Printer Friendly

Assessments on protection of poets in Divan Poetry-II / Divan siirinde caize (sair-patron-hamiiliskisi) uzerine degerlendirmeler-II.

ABSTRACT

Poetry and literature was always appreciated both in central palace and in country side from the establishment to the decay period of the Ottoman Empire. The basis of this prevalant dignity was; mainly sovereignty and then viziers, governors, sanjak beys, sheikhul islams, kazaskers etc. To show their gratefulness, poets presented their works to their tutelars by various means. Furthermore they mentioned some of their requests in these works. In general, apart from poets requesting a supporter (tutelar) and hand (kidness, gift, compliments etc), there had also been poets expressing their wishes frankly. In this studyof us called "Assessments on Protection of Poets in Divan Poetry-II" is based on poets depicted wishes from their tutelars.

Key Words: Divan poetry, Eulogy-ode, caize, boss, protection-protector

OZET

Siir ve edebiyat, Osmanli Devleti'nin kurulusundan cokus yillarina kadar butun donemlerinde gerek saray merkezinde gerek tasrada kendisine bir itibar ortami bulmustur. Bu yaygin itibar ortaminin temelinde; basta hukumdar ailesi olmak uzere vezirler, valiler, sancak beyleri, seyhulislamlar, kazaskerler vs. yer almistir. Sairler de gordukleri bu himayeyi karsiliksiz birakmayarak cesitli vesilelerle hamilerine eserlerini takdim etmislerdir. Ayrica birtakim isteklerini de bu eserlerinde dile getirmislerdir. Genel anlamda koruyucu (hami) ve yardim (lutuf, ihsan, iltifat vs.) isteyen sairler oldugu gibi ozel olarak acikca ne istedigini belirten sairler de olmustur. Divan Siirinde Sair-Hami Uzerine Degerlendirmeler II adli bu calismamizda sairlerin eserlerinde hamilerine karsi dile getirdikleri istekler ele alinmistir.

Anahtar Kelimeler: Divan siiri, kaside, caize, patron, hami,

Giris

Osmanli toplumunda butun guzel sanat erbabi ve ozellikle sairler daima takdir ve saygi gormustur. Ilim ve sanat erbabini el ustunde tutma merkezden tasraya kadar ayni hassasiyetle uzanmistir. Bunun neticesi olarak sairlik -ozellikle XVI. yuzyilin sonuna kadarbir meslek ve gecim kapisi olmustur. Osmanli toplumunda ilk kultur ve egitim kurumlari Iznik ve Bursa'da ortaya cikmis, bunun sonucu olarak da ilk urunler bu cografyadan elde edilmistir. 1331 yilinda Iznik'teki bir manastir, medreseye tebdil olunarak Osmanli'nin ilk medresesi acilmistir. Muderris olarak da Turk alim ve mutefekkirlerden Serefuddin Davud-i Kayseri tayin edilmistir (EFLATUN 2001:15). Osmanli devrinin ikinci medresesi de Orhan Bey'in buyuk kumandanlarindan Lala Sahin tarafindan, Iznik fethinde gorulen yararliligina mukafat olarak Taceddin-i Kurdi fetvasiyla kendisine bagislanan bircok ganimet malinin tutariyla Bursa'da kurulmustur (ADIVAR 1991:16). Ilerleyen donemlerde Anadolu'da ve Rumeli'de yapilan fetihler sonucunda Edirne, Gelibolu, Serez, Vardar Yenicesi, Uskup, Manastir, Filibe, Selanik, Belgrat, Prizren, Pristine, Kastamonu, Konya, Kutahya, Amasya, Bagdat, Erzurum ve Kayseri gibi sehirlere siyasi otoritenin gelmesiyle bu yerlesim alanlari birer kultur merkezi haline gelmistir (ISEN 1997:79).

Bir hami tarafindan korunup kollanan sairler cesitli vesilelerle hamilerine kaside, gazel, kit'a, tarih, mersiye vs. takdim etmislerdir. Sanat ve sanatcinin destekcisi olan hamiler de bu eser sahiplerini basarilari oraninda odullendirmistir. Ancak sairler, asil gelirlerini gazelleri ve belirli zamanlarda sunduklari kasidelerinden kazanmislardir. Bunun yani sira sairler, Divan veya mesnevi gibi toplu eserlerini de devlet buyugunden birine ithaf ederek karsiliginda caize almislardir. Sairler, devlet buyuklerinin yalniz sevincine degil uzuntulerine de ortak olmuslar ve bunun da karsiligini gormuslerdir. Ayrica sairler sunduklari eserlerinde hamilerinden birtakim yardimlar da istemislerdir. Bu isteklere gecmeden once sairlerin eserlerini ne zaman ve ne sekilde sunduguna ve hamilerin eserleri ne sekilde karsiladigina bakilmasi zarureti hasil olmustur.

Hamiye Yazilan Eserler 1.1. Eserlerin Yazilma Sebepleri ve Zamani

Sairlerin hamilerinden caize alabilmesi icin bircok sebep vardir. Ancak caize alabilmenin en yaygin sekli kaside sunmak olmustur. Cunku kaside, niyet ve cozum arasindaki taleplerin manzum bir sekilde dizayn edilmesidir. Bu dizayn, sairin niyet ve talebi, haminin himmet ve ihsani seklinde tasnif edilmis olarak karsimiza cikar. Bu sebeple sairler, hamisine kaside yazmak icin bircok olayi bahane etmis, bunun icin de belli zamanlari gozetmislerdir. Padisahin culus donemlerinde, sefere ciktiginda, savas donuslerinde, saray, cesme vb. eserlerin insasinda saraya bagli zamanlama gozetilirken ramazaniyye, iydiyye, bahariyye gibi belli zamanlarda kaleme alinan kasideler de vardir (DADAS 2002:750). Kaside yazmak icin en fazla gozetilen sebepler/zamanlar sunlardir:

Sevdigi ve saygi duydugu bir buyugu ovmek ve onu bu vesileyle yuceltmek sairler icin kaside yazmanin bir sebebi olmustur. Sairler yazdiklari kasidelerde hamilerinin cesitli ozelliklerini dile getirerek onlari ovmuslerdir.

Padisahin tahta cikmasi veya bir devlet buyugunun bir makama gelmesi sairlerin kaside yazmalarinin sebeplerinden olmustur. Herhangi bir Osmanli hukumdarinin makamina oturmasina, bu makamin taht denilen sedir olmasi dolayisiyla "tahta oturdu", "tahta gecti", "taht-i saltanata culus etti" veya "culus-i humayun oldu" denilmistir (UZUNCARSILI 1988:184). Padisahin tahta gecmesi ile askerlere ve memurlara verilen atiyyeye ise culus bahsisi veya culus in'ami adi verilmistir. Askerlerin yani sira buyuk kucuk tum memurlar bu bahsisten degisik miktarlarda yararlanmislardir (PAKALIN 1983:312). Padisahlarin tahta cikmalari sebebiyle yazilan manzumelere de culusiyye adi verilmistir (PAKALIN 1983:316).

Bir yerin fethedilmesi de hami icin kaside yazilmasinin sebepleri arasindadir. Kazanilan savas sonucunda ele gecirilen topraklar nedeniyle komsu hukumdarlara, hanlara, prens, sehzade ve valilere gonderilen zafer icerikli yazilara fetihname denilmistir. Manzum fetihnamelerin cogunlugunu uzun kasideler ve mesneviler olusturmustur (PALA 2003:165-166). Sairlerimiz bir yerin fethedilmesi sonucunda elde edilen basarilari ovmek icin hamilerine kaside yazmislardir.

Bir devlet buyugunun yaptigi dugun de sairlerimizin kaside yazmasinin sebepleri arasindadir. Edebiyatimizda sehzadelerin sunnet dugunleri ile hanim sultanlarin dogum ve evlilik torenlerini konu alan siir ya da duz yazi eserlere genel ifade ile sur-name adi verilmistir. Bircogu caize amaciyla yazilan bu tur eserlerde; kullanilan arac gerecler, yenilip icilen seyler, duzenlenen oyun ve eglenceler vs. en ince ayrintisina kadar anlatildigi icin donemin sosyal hayatini anlamamiza kaynaklik etmislerdir. Padisah ve devlet buyugune sunulan bu eserlerde daha cok su konular uzerinde durulmustur: 1. Hitan cemiyeti denilen sunnet dugunleri. 2. Velime cemiyeti denilen evlilik torenleri. 3. Sehzade ve sultanlarin dogumlari nedeniyle yapilan senlikler. Daha once tarih yazarlari tarafindan anlatilan bu tur eserler sairlerin elinde XVI. yuzyilda gelismeye ve edebi bir sekil almaya baslamistir. Bu yuzyildan sonra sayilari hizla artan bu turun bir kismini mesnevi biciminde mustakil kitaplar, bir kismini da suriyye kasideleri olusturmustur. Figani'nin 1530'da Kanuni'nin sehzadeleri Mustafa, Mehmed ve Selim'in sunnet dugununu anlatan Suriyye Kasidesi; Nev'i'nin III. Murad sehzadesi III. Mehmed'in sunnet dugununu anlatan Suriyye Kasidesi, kaside turundekilerin en meshurlaridir (PALA 2003:423).

Bayram, bahar gibi gun, ay ve mevsimlerin gelisi de sairlerimiz icin kaside yazmanin sebepleri arasinda yer almistir. Bayramin gelisi nedeniyle bir buyugu over nitelikte yazilan kasidelere iydiyye denilmistir. Bu tur kasideler genellikle caize amaciyla kaleme alinmis ve bayramin ovulen kisi icin ugurlu olmasi temennisinde bulunulmustur. Ramazan (iyd-i fitir) ve kurban (iyd-i adha) bayramlari yaninda nevruz bayrami da iydiyye yazilmasi icin bir vesile olmustur (PALA 2003:236). Tesbib bolumu nevruzdan bahseden kasidelere nevruziyye denilmistir. Nevruz gunu sunulmak amaciyla yazilan bu kasidelerde nevruzu kutlanan kisi ovulmustur (PALA:2003:371). Bahar tasviri ile baslayan kasidelere ise bahariyye denilmistir. Bahar mevsiminin insan hayatindaki olumlu etkisi, tabiatta yeniden canlanisin baslamasi ve bir sairanelik tasimasi sairler uzerinde etkili olmus, bunun sonucunda bahar adeta bir bayram gibi gorulmeye baslanmistir. Bu nedenle sairler bahardan soz acarak kasidelerinde ovdukleri kisiler icin bu mevsimin ugurlu olmasi temennisinde bulunup hamilerini tebrik etmislerdir (PALA 2003:66). Baharin gelisi gibi kis mevsimi de sairlere kaside yazmak icin bir firsat olmustur. Tesbib bolumunde kis ve kis hallerinden bahseden kasidelere sitaiyye adi verilmistir (PALA 2003:447). Ayni sekilde yaz ve sicaklik konulu yazilan kasideler de vardir. Bunlar sicakliktan bahsettigi icin temmuziyye adini almistir (PALA 2003:460). Bunlardan baska cemre dusmesi yani hava sicakliginin artmasi nedeniyle de kaside yazilmistir. Bu kasidelere ise cemreviye adi verilmistir. Bahar, nevruz, bayram gibi bazen cemre de medhiye konusu yapilmis ve sunulan kisi icin cemrenin hayirli olmasi dileginde bulunulmustur. Cemre baharin mujdeleyicisi oldugu icin bu siirler bahariyye niteligi tasir. Genellikle caize alabilmek amaciyla yazilan bu kasidelerin medhiye bolumlerinde cemre ile ovulen kisi arasinda cesitli yonlerden iliski kurulmustur (PALA 2003:97). Bunlarin haricinde Muharrem ayinin gelisi sebebiyle de Divan sairleri siir yazmistir. Muharremiye adi verilen bu manzumeler (ozellikle kaside yahut kit'a) sayesinde sairler, devlet buyuklerinin yeni yilini kutlamislardir. Bu manzumelere karsilik devlet ricali ve buyukler, sairlere cesitli caizeler vermislerdir (PALA 1996:97).

Padisahin ya da bir devlet buyugunun yaptirdigi bina sairlerimize kaside yazmak icin bir sebep olmustur. Divan siirinde dar (ev) ile ilgili yazilan kasidelere genel ifadeyle dariye adi verilmistir. Genellikle caize alabilme amaciyla yazilan dariyeler, yeni yaptirilan kosk, saray, yali vs. binalar icin kaleme alinmis ve bina ovulmustur. Kasidede binanin tasvirini yapan sair, bir firsatini bulup binayi yaptiranin ovgusune gecerek asil amacina ulasmis olurdu (PALA 2003:117).

Sevilen bir kisinin olumunden duyulan uzuntu de sairler icin kaside yazmanin sebepleri arasinda yer almistir. Islam edebiyatlarinda bir kimsenin olumu uzerine duyulan uzuntu ve aciyi anlatmak amaciyla oluyu over nitelikte yazilan siir ve yazilara mersiye adi verilmistir. Lirik bir anlatimin hakim oldugu mersiyeler genellikle terkib-i bend nazim sekliyle yazilmistir. Ancak kaside ve terci-i bend nazim sekilleriyle yazilmis mersiyeler de vardir. Mersiyeler genellikle dunyanin gecici ve aldaticiligi, adaletsizlik ve hayata bakis acisi gibi felsefi konulari anlatan birer bolumle baslar. Daha sonra olen kimse icin duyulan uzuntu ile olenin yigitlik, comertlik, iyilik, adalet vs. meziyetlerini anlatir. Mersiyeler daha cok medhiyede oldugu gibi din ve devlet buyukleri ile devrin ileri gelenleri hakkinda abartili bir dille kaleme alinmistir. Nitekim caize gelenegi mersiyeler icin de soz konusu olmustur (PALA 2003:319).

Uzak yoldan gelen bir buyuge, o yerin halki tarafindan sunulan armagana kudumiyye adi verilmistir. Kaside sunulmasi durumunda da ayni isimle anilmistir (DEVELLIOGLU 2000:525).

Sunulan kisiden himmet isteme, kendi durumunu duyurma ve bazi beklentiler icin de kaside yazilmistir. Sairler bu tur isteklerini fahriye bolumunde dile getirmislerdir. Fahriye, genellikle medhiye bolumunden sonra ve dua bolumunden once bulunan, sairlerin kendilerini ovdukleri, bazen ovunme ile birlikte lutuf ve ihsan talep ettikleri, kimi zaman da icinde bulunduklari durumu, sikintilari ovdukleri kisiye arz ettikleri, felekten ve dunyadan yakindiklari, sonucta haminin yardimini istedikleri bolumdur. Bu bolumun ozelligi, sairlerin kendilerinden bahsettikleri bolum olmasidir. Bu bahsedis, bazen ovunme, bazen de arz-i hal ve lutuf isteme seklinde olmustur.

1.2. Eserlerin Sunulusu/Takdim

Islam Tesirindeki Turk Edebiyati'nin butun tur ve subelerinde meslegi ne olursa olsun, sanatkarin eserini, her bakimdan devrin en guclu otorite olma sifati tasiyan padisaha ulastirma gayreti olmustur (CAPAN 1993:99). Sanatkarlar, eserlerini padisaha ulastiramadiklari durumlarda ise kendilerine hedef olarak diger devlet ricalini veya varlikli kisileri secmislerdir. Bu dusunceyle hareket eden sairin, yazdigi eserine karsilik devlet ricalinden ya da varlikli kisilerden caize alabilmesi icin o kisilere eserini takdim etmesi gerekir. Hami icin yazilan eserler ya bizzat sair tarafindan ya da bir araci kisi vasitasiyla hamiye takdim edilmistir. Gonderilen eserler bazen geri cevrilmis, bazen de duzeltilerek haminin huzuruna iletilmistir. Hamiye sunulan bu eserleri gozden gecirmek icin sarayda siirden anlayan biri gorevlendirilmistir. Eski zamanlarda Samanogullari, Gazneli ve Selcuklu saraylarinda bu isi sultanu's-suaralar yapmistir. Kanuni'nin oglu II. Selim'in sehzadeliginde bir aralik bu gorev Gelibolulu Ali'ye verilmistir.

Hami ihtiyacindaki sair ile devlet ricalinin diyaloga gecmesinde tecrubeli sairlerin aracilik yaptigi zamanlar da olmustur. Bu sairler, devrin onde gelen sairleri olarak yeni taninma asamasindaki sairlere kol kanat olmus, onlari devlet ricaline takdim etmistir. Bunun en tipik ornegi Kanuni'nin oglu Sehzade Mehmed'in sunnet dugununde yasanmistir. Dugunde tum sairler siirlerini kendileri padisahin huzurunda okumus, Zati kendi siirini okuduktan sonra "Fazli adinda bir ciragim var. Buyurunuz gelsin, o da kasidesini okusun." diyerek, Kara Fazli'nin huzura alinip kaside okumasini saglamistir (CAVUSOGLU 1986:23-24).

Bunun disinda haminin eseri tesaduf sonucu duymasi/gormesi durumunda da sairlerin cesitli ihsanlara nail oldugu durumlar olmustur. Necati Bey, aldigi ihsanlari surekli hale getirmek amaci ile:
 Eser etmez n'idelim ah-i seher-gah sana
 Meger insaf vere sevdigim Allah sana


matlali gazelini yazmis ve bu gazelini padisahin nedimi ve musahibi Amirutzes'in sarigi arasina sokarak padisaha gondermistir. Fatih Sultan Mehmed, bu sahisla satranc oynarken kagidi gorup gazeli okumus, begenmis ve Necati Bey'i yedi akce ulufe ile divan katipligine tayin etmistir (KILIC 1994:449).

Sadece kaside ve gazel sunarak degil, te'lif kitap sunarak da sairler cesitli caizeler almistir. II. Bayezid doneminde Sa'ili, Ahmed Celebi b. Karisdiran, Ahmed Celebi Kemalpasa-zade, Idris, Firdevsi, Safayi, Dervis Mahmud, Korkud Celebi, Musteri, Muzaffer ve Suleyman Celebi kitaplari sayesinde ihsan elde ederken Haydar da Korkud Celebi'nin kitabini hamisine getirmesi dolayisiyla ihsan elde etmistir (ERUNSAL 1979-1980:303-342).

Kanuni doneminde ise Sukri, Lami'i Celebi ve Sahidi kitap takdim ederek ihsan elde etmistir (ERUNSAL 1984:1-17).

1.3. Eserlerin Degerlendirilisi/ Takdir

Hami icin yazilan eserlerin degerlendirilisinde sunulan kisinin zevk ve anlayisi buyuk onem arz etmistir. Edebiyatimizda bu konuyla ilgili en eski ornek Seyhi'ye aittir. Germiyanoglu II. Yakub Bey, tarihci Ali'ye gore, sair ile ozanin birini digerinden ayirmaktan aciz, bilgisiz kimse idi. Bu sebepten Seyhi'nin gazellerini, kasidelerini layikiyla degerlendirememistir. Bir gun bir ozan huzuruna gelip:
 Benum devletlu sultanum akibatun
 hayir olsun
 Yidugun bal ile kaymak yurudugun
 cayir olsun


beytini okumustur. Germiyanoglu, kendi bilgi ve tabiatina uygun olan bu sozden hoslanmis ve ozana bircok hediye ile bir kirat bagislamistir. Bu comertligin sebebini aciklamak icin "Iste simdi bir hosca soz isittim, manasini ve edasini begendim. Bizim Seyhi bilmem ne soyler; ovmek ister ama sanirim ki bizi yerer" demistir. Seyhi, sultanin boyle soyledigini duyunca "akibat" kelimesinin dogrusunun "akibet" ve "hayir" kelimesinin dogrusunun "hayr (veya hayir)" oldugunun farkina varamayacak kadar bilgisiz olan Germiyanoglu II. Yakub Bey icin uzulmustur (CAVUSOGLU 1986:25).

II. Bayezid donemi sairi Likayi Ahmedi'nin Yusuf u Zuleyha'sina nazire soylemistir. Yazdigi bu eseri Sultan II. Bayezid'e sununca hamisinin tepkisini cekmis ve su cevabi almistir: "Ehli olmayan bu tur buyuk islere girismesin." (ISEN 1999:289).

Daha farkli bir durum Deli Birader namiyla anilan Gazali'nin basina gelmistir. Yazdigi Dafi u'l-gumum adli eserini Sehzade Korkud'a sunmustur. Eser mustehcen konulari ele almasi sebebiyle hami tarafindan geri cevrilmis, sairi de meclislerinden uzaklastirmistir (ISEN 1999:183).

Yavuz Sultan Selim'in Misir seferinde yaninda bulunan sairlerden Revani, sultana berf (kar) redifli bir kaside sunmustur. Bu kasidenin icerigi ve ortama uygunsuzlugu (sicak havada kar redifli kaside) Sultan Selim'in hosuna gitmemis ve sairi geri cevirmistir. Bu durum ayni seferde bulunan Sucudi'nin dilinde alay konusu olmustur (ISEN 1999:410).

Yukaridaki orneklerde goruldugu uzere sairlerin hamiye sundugu her eser kabul edilmemistir. Cunku Osmanli Devleti'nde basta sultan olmak uzere devlet ricalinde bulunan her kisi, aldigi egitim sayesinde belli bir sanat zevkine ulasmistir. Bu nedenle belli bir seviyenin altinda kalan eserler hami kapisindan geri donmustur. Seyhi'nin basina gelen olay hamisinin anlayisinin kitligindan kaynaklanirken digerlerinde ise sairlerin kendilerinden kaynaklanmistir. Germiyanoglu II. Yakub Bey, sunulan eserleri anlayacak bilgi seviyesinden yoksun oldugu icin Seyhi'nin kiymetini de anlayamamistir. Likayi ehilsizliginden; Deli Birader eserinin mustehcenliginden; Revani ise yazdigi kasidenin ortama uygunsuzlugundan dolayi geri cevrilmistir. Revani'nin durumu bize gosteriyor ki eserlerin akla ve mantiga dayanmasi da son derece onemlidir. Hami kapisindan geri cevrilmeyip kabul edilen her eser sahibi de basarisi oraninda caize almistir.

1.4. Eserlerde Sairlerin Dile Getirdikleri Istekler

"Ovunme, buyuklenme, boburlenme, sohret, fazilet, erdem" gibi anlamlara gelen fahriye, terim olarak bir Divan sairinin kendi ustunluk ve erdemlerini anlattigi siirdir. Abartmali bir ovunme edasi tasiyan fahriyeler, kaside seklinde yazilan mustakil bir tur oldugu gibi daha cok kasidenin bir bolumu olarak kaleme alinmistir (PALA 2003:156). Bu bolumde sairler, ovdugu kisiye bir munasebetle kendi halinden; maddi sikintilarindan hak ettigi halde himaye gormeyisinden soz etmis ve dolayli bir sekilde maddi ve manevi yardim istemislerdir (CAVUSOGLU 1986:22). Bu tanimdan yola cikarak sairlerin, siirlerinde -ozellikle fahriye bolumlerindeortaya koyduklari birtakim maddi ve manevi istekleri tespit etmeye calistik.

1.4.1. Genel Istekler

1.4.1.1. Hami/ Koruyucu

Necati Bey, hamisi Vezir-i azam Karamani Mehmed Pasa'dan su beyitle himaye talep etmistir:
 Ey ser-efraz-i cihan tapuni idindi penah
 Koma kim dest-i cefa eyleye pa-mal-i
 'ana

 (TARLAN 1963:26)

 Necati Bey'in Kazasker Mu'eyyed-zade
 Abdurrahman Celebi'ye intisab ettigini
 su beytinden anliyoruz:
 Kil nazar 'ayn-i 'inayetle Necati bendene
 Ki asitan-i 'alem-arana idubdur intisab

 (TARLAN 1963:32)

 Mesihi, hamisi Hadim Ali Pasa'nin
 -1511'deki Sii ayaklanmasi sirasindaSahkulu'na
 karsi yaptigi savasta olmesi
 uzerine koruyucusuz kalmistir. Hadim
 Ali Pasa'nin olumu uzerine yazdigi
 mersiyenin sonunda yeni bir hami bulma
 ihtiyaci icinde sozu Yunus Pasa'ya
 getirerek bir koruyucu istegini su sekilde
 dile getirmistir:

 Mesnedi itdiyse terk-i dunya
 Hasre dek var ola Yunus Pasa

 (MENGI 1995:85)


Vasfi, hamisine sundugu kasidesinde akranlarindan geride kaldigini, iyi bir sair oldugu halde duskun bir durumda bulundugunu, herkese mal mulk verilmisken bunlardan mahrum birakilmasindan hayrete dustugunu soyleyerek padisahin himayesini istemistir:
 Ey sir-dil meded ki zebun eyledi beni
 Akranum icre bu felek-i rubeh-ihtiyal
 Azad kil ki bend-i mezellet esiridur
 Bir tuti-i seker-siken u sekkerin-makal
 Lutf eyle al elum ki ayaklarda kalmisam
 Devrunde gam beni nice bir ide paymal
 Her kisi simdi mal u menaliyle hos gecer
 Hayretdeyem ki ne ola bu halume meal

 (CAVUSOGLU 1980:29-30)


Seyhulislam Bahayi, hamisinden gordugu mevki ve imkani anmis, bundan sonra da kendisine goz kulak olmasini istemistir:
 Cerag ettin ani cun ey vezir-i Musteri-tal'at
 Yine senden gerektir ol cerag uzre nigehbani

 (TOLASA 1979:96)


Nedim, kendisini muma benzeterek yanmakta olan bu mumu koru ki kotu esen ruzgar ona satasmasin diyerek, Damad Ibrahim Pasa'dan hamilik istemistir:
 Himayet et ki senin bir yanar ceragindir
 Ta'arruz eylemesin ruzgar-i bed-kirdar

 (MACIT 1997:35)


1.4.1.2. Soz Erbabini Koruyup Kollama/Iltifat

Sairlerin isteklerinden biri de kendilerine itibar edilmesi ve saygi gosterilmesidir. Kimi sairler, hamisinin sairliginden ve munsiliginden soz ederek kendilerine iltifat edilmesini isterken kimileri de koruyup kollamanin adet oldugunu dile getirmistir.

Karamanli Ayni, seref ehlinin hamisinin kapisinda itibar kazandigini soylemis, kendisine de hatiri sayilir yerlerde saygi gosterilmesini su sekilde istemistir:
 Kapunda i'tibar oldi seref ehline her yirde
 N'ola ol mu'teber yirde bana da i'tibar

 (MERMER 1997:141)


Necati Bey, Sehzade Mahmud icin yazdigi kasidede kara bahtli bu kuluna iltifat et diyerek, hamisinden yardim istemistir:
 Saha bu siyeh-baht kuluna nazar it kim
 Bakmakla cilalar virur ebsara benefse

 (TARLAN 1963:89)


Vasfi, Taci-zade Ca'fer Celebi'ye sundugu kasidede Taci-zade Ca'fer Celebi'nin munsiliginden ve sairliginden soz ederek boyle meziyetli birinin kendisi gibi olanlari himaye etmesi gerekliligini soylemistir:
 Sen bu gun sahib-kiran-i nazm u nesr
 iken n'icun

 'Adlun eyyaminda ehl-i fazl ide ah u
 fi gan

 (CAVUSOGLU 1980:47)


Figani, Kanuni Sultan Suleyman'a sundugu kasidesinde Kanuni'nin turna kusuna gosterdigi ilgi kadar kendisine ilgi gostermesi durumunda Huma kusu gibi yukseklerde ucacagini soyleyerek, ilgi bekledigini dile getirmistir:
 Tab'-i Figani yuksek ucardi Huma gibi
 Sah-i yegane itse ana ragbet-i guleng

 (KARAHAN 1966:5)


Ismeti, Sultan Mehmed Han adina yazdigi kasidesinde kendisine itibar gosterilmesini istemistir:
 Rikab-i humayunina cezb edup
 Bu eski kulina edup i'tibar

 (IPEKTEN 1974:32)


Na'ili, Sadrazam Salih Pasa'ya sundugu kasidesinde Salih Pasa'dan soz erbabina iltifat etmesini ve kendisine kiyamete kadar iyilik yapmasini istemis ve bu duygularini su sekilde dile getirmistir:
 Eyle suhen erbabina lutfunla nevazis
 Ol firka seza-var-i ataya mi degildir
 Kil Na'iliyi lutfuna mahsus ki ta hasr
 Evsafin ile menkibe-pira mi degildir

 (IPEKTEN 1990:73)


Na'ili, Kopruluzade Fazil Ahmed Pasa'ya sundugu siirinde sadrazamlarin sairleri koruduklarini soyleyerek Ahmed Pasa'nin ilgisini ve yardimini istemis, bu duygularini da su sekilde dile getirmistir:
 Yine bununla kul olmak kapinda sultanim
 Fakire genc-i kerem mahz-i padisahidir
 Cikarma si'ri gibi Na'iliyi hatirdan
 Ki ol sadefce bu durrun karargahidir
 Niteki ragip olup si're sadr-i a'zamlar
 Hemise ehl-i dil u danisin penahidir

 (IPEKTEN 1990:121)


Nef'i, Sultan Ahmed'e sundugu kasidesinde hamisinden soz erbabina iltifat buyurmasini, cunku onlarin cihan hakimlerinin medhini yaparak onlari olumsuz kildigini belirtmistir. Kasidenin devaminda: Eger sairler olmasa idi evvel zamanlarda dunyada devlete hukum surup oylece giden sultanlari simdi kim bilirdi? Bak, Kanuni Sultan Suleyman Han'in adini ta kiyamete kadar andirip yasatacak olan da Baki'nin dizelerinden fiskiran ab-i hayat degil midir? Seklinde duygularini dile getirerek hamisinden soz erbabina iltifat etmesini istemistir:
 Iltifat et suhan erbabina kim anlardur
 Medh-i sahan-i cihan-bana veren unvani
 Kim bilirdi su'ara olmasa ger sabikda
 Dehre devletle gelip yine giden sahani
 Hasre dek ab-i hayat-i suhan-i Bakidir
 Andirip zinde kilan nam-i Suleyman Hani

 (AKKUS 1993:54)


1.4.1.3. Hamiye Halini Arz Etme/ Aracilik

Hamiye halini arz etme ve devletin en ust katinda bulunan kisiye ulasma her sairin temel istegi ve arzusu olmustur. Kimi sairler bu imkani elde edebilirken kimileri de bir araci vasitasiyla bu isteklerine kavusmak icin cabalamistir.

Nadiri, Kuyucu Murad Pasa icin yazdigi fethiyye kasidesinde rusvet vermedigi icin memuriyetinin baskasina satildigini dile getirmis ve durumunu padisaha bildirmesi icin Kuyucu Murad Pasa'dan aracilik yapmasini istemistir:
 Lik rusvet virmemekle mansibum
 bey'itdiler
 Ben muhan oldum veli anlar dahi
 rusvay-i am
 Lutf idup ahvalumi arz eyle sah-i
 aleme
 Yohsa destum damen-i pakundedur
 yevmu'l-kiyam

 (KULEKCI 1989:76)


Cesitli medreselerde muderrislik yaptiktan sonra surgune gonderilen Hasmet, surgun yeri Bursa'da iken bagislanmasi amaciyla bir kaside yazmistir. Bu donemde Hasmet'in hamisi Koca Ragib Pasa'dir. Koca Ragib Pasa'ya sundugu siirinde:
 Bir zaman sohbet-i can-bahsina dil
 mazhar idi
 Murg-i dil tuti gibi kam-ver-i seker idi
 Dergeh-i 'atifetin cilve-gehim olmusken
 Guyiya Hasmet'in ol babda Dara-der idi

 (ARSLAN-AKSOYAK 1994:149)


diyerek aralarindaki eski samimiyeti dile getirmistir. Hasmet'in, zor bir duruma dusmesi halinde yardim isteyecegi kisi suphesiz devlet katinda sadrazamlik gorevinde bulunan yakin dostu Koca Ragib Pasa olacaktir. Siirin devaminda Hasmet, Koca Ragib Pasa'dan bagislanmasi icin aracilik yapmasini istemistir.

Leyla Hanim, Hekimbasi Abdulhak Efendi'den yardim istemenin yani sira cektigi sikintilari ve durumunu padisaha arz etmesi icin ondan aracilik yapmasini da istemistir. Ayrica devrin buyuklerinin sairlere yardim etmelerinin adet ve sunnet oldugunu da dile getirmistir:
 Melaza bu perisan 'arz-i halim 'arz idup
 saha
 Sifa-yab it dil-i bimarimi vakt-i 'inayetdir
 Kenizende 'inayatina istihkak yok
 amma
 Bu ihsanin olursa validim merhuma
 hurmetdir
 'Inayet 'adet ise sa'ire suy-i ekabirden
 Selatin-i 'izama ittihaz itmek de sunnetdir

 (ARSLAN 2003:115)


Seref Hanim, cektigi sikintilardan kurtulmak icin siirlerini padisaha sunmayi arzulamistir. Siirlerini padisaha sunmak icin Sadrazam Ali Pasa'yi araci yapmak istedigini yine kendi siirlerinden anliyoruz. Bu durumu su sekilde dile getirmistir:
 Kerem-kara 'aziz basin icun tarihlerim
 'arz it
 Demidir hak-i pay-i Hazret-i 'Abdu'l-Mecid
 Han'a

 (ARSLAN 2002:496)


1.4.1.4. Hami Kapisinda Kul Olma

Na'ili, Sadrazam Koprulu-zade Fazil Ahmed Pasa'ya bircok siir sunmus ve siirlerinde kendisine yardim etmesini istemistir. Koprulu-zade Fazil Ahmed Pasa'dan bir yardim goremeyince siirlerinin sadrazama kadar ulasmadigini dusunerek Kethuda Ibrahim Efendi araciligi ile sadrazama bir kaside daha sunmustur. Na'ili bu siirinde durumunun kotulugunu, sadrazamin iyiligini ve comertligini anlatarak kapisinin kulu olmayi istedigini soylemis ve bu istegini su sekilde dile getirmistir:
 Der bana ver selam de ki Kethuda Begin
 Rumal-i hak-i payine var mi icazetin
 Bildir zeban-i remz ile meddahi oldugum
 Hala vezir-i a'zam-i Bercis-fitratin
 Ummid odur ki eyleye bu nazm-i
 pakimi
 Ma'ruz-i hak-i payi o sadr-i sa'adetin

 (IPEKTEN 1990:115)


1.4.1.5. Yardim/Lutuf/Ihsan/Iyilik/ Himmet

Sairlerin isteklerinden bir digeri de kendilerine lutuf, ihsan, himmet diye telakki ettigimiz yardimlarin gosterilmesidir. Bu bolumde kimi sair fakirliginden, sikinti icinde bulundugundan bahsederek yardim istemis, kimileri de hamisinden gordugu yardimlari dile getirmistir. Bazi sairler, yardim istemenin yani sira hamisini cesitli yonlerden overek alacagi yardimi garanti altina almaya calismistir.

Ayni, Sultan Cem'in oglu Oguz Han'in dogumunu bildiren kasidesinde kendisine yardim edilmesi istegini su sekilde dile getirmistir:
 Kapunda ehl-i fazl ihsan kulidur
 Kulunum ben de saha eyle ihsan
 (MERMER 1997:126)

 Necati Bey, Fatih Sultan Mehmed devri
 sonlarinda Kastamonu'dan Istanbul'a
 gelip ve padisaha:

 Oldi cunkim melah-i berf-i hevadan
 nazil

 Mezra'-i sebz-i tarabdan gonul umma
 hasil

 matlali sitaiyyesini sunmustur.


Karsiliginda da cesitli in'am ve ihsanlar almistir. Ayrica bahariyye de sunup yeni ihsanlar elde etmistir (EYDURAN 1999:1024-1025).

Necati Bey, hamilerine sundugu kasidelerinde de yardim istemistir. Asagidaki birinci beyitte Fatih Sultan Mehmed'den; ikinci beyitte Hadim Ali Pasa'dan; ucuncu beyitte de Sehzade Abdullah'tan yardim istemistir:
 Husreva carh-i sitemgar Necati kuluni
 Agladur damen-i rahm ile gozi yasin sil

 (TARLAN 1963:60)

 Pirlukde kim ola kim beni yerden goture
 'Adet oldur goturur gerci ki begler hatem

 (TARLAN 1963:74)

 Irisur hasa-vu 'ama kerem-i Sah meger
 Bu Necati kulunun tab'-i revandur gunehi

 (TARLAN 1963:101)

 Lami'i, hamisinden sikintidan kurtulmak
 icin dunyalik seyler istemistir:

 N'ola eylersem halas-i damicun dunya
 taleb

 Cun senun yanundadur mulk-i cihan biitibar

 (YILMAZ 1996:126)


Lami'i, baska bir kasidesinde hamisinden kendisine iyilik ve lutuf gozuyle bakmasini istemistir:
 Ayn-i inayetunle seha eylesen nazar
 Rustem gibi cekem felek-i heft-hana tig

 (YILMAZ 1996:114)


Helaki, hamisinin ismini belirtmeden yazdigi kasidesinde hamisinden merhamet dilemistir:
 Merhamet eyle Helaki kuluna
 Cekmesun duzah-i fakr icre 'azab

 (CAVUSOGLU 1982:22)


Helaki, diger bir siirinde nasil ki Allah sana yardim ettiyse sen de bu hasta Helaki'ye oyle yardim et diyerek, hamisinden yardim istemistir:
 Hasta Helakiye nazarun eksuk olmaya
 Cun 'ayn-i 'avn ile sana kildi Huda nazar

 (CAVUSOGLU 1982:25)


Vasfi, Sultan II. Bayezid donemi vezirlerinden Ali Pasa'nin (o. 1511) himayesini gormustur (EYDURAN 1999:1099). Ali Pasa'nin meclislerinde kendine yer edinen Vasfi, onun sayesinde Serez'e tayin edilmistir (KILIC 1994:279). Hadim Ali Pasa'ya sundugu kasidede sairligini overek degerli bir insan olan Hadim Ali Pasa'dan kendisi gibi degerli bir saire himmette bulunmasini istemistir:
 Sad hezar olmis durur gerci neva-yi
 devletun

 Gulsen-i vasfunda Vasfi gibi olmaya
 hezar

 (...)

 Ne senun gibi cihan icinde bir memduh
 olur

 Ne anun gibi gorur meddah cesm-i
 ruzgar

 Gerci kem bir hakdur nazmina 'izzet
 eyle kim

 Midhatunde gor ne cevherler virur bir
 hak-i har

 (CAVUSOGLU 1980:33)

 Vasfi ayrica Koca Mustafa Pasa'dan
 da yardim istemistir. Vasfi'nin yardim
 istedigi beyitler:

 Vasfi-i teng-dilun halini galib tapuna
 Dir idi agzina mohr urmasalar ger
 hatem

 (CAVUSOGLU 1980:36)

 Murad-i Vasfiyi emr eyle na-murad
 itme

 Tapuna oldi mufevvaz cu cumle ray u
 umur

 (CAVUSOGLU 1980:38)


Hayreti, Ibrahim Pasa'ya sundugu bahariyye kasidesinde fakirlikten sikayetle Ibrahim Pasa'dan su sekilde yardim istemistir:
 Zulm-i fakr ile yikilmis gonlumi ger
 yapasin

 Ka'be bunyad eyledun va'llahi
 sultanum heman

 (CAVUSOGLU-TANYERI 1981:49)


Hamisinin yardimlarini gordugunu siirlerinde ifade eden sairlerden biri de Figani'dir. Ibrahim Pasa'ya yazdigi kasidesinde Ibrahim Pasa'nin meddahi olali sanat dunyasinda guclu bir sair oldugunu su sekilde dile getirmistir:
 Meddah olali sana eya Musteri-cenab
 Oldi Figani 'arsa-i nazm icre pehlevan

 (KARAHAN 1966:14)


Sultan Bayezid doneminde Istanbul'a gelen Zati, artik bu donemde sairlerin ustadi konumundadir. Sultan Selim'in tahta gecmesiyle sundugu kasidenin:
 Servera bir bende-i bi-kayddur kapunda 'adl
 Tutamazdi ani zencire cekup Nusin-revan
 beytini begenen padisah, Zati'yi cesitli


hediyelere bogmustur. Ayrica yeni padisahtan da sair ulufesi almaya devam etmistir (KILIC 1994:896).

Kanuni Sultan Suleyman'in Suleymaniye Camii cevresinde yaptirmaya basladigi medreselerden ikisi 1553'te tamamlanarak ogretime acilmistir. Padisah, cok onem verdigi bu medreselerden birinin basina Kadizade'yi, otekine de Mimarzade Efendileri getirmistir. Baki, o yillarda bir taraftan Kadizade Semseddin Ahmed Efendi'nin derslerine devam ederken diger taraftan da medreselerin insasinda nezaretci olarak gorev almistir. Kanuni'ye yazdigi:
 Etdi sehri seref-i makdem-i sultan-i cihan
 Resk-i bag-i Irem u gayret-i gulzar-i cinan


matlali kutlama kasidesinde; bir yil bu gorevde bulundugundan bahsederek kendisine yardim edilmesini istemistir (IPEKTEN 2003:13).

Ismeti, "Eger lutufta bulunacaksan kapinda yardim isteyen Ismeti adli eski kulun var." diyerek Sultan Mehmed Han'dan yardim istemistir:
 Benim devletlu hunkarim eger lutf
 eyleyup dersen

 Kapumda 'Ismeti eski kulumdur hayrhahimdir

 Yeter semaye-i 'izz u seref bu 'abd-i nacize
 Heman dunyada maksudum budur
 Mevla guvahimdir

 (IPEKTEN 1974:31)


Erzurumlu Zihni, Sehsuvar-zade Mustafa Pasa'dan birinci beyitte kendisini lutfunun etegi altina almasini isterken; ikinci beyitte de kendisine ikram gosterilmesini istemistir:
 Eya sehenseh-i 'ali-himem suhanperver
 Koma ayakda beni zir-i zeyl-i lutfuna al

 (MACIT 2001:44)

 Celis-i sadr-i safa ya'ni Mustafa Pasa
 Karin-i kevkebe-i cah-i 'izzet u iclal

 (MACIT 2001:45)


Zihni, uzun zamandir hakirlik ile kusatildigini belirttikten sonra digerleri gibi yardimini gostermezlik yapma diyerek Canikli Ali Pasa'dan yardim istemistir:
 Hayli demdir ben de mahsur-i hasir-i
 zilletim

 Sen de bisyar eyle lutfun eyleme diger gibi
 Cun ferah-i dest ile min-bad isim altun olup
 Kil beni sayeste-i tatyib-i dil 'anber gibi

 (MACIT 2001:67-68)


Zihni, Urfa Valisi Abdi Pasa'dan da su sekilde yardim istemistir:
 Lutf edup emti'a-i fahire-i nazmimda
 Bir kapu ac ki bula dest-i serifi nle baha

 (MACIT 2001:78)


Seyhulislam Bahayi, cagin sanatkarlarinin emek ve cabalari senin kapinda deger buldu diyerek, Sultan Murad'dan yardim gordugunu ifade etmistir:
 Kapunda olmadi sa'y-i huner-veran-i
 zaman

 Bekuri-i felek-i hire-cesm na-meskur

 (TOLASA 1979:52)


Na'ili, hamilerinden cesitli zamanlarda birtakim yardimlar istemistir. Bu yardimlarin ne kadarina mazhar oldugu bilinmez ama gordugu yardimlari siirlerinde dile getirmeyi ihmal etmemistir. Sadrazam Salih Pasa'nin yardimlarini gordugunu su sekilde dile getirmistir:
 Serfi raz eyledi lutfun beni akranimdan
 Gordum in'amini ihsanini hadden birun

 (IPEKTEN 1990:77)


Gani-zade Nadiri, Sultan Ahmed Han icin yazdigi kasidede hazreteyn diyerek Sultan I. Ahmed'in babasi III. Mehmed ve dedesi III. Murad'i kastetmistir. Onlardan yardim gordugunu su sekilde dile getirmistir:
 Iltifat-i hazreteynden behre-dar olsan n'ola
 Bende-i mevrusi olmakla idersin iftihar
 Evvela lutf-i fi ravan eyleyup Sultan Murad
 Dergehinde abd-i memluk eyledi bi
 ihtiyar

 Saniya Sultan Muhammed Han idup
 ez'afini

 Itdi ihlas u ubudiyyet esasin ustuvar

 (KULEKCI 1989:56)


Gani-zade Nadiri, Daru's-sa'ade Agasi Gazanfer Aga icin yazdigi kasidede ondan yardim gordugunu, eger yardimi olmasaydi bu kadar guclu olamayacagini ifade etmistir:
 Bu denlu kudreti kandan bulurdi tab'-i kelil
 Eger ki himmet u ihsanun itmese te'yid

 (KULEKCI 1989:86)


Izzet Ali Pasa, Basra Valisi Abdurrahman Pasa (o. 1732-33)'nin bendesi oldugunu, ondan yardim aldigini ve bu sebeple onu hep iyilikle andigini siirlerinde dile getirmistir:
 Ey asaf-i kerim bu lutfun tesekkurin
 Yokdur zeban-i hamede kudret edasina

 (AYPAY 1998:109)

 Bir asaf-i yeganenun olmisduk eskiden
 'Abd-i hulus-perveri mahsus cakeri
 Bu bende-i atiki yeniden kul eyledi
 Simdi edup zuhur pey-a-pey keremleri

 (AYPAY 1998:109)


Nedim, Damad Ibrahim Pasa'dan gordugu yardimlari dile getirirken bu kulun senden o kadar iyilik gordu ki bu kadar lutfu gul bahcesi bahar bulutundan bile gormedi demistir:
 O denlu lutf u kerem gordu hazretinden kim
 O lutfu gormedi ebr-i bahardan gulzar

 (MACIT 1997:35)


Saray cevresine yakin bir hayat suren Leyla Hanim, babasinin vefati uzerine cektigi sikintilari II. Mahmud ovgusunde yazdigi kasidede dile getirerek ondan inayet umit etmistir:
 Ah ben 'acizenin munfi ki olan pederim
 Dest-i hasretde kodi bizleri boyle saha
 Yani da'i-i kadimin Morevi-zade fakir
 Sag ol padisehim eyledi 'azm-i 'ukba
 Kalmadi kulbe-i ahzanda meta'-i kohne
 Gurema eylediler her ne var ki varsa
 yagma

 Soyle kim kilmasa ummid-i 'inayet
 imdad

 'Omrumuz eyler idi renc u mesakkat
 ifna

 (ARSLAN 2003:104)


Leyla Hanim, I. Abdulmecid'e yazdigi Ramazaniyye kasidesinde de sikintilarini dile getirerek yardim istemistir:
 Eylese ikdar Leyla kuluni cudun eger
 Saye-i lutfunda gelse tab'ima tab u
 tuvan

 Soyle merdane huner-perdaz olurdi ki
 sozum

 Fitnat'in asarini eylerdi bi-nam u nisan

 (ARSLAN 2003:108)


Leyla Hanim'in yardim istedigi kisiler sadece Sultan Mahmud ve Sultan Abdulmecid ile sinirli degildir. Mehmed Ali Pasa'ya yazdigi kasidesinde felekten sikayet eden Leyla Hanim, fi kr-i gam engel olmasa idi onu daha mukemmel bir sekilde ovecegini, bu konuda Fitnat'in asarini bi-nam u nisan edecegini vurgulamis ve ondan da yardim istemistir:
 Hayli demdir heves-i medhin iderdim
 amma

 Fikr-i gam mani' olup koymadi bende
 derman

 (...)

 Lik lutfunla tuvan gelse dil-i na-sada
 Fitnat'in eylerim asarini bi-nam u nisan

 (ARSLAN 2003:113)


Leyla Hanim, padisaha yakinligi ile bilinen Reisu'l-Etibba Abdulhak Efendi'ye yazdigi kasidesinde sikayetlerini ve zor durumda oldugunu dile getirmis, derdinin caresinin ancak Abdulhak Efendi'de oldugunu belirterek ondan da yardim istemistir:
 O rutbe yare acdi cism-i zara ser-be-ser
 iflas

 Bu derdin caresi ancak re'is-i ehl-i hikmetdir

 (ARSLAN 2003:114)


Leyla Hanim, Abdulhak Efendi'nin vefat eden kardesinden de cesitli yardimlar gormustur. Gordugu bu yardimlari su sekilde dile getirmistir:
 Opup damanin evvel dader-i zi-sani
 merhumun

 Dehanimdan o lezzet gitmedi hala o
 lezzetdir

 Unutmam gordigim ihsani babindan
 Huda 'alim

 Felekde iftiharim olsa da ancak o devlettir

 (ARSLAN 2003:115)


Leyla Hanim II. Mahmud'un kiz kardesi Esma Sultan icin yazdigi terci-i bendde Esma Sultan'dan gordugu yardimlari dile getirmistir:
 Bezl-i ihsanini saysam o kerimu't-tab'in
 Sukrini eyleyemem ta-be-kiyamet ifa
 Hane-i kalbimi ma'mur idup ihsaniyla
 Eyledi beyt-i Huda'yi yedi lutfiyla bina
 Var idi vahset-i bir rutbe-i dil-i mahzunun
 Dayinim sanur idim sayemi gorsem tenha

 (ARSLAN 2003:185)


Seref Hanim, Sadrazam Ali Pasa'dan bircok yardim gormustur. Bunlarin en onemlisi de kendisine sadrazam tarafindan baglatilan maastir. Bu durumu siirlerinde siklikla dile getirmis ve Sadrazam Ali Pasa'nin yardimlarini gordugunu su sekilde ifade etmistir:
 Semiyy-i Hazret-i Hayder'sin ey mir-i
 kerem-pira

 Nezaket danis u 'irfandir el-hak zatina
 sayan

 Suleyman-i zaman dirsem sana cay-i
 ta'accub mi

 Seref na-cizi lutfun ile itdin fa'iku'lakran

 (ARSLAN 2002:528)

 Seref Hanim,

 Aglaya ey didelerim mah-i Muharremdir
 bu

 Kana gark eyle gozum yasini matemdir bu


beyti ile baslayan Muharremiye kasidesini hamisine sunarak karsiliginda padisahtan yukluce bir Muharremiye hediyesi almistir (PALA 1996:97).

Rami, Hekimbasi Emir Celebi icin yazdigi 65 beyitlik kasidede Sam'daki dayanilmaz zulumden, hakimlerin adaletsizliklerinden yakinmis; Emir Celebi'den kendisini Sam'da unutmamasini, lutfunu esirgememesini, sigindigi kapisindan kendisini ayirmamasini istemistir:

Senden ozge istinadum yok diyar-i Rumda (HAMAMI 2001:160)
 misra'i ve
 Bir kapu bilmem kapundan gayri mulk-i
 Rumda
 Lutfuna ummid-varum ya emiru'lmuhsinin
 (HAMAMI 2001:161)


beyti ile Hekimbasi Emir Celebi'nin gercek hamisi ve velinimeti oldugunu ortaya koymustur.

Sultan III. Selim donemi sairlerinden Asim Efendi'ye Sultan Selim, maas baglattigi gibi kendisine bir de ev ihsanda bulunmustur. Asim Efendi de Sultan Selim'in atiyyelerini su sekilde dile getirmistir:
 Nimet-i Hazret-i Sultan-i Enam
 Arpalik emrini hem kendi verir
 Kilmadi simdiye dek Asim'i ac


Eylemez habbece gayre muhtac (INAL 1999:95)

Kececizade Izzet Molla, Ismail Pasa'dan insaniyet ve yardim gordugunu su sekilde dile getirmistir:
 O dustur-i kerem-mevfura kat'a nisbetim
 yokken

 Sual etti perisan hatir-i zari vezirane
 Sehinsah-i cihanin bende-i matrudu
 hakkinda

 Bu rutbe merhamet hurmettir ol
 sultan-i zi-sana

 Hususa zatimi ol asaf-i ekrem kerem
 kildi

 Yine mustagrak oldum ni'met-i sultan-i
 devrana

 Unutma bende-i nacizini vaktiyle yad
 eyle

 Musaiddir o sehinsah dil-hah-i musirane

 (INAL 2000:1063)


Enderunlu Osman Vasif Bey de hamisinden gordugu, omru oldukca unutamayacagi yardimlari dile getirmistir:

Devletunde ben o hos-gu sa'irem ki bahusus

Var iken ben gayrinun asga olunmaz sohbeti

(...)
 Kimya buldum surup yuz hak-i pay-i
 lutfuna

 Isim altun oldu takbil ile pay-i devleti
 Soyle sad oldum ki takririnden 'acizdir
 zeban

 Hasra dek gitmez dimagimdan bu lutfun
 lezzeti

 Nice mesrur eyledunse bendeni Mevla
 senun

 Gonlune versin benim gonlumdeki key-
 fi yyeti

 (GUREL BILA-TARIH:248)


Hayri, Yusuf Kamil Pasa'ya sundugu kasidede Kamil Pasa'dan yardim istedigi gibi kendisini bulundugu yerden emeklilik ile kurtarmasini da istemistir:
 Asafa merhamet u lutfuna kalmistir
 isim

 Kurtar Allah'i seversen beni ey kan-i
 kerem

 Suradan nakl-i maasimla halas et kulunu

 Ya tekaudluk ile eyle cerag u hurrem

 (INAL 2000:906)


1.4.1.6. Hami Tarafindan Affedilme/ Bagislanma

Sairlerin isteklerinden bir digeri de hami tarafindan bagislanmalaridir. Daha onceden haminin yakin ilgisinde bulunan sair, bir sebeple o ilgiden mahrum kalmis olmali ki tekrar o ortamlara kavusma arzusu ile affedilmesini siirlerinde dile getirmistir.

Fatih Sultan Mehmed'e toplam on iki kaside sunan Ahmed Pasa, gordugu bu yakinlik ve iltifata ragmen Fatih'in gozdelerinden birine asik olunca Fatih Sultan Mehmed tarafindan Yedikule'de hapsettirilmistir. Burada yazdigi:
 Ey muhit-i keremin katresi umman-i kerem
 Bag-i cudebr-i kefinden dolu baran-i
 kerem


matlali "Kerem" kasidesi ile bagislanmasina ragmen cesitli gorevlerle saraydan uzaklastirilmistir (ILAYDIN 1956:1-18).

Bu defa, bagislanma istegi bizzat sair tarafindan dile getirilmemistir. Sairin bagislanmasinda baska kisilerin yazdigi mektup ve siir etkili olmustur. Zamaninda siirleri ile sohret kazanan ve bes mesneviden meydana gelen Hamse sahibi Behisti Sinan Celebi, padisahin himayesindeyken uygunsuz bir davranis sonucu oldurulme korkusuyla Iran'a kacarak Huseyin Baykara'ya siginmistir. Orada Mevlana Cami ile Neva'i'nin hizmetinde bulunmustur. Mevlana Cami ile Neva'i'nin, Behisti'nin bagislanmasi icin Istanbul'a gonderdikleri mektupta yer alan asagidaki beyitlerde buyuklerin hatalari affetmesi buyuk ihsandir denilmistir:
 Isaet ehline sen eyle ihsan
 Kul olur hur iken ihsana insan
 Kucukler gerci suc etmek hatadir
 Ulular afv-i curm etmek atadir


Onlarin ricasi ile affedilen Behisti, Istanbul'a donunce padisahin hizmetine girmis ve hayli iltifatini gormustur (ISEN 1999:131).

Na'ili, Kopruluzade Fazil Ahmed Pasa'nin sadrazamlik makamina gelmesinden sonra bilinmeyen bir sebepten dolayi dogup buyudugu Istanbul'dan uzaklastirilmis ve Edirne'ye surgune gonderilmistir. Yazdigi kasidelerinde affedilme istegini:
 Bir bargaha muntesibiz simdi ey felek
 Sen dahil cevri ko bize baht-i mehin ile
 Bir astana nasiye-sayiz ki afitab
 Arsa tasaddur eyledi vaz'-i cebin ile
 Fers-i harimiyiz o makamin ki yuz suren
 Iksir kildi hakini feyz-i karin ile
 Minnet Hudaya gelde Stanbula hem-inan
 Devlet vezir-i a'zam-i sahib-nigin ile
 Mahsus Na'ili'yi kapinda kul eyledin
 Eltaf-i ga'ibane-i sayan terin ile

 (IPEKTEN 1990:111-112)


seklinde dile getirerek, eskiden cektigi acilarla o gunku durumunu karsilastirmis, artik "bir bargaha muntesib" oldugunu, "bu iltifati bir aferinden gormedigini" soyleyerek sevincini dile getirmis, boylelikle bagislanmasinin yani sira Kopruluzade Fazil Ahmed Pasa'nin iltifatini ve yardimlarini da gormustur.

1.4.2. Ozel Istekler

1.4.2.1. Devlet Gorevi ve Paye

Sairlerin isteklerinden bir digeri de kendilerine devlet gorevi verilmesidir. Kimi sair acikca hangi gorevi istedigini belirtirken kimileri de genel ifade ile mansib istemistir. Ozel olarak dile getirilen istekler beylik, kadilik, kethudalik, katiplik, muderrislik, tevliyet ve yaziciliktir. Bunun haricinde bu bolumde ele aldigimiz isteklerden bir digeri de direk olarak nakdiyyeye dayanan maas/para, paye (derece, rutbe) artirimi, salyane, ulufe ve zeamettir.

1.4.2.1.1. Beylik (Sancak/Liva)

Sair isteklerinden biri de bir sancaga ya da livaya ** bey olarak atanmaktir.

Fatih Sultan Mehmed'in 1481'de olumu uzerine yerine gecen oglu II. Bayezid icin Ahmed Pasa:
 Cikdi devlet tahtina Seh Bayezid
 Ol culus itdi cihan bahtin sa'id
 Yazdi levh uzre kalem tarihini
 Kayser oldi Rum'a Sultan Bayezid

 (886/1481)


tarihini dusurmustur. Yeni padisaha cesitli kasideler sunan Ahmed Pasa, Sultan II. Bayezid tarafindan Bursa sancak beyligine atanmistir (KILIC 1994:109).

Hayali Bey, Kanuni Sultan Suleyman'dan su beyit ile sancak beyligi istemistir:

Humay-i evc-i izzettir salarsa ustume saye

Cekem pehluya sancak adli bir serv-i hiramani

(TARLAN 1992b:58)

Hayali Bey, hamisine sundugu baska bir kaside ve gazelde de beylik istegini tekrarlamistir:
 Sehdedur bezl heman begler olubdur erzel
 Bunlara hisset-i tab' oldu emirane kerem
 Birinun mansibini bana 'inayet kil kim
 Mehce-i rayetumi ergure keyvana kerem

 (KURNAZ 1987:22)

 Tir-i yari goturub sinede peykani ile
 Ey Hayali demidur sancak-i sahi cekelum

 (KURNAZ 1987:19)


Hayali Bey, istegine kavusmus olmali ki gazelinin birinde beyliginin oldugunu su sekilde dile getirmistir:
 Begligim var alem icre cok sukur Allahima
 Taze bir saha kul oldum alemin sultaniyem

 (TARLAN 1992b:212)


Sultan Abdulmecid donemi sairlerinden Abdi Efendi, cesitli beylere katiplik yaptiktan sonra bir muddet de kaymakamlik ve mutasarriflik yapmistir. Sirvani-zade Rusdi Pasa'ya yazdigi manzum muzekkerede gorevinin elinden alindigini ve maasinin kesildigini sikayet etmis, kendisine yeni bir gorev verilmesini ve sikintidan kurtarilmasini su sekilde dile getirmistir:
 Sekiz on sancak etmisken idare
 Gecenlerde verildi bir riyaset
 O da uc mah icinde cikti elden
 Yine oldum giriftar-i mesakkat
 Maasim var idi uc kise evvel
 Riyasetle kesildi bu ma'iset
 Bu sikletten beni kurtar efendim
 Livalardan birin eyle inayet

 (INAL 1999:33)


1.4.2.1.2. Kadilik

Sair isteklerinden biri de kadiliktir. Sairlerin ragbet ettigi meslekler arasinda kadilik, % 16'lik bir dilimle ilk sirada yer almistir (ISEN 1997:224). Nerenin kadiligini istedigini acikca ifade eden sairler oldugu gibi kendilerine kadilik verilen sairler de aldiklari gorevi dile getirmis ve bir nevi hamisine tesekkur etmislerdir.

Vasfi, birinci beyitte siirden bir fayda gormedigini, siirle ovunulmeyecegini, asil ovuncunun ser' libasini giyinmek yani kadilik oldugunu ifade ederek Mustafa Pasa'dan bir kadilik isterken; ikinci beyitte de borc icinde oldugunu belirtmis ve Ca'fer Celebi'den Karaferye kadiligina atanmak istemistir
 Ne virur si'r ki ben fahr idem anunla benum
 Fahrum oldur k'idinem ser' libasini si'ar

 (CAVUSOGLU 1980:50)

 Bu mukarrerdur Kara-feryeye takrirum gelur
 Ger idersen lutf idup tahrir-i tahrik-i benan

 (CAVUSOGLU 1980:47)


Tuti-i Latif namiyla anilan Bursali Latif, Gurz Seydi'den mulazim olduktan sonra once muderris daha sonra da kadi olmustur. Kendisine Karasu kazasini verdiklerinde su beyti soylemistir:
 Karasuyi virmek dimekdur bana
 Be-ton u be-tunca bab-i siyah

 (KILIC 1994:375)


Daha sonra Tuti-i Latif'e altmis akce ile Nis kadiligi verilmistir. Bunun uzerine de su kit'ayi soylemistir:
 Elem-i Nis-i bela canimuza yetmisdur
 Dil-i sevda-zede bulincaya dek sittini
 Erba'ini ne kadar cekdugumi ben bilurum
 Dil-i sevda-zede bulincaya dek hamsini

 (KILIC 1994:375)


Bosnali Alaaddin Sabit, 1690'da Edirne'yi ziyaret eden Selim Giray'in parlak zaferlerini ovdugu kasidede kendi sikayetini de dile getirip Kefe kadiligini istemistir:
 Otuz ay oldu ki zahmetle sehr-i Edirnede
 Mulazemet cekerum gun-be-gun idup
 ta'dad

 Niyaz iderse n'ola hak-i asitanundan
 Kefe kazasini ihsana himmet u imdad

 (KARACAN 1991:183-184)


1.4.2.1.3. Katiplik

Sair isteklerinin bir digeri de katiplik gorevidir. Divan sairlerinin ragbet ettigi mesleklerden biri olan katiplik %12'lik bir oranla ucuncu sirada yer almistir (ISEN 1997:224).

Necati Bey, Kastamonu'dan Istanbul'a gelip Fatih Sultan Mehmed'e sundugu kasidelerle aldigi mukafatlari kafi gormese gerek padisahin meclisine girmek icin cesitli yollar denemistir. Bu amacla,
 Eser itmez n'idelum ah-i sehergah sana
 Meger insaf vire dostum Allah sana


matlali gazelini yazmistir. Necati Bey, bu gazelini padisahin nedimi ve musahibi Amirutzes'in sarigi arasina sokarak padisaha gondermistir. Fatih Sultan Mehmed, bu sahisla satranc oynarken kagidi gorup gazeli okumus, begenmis ve Necati'yi yedi akce ulufe ile divan katipligine tayin etmistir (KILIC 1994:449).

1.4.2.1.4. Kethudalik

Sair isteklerinden bir digeri de buyuk devlet adamlariyla zenginlerin islerini goren ve halk arasinda kahya olarak ifade edilen kethudaliktir (PAKALIN 1983:251).

Hayali Bey, yazdigi gazellerinde kethudalik gorevini istemistir. Hayali Bey'in kethudalik istedigi beyitler:
 Gercek sipahilerle yine oldi hem-sefer
 Guya Hayali Rumilinun kethudasidur
 Sahum Hayali malik-i mulk-i kelam
 iken

 Cok midur ana Rumilinun kethudaligi

 (KILIC 1994:871)


1.4.2.1.5. Maas/Para

Deli Birader'in istegi digerlerinden biraz farklidir. Cunku hak ettigi bir seyi istemistir. Ayda bin akce ile mutasarriflik gorevinde iken ihtiyaci sebebiyle yazdigi kit'ada:
 Afitab-i devletum ben bendene
 Lutf u ihsan eyle vir ay akcesin
 Bir koca kuldan sifal var ise ger
 Iki bir dime heman say akcesin


maasini ay basindan birkac gun once almak istemistir (KILIC 1994:940-941).

Necati Bey, Sultan Bayezid'e sundugu kasidede:
 Gordum kilic ile yenur etmek anun icun
 Saha geturmisem bu yuca asitana tig

 (TARLAN 1963:52)


ekmegin kilic ile yendigini -silahsorluk yaparak- gordum, ben de bunun icin kilic redifli bir kaside getirdim diyerek caize istemistir.

Kanuni Sultan Suleyman'in Zigetvar seferi esnasinda sair Kami Efendi, Kanuni'ye Edirne'de:
 Nev-bahar irdi ser-agaz itdi bulbuller
 yine

 Saldi gul-banglar guzat afaka gulgule
 yine


matlali gazelini verip 200 fi lori caize almistir (EYDURAN 1999:362).

Asik Celebi, hamisine halini arz ederken maasina zam istemistir. Ayrica hamisinden isini kazaskere havale etmemesini, surekli yarina birakarak kendisini surundurecegi endisesini tasidigini dile getirmistir:
 Yolum yuz otuz ise sen yuz elli sekiz ile
 ihsan kil

 Sehane lutfa cun olmaz bahane himmete
 paye

 (...)

 Havale itme kadi'askere ahvalumi lutf
 it

 Beni surundurur ol hasre dek salmakla
 ferdaya

 (HANCERLIOGLU 1988:116)


Leyla Hanim, Esma Sultan icin yazdigi terci-i bendde durumunu padisaha arz etmesini, iflas derecesinde oldugunu, evinin masrafl ari icin kendisine gumrukten maas baglatilmasini istemistir:
 Oldi cok bendelerin kesb-i ma'asa na'il
 Ne reva guse-i gamda kalayim ben
 mehcur

 Bir niyaz idecegim eyleme red basin
 icun

 Damen-i 'afv ile noksanimi eyle mestur
 'Arz idup sah-i cihana kulini gumrukden
 Hanemin masrafi ta'yin ile eyle mesrur
 Zahm-i iflasima olmaz ise lutfun merhem
 Dil-i divane kalur ta-be-kiyamet rencur

 (ARSLAN 2003:185-186)


Seref Hanim'in hayati hayli sikinti icinde gecmistir. Bu durumunu kendisine yakin buldugu Sadrazam Ali Pasa'ya utana sikila acmis, maasinin ve evinin olmadigini su beyitte dile getirmistir:
 Yok ma 'as u meskenim sekl-i melek
 Cun beser halk olmusum her sey gerek

 (ARSLAN 2002:484)


Sadrazam Ali Pasa, Seref Hanim'in maas istegini geri cevirmeyerek kendisine aylik 200 kurus maas baglatmistir. Bu durumu yine Seref Hanim'in kit'alarindan ogreniyoruz:
 Bir vechile kabil degil icra-yi tesekkur
 Sad oldi Seref-zar iki yuzden olun agah
 Itdi beni taltif re'is oldi efendim
 Hem kildi iki yuz gurus i'ta bana her gah

 (ARSLAN 2002:516)

 Ikiser yuz gurus mahiyye ihsan eyledin
 hakka

 Seref bir akceye sayan degilken ey
 kerem kani

 (ARSLAN 2002:516)

 Seref-zarin ma'as tahsisi ile simdi
 sayende

 Degildi habbeye malik pur oldi ceyb-i
 amali

 (ARSLAN 2002:516)


1.4.2.1.6. Mansib/Hizmet

Sair isteklerinin bir digeri de devlet hizmeti diye nitelendirdigimiz mansib istegidir. Devlet hizmetinin adi acikca belirtilmemesinden dolayi bu bolumdeki istekler mansib olarak ele alinmistir.

Figani, yazdigi suriyyede devlet hizmetinin ellerde elbezi oldugunu dile getirmis ve kendisine de bir hizmet verilmesini istemistir:
 Bu mesel meshurdur ellerde mansib
 destmal

 Birini eyle 'inayet gozlerum yasin silem

 (KARAHAN 1966:9)


Sehi Bey, Edirne'de Daru'l-hadis mutevellisi iken Sultan Suleyman'a mansib ricasiyla su siiri sunmustur:
 Ne itdum bilmezem ben dirligumde
 Ki kapudan suruldum pirligumde
 N'ola ihsan-i sultan olsa mebzul
 Koca kul kapusinda olsa makbul

 (EYDURAN 1999:514)


Vasfi, birinci beyitte Sultan II. Bayezid'den; ikinci beyitte de Koca Mustafa Pasa'dan bir memuriyet istemistir:
 Kapuna hidmet icun geldi bahr-i si'rinden
 Dizin dizin guher-i abdar ider isar

 (CAVUSOGLU 1980:25)

 Ki bendene budur ancak makasid-i a'la
 Ki hidmetunde ola sal u mah u leyl u
 nehar

 (CAVUSOGLU 1980:41)


Bazi sairler hamisinden yardim gorememistir. Ancak onlar hicbir zaman yardim goremeyecegi anlamini da cikarmamislardir. Bu nedenle hep umitle kendilerine bir gorev verilmesini ya da yardim edilmesini beklemislerdir. Hamisinden bir gun yardim gorebilecegi umidiyle yasayan sairlerden biri de Fuzuli'dir. Kanuni Sultan Suleyman'a sundugu kasidesinde kendisinin bir degerinin olmadigini ifade etmis, buna karsi yuzune bir gun bakilacagi umidiyle padisahin ovgusunu yapmis ve bunu da su sekilde dile getirmistir:
 Kil Fuzuli medhin ol Sah'in ki bag-i
 medhinin

 Bulbulu olurdu bulsa kuvvet-i guftar
 gul

 Gerci yokdur i'tibarin medhin et izhar
 kim

 Adet-i devr-i zamandir hare olmak yar
 gul

 Var umidim nice kim resm-i medar-i
 dehrdir

 Yilda bir kez aleme arz eylemek didar
 gul

 (AKYUZ 2000:47-48)


Gunun birinde yardim gorebilecegi umidiyle yasayan sairlerden bir digeri de Seyhulislam Bahayi'dir. Padisah kapisindaki hizmetlerden uzak kaldigini; ancak o makama kavusma konusunda umidini kesmedigini ifade etmistir:
 Durum egerci hidmet-i dergah-i Sah'tan
 Kesmem yine umidimi ol bargahtan

 (TOLASA 1979:96)


Devlet hizmetine girmek isteyen sairlerden bir digeri de Nedim'dir. Damad Ibahim Pasa'ya sundugu kasidesinde gorevinin olmadigini soylemis, Ibrahim Pasa'nin hizmetinde olma serefi bana yeter demeye getirmistir:
 Egerci hidmeti yok lik ana yeter bu seref
 Ki ede hidmet-i rikkiyyetinde 'omru guzar

 (MACIT 1997:36)


Nedim, Ibrahim Pasa'nin kutuphanesinde hafiz-i kutub olunca Ibrahim Pasa'ya tesekkur mahiyetinde su kit'ayi yazmistir:
 Ihsan edup kerem buyurup himmet eyleyup
 Lutf etdi bendesine kutub-hane hidmetin

 (MACIT 1997:125)


Yusuf Kamil Pasa'nin dairesinin mudavimleri arasinda yer alan Hayri, Yusuf Kamil Pasa'ya sundugu siirinde Meclis-i Maliye'ye aza olarak atanmak istemistir:
 Etseniz Meclis-i Maliyyeye aza ne olur
 Hayri'de gayriye nisbetle liyakat yok mu

 (INAL 2000:906)


Adliye Naziri Mehmed Said Pasa'dan is isteyen Avni, Uskudar Bidayet Mahkemesi Azaligi'na getirilmistir. Bunun uzerine Avni, Mehmed Said Pasa'ya tesekkur mahiyetinde bir kaside takdim etmistir:
 Mahkeme-i adlde kildin beni
 Hakim-i asude-ser-i ruzgar

 (...)

 Sukrunu ifa edemem lutfunun
 Olsa da nazmim guher-i ruzgar

 (OZGUL 1990:10)


1.4.2.1.7. Muderrislik

Sair isteklerinden bir digeri de muderrisliktir. Sairlerin en fazla tercih ettigi mesleklerden olan muderrislik, %14'luk bir oranla kadiliktan sonra ikinci sirada yer almistir (ISEN 1997:224).

Deli Birader namiyla anilan Gazali, Sivrihisar'da muderrislige baslayip suresi dolunca tekrar devlet kapisina gelmistir. Daha sonra Aksehir'de kendisine vakif yoneticiligi gorevi de verilerek bir medreseye elli akce ile muderris olarak atanmistir. Bu gorevin Gazali'ye verilmesinde donemin kazaskeri tereddutlu davraninca Gazali bir kit'a yazmis ve her seyin zamaninda olmasi gerektigini, dunyadaki en guzel seyin comertlik oldugunu ve himmette olcunun olmayacagini soylemistir:
 Deminde yagmasa baran-i ihsan
 Letafet sebzezar-i taze olmaz
 Cihanda kucuk u buzurg katinda
 Keremden rast hic avaze olmaz
 Efendi lutf et olcup dokmegi ko
 Meta'i himmete endaze olmaz

 (ISEN 1999:184)


1.4.2.1.8. Paye (Rutbe, Derece)

Sair isteklerinden bir digeri de payelerinin arttirilmasidir. Sairler boylelikle bulundugu mevkinin daha ustunu arzulamis ve bunu da siirlerinde dile getirmislerdir.

Hasmet, mulazim olduktan sonra cesitli medreselerde muderrislik yapmistir. Daha sonra hamisinden haric rutbesini *** talep etmistir. Bu istegini siirlerinde su sekilde dile getirmistir:
 Efendim sa'irim sihr aferinim i'tibarim yok
 Bana bir rutbe-i haric kerem kil i'tibar
 olsun

 (ARSLAN-AKSOYAK 1994:140)

 Boyle mi nadire-perdaz olurdu tab'im
 Olmasa dilde gam-i rutbe-i haric mudgam

 (ARSLAN-AKSOYAK 1994:101)


Hasmet, Abdullah Pasa'ya medrese talebiyle sundugu bir kasidede haric rutbesini hatirlatarak adi gecen rutbeyi bir daha istemistir:
 Ru'us-i harice ba'is ola turdum deyu
 sad hayf

 Vucudum nur-i istigfar u zuhd ile
 murebbadir

 Neler cekdim efendim sa'y-i haricde
 biraz yazsam

 Cenar-asa yedimde hame ta'bir-suz-i
 imladir

 (ARSLAN-AKSOYAK 1994:118)


Hasmet, haric rutbesini elde etmekte kararlidir. Bunu da sik sik siirlerinde dile getirmistir. Abdullah Pasa'ya sundugu bir baska kasidesinde haric rutbesini elde etmek icin iki yil bekledigini ve bu gorevi kendisinin hak ettigini soyle dile getirmistir:
 Iki yil intizar-i haric etdim ey kerem
 kani

 Gecirdim nakd-i vaktim vasf-i mufti-i
 zaman uzre

 Neden na-mustahak-i haric oldum ben
 vucuh ile

 Tefevvuk eylemisken saydigim sol
 zadegan uzre

 (ARSLAN-AKSOYAK 1994:110-111)


1.4.2.1.9. Salyane

Nihali, Kanuni Sultan Suleyman'dan ihsan elde edebilme amaci ile Kanuni'ye bir kit'a sunmus ve karsiliginda kendisine ayda bin akce salyane **** verilmistir. Sundugu kit'a:
 Kime kimden sikayet eyleyeyin
 Ser-guzestum hikayet eyleyeyin
 Ehl-i 'ilmun fakirine simdi
 Kimse dimez ri'ayet eyleyeyin
 Gah tedris u geh kaza diyuben
 Nice zillet dena et eyleyeyin
 Bana bir tevliyet 'inayet iden
 Vakfa sa'y u kifayet eyleyeyin

 (EYDURAN 1999:1066-67).


1.4.2.1.10. Tevliyet

Sultan Selim'in Sah Ismail uzerine yaptigi sefere katilan sairlerden biri de Nihali'dir. Taci-zade Ca'fer Celebi'den ders gorup mulazim olmus, daha sonra Plevne muderrisligi sirasinda Nihaloglu Mehmed Bey'in musahibligini yapmistir. Nihali, daha sonra Istanbul'a gelip Murad Pasa muderrisi ve arkasindan Galata kadisi olmustur. Sultan Selim ile Misir seferine katilmis ve uygunsuz davranislarindan dolayi geri gonderilmistir. Tekrar Galata kadiligina donmus; fakat herkesi hicvetmesinden dolayi kisa zaman sonra gorevinden alinmistir. Issiz bir halde cok sikinti cekmis ve sikintilarini devletin ileri gelenlerine sundugu kit'ada dile getirmistir. Bu kit'ada ayni zamanda kendisine bir tevliyet ([dagger]) ([dagger]) verilmesini ve bu goreve layik olmadigi takdirde gorevin elinden alinmasini istemistir. Bahsi gecen kit'a sudur:
 Bana bir tevliyyet 'inayet idun
 Vakfa sa'y u kifayet eyleyeyum

 (...)

 Mansiba ger liyakatum yog ise
 Ol cihetden feragat eyleyeyum

 (KILIC 1994:484-485)


Hayali Bey, hamisine sundugu kasidesinde tevliyet ve dirlik istemistir. Bu istegini de su sekilde dile getirmistir:
 Ya tevliyet ver ani kalem birle zabt edem
 Ya dirlik eyle olsun arada bahane tig

 (KURNAZ 1987:21)


1.4.2.1.11. Timar

Hayali Bey, hamisine sundugu bir kasidesinde hasta oldugunu belirterek kendisine bir timar ([double dagger]) verilmesini istemistir:
 Hasil-i 'omrumu bimarligum etdi tebah
 Padisahum bana vaktidur edersen timar

 (KURNAZ 1987:21)


1.4.2.1.12. Ulufe

Nihali, ayda bin akce hesabiyla gunde otuz uc akce ulufe ([section]) alabilmek icin devletin ileri gelenlerine su kit'a ile halini arz etmistir:
 Kime seksen kime toksan kime yuz
 Ri'ayetler ki olur ehl-i 'ilme
 Nihali bunca yildur 'ilm icinde
 Bulursa otuz uci elf ni'me
 Diger bir kit'ada bu istegini tekrarlamistir:
 Cihanun simdi hali kati gucdur
 Ki ehliyyet kisiye ulu sucdur
 Yagi olan gunde bin bayram eyler
 Ac uyuz olana her gun orucdur
 Nihalinun kifaf-i kulfeticun
 Muradi elli degul otuz ucdur


Bu kit'alar uzerine Nihali'nin ulufesi aylik bin akceye cikarilmistir (KILIC 1994:486).

Nihali, aylik ulufesini bin akceye cikarinca gunluk akcesi de otuz uc akce olmustur. Ancak onun gozu daha da yukseklerdedir. Ilk hedefi ulufesini kirk akceye cikarttirma olmustur. Bu istegini su beyitten anlamaktayiz:
 Keserdi cimrilikden cumle 'irki
 Nihali otuz ucden bulsa kirki

 (KILIC 1994:486)


1.4.2.1.13. Yazicilik

Yahya Bey, hamisinden yazicilik gorevini istemistir:
 Aglayup halumi bir yazicilik ister idum
 Ger bu kustahliga olmasa kapunda yasak

 (CAVUSOGLU 1977:127)


1.4.2.1.14. Zeamet
 Sehri, hamisinden bir zeamet ***** istemistir:
 Nice bin adem-i bu Devlet-i 'Osmanide
 Eylemissin big u pasa vu sipahi vu za'im
 Bir ze'ametle dil-i Sehriyi de sad eyle
 Ki odur dergeh-i lutfunda emek-dar-i kadim

 (ASLAN 1990:36)

 Yahya Bey, zeamete su sekilde talip olmustur:

 Sa'adetum gunesinden reca olur ki
 gore

 Ze'ameti bu fakire mahall u erzani

 (CAVUSOGLU 1977:38)


1.4.2.2. Hizmet Disi Istekler

Sairlerin hamilerinden koruyuculuk ve devlet hizmeti disinda birtakim istekleri de olmustur. Bu istekler diger isteklere oranla biraz daha ozeldir. Bu nedenle bu bolumde dile getirilen istekler, sair ile hami arasindaki samimiyete bagli olarak ortaya cikan isteklerdir.

1.4.2.2.1. Altin

Sabit, Diyarbakir kadiligindan azledildiginde birtakim yardimlar almistir. Bu yardimlar arasinda altin da vardir. Aldigi yuz altini su sekilde dile getirmistir:
 Cenab-i hazretunden surre-i zer geldi
 Sultanum

 Vucud-i na-tuvana kuvvet u fer geldi
 Sultanum Sararmisken izarum zer gibi
 fi kr-i meunetden

 Tene can benze kan kalbe ferahlar geldi
 Sultanum Cebininde tesurrun-nazirin
 zer hal ike mektub

 Yuzi par par yanarsad mah-peyker
 geldi Sultanum

 Eli altun asali camesizer-buft-i efrenci
 Refakat itmege bir pak asker geldi
 Sultanum

 Isun altuna dondi eyle Sabit simdiden
 sonra

 Du'ayi devlete ihlas ile yer geldi
 Sultanum

 Cenab-i kibriya ikbal u iclalun fuzun
 itsun

 Dinledukce bu monla gitdi ahir geldi
 Sultanum

 (ALTUNER 1989:132)


Sabit, Vezir-i azam Rami Mehmed Pasa'ya bir kaside sunmus ve karsiliginda yuz altin caize almistir. Aldigi altinlari da su sekilde dile getirmistir:
 Bahane eyleyup ma'muri-i ebyat u
 es'ari

 Dil-i viranim itdun lutf ile abad
 sultanum

 Yuz istihsan ile yuz sikke-i zer eyledun
 ihsan

 Iki yuzden sevindi Sabit-i na-sad
 Sultanum

 (ALTUNER 1989:133)


Ibrahim Pasa ve Sehzade Mustafa'nin meclisinde devsirme olan hizmetkar Abdullah b. Geylan elindeki sarap kadehini dusurup Siraz halisini kirletmis, Ibrahim Pasa hizmetkari azarlamak uzereyken Nedim soze girerek:
 Ayagin sakinarak basma aman sultanim
 Dokulen mey, kirilan sise-i rindan olsun
 deyince Ibrahim Pasa, fikrini degistirip


Nedim'in bu ince zekasini kutlamak icin onune bir kese altin atmistir (PALA 1997:198).

1.4.2.2.2. Arpa

Necati Bey, hamisine o kadar yakindir ki kendisi icin bir seyler istemenin yani sira ati icin de bir seyler istemistir. Matla'i:
 Kani ol yar-i mihriban arpa
 Sayruya sihhat ata can arpa


olan Arpa kasidesinde hamisinden ati icin arpa istemistir (TARLAN 1963:92-94).

1.4.2.2.3. At

Sairlerin isteklerinden bir digeri de attir. Kimi sair sadece at isterken kimisi de istedigi atin ozelliklerini de dile getirmistir.

Karamanli Ayni, hamisinden bir at istegini su sekilde dile getirmistir:
 Bana bir at aliversen n'olaydi
 Komasan beni zillet dagiyila

 (MERMER 1997:168)

 Ahmed Pasa da hamisinden bir at istemistir:
 Bir esb-i has bahsis et Ahmed kuluna kim
 Dinsin budur ata-yi Feridun-i ruzigar

 (TARLAN 1992a:112)

 Mesihi matla'i:
 Bir bar-gir itdi 'ata bana Kirdigar
 Us bar-i kahr ile beni deng itdi ruzgar

 (MENGI 1995:67)


olan kasidesinde sahip oldugu ati yermis ve padisahin atini overek kendisi icin daha iyi bir at istediginde bulunmustur. Kasidenin devaminda kendisine hediye edilen ciliz ve gucsuz attan yana dertli oldugunu, cok sikinti cektigini dile getirmistir. Nihayetinde yel gibi hizli giden bir at istemistir:
 Lutf it seha bir esb buyur ben kuluna kim
 Yel gibi tiz-rev ola amma cebel-vakar

 (MENGI 1995:70)


Gelibolulu Ali de hamisinden bir at istemis ve atin ozelliklerini de su sekilde dile getirmistir:
 Piyade kaldum eya sehsuvar-i sahib-i tig
 'Inayet eyle bana boynuni kemer tutar bir at
 Kuluna soyle yarar at bagisla sultanum
 Nakilleyup hasr itdukce ditreye haserat
 Atasi taze anasi gebise cinsi olan
 O basbug ola ana gayrun atlari nefer at

 (ALTUN 1989:50-51)


1.4.2.2.4. Iydiyye (Bayramlik)

Sair isteklerinden bir digeri de bayramliktir.

Sabit, hamisi Kazasker Mehmed Efendi'ye yazdigi matla'i:
 Yer gok dosendi 'arsa-i mihman-saray-i 'id
 Cikdi simat-i husrev-i ferman-reva-yi 'id


olan iydiyyede asagidaki beyit ile hamisinden kendisine uygun yeni bir bayramlik istemistir:
 Hayyat-i lutfi bende-i dirine cok degul
 Bir nev-libas-i mansib iderse seza-yi 'id

 (KARACAN 1991:178-180)


1.4.2.2.5. Kole

Vasfi, Mustafa Pasa'ya sundugu kasidede Mustafa Pasa ile samimiyetinin ne derecede oldugunu ortaya koymustur. Bu kasidede Vasfi, Mustafa Pasa'dan genc ve guzel koleler istemistir:
 Henuz devlet-i gerdun olup bana sabit
 Yanumca olmadilar mah-pareler seyyar
 Umiddur ki zaman-i vezaretunde idem
 Yanumda husn ili sultanlarini hidmetkar

 (CAVUSOGLU 1980:42)


1.4.2.2.6. Koy

Hayali Bey, Diyar-i Rum'da ecdadinin yattigi, etrafi daglarla cevrili, iki bin uc yuz akcelik arazisi olan bir koyun kendisine verilmesini su sekilde istemistir:
Munasib bendene olmakdur ol cay
Vatan hubbu heman imana benzer

(KURNAZ 1987:22)


1.4.2.2.7. Kurk

Fevri Efendi, kendisine kurk vaadinde bulunan kadinin kethudasi bu vaadi yerine getirmeyi ihmal edince su kit'ayi soylemistir:
 Emin olmak icun kurk-i sita fi krinden
 aslanum

 Duhan-i ahdan kadir olan sammurdan
 kurke

 Ya bir sincab veya kakum ya sansar
 kurk icun varup

 Geyikdur dilki emniyet iden bir cakal
 turke

 (KILIC 1994:676)


Devrin sadrazami kurk hediye ettiginde Sabit asagidaki siiri soylemistir:
 Letafetde ne bezmun gibi bezm
 'unvanini gordum

 Semahat da ne zat-i pakinun akranini
 gordum

 Siyeh semmur bir boy kurki giydum
 bezm-i lutfunla

 Boyumca Asaf-i dehrun bu gun
 ihsanini gordum

 (ALTUNER 1989:131-132)


1.4.2.2.8. Saat

Sair ile hami arasindaki samimiyeti yansitan isteklerden bir digeri de saattir. Bosnali Alaaddin Sabit, Bosna valisinden bir saat istemistir:
 Imsak-i derdimuz de var amma futur icun
 Vakt-i gurub-i bilmege bir sa'at isteruz

 (ALTUNER 1989:130)


Hamisi de bu istegi geri cevirmeyip Sabit'e bir saat gondermistir. Sabit de kendisine yapilan ihsani karsiliksiz birakmayip su sekilde tesekkur etmistir:
 Ruze-dar-i gama Sultanumdan
 Hisse-i han-i inayet geldi


Vakt-i iftarda simden sonra Sekkimuz kalmadi sa'at geldi

Zat-i pasaya du'a eyleyelum

Sabita vakt-i icabet geldi (ALTUNER 1989:131)

1.4.2.2.9. Yer/Ev

Sair isteklerinden bir digeri de yer/ mekan istegidir.

Deli Birader, eski dostlarindan Seydioglu Dervis Celebi ve Sirkeci Bahsi'nin Besiktas'ta yaptirdiklari bahcelere ozenerek kendisi de deniz kenarina bir bahce, ev, tekke, mescit ve gecimini saglamak icin de bir hamam yaptirmak istemistir. Parasi olmadigindan "cer-name" adini verdigi bir manzum arzihal yazip padisaha basvurmustur:
 Cunku mir-i mucerredan oldum
 Bana bir yir gerek emirane


Bunun uzerine padisah ve Ibrahim Pasa'dan yuklu miktarda paralar almistir. Bunun yani sira diger vezirler de dostu olmasi sebebiyle yardimda bulunmustur (KILIC 1994:931).

Musiki alaninda da kendisini gosteren sairlerden Subhi-zade 'Aziz, "Niyaz-name Beray-i Bina-suden-i Hane" basligini tasiyan kasidesinde kendisine ev yapilmasini istemistir.
 Be emr-i Hakk olali muhterik geda-hane
 Hemise meskenum olmakdadur kira-hane


matlali kasidesinde evinin yandigini, kiralik bir eve tasindigini ve bu duruma cok uzuldugunu dile getirmis ve Sultan I. Abdulhamid'den bir ev istemistir:
 Heman Cenab-i Seh 'Abdul-hamide yalvarigor
 K'odur kerem idecek var ise sana hane

 (ERDEM 2001:67)


Vasif, Kececi-zade Izzet Molla ile mustereken yazdigi ve Izzet Molla'nin Divan'inda yer alan kit'ada:

Ey Suleyman-i zaman biz iki ehl-i suhaniz Cismimiz fil kadar kismetimiz mur kadar

Bu cesamet var iken bizde sen insaf eyle

Yok cihanda yerimiz hane-i zunbur kadar

Sultan II. Mahmud'a "Zamanin Suleyman'i" olarak hitap edip, kismetlerinin iri cusseleri ile orantili olmadigini ve esek arisi evi kadar bile bir haneye sahip olmadiklarini ifade ederek ev istemistir. Bunun uzerine Vasif'a Tophane'de bir konak tahsis edilmistir (GUREL BILA-TARIH:37).

Avni, Sultan Abdulhamid'e yazdigi kasidede kirada oturdugu evi begenmedigini, kucuk oldugunu belirttikten sonra kendisine ait buyukce bir ev istemistir:
 Altinda su kubbe-i azimin
 Hasret-kes-i vus'at-i mekandir
 Bir evde hazin yatar ki sahni
 Manend-i cahim-i pur-duhandir
 Ol rutbe muzik u teng tarik
 Guya ki mezar-i kafi randir
 Anak o kadar safasi var kim
 Azade-i bar-i mihmandir
 Malum-i fakirdir bu soz kim
 Dunya evi daru'l-imtihandir
 Amma nazar-i sehinsehiden
 Magbut-i hadikatu'l-cenandir
 Cok zar u huzn olan gonuller
 Simdi keremiyle sadmandir

 (OZGUL 1990:11-12)


Sonuc

Sair ile hami arasindaki iliskinin bir gostergesi de hamiye sunulan eserlerdir. Tum sairlerin ortak amaci eserlerini padisaha ve sehzadeye ulastirmak olmustur. Padisah ve sehzade disindaki kisiler, sair icin bir basamak teskil etmistir. Sairler icin asil hedef saray cevresidir. Cunku padisah ve sehzadenin lutuf ve ihsani diger cevrelerle olculemeyecek kadar fazladir. Bundan dolayidir ki sairler, saray cevresine ulasamadiklari durumlarda diger cevrelere yonelmislerdir. Ayrica saray cevresine ulasmak, mevkisine ve meslegine bakilmaksizin her sairin amaci iken, diger cevrelere ulasmak her sairin amaci olmamistir. Cunku belli bir mevkiye gelen sair, kendisinden alt derecede bulunan bir kisiye eser sunma gayreti icine girmemistir. Sonuc itibariyle padisaha ulasma arzusundaki sairin mevkisi arttikca destegini gorebilecegi kisilerin sayisi azalmis ve kendisi muracaat eden degil muracaat edilen konumuna gelmistir.

Eserler bizzat sair tarafindan hamiye ulastirilamadiginda araci bir kisi devreye girmistir. Araci kisi bazen devlet ricalinden biri olurken bazen de daha tecrubeli bir sair olmustur. Bu sekilde takdim edilen eserler bir degerlendirmeye tabi tutularak hamiye ulastirilmistir. Eserlerin degerlendirilisinde haminin sanat zevki ve anlayisi buyuk onem arz etmistir.

Sairlerin basta padisah ve sehzadeler olmak uzere devlet ricalinden birtakim istekleri olmustur. Bu istekleri "Genel Istekler" ve "Ozel Istekler" olmak uzere iki baslik altinda topladik. Sairlerin "Genel Istekler" bolumunde hamilerinden en fazla koruyucu (hami) ve yardim (lutuf, ihsan, iltifat vs.) istediklerini gorduk. Bunun haricinde iltifat, aracilik, bagislanma ve hami kapisinda kul olma gibi istekler de sairler tarafindan dile getirilmistir.

Genel anlamda bu sekilde yardim isteyen sairler oldugu gibi ozel olarak acikca ne istedigini belirten sairler de olmustur. Bu bolumdeki istekleri de "Ozel Istekler" adi altinda "Devlet Gorevi/Paye" ve "Hizmet Disi Istekler" olmak uzere iki baslikta ele aldik. Sairler, "Devlet Gorevi/Paye" adi altinda kendilerine bir devlet gorevi verilmesini istemislerdir. Kimi sair acikca hangi gorevi istedigini belirtirken kimileri de genel ifade ile mansib istemistir. Ozel olarak dile getirilen istekler beylik, kadilik, kethudalik, katiplik, muderrislik, tevliyet ve yaziciliktir. Bunun haricinde bu bolumde ele aldigimiz isteklerden bir digeri de direk olarak nakdiyyeye dayanan maas/para, paye (derece, rutbe) artirimi, salyane, ulufe ve zeamettir.

"Hizmet Disi Istekler" bolumunde dile getirilen istekler ise diger isteklere oranla biraz daha ozeldir. Bu nedenle bu bolumde dile getirilen istekler, sair ile hami arasindaki samimiyete bagli olarak ortaya cikan isteklerdir. Bu bolumdeki istekleri altin, arpa, at, iydiyye (bayramlik), kole, koy, kurk, saat ve yer/ev olarak siralayabiliriz.

Sonuc itibariyle "Marifet iltifata tabidir" dusturuyla hareket eden sairler, Imparatorlugun kurulusundan son zamanlarina kadar firsat buldukca isteklerini dile getirmeyi surdurmuslerdir. Bu sure zarfinda devlet ricaline yakin olan sairlerin daha fazla istekte bulundugunu tespit ettik. Ayrica bayan sairler de cesitli isteklerde bulunmuslardir. Istekte bulunan sairlerin yani sira kimi sairler hamilerinden gordukleri yardimlari da dile getirerek bir nevi tesekkur etmislerdir.

KAYNAKCA

ADIVAR A. Adnan (1991), Osmanli Turklerinde Ilim, Remzi Kitabevi, 5. Baski, Istanbul.

AKKUS Metin (1993), Nef'i Divani, Akcag Yay., Ankara.

AKYUZ Kenan-BEKEN Suheyl-YUKSEL Sedit-CUNBUR Mujgan (2000), Fuzuli Divani, Akcag Yay., Ankara.

ALTUN Kudret (1989), "Gelibolulu Mustafa Ali ve Divani", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Istanbul Universitesi SBE, Istanbul.

ALTUNER Nuran Uzer (1989), "Safayi ve Tezkiresi", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Istanbul Universitesi SBE, Istanbul.

ARSLAN Mehmet-AKSOYAK I. Hakki (1994), Hasmet Kulliyati, Sivas.

ARSLAN Mehmet (2002), Seref Hanim Divani, Kitabevi Yay., Istanbul.

--(2003), Leyla Hanim Divani, Kitabevi Yay., Istanbul.

ASLAN Mustafa (1990), "Sehri Divani", Yayinlanmamis Yuksek Lisans Tezi, Erciyes Universitesi SBE, Kayseri.

AYPAY A. Irfan (1998), Izzet Ali Pasa Divan ve Nigar-name, Istanbul.

CAPAN Pervin (1993), "18. Yuzyil Tezkirelerinde Edebiyat Arastirma ve Tenkidi", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Firat Universitesi SBE, Elazig.

CAVUSOGLU Mehmet-TANYERI M. Ali (1981), Hayreti Divani, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yay., Istanbul.

CAVUSOGLU Mehmed (1977), Yahya Bey Divani, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yay., Istanbul.

--(1980), Vasfi Divani, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yay., Istanbul.

--(1982), Helaki Divani, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yay., Istanbul.

--(1986), "Kaside ", Turk Dili Turk Siiri Ozel Sayisi II, (Divan Siiri), S.:415-416-417,

Temmuz-Agustos-Eylul s.:17-77.

DADAS Cevdet (2002), "Osmanli Arsiv Belgelerinde Sairlere Verilen Caize ve Ihsanlar",

Turkler, Ed.: Hasan Celal Guzel vd., Yeni Turkiye Yay., C.11, s.:748-758, Ankara.

DEVELLIOGLU Ferit (2000), Osmanlica-Turkce Ansiklopedik Lugat, Aydin Kitabevi, 17. Baski, Ankara.

EFLATUN Muvaffak (2001), "Osmanli Doneminde Edebi Muhit Olarak Iznik", Esrefoglu Rumi Bilgi Soleni Bildirileri, Ed.: Mustafa Gunes, Iznik-Bursa.

ERDEM Sadik (2001), Subhi -zade 'Aziz ve Divani, Fakulte Kitabevi, Isparta.

ERUNSAL Ismail (1979-1980), "Turk Edebiyati Tarihinin Arsiv Kaynaklari I, II. Bayezid

Devrine Ait Bir In'amat Defteri", Tarih Enstitusu Dergisi, X-XI, s.:303-342.

--(1984), "Turk Edebiyati Tarihinin Arsiv Kaynaklari II, Kanuni Sultan Suleyman

Devrine Ait Bir In'amat Defteri", Osmanli Arastirmalari, IV s.:1-17.

EYDURAN Aysun Sungurhan (1999), "Tezkiretu's-Su'ara (Inceleme-Tenkitli Metin)", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

GUREL Rahsan (Bila-tarih), Enderunlu Osman Vasif ve Divani, Kitabevi Yay., Istanbul.

HAMAMI Erdal (2001), Rami Divani, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

HANCERLIOGLU Filiz (1988), "Asik Celebi Divani", Yayinlanmamis Yuksek Lisans Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

ILAYDIN Hikmet (1956), "Kerem Kasideleri", Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Tarih Enstitusu Dergisi-2, Istanbul.

INAL Ibnu'l-Emin Mahmud Kemal (1999), Son Asir Turk Sairleri, Haz.: Mujgan Cunbur, Ataturk Kultur Merkezi Yay., C. 1, Ankara.

--(2000), Son Asir Turk Sairleri, Haz.: M. Kayahan Ozgul, Ataturk Kultur Merkezi Yay., C. 2, Ankara.

IPEKTEN Haluk (1974), Ismeti Divani, Ataturk Universitesi Yay., Ankara.

--(1990), Na'ili Divani, Akcag Yay., Ankara.

--(2003), Baki Hayati Sanati Eserleri, Akcag Yay., 4. Baski, Ankara.

ISEN Mustafa (1997), Otelerden Bir Ses, Akcag Yay., Ankara.

--(1999), Latifi Tezkiresi, Akcag Yay., Ankara.

KARACAN Turgut (1991), Bosnali Alaeddin Sabit Divani, Cumhuriyet Universitesi Yay., Sivas.

KARAHAN Abdulkadir (1966), Figani ve Divancesi, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Yay., Istanbul.

KILIC Filiz (1994), "Mesa'iru's-Su'ara (Inceleme-Tenkitli Metin)", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

KURNAZ Cemal (1987), Hayali Bey Divani Tahlili, Kultur ve Turizm Bakanligi Yay., Ankara.

KULEKCI Numan (1989), Gani-zade Nadiri ve Divanindan Secmeler, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

MACIT Muhsin (1997), Nedim Divani, Akcag Yay., Ankara.

--(2001), Erzurumlu Zihni Divani, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

MENGI Mine (1995), Mesihi Divani, AKM Yay., Ankara.

MERMER Ahmet (1997), Karamanli Ayni ve Divani, Akcag Yay., Ankara.

OZGUL M. Kayahan (1990), Yenisehirli Avni, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

PAKALIN Mehmet Zeki (1983), Osmanli Tarih Deyimleri ve Terimleri Sozlugu, MEB Yay., C. 1-2-3, Istanbul.

PALA Iskender (1996), Sairlerin Dilinden, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(1997), Siirler Sairler ve Meclisler, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(2003), Ansiklopedik Divan Siiri Sozlugu, L&M Yay., Istanbul.

TARLAN Ali Nihad (1963), Necati Beg Divani, MEB Yay., Istanbul.

--(1992a), Ahmed Pasa Divani, Akcag Yay., Ankara.

--(1992b), Hayali Divani, Akcag Yay., Ankara.

TOLASA Harun (1979), Seyhulislam Bahayi Divanindan Secmeler, Tercuman 1001 Temel Eser Serisi, Istanbul.

UZUNCARSILI Ismail Hakki (1988), Osmanli Devletinin Saray Teskilati, TTK Yay., Ankara.

YILMAZ Ali (1996), Kanuni Sultan Suleyman 'a Sunulan Kasideler, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

** Mulkiye taksimatinda mutasarrif idaresinde bulunan memleket parcasina verilen isimdir. Liva yerine "Sancak" da denilmistir (PAKALIN 1983:367).

*** Haric Medresesi: Ilk tahsili veren medreselerin unvanidir. Bunu ikmal edenler idadi (orta) derecesinde olan ve Iptida-i dahil denilen "Dahil Medresesi"ne girer, oradan da ali tahsili almak icin Sahn Medresesi'ne gecerlerdi. Bu medreselere "Iptida Haric" de denilmistir (PAKALIN 1983:749).

**** Tanzimattan once bir kisim memurlarla mustahdemlere senelik olarak verilen vazife (ucret) yerine kullanilan bir tabirdir (PAKALIN 1983:111).

([dagger]) ([dagger]) Vakif islerine bakmak vazifesi yerine kullanilmis bir tabirdir. Vazife dolayisiyla berat verilmis ve verilen berata "Tevliyet berati" denilmistir (PAKALIN 1983:485).

([double dagger]) Fetih sirasinda Arazi-i emiriyye itibar edilen yerlerden sipahilerle zaimlere kilic hakki olarak verilen Beytu'l mal hissesi yerinde ve hakkinda kullanilmis bir tabirdir (PAKALIN 1983:497).

[section] Maas yerine kullanilmis bir tabir olup yulaf demek olan Arapca aleften gelmistir. Bu tabir ilk once sipahi -suvari- askerin hayvani icin verilen yulaf yani yem parasi anlaminda ifade edilirken sonradan yeniceriligin cari oldugu devirlerde asker vs. muvazzaf memurlara verilen maas yerine kullanilmistir. Halk arasinda ulufe seklini almistir (PAKALIN 1983:544).

***** Fetih sirasinda Arazi-i emiriyye itibar olunan yerlerden muhariplerle bir kisim devlet ve saray memurlarina kilic hakki ve dirlik olarak verilen Beytu'l mal hissesi yerine kullanilmis bir tabirdir (PAKALIN 1983:649).

PANGIT

Kadir GULER *- Kerim YASAR ([dagger])

* Yard.Doc. Dr, Turk Dili ve Edeb. Bolumu, Fen Edebiyat Fakultesi, Dumlupinar Universitesi, Kutahya, Turkiye

([dagger]) Ogr. Uyesi, Turk Dili Edeb. Bolumu, Sosyal Bilimler Enstitusu, Dumlupinar Universitesi, Kutahya, Turkiye
COPYRIGHT 2007 Civilacademy Journal of Social Sciences
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2007 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Guler, Kadir; Yasar, Kerim
Publication:Civilacademy Journal of Social Sciences
Geographic Code:7TURK
Date:Jun 22, 2007
Words:10641
Previous Article:A turning point in the way of emancipation: Jurgen Habermas / Ozgurlesime giden yolda bir donum noktasi: Jurgen Habermas.
Next Article:Two feminist classics revisited: Jane Campion's The Piano and Sally Potter's Orlando/Iki feminist klasik.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2018 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters