Printer Friendly

Ballistic missile threat and NATO's missile defense shield: an analysis from Turkey's perspective/Fuze tehdidi ve NATO fuze kalkani: Turkiye acisindan bir degerlendirme.

Giris

Soguk Savas yillarinda Dogu ile Bati bloklari arasindaki nukleer dehset dengesinin ana unsurlarindan birisini olusturan, 1970'li yillardan itibaren Turkiye'nin komsularinin envanterine de girmeye baslayan balistik fuzelerin Turk kamuoyunun gundemine gelmesi ve Turkiye'nin tehdit algilamalari arasinda kendine yer bulmasi 1991 Korfez Savasi sirasinda olmus, Irak'in Scud ve turevi balistik fuzelerine karsi Turkiye'nin kendini koruyacak imkanlara sahip olmadiginin fark edilmesi kaygi ve saskinlik yaratmistir. (1) Irak'in maglup olmasi ve tehlikenin gecmesinden sonra bu konudaki farkindalik ve kaygilar unutulmus, konu 2003'de kadar Turk kamuoyunun gundeminde kendine yer bulamamistir.

2003'de Amerika Birlesik Devletleri'nin Irak'a yonelik isgal harekati sirasinda Saddam Huseyin rejiminin denetimlerden kacirarak bir kenara saklamis olabilecegi balistik fuzelerle komsu ulkelere intikam saldirilarinda bulunabilecegi iddialari ve bazi Kuzey Atlantik ittifaki Orgutu (North Atlantic Treaty Organization--NATO) uyelerinin bu turden bir tehdidi bertaraf etmek icin Dogu Anadolu'ya Patriot hava savunma sistemleri konuslandirmasi konusunda gosterdigi isteksizlik, Turk kamuoyunun ve siyasi mercilerinin dikkatini tekrar fuze tehdidi uzerinde yogunlastirmistir. (2) 1991'deki Korfez Savasi'nin uzerinden 12 yil gecmis olmasina karsin henuz kazanilmamis fuze savunma yeteneklerinin suratle ve birinci oncelikle tesis edilecegi yonunde aciklamalar yapilmistir. (3)

Bu yonde somut bir adim atilmamis, 8 yil aradan sonra konunun baska bir boyutuyla tekrar gundeme gelmesi icin NATO'nun Kasim 2010'daki Lizbon Zirvesi'nin beklenmesi gerekmistir. Lizbon Zirvesi'nde Turkiye, ittifak'a yonelik balistik fuze tehdidinin birincil ve oncelikli kaynagi olarak Iran'in adinin acik bir sekilde zikredilmesine karsi cikarak gerek yurtici gerekse uluslararasi kamuoyunda tartisma yaratmistir. (4) Lizbon Zirvesi'nden sadece 9 ay sonra bu kez de, Iran'dan firlatilacak balistik fuzelere yonelik oldugu hakkinda hic kimsenin tereddut duymadigi bir fuze tespit radarinin ABD tarafindan Kurecik/Malatya'ya konuslandirilmasina Ankara tarafindan onay verilmesiyle, fuze kalkani ic siyasi tartismalarin ve kamuoyu gundeminin oncelikli konularindan birisi konumuna yukselmistir. Bu radara gercekten gerek duyulup duyulmadigi, Turkiye'nin savunma ve dis politika dinamikleri Uzerindeki yansimalari, iktidardaki hukumetin ABD ile iliskileri, Kurecik'teki radarin israil'in fuze savunmasina katkisinin olup olmayacagi gibi muhtelif acilardan irdelenir ve hararetli sekilde tartisilir olmustur. (5)

Soguk Savas'in sona erdigi 1990'li yillardan bu yana Turkiye topraklarindaki ABD ve NATO askeri varliginin giderek azaldigi 20 yillik surecin tersine cevrilerek, bolgesel ve hatta kuresel yansimalari olabilecek kritik onemdeki bir radar sisteminin ve ona bagli olarak NATO ve ABD'nin gelecek 15-20 yillik doneme yonelik fuze savunma mimarilerinde Turkiye'nin Ustlenecegi rolun hararetli tartismalara yol acmasi dogaldir. Fakat bu baglamda dikkat ceken husus, tartismalarin daha ziyade siyasi ve stratejik duzlemdeki gorus ve degerlendirmelerle sinirli kaldigi, fuze savunmasinin teknik, teknolojik ve taktik boyutlardaki bazi temel kurallarini ve gerceklerini tam manasiyla anlamadan gerceklestirilen iddiali degerlendirme ve cikislarin cogunlukla yetersiz, tutarsiz, bazen de hatali cikarimlarla sonuclanabildigidir.

Takip eden sayfalarda, hem NATO hem de ABD ile ikili ittifak iliskileri duzleminde Turkiye'nin gundemine tasinan fuze tehdidi ve fuze savunmasi konularindaki bazi teknolojik, teknik ve taktik gercekler ile bunlarin olasi stratejik ve siyasi yansimalari fazla teknik olmayan bir lisan ve icerikle incelenecektir. Bu inceleme sonucunda, teknolojik ve stratejik duzlemdeki gelismelere paralel olarak Turkiye'nin fuze kalkani baglaminda karsi karsiya kalabilecegi yeni konular, talepler, ikilemler ile yapilmasi gerekecek secimlerin ortaya konmasi amaclanmistir.

Balistik Fuze Tehdidi

Ikinci Dunya Savasi sirasinda Nazi Almanyasi tarafindan gelistirilerek Ingiltere ve Belcika'daki hedeflere karsi kullanilan balistik fuzeler, askeri stratejinin bircok boyutu ve vechesini geri donusu olmayan sekilde degistirmistir. (6) Balistik fuzeyi diger saldiri silahlarindan ayIran belki de en onemli ozelligi, isminde barindirdigi "balistik" olgusunun bir yansimasi olarak, firlatilmasini takiben dik aciya yakin bir aciyla atmosferin ust tabakalari ve uzaya dogru suratle yukseldikten sonra dunyanin cekim gucuyle yavaslayip ucusunun tepe noktasina ulastiginda, yer cekimini kullanarak bu kez daha buyuk bir suratle hedefine dogru tepeden dalisa gecmesidir. Rakamsal bir ornek vermek gerekirse; 250 kilometre (km) menzile sahip, yani 250 km mesafedeki hedefleri vurabilecek kapasitedeki ikinci Dunya Savasi'nin Alman V-2 fuzeleri yerden 100 km (atmosfer-uzay sinirina) kadar yukselmekte ve yere dogru tekrar dalisa gectiklerinde 2.500 km/saat, yani ses hizinin 2 mislinden fazla bir sUrate ulasmaktadirlar. Balistik fuzenin menzili arttikca, ulastigi irtifa ve buna bagli olarak hedefine dogru dalisa gectigindeki sUrati de artmaktadir. Ornegin, gunumuzde Iran'in balistik fuze envanterinin temelini olusturan Sahap-3 fuzelerinin 1.300 km menzilli turevi icin tepe noktasi takribi 300 km'ye, yani 100 km'de sona eren atmosferin bir hayli disina, yere yaklasma surati ise 5.500 km/saat, yani ses hizinin 5 misline yukselmektedir. 5.500 km ve daha ustundeki menzillere sahip kitalararasi balistik fuzeler soz konusu oldugunda, tepe noktasi artik uzayin derinlikleri sayilabilecek birkac bin kilometreye, yere yaklasma surati ise ses hizinin 10-15 misline ulasmaktadir.

Yuksek surat ve ucusunun bir kismini uzayda gerceklestirerek hedefe dogru tepeden yaklasma seklinde ozetlenebilecek bu ayirt edici ozellikler, balistik fuzelerin hedefinde olup korunma yollari arayan ulkeler acisindan onemli bazi zorluklari beraberinde getirmektedir. Her seyden once 250-300 km civarinda menzile sahip bir balistik fuze icin 3 dakika, 1.300 km menzile sahip bir fuze icinse 10 dakikadan az olan ucus suresi, hedef alinan ulkeye taninan reaksiyon suresini baska hicbir silah sisteminde gorulmedigi kadar kisaltmaktadir. Karsilastirma olmasi acisindan, ayni rakamlar 1.300 km menzile gitmeleri soz konusu oldugunda savas ucaklari icin 1,5 saat civarindadir. Dolayisiyla, balistik fuze saldirisinin hedefindeki bir ulkenin firlatilan fuzeyi tespit edip yere yaklasik temas noktasini belirlemek, ardindan bu noktada eger varsa savunma onlemlerini devreye sokmak icin sahip oldugu zaman dakikalar, hatta saniyeler mertebesindedir. Fuze savunmasinin ozel gereksinimlerine gore yapilandirilip elden gecirilmedigi surece, Dunya'daki hicbir ulkenin klasik manadaki hava savunma onlemleri ve mimarisi, bu kadar kisa surelerde reaksiyon verip arzu edilen sonuclari saglayabilecek silah sistemlerine, komuta-kontrol unsurlarina, karar ve yetkilendirme sureclerine sahip degildir.

Savunma onlemleri acisindan ikinci zorluk, balistik fuzelerin savas ucaklari ve diger konvansiyonel hava tehditlerine kiyasla cok daha yuksek hedefe yaklasma suratine sahip olmalarindan, ayrica alisilmisin disinda bir ucus hatti izleyerek ucuslarinin onemli bir kismini uzayda gerceklestirdikten sonra yere neredeyse dik aciyla yaklasmalarindan kaynaklanmaktadir. Bu sira disi ozellikler, bir ulkenin sahip oldugu ve atmosfer icinde ucan hedeflere karsi gelistirilmis hava savunma silahlarini ve taktiklerini etkisiz ve caresiz kilmaktadir. Hava savunma radarlarinin pek cogu balistik fuzeleri tespit edecek tarama aci ve tekniklerine sahip degildir. Savas ucaklari da, balistik fuzelere karsi etkili olabilecek silahlar tasimazlar. Normalde ucaklari durdurmak uzere dizayn edilmis uzun menzilli satihtan-havaya fuze sistemleri ise dogru zamanda ve dogru yerde, yani balistik fuzenin hedefinin yeterince yakininda konumlanmis olsalar bile, "havadaki mermiyi baska bir mermiyle vurmak" seklinde ifade edilebilecek fuze savunmasinin gerektirdigi manevra yetenegine ve gudum hassasiyetine sahip degillerdir. Sonuc olarak, fuze savunmasinin ozel gereklerine gore tasarimlanmis veya tadil edilmis algilayici ve silah sistemleri devreye sokulmadigi surece, geleneksel hava savunma onlemleri balistik fuze tehdidi karsisinda caresiz kalmaktadir.

Balistik fuzelere karsi savunma onlemlerini guclestiren ucuncu bir husus ise nispeten kolay gizlenip tasinabilmeleri, ayrica ateslenmeleri icin kapsamli altyapi veya tesislere ihtiyac gostermemeleridir. Dolayisiyla, balistik fuzelere karsi "on alma" (preemption) tabir edilen ve daha firlatilmadan once yerde imha edilmelerine yonelik mudahaleler de kolaylikla yapilamamaktadir. Balistik fuzeler genelde bir ulkenin yollarinda yuzlercesine rastlanabilecek siradan kamyonlardan ayirt edilemeyen tasiyici araclar uzerinde tasinmakta veya yer altindaki korunakli silolarda muhafaza edilmektedir. Bunlarin genis arazi dilimleri uzerinde bulunup imha edilmesi samanlikta igne aramaya benzetilebilir. Bu turden bir askeri harekat teoride mumkun olsa dahi, rakip ulkenin hava gucu ve hava savunma unsurlarinin daha catismanin basinda saf disi birakilmasi, buyuk miktarda kesif ve muharip unsurun bu goreve tahsis edilmesi ihtiyaci ve girisimin basariya ulasmasi icin uzun zamana ihtiyac duyulacak olmasi gibi sebeplerle, gercek hayatta uygulama bulmasi ve basariya ulasmasi zayif bir ihtimaldir.

Tum bu nitelikleri ve avantajlarindan dolayi balistik fuzeler, ozellikle ileri ve modern bir hava gucunun gerektirdigi finansal, insan gucu veya teknolojik imkanlara sahip olmayan ulkeler acisindan cazip bir secenek olarak on plana cikmis ve komsularinin ustun askeri gucune karsi stratejik bir denge unsuru arayisi icerisindeki ulkelerce tercih edilir olmuslardir.

Diger taraftan, balistik fuzelerin yukarida deginilen avantajlari kadar onemli dezavantajlarinin bulundugu da unutulmamalidir. Her seyden once bunlar tek kullanimlik silahlar olup, hedefe nispeten kucuk bir patlayici yuku tasimak icin bu kadar pahali bir tasiyici platformun feda edilmesi israf olarak nitelendirilebilir. Rakamsal olarak orneklemek gerekirse, ortalama bir balistik fuzenin harp basligi 500 ila 1.000 kg arasinda degisirken, F-16 sinifindaki bir savas ucagi bunun 4-5 misli agirliktaki patlayici yukunu herhangi bir catismada defalarca, kullanim omru itibariyla da yuzlerce, hatta binlerce kez hedefine ulastirabilmektedir. Ilaveten, sadece onceden belirlenmis hedeflere karsi kullanilabilen ve ateslendikten sonra geri cagrilmalari veya farkli bir hedefe yonlendirilmeleri imkani bulunmayan balistik fuzelere kiyasla, savas ucaklari kendi hedeflerini bulup taarruz etme, ya da o an ortaya cikan "firsat hedeflerine" saldirma esnekligini tanimaktadir. Sonucta, modern bir hava gucunun gerektirdigi mali, teknolojik ve insan gucu kaynaklarina sahip ulkelerin taktik silahlanma baglaminda tercihlerini balistik fuzelerden yana kullanmadiklari gorulmektedir.

Balistik fuzelerin bir diger ve stratejik dengeler acisindan belki de en kritik zayifligi, ozellikle bolgesel guclerce konuslandirilmakta olan gorece eski teknolojiye sahip versiyonlarinin isabet yuzdesinin cok dusuk olmasi, dolayisiyla askeri veya stratejik acidan kritik onem tasiyan nokta hedeflerine karsi etkinliklerinin yetersiz kalmasidir. Baska bir ifadeyle, balistik fuzeler konvansiyonel bir catismanin seyrini ve sonucu degistiremeyecek denli zayif silahlardir. Bu onemli dezavantaji asmak icin balistik fuzelere sahip ulkelerin sahip oldugu secenek, fuzelerini nokta hedefi niteligi tasiyan askeri ve stratejik noktalardan ziyade, genis alanlara yayilmis buyuk sehirlere, yani hedef ayrimi gozetmeksizin sivil nufusa karsi bir nevi dehset silahi olarak kullanilmasidir. Bu kapsamda sahip olunan ve uluslararasi dengeler acisindan daha buyuk kaygi uyandIran cazip bir secenek ise, balistik fuzelerin kitle imha silahlari, yani biyolojik, kimyasal ya da tercihen nukleer basliklarla donatilarak, dusuk isabet yuzdesinden kaynaklanan zaaflarinin kapatilmasidir. Iste bu sebeple, herhangi bir bolgesel gucunn balistik fuzelere ilgi gostermeye baslamasi, bu ulkenin er veya gec kitle imha silahlarina da ilgi duyacagi yonundeki kaygi ve supheleri beraberinde getirmekte, balistik fuzeler tekil ve bagimsiz bir askeri yetenekten ziyade, kitle imha silahlarinin yayginlasmasindan duyulan kaygilarin bir uzantisi olarak algilanmaktadir. Nitekim 1990'li yillarda Pakistan, Kuzey Kore, Irak ve Libya gibi ornekler, bir ulkenin balistik fuzelere duydugu ilginin nukleer silah elde etme cabalarinin habercisi oldugu algilamasini teyit etmistir. Gunumuzde de Iran'in balistik fuzelerinin sebep oldugu ciddi rahatsizligin ve buna cevaben ABD, NATO ve israil tarafindan hayata gecirilmekte olan kapsamli fuze savunma onlemlerinin ardinda, Iran'in askeri nitelik tasidigindan artik suphe duyulmayan nukleer programinin yarattigi kaygilarin yattigi, Iran'in balistik fuze stoklarinin Tahran'in nukleer silah programinin dogrudan bir uzantisi ve vurucu unsuru olarak algilandigi rahatlikla soylenebilir.

Turkiye'ye Yonelik Tehdit

Turkiye'nin komsulari arasinda yer alan Sovyetler Birligi'nin 1950'li yillardan itibaren giderek artan yetenek ve cesitlilikte balistik fuzeleri envanterine dahil etmis olmasi, ardindan Soguk Savas'in ilk evresinde ABD'nin Turkiye topraklarina nukleer baslik tasiyan Jupiter fuzelerini konuslandirmasi, Turkiye'nin icinde bulundugu cografyanin balistik fuzelere hic de yabanci olmadigina isaret etmektedir. (7) Diger taraftan, Sovyetler Birligi'ne ait balistik fuzeler Soguk Savas yillarinda Turkiye'nin tehdit algilamalari ve ulusal duzeydeki savunma planlamalarinda kendine yer bulamamistir. Bu durum aciklamasini, Sovyetler'in balistik fuze envanterinin bloklar arasi nukleer dehset dengesi perspektifinde algilanmasi bulmaktadir. Yillar icerisinde Turkiye'nin Yunanistan haricindeki tum komsulari (Suriye, Irak, Iran, Bulgaristan) balistik fuzelere sahip olmaya basladiginda da Turkiye'nin fuze tehdidine yonelik savunma politikalari, NATO cercevesinde sahip olunan ya da en azindan sahip olunacagina inanilan guvenlik garantileri uzerine sekillenmeye devam etmis ve Bati ittifaki'nin sagladigi garantilerin bolgesel guclere ait fuzeler karsisinda da devreye girecegi varsayilmistir. Fakat, daha once de deginildigi Uzere 1991 Korfez Savasi ve 2003 Irak harekati oncesinde bazi NATO muttefiklerinin ittifak'in ortak savunma hukumlerini devreye sokarak Turkiye'nin yardimina kosmakta sergiledigi isteksizlik, Turkiye'yi fuze tehdidine yonelik olarak kendi ulusal politika ve savunma onlemlerini sekillendirmeye zorlamis, ama bu kez de fuze savunmasinin gerektirdigi astronomik mali kaynaklar ciddi bir engel olarak Turkiye'nin karsisina cikmistir. (8)

Suriye

Suriye'nin 1960'li yillarin sonlarindan itibaren Sovyetler'den once Frog, daha sonra Scud tipi balistik fuzeler almasi, hatta bunlari 1973 Arap-israil Savasi'nda israil'e karsi kullanmasi Turkiye tarafindan Dogu-Bati bloklari arasindaki dengeler cercevesinde algilanmis, Sovyetler'in yakin muttefiki konumundaki Suriye'den kaynaklanacak herhangi bir tehdidin NATO'nun guvenlik garantileri kapsaminda karsilik gorecegi varsayimiyla hareket edilmistir. (9) Bu arada Suriye, 1980'li yillardan gunumuze balistik fuze envanterini gelistirmeye ve cesitlendirmeye devam etmis, kimyasal basliklarla bir araya getirdigi en azindan birkac yUz balistik fuzeden olusan stoklarini israil'in tartismasiz hava ustunlugu karsisinda stratejik denge unsuru olarak kullanma yoluna gitmistir. (10) Suriye su anda Turkiye'nin komsulari arasinda Iran'dan sonra kayda deger balistik fuze stokuna sahip tek ulke olup, Ankara'ya kadar ulasabilecek 600 km menzilli ve bazilari kimyasal harp basligi tasiyan Suriye fuzeleri, Cam'in Ankara'ya karsi devreye sokabilecegi belli bir caydiriciligi haiz belki de tek askeri yetenek konumundadir. Nitekim 1998'de PKK liderinin Turkiye'ye iade edilmesi baglaminda yasanan gerginlik sirasinda Suriye, Turkiye'yi balistik fuze saldirisiyla tehdit etmistir. (11) Bu cercevede, 2011'den itibaren zor gunler gecirmeye baslayan sam yonetiminin, aralarinda Turkiye'nin de bulundugu dis gUclerin olasi mudahalesini caydiracak son koz olarak kimyasal baslikli balistik fuzelerini kullanma tehdidini gundemde tutmasi hic de sasirtici degildir. (12)

Irak

Turkiye'nin bir diger komsusu Irak da uzun yillar boyunca balistik fuzeleri stratejik caydirici gucunun onemli bir unsuru olarak kullanmis, hatta bu baglamda caydiriciligin otesine gecerek balistik fuzelerinden takribi 500'ini once Iran-Irak Savasi sirasinda Iran'daki sivil hedeflere karsi, ardindan 100'e yakin Scud fuzesi turevini 1991 Korfez Savasi'nda israil, Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn'deki hedeflere karsi kullanmistir. (13) 2003'de ABD tarafindan isgale ugradiktan sonra Irak bu alandaki yeteneklerinden arindirilmis olup, isgal sonrasi ABD ile tesis edilen iliskilerin niteligi geregi, en azindan kisa ve orta vadelerde tekrar balistik fuze edinme yoluna gitmesi beklenmemektedir.

Iran

Iran'in balistik fuze programinin kokeninde, Iran-Irak Savasi sirasinda Irak'in Iran sehirlerine karsi balistik fuze saldirilari duzenlemis olmasi, Iran'in ise bu saldirilara kendi balistik fuzeleriyle karsilik verme istegi yatmaktadir. (15) Iran, onceleri Libya daha sonra Kuzey Kore'den satin aldigi Scud fuzelerini bir sure sonra kendi imkanlariyla uretme yetenegini kazanmakta gecikmemis, savasin sona ermesinden sonraki 20 yilda giderek daha uzun menzilli, daha guvenilir ve daha isabetli fuzeler gelistirmistir. Bugun geldigimiz noktada Iran, 600 km'ye kadar menzile sahip ve sayilari yuzler, belki binlerle ifade edilen pek cok farkli tipte balistik fuzenin yani sira, kimi kaynaklarda 500 adedinin konuslandirildigi kaydi gecen Sahap-3 fuzelerini de envanterine dahil etmistir. IIk versiyonlari 1.100 ila 1.300 km, 2010'da test edilen en yeni versiyonlari ise takribi 1.600 km, bir iddiaya goreyse 1.900 km menzile sahip Sahap-3 fuzeleri Turkiye topraklarinin tamamina ulasabilmektedir. (16) 2010 sonundan itibaren sinirli miktarlarda da olsa hizmete girmeye basladigina inanilan Sejil-2 fuzesi ise, 2.000 km'nin Uzerindeki menziliyle sadece Turkiye degil, Guney ve Dogu Avrupa ulkelerini de etki sahasi icine almaktadir. (17) Fuzelerin menzilindeki bu etkileyici artisa paralel olarak, Iran'in balistik fuzelerini daha isabetli ve daha guvenilir kilmak istikametinde de onemli adimlar attigi, ayrica Sahap-3'te ucusun belli bir anindan sonra fuze govdesinden ayrilarak yoluna devam eden harp basliginin, hatta bazi aldatma onlemlerinin dahi kullanilmaya baslandigi, dolayisiyla fuzesavar sistemlerin Iran fuzeleri karsisindaki isinin giderek zorlastigi anlasilmaktadir. (18)

Iran'in once komsu ulkeler ile Israil, ardindan Avrupa'daki hedeflere ulasabilecek menzile sahip fuzeleri envanterine dahil etmesinin onemini misliyle artIran paralel surec, son yillarda Iran'in nukleer programinin tum engellemelere karsin istendiginde nukleer silah yapimi icin gerekli radyoaktif maddeleri saglayabilecek olgunluga ulasmasi, dolayisiyla Iran'in balistik fuze-nukleer baslik kombinasyonunun esiginde bulunmasidir. (19 T) emelleri ulkenin Cahlik rejimiyle yonetildigi yillarda uygulamaya aktarilan nukleer enerji calismalarina dayanan Iran'in nukleer programi, ozellikle 1990'li yillardan bu yana istikrarli bir sekilde geliserek nukleer enerji tesisi insasi ve nukleer teknolojinin bilimsel veya tibbi amaclarla kullaniminin otesine gecmis, uluslararasi camianin suphe ve kaygiyla izledigi uranyum zenginlestirme faaliyetlerine dogru genislemistir. (20) Zenginlestirilmis uranyumun ayni zamanda nukleer silahlarin da ana bileseni niteligini tasimasindan duyulan kaygilar, Birlesmis Milletler bunyesindeki uluslararasi nukleer Enerji Ajansi'nin Iran'da yaptigi denetimlerde nukleer harp basligi tasarim ve test altyapisina dair somut bazi ipuclari tespit edilmesiyle daha ciddi ve acil bir hal almistir. (21) Nukleer silah emellerini gerceklestirmis bir Iran, bolgesel bazi dengeleri alt ust etmenin otesinde, Turkiye ile arasinda son 500 yildir varligini korudugu iddia edilen stratejik dengenin Iran lehine bozulmasi gibi Turkiye'nin hic hosuna gitmeyecek bir olasiligi da beraberinde getirmektedir. (22) Bu yonuyle Iran'in sahip oldugu balistik fuzeler, Iran'in nukleer silah emellerinin Turkiye'de sebebiyet verdigi tehdit algilamasinin dogrudan bir uzantisi olarak ele alinmalidir.

Rusya

Sovyetler Birligi'nden Rusya'ya gecen ve sayilari binlerle ifade edilen nukleer baslikli kitalararasi menzile sahip balistik fuzelerin yani sira, Kizil Ordu'ya ait onemli bir taktik balistik fuze envanteri de Rusya Federasyonu tarafindan devralinarak Turk topraklarina ulasabilecekleri Kafkaslar'daki Rus kuvvetlerinin emrine verilmistir. (23) Rus Ordusu'nca konvansiyonel kara harekatinda kullanilabilecek siradan ve mesru silah sistemleri mua-melesi goren bu balistik fuzelerden bazilari, 2008'daki catismalarda Gurcistan'daki taktik ve stratejik hedeflere karsi ateslenmistir ve gelecekteki catismalarda da Rus konvansiyonel kuvvet yapisinin bir parcasi olarak tekrar kullanilmalari beklenmelidir. (24) Belki daha da onemlisi Moskova'nin, NATO'nun fuze kalkani cercevesinde kendisini tatmin eden bir noktaya varilamamasi durumunda Guney Rusya'ya NATO'nun fuze kalkanini hedef alan balistik fuzeler konuslandiracagi yonUndeki tehditlerde bulunmasidir. (25) Dolayisiyla, gerek Karadeniz veya Kafkaslar'daki bir gerginligin Turkiye ile Rusya'yi karsi karsiya getirmesi, gerekse Rusya'nin NATO fuze savunma kalkanini hedef almasi baglaminda, onumuzdeki donemde Turkiye'ye yonelik Rusya kaynakli bir balistik fuze tehdidinden bahsedilebilir.

Ermenistan ve Digerleri

Ermenistan'in, 1990'li yillarin ortalarinda Rusya Federasyonu'ndan 32 adet 320 km menzilli Scud fuzesi temin ettigi yonundeki iddialar, 2011'de bu fuzelerden bazilarinin Erivan'daki bir resmigecitte, hem de daha kisa menzilli ama daha modern SS-21 Tochka fuzeleriyle birlikte boy gostermesiyle dogrulanmistir. (26) Ermenistan'in sahip oldugu balistik fuze sayisinin Turkiye cussesindeki bir ulkeye ciddi tehdit olusturamayacak kadar kucuk oldugu varsayilabilir. Bu cikarimi degistirebilecek uzak bir olasilik, Ermenistan'in fuzelerinin ulkedeki nukleer enerji santralinden temin edilebilecek radyoaktif atiklari firlatmakta kullanilmasi, yani bir nevi "kirli bomba" ya da "radyolojik silah" sekline donusturulmesidir.

Gurcistan'in da aynen Ermenistan gibi 1990'larda Sovyetler'den devraldigi birkac Scud fuzesine sahip olmasi mumkundur. Bulgaristan ise Soguk Savas yillarinda Sovyetler Birligi'nden azimsanmayacak sayida Frog, Scud ve SS-23 tipi balistik fuze almis, fakat NATO uyeligi arifesinde bu fuzeler imha edilmistir. (27) Kibris Rum Kesimi balistik fuze kategorisinde sistemlere sahip degildir. 1997 yilinda Rusya'dan satin alinarak sonradan Kibris yerine Girit'e konuslandirilan S-300 sistemleri, isim benzerligi haricinde balistik fuzelerle herhangi bir alakasi bulunmayan ve sadece satihtan-havaya kullanilabilen ucaksavar fuzeleridir. Yunanistan'in sahip oldugu 145 km menzilli ATACMS (Army Tactical Missile System) fuzeleriyse, aynilarina Turkiye'nin sahip oldugu taktik saha kullanimina yonelik konvansiyonel silahlar olarak degerlendirilmelidir.

Turkiye'yle ortak siniri bulunmadigi halde, son birkac yildir ortaya cikan surtusme ve gerginlikler nedeniyle Turkiye'nin tehdit algilamalarina girdigi farz edilebilecek israil, Turkiye topraklarina ulasabilecek menzilde balistik fuze konuslandIran bir diger bolge ulkesidir. 1.500 km menzilli Jericho-2 fuzelerinin takribi birkac duzinesi ile ilki 2008'de test edilen yaklasik 4.800 km menzilli Jericho-3 fuzelerinin, israil'in sahip oldugu nukleer basliklari tasimak suretiyle ulkenin caydirici gucunun onemli unsurlarini teskil ettigi sir degildir. (28) Her ne kadar ulusal cikarlar ve stratejik mulahazalar itibariyla israil ile Turkiye arasinda genis capli bir askeri catisma pek mUmkUn gorUnmese de, boyle bir catismanin yasanmasi durumunda israil'in sahip oldugu balistik fuzeleri Turkiye'ye karsi kullanmasinin zayif bir ihtimal oldugu soylenebilir. Zira israil'in nukleer caydirici gucuyle ozdeslesmis balistik fuzelerini "siradan" bir catismada devreye sokmasi, nukleer basliklarin sadece Israil'in varligina yonelik tehditlere karsi son care silahi olarak elde bulunduruldugu yonundeki geleneksel israil soylemini gecersiz kilacaktir. Burada belirtilmesi gereken ilave bir nokta, israil'in 3.000km'ye kadar balistik fuzeleri durdurabilecek yetenekte Patriot ve Arrow fuze savunma sistemlerine sahip tek bolge ulkesi oldugudur. (29)

Ozetlemek gerekirse, kendi baslarina ortaya koyduklari tehdidin otesinde nukleer silahlarin dogrudan bir uzantisi olarak gorumeleri sebebiyle balistik fuzelerin, onumuzdeki 10 veya 20 yillik zaman diliminde Turkiye'nin guvenligine yonelik oncelikli dis askeri tehdit kategorilerinden birisini teskil edecegi ve bu cercevede balistik fuze tehdidi etrafindaki tartismalar ile girisimlerin de Turkiye'nin dis guvenlik ve savunma gundeminin oncelikli konusu ve mesguliyetini olusturacagi ongorusunde bulunulabilir. Tehdidin bir boyutunu, NATO'nun fuze kalkanini engellemek veya geciktirmek gerekcesiyle Rusya'nin "kendine yakin NATO uyelerine yonelik balistik fuze saldirilarinda bulunmaktan cekinilmeyecegi" seklinde Soguk Savas yillarini cagristIran bir soylem icine girmis olmasi olusturmaktadir. (30) ilaveten, "nukleer Iran" faktorunn de onumuzdeki donemde Turkiye'nin guvenlik ve savunma politikalarini sekillendirmekte daha fazla agirlik tasiyacagi ongorulmelidir. Turkiye'deki siyasi otoritenin tepesinde bulunan bazi isimlerin bundan kisa sure oncesine kadar Iran'in nukleer programinin askeri boyutunu ve Turkiye'nin guvenligi uzerindeki yansimalarini azimsayan diplomatik, ideolojik veya epistemolojik temelli bazi demecleri bir yana (31), ABD ve NATO'nun fuze savunma kalkani baglaminda Turkiye'nin son donemde aldigi kararlar ve hukumetin Iran'a yonelik elestirel tutumundaki yukselis Ankara'nin gercek guvenlik ve savunma algilamalarinin yerlestigi ekseni ortaya koymaktadir. (32)

Turkiye'nin Secenekleri

Turkiye'nin karsi karsiya bulundugu balistik fuze tehdidi duz mantik cercevesinde ele alindiginda, verilebilecek en dogrudan karsilik Turkiye'nin kendi balistik fuzelerini gelistirip konuslandirmasi gibi gozukebilir. Fakat tehdidin kaynagi konumundaki Iran ve Suriye gibi komsulariyla karsilastirildiginda, daha gelismis teknik ve teknolojik imkanlara sahip bulunan ve hem maliyet-etkinlik, hem de taktik/stratejik esneklik acilarindan onemli avantajlara sahip hava gucunu tesis edebilmis bir ulke olarak Turkiye'nin, ancak cok ozel stratejik ve taktik sartlarda fayda saglayan balistik fuzelere yonelmesi gercekci ve isabetli bir secenek degildir. Son donemde balistik fuzeler lehindeki demecler ve baslatildigi iddia edilen calismalar, bu gercegi degistirmemektedir. (33)

Bu durumda Turkiye acisindan bir kriz veya catisma halinde balistik fuze saldirilarinin caydirilmasi, bu mumkun olmaz ise tehdit olusturan fuzelerin yerde veya havada saf disi birakilmasi, bir de hedefe ulasmalari durumunda verebilecekleri zarari en aza indirecek onlemlerin alinmasiyla ilgili seceneklerden bahsedilebilir. Turkiye'nin sahip oldugu gerek siyasi gerekse askeri guc temelindeki agirligin ve etkinligin, bir kriz veya catisma aninda balistik fuzelere sahip ulkeleri bunlari kullanmaktan vazgecirmek icin zaten sonuna kadar devreye sokulacagi varsayilabilir. Tehdit olusturan balistik fuzelerin daha firlatilmadan tespit ve imha edilmesi, yani "karsi kuvvet" ya da "on alma" tabir edilen harekat turu, daha once balistik fuze tehdidi kisminda da belirtildigi gibi balistik fuzelerin yerdeyken tespitinin zor olmasi sebebiyle hem basarili sonuclarin garanti edilemeyecegi, hem de ihtiyac gosterecegi hava gucu unsurlarinin fazlaligi itibariyla Turkiye gibi bir bolgesel gucun imkanlarinin otesine gecen bir secenektir. Hedefine ulasan balistik fuzelerin verdigi hasar veya can kaybinin azaltilmasi ise esas itibariyla pasif savunma veya sivil savunma onlemlerini ilgilendirmekte, Turkiye gibi genis bir cografyaya yayilmis kalabalik nufusa sahip ulkeler acisindan, hele bir de nukleer basliklarla donatilmis fuzeler soz konusu oldugunda, gercekci ve uygulanabilir bir secenek olmaktan cikmaktadir. (34)

Dolayisiyla, fuzelerin firlatildiktan sonra tespit edilip daha hedeflerine ulasmadan havadayken durdurulmasi secenegi, yani "aktif" fuze savunmasi, icerdigi teknolojik zorluklar ve getirdigi kabarik mali faturaya karsin diger tum secenekler icerisinde en gercek ci ve uygulanabilir olanidir. Buna karsilik Turkiye'nin son 20 yil zarfinda en azindan uc kez balistik fuze tehdidi altinda kalmasina ragmen, Turk Silahli Kuvvetleri bugune kadar balistik fuzelere karsi herhangi savunma yetenegi kazanmamistir. Kitle imha silahlari tasimadiklari sUrece balistik fuzelerin genis capli bir catismanin akisi ve sonucu uzerinde fazlaca bir etkiye sahip olamayacaklari, dolayisiyla Turkiye'nin ustun konvansiyonel saldiri yetenekleri karsisinda balistik fuzelerin ciddi bir tehdit ortaya koyamayacagi varsayimi bu durumu aciklayan etmenlerin ilkidir. Gerceklesecek bir fuze saldirisinda NATO ve ABD ile mevcut ittifak baglari ve savunma garantilerinin devreye girecegi beklentisi, fuze savunmasina yonelik ulusal onlem ve kabiliyetlerin kazanilmasinda yasanan gecikmeyi aciklayabilecek ikinci bir etmendir. Balistik fuzelere karsi etkin savunma saglayacak ve genis arazi dilimlerini koruyabilecek nitelikteki fuze savunma sistemlerinin en azindan 2000'li yillara kadar ortaya cikmamis olmasi, fuze savunma teknolojisinin belli bir olgunluga erismesi sonrasindaysa bu kez de bu kategorideki sistemlerin gerektirdigi milyar dolarlar seviyesindeki mali kaynaklarin kolaylikla tahsis edilememesi, bu konuda yasanan gecikmenin ucuncu sebebi olarak gosterilebilir. (35)

Sonuc itibariyle Turk Hava Kuvvetleri'nin yuksek irtifa hava savunmasini dayandirmaya devam ettigi Nike Hercules fuzeleri 50 yasini doldurmus ve balistik fuzeler bir yana, modern savas ucaklarina karsi dahi etkinliklerini yitirmis durumdadir. (36) Hem ucak, hem balistik fuzelere karsi etkili olabilecek yeni nesil uzun menzilli hava savunma sistemlerinin satin alinmasina yonelik tedarik projeleri son 20 yildir zaman zaman gundeme gelmistir. (37) Fakat, suratle hayata gecirilecegi beklentisiyle projelendiren bu girisimler yurutulmekte olan diger pek cok savunma techizat alimi arasindan siyrilarak butcesel oncelik kazanamamis ve bugune kadar uygulamaya aktarilamamistir. (38) 2009'dan bu yana teklif degerlendirme calismalari devam eden LORAMIDS uzun menzilli hava/fuze savunma projesi kapsaminda mali kaynaklar tahsis edilse ve suratle karara varilarak siparis verilebilse dahi, ihaleye konu sistemlerin performansi ve tedarik miktarlari itibariyla sadece birkac stratejik nokta veya sehire nispeten kisa menzilli balistik fuzelere karsi koruma saglayan bir yetenek kazanilabilecegi anlasilmaktadir. (39) Ilaveten, pek cok NATO ulkesinin savas gemilerine balistik fuze tespit veya imha yetenegi kazandirma yonundeki adimlarinin benzeri Turkiye tarafindan henuz atilmadigi icin, istense dahi bu yetenekte hava savunma firkateynlerinin 2020'li yillarin ortalarindan once goreve baslamasinin mumkun olamayacagi sonucu cikmaktadir. Balistik fuzelerin firlatildiklari andan itibaren tespit, teshis ve takibini yaparak fuze savunma sistemlerinin hedeflerine angaje olabilmeleri acisindan vazgecilmez nitelikteki erken ihbar ile komuta-kontrol-haberlesme (command-control-communication--[C.sup.3]) imkanlari ele alindiginda da, son birkac yildir NATO'nun [C.sup.3] altyapisinin Turkiye'deki uzantilari uzerinde NATO tarafindan yapilmakta olan bazi iyilestirmeler haricinde, Turkiye'nin ulusal seviyedeki altyapisi ile karar sureclerinin fuze savunmasinin ozel gereklerine gore elden gecirildigi veya takviye edildigine dair en azindan kamuoyuna yansimis herhangi bir isaret mevcut degildir.

Sonuc itibariyla, balistik fuze tehdidi karsisinda Turkiye'nin sahip bulundugu tek gercekci secenek aktif fuze savunmasinin tesis edilmesi oldugu halde, bugune kadar bu alanda herhangi bir yetenek kazanilmadigi ve gelecege yonelik projeler ile mali kaynaklar dikkate alindiginda da bu nitelikteki ulusal onlemlerin en azindan ongorulebilir bir gelecekte ve tum ulkeyi kapsayacak bir cercevede hayata gecirilemeyecegi anlasilmaktadir. Dolayisiyla, hem gunumuzde hem de gelecege yonelik olarak mevcudiyeti yadsinamaz balistik fuze tehdidi ve onunla baglantili nukleer tehdidin karsilanmasi ve etkisiz kilinmasi anlaminda Turkiye'nin, stratejik degerlendirmelerin otesinde biraz da fuze savunmasinin NATO uzerinden temininin sagladigi tasarruf boyutunu hesaba katarak, bu alanda ABD ve NATO ile ittifak baglarina ve garantilerine gUvenmeye devam ettigi soylenebilir. (40) Bir yandan Iran etrafinda sekillenmekte olan balistik fuze-nukleer silah kombinasyonunun yarattigi tehdit algisi, diger yandansa Turkiye'nin fuze savunmasina tahsis edebilecegi nispeten sinirli ulusal kaynaklar dikkate alindiginda, Ankara'nin fuze tehdidi karsisindaki tavrini ve politikalarini daha uzun sUre NATO ve ABD'nin sagladigi savunma garantileri etrafinda ve bu garantilerin bir uzantisini teskil eden fuze kalkani cercevesinde sekillendirmek zorunda kalacagi ongorusu yapilabilir.

Hatta bir yonuyle, NATO ve ABD tarafindan tesis edilmekte olan fuze savunma kalkaninin, Soguk Savas yillarinin nukleer "genisletilmis caydiricilik" (extended deterrence) ve buna bagli "mahrum birakma yoluyla caydiricilik" (deterrence by denial) kavramlarinin bir uzantisi ve tamamlayicisi niteligini kazandigi, bir bakima operasyonel manada nukleer caydiriciligi da icine alan yeni ve daha genis bir cerceve olusturarak Turkiye'nin savunma konjonkturunun onemli bir unsuru haline geldigi soylenebilir. (41)

Fuze Savunmasi ve NATO

Bolgesel guclerin elindeki nispeten ilkel balistik fuzelerin ortaya koydugu tehdidin ve bu tehdide karsi alinabilecek savunma onlemlerinin NATO'nun gundemine girmesi, 1991 Korfez Savasi sirasinda Saddam rejiminin fuze saldirilari gerceklestirmesi sayesinde olmustur. NATO'nun fuze savunmasina yonelik bakis acisi ve alabilecegi onlemler 1991 Korfez Savasi'ni takip eden donemden itibaren yogun tartismalara ve calismalara konu olmus, ittifak'in guney ve dogu sinirlarinda suratle yayginlasan balistik fuzelere karsi korunma saglayabilecek fuze savunma yapilanmasi ve sistemlerine gerek duyuldugu uzerinde uzlasma saglanarak bu hususun NATO Stratejik Konsepti'ne dahil edilmesi 1999'u bulmustur. (42) Ardindan HazIran 2004'deki Istanbul Zirvesi'nde, "Aktif Kademeli Taktik Balistik Fuze Savunmasi" (Active Layered Tactical Ballistic Missile Defense--ALTBMD) adiyla anilan bir fuze savunma kalkani kurulmasi icin dugmeye basilmistir. Bugun hala NATO'nun fuze savunma mimarisi ve yetenekleri icin ana cerceveyi olusturmaya devam eden ALTBMD ile ittifak askeri kuvvetlerine 3.000 km'ye kadar menzili olan balistik fuzelere karsi korunma saglanmasi hedeflemis, bu amacla NATO'nun [C.sup.3] altyapisinin fuze savunmasinin gereklerine gore yeniden yapilandirilmasi kararlastirilmistir. Buna karsilik, fuze savunmasinin asil vurucu unsuru olan onleyici fuzelerin uye ulkelerin sahip oldugu ve ihtiyac halinde ittifak'a tahsis etmelerinin beklendigi sistemlerden olusmasi kararlastirilmis, yani NATO'nun kendine ait onleyici fuzelere sahip olmayacagi bir cerceve benimsenmistir. Benzer sekilde, bazi uye ulkelerin tehdidin niteligi ve acilligi konusundaki cekinceleri, ayrica ihtiyac duyulan fakat ortada olmayan cok buyuk capli mali kaynaklarin bir yansimasi olarak, sivil hedefler ile NATO ulkelerindeki nufusun korunmasi ilk safhada ALTBMD'nin kapsami disinda birakilmistir. (43) Ama bu durum uzun surmemis ve Nisan 2008'deki Bukres zirvesinde sadece askeri birlikler ile yuksek deger tasiyan hedeflerin degil, tum NATO topraklari ile sivil nufusun da fuze semsiyesi kapsamina alinmasi karara baglanmistir. Bu onemli gelismeye vesile teskil eden ise, ABD'nin kendi topraklarini korumak icin ABD anakarasinda hizmete sokmaya basladigi "Karada Konuslu Yari Yol Savunma Sistemi" (Ground Based Mid-Course Defense System--GMD) fuze savunma sisteminin Avrupa'ya yerlestirilecek ileri unsurlarinin, ABD'nin baskisi ve zorlu pazarliklardan sonra NATO'nun fuze savunma mimarisine dahil edilmesi olmustur. (44)

Burada deginilmesi gereken onemli bir husus, gerek Ortadogu kaynakli fuze tehdidinin oncelikli bir konu olarak ele alinmasi, gerekse fuze savunmasi alaninda artik sa hip olmaya basladigi kayda deger yetenekler itibariyla ABD'nin 1990'li yillardan itibaren NATO icerisinde bu alanda yurutulen calismalarda lokomotif rolunu ustlendigi, Avrupali muttefiklerini fuze tehdidinin ciddiyetine ve bir an once somut tedbirler alinmasinin gerekliligine ikna etmeye calisan ulke goruntusu cizdigidir. Baskan Reagan'in 1983'teki unlu "Yildiz Savaslari" konusmasindan itibaren ABD anakarasini balistik fuze tehdidinden koruyacak teknoloji ve sistemlerin gelistirilmesi icin yogun caba ve kaynak harcayan ABD, Soguk Savas sonrasi donemde Sovyetler Birligi kaynakli fuze tehdidinin onceligini yitirmesiyle fuze savunmasi alanindaki harcamalarin gerekcilendirmesini Irak, Kuzey Kore ve Iran gibi bolgesel guclere yoneltmistir. (45) Bu kapsamda, ABD'nin 2000'li yillarda Avrupali muttefiklerinin onune getirdigi teklif, ABD anakarasini korumaya yonelik ABD mulkiyetindeki GMD sistemine ait bazi radarlar ile onleyici fuzelerin "Ucuncu Mevzi" adi verilen bir yaklasim cercevesinde sUratle Avrupa'ya yerlestirilmesidir. (46) Avrupa'nin kendisinden ziyade ABD anakarasinin savunmasina hizmet edecegi algilamalarina yol acan bu teklif, Polonya ve Cek Cumhuriyeti gibi Rusya'yi hala birincil tehdit olarak goren bazi Dogu Avrupa Ulkelerinin verdigi destek ve 2008 BUkres Zirvesi'nde alinan lehte karara ragmen ilerleme kaydedememistir.

Bu kapsamda belki daha da onemlisi, Ortadogu kaynakli ya da daha dogrudan bir ifadeyle Iran kaynakli balistik fuzeleri durdurmak uzere Avrupa'ya yerlestirilmesinin gerektigi savlanan ABD fuze kalkanina ait "Ucuncu Mevzi" unsurlarinin, ayni zamanda Rus kitalararasi fuzelerini de dUsUrUlebilecek olmasindan endise duyan Rusya Federasyonu'nun siddetli tepkisi ve direnciyle karsilasmis olmasidir. Rusya'nin itirazlari ittifak'in Avrupali uyelerinden bazilarinin tereddutleriyle birlestiginden, NATO'nun fuze kalkani girisimi bu yillarda belli bir duraklama evresine girmistir. (47)

En nihayet, 2009'da ABD'de Obama Yonetimi'nin gorevi devralmasi ve ABD'nin anakara fuze semsiyesinin ileri unsurlarinin Avrupa'ya yerlestirilmesi israrini bir kenara birakarak, Eylul 2009'da "Avrupa Asamali Uyum Yaklasimi" (European Phased Adaptive Approach--EPAA) adi verilen yeni bir fuze savunma yaklasimini masaya surmesiyle NATO'nun fuze kalkanina yonelik calismalari tekrar ivme kazanabilmistir. Bu kapsamda Obama Yonetimi, Iran gibi bolgesel guclerin balistik fuze yeteneklerinde yasanacak gelismelere paralel olarak yillar icinde ve fazlar halinde uygulamaya aktarilacak daha esnek bir fuze kalkani yaklasimi onermistir. (48) Biraz daha acmak gerekirse, EPAA kapsaminda ABD, ALTBMD cercevesinde NATO'nun kazanmaya basladigi [C.sup.3] altyapisina paralel olarak 2011'den itibaren Avrupa denizlerine onleyici fuzeler tasiyan ABD savas gemileri, 2015'ten itibarense karada konuslu onleyici fuzeler konuslandirmayi ve bunlarin yeteneklerini yillar icerisinde hem tehdit seviyesinde, hem de teknolojideki gelismeler paralelinde artirmayi onermistir. (49) EPAA planinin en azindan 2020'ye kadarki safhalarinda konuslandirilmasi hedeflenen onleyici fuzeler Rusya'nin kitalararasi balistik fuzelerine ciddi bir tehdit olusturmamaktadir. Ayrica, ABD'nin kendi topraklarini korumaya yonelik kitalararasi fuze kalkani ile Avrupa'da olusturulacak bu yeni fuze savunma kalkani arasindaki dogrudan iliski de EPAA sayesinde zayiflamistir. Bu sayede, EPAA daha onceki ABD onerisinden daha genis kabul gormus ve Kasim 2010'daki Lizbon Zirvesi'nde askeri kuvvetlerin yani sira bundan boyle sivil nufus ve ittifak topraklarinin tamaminin da fuze saldirilarindan korunmasi icin adimlar atilmasini ongoren yeni ittifak fuze savunma stratejisinin kabulUne zemin hazirlamistir. Lizbon Zirvesi'nde olusan uzlasma dogrultusunda NATO, ALTBMD cercevesinde tesis edilmesine zaten baslanmis olan [C.sup.3] altyapisinin yeteneklerini tUm ittifak topraklarinin ve nufusun korunmasina izin verecek sekilde gelistirilmesini kararlastirmis, onleyici fuzelerin ise eskiden oldugu gibi ittifak'a uye ulkelerce tahsis edilecek sistemlerden olusacagi, bu kapsamda ABD'nin EPAA kapsaminda Avrupa'ya konuslandiracagi radar ve onleyici fuzelerin NATO fuze kalkaninin merkezinde yer almasi kabul gormustur. (50)

NATO zirvelerinde alinan bu iddiali karar ve aciklamalari bir kenara birakarak ALTBMD cercevesinde edinilmekte olan yetenekleri teknik yonuyle ele alirsak, NATO'nun fuze savunma alanindaki calisma ve hazirliklarinin gercek niteligi ve icerigi hakkinda farkli bir tablo ortaya cikmaktadir. Bu manada ALTBMD esas itibariyla bir yazilim paketidir ve ana islevi cesitli NATO ulkelerine ait birbirinden farkli calisma ozelliklerine sahip algilayicilarin verilerini bir araya getirecek ara yuzu saglamasidir. Bu suretle olusturulan balistik fuze tehdidine ait taktik resim, NATO'nun yetenekleri artirilmakta olan mevcut [C.sup.3] agi uzerinden ittifak genelindeki kullanicilara, yani sevk ve idare islevini yurutecek karargahlar ile yaklasmakta olan fuzelerin yere dusme noktalari yakinindaki savunma unsurlarina ulastirilacaktir. (51) Bu yonuyle ALTBMD, fuze savunmasina yonelik olarak sadece taktik resim sunmaktan ibaret pasif bir islev yerine getirmekte, buna karsilik tehdit olusturan fuzelerin hangi savunma

unsurlarinca onlenecegine yonelik gorevlendirme ve merkezi kontrolu yerine getirememekte, ayrica onleyici sistemlerin hedeflerine angaje olmasini kolaylastiracak hassasiyetteki hedef bilgilerini de sunamamaktadir. Bu alanda asil kapsamli yeteneklere sahip olan, ornegin uzayda konuslu balistik fuze erken ihbar uydularini NATO kullanimina tahsis edebilen tek ittifak uyesi ABD olup, son 30 yildir fuze savunmasi alanina yaptigi yatirim ve edindigi kendi kendine yeterli altyapi itibariyla, NATO'nun ALTBMD yapilanmasinin komuta-kontrol-haberlesmesini sirtinda tasiyan ulke ABD'dir. (52)

Benzer durum onlemeyi yapacak fuze savunma sistemleri icin de gecerlidir. ALTBMD kapsaminda Avrupa ulkelerinin ittifak'in fuze savunmasina tahsis edebildigi bir avuc onleyici fuze, gorece kisitli performansa sahip ve sadece "alt katman" (lower tier) savunmasi tabir edilen ve balistik fuzelerin artik hedeflerine ulasmak uzereyken vurulmasina imkan taniyan sistemlerdir. NATO'ya uye 28 ulke arasindan ABD haricinde sadece Hollanda ve Almanya gorece uzun menzili (1.000 km) balistik fuzeleri dusurebilecek Patriot PAC-3 onleyici fuzelerine, o da kisitli miktarlarda sahiptir. Fransa ve italya'nin NATO'ya tahsis ettigi fuzesavar sistemler, 600 km'den daha uzun menzile sahip balistik fuzelere karsi etkisizdir. (53)

2010 Lizbon Zirvesi'nde alinan kararlar acisindan belki daha da carpici olani, sadece alt katman fuze savunmasi yapabilen bu sistemlerin kendi bulunduklari noktanin etrafindaki dar bir alani koruyabilmeleri, dolayisiyla sivil nufusun ve tum ittifak topraklarinin korunmasini ongoren yeni NATO stratejisinin, ABD'nin imkanlari devreye girmedigi sUrece ne kisa ne de orta vadede uygulamaya aktarilma sansinin zaten bulunmamasidir. Genis cografi alanlarin savunulabilmesi icin hedefine dogru yol alan balistik fuzeleri atmosferin ust tabakalarinda veya uzayda vurabilen cok daha yUksek teknolojili ve maliyetli ust katman veya "yari yol" (mid-course) safhasi onleyici fuzelere ihtiyac duyulmaktadir. Su an icin Avrupa ulkelerinden hicbirinin bu kategoride savunma sistemleri gelistirilmesi veya alinmasina yonelik elle tutulur bir programi mevcut degildir. (54)

Sonuc itibariyla, NATO'nun fuze savunmasina yonelik ALTBMD girisimi ABD'nin sahip oldugu ve Avrupa'nin savunmasina tahsis ettigi imkanlar ve yetenekler uzerine sekillenmek durumundadir. ABD'nin dunyanin herhangi bir kosesinde fuze savunmasi yapabilmek icin ALTBMD'ye, NATO'ya veya Avrupa'ya ihtiyaci yoktur. Fakat bunun tersi NATO'nun Avrupali uyeleri icin gecerli degildir. Bu durumda, ozellikle 1.000 km uzerindeki menzillere sahip balistik fuzelerin durdurulmasi soz konusu oldugunda, NATO fuze kalkanina yonelik tum analiz ve tartismalar, ABD'nin EPAA cercevesinde Avrupa'ya saglamayi taahhut ettigi fuze savunma onlemleri ve yeteneklerine indirgenmektedir.

Bu yonuyle, Soguk Savas yillarinda ABD'nin Avrupa'daki muttefiklerine sagladigi taktik nukleer silahlara dayali "genisletilmis caydiricilik" garantilerinin, Soguk Savas sonrasinda donusumden gecerek "mahrum birakma yoluyla caydiricilik" olgusuna evrildigi soylenebilir. Genisletilmis caydiricilikta, ABD'nin muttefiklerine karsi bir saldirinin gerekirse nukleer silahlar kullanilarak karsiliksiz ve cezasiz birakilmayacagi mesaji verilerek saldirinin caydirilmasi hedeflenmekteydi. Mahrum birakma yoluyla caydiricilik yaklasiminda ise, ABD tarafindan devreye sokulacak etkili savunma onlemleri sayesinde, muttefiklerine yapilacak bir saldirinin amaclarina ulasmasinin ABD tarafindan engellenecegi olgusu agirlik kazanmaktadir. Bu yonuyle Avrupa'nin balistik fuzelere karsi savunulmasi icin ABD tarafindan tahsis edilmekte olan kaynaklar, Soguk Savas sonrasi donemde onemi artan "mahrum birakma yoluyla caydiricilik" doktrininin onemli bir unsurunu teskil etmektedir. (55)

ABD'nin Fuze Savunma Yetenekleri ve EPAA

ABD, 1980'li yillardaki "Stratejik Savunma Girisimi" (Strategic Defense Initiative--SDI), ya da kamuoyunun daha iyi tanidigi ismiyle "Yildiz Savaslari" programindan baslayarak fuze savunmasina buyuk kaynaklar ayIran ve ABD anakarasina yonelik balistik fuze tehdidinin bertaraf edilmesini bir ulusal savunma onceligi olarak ele alan bir ulkedir. ABD, 1991'deki Korfez Savasi'ndan cikarilan dersler dogrultusunda, Kuzey Kore veya Iran benzeri bolgesel guclerce nispeten kisitli sayida ama kitle imha silahi tasiyan balistik fuzelerle ABD anakarasi veya ABD'nin denizasiri askeri unsurlari ile yakin muttefiklerine karsi duzenlenebilecek saldirilarin etkisiz kilinmasi yonunde buyuk caba ve kaynak harcamis ve harcamaya da devam etmektedir. ABD'nin bu alanda ulastigi teknolojik seviye ve edinmeye basladigi kabiliyetler, dunyanin geriye kalaninin 10 belki 20 yil ilerisindedir. Vasington'un bu alandaki projelere her yil tahsis ettigi 10 milyar mertebesindeki mali kaynak ve ABD'nin teknolojik imkanlari goz onune alindiginda, onumuzdeki 20 yillik zaman diliminde bu farkin kapanmasi mumkun gorunmemektedir. (56)

Kendi basina bir kitap konusu olabilecek cesitlilik ve karmasikliktaki ABD'nin fuze savunmasina yonelik kabiliyet, program ve planlarini detaylandirmak yerine, bu calismada ABD'nin Avrupa ve NATO'nun fuze savunmasina tahsis etmeyi onerdigi sistemlerin EPAA tarafindan sinirlari cizilen cercevede incelenmesiyle yetinilecektir.

1990'larda Avrupa'ya yonelik olarak Ortadogu kaynakli bir balistik fuze tehdit algilamasinin ortaya cikmasiyla birlikte, savunma onlemleri anlaminda ABD'nin bu tehdide verdigi karsiligin temelinde, tehdit altinda oldugu dusunulen ulkelere veya bolgelere konuslandirilan Patriot hava savunma sistemleri yer almistir. Hatirlanacagi uzere, 1991 ve 2003 Irak savaslari ile daha yakin gecmiste Suriye'de yasananlar karsisinda ABD, Almanya ve Hollanda tarafindan Turkiye'nin guneydogusundaki birkac hava ussu ile kentin korunmasi icin konuslandirilan savunma sistemleri Patriot'lar olmustur. (57)

Patriot, 1980'lerde oncelikle savas ucaklarini durdurmaya yonelik olarak tasarimlanmis, ama yillar icerisinde balistik fuzelere karsi da etkili olacak sekilde tadilattan gecirilmistir. Bugun gelinen noktada Patriot sisteminin en yeni PAC-3 turevi, 1.000 km'ye kadar menzile sahip balistik fuzeleri vurabilecek yetenektedir. Yalniz Patriot, "alt katman" tabir edilen ve balistik fuzenin hedefine dogru yolculugunun son asamasini olusturan atmosfer icerisindeki ucus safhasinda onleme yapabilecek kapasitede bir sistemdir. Daha uzun menzilli balistik fuzelerin ucuslarinin bu son safhasinda ulastigi suratler cok arttigi icin, Patriot sistemi 1.000 km'den daha uzun menzilli fuzeler karsisinda etkisiz kalmakta, bu kategorideki fuzelerin onlenebilmesi icin atmosfer-uzay gecis noktasi veya uzayda onleme yapabilecek "ust katman" tabir edilen fuze savunma sistemlerinin devreye sokulmasi gerekmektedir. Ayrica, onleme yapilan irtifanin ve buna bagli olarak izdusumundeki alanin gorece az olmasi sebebiyle, Patriot sistemleri ile sadece kritik onemdeki birkac tesis veya sehir korunabilmekte, daha genis alanlarin veya ornegin bir ulkenin tamaminin koruma altina alinabilmesi icin duzinelerce hatta yuzlerce Patriot bataryasina ihtiyac duyulmaktadir, ki bu mali acidan uygulanabilir bir secenek degildir. Onleme irtifasinin az olmasi sebebiyle yaklasmakta olan fuzenin iskalanmasi halinde ikinci bir deneme yapmaya vakit kalmamasi, alt katman fuze savunma onlemleri ve dolayisiyla Patriot'in bir diger zayif yonudur. Tehdit fuzenin hedefinin hemen zzerinde vurulmasi sebebiyle, eger nukleer baslik tasiyorsa bu basligin infilak etmesi ihtimalinin hala bulunmasi, ya da nukleer baslik devreye girmese dahi fuzenin imhasi sonucunda aciga cikacak radyoaktif maddelerin serpinti halinde hedefe ulasmasi da Patriot sinifindaki alt katman fuze savunma sistemlerinin zayif yonleri arasinda yer almaktadir. (58)

Alt katman veya terminal safha tabir edilen fuze savunma onlemlerinin yetersizliklerini dikkate alan ABD, fuze savunmasinin ust katmana tasinmasi icin son 20 yildir yogun ve cok yuksek butceli calismalar yurutmus, bu calismalar sonucunda sekillenen atmosfer disinda onleme yapabilecek sistemler 2010'lu yillarda kullanima girmeye baslamistir. ABD anakarasini korumaya yonelik GMD bir kenara birakilacak olursa, bu sistemlerden ilki ve en olgun olani ABD donanmasina ait bazi savas gemilerince tasinabilen SM3-IA onleyici fuzesidir. (60) ABD Donanmasi'nca uzun yillardir kullanilan SM (Standard Missile) hava savunma fuzeleri ile gemilerde mevcut bu fuzelere ait atesleme tertibati temel alinarak gelistirilen SM3 cozumu, esas itibariyle atmosferin ust tabakalarina ve oradan da uzaya cikacak sekilde ilave kademeler ve tahrik gucu kazandirilmis tasiyici arac niteligindeki bir fuze ile bu fuzenin burnuna yerlestirilmis minik bir uzay aracindan olusmaktadir. SM3 fuzesi firlatildiktan sonra kendini firlatan geminin gonderdigi yonlendirme komutlari dogrultusunda atmosferin ust katmanlarina cikmakta, uzaya ulastiginda ise kendi kendine manevra yapabilen, uzerindeki kizilotesi algilayicisi sayesinde tehdit fuzeyi kendisi bulup yok eden bir nevi uzay araci sayilabilecek KWyi (Kinetic Warhed) serbest birakmaktadir. Angajmanin bundan sonrasi yerden herhangi bir mudahale veya destege gerek kalmaksizin bu kucuk arac tarafindan gerceklestirilmekte ve uzayda yol alan tehdit fuze kinetik temasla, yani "kafa-kafaya carpisma" (hit-to-kill) yoluyla imha edilmektedir.

Burada siklikla gozden kacan onemli bir detay, SM3'un tasidigi fuzesavar aracin uzaya mumkun oldugunca erken cikartilmasinin, gelmekte olan tehdit fuzenin atmosfere girmeden henuz uzaydayken yakalanabilmesi acisindan hayati onem tasimasi, buna karsilik savas gemisi uzerinde bulunan ve SM3'u yonlendirmesi beklenen arama radarininsa gelmekte olan balistik fuzeyi yeterince erken tespit edememesidir. Bu kritik engeli asmak icin ABD'nin gelistirdigi metot, fuzenin firlatildigi bolgeye daha yakin konumdaki ikinci bir fuze tespit-takip radarinca derlenen hedef bilgilerinin, ABD'nin balistik fuze savunmasina tahsisli [C.sup.3] agi uzerinden gercek zamanli olarak savas gemisine aktarilmasi, bu sayede geminin henuz kendi radar ekraninda gozukmeyen balistik fuzelere karsi hic vakit kaybetmeden SM3 fuzeleri firlatabilmesidir. Boylece, tehdit olusturan balistik fuze henuz yerden yukselirken onu durduracak onleyici fuzenin de yola cikmasi saglanmakta ve ikisinin daha gec bir evrede degil de uzayda bulusabilmesini teminen kritik onemde dakikalar kazanilmaktadir. Bu sayede, hem 3.000 km'ye kadar menzile sahip balistik fuzelerin durdurulmasi imkan dahiline girmekte, hem de artik sadece nokta hedefleri degil, cok daha genis cografi alanlarin, hatta ulkelerin korunmasi mumkun olabilmektedir. (61)

EPAA--1nci Safha

Tehdit fuzelerin mumkun oldugunca tespit edilip takibe alinmasinin tasidigi onem sebebiyle, ABD'nin EPAA stratejisinin 2011-2015 yillarini kapsayan 1nci safhasinda Avrupa'ya konuslandirmayi ongordugu fuze savunmasina yonelik iki unsurdan birincisi, Karadeniz ve Dogu Akdeniz sularinda dolasacak SM3-IA fuzesi tasiyan savas gemileri, ikinci unsur ise tehdit fuzelerin olasi firlatma alanlari yakininda bulunacak TPY-2 fuze tespit ve takip radarlaridir. (62) Bu radarlardan ilki 2008 yilindan bu yana israil'de gorev yapmaktadir. Ikinci TPY-2 radarinin konus yer olarak ise 2011'de Kurecik/Malatya'nin belirlenmesiyle, Turkiye'nin en azindan EPAA'nin 1nci safhasinda en kritik Avrupa ulkesi konumuna yukseldigi soylenebilir. (63) EPAA'nin 1nci safhasinda, menzili 3.000km'ye kadar olan balistik fuzelere karsi Avrupa'nin guneydogusu uzerinde "sinirli" bir fuze savunma kalkani tesis edilmektedir. Ornegin Dogu Akdeniz'de devriye gezen ve SM3-IA fuzeleri tasiyan bir veya tercihen iki ABD savas gemisi, Yunanistan'in batisindan israil'in dogusu na dek uzanan cografyayi balistik fuzelere karsi koruyabilmektedir. Buna karsilik, SM3'un denizde konuslu bir sistem olmasi sebebiyle denizden uzak karasal bolgelere koruma saglanamadigi, ornegin Turkiye'nin dogu ve gUneydogusunun SM3 fuzelerinin koruma alani disinda kaldigi anlasilmaktadir. (64)

EPAA--2nci Safha

EPAA stratejisinin 2015-2018 donemine yonelik 2nci safhasinda, SM3-IB adi verilen daha gelismis bir onleyici fuzenin devreye girmesi ve bu onleyici fuzelerin artik sadece ABD savas gemilerinde degil, Romanya'daki karada konuslu bir uste hazir bulundurulmasi ongorulmektedir. IA turevine gore IB onleyici fuzesinin getirecegi yenilik, mini uzay aracinda daha gelismis kizilotesi algilayici ve daha guclu tahrik sistemi kullanilmasi sayesinde hem 3.000 km'nin uzerindeki menzillere sahip balistik fuzelere karsi "sinirli" bir savunma imkani yaratilmasi, hem de balistik fuzeleri sahte hedef benzeri aldatma onlemlerinden ayirt edebilecek teshis hassasiyetinin kazanilmasidir. EPAA'nin 2nci safhasinda ilaveten, ABD'nin ust katman ve atmosfer disi onleme yapmasi amaciyla gelistirmekte oldugu bir diger fuze savunma sistemi olan mobil ve karada konuslu THAAD'm (Terminal High-Altitude Area Defense), SM3'un koruma saglayamadigi bolgelere, ornegin dogu ve gUneydogu Anadolu'ya konuslandirilmasi planlanmaktadir. (65)

EPAA--3ncu Safha

2018-2020 arasinda uygulamaya aktarilacagi aciklanan EPAA'in 3ncu safhasinda ise, Romanya'ya ek olarak Polonya'da ikinci bir fuze savunma ussunun devreye sokulmasi, ayrica SM3-IA ve IB fuzelerine kiyasla uzaya %50 daha hizli yukselebilecek, bu sayede yaklasmakta olan balistik fuzeleri ucuslarinin daha erken asamasinda, hatta henuz yerden yukselirken yakalayabilecek IIA tipi onleyici fuzelerin kullanima sokulmasi hedeflenmektedir. 3uncu safhada ayrica, tehdit olusturan balistik fuzenin henuz yerden yukseldigi asamada takibini saglamak uzere, bugune kadar kullanilan nispeten eski teknolojili DSP (Defense Support Program) uydularinin yerini yeni nesil erken ihbar uydularinin almasi ongorulmektedir. Ayrica, ayni noktadan salvo, yani gruplar halinde atilan fuzeleri birbirinden ayirt etmekte zorlanan TPY-2 radarinin bu acigini kapatacak sekilde, kizilotesi algilayicilar tasiyan ve firlatma bolgesinin yakinina sokulabilen Reaper insansiz ucaklarinin kullanima sokulmasi planlanmaktadir. (66) Tum bu yeni yetenekler ve teknolojilerin devreye alinmasiyla, bir yandan fuze kalkaninca korunma saglanan cografi alan genislerken, belki daha muhimi artik 5.500 km ve uzerindeki menzillere sahip fuzelere, yani kitalararasi balistik fuzelere karsi da sinirli bir savunma yetenegi sekillenmeye baslayacaktir. iste bu noktadan itibaren, 3ncu safhada kazanilacak fuzesavar yete negin kendi kitalararasi fuzelerine ve dolayisiyla stratejik nukleer caydiriciligina yonelik bir tehdit olusturacagindan endise duyan Rusya Federasyonu'nun itiraz, hatta tehditleri ortaya cikmaktadir.

EPAA--4ncu Safha

ABD'nin 2020'den sonra devreye sokulacagini ifade ettigi 4ncu safhayla birlikte, kazanilacak fuze savunma imkanlarinin niteligi itibariyle ilk uc safhaya kiyasla fuze savunmasinin bir hayli farkli ve yeni bir boyutuna gecilmesi amaclanmistir. Bu kapsamda, 4ncu safhanin merkezinde yer alan ve sifirdan dizayn edilecek yeni bir silah olan IIB onleyici fuzesiyle, tehdit olusturan fuzelerin artik balistik yorungelerinin tepe noktasi veya alcalma asamasina gelmeleri beklenmeden, henuz "yukselme" (ascent) asamasindayken imha edilmeleri hedeflenmistir. (67) ABD, 2009'den itibaren fuze savunmasindaki onceligin "erken onleme" (early intercept) doktrini ve bu baglamda yukselme safhasina yonelik projelerin hayata gecirilmesi oldugunu saklamamaktadir. (68) Cunku bu asamada motoru susmus ve kazandigi ivmeyle uzaydaki yolculuguna henuz baslamakta olan balistik fuze, eger birden fazla harp basligi veya fuzesavar sistemleri aldatmaya yonelik (caf, sahte hedefler vb) karsi onlemler tasiyorsa, henuz bunlari birakmaya firsat bulamadan vurulmus olmakta, boylece fuze savunmasinin basariya ulasmasi garantilenmektedir. Yukselme asamasinda onleme girisimlerinin onundeki ilk engel olan yerden yeterince suratli bir sekilde yukselip hedefine ulasabilecek bir onleyici fuzenin bugune kadar gelistirilememis olmasinin, EPAA'nin 4ncu safhasindaki SM3-IIB programiyla asilabilecegi umit edilmistir. (69)

EPAA'in ilk uc safhasi cercevesinde kazanilmasi hedeflenen yetenekler, oncelikle Avrupa'nin ve bolgedeki diger ABD muttefiklerinin balistik fuze tehdidine karsi korunmasina yonelikken, 4ncu safhanin uygulamaya aktarilmasiyla artik ABD anakarasina yonelik kitalararasi balistik fuzelerin henuz Ortadogu veya Avrupa uzerindeyken vurulmalari imkani yaratilarak, ABD'nin 1983 yilindaki "Yildiz Savaslari" girisiminden bu yana vazgecmedigi ABD anakarasinin balistik fuzelerden korunmasi hedefine yaklasilabilecegi dusunulmustur. Ancak, ABD anakarasina ulasabilecek kapasitedeki kitalararasi balistik fuzelerini ABD ile arasinda Soguk Savas yillarindan bu yana devam eden nukleer dengenin ve nukleer caydiriciliginin ana unsuru olarak goren Rusya Federasyonu'nun, EPAA'nin 4ncu safhasindan buyuk rahatsizlik duydugunu soylemeye bile gerek yoktur. Rusya'nin bu olasiliga karsi verdigi tepkiler ve bu durumun TurkiyeRusya iliskileri uzerindeki yansimalari, EPAA'nin yukarida ozetlenen safhalarinin birer birer devreye girmesiyle Turkiye'nin karsi karsiya kalacagi yeni stratejik denklemlerin sadece birisini teskil etmektedir.

EPAA'da Etkinlik ve Takvim Belirsizlikleri

Hatirlanacagi uzere, EPAA'nin 1nci ve 2nci safhalarinda ABD'nin Dogu Akdeniz ve Karadeniz'e konuslandirdigi savas gemileri ile Romanya'daki bir uste bulunacak SM3 onleyici fuzelerinin, yaklasmakta olan balistik fuzelere karsi Turkiye'nin kiyilara yakin bolgeleri uzerinde etkili olabilecegi, buna karsilik denizden uzak konumdaki dogu ve guneydogu Anadolu'ya korunma saglanamayacagi anlasilmaktadir. Turkiye'nin yuzolcumunun kimi analizlere gore 1/3'une, kimilerine goreyse yaklasik yarisina karsilik gelen ve icerisinde Iran fuzelerinin en oncelikli hedefi oldugu varsayilabilecek Kurecik/Malatya'daki ABD radarinin da yer aldigi bu olu bolgenin savunulmasi icin, bir kriz aninda ABD ve diger NATO muttefiklerinin konuslandiracagi Patriot hava/fuze savunma sistemlerinin devreye sokulmasi ongorulmektedir. (70) Fakat burada gozden kacirilmamasi gereken cok onemli bir detay Patriot'larin menzili 1.000 km'ye kadar olan balistik fuzelere karsi etkili olabildigi, buna karsilik Iran'in olasi bir catismada kullanabilecegi balistik fuzelerin menzilinin 2.000 km'nin uzerine cikabilecegi, dolayisiyla en azindan onumuzdeki birkac yillik surecte Dogu Anadolu'nun fuze tehdidine karsi korunmasiz kalacagi gercegidir. Bolgeye yonelik balistik fuze tehdidinin hedefinde oncelikle Kurecik'teki ABD radarinin bulunmasi, buna karsilik Kurecik radari sayesinde islerlik kazanan fuze kalkaninin bu radara ve ona ev sahipligi yapan bolgeye koruma saglayamayacak olmasi onemli bir tezat olusturmaktadir. Bu olumsuzlugun giderilebilmesi icin ABD'nin orta vadeli cozumu, bir kriz durumunda Dogu Anadolu'nun aralarinda bulundugu korunmasiz bolgelere daha gelismis THAAD fuzesavar sistemlerinin gonderilmesidir. Ama Iran'la bir catisma aninda israil'in ve Korfez ulkelerindeki ABD askeri tesislerinin korunmasi icin de bel baglanan sinirli sayidaki THAAD sisteminden ne kadarinin Turkiye'nin savunmasina tahsis edilebilecegi henuz aciklik kazanmamistir. 2013 itibariyla ABD'nin envanterine giren THAAD batarya sayisinin 4, fuze sayisinin ise sadece 96'yla sinirli olmasi, buna karsilik Iran'in envanterindeki balistik fuzelerin sayisinin binlerle ifade edilmesi durumu izah etmektedir. (71) Ayrica, siyasi otoritenin "Turkiye topraklarina fuze degil radar kabul edildigi" seklindeki soyleminin de, gUneydogu Anadolu'nun korunabilmesi icin THAAD sistemleri konuslandirilmasinin bir zorunluluk olmasi sebebiyle er ya da gec gecerliligini yitirecegi anlasilmaktadir. (72)

EPAA'nin gercek bir fuze saldirisi karsisindaki performansina yonelik bir diger belirsizlik, Iran'in sahip oldugu fuzeleri kucuk gruplar halinde ve uzun zaman dilimlerine yayarak peyderpey ateslemek yerine, birkac duzine hatta birkac yuz balistik fuzeyi yaylim ates seklinde ayni anda firlatmasi halinde savunma sistemlerinin sature olup olmayacagi, hatta bunun da otesinde boylesi yogunlukta bir saldiriyi etkisiz kilacak onleyici fuze stoklarina sahip olunup olunamayacagidir. (73) EPAA'nin erken safhalarinda ABD'nin Avrupa'nin fuze savunmasina tahsis etmeyi dusundugu gemi sayisi en fazla 6, ABD gemilerince tasinan SM3 fuzelerinin sayisi ise 100 civarinda olup, bu rakama Kuzey Kore ve muhtemelen Cin kaynakli tehdide karsi uzakdogu sularindaki ABD gemilerinde tutulan SM3 fuzeleri dahildir. (74) EPAA'nin 2nci safhasi icin Romanya'da insa edilecek fuze savunma ussunde ise sadece 24 fuze bulunacagi hatirlanacak olursa, onlarca hatta yuzlerce fuzenin yer alacagi yaylim atesi seklindeki bir saldiri karsisinda EPAA'nin etkinligine iliskin soru isaretleri belirginlesmektedir. (75)

EPAA'nin saglayacagi korumanin etkinligi baglaminda sorgulanmasi gereken ucuncu husus, ozellikle 2nci ve 3uncu safhalarin ongorulen zaman araliklarinda hayata gecirilip gecirilemeyecegi, 1nci safhayi takip eden asamalar icin gelistirilmesi gerekecek sistemlerin ve yeni yeteneklerin gecikme veya sorun olmadan kullanima hazir hale gelip gelemeyecegidir. Bu kapsamda EPAA'nin puruzsuz ve zamaninda uygulamaya aktarilabilmesi oncelikle SM3 programinin sorunsuz bir sekilde yurutulebilmesine bagli oldugu halde, SM3'un IB ve IIA versiyonlarinin gelistirme programlarinda daha simdiden bazi gecikme ve sorunlar gozlenmektedir. SM3-IB'nin gelistirme programinin her bir atis denemesi arasinda 1 yili bulan bosluklar oldugundan, tam veya kismi basarisizlikla sonuclanan her bir deneme atisi gelistirme takviminde onemli kaymalara sebebiyet verebilmektedir. (76)

SM3 programindaki gecikmelerin yani sira, EPAA cercevesinde tesis edilen kalkanin bir butun halinde etkin olabilmesi acisindan hayati onem tasiyan erken ihbar ayaginda da bazi gecikme ve bosluklardan bahsedilmekte, ornegin DSP erken ihbar uydularinin yerini alacak uydu programlarindaki gecikmelere dikkat cekilerek, EPAA'in etkinligi icin kritik onemdeki yeni nesil uydulara geciste bosluk ve kesintiler yasanabilecegi uyarisi yapilmaktadir. EPAA'nin 2nci ve takip eden safhalarinin hayata gecirilebilmesinin henuz ispatlanmamis ve uzerindeki calismalar devam eden teknolojilere bagli oldugu, bu konuda yasanacak gecikmelerin EPAA'nin uygulama takvimini etkileyecegi ABD'li yetkililerce de kabul edilmektedir. (77)

EPAA cercevesinde bazi gozlemcilerce gundeme getirildigi halde, gerek ABD gerekse NATO yetkililerince doyurucu yanitlarin verilmedigi ve bugune kadar da layikiyla arastirilmadigi anlasilan bir diger boyut, balistik fuzelerin vurulmasi sonucu ortaya cikacak dokuntunun akibeti ve yerde olusturacagi zararla ilgilidir. Ornegin, 1991'de Irak fuzeleri israil sehirleri uzerinde Patriot hava savunma sistemlerince vuruldugunda, infilak sonucu olusan bazilari bir hayli buyuk boyuttaki fuze parcalarinin yere ulastigi ve yerlesim bolgelerinde hasar ve can kaybina yol actigi gorulmustur. (78) Aslinda, EPAA cercevesinde onlenmesine calisilan fuzelerin nukleer veya en azindan kimyasal baslik tasima ihtimalinin bulunmasi ve durdurulmamalari halinde sebebiyet verecekleri buyuk yikimin, dokuntu korkusu sebebiyle fuzesavar sistemlerin kullanilmamasi gibi bir secenegi tartisma disi biraktigi rahatlikla soylenebilir. Ayrica, SM3 ve THAAD sistemlerince onlemenin atmosferin cok ust tabakalarinda ve uzayda kafa-kafaya carpisma teknigiyle yapilmasi sebebiyle, balistik fuze parcalarinin buyuk oranda buharlasacagi, ortaya cikabilecek az sayidaki parcanin ise yere duserken surtunme sonucu yanarak yok olacagi ongorusu yapilmalidir. SM3 ve THAAD fuzelerinden dusecek ilave motorlarin (booster) gorece kucuk boyutlu olmasi sebebiyle, yere ulastiklarinda neden olacaklari zararlar da goz ardi edilebilir. Buna karsilik bugune kadar tatminkar sekilde cevaplanmayan husus, balistik fuze tarafindan tasinmasi muhtemel nukleer harp basligi icerisindeki radyoaktif maddenin onleme aninda meydana gelecek infilak sonrasindaki akibetinin ne olacagi, atmosferin Ust tabakalarinda genis bir radyoaktif bulut olusturarak, yerkUrenin onceden kestirilemeyecek bir bolgesine radyoaktif serpinti olarak geri donUp donmeyecegidir. (79) Ozellikle nukleer silahlar konu oldugunda ABD'deki fuze savunmasindan yana cevrelerin siklikla dile getirdigi "en kotu isabet hic isabet kaydetmemekten iyidir" yaklasimi esasen gecerli ve isabetlidir. Ancak, ornegin italya veya Almanya'daki bir NATO tesisine dogru yol almakta olan Iran fuzesinin Romanya veya Karadeniz Uzerinde vurulmasi sonucu ortaya cikacak dokuntunun Turkiye'ye veya catismayla hic alakasi olmayan ukrayna gibi bir ulkenin topraklarina dokUlmesi ihtimalinin ortaya cikaracagi caprasik degerlendirme ve tartismalar yine de goz ardi edilmemelidir.

EPAA'da Komuta-Kontrol Belirsizligi

EPAA cercevesinde henuz tam manasiyla tanimlanmamis ve hakkinda farkli gorulerin one suruldugu bir diger konu da, fuze saldirisi durumunda bu fuzeleri durdurmaya yonelik karar verme ve yetkilendirme sureclerinin nasil isleyecegi, baska bir ifadeyle onleyici fuzeleri atesleyecek dugmenin uzerinde hangi ulkenin ve hangi seviyedeki karar vericilerin parmaginin bulunacagidir. (80)

Her ne kadar ABD'ne ait EPAA unsurlari etrafinda sekillenecek olsa da, Avrupa uzerinde kurulacak fuze kalkani bir NATO girisimi ve yapilanmasi muamelesi gorecek ise, fuze saldirisi durumundaki siyasi istisare, karar alma ve yetkilendirme suueclerinin de NATO'nun bugune kadarki uygulama ve usulleriyle uyumlu olmasi gerekecektir. Diger taraftan, fuze savunmasindaki reaksiyon surelerinin dakikalar, hatta saniyeler ile olculmesi, NATO'nun geleneksel karar sUreclerinin devreye sokulmasi ve uzlasma yoluyla karar alinarak yetkilendirmenin saldiri basladiginda yapilmasina imkan tanimamaktadir. Bu durumda, fuze savunmasina yonelik siyasi istisare ve uzdasma yoluyla karar ve yetkilendirme sUreclerinin cok onceden yapilmasi, NATO ve esasen ABD askeri unsurlarinin ise bir fuze saldirisi aninda normal karar sUreclerini beklemeden gUnler, hatta aylar oncesinden belirlenmis angajman kurallarina bagli kalmak suretiyle onceden belirlenmis durumlarda onceden tanimlanmis savunma onlemlerini kendi inisiyatifleriyle devreye sokmalari gerekecektir. (81) Fakat NATO'nun bu istikamette kapsamli bir calismayi henuz baslatip baslatmadigi bilinmemekte, detay senaryo ve prosedurlerin tanimlanmasi bir yana, bu konuda hangi seceneklere sahip olundugunun ortaya konmasinin dahi zamana ihtiyac gosterecegi NATO yetkililerince ifade edilmektedir. (82)

Avrupa'yi korumasi ongorulen NATO fuze kalkaninin aslinda neredeyse tamamiyla ABD tarafindan tahsis edilmis yetenekler etrafinda sekilleniyor olmasi sebebiyle, bir fuze saldirisi aninda kritik kararlarin NATO'nun karmasik yapilanmalarindan ziyade, ABD'nin zaten NATO muttefiklerine ihtiyac gostermeksizin kendi kendine yeterli bir nitelik arz eden ulusal komuta-kontrol surecleri cercevesinde alinmasi sonucunu dogurabilecegi goz ardi edilmemelidir. Uzaydaki erken ihbar uydulari, karada konuslu fuze tespit radarlari, bu algilayicilardan gelen verileri isleyip dagitan askeri haberlesme altyapisi ve onleme gorevini ustlenecek gemiler ile bunlarin atesleyecegi onleyici fuzeler neredeyse tamamiyla ABD'nin mulkiyeti ve kontrolunde olacagina gore, ozellikle cok sayida fuzenin onlenmeye calisildigi karmasik bir fuze savunma senaryosunda inisiyatifin ve kontrolun suratle ABD'ye gececegi, hatta bu inisiyatifin ust seviyelerdeki komuta mercilerinden uzaklasarak, onleyici fuzeler uzerinde dogrudan kontrole sahip, ama nispeten kucuk rutbeler tasiyan Amerikali gemi komutanlarina kayabileceginden bahsedilmektedir. (83) Hangi ulke tarafindan firlatilan hangi fuzelerin ittifak icin tehdit olusturdugunun tespiti, ornegin ittifak uyesi olmayan israil gibi bir ulkeye dogru yol alan fuzelerin de durdurulup durdurulmayacagi, onleme yapilirken hangi bolgeler ve ulkelerdeki onleyici fuzelerin oncelikle devreye sokulacagi, yaylim ates halinde koruma onceliginin hangi ulkelere veya hedeflere taninacagi gibi siyasi sonuclari olabilecek kritik kararlarin albay veya yarbay rutbesindeki uniformali personelce alinmasi ihtimalinin ortaya cikmasi, daha simdiden inisiyatifin ABD'ye veya alt seviyedeki karar mercilerine terk edilmesini istemeyen Fransa gibi bazi ittifak uyelerinin itirazlariyla karsilasmakta, bu konudaki cekisme ve tartismalarin onumuzdeki donemde de devam edecegi anlasilmaktadir. (84)

EPAA'nin Turkiye Acisindan Etki ve Yansimalari

Turkiye'nin uzun yillardir karsi karsiya bulundugu ve Iran'in nukleer silah ele gecirme ihtimalinin belirmesiyle birlikte daha da ciddi bir nitelik kazanan balistik fuze tehdidi karsisinda salt ulusal imkanlarina dayanarak yeterli caydiricilik ve savunma yeteneklerini kazanmasinin zorluklari daha onceki bolumlerde ortaya konmustu. Bu yonuyle, NATO'nun basta Iran olmak uzere Ortadogu kaynakli balistik fuzeleri ittifak'a yonelmis bir tehdit olarak degerlendirmesi ve bu tehdidi etkisiz kilacak savunma onlemlerini hayata gecirmeye baslamasi Turkiye acisindan hic kuskusuz olumlu bir gelismedir. Stratejik acidan ele alinacak olursa, balistik fuze tehdidi karsisinda artik NATO'nun ortak savunma mekanizmalarinin ve yeteneklerinin devreye girecegi anlamina gelen bu egilim, Turkiye'nin 1991 ve 2003 yillarinda Irak fuzeleri vesilesiyle karsi karsiya kaldigi belirsizlik ve olumsuzluklarin tekrar yasanmasi ihtimalini tamamen ortadan kaldirmasa da onemli oranda azaltmaktadir. Konuya finansal acidan yaklasildiginda ise, icerdigi gelismis teknolojiler ve gerektirdigi buyuk capli butceler itibariyla en azinda su an icin Turkiye'nin imkanlarinin bir hayli otesinde oldugu anlasilan "Ust katman" fuze savunmasinin NATO ve esas itibariyla EPAA yapilanmasi cercevesinde ABD'ye havale edilmesi, Turkiye'nin savunmaya ayirabildigi gorece kit kaynaklarda onemli bir tasarruf yapilmasini da mumkun kilabilecektir.

Diger taraftan, NATO fuze kalkanina ve esas itibariyle ABD'nin EPAA mimarisine dahil olunmasinin onumuzdeki doneme yonelik olarak Turk dis politikasi ve savunma politikalarinda bazi belirsizlik ve ikilemleri de beraberinde getirmekte oldugu gozden kacirilmamalidir. Bu kapsamda ornegin, NATO tarafindan tesis edilmekte olan fuze kalkaninin korumasi altina girebilmek icin Turkiye'nin yapmasi gereken tek fedakarligin, EPAA cercevesinde ABD'nin Kurecik'e "tamamen savunma amacli" bir radar yerlestirilmesine izin vermekten ibaret olacagi seklinde siyasi otoritenin en tepesindeki isimlerce de teyit edilen bir algi mevcuttur. (85) Bu varsayim kisa vade icin gecerli olsa bile, EPAA'nin takip eden safhalari incelendiginde, onumuzdeki yillarda Turkiye'nin gerek NATO, gerekse ABD ile iliskileri baglaminda yeni talep ve beklentilerle karsi karsiya kalabilecegi anlasilmaktadir.

Ornegin, daha once EPAA'nin 2nci safhasi altinda deginildigi uzere, tek bir noktadan grup halinde firlatilmis balistik fuzelerin her birinin ayri ayri tespit ve takibinde radarlar yetersiz kaldigindan, SM3 ve THAAD sistemlerinin etkili olabilmesi icin onumuzdeki birkac yil icerisinde Reaper insansiz ucaklari uzerine yerlestirilecek kizilotesi algilayicilarin devreye sokulmasi planlanmaktadir. Iran kaynakli fuzelerin olasi firlatma bolgelerinin 400-500 km yakinina sokulmasi gerekecek Reaper insansiz ucaklari icin cografi acidan en uygun konus yeri olarak Turkiye'nin dogu ve guneydogusundaki meydanlar on plana cikmaktadir. (86) 2011 yilinin son aylarinda ABD'ye ait Predator insansiz hava araclarinin PKK'ya karsi istihbarat destegi saglanmasi maksadiyla incirlik'e konuslandirilmasi ve bu suretle Turk topraklarinin fiilen ABD insansiz ucaklarinin ucuslarina acilmis bulunmasi sadece terorizmle mucadele degil, EPAA baglaminda da not edilmesi gereken bir gelismedir. (87) ABD Hava Kuvvetleri daha eski ve dusuk performansli Predator'larini onumuzdeki birkac yil icerisinde Reaper'larla degistirmeyi ongordugunden, bu degisiklik yapildiginda balistik fuze tespit ve takip kapasitesine sahip Reaper insansiz hava araclarinin Turkiye topraklarini kullanmasi durumu zaten kendiliginden yaratilmis olacaktir. (88)

Ayrica, su anda pek deginilmemekle birlikte, EPAA'nin 3ncu safhasindan itibaren konuslandirilacak SM3 turevlerinin yerden yukselme asamasinda bulunan balistik fuzeleri yakalayabilmek icin muhtemel firlatma bolgelerinin daha yakinina konuslandirilmalari ihtiyaci gundeme gelecektir. Bu kapsamda, Iran'dan Bati'ya dogru yol alan fuzelerin yukselme asamasinda onlenebilmesi icin Romanya veya Polonya'nin en uygun konumda bulunmadigi, SM3'lerin yakin bir gelecekte Karadeniz'de seyreden savas gemilerinde, Kafkaslarda veya Turkiye'deki yeni uslerde konumlanmasinin gerekecegi ifade edilmektedir. (89) Bu ongoru, Turkiye'nin fuze kalkanina katkisinin salt savunma amacli bir radar ussu ile sinirli oldugu yonundeki mevcut politika ve soylemlerin gecerliligi konusunda daha once deginilen soru isaretlerine yenilerini eklemektedir. (90)

Ilaveten, EPAA'nin ilerleyen safhalarinda agirligin Karadeniz'deki deniz unsurlarina kaymasi ihtimali, Karadeniz'e girebilecek savas gemisi sayisi ile bu gemilerin Karadeniz'de kalabilecegi sureleri sinirlayan Montro Bogazlar Sozlesmesi'nin goz ardi ya da tadil edilmesi yonundeki baskilari da beraberinde getirebilecektir. (91) Rusya'nin, ustelik kendi kitalararasi balistik fuzeleri icin de tehdit olusturacak ABD savas gemilerini kiyilarinin hemen aciginda gormekten duyacagi rahatsizligi ve bu olumsuzlugu engellemek icin Montro Anlasmasi hukumlerinin harfiyen uygulamasi yonunde Turkiye'ye uygulayacagi baskiyi tahmin etmek hic de zor degildir.

Rusya ile Iliskiler

ABD'nin, Avrupa Uzerinde bir fuze kalkani kurulmasi yonUndeki girisim ve calismalarindan en buyuk rahatsizligi duyan Ulkelerin basinda, kendi kitalararasi balistik fuzelerinin ve dolayisiyla ABD karsisindaki nukleer caydiriciliginin tehdit altina girebileceginden endise duyan Rusya Federasyonu gelmektedir. ABD ve NATO tarafindan yUrUtUlen sUreclere Rusya'nin da dahil edilmesi, hatta fuze kalkaninda aktif rol almasina yonelik girisim ve gorUsmelerden arzu edilen sonuclar cikmamistir. (92) Hatta 2011 sonlarindan itibaren bu alandaki NATO-Rusya diyalogunda gerileme kaydedilerek, Rusya'nin NATO'ya ve fuze kalkaninin Dogu Avrupa ve Turkiye'deki unsurlarina yonelik olarak Soguk Savas donemi soylemlerini animsatan tehditlerine tanik olunmaya baslanmistir. (93)

ABD ve NATO'nun Rusya'ya onerdigi isbirligi cercevesi, hem NATO ulkeleri hem Rusya'daki fuzesavar sensorlerden gelecek bilgilerin karsilikli degisimini ve tehdit aninda atilacak adimlarin istisare edilmesini ongormektedir. (94) isbirliginin sadece bilgi degisimi ve istisareler ile sinirli kalmamasini, bunun otesinde savunmaya yonelik eylemlerin de cografi sinirlara gore NATO ile Rusya arasinda paylastirilmasi yonundeki Rus talepleri, bazi NATO uyelerinin Rusya'nin sorumluluk sahasi icinde kalmaya itirazlari nedeniyle kabul gormemistir. (95) Belki daha da onemlisi, EPAA sayesinde kazanilacak fuzesavar yeteneklerin hicbir sart altinda Rusya Federasyonu'na karsi kullanilmayacagini garanti eden yeni bir uluslararasi antlasmanin imzalanmasi yonundeki Rusya'nin on sartini ABD gundemine almaya bile yanasmamaktadir. (96) Bu gorus ayriliklari da, Rusya'nin kalkana yonelik suphelerini ve dolayisiyla ABD ile Rusya arasindaki surtusmenin dozunu giderek artirmaktadir.

Tum bu gelismeler, EPAA'nin onumuzdeki 10 veya 20 yillik donemde ABD ile Rusya arasindaki stratejik dengeler ve bu baglamda yasanacak tartisma ve cekismelerin merkezinde yer alacagina isaret etmektedir. Bu durum, bir taraftan EPAA'nin onemli unsurlarina ev sahipligi yapan, diger taraftan da Rusya ile yakin siyasi, ekonomik ve ozellikle de enerji baglarinin gelistirilmesine buyuk onem veren bir ulke olarak Turkiye'nin, fuze savunmasi vesilesiyle ABD ile Rusya arasinda yeniden sekillenmekte olan stratejik nukleer silahlara iliskin rekabetin icine cekilmesi ve iki taraf arasinda kalmasi olasiligini akla getirmektedir. Ornegin, Turkiye'nin dogal gazdan sonra nukleer enerji alaninda da kendini Rusya'ya bagimli kilacak secimler yapmis olmasinin bu manada yumusak bir karin olus turup olusturmayacaginin, bu bagimliligin ileride Moskova tarafindan bir pazarlik kozu ya da baski unsuru olarak kullanilip kullanilamayacaginin hesaba katilmasi gerekmektedir.

Iran ve Israil Boyutlari

Iran, Turkiye'nin NATO fuze kalkanina dahil olmasindan ve bu kapsamda EPAA'nin onemli bir unsuru olan fuze tespit-teshis-takip radarinin Kurecik'e yerlestirilmesinden duydugu rahatsizligi saklamamis, hatta Iran'a yonelik bir saldiri ya da tehdit durumunda oncelikle bu radari hedef alacagini ilan etmistir. (97) Gerek Turkiye'nin, gerekse Iran'in guneyindeki Korfez ulkelerinin sadece ABD tarafindan saglanabilen fuze savunmasinin ve ABD'nin caydirici semsiyesinin altina girmeye baslamalari, nukleer silahlara ilgi duymaya basladigi ilk gunden itibaren Iran'daki karar vericilerin hesaba katmis olmalari gereken esasen ongorulebilir bir refleks ve karsiliktir. Bu itibarla, Iran'in nukleer silah programi ve onunla dogrudan baglantili balistik fuze yeteneklerinde radikal bir degisim yasanmadigi surece, Turkiye'nin fuze kalkanina yonelik politikalarini ve tutumunu degistirmesi icin herhangi bir sebepten de bahsedilemez. Hatta bunun da otesinde, Iran'in nukleer silah esigine bu denli yaklasmis olmasinin Basra Korfezi'nden Misir'a kadar uzanan Ortadogu cografyasinda sebep oldugu rahatsizlik ve tehdit algilamasi goz onune alindiginda, NATO ve ABD ile fuze kalkani etrafinda yasanmakta olan yakinlasma ve isbirliginin, Turkiye'nin Iran haricindeki bolge ulkeleriyle iliskilerinde bir olumsuzluk yaratmayacagi bile soylenebilir.

Diger yandan, Turkiye'nin geleneksel politikalarindan ayrilarak son birkac yildir Israil karsiti soylem ve tavir benimsemis olmasi itibariyle, Kurecik'e yerlestirilen ABD radarinin oncelikle israil'in fuze savunmasina hizmet edecegi yorum ve suclamalari, Turkiye'nin Ortadogu ulkeleriyle iliskileri butununde puruz yaratabilecek bir boyuta isaret etmektedir. (98) Turkiye'deki siyasi otorite bu yondeki iddialari siddetle reddederek, Kurecik'teki radarin NATO amaclari disinda ve israil'in korunmasinda kullanildiginin belirlenmesi durumunda ABD ile imzalanmis protokolun derhal feshedilecegini ilan etmistir. (99)

Kurecik radarinin bagli oldugu NATO'nun ALTBMD yapilanmasi, ABD'nin kuresel duzeydeki tum fuze savunma faaliyetlerinin omurgasi niteligindeki "Komuta Kontrol Savas Yonetim ve Haberlesme (Command Control Battle Management and Communications--C2BMC) sebekesiyle en azindan 2009'dan bu yana tam entegre sekilde calismaktadir. Kurecik'teki radarin tespit ettigi balistik fuzelere ait veriler bir Turk generalinin de gorev yaptigi Ramstein/Almanya'daki merkeze ulastiktan sonra diger tum ittifak uyeleri gibi ABD ile de paylasilmaktadir. Bir kez ABD'nin C2BMC sebekesine dahil olduktan sonra bu verinin ABD askeri yapilanmasi icerisindeki hangi kullanicilarca, hangi cografyalarda, hangi amaclarla kullanildiginin tespiti ve takibi de mumkun degildir. ABD'nin israil'in fuze savunmasinda ustlendigi aktif ve dogrudan rol hesaba katildiginda ve iki ulke arasinda bu alanda son 25 yildir surdurulen ve ortaklasa finanse edilen programlar ile karsilikli veri paylasimi ve hatta ortak fuze savunma tatbikatlari goz onune alindiginda, Kurecik radarinin elde ettigi verilerin israil'in veya baska bir ulkenin savunmasinda kullanilmayacagini ummak mantikli degildir, bu yondeki iddia ve beyanlar da gercegi yansitmamaktadir. Nitekim ABD'li yetkililer, Kurecik'le birlikte dunyanin her tarafindaki sensorlerden gelen verilerin ABD'nin kuresel taktik resmine dahil edildigini, bu taktik resmin israil dahil diger ulkelerin savunulmasinda kullanilacagini gizlememektedir. (100)

Avrupa mi, ABD mi?

Daha onceki basliklar altinda deginildigi uzere, EPAA cercevesinde NATO'nun Avrupali uyelerinin onune konan ve fazla secenekleri olmadigi icin kabul etmek durumunda kaldiklari fuze savunma kalkani, esas itibariyle ABD'nin NATO'ya tahsis ettigi sistemler, teknolojiler ve destekleyici altyapi etrafinda sekillenmektedir. Bu itibarla, ABD'nin imkan ve yeteneklerinin NATO fuze kalkanina eklenmesinden ziyade, NATO ve Avrupa'nin kendi kendine yeterli ABD fuze kalkaninin bir uzantisi konumuna indirgendigi ve iplerin buyuk oranda ABD'nin elinde olacagi bazi Avrupa Ulkelerinin hic de hosuna gitmeyen bir durum ortaya cikmaktadir. (101)

Ozelikle Fransa, fuze savunmasi alanindaki tum teknolojik ve endustriyel yeteneklerin ABD tekeline girmesinden rahatsizlik duymakta, ABD'nin GMD, SM3 ve THAAD sistemleriyle elde ettigi atmosfer disi onleme yeteneginin, Avrupa ulkelerinin ortaklasa yurutecekleri bir proje ile 2020 yilina kadar kazanilmasi gerektigi gorusunu savunmaktadir. (102) 2010'da Fransa ile italya'nin envanterlerine girmeye baslayan ve 600 km menzilli balistik fuzelere karsi etkili Aster hava savunma sisteminin yeni gelistirilecek 1NT versiyonu ile 1.000 km menzilli fuzeler, daha kokten degisiklikler icerecek Blok-2 tureviyle de 3.000 km menzilli balistik fuzelerin onlenebilecegi anlasilmaktadir. (103) Fransa ayrica, su anda sadece ABD'nin sahip oldugu fuze tespit amacli uydular ile uzun menzilli radarlarin Avrupa tarafindan da gelistirilmesine yonelik planlama ve "kisitli" kaynak tahsisini baslatmistir. Dolayisiyla, Avrupa'nin onumuzdeki 5 veya 10 yillik donemde en azindan 1.000 km menzilli fuzelerin durdurulmasina imkan taniyacak teknolojik ve operasyonel yetenekleri kazanmasi beklenmelidir. Buna karsilik, gelistirme maliyetlerinin 7,5 milyar Avroyu bulabilecegi ifade edilen Aster Blok-2 fuzesi, dolayisiyla uzun menzilli balistik fuzelerin onlenmesine yonelik yeteneklerin kazanilmasinin, Avrupa'nin icerisinde bulundugu finansal durum itibariyla hic de kolay ve cabuk olmayacagi soylenebilir. (104)

NATO ve ABD ile ittifak iliskilerinin yurutulmesinde tercihini geleneksel olarak ABD ile ikili iliskilerden ziyade NATO'nun sundugu cok tarafli ittifak baglari lehinde kullanmis olan Turkiye'nin, fuze kalkani soz konusu oldugunda da inisiyatifin ve kontrolun sadece teoride degil gercekte de NATO uhdesinde bulunacagi bir cerceveyi tercih edecegi varsayilabilir. Bu tercihin bir uzantisi olarak Turkiye'nin, Avrupa ulkelerince tartisilmakta veya yurutulmekte olan fuze savunma programlarina ilgi gostermesi, hatta aktif olarak katilmaya calismasi beklenebilecegi halde, bugune kadar bunun gerceklesmedigi ve Turkiye'nin EPAA kapsaminda kendisine ABD tarafindan sunulan yapiyi aynen kabule meylettigi goruntusu ortaya cikmaktadir. Ornegin, yeni bir hava ve fuze savunma sistemi satin alinmasi maksadiyla acilmis bulunan LORAMIDS ihalesinde Avrupali firmalarca getirilen teklifin fazla ciddiye alinmadigi, gelecege yonelik fuzesavar teknoloji ve cozumlerinin birlikte finanse edilerek ortaklasa gelistirilmesine yonelik programlara da ilgi gosterilmedigi goruntusu ortaya cikmaktadir. (105) Benzer biri duruma, Avrupa menseli hava/fuze savunma sistemleri yerine, ABD kaynakli SM2/SM3 sistemlerinin on plana ciktigi Turk donanmasinin yeni nesil savas gemisi projelerinde de rastlanmaktadir. (106)

Turkiye acisindan sadece EPAA'nin tanimladigi cerceveye ve ittifak iliskilerinde ABD unsurunu on plana cikartacak bir fuze savunma yol haritasina bagli kalinmasinin onumuzdeki yillarda Turkiye'yi yeni talep ve beklentilerle karsi karsiya birakabilecegi, bu baglamda Turkiye'nin ornegin ABD-Rusya stratejik nukleer rekabetinin veya Ortadogu'daki tasvip etmedigi catismalarin icine cekilmesi tehlikesiyle karsi karsiya kalabilecegi goz ardi edilmemelidir. Dolayisiyla Turkiye'nin, fuze savunmasina yonelik politika ve yonelimlerinde cok tarafli ittifak iliskilerinin onemini ve agirligini artiracak secenek ve girisimlere daha yakin ilgi gostermesi ve destek vermesi isabetli olacaktir.

Summary

Concerns emanating from the inexorable link between Iran's growing ballistic missile inventory and it ambitions to acquire nuclear weapons capability are at the heart of recent US and NATO efforts to constitute a ballistic missile defense shield. Several of Turkey's neighbors possess ballistic missiles, and Turkey has come under the threat of ballistic missile strikes few times in the recent past. Yet, Turkey has not acquired its national missile defense capabilities and opted instead to rely on security guarantees and defensive means provided by US and NATO. EPAA (European Phased Adaptive Approach) pushed on the table by US in 2010 and endorsed by most NATO states is in harmony with Turkey's traditional positioning in the face of missile threat. Thence, not only Turkey has endorsed EPAA, but it has also become a pivotal ally in its implementation. Meanwhile, EPAA is structured almost entirely on military assets and technological resources made available by US, meaning NATO's European allies would have limited contribution and limited control over the course of a conflict involving ballistic missiles. Besides, there are technological, operational, timeline and political/strategic ambiguities surrounding EPAA, especially the later phases of it. From Turkey's perspective, emergence of a threat perception on the part of NATO in relation with ballistic missile inventories in Turkey's vicinity, and implementation of defensive measures to counter that threat is a positive development. Additionally, handing over the task of missile defense to NATO and US would enable Turkey to allocate its limited defense funds elsewhere. On the negative side, during the upcoming phases of EPAA Turkey should not underestimate the possibility of new requests and even fait-accomplis imposed upon herself, and Ankara should carefully consider possible ramifications of those on her relations with Russia, as well as her traditional policy line of observing a balance between US and European elements of her overall relationship with the West.

(1) "Gokte Fuze Savaji, Yerde Panik", Milliyet, 22 Ocak 1991; "Scud'un panzehiri Patriot", Milliyet, 19 Ocak 1991; Hakki Aris, "Turkiye'nin Hava avunmasi: Genel Bir Bakis", Savunma ve Havacilik, 1/1992, s. 52.

(2) "Germany reluctant to defend Turkey if Iraq retaliates", Washington Post, 22 Ocak 1991, p. A20; Suleyman Mermut, "Turkiye'nin Patriot acmazi", NTVMSNBC, 6 Cubat 2003, http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/200570.asp (Erisim Tarihi: 13 Nisan 2012); Guldener Sonumut, "NATO'da guven bunalimi", NTVMSNBC, 7 Cubat 2003, http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/200850.asp (Erisim Tarihi: 10 Nisan 2012); "Deadlock Broken, NATO to Defend Turkey", CBS News, 17 Cubat 2003, http://www.cbsnews.com/stories/2003/02/17/iraq/main540829.shtml (Erisim Tarihi: 14 Nisan 2012).

(3) "200 Patriot icin gorusme suruyor", Milliyet, 9 Mart 2003; Hava Kuvvetleri Komutanligi, "TSK'nde Hava ve Fuze Savunmasi Konusundaki Gelijmeler ve Gelecege Yonelik Hedefler", Savunma & Havacilik, 2003/97, s. 48-54; "Amerikan-Turk Konseyi 2003 Toplantisi (ATC-03)", Savunma ve Havacilik, 2003/95, s. 43; Lale Sariibrahimoglu, "Ankara clears missile defence purchase", Jane's Defence Weekly, 3 Mayis 2006, s. 14.

(4) "Karar yok, NATO'nun adimlari izlenecek", Radikal, 13 Kasim 2010; "Kalkana Turk-Fransiz celmesi", Radikal, 15 Ekim 2010; Deniz Eyrek, "ABD ile kilic kalkan dansi", Radikal, 14 Ekim 2010; umit Enginsoy ve Burak Ege Bekdil, "Options Complicate Turkish Role in NATO Plan", Defense News, 29 Kasim 2010, s. 8; Gerrard Cowan, "Agreement on missile defence plan looks to include Russia", Jane's Defence Weekly, 1 Aralik 2010, s. 13.

(5) "Fuze'yi Meclis'e sormak gerek", Cumhuriyet, 20 Eylul 2011; Guldener Sonumut, "Fuze kalkani sistemiyle ilgili gercekler", NTVMSNBC, 19 Eylul 2011, http://www.ntvmsnbc.com/id/25251983/ (Erisim Tarihi: 29 Aralik 2011); Bahadir Selim Dilek, "Yeni Patriot'lar geliyor", Cumhuriyet, 22 Agustos, 2011; "Turkey Agrees to Host NATO Radar System", Voice of America, 2 Eylul 2011.

(6) Balistik fuzelerin ozellikleri, tarihcesi ve kullanimi hakkinda daha kapsamli bilgi icin Bkz.: Sitki Egeli, Taktik Balistik Fuzeler ve Turkiye, Ankara, Savunma Sanayii Mustejarligi, 1993, s. 2-31.

(7) Thomas Blanton, "Annals of Blinksmanship", The Wilson Quarterly, Yaz 1997, http://www.gwu.edu/~nsarchiv/nsa/cuba_mis_cri/annals.htm (Erijim Tarihi: 6 Nisan 2012).

(8) Sukru Elekdag, "Turkiye ve fuze teknoloirsr", Milliyet, 15 Eylul 1997.

(9) Suriye'nin balistik fuze temin etme cabalarinin tarihcesi ve stratejik gerekceleri icin Bkz.: Egeli, Balistik Fuzeler, s. 75-79.

(10) Alfred B. Prados, Syria: u.S. relations and Bilateral Issues, Congressional Research Service Report for Congress, Washington, D.C., 27 Temmuz 2006, s. 8-9, http://fpc.state.gov/documents/organization/70195.pdf (Erisim Tarihi: 6 Nisan 2012).

(11) Camil Tayyar, "Yilmaz'dan Fuze uyarisi", Yeni Yuzyil, 11 Eylul, 1998.

(12) Mehmet Koca, "Suriye, fuzelerini Turkiye'ye cevirdi", Turkiye Gazetesi, 26 Kasim 2011.

(13) Irak'in balistik fuze edinme cabalari ve kullanimina iliskin daha kapsamli bilgi ve degerlendirmeler icin Bkz.; Egeli, Balistik Fuzeler, s. 26-31.

(14) Rusya Federasyonu'nun nukleer caydirici gucunu teskil eden kitalararasi balistik fuzeler bu tablonun kapsami disinda tutulmustur.

(15) Iran'in balistik fuze edinme cabalarinin kokeni ve kullanimina iliskin daha kapsamli bilgi ve degerlendirmeler icin Bkz.; Egeli, Balistik Fuzeler, s. 69-75.

(16) Alon Ben-David, "Expanded Reach", Aviation Week & Space Technology, 18-25 Temmuz 2011, s. 27-28; Duncan Lennox, "Iran could still extend an unclenched fist", Jane's Defence Weekly, 11 Cubat 2009, s. 40-42; Robin Hughes, "Long-Range Ambitions", Jane's Defence Weekly, 13 Eylul 2006, s. 22-27.

(17) Ben-David, "Expanded Reach", s. 27-28; ibrahim Sunnetci, "Lizbon Zirvesi NATO'nun Yeni Fuze Savunma Stratejisi'nde Turkiye'nin Rolu!", Savunma ve Havacilik, No.141, s. 146-149.

(18) Ben-David, "Expanded Reach", s. 27-28.

(19) Mustafa Kibaroglu, "Iran bir nukleer guc mu olmak istiyor?",Avrasya Dosyasi, Guz 1999, s. 271-282.

(20) "An Iranian nuclear bomb, or the bombing of Iran?", The Economist, 5 Aralik 2009, s. 27-29.

(21) Lauren Gelfand, "UN reveals new evidence of Iran's nuclear designs", Jane's Defence Weekly, 16 Kasim 2011, s. 6; Lauren Gelfand, "Iran plans to boost uranium enrichment", Jane's Defence Weekly, 15 HazIran 2011, s. 28.

(22) Mustafa Kibaroglu, "Iran nukleer silah yaparsa en cok Turkiye zarar gorur", Voice of America, 6 Ocak 2012, http://www.voanews.com/turkish/news/ran-Nukleer-Silah-Yaparsa-En-CokTurkiye-Zarar-Gorur-136826253.html, (Erisim Tarihi: 6 Nisan 2012).

(23) Dennis Gormley, "Prevent a Ballistic Missile Fire Sale", Defense News, 17 Cubat 1992, s. 3132; Thomas Ries, "Russia's Military Inheritance", International Defense Review, Mart 1992, s. 225; Duncan Lennox, "Missile Race Continues", Jane's Defence Weekly, 23 Ocak 1993, s.20; The Military Balance 1992-1993, Londra, International Institute for Strategic Studies, 1992.

(24) David A. Fulghum et al., "Georgian Military Folds under Russian attack", Aviation Week & Space Technology, 15 Agustos 2008, http://www.aviationweek.com/aw/generic/story_generic.jsp?channel=awst&id=news/aw081808p2.xml (Erisim Tarihi: 27 Kasim 2011).

(25) Vladimir Ivanovski, "Fuze kalkaninda israr misilleme getirir", Cumhuriyet, 4 Mart 2012. "Moskova'dan kalkan uyarisi", Cumhuriyet, 24 Kasim 2011; "Russia warns of response to US missile shield", Voice of America, 23 Kasim 2011, http://www.voanews.com/english/news/europe/Medvedev-Accuses-uSNATO-Ignoring-Russias-Worries-134400498.html (Erisim Tarihi: 27 Kasim 2011).

(26) Grzegorz Holdanowicz, "Armenia shows new UAV", Jane's Defence Weekly, 5 Ekim 2011, s. 22; Jeremy Binnie, "Radar affray: Israeli-Azeri contract threatens Iran", Jane's Defence Weekly, 28 Mart 2012, s. 21.

(27) SS-23 Spider, http://www.globalsecurity.org/wmd/world/russia/ss-23.htm (Erisim Tarihi: 27 Kasim 2011).

(28) "Israel launches leap in IRBM capabilities", Jane's Defence Weekly, 23 Ocak 2008, s. 5; Scott Johnson ve Emily Chorley, "Options to prevent a nuclear Iran: studies in preemption", Jane's Defence Weekly, 28 Mart 2012, s. 28.

(29) "Israel tests upgraded Arrow 2 system", Jane's Defence Weekly, 2 Mart 2011, s. 19; Alon BenDavid, "Tit for Tat", Aviation Week & Space Technology, 28 Cubat 2011, s. 24.

(30) "Moskova'dan kalkan uyarisi", Cumhuriyet, 24 Kasim 2011; Brooks Tigner, "Russia ramps up anti-BMD rhetoric", Jane's Defence Weekly, 30 Kasim 2011, s. 4.

(31) "Iran'in nukleer silahi, dedikodudur", Dunya, 16 Mart 2010, http://www.dunya.com/%E2%80%9DIranin-nukleer-silahi-dedikodudur%E2%80%9D_81328_haber.html (Erisim Tarihi: 27 Kasim 2011); "Gul'den israil ve Iran mesajlari", Radikal, 22 Eylul 2010.

(32) "Erdogan: Tahran ipe un seriyor", Cumhuriyet, 6 Nisan 2012; Nilgun Cerrahoglu, "Tahran'a da Van Minut!", Cumhuriyet, 7 Nisan 2012.

(33) Turkiye acisindan balistik fuze--hava gucu edinimi karsilastirmasi icin bkz.: Egeli, Balistik Fuzeler, s. 90-100. 500 km, 1.500 km ve 2.500 km menzilli fuzelerin gelistirilmesine yonelik calismalarin baslatildigina dair Turk yetkililerce 2011 sonlarinda yapilan aciklamalar, balistik fuzelerden ziyade seyir (cruise) fuzeleri baglaminda yapilmis olabilir. Bu kapsamda, balistik fuzelere kiyasla daha ucuz ve daha isabetli olduklari icin cok daha genis taktik kullanim alanina sahip seyir fuzeleri, Turkiye'nin mevcut teknoloji edinme ve tedarik programlarinin dogal bir uzantisi olarak gelistirilip uretilebilecekleri icin, yatirim ve tedarik maliyetleri acisindan daha cazip bir secenek teskil etmektedir. "TuBiTAK: Hedefimiz 2 bin 500 kilometre menzilli fuze yapmak", Hurriyet, 14 Ocak 2012; "Turk Fuzesi SOM icin Geri Sayim Basladi, Turkiye 2 bin 500 kilometre menzilli fuze icin gun sayiyor", TRT, 13 Ocak 2012, http://www.trt.net.tr/trtavaz/turk-fuzesi-som-icin-geri-sayim-basladi--haber-detay,tr,24107.aspx (Erisim Tarihi: 13 Nisan 2012).

(34) Balistik fuze tehdidi baglaminda karsi guc secenegi ile pasif ve sivil savunma onlemlerinin daha detayli bir analizi icin Bkz.: Egeli, Balistik Fuzeler, s. 101-108.

(35) Elekdag, Fuze Teknolojisi; Hava Kuvvetleri Komutanligi, TSK'nde Hava veFuze Savunmasi, s. 49.

(36) Ibrahim Sunnetci, "Turk Hava Kuvvetleri Yarinlarini Tanimliyor", Savunma ve Havacilik, No: 147, s. 34, 127.

(37) "Orduya 30 trilyonluk silah", Milliyet, 5 Cubat 1991; "200 Patriot icin gorusme suruyor", Milliyet, 9 Mart 1991; "Ordudan modernizasyon hamlesi", Milliyet, 22 Kasim 1994; "Iran tehdidine israil fuzesi", Milliyet, 14 Mayis 1997; "Iran'a karsi fuzesavar", Milliyet, 9 Temmuz 2001; Mustafa Seven, "istanbul ve Ankara'ya fuze kalkani", Milliyet, 10 Agustos 2008.

(38) Turk Silahli Kuvvetleri son 10 yil icerisinde hava/fuze savunma sistem tedariki ile ayni seviyede (birkac milyar dolar) veya daha fazla mali kaynak gerektiren takip eden tedarik projelerini daha fazla butcesel oncelik taniyarak uygulamaya aktarmistir: Havadan Erken ihbar ve Kontrol ucagi, A400M nakliye ucagi, Kesif ve Taarruz Helikopteri, PO-III F-16 modernizasyonu, PO-IV ucuncu paket F-16 alimi, MiLGEM korvet, Havadan Bagimsiz Tahrikli Denizalti, Genel Maksat Helikopteri, F-35 Gelecegin Savas ucagi. Bkz.: Savunma Sanayii Mustesarligi Stratejik Plan 2012-2016, s. 32-33, http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/kurumsal/Documents/SP/Sp2012_2016/index.html (Erisim Tarihi, 5 Nisan 2012); Savunma Sanayii Mustesarligi 2010 Yili Faaliyet Raporu, s. 46-59, http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/kurumsal/Faaliyet%20Raporlar/2010/2010%20Y%C4%B1l%C4%B1%20Faaliyet%20Raporu.html (Erisim Tarihi: 10 Nisan 2012).

(39) Sunnetci, Lizbon Zirvesi, s.154; umit Enginsoy ve Burak Ege Bekdil, "Raytheon Touts Local Benefits In Turkish Missile Defense Bid", Defense News, 13 HazIran 2011.

(40) "Savunma Bakani Gonul: Fuze Kalkani tasarruf saglayabilir", Vatan, 15 Ekim 2010; "Turkiye'den iki kosul", Cumhuriyet, 15 Kasim 2010.

(41) "Genisletilmis caydiricilik" yaklasiminda, ABD'nin muttefiklerine karsi bir saldirinin gerekirse nukleer silahlar kullanilarak karsiliksiz ve cezasiz birakilmayacagi mesaji verilerek saldirinin caydirilmasi hedeflenmektedir. "Mahrum birakma yoluyla caydiricilik" yaklasiminda ise, ABD tarafindan devreye sokulacak etkili savunma onlemleri sayesinde, muttefiklere yapilacak bir saldirinin askeri ve siyasi hedeflerine ulasmasinin ABD tarafindan engellenecegi olgusu agirlik kazanmaktadir. ABD stratejisinin bu konuda son yillarda gecirmekte oldugu donusum icin bkz.: Michael Bruno, Bettina H. Chavanne ve Bill Sweetman, "Closing Pandora's Box", Aviation Week and Space Technology", 12 Nisan 2010, s. 24-25.

(42) NATO'nun fuze savunma alaninda gectigi asamalarin incelenmesinde faydalanilan baslica kaynaklar: Ian Davis, "NATO and Missile Defence", Military Technology, 2/2005, s. 55; John C. Rood, "BMD after Bucharest NATO Summit", Military Technology, 8/2008, s. 18; "Missile Defence: The Alliance Perspective", Report to NATO Parliamentary Assembly, Military Technology, 8/2008, s. 19-25.

(43) Davis, "NATO and Missile Defence", s. 55; Rood, "BMD after Bucharest", s. 18.

(44) Amy Butler ve Robert Wall, "Defense Complex", Aviation Week & Space Technology, 17 Kasim 2008, s. 26-27.

(45) 1983-2011 doneminde ABD'nin fuze savunma calismalarina harcadigi meblag 150 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir. Bkz.: Eliot Blair Smith ve Gopal Ratnam, "$35B missile defense misses bullet with bullet", Bloomberg, 3 Agustos 2011, http://www.bloomberg.com/news/201108-03/missile-defense-costing-35-billion-misses-bullets-with-bullets.html (Erisim Tarihi: 10 Nisan 2012).

(46) Burada "ucuncu Mevzi"den kasit, Kaliforniya ile ABD'nin Dogu kiyisindaki ilk iki GMD mevzisinden sonra ucuncu mevzinin Avrupa'da tesis edilmesidir. Bkz.: Michael Sirak, "The End Game", Jane's Defence Weekly, 15 Eylul 2004, s. 24-29.

(47) Vladimir Petrov, "Russia plans to counter missile defence shield", Jane's Defence Weekly, 12 Kasim 2008, s. 6; Dmitry Rogozin, "Missile defence as a common cause for all", Jane's Defence Weekly, 21 Ekim 2009, s. 20; Duncan Lennox, "uS and Europe must aim to please Russia", Jane's Defence Weekly, 25 Mart 2009, s. 20-21.

(48) The Phased Adaptive Approach for Missile Defense of Europe, Fact Sheet by Missile Defense Agency, 17 Eylul 2009, http://www.mda.mil/system/paa.html (Erisim Tarihi: 14 Nisan 2012).

(49) Patrick O'Reilly, Ballistic Missile Defense Overview--European Phased Adaptive Approach, Missile Defense Agency, Washington, D.C., 18 Ekim 2011, s. 3-8.

(50) Robert Wall, "Alliance Agenda", Aviation Week & Space Technology, 29 Kasim 2010, s. 26.

(51) Dagitimi ve paylasimi yapilan taktik resim esas itibariyle ittifak bunyesindeki karargahlar ile kullanicilara ulastirildigi halde, bir kez ulkelerin ulusal komuta-kontrol-muhabere sistemine dahil olduktan sonra bu verilerin ulusal seviyedeki karargah, kullanici ve birliklerce gorulmesi ve kullanilmasinin onunde herhangi bir engel yoktur.

(52) "Interview with ALTBMD Chief Alessandro Pera", Defense News, 5 Nisan 2010, s. 8; Brooks Tigner, "NATO to step up ALTBMD tests", Jane's Defence Weekly, 14 Eylul 2011, s. 19; Brooks Tigner, "NATO progresses missile defence C2 plans", Jane's Defence Weekly, 14 Temmuz 2010, s. 25.

(53) NATO Source Alliance News Blog, http://www.acus.org/natosource/video-first-live-fire-testnatos-missile-defense-system (Erisim Tarihi: 10 Nisan 2012); Charles Hollosi, "European fleets respond to ballistic missile threats", Jane's Navy International, Eylul 2011, s. 28-29.

(54) Amy Butler, "Missing Link", Aviation Week & Space Technology, 22 Agustos 2011, s. 23.

(55) Baker Spring, "Europe, Missile Defense, and the Future of Extended Deterrence", WebMemo, No. 2080, Washington, D.C., The Heritage Foundation, 25 Eylul 2008, s. 1-2; Manpreet Sethi, "New Face of Security: Missile Defense Rewrites Nuclear Strategies", Defense News, 16 Ocak 2006, s. 21; Michael Ruhe, "NATO and Extended Deterrence in a Multinuclear World", Military Technology, 4/2009, s. XXXIII-XXXIX.

(56) Eliot Blair Smith ve Gopal Ratnam, "$35B missile defense misses bullet with bullet", Bloomberg, 3 Agustos 2011, http://www.bloomberg.com/news/2011-08-03/missile-defense-costing-35billion-misses-bullets-with-bullets.html (Erisim Tarihi: 10 Nisan 2012); Philip Coyle, "Ask McCain and Obama about Missile Defense", Center for Defense Information, 16 Eylul 2008, http://www.cdi.org/friendlyversion/printversion.cfm?documentID=4371 (Erisim Tarihi: 14 Nisan 2012).

(57) ufuk Guldemir, "Patriot'lar ne kadar guvenli?", Cumhuriyet, 26 Ocak 1991; Nicholas Fiorenza, "In Reprise of 1991 Role, Dutch Patriots Deploy to Turkey", Defense News, 17 Mart 2003, s. 23. (58) Robert Wall, "War", Aviation Week & Space Technology, 24 Mart 2003, s. 24-25; Amy Butler, "Terminal Range", Aviation Week & Space Technology, 15 Eylul 2008, s. 46-47; "Netherlands decides to procure Lockheed PAC-3 missiles", Jane's International Defence Review, Nisan 2004, s. 12.

(59) ABD, israil ve Avrupa ulkelerinin yani sira, Rusya Federasyonu ve Cin Halk Cumhuriyeti de balistik fuzeleri onleyebilecek sistemler gelistirmis ve gelistirmeye devam etmektedir. Ancak bunlar genelde, kokeni Sovyetler Birligi'ne uzanan S-300 hava savunma sisteminin balistik fuze onleme yetenegi kazandirildigi ifade edilen turevleridir ve ozellikle uzun menzilli balistik fuzelere karsi etkinliklerinin ne olacagi henuz aciklik kazanmamistir. Bkz.: Richard D. Fisher Jr. ve Carlo Kopp, "Game Changers", Defense Technology International, Aralik 2009, s. 32-34.

(60) 2011'de SM3 fuzesi tasiyan ABD savas gemisi sayisi 23 olup, 2016'da bu sayinin 41'e ulasmasi planlanmistir. Bkz. Ronald O'Rourke, Navy Aegis Ballistic Missile Defense (BMD) Program: Background and Issues for Congress, Congressional Research Service Report for Congress, Washington, D.C, 19 Nisan 2011, s. 12.

(61) Sea-Based Missile Defense Flight Test Results in Successful Intercept, ABD Fuze Savunma Ajansi (MDA) Basin Duyurusu, 15 Nisan 2011.

(62) Fact Sheet on U.S. Missile Defense Policy: A Phased Adaptive Approach for Missile Defense in Europe, Beyaz Saray Basin Burosu basin duyurusu, 17 Eylul 2009; O'Reilly, Ballistic Missile Defense Overview, s. 3, 5; O'Rourke, BMD program, s. 3-7; Norman Freidman, "Afloat and ashore: Aegis BMD follows an adaptive course", Jane's Navy International, Eylul 2011, s. 36.

(63) Fatih Altayli, "Kurecik'i vazgecilmez yapan 5 saniye", HaberTiirk, 24 Mart 2012.

(64) "NATO missile defences in Europe: Shooting down a plan", The Economist, 26 Eylul 2009, s. 63-64.

(65) O'Reilly, Ballistic Missile Defense Overview, s. 3-7.

(66) Ibid., s. 3-7.

(67) "Yukselme safhasi", ingilizce'deki "ascent phase" teriminin karsiligi olarak kullanilmistir. Yurt disindaki cesitli kaynaklarda bu safhada gerceklesen onleme girisimleri icin "EIP--early intercept phase" (erken onleme safhasi) terimine de rastlanmaktadir. Ayrica, bu safhayi "upper-boost" ve "post-boost" gibi kendi icinde kademelendiren kaynaklar da mevcuttur.

(68) Doug Richardson, "Boosting missile defence: technologies focus on early interception challenges", Jane's International Defence Review, Ocak 2010, s. 32-33.

(69) Turner Brinton, "u.S. Satellites Track Missile in Milestone Test", Defense News, 11 Nisan 2011, s.22; Jim Hodges, "Wanted: anti-missile details", C4ISR Journal, Nisan 2010, s. 22-23.

(70) Alan B. Hicks, AEGIS Ballistic Missile Defense Overview, Marshall Institute, Washington, D.C, 28 Kasim 2007; Shooting down a plan, s. 63-64; Sonumut, "Fuze Kalkani".

(71) Patrick O'Reilly, "Missile Defense--The Way Forward", Military Technology, Agustos 2009, s. 37; Hicks, AEGIS Overview.

(72) "Fuze degil, radar ussu", Beyaz TV, 19 Eylul 2011, http://www.beyazgazete.com/video/2011/ 09/19/fuze-degil-radar-ussu-beyaztv.html (Erisim tarihi: 30 Kasim 2011).

(73) Daniel Goure, DoD and the Army Have Their Math Wrong On Missile Defense Cuts, 12 Mart 2012, Lexington Institute, http://www.lexingtoninstitute.org/dod-and-the-army-have-theirmath-wrong-on-missile-defense-cuts?a=1&c=1171 (Erisim Tarihi: 14 Mart 2012).

(74) O'Rourke, BMD Program, s.13, s.23-24. Lockheed Martin's Latest Aegis Ballistic Missile Defense upgrades Certified by u.S. Navy, Lockheed Martin basin duyurusu, 18 Nisan 2012, http://markets.on.nytimes.com/research/stocks/news/press_release.asp?docTag=201204181007PR_NEWS_ uSPRXPH89670&feedID=600&press_symbol=184690 (erisim Tarihi: 19 Nisan 2012).

(75) Daniel Wasserbly, "uS Joint Staff call for more complete BMD capability", Jane's Defence Weekly, 4 Nisan 2012, s. 14.

(76) "SM-3 failed to hit target during test, says uS MDA", Jane's Defence Weekly, 7 Eylul 2011, s. 6; William Broad & David Sanger, "Review Cites Flaws in u.S. Antimissile Program", New York Times, 17 Mayis 2010.

(77) Amy Butler, "Missile Warning Alert", Aviation Week & Space Technology, 19 Nisan 2010, s. 3536; O'Rourke, BMD Program, s. 29.

(78) Egeli, Balistik Fuzeler, s. 34-36.

(79) Brooks Tigner, "Ballistic Missile Defence: Launch Control", Jane's Defence Weekly, 8 Cubat 2012, s. 27-28.

(80) Ibid., s. 24-27.

(81) Ibid, s. 26.

(82) Brooks Tigner, ALTBMD tests, s.19; Bill Sweetman, "Tangled Web", Defense Technology International, Aralik 2009, s. 23.

(83) Tigner, Launch Control, s. 28-29. O'Rourke, BMD program, s. 20, 24. Pierre Tran, "MBDA to Europe: Pick a Missile Defense Plan", Defense News, 18 Eylul 2011, s. 20; Robert Wall, "A New Hope", Aviation Week & Space Technology, 4 Ekim 2010, s. 60-61; Amy Svitak ve Robert Wall, "Ballistic Bulwark", Aviation Week & Space Technology, 18/25 Temmuz, 2011, s. 26-27; Philip Ewing, "u.S. Navy's BMD Fleet Plans Europe Defense", Defense News, 28 Eylul 2009, s. 25.

(84) EPAA'nin komuta-kontrol ve karar sureclerine iliskin tartismalar Turk kamuoyunun da gundemine geldigi halde, karar surecinin ve kontrolun ABD'nde mi yoksa NATO'da mi olacagindan ziyade, Turkiye'nin topraklarina konuslandirilan kalkan unsurlari uzerinde kontrole sahip olup olunmayacagi tartisma konusu yapilmistir. Bkz.: "Komuta Kontrol Sonraki Asama", Bugun, 18 Kasim 2010; Cevher ilhan, "Fuze Kalkani Oyunu ve Yaniltmasi", Yeni Asya, 22 Kasim 2010, http://hurseda.net/Cevher-Ilhan/1471/Fuze-Kalkani-Oyunu-ve-Yaniltmasi-(1). html (Erisim Tarihi: 15 Nisan 2012); Erol Bilbilik, "Lizbon, Yeni NATO ve Nukleer Stratejik Konsepti", Ilk Kursun, 17 Mart 2011, http://www.ilk-kursun.com/haber/65404 (Erisim Tarihi: 14 Nisan 2012).

(85) Beyaz TV, Fuze degil radar ussu.

(86) David A. Fulghum, "Past is prologue: aircraft that can intercept ballistic missiles may be in vogue again", Aviation Week & Space Technology, 20-27 Eylul 2010, s. 72-73.

(87) "4 Predator incirlik'te", CNN Turk, 15 Kasim 2011, http://www.cnnturk.com/2011/Turkiye/11/15/4.predator.incirlikte/636781.0/index.html (Erisim Tarihi: 20 Aralik 2011).

(88) Hodges, Wanted, s.22-23; Amy Butler, "Reaping the Benefits", Aviation Week & Space Technology, 15 Agustos 2011 s.48-50.

(89) Butler, Reaping Benefits, s.48-50; Amy Butler, "End Game", Aviation Week & Space Technology, 13 HazIran 2011, s. 40-43.

(90) Beyaz TV, Fuze degil radar ussu.

(91) E. Tuggeneral Ergun Mengi ile soylesi, 15 Aralik 2011.

(92) "Russia Says NATO Missile-Defense Talks at Dead End", Radio Free Europe, 6 Cubat 2012, http://www.rferl.org/content/russia_nato_missile_defense_talks/24474887.html (Erisim Tarihi: 7 Cubat 2012).

(93) Brooks Tinger, "Russia ramps up anti-BMD shield rhetoric", Jane's Defence Weekly, 30 Kasim 2011, s. 4; "Moskova'dan kalkan uyarisi", Cumhuriyet, 24 Kasim 2011.

(94) Brooks Tigner, "NATO finds it hard going on missile defence", Jane's Defence Weekly, 14 Agustos 2011, s. 11.

(95) Ibid., s. 11.

(96) Daniel Gour, Russia Fires a Shot at u.S. Theater Missile Defense Plan, Lexington Institute, 28 Kasim 2011, http://www.lexingtoninstitute.org/russia-fires-a-shot-at-us-theater-missile-defense-plan?a= 1&c=1171 (Erisim Tarihi: 29 Kasim 2011).

(97) Ekber Karadag, "Iran'in ilk hedefi Malatya", Cumhuriyet, 27 Kasim 2011.

(98) Ekber Karabag, "Iran'dan Ankara'ya Suclama: Fuze Kalkani israil'i koruyor", Cumhuriyet, 10 Ekim 2011.

(99) Asli Aydintasbas, "Ankara Fuze Kalkani istemiyor", Milliyet, 16 Aralik 2010; "Amaci disinda kullanilamaz", Anadolu Ajansi, 4 Kasim 2011, http://aa.com.tr/tr/alt-manset-haberleri/101362amaci-disinda-kullanilamaz (Erisim Tarihi: 24 Aralik 2011).

(100) "U.S. Maintains Full Control of Turkish-Based Radar", Defense News, 30 Ocak 2012; Marvin Leibstone, "International Cooperation & Missile Defence Program", Military Technology, 8/2009, s. 46; O'Reilly, Way forward, s.38; "ABD'den kalkan itirafy", Hurriyet, 17 Eylul 2011.

(101) Duncan Lennox, "Manoeuvres over Missile Defence", Jane's Defence Weekly, 9 HazIran 2010, s. 46

(102) Butler, Missing Link, s. 23-24.

(103) "SAMP/T satihtan havaya fuze sistemi", Savunma ve Havacilik, No:138, s. 66-76.

(104) Pierre Tran, "MBDA to Europe: Pick a Missile Defense Plan", Defense News, 19 Eylul 2011, s. 20; Wall, New Hope, s. 60-61; Switak ve Wall, Ballistic Bullwark, s. 26-27.

(105) Sunnetci, Lizbon Zirvesi, s. 154; "Kurecik radarinin sifreleri", Hu'rriyet, 22 Mart 2012; umit Enginsoy, "Turkey in Talks for missile defense system buy", Turkish Daily News, 29 Nisan 2008; "Turkiye gec kalan milli kalkanini nihayet kuracak!", Gazeteci TV, 7 Aralik 2011, http://gazeteci.tv/Turkiye-geckalan-milli-kalkanini-nihayet-kuracak-134495h.htm (Erisim Tarihi: 22 Nisan 2012).

(106) "Raytheon: ihtiyaci Karsilamaya Haziriz", Savunma ve Havacilik, Cilt: 25, Sayi: 145, 2011/03, s. 59.

Sytky Egeli, Dr. Sitki Egeli, Ankara. E-posta: sitki@mezun.bilkent.edu.tr. Bu makale, yazarin Istanbul Bilgi universitesi Yayinevi tarafindan Mustafa Aydin'in editorlugunde hazirlanan Guvenlik Calismalari Serisi'nin ikinci kitabi olan Fuze Tehdidi ve NATO Fuze Kalkani: Turkiye Acisindan Bir Degerlendirme, (Istanbul: Istanbul Bilgi universitesi Yayinlari, No.404, Aralik 2012.) baslikli kitabi esas alinarak hazirlanmistir.
Tablo-1: Bolgedeki balistik fuzeler. (14)

                  Menzil (km)    Mencei          Kullanan bolge
                                                 ulkeleri

Scud-B            320            SSCB, K.Kore    Suriye, Iran,
                                                   Ermenistan,
                                                   Gurcistan,Rusya
Scud-C            600            K.Kore          Suriye, Iran
Sahap-3           1.300-1.900    Iran (K.Kore)   Iran
Sejil-2           2.000+         Iran            Iran
DF-3 (CSS-2)      2.700          Cin H.C.        Suudi Arabistan
Jericho-2         1.500          Israil          Israil
Jericho-3         4.800          Israil          Israil
SS-26 Iskender    400            Rusya           Rusya
SS-21 Tochka      120            SSCB            Suriye, Rusya,
                                                 Ermenistan
ATACMS            145            ABD             Turkiye,
                                                   Yunanistan

Tablo-2: Fuze Savunma Sistemleri. (59)

                Onleme yapabildigi   Onleme irtifasi   Hizmete
                balistik fuzenin                       girdigi/
                menzili (km)                           girecegi
                                                       yil

Patriot         600                  Alt katman        1990
  PAC-2                                (~12 km)
Patriot PAC-3   1.000                Alt katman        2002
                                       (20-40 km)
THAAD           1.000-3.000          Atmosfer ici      2010
                                       ve disi
                                       (100-150 km)
SM3-IA          3.000                Atmosfer disi     2006
SM3-IB          3.000-5.500          Atmosfer disi     2015
SM3-IIA         5.500                Atmosfer disi     2018
SM3-IIB         >5.500               Atmosfer disi     2020
GMD             >5.500               Atmosfer disi     2006
Arrow           1.000-3.000          Atmosfer ici      2000
                                       (40 km)
SAMP-T Aster    600                  Alt katman        2010
Blok 1                                 (~20 km)
COPYRIGHT 2014 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2014 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Egeli, Sitki
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Geographic Code:7TURK
Date:Jan 1, 2014
Words:14422
Previous Article:Nato's transformation/Nato'nun donusumu.
Next Article:Energy security: NATO's new threat perception/Enerji guvenligi: NATO'nun yeni tehdit algisi.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2019 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters