Printer Friendly

5. Avrupa Feminist Arastirmalar Konferansi (5th European Feminist Research Conference Gender and Power in the New Europe)'nin ve Nordik Universite Kulturu'nun Penceresinden "Yeni Avrupa'da Toplumsal Cinsiyet ve Guc Iliskileri".

Bin yili askin bir tarihe sahip olan Isves'in en eski kentlerinden birinin adini almis, uc; yuz elli yila yakin gecmisi olan bir kurum Lund Universitesi. Teknoloji Enstitusu, Fen, Hukuk, Sosyal Bilimler, Tip, Sanat ve Teoloji Fakulteleri ile Malmo'deki Gosterim Sanatlari Akademisi olmak uzere yedi bolumu var. Bu bolumlere bagli olan lisans egitimi, lisans ustu egitimi, arastirma ve kutuphanecilik hizmetleri icin cesitli ozel komiteleri mevcut. Universitenin temel hedefi, yuksek duzeyde kararalma yetisi kazanmis bireyler yetistirmek. Ogretim uyesi kadrosu, ogrencileri ve kamusal duzeyde topladigi ilgiden gurur duyan bir universite. Lisans ogrencilerinin yansindan biraz fazlasi kadin. Bu sayi, lisans ustu duzeyinde yuzde kirk dortlere dusuyor. Cok sayida yabanci ogrenci var. Bu, neredeyse tum tarihi binalarini ve merkezini universiteye terk etmis kente, oldukca renk katiyor. Ama, kent kendi saatine gore yasiyor. Hafta ici, aksam ustu saat beste dukkanlar kapaniyor. Cumartesileri, gunduz ucte kapanan dukkanlar, Pazar gununu de sessizlik icinde geciriyorlar. Belli ki, insanlar evlerine gidiyorlar erkenden ve kentli olmak uzerine derslerini calisiyorlar. Yoksa, yollar bu kadar temiz, parklar bu kadar bakimli, kamu hizmetleri bu kadar insanin konforu icin mukemmel hale getirilmis olabilir mi? Cok caba harcanmis oldugu ortada, insan hayatinin kalitesini arhrmak icin. Belediye otobusleri, kaldirima docgru egiliyor ve yaslilar, engelliler kolayca biniyorlar tekerlekli sandalyeleriyle. Belediye otobusunde, kopek baglama yerleri var. Her sey, canlilarin daha kolay yasamalari icin. Isin en guzel yani kapali yerlerde kesinlikle sigara icilmiyor. Universite binalarinin hic birinde, sigara kokusu yok. Sigara icmek isteyen bahceye cikmak zorunda. Bunlar, cok iyi seyler. Ama bu guzelligin icinde geriye, derin bir yalnizlik hissi kaliyor. Akdeniz insaninin bagira cagira gecirdigi gundelik yasamina tam olarak zit bir yalnizlik hissi. Buralarda, ne otellerde netren garlarinda oyle insanin aklina geleni sorabilecegi birini bulmasi cok zor. Hele, "ben bilmem, git sagdan ikinci kapiya sor" diyecek kadar az isi olan birine rastlamak imkansiz. Neredeyse her seyi zaten makineler yapiyor, otomatik bilet veriyorlar insana, treni otobusu de o dakika duragina geliyor, her saat basina on kala ya da kirk dokuz gece. Bekliyorsunuz gecikir nasilsa diye, boyle kirk dokuz gece de otobus mi gelirmis; ama geliyor, hem de her seferinde. Kisa sure icin cok cazip bu kadar mukemmel bir duzende yasamak. Yine de, bir omur boyu hic aksamayan kamu hizmetleriyle karin doyar mi orasi bizim gibi hayati tam bir pazar yeri senliginde yasayan insanlar icin supheli.

Bin yillik tarihinin tek bir tasina zarar vermemis olan kent, tarihi binalarina yeni bin yilin en zengin teknik donanimini ekleyerek, Universitenin hizmetine sunmus. Lund Universitesi'nin Toplumsal Cinsiyet Calismari Merkezi de (The Centre for Gender Studies), toplumsal cinsiyet ve kadin calismalari alanlarinda disiplinlerarasi egitim ve arastirma yapan bir birim ve cok sik bir binaya sahip. Merkez'in egitim programi lisans ve yuksek lisans diplomasi vermeye musait, yakin zamanda da Toplumsal Cinsiyet Calismalari'nda doktora programi acmayi planliyorlar. Sosyal ve insani bilimler alanlarinda yogunlasiyorlar. Merkez, toplumsal cinsiyet, kuItur ve toplum arasindaki iliskiyi egitim programlanna tasiyor ve kadinlarla erkeklerin toplumsal konumlarinin kurulusunu inceliyor. Bu tur calismalari gelistirmek uzere, Merkez'in temel egitim programma ek olarak, kisa sureli kurslar, internet Ozerinden gerceklestirilen dersler ve ogrenci degisim programlarinin sagladigi genis olanaklarla uluslararasi ogrenci potansiyeliyle yapilan dersler mevcut. Ayrica, toplumsal cinsiyet ve esitlik konusuna ilgi duyan, ama universite disindan olan gruplara yonelik organizasyonlar da saglaniyor. Merkez'in arastirma alanlarindaki anahtar kavramlar; bilgi- toplumsal cinsiyet ve guc, kadin ve kamusal alan, Nordik evlilik yasalari toplumsal cinsiyet- teknoloji ve egitim, postmodern medikal soylemde beden, anlati ve oto-biyografiler ile etnisite ve toplumsal cinsiyet olarak siralaniyor. Feminist utopya ve distopya, globallesme, queer teori gibi alanlarda toplaniyor verilen dersler. Merkez'in butun Isvec'te en buyuk toplumsal cinsiyet koleksiyonlarindan birine sahip bir kutuphanesi var ve kutuphane Lund Universitesi'nin agindan, tum ogrencilere, arastirmacislara olarak hizmet veriyor. Merkez'in iki katli, en az on toplanti odasi olan binasinda, ferah bir okuma olanagi veren kutuphanesi, kullanicinin hizmetine kosulsuz acik olan teknolojik donanimi cok ozendirici. Bu tur mekansal ozelliklere ek olarak, akademik takvimle degisen sekilde en az on iki tam zamanli ogretim uyelik kadrosu ise bir baska onemli boyut. (1)

Cesitli Kadin Calismalari ve Toplumsal Cinsiyet Arastirmalari merkezleri, aglari ve akademik birimleri ile ortak calismis olmalarina ragmen, Yeni Avrupa'da Toplumsal Cinsiyet ve Guc alt baslikli 5. Avrupa Feminist Arastirmalar Konferansi'ni (5th European Feminist Research Conference Gender and Power in the New Europe) gerceklestiren birim, iste yukanda siralanan teknik ve akademik donanima sahip olan bu Merkez. Yine de, organizasyona onemli katkilari olan birkac kurulusun adindan soz etmekte fayda var. ATHENA (Advanced Thematic Network in Activities in Women's Studies) ve OAIFE (Association of Institutions for Feminist Education and Research in Europe) bu kuruluslara ornek verilebilir. Konferans, 20-24 Agustos 2003 tarihleri arasinda yapildi. Dunyanin dort bir yanindan gelen yedi yuz akademisyen vardi. Bunlarin dort yuzu, ortak oturumlarda, zamanli atolyelerde bildiri sundular. Katilimcilar ezici cogunlukta kadindi. Sayilari bir elin parmaklarini bulmayan erkek meslektaslar da, konunun erkekler acisindan degerlendirilmesine iliskin arastirmalarindan soz ettiler. Yine sayilari bir elin parmaklarini bulmayan ve escinsel kimliklerini ortaya koyan arastirmacilar, goruslerini ya da kisa filmlerini paylastilar konferans boyunca. Bunun disinda, kadin ve erkegi heteroseksuel beden dili ve kendini ifade etme kaliplari acisindan sekillendiren anlayisi reddeden ve kendi lezbiyen kimliklerini ortaya koyan kadinlar, farklilik denilen kavramin altini cizerek olusturdular durduklari yeri.

Konferansin programinda, uc farkli paylasim ortami hazirlanmistis. Ilk bulusma ortami yuzlerce katilimcinin dinledigi acik oturumlardi Buralarda, "imparotorluk olgusunun cinsiyeti"nden ekonomiye, feminist utopyalardan Avrupa'nin ciddi bir sorunu haline gelen fuhus pazarlamaciligima dek "Yeni Avrupa" imgesiyle dogrudan iliskisi olan konular, "ust duzey" akademisyenlerce tartisildi. Genis katilimci kitlesine de, soru sorma, yorum yapma firsatlari tanindi. Ikinci bulusma ortami olarak, ayni tema altinda sunus yapan birkac konusmacinin yer aldigi daha kucuk atolyeler olusturulmustu. Bu atolyelerde, global degisim ve global Avrupa'nin yasadigi donusum, esitlik, direnc ve guclenme, hegemonya, beden ve arzu, akademi/fen bilimleri ve muhendislik egitimi, teknolojilendirilmis toplumsal cinsiyet ve cinsiyetlendirilmis teknolojiler, saglik ve sakatlik, siddet, militarizm, savas ve barium pazarlanmasi, erkekler uzerinde yapilan calismalarin elestirisi, kadin-toplumsal cinsiyet-feminizm calismalari, dil, imge ve temsil, calisma yasami, sosyal devlet, acik pazar ve goc, anlati ve anilar, feminist politika, feminist teori ve feminist bio-politikalar gibi cok cesitli temalar etrafinda bildiriler sunuldu. Ucuncu bulusma ortami biraz daha renkli ve pratik bir deneyimin paylasimina olanak tanidi. Burada, alana iliskin literature yeni katilan kitaplarin yazarlan tarafindan yapilan tanitimi, dokumanter ve kurgusal film gosterimleri ve cozumlemeleri, Nordik kiyilarda "kadin tarihi"ni kaydetmeye gonullu mekanlann gezilmesi gibi paylasimlar yer aldi.

"Yeni Avrupa'da Toplumsal Cinsiyet ve Guc" basligiyla Avrupa'da yurutulen feminist arastirmalarini, her yilda bir tartisan konferansin bu halkasinda, ilk soz "guc" kavraminin en buyuk govde gosterisinin yapildigi savas arenasina verildi. Dunyanin en guclu somurge imparatorluklarindan birinden, Ingiltere'den gelen ilk kadin sesi, Yeni DuJnya'nin yeni bir pazarligiyla palazlanan imparatoruna, Birlesik Devletler'in uyguladigi savas oyunlarina yoneltti mikrofonu. IMF ve WTO gibi canavar agizlarinda bogulan insanlik birikiminden, beyaz rengin kendinden koyu olanlara karsi uyguladigi baskiya dek dunya uzerinde donen bir cok carkin sesini isitmeye basladik konferansin ilk dakikalarindan itibaren. Ne yazik ki, bu carkin dislileri, bir anda ortadan kaldirilamayacak kadar keskin oldugundan, o salonu dolduran kadinlarin tenlerindeki renk farkinda da devam etti carkin dilileri donmeye. Yalnizca feminist ve humanist olmak, bir yigin kadini artik arada hic bir ayrimci unsur kalmadan birlestirmeye yetecek gucte olsaydi keske. Boyle olamayacagini giderken de biliyorduk, gidince de bir kere daha gorduk. Konusmacilarin, hangi uIkeden olduklari, hangi ana dilinde konustuklari ve mensup olduklari irk en onemli rolleri kapmis durumdaydi. Boylece, "Yeni Avrupa'nin toplumsal, kulturel ve ekonomik kosullari icindeki her turlu toplumsal cinsiyet oruntulerini, feminizmin murad ettigi bicimde silmek icin toplanan akademik birikimin akademinin gerektirdigi yansiz ya da evrensel olmasi beklenen paylasimlari, sik sik Ingiliz dilini telaffuz yetenegi, beyaz Avrupa'nin sandalyelerinde oturup oturmama hali gibi noktalarda kesintiye ugradi Misir da dogmus ama bir Ingiliz vatandasi gibi yetismis esmer kadinlarla, Nordik kiyilarda Ingilizce'yi ana dili kadar duzgun konusan sancta kadinlarin sozleri ayni kapilari aralama gayreti icinde degildi her zaman. Kursuye cikan teni koyu renkli (2) kadinin derdi; gocmen kadinin yoksullukla bogusmasi, alt hizmet grubu isleri yapmaktan baska bir caresi bulamamasi gibi belirirken; beyaz feminizmin oncelikli sorunlari arasinda, devletle vatandasin mesafesi, devlet eliyle uretilen feminizmin handikaplari, giderek daha da incelmis bir hak ve ozgurluk anlayisiyla single mothering denilen tek basina annelik yapmak, escinsel evliliginin yasal duzenlemelerini toplumsal normlara daha uygun hale getirmek gibi sorunlar siralaniyordu. Konferansin bu tur farkli sorun alanlari, talep sepetine elmalarla armutlar kadar farkli talepleri atmalarina neden oldu feminist akademisyenlerin ya da kendi disiplinleri ile toplumsal cinsiyet cozumlemelerini birlestiren konusmacilarin. Bu, her turlu uluslararasi toplantida beklenebilecek bir durumdu. Hele de, "Yeni Avrupa" gibi, komunist rejimlerin yikilmasinin ardindan Dogu blokundan akan fuhus ve kadin pazarlama mafyasinin sorunsali, Avrupa Birligi'ne girmek icin kapida bekleyen ulkelerle "Avrupa'nin iliskisi, dunyanin cesitli kiyilarindan ozellikle de kahverengi Afrika'dan ve Uzak Dogu'dan gelen olgusu, siyasal siginmacilar konusu bambaska cozum yollari arama zemininin zorunlulugunu ortaya koydu.

Konferansin ortaya koydugu baska bir gercek de, yine universitede hic yabanci olmadigimiz bir ikiligin yansimasi idi. En kalabalik dinleyici kitlesini barindiracak sekilde duzenlenen tartisma basliklari ve kentin merkezine yakin mekanlar, politika, kamusal ve yasal duzenlemeler, ulkelerarasi mevzuata iliskin sorunlar gibi "ana" alanlara ayrilmish. Universitenin kent merkezinden uzaklasan mekanlarinda da, daha kucuk insane gruplari; dil, temsil ve edebiyat dunyasinin kurmaca karakterlerinin cozumlemeleri uzerine yazilanlari dinliyorlardi. Bazen yalnizca bize ait oldugunu dusundugumuz bu ikilemin Batida da gorulur bir sey olmasi dusundurucu idi. Edebiyatin kurmaca dunyasinin akademik kistaslarla cozumlenerek, degil. Edebiyat kokenli akademik isler yapan bolumler, fakulteler dunyanin her yerinde var ve cogu da epey prestij sahib. Ama nedense, diyelim ki baris ya da insane haklari ya da simdi oldugu gibi toplumsal cinsiyet kokenli sorunlar tartisildiginda, o ayni universiteyi paylastiklari politika, kukuk, ekonomi gibi digger oturakli bilim alanlari temel tartisma zemini yaratirken, edebiyata boyle bir kenarda durup, kendi bildigi ve bilimsel kurallarini kati tuttugu bicimde cozumlemelerini yapmak duser. Lund Universitesi'nin binalari arasinda da ayni ayrim yasandi. Bir binada, insanlar ideolojik olarak yaratilan cekirdek ailebe, temiz elli fedakar es ve anne modelinin kadinlari kapattigi cemberi tartisir ve buna karsi politikalar uretirken, digger binada insalar, yalnizca bir yazarin bir romanini ya da bir yonetmenin bir filmini aldilar ve onu feminist elestirinin normlarina gore cozumlediler. Bu birbirine mesafeli binalarda uretilen sozler ne kadar carpti birbirine, bunu cok iyi bilmiyoruz.

Sosyal bilimler arasinda yalnizca toplumsal cinsiyet tabali arastirmalarin degil bir cok basligin altinda incelenebilecek bir sorun bu, bilimler arasi soylem farkliligi. Bu tur bir farklilik, bilim alanlarinda oldugu kadar bilim insanlanda da kendini dogrudan aciga cikaran bir sey. Ozellikle de Batili bilim insani olup olmamak konusu, ilk aciga cikan hususlardan biri uluslararasi akademik bir birliktelikte. Kutuphane raflarimizi ve yazdigimiz bir cok akademik metnin dipnotlarini dolduran Batili akademisyenin salt kitabini degil bizzat kendisini gormenin, sozu edilen bu aciga cikista onemi var. Cunku, diyelim ki, "Iran'da kadin olmak" uzerine, "siz Batili feministlerin saptadigi hicbir feminist cozumun karsiligi yok', sorusunu isittiklerinde, teorik kitaplarindan biraz daha yumusak bir yanit verdiklerini gorebiliyorsunuz; "haklisiniz, Batili feminism, kendi bulgularini dunyanin her yerine ihrac etmekten vazgecsin!" Amerikan ve Ingiliz kaynaklarinin feminizm uzerinkeki akademik belirleyiciligi bilinen bir gercekken ve bunu donusturmenin cok kolay olmayacagi da acikken, Batili feminizmin kendine bakisi ve butun bir Bati ideolojisinin "Muslumanliga karsi Hiristiyanlik, barbarliga karsi uygarlik!" vaadiyle nasil, Afrikalilarin tembel oldugu icin, irlandalilarin ayiklamasi gerektigi icin lonlarin da ceki duzen verilmesi gerektigi icin, baska irklarin ya da milletlerin de baska gerekcelerle ehlilestirilmeleri dusuncesisni, dunyanin bugun geldigi ileri somuru duzenini aciklamakta kullanilmasi onemli bir seydi. Bu konferans, agirlikli olarak kadinlardan olusmasaydi, Bath kendisine bu kadar elestirel bakar miydi, yoksa yine dunyayi uygarlastiracak tek secilmis elemanin kendisi oldugunu sanmaya devam mi ederdi bunu saplamak zor. Ama Batili feminist kadin akademisyen, koyu renkli kadinlarin dedkilerini dinledi ve kendi uygarlik asamalarinin atlama taslarini, yeniden hatirladi bunun dunyanin tikandigi somuru duzeni ve kadinlarin ugradiklari iki katmanli somuru mekanizmalari icin nasil zemin yarattigina mikrofonun uzatilmasina sesini cikarmadi. Sarisin ve literaturun en taninmis kitaplarinin sahibi olmayan kadinlar, tenleri esmerden kahverengiye calan kadinlar, Filipinler'den gelen ve Avrupali beyaz hanimon evinin pisligini temizleyen kadina da, dinsel rituel geregi ortunmus Musluman kadina da, Norvec'te odaklanmis fuhus pazarinin batagina saplanmis Yugoslav kadina da ayni soruyu sordu. Feminizm, size acimali, ve "seni kurtaragim" mi demeli, yoksa sizin yaptiginizi bir secim gibi gormeli, bir meslek gibi degerlendirmeli ve bunu iyilestirmeye mi calismali? Batili feminizm, genel olarak kitaplarda yaptigini konferans salonlarinda pek yapmadi. Bu sorularin, kendisinden baska feminizmlerin sesleriyle dile getirilmelerini hep birlikte oturup dinledi. Tabii burada Batinin hesabina da bir baska sorun tanimi yaziliyorku; egemen guc iliskilerinin yarattigi paradoks! Ozellikle ev sahibi Isvec'te, beyaz olmayan feminizmin haykirdigi goc, feudal buyuk aile duzeni, yoksulluk, egitimsizlik gibi sorunlar yok. Ama, oralarda da, tipki dunyanin kadinlar icin daha karanlik olan kurumlari gibi, aile ici duzenlemelerde escinsellerin kazanmak istedikleri haklar sorunu, heteroseksuel cekirdek aile ideolojisinin dayattigi "heteronormallik" olcutune duyulan tepki ucretlerin daha iyilestirilmesi gibi sorunlar var. Ve bunlar, Nordik kiyilarda oldugu gibi, ekonomik ve sosyal olarak tum yuzleriyle "yeni"lenmeye calisilsa da avrupa'nin genelinin sorunlari.

Yeni Avrupa'nin, "toplumsal cinsiyet ve guc" tahlili uzerinden cesitli yuzlerine bakilirken, yenilenmesi ya da en azindan daha belirgin bir dille elestiriye acilmasi gereken bir baska sorun alani da, akademik arastirma olgusunun kendisine yonelik olarak ortaya koluldu. Birinci dunyada saglam egitim almis, ortak akademik is yapmayi bilen arastirmaci, ucuncu dunyaya gider ve orada bir gurultu icinde kaynasan denekleri arastirmaya tabi turar. Ama, arastirmaciyla denek arasindaki guc iliskisini acaba sonuc bulgulari degerlendirirken hep goz onunde tutar miyiz, yoksa saatten sonar onu akilsallastirir ve onunla bilimsel yollarla bas, etmeyi basarir miyiz?

Ya da, bir baska akademik elestiri mekanizmasinin sesini daha duyduk konferansta. Bize tanidik gelen akademik olup olmama korkusunun Avrupa gibi yerde artik esamesinin okunmayacagini dusunmemek gerekirmi, bunu gorduk. Kimi akademisyenler, "cinsellik" sozuno bildirilerinin basligina koymakta tereddut etmisler. Ama konferansa gelince, bunun konusulabildigini gormusler ve bu itirafi gerekli bulmuslar. 0stelik de, binlerce escinselin Amerika'da cesitli gosterilerde yaptigi, yuruyusleri cozumleyen bir bildiri bu. Bedenin nasil bir canlandirma araci olarak kullanildigina ve insanlari kategorilestiren her anlayisin mutlaka birilerini disarida birakmaya mahkum olduguna dair kuramsal alintilarin yapildigi bu bildiride, "heteronormallige" karsi uretilen simgelerin goz onune serilmesi ilgicti. Ote yanda da, cinsiyetci gosterim unsurlarinin aslinda bal gibi nesnelestirdigi Kadin figurun, "cinsiyetcilik degil, sanatsal olarak ironi yoluyla vurgulamak" diye pazarlandigi ornekler sunuldu. Ozellikle, Fransiz kaynakli dokumanter ve kurgusal film orneklerinin, bu tuzaga dusen ya da dusmeyen ornekleriyle, yeni Avrupa'nin yeni gostergelerinin cozumlemesinde farkli bakislar konuldu ortaya.

Konferansin programmda onemli bir yer tutan feminist utopyalar, diger izmler icinde daha radikal ve daha canli tepkilerle sokaga dokulmesine alistigimiz feminizmin bir cok ornegiyle karsilastirildiginda, o kadar canli ve disavurumcu degildi. Konferansin, universitenin ciddi havasinin hakikaten havaya suay karistigi bir ortamda gecmesinin bunda payi olabilir. Yine de, kadinlarin kisa sure icin davetli oldugu ve tek yapilmasi gerekenin "kendini yazmak" olarak saptandigi bir akdeniz kiyisindan, Italya'dan Parola di Confine ile gelen disil tebessum, bununla birlikte ev sahib Isvic'in "ex(y) Art (Seks(i) Sanalt" adini verdikleri proje ile, tuolumsal cinsiyet ve cinselligin, akademisyenler ve sanatcilarin ortak katilimiyla, teori ve pratik arasindaki engellerin kaldirilmasiyla irdelenmesi gibi umutlarimizi canlandiran orneklerdi. Bunun disinda konferans, genel olarak bir durum saptamasiyla, zaten bilinen cinsiyetci ideolojilerin cinsiyetci dil daliplariyla nasil yeniden ve yeniden uretildiginin aktarimiyla, buna karsi gelistirilmesi gereken politikalarla dolu birkac gunu icerdi.

Nasil ki, konferasin bizim sicak iklimlerde esen sicak karsilama torenlerinden uzak bir matikla hazirlanmisti, madem ki, konferans "Yeni Avrupa" timgesini vurguluyorku, oyleyse "Yeni Dunya" uzerinde olup bitenlere bakmakla baslamakta fayda var diye dusunmus olmalilar programi olustururken konferansin bitimi de baslangici gibi, Isvic in iklimine cok uygun bir isi derecesinde oldu; katilimcilar icin cok sicak bir hava estirilmeden! Konferansin, toplumsal cinsiyet Calismalari Merkezi'nin tam zamanli iki elemanindan olusan bir organizasyon ekibi vardi. Onlarin da, cok sayida gonullu yardimcilar. Nasil bir ortak calisma yuruttuklerini, yillardir nasil Nordik kadin Calismalari ile Avrupa'da yapilan kadin calimalari arasindaki acuurumu kapatmayi hedeflediklerini belirttiler. Konferansin bitiminde, kendi yaptiklari isi, basariyla tamamladiklarini dusunduklerini, ub nedenle de birbirlerini manevi degeri olan armaganlarla odullendirmek istediklerini belirttiler, Bunu yaphlar da, biz dunyanin cesitli bucaklarindan gelenler de, valizler dolusu brosurun icerdigi teorik ve pratik bilgi, deneyim, girisim ve hayali kendi toplumsal cinsiyet cozumlemelerizde kullanmak uzere kolumuzun altina alarak, onlarla birlikte onlari alkislayarak ayildik olay yerinden. Eve dondugumuzde, biraktigimiz cinsiyetci kurgularin birbirinden ne kadar farkli senaryolarla, her gecen gun daha da katlanarak nasil cogaldigi belki de en buyuk hatta neredeyse tek ortak noktamizda onca kadinlik hali icinde.

Konferanin tartisma raporlan, Avrupa Toplulugu'na gonderilecek. En buyuk Sayisal bilgilerin basinda, cok sayida feministin ama cok cok az sayida erkek Katimimsinin oldugu yer alacak. Her uc yilda bir tekrarlanan konferans, 1992 Yilinda oldugu gibi, 2006 dada Polonya'da gerceklestirileced. Lund'da, kadinlar birbirlerini Polonya'da gormek istediklerini belirterek kapadJlar konferansl. Uc yil sonra, "Yeni Avrupa'da, Lund'da uretilen utopyalarin gerceklesmeye yuz tuttugu bir kita ozlemimile....

Notlar

(1) Bizim universitelerimizin "kadm sorunlari" uzerine kurulan arastirma merkezlerinin ve anabilim dallarinim, uzman ya da aratirma gorevlisi gibi yalnizca en cok iki tam zamanli elemani olabiliyor. Henuz, tam zamanli ogretim uyesi barindirmalari ise uygun bulunmus degil. Kullanabildikleri mekanlar da, genel olarak tek bir odadan ibaret. Bazen, bu bile imkanslz olabiliyor ve kadin calismalari anabilim dallari, bir cok anabilim dahli ile tek bir odayi paylasmak durumunda kalabiliyorlar.

(2) Amerika Birlesik Devletleri'nde olsaydik, siyahlarla beyazlar diye keskinlesecek olan ten farki Avrupa'da biraz daha acik tondaydi, renkli kadmlarm teni, brown (kahverengi) olarak biraz daha fazla umut arz etti sanki.

Guzin Yamaner, Sosyal Bilimler Enstitusu, Kadin Calismalari Anabilim Dali, Ankara Universitesi, Ankara -Turkiye. e-mail: guzinyamaner@hotmail.com
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2003 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Yamaner, Guzin
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Dec 1, 2003
Words:2791
Previous Article:Argunsah, Hulya, Bir Cumhuriyet Kadini Sukufe Nihal, Akcag Yay.
Next Article:From the editor!


Related Articles
Sunus.
Kadin, toplumsal cinsiyet ve cinsellik arastirmalarinda arastirmaci ve katilimci iliskisi: yeni arayislar ve yonelimler *.
Serdaroglu, Ufuk, Feminist iktisat'in Bakisi (Posmodernist mi?). (Kitap Tanitimi/Book Reviews).
Cinsiyet rolu kalipyargilari, androjenlik ve diger cinsiyet rolu yonelimleri.
Ramize erer karikaturlerinin toplumsal cinsiyet acisindan incelenmesi/Analysis of the caricatures of Ramize Erer from a social gender point of view.
Durakbasa, Ayse, Halide Edib Turk Modernlesmesi ve Feminizm.
Discourse analysis of two magazines intended for young girls/ Genc kiz dergilerinin soylemsel cozumlemesi: iktidar, ideoloji ve kimlik.
Kibris'ta kadin/toplumsal cinsiyet calismalari ve kadin hareketi uzerine bir degerlendirme.
Jealousy and social gender in close relationships/Yakin iliskilerde kiskanclik ve toplumsal cinsiyet.

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters