Printer Friendly
The Free Library
19,604,530 articles and books
Member login
User name  
Password 
 
Join us Forgot password?

Aysen Akpinar, Gonul Bakay, Handan Dedehayir (Der.) (2010). Kadin ve Mekan. Tutsaklik mi? Sultanlik mi?


Aysen Akpinar, Gonul Bakay, Handan Dedehayir (Der.) (2010). Kadin ve Mekan. Tutsaklik mi? Sultanlik mi? (384 sayfa) Istanbul:Turkuvaz Kitap ISBN:6055596170

Mekan icinde Kadin ve Kadinin Mekani

Giris

Sosyal bilimlerde "mekan" tartismasi genelde "zaman" kavramiyla karsilastirilarak yapilir. Bu karsilastirma ayni zamanda cografya ile tarihsellik karsitligidir. Bu konudaki ortak gorus mekanin 20. yuzyila kadar zaman karsisinda ikinci planda kaldigi, felsefi problemler ile toplumsal sureclerin agirlikli olarak tarihsellik baglaminda, yani zaman olgusu cercevesinde ele alindigi yonundedir. Mekanin sosyal bilimlerde yukselisini en iyi anlatanlardan biri sayilan Edward Soja (1989) mekanin bu ikincil konumunun 20. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren ozellikle Marxist teorisyenler tarafindan domine edilen mekan tartismasiyla birlikte degistigini ifade eder. Mekan boylece yalnizca cografya, mimarlik, sehir planlamaciligi gibi yer/mekanla dogrudan baglantili bilimler degil, fakat ayni zamanda felsefe, sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi diger sosyal alanlarin da ilgi alanina giren bir olgu olmaya baslamistir. Smith'in (1984:4) ifadesiyle mekan, gercekligin temel koordinatlarindan biri haline gelmistir.

1980'lerden itibaren yukselen feminizm tartismalariyla birlikte Turkiye'de kadin uzerine yapilan calismalar, ozellikle artan sayida kadin akademisyenin bu alandaki cabalari neticesinde artmis ve cesitlenmistir. Bugun kadin uzerine yapilan arastirmalarin sosyal alandan, kulturel alana, ekonomiden, siyasal alana dek kadinin hem gundelik yasam icindeki konumu hem de kamusal alandaki gorunumu gibi toplumsal yapiya iliskin cinsiyet tartismalarinin bir hayli zenginlik kazandigi gorulmektedir.

Kadin calismalari konusunda yeni sayilabilecek alanlardan biri de kadin ve mekan tartismasidir. Uretilen, donusturulen, anlam kazandirilan, kimlik kazanan, fakat ayni zamanda kimlik kazandiran mekanin cinsiyet baglaminda analizi ve bu analizde kadinin ayrisan duyarliligi bu tartisma baglaminda ele alinabilecek konulardan bazilaridir.

Aysen Akpinar, Gonul Bakay ve Handan Dedehayir'in derledigi Kadin ve Mekan, Tutsaklik mi? Sultanlik mi? kitabi, hem kadin calismalari hem de mekan sosyolojisi alanlarini ilgilendiren, fakat mekan ile kadin olgusunu bir araya getirmesi bakimindan Turkiye'de yayimlanmis baslica eserlerden birisi olma ozelligi tasiyor. Farkli alanlardan akademisyen ile diger profesyonel mesleklerde calisan yazarin kaleme aldigi, toplam otuz makalenin yer aldigi kitapta kadin ve mekan tarihsellik, gelenek, modernlesme, gundelik yasam gibi farkli konularda inceleniyor.

Aydin Boysan'in cesitli kulturlerde ve bilinen farkli isimlerin kadin ve erkeklere iliskin cesitli ozdeyis ve sozlerinin bir komposizyonda toplandigi oldukca ilgi cekici bir onsozuyle baslayan kitaptaki makaleler, "yoktan var eden kadinlar", "mekanin sinirladigi kadinlar" ve "kadin hallerinden yansimalar" seklinde uc ana baslik altinda toplanmakta.

Kadinin Baslica Mekani: Ev

Kitapta yer abn makalelerin onemli bir kismi toplumsal cinsiyet baglaminda bir mekan olarak ev olgusu uzerinde yogunlasmakta. Birincil islevi barinma olan ev, ayni zamanda kisinin, ailenin ortak hafizasini olusturan, bunu koruyan, ayni zamanda kimligini de sekillendiren bir mekan haline gelir. Benjamin'in "bir mekanda yasamak orada izler birakmaktir" sozu zaman icerisinde yasanibn mekanin kimliksel bir geri donus sagbdigini ozlu bicimde ifade eder. Mimar Erincik Edgu de makalesinde (72-79)mekanin sosyallik uzerindeki geri donusunu Winston Churcill'in bir sozuyle aktarir: "Once biz binabrimizi bicimlendiririz, sonra da binabr bizi" (72).

Barinagin otesinde evin diger islevlerini Edgu, Hummon'dan (1984) yaptigi bir alintiyla orneklendirir.
   Hummon'a gore evler, sinirlari belirleyen duygulari, dusunce
   yapisini ve sosyal surecleri ifade eden, ayrica fiziksel barinak
   olusturdugu gibi kulturel islevleri de yerine getiren ortamlari
   saglayan, anlamli sosyal ve kulturel objelerdir. Ornegin evler
   kendi ic duzenlerinden olusturduklari sehir olcegindeki cevrelere
   kadar insan yasamini, insan davranislarini ve toplum duzenini
   etkileyecek guce sahiptir. Evler bireylerin kisisel basarilarini,
   dunya goruslerini yansitan ve yasam dongusu surecinde gerek duydugu
   molalari verebilecegi bir duraktir.

   Bir durak olmalarinin yaninda evler diger evlerle birlikte kentin
   dokusunu olustururlar. Boylece sokaklar ve bu sokaklarda yasamlar,
   paylasimlar, sokaklardan da mahalle ve elbette mahalle kulturu
   dogar (73).


Edgu evlerin diger evlerle olusturdugu bu dokuya dikkat ceker;
   Oysa evlerimiz kendilerine atfedilen bu ulvi ozelliklerine ragmen,
   tek baslarina ilginc degildirler. Ancak bir arada olduklari zaman,
   yani bir sokak, bir meydan etrafinda sosyal ortam yarattiklari,
   yasam cevresi olusturduklari zaman, devreye giren kulturel
   artalanlarin etkisinde ilginclesmeye baslarlar (73).


Kitapta yer alan diger makalelerin onemli bir kismi evin kadin icin basat mekanlardan biri oldugu tartismasi baglaminda ele alinmakta. Yapilan tartismalardan anlasiliyor ki ev, kadin icin baslica mekanlardan biri oldugu kadar, sinirlayici/kapatici bir nitelik tasimasi acisindan da oldukca tartismali bir kavram.

Tarihsellik icinde bakildiginda ev disil bir ozellik tasimistir. Yuva gibi, ev ve duzeni kadinla iliskilendirilm istir. Bir bakima o kadin icin "dogal" bir mekandir. Bu durum muhtemeldir ki yerlesik hayatla baslamis ve gunumuze dek surmustur. Ornegin, Cakir (138), evin antik donemden itibaren kadin icin ozel bir alan oldugu savini Sennett'ten yaptigi su alintiyla aktarir:

Kamusal/ozel alan ayrimi Eski Yunan dusuncesinden ve onun polis (kamusal alan) ile oikos (hane) kavramsallastirmasindan hareketle uretilir. Polis erkeklerin yonetim alaniyken, oikos da kadinlarin ve cocuklarin yeri olan ev icidir. Antik Yunan sitelerinde erkeklerin yasam alanlari birbirinden ayrilmistir. Ornegin, erkekler disarida agora ve gymnasion gibi kamusal mekanlarda yasamlarini surdururken, kadinlarin alani evle sinirlidir (Sennett, 2001:63).

Evin kadinla olan ozdesligi tartismasina iliskin bulgular yalnizca tarihsellik baglaminda degil, fakat ayni zamanda cocugun gelisim evrelerinde de aranabilir. Hale Gezer "Mekanlarin Kadinsi Anlatimlari" (94-109) adli makalesinde carpici bir ornek sunar: Evcilik oyunu.
   Her kiz cocugu, sartlari ne olursa olsun, derme catma da olsa en
   basit oyuncaklarla kendi mekanini icguduleriyle kurmaya calisir.
   Dallara sozde perdeler takar, taslarin uzerine ortuler uydurur.
   Sansi varsa eline bir kilim ve minder tutusturulur, ama bunlar
   cimenlerin uzerine konurken birbirleriyle uygunluguna bakilip ya
   sevinilir ya da huzunlenilir. Kiz cocuklari agaclarin altinda
   mekanlarini yaratirken, dallarin uzerinde disi kus da yuvasini
   kurmaktadir (94).


Kadin Elinin Degmesi

"Mekanlar kadin veya erkek icin degil, ozunde insan icin tasarlanir. Tasarim dunyasinda hicbir yerde kadinsi ya da erkeksi yapi tasarimi yoktur. Ancak cinsiyete ozgu duyarliliklar mekanin algilanmasini, dolayisiyla kullanimini degistirebilir" (19). Dogan Kuban makalesinde herhangi bir yapi tasariminin eril veya disil olarak tanimlanamayacagini, ancak kullanimiyla birlikte bu farkliligin mekanin yasamsal deneyimlerinde ve mekanin algilanmasindaki duyarliliklarda aranabilecegini ileri surer.

Bu dogrultuda denebilir ki, bir mekana cinsiyet kimligini kazandiran baslica etken; erkek veya kadinin o mekani yeniden uretme sureclerinde mekana kattiklari ve cinsel kimliklerini cagristiran kulturel ayrintilardir. Mekana cinsiyetci bir kimlik kazandirma erkekten cok kadina ait bir durumdur. Yasadigi mekani kendine gore donusturen, ona cesitli kulturel simgelerle donatan, ona anlam kazandiran yine kadindir. Bu konuda Aysen Akpinar (27-41) makalesinde Hummon'un (1984) bir sozunu aktarir: "Bizim en cok anlam yukledigimiz mekanlardir evlerimiz. Ozellikle kadinbr yasadiklari eve duygularini ve kimliklerini yansitirbr" demektedir. Turkce'de "kadin eli degmis" sozu bu durumu ozlu bicimde yansitirken, ayni zamanda bunun toplumsal yapida paylasilan yaygin bir kanaati olusturdugunu gosterir.

"Kadin eli degmis" ozdeyisi kitapta cesitli makalelerde farkli orneklerle islenmistir. Nihal Ekin Erkan (173-183) makalesinde bunu su sekilde betimbr: "Kadinin elinin degdigi hemen her mekan yeniden canfanmakta, bir anlamda yasam belirtisi gostermektedir. Yetkiyi kadinlarin kullandigi kurumbrda da erkek egemen bir isleyis surmekte olsa da, kadin aidiyet duydugu mekanbra "kadinlik yukler", kendisi ile birlikte kimlik kazandirir" (179).

"Mekanlarin Kadinsi Anlatimlari" adli makabsinde kadinin mekan duyarliligini Anadolu mitolojisi, koyleri, gelenekleri uzerinden carpici bicimde aktaran Hale Gezer (94-116) "kadin eli degmis" olgusunu yine benzer orneklerle yansitir.
   Koku, nasil insanlarin uzerine sinip de o insani cagristiran, ona
   gonderme yapan bir uyaransa; her mekanin da kendine ozgu bir kokusu
   vardir ve bu koku genelde koyluk yerde yapilip serilen tarhananin,
   kurutulan nanenin, domatesin kokusu, kentte de evde pisen yemegin,
   evde kullanilan yapi malzemesinin kokusudur. Yasayan kadinin
   kokusudur ... Anadolu kad ini erkege anlatamadiklarini da ortulerle
   anlatir. Oya yapip "posu" olarak erkeginin basina sardirir. Corap
   orup ayagina giydirir. Heybe yapip omzuna taktirir. Cuval yapip
   sirtina tasitir. Erkegini dokudugu ortunun uzerine oturtur.
   Desenini kendi bastigi sofra ortusunde yemegini yedirtir, kilimde
   yurutur. Kisaca en dar alandan ulasabildigi en genis alana kadar
   tum cevresini kendisiyle donatir, her alanda kendisini hissettirir
   (100).


Aysen Akpinar da (27-41) mekanda kadinsi dokunusu orneklemek amaciyla 1970'lerde ogrencileriyle birlikte yaptigi mimari arastirma gezisi sirasinda Anadolu evlerinde gordugu, kadinlarin "eve bereket getirmesi icin, nazardan ve kem gozlerden korunmak icin evin ve avlunun girisinde bir torbacikta sarimsak, pirinc, goz boncugu ve dualar asmasi ve boylece evi kutsadiklari inanci" (38) notunu aktarir.

"Kadin elinin degmesi"ne diger bir ornek buro binalari ureten Can Elgiz'in makalesinde kadin ve erkeklerin masalari arasindaki farkla gosteriliyor. Elgiz bundan once Kuban'in da yukarida vurguladigi gibi, yaptiklari binalarda sirket yoneticilerinin kadin ya da erkek olsun dekorasyon veya kullanma bicimleri arasinda simdiye kadar cinsiyete bagli bir fark gormedigini belirtir. Ancak, erkegin masasinin genelde kadininkinden daha kuru ve yalin olmasina karsin, kadinin mekanini kisisellestirmeye daha fazla yatkin oldugunu ve masasina bir cicek, bir obje koyarak bunu yansittigini vurgulamakta.

Kamusal Alana Katilim

Kitapta yapilan diger yaygin bir tartisma da, kadinin ozel alan ile kamusal abn arasindaki konumuna iliskindir. Tartisma daha cok kadinin kamusal alana katilimi sorunsalinin tarihsellik icinde sosyal teori baglaminda yapilmaktadir. "Mekanin kadinbr acisindan kurgubnisina tarihsel surec icinde bakmak" adli makalesinde Cakir da (133-149) bu butunluklu bir sekilde yapiyor. Makalesinde Cakir, feminizm tartismalariyla birlikte kadinin kamusal alana dahil olma surecinde yasanan kisitlayici etkenlere dikkat cekici argumanlar ortaya koyuyor. Ona gore kadinin kamusal abnda gorunurluk kazanmasi son yuzyilda rastbnibn bir durumdur. Cakir'a gore "kadinlarin tum haklariyla donatilmis olarak kentte serbestce dobsabilmeleri, degil X. yuzyilda, XVIII. yuzyiba bile mumkun obmamistir. Bu konudaki olumlu gelismeler ancak XX. yuzyildan itibaren gerceklesmeye basbmistir" (135). Cakir, dogrudan demokrasinin yasandigi Eski Yunan'da bib kadinlarin ev disina cikmalarina, oyunbra, torenlere, kulturel etkinlikler gibi faaliyetlere katilmabrina izin verilmedigini aktarir. Ancak bu konuda istisna olusturan bir grubun oldugunu ifade eder.

Bunlar hetere (hetairai) olarak adlandirilan fahiselerdir. Sahip olduklari olanaklara bakilirsa, diger kadinlara gore tartismasiz bicimde daha ozgur olduklari ileri surulebilecek "hetereler akilli, espirili ve egitimliydi. Atina toplumunda kendi parasini yonetmesine, cinsel yasamiyla ilgili kararlari kendisinin almasina, caddelerde istedigi zaman dilegince dolasmasina izin verilen yegane kadinlardi" (138).

Erincik Edgu (72-79) makalesinde yer verdigi bir alintisinda (Rapoport, 1969) kadinlarin evden bir nebze de olsa uzaklasip, diger kadinlarla sosyallesmelerine ilginc bir ornek verir:
   Derler ki kisiler, kulturel gerekleri yerine getirmek icin fiziksel
   konfordan onemli olcude vazgecebilir. Kuzey Afrika'da zamaninda bir
   Fransiz sirketinin koylere su tesisati kurmasi, toplumda hic
   umulmayan bir hosnutsuzluga ve isyana yol acmis. Cunku Musluman
   kadinlar evlere kapali bir hayat surdukleri icin koy meydanindaki
   kuyular onlara disari cikma ve sosyallesme imkani tanirken, evlere
   gelen su tesisatiyla bu imkanlari ellerinden alinmis. Kuyu onarilip
   musluklar devre disi birakilinca hosnutsuzluk da sona ermis (79).


Kadinin kamusal alana katilimi yalnizca sokak, carsi veya meydanlarda ozgurce dolasmasi, kulturel etkinliklere katilimi gibi serbestce dolasmasiyla gerceklesemez, bu katilimi saglayan ve bunu surekli kilacak bir takim mekanlara ihtiyac vardir. Bu mekanlarin basinda ise tarihsel donemlere gore en eski mekanlardan biri olan hamamlar gelmektedir.

Anadolu'da yasayan insanlar icin vazgecilmez mekanlardan bir olmus hamamlar ayni zamanda kadinlarin baslica sosyal mekanlarindan biri olmustur. Kamusal mekan tartismasi baglaminda sosyolog Mine Ozascilar (321-330) makalesinde Osmanli doneminde hamamlarin ilk kamusal disil mekanlar oldugunu ileri surer. Hamam ve hamam kulturunu tarihsellik, edebiyat, sanat ve yabanci gezginlerin eserlerinde ele aldigi makalede Suhendan K. Ilal (117-132) ise hamamin Osmanli'da kadin icin tasidigi onemi su notla aktarir:

Sosyolojik acidan bakildiginda, kadinlarin yasaminda onemli bir yer tutan hamam geleneginin kadinin toplumdaki yeriyle baglantili oldugu gorulur. Osmanli toplumunda dis dunyayla iliskisi sinirlandirilmis olan kadinlar, ancak hamama gitme ve ozel gunlerde mezarlik ziyaretleri yapma ozgurlugune sahipler. Belirli gunlerde kalabalik gruplar halinde gidilen hamamlar dostluklarin pekismesini saglar, hamamda kurulan arkadasliklar ve sosyal iliskiler, gundelik olaylarin konusuldugu, kadinlarin giyimleriyle, davranislariyla, kurduklari sofralarla kendilerini etrafa karsi ifade edebilecekleri, hayatlarinin onemli bir parcasi haline gelmistir (Tuglaci, 1994:45).

Hamam kadinlar icin yalnizca yikanilan, paklanilan, yemek yenilen, sosyallesilen bir mekan degil ayrica cesitli rituellerin de gerceklestirildigi bir yerdir. Ilal'in makalesinde (126) buna iliskin iki gelenekten bahsedilir. Bunlardan birincisi meslegi birakan hayat kadinlarinin kirklanmasi seklindedir. Bu rituel kadinin uc kez aptes aldiktan sonra, natirin altin yuzuk ya da kupesini suya atarak kirka kadar saymasi ve ardindan o suyu basindan asagi dokmesi seklinde gerceklestirilirdi. Bu ise onun gecmisteki pisliklerinden temizlenerek hamamdan cikmasini saglardi. Diger bir rituel ise "on bes hamami"dir. Gelin gerdek gecesinin ardindan 15 gun sonra yakinlariyla birlikte on bes hamamina gider ve genc kizliktan genc hanimliga gecisi kutsanmis olurdu.

Kadinin sosyallesmesine omek diger bir mekan ise kuafor ve guzellik salonlaridir. Kadinlar icin modern bir kamusal alan sayilabilecek bu mekanlari anlattigi makalesinde Mine Ozascilar (321-330) son derece ilgi cekici bulgulari paylasiyor. Istanbul'da 44 farkli semtte, toplam 102 kuafor salonunda yapilan saha calismasinin bir urunu olan bu verilere gore ornegin, bu salonlarda calisan kuaforler agirlikli olarak erkeklerden olusmaktadir. Ote yandan bu salonlar sadece sac bakimiyla ilgili hizmet veren yerler degil, fakat ayni zamanda kadinlar icin birer sosyallesme mekanidir. Makalede kendisinden alinti yapilan Arus Yumul "Kadin Kuaforlerinin Gundelik Hayattaki Yeri: Istanbul Ornegi" baslikli calismasinda, Istanbul'daki kuaforlerin ozellikle 1950'lerden sonra degismeye basladigini, bu donemde kuaforlerin zenginlik gostergesi mekanlar olarak kullanilmaya baslandigini belirtmistir. Ancak 1980'lerden sonraki degisimin kuaforleri sadece zenginlerin mekani olmaktan cikardigina, her kesimden kadinin kuaforlere devam ettigine, artik bir statu sembolu olarak algilanmadigina ve artan sayilarina paralel olarak cesitlenip farklilastigina dikkat cekmistir. Ozascilar, bu bulguya paralel olarak gorusme yapilan kuafor salonlarini sosyal tabakalara gore siniflamakta ve analizlerini buna gore yapmaktadir.
   Kuafor salonlari, kendi iclerinde farkliliklar gosterse de her
   kesimden kadinin (calisan-calismayan, ust-orta-alt sinif,
   genc-yasli) gundelik hayatlarinda, gorunurde bakim amaciyla
   gittikleri, ancak ayni zamanda "birincil" iliskiler kurmalarina
   olanak saglayan, kent yasaminin zayif dusurdugu bire bir ve yuz
   yuze iliski aglarinin yerine gecen, belirli sosyal gereksinimlere
   karsilik veren mekan olarak one cikmaktadir (329).


Cumhuriyet Sonrasi Kadin ve Mekan

Kitapta kadin ve mekan ikiligine iliskin olusturulabilecek diger bir ust baslik ise Cumhuriyet sonrasi kadin ve mekan tartismasina iliskindir. Makaleler arasinda bu konuda ozellikle iki makale dikkat cekmektedir. Bunlardan birincisi, Yekta ozguven'in (220-234) "Yeni Kadin Kimligi: Evin Oznesi/Evin Nesnesi Kadin" adli makalesi. Ikincisi ise, Zehra F. K. Arafin (260-278) "Siyasal Partilere Gore Kadinlarin Mekani" makalesidir.

Yekta Ozguven 1930-1950 yillari arasinda yayimlanmis Yedigun, Yeni Adam, Hayat, Yenigun gibi dergiler uzerinden Cumhuriyet doneminde kadin profilini inceliyor. Cumhuriyet modernlesmesinin en basat gostergelerinden olan Turkiye'de kadin olgusu hakkinda yeni bir perspektif sunan bu makaleden, kadinin Cumhuriyetle birlikte kamusal alanda daha gorunur hale geldigi, egitim duzeyinin arttigi gibi olumlu gelismelere karsin, kadinin halen geleneksel roller cercevesinde dusunuldugunu anliyoruz.
   Erken Cumhuriyet yillarinda her ne kadar devlet tarafindan
   kadinlara bir takim toplumsal ve sosyal ozgurluk alanlari
   verilmisse de yine kadinlarin geleneksel rolleri belirleyici olmus
   ve temelde kadinlar suregelen bu rollerini oynamaya tesvik
   edilmislerdir. Ancak, modern bir toplumun getektirdigi bicimde artik
   bu rollerini egitimli olarak yerine getireceklerdir. Dolayisiyla
   kadin egitimli ve diploma sahibi olmasina ragmen bir ev kadinidir
   ve oncelikli gorev alani ev duzenlemesi ve cocuklarin
   yetistirilmesidir. Bu alanlarda aldigi modern egitim ve bu egitimi
   uyguladiklari modern evleri gibi kendileri de kazandirilan
   modernligin bir simgesidir. Modern kadinin nasil duzenlenmis bir
   mutfakta rahat calisabilecegi, modern tarzdaki bir yemek odasinda
   kac kisiyi agirlayabilecegi ve hatta bos vakitlerini nasil
   gecirebilecegi donemin idealize edilmis modern kadini icindir
   (233).


Turkiye Cumhuriyetinin basat hedeflerinden birisi sayilan Batililasma, bir baska deyisle modernlesmesinin en onemli gostergelerinden biri kadin olmustur. Cumhuriyet kadini modern giyim tarzi, egitim seviyesi, siyasal katilimi gibi konularda statusunde yapacagi iyilestirmelerle modernlesmenin bir yonunun gerceklestirilebilecegini varsaymistir. Modernlesme surecinde kadina gosterilen bu ihtimam kimilerine gore Turk modernlesmesini diger modernliklerden ayiran, ona ozgunluk katan bir ozellik olmustur (Kaya, 2006). Oysa bu tam anlamiyla basarilamamistir. Ornegin, siyasal partilere gore kadinlarin konumunu parti programlarinda sorguladigi makalesinde Zehra F. K. Araf'tan kadinin 1980'lere kadar parti programlarinda nerdeyse hic gecmedigi, gecse bile cok silik kaldigini ogreniyoruz. Kadin statusu sorunsalina programlarinda yer veren partilerin ise genelde Turkiye'de siyaset alaninda guclu olmamis sol partiler oldugunu okuyoruz. Makaleden bir alintiyla;
   Turkiye'de hemen hemen tum siyasal partilerin onceleri kadinlarin
   "dogru" ve "dogal" mekanlari olarak evi gorduklerini ve kadinlarin
   kamusal alana girmeleri, ancak kadinlar ekonomik, siyasal ve
   toplumsal katilimlarini arttirdikca, yavas yavas ve bir anlamda
   "zorunlu" olarak kabul etmeye basladiklarini; esitlikci, katilimci
   ve ozgurlukcu soylemin ancak 1980'lerde ve cogunlukla sol egilimli
   parti programlarinda yer aldigini goruyoruz. Bu soylemin yine
   1980'lerde baslayan kadin hareketi ve ulkenin Avrupa Birligi'ne
   (AB) uyelik girisimlerine paralel olarak gelismesi onemlidir (276).


Sonuc

Son donem sosyal bilimler alaninda ilgi ceken alanlardan biri olan mekan, mimarliktan, sehir planlamaciligina, antropolojiden, sosyolojiye bir cok sosyal bilimi etrafinda toplayan bir olgu haline gelmistir. Bu alanlardan biri sayilan mekan sosyolojisi mekan ile toplumsallik arasindaki karsilikli iliskiyi inceler. "Yer"in uretilmesiyle "mekan"a donusturulmesi, dogalligindan uzaklastirilip mekanin sosyal bir nitelik kazanmasi, kimlik kazanmasi ve kazandirmasi, sosyal bir gosterge haline gelmesi gibi surecler mekan sosyolojisinin inceme sahasina girmektedir.

Bu baglamda, Aysen Akpinar, Gonul Bakay ve Handan Dedehayir'in derledigi Kadin ve Mekan adli kitap mekan sosyolojisi alaninda Turkce kaynaklarda onemli bir boslugu dolduruyor. Zengin konu cesitliligiyle kitap, mekan tartismasina kadin imgesi acisindan yaklasarak bu alanda, ozellikle Turkiye acisindan temel bir kaynak olma ozelligi tasiyor.

Kaynakca

Kaya I. (2006). Sosyal Teori ve Gec Modernlikler, Turk Deneyimi. Istanbul: Imge Yayinevi.

Sennett R. (2001). Ten ve Tas: Bati Uygarligi'nda Beden ve Sehir. Istanbul: Metis Yayinlari.

Smith N. (1984). Uneven Development, Nature, Capital and The Production of Space. New York: Basil Blackwell.

Soja E. W. (2011). Postmodern Geographies. London, New York: Verso.

Dr. Ihsan Cetin

Arastirma Gorevlisi

Ortaogretim Sosyal Alanlar Egitimi Bolumu

Egitim Fakultesi Cukurova Universitesi Adana-Turkiye

E-posta: cetinihsan@gmail.com
COPYRIGHT 2011 Eastern Mediterranean University
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2011 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

 Reader Opinion

Title:

Comment:



 

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Cetin, Ihsan
Publication:Kadin/Woman 2000
Article Type:Book review
Date:Jun 1, 2011
Words:2715
Previous Article:The otherization of women body in modernity/Modernitede Otekilestirilen kadin bedeni.
Next Article:Lorraine Code (Ed.) (2003). Feminist Interpretations of Hans-Georg Gadamer (Hans-Georg Gadamer'in Feminist Yorumlari).
Topics:

Terms of use | Copyright © 2012 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters | Submit articles