Printer Friendly

Aysel'in trajedisi ya da Olmeye Yatmak romaninda aydin kadinin bunalimi.

Ozet

Adalet Agaoglu'nun Olmeye Yatmak romaninda bir devrin aydinlarinin kendilerini sorgulamasiyla karsilasiriz. Romanin kadin kahramani Aysel de boyle bir sorgulama icindedir. Kendisine yuklenen agir vazife hissi bireysel istekleriyle catismaya baslar. Birey ideallerinin agirligi altinda ezilmektedir. Bir yonuyle bireyin inkari anlamina gelen ici bos idealizmini sorgular Aysel. Ona gore birey kendisi olmali, inanc ve gorevlerini kendisi belirlemelidir. Birey olmaya giden yol kisisel yasanmisliktan ve bireysel tercih hakkina sahip olmaktan gecer. Romanda Cumhuriyetin ilkelerini yuceltmek icin vazifelendirilen Aysel ve onun kusaginin bireyseli yakalama cabasi Aysel'in bir gun bir otel odasinda intihar etme isteginin isiginda sorgulanmistir.

Sonunda Aysel mutlak bir sorgulama inanciyla otel odasindan ayrilir. Birey kendini yapan degerleri ve inanclarini sorgulamalidir. Hayat vazife gibi yasanmalidir.

Anahtar Kelimeler: Adalet Agaoglu, aydin kadin, bireysellik.

Abstract

Aysel's Tragedy or the Depression of the Intellectual Woman in the Novel "Olmeye Yatmak" (Lie Back to Death)

In the novel Olmeye Yatmak by Adalet Agaoglu, the thematic issues revolve about the self-questioning of intellectuals during a certain period of time. The heroin of the novel, Aysel, is questioning herself in term of guilt erosed by a conflict between duty and her personal ideals. Aysel questions her nihilistic idealism which is also the denial of the individual. According to her, the individual must be herself, and should be herself to determine her belief and duties. The way to become an individual involves a commitment to personal experience and having the personal right of choice. In the novel, Aysel whose duly it is to promote the principles of Republic while struggling to become an individual, is being questioned under the light of Aysel's attempt to commit suicide in a hotel room.

At the and, Aysel leaves the hotel room with having achieved relief of obsolute personal questioning. An individual should question values and beliefs on the process of finding herself. Life shouldn't be lived blindly as a duly.

Key Words: Adalet Agaoglu, intellectual woman, individualism.

**********

Tasidiklari kimligin kendilerine cok agir geldigini hissedenler vardir. Ideallerinin yogunlugu, baskisi ve uzakligi onlari bir kozanin icine hapsetmistir. Bu daracik kozanin icinde saga sola kimildayamadan, nefes alabilmek icin pencereler aralamakla gecer zamanlari. Her kimildanis hareket alanlarini biraz daha daraltir. Insan olmanin kucuk anlarni, ufak zevklerini kendilerine cok gorurler. Onlar hayatlarini baskalarina adamislardir. Hayati vazife bilinciyle yasamaktadirlar.

Olmeye Yatmak'ta Aysel'in sorgusu bireyin kendisi icin belirlenmis kalip halinde kendisine sunulan ust kimlige itirazini ifade eder. Aysel'in hikayesi bir romanin sayfalarina sigmayacak kadar agir bir sorgulamayla doludur. Bu yuzden onun icine hapsedildigi romanin sayfalarindan aranizda dolastigini dusunebilirsiniz. Romanlarin yasanmislik degerlerinin onemi ya da onemsizligi sizin icin o kadar da gerekli degilken birden etiyle, kaniyla, kafasiyla, yasamis oldugunu mutlaka kabul etmeniz gerektigini dusunduren canliligiyla ve gercekligiyle karsiniza cikiyor Aysel. O, kendi tabiriyle vazifeye doymayan acgozlu, fakat zayif omuzlariyla bir devri, gorev ve misyon tarafiyla yuklenen nadir karakterlerden biridir. Hayati oylesine vazife bilinciyle yasamaktadir ve bu oylesine durdurulmaz ve geri donulmez bir cizgidir ki Aysel bu akisin disina cikmak istediginde kendisini bir otel odasinda olmeyi beklerken bulur. Aysel omru boyunca varlik mucadelesi vermekten, once insan olarak kendisini kabul ettirmek savasiyla ugrasmaktan asil kimligine, benliginin derinligine uzanamamistir. Bu, icine dogru gitmeyi hep erteleyip, surekli disa dogru uzanisin sonucudur. Ust beni fazlaca abartilmis bir insanin kendisini bulma mucadelesidir. Onu anlatabilecek en iyi kelime de mucadele kelimesidir zaten. Aysel, kelimenin tam anlamiyla kendini, kendi benini taniyamayacak kadar etrafindaki insanlara daha dogru bir ifadeyle vazifelerine dagitmis bir karakterdir. Bunun tabii bir sonucu olarak da kimliginin kayip taraflarini baskalarinda aramaktadir. Bir gun oldukca gec denebilecek bir donemde hayatin asiI gercegine uyanir. Uyandigi yer bir otel odasidir. Bu otel odasina hayatini hayat, n,n ipuclarini, sorularini, veya bu sekilde kimligini dagittigi insanlari da beraberinde getirmistir. Burasi bir sure sonra kalabalik bir toplanti salonuna donosur. Aysel onlar arasindan secmeler yapacaktir. Elini daha dogrusu hafizas,n, rastgele orada burada dolastirir. Eline gelenlerden hangisi gercek Ayseldir? Ustelik Aysel bu kimlik mucadelesini hayattan umidini kestigi, birkac saat icinde olmeyi bekledigi bir zamanda gerceklestirir. Aysel bu otel odasinda zamani, dunyayi, yani yasamin butun unsurlarini geride birakmistir. Burasi, dunyadayken, olmeden once olunebilen bir mezardir. Bu yuzden Aysel odanin karanlik olmasina ozen gosterir. Perdeleri kapatir. Isik istemez. Bir mezarda ya da bilincaltinin karanlik dehlizlerindedir. Tuhaf bir sekilde kendisinin sectigi olumun esigindedir. Tuhaftir cunku yasadigi hayatin icinde hayata devam ederken kendisiyle karsilasamamistir. O ancak olumun nefesini hissederken kendisine uyanir, kendisini ancak olumun esiginde bulabilecegini dusunmektedir. Cunku devam eden hayatin bu akisin duzeni onu oylesine parcalayip dagitmis, oylesine kendisine yabancilastirmistir ki bir taraftan yasarken bir taraftan kendisini bulamayacagini iyi bilmektedir. Olum Aysel icin kendine giden yoldur. Hatta tek yoldur.

Aysel'i anlamak, dusuncenin karanlik dehlizlerinde kendi gosterdigi zayif ve her kosesinde ipuclari sakli isikla, onun pesinden bilincaltina yolculuk etmek demektir. Aysel'in hayati kisiliginin dagildigi insanlan bir araya getirmekle butunlenebilir. Yine ayni yoldan onun kimligine, kisiligine ve bunahmina da gidilebilir. Onu anlamanin zamani da onun gosterdigi zamanin icindedir. Yani olumden yasama, varolusa giden zaman cizgisi. Merkezinde olum olan, oradan yasama dagilan ve acilan bir kimlik. Aysel'in kisiligini olumun golgesinde aramak, daha basindan onu iki farkli boyutta yani catismanin tam ortasinda bulmak demektir. Bir tarafi yasama dagilan reddedilen, dialer tarafi olumde bulunmus ya da aranilan parcalanmis bir kisilik. Aysel'in karakteri temelde iki farkli bolumde incelenebilir. Kimliginin kadin tarafi daha dogru bir ifadeyle, asil hayati; yasanmisligi cagristiran tarafi ile daha bastan kendine asli bir gorev gibi yukledigi aydin kimligi. Aysel'in kisiliginin bu iki yonu catismaktadir ve Aysel'in trajedisi de buradan dogar. Aslinda aydin kimligi adi altinda yuklendigi gorev tarafi agirligiyla asil kimligini hep ezmistir. O, asil Aysel'i ancak olme istegiyle birlikte belki ondan biraz daha once kesfedecektir. Bu tarafinin uyanmasiyla, da aydin kimligiyle yasadigi hayati kafasinda bir turlu dogrulayamamistir. Olum zamaninda kendisini ve yasadigi hayati begenmemektedir:
 Nasil olsa kendimi begenerek olmeyecegim ... Kendimizi dogrularsam
 olumun geregi kalmayacak. Bu, kisinin her seyle ve kendisiyle
 uzlasmasini gerektirir. Demek kendimizi, her seyi dogrulayamazsam,
 o icgudusel savunuyla olume busbutun karsi durulacak.
 Gerilenemeyecek. Kim istemez kendini begenerek olmeyi? Kendimi
 dogrulamis olarak olmeyi ben de isterdim. Her seyde hakli bularak
 kendimi. Butun haksizliklari da baskalarina yikarak. Devrederek.
 Kismet de, limb. (s.103)


Yasamla olum arasinda takilip otel odasinda butun vazifelerinden, gorevlerinden arinmis olarak bir kez olmayi arzulamaktadir. Bir turlu olemeyisinin nedenini izah ederken: C)lmek nedir? Olmek yasanmis olmayi gerektiriyor." (s. 248) diyerek yasamla aslinda ne kadar kopuk oldugunu vurgular. Yasadigi hayat da aslinda yasamin kendisine pek yakin bir hayat degildir. Aysel gorev gibi yasanmis bir hayatin pismanligindadir, olmak adina olmeden once son bir sigara icmek isterken butun gorevlerine isyan etmektedir:
 Olmeden once son sigarami icsem mi artik? Cok istiyorum bir sigara
 icmeyi. Neden icmeyecekmisim peki? Henuz olmedicgime ve canim da
 cektigine gore. Beni ne alikoyabilir sigara icmekten. Hangi gorevim
 benim? Hangi odevim? Hangi Atam? (s.104)


Aysel'in olumle pencelesmesinin sebebi vazife bilincinden syrilamamasidir. Cantasinda oldukten sonra okunmak uzere yazilmis bir not vardir. Bu notu degistirmek ister. Olumun anlami uzerinde bile dusunmek istemez.
 Iyi ama olumun n gercek anlamini nasal anlatmali? Anlatmak mi?
 Artik bir gorev yuklemek istemiyorum ki kendime. Bu bir gorevsizlik
 karandir. Zarftaki notu yirtip boyle mi yazsam? (s. 104).


Yeni Turkiye'nin Aydin Kadini

Aysel'in hikayesi Ankara'ran kucuk bir kasabasinda, Turkiye Cumhuriyetini yarinlara tasiyacak yeni ve mukemmel bir neslin yetistirilmeye bir donemde baslar. Aysel de dicker arkadaslari gibi Dundar ogretmenin irfan ordusunun bir neferidir. Aydin bir Turk kadini olmak vazifesi Aysel'in omuzlarina daha o gunlerde, ilkokulda yuklenmistir. Dundar ogretmenin yazdigi, yeni Turkiye tablosunun gosterilmeye calisidigi bir piyeste Aysel calisan, aydin bir Turk kadinini temsil eden bir rol ustlenir. YiIlar sonra gercekten de piyesteki rolunu hayatta oynamaya baslar. Fakat o, bu rolu yeterince benimseyemeden hep oyunda kalan taraflanyla yasayacaktir. Ilk mucadelesi de yine o gunlerde baslar. Aysel, okumak istemektedir. Okumak onun icin bir taraftan Ataturkun istedigi gibi, erkegini yalniz birakmayacak bir aydin kadin vasfi tasimakken, diger taraftan da onun icin bir varlik mucadelesi haline gelir. Aysel'in butun yasami okumak kelimesiyle ozdeslesir o gunlerde. Kendini bir varlik olarak hissedebilmesi de okumasina baglidir. Boylece Aysel'in kimliginin vazife tarafi iki cizgi halinde olusmaya baslamistir. Bir taraflan aydin bir Turk kadini olma ulkusu bir taraftan da ona karismis olarak gelisen varlik mucadelesi. Bu iki cizgi ilerleyen zamanlarda birbirine karismis olarak bazen biri digerinin onune gecerek devam etmistir. Aysel, erkek cocuk olmakla kiz cocuk olmak arasindaki farkla o yillarda tanismistir. Evde agabeyine karsi takinilan yuice varlik imaji onu derinden etkilemistir. Erkegin varligi kutsanmistir. Bir erkegin kimlik olabilmek icin baska bir yapmasina gerek yoktur. Oysa onun bir kisi olabilmek icin yapmasi gereken tek bir vardir: Okumak. Kendisini yillar sonra onemli bir konuma getiren hirsin altindaki temel duyguyu Aysel, agabeyi karsisinda kendisine gosterilen hiclik konumu olarak tanimlar. Okumak da bu anlamda bir mucadele ve bir gorevdir.
 Aysel icinde onarilmaz bir kiriklik duyuyor. Yeniden evin kiyida
 kosede unutulmus bir esyasi oldugunu seziyor. Ilk gercek ofkeyi
 taniyor. Disa vurulamayan, o insani icten ice kirbaclayan insana
 kendini astiran ve kendini zora kosturan. Eline gecen bu ilk firsah
 ne olursa olsun iyi degerlendirmeliydi. Kendisinin de bir kisi
 oldugu akillarda yer etmeliydi. (s.206)


Burada okumak kimlik kazanmaktan da varolus mucadelesinin, kendisini bir varlik olarak hissedebilmenin kosulu olarak goruilmektedir. Aysel yillar sonra otel odasindaki sorgusunda, kendini ilk olarak okumuslugunu vurgulama, ispatlama konumundayken yakalar. Iste bu yakalama onu otel odasma goturen sonun baslangicidir. Aysel icin varolmanin kosulu okumus olmaktir. Onun cikmazi bir neslin kadininin da gercek dramidir. Aydin olmayan, okumu,sluk izi tasimayan bir kadin olmak, onun icin hic olrnakla ayni anlama gelmektedir. Bu, kisilige sonradan giydirilmis bir mecburiyettir. Daha basindan kendini reddedip bir goreve talip olmaktir.
 Gazeteyi yuzume orttum. Kendimi asiI ilk boyle yakaladim iste.
 Temizlikci kadina canim yatmak istemedi. Bir arkadasimla kaldim,
 dikis dikmek istedim ve buna benzer bir yigin baska bir sey
 soyleyebilirdim. Ama firsati bir kez daha okumuslugum ustunde
 degerlendirivermistim. Pedikurcu Gonul'e de boyle yapiyordum.
 Pedikurun ardindan bir kokteyle davetliysem, alisverse gideceksem
 ya da konuklarimiz varsa bunlari soylemiyordum. Hep ciddi
 gorevlerim olmahydi. (s. 108)


Temizlikci kadina ya da pedikurcu Gonul'e Aysel'in ispat edecek hicbir seyi yoktur. Fakat Aysel, kadin olarak onlardan farkli oldugunu vurgulama telasindadir. Cunku onemli gorevleri olan okumus kadin kimligi silindiginde yok olacagini ya da kendisinin fark edilmeyecegini dusunmektedir. Bir kosede esyalar gibi unutulmuslugunun ofkesini icinde tasimaktadir. Tasimakla kalmayip onun izinden gitmektedir. Butun hayatini bu ispatin golgesinde yasamistir. Icindeki asiI Aysel ise henuz ortalarda gozukmemektedir. Onun varligindan bile habersizdir henuz. Aysel'in kendisiyle karsilastigi an, tukenme noktasina oldukca yakin, neredeyse yokluk sinirinda bir yerdir. Yok olma korkusu kendini iyiden iyiye hissettirirken, hem kadin tarafiyla hem de aydin olarak son bir gayretle tutunur hayata. Bu sefer varligini vericilige yonlendirmistir. Hic odeyemeyecegi bir borcun altindaymis gibi etrafindakilere olcusuz bir sekilde kendini sunar. Bu borcun kaynagi fazlaca gelisen List benidir. Butun topluma kendini adayan bir insanin maruz kalabilecegi turden, neredeyse icgudusel, bir tutunmadir. AyseI yok olmamak, varolusunu ispatlamak icin gorev kiligina soktugu borcunu odemeye devam eder. Kendisinde olani baskalarina vererek varligindan emin olmak ... Aysel'in yasadigi budur. Ali'ye, Aydin'a, Engin'e karsi yaklasiminda bu temel duygunun yonlendirmesi vardir. Aydin kadin, erkegini yalniz birakmamalidir anlayisinin altina gizlenerek onunla simsiki ortusmustur Gercekte Aysel, benliginin gizli koselerinde, bilincaltinda yasayan varligini ispat etme, varolusunu vurgulama temel duygusuyla hareket etmektedir. Engin'le beraberlige bir turlu ask adini vermeyisinde de bu duygunun etkisi acikca gorulur. O, ancak vererek varligini, guvende hisseder. Yok olmak Aysel icin kimliksiz bir kadin olmakla ayni anlama gelir:
 Herhalde yine ayni korkudan: Onemsiz bir toz parcasi gibi uflenip
 gitmekten. Ama ben bu duyguyu yillar once yasamis olmaliyim. Son
 haftalarda, haftalar boyunca hemen butun bos saatlerim genc
 orencilerimle doldu. Sanki dunyanin sonu gelmis de sanki iki dakika
 sonar tumumuz kuller altinda kalacakmisiz da. Iste bu yuzden butun
 sevecenligimi, butun sicakligimi, hosgorumu engelsiz
 bosaltiveriyordum. (s. 147)


Aysel tukenme noktasinda oldugunun farkindadir. Surekli vermek istemesinin nedeni, varligini tukenmenin esiginden geri dondurmeyle karisan durdurma istegidir. Varligin ve dirimin sembolLi olan genclere kimligini, varolmasinin dayanagi sandligi coskulu tutkunlugunu aktarma cabasina donusen baskaldiri. Kendinden beslenip yine kendisine yonelen bir isyan. Enginle de buna benzer bir duyguyla birlikte oldugunu dusunur:
 Tamam buydu iste beni mutlu eden, bir gencligi paylasmak. Onunde
 her sey icin daha cok zamani olanlardan otlanmak. (s. 17)

 Suyu en kurak gone saklamis, agzina dek dolu bir havuzdum sanki.
 O, artik en kurak gun, artik neredeyse butun koklerin
 kuruyuverecegi sandigim gun havuzun tipasini actim. Gurul gurul
 akitiyorum kendimi. Ya da akitmaya calisiyorum. Gurul gurul
 akacagim. Her yeri sulayacagim ... (s. 147)


Bilincaltinin bilince bosalmasina acilan bir kapidan birikimlerin, gerilimlerin, tetikte durmalarin cozulusuyle birlikte kisiligindeki catlamanin icine dusecektir. Aysel, kadinligini hep ihmal etmis olmasinin, hayati icinden geldigi gibi yasayamamasnin aslinda kendini gorevlerine adamis aydin kadin kimliginin sonuclari oldugunun farkindadir. Kendini toplumsal islevleriyle tanimlamis aydin kadinin odemesi gereken bir bedel vardir. Aysel icin bu bedel, hayatidir. Otel odasinda kadin olmakla aydin olmak kimlikleri birbiriyle catismaktadir. O ise ikiye ayrilmlmis benliginin catlaklarindan sizan aciyla kivranmaktadir. Bu bir dogum sancisidir. Aysel'in icinden yillarca unutulmus, farkina varilmamis yeni bir Aysel, salt kadin olan bir Aysel, dogmaktadir. Aysel kocasinin yaninda bile kadin kimligini hissedemedigini fark eder:
 Hem carom kadinligimi kocamin yaninda bile dusunemem ben. Beni
 dusunduren hep baska seylerdir. Okudum o kadar, ogrendim. Kostum,
 kostum ... Neredeyse yoruldum. Neredeyse bir kosede oturmak donemi.
 Neredeyse ... Ama daha vatan ... Kurtarmak, yuceltmek, ogrenmek,
 ogretmek, kosmak daha ... Daha uygarlasmak ... Bati ... Az
 gelismis ... Cok geismis... Gelismekte olan yani... Daha
 kurtarmak... Kurtulmak... (s.268)


Askin Ben: Vazife

Aysel, asil koseye cekilmekten korkmaktadir. Koseye cekilmek fonksiyonsuz kalmak demektir. Aysel vazifeyle beslenen bir yaratiga donusturmustur kendini. Bu yuzden, vazife tarafini hep ayakta tutmak zorundadir. Vermek de vazifeyi yasatmanin baska bir seklidir. Bu sebeple kendini genclere dogru akitmaktadir. Bu gorev tutkusu ve vazife ihtirasi uykularina bile yansir: "Kendimi bildim bileli bir nobetci gibi uyuyorum. Sanki uyuyakalmam gibi..." (s.249).

Aysel asil Aysel'in icinde uyanmasini uykularinda bile engellemistir. Insanin asil kimligi, uykunun belirsiz ikincil hayatinda gizlidir. Oysa Aysel bilincli ya da bilincsiz bunu engellemstir. Kendine giden butun kapilar kilitlenmstir. Durmadan, insan ustu bir gayretle varlik mucadelesine devam etmektedir. Engin'e bile varligini ispatlamanin bir uzantisi gozuyle bakmaya calisir:
 Neydi belli belirsiz bit ictenlikle beni kafamda durmadan
 tazeledigim o tabloya kuskuyla bakrnaya iten? Korku. Ne korkusu?
 Engin'in gozleri, bakislari. Bunlarda is yok. Olamaz da?
 Dedirtmemek. Gorulmemis sey. Duyulmamis. Bir ogrenciden cekinmek
 (s.174).


Varligi baskalarinin tasdikine baglanmis bir kimliktir Aysel'inki. Baskalari onu begenmezse parcalanip yok olacaktir. Bu, varligini fazlaca kendisinden baskalarina baglamanin bir sonucudur. Aysel bu noktada sonu intihara kadar giden bir sorgulamaya girer. Ferdi ve toplumu tartismaya baslar. Aysel'in ust beninin fazla gelismesinin bir sonucu olarak genelden ozele dogru calisan bir dusunce sistemi vardir. Kisiligine giden yolu da boyle bir sorgulamanin sonucunda bulur:
 Oyle ya hangi siniftanim ben. Dusunenler sinifi. Bunu da ilk
 dusunmuyoruz zaten. Ama Engin de sozlerinin altinda yasayan,
 hareket eden, kimilti dunyanin farkinda degil. Yasanmisligi
 olmayan hic bir cumle kalibinin hicbir anlami yuklenmedigini bir
 gun anlar mi acaba?

 Kisi olmak uzerine o dusuncemi ilk kez Omer'e actigimda "bunu
 soylemek icin henuz erken demisti." Her sey icin hep erken ...
 Sonuc: Gec kalmak. (s.177).


Genellemelerin icinde ferdin yeri nedir? Yasanmislik adina ferdin payina ne dusmektedir? Aysel'in butun meselesi budur. Kisisel yasanmislik. Bu kelimeler Aysel'in hayatinin sifresidir. Onun icin ferdi ve toplumu sorgulamak, kisiliginin iki tarafini sorgulamak anlamina gelmektedir. Aysel bu sorgulamanin ardindan kendinde kisisel yasanmisliklari olan bir yan, bir taraf arar bosuna. Fakat bulamaz. Iste o zaman tehlikenin buyuklugunu farkeder. Ferdin kendi bilincini, kendi hayatini kendi yasantisini topluma terk etmesinin manasizligini anlamistir. Ya da tam tersini ... Toplumun ferde yasanti olarak benimseyemeyecegi kadar zor ve uygulanamaz idealleri yuklemesinin cikmazindan dogan agir buhrani ... Bu bakimdan, Engin'in sozleri uzerindeki dikkati ilgi cekicidir. Ogretilerin yasanmislik degerleri olmadan anlam kazanamayacagini dusunur Aysel. Bir ogretiye ya da amaca kendini adamak ayrindir, onu yasamak ayridir. Ayrica onlari yasantiya donusturmede onlara ferdin katilimi bambaskadir. Aysel yasantiya donusmemis yani yasanmislik kazanmamis ogretilerin insana ferdi kimlik kazandiramayacaginin, ancak bir gorev gibi tasinabileceginin ayrimindadir. Kendi nesline ve kendisine yasanmisliktan uzak ideallerini gorev gibi tasiyan insanlar olarak bakar:
 Yoksa tarihi yeniden yapan elin, Dundar ogretmenin irfan ordusunu
 da yaptigina, cattigina daha dogrusu bu irfan ordusunun tarihi
 yeniden yazdigina yurekten inanmadim mi hic? Buna inanmak da salt
 bir gorev miydi yoksa? Peki bu bir gorev olmus olsa. Bu da ... Her
 gun karsimda bir bolum temsilcisini gordugum genc ogrencilerime
 inanmakta mi bir gorev? Neden utanamiyorum. Yuzlerini bile
 animsayamamaktan simdi? Bu denli uzagimda kalmis olmalarindan? ...
 (s.300)


Aysel gerektigi icin, kendisinden oylesi istendigi icin yapilanlarla dolu bir hayati yasadigini fark etmistir. Fakat asil zor olani, bu kusatilmislik icinde kendisini baskalarina adayanlara ozgu bir yabancilasmayla, kendisinin nerede oldugunu, istediklerinin neler oldugunu da bilmemektedir. Cunku ortasina kadar yasanmis bir hayati tekrar basa dondurmek imkansizdir. Aysel'in cikmazi hayatinin neredeyse yarsini yasadiktan sonra onu sorgulamaya baslamasidir. Kimliginin hangi tarafiyla, nerede olmasi gerektigini anlamasi icin once, olmamasi gerekeni yasamisa olmasidir.

Bir kadin olarak yasadigi hayat da icten gelen bir tutkuyla yasama bagliliktan ziyade gorev haline gelmis aliskanliklarindan olusur:
 Butun o pedikurler, manikurler, geceleri yuzumu iyi bir kremle
 silisim, sabahlan yuzume hafif bir nemlendirici surusum, kollarimin
 altina, orama burama talk pudralari serpisim, o sabahlara degin
 sanki kadinligimdan kopuk, saglik, rahatlik icin yapilmis bir
 gorevdi. Acaba hic kendim olmus muydum? Hic kendimiz olduk mu?
 Gorevlerin birlikte goturulmedigi bir yerim oldu mu hic? Engin'le
 doldurdugum son on saat gorevsiz miydi? (s.176)


Dikkat edilirse Aysel, birisi aydin aydin olarak vazife tarafini, digeri salt kadin tarafini vurgulayan her iki yaklasimda da kendisi olamamaktan sikayet etmektedir. Kendisi olamadigi, icine katilamadigini hissettigi hayat, Aysel'in butun hayatidir. Aslinda hicbir aninda kendisini bulamadigi ve fert olarak, kendi adina dogrulayamadigi bir hayati surdurur. Otel odasinda yasadigi bir yanilginin acisidir. Butun hayatini yanlis yasamis olanlarin duydugu pismanlikla bir aci. "Yanilmis olmanin acisini anlamiyorlar. Umulmadik bir anda yenilmis olmanin acisini. Bundaki dayanilmazligi." (s. 143)

Aysel'in kafasinda kimlik diye kalan icsellesmemis, asil benligiyle yani kendisiyle uzlasamamis bir gorev duygusudur.

Kadin Olmak: Soyunmak

Aysel'in irdelenmesi gereken diger tarafi da kadin kimligi tarafidir. Kadin olma bilinci meselesi de Aysel'de gorevin golgesinde yasamaktadir. Onun kadin tarafini anlamak icin en iyi yontem su veya bu sekilde hayatina giren erkeklere karsi takindigi tavri sorgulamaktir. Cunku Aysel kadinligini, erkekleri cikis noktasi alarak tanimlar. Aysel'in hayatinda, Aydin, kocasi Omer ve bir tarafiyla Engin'e benzedigi icin onemli olan Ali ile bir de Engin vardir. Bunlar arasinda Aydin, Aysel'in kimliginin bir tarafini temsil etmektedir. Aydin, Aysel'in kimlik kazanma surecinde etkili olmus bir erkektir. Aysel'i basindan sonuna kadar dusunmek, butun hayatinin ozellikle kadinlik tarafinin Aydin'a karsi aksulamel oldugunu bilmeyi gerektirir. Aydin, ilcenin kaymakaminin ogludur. Hem sahip oldugu sosyal statu geregince hem de fikirleriyle Aysel'in bulundugu yere gelmesinde guduleyici bir unsurdur. Aydin, bir tarafiyla Aysel'e batili, cagdas bir aydin Turk kadini olmasini telkin etmekte, diger tarafiyla da ona salt bir kadin olarak, yani aydinlingindan, okumuslugundan arinmis bir kadin gozuyle bakmaktadir. Aysel, bu iki farkli yaklasimi bir turlu uzlastiramaz. Aysel'in kafasinda okumus, dusunen kadin kimliginin disindaki kadinlik, kucuk gorulecek bir seydir. Lise yillarinda bir arkadasina yazdigi bir mektupta Aysel, Aydin'dan soyle soz eder:
 Benim acik fikirli bir meslek kadini alabilecegime nedense bir
 turlu inanmak istemiyor. Bu gun yine karsima cikip beni kucultmek
 istedi. Yakinda kocaya verirler seni Aysel. Bir sevgilin bile
 olmadan coluk cocuga karisir gidersin demesin mi? ... (s.242)


Yillar sonra Aysel, acik fikirli bir meslek kadini oldugunu, Aydin kendisinden cok farkli isteklerde bulunurken mujdeleyecektir ona: "Oysa ben ona docent oldugumu mujdeliyordum. Bunu onemseyecegini saniyordum. Asil bunu onemsemesini istiyordum." (s.305)

Aysel, aydin bir kadin olusunu, docentligini Aydin'a ispat ederken kendisini zafer kazanmis bir komutan gibi hisseder. Aydin'in docentligini onemsemesini ister cunku hayatini bu docent olmaya adamistir. Oysa Aydin, Aysel'e cinsel kimligi nedeniyle ilgi duymaktadir. Aydin onun icin ayni zamanda Avrupali olmayi simgelemektedir :
 Orada ilk defa Avrupai bir kiz olusumu Aydin'la oturup bir bardak
 bira icisimi yani. Daha da Avrupailesip az sonra karli bir bank
 uzerinde kicim usuye usuye elimi tutmasina izin verisimi. Ne ustune
 oturdugum islakligi ne yanimdaki genci, fakat uygar olusumu
 sevisimi ... (s. 308)


Aydin, Aysel icin bir sekildir. Aydin kadin kimligini, Avrupailigi temsil eden bir sekil. Aydin'da Aysel'i rahatsiz eden taraf, onun mucadelesini yok saymasi ona salt kadin oldugunu hissettirmesidir. Oysa Aysel, aydin kimliginden soyunmus bir kadinligi asla kabullenemeyecektir. Okumusluguna, aydinligina deger verilmesini ister. Aydin'la Aysel arasinda bir yasanmislik problemi vardir. Asil meselesi hayatin yasanmisligi olan Aysel, Aydin'la bu yuzden ayni cizgide bulusamamistir. Sinif farkindan kaynaklanan bir ayirimi da ifade eden bu farklilik, temelde tasrayla merkezi birbiriyle uzlasmaz yapan uzakliktir:
 Siz bizleri hep kucuk gordunuz. Ilkokulda da sonra Galatasaray'a
 giderken de dunyalarimiz hep ayri oldu. Dunyalarimizin busbutun
 ayrildigini sizi bir gun sinemada gordugumde busbutun anlamistim.

 Bir defa bizim ekmek karnelerimizin rengi ayri. Biz seninle
 arkadas olamayiz. (s.305)


Bu dusunceler Aysel'i hem sosyal konum hem de ileride kazanacagi gorev tutkusu acisindan gudulemistir. Aysel, Aydin'in daha dogustan sahip oldugu yere gelebilmek icin butun omrunu harcayacaktir. Fakat hep gorev bilinciyle ... Aysel otel odasinda gebe olabilecegi ihtimalini dusunurken, Engin'le birlikteligini izah etmeye calisirken, aklinda hep kendini Aydin'a ispatlamak vardir:
 Hafia Aydin'a telefon edip: "Gebeyim ama cocuk kocamdan degil"
 demeyi. Bunu nereden cikariyorum. Aydin'la ne iliskim var benim?
 Ama sigara icmeyi istedigim kadar istiyorum ona telefon etmeyi.
 (s. 323)


Aysel'in hayatindaki diger erkek, kocasi Omer'dir. Omer de Aysel'e hayatin vazife tarafini hatirlatir. Aysel, Omer'i evlenmek icin tercih ederken ondan: "Omer de gozleriyle hicbir kiz ogrenciyi yemiyordu. Dusunmesini ve dusundurmesini biliyordu." diye bahseder. Bu yaklasim Omer'i Aysel'in kocasi yapacaktir. Aydin'da bulunmayan dusunme ve dusundurme ozelligine sahiptir Omer. Aysel'in kadinligindan cok kafasiyla ilgilenmektedir. Aysel kafasina yani okuduklarina, aydin kimligine deger verilmesinin coskusunu Omer'le yasar. Fakat Omer'le de kadinlik tarafi hep bos kalir. Kendisini onun yaninda kadin gibi hissedemez. Omer hayatin dusunce yani vazife tarafiyla kalir kafasinda:
 Omer, onu dusunmeyi hep sona birakiyorum. Bu yataga yattigimdan
 beri kafama bir suru sey dolusuyor. Omer'i dusunursem bir cok seyi
 istemem gerekecek. Buradan kalkmayi, yeniden giyinmeyi, eve
 donmeyi, hatta belki derse bile gitmeyi, derste milli gelir
 dagilimindan soz etmeyi, Gulden'in ogluna boyali kalemler
 goturmeyi, donerken aksam yemegi icin alisveris etmeyi, guzel bir
 sofra hazirlamayi. (s. 352)


Vazife olarak uzaklasmak istedigi her sey Omer'le birlesmektedir. Hatta Omer hayatin vazife tarafiyla arasindaki bag gibi gozukuyor. Aysel kadinlik tarafinin uyanmasi icin Engin'le karsilasmayi bekleyecektir. Zaten hayatini sorgulamaya baslamasinda Engin'le olan iliskisinin onemli bir yeri vardir. Ya da tam tersi. Hayatinin sorgulanmasinin sonucudur Engin. Aysel'e o kadar ozlemini cektigi duyguyu, yasanmisligi getirir. Ali'yle Engin'i birbirine baglayan da zaten bu yasanmisliktir. Aysel Engin'in odasini gozleriyle arastirirken ayni olcude Ali'nin odasini da merak ettigini dusunur. Burasi oldukca basit, fakir bir ogrenci odasidir. Engin fabrikalardan okula gelmistir. Bir koy cocugu olarak yasami Ali'nin yasami ile birlesir. Engin, bu yasanmislik tarafi ile Aysel'in hic yasayamadigi kadinlik tarafini uyandirir, Aysel'in dusunce ve kadinlik tarafini birlestirir. Aysel'in gozunde Aydin salt kadinligi, Omer dusunce ve gorev tarafini temsil eden erkeklerdir. Engin ikisini birlestirmistir:
 Engin'le rahattim iste. Onunla ayni yataga girdigimi unuttugum cok
 olmustur. Yeniden diri, dolu bir kizdim. Butun aklim, bilgim,
 saclarim, dudaklarim, gogsum, belim, dunyaya bakisim, gulusum,
 soyleysim bir butun halinde ortaya dokuluyordu. Bir arada hem
 saygideger, hem saygidegmez, hem kusursuz hem kusurlu, hem giyinik
 hem ciplak. Hem kadin hem insan. (s. 252)


Bu tam bir uzlasmadir. Benliginin iki tarafiini gorevden uzak, yalnizca insan yaninin, kafasinin ve ruhunun uzlasmasidir. Zitlarin birbiriyle uzlasmasiyla gelen butunlenmislik tamamlanmislik hissi ... Yeniden dogusu, varolusu icinde ispat ve mucadele kaygisi tasimadan derinden gelen bir coskuyla yasamaktadir. Kendine giden yolu kesfetmek, belki de kendini yeni bastan tanimlamak. Aysel, Engin'le kadinligini hisseder ve dikkati vucuduna yonelir. Kadinligina dogru bir yolculuga cikar. Engin derinlerdeki Aysel'e bir kapi acmistir:
 Hangi buyuk Engin? Daha kendimi senin yardiminla taniyorum. Kisi
 kendini bilmeden neyi bilebilir ki? Acaba gerekli ya da gereksiz
 severek ya da sevmeyerek yapilan boyle yuzlerce seyden hangisi
 beni bu denli isitmis, piriltilara bogmustu. (s. 342)


Engin'in anlami, hayati yeniden ve derinden icten gelen bir mutlulukla hissetmektedir. Hayati yeniden, baska bir gozle yasamak ... Aysel'in Engin'de buldugu yasanmisliktir:
 Bu coskunluk basima vurdu. Neredeyse hemen gece devrimin
 gerceklesiverecegine ben bile inandim. Yine de kendimi seyredecek
 araliklar buluyordum. Coskunlugumun nedeni apacik: Aydin olusum
 gibi--neden kucumsemeli--kadin olusum da giderek golgede kalmaya
 zorunlu bulundugu bir donemde kendimi yine birden, yine onde
 dipdiri ayakta goruverdim. Bu belki son firsatimdi. Dort elle
 sarildim. Ilericiligimi dirilten bir siringa yemis gibi taptazeydim
 iste. (s. 174)


Aysel, bedeni ve kafasiyla bir butun olarak kendini aynada seyreder. Engin onun aynadaki tamamlanmisligidir. Kadinliginin mutlaka irdelenmesi gereken zamanidir. Aysel bedeniyle ve cinsel kimligiyle barisir. Aynadaki Aysel'le ancak bu son durakta tanisir:
 O sabahtan baslayarak ilk kez govdemin elle tutulur, bakilip
 gorulur somut bir sey oldugunu anladim. Killari alinirken bile
 kendi gozumde hep bir fikir yigini haline gelmis olan bu basi, bu
 boynu, bu kollari, bu bacaklari hemen yeniden varsaymakta
 bocaladim. Ellerimi belime, kalcalarima koydum. Giyinikken oylece
 onden, arkadan seyrettim kendimi. Bir an soyunup aynanin karsisinda
 cirilciplak durmak istedim. Odalarda cirilciplak dolasmayi o sabah
 ogrenmisim demek. Az once icerideki banyoda ciplakligima nasil bir
 aliskanlikla, nasil bir rahatlikla baktigimi dusunuyorum. Govdemin
 bunca yili benden boylesi kopuk olusu nedendi acaba? (s. 177)


Butun bu coskunluk ve bedeniyle kendini yeniden bir butun olarak hissetmedeki uzlasi huzuru, Aysel'e Engin'den gelir. Aysel kadinligi yeniden bulus zamanlari icin 'oc alma' tabirini kullanir, kendini yok saydigi yillardan intikam almaktadir:
 Bu budalaliklari, bu saf kizliklari tamamlamak gerekir. Ne tuhaf
 bir oc alis. Bu oc alistan ne tuhaf ve hem de tukenen bir tat
 alis!.. (s. 217)


Ozgurluge Giden Yol

Aysel kendisine cizdigi gorev dolu hayat cizgisinden sapma gostermistir. Bireyin topluluk karsisindaki aykiriligini yasar. Bu aykiri durus, hayatin disina cikmak hem kendini bulmak hem de ozgurlugunu ispatlamak anlamina gelmektedir. Aysel'in ozgurluge verdigi anlam da ilginctir. Onun icin ozgurluk, duz bir cizgi halinde devam eden, fazla sosyallesmis, ferde yasama imkani tanimayan, icinde tek bir duygu kimildanisi ve ictenlik tasimayan gorev duygusuna karsi alinmis bir tavirdir. Yani bireyin ozgurlugudur. Kendine yonelis ve kendini bulustur. Ve hemen her varolusu Aydin'a ispatlama istegi burada da kendini gosterir. Engin'le ozgur bir kadin oldugunu onun da duymasini ister. Bu bir taraftan da bir oc alistir. Kendisini kendisine yabancilastiran ust kimliginden intikam alirken, Aydin'dan da intikam almis olacaktir:
 Basucumdaki telefon durmadan aklima takiliyor. Neden ille de
 telefon edip, Aydin'i, cagirmak istiyorum. Ozgur bir Turk kadini
 olusumu onunla kanitlamadim. Yirmibes yasinda bir delikanli
 ile kanitladim. Anlasilan bunu bilmesini istiyorum. Boyle ise
 apacik bir oc alma ozlemi icindeyim demektir. (s. 108)


Aysel, kadinin kimlik sahibi olma surecinde kadin kimliginin yok edilmesine karsidir. Sorumluluk ve gorev, kadini sosyal acidan ozgurlestirmistir. Fakat asil ozguluk, duygusal ozgurluktur. Insan, gorevi yuklenirken yasanmislik degeriyle yani bireysellesmis sekliyle kabul etmelidir. Aysel'in kimlik ve ozgurluk adina feda ettigi seyler kendi hayatindan caldiklaridir. Bu anlamda Aysel, duygusal ozgurlugunun pesindedir. Aysel kendisiyle dolu olmayan bir hayatin pismanligini yasamaktadlr. Konumu, aydin kimligi Aysel'in duygusal ozgurlugunu, kisisel ozgurlugunu elinden almistir. Duygusal ozgurlugunu ispatlamak adina Engin'le yatar:
 Evet bir kez yattim ogrencimle. Bu yatistan kisa suren bir tat
 aldim. Burasi gercek. Beynimden cok, beynimde kurulan bir
 imparatorlugun sehvetiydi belki. Insan kendini tek basina
 ozgurlestiremezse ve tek basina ozgurlestirme dusu icinde bogulmussa
 kendinden sonar gelenlerin altina yatmalidir. (s. 43)


Aysel, ozgurlugu yasayamamis, onun ancak dusunu gorebilmistir. Yani kazandigini dusundugu ozgurlugun realitede karsiligi yoktur. Aysel'in butun dusu hem dusunsel hem de duygusal olarak ozgur olmaktir. O her iki anlamda da yeterince ozgurlesememistir. Ustelik hayatinin gorevlerine adadigi bolumu, duygusal hayatini surekli tehdit etmektedir. Toplumsal beni ile kisisel benin catismasini yasamaktadir. Bu yuzden Engin'le uyanan kisiselligine de rahatca birakamaz kendini. Cunkju sosyal tarafi bunu reddetmektedir. Bir sure sonra Engin'e de gorevlerinin isigiyla bakmaya baslar. Boylece yasama ihtimali kendine acilan sonsuz bir kapi olabilecek da icine gorev tasiyarak yok eder. Docentligi, bir kere daha kisiselliginin yerine gecer:
 Butun bir gece kendime hicbir seyi cok gormedim. O kadar da degil.
 Bazi sahtekarliklarim oldu. Bana nasal baktiginin farkindaydim. Ama
 farkinda degilmisim gibi durdum. Kadinca sartlanmalar nedeniyle
 degil, bir docent olusumun sartlanmalarindan henuz kurtulamadigim
 icin. (s.174)


Ust kimligiyle kadin tarafi, kisiselligiyle toplumsalligi Engin karsisinda da catismaya baslar. Engin, Aysel'e kadinliginin kapilarini acmistir. Aysel'i otel odasina goturen de bu catismadir. Aysel, otel odasindan cikmadan once hayat adina yasadigi her seyin Engin'de toplandigini soyler:
 Bir Engin sorunum vardi galiba. Ama simdi kendimi onca zorluyorum,
 cacugun yuzunu, yuz cizgilerini, sacinin rengini bile gozumun onune
 getiremiyorum. Engin'in yuzudur diye gozumun onune gelen sanki
 bildigim ve yasadigim her sey. (s. 299)


Aynaya Dusen Golge: Ben

Aysel yasamin bir yerinde durup kendisine, kendi aynasindan bir an bakan ve bu kucuk zaman dilimi icinde butun yasamini bagimsiz ve hayatin disinda kalarak olumun golgesinde sorgulayan bir aydin kadindir. Kendi istegiyle kendini hayatin cikarmis ve hayati sahnede birakarak, kendisi seyirci koltuguna oturmustur. Orada gordugu kendi hayati, kuyunun basinda donup durmaktan ibarettir. Zaman ilerlemekte, Aysel yaslanmakta fakat hayati yerinde durmaktadir. Onunki bir durus hikayesidir:
 Butun tutsaklik perdelerini yirtiyorsun, yirtiyorsun. Hicbir seye
 baslanilmamis sanki, hicbir sey eskimemis, yeniden eskiye baslamak.
 Aynli seyi hep yeniden, yeniden denemek, kendine hicbir sey
 katmadan, ustelik usanmadan, usanmayi kendine hak tanimadan. Kadin
 olm adan once insan oldugunu bile unutarak. (s. 46)


Aysel bu duran hayatin tam ortasindan kendisini onun disina atmaya calismistir. Icine dogru bir dusus yasamistir. Bu, bireyin kendiligine, kendi aykiriligina, topluluktan kopusuna yonelen bir sorgulamadir. Ustelik yalnizca tekil bir dusunmeyi degil bir donemin, butun bir neslin ice donus sorgusunu kapsar.
 Her sey yolunda goronuyordu. Artik oyle gorunmemeli. Otuz yilda
 hicbir yere gelinmemisse, bir baskaldin mutlak olmali. Bu hiclik de
 yasanmali. Bu bosluga olanca hizla dusulmeli. Bu dusus gercek yuzunu
 gostermeli. Bir dusus yok gibi yasanilamaz. Dusulen yerden yildizlar
 seyredilemez. (s. 101)


Aysel, merkezinde kendisi olan koca bir dairenin etrafinda done done en sonunda kendine dogru bir yolculuk yapmistir. Ona olumu goze aldiran, onu olumun esigine getirip birakan, gorevleriyle kendisi arasinda, hayatla olum arasinda kalan bir baskaldiri ... Aysel yildizlari karartmayi denemis, olmek istemistir. Fakat yildizlar hala parlaktirlar ve Aysel olmemistir. Herhangi bir otelde Aysel icin ayrilmis bir oda oldugu surece ... Turk romaninda bireyin dogus seruvenine eklenen halkalardan biridir. Onun hikayesi bu dogusun sanalari olarak onemini hep koruyacakhr.

Kaynaklar

Agaoglu, Adalet, Olmeye Yatmak, Simavi Yay., Istanbul, 1992. (Makale boyunca yapilan alintilar eserin bu baskisindan yapilmistir).

Umran Agca, Sosyal Bilimler Enstitusu, Gazi Universitesi, Ankara. e-mail: ferruhagca@yahoo.com
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2003 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:'Lie Back to Death' by Adalet Agaolu, article mainly in foreign language
Author:Agca, Umran
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Dec 1, 2003
Words:4836
Previous Article:Representations of women and writing in Doris Lessing's The Golden Notebook and Peride Celal's Uc, Kadinin Romani.
Next Article:Lady Montagu'nun mektuplarinda osmanli kadini.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters