinda fitiklasmis intervertebral diskler, kirik spinal fragmanlar, tumorler, hematom ve abseler sayilabilir. Tum bu patolojilerde sakral refleks ark etkilenmektedir. Csuda equina sendromu toplumdaki sikligi tam olarak bilinmeyen ancak tum spinal patolojilerin %1-5'ini olusturdugu kabul edilen bir durum dur (1,2). Iseme bozukluklari ile cauda equina arasindaki iliski iyi tanimlanmis olmasina karsin genis serilerde sistematik ola rak bu iliskiyi degerlendirmis seriler ne yazik ki sinirlidir (3-7).

Bilinen teorik bilgilere ragmen lumbosakral hastalikla ilgilenen doktorlarin konuya nasil yaklasmalari gerektigi ve iseme bozuklugu ile ilgilenen doktorlarin da definitif tedavi acisindan lumbosakral disk hastaligini sorgulamalari da yeterli duzeyde degildir. Bu durumun onemini disk hastaligi ile birlikte cesitli serilerde %27-92 arasinda bildirilen iseme bozukluklari sikligi vurgulamaktadir.

Bu yazinin amaci lumbosakral disk hastaligina bagli olarak olusan iseme bozukluklarinin noropatofizyolojisini, klinik bulgularini, degerlendirme ozelliklerini ve tedavi seceneklerini gozden gecirmek ve klinik uygulamalarda hastalarin yasam kalitelerinin nasil arttirilabilecegini ozetlemektir.

Noropatofizyoloji

Alt uriner sistemin inervasyonu hem somatik hem de otonom sinir sistemi ile gerceklesmektedir. Sinir sistemi kombinasyonu nun uyumlu ve eksiksiz calismasi iseme fizyolojisi acisindan buyuk onem tasimaktadir. Parasempatik pelvik sinirler spinal kordun 2-4. sakral dallarindan cikarlar ve esas olarak mesanenin eksitator (uyarici) uyarisindan sorumludurlar. Somatik sinirler uc ve dorduncu sakral segmentlerden cikarlar ve eksternal sfinkter ve diger pelvik taban kaslarinin inervasyonunu saglarlar. Sempatik sinirler ise hipogastrik sinirin bir parcasi olarak daha yukaridan alt torasik ve ust lomber segmentlerden cikarlar. Sempatik sinirlerin ise mesane uzerine inhibitor (baskilayici) etkileri baskin iken uretra ve mesane tabanina uyarici (eksitator) etki yapmaktadirlar. Mesaneden cikan afferent uyarilar ise otonom sistemin her iki otonom sinir setinden de iletilebilir. Ancak mesane duvarindaki basinc reseptorleri ve nosiseptorlerden gelen uyariyi tasiyanlar sakral spinal korddan gelen parasempatik sinirler yolu ile isemenin baslatilmasinda esas rolu oynarlar (8). Eriskinlerde sakral segmentler birinci ve ikinci lomber vertabral korpuslar seviyesindedirler. Spinal kordun uc kismina da conus medullaris adi verilmektedir. Her ne kadar spinal kordun birinci sakral segmenti L1 seviyesinde olsa da sinirler L2-L5 vertebrala rin posteriorundaki subaraknoid araliktan sakral vertebralara ulasarak gerekli cikis noktalarindan spinal kanali terk ederler. Lomber disk prolapsinin en sik goruldugu seviyeler L4/L5 ve L5/S1 seviyeleridir (g,101 %1-15 olguda santral disk prolapsusu olur ve olusan basi parasempatik ve somatik inervasyonu bozar. Ust lomber bolgedeki (T11-L2) bir prolaps nadir olsa da sempa tik invervasyonu bozar. Bunun yanisira mesane ve pelvik bolge den cikan afferent uyarilarin iletisinde de sakral segmentlere olan basi nedeni ile sorunlar olusabilmektedir (Tablo 1).

Sonuc olarak lomber disk prolapsi, isemeyi baslatmak icin gerekli uyariyi, detrusor kaslarinin kasilmasi icin gerekli uyarilari ve pelvik kaslarla eksternal sfinkter kasilmasini duzenleyen somatik uyarilari etkileyerek iseme sorunlarina neden olmaktadir. Bu durumun klinik karsiligi ise dolum hissinin kaybolmasi ve detrusor kasilma gucunde kasilma ve hatta tam kayip olarak karsimiza cikmaktadir. Her ne kadar detrusor motor aktivitesinde kayip en sik olusan tablo olsa da asiri aktif mesane bulgulari da olusabilmektedir. Burada altta yatan patolojinin, ilerleyen disk herniasyonunun sakral sinirleri besleyen kan akimini etkilemesi ve sakral sinirlerin direkt uyarilmasi oldugu one surulmektedir. Bir hayvan modelinde Delamanter ve arkadaslari, cauda equinaya yaptiklari degisik derecelerdeki kompresyon sonrasinda mesane fonksiyonlarini incelemislerdir. %50'lik bir kompresyonun belirgin bir sistometrik bulgu vermemesine kar sin sinir kokleri ve ganglionlarda venoz konjesyona yol actigini gostermislerdir. %75'lik bir kompresyonda ise detrusor arefleksisi, artmis mesane kapasitesi ve tasma inkontinansi ile bera ber sinir kokleri ve ganglionlarda arteryel akimlarda azalma ve venoz dolgunluk izlenmistir (11).

Semptomatoloji

Cauda equina da esas semptomlar bilateral iskiyatik agri, bacak arasinda sele tarzi his kaybi, alt ekstremitelerde guc kaybi ile birlikte barsak ve mesane disfonksiyonu olarak tanimlanmistir. Ancak cauda equina'da bir basisi oldugu gosterilen bireylerin az bir kisminda iseme sikayetleri oldugu bildirilmektedir. Cauda equ inanin bilinen bulgulari ile birlikte iseme sikayeti de oldugunda bu rada basi yapan bir disk prolapsi oldugunun dusunulmesi daha kolay olsa da diger bulgularin olmadigi durumlarda teshis daha zor olmaktadir. Sikayetlerin varligi durumunda diabet, multiple skleroz, B12 eksikligi ya da herpes simplex gibi infeksiyoz noropa tiler de akla getirilmelidir (13,141. Hastalarin sikayetlerinin deger lendirilebilmesi icin farkli yasam kalitesi soru formlari gunumuzde kullanilmaktadir. Ancak mevcut soru formlarindan hicbirisi cauda equinaya bagli iseme sorununun degerlendirilmesi icin spesifik degildir. Bu nedenle semptomlardan ayirici taniya gitmek ne yazik ki cauda equinaya bagli iseme sorunlari acisindan cok aydinlatici degildir. Cauda equinali kadin ve erkekleri icine alan bir calisma da iseme sorunlarinin yasam kalitesini etkileme oranlari ise dikkat cekici olarak karsimiza cikmaktadir. Podnar ve arkadaslarinin bu serisinde kadinlarda %92 erkeklerde ise %88'likyasam kalitesinin bozuldugu bildirilmistir (14).

Daha once de bahsedildigi gibi en sik karsilasilan uriner semptom idrar yapmada zorlanma ve mesane kapasitesinin artmasidir. Ancak asiri aktif mesane semptomlari da sik gorulebil mektedir. Idrar kacirma en rahatsiz edici sikayettir (14). Kadinlarda idrar kacirma erkeklere gore daha sik olmaktadir. Yine bir baska rahatsiz edici semptom nokturi olmaktadir. Ozellikle mesanenin tam bosalmamasi sonucunda mesanenin cabuk dol masi bireylerin uyku kalitelerini de etkilemektedir.

Cauda equina basisi sonucunda olusan semptom potpurisi de bir sira izlememektedir. Bel agrisi ile iseme sorunlarinin irde lendigi bir calismada O'Flynn ve arkadaslari 30 uriner sikayeti olan cauda equina sendromlu hastanin 23' unde daha once var olan bel agrisi oldugunu bildirmislerdir (9) Nadir olarak ise uriner semptomlar baska bir semptom eslik etmeden tek bulgu olarak da ortaya cikabilmektedir. Sylvester ve arkadaslari, idrar yapamama sikayeti ile basvuran ve hafif bel agrisi sikayeti di sinda eslik eden baska sikayeti olmayan 2 kadinda MRI'da lom ber santral disk prolapsi bulgusunu bildirmislerdir (141.

Ayirici Tani

Fizik Muayene

Cauda equinali hastalarda mesane fonksiyonlari ile iliski lendirilen en onemli bulgular S2-S4 dermatomlarinin oldugu pe rineal ve perianal his ile S1-2 dermatomlarinin oldugu ayagin dis yaninda his kaybinin birisinin veya her ikisinin de bulunma sidir (15). Hatta, bu bulgularin siddetinin cerrahi mudahale son rasinda iyilesmenin de bir gostergesi oldugu bildirilmistir (16,17) Yfine onemli fizik bulgulardan bir tanesi de bulbokavernoz reflekstir. Bulbokavernoz refleks somatik sinir fonksiyonunu gostermektedir. Sakral korddaki komplet alt motor noron lezyonlarinda bulbokavernoz refleks yok olur. Ancak saglikli kadinlarin %19'unda da bulbokavernoz refleks negatifliginin olabilecegi de unutulmamalidir (18) Mesane doluluk hissi genellikle cauda equinali hastalarda azalmistir. Ancak bunun degerlendirilmesi subjektif oldugundan klinik bir katki saglamamaktadir.

Goruntuleme

Lomber disk hernisinden suphelenildiginde artik altin standart goruntuleme yontemi manyetik resonans goruntulemedir. Disk pro lapsinin seviyesi, protrude olma sekli ve derecesi MR goruntuleme yontemi ile detayli olarak elde edilebilir. MR dogrulamasi ozellikle disk ameliyati sonrasinda olusan uriner sistem sikayetlerinde de cok onemlidir. Bu olgularda erken MR incelemesi ve erken muda hale sikayetlerin ortadan kaldirilmasinda onemli olabilir (19). Ancak, yeni yayinlanan bir seride normal MR bulgusu olan cauda equina sendromlu hastalardaki semptomatolojinin de gorulebildi gi ve hatta MRI da negatif bulgusu olanlarda idrar sikayetlerinin de daha sik gorulebildigi konusunda bilgi verilmektedir (20). Idrar kacirma ve idrar yapamama sikligi icin bu seride sirasi ile %53 ve %54'luk bir oran bildirilmistir. Bu durumda yapisal bir sorun yeri ne fonksiyonel bir sorun olabilecegi one surulmektedir. Patofizyo lojik aciklamaya bakildiginda sinir basisi yaninda damarsal sorun larin da cauda equina sendromuna neden olabilecegi bilinmekte dir. Bu nedenle Kobayashi ve arkadaslari MR cekimi sirasinda Gadolonium ile kontrastli calismanin da yapilmasinin faydali ola bilecegini ileri surmuslerdir (Resim 1,2,3) (21).

Sikayetlerin ani gelistigi durumlarda ilk etapta bilgisayarli tomografi de cekilebilmektedir. Ancak sonuclarin degerlendiril mesinin belirli asamasinda veya operasyon karari alindiginda yapilmasi gereken yine de MR goruntuleme yonteminin kullanil masi olacaktir.

Elektrodiagnostik Degerlendirme

Eksternal anal sfinkter kaslarinin incelendigi EMG incele melerinin sakral arkin degerlendirilmesinde faydali olacagi bil dirilmistir (22). Burada degerlendirme yapilirken derin ve yuze yel kas tabakalarinin hepsinin incelenmesi gerekmektedir. Bu incelemelerde anal uyari sonrasi her bir kanaldan cift tarafli olarak motor unit potansiyelleri (MUP) olculmektedir. Bu sakral reflekslerin ne derecede calistigi konusunda bilgi vermektedir. Cauda equina sendromu olanlarda bu yontemle %88 oraninda patoloji saptanabilmektedir. Sakral refleksin elektrofizyolojik olarak olculmesinin en onemli ozelligi aslinda hem afferent (perineal his) hem de efferent (motor-sfinkter kasilmasi) yollarinin ayni zamanda olculebilmesidir. Klinik olarak yapilacak perineal his muayenesi her ne kadar conus medullaris ve cauda equina bozukluklarinda ayrici tanida onemli rol oynasa da subjektif bir test olarak kalmaktadir (23).

Uroflowmetri ve Urodinamik Incelemeler

Iseme sorununun ortaya konulmasinda urodinamik testler kullanilmalidir. Urodinamik test esas olarak birkac farkli komponent iceren bir olcum sistemidir. Bunlardan ilk basamakta kolayca her merkezde yapilabilecek olan iseme hizinin olculebil mesidir. Bu isleme uroflowmetri adi verilmektedir. Uroflowmetride maksimum akim hizi cauda equina sendromunda bozulan ilk gostergelerden birisidir (24). Detrusor kasinin kasilma gucunun azalmasi ile birlikte maksimum akim hizi azalmakta ve bireyler iseme sirasinda mesaneyi bosaltabilmek icin krede manevrasi yapmak, karin kaslarini kullanmak ve bazen de egilmek ihtiyaci hissetmektedirler. Yine tam bosaltamama sikayeti me sane icerisinde iseme sonrasi idrar kalmasina neden olabil mektedir. Bu nedenle ultrasonografi ile iseme sonrasinda noninvaziv olarak mesane icerisinde katan residuel idrar miktari mesane fonksiyonu acisindan bilgi verebilmektedir.

Urodinami testinde sistometrik inceleme ile birlikte yapilacak EMG olcumleri sakral refleks, sfinkter fonksiyonu ve koordinasyon konularinda aydinlatici bilgi verebilmektedir. En sik gorulen urodinamik bulgular detrusor motor fonksiyonlarinda azalma, me sane kapasitesinde artma, sfinkter aktivitesinde azalma olarak karsimiza cikmaktadir. Bunun disinda da detrusor ile sfinkter arasinda koordinasyon bozuklugu gorulebilmektedir. Somatik sinirle rin etkilenmedikleri durumlarda sfinkter gevseme ozelligini kaybedebilir. Bu durum da fonksiyonel bir obstruksiyon olusturarak bireylerde obstruktif bir iseme guclugunu yapabilmektedir (25). Urodinamik testler ameliyat sonrasinda hastalarda iyilesme bulgusu ongorme acisindan bir veri saglayamamaktadir. Ancak iseme disfonksiyonunun kalici olmasi durumunda ust uriner sistemde olusabilecek sorunlarin ortadan kaldirilmasi acisindan neler yapilmasi gerektiginin yolunu cizmemize yardimci olacaktir (3,26). tkelllikle detrrusor-sfinkter dissinerjisi adi verilen, iseme sirasinda sfinkterin gevseme bozuklugunda ek medikal tedavi verilmesi, temiz aralikli kateterizasyon uygulanmasi veya hatta sfinktere bo tulinum toksini uygulamasi gibi tedaviler bobreklerin obstruksiyo na bagli yasayacagi fonksiyon kaybinin onlenebilmesinde kritik rol oynayabilmektedir.

Tedavi

Tedavide klinisyenlerin hedefi, hastalarda cauda equinaya bagli semptomlarin ortadan kaldirilmasi ile birlikte mesanenin ye terli bosaltiminin saglanmasi ve ust uriner sistemin korunmasi olmalidir. Tedavinin basarisi ile iseme fonksiyonlarinin paralel gittigini soylemek ne yazik ki mumkun degildir. Altta yatan neden olarak sinir basisi oldugundan bu basinin ortadan kaldirilmasina yonelik cerrahi tedavi ilk secenektir. Radikuler semptomlar ve bel agrisi ile olusan durumlarda dekompresiv laminektomi kabul edilebilir sonuclar ortaya koyar ancak mesane ve uretral fonksiyonlarda ne kadar duzeltici etkisi oldugu konusunda tartismali sonuclar bildirilmistir (27,28). Yamanashi ve arkadaslarinin, erken donemde (uriner sikayetlerin cikmasindan 24 saat icerisinde) mudahale yapilan santral lomber disk hernisi olgularinin uriner semptomlarini inceledikleri serilerinde mesane detrusor aktivitelerinde ciddi bir duzelme olmadigini ancak uretral fonksiyonlarda iyilesmeler oldugunu bildirmislerdir (29). Tabu bu konuda yorum yaparken basinin belki de kronik ve uzun sureli olabilecegini ve ilerlediginden uriner sistem sikayetlerinin ortaya ciktigi donemde operasyon yapildigini da dusunmek gerekmektedir.

Yine ameliyat ile ilgili postoperatif olabilecek spinal stenoz, araknoidit gibi komplikasyonlar da iseme sikayetlerinin devam etmesine ve hatta daha kotulesmesine neden olabilmektedir (2).

Cerrahi tedavilerin yani sira urolojik destek tedavilerinin de hastalara uygulanmasi hem ameliyat oncesi donemde hem de postoperatif devam eden iseme sorunlari ile basa cikma acisindan onemlidir. Ust uriner sistem acisindan en onemli nokta iseme sirasinda mesane ici basincin erkeklerde 60-70 cm[H.sub.2]O, kadinlarda da 40-50 cm[H.sub.2]O asmamasidir (30). Bu durumlarda bobrek yaptigi idrari mesaneye bosaltmakta sorun yasayacagindan bobrek ici basinc da artmakta ve tubuler fonksiyonlar zarar gormeye baslamaktadir. Koruyucu olarak hastalara ara likli temiz kateterizasyon uygulamasi gerekebilmektedir.

Yine erkeklerde es zamanli prostat hiperplazisinin yapabilecegi obstruksiyon da goz onunde tutulmalidir. Bu durumda tablo daha agir hale gelebilmektedir. Obstruksiyonun da eslik ettigi durumlarda alfa bloker tedavi verilmesi hastanin iseme so runlarinin azaltilmasini saglayabilir.

Sonuc

Cauda equina sendromu, klinik olarak genis bir semptom yelpazesi ile karsimiza cikan ve uriner sistem ve barsak sistemlerini ciddi etkileyebilen bir durumdur. Hastalarin yasam kaliteleri acisindan iseme fonksiyonlarini kontrol edebilmenin derecelendirilmesi yurume ile ayni oneme sahip olarak bildirilmektedir (30). Yasam kalitesini bu denli etkilemesine ve aslinda urologlarin, beyin cerrahisi uzmanlarinin, norologlarin ve fizik tedavi uzmanlarinin cauda equina ile iseme sikayetleri arasindaki iliskiyi iyi bilmelerine ragmen, klinik ortamda bazi noktalar gozden kacabilmektedir. Bu yazinin amaci basit klinik gozlemlerle urologlar icin iseme sorunu olanlarda cauda equina sendromu olabilecegi, isin norolojik boyutu ile ilgilenen branslardakilerin ise cauda equina sendromu dusunulen olgularda uriner semptomlarin nasil ve neden degerlendirilmesi gerektigini ortaya koymaktir.

Hastalarin ilk degerlendirmesinde semptomlarin sorgulanmasi onemlidir. Hastalar ozellikle kroniklesmis durumlarda iseme sorunlarini da kaniksayabilmektedirler ve bazen de sikayetler kisiler tarafindan yas, prostat hiperplazisi veya uriner enfeksiyon gibi nedenlerle iliskilendirildiginden kendileri tarafindan doktorlarina yeterince ifade edilmemektedir. Semptomatolojide daha sik olarak hastalarin isemede zorlanmalari, iseme hizlarinda azalma, kesik idraryapma, mesanenin tam bosalmama hissi ortaya cikmakta ise de asiri aktif mesane sikayetleri ve inkontinans da gorulmektedir.

[ILLUSTRATION OMITTED]

[ILLUSTRATION OMITTED]

[ILLUSTRATION OMITTED]

Fizik muayenede perinea), perianal ve ayak dis yanindaki his muayenesi ve bulbokavernoz refleksin incelenmesi ve duysal hem de somatik sinirlerin irdelenmesi acisindan bilgi vermektedir.

Goruntulemede en yaygin tercih edilen manyetik rezonans (MR) goruntulemedir. Ancak lezyon tam olarak tespit edilmeyenlerde gadolinum ile kontrast verilerek daha yukaridaki bes lenme bozukluklarinin degerlendirilmesi de gerekebilmektedir. Elektrofizyolojik testier, muayenede elde edilen subjektif verilerin objektif olarak degerlendirilmesini saglar. Cauda equina sendromu olan bireylerde alt uriner sistem fonksiyonlarinin de gerlendirilmesinde urodinamik inceleme vazgecilmezdir.

Tedavi asamasinda cerrahi uygulamadan once hastalarin basari oranlari konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Akut olgularda daha acil bir ameliyat sikayetlerin duzelmesi acisindan daha onemli olsa da ameliyat sonrasi bircok sikayetin kalici olabilecegini ve ek bazi urolojik tedaviler almalarinin, hatta aralikli olarak sonda uygulamasinin gerekebilecegini aciklamak gereklidir.

Cauda equina sendromu dogru teshis edilmesi ve tedavisinin duzenlenmesi gereken bireylerin yasam kalitesini ciddi oranda etkileyen bir durumdur. Gerek urologlarin, gerek norologlarin, beyin cerrahlarinin, fizik tedavi uzmanlarinin birlikte degerlendirilmesi bu hastalarin yasam kalitesinin arttirilmasi icin onemlidir. Hala bu grup hastalarin prognostik faktorleri, cerrahi secim kriterleri, erken teshis, tedavi sonrasi rehabilitasyon gibi bircok konuda genis serilere ihtiyac vardir.

Gelis tarihi/Received: 02.06.2009 Kabul tarihi/Accepted: 01.11.2009

Kaynaklar

(1.) Nielsen B, de Nully M, Schmidt K et al. A urodynamic study of cauda equina syndrome due to lumbar disc herniation. Urol Int.1980; 35:167-70. (Abstract)

(2.) Shapiro S. Cauda equina syndrome secondary to lumbar disc herni ation. Neurosurgery 1993; 32:743-6; discussion 746-7. (Abstract)

(3.) Bradley WE, Andersen JT. Neuromuscular dysfunction of the lower urinary tract in patients with lesions of the cauda equina and conus medullaris. J Urol 1976;116:620-1. (Abstract)

(4.) Choudhury AR, Taylor JC. The cervicolumbar syndrome. Ann R Coll Surg Eng11980;62:200-2. (Full Text)

(5.) Pavlakis AJ, Siroky MB, Goldstein I et al. Neurourologic findings in conus medullaris and cauda equina injury. Arch Neurol 1983; 40:570-3. (Abstract)/(Full Text)

(6.) Hellstrom P, Kortelainen P, Kontturi M. Late urodynamic findings af ter surgery for cauda equina syndrome caused by a prolapsed lum bar intervertebral disk. J Urol 1986;135:308-12. (Abstract)

(7.) Kennedy JG, Softe KE, McGrath A et al. Predictors of outcome in cau da equina syndrome. Eur Spine J 1999; 8:317-22. (Abstract)/(PDF)

(8.) deGroat WC. Neuroanatomy and neurophysiology: innervation of the lower urinary tract. In: Raz S, ed. Female urology. Philadelphia: WB Saunders 1996; 28-30.

(9.) O'Flynn KJ, Murphy R, Thomas DG. Neurogenic bladder dysfunction in lumbar intervertebral disc prolapse. Br J Urol 1992; 69:38-40. (Abstract)

(10.) Andersen JT, Bradley WE. Neurogenic bladder dysfunction inprotru ded lumbar disc and after laminectomy. Urology 1976; 8:94-96. (Abstract)/(PDF)

(11.) Delamarter RB, Bohlman HH, Bodner D et al. Urologic function after experimental cauda equina compression -cystometrograms versus cortical-evoked potentials. Spine 1990;15:864-70. (Abstract)

(12.) Bartolin Z, Gilja I, Bedalov G et al. Bladder function in patients with lumbar intervertebral disc protrustion. J Urol 1998; 159:969-71. (Abstract)/(Full Text)/(PDF)

(13.) Podnar S, Trsinar B, Vodusek DB. Bladder dysfunctions in patients with cauda equina lesions. Neurourology and Urodynamics 2006; 25:23-31. (Abstract)/(PDF)

(14.) Sylvester PA, McLoughlin J, Sibley GN et al. Neuropathic urinary retention in the absence of neurological signs. Postgrad Med J 1995; 71:747-8. (Full Text)

(15.) Appell RA. Voiding dysfunction and lumbar disc disorders. Prob Urol 1993;7:35-40.

(16.) Chang HS, Nakagawa H, Mizuno J. Lumbar herniated disc presenting with cauda equina syndrome. Long-term follow-up of four cases. Surg Neurol 200; 53:100-5. (Abstract)/(Full Text)/(PDF)

(17.) Kostuik JP, Harrington I, Alexander D et al. Cauda equina syndrome and lumbar disc herniation. J Bone Joint Surg Am 1986; 68:386-91. (Abstract)/(PDF)

(18.) Blaivas JG, Zayed AAH, Labib KB. The bulbocavernosus reflex in urology: a prospective study of 299 patients. J Urol 1981;126:197-9. (Abstract)

(19.) Jensen R. Cauda Equina Syndrome as a complication of lomber spi nal surgery. Neurosurgical Focus, 2004.

(20.) Rooney A, Statham PF, Stone J. Cauda equina syndrome with normal MR imaging. J Neurol 2009; 256:721-5. Epub 2009. (Abstract)/(PDF)

(21.) Kobayashi S, Uchida K, Takeno K et al. Imaging of cauda equina edema in lumbar canal stenosis by using gadolinium-enhanced MR imaging: experimental constriction injury. AJNR Am J Neuroradiol 2006; 27:346-53. (Abstract)/(Full Text)/(PDF)

(22.) Podnar S, Mrkaic M. Predictive power of motor unit potential parameters in anal sphincter electromyography. Muscle Nerve 2002; 26:389-94. (Abstract/(Full Text)/(PDF)

(23.) Podnar S. Clinical and Neurophysiological Testing of the Penilo-Cavernosus Reflex. Neurourology and Urodynamics 2008; 27:399-402. (Abstract)/(PDF)

(24.) Liu N, He F, Wang H et al. Urodynamic analysis of the chronic impair ment of cauda equina caused by lumbar disk herniation. Zhonghua Wai Ke Za Zhi. 2008 Oct 1; Vol. 461191, pp. 1494-6.

(25.) Appell RA, Levine RL. Assessment of vesico-urethra) dysfunction in lumbar spine disorders. In: Sundin T, Mattiasson A, eds. Proceedings of the Eleventh Annual Meeting of the International Continence Society. Sweden: Skogs Trelleborg 1981: 186-7.

(26.) Bradley WE. Neurologic disorders affecting the urinary bladder. In: Krane RJ, Siroky MB, eds. Clinical neuro-urology. Boston.1978: 245-55.

(27.) Hellstrom PA, Tammela TL, Nunimoki TJ. Voiding dysfunction and urodynamic findings in patients with lumbar spinal stenosis and the effect of decompressive laminectomy. Scand J Urol Nephrol 1995; 29:167-71.

(28.) Deen HG Jr, Zimmerman RS, Swanson SK et al. Assessment of bladder function after lumbar decompressive laminectomy for spinal stenosis: a prospective study. J Neurosurg 1994; 80:971-4. (Abstract)/ (Full Text)/(PDF)

(29.) Yamanishi T, Yasuda K, Yuki T et al. Urodynamic evaluation of surgi cal outcome in patients with urinary retention due to central lumbar disc prolapse. Neurourol Urodyn 2003; 22:670-5. (Abstract)/(PDF)

(30.) Appell RA, Levine RL. Assessment of vesico-urethra) dysfunction in lumbar spine disorders. In: Sundin T, Mattiasson A, eds. Proceedings of the Eleventh Annual Meeting of the International Continence Society. Sweden: Skogs Trelleborg 1981: 186-7.

Haluk KULAKSIZOGLU, Hulagu KAPTAN *

Selcuk Universitesi Selcuklu Tip Fakultesi, Uroloji Anabilim Dali, Konya

* Selcuk Universitesi Selcuklu Tip Fakultesi, Beyin Cerrahisi Anabilim Dali, Konya, Turkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Haluk Kulaksizoglu, Selcuk Universitesi Selcuklu Tip Fakultesi, Uroloji Anabilim Dali Alaaddin Keykubat Kampusu Selcuklu, Konya, Turkiye E-posta: kulaksizoglu@superonline.com
Tablo 1. Alt uriner sistemin inervasyonu

SINIR                                   SPINAL KORD   ISLEV
                                        SEVIYESI
EFFERENT
OTONOM SISTEM
   PARASEMPATIK (perineal sinir)        S2-S4         Mesaneyi uyarici
   SEMPATIK (hipogastrik sinir)         T11-L2        Mesaneyi
                                                      baskilayici/
                                                      uretrayi uyarici
   SOMATIK (pudendal sinir)             S3-S4         Eksternal
                                                      sfinkter
                                                      kontrolu
AFFERENT
Mesane duvarindaki basin reseptorleri
Nosiseptorler                           S2-S4         Isemeyi baslatma
Duysal sinirler                         S2-S3         Perineal his
COPYRIGHT 2009 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2009 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Kulaksizoglu, Haluk; Kaptan, Hulagu
Publication:Archives of Neuropsychiatry
Article Type:Report
Date:Dec 1, 2009
Words:3113
Previous Article:Investigation of the views and expectations of nursing services staff about "Implementation of the Certificate in Psychiatric Nursing" in Bakirkoy...
Next Article:Posterior (bilateral parieto-occipital) cortical atrophy: a case study/Posterior (bilateral parietooksipital) kortikal atrofi: bir olgu sunumu.
Topics:


Related Articles
Look for neurologic complications of anesthesia.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters