Printer Friendly

Acneiform eruption and other dermatologic side effects induced by targeted cancer therapy: a retrospective analysis/Hedefe yonelik kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu ve eslik eden diger dermatolojik yan etkiler: retrospektif bir degerlandirme.

Summary

Background and Design: Epidermal growth factor receptor (EGFR) inhibitors may cause different adverse cutaneous reactions including acneiform (pustular, papulopustular) eruption. Rarely, other specific targeted cancer therapy agents may cause similar pustular eruptions. The aim of this study was to evaluate the adverse skin reactions, mainly acneiform eruptions caused by these chemotherapeutic agents.

Material and Methods: We retrospectively analyzed the data of 23 patients who developed acneiform eruption due to chemotherapeutic agents between May 2007 and April 2011. The drugs causing acneiform eruption, clinical features of eruption, other associated dermatologic adverse reactions and the treatment modalities used for the acneiform reaction were noted.

Results: EGFR inhibitors such as erlotinib and cetuximab were the main drugs causing acneiform eruption in 21 patients. Everolimus and bevacizumab in combination with irinotecan were responsible in two patients. The eruption occurred on the face in all patients. The trunk, neck and the scalp were other affected body parts in some patients. The periorbital area on the face was generally spared. Xerosis and paronychia were the main associated adverse cutaneous reactions. Trichomegaly was another finding in two patients. The patients, who could have been followed, responded to topical or systemic antibiotics, or some medications for acne vulgaris/rosacea. Chemotherapy could be continued in all patients.

Conclusion: Dermatologists need to know the specific eruptions occurring with chemotherapy drugs, especially EGFR inhibitors in order to develop the best approach without discontinuation of cancer therapy. Acneiform eruptions due to chemotherapeutics are most commonly seen on the face sparing periorbital area. Other reactions including mainly xerosis, paronychia and trichomegaly can also occur. (Turkderm 2012; 46: 84-9) Key Words: Epidermal growth factor receptor inhibitors, targeted chemotherapy, acneiform eruption, paronychia, xerosis, trichomegaly

Ozet

Amac: Epidermal buyume faktoru reseptoru (EBFR) inhibitorleri basta akneiform (pustuler, papulopustuler) dokuntu olmak uzere bircok dermatolojik yan etkiye yol acabilmektedir. Nadiren hedefe yonelik baska kemoterapi ilaclari da benzer bir pustuler dokuntuye neden olabilir. Calismamizda cogu son yillarda kullanima giren bu ilaclara bagli olarak gozlemledigimiz basta akneiform dokuntu olmak uzere dermatolojik yan etkilerin degerlendirilmesi amaclandi.

Gerec ve Yontem: Mayis 2007 ve Nisan 2011 tarihleri arasinda kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu tanisi konulan 23 hastanin poliklinik kayitlari retrospektif olarak incelendi. Akneiform dokuntuye neden olan ilaclar, dokuntunun klinik ozellikleri, eslik eden diger dermatolojik yan etkiler ve hangi tedavi seceneklerinin kullanilmis oldugu arastirildi. Dermatolojik yan etkilere bagli olarak kemoterapinin kesilip kesilmedigi degerlendirildi.

Bulgular: Akneiform ilac dokuntusune neden olan ilaclarin basinda 21 hastada etken olan erlotinib ve setuksimab gibi EBFR inhibitorleri yer aliyordu. Everolimus ve irinotekan ile bevasizumabin birlikte kullanimi birer hastada etkendi. Dokuntu tum hastalarda yuzu etkilerken bunu govde, boyun ve sacli deri izliyordu. Yuzun bircok bolgesi tutulurken goz cevresi cogunlukla saglam kalmisti. Kseroz ve paronisi sik eslik eden dermatolojik bulgulari olustururken, iki hastada gec donemde kas, kirpik killarinda uzamaya rastlanmisti. Takibi yapilabilen tum hastalarda akneiform dokuntu ve paronisi topikal veya sistemik antibiyotiklerle veya akne vulgaris ve rozasea tedavisinde yer alan baska ilaclar ile onemli olcude kontrol altina alinmisti ve kemoterapinin kesilmesine gerek kalmamisti.

Sonuc: Deri ve Zuhrevi Hastaliklar uzmanlarinin kemoterapi ilaclarinin ozgun dokuntuleri konusunda bilgi sahibi olmasi ve hastalara dogru yaklasmasi kemoterapinin idamesinin saglanmasi acisindan kritik bir oneme sahiptir. Kemoterapi kullanimina bagli akneiform dokuntu ozellikle yuzu ilgilendirirken, goz cevresi saglam kalir. Kseroz, paronisi ve trikomegali eslik eden diger dermatolojik bulgulardir. (Turkderm 2012; 46: 84-9)

Anahtar Kelimeler: Epidermal buyume faktoru reseptoru inhibitorleri, hedefe yonelik kemoterapi, akneiform dokuntu, paronisi, kseroz, trikomegali

Giris

2000'li yillarda Onkoloji alaninda kullanimi giderek artan epidermal buyume faktoru reseptoru (EBFR) inhibitorlerinin daha onceden tanimlanmis tum ilac dokuntulerinden farkli bir tabloya neden olduklari gosterilmistir. Bu hedefe yonelik kemoterapi ilaclarinin dermatolojik yan etki (deri toksisitesi) orani cok yuksektir ve basta pustuler (akneiform, papulopustuler) ilac dokuntusu olmak uzere birkac farkli tip deri veya deri eki reaksiyonuna ayni anda veya uzun bir surec icinde yol acabilirler (1-5). Daha nadir olarak, sitotoksik ilaclarin disinda kalan baska kemoterapi ilaclarina bagli olarak da pustuler dokuntulere rastlanabilmektedir. Klinigimizde kemoterapi ilaclarina bagli pustuler yan etki ile ilgili saptayabildigimiz ilk kayit 2007 yilindadir. Ozellikle EBFR inhibitoru ilaclarin kullanim sikligindaki artisla iliskili olarak giderek sik karsilasilan bu reaksiyonlarin klinik ozelliklerini arastirmak amaciyla klinigimizde son 4 yilda kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu tanisi konulan hastalarin degerlendirilmesi planlandi.

Gerec ve Yontem

Mayis 2007- Nisan 2011 tarihleri arasinda istanbul Tip Fakultesi Deri ve Zuhrevi Hastaliklari kliniginde kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu tanisi konulan tum hastalarin dosya kayitlari retrospektif olarak gozden gecirilerek demografik ozellikleri, tedavi almalarini gerektiren malinite tipi, kullandiklari kemoterapi ilaci tipi, akneiform dokuntunun yerlesimi, eslik eden diger dermatolojik yan etkiler, aldiklari dermatolojik tedaviler ve kemoterapinin devaminin saglanip saglanamadigi retrospektif olarak degerlendirildi. Toplam 23 hastada akneiform erupsiyon gelismisti. Bu hastalar akneiform erupsiyon nedeniyle dermatoloji klinigine dogrudan basvurmus veya primer hastaligi nedeniyle takip eden onkologlar tarafindan konsulte edilmislerdi. Hastalarin 20'sine baslanan dermatolojik tedavi dosyalarinda belirtilmisti. Tedavi verildikten sonra kontrolu yapilan 10 hasta bulunmaktaydi. Bunlarin takip sureleri 1-16 ay arasinda degismekteydi.

Bulgular

Kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu tanisi konan 23 hastanin verileri Tablo 1'de gosterilmistir. Hastalarin 17'si erkek, 6'si kadindi ve yaslari 26-86 arasinda degisiyordu (ortalama yas: 54,13 [+ or -] 15,44). Dokuntu 11 hastada erlotinib, 10 hastada setuksimab, 1 hastada everolimus, 1 hastada irinotekan ve bevasizumabin birlikte kullanimi ile iliskilendirildi. Akneiform dokuntu (Sekil 1a-i, 2a-e) tum hastalarda yuzu etkilerken, govde 17 hastada, sacli deri 10 hastada, boyun 10 hastada, ekstremiteler 7 hastada tutulmustu. Goz cevresi tutulumu acisindan uc hastada ayrintili kayitlar yetersiz iken, kalan 20 hastanin hicbirinde goz cevresi tutulumunun olmamasi dikkat ceken bir ozellik idi (Sekil 1d). Hastalarin 17'sinde pustuler lezyonlara baska dermatolojik bulgular eslik ediyordu. Birinde plantar bolgede de pustuller vardi. Uc hastada pustuller disinda erken donem fronkul benzeri gorunumde noduler lezyonlar vardi. Paronisi (Sekil 3a-3d) 7 hastada bir veya birkac tirnak cevresinde bulunuyordu. Bunlardan birinde hipertrofik granulasyon dokusu paronisiye eslik ediyordu (Sekil 3d), iki hastada parmak uclarinda fissurler (Sekil 3e, f), 8 hastada govde veya ekstremitelerde kseroz vardi (Sekil 3g). Bir hastada karin bolgesinde operasyon insizyon sikatrisi uzerinde kemoterapiye baslanmasini takiben piyojenik granulom benzeri hipertrofik granulasyon dokusu olusmasi gozlenmisti. Bir hastada agiz icinde aftoz ulserler (Sekil 3h) saptanmisti. Bir hastada tedavinin ucuncu ayinda kas ve kirpiklerde uzama ve artis, bir hastada ise altinci ayinda kas ve kirpiklerde uzama ve kivirciklasma (Sekil 3i) baslamisti.

Hastalarimizdan ucunun kayitlarinda pustuler veya paronisyal lezyonlarin kontrol altina alinabilmesi icin hangi ilaci kullandiklari belirtilmemisti. Geri kalan 20 hastadan 15'i bu lezyonlara yonelik olarak tek basina veya topikal ilaclar ile birlikte sistemik antibiyotik tedavileri kullanmisti (Sekil 4a-d). Bes hasta ise sadece topikal tedavi kullanmisti. Hastalarin hicbirinde dermatolojik yan etkiye bagli olarak kemoterapinin tamamen kesilmesi onerilmemisti. Toplam 10 hastada 1-16 ay arasinda degisen takip suresinde birkac kez muayene yapilmisti. Bunlar arasinda sistemik antibiyotik tedavisi kullanan sekiz hastanin tumunde de tedaviye olumlu yanit alinmisti.

[ILLUSTRATION OMITTED]

[ILLUSTRATION OMITTED]

Tartisma

Kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntunun en iyi bilinen nedeni EBFR inhibitorleridir. Bu ilac grubunda baslica monoklonal antikorlar olan setuksimab ve panitumumab, tirozin kinaz inhibitorleri olan gefitinib ve erlotinib yer alir (1-5). Ulusal Dermatoloji literaturunde setuksimab tedavisine bagli akneiform dokuntu gelisimi ile ilgili iki olgu bildirisi bulunmaktadir (6-7). Yukarida sayilan ilaclar disinda diger bazi hedefe yonelik kemoterapi ilaclarina bagli olarak da benzer bir dokuntu gozlenebilir. Calismamiza dahil edilen 23 hastanin 21'inde dokuntuden erlotinib ve setuksimab gibi EBFR inhibitorleri, 1 hastada everolimus, 1 hastada ise irinotekan ve bevasizumab sorumlu olarak dusunuldu. Bu ilaclarin tumu klasik sitotoksik ajanlarin disinda kaliyordu. Calismamizdaki hastalarda setuksimab gastrointestinal kanserler (mide, karaciger, kolon, rektum), erlotinib akciger kanseri ve lenfositik timoma, irinotekan kolon kanseri, everolimus bobrek kanseri icin kullanilmisti. Bevasizumab uc hastada kullanilirken, hicbirinde tek basina kullanilmamisti, iki hasta bu ilaclarla beraber 5-flourourasil de kullanmakla birlikte benzer dermatolojik yan etkileri olmayan bu klasik sitotoksik kemoterapi ilaci degerlendirmeye alinmadi.

[ILLUSTRATION OMITTED]

EBFR, tip I reseptor kinaz ailesi uyesi olup epidermisin bazal tabakasindaki prolifere olan, farklilasmamis keratinositlerde ve kil folikulunde eksprese edilmektedir (2-3). Tumor buyumesi, hucre proliferasyonu, apopitoz, anjiyogenez, hucre motilitesi ve metastaz sureclerinde rol oynamaktadir. Daha cok solid kanserlerin ileri evrelerinde kullanilan EBFR inhibitorleri tumor proliferasyonunu engelleyerek gerceklestirdikleri asil etkileri yaninda deride EBFR yolunu da bloke ederek keratinosit proliferasyonu ve diferansiyasyonunu, kil folikulunun normal diferansiyasyonunu ve gelisimini bozarak cok sayida deri reaksiyonuna neden olurlar (4). Bu acidan akneiform dokuntunun hipersensitive reaksiyonu degil, farmakolojik bir etki oldugu one surulmustur (8). Bunun disinda EBFR inhibitorleri ile bildirilen diger deri reaksiyonlari arasinda kseroz, ekzema, paronisi, sac ve tirnak degisiklikleri, daha az siklikla ise hiperpigmentasyon, trikomegali, telanjiektazi ve mukozal aft yer alir (1-4).

Everolimus mTOR inhibisyonu yapan bir ilactir. mTOR inhibisyonu yapan ilaclar, akneiform dokuntu ve aftoz ulserler gibi dermatolojik yan etkilere yol acabilmektedir (9). Akneiform dokuntunun, ilacin epidermal buyume faktoru inhibisyonuna yol acmasi ile iliskili oldugu one surulmustur (9). Dolayisiyla EBFR inhibitorleri ile gelisen akneiform lezyonlar ile klinik olarak benzer bir dokuntu gorulmektedir. Her iki ilac grubuna bagli gelisen dokuntulerin tedavisi de aynidir (9). Calismamizda bir hastada everolimusa bagli akneiform dokuntu goruldu.

[ILLUSTRATION OMITTED]

Bevasizumab vaskuler endotelyal buyume faktoru (VEBF) inhibitoru olup az sayida olguda akneiform dokuntu yapici yan etkisi bildirilmistir (10,11). VEBE kil folikulu hucreleri, keratinositler ve endotelyal hucreler icin buyume faktoru oldugundan bu ilacla ortaya cikan dermatolojik yan etkilerin EBFR inhibitorlerine bagli akneiform dokuntu ile ayni mekanizma sonucu olustugu one surulmustur (10). Hastalarimizin biri setuksimab, biri de erlotinibe ek olarak bevasizumab kullaniyordu. Bevasizumabin deri dokuntusu yapici yan etkisi daha nadir oldugundan akneiform dokuntunun on planda EBFR inhibitorleri veya ikisinin birlikte kullanimi ile iliskili olabilecegi dusunuldu.

Irinotekanin tek basina akneiform dokuntu yapici etkisi bilinmezken setuksimab ile birlikte kullanildiginda siddetlendirici oldugu one surulmustur (3-12). Calismamizda akneiform dokuntu gelisen bir hasta irinotekan ve bevasizumabi birlikte kullaniyordu. Bu hastada dokuntunun tek basina bevasizumaba mi yoksa iki ilacin beraber kullanilmasina mi bagli oldugu kesin soylenemedi.

EBFR inhibitorlerine bagli dermatolojik yan etkiler icinde akneiform dokuntu en sik (%75-100) ve en erken gorulen reaksiyondur (2-4,13). Tanisi hemen her zaman oyku ve klinik ozelliklere dayanilarak konur. Pustuller, ilac kullaniminin genellikle ilk 1-3 haftasi icinde baslar (2,3,5). Hastalarimizin hepsinde bu lezyonlar ilk 2 hafta icinde ortaya cikmisti. Pustuller sterildir, bakteri veya mantar acisindan kultur yapilmasina gerek yoktur (4-14). Akne vulgaristen farkli olarak eslik eden komedon yoktur (1-5). Patolojik ve etyolojik olarak akne vulgaristen farkli olmasi nedeniyle "akne, akne benzeri ve akneiform" terimleri yerine "papulopustuler reaksiyon" terimi kullanilmasi (5-15) onerilmekle birlikte, bircok kaynakta "akneiform dokuntu" olarak bahsedilmektedir (1-4,6,7) Ayirici taniya girdigi baslica sistemik kortikosteroid kullanima bagli gelisen klasik akneiform ilac dokuntusunden farkli olarak daha akut ve inflamatuvardir. Kasinti bazen bulunabilir, bu da hem akne vulgaristen hem de kortikosteroid aknesinden ayriminda yararlidir (1-4). Akut generalize ekzantematoz pustulozdan farkli olarak ise kivrim yerleri tutulumu belirgin degildir, pustuller birlesme egilimi gostermezler ve ates yukselmesine neden olmaz. Siddeti doza ve tedavi suresine bagimli olup, yuksek doz ilac kullananlarda daha siddetli olabilir (4-5). Bu reaksiyonun belirgin oldugu hastalarda ilacin tedavi edici etkisinin de daha fazla oldugu ve bir sagkalim belirteci olarak kabul edilebilecegi seklinde bir gorus de vardir (2-4). EBFR inhibitorlerinin dermatolojik yan etkilerinin siddetinin derecelendirilmesinde siklikla bu ilaclarin yan etkilerine spesifik olmayan derecelendirme kriterleri (National Cancer Institute Common Terminology Criteria for Adverse Events) (16) kullanilmakla beraber, bu konuda kesin bir standart belirlenememistir (5,13). Sadece EBFR inhibitorlerinin yol actigi dermatolojik yan etkileri degerlendirmeye yonelik spesifik bir derecelendirme sistemi de son yillarda gelistirilmistir (17). Calismamizda dermatolojik yan etkiler icin derecelendirme yapilmadi, sadece pustuler lezyonlarin oldugu bolgeler belirtildi.

EBFR inhibitorlerine bagli pustuler dokuntu en sik seboreik bolgelerde gozlenir (1-14). Yuz (Sekil 1a-d), boyun (Sekil 1a), sacli deri (Sekil 1g) ve govde (Sekil la, 2a,b) calismamizda en sik tutulan bolgelerdi. Yuzde burun (Sekil 1e), yanaklar (Sekil 1c), cene (Sekil 1b) ve kulak (Sekil 1f) daha sik tutulmaktaydi. Yuz tutulumu hastalarimizin tumunde mevcut iken, goz cevresi tutulumu acisindan ucunde ayrintili kayitlar yetersiz idi; kalan 20 hastanin hicbirinde goz cevresi tutulumunun olmamasi dikkat ceken bir ozellik idi (Sekil 1 d). Pustuler lezyonlar gerilerken krutlar on planda olabilmekteydi (Sekil 1h-i). Papulopustuler lezyonlarin yuz disinda daha cok govde ust kisimda yogunlastigi dikkat cekti (1a, 2b), fakat alt kisimlarinda da gozlendi (Sekil 2a). Hastalarimizin 17'sinde govdedeki pustuller yuz tutulumuna eslik ediyordu. Kollar tutulsa bile tutulum genellikle cok siddetli degildi. Pustullerin birlesme egilimleri azdi (Sekil 2c). Hastalarimizin birinde plantar bolgede de pustuller vardi. Uc hastamizda kucuk pustullerin yani sira fronkul benzeri buyuk lezyonlara da rastlandi (Sekil 2d-e). Bunlarin 2'si EBFR inhibitorleri disinda farkli gruptan kemoterapi ilaci kullanmaktaydi.

Akneiform dokuntu ozellikle yaygin oldugunda hastalarin yasam kalitesini etkilemekte (13-18) ve tedaviye uyumunu engellemektedir (13). Sekonder infeksiyon acisindan da risk olusturur (4-14). Dolayisiyla cogu zaman tedavi edilmesi gerekir ancak kanita dayali verilere gore belirlenmis standart bir tedavi yoktur (3-13). Lezyonlar steril olmakla birlikte topikal ve sistemik antibiyotiklerden ve akne vulgaris veya rozase tedavisinde kullanilan bazi ilaclardan yararlanir (2-3). Oyle ki bu reaksiyona yonelik profilaktik antibiyotik tedavisi yapilmasi seklinde bir oneri de vardir (19). Hastalarimizda lezyonlarin siddetine gore tedavi duzenlenmis ve 15 hastaya sistemik antibiyotikler kullanilmisti. Sistemik antibiyotik tedavisi sonrasi kontrol muayeneleri yapilabilen 8 hastada hemen her zaman kisa surede olumlu yanit alinmisti (Sekil 4a-b). Hastalarimizdan dokuntusu siddetli olmayan 5 tanesine sistemik tedaviye gerek gorulmeksizin sadece topikal tedavi kullanilmisti.

EBFR inhibitorlerine bagli tirnak ve tirnak cevresi toksisitesi daha cok kseroz, parmak uclarinda deskuamasyon, fissurler, akut paronisi, tirnak batmasi ve piyojenik granulom benzeri hipertrofik granulasyon dokusu gelisimi seklinde karsimiza cikar (20). Paronisi orani yaklasik %10-15 arasi bildirilmis olup (2-4), calismamizda 7 hastada gozlenmistir (Sekil 3a-d). Tedavi baslanmasini takiben yaklasik 1 ay sonra, bazen 6 aya varan sure icerisinde yani pustuler lezyonlara gore daha gec ortaya cikan bir bulgudur (4-20). Paronisi siklikla birden fazla el tirnagini ve ayak basparmak tirnagini ilgilendirir (4), calismamizda da genellikle az sayida tirnagi ilgilendiriyordu. Paronisi, infeksiyon ile iliskisiz olabilse de topikal ve sistemik antibiyotiklere, bazen de lokal kortikosteroid tedavisine olumlu yanit verir (4-20). Siddetli tutulumda, ozellikle periungual granulasyon dokusuna yonelik cerrahi girisimler de yapilabilir (20). Calismamizda akneiform lezyonlar ve paronisiye yonelik tek sistemik antibiyotik uygulanmisti ve izlenebilen hastalarda ilac kullanim surecinde basarili sonuc alinmisti (Sekil 4c-d).

EBFR inhibitoru kullananlarin yaklasik %35'inde kseroz gelismektedir (1,3,4). Yuz, govde, ekstremiteler gibi akneiform dokuntunun etkilendigi bolgelerde olmakta, ancak daha yaygin olarak gozlenmektedir (4). Calismamizdaki hastalarin 8'sinde govde veya ekstremitelerde kseroz (Sekil 3e-g) gozlendi.

Hastalarimizin birinde EBFR inhibitorlerinin nadir yan etkilerinden olan damak bolgesinde kucuk aftoz lezyonlar (Sekil 3h) saptanmisti. Ancak bu hasta erlotinib ile beraber pemetrekset de kullandigi icin, oral aftin erlotinibe mi yoksa bu ilaca mi bagli olduguna karar verilemedi. Diger nadir yan etkilerden hiperpigmentasyon gozlenmezken, hastalarimizin tedavi oncesi durumlari bilinmediginden telanjiektazi konusunda degerlendirme yapilamadi. Bir hastada kemoterapiye baslanmasini takiben pustuler dokuntuye ek olarak govdedeki operasyon insizyon sikatrisi uzerinde hipertrofik granulasyon dokusu ortaya cikti.

Kirpiklerin asiri uzama, kivirciklasma ve sertlesmesi (trikomegali) EBFR inhibitorlerinin iyi bilinen yan etkilerinden biri olup tedavi baslanmasindan yaklasik olarak 2 ile 5 ay sonra ortaya cikmaktadir (4-14). Sac, kas ve ekstremite killarinda da kivirciklasma, uzama, incelme veya kirilmaya egilim olabilmekte, ozellikle kadinlarda daha cok fark edilen hipertrikoz gozlenebilmektedir (14-21). Setuksimab kullanan hastalarda trikomegali oraninin %30'un uzerinde oldugu bildirilmistir (14). Erlotinib kullanan iki hastamizda tedavinin 3. ve 6. ayinda baslamak uzere kas ve kirpiklerinde uzama, artma veya kivirciklasma gibi degisiklikler gozlendi (Sekil 3i).

Calismamizdaki hastalarin onemli bolumu ilac reaksiyonunun erken doneminde gorulmus ve daha cok ilk tedaviye verdikleri yanit gozlenmistir. Dermatolojik tedavi kesildiginde akneiform lezyonlar ve paronisi nuks edebilir. Uzun sure (12-16 ay) ilac kullanan 3 hastada pustuler lezyonlar ve/veya paronisi siddetleri azalmis olarak devam ediyordu. Bununla birlikte calismamizda uzun sure takip edilen hasta sayisi kisitli oldugundan soz konusu kemoterapi ilaclarinin uzun donem dermatolojik yan etkileri konusunda yorum yapmak guctur. EBFR inhibitorleri ile dokuntuye bagli olumun var olup olmadigini arastirmak amaciyla literaturdeki prospektif calismalari irdeleyen bir derlemede 8998 kanser hastasi icinde dokuntuye bagli olum gozlenmedigi bildirilmis ancak dokuntuye sekonder olarak gelisen siddetli infeksiyonlarin gorulebilecegi belirtilmistir (18). Bir hastada setuksimabin tek basina (22), bir digerinde ise minosiklinle beraber kullanimi sonrasi toksik epidermal nekroliz gelisimi gozlenmekle birlikte (23), bunlarin birinde olum bildirilmistir (22).

EBFR inhibitorleri ile olan dokuntu cogunlukla tedavi kesilmesini gerektirmeyen bir yan etki olmakla birlikte, tedaviye ara vermede baslica goz onune alinmasi gereken, hastanin yasam kalitesini ne kadar etkiledigidir. Dokuntunun gecici oldugu ve EBFR inhibitorleri ile tedavinin devaminda siddetinin azalabilecegi akilda tutulmalidir (1). Calismamiz poliklinigimize ayaktan basvuran hastalari icermektedir, bu acidan cok hafif ve cok siddetli dokuntuler ile karsilasilmamis olabilir. Takip sureleri 1-16 ay arasinda degisen 10 hastamizda papulopustuler lezyonlar nedeniyle tedavi kesilmesi tarafimizdan onerilmemekle birlikte, bazi hastalarda Onkoloji uzmanlari tarafindan tedaviye 1-2 haftalik kisa aralar verilmisti. Dokuntunun taninmasi ve dogru yaklasim, kemoterapinin kesintiye ugramasini onlemesi acisindan da onem tasir.

Sonuc

EBFR inhibitorlerine bagli dermatolojik yan etkiler ozellikle Medikal Onkoloji bolumu olan hastanelerde gorev yapan Deri ve Zuhrevi Hastaliklar uzmanlarinin sik karsilastigi sorunlardir. EBFR inhibitorleri disinda everolimus ve bevasizumab da pustuler ilac reaksiyonu nedenleri arasinda yer alir. Kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu en sik yuzde yerlesmekte, bunu govde ve sacli deri izlemektedir. Yuzu tutan pustuler dokuntunun goz kapaklarini etkilememesinin EBFR inhibitorlerine bagli akneiform dokuntunun onemli bir klinik ozelligi oldugu soylenebilir. Hastalarimizda pustuler dokuntuye eslik eden belirtilerin basinda kseroz ve paronisi gelmektedir. EBFR inhibitorlerine bagli yan etkiler lezyonlarin siddetine gore degisen uygun tedavilerle kontrol altina alindiginda kemoterapinin kesilmesi gerekmemektedir.

DOI:10.4274/Turkderm.47640

Kaynaklar

(1.) Galimont-Collen AFS, Vos LE, Lavrijsen APM, Ouwerkerk J, Gelderblom H: Classification and management of skin, hair, nail and mucosal side-effects of epidermal growth factor receptor (EGFR) inhibitors. Eur J Cancer 2007;43:845-51.

(2.) Ehmann LM, Ruzicka T, Wollenberg A: Cutaneous side-effects of EGFR inhibitors and their management. Skin Therapy Lett 2011;16:1-3.

(3.) Segaert S, Tabernero J, Chosidow 0, et al: The management of skin reactions in cancer patients receiving epidermal growth factor receptor targeted therapies. J Dtsch Dermatol Ges 2005;3:599-606.

(4.) Hu JC, Sadeghi R Pinter-Brown LC, Yashar S, Chiu MW: Cutaneous side effects of epidermal growth receptor inhibitors: clinical presentation, pathogenesis, and management. J Am Acad Dermatol 2007;56:317-26.

(5.) Agero ALC, Duzsa SW, Benvenuto-Andrade C, et al: Dermatological side-effects associated with the epidermal growth factor receptor inhibitors. J Am Acad Dermatol 2006;55:657-70.

(6.) Kus S, Uygur T, Candan i: Kolorektal kanser tedavisinde kullanilan setuksimaba bagli akneiform erupsiyon. Turkderm 2006;40:B85-7.

(7.) Arican O, Onver N: Setuksimab tedavisine bagli akneiform erupsiyon: bir olgu sunumu. Turk J Dermatol 2011;5:29-32.

(8.) Cowen EW: Epidermal growth factor receptor inhibitors: a new era of drug reactions in a new era of cancer therapy. J Am Acad Dermatol 2007;56:514-7.

(9.) Campistol JM, de Fijter JW, Flechner SM, et al: mTOR inhibitor-associated dermatologic and mucosal problems. Clin Transplant 2010;24:149-56.

(10.) Keenan BR Abuav R: Acneiform eruption in a patient receiving bevacizumab for glioblastoma multiforme. Arch Dermatol 2010;146:577.

(11.) Amselem L, Diaz-Llopis M, Garcia-Delpech S, et al: Papulopustular eruption after intravitreal bevacizumab (Avastin[R]). Acta Ophthalmol 2009;87:110-1.

(12.) Cunningam D, Humblet Y Sienna S et al. Cetuximab monotherapy and cetuximab plus irinotecan in irinotecan-refractory metastatic colorectal cancer. N Engl J Med 2004;351:337-45.

(13.) Hassel JC, Kripp M, Al-Batran S, Hofheinz RD: Treatment of epidermal growth factor receptor antogonist-induced skin rash: results of a survey among German oncologists. Onkologie 2010;33:94-8.

(14.) Ocvirk J, Cencelj S: Management of cutaneous side-effects of cetuximab therapy in patients with metastatic colorectal cancer. J Eur Acad Dermatol Venereol 2010;24:453-9.

(15.) Lacouture ME, Melosky BL. Cutaneous reactions to anticancer agents targeting the epidermal growth factor receptor: a dermatology-oncology perspective. Skin Therapy Lett 2007;12:1-5.

(16.) National Cancer Institute (NCI). Common Terminology Criteria for Adverse Events v3.0 (CTCAE). http://ctep.cancer.gov/protocolDevelopment/electronic_applications/docs/ctcaev3.pdf. Son erisim tarihi 4 Haziran 2012.

(17.) Lacouture ME, Maitland ML, Segaert S, et al: A proposed EGFR inhibitor dermatologic adverse event-specific grading scale from the MASCC skin toxicity study group. Support Care Cancer 2010;18:509-22.

(18.) Jatoi A, Nguyen PL: Do patients die from rashes from epidermal growth factor receptor inhibitors? A systematic review to help counsel patients about holding therapy. Oncologist 2008;13:1201-4.

(19.) Scope A, Agero ALC, Dusza SW, et al: A randomized double-blind trial of prophylactic oral minocycline and topical tazarotene for cetuximab-associated acne-like eruption. J Clin Oncol 2007;25:5390-6.

(20.) Fox LP: Nail toxicity associated with epidermal growth factor receptor inhibitor therapy. J Am Acad Dermatol 2007;56:460-5.

(21.) Alexandrescu DT, Kauffman CL, Dasanu CA: Persistent hair growth during treatment with EGFR inhibitor erlotinib. Dermatol Online J 2009; 15:4.

(22.) Lin WL, Lin WC, Yang JX et al: Fatal toxic epidermal necrolysis associated with cetuximab in a patient with colon cancer. J Clin Oncol 2008;26:2779-80.

(23.) Lee SS, Chu PY: Toxic epidermal necrolysis caused by cetuximab plus minocycline in head and neck cancer. Am J Otolaryngol 2010;31:288-90.

Kurtulus Didem Yazganoglu, Can Baykal

Istanbul Universitesi Tip Fakultesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Kurtulus Didem Yazganoglu, Istanbul Universitesi Istanbul Tip Fakultesi, Deri ve Zuhrevi Hastaliklar Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye Tel.: +90 212 635 29 39 E-posta: karadidem@yahoo.com Gelis Tarihi/Received: 21.06.2011 Kabul Tarihi/Accepted: 09.09.2011
Tablo 1. Kemoterapi ilaclarina bagli akneiform dokuntu gelisen
hastalarin klinik ozellikleri

No   Yas   Cins.   Malinite        Ilac

1    86    E       akciger ka.     erlotinib
2    67    E       akciger ka.     erlotinib
3    79    E       akciger ka.     erlotinib
4    62    K       akciger ka.     erlotinib
5    54    E       akciger ka.     erlotinib
6    45    E       akciger ka.     erlotinib
7    43    E       akciger ka.     erlotinib
8    63    E       akciger ka.     erlotinib
9    26    E       timoma          erlotinib
10   39    K       akciger ka.     erlotinib+pmt
11   61    E       akciger ka.     erlotinib+bvb
12   66    E       rektum ka.      setuksimab
13   40    K       karaciger ka.   setuksimab
14   46    E       kolon ka.       setuksimab
15   71    E       rektum ka.      setuksimab
16   39    K       kolon ka.       setuksimab
17   35    K       mide ka.        setuksimab
18   59    E       kolon ka.       setuksimab
19   50    E       kolon ka.       setuksimab
20   70    E       kolon ka.       setuksimab+bvb
21   62    K       kolon ka.       setuksimab +5-FU
22   36    E       kolon ka.       irinotekan+bvb +5-EU
23   46    E       bobrek ka.      everolimus

     Akneiform
No   lezyonlarin yerlesimi           Diger dermatolojik bulgular

1    yuz, boyun                      paronisi
2    yuz, govde, sacli deri          kseroz, fissur
3    yuz, sacli deri                 plantar pustul
4    yuz, govde                      -
5    yuz                             paronisi
6    yuz, govde, sacli deri          paronisi, kseroz
7    yuz, govde, boyun, sacli deri   kseroz, trikomegali
8    yuz, govde, sacli deri,         paronisi, kseroz, trikomegali
       boyun, ekst.
9    yuz, govde, boyun               paronisi
10   yuz, govde, boyun               mukozal ulser
11   yuz, boyun, sacli deri          -
12   yuz, govde, ekst                paronisi, tirnakta p.g. benzeri
                                       lezyon
13   yuz, sacli deri,govde           -
14   yuz, govde, boyun, ekst.        insizyonda p.g. benzeri lezyon,
                                       kseroz
15   yuz, govde, boyun, sacli        fronkul benzeri nodul
       deri, ekst.
16   yuz, govde, boyun, ekst.        -
17   yuz, govde, boyun,, ekst.       paronisi, kseroz, fissur
18   yuz, govde, boyun               kseroz
19   yuz, sacli deri, govde          kseroz
20   yuz, govde                      -
21   yuz                             -
22   yuz, sacli deri, ekst.          fronkul benzeri nodul
23   yuz, govde                      fronkul benzeri nodul

No   Akneiform lezyonlarda tedavi                Takip suresi

1    -                                           -
2    t. klindamisin, tetrasiklin, azitromisin    16 ay
3    tetrasiklin, t. klindamisin                 -
4    t. klindamisin                              -
5    BP, klavulonat                              1 ay
6    tetrasiklin                                 1 ay
7    tetrasiklin                                 3 ay
8    t. klindamisin, tetrasiklin                 12 ay
9    -                                           -
10   klavulonat, BP                              4 ay
11   t. metronidazol                             12 ay
12   tetrasiklin, BP, klindamisin                -
13   t. klindamisin, BP                          -
14   azitromisin, t. klindamisin                 -
15   klavulonat                                  1 ay
16   klavulonat                                  -
17   tetrasiklin                                 2 ay
18   tetrasiklin                                 -
19   t. klindamisin                              -
20   -                                           -
21   t. eritromisin                              1 ay
22   tetrasiklin
23   tetrasiklin, t. klindamisin                 -

ka: kanser, pmt: pemetrekset; bvb: bevasizumab, ekst: ekstremite,
t: topikal, 5-FU: 5 flouraurasil, pg: piyojenik granulom,
cins: cinsiyet
COPYRIGHT 2012 Galenos Yayinevi Tic. Ltd.
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2012 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Original Investigation/Orijinal Arastirma
Author:Yazganoglu, Kurtulus Didem; Baykal, Can
Publication:Archives of the Turkish Dermatology and Venerology
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Jun 1, 2012
Words:3848
Previous Article:Evaluation of the effects of "millet extract, wheat germ oil, calcium pantothenate and L-cystine combination" therapy in women with diffuse alopecia...
Next Article:Injection of autologous cultured fibroblast for the treatment of acne scars/Akne skarlari tedavisinde otology kulture fibroblast enjeksiyonu.
Topics:

Terms of use | Copyright © 2017 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters