Printer Friendly

"[begin strikethrough]Foreign[end strikethrough] policy": the analysis of the sovereignty myth as a new contextualization/ "[begin strikethrough]Dis[end strikethrough] politika": yeni bir kavramsallastirma baglaminda egemenlik mitinin analizi.

Ic/Dis Ayrimini Sorunsallastirmak

Fransiz filozof Michel Foucault'a gore, ifadenin oznesi bu ifadeleri "soyleme doken ya da yaziya aktaran" birisi degil, "farkli bireyler tarafindan doldurulabilecek bos bir yerdir." Bu nedenle herhangi bir dile getirmeyi ifade olarak belirlemek, "ifadenin oznesi olmak icin her bireyin isgal edebildigi ve etmek zorunda oldugu pozisyonun ne oldugunu belirlemekten" gecer. (1) Kisacasi ifade, bilincli bir ozneye ait performans degil, aksine bir kurallar butunu olan "ifade alaninin" mumkun kildigi bir dile getirmedir. Foucault'un bu tespitini temel cikis noktasi olarak alan bu makalede ozneyi soylemin sorumlusu yapan en onemli argumanlardan biri olan ic/dis ayrimi yapibozumuna ugratilmaya calisilacak, diger bir ifadeyle uluslararasi iliskiler disiplininin "en bildik baslangici bildik olmaktan cikarilacaktir". (2) Bu yapilirken devlete iliskin pozitivist okumalarin ic/dis ayrimini nasil kurduklari, boylece icin disariya yonelik bilincli bir eylemi/soylemi olarak dis politika denen seyi nasil mumkun kildiklari ve dis politikayi bilincli bir ozneye/devlete nasil atfettikleri gibi sorular cevaplandirilacaktir. Hemen belirtmek gerekir ki, bu sorular satir aralarinda ic/dis ayriminin kurmaca yani a priori olmayan bir ayrim oldugunu soyleseler de, bu mitin/kurmacanin ortaya cikmasi, kendi mesrulugunu saglamasi ve genel gecer kabul gormesi oyle basit bir surecten gecerek mumkun olmamistir.

O halde, bu calismanin temel amaci ic/dis ayriminin bir mit oldugu ve bunun diger uluslararasi iliskiler mitleri tarafindan nasil surekli bir sekilde desteklendigini egemenlik mitine odaklanarak ifsa etmektir. Egemenlik miti basta olmak uzere soz konusu mitlerin uretilmesinde kuskusuz en buyuk pay sahibi modern uluslararasi iliskiler teorileridir ve Cynthia Weber'in de yerinde tespit ettigi gibi uluslararasi iliskiler teorisi "gercek" bir goruntu sunabilmek icin uluslararasi iliskiler mitlerine dayanir. (3) Dolayisiyla mitler ve uluslararasi iliskiler teorileri arasindaki iliski cift tarafl idir ve bir taraftan teoriler mitlerin insasina katkida bulunurken, diger taraftan mitler uluslararasi iliskiler teorilerine butunluk ve gercekcilik zemini saglar. R. B. J. Walker'in uluslararasi iliskiler teorilerini "burasi ve orasinin keskin ayrimini" sistematik bir sekilde onaylayan ve argumanlarini bu ayrim uzerinde temellendiren bir soylem (discourse) olarak sunmasi bu anlamda dikkat cekicidir. (4) Bu nedenle ic/dis ayriminin bir mit oldugunun ortaya konulmasinda ve arkasindaki mitlerin ifsa edilmesinde uluslararasi iliskiler teorilerine siklikla referansta bulunulacaktir.

Yine belirtmek gerekir ki, mitlerin gorunuste bir gerceklik uretmek icin kullanildiklarini, salt bir insa surecinin urunu olduklarini ve mesruluk temellerinin de baska mitler oldugunu soylemek soz konusu mitlerin "dogru" olmadigi anlamina gelmez ve bunlarin dogru olup olmadigi tartismasinin da bir sonu yoktur. Uluslararasi iliskiler mitlerini "ideolojileri destekleyen ve davranislarin sekillenmesine katkida bulunan yari masal yari gercek" olarak ele almak gerekir.5 Bu durumda bir dogruluk testi yapmak yerine, bu mitlerin nasil islediklerine, hangi gorunurdeki gercekligi mesrulastirmak icin olusturulduklarina, "spesifi k, kulturel ve ideolojik olan bir seyin evrensel, dogal ve tamamiyla ampirik" (6) bir seye nasil donusturuldugune ve Cox'un tabiriyle nasil olup ta "birisi ve bir amac icin" ortaya atildiklarina (7) odaklanmak daha isabetli bir tercihtir. Roland Barthes bu noktada yani mitin kendisine degil, nasil isledigine odaklanmak gerektigi konusunda bir hayli nettir. "Mitsel nesneler arasinda asil anlamlari dogrultusunda bir ayrima gitmenin butunuyle yaniltici olacagina" dikkat ceken Barthes, "mitin mesajinin amaci ile degil, mesajini dile getirme yoluyla tanimlandigina" isaret eder. (8)

Bu noktada kritik soru mitlerin neden var olduklari diger bir ifadeyle hangi islevi yerine getirdikleridir. Friedrich Nietzsche'ye gore, mit nedenlerin (akil yurutmelerin) yeterli olmadigi durumda onlarin yardimina son tahlilde yetisen bir seydir ve "tek basina [bu] mit kurgulamanin tum guclerini amacsizca saga sola salinmaktan kurtarir". (9) Iste tam da bu nedenle her dogru kendisini destekleyecek ve anlamli bir butun haline getirecek mite ya da mitlere ihtiyac duyar. Fakat mit bu islevi yerine getirirken sakladigi, kurdugu, ortadan kaldirdigi, yeniden kurdugu, mesrulastirdigi, altini oydugu bir seyleri de beraberinde getirir. Bu nedenle mitin (bu makale icin ic/dis ayriminin) isleyisine odaklanmak soz konusu mitin kullanima sokulmasiyla nelerin saklamis, ortadan kaldirmis ve altini oymus oldugunu ya da nelerin kurulmus, yeniden kurulmus ve mesrulastirilmis oldugu sorularina bir cevap saglayacaktir.

Ic/dis ayriminin kendi halinde orada var olan bir sey degil, aksine devlet denen yapinin kendi ulusuna kimin ait olup kimin ait olmadigi ve boylelikle spesifik bir politik toplulugun (ic) digerlerinden (dis) ayrilmasi konusunda sabit anlamlar dayatma yeteneginin bir urunu oldugu (10) goz onune alinirsa soz konusu ayrimin bir mit oldugunu soylemek problemli bir yaklasim degildir. Diger bir ifadeyle bu ayrimin isleyisinin belli seyleri kurdugunu, ayricalikli hale getirdigini, mesrulastirdigini ve yeniden kurdugunu gostermek mumkunse onun bir mit oldugunu ileri surmek de mumkundur. Fakat bu mitin yani ic/dis ayriminin Levi-Strauss'un mitlere iliskin tanimlamasinda oldugu gibi "guclu bir sekilde yapilanmis (strongly structured) onemli bir hikaye" (11) oldugu goz onune alinirsa, bunun basit ve kolaylikla bertaraf edilebilecek bir ayrim olmadiginin altini cizmekte fayda var. Ic/dis ayrimi bir tarafta kendi basina sakladigi, kurdugu, ortadan kaldirdigi, yeniden kurdugu, mesrulastirdigi, altini oydugu bir seyler bulunan onemli bir mitken, ayni zamanda egemenlik, anarsi ve guvenlik gibi baska guclu mitlerle ic ice gecmis bir hikayedir. Dolayisiyla uluslararasi iliskiler disiplininin en bildik baslangicini bildik olmaktan cikarmak soz konusu disiplin icindeki baska mitlerle de hallesmeyi zorunlu kilmaktadir. Fakat bu calisma diger mitlere iliskin analizleri baska calismalara birakarak egemenlik mitini tartismak yoluyla ic/dis ayriminin neden verili bir ayrim olmadigini gostermeyi amaclamaktadir.

Anthony Giddens'in ifadeleriyle ic/dis ayrimi ulus-devletlerin ortaya cikmasi ve gelismesiyle yakindan ilgilidir ve soz konusu ayrim "uluslararasi" kavramini mumkun kildigi gibi, uluslar arasinda gerceklesen faaliyetler ile uluslarin kendi icinde gerceklestirdigi faaliyetleri ayirmada onemli bir temel saglamistir. (12) Disi ayri bir alan olarak tanimlamanin ve buradan hareketle politikayi ic ve dis olarak ikiye bolmenin temel esprisi ulus-devletler dunyasinda ice belli bir kimlik verme ve boylelikle de ona geri kalandan bagimsizlik atfetme cabasidir. Icerisi bir kere disaridan bagimsilastirildi mi, "dunyadaki egemen prenslerden daha buyuk bir sey" olmaz (Jean Bodin) ve geri kalanlar bu prensin "butun eylemlerini ve kararlarini, bunlar kendi eylem ve kararlari imis" (Th omas Hobbes) gibi kabul etmek zorunda kalirlar ve boylelikle "yeterince buyuk" iktidar da uretilmis olur. (13) Ic/dis ayriminin bir mit oldugunu ifsa etmenin ardindaki en onemli amac da bu "yeterince buyuk" iktidari sorunsallastirmaktir. Icerisini ayri bir politika alani haline getiren ve dis politikadan farklilastiranin verili bir sey olmadigi aksine ulus-devletler dunyasinda tekrarlanan pratikler ve ortaya konulan metinlerin oldugunu gostermek bu iktidarin mutlakligina halel getirecek bir yone sahip olmasi acisindan onemlidir.

Butun bu tartismalarin sonucunda "dis politika" ifadesinin neden problemli oldugu ve soz konusu ifadeye yonelik yeniden bir kavramsallastirmanin gereklerine deginilecektir. Nitekim dis politikayi "ulke sinirlari disinda uygulanmak uzere tasarlanmis bir politika" seklinde tanimlamak (14) bir taraftan ic/dis ayrimini a priori olarak kabul ederken diger taraftan bu ayriminin surdurulmesine ve saglamlastirilmasina hizmet eder. Dis politikayi bu sekilde tanimlamak ya da tanimlama yoluyla politikayi bolup boylelikle disa yonelik olana ayri bir nitelik atfetmek uluslararasi iliskiler disiplinine uzun sure hakim olan; hatta onunla ozdes olan bir yaklasim olmustur. Realist teoriden liberal teoriye, hakim bircok uluslararasi iliskiler teorisinin uzerinde hem fi kir oldugu konularin basinda dis politikanin "disariya yonelik" oldugu tespiti gelir. (15) Oysa ulus-devletler dunyasinda dis politika icerinin sinirlarini belirleyen diger bir ifadeyle "sinir uretici politik performanstan" baska bir sey degildir. (16) Diger bir ifadeyle, devletlerin ve diger unsurlarin insasi ve mesrulugu, bunlarin sosyal olarak taninmis iktidarlarinin tanimlanmasi ve ic ve uluslararasini ayiran sinirlarin guvenliginin saglanmasi gibi islevleri ustlenen "dis politika" aslinda disariya yonelik olmaktan ziyade devletin bizzat kendisine yonelik bir politikadir. (17) "Dis politika" kavraminin bizzat kendisinin dayattigi disariya yonelik bir politikanin olabilecegi yanilsamasi ic/dis ayriminin hangi noktada bir mite donustugunu de acikca ortaya koymaktadir. Ulus-devletlerin mumkun kilinmasi noktasinda boylesi bir mite ihtiyac duyulmus ve bu mit de kendisinden talep edilen islevi bugunden bakildiginda onemli olcude yerine getirmistir.

Egemenlik Miti

Uluslararasi iliskiler teorilerindeki egemenlik miti kendi basina, "orada duran" ve diger tum faktorlerden bagimsiz bir mit degil, aksine baska mitler tarafindan desteklenen, saglamlastirilan ve bu nedenle genis bir soylem alanindan beslenen bir mittir. Bu durum basitce egemenlik mitinin tek tarafl i olarak diger mitlerden beslendigi anlamina gelmez, egemenlik miti ayni zamanda diger mitleri de besler ve onlarin icine nufuz etmis durumdadir. Bu baglamda herhangi bir miti kendi basina, diger mitlerden bagimsiz bir sekilde analiz etmek mumkun olmadigi icin sik sik tekrara dusme pahasina "egemenlik miti" basligi altinda diger uluslararasi iliskiler mitlerine de deginmenin bir zorunluluk oldugu soylenebilir. Fakat diger mitlerden farkli olarak, egemenlik mitinin "disarinin iceride yasananlara mudahalesinin onune gecerek" ic/dis ayrimina en fazla katkida bulunan mit oldugunu, (18) egemen devletlerin etrafinda kuruldugu "temel gosteren" (master signifi er) islevi gordugunu, (19) hatta daha da kritigi uluslararasi iliskiler disiplinine (ve sistemine) kimligini ve tutarliligini veren bir olgu oldugunu (20) ise unutmamak gerekir. Bu yuzden egemenligin bir mit oldugunu ifsa etmeye girisen post-yapisalci yazarlarin bizzat uluslararasi iliskiler disiplini ile de problemli olmalari bir tesaduf degildir. (21)

Egemenlik mitinin en basit ifadeyle, egemenlige iliskin belli bir tanimlamada bulunup bunun genel gecer bir tanim oldugunda israr etmek oldugu soylenebilir. Diger bir ifadeyle, egemenlik olgusunu mit haline getiren sey, onu belli ve genel gecer bir tanimlamaya tabi tutma girisimidir. Boylesi bir tesebbusu tekelinde bulunduran ise 1980'lere kadar uluslararasi iliskiler teorisine hakim olan realizm ve idealizm gibi kuramlardi (22) ve bunlarin egemenlige iliskin soz konusu tanimlamalari egemenlik olgusunu guclu bir mit haline getirmistir. Bu genel gecer tanimlama egemenligi politik bir birimin kendi islerinde nihai otorite uygulama hakkinin disarisi tarafindan kabulu olarak goruyordu(mektedir). Egemenligin bu sekilde tanimlanmasi bir taraftan icsel anlamda belli bir alan uzerinde nihai bir otoritenin varligina referansta bulunurken, diger taraftan da dissal anlamda bu otoritenin digerleri tarafindan kabul edilmesine atif yapmaktadir. (23) Acikca goruldugu uzere tanimin kendisi bir taraftan ic/dis ayrimina onemli bir temel saglarken, diger taraftan da genel gecer bir tanim yapmasi dolayisiyla egemenlik olgusunu dolayli olarak ta ic/dis ayrimini tarih disi bir olguya donusturmektedir. Rob B. J. Walker'in da belirttigi gibi, "egemenligi tanimlama ve yasal bir ilke meselesi olarak ele alma onun tarihsel ve kulturel anlamda spesifi k karakterine yonelik ciddi bir korlugu cesaretlendirdigi" (24) icin tehlikeli bir tesebbustur ve tam da bu nedenle egemenlik olgusunu bir mite donusturur.

Bu noktada bir parantez acarak Slavoj Zizek'in Jacques Lacan'dan hareketle semptomu aciklamakta "zamanin yonunun tersine cevrilmesi" metaforunu kullanmasina deginmekte fayda var. (25) Buna gore, semptom baslangicta sadece bir iz olarak gorulmesine ragmen, analizin devreye girmesiyle bir sey halini alir. O halde Lacan'a gore, semptomlar kendi baslarina anlamsiz izlerken, anlamlarinin gecmisin gizli derinliginden cikarilmasi gibi bir sey soz konusu degilken, geri donuslu bicimde insa edilirler. Hakikati, "yani semptomlara simgesel yerlerini ve anlamlarini veren anlamlandirici cerceveyi" ureten analizin kendisidir. Bu yuzden her tarihsel kopus, yeni bir ana gosterenin ortaya cikisi butun geleneklerin anlamini geri donuslu bicimde degistirir, gecmisin anlatimini yeniden yapilandirir, yeni ve bir baska bicimde okunabilir hale getirir. Geriye kalan ise hakikatin Foucault'un tabiriyle "tarihin uzun pisirme sureci onu degismez bir formda sabitlestirdigi icin curutulemeyen bir hata turune" donusmesidir. (26)

Bu acidan bakildiginda egemenlik olgusuna iliskin tarihselligini iptal eden genel gecer bir tanim uzerinde konsensus saglanmasinda 1980'lere kadar uluslararasi iliskiler teorilerine hakim olan yaklasimlarin ortaya koyduklari metinler, bir taraftan Zizek'in tabiriyle "geri donuslu bicimde" egemenlik olgusunu insa ederlerken, diger taraftan da soz konusu olguyu bir pisirme surecine tabi tutarak onu curutulemeyen bir hata turune donusturmuslerdir. Iste bu nedenle egemenlik olgusunun soybilimini yapmaya girisen Jens Bartelson, israrla egemenlige iliskin bir tanim yapmaktan kacinir ve boylesi bir tesebbu sun kavramin bugunku anlamini donduran ve kavramin tarihselligini soz konusu anlama bagimli kilan bir etkisinin oldugunu belirtir. (27) Kisacasi, metinler araciligiyla egemenlige iliskin genel gecer bir tanim yapmak egemenlik olgusunun tarihselligini gormezden geleceginden sorunlu bir tesebbustur ve egemenlik mitinin olusturulmasinda ilk onemli adimdir.

Oysa egemenlik olgusunun modern donemin kendi icinde dahi farkli kullanimlara sahip oldugu belli tarihsel araliklarda farkli bir sekilde algilandigi tartisma goturmez. Samuel Barkin ve Bruce Cronin'in, Napolyon, Birinci Dunya Savasi, Ikinci Dunya Savasi ve Soguk Savas sonrasi donemlerde egemenlik olgusunun cok farkli sekillerde algilandigini gosterdigi calismalari bu acidan dikkat cekicidir. Dort donemin karsilastirilmasiyla ulastiklari sonuc egemenlik olgusunun "ne sabit ne de surekli olan" bir goruntu sundugu aksine modern donemin kendi icindeki tarihsel asamalara gore farklilik gosterdigi seklinde olmustur. (28) Barkin ve Cronin'in niceliksel temelden hareketle varmis olduklari sonuc Richard Ashley'in kendilerinden on yil once ileri surdugu egemenlik olgusunun "ortak dusunceye sahip devlet adamlari arasindaki konsensus" etrafinda dondugu ve tam da bu nedenle tarihsel bir sey oldugu tespitinin ampirik onaylamasi olmustur. (29) Bu durumda egemenlik, Ashley'in tabiriyle egemenlik paradigmasi, "tarihin icinde pratik yoluyla uretilen, burada ve simdi suregiden pratiklerden kesinlikle bagimsiz olmayan" bir sonuc, cikti ya da etkidir. (30)

Egemenlige iliskin algilamalarin tarihsel kosullarin bir urunu oldugu ve belli pratiklerle surduruldugu son yillarda yapilan kuresellesme tartismalarinda net bir sekilde gorulebilir. Neredeyse butun yazarlarin uzerinde hem fi kir oldugu konu egemenligin artik eskisi gibi olmadigi ve ciddi degisiklikler gecirdigidir. (31) Zygmunt Bauman bu degisimi egemenligin "koltuk degnekleri ile yurumek zorunda birakilmasi" seklinde tanimlarken, (32) bunun en onemli gostergesinin Avrupa Birligi oldugunu ve soz konusu olusumla birlikte egemenlikten "geride kalan ne varsa cocuk oyuncagi gibi gozuktugunu" dile getirmistir. (33) Egemenligin yeni bicimi noktasinda tek bir elde toplanan imparatorluk egemenliginden (34) alt etnik guruplarin kimlik talepleriyle ortaya cikmasindan kaynaklanan daha mikro goruntuler sunan egemenlik bicimlerine (35) kadar Bauman'dan fakli bir cok arguman ileri surulse de, hemen herkesin hem fi kir oldugu sey eski bicimin degistigidir. Fakat kuresellesmeyle birlikte egemenligin artik eskisi gibi olmadigi argumani bir taraftan "bildik" egemenlik olgusunun tarihsel bir sey oldugunu gosterirken, ote yandan kuresellesme oncesi donemde "bildik" egemenligin mevcudiyetini on kabul olarak aldigi icin onceki doneme dair tersinden bir mit de uretir. Ikinci tartismayi bir tarafa birakirsak, kuresellesme baglaminda egemenlige iliskin ortaya atilan argumanlardan cikarilabilecek onemli sonuc egemenlige iliskin algilamalarin tarihsel oldugu diger bir ifadeyle kosullarin bir urunu olarak ortaya ciktigidir.

Egemenlik olgusunun sadece tarihsel olarak farklilik gostermedigi, ayni zamanda kulturel ve mekansal farkliliklar icerdigi de soylenebilir. (36) Dolayisiyla genel gecer bir tanim yapmak lokal bir anlam dunyasindan (Bati-merkezi) beslenen tanimi evrensellestirmek, dunyanin geri kalanina dayatmak anlamina geleceginden yine sorunlu bir tesebbustur. (37) Ornegin, neo-klasik realizmin temsilcilerinde Robert H. Jackson'un pozitif ve negatif egemenlik ayrimina gitmesi (38) boylesi sorunlu bir okumanin sonucudur. (39) Bu sekilde bir ayrima giden Jackson, Batili sanayi ulkelerini pozitif egemenlik alanina dahil ederken bunu, egemenlik olgusunun gelisme, "askeri guc, ittifaklar, sosyo-ekonomik kapasite ve kaynaklar, ic butunluk ve mesruluk, bilim ve teknoloji, egitim ve refah" gibi unsurlarla tanimlanabilen basarili devlet insasinin bir sonucu oldugu seklindeki Bati-merkezli tanimindan hareketle yapar. (40) Bu tanimda ikili bir oyun vardir, egemenligin kriterleri Bati'nin mevcut kosullarindan hareketle ortaya kondugu gibi, bu kriterlerle genel gecer bir tanim yapmak Bati'nin bu kriterleri karsiladigi gibi bir algilamayi dayatmak anlamina da gelir. Bu durumda bati disi toplumlara ise soz konusu kriterleri karsilamayan "negatif egemenlik" kalacaktir. Jackson bu okuma bicimini daha sonraki calismalarinda da surdurur ve egemenligin Bati'dan dunyanin geri kalanina yayilan bir sey oldugunun altini cizer. (41)

Egemenligin tarihsel ve kulturel bir pratik oldugu teslim edildikten sonra bunun bir gerceklik olarak dayatilmasinda metinlerin ustlendigi role daha yakindan bakilabilir. Cynthia Weber'in de isabetle vurguladigi uzere, uluslararasi iliskiler teorisyenlerinin yaptiklari tanimlar, devlet egemenliginin anlaminin sabitlesmesine katkida bulunan en onemli boyutu olusturmaktadir. (42) Bu nedenle egemenlik olgusuna iliskin klasik uluslararasi iliskiler teorilerine hakim olan genel gecer tanimlamalara daha yakindan bakmakta fayda var. Uluslararasi Iliskilerin henuz bir disiplin olarak ortaya cikmadigi 1900'lerin ilk 20 yillik doneminde egemenlik devletin ayirt edici ozelligi olarak ele alinmis ve devletin diger devletler karsisindaki politik bagimsizligi olarak gorulmustur. (43) Egemenligin bu ortodoks algilamasina karsilik pluralistler ozellikle Birinci Dunya Savasi'ndan sonra uluslararasi hukukun uygulanmasinin boylesi bir egemenligi sinirlandiracagini ileri surmuslerdir. (44) Fakat tam da, iliskilerin uluslararasi hukuk tarafindan duzenlendigi bir devletler toplumu duslemelerinden dolayi, diger bir ifadeyle egemen devleti baslangic noktasi olarak almalari nedeniyle devletin egemenligi olgusunu ustu ortulu olarak kabul etmislerdir. (45) 20. yuzyilin ilk onemli uluslararasi iliskiler teorisyenlerinden Edward H. Carr da benzer bir sekilde egemenligin ortacag sonrasi dunyanin temel olgularindan biri oldugunu belirtmistir. (46)

Realist teorinin en onemli temsilcisi olan Hans J. Morgenthau, egemenligi "belli bir bolgede yasa yapma ve uygulama otoritesine sahip merkezilesmis bir gucun varligi" olarak tanimlarken, egemen devlete tek tehdit olarak da uluslararasi hukuku gostermistir. (47) Ismi neredeyse neorealist teori ile ozdeslesen Kenneth N. Waltz ise, egemen devleti mutlak otorite haline getirerek, bir devletin egemen oldugunu soylemenin ic ve dis problemleri nasil ele alacagina devletin kendisinin karar verdigi bir durum anlamina geldigini belirtmistir. (48) Bir diger neorealist Robert Gilpin'e gore, egemenlik devletin uluslararasi arenada daha yuksek bir otoriteye cevap vermek zorunda olmadigi durumdur. (49) Ingiliz Okulu'nun temsilcilerinden Hedley Bull da uluslararasi topluma dahil olmanin bedeli olarak diger devletlerin egemenliginin kabulunu gostermis ve bunun devletin dis otoriteden bagimsiz olmasi anlamina geldigini belirtmistir. (50)

1970'lerde realist gelenege alternatif olarak ortaya cikan uluslararasi iliskiler kuramlari devletten bagimsiz aktorlerin oldugunu ortaya koysalar da, egemenlik kavraminin teorik yeniden degerlendirilmesi konusunda sessiz kaldilar. (51) Benzer bir sessizlik yani egemenligin klasik tanimi disina cikmama noktasindaki kararlilik 1980'lerde egemenlik olgusuna iliskin onemli calismalar yapilmasina ragmen devam etti. F. H. Hinsley, egemenligi disaridan bir mudahalenin olmadigi politik bir topluluk uzerindeki nihai ve kesin otorite olarak tanimlarken, Alan James da devletin kendi anayasasindan aldigi gucu egemenlik olarak niteliyordu ve bunun bolunemeyecegini yani disarisi ile paylasilamayacagini vurguluyordu. (52) Son donem teorisyenlerden Stephen D. Krasner de, egemenligin devletlerin birbirlerinden bagimsiz oldugu dusuncesiyle ilintili oldugunun altini cizmistir. (53) Butun bu tanimlamalarda ortak olan seyin, devletin disarisi ile paylasmadigi icsel alan uzerindeki otoritesi oldugu soylenebilir. Dolayisiyla egemenlik mitinin neden ic/dis ayriminin ardindaki en onemli mitlerden biri oldugu da bu tanimlamalarda acikca gorulmektedir.

Realist gelenek tarafindan egemenligin bu sekilde tanimlanmasi ve daha sonraki kuramlarin da bu tanimlamaya itiraz etmemis olmasi egemenligi uluslararasi iliskilerin kurucu ve temel unsuru haline getirmistir. (54) Bu kuruculuk ve temel unsur olma islevi sadece tanimlamalarin dolayli bir imasi degil, teorisyenlerin de israrla vurguladigi bir durum olmustur. Morgenthau egemen devlet olmaksizin onun uzerine temellenen devlet sisteminin mumkun olamayacagini belirtirken, (55) Martin Wight uluslararasi politikanin Ortacag Hiristiyanliginin cozulmesi ve modern egemen devletin dogmasiyla mumkun oldugunu dile getirmistir. (56) Hedley Bull da uluslararasi iliskilerin baslangic noktasi olarak egemen birimlerin ortaya cikmasini gostererek ve egemenlik anlayisinin yerlesmedigi bolgelerde bir devlet sisteminin olusmadigina isaret ederek egemenlige merkezi bir rol vermistir. (57) Kenneth Waltz ise uluslararasi sistemin varliginin temel kosulu olarak egemenligi ve egemenlik sayesinde (58) "devletlerin bir arada var olma" imkanini gostermistir. Uluslararasi sistemi pazar ekonomisine benzeten Waltz, uluslararasi sistemin tipki pazar ekonomisi gibi "kokeninde bireyci" oldugunu ileri surerek egemen birimleri (self-regarding units) uluslararasi sistemin olmazsa olmaz kosulu olarak sunmustur. (59) Ontolojik olarak egemenlige bu sekilde oncelikli bir rol vermek "egemenligin verililigini" dayatan bir okuma bicimi olmus (60) ve egemenlik mitinin olusumuna onemli olcude katkida bulunmustur.

Westphalia Miti ve Egemenligin Dusunsel Temelleri

Egemelik mitinin sadece uluslararasi iliskiler teorisyenleri tarafindan kurulmadigi, baska mitlerin, bu teorisyenleri onceleyen baska dusunurlerin ve mitleri saglamlastiran farkli pratiklerin bu mitin olusumuna katkida bulundugu acikca ortadadir. Ilk olarak belirtmek gerekir ki, egemenlik mitinin en onemli dayanak noktasi uluslararasi iliskiler teorilerinde siklikla kullanilan, hatta disiplinin kurucu miti olarak islev goren (61) ve belli bir okuma biciminin tarihsel bir olaya dayatilmasiyla olusturulan Westphalia mitidir. (62) Bu okuma bicimine gore, Habsburg hanedaninin Bati Avrupa'daki diger bireysel olusumlar uzerinde otorite kurma cabasi olan 30 yil savaslari bu otorite girisiminin engellenmesini temsil eden 1648 Westphalia anlasmasiyla sonuclanmis ve ardindan soz konusu bireysel olusumlar kendi baslarina hareket ozgurlugu kazanmislardir. Kisacasi bu okumaya gore, Westphalia anlasmasi "Habsburglarin evrensel monarsi tutkularinin sonunu temsil etmektedir" (63) ve farkli farkli, birbirinden bagimsiz egemen devletlerin bir arada bulunabilmesini mumkun kilan bir isleve sahiptir. Tam da bu okuma dolayisiyla Westphalia anlasmasi uluslararasi sistemde egemenligin ortaya cikisinin diger bir ifadeyle "karsilikli kabulle ortaya cikan bir hak" (64) halini almasinin baslangici olarak sunulmus ve Westphalia sonrasi dunya/Avrupa, egemen devletlerin dunyasi/ Avrupasi olarak kabul edilmistir. Bu dogrultuda Ingiliz Okulu ve konstruktivist teori basta olmak uzere realist cizgide olmayan yazarlar tarafindan dahi egemenligin uluslararasi sistemin temel kurucu unsuru (65) olarak gorulmesi de bir tesaduf degildir.

Daha cok realist teorinin kullanima soktugu ve diger uluslararasi iliskiler teorileri tarafindan da kabul edilen Westphalia mitine gore "ic" hiyerarsiyi dolayisiyla duzeni temsil ederken, "dis" anarsiyi dolayisiyla kaosu temsil etmektedir. (66) Boylesi bir miti arkasina alan egemenlik mitinin uluslararasi iliskiler teorisinde ya da daha genel olcude siyaset teorisinde devletler icin neyin icsel, neyin dissal oldugunu belirleyen bir duzenleyici ilke halini almasi hic de zor olmamistir. (67) Belirtmekte fayda var, Westphalia mitinin "bildik" mit halini almasinda dikkat cekici olan sey, metinlerin soz konusu mitin olusumunda muazzam bir katkisinin oldugudur. Hatta mitin uretilmesinin neredeyse metinlerden ibaret oldugu, metin disinda bir seyin olmadigi dahi ileri surulebilir. (68) Althusser'in "masum okuma diye bir sey yoktur" tespiti bu asamada bir cikis noktasi olarak ele alinabilir (69) ve mitlerin tam da bu okuma sayesinde olusturuldugu soylenebilir. Fakat bu masum olmayan okuma bicimi oznenin kendi bilincli tercihi degil, "konjonkturun bizim icin sectikleri kisimlari" okumaktan kaynaklanan (70) bir durumdur. Zaten konjonktur kendi ihtiyac duydugu seyler dogrultusunda belli okumalar dayatip belli metinler ortaya cikariyorsa ve bu metinler soz konusu ihtiyaci giderecek okuma bicimlerine sahipse, "bildik" egemenlik olgusunun bir mit oldugunu soylemek kesinlikle problemli bir yaklasim degildir. Buradan hareketle Westphalia'nin "egemen devletlerin dogusuyla duzenin kurulmasi ve kaosun ustesinden gelinmesine taniklik eden modernlesmenin yan hikayesinden fazla bir sey olmadigini" ileri surmek mumkundur. (71) Diger bir ifadeyle Westphalia'yi imzalayanlarin kafasinda egemenlikle ilgili bildik argumanlar olmadigi gibi, bu argumanlar daha sonraki yuzyillarda soz konusu anlasmaya ihtiyac duyulan anlamlarin dayatilmasiyla ortaya cikmistir. (72)

Egemenlik mitinin guclu bir sekilde kurulmasinda Westphalia mitinin yani sira, ozellikle modern donemin urunu olan ya da modern donemi kuran felsefi argumanlarin da katkisi buyuktur. Egemenligi, "yurttaslar ve uyruklar ustundeki en yuksek, mutlak ve en surekli guc" (73) seklinde tanimlayan Jean Bodin'in egemenlige yonelik bu okuma bicimi uzun bir donem siyasi dusunce tarihini etkilemis ve uluslararasi iliskiler teorileri tarafindan da kabul edilmistir. Bodin tanimlamasina devam eder ve egemenin baska birinden gelen emirlere boyun egmeyen, tebaasina kurallar koyabilen biri oldugunun altini cizer. (74) Bodin'in egemenlige iliskin bu tanimlamasi klasik uluslararasi iliskiler teorisinin devletin icsel anlamda egemen oldugu ve boylesi bir hiyerarsik yapiya sahip olmasi dolayisiyla duzeni temsil ettigi argumaninin da cikis noktasidir. Bodin boylesi bir okuma biciminde yalniz degildir. Th omas Hobbes da egemenin nihai karar verici oldugu ve uyruklarin soz konusu karara itiraz hakki olmadigi noktasinda Bodin ile hemfi kirdir. (75) Egemenlik konusunda Bodin ve Hobbes'u izleyen Hegel de kendi kaderini belirleme noktasindaki nihai yetki durumunun egemenligin ayirt edici karakteri oldugunu belirtir. (76) Liberal bir cizgi izleyen John Lock, John Stuart Mill ve Robert Dahl gibi dusunurler devlet icindeki otoritenin dagitimi konusunda farkli argumanlar ileri surmelerine ragmen, en nihayetinde ortaya cikan kararin sinirlari belli ici, iceriyi, muhatap aldigi konusunda benzer bir yaklasim benimsemislerdir. (77)

Egemenligin tanimlanmis sinirlari olan icerisi uzerindeki bir otorite oldugu yaklasimi Max Weber'de nihai ifadesini bulur ve Weber devleti "belli bir arazi icinde fi ziksel siddetin mesru kullanimini tekelinde basariyla bulunduran insan toplulugu" seklinde tanimlar. (78) Weber'in bu tanimi Anthony Giddens'da daha net bir sekilde ifade edilir. Ona gore, "egemen devlet, belli bir toprak parcasi uzerinde kurallar koyma ve bunlarin uygulanmasini saglama kapasitesi olan; siddet araclarini kullanma tekeline sahip olan; ic politika ve hukumetin yonetim bicimi ile ilgili temel politikalari kontrol eden; gelirlerinin temelini olusturan bir ulusal ekonominin ciktilarini duzenleyebilen politik bir orguttur". (79) Goruldugu uzere Giddens, egemenligi icerinin uzerinde mutlak yetkiye sahip olma ve bunu disarisi ile paylasmama durumu olarak ele aliyor. O halde uluslararasi iliskiler teorisinde bir mit haline gelen egemenlik olgusunun arkasinda en azindan icsel boyutuna buyuk olcude katkida bulunan modern dusunce geleneginin oldugu rahatlikla soylenebilir. Zaten, uluslararasi iliskiler disiplinindeki egemenlik mitini boylesine guclu kilan en onemli unsur da modern dusunce geleneginin soz konusu mite olan katkisidir. Ote yandan Weber ve Giddens'in tanimlari sadece modern dusuncenin egemenlik konusunda geldigi nihai nokta olmasi acisindan onemli degil, soz konusu tanim ayni zamanda devletin sadece otorite gucune degil, belli bir toprak parcasina ve belli bir nufusa sahip olduguna da isaret etmesi acisindan onemlidir. Nitekim devleti siddet tekeline sahip bir birim olarak tanimlayan diger bir ifadeyle devletin kendi toprak ve nufusu uzerindeki mutlak egemenligini sine qua non goren bir okuma bicimi Morgenthau'dan Wendt'e kadar genis bir uluslararasi iliskiler literaturunde kendini tekrarlamistir. (80)

Egemenlik ve Baska Mitler

Egemenlik olgusunun bir mit oldugunu ileri surmek icin sadece arkasindaki felsefi argumanlara, kosullara gore gosterdigi degisikliklere ve pratikteki yansimalarina (81) odaklanmak yeterli degildir. Bu olguya mesruluk saglayan ve onun olusmasi icin "essiz bir sekilde" bir araya gelen (82) bazi olgulari da analize dahil etmek gerekir: toprak parcasi (territory), nufus, otorite ve tanima. Bu olgularin da sosyal olarak insa edildiklerini, zaman ve mekandan bagimsiz bir tanimlarinin yapilamayacagini gostermek genel gecer egemenlik mitinin ne kadar da "hayali" temellere oturdugunu ortaya koymasi acisindan onemlidir. Egemenligin dissal boyutunu olusturan tanima, icsel anlamda devletin belli kriterleri yerine getirdikten sonra disarinin keyfi ya da zamana ve sartlara gore degisebilen tercihinden bagimsiz olarak taninmasi anlamina gelmez. Aksine, tanima politik ve kulturel algilamalarin besledigi bir tavir bicimidir (83) ve bu nedenle genel gecer bir tanima olgusundan bahsetmek mumkun degildir. David Strang'a gore, tanima "devletlerin paylastiklari kulturel ozelliklere iliskin genis olcekli algilamalar uzerine temellenen" bir seydir ve bu nedenle ilk modern donemlerde tanimanin kriterleri Hiristiyanlik ve krallik otoritesi etrafinda donerken, bugun demokrasi, pazar ekonomisi ve insan haklari etrafinda donmektedir. (84) Ornegin Fransa 1789'da monarsiye, Sovyetler Birligi de 1917'de pazar ekonomisine meydan okuduklari icin tanima problemi ile karsi karsiya kalmislardir. Soguk Savas sonrasi dunyada ise ozellikle kuresellesmenin de etkisiyle tanimanin temel kriteri insan haklari olmustur. Bir devletin uluslararasi toplumun (Batinin) gozundeki yasalliginin derecesi bu tur haklari garanti altina almasiyla olculmeye baslanmistir. (85) Dolayisiyla tanima, Waltz'in belirttigi gibi taninan devletin kendi otoritesini savunma kapasitesine ulastiktan sonra digerleri tarafindan sistem icinde kabul gorulmesi degil, (86) devletin kendine ait bir niteligi olmanin cok uzaginda, diger devletler tarafindan devlete atfedilen bir olgudur. (87)

Jackson, egemelik olgusuna iliskin bazi problemli yaklasimlari olsa da, uluslararasi toplumun normatif bir duzen olusturdugunu ve bunun 2. Dunya Savasi Sonrasi dunyada koloni devletlerin egemenliginin taninmasinda kritik bir rolu oldugunu belirtmesi noktasinda haklidir. (88) Onceki donemlerin aksine bu devletlerin egemenliklerinin taninmasi yani uluslararasi topluma kabulu icin self-determinasyon kapasitelerini gostermek zorunda kalmadan taninmalari, taninma denen olgunun genel gecer degil politik ve kulturel bir sey oldugunu gostermektedir. (89) Naeem Inayatullah da benzer bir sekilde, gunumuz dunyasinda is bolumu (the division of labour) ve kapitalist algilamanin tanimada temel belirleyici unsur oldugundan hareketle, tanimanin genel gecer bir olgu olmadigini kosullarin urunu olan algilamalarin (kuresel is bolumune dahil olma) bir sonucu oldugunu gostermeye girisir. (90) Politik olani ekonomiden ve bu ikisini kolonyal gecmisten ayiran dusunce biciminin ucuncu dunyadaki egemenlik olgusunu yanlis anlayacaginin altini cizen Inayetullah, (91) gunumuzde gecerli olan tanima olgusunun sosyal insasinda ekonominin yani kapitalist isleyisin beraberinde getirdigi algilamanin kritik bir rolu oldugu sonucuna varir.

Tanima gibi egemenligin onemli unsurularindan biri olan otoritenin de verili bir olgu degil, donemsel olarak farkliliklar gosteren algilamalarin bir urunu oldugu soylenebilir. Krasner basta olmak uzere bircok teorisyen Westphalia sonrasi egemenlik ile otorite arasinda dogrudan bir iliski oldugunu dile getirmislerdir. (92) Bunda Bodin, Hobbes ve Weber gibi oncul dusunurlerin egemenlige iliskin tanimlamalarinda otoritenin merkezi bir isleve sahip olmasinin (93) onemli bir etkisi oldugu tartisma goturmez. Fakat bu cizgiden farkli olarak Wendt ve Friedhiem otoritenin devlet kimliginin verili bir ozelligi olmadigini diger bir ifadeyle otoriteyi materyal gucun getirisi bir olgu olarak gormemek gerektigini aksine buna tabi olanlarin rizasi ya da tanimasiyla ilgili bir sey oldugunu belirtmislerdir. (94) Egemenlik ve otorite arasinda kurulan bu iliski verili olmanin aksine algilamayla yakindan baglantili bir sey oldugundan mevcut iliski biciminin modern donemin bir urunu oldugu soylenebilir. Tam da bu nedenle egemenlik ve otorite iliskisi tarih asiri bir sey degil aksine tarihsel bir durumdur. (95)

Yine sinir olgusu uluslararasi iliskiler teorisyenleri tarafindan egemenligin en onemli gostergesi olarak alinir. Ornegin Jackson'a gore, "siyasi harita uzerindeki cizgiler egemen devletlerin birbirlerinden politik ve yasal bagimsizligini temsil" ettikleri gibi, egemeninin yaptirimlarinin da nerede bitecegini belirlerler. (96) Yine Poggi, devlet egemenliginin temel gostergesi olarak dunyanin bir parcasi (territory) uzerinde digerlerini dislayan bir kontrole sahip olmasini gosterir. Fakat Poggi, Jackson'dan farkli olarak devlet egemenliginin toprak parcasi ile olan iliskisini sadece belli cografi sinirlara sahip olmakla ve bu sinirlar uzerinden kontrol yetkisini kullanmakla sinirlandirmaz, ona gore egemen devlet belli toprak parcasina sahip olan bir sey degil bizzat o toprak parcasidir. (97) Kisacasi, toprak parcasi ve bu toprak parcasinin dissal cercevesini belirleyen sinir (boundary) egemenlik olgusunun onemli bir boyutunu olusturur. Hatta modern devlet egemenliginin bizzat belli toprak parcasi (territory) uzerine temellenen bir sey oldugu soylenebilir. (98) Fakat gerek sinir olgusu, gerekse toprak parcasi (territory) modern donemin her asamasinda ayni seyleri ifade etmemis, donemlere gore farklilik gostermistir.

Egemenlik olgusunu modern donemle baslatan Jackson ve Poggi'nin da kabul edecegi gibi, Immanuel Wallerstein Bati Avrupa'nin politik yapisinda 13. yuzyildaki en onemli degisikligin, "sinirlarin nerede olacagina degil, daha onemlisi var olacagina karar" verilmesi oldugunu yazmisti. (99) Fakat soz konusu karar bolgesel olarak tanimlanmis, sabitlesmis ve karsilikli olarak dislayici devlet olusumlarinin tam da bu anda ortaya cikmasina yol acmadi. (100) Bu tur yapilarin ortaya cikmasi bircok pratigin gerceklesmesini beklemek zorundaydi ve bolgesel devlet (territorial state) denen olgunun ortaya cikmasi 18. yuzyildan eskiye gitmez. (101) 5 yuzyillik surecte sinir ve toprak parcasi olgulari bircok degisiklik gostermis ve geleneksel uluslararasi iliskiler teorilerindeki genel gecer bir olgu olarak sunuldugu seklini almasi 18. yuzyili beklemek zorunda kalmistir. Dolayisiyla egemenligin diger bir unsuru olan sinirlar ve bunlarin belirledigi belli toprak parcasi goruldugu gibi a priori degil, insa edilmesi, pratiklerin tekrarlanmasi yoluyla kurulmasi gereken bir seydir. Kisacasi, "mevcut politik-bolgesel duzenin genel kabulu ... modern devlet sisteminin insanlarin dunyalarinin cografi k yapisi ve organizasyonu hakkindaki dusuncesini sekillendirmedeki rolunun" bir sonucudur. (102) Yoksa sinirlari belli bir toprak parcasi tarihin her doneminde devletlerin karakteristik ozelligi olmadigi gibi, egemenligin belli bir bolge uzerinde uygulanan bir pratik oldugu algilamasi da 18. yuzyil sonrasi ile ilgili bir okuma bicimidir. Hatta kuresellesmeyle birlikte son donemde "belli toprak parcasi" (territory) ve sinir olgularina dair ciddi degisiklikler oldugu ve 18. yuzyilla birlikte baslayan algilamanin onemli olcude degistigi argumanlari da yuksek sesle dile getirilmektedir. (103)

Modern anlamiyla egemenlik mitinin ardindaki en guclu olgunun diger bir ifadeyle "devlet egemenliginin temel unsurunun" (104) digerlerine kiyasla nufus (population) (105) oldugu soylenebilir. Nufusu modern devlet egemenliginin en onemli unsurlarindan biri yapan sey ise modern donemle birlikte devletin sifati haline gelen ve neredeyse ayrilmaz bir parcasi olan ulus olgusudur. Soz konusu olgunun merkeziligi ozellikle Fransiz devrimiyle birlikte mutlak monarkta olan egemenligin halka devredilmesiyle, halk egemenliginin ortaya cikmasiyla belirgin bir hal almistir. (106) Fakat, egemenlik ve ulus-devlet arasindaki iliski tek tarafl i degil aksine, modern anlamiyla egemenlik ulus-devletin olusumu denen surecin bir urunu oldugu gibi, bu surece katkida bulunan hatta ulus devleti mumkun kilan bir olgudur. (107) Dolayisiyla egemenligi tek tarafl i olarak ulus-devletin bir urunu seklinde tanimlamak dogru degildir. Egemenligin ulus-devletin olusumuna katkisini calismayi dolayli olarak ilgilendirdiginden, ulus-devlet olgusunun egemenligi nasil sekillendirdigi, bizzat kendisi hayali olan bir olgunun (ulusun) verili olmayan yani insa edilen bir baska olguyu (egemenligi) nasil etkiledigine deginmek gerekir. Etienne Balibar'in tespiti ile baslamak gerekirse, "verili etnik temel" soz konusu olmamasina ragmen, halk olmaksizin egemenlik mumkun olmayacagi icin, sorun "halki uretmektir". (108) Yine, nufusun/ulusun a priori bir olgu olmadigi, sosyal olarak "insa edilen" bir "hayali cemaat" oldugu guclu argumanlarla ortaya konulmus bulunmaktadir. (109) Nufus/ulus kendi icinde gercekligi olan bir sey degilse, buradan ulusun surekli bir insa ile karsi karsiya oldugu, belli krizlerle yuzlestigi, soz konusu kriz donemlerinde kendini yeniledigi, ya da bazen basarisiz oldugu cikarilabilir. Egemenlik olgusunun uzerine insa edildigi bir baska mit olan ulusun boylesi gel gitlere muhatap olmasi dogal olarak egemenligi surekli degistirmekte, alt ust etmekte bazen de yeniden kurmaktadir.

Son olarak, egemenligin ortaya cikisini icsel olarak yani vatandaslik, ulusal kimlik ve aidiyet gibi olgularla ya da dissal anlamda yani sinirlarin karsilikli kabulu ve bu sinirlar dahilinde otoritenin onanmasi gibi icsel ve dissal seklinde iki temelle sinirlandirmak da dogru degildir. (110) Ornegin, Arap devletlerinin ulus-devlet baglaminda Arap milliyetciliginden kaynaklanan gorunuste ciddi bir mesruluk problemi oldugu fi krinden yola cikan Michael Barnett, bu devletlerin birbirinden ayri egemenler haline gelmesinin arkasinda devlet olusumu surecinin pratiklerle surekli canli tutulmasinin yattigini ileri surer. Tam da bu nedenle "devlet liderlerinin surekli bir sekilde ic ve uluslararasi alani farklilastiran pratiklerle mesgul olduklarini, tamamlanmis bir gorev olmaktan ziyade, devlet egemenliginin yeniden uretimi neredeyse tum Arap liderler icin surekli, tum enerjinin sarf edildigi bir projedir". (111) Dolayisiyla, icerisinin net bir sekilde tanimlanmadigi, disarisi ile ayrimin tam olarak ortaya konulmadigi durumlarda dahi, salt pratikler uzerinden egemenligin surdurulmesi de mumkundur ve buradan hareketle pratiklerin, tekrarlamalarin egemenlik olgusunun surdurulmesinde kritik rolu oldugunu soylemek yanlis olmaz.

Son olarak egemenlik mitini mumkun kilan fakat digerlerinden farkli olarak tersinden isleyen bir baska mite mudahale mitine kisa da olsa deginmekte fayda var. Jean Baudrillard'in herhangi bir seyin var oldugunu ileri surmenin bir yolu karsitinin varligi konusunda israr etmektir (112) tespitinde hareketle egemenlik mitinin kendi mesrulugunu saglamada en cok ihtiyac duyacagi mitin karsitini temsil eden bir baska mit oldugu soylenebilir. Bu baglamda mudahale (intervention) olgusu uzerinde konusmak egemenlik diye bir seyin varliginda israr etmek anlamina geleceginden, uluslararasi iliskiler teorileri yazininda mudahale olgusunun "egemenligin bir bahanesi olarak islev gordugu" aciktir. (113) Weber'e gore, mudahale olgusunun bir miti destekleyen baska bir unsur oldugunun en onemli gostergesi sembolik duzenin yine sembolik bir duzende insa edildigi, hem gosterenin (mudahale) hem de gosterilenin (egemenlik) tarihsel olanin disina cikilarak hicbir somutluga dayanmaksizin kurulan seyler oldugudur. (114)

Yine Weber'in ayriminda hareketle, mudahaleyi "egemenligin ihlali" olarak tanimlayan diger bir ifadeyle karsiti olarak kuran ve ona tersinden mit islevi yukleyen temelde iki teorik yaklasimin oldugu soylenebilir: bilimsel yaklasim ve geleneksel (normatif) yaklasim. Richard Little'nin "mudahalenin tanimi pratigi gerceklestirenlerin bakis acisina herhangi bir referansta bulunmaksizin genel olarak analistler tarafindan yapildigi" tespitinden (115) hareket eden Weber, bilimsel davranissalci teorisyenlerin yaptigi mudahalenin taniminin tarihsel kosullardan bagimsiz oldugunu, uluslararasi iliskiler teorilerindeki egemenlige yonelik sabit genel gecer anlamdan turetildigini belirtir. (116) Bu durumda mudahale tanimi yapmaya calisan soz konusu teorisyenlerin sorabildigi tek soru, ne zaman, nasil ve hangi kosullar altinda egemenligin ihlal edildigidir ve bununda kacinilmaz sonucu egemenlik bagimli bir mudahale tanimidir. Kisacasi, bilimsel davranissalci yaklasimin mudahaleye yonelik tanimi teorisyenlerin keyfi tanimindan ibarettir.

Ikinci yaklasim da birincisi gibi mudahaleyi egemenligin ihlali olarak alir fakat burada farkli tarihsel donemlere gore farklilik gosteren bir tanim vardir. Bu farklilasmada temel belirleyici faktor uluslararasi toplumun mudahaleye iliskin normlaridir ve bu normlar da egemenlikle iliskili olarak ortaya cikarlar. Biraz daha acmak gerekirse, geleneksel (normatif) yaklasim mudahale olmamasini (nonintervention) normal durum olarak kabul eder. Bu durumda mudahale normal durumun ihlali olarak ortaya cikar ve egemenlik analizinin referans olarak aldigi sabit bir temeldir. (117) Ornegin, Hedley Bull'un mudahale taniminda bu durum acikca gorulebilir: "egemen bir devletin ya da daha genis bir ifadeyle bagimsiz politik bir toplulugun yetki alanina disaridan yapilan diktatoryal ya da zoraki mudahalenin genellikle yasal ve ahlaki anlamda yanlis oldugu kabul edilir". (118) Richard J. Vincent de benzer bir tanim yapar ve burda mudahalenin taniminda egemenligin temel hareket noktasi olarak alindigi daha nettir: "sayet uluslararasi toplumun uyeleri birbirlerinin kendi bolgelerini yonetme haklarinin kabul edildigi egemen devletler olarak kabul ediliyorsa, mudahale egemenligin bir ihlali olarak yasal degildir". (119)

Goruldugu uzere her iki durumda da mudahale miti egemenlik mitini saglamlastirmak gibi bir islev ustlenmektedir. Fakat mudahale ve egemenlik arasindaki bu iliskiyi sadece metinsel ve teorik olanla sinirlandirmamak gerekir, soz konusu iliskinin kurulmasinda pratiklerin de onemli bir rolu oldugu tartismasizdir. Ornegin, uluslararasi hukuktaki icislerine karismama ilkesi ve bunun pratikteki uygulanmasi mudahale mitinin olusmasina onemli olcude katkida bulunmustur. Yine ozellikle 1990'larda Bosna-Hersek, Somali ve Kosova mudahaleleri mudahale mitinin yeniden tanimlanmasini ve insan haklari ile iskillendirilmesini beraberinde getirmistir. (120) Fakat butun bu pratiklerin egemenlik olgusundaki degisikliklerle es zamanli gitmesi mudahale mitinin egemenlikle arasindaki siki iliskiyi gostermesi acisindan onemlidir.

Sonuc

Bu analizlerden hareketle egemenlige iliskin olarak uluslararasi iliskiler teorilerinde Darel E. Paul'un deyimiyle realizmden neorealizme, neoliberalizmden konstruktivizme uzanan bir "kor ittifak" bulundugu soylenebilir. Uluslararasi iliskiler disiplinine hakim olan "Westphalyaci kor ittifak" nedeniyle egemenlik olmaksizin devlet hakkinda konusmanin imkansiz bir hal aldiginin altini cizen Paul, uzerinde konusulan bu "gercek devletin" de hiyerarsik, zor kullanan ve egemen bir devlet oldugunu dile getirir. (121) Devletin boylesi hiyerarsik ve zor kullanan bir yapiya burunebilmesi de zaten "egemenlik soylemiyle" mumkun hale gelmektedir ve egemenlik "hak talep edenin nihai otorite olarak pozisyonunu (yeniden) kurmasi ve iktidarinin eylemlerini mesrulastirmasi icin gerekli olan konusma eyleminden" baska bir sey de degildir. (122) Tam da bu islevi nedeniyle Michel Foucault egemenligi modern toplum iktidarinin uygulanmasina imkan saglayan iki temel unsurdan biri (digeri disiplindir) olarak gosterir. (123) Zaten egemenlik olgusunu post-yapisalcilarin hedef tahtasi haline getiren sey de, onun totaliteyle, kapatmayla ve sinirlari belirlenmis bir olusumla yakindan iliskili olmasidir. Ayni kuramcilara gore, dunya politikasinda kurtulus (emancipation) denen seyin gerceklesmesi icin asilmasi gereken, egemenlik ve beraberinde getirdigi kapatma ve totalite gibi pratiklerdir. (124) Post-yapisalcilarin egemenligin alternatifi olarak ileri surdukleri "ozgurluk etiginin" uygulandigi durumda, "uluslari, mesleki kategorileri, siniflari, cinsiyetleri ve irklari bolen kurumsal sinirlar" asildigi icin "hic bir ses ayricalikli bir zemin uzerinde kahramanca durmayi iddia edemezken" burada "hicbir totaliter duzen de uygulama imkani bulamaz". (125)

Egemenlik olgusuna iliskin buraya kadar yapilan analizlerden hareketle bir sonuca varilabilir. Egemenlikten bahsetmek orda bir yerlerde varolan bir seye isim vermek degildir. Bu nedenle egemenlik soylem alanina gercek somut karsiligi olan bir seyi tanimlama meselesi olarak girmez, daha cok "bir yokluk, kayip ya da bir zamanlar var olup artik olmayan" uzerine kurulan ve tam da bu nedenle soz konusu boslugun nasil doldurulacagina cevap veren bir olgudur.126 Bauman'in deyimiyle "kaos uzerine kurulan bir duzendir" ve bu duzenin yani egemenlik olgusunun zemini bir kaostan, bir yokluktan olustugu icin duzen surekli kendini yenilemek, donusturmek zorunda kalacaktir. (127) Bu durumda egemenlik, "kendisi olmadigi gibi, kendisi icin, kendisine yonelik, kendisine yakin bir sey" degildir, (128) aksine baska bir seylerin, ornegin modern devletin, hizmetinde olan bir olgudur. Egemenlik sanki bir anlam kaynagini temsil ediyor gibi, etkin bir ilkeymis gibi bir yerlerde coktan varolan bir seymis gibi siklikla ideolojik olarak kullanilir. (129) Tam da bu nedenle yani gorunuste bir gerceklik uretmek icin kullanildigindan dolayi egemenlik olgusu bir mittir.

Bu uzun tartismanin ardindan egemenligin bir mit oldugu kabul edilirse, kendisini buyuk olcude egemenlik uzerine insa eden ic/dis ayriminin da problemli oldugu ortaya cikmaktadir. Problem ic ve dis politika seklinde sunulan dikotominin bu haliyle kabul edildiginde belli iktidar iliskilerini gizlemekte olusudur. Dolayisiyla modern donemle birlikte kendisine dayatilan anlamlardan ozgurlestirildiginde, diger bir ifadeyle "ici yarilip bakildiginda" (130) dis politikanin belli bir devletin disariya yonelik politikasi degil de, temelde iktidar iliskilerinde devreye sokulan bir strateji oldugu gorulebilecektir. Bu durumda dis politika bir tarafta devletler duzleminde iktidar iliskilerinin sekillenmesinde bir strateji islevi gorurken, ote yandan ve daha da onemlisi devletin bizzat kendi icindeki iktidar iliskilerinin belirlenmesinde etkin bir rol ustlenir. Tam da bu nedenle dis politika kavramini bu anlamlari da icerecek sekilde yeniden kavramsallastirmaya ihtiyac vardir.

Ic/dis ayriminin bir mit oldugunu gostermenin kacinilmaz sonucu metnin genelinde gorulebilecegi gibi politikanin onundeki sifatlarin iptal edilmesidir. Fakat bu iptali onlarin tumuyle ortadan kaldirilmalari anlaminda degil, Jacques Lacan'in "<begin>La<strikethrough> femme n'existe pas" ve "S" orneklerinde birincisinde belirli artikelin ikincisinde ozneyi (subject) temsil eden S'nin uzerine cizilen cizgilerde oldugu gibi sifatlarin uzerine cizilen bir cizgi anlaminda anlamak gerekir. "<begin>La<strikethrough> femme n'existe pas" ifadesinin Turkce'ye "kadin yoktur" seklinde degil de, "belirlenebilir bir kendilik olarak kadin yoktur" seklinde cevrilmesine131 neden olan bu cizgi ic ve dis sifatlarinin uzerine cizildiginde belirlenebilir bir kendilik olarak bir dis ya da ic yoktur anlamina gelir. Dolayisiyla dis politika kavrami yerine butun bu tartismalarin gosterdigi uzere Lacanci anlamiyla ",begin>dis<strikethrough> politik" ifadesini oneriyorum. "<begin>Dis<strikethrough> politika" ifadesi tam da bu cizgi nedeniyle bir taraftan kendisinin a priori bir gercekligi olmayan aksine insa edilmis bir mit oldugunu ele verirken, diger taraftan da icerinin (her seyden bagimsiz bir oze sahip) ayri bir politik alan olmadigini fisildar.

"<begin>Dis<strikethrough> politika" icerideki iktidar iliskilerinin bir uzantisidir ama ayni zamanda icerideki iktidar iliskilerini kuran, saglamlastiran, bozan ya da yeni bir sekilde kuran bir rolu de vardir. Tek basina "<begin>dis<strikethrough> politikanin" icerideki iktidar iliskilerinin bir urunu oldugunu soylemek iceriyi ayricalikli bir pozisyona tasiyacagindan tehlikelidir ve bu yorum "<begin>dis<strikethrough> politikayi" icerideki guc mucadelesinden basariyla cikanin bir pratigi olarak degerlendirme yanlisina kadar gider. Bu noktada Lacan'in argumanina geri donmekte fayda var. Ona gore, erkek egemen bir yapida kadin, erkegin kendisine referansla erkekligini tanimladigi bir nesne oldugu ve bu yapinin kadinin kendisini erkek uzerinden tanimlamasina imkan saglamadigi icin "la" ifadesinin uzeri cizilir.132 Yani kadinin uzerinin cizilmesi erkegin onu oteki olarak almasiyla ilgili degil, erkek egemen yapinin bu iliski disinda baska bir iliskiye imkan tanimamasi ile ilgilidir. Dolayisiyla erkegin degil de kadinin uzerinin cizilmesi tam da bu nedenle yani ucuncu bir olgunun (erkek egemen yapi) devreye sokulmasiyla gerceklesir. Bu nedenle ic ve dis politika ifadelerini bu ikisinin icinde isledigi "yapi" (structure) ile birlikte dusunmek gerekir.

Elbette sunun farkindayiz ki, erkek egemen yapi dogasi geregi oyle olan bir yapi degil, tipki icinde yasadigimiz egemenligin gecerli oldugu ulus devletler dunyasinin dogasi geregi oyle olmadigini gibi. Bu durumda Lacan'in bu tespitini icinde yasadigimiz dunyanin ic/dis ayrimina uyarlarsak, egemenligin temel referans noktasi oldugu bir dunyada (yapida) dis, icerinin kendi varligi noktasinda devreye soktugu ona referansla kendisini tanimladigi bir seydir diyebiliriz. Egemenligin bir mit oldugunu bilmek, yani yapinin bir mit oldugunun farkinda olmak hicbir sekilde dis politika diye bir seyin olmadigini ileri surmek anlamina gelmez, tipki Lacan'in gercek bir kadinin olmadigini soylemedigi gibi. Nasil uzeri cizili kadin bizi erkegin iktidari ve aygitlari hakkinda dusunmeye zorluyorsa, uzeri cizili dis politika da bizi egemen devletlerin (icerinin) iktidari ve bu iktidarini nasil surekli kildigi noktasinda dusunmeye zorlamasi acisindan onemlidir. Uzeri cizili dis politika surekli bir sekilde kendisinin temelde iktidar iliskilerine ickin bir sey oldugunu hatirlatmasi noktasinda degerlidir.

Postyapisalci dusuncenin "bilgi, gercek ve anlamin nasil insa edildigi" sorusu temel hareket noktasi olarak alan bu calismada "Bati rasyonalitesinin ve pozitivizminin temellendigi entelektuel varsayimlara" karsi cikilmistir. (133) Ashley'in tabiriyle okuyucu boylelikle "geleneksel pratiklere direnilebilecegini ve onlarin gecersiz kilinabilecegini; sinirlarin ihlal edilip kuskulu hale getirilebilecegini; temsillerin tersine cevrilebilecegini ve kendi kendilerinin kanitlari olduklari varsayimindan kurutarilip politik ve tarihsel bir hal alabileceklerini; cesitli kulturel unsurlar arasinda yeni baglantilarin mumkun olabilecegini ve global politikalara iliskin yeni dusunme ve eyleme gecirme bicimlerinin olabilecegini" gorebilecektir. (134) Egemenlik uzerine yeniden dusunmek ic/dis ayrimini yeniden dusunmeyi kacinilmaz kilacak ve butun bu yeniden dusunmeler kullandigimiz kavramlarin nasil da belli iktidar iliskilerini surekli olarak gizledigini ortaya koyacaktir.

Summary

Traditional International Relations theories take the internal/external distinction as an out there reality and thereby limit themselves with studying 'foreign policy' as an independent research area. In recent decades, feminist, critical and post-structural theories have broadened the scope of international relations discipline by bringing domestic politics into the fold. Especially post-structuralist theory has deconstructed the distinction between domestic and foreign and further argued that foreign policies of any state are strongly related to its internal politics. Therefore, we need another concept to supersede 'foreign policy' in line with its broadened scope.

Post-structuralist theory argue that the term 'foreign policy' is not an innocent concept because it legitimizes the so-called distinction between domestic and foreign policies and therefore provides a strong ground for the nation-state whose main characteristic is a coercive power on the people. By using post-structuralist arguments, we can deconstruct this distinction and the main myth on which this distinction is constructed. The myth is sovereignty which is the main source of authority for the nation-state in to use ultimate power on its people. Sovereignty is absolute and as such it extends to all matters within the territory. However, recent studies on sovereignty showed that it is not an out-there reality it is rather a myth produced by discourses, practices and texts.

How did sovereignty turn into a reality or a strongly-structured myth? The modern philosophy and international relations theory texts are primarily responsible for turning sovereignty into an out-there reality. Agreements between states, discourses of statesmen and practices of nation-states also contributed in unchallengeable position of sovereignty. Westphalia and other myths such as territory, population, authority and recognition have successfully hidden the unreal nature of sovereignty. However, an archaeological analysis of sovereignty and other secondary myths shows that their meanings vary historically, regionally and culturally.

The nation-state uses sovereignty myth because it needs to legitimize that the state is not subject to any other higher power. Thereby, the nation-states exert the ultimate coercive power on their own people. The power has many strategies to exert its authority on its own people and foreign policy is of course one of them. However, the term foreign policy in itself does not show the power relations hidden behind it. Th at's why I propose a new concept instead of the term 'foreign policy'. It is <begin>foreign<strikethrough> policy, which always reminds us power relations hidden behind the concept.

French psychoanalyst, Jacgues Lacan, draws a line over some terms to show the power relations behind them. When he writes, for example, "<begin>the<strikethrough> Woman does not exist", he does not necessarily mean that the woman does not exist. Rather, he refers that the women is not an out-there reality, it is instead a constructed subject by the patriarchal society. The line crossed over the article before woman continually shows that the woman become a woman as result of power relations in the patriarchal society. As in Lacan's analysis, the term '<begin>foreign<strikethrough> policy' does not mean concealing 'foreign' as an article; it instead means that foreign policy is the result of sovereignty. The line crossed over 'foreign' reminds that foreign policy is a strategy for domestic power relations in any sovereign nation-state.

Kaynakca

Agnew, John A. ve Stuart Corbridge, Mastering Space: Hegemony, Territory and International Political Economy, London, Routledge, 1995.

Agnew, John "Mapping Political Power Beyond State Boundaries: Territory, Identity, and Movement in World Politics", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 28, No3, 1999.

Althusser, Louis "From Capital to Marx's Philosophy", Louis Althusser ve Etienne Balibar (der.), Reading Capital, (cev.Ben Brewster), London, Verso, 2006.

Anderson, Benedict Hayali Cemaatler, (cev.Iskender Savasir), Istanbul, Metis Yayinlari, 1993.

Ashley, Richard K. "Foreign Policy as Political Performance", International Studies Notes, Cilt 3, No 2, 1987.

Ashley, Richard K. "Untying the Sovereign State: A Double Reading of the Anarchy Problematique", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 17, No 2, 1988.

Ashley, Richard K. "Living on Border Lines: Man, Poststructuralism, and War", James Der Derian ve Michael J. Shapiro (der.), International/Intertextual Relations, New York, Lexington Books, 1989.

Ashley, Richard "The Powers of Anarchy: Theory, Sovereignty, and the Domestication of Global Life", James Der Derian (der.), International Th eory: Critical Investigation, London, Macmillan Press Ldt., 1995.

Ashley, Richard K. "Poverty of Neorealism", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, Routledge, London, 2000.

Ashley, Richard K. ve R. B. J. Walker, "Reading Dissidence/Writing the Discipline: Crisis and the Question of Sovereignty in International Studies", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 1, Routledge, London, 2000.

Balci, Ali "Diskors ve Pratik Olarak Dis Politika", Uluslararasi Iliskiler, Cilt 4, No 15, Guz 2007.

Balci, Ali "Roland Robertson, Kuresellesme ve Kultur", Bilgi, No 12, 2006.

Balibar, Etienne "Ulus Bicimi: Tarih ve Ideoloji", Etienne Balibar ve Immanuel Wallerstein (der.), Irk, Ulus, Sinif: Belirsiz Kimlikler, (cev. Nazli Okten), Istanbul, Metis Yayinlari, 1995.

Barkin, Samuel J. "Th e Evolution of the Constitution of Sovereignty and the Emergence of Human Rights Norms", Millenium: Journal of International Studies, Cit 27, No 2, 1998, s. 234-235.

Barkin, Samule J. ve Bruce Cronin, "The State and the Nation: Changing Norms and the Rules of Sovereignty in International Relations", International Organization, Cit 48, No 1, Kis 1994.

Barnett, Michael "Sovereignty, Nationalism, and Regional Order in the Arab State System", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Bartelson, Jens A Genealogy of Sovereignty, Cambridge, Cambridge University Press, 1995.

Barthes, Roland Mythologies, (Ingilizceye Cev. Anette Lavers), London, Vintage, Random House, 2000.

Bauman, Zygmunt Sosyolojik Dusunmek, (cev.Abdullah Yilmaz), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 1999.

Bauman, Zygmunt Parcalanmis Hayat: Postmodern Ahlak Denemeleri, (cev. Ismail Turkmen), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 2000.

Bauman, Zygmunt Siyaset Arayisi, (cev. Tuncay Birkan), Istanbul, Metis Yayinlari, 2001.

Biersteker, Thomas J. "State, Sovereignty and Territory", Walter Carlsnaes, Th omas Risse ve Beth A. Simmons (der.), Handbook of International Relations, Sage Publications, London, Biersteker, 2002.

Biersteker, Thomas J. ve Cynthia Weber, "The Social Construction of State Sovereignty", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press.

Bodin, Jean "Devlet Ustune Alti Kitap'tan Secme Parcalar", Mete Tuncay (der.), Bati'da Siyasal Dusunceler Tarihi 2: Secme Yazilar, Ankara, Teori Yayinlari, 1986.

Booth, Ken "75 Years on: Rewriting the Subject's Past -Reinventing its Future", Steve Smith, Ken Booth ve Marysia Zalewski (der.), International Th eory: Positivism and Beyond, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Bull, Hedley The Anarchical Society: A Study of Order in World Politics, New York, Columbia University Press, 1977.

Bull, Hedley et. al., Intervention in World Politics, Oxford, Clarendon Press, 1986.

Campbell, David Writing Security United States Foreign Policy and the Politics of Identity, Manchester, Manchester University Press, 1992.

Costantinou, Costas M. "Before the Summit: Representation of Sovereignty on the Himalayas", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 27, No 1, 1998.

Cox, Robert W. "Social Forces, States, and World Orders: Beyond International Th eory", Robert W. Cox (Timothy J. Sinclair ile), Approaches to World Order, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Derian, James Der, "The Value of Security: Hobbes, Marx, Nietzche, and Baudrillard", Ronnie D. Lipschutz (der.), On Security, New York, Columbia University Press, 1995.

Derrida, Jacques Of Grammatology, (cev. Gayatri Chakravotry Spivak), Baltimore, The John Hopkins University Press, 1984.

Derrida, Jacques Writing and Diff erence, (cev.Alan Bass), London, Routledge, 2007.

Dessler, David "What's at Stake in the Agent-Structure Debate?", International Organization, Cilt 43, No 3, Yaz 1989.

Deudney, Daniel "Binding Sovereigns: Authorities, Structures, and Geopolitics in Philadelphian Systems", Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Devetak, Richard "The Project of Modernity and International Relations Theory", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, London, Routledge, 2000.

Doty, Roxanne Lynn "Sovereignty and the Nation: Constructing The Boundaries of National Identity", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press.

Doty, Roxanne Lynn Imperial Encounters, Minneapolis, University of Minnesota Press, 1996.

Edkins, Jenny Postsructuralism and International Relations: Bringing the Political Back In, London, Lynne Rienner Publisher, 1999.

Elshtain, Jean Bethke "Sovereignty, Identity, Scrifice", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Volume: 5, London, Routledge, 2000.

Fink, Bruce, The Lacanian Subject Between Language and Jouissance, Princeton, Princeton University Press, 1995.

Foucault, Michel Power/Knowledge: Selected Interviews and Other Writings 1972-1977, Colin Gordon (der.), New York, Pantheon Books, 1981.

Foucault, Michel "Nietzsche, Genealogy, History", Paul Rabinow (der.), The Foucault Reader, New York, Pantheon Books, 1984.

Foucault, Michel, The Archaeology of Knowledge, (Ingilizceye cev. A. M. Sheridan Smith), London, Routledge, 2006.

Gellner, Ernest Uluslar ve Ulusculuk, (cev. Busra E. Behar ve Gunay G. Ozdogan), Istanbul, Insan Yayinlari, 1992.

Giddens, Anthony The Nation-State and Violence, Cambridge, Polity Press, 1985.

Gilpin, Robert War and Change in World Politics, Cambridge, Cambridge University Press, 1981.

Gregory, D. U. "Foreword", James Der Derian ve Michael J. Shapiro (der.), International/Intertextual Relations, New York, Lexington Books, 1989.

Hardt, Michael ve Antonio Negri, Imparatorluk, (cev Abdullah Yilmaz), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 2000.

Hegel, Georg Wilhelm Friedrich Elements of the Philosophy of Right, (cev. H. B. Nisbet), Allen W. Wood (der.), Cambridge, Cambridge University Press, 1991.

Hobbes, Th omas, Leviathan, (cev. Semih Lim), Istanbul, Yapi Kredi Yayinlari, 2001.

http://www.websters-online-dictionary.org/defi nition/population.

Hobsbawm, Eric Milletler ve Milliyetcilik, (cev.Osman Akinhay), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 1993.

Inayatullah, Naeem "Beyond the Sovereignty Dilemma: Quasi-States as Social Construct", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Inat Kemal ve Ali Balci, "Dis Politika: Teorik Perspektifler", Zeynep Dagi (der.), Uluslararasi Politikayi Anlamak: Ulusdevletten Kuresellesmeye, Istanbul, Alfa Yayinlari, 2007.

Jackson, Robert Sovereignty, Polity Press, Cambridge.

Jackson, Robert H. Quasi-States: Sovereignty, International Relations and the Th ird World, Cambridge, Cambridge University Press, 1990.

Jackson, Robert H. ve Carl G. Rosberg, "Why Africa's Weak States Persist: The Empirical and Juridical Statehood", World Politics, Volume: 35, No 1, Ekim 1982.

Krasner, Stephen D. Sovereignty: Organized Hypocrisy, New Jersy, Princeton University Press, 1999.

Krasner, Stephen D., "Sovereignty", Foreign Policy, No 122, Ocak-Subat 2001.

Kratochwil, Friedrich "Sovereignty as Dominium: Is There a Right of Humanitarian Intervention?", Gene M. Lyons ve Michael Mastanduno (der.), Beyond Westphalia? State Sovereignty and International Intervention, Baltimore, The Johns Hopkins University Press, 1995.

Lacan, Jacques Freud's Papers on Technique: The Seminar of Jacques Lacan, Book I, (cev. John Forrester), Jacques-Alain Miller (der.), New York, W. W. Norton & Company, 1988.

Lacan, Jacques On Feminine Sexuality the Limits of Love and Knowledge Encore 1972-1973, (cev. Bruce Fink), JacquesAlain Miller (der.), New York, W. W. Norton & Company Inc., 1999.

Linklater, Andrew, "The Question of the Next Stage in International Relations Theory: A Critical-Theoretical Point of View", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, London, Routledge, 2000.

Lipschutz, Ronnie D. "(B)orders and (Dis)orders: The Role of Moral Authority in Global Politics", Mathias Albert, David Jacopson ve Yosef Lapid (der.), Identities Borders Orders: Rethinking International Relations Theory, Minneapolis, University of Minnesota Press, 2001.

Little, Richard B. "Revisiting Intervention: A Survey of Recent Developments", Review of International Studies, Cilt 13, No 1, 1987.

Morgenthau, Hans J. "The Problem of Sovereignty Reconsidered", Columbia Law Review, Cilt 48, No3, Nisan 1948.

Morgenthau, Hans J. Politics Among Nations: The Struggle for Power and Peace, Kenneth W. Th ompson (Revised by), New York, McGraw-Hill, 1993.

Murphy, Alexander B. "The Sovereign State System as Political-Territorial Ideal: Historical and Contemporary Considerations", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Nietzsche, Friedrich "The Birth of Tragedy Out of the Spirit of Music", Basic Writings of Nietzsche, (Cev. ve der. Walter Kaufmann), New York, The Modern Library, 2000.

Nietzsche, Friedrich Wilhelm Gay Science: With A Prelude in German Rhyms and an Appendix of Songs, Bernard Williams (der.), Cambridge, Cambridge University Press, 2001.

Osiander, Andreas "Sovereignty, International Relations, and the Westphalian Myth", International Organization, Cilt 55, No 2, Bahar 2001.

Paul, Darel E. "Sovereignty, Survival and the Westphalian Blind Alley in International Relations", Review of International Relations, Cilt 25, No 2, Nisan 1999.

Pazarci, Huseyin Uluslararasi Hukuk Dersleri, II. Kitap, 5. Baski, Ankara, Turhan Kitabevi Yayinlari, 1998.

Philpott, Daniel "Westphalia, Authority and International Society", Robert Jackson (der.), Sovereignty at the Millenium, Massachusetts, Blackwell Publisher, 1999.

Poggi, Gianfranco The State: Its Nature, Development, and Prospects, Standford, Standford University Press, 1990.

Ruggie, John Gerard Constructing the World Polity: Essays on International Institutionalization, London, Routledge, 1986.

Ruggie, John Gerard "Territoriality and Beyond, Problematizing Modernity in International Relations", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, Routledge, London, 2000.

Ryan, Christopher M. "Sovereignty, Intervention, and the Law: A Tenuous Relationship of Competing Principles", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 26, No 1, 1998.

Schmidt, Brian C. The Political Discourse of Anarchy: A Disciplinary History of International Relations, Albany, State University of New York Press, 1998.

Scholte, Jan Aart "What is 'Global' about Globalization?", David Held ve Anthony McGrew (der.), The Global Transformations Reader: An Indroduction to the Globalization Debate, Cambridge, Polity Press, 2004.

Smith, Anthony D. Kuresellesme Caginda Milliyetcilik, (cev. Derya Komurcu), Istanbul, Everest Yayinlari, 2002.

Somay, Bulent Bir Seyler Eksik: Ask, Cinsellik ve Hayat Hakkinda Bilmek Istemedigimiz Seyler, Istanbul, Metis Yayinlari, 2007.

Strang, David "Contested Sovereignty: The Social Construction of Colonial Imperialism", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Strenski, Ivan Four Theories of Myth in Twentieth-Century History: Cassirer, Eliade, Levi-Strauss and Malinowski, Iowa, University of Iowa Press, 1987.

Seyh Bedreddin, Varidat, (cev.Cengiz Ketene), Ankara, Kultur Bakanligi Yayinlari, 1990

Tayfur, M. Fatih "Dis Politika", Atilla Eralp (der.), Devlet ve Otesi: Uluslararasi Iliskilerde Temel Kavramlar, Istanbul, Iletisim Yayinlari, 2005.

Teschke, Benno The Myth of 1648: Class, Geopolitics, and the Making of Modern International Relations, London, Verso, 2003.

Thompson, Jenice E. "State Sovereignty in International Relations: Bridging the Gap between Theory and Empirical Research", International Organization, Cilt 39, No 2, Haziran 1995.

Tilly, Charles Coercion, Capital and European States, AD 990-1992, Blackwell, Oxford, 1992.

Vincent, Richard J. Human Rights and International Relations, Cambridge, Cambridge University Press, 1986.

Walker, R. B. J. "State Sovereignty and the Articulation of Political Space/Time", Millennium: Journal of International Studies, Cilt 20, No3, 1991.

Walker, R. B. J. Inside/Outside: International Relations as Political Theory, Cambridge, Cambridge University Press, 1993.

Wallerstein, Immanuel "The Inter-state Structure of the Modern World-System", Steve Smith, Ken Booth ve Marysia Zalewski (der.), International Theory: Positivism and Beyond, Cambridge University Press, Cambridge, 1996.

Wallerstein, Immanuel Modern Dunya Sistemi, Cilt 1, (cev. Latif Boyaci), Istanbul, Bakis Yayinlari, 2002.

Waltz, Kenneth W. Man, the State and War: A Theoretical Analysis, New York, Columbia University Press, 1959.

Waltz, Kenneth W. Theory of International Politics, McGraw-Hill, Boston, 1979.

Waltz, Kenneth W. "Political Structures", Robert O. Keohane (der.), Neorealism and Its Critics, New York, Columbia University Press, 1986.

Weber, Cynthia Simulating Sovereignty: Intervention, The State and Symbolic Exchange, Cambridge, Cambridge University Press, 1995.

Weber, Cynthia, International Relations: A Critical Introduction, London, Routledge, 2001.

Weber, Max "Meslek Olarak Siyaset", H. H. Gerth ve C. Wright Mills (der.), Sosyoloji Yazilari, (cev. Taha Parla), Istanbul, Iletisim Yayinlari, 2004.

Wendt, Alexander "The Agent-Structure Problem in International Relations Theory, International Organization, Cilt 41, No 3, Yaz 1987.

Wendt, Alexander Social Theory of International Politics, Cambridge, Cambridge University Press, 1999.

Wendt, Alexander ve Daniel Friedheim, "Hierarchy under Anarchy: Informal Empire and the East German State", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996.

Werner, Wouter G. ve Jaap H. De Wilde, "Endurance of Sovereignty", European Journal of International Relations, Cilt 7, No 3, 2001.

Wight, Martin Power Politics, (Revised Edition), London, Continuum International Publishing Group, 2002.

Zizek, Slavoj Ideolojinin Yuce Nesnesi, Istanbul, Metis Yayinlari, 2002.

(1) Michel Foucault, The Archaeology of Knowledge, A. M. Sheridan Smith (Ingilizceye Ceviren), London, Routledge, 2006, s. 107.

(2) James Der Derian, "The Value of Security: Hobbes, Marx, Nietzche, and Baudrillard", Ronnie D. Lipschutz (Der.), On Security, New York, Columbia University Press, 1995, s. 373.

(3) Cynthia Weber, International Relations: A Critical Introduction, London, Routledge, 2001, s. 2.

(4) R. B. J. Walker, Inside/Outside: International Relations as Political Theory, Cambridge, Cambridge University Press, 1993, s. ix ve I. Bolum.

(5) Ken Booth, "75 Years on: Rewriting the Subject's Past-Reinventing its Future", Steve Smith, Ken Booth ve Marysia Zalewski (der.), International Theory: Positivism and Beyond, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 328.

(6) Weber, International Relations, s. 6.

(7) Robert W. Cox, "Social Forces, States, and World Orders: Beyond International Theory", Robert W. Cox (Timothy J. Sinclair ile), Approaches to World Order, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 87.

(8) Roland Barthes, Mythologies, Anette Lavers (Ingilizceye Ceviren), London, Vintage, Random House, 2000, s. 109.

(9) Friedrich Nietzsche, "The Birth of Tragedy Out of the Spirit of Music", Walter Kaufmann (Cevirmen ve Editor), Basic Writings of Nietzsche, New York, The Modern Library, 2000, 1996, s. 96 ve 135.

(10) Roxanne Lynn Doty, "Sovereignty and the Nation: Constructing The Boundaries of National Identity", Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, s. 122.

(11) Ivan Strenski, Four Theories of Myth in Twentieth-Century History: Cassirer, Eliade, Levi-Strauss and Malinowski, Iowa, University of Iowa Press, 1987, s. 131.

(12) Anthony Giddens, The Nation-State and Violence, Cambridge, Polity Press, 1985, s. 170.

(13) Thomas Hobbes, Leviathan,. Semih Lim (cev.), Istanbul, Yapi Kredi Yayinlari, 2001, s. 127 (17).

(14) M. Fatih Tayfur, "Dis Politika", Atilla Eralp (der.), Devlet ve Otesi: Uluslararasi Iliskilerde Temel Kavramlar, Istanbul, Iletisim Yayinlari, 2005, s. 74.

(15) Kemal Inat ve Ali Balci, "Dis Politika: Teorik Perspektifler", Zeynep Dagi (der.), Uluslararasi Politikayi Anlamak: Ulus-devletten Kuresellesmeye, Istanbul, Alfa Yayinlari, 2007, s. 214-215.

(16) Richard K. Ashley, "Foreign Policy as Political Performance", International Studies Notes, Cilt 3, No 2, 1987, s. 51.

(17) Ashley, Ibid, s. 53.

(18) Ali Balci, "Diskors ve Pratik Olarak Dis Politika", Uluslararasi Iliskiler, Cilt 4, No 15, Guz 2007, s. 68.

(19) Jenny Edkins, Postsructuralism and International Relations: Bringing the Political Back In, London, Lynne Rienner Publisher, 1999 s. 138.

(20) Jens Bartelson, A Genealogy of Sovereignty, Cambridge, Cambridge University Press, 1995, s. 18.

(21) Andrew Linklater, "The Question of the Next Stage in International Relations Theory: A Critical-Theoretical Point of View", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cit 4, London, Routledge, 2000, s. 1643.

(22) Inat ve Balci, "Dis Politika", s. 219-220.

(23) Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber, "The Social Construction of State Sovereignty", Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 2.

(24) Walker, Inside/Outside, s. 166; Cynthia Weber, Simulating Sovereignty: Intervention, The State and Symbolic Exchange, Cambridge, Cambridge University Press, 1995, s. 2.

(25) Slavoj Zizek, Ideolojinin Yuce Nesnesi, Istanbul, Metis Yayinlari, 2002, s. 70-71; Jacques Lacan, Freud's Papers on Technique: The Seminar of Jacques Lacan, Book I, John Forrester (cev.), Jacques-Alain Miller (der.), New York, W. W. Norton & Company, 1988, s. 158-159.

(26) Michel Foucault, "Nietzsche, Genealogy, History", Paul Rabinow (der.), The Foucault Reader, New York, Pantheon Books, 1984, s. 79; Friedrich Wilhelm Nietzsche, Gay Science: With A Prelude in German Rhyms and an Appendix of Songs, Bernard Williams (der.), Cambridge, Cambridge University Press, 2001, s. 110-112.

(27) Bartelson, A Genealogy of Sovereignty, s. 13.

(28) Samule J. Barkin ve Bruce Cronin, "The State and the Nation: Changing Norms and the Rules of Sovereignty in International Relations", International Organization, Cit 48, No 1, Kis 1994, s. 128; Samuel J. Barkin, "The Evolution of the Constitution of Sovereignty and the Emergence of Human Rights Norms", Millenium: Journal of International Studies, Cit 27, No 2, 1998, s. 234-235; Charles Tilly de 990 tarihinden itibaren uc farkli egemenlik bicimi oldugunu, farkli egemenlerden olusan parcali sistemin imparatorluklar, sehir devletleri ve ulus-devletler olmak uzere uc farkli formu oldugunu ileri surmustur. Bkz. Charles Tilly, Coercion, Capital and European States, AD 990-1992, Blackwell, Oxford, 1992, s. 21.

(29) Richard K. Ashley, "Poverty of Neorealism", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, Routledge, London, 2000, s. 1630, n. 101.

(30) Richard K. Ashley, "Living on Border Lines: Man, Poststructuralism, and War", James Der Derian ve Michael J. Shapiro (der.), International/Intertextual Relations, New York, Lexington Books, 1989, s. 271; Richard Ashley, "The Powers of Anarchy: Theory, Sovereignty, and the Domestication of Global Life", James Der Derian (der.), International Theory: Critical Investigation, London, Macmillan Press Ldt., 1995, s. 113 ve 117; Th omas J. Biersteker, "State, Sovereignty and Territory", Walter Carlsnaes, Th omas Risse ve Beth A. Simmons (der.), Handbook of International Relations, Sage Publications, London, Biersteker, 2002, s. 158.

(31) Ali Balci, "Roland Robertson, Kuresellesme ve Kultur", Bilgi, No 12, 2006, s. 26.

(32) Zygmunt Bauman, Parcalanmis Hayat: Postmodern Ahlak Denemeleri, Ismail Turkmen (cev.), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 2000, s. 49.

(33) Zygmunt Bauman, Siyaset Arayisi, Tuncay Birkan (cev.), Istanbul, Metis Yayinlari, 2001, s. 320 ve 314-330.

(34) Michael Hardt ve Antonio Negri, Imparatorluk, Abdullah Yilmaz (cev.), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 2000, s. 18.

(35) Anthony D. Smith, Kuresellesme Caginda Milliyetcilik, Derya Komurcu (cev.), Istanbul, Everest Yayinlari, 2002, s. 113-114.

(36) Weber, Simulating Sovereignty, s. 2.

(37) Costas M. Costantinou, "Before the Summit: Representation of Sovereignty on the Himalayas", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 27, No 1, 1998, s. 29.

(38) Robert H. Jackson, Quasi-States: Sovereignty, International Relations and the Th ird World, Cambridge, Cambridge University Press, 1990, s. 26-31.

(39) Jackson'a gore, sayet devletlerin kapasiteleri (capability) onlarin egemenligi icin bir temel sagliyorsa bu pozitif egemenliktir, egemenlik kapasitelerden degil de diger devletlerin tanimasi yoluyla kuruluyorsa bu da negatif egemenliktir. Jackson, Quasi-States, s. 26-31. Jackson'un kapasite temelinden hareketle yaptigi bu ayrimin guclu bir elestirisi icin bkz. Roxanne Lynn Doty, Imperial Encounters, Minneapolis, University of Minnesota Press, 1996, s. 147-153.

(40) Jackson, Quasi-States, s. 536.

(41) Robert Jackson, Sovereignty, Polity Press, Cambridge, s. ix ve 6.

(42) Weber, Simulating Sovereignty, s. 3.

(43) Brian C. Schmidt, The Political Discourse of Anarchy: A Disciplinary History of International Relations, Albany, State University of New York Press, 1998, s. 83-88.

(44) Ibid, s. 178.

(45) Ibid, s. 237.

(46) Biersteker ve Weber, State Sovereignty, s. 5.

(47) Morgenthau'dan aktaran, Biersteker ve Weber, State Sovereignty, s. 4; Hans J. Morgenthau, Politics Among Nations: The Struggle for Power and Peace, Kenneth W. Thompson (Revised by), New York, McGraw-Hill, 1993, s. 333.

(48) Kenneth W. Waltz, Theory of International Politics, McGraw-Hill, Boston, 1979, s. 96.

(49) Robert Gilpin, War and Change in World Politics, Cambridge, Cambridge University Press, 1981, s. 17.

(50) Hedley Bull, The Anarchical Society: A Study of Order in World Politics, New York, Columbia University Press, 1977, s. 17.

(51) Biersteker ve Weber, State Sovereignty, s. 7.

(52) Biersteker ve Weber, State Sovereignty, s. 8-9; Biersteker, "State, Sovereignty and Territory", s. 162.

(53) Stephen D. Krasner, "Sovereignty", Foreign Policy, No 122, Ocak-Subat 2001, s. 21.

(54) Bartelson, A Genealogy of Sovereignty, s. 23-24.

(55) Morgenthau'dan aktaran, Bartelson, A Genealogy of Sovereignty, s. 23.

(56) Martin Wight, Power Politics, (Revised Edition), London, Continuum International Publishing Group, 2002, s. 25.

(57) Bull, The Anarchical Society, s. 8-10.

(58) Waltz'a gore, birimlerin varolmasinin yeter kosulu basitce "de facto egemenin ciplak gucudur" ve bunun sayesinde "devletler diger devletlere bir birim olarak gorulurler", Kenneth W. Waltz, Man, the State and War: A Theoretical Analysis, New York, Columbia University Press, 1959, s. 178. Buna gore, devletler egemenlik sayesinde birer birim olarak bir kez ortaya ciktiklarinda soz konusu birimler arasi iliskiler uluslararasi sistemi olusturacaktir.

(59) Waltz, Theory of International Politics, s. 91; Kenneth W. Waltz, "Political Structures", Robert O. Keohane (der.), Neorealism and Its Critics, New York, Columbia University Press, 1986, s. 85.

(60) Bartelson, A Genealogy of Sovereignty, s. 24.

(61) Benno Teschke, The Myth of 1648: Class, Geopolitics, and the Making of Modern International Relations, London, Verso, 2003, s. 3.

(62) Andreas Osiander, "Sovereignty, International Relations, and the Westphalian Myth", International Organization, Cilt 55, No 2, Bahar 2001, s. 252.

(63) Bull, The Anarchical Society, s. 31; Hans J. Morgenthau, "The Problem of Sovereignty Reconsidered", Columbia Law Review, Cilt 48, No3, Nisan 1948, s. 341.

(64) Alexander Wendt, Social Theory of International Politics, Cambridge, Cambridge University Press, 1999, s. 182. Wendt diger konstruktivist torisyenlerden farkli olarak egemenligin devletler toplumunu onvarsaymadigini ileri surer. Ona gore, egemenlik devlete bagli degil devlete icselbir seydir. Wendt, Ibid, s. 208-209.

(65) Teschke, The Myth of 1648, s. 3; Alexander Wendt, "The Agent-Structure Problem in International Relations Theory, International Organization, Cilt 41, No 3, Yaz 1987, s. 357; David Dessler, "What's at Stake in the Agent-Structure Debate?", International Organization, Cilt 43, No 3, Yaz 1989, s. 469.

(66) Daniel Deudney, "Binding Sovereigns: Authorities, Structures, and Geopolitics in Philadelphian Systems", Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 190.

(67) Giddens, The Nation-State, s. 281.

(68) Bu tespit Derrida'nin "metin disinda bir sey yok" ifadesine atifl a yapilmistir, Bkz. Jacques Derrida, Of Grammatology, cev. Gayatri Chakravotry Spivak, Baltimore, The John Hopkins University Press, 1984, s. 158.

(69) Louis Althusser, "From Capital to Marx's Philosophy", Louis Althusser ve Etienne Balibar, Reading Capital, cev.Ben Brewster, London, Verso, 2006, s. 14.

(70) Althusser, Ibid, s. 13.

(71) David Campbell, Writing Security United States Foreign Policy and the Politics of Identity, Manchester, Manchester University Press, 1992, s. 47.

(72) Ronnie D. Lipschutz, "(B)orders and (Dis)orders: The Role of Moral Authority in Global Politics", Mathias Albert, David Jacopson ve Yosef Lapid (der.), Identities Borders Orders: Rethinking International Relations Theory, Minneapolis, University of Minnesota Press, 2001, s. 76.

(73) Jean Bodin, "Devlet Ustune Alti Kitap'tan Secme Parcalar", Mete Tuncay (der.), Bati'da Siyasal Dusunceler Tarihi 2: Secme Yazilar, Ankara, Teori Yayinlari, 1986, s. 163.

(74) Friedrich Kratochwil, "Sovereignty as Dominium: Is There a Right of Humanitarian Intervention?", Gene M. Lyons ve Michael Mastanduno (der.), Beyond Westphalia? State Sovereignty and International Intervention, Baltimore, The Johns Hopkins University Press, 1995, s. 23.

(75) Hobbes, Leviathan, s. 133 (18).

(76) Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Elements of the Philosophy of Right, cev. H. B. Nisbet, Allen W. Wood (der.), Cambridge, Cambridge University Press, 1991, s. 313.

(77) Stephen D. Krasner, Sovereignty: Organized Hypocrisy, New Jersy, Princeton University Press, 1999, s. 11.

(78) Max Weber, "Meslek Olarak Siyaset", H. H. Gerth ve C. Wright Mills (der.), Sosyoloji Yazilari, cev. Taha Parla, Istanbul, Iletisim Yayinlari, 2004, s. 132.

(79) Giddens, The Nation-State, s. 282.

(80) Darel E. Paul, "Sovereignty, Survival and the Westphalian Blind Alley in International Relations", Review of International Relations, Cilt 25, No 2, Nisan 1999, s. 226.

(81) Egemenlik mitini saglamlastiran en onemli pratikler arasinda devletler arasindaki anlasmalar, belli bir konsensusle ortaya cikan uluslararasi hukuk kurallari ve bunlara dayanilarak alinan kararlar ve uluslararasi orgutlerin mevzuatlari gosterilebilir. Devletlerarasi anlasmalara iliskin Amerika kitasinda biri 1897'de digeri 1964'de 'Act of State Doctrine' ilkesi cercevesinde alinan karalar ornek verilebilir. Amerika ve Venezuella arasinda yasanan problemin bir urunu olan ilkinde "her egemen devletin diger baska egemen devletlerin bagimsizligina saygi duymakla bagli oldugu" dile getirilirken, Kuba ile yasanan seker krizinin urunu olan ikinci kararda da teoride hatali davransa bile o ulkeye bir seylerin dikte edilemeyecegi vurgulanmistir. Christopher M. Ryan, "Sovereignty, Intervention, and the Law: A Tenuous Relationship of Competing Principles", Millenium: Journal of International Studies, Cilt26, No1, 1998, s. 86. Birlesmis Milletler Anlasmasinin ikinci maddesinin ilk paragrafinda "orgut butun uyelerinin egemen esitligi prensibi uzerine kurulmustur" ibaresinin kullanilmasi ve buradan hareketle 20. yuzyilda kurulan bircok bolgesel ve uluslararasi orgutun mevzuatinda benzer hukmun yer almasi egemenlik mitini pratik duzlemde besleyen olgularin basinda gelir. Huseyin Pazarci, Uluslararasi Hukuk Dersleri, II. Kitap, 5. Baski, Ankara, Turhan Kitabevi Yayinlari, 1998, s. 25.

(82) Biersteker ve Weber, State Sovereignty, s. 3

(83) David Strang, "Contested Sovereignty: The Social Construction of Colonial Imperialism", Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 23.

(84) Strang, Ibid, s. 45 ve Barkin, "The Evolution of the Constitution", 249.

(85) Barkin, Ibid, s. 246-247.

(86) Jenice E. Th ompson, "State Sovereignty in International Relations: Bridging the Gap between Theory and Empirical Research", International Organization, Cilt 39, No 2, Haziran 1995, s. 220.

(87) Thompson, Ibid, s. 219; Barkin, "The Evolution of the Constitution", s. 230 ve 232; Biersteker, "State, Sovereignty and Territory", s. 162-163.

(88) Jackson, Quasi-States, s. 202; Robert H. Jackson ve Carl G. Rosberg, "Why Africa's Weak States Persist: The Empirical and Juridical Statehood", World Politics, Cilt 35, No 1, Ekim 1982, s 198.

(89) Jackson, Ibid, s. 202 ve Strang, "Contested Sovereignty", s. 24.

(90) Naeem Inayatullah, "Beyond the Sovereignty Dilemma: Quasi-States as Social Construct", State Sovereignty As Social Construct, Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 55.

(91) Inayatullah, Ibid, s. 77.

(92) Krasner, Sovereignty, s. 10; Jackson, Sovereignty, s. 17; Daniel Philpott, "Westphalia, Authority and International Society", Robert Jackson (der.), Sovereignty at the Millenium, Massachusetts, Blackwell Publisher, 1999.

(93) Walker, Inside/Outside, s. 165.

(94) Alexander Wendt ve Daniel Friedheim, "Hierarchy under Anarchy: Informal Empire and the East German State", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der..), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 246 ve 251.

(95) R. B. J. Walker, "State Sovereignty and the Articulation of Political Space/Time", Millennium: Journal of International Studies, Cilt 20, No 3, 1991, s. 449-450.

(96) Jackson, Sovereignty, s. 9.

(97) Gianfranco Poggi, The State: Its Nature, Development, and Prospects, Standford, Standford University Press, 1990, s. 22.

(98) John Agnew, "Mapping Political Power Beyond State Boundaries: Territory, Identity, and Movement in World Politics", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 28, No 3, 1999, s. 503.

(99) Immanuel Wallerstein, Modern Dunya Sistemi, Cilt 1, cev.Latif Boyaci, Istanbul, Bakis Yayinlari, 2002, s. 48.

(100) John Gerard Ruggie, Constructing the World Polity: Essays on International Institutionalization, London, Routledge, 1986, s. 155 ve John Gerard Ruggie, "Territoriality and Beyond, Problematizing Modernity in International Relations", Andrew Linklater (der..), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, Routledge, London, 2000, s. 1429.

(101) John A. Agnew ve Stuart Corbridge, Mastering Space: Hegemony, Territory and International Political Economy, London, Routledge, 1995, s. 89.

(102) Alexander B. Murphy, "The Sovereign State System as Political-Territorial Ideal: Historical and Contemporary Considerations", Th omas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 81-82.

(103) Agnew, "Mapping Political Power", s. 315-320. Jan Aart Scholte, "What is 'Global' about Globalization?", David Held ve Anthony McGrew (der.), The Global Transformations Reader: An Indroduction to the Globalization Debate, Cambridge, Polity Press, 2004, s. 90 ve Ruggie, Constructing the World Polity, s. 190-191.

(104) Doty, "Sovereignty and the Nation", s. 143.

(105) Turkce'deki nufus kelimesi "population" ifadesini karsilamakta yetersiz kaliyor. Population "bir devlette yada bolgede yerlesik bulunan insanlar" (hatta ikinci anlami "belli bir bolgede bulunan ayni turden organizmalar toplami" seklindedir) anlamina gelirken, Turkce'deki karsiligi olan nufus ifadesi boyle bir sey cagristirmiyor. Osmanlicadaki "ahali" kavrami population ifadesini karsilamakta daha yeterli gibi gozukuyor. Dolayisiyla metin icinde kullanilan nufus kelimesi daha cok ahali anlaminda kullanilmistir. Population ifadesinin anlami icin bkz. http://www.websters-online-dictionary.org/defi nition/population.

(106) Immanuel Wallerstein, "The Inter-state Structure of the Modern World-System", Steve Smith, Ken Booth ve Marysia Zalewski (der.), International Theory: Positivism and Beyond, Cambridge University Press, Cambridge, 1996, s. 93.

(107) Jean Bethke Elshtain, "Sovereignty, Identity, Scrifi ce", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Volume: 5, London, Routledge, 2000, s. 1887.

(108) Etienne Balibar, "Ulus Bicimi: Tarih ve Ideoloji", Etienne Balibar ve Immanuel Wallerstein (der.), Irk, Ulus, Sinif: Belirsiz Kimlikler, (cev. Nazli Okten), Istanbul, Metis Yayinlari, 1995, s. 118.

(109) Ernest Gellner, Uluslar ve Ulusculuk, (cev. Busra E. Behar ve Gunay G. Ozdogan), Istanbul, Insan Yayinlari, 1992. Benedict Anderson, Hayali Cemaatler, (cev. Iskender Savasir), Istanbul, Metis Yayinlari, 1993. Eric Hobsbawm, Milletler ve Milliyetcilik, (cev. Osman Akinhay), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 1993.

(110) Michael Barnett, "Sovereignty, Nationalism, and Regional Order in the Arab State System", Thomas J. Biersteker ve Cynthia Weber (der.), State Sovereignty As Social Construct, Cambridge, Cambridge University Press, 1996, s. 150.

(111) Barnett, Ibid, s. 176-177.

(112) Aktaran, Weber, Simulating Sovereignty, s. 25.

(113) Weber, Ibid, s. 27.

(114) Weber, Ibid, s. 26.

(115) Richard B. Little, "Revisiting Intervention: A Survey of Recent Developments", Review of International Studies, Cilt 13, No 1, 1987, s. 51.

(116) Weber, Simulating Sovereignty, s. 20.

(117) Weber, Ibid, s. 20.

(118) Hedley Bull et. al., Intervention in World Politics, Oxford, Clarendon Press, 1986, s. 1-2.

(119) Richard J. Vincent, Human Rights and International Relations, Cambridge, Cambridge University Press, 1986, s. 113.

(120) Barkin, "The Evolution of the Constitution", s. 229 ve 247-248.

(121) Paul, "Sovereignty, Survival and", s. 227 ve 226.

(122) Wouter G. Werner ve Jaap H. De Wilde, "Endurance of Sovereignty", European Journal of International Relations, Cilt 7, No 3, 2001, s. 278.

(123) Michel Foucault, Power/Knowledge: Selected Interviews and Other Writings 1972-1977, Colin Gordon (der.), New York, Pantheon Books, 1981, s. 106-108.

(124) Richard Devetak, "The Project of Modernity and International Relations Theory", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 4, London, Routledge, 2000, s. 1744-1745. Richard K. Ashley ve R. B. J. Walker, "Reading Dissidence/ Writing the Discipline: Crisis and the Question of Sovereignty in International Studies", Andrew Linklater (der.), International Relations: Critical Concepts in Political Science, Cilt 1, Routledge, London, 2000, s. 159.

(125) Ashley ve Walker, Ibid, s. 160-161.

(126) Ashley ve Walker, Ibid, s. 143.

(127) Zygmunt Bauman, Sosyolojik Dusunmek, (cev.Abdullah Yilmaz), Istanbul, Ayrinti Yayinlari, 1999, s. 198-199.

(128) Jacques Derrida, Writing and Diff erence, (cev.Alan Bass), London, Routledge, 2007, s. 335.

(129) Ashley ve Walker, "Reading Dissidence/Writing", s. 145.

(130) Seyh Bedreddin, Varidat, (cev.Cengiz Ketene), Ankara, Kultur Bakanligi Yayinlari, 1990, s. 23.

(131) Bulent Somay, Bir Seyler Eksik: Ask, Cinsellik ve Hayat Hakkinda Bilmek Istemedigimiz Seyler, Istanbul, Metis Yayinlari, 2007, s. 88. Ayni ifadenin Ingilizceye direkt olarak "the woman does not exist" olarak cevirilmesi de sorunludur, hatta bu durumda "butunuyle sacma" bir sey ortaya cikar. Ceviride yasanan bu sorun Ingilizcedeki "the" artikelinin "la" gibi disil degil notr bir anlam icermesinden kaynaklandigi gibi Lacan'in la'nin tekil bir disile isaret etmesine olan itirazini da aciklamaz. Somay, Ibid, s. 87. Jacques Lacan, On Feminine Sexuality the Limits of Love and Knowledge Encore 1972-1973, (cev. Bruce Fink), Jacques-Alain Miller (der.), New York, W. W. Norton & Company Inc., 1999, s. 7, dipnot 28 (Cevirmen Bruce Fink'in notu).

(132) Bruce Fink, The Lacanian Subject Between Language and Jouissance, Princeton, Princeton University Press, 1995, s. 118.

(133) D. U. Gregory, "Foreword", James Der Derian ve Michael J. Shapiro (der.), International/Intertextual Relations, New York, Lexington Books, 1989, s. Xiii.

(134) Richard K. Ashley, "Untying the Sovereign State: A Double Reading of the Anarchy Problematique", Millenium: Journal of International Studies, Cilt 17, No 2, 1988, s. 254.

Ali BALCI *

Dr., Sakarya Universitesi, Uluslararasi Iliskiler Bolumu

* Dr., Uluslararasi Iliskiler Bolumu, IIBF, Sakarya Universitesi, Sakarya. E-posta: alibalci@gmail.com. Yazar, metni okuyarak yaptiklari elestirilerle katkida bulunan Saban Kardas, Burhanettin Duran, Tuncay Kardas, Kemal Inat, Murat Yesiltas ve Uluslararasi Iliskiler dergisinin isimsiz hakemlerine tesekkur eder.
COPYRIGHT 2011 International Relations Council of Turkey
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2011 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Balci, Ali
Publication:Uluslararasi Iliskiler / International Relations
Article Type:Report
Geographic Code:7TURK
Date:Jan 1, 2011
Words:12647
Previous Article:Nation-Building: A Key Concept for Peaceful Confl ict Transformation?/Ulus Insasi: Catismayi Barisa Cevirmede Anahtar Bir Konsept mi?
Next Article:Editorial/Editorden.
Topics:

Terms of use | Privacy policy | Copyright © 2021 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters |