Printer Friendly

Gungor, Necati, Son Kadinlar.

Istanbul, Literatur Arkapencere Yayinlari, 2002, 93 sayfa, ISBN 975-8431-69-2

Son Kadinlar Osmanlidan Cumhuriyet'e gecis doneminde onemli kisilerin, tarihi sahsiyetlerin yani basinda bulunmus kadinlarla yapilan soylesilerden olusmaktadir. Bu kadinlar bir kusagi temsil eden, en ince ayrintilariyla ortaya koyan son taniklardir. Kendilerini daima geri planda tutan, daha once hicbir yerde konusmayan bu kadinlar ilk kez bu eserde konusmuslar ve bugune kadar bilinmeyen bircok ayrintiyi gozler onune sermislerdir.

Son Kadinlar Omer Seyfettin'in kizi Guner Elgen, Orhan Veli'nin sevgilisi Nahit Hanim, Nazim Hikmet'in Babiali'ye cagirdigi kadin Cahit Ucuk, Haldun Taner'in ilk esi Leyla Pamir, Sadullah Pasanin gelini Munevver Ayasli, saglik melegi bir prenses Pakize Tarzi, Resad Nuri'nin ogrencisi ve esi Hadiye Guntekin ile yapilan yedi soylesiyi icermektedir. Kitabin sonuna soylesilerine yer verilen bu tarihi kadinlarin hem anlattiklari donemlere hem de gunumuze ait resimlerinin bulundugu bir de album yerlestirilmistir.

Necati Gungor yillardir suskunluklarini ilk defa bozan bu kadinlardan ovgu ile soz ederken onlarin anlattigi hatiralarin degerinin farkinda olmali ki, her ayrintiyi en ince noktasina kadar vermis ve anlatilanlara yorumlariyla hicbir mudahalede bulunmamistir. Sanatcinin asil kaygilarindan biri olarak gorulen kaliciligin, sanatcinin cevreyi algilayisinin ve yaratma surecinin ayrintilarinda gizli oldugunu dusunen Necati Gungor, Son Kadinlar da bilim, kultur ve sanat dallarinda bugune kadar gozden kacirilan pek cok ayrintiyi one cikarmakla hem nesiller arasi iletisimi saglamayi hem de kisi ve olgulara farkli pencerelerden bakmayi hedeflemistir.

Omer Seyfettin'in kizi Guner Elgen ile yapilan kitabin birinci soyleisinde Necati Gungor, Omer Seyfettin'in Balkan Savasi'ndan sonra esaretten kurtulup Istanbul'a donmesiyle baslar. Yazarin Calibe Hanimla olan evliligi, kizi Guner'in dunyaya gelisi ve bosanmasini da icine alan doneme kadar gecen zamani kisaca ozetler. Fakat ozet halinde verilen bu hayat hikayesi kitaplarda yer alan klasik biyografilerden farklidir. Guner Elgen'in de hatiralarindan faydalanilarak kaleme alinan bu yazi, bir kizin anne ve babasinin da yer aldigi anilarin sicak ve samimi bir dille aktarilmasidir.

Guner Elgen hatiralarini anlatirken daha once hic bilmedigimiz ya da duymadigimiz ilginc bir ayrintiyi aciklar. O oz babasinin aslinda kitaplarini begenerek okudugu unlu yazar Omer Seyfettin oldugunu on iki yasinda ogrenmistir.
 "Sonra, evden giden bir hizmetci soyledi bana, Faik Bey'in uvey
 babam oldugunu. Tabii annemin ustune saldirdim(...)

 O yillarda babamin hikayeleri okutulurdu kiraat kitaplarinda.
 Okurdum onlari, ama hic renk vermezdim(...) Nufus cuzdanimdaysa,
 'Omer Seyfettin'in kizi; Mehmet Faik evladi.' diye yaziyordu."
 (s. 9)


Hayatini, Misir'da yasayan Osmanli ailesine mensup bir gencle birlestiren Guner Elgen, esinin ailesiyle birlikte on yil kadar Misir'da kalir. Yasadigi donemin en hizli araba kullanan kadinlari arasinda yer alan Guner Elgen, soylesisinin sonunda kendisi gibi bircok yazar ve yakinlarinin ortak sikintisi olan telif yasasindan da bahsederek sozlerini sona erdirir.
 "Simdi, babamin kitaplarini arkadaslarim torunlarina, torun
 cocuklarina istiyorlar benden. Parayla satin alip veriyorum.
 Saniyorlar ki, babamin kitaplari tumuyle bana kaldi. Oysa
 yayinevleri babalarinin maliymis gibi gonullerince basip
 satiyorlar. Karsiliginda ne telif ne de kitap ..."(s. 14)


Kitapta yer alan ikinci yazi Orhan Veli Kanik'in 'garip sevdalisi' Nahit Hanimla yapilan soylesidir. Soylesinin basinda Nahit Hanim ile yillardir bir kultur ve edebiyat merkezi haline gelen evinden bahsedilir. O, ayakta bir seylere tutunmadigi takdirde tek basina duramayan, buna ragmen saygisindan dolayi her gelen misafirini kapida karsilayan bir hanimefendidir. Nahit Hanimin evi, sevgilisi Orhan Veli'nin genis cevresi sayesinde bircok yazar ve sairin ugrak yeri olmustur. Nurullah Atac, Abidin Dino, Sabahaddin Eyuboglu en sik gorustukleri dostlari arasindadir. Nahit Hanim yakin dostlari olan Yasar Kemal ile ilk karsilastiginda, onun ilerde cok meshur bir yazar olacagini onceden tahmin etmis olmali ki, kutuphanesini tasirken kendisine yardim ettigi icin "Insallah ilerde cok iyi bir yazar olursunuz" temennisinde bulunmustur. Bu temenniden bir sure sonra karsilastiklarinda aralarinda gecen diyalogu soyle aktarir:
 "Aradan bir zaman gecer. Yasar Kemal pes pese yayimladigi
 kitaplariyla une kavusur(...) Ve bir gun Taksim'de karsilasirlar.
 Yasar Kemal hemen atilir: 'Nahit Hanim tasinacak esya var mi?'
 'Ne yapacaksin?' diye sorar Nahit Hanim sasirarak. Yasar Kemal:
 'Bu sefer de Nobel'i kazanayim!' diye yanitlar." (s.21)


Nahit Hanim Orhan Veli'nin olum sebebinin bugune kadar hep yanlis bilindigini, bunun nedenin de doktorlarin koydugu yanlis teshis oldugunu soyler. Orhan Veli'nin cukura dustugu gece doktorlarin belirttigi gibi sarhos olmadigini savunan Nahit Hanim, onun konulan yanlis teshisin tedavisi sirasinda oldugunu one surer.

Son Kadinlar in ucuncu soylesisi Nazim Hikmet'in Babiali'ye cagirdigi kadin Cahit Ucuk'a aittir. Cahit Ucuk Meclis-i Mebusan azasi Ibrahim Vehbi Bey'in kizidir. 1935 yilinda basladigi yazi hayati boyunca kaleme aldigi kitaplar bircok baski yapmis ve yurt disinda cesitli oduller kazanmistir. Cahit Ucuk'un anne ve babasi sanat ozellikle de edebiyat tutkunu insanlardir. Bu tutku hayatlarinda kendini oyle hissettirmistir ki, kizlari Cahide Ucok'un adini Huseyin Cahid'e olan hayranliklarindan dolayi Cahit Ucuk olarak degistirmislerdir.

Cahit Hanim kucuk yaslarda siir yazarak yazi hayatina atilir. Yazdigi siirleri Abdulhak Hamid Tarhan'a goturur ve yine onun istegi ile siir yazmayi birakir. Daha dogrusu Abdulhak Hamid ondan nesre kaymasini ister.

Cahit Hanim Abdulhak Hamid'in de onerisini dikkate alarak hikaye yazmaya koyulur. Fakat onun hikayeciliginin gelismesinde en etkili kisi Nazim Hikmet olmustur. Yine onun istegiyle Yarim Elma dergisinde yayinlanmak uzere bir hikaye yazar. Nazim Hikmet'in kendisinin bir baslik koydugu (Bir Masal ki Herkes Okumali) hikayenin girisinde Cahit Ucuk icin Nazim Hikmet tarafindan yazilmis su ovguler yer almaktadir:
 "Bazi insanlar vardir ki, bir meclise girdikleri zaman herkes
 tarafindan sevilirler. Ilk yazisini okudugunuz bu genc yazari da
 Babiali'de herkes sevecek(...) Kafasi Sark kulturuyle dolu,
 kalemine fevkalade hakim bu genc yazarin inkisafini bu sayfalardan
 takip edeceksinlz."(s. 29)


Cahit Ucuk'un anilarinda yer alan isimler sadece edebiyatcilarla sinirli degildir. Cahit Ucuk Antalya'da Ataturk'le gorusmus, onunla bir aksam yemegi yedikten sonra sohbet edebilme imkani bulmustur. Ataturk'un Antalya'dan ayrilmasindan sonra cikartilan yerli yersiz dedikodular nedeniyle onun Antalya halkina darildigi gunlerden de bahsederek sozlerini tamamlar.

Kitapta yer alan Haldun Taner'in ilk esi Leyla Pamir ile yapilan dorduncu soyleside soz tamamiyla Leyla Pamir'e birakilmis, Necati Gungor hicbir mudahalede bulunmamistir. Bu yazida Leyla Pamir Haldun Taner ile olan evliligini anlatmadan once Osmanlinin son donem konak hayatini bircok yonleriyle kafamizda yeniden canlandirir.
 "(...) O koskte yasamin bir adabi vardi. Arkalara gittikce
 vahsilesen ve uc dort katli seflerden olusan bahcesinde bir de dans
 pisti yer aliyordu (...) Orada partiler verilirdi; buyukbabam da
 genclere katilir dans ederdi guzel hanimlarla (...) Komsu
 cocuklariyla tiyatro yapardik, buyukbabam herkesi, bizi izlemeye
 cagirirdi. Konser piyanosu bulunan bir salon vardi konakta,
 gorkemli odalari vardi. Buyukbabamin ozel odasi bunlardan biriydi.
 Yemek salonundaki mermer havuzlu musluklarda mutlaka cocuklara el
 yikatilirdi." (s. 41-42)


Leyla Pami'in buyukbabasinin koskunde gecirdigi cocukluk gunlerinden itibaren sahip oldugu edebiyat cevresi Haldun Taner ile yaptigi evlilik sonrasi daha da genisler. Kemal Tahir, Aziz Nesin, Sabahaddin Kudret, Ozdemir Asaf en sik gorustukleri yazarlarin basinda gelirler. Leyla Pamir bircogu yakin dostlari olan bu yazarlarin sadece isimlerini siralamakla kalmaz, bir dost yakinligiyla onlarin kisilik ozelliklerinden de bahseder.
 "Kemal Tahir, cok kulturlu, cok canli bir insandi. Onlarin
 sohbetlerinden yararlanirdim. Aziz Nesin ile ahbaplik kurmak
 daha kolaydi. Icten ve sicakti. Sabahaddin Kudret ise cok kafali
 ve ince bir adamdi. Derinlemesine bir adamdi. Ozdemir Asaf Haldun'a
 karsi cok saygili davranirdi, cekingendi. Haldun'la ortak hocamiz
 olan Mazhar Sevket Ibsiroglu da dostlarimiz arasindaydi. Sait
 Faik'le Kulis'te karsilasirdik ama, evimize hic gelmedi. Haldun
 Saik Faik'i begenirdi ama, hafif bir kiskanclikla ... Bense Sait
 Faik'in hikayelerine bayilirdim." (s. 45-46)


Son Kadinlar in besinci yazisi Sadullah Pasanin gelini Munevver Ayasli ile yapilan soylesiye ayrilmistir. Necati Gungor'un 'asir-dide cinar' diye nitelendirdigi Viyana buyukelcisi Nusret Sadullah Beyin esi Munevver Ayasli, Osmanliyi, 1. Dunya Savasini, Milli Mucadeleyi gormus Cumhuriyet kadinlarimizdandir. Bu yazinin tamami Munevver Ayasli'nin hatiralarindan faydalanilarak kaleme alinmistir. Cunku Munevver Ayasli yapilmasi kararlastirilan soylesi tarihinden once vefat etmistir.

Munevver Ayasli, hatiralari nesiller arasindaki baglantiyi saglayan bir kopru olarak gordugu icin hayati boyunca onlarin yazilmasindan yana olmus ve elinden geldigi kadar da bu dusuncesini uygulamistir. Yakin cevresine de daima hatiralarini kaleme almalari onerisinde bulunmustur.

Munevver Ayasli'nin hatiralarinda daha once bahsedilen 'son kadinlar'in hatiralarinda oldugu gibi donemin pek cok unlu politikaci, asker, diplomat ve edebiyatcisini bulabiliriz. Bu yazida sadece Abdulhak Hamid Tarhan ve sevgilisi Lusyen Hanim, Yahya Kemal, Halide Edip, Adnan Menderes ile ilgili hatiralara yer verilmistir. Munevver Ayasli Abdulhak Hamid'in sevgilisi Lusyen Hanima ait oldukca ilginc buldugu bir iddiaya da anilari arasinda yer verir:
 "1927'de Abduhak Hamit'e Nobel Odulu verilmek istenmis, ancak
 Ankara, onun yerine Rusen Esref'i aday gosterdigi icin Turkiye
 Nobel'i kacirmis.'(s.53)


Ayasli'nin Yahya Kemal hakkindaki aciklamalari daha da sasirtacak turdendir.
 "Yahya Kemal'in samimi bir riyakarligi vardi. Yuzlerine karsi cok
 iltifat ettigi kimseleri ayni nispette sevmezdi ve begenmezdi. O
 sevmeyi degil, sevilmeyi severdi. Naz ehli idi. Sevilmesine musaade
 ederdi (...)

 Bunun yaninda Yahya Kemal'in tasralilik vasfi onun kurtulamadigi
 kompleksti." (s. 53)


Kitapta yer alan altinci soylesi bir saglik melegi ve ayni zamanda bir prenses olan doktor Pakize Tarzi'ye aittir. Pakize Tarzi cocukluk yillarindan beri doktor olma hayali ile buyumus ve sonunda Istanbul Tip Fakultesini bitirerek elli bes yil hayatinin anlami olarak nitelendirdigi gorevini buyuk bir baglilikla yerine getirmis olan bir Turk kadinidir.

Pakize Tarzi ogrencilik yillarindaki basarilarindan dolayi cok begenilir ve asistanlik teklifleri alir. 1932'de kadin-dogum unitesinde 'fahri asistanlik' gorevine getirilir. Hastahanede karsilastigi bir prensle tesadufen komsu olur ve onunla evlenerek prenses unvanini alir. Pakize Tarzi sorumluluklarinin bilincinde, meslegine son derece bagli bir doktordur, hastahaneyi (dogumhane) bir ibadet yeri olarak gorur.

Istanbul Universitesinin ilk bayan kadin-dogum uzmani olan Pakize Tarzi, Istanbul'da ilk ozel kadin-dogum klinigini acmistir. Bu klinikte 'Heparin' denilen bir ilacin alerji yaptigi ve kangrene neden oldugu ortaya cikarilmis, tip literaturune gecen bu olay sayesinde Turk ve dunya basininin ilgi odagi, olmustur.

Meslek hayati boyunca karsilik beklemeden insanlari tedavi eden bu saglik meleginin su an ne yaptigi sorusunun cevabini Necati Gungor soyle aciklar:
 "Simdi evinde, kah kendi saglik sorunlari ile ugrasarak, kah
 cocuklari ve torunlari ile bir arada olmanin mutlulugunu yasayarak
 gun geciriyor. Simdi doksanina dogru agir agir cikarken basamaklari,
 Pakize Tarzi; parasiz hastayi kabul etmeyen doktorlarin varligini,
 cenazeleri rehin alan hastaneleri duydukca meslegi adina, insanlik
 adina utanc duymaktan kendini alamiyor." (s. 69)


Son Kadinlar'in son soyleyisi ise Resad Nuri Guntekin'in esi Hadiye Guntekin'e ayrilmistir. Necati Gungor, Resad Nuri'nin cocuklugundan Hadiye Hanimla evleninceye kadar gecen sure hakkinda bilgi verdikten sonra onun Hadiye Hanim'la nasal tanisip, evlendigini anlatir.

Resad Nuri Erenkoy Kiz Lisesindeyken Hadiye Hanimin edebiyat ogretmenidir. Ondan yirmi yas buyuktur. Resad Nuri zamanla ogrencisi Hadiye Hanima asik olur ve 1927'de onunla evlenir. Hadiye Guntekin esi Resad Nuri'yi anlatirken onun yazarlik yonune isik tutacak bilgiler verir.
 " Herkesin dinlendigi, uyudugu saatlerde o yazilarini yazardi. Konu
 bulmakta bir sikintisi yoktu, hayir. Yalniz tiplerinin tek kisi
 olmadigini, degisik karakterlerden yararlandigini kendisinden
 dinlemistim.

 (...)

 Birlikte gittigimiz toplantilarda, orada bulunanlarin adeta
 rontgenini cekerdi. Oyle ayrintilar gorurdu ki, ben farkinda bile
 olmazdim. Insanlarin gulunc; yanlarini, iyiliklerini,
 kotuluklerini gozden kacirmazdi. Derin bit gozlemciydi." (s. 74-75)


Hadiye Guntekin esi Resad Nuri'nin olumunden sonra kizi ile birlikte hayatini surdurur. Bir zaman kocasinin biraktigi, kitaplarin telif haklari icin mucadele verir ve bu mucadelenin sonunda butun haklarini, kazanir. Bu mucadele esnasinda bir yayinevi sahibiyle arasinda gecen diyalogu anlatan Hadiye Gultekin, yayinevi sahiplerinin bir kere yayinladiklari kitaplari nasil sahiplendiklerini daha dogrusu nasil tapuladiklarini gozler onune serer.
 "O zamanlar, bir kez telif odediler mi, yeterli sayar, bir daha
 odemezlerdi. Hic unutmam, mucadele ettigim bir yayinci bana,
 'Sizden bir ev satin alsaydim, ikinci kez para isteyebilir
 miydiniz?' demisti bana. Zihniyet buydu!" (s.76)


Kokleri Osmanliya uzanan bu Cumhuriyet kadinlarinin yasam ve sanat seruvenlerini anlatan Son Kadinlar, bugune kadar sandiklarda gizli kalmis hatiralarin ve ayrintilarin sergilendigi bir belge niteligindedir. Bu eser okundugunda sadece yedi kadina ait yasam oykuleri ogrenmekle kalinmayacak, Osmanlidan Cumhuriyete gecisi saglayan bir kusagi; diplomat, asker, idareci, yazar ve sairleriyle kisacasi butun yonleri ile tanimis ve her biri bir'asir-dide cinar' olan bu'son kadinlar'i hatirlayarak degerleri de bir kez daha anlasilmis olacaktir.

Yassemin Soyak

Turk Dii ve Edebiyati

Fen ve Edebiyat Fakultesi

Erciyes Universitesi
COPYRIGHT 2002 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2002 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

 Reader Opinion

Title:

Comment:



 

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Title Annotation:Non-English language article
Author:Soyak, Yasemin
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Jun 1, 2002
Words:1872
Previous Article:Yamaner, Guzin, 20. Yuzyil Tiyatrosunda Kadin Bakis Acisinin Yansimalari.
Next Article:Bekiroglu, Nazan, Sair Nigar Hanim.


Related Articles
KASHAID, Kadinin Sosyal Hayata Katilimi ve Siyasal Mobilizasyonu, Yayina hazirlayan Yildiz Tokman, Ankara. Kadinin Sasyal Hayatini. Arastirma ye...
Sunus.
8 Mart 2007'den etkinlik notlari.

Terms of use | Copyright © 2014 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters