Printer Friendly
The Free Library
23,416,916 articles and books


Bir baska yoksulluk: kadin yoksullugu uzerine/Another poverty: about the poverty of women.

Ozet

Calismada evin yeniden uretilmesi ve ailenin surekliliginde birincil rol oynayan kadinlarin yoksullugu yasama bicimleri uzerine odaklanmaktadir. Arastirma, Ankara Safaktepe Toplum Merkezi'nde Anne Cocuk Egitimi Vakfi (ACEV) tarafindan yurutulen Islevsel Yetiskin Okur Yazarlik Programina (IYOP) devam eden, Ankara'ya gocle gelen farkli yas gruplarindaki evli 50 kadinla 6 ay boyunca yapilan derinlemesine mulakat, odak grup gorusmeleri ve katilarak gozlem yoluyla elde edilmistir. Calisma, yasam pratiginde yoksul kadinlarin 'ev hali'ni; evlilik, yasami surdurebilmenin bir yolu olarak dayanisma aginda olmak ve sosyal yardim siddet ve kadinlarin siddete karsi duruslari cocuklar/hayaller/tutunma, sesini duyurma/sukretme kadinlarin ucretli calisma icindeki yeri ve yasami surdurme mucadelelerinin ifade edildigi gecinme stratejileri baglanimda degerlendiriliyor. Calisma, yoksullugu onlemede yetersiz kalan devlet politikalari, sosyal hizmetler uzerine bir tartismayi da icermektedir. Arastirma, kadinlarin ailede yoksullugu diger aile bireylerine gore daha yoksul olduklari tezine dayanir. Cunku kadinlar, okumaz-yazmaz olduklari, dusuk ucretle calistiklari ve ailenin surdurulebilme sorumlulugunu ustlendikleri icin daha fakirdir.

Anahtar Kelimeler: yoksulluk, kadin, kadin politikasi, sosyal hizmetler, toplum merkezi, gecinme stratejisi.

Abstract

Another Poverty: About the Poverty of Women

This study investigates the role of women in terms of the survival and reproduction of the family life under extreme poverty. It takes a group of women, who migrated to Ankara with their families from rural areas, as its object, and first defines their poverty. The study is based on in-depth individual and focus group interviews with, and observations of the group of about 50 women, who attended Functional Adult Literacy Programs (FALP) developed by the Mother Child Education Foundation (ACEV). FALP is offered in a social center, in Safaktepe which is a poverty stricken district in close proximity to downtown Ankara. The study evaluates various aspects of women's daily life under poverty, such as expectations and dreams of women for the future of the family and children on which their desire to live depends on relationships among family members, mutual support relations for survival among poor families, influence of accessible welfare programs, violence in the family and women's struggle against violence, employment opportunities and wages. It also documents unusual strategies and practices developed for their survival. The study concludes that under poverty women suffer the most in poor families due to their illiteracy, their intermittent employment in substandart conditions, and their assumed responsibilities in family life. It also points to the lack of state policies and social programs to alleviate the poverty and the urgent need for the development of effective poverty prevention programs.

Key Words: poverty, woman, social work, woman policy, community center, survival strategy

**********

Giris
 Yoksulluk, cirkindir. Bunu herkes bilir. Yoksul doganlar sonradan ne
 kadar varsil olsalar da arkalarinda biraktiklari izi omur boyu
 nafile silmeye calisirlar. Yoksulluk gozlerinin ferine, cigerlerinin
 derinine, ruyalarina yerlesmistir bir kere. Yoksulluk insanin tum
 benligine oyle hizla ve guclu siner ki yillarin refahiyla
 havalandirilsa da kar etmez. Aclikla bogusmuslugu olan insan ne
 kadar doysa da toklarin masasinda egreti oturur. Yoksullukla
 dovmelenmis ruhlar ortunup gizlense de yakayi ele verir (Turker,
 2001).


Turkiye'de yoksulluk "oteki" uzerinden tanimlanan bir durum olarak son yillarda gundeme geldi/getirildi. Ekonomik krizlerle dibe vuran yoksulluk halleri, ozellikle buyuk kentlerde bir yandan aile ici bir yandan da topluma donuk siddeti gorunur kildi. Gelir dagilim gruplari arasindaki ucurumlar giderek buyurken yoksullarin "tehlikeli gruplar" nitelemesiyle sosyal patlamaya yol acacagi beklentisini dogurdu. Iste bu donem yoksullasma ve yoksulluk siniri raporlarinin ardi ardina yayinlanmasini saglarken, Cumhuriyet tarihinde ilk kez esnaflar yurudu. Arjantin'de yasananlarin etkisiyle de "otekiler", "sosyal patlama" beklentisiyle Milli Guvenlik Kurulu (MGK) gundemine girdi. Seksenli yillardan beri konusula gelen toplum kalkinmasi amacli toplum merkezleri, bu gundemle birlikte "tehlike arzeden" bolgelerde tampon kurum olarak orgutlendiler.

Turkiye acisindan bakildiginda yoksulluktan degil 'yoksulluklar'dan bahsetmek mumkun. Her birinin oykusu biricik ve tek. Bu nedenle cozumler de bu biriciklikler uzerinden kurulmali. Uzattiginiz yardim eli ancak bu bakis acisiyla cozum/cozumler olabilir. Yardim elinden kastettigim, kisa vadede yasamin surdurulebilmesini saglamak, uzun vadede ise sosyal hizmetin temel ilkelerinden olan 'balik tutmayi ogretmek'. Bir baska deyisle yasamini kendi kendine surdurebilecek yetileri kazandirmaktir.

Yoksulluk, mutlak ve goreli yoksulluk temel ekseninde tanimlanir. Mutlak yoksulluk kavrami bir kisinin ya da hanenin yasamini surdurebilmesi icin gerekli olan asgari temel ihtiyaclarin karsilanmasidir. Baska bir deyisle satin alma gucu paritesine gore belirlenmis, kisi basina 1 USD'lik gunluk harcama seviyesidir. Bu seviyenin altinda kalanlar sabit bir ikameti olmayan, sosyal guvenlik aglarinin disinda, toplumdan dislanmis/dislamis ise asiri yoksulluk kavrami kullanilmaktadir. Her ulkeye gore degisen bir toplumun gunluk yasamina katilmanin maliyetini gosteren miktar ise goreli yoksulluk kavrami ile tanimlanir (World Bank, 1990). Kotu beslenme, iklim degisikliklerine karsi yetersiz korunma ve evsizlikle tanimlanan yoksulluk, yalnizca yokluk ve bedensel tehlike anlamina gelmez. Bauman, yoksullugu sosyal ve psikolojik bir durum olarak tanimlar. Insan yasaminin edebe uygunlugu icinde bulundugu toplumun nezih yasam standartlariyla olculdugu icin, bu standartlara ulasamamanin kendisi sikinti, istirap ve oz saygi yitimi sebebidir. Yoksulluk, 'normal yasam' olarak kabul edilen her seyden mahrum birakilma demektir (1999, 59-60).

United Nations Development Plan (UNDP), 1998 yilindan itibaren Insani Yoksulluk Endeksini [Human Poverty Index (HPI)] gelismekte olan ulkelerdeki yoksullugun parasal gostergelerine dayanarak degil, asgari toplumsal refah haklarindan dislanmanin olculmesi uzerine insa etti. Buna gore, 40 yasindan once olme riski tasiyan insan orani, okuma yazma bilmeyen yetiskin orani, icme suyundan ve saglik hizmetlerinden mahrum insan orani ve yeterli gelisme eksikligi gosteren bes yasindan kucuk cocuk oranlarinin tartili gostergesi, bir ulkenin diger ulkelere gore yoksullukla mucadele yolunda kat ettigi mesafeyi olcmekte kullaniliyor (Aktaran: Insel 2001, 62-71). Turkiye bu endekste 176 ulke arasinda 85. sirada yer aliyor (1).

Turk-Is arastirma servisinin yaptigi arastirmaya gore Haziran 2002 ayinda dort kisilik bir ailenin saglikli ve dengeli beslenebilmesi icin yapmasi gereken asgari harcama tutari, Haziran ayinda 334 milyon 41 bin liraya yukseldi. Gecen yilin Haziran ayinda gida harcamalarinin tutari 225 milyon lira duzeyinde bulunuyordu. 'Yoksulluk siniri', dort kisilik bir ailenin gidanin yani sira kira, ulasim, yakacak, giyim, egitim, kultur gibi temel ihtiyaclarini da kapsayan 'yoksulluk siniri' tutari, Haziran ayinda 1 milyar 15 milyon liraya yukseldi. Gecen yilin Haziran ayinda yoksulluk siniri 683 milyon 891 bin lira olarak hesaplanmisti (2). Ekim 2002 arastirma sonuclarina gore aclik siniri 352 milyon, dort kisilik ailenin yoksulluk siniri ise 1 milyar 72 milyon oldu. Buna gore gunde 35 milyon kazanamayanin yoksul oldugu belirtildi. (3) Sosyal Yardimlasma ve Dayanisma Fonuna (Fakir Fukara Fonu) 2002 yili ilk alti ayinda Ankara'da 70 bin kisi basvuru yapmis olmakla birlikte Ankara'da en az 350 bin kisinin yasamini surdurebilmek icin gunluk beslenme imkanina sahip olmadigi tahmin ediliyor. (4)

Yoksulluk, kuresellesmeyle birlikte tanimlanamaz, olculemez bir hal aldi. Yine bu dogrultuda 'kentsel yeni yoksulluk', 'dezavantajli gruplar', 'sinif disi (bk.Guvenc, 2000; Kaygalak, 2001; Bauman, 1999; Mingione, 1996) kavramlari yeni yoksulluk kategorilerini aciklamaya donuk kavramlar olarak ortaya cikti. Ve bu donem farkli disiplinlerdeki akademisyenlerin ilgi odagi olurken, sosyal hizmet uzmanligi ve sosyal hizmet kurumlari yeniden tartisilan hatta toplumsal onemi fark edilen meslek ve kurumlar oldu. Ozellikle yoksulluk baglanimda toplum merkezleri, goc alan bolgeler, gecekondu bolgeleri gibi sorunun somutlastigi alanlarda tampon kurumlar olarak hizla orgutlenmektedir. (5)

Bugune kadar gelen yoksulluk arastirmalari hane yoksullugu ile hane reisinin istihdam ve egitim durumu arasinda iliski dogrultusunda yapilmis, kadinlarin hane ici rolleri ve toplumsal konumlari goz ardi edilmistir. (6)

Yoksulluk tum insanlik icin temel bir sorun olarak karsimiza cikmakla birlikte, yasam pratiginde agirlikli olarak kadinlar tarafindan yasanan bir olgudur. Ilk kez 4. Dunya Kadin Konferansi Eylem Plani'nda "Yoksullugun Kadinlasmasi" ifadesi yer aldi. Yoksulluk son on yilda ulusal ve uluslar arasi gundeme yeniden girerken, gelir ve tuketim gostergelerinin yani sira kadinlar ve hane iliskileri analiziyle baska bir boyut kazandi.

Kadinlarin yoksullukla iliskilendirilmesi Dunya Bankasi Ulke Raporlan, OECD Yoksullugu Azaltma Programlari, UNPD Yoksulluk Raporlarinda somutlasan iki temel eksende gerceklesti: Ilki kalkinma paradigmasi icinde cinsiyet esitligini saglamaya donuk politikalarin kalkinmayla iliskilendirilerek onerilmesi, ikincisi ise; hane ici gecim stratejilerinin bir kaynak olarak dikkate alinmasi ve bu stratejilerin kalkinma surecinin verimliligini artiracak bir sisteme oturtulmasidir. Surdurulebilir kalkinma kavrami dogrultusunda, ozellikle Birlesmis Milletler ve UNDP ulusal gelir ve tuketim gostergelerinin yaninda, haneyi ve hane icindeki iliskileri dikkate alan politikalar olusturmaya baslandi. Bu politikalarin Turkiye ayagi, kadin baglaminda Basbakanlik Kadin Sorunlari ve Statusu Genel Mudurlugu bunyesinde basta UNDP ve Birlesmis Milletler destekli programlarla yurutulmektedir.

Arastirma, (7) Ankara Safaktepe Toplum Merkezinde Anne Cocuk Egitimi Vakfi (ACEV) tarafindan yurutulen Islevsel Yetiskin Okur Yazarlik Programma (IYOP) devam eden, Ankara'ya gocle gelen farkli yas gruplarindaki evli 50 kadinla 6 ay boyunca yapilan derinlemesine mulakat, odak grup gorusmeleri ve katilarak gozlem yoluyla elde edilmistir. Gorusmeye katilan kadinlarin ailelerinin sadece 7'sinin sabit geliri bulunmaktadir. Kirk uc aile ise cogunlukla kadinlarin, merdiven yikama, eve temizlige gitme (nadiren erkekler birlikte de gidiyor), cocuk bakma; zaman zaman erkeklerin yaptigi soforluk, araba park yeri tutma, caycilik, insaatta calisma, tamircilik ve cocuklarin tezgahtarlik yapmasi gibi degisen sikliklarla ustlendikleri ugrasilarla elde edilen gelire sahiptir. Bir ailenin cocugu bulunmamaktadir. Ortalama cocuk sayisi 5'tir. Yasam alanlari cogunlukla dusuk kaliteli malzeme ile yapilmis kot-balkonsuz daire, kapici dairesi ve gecekondudur. Ancak gecekondu ile apartman dairesi arasinda yasam kalitesini degistirecek belirgin bir ayrim bulunmamaktadir. Apartmanda yasayanlar daha genis alie yapisina sahiptir. Uc kisi ev sahibidir. Apartmanda yasayan ailelerde ekonomik krizden once en az iki kisinin asgari ucret karsiligi vasifsiz bir ise sahip oldugu belirtilmistir (otobus garinda bilet satma, servis yapma, soforluk, fuarlarda hosteslik, tezgahtarlik gibi).

Bu yazida kadinlarin yasam pratigini surdurmenin temel engeli olarak gorulen yoksulluk, 'kadinlarin dillerinden oldugu gibi aktarildi'. Birinci bolum evlilik, ikinci bolum yasami surdurebilmenin bir yolu olarak dayanisma aginda olmak ve sosyal yardim, ucuncu bolum beslenme ve saglikla ilgilidir. Dorduncu bolumde yoksullugun olmazsa olmaz unsuru, siddet ve kadinlarin siddete karsi duruslari gosterilmeye calisildi. Besinci bolum cocuklar/ hayaller/tutunma konulari ele alinirken altinci bolumde sesini duyurma/ sukretme, yedinci bolumde gorustugum kadinlarin ucretli calisma icindeki yeri ve yasami surdurme mucadelelerinin ifade edildigi gecinme stratejilerinden olusuyor. Calisma, yoksulluk, kadin politikalari ve sosyal hizmetler ile son buluyor.

1. Evlilik

"Gelinliginle geldigin evden kefeninle cikarsin!"

Kadin ve erkegin yoksullugu deneyimleme bicimleri farklidir. Ozellikle yalniz yasayan kadinlar, calismayan, bosanmis ya da ayri yasayan veya dul kalmis kadinlar yoksulluk riski altindadir. Kadinlarin, egitimden yoksun olmalari, dusuk ucret almalari, sigortasiz ve surekli olmayan islerde calismalari en buyuk engel olarak karsimiza cikmaktadir. Bir cok kadin, evlilik veya fakirlik ya da ikisinin arasinda sikip kalmistir (Alcock, 1997, 141). Bu arastirmada da evlilikler, hep bu sikisip kalmisligin, seceneksizligin sonucudur. Arastirmada katilan kadinlardan biri disinda digerleri parcalanmis ailelere mensuptur. Oksuz ya da yetim hatta ebeveynin ikisi de olmayan; teyze, dayi yaninda buyumus; yoksul ve cok cocuklu ailelerin kizlaridir. Bir kisi disinda hepsi kuma olarak gelmis, genellikle cocuklari okula gidene kadar nikahsiz yasamistir. Arife bu durumu soyle tarifliyor: "On teker nereye giderse arka teker oraya gider." Cunku kendi anneleri de oksuz yetim ya kuma olmus ya da uzerine kuma gelmistir. Iste yoksulluk oyle bir dongu ki, kirilmasi neredeyse imkansiz. Kusaklar boyu devam ediyor. Yoksulluk, beseri sermayenin gelismesine yonelik hizmetlere ulasamamayi ve sonuc olarak toplumsal gelisimden mahrum olma ve dislanmayi getiriyor. Yoksulluk, bu baglamda haklara ulasabilme ve ulasmayi talep edebilme eksikligini de iceriyor. Bu bir hak yoksunlugudur. Yoksulluk, yoksunlugu icerir (Insel 2001,62-71).

Hurriyet, "Ben kucukkene babam trafik kazasinda olmus. Amcam annemle evlenmek istemis. Annem bizi birakip babasinin evine gitti. Annem atin uzerinde pesinden aglayarak kosmam hic gozumun onunden gitmez. Anne baba sevgisi goremedim. O ezikligim hic gitmez. Kimse bana ogreten olmadi. Yenge bana ogret derdim. Sen yumuramazsin yapamazsin derdi. Kizina ogretirdi ... Bana cok eziyet ederdi yengem. Her seyi ben yapardim. Coban gibiydim ... Annem baskasiyla evlenmis. Onu hic gormedim. En cok onu gormek isterim. Ama ablalarim onu affetmedi. Ben diyorum care yok ki ... Bir gun gece kopegin gurultusu ile uyandik. Yataktan kalktik. Ankara'dan misafirler gelmis dediler. Beni gormeye gelmisler. Oniki yasindayim. Tercuman var konusurken ben hic anlamiyorum. Yasli bir adam. O kadar cilekesim ki 'ayni kulkedisi gibin' -bunu okulda yeni ogrendigini ifade ediyor- buyuk anama gittim ana ben bu adama varacam. Gidiyim evim yuvam olsun dedim ... Bi kucuk dosek, bir bohca yola dustum. Hicbir sey anlamiyorum. Her seye kafa salliyorum. Geldim ki hicbir sey yok bos ev. Bir mankat (sedir) yerde eski kilim ... Kuma var, yan evde oturuyor ... Dil bilmiyorum. Eziyet, sopa ... kuma korkuttu ilk cocugum dustu. Kuma baskasini buluna dek (6 yil) nikahsiz yasadim. Sonra kucuk kardesim geldi. Bana tercumanlik etti, Turkce'yi ogretti. Herkes benimle alay gecerdi. Dagli diye. Okumam yok. Cok gulduler." (Hurriyet, Van-Ercis'li).

Rahime, 16 yasinda evlenip Istanbul'a gelin gidiyor. Yirmibes yasinda esini trafik kazasinda kaybediyor. Iki erkek cocukla kaliyor. "Benim iki tane oglum var. Evlenmeyecektim, onlari buyutecektim. Gelirim yoktu. Babam cocuklari kabul etmedi. Onlari kayinbabam buyuttu. Alti yil evde oturdum. Babam ben olursem ortada kalirsin, gelinler sana gecim vermez diye ... Koyde de bir gelir yoktu. Yasim gencti ... Komsu cocugu ama ben tanimiyorum. Benden 12 yas buyuk onun da karisi olmus. Adamla evlenip Nigde'den Ankara'ya geldim ... Gelmez olaydim. Cocuklarimdan biri hala kus. Cok zor oldu. Dertlere girdim. Besinci ameliyatim".

Necibe, "Onuc yasinda gelin oldum. Benim babam yoktu. Beni gormeye gelmisler. Bahcede kardesime cingirdakli bebek yapiyorum ... Hic gormedim. Koru korune topal mi, kel mi, kor mu, sasi mi masimi bilmedim.."

Arife, ikinci evliliginde kuma uzerine gidiyor. Ilk evliligini, 16 yasinda yapiyor. Resmi nikahsiz iki oglu var ilk evliliginden. Ilk kocasi, kumarbaz ve alkolik. Ilerleyen yillarda esrar kullanmaya basliyor. Erkek kardesleri doverek yola getirmeye calissalar da nafile. Evine geri donuyor. Bir sure Samanpazari'nda konfeksiyonda calisiyor. Ikinci esi yakin cevresinden. Ama iki yil reddediyor. Kuma olmak istemiyor. Nevsehir'de gelenektir. Herkes iki evli diyerek durumunu kabullendigini gosteriyor. Ilk esinden olan cocuklarinin yaninda olmasi ve esinin cocuklarina iyi davranmasi nedeniyle cok mutlu. Gelirleri yeterli degil. Kumanin baska birini sevip kacmasiyla nikah Arife'ye kaliyor.

Fadime, 82 dogumlu, 4 senelik evli. Gorusmeden 15 gun once resmi nikah yapilmis. Beslenme yetersizliginden yasina gore gelismemis bir erkek cocuga sahip. Kaynana zulmunden akrabalarinin yardimiyla kacarak uc ay once Ankara'ya gelmis. Esi is cikarsa demire gidiyor. "Evlenirken kardasimin oglu diye zorla verdi babam. O da pek iyi olmadi." diyerek durumunu ozetliyor.

Digerlerinin hikayeleri de benzer 'acili' o gunleri anlatmak/anmak bile istemediler. Anlatanlar da gozyaslari icinde ... Evlilik hikayelerinin ortak ozelligi hep bir felaketler zincirinden olusmasidir. Kadinlarin oksuz ya da yetim olmalari ve bunun sonucu olarak erken yasta evlenmeleri, resmi nikah yapilmadan kuma olmalari ya da uzerine gelmesi (inanilmasi guc, acili Turk filmleri gibi), yine genc yasta dul kalip yeniden evlenmek zorunda kalmalari, ozellikle cocuklarini birakip baska yuvalar kurmalari bu felaketlerin en onulmaz yarasini olusturuyor. Ve yasadiklari evlilikler hep ogrendikleri gibi sevgisiz, birbirleriyle dertlesmekten ortak karar almaktan yoksun, bir arada ama ayn dunyalar kadar uzak ... Aynur duygularini soyle dile getirdi: "Hep icimde yasiyorum. Bundan sonra bir sey edeyim. Sevgiyi gostermek icin."

2. Dayanisma/Sosyal Yardim

Dayanisma oruntulerini aciga cikarmaya yonelik sorularimda bu agin neredeyse tamamen kayboldugunu gordum (bk. Bora, 2002). Ne genis akrabalik aglari ne de komsuluk/hemsehrilik, ne de ayni cemaate ait olmak ya da partiyi tutmak turunden iliskiler icinde tutunabilecek bir guvenlik agi, dayanisma bulunuyordu. Dini vecibeleri yerine getirmek amacli belli donemlerde gelen sadaka, fitre ve zekatlarin verilmesi disinda ozellikle daha altta kalan grupta hemen hic bir dayanismanin olmadigi ifade edildi. Bu agin dagilmasindaki en onemli sebeplerden biri akrabalarin, komsularin da kendileri kadar yoksul olmalaridir. Digeri ise, daha iyi durumda olan akrabalarla gorusememe nedeniyle akrabalar arasindaki iliskinin 'gozden irak olan gonulden irak olurmus' misali giderek zayiflamasidir ...

Kadinar, farkli dayanisma oruntulerinin icinde olmadiklarini ve bunun otesinde medyanin tersine calisarak gundemi kaydirdi, 'televole kulturu'nu yayma rolunu ustlendigini ve yoksullugu gundem disi biraktigini ifade ettiler: Fatma, "Keske olsa dayanisma, olsa da dayanissak ama krizden etkilenmeyen yok ki. Televizyonda da televoleler o kanalda olmadi diger kanalda. Biraz da kulumuzun halini gorseler. Disarlara karsi uzuluyorum. Biz Osmanli Devleti, Turkiye Devleti bu durumlara dusmeyecektik. Cok uzuluyorum. Cok huzursuz oluyorum."

Fatma K., "Okuldan klza burs vermek istediler. Ama yapamadim (evraklari tamamlayamiyor). Komur istedim olmadi. Yiyecek miyecek de olmadi ... Yesil kart yok. Basvurdum burada olmadi. Koyde de olmadi. Sana olmaz, uzerinde mal gorunuyo." dediler.

Mesude, "Su an hic gelirim yok. Esim calismaya Istanbul'a gitti. Buraya yardim almaya geldim. Belki is bulurlar ... Cocuklari okutmakta zorlaniyorum. Dergi parasi filan veremedim. Kayinpederim hurda topluyo, biraz bize destek olsa ... ama yapmiyo." (Yardim bekledigi insani ogreniyoruz ki aksamlari kahvehanede yatiyor.).

Yalnozlik ve caresizligini anlatan Fatma K., "Destek olacak kardesim yok. Kacak Fransa'ya gittiler. Annemi, kardesimi goturduler haber yok. Esim de gitti, kacak. Gecen yil hasta oldu, geldi. Cigerlerinden cok hasta, yatiyor. Doktora goturemedik ... Kiz kardesimi de sorma." Akrabalar arasinda dayanismanin cozuldugune isaret eden Makbule, "Kizim dershaneye gitmek istiyor. Para yok. Cok sikintidayim. Aksam akrabalari aradim durumlari iyi. Borc bile vermediler. Basim cok agriyo dusunmekten. Bana cok agir geliyo. Is bulsam calisacam." Birkac gun sonra Makbule, pastanede bulasikci olarak ise basladi. Zor kosullarda. Sabah 10 ile aksam 24.00-1.00 arasinda calisacak, haftalik 30 milyonla. Cok kucuk camsiz bir odada butun gun soguk suyla bulasik yikayip, kahve pisirmek gorevi. Makbule, cok acik sozlu varlikli bir aileden geliyor, kendine guveni olan bir kadin. Ilk ise basladigi gun orada calisanlara "Ilk kez emir altina giriyorum. Hic calismadim, bana iyi davran. Emir verme. Belkim dayanamam!" diyor. Ancak Makbule'nin ilk is deneyimi, pastane sahibinin babasinin tacizlerine maruz kalmakla son buluyor.

Mutlak yoksulluk sinirinda yasayan Fatma'ya uzanan yardim eli apartmandan. (Arastirma sirasinda, yardim karsiliginda bir beklenti olup olmadigini tespit edemedim.) Fatma K., "Apartmandan yardim ederler. Kizimin bobrekleri rahatsiz. Apartmandan biri goturdu 3 ay tedavi oldu. Ilaclari apartmandakiler aldilar." diyor.

Arastirma boyunca dayanisma gosteren yalnizca iki ornek soyleydi: Neriman, "Benim tarafim cok yardim ediyor. Onunkiler de eder ama ... Kislik bakliyatim koyden gelir. Zaman zaman hediye alirlar cocuklarin ihtiyaclarini. Onlar olmasa durumum iyice kotu olur."

Fadime, "Dayimlar, akrabalar ev tuttu, esya, giysi falan verdiler. Ev sahibimiz cok iyi, bir seye ihtiyacin olursa cekinme gel, diyor." Gorusme sirasinda yengesi, "Toplum merkezine giyecek geldi ben cocuga bakiyim sen secilmeden bir seyler al." diyor.

Nadiren rastlanan bir durumu kari-koca dayanismasini anlatan Saniye ise "Esimden baska kimseden fayda yok. Esim cok kiymatlidir." diyor.

Sosyal yardim kurumlari tutunmanin en onemli yollarindan biri. Bu orgutleri kullanabilmek kadinlarin 'idare edebilme' becerisinde yatiyor. Kadinin idare edebilme yetisi iki nedene bagli oldugu soylenebilir: Ilki geleneksel ogreti kaynakli kadinlar, kendi durumunu daha kolay kabul edip, yoksullugunu itiraf ediyor. Ikincisi ise, "Yuvayi disi kus yapar." anlayisi icinde hanenin yeniden uretimi icin, yasami surdurmek adina vazgecmek yerine genellikle ustesinden gelmek (ozellikle cocuklar icin) boyle bir cabanin icine giriyor. Beklenen sosyal patlamanin neden olmadigi soyle cozumlenebilir: Erkek daha ice donuyor, hayattan elini etegini cekiyor. Kadin geleneksel devlet baba soylemi icinde, baba destegini hem istemek hem de kabul etmek anlaminda kocanin rolunu devlet babaya devsiriyor. Isyan da bu nedenle olmuyor: 'Baba'ya hurmetten, sonsuz itaatten ... Rahime, "Devletin verdigi hakki almak isterim." diyor. Fatma ise soyle ifade etti hislerini: "Biz Osmanli Devleti, Turkiye Devleti olarak bu durumlara dusmeyecektik. Cok uzuluyorum. Cok huzursuz oluyorum. Disarlara karsi inan uzuluyorum."

Orneklem grubunda bulunan kadinlarin aldiklari ayni ve nakdi sosyal yardim miktari ve surekliliginin boyutu saptanamadi. Ancak kadinlarin, Sosyal Hizmetler ve Cocuk Esirgeme Kurumu (SHCEK), Kaymakamlik, Mamak Belediyesi ve zaman zaman Safaktepe Toplum Merkezine yapilan bagislarin dagitim agi icinde yer aldigi bilinmektedir. Orneklem grubundaki kadinlar, literaturde 'goreli yoksulluk' olarak tanimlanan aclik sinirinin disindaki hanelerin temsilcileridir. Ancak, anlatilara bakildiginda neredeyse, durumlarini farkli algiladiklari/aktardiklari, zenginlik-yoksulluk baglaminda ya da bu dayanisma agindaki yerlerini koruyabilmek icin 'numara' (8) yaptiklari sonucuna ulasiyorum. Cunku belirttikleri gelirle yasam pratiginde, mutlak yoksulluk sinirina gelmeleri hatta sinif disi kalmalari beklenirdi.

3. Beslenme--Saglik

Necibe, "Ekmegi 150 binden 200 bine cikardik. Belediyede 100 bin idi, gittik. Bir ekmek yerine iki ekmek aliriz, dedik. Sabah namazini kildiktan sonra siraya girerdik. O zaman belediye postanenin oradaydi ('Belediye'den Halk Ekmek bayisini kastediyor. Simdi kapanmis.). Hava isimadan korkarak giderdik. Kuyruk, cadira kadar uzardi. Ayagimiza gecer destimiz." Rahime, "Bu sirada bayan kacirmislar ..." Fatma K., esi on senedir issiz. Daha once dersanede hademelik yapiyormus. "Kapicilik yapiyorum. Uc apartmana bakiyorum. Seksen milyon, asgari ucret degil. Uc tanesinden 10 daire 10 daire, 14 daire copu alip, merdivenleri yikiyorum." Gullu, "Katigindan gectim. Etimis, tavugumus ... onu kurbandan kurbana goruyor halkimiz." Rahime, "Eskiden kahvaltida sere sere 3-4 cesit yerdik. Simdi bire indi." Fatma K, "Cok ac yattim. Onlar da yatti. Cogu gunler cocuklarin yaninda yer gibi yaparim. Su icer yatarim. Soylemesi zor, afedersin ama, donsuz gezdim, donsuz." Makbule, "Ana sagligi doktoruna gittim. Allah razi olsun bakti. Ama ilaclari aylardir alamadim. Hele kisin, oluyom agridan. Kafam gozum sisiyo." Kamile, "Kiz hasta gunlerdir, ishali durmuyo. Doktora goturecek herif nerde. Ne olacak bilmem?.. Yesil kart cikartmak icin basvurmak istiyor yeni duymus." Rahime, esi zabita emeklisi oldugu icin sosyal guvenlige sahip ama yillarca nikahsiz yasamis. Bu donemde, esinin olen karisinin saglik karnesini kullanmis. "Sagligim iyi degil. Hatta sagligim bozuldu. Gizli gizli psikiyatriye gittim. Baktim durumum kotuye gidecek. Kizim icin gizli gizli gittim ..."

Kamile, "Birikim var. Sinirim var. Tedavi oluyorum. O zamandan beri neylen olacak. Hap aliyorum." Aynur, "Cocuklarim benim yasadiklarimi yasamasin." Makbule, "Basbakani indirseler belki duzelir. Sikintidan biktik."

Fadime, intihar etmis, "Oluyum kurtuluyum. Bu da ders olsun demis. Kayinvalidem benim sebebim diye not yazmis..."

Yoksullugun giderek derinlesmesiyle birlikte ev icinde gecimsizligin arttigi, en ufak seyden tartisma ciktigi, ozellikle cocuklarin cok mutsuz oldugu ifade edildi.

Yesil kart almak en zorlu islerden biri. Once oturdugun mahalle muhtarindan gidip orada ikametgah belgesi alacaksin, o belgeyle bolge ana cocuk sagligi merkezine gideceksin, Emekli Sandigi, Sosyal Sigortalar Kurumu ve BAG-KUR'dan sigortali olmadigina dair belge alacaksin ... gibi uzun, mesakkatli, bir o kadar masraf ve yol parasina ihtiyac duyulan bir surec. Buradaki en onemli halkalardan birini muhtar olusturuyor. Sahada birkac kez tanik oldum. Muhtar da elindeki erki baska bir zulum araci olarak kullanabiliyor. O yok derse, ne kaymakamligin yardimlardan yararlaniyorsun ne de yesil kart icin ilk adimi atabiliyorsun ... Karti almak da zor, almayi basarirsan kullanmak da zor ... Burokratik orgutlerle iletisime giren kadinlar, yeterli donamina sahip degil. Bir de yoksullugun ezikligi, sindirilmisligi eklenince ... zaten olaganustu zor olan bu surec icinden cikilmaz bir hal aliyor. Kart icin her yil vize alinmasi ise halki iyice yildiriyor.

Yoksulluk ve beden iliskisi her yonuyle arastirmaya degerdir. Yoksulluk bedene oyle bir yansir ki bedenin durusu, ezikligi, konusurken sesteki guvensizlik, alcak sesin otesinde yoksullukla iliskilendirilen bircok hastalik bedeni hapseder. Ve kadin bedeni ... oyle yipranmis, torpulenmis, sesini duyaramamisligin verdigil bezginlik ve yilginlikla yogrulmus, kemik yasina en az iki kat eklenmis beden yasina tanik oldum. Ve beden, yetersiz beslenmenin izlerini, sagliksizligi en iyi gorsellestirendir.

4. Siddet

"Kadinin Sirtindan Sopayi, Karnindan Sipayi Eksik Etmeyeceksin"

Yoksulluk, 'mutlu bir yasam'i ifade eden tum olanaklardan yoksun birakilmak, 'hayatin sunmak zorunda oldugu'nu alamamaktir. Bu da kendini degersiz gormeyle, siddet iceren ve kati davranislar biciminde beliren kin ve ofkeyle ya da ikisiyle birlikte sonuclanir (Bauman, 1999, 60). Siddet, bicimleri acisindan cok cesitlilik gostermektedir: Asagilanma, kufur, hakaret (Kalan, 1998, 104), sokaga cikarmama, komsuya gondermeme gibi ozgurluklerini kisitlama, manevi (duygusal) siddetten, dayaktan oldurmeye kadar uzanan fiziki siddet ve cinsel siddet. Cinsel siddet ise, kadinin rizasi olmadan cinsel iliskiye, istemedigi cinsel iliski sekillerine veya cinsel davranislara zorlama olarak tanimlanir (Sumer, 1998, 134). Gorustugum kadinlarin ikisi disinda tum kadinlar, eslerinin yaninda/yani sira kayinvalide, kayinpeder gibi birincil akrabalarin hatta cocuklari tarafindan uygulanan siddetin her turune maruz kalmaktadirlar. Ancak, hicbir kadin cinsel siddetten bahsetmedi. Bu dillendirmeme, siddetin yasanmadigindan degil, cinsel hayatin mahrem olarak algilanmasindan kaynaklaniyor olabilir. Kadinlarin siddet olarak gormedikleri, ancak gorusmelerde dillendirdikleri istem disi cocuk sahibi olmak, kocanin karariyla zaman zaman yaptirdiklari kurtaj ve dusukleri de siddet kapsaminda degerlendiriyorum.

Rahime, "Iki tane cocuk ustune geldim. Ben yetim oldum onlar anne. Beni cok itip kaktilar. Dislanirim hala. Asagilarlar, itilip kakilip asagilanirim ... Esim hala dover. Eskiden dovulurdum. Simdi karsiligini veriyorum. Bagirip, cagiririm. Kacarim, evin icinde kacarim." Konusmasi cok duzgun, insanlarla iyi iletisim kurabilen Rahime, esiyle hic iletisim kuramiyor. Kendini soyle ifade etti: "Mumkun degil. Yetkim yok. Bana o yetkiyi vermediler. Baski altindayim. Yasamim bu. Hizmetci, kole gibiyim. Benim soz hakkim yok. Sadece isler benden sorulur. Para yok, harclik yok."

Manevi siddet, kadinlarda daha derin izler birakiyor: Ayse, "Dovmez ama, kotu sozu fazla. Cok kufur eder. Hak etmedim ... Dovse bu kadar uzulmezdim. Dil yarasi icimden hic cikmaz. (...) Disarida 2 senede bir hastanede yatiyorum. Birikiyorum. Herkese derdimi anlatamam. Doktorlara anlatirim."

Fatma K., "Onyedi senedir 'Derdin ne?' , ne ben sordum ne de o. Yorgun gidiyorum, toz toprak icinde, geliyor o, alkol icinde ..." Rahime, "Istedigim yemegi bile yapamam. Onlarin istedigini yaparim, yoksa tartisma cikar."Rahime, "Komsulara gitmem yasakti. Simdi serbestlendi. Iki yil oldu. Depresyon gecirdim. Yuz felci gecirdim. Doktor sikintidan olmus demis, buna (kocasina). Evin yikilsa, 'Sikildim' dese bunu cikar, arkadas, edinsin, demis. Biraz biraz serbestledim.. Psikiyatris de anlatmis engelleme demis. Cok degismedi." Semahat, "Kufeyi ceker, dover hala dover. Onun icin karsisinda durmam onun icin.'(Altmisiki yasinda, 43 senedir evli). Fatma K., "Kaynanamin dayagini yedim ... "Kamile, "Kayinpederim doverdi. Alti aylik hamileyken bile."Hurriyet, "Buyuk kizim liseye gidiyor. Beni hic sevmez. Kotu davranir. Benden utanir, bagirip cagirir. Cok uzuluyorum. Ben ana, baba, sevgi gormedim diye ses cikarmiyom ama, cok agirima gidiyo. Senin dogurdugun, seni begenmiyo."Raziye, "Ondan gizli yaparim. Bir sey yapacaksam. Konusamiyorsun. Konussam hemen sus der. Elimden bir kaza cikacak der." Samahat, "Kirayi verince, cigerimden bir parca veriyormus gibi hissederim. Istemeyerek veririm." Fatma K., "Kizim benden tiksinir. Bir gun, onu yaninda goturdum, temizlige. Pis seyler koymuslar cope, elime bulasti. O gundur, yikanmadan eve almaz. Kizim, o duruma gelmemek icin okuyacagim, dedi. Bir daha da gelmedi." Hurriyet, "Eskiden esimden dayak yiyordum. Simdi bobrek hastasi pek dovemiyor. Dovmek isterse de karsilik verip itiyorum."

Samahat, "Sevgiyi yeterince veremedim cocuguma. Dayakla bir sey yola gelmez." Elif, "Beni dovseler de hic cevaplarini vermiyordum. Annem babam icin." Gullu, "Kayinvalidem cok doverdi. Gecinemezdik. Kocam da ses etmezdi. Cok sukinti cektim."Birgul, "Kayinvalidem her seye karisirdi. Komsuya bile gidemezdim. Esimle aram acildi. Onyedi sene kayinvalide, kayinpeder, elti, gorumce, 2 bekar kayin ... 9 kisi beraber gecekonduda oturduk."Gulsum, "Kayinvalidem cok sikardi. Uc yil hic disari cikmadim. "Raziye, "Annemin sekiz cocugu var. Kiz cocuklarini sevmiyor. Benim ihtiyacim var. Malini mulkunu erkek cocuklara veriyor. Ben anneme kiriliyorum." Serife, "Onceleri camin onune gelemezdim. Kim var orda diye. Pazara, carsiya gondermezdi. Kiskanclik degil, seven insan eziyet etmez ... Ben Mersin'e gidecegim derim kalk git, der ..." Esi lise mezunu ama ne Serife'nin okumasina, ne de cocuklara yardimci olmus. "Cikarmayi, bolmeyi sorarim. Baka baka yap. Tak kafaya vuruyor. Cocuklarim simdi kafadan hasta ... Cocuklarimi yipratmazdim. Bu yasimda anladim. Cocuklari mahvettim."

Fadime, "Kaynamam cok eziyet etti. Sudan sebeplerle cok doverdi. Kocam da ses cikarmazdi. Sekiz aylik hamileyken bile dovdu. Esim o zaman askerde. Dogumda doktorlar fark etti. Her yerim mosmor. Kim yapti, istersen savciligi arayalim dediler, ama ... Oyle bir eziyet ki cocugumu emzirmeme bile izin vermedi. Cocugum, aylarca hastanede yatti, ziyarete gitmeme izin vermedi."

Arastirmaya katilan tum kadinlar bazilarinin eslerinin tutumu cok kati olmamakla birlikte, evden cikarken karsi komsu olsa bile esinden izin almasi gerektigini belirtti.

Arastirmada kadina yonelik siddetin yalnizca koca tarafindan degil kayinpeder, kayinvalide hatta cocuklar tarafindan uygulanan siddete maruz kaldigi tespit edildi. Bilindigi gibi siddet duygusal, fiziksel ve cinsel olarak tanimlaniyor. Aile icinde tum siddet turleri yasanmaktadir. Ancak, cocuklardan gelen 'duygusal siddet' olarak siniflandirabilecegimiz siddet turu kadinlarda onulmaz yaralar acmaktadir.

Safaktepe Toplum Merkezinde verilen Insan Haklari Egitiminin kadinlara onemli katkisi var. Baslangicta siddete maruz kaldiklarini ifade etmeyen kadinlar 'Cok iyi oldu. Komsularimiza soyleriz, ne yapmasi gerektigini ...' derken, calisma sonunda, siddeti yalnizca dayak olarak algilayan kadinlar, gordukleri bircok muamelenin siddet oldugunun farkina vardilar. Hem sorunun farkinda olmak hem de sorunun cozumune yonelik egitim almak, kadinlarin dusuncelerini degistirdi: "Biz de yalniz degilmisiz. Basimiza bir sey gelse gidecek/siginak yerimiz var." dediler. Yalniz olmadiklarini bilmek onlari mutlu ediyordu. Birgul, "Kendime guvenim artti. Kadin haklarinin var oldugunu ogrendim 50 yasinda." Guldane, "Kadina siddeti ogrendik. Ekonomik, duygusal siddetin farkina vardik." Arife, "Siddete ugrayinca nasil davranilacagini, kime basvurulacagini ogrendim." Ancak hicbiri cocuklarini birakip boyle bir mucadelenin icine girmek niyetinde degildi.

Bu calismada tespit ettigim onemli bir nokta ise erkeklerin kadinlarin gelisimini dogrudan etkileyecek egitimleri almalari konusunda yaptiklari kisitlamalardir. Kadinlarin geleneksel rollerin devami olan dikis, mefrusat, igne oyasi gibi kurslara katilmalarina izin verirken basta okuma-yazma, kadinin insan haklari egitimi ve diger etkinliklere gizli sakli geldiklerine tanik oldum. Ornegin Sultan, mefrusat kursuna katilmak icin evden cikiyor bir saat o kursa katildiktan sonra okuma-yazma kursuna geliyordu. Cocuklariyla dayanisma icindeydi. Cocuklari, durumu idare etmesine yardimci oluyordu. Sultan cok basariliydi, aksayan katilimina ragmen. Cok istedigi diplomayi komsular gorur, esine soyler diye, toren sirasinda alamadi. Diger onemli nokta ise, cogunlukla kadinlarin kurslara katilimi erkeklerin evden cikis saatlerine gore duzenleniyor olmalari, kendi duzenlerini yeniden kurmalariydi.

5. Cocuklar, Hayaller, Tutunma

Rahime, "Ucuzluk olmasini, evim olsun isterdim. Daha degisik olsun, imkanlarim olsa, bayanlara, cocuklara yurt olur ya onlari almak erkekleri disarida birakmak. Omur boyu kadinlari korumak istiyorum. Erkeklerin hepsi kapi disarida olsun."

Rahime, "Siginma evine kizimi birakip gitmem ... Kizim okursa ayri bir ev acmayi cok istiyorum." Sultan, "Yasam bundan sonra iyi olmayacak herhalde. Akli basinda biri gelse kendini dusunmeyen. Vay olsun halimize ..."

Necibe, "Simdi yeniden actilar. Ikiyuzelli milyon maas verecekler sozum ona. Sinav acacaklar 28 milyon verecekler. Uc cocuk sinava girecek. Gelir az, gider cok. Kastedilen sinav KMS-Kamu Memur Sinavi).

Sehriban, "Hayatimdan memnun degilim. Her seyin duzenli olmasini istiyorum. Cocuklarimi iyi okullarda okutmak, ogretmen tutmak, meslek sahibi olmasini, kocamin da duzenli bir isi olmasini istiyorum. Tabii saglik ve huzur da ..."

Ayse, "Ekonomik durum iyi olsa esimden bosanirim. Cocuklarimi dusunuyorum. Kendimden cok, agabeyimi dusunuyorum. Ama koyun adetlerini surduruyorum. Ama yapamam. Zehir de olsa yutacaksin. Agabeyimi goz onune alarak her seye katlaniyorum."

Fatma K.'nin esi evlendikten 7-8 sene sonra alkolik olmus. Tedavi olmak istemiyor. "Sekiz aydir birakti. Hasta olunca ... kalici sarilik oldu. Oniki yasinda ogluma vurdururlar, bizim tore. Kacsam iyi ama. Bizde asla oyle seyler yok. Cok denedim. Bosanmak istedim, ama apartmandan dul kalirsan gelemezsin, dediler. Katlandim. Kotu olsun basimda olsun. Samimi olan herkes kocasindan kiskanir ... Cocuklar razi olmadi Buyuk kizim istemedi. Bizi dunyaya getirdin ..." Fatma K., "Kizdan hayir bekliyorum. Dert, para her sey onda. Imkanim olursa sonsuz kadar devam ettirecem. Hepsi basarili. Hep takdir. Buyuk kiz meslek lisesine gidiyor. Super lise hazirlik okuyor. Ingilizce."

Hatice, "Okulda tiyatro, sinema, geziye gidilir. Cocuklan, onlari gondermedim. Cocuklar gormedi. Acilir cok ister diye ... ekonomik acidan. Para olsa gonderirim."

Fatma K., "Cocuklarin baskisiyla okula geldim. Buyuk kiz yardimci oluyor. Diploma alacagim, ortaokula gidecegim, gidebildigi kadar gidecegim. Ise girmeyi dusunuyorum. Devlet dairesi olmaz ama ... Temizlik sirketine girebilirim. Cocuklar, sigorta. Emekliligim icin ... oturup yerim. Bir gecekondu onun da ne olacagi belli degil. O yuzden okumak istiyorum.

Raziye "Paylasalim isterdik. Konusalim sunu, soyle yapalim ama her sabah gunaydin benden gelir."

Fatma K., "Hayattan, yasamaktan nefret ediyorum. Cocuklar olmasa hayattan ceker, giderim."

Necibe, "Cocuklar cok uzuntulu davraniyor. Allah var, eve gelip bir sey soylemez ama, anliyorlar saga sola kosturuyorlar. Imkan yok. Adamin olmayinca bir sey yok. Adami olan koseyi donuyor. Adami olmayan yere yatip bakiyor."

Serife, "Ekonomik ozgurlugum olsa bosanirdim. Daralip zaman zaman cocuklara gidiyorum. Huylu huyundan vazgecmez."

Sehriban, "Gecinmek icin 600-700 milyon istiyorum."

Gullu, "Gecinmek icin 400-500 milyon olsa yeterli olur."

Aynur, "Bizim zamanimiz olmadi. Oyuncak oynamaya. Cocuklar yasasin istiyoruz."

Fadime, "Evden kaciyim dedim, varsin deli desinler ... Cocugumun sesini duyunca geri dondum."

Elif, "Keskem su zamanlarda yeniden bir kiz olsam. Yeniden evlensem. Severek mi evlenirim, konusarak mi evlenirim? Gormus olarak."

Yoksullarin hayalleri ve yasama tutunma gucu, buyuk olcude cocuklarin varligina dayaniyor. Hayaller, cocuklar uzerine kurulu, onlarin okuyup kendilerini kurtarmalari, kendileri gibi olmamalari devlet kapisina memur olmalari, bir de balkonlu bir ev sahibi olmak ... Bunun otesinde toplum merkezi, hayata tutunmanim yeni ogesi. Hurriyet, duygularini soyle dillendirdi: "Hic eve gitmek istemiyorum. Burasi benim ikinci evim." Hurriyet, toplum merkezinde verilen tum kurslara katiliyor. En buyuk hayali cileli yasamini yazabilmek "Kitap yazmak istiyorum." diyor siklikla. Okuma yazma kursu disinda baska bir kursa devam etmeyen ya da artik kurstan sertifika almis bir cok kadin merkezle yakin iliskisini surduruyor. Komsuya ugrar gibi kapi onu sohbetleri siklikla rastlanilan manzaralardan.

6. Sesini Duyurma, Sukretme

Madun olmak, 'onemli olmamak, dinlenmeye deger bulunmamak'tir (Beverley' den akt. Erdogan, 2002, 40). Konusmak, ozneyi madun olmaktan cikarir. Madun, hem konusmaz hem de konusma firsati bulamaz. Bu durum o kadar icsellestirilmistir ki tum calisma boyunca baslangicta "Ne konusayim, konusacak bir sey yok, halimizi goruyorsun" la baslayan cumleler calismanin sonlarina dogru bir minnettarlikla birlikte "Bizi actin, bizi dinledin" li tesekkurle biten cumlelere donustu. "Toplum icinde ilk kez konusuruz ama. Alisik degilim. Kimse bizi dinlemez ki ... Ne konusucagim, abuk sabuk." Baslangicta sinifta guclukle duyulan sesler, giderek yukseldi. Hatta tek tek, ozel olarak benimle konusmak istediler. Bir yanda "Sesimizi kimseye vermezsin demi?" (Calismanin izin verilen bolumlerinde teyp kullandim.) Basimiza birsey gelmesin korkusu. Bir yandan da "Bastakiler sesimizi duysa, halimizden bilseler ..." ikilemi vardi. Ozellikle, ozel konusma isteklerinde daha belirgin olmak uzere tum konusmalarin iceriklerinde yardim alma, yardima ulasma yolunu bulabilme istegi hep vardi. Bir baska boyutta ise onemsendiklerini gormek, birilerinin onlari dinlemeye deger bulmasi ve konusarak bana yardimda bulunduklarini bilmek onlari mutlu ediyordu.

Fatma, "Hukumet birazcik garibanlardan haberdar olsa. Bir sesimizi Duyurabilsek ... Basta olanlar oy zamani kapi kapi dolasmayi biliyorlar. Simdi de gelsinler halkin bir halini sorsunlar. Oraya gecip de efendim su partiydi, bu partiydi. Onlarin aldigi maas 1,5-2 milyar, agliyorlar. Onlar agliyorlar. Bir de gariban halki gorsunler. Bizi gorsunler, yani cok zor durumda halkimiz, bunu neden gormuyorlar?" Ardindan "Sekercim, sakin sesimizi kimseye verme.

Altin, "Halkin sessizliginden olmuyor. Sabirdan, sogan ekmek yiyor, yavan ekmek yiyor. Ama hukumetimize karsi gelmiyor. Milletimiz cok ac. Duyurmamiz lazim. Cekiniyoruz."

Gullu, "Gidemiyoruz. Yol, iz bilmedigimiz icin gidemiyoruz. Meclise de gitsek kapici bile kapidan koymaz. Derdimizi arz etmeye gitsek de ... Biz getirdik, biz oturttuk o baslara, o mevkilere bizler getirdik."

Rahime, "Biz artik yasamiyoruz. Artik yasayanlar konussun."

Gullu, "Onlar tok. Acin halinden nasil anliyor. Basbakan (...)'nin boynu altina gelsin."

Arife, "Cocugu olmayan bilmez. Onlarin cocugu yok anlamazlar."

Elif, "Bizi boyle actigin icin tesekkurler."

Neriman, "Kriz varliklilari yoksul etti. Yoksullari da daha batirdi. Buna da sukur."

Fatma, "Sekiz--on ekmek alanlari gorup buna da sukrediyoruz. Ben yine kendi halime sukretmek durumunda kaliyorum. Ben bir ekmekle idare edebiliyorum. Imkanim olsa yardim etmek istiyorum. Ancak kendimizi ceviriyorum. Idare ediyorum."

Rahime, "Biz bu kadarini gorduk. Bizden sonra gelenler hic gormeyecek."

Fatma K., "Saglikli olmak ve calismaktan dolayi sukrediyorum."

Makbule, "Sigortamiz neyimiz yok. Bizim Allah'imiz var." ISten ayrilmak zorunda kalan Makbule tacize ugradigini esine soylemiyor. Toplum Merkezinde bizlerle paylasti. Diger kadinlar onu takdirle karsiladi, hakkini savundugu icin. Uzgundu ama, yine de sukretti. "Simdiyece nasil gecinmissek, simdi de oyle yaparik. Allah buyuktur."

Necibe, "Hazirlari bitirdik. Golun dibine indik. Dibinden siyaracagiz diye parmaklarimiz aciyo amma. Bundan sonra nasil olacagimizi Allah bilir ... Daha kotuye gidecegiz herhalde. Bugunleri arayacagiz herhalde. Bunlar kotu gunler diyoruz ama, en guzel gunlerimizmis."

Dinin, dunyaya katlanma, yoksulluktan kaynaklanan celbkileri yumusatma ve yatistirma etkisi yaninda "Allah, sevdigi kula eziyet edermis." anlayisi icinde durumu kabullenis, sukredis belki yasamlarini kolaylastiriyor kadinlarin. Bir yandan da "Kimselere yardim edemiyoruz, ne bu dunyayi kurtardik, ne de otekini ..." sersenisleri eksik olmuyor.

7. Gecinme Stratejileri

Yoksullarin, yoksulluk karsisinda iki tur tepkileri var: isyan etmek ve basa cikmaya calismak. Gecinme stratejilerini, basa cikma tepkisi icinde degerlendirebiliriz. Senses bu stratejileri dort ana baslik altinda toplamaktadir:

1. Gecimlik etkinliklere yonelme (gida uretmek, yakacak toplamak vb.) ve sosyal dayanisma orgutleri kurma.

2. Tasarruf (ogun sayisini azaltma, daha ucuz mal ve hizmetler satin alma, cocuklari okula gondermeme gibi.)

3. Hanenin buyuklugu ve bilesimini degistirerek olcek ekonomilerinden yararlanma (birden fazla ailenin birlikte oturmasi).

4. Ailede daha fazla bireyin isgucune katilmasi (kadin ve cocuklarin calismaya baslamasi) (2001, 247-250).

5. Ucret disi kaynaklari artirma (Almanya'daki akrabalarin para gondermesi vb.) ve giderleri azaltma cabalarina isaret ediyor (Kalaycioglu ve Tilic, 2000).

Fetanet, "Boyle giderse birlikte oturmayi dusunuyoruz."

Necibe, "Bes cocugum var. Biri Ankara Universitesi'nde memur. Rektorlukte ... Ikiyuzseksen milyon maas, evi de 175 milyon kira. Esinin dogru durust isi yok. Otobus firmasinda calisiyordu garda. Bu kriz iflas ettirdi. O da issiz kaldi. Bir de cocugu var. Ikiyuzseksen milyon neye yeter. Neyse, cocugun bakimini biz ustlendik. Onlar kendini idare etsin."

Rahime, "Ekmek kuyrugunda bekliyorum. Karnimin dikisiyle. Karda kista. Evde de yapmisim daha zarar. Kar edeyim derken. Hepsini aliyorsun. Koyden bir ek gelirin olmadigi icin biz daha zarar durumdayiz."

Samahat, "Ev islerine gittim. Baktim cocuklar cok perisan, onlari perisan etmek istemedim. Evde nakis, dikis yaptim. Onlar bizim gelecegimiz."

Hurriyet, "Yerine gore ekmek, sogan yiyebiliyorsun. Eve katki olsun diye ekmek, bazlama yapabiliyorum. Ecik katki olsun diye. Kendim arada is bulursam, ev isine gidiyorum. Cocuklar icin katlaniyorum. Yirmibes milyona gidiyorum bulursam. Kapicilik yapiyordum biraktim. Herkesin agiz kokusunu cekmek istemedim. Elektrik, su parasi geliyor yuklen. Uc bebe okutuyorum. Kiz lisede. Allah cumlemize yardim etsin."

Fatma, "Elimden gelmedik meslek yok. Oya oruyorum ama, kimseye satamiyorum. Evimde yorgan dikiyorum ama, millet kirgin alan yok. Hep kendi gucumuzle, cabamizla yasiyoruz."

Arife, "El isi yaparak evime destek olmaya cabaliyorum."

Ayse'nin uc cocugu var. Okula devam ediyorlar. Kocasi belediyede temizlik iscisi. "Ikiyuz milyon maas. Durumumuz cok kotu. Kirada oturuyoruz. Uc aydir kira borcumuz var. Tek maas. En azindan kiraya yardimci olmak istiyorum." Oldukca hos bir hanim olan Ayse'nin esi calismasina izin vermiyor. Alti aydir esini ikna etmeye calisiyor.

Fatma K., "Her seyi yapabilirim. Ben kendime ev yaptim. Gecekondu yerini annemin kucuk altinlariyla aldim. Gecekondu sokuluyordu, enkaz topladim. Apartmandan yardim ettiler her yonden. Elektrik, su, telefon her sey var ... Kendim hallettim, sonra yardimci olmadi. Dayak, cok yedim. Ev yapildiktan sonra cok sevindi. Sikayet edecegim, derdi. Bizim oralarda dover, sover o adet devam ediyor. Simdi iyi oldu. Insallah icmez daha ..."

Makbule, 3 senedir esi isten ayrilmis. Televizyon tamircisi. Is buldukca calisiyor. Makbule evde elisi yapip satiyor, ama bu yil yaptigi havlular da satilmamis kizin ceyizine koymus. "Komsularla seker gunu yapiyorum. Iki senedir. Bir cuval seker, 58 milyon, her zaman kullanirsin."

Kamile, "Evde oya yaptim. Patik yelek ordum."

Makbule, "Kisin komur alamadik. Bu sene cok zorluk cektik battaniyenin altinda."

Neriman, "Zaman zaman evde cocuk baktim."

Gullu, "On uc senedir ev isine gidiyorum. Cumartesi-Pazar haric ayni eve. Esim de calistigi icin idare ediyoruz."

Fatma, "Yuzaltmis milyon maas. Sorumluluk tasiyorum."

Hanim, "Bizim koyde, Gumushane'nin koyu Siran'da, 5 gelin var. Yetmis-seksen yasinda ihtiyar erkekler 12 yasinda kizlari 12 milyar verip ahyo. Inan olsun."

8. Yoksulluk--Kadin Politikalari ve Sosyal Hizmetler

Tanzimat"tan beri surdurulen modernlesmeci politikalar, kadinlarin uzerindeki gorev ve sorumluluklari birkac kat artirmistir. Modernlesme, 'ataerki'nin donusmesine ve yeniden bicimlenmesine neden olmustur (Pateman, akt. Kandiyoti, 1997, 110).

Bin dokuz yuz seksenli yillar kadinlarin toplumsal rollerini sorguladiklan yeni donemin baslangicidir. Resmi ideolojinin bictigi 'Cumhuriyet Kizi' modernlesmenin tam da cumhuriyet elitinin ongordugu bicimde gerceklesmedi. Daha onemlisi cumhuriyet kizi, bir baska deyisle kentli, orta ve ust siniftan egitimli 'Beyaz Turk' kadinlarin disinda kalanlar, kendileri icin yeni kimlik ve roller aramaya basladilar. Ancak bu rol, sag ve sol hareketin icinde 'baci' rolunun otesine gecememistir. Yine bu yillarda yukselen feminist hareket 'bagimsizlik bilincleri' gelistirmeye calistiklari, kadinlik ve erkeklik rollerinin, ataerkil duzenin sorgulanmasi ile gundeme geldi. Bin dokuz yuz doksanli yillara kadar 'kiz kardeslik' ruhu ile eylemlerini surduren Cumhuriyetin asil kizlari arasinda Islami ve Kurt hareketin etkisiyle kopmalar basladi. Kiz kardeslik utopyasinin kirilisi, ayni zamanda feminist hareketin de basarisizligidir. Ayni cinsten olmak bu genis cografyada bizleri kardes kilamiyor.

Hala feminist hareketin gozden kacirdigi kardesler arasindaki 'uzaklik' sorgulanmiyor. Yeni politikalar olusturulamiyor. Uzakligi burada bir kac anlamda kullaniyorum: Mekansal uzaklik, (9) gorme uzakligi (yukaridan bakis), sinifsal uzaklik, eylemsel uzaklik. Iste kadin yoksullugu tam da bu uzakligin odagina oturuyor. Bu nedenlerle kiz kardeslik utopyaydi. Feminist hareketin durusu ile ataerkil duzenin erkleri, eylemleri farkli olmakla birlikte yoksulluk/yoksul kadin uzerinde kurduklari iliski tarzi ayniydi: ezen- ezilen, yoneten-yonetilen, asagi-yukar, gibi ...

Modernlesme projenin neferleri kadinlar, 80'li yillara gelindiginde hatta 90'li yillarda projenin iflasinin temel gostergeleri arasinda yer aldilar. Kamusal alandaki rolleri bakimindan Feminist hareketle birlikte kadinin guclendirilmesine yonelik projeler, kadinlarin yollarini acarken Ataturk'un deyimiyle "Bir millet kadin ve erkek bir arada yururse buyur." anlayisini bir turlu yakalamaya muvaffak olamamistir. Ne Cumhuriyet'in ilk yillarinda ne de bugun. Bugun uygulanan kadin politikalari, kadini guclendirmek adina erkegi yok etmek uzerine kuruldu. Ozellikle sivil toplum orgutlerinin bir baska deyisle 'yardim' amacli kurulmus tum kadin dernekleri ve vakiflar basta olmak uzere kurulan orgutlenmeler, hedef kitle olarak kadinlari secmis bulunuyor. Kadinlara karsi olumlu ayrimcilik ilkesiyle vucut bulan bu calismalar, yillar ilerledikce kadinlar, guclendirirken, zaten yoksullukla birlikte erkini yitiren erkecji yok sayarak toplumla butunlesmesini engellerken, aile icinde de giderek yok olmasina neden olmaktadir.

Kadin guclendirilirken tek iktidari kullanma bicimini erkekten ogrendigi gibi erkek egemen soylemin tutum ve davranislariyla aileye hukmeder konuma gelmistir.

"'Evrensel erkek' diye bir sey yok; ama erkek olmak her yerde, su performans olcutlerine dayanir ... dolleyen- koruyan- gecindiren..." (Gilmore, akt. Nagel, 2000, 64). Iste bu noktada sivil toplum orgutleriyle iletisimde bulunan bir baska deyisle kamusal hayata cikan kadin, bu gorevleri devsiriyor.

Bugun basta SHCEK ve ozelde toplum merkezlerinin hedef kitlesi, kentlerin kaynaklara ulasada gucluk ceken ve dezavantajli konumdaki yorelerde yasayan oncelikle kadin, cocuk, genc ve ozurludur (www.shcek.gov.tr). Bircok sivil toplum orgutu, kadin odakli calismaktadir. Gonullu calisanlarin da cogunlukla kadin olmasi nedeniyle kadin sorunlarina duyarlilik artmaktadir. Ozellikle yoksul kesimde kadinlar guclendirilirken, kadin bir sekilde kamusal hayatta var olurken ya da kamusal orgutlerden yararlanirken, erkege yonelik hicbir hizmet bulunmuyor. Daha once kadin adina yasanan tersine surec, erkek adina yasanmaya basliyor. Ailede degisim birlikte olmalidir. Eslerden birinin hizla degisimi digerinin ayni noktada kalmasi catisma yaratir. Aileyi olusturan bireyleri esit kilamazsaniz, bir sekilde bireylerin birbirine tahakkumu soz konusu olur. Bu tespit de hem feminist hareketin hem de devletin kadin politikasinin iflasidir.

Payne, sosyal hizmetin (sosyal calisma) uc amaci kapsadigini savunur: etkili onleyici hizmetler, guclendirmek ve sosyal donusum (akt. Thompson, 2002, 178). Ancak, Turkiye'de bu alanda temel orgutlenme olan Sosyal Hizmetler ve Cocuk Esirgeme Kurumunu'nun yoksullugu onlemeye ya da hafifletmeye yonelik (cocuk ve genclik merkezleri disinda) politika ve hizmet ureten birimi bulunmamaktadir. Ancak toplum merkezlerinin orgutlenmesiyle cok yonlu egitim programlari okumayazmadan insan haklari egitimine; geleneksel dikis, nakis kurslarindan konfeksiyona kadar verilen dersler araciligiyla kadinlarin kendilerini daha guclu, oz guvenli hissettikleri, ufuklarinin acildigi gorulmektedir. Bu egitimler, kadinlarin basta cocuklari ile iletisimleri olmak uzere, sorunlara bakisini degistirmektedir.

Kadinlar icin toplum merkezi, artik cocuklarin yaninda tutunma araclarindan biridir. Kadinlar, kendilerindeki degisimi soyle ifade ediyorlar: Rahime, "Evimde bulamadigim huzuru okulda bulurum ogretmenim." Makbule, "Ilk kez kendim icin bir sey yapiyorum. Kendi ogretmenim, sinifim, kitabim var." Arife, "Siddete ugrayinca nasil davranilacagini, kime basvurulacagini ogrendim." Fatma, "Toplumda konusmayi ogrendim." Birgul, "Kendime guvenim artti. Kadin haklarinin var oldugunu ogrendim 50 yasinda." Guldane, "Kadina siddeti ogrendik. Ekonomik, duygusal siddetin farkina vardik. Calisan kadinlarin sorunlari oldugunu ogrendik." Fatma K., "Kiz cocuk dogurmanin kendi sucum olmadigini ogrendim. Gidip esime soyledim, bana guldu." Basta toplum merkezleri kanaliyla guclendirilen kadinlar, ayaklari uzerinde durmayi ogrenirken, erkegin yok olusunun ilk izleri gorulmeye baslar. Genel bir tespit olarak erkeklerin endsesi hatta kadinlarin genel gorusleri, toplum merkezinden egitim alan kadinarin eslerini ya da evlerini terk edeceklerine yonelik yaygin kani, tersine isleyerek erkeklerin evini terk etmesine yol acti. Ancak bu konuya iliskin, istatistiksel anlamda bile kayit bulunmuyor. Hep donecek umidiyle polise basvuru bile yapilmiyor. Bu baglamda erkege yonelik olarak hazirlanan tek proje, ACEV'in baba egitimi programi ise, egitici bulunamadigindan dolayi uygulanamiyor.

Projenin ikinci cikmazi, kadin guclenirken bir yandan da 'dunyanin katiri' (Kadioglu, 2001) rolune bir kez daha soyunmak durumunda birakilmasidir.

Sonuc Yerine

Yoksulluk, dillendiren icin de soran (arastiran) icin de oldukca zorlu bir surec. Neden zor? Ilki, yasadiginiz duygu yogunlugu yuzunden ne kadar mesafeli durmaya Calisirsaniz calisin bu kilifiniz ya da zirhiniz kirilmaya mahkum. Ikincisi, tum yaptiginiz tespitler, bir amaca ulasmak icin yola cikis noktaniz 'yoksullugu' tanimlamaktan her yeni gun uzaklasmaktadir. Cunku, oyle bir surec ki yasanan istirabi, aciyi, ezilmisligi, caresizligi tanimlamaniz mumkun degil. Objektifliginiz, gozlemleriniz ve size aktarilanlarla sinirli. Bu nedenle yoksulluk calismalari bize bazi ip uclari vermekten oteye gidemez.

Gorusulen kisilerin son derece sinirli kaynaklara sahip olmalari hatta seceneksiz durumda olmalari, yukarida bahsedilen 'gecinme stratejilerinin' bile kullaniminin mumkun olmadigi son zamanlarda yapilan alan arastirmalariyla somutlasiyor (Ertas ve Ozkan 2000, Erdogan, 2002). Artik gecinme stratejisi yerine 'hayatta kalma' stratejilerinin uygulanmaya calisildigini soylemek mumkundur. Gecinme stratejileri, kadin uzerinden kurulur ve kadin tarafindan uygulanir. Bu dogrultuda;

* Evde gida uretmek artik imkansiz hale gelmis. Koyden erzak gelmemesi evin bahcesinde uretim yapilamamasi nedeniyle yapilan uretim karli degil ya da yeterince tasarruf saglamiyor. Ustelik kadinin daha fazla yorulmasma neden oluyor.

* Bunun yaninda yakacak toplamak, insaat bolgeleri disinda mumkun gorunmuyor.

* Yasam bolgesinde tuketim cok fazla degil bu nedenle artiklar 'oteki'nin yasamini yeniden uretmesine destek saglamiyor.

* En onemli gecinme stratejisi olarak ogun atlamak, kadinlarin daha az porsiyon yemeleri veya artanlari yemeleri ya da minimum gidayla yasami surdurmektir. Ancak uzun donemli ogun atlamalar bedeni gittikce zayif kilmakta, bagisiklik sistemindeki bozukluklarin yani sira psikosomatik hastaliklara neden olmaktadir. Buna doktora gidememe, yesil karta sahipse bile hastalgini ogrendikten sonra tedaviden mahrum kalma eklenmektedir. Kistirilmisligin boyutlari giderek katlanilmaz hale gelmektedir. Bu arastirmada gorusulen bir kadin disinda (onun da kokeni ve yasam kosullari oldukca iyiydi) tumu depresyon nedeniyle tedavi gormektedirler. Bu kadinlar en az bir kez yatarak tedavi gormusler. Yine zaman zaman kronik krize girip yatarak tedavi olmalari gerektigini belirttiler. Kadinlarin tumu, antidepresan ve alabildikleri takdirde, agri kesici ilaclar kullanmaktadirlar.

* Uzun uykular, hem ogun atlama acisindan hem de kisin soguktan az etkilenmek icin basvurulan yontemlerden biridir.

* Aileler son care olarak genis aileye donerek yasamlarinis surdurebilmenin yeni yontemlerini ariyorlar. Kiz ya da erkek cocuklarla birlikte oturmak, torun bakimini ustlenmek yeni stratejiler arasindadir. Birlikte oturmanin ne kadar sikintili oldugunu bilerek: "Ev evin ustunde olmaz amma ..."

Gecinme degil, yasam stratejileri olarak gelisen bu stratejilerinin yanisira bir sekilde zaman zaman zorlayarak, israra davranarak;

* Akrabalardan maddi yardim alma, kullanilmis giysi, ev esyasi ve gida yardimi alma, Ramazan ayinda fitre ve zekat toplamak.

* Gecinme stratejisi icinde dikkate deger maddi bir katkisi yok ama basvurulan diger yontemler de soyle siralanabilir:

* Camasir suyunu biriktirip yerleri silme veya tuvalet temizligs icin kullanma, komsularla ayni camasir suyunu kullanma,

* Ekmeklerin bayatlatilarak yenmesi ve paylasimi.

* Arastirmacinin baska bir gecinme stratejisi olarak tanimladigi 'idare etme sanati' (11) yapilan bircok isin, erkekten gizli yapilmasi islemidir. Kadinlar, ister bir kurumdan yardim almak olsun, isterse bir eve temizlige, doktora, ozellikle de psikiyatriste giderken ya da okuma-yazma kursuna gelirken olsun erkekten, 'evin reisinden' gizli yapiyorlar. Bu durum baskaldirma, pasif isyan olmaktan cok her seye ragmen erkegin 'basinda olmasi istegi', "ailenin devamliliginin korunmasi" olarak degerlendirilebilir. Ancak oyle bir ikilem ki kadin kendisini bu ikilemin icinde sikistrip boguyor. Yogun stres altindaki yasamlari, bu tarz idare etmelerle gerilimini giderek artiriyor.

Diger arastirmalarda cocuklarin okula gonderilmemesi, tasarruf yontemleri arasinda sayilmaktadir. Ancak benim arastirmamda, cocuklarin okuldan cekilmesi en son dusunulmekte ve en cok da okullasmanin devami icin direnme dikkat cekmektedir. Cocuklar gelecegin tum umutlari, devlet kapisinda birer 'memur' olma arzulari hala en buyuk hayal olarak belirtiliyor. Safaktepe'nin cografi konumu, Cebeci ve Mamak semtlerinde cesitli turlerdeki okullarin bulunmasi ve yurunebilir mesafede olmasi okullasma suresini uzatan onemli etkenler arasinda sayilabilir.

Cocuklarin okula devamlarini saglanmasinda kamu ve sivil toplum orgutleri tarafindan verilen cesitli burslar var. Bu kaynaklara ulasmak oldukca zor bir surec. Anne okuma yazma bilmiyor, baba bilse de umursamiyor. Kadm bir sekilde kaynaklara ulassa gerekli evraklari tamamlayamiyor. Sosyal hizmet uzmani, kaynaklara ulasmada ve kaynaklarin uygun kisilere gitmesinde etkin rol oynuyor. Ancak toplum merkezlerinin yeni orgutlenmeleri ve kurumlarin cok genis bir yelpazade hizmet vermek uzere kurulmus olmalari, islevin yonetici insiyatifine birakilmasi, personel sayisindaki yetersizlik ve kurumun islevini yerine getirmesini saglayacak finansal kaynagin olmamasi hizmeti buyuk olcude engellemektedir. Ornegin, danisanin yardim alabilmesi veya cesitli kurumlara basvurabilmesi icin oncelikle nufus cuzdanina sahip olmasi gerekiyor. Cuzdani cikartmak icin ilgili nufus mudurlugune gitmek, yol parasi basvuru evrak parasi, fotograf cektirme vb. harcamalarin yapilmasi gerekiyor. Kurumun bunu cozebilecek finansal kaynagi bulunmuyor.

Ekonomik daralmayla birlikte erkeklerin hareket kabiliyetleri giderek kuculdu. Enformal sektordeki kisitli olanaklar da kadina donuktu ya da cinsiyet rolleri acisindan bu yonde degerlendirildi. Gecinme stratejileri baglaminda kadinlarin rolu enformel toplumsal aglarin yeniden ve yeniden uretilmesiyle iliskilidir. Bu kapsamda ailenin/hanenin gecimi sadece nakit gelire degil, buyuk olcude kadinlar tarafindan ulasilabilir kilinan pek cok kaynaga isaret eder (bk. Ecevit, 2001; Bora, 2002).

Yoksullugun kirilmasindaki en onemli noktalardan biri, okur yazarligin artirilmasidir. Dunya degisiyor, bireysel istekler, beklentiler artiyor. Bugun temizlik sirketleri bile lise mezunlarini istihdam ediyor. Anneler, goreceli olarak daha iyi egitimli kisilerin cocuklarinin bakimini ustlenmesini tercih ediyor. Kadinlarin bu nitelikten yoksun olmalari giderek enformai sektorde de istihdam disi kalabileceklerini gostermektedir. Bu nedenlerle ACEV'in yetiskinlere yonelik okuma-yazma egitimlerinin yani sira merkezde verilen insan haklari egitimi, anne-cocuk egitimi, mahalle anneligi egitimleri kadinlarin istihdamlarinin surulebilmesi acisindan oldukca onemlidir. Hedef kitle icin ozel hazirlandigindan icerik zenginligi ve yasami kolaylastirmaya yonelik olmasi nedeniyle kadinlara katkisi oldukca yuksektir.

Baska bir ekonomik katman da ekonomik duzendeki gerileme nedeniyle eve kadin almanin ya sikligi degisiyor ya da tamamen alinmaktan vazgecilyor (Baska bir gecinme stratejisi). Ozellikle evde calisma hicbir sosyal guvenlik semsiyesi altinda bulunmamasi nedeniyle giderek cazibesini yitiriyor. Artik temizlik sirketleri, sosyal guvenlikleri nedeniyle tercih edilir durumda. Tabii sirketler de baska bir gecinme stratejisi uyguluyorlar. Duzenli araliklarla iscileri ayrilmis gibi gosterip sigorta primlerini yatirmayarak

Basta SHCEK'in ve sivil toplum orgutlerinin yoksullugu onlemeye veya hafifletmeye donuk uzun erimli, planli politikalari bulunmuyor. Cozumler gunu kurtarmak uzere kuruludur. Yoksulluk, tek yanli bakis acisina sigdirilamayacak kadar cok boyutludur. Yoksulluk, degisik yerlerde, nedenleri, boyutlari, turleri ve profili acisindan buyuk cesitlilik gosteren ve bir kisiden bir baska kisiye farkli anlamlar tasiyabilen, farkli nedenlerden kaynaklanabilen ve farkli cozum yollari gerektiren bir durumdur (Senses, 2001, 316). Merkezlerin topluma etkisi cok buyuktur (Cantek, 2000; Bora 2002). Bununla birlikte, toplum merkezleri ilk etapta yoksullugu cozumleme yetisine sahip degildir. Ancak 'biricik oykuler' uzerinden cozumler ureterek aile icinde iletisimin saglanmasi, catismanin en aza indirilmesi ile daha yasanabilir hayatlar kurabilme yetenegini kazandirabilecek hizmeti vermektedir. Bu nedenle, toplum merkezleri yayginlastirilmalidir. Mutlaka hedef gruplari genisletilerek erkekler de dahil edilmelidir.

Konuya iliskin oncelikle tespitlerin yapilmasa arastirmacilara duserken, neo-liberal politikalarin iflasi gerceginden hareketle yeni ekonomik politikalarin politika yapicilara dustugune isaret etmek gerek. Yeni hukumetin oncelikli politikalari arasinda yoksulluk ve sosyal hizmetler yer almalidir.

Ve tum calisma boyunca, belki bir yeni gecinme stratejisi olarak one surebilecek yol kadinlarin yardim alabilmek icin arastirmaci ile ya da yardim alabilecegini dusundugu kisi ya da kurumlarla kurdugu iliski ve bu iliskinin niteligi, bicimiydi. Bu iliskiyi Necmi Erdogan cok iyi tarifliyor. Erdogan, yoksulluk ve pornografi arasinda kurdugu iliskide su yorumu yapar:
 "Yoksul gosterimleri, porno filmler gibi mahrem olani gozler onune
 serer, izleyicisinin duygularini tahrik eder ... Biri sizi cinsel
 olarak uyarmak icin vardir; digeri vicdaninizi harekete gecirmek
 icin ... Her ikisi de 'ciplak' olarak sunulduklari iddia edilse de,
 hep bir 'eksiklik' hissi uyandirirlar. Ve pornodaki kadin da
 yoksullar da numara yapabilirler. Tum bunlar dusunuldugunde,
 yoksullar kadinlardir; cinsiyet olarak degilse bile, sembolik
 olarak." (Erdogan, 2002, 205).


Notes

(1) Yuzde beslik hane halki dagilimlari dikkate alindiginda Turkiye'de 1987 yili itibariyle hanelerin %15,27'sinin nufusun da %14,24'unun, 1995 yili itibariyle de hanelerin %17,27'sinin, nufusun ise %16,24'nun yoksul oldugu tespit edilmistir. Bu donemde yoksul sayisi yaklasik olarak 7,5 milyondan 10 milyona yukselmis ve yillik ortalama yoksulluk artisi %4.0 civarinda olmustur (Dumanli 2002, 40). DIE 1987-1994 yillarinda yapilan Hanehalki Gelir Dagilimi Anketi sonuclarina gore, nufusun en dusuk gelire sahip olan %20'si 1987 yilinda ulusal gelirin %5.24'unu alirken, 1994 yilinda bu oran %4.86'ya gerilemistir. En yuksek geliri elde eden nufusun %20'si ise ulusal gelirden aldigi payi 49.94'ten 54.88'e artmistir (Dagdemir, 2002, 1).

(2) Hurriyet, 26. 6. 2002.

(3) Radikal, 27. 10. 2002.

(4) Radikal, 28. 7. 2002.

(5) Toplum Merkezleri' hizli toplumsal degisme, kentlesme ve gocun yarattigi sorunlar dogrultusunda, bireylerin, gruplarin, ailelerin ve toplumun sorunlarla bas edebilmeleri ve bireylerin katilimci, uretken ve kendine yeterli hale gelmesi amaciyla koruyucu-onleyici, egitici-gelitirici, rehberlik ve rehabilite edici islevlerini, bir arada ve en kolay ulasilabilir bicimde, kamu kurum ve kuruslari, yerel yonetimler, universiteler, sivil toplum orgutleri ve gonulluler ile isbirligi ve es gudum icinde sunmakla gorevli ve yukumlu bulunan gunduzlu sosyal hizmet kuruluslaridir. 2828 Sayili Sosyal Hizmetler ve Cocuk Esirgeme Kurumu'nun 3. Maddesi geregince duzenlenen "Sosyal Hizmetler ve Cocuk Esirgeme Kurumu'na Bagli Toplum Merkezleri Yonetmeligi" 11.07.2000 tarih ve 24106 sayili Resmi Gazete'de yayimlanarak yururluge girmistir. Toplum merkezlerinin hizmet verdigi bolgeler oncelikle yogun goc alan bolgelerde, gecekondu bolgelerinde, kalkinmada oncelikli bolgelerde ve gereksinim duyulan diger bolgelerde hizmete acilir. Toplum merkezlerinin hedef kitlesi, kentlerin kaynaklara ulasmada gucluk ceken ve dezavantajli konumdaki yorelerde yasayan oncelikle kadin, cocuk, genc, ozurlu olmak uzere tum toplum kesimleridir. Toplum merkezlerinde yoksulluktan ve hizli kentlesmeden en cok etkilenen gruplar olan cocuk, genc ve kadinlar, oncelikli hizmet grubu olarak dusunulmektedir. Cunku bu gruplar toplumun bugununu ve yarinini etkileme gucune sahip bir kitledir. Bu gruplarin bilgi, beceri, egitim, inisiyatif gucu gibi niteliklerinin artirilmasi, ortaya cikma olasiligi olan pek cok sorunun onlenmesi anlamina gelmektedir. Gecekondu bolgeleri hizli nufus artisinin oldugu bolgeler olarak genc bir nufusa sahiptir. Bu nedenle cocuk ve genclerin oncelikli ele alinmasi onemlidir. Yoksulluk icinde ve dezavantajli kosullarda yasayan cocuklarin her yonde gelisimi risk altindadir. Cocuklara ve en yakin iliskide olan ve onlari yonlendiren annelere goturulen hizmetlerin icinde bulunduklari sorunlarin cozumunde, guclendirilmelerinde, toplum hayatina katiliminda ve haklarini ogrenmelerinde etkili olacak bicimde ve onlarla birlikte planlanmasi gerekmektedir (http://www.shcek.gov.tr).

(6) bk. Disiplinler arasi bir calisma icin: Ed. N. Erdogan (2002). Yoksulluk Halleri, Istanbul: Demokrasi Kitapligi Yayinevi.

(7) 'Toplumsal Degisme Yaratmanin Bir Araci Olarak Halkla Iliskiler Ve Toplumsal Yapi Icinde Kadinin Degisimi' baslikli doktora tez calismasinin kentle butunlesmeyi engelleyen unsurlarindan biri olarak kabul edilen yoksulluk bolumune iliskin sonuclarin bir degerlendirmesinden olusmaktadir.

(8) Onlari hicbir sekilde itham etmek istemiyorum. Bu kelime daha cok anlasilamayan, tanimlanamayan durumu ifade ediyor.

(9) Ocak, yoksulluk ve kent arasinda benzer bir iliski tarifler: Fiziksel uzaklik kentin yerlesik alanlari disinda kalacak bicimde uzaga yerlesmek ... yoksul mahallerinin etrafini cevreleyen yeni konutlarda yasayanlarin gecekonduda yasayanlara aciyarak ya da gorsel kirlilik olarak gorme bakis uzakligi ve fiziksel olarak kurulamayan ve ekonomik olmanin otesinde sosyal ve kulturel uzakliktir (2002, 94-95).

Kaynakca

Alcock- Mcmillan, Pete (1997). Understanding Poverty. 2 ed.

Bora, Aksu (2002). Olmayanin Nesini Idare Edeceksin?: Yoksulluk, Kadinlar ve Hane. Yoksulluk Halleri. Ed. N. Erdogan. Istanbul: Demokrasi Kitapligi Yayinevi.

Dagdemir, Ozcan (2002). Turkiye Ekonomisinde Yoksulluk Sorunu ve Yoksullugun Analizi: 1987-1994. Yoksullukla Mucadele Stratejileri. Ed. C.C. Aktan, Ankara: Hak-Is Konfederasyonu Yayini.

Cantek- Senol, Funda (2001). Fakir/haneler: Yoksullugun "ev hali". Toplum Bilim. 89,Yaz.

Dumanli, Recep (2002). Turkiye'de Yoksulluk Sorunu ve Boyutlari. Yoksullukla Mucadele Stratejileri. Ed. C.C. Aktan, Ankara: Hak-Is Konfederasyonu Yayini.

Ecevit, Yildiz (2001). Ekonomik Kriz, Yoksulluk ve Kadin Iliskisi, Toplumsal Cinsiyet Duyarli Bir Yaklasim Olmadan Kurulamaz, Ucan Haber, Ankara: Ucan Supurge Sayi: 12, Haziran.

Erdogan, Necmi (2002). Yok-sanma: Yoksulluk- Maduniyet ve "Fark Yaralari", Yoksulluk Halleri. Ed. N. Erdogan, Istanbul: Demokrasi Kitapligi Yayinevi.

Ertan, Ozkan (2000). Kentsel Yoksulluk ve Gecinme Stratejileri: Ankara Ornegi. ODTU Kentsel Politika Planlamasi ve Yerel Yonetimler Anabilim Dali, Ankara: ODTU.

Guvenc, Murat (2000). Istanbul'da Isyeri-statu Temelinde Segregasyon; 1990 Sayimi Uzerinde Iliskisel Cozumlemeler. TESEV, Kent Yoksullugu Seminerleri.

Insel, Ahmet (2001). Iki Yoksulluk Tanimi ve Bir Oneri. Toplum ve Bilim 89, Yaz.

Kalan, Ilknur (1998). Ailede Kadina Yonelik Siddet ve Hukuk Duzeni. 20. Yuzyilin Sonunda Kadinlar ve Gelecek. Ankara: TODAIE Yayini.

Kalaycioglu, Sibel ve Tilic- Rittersberger Helga (2000). Gundelikci Kadinlar. Su Yayinlari. Ankara.

Kandiyoti, Deniz (1997). Kimlik Kavrami ve Yetersizlikleri: Kadin ve Ulus. Cariyeler, Bacilar, Yurttaslar/Kimlik ve Toplumsal Donusumler icinde. Istanbul: Metis Yayinlari.

Nagel, Joane (2000). Erkeklik ve Milliyetcilik: Ulusun Insasinda Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik. Vatan Millet Kadinlar. Icinde. Der.A.G.Altinay. Iletisim Yayinlari: Istanbul.

Sumer, Neslihan (1998). Kultur, Yasa ve Aile Ici Siddet. 20. Yuzyilin Sonunda Kadinlar ve Gelecek. Ankara: TODAIE Yayini.

Senses, Fikret (2001). Kuresellesmenin Oteki Yuzu: Yoksulluk. Iletisim Yayinlari: Istanbul.

Turker, Yildirim. (2001 Kasim). Fakirlik Cirkinliktir. Radikal 2, 19.11.2001

Thompson, Neil (2002). Social Movements, Social Justice and Social Work. British Journal of Social Work (2002) 32, s. 711-722.

Ocak, Ersan (2002). Yoksulun Evi. Yoksulluk Halleri. Ed. N. Erdogan, Istanbul: Demokrasi Kitapligi Yayinevi.

Berrin Balay, ODTU-GISAM Gazi Universitesi, HIT Doktora ogrencisi, Odtu-gisam 06531 Ankara- Turkiye. e-posta: bbalay@metu.edu.tr
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2003 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

 Reader Opinion

Title:

Comment:



 

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Balay, Berrin
Publication:Kadin/Woman 2000
Date:Jun 1, 2003
Words:8937
Previous Article:Asur Ticaret Kolonileri Devrinde kadin/Women in the Assyrian Trade Colonial Period.
Next Article:Tarih Sayfalarinda Kadin / Historical Sources on Woman Studies/Sus dergisi ve Celal Sahir Erozan'in Turk kadininin sosyal ve siyasi konumuna yonelik...
Topics:



Related Articles
Kadin suclulugunu etkileyen bazi sosyolojik faktorler.
Kadin duyarligi acisindan sevinc cokum'un hikayeleri.
Modernlesmenin Esiginde Osmanli Kadinlari: (Ceviren: Necmiye Alpay), istanbul, Toplumsal Tarih Vakf, Yayinlari, 2000. (Kitap Tanitimi / Book Reviews).
Koker, Eser--Yamaner, Guzin--Sahin, Ozlem--Gogus--Tan, Mine--Atakul, Sati--Ulker-Al, Gulsen--Ildan-Ciftci, Menekse Aydin, Cigdem K.--Saner-Kaan,...
Dogu Akdeniz Universitesi Kadin Arastirmalari ve Egitimi Merkezi KADIN/ WOMAN 2000.
Tanzimat donemi Turk romaninda kadin uzerine bir degerlendirme.
Tarih Sayfalarinda Kadin / Historical Sources on Woman Studies/Sus dergisi ve Celal Sahir Erozan'in Turk kadininin sosyal ve siyasi konumuna yonelik...
5. Avrupa Feminist Arastirmalar Konferansi (5th European Feminist Research Conference Gender and Power in the New Europe)'nin ve Nordik Universite...
Dostoglu, Neslihan Turkun; Erkaslan, Ozlem. Erdogdu; Ozguren, Yekta & Kayasu, Serap, Mimarlik ve Kadin Kimligi.
The tradition of justice seeking of women on the sexual crimes against women in the Ottoman countryside/Osmanli tasrasinda kadinlara yonelik cinsel...

Terms of use | Copyright © 2014 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters