Printer Friendly

Assessments on Protection of Poets in Divan Poetry-I/Divan Siirinde Caize (Sair- Patron-Hami Iliskisi) Uzerine Degerlendirmeler-I.

ABSTRACT

The Padishah, holding the first place, all the notables in the govemment supported artists and art in varying degrees and maintained this practice as a tradition until the last periods of the emperor. Consequently, artists clustered around some specific groups during some specific periods. The foremost environments where these artists were seen were the palace and higs officials mansions; sanjak centers, Pasha and Beys mansions. First thing for Poets was to get in touch with their tutelars for their sheltering care. This study of us called "Assessments on Protection of Poets in Divan Poetry-I" is based on relations and contacts between poets and their tutelars as well as palace and sanjak centers where poets lived under overlordship.

Key Words: Divan poetry, Eulogy-ode, caize, boss, protection-protector

OZET

Osmanli Devleti'nde basta padisah olmak uzere devletin ileri gelenleri, kisiliklerine bagli olarak degisen oranlarda sanati ve sanatciyi korumuslar ve bu uygulamayi bir gelenek halinde Imparatorlugun son donemlerine kadar surdurmuslerdir. Bu sebeple sanatkarlar, bazi donemlerde bazi cevrelerde kumelenmislerdir. Sanatkar zumresinin kumelendigi en onemli cevreler, merkezde saray ve devlet erkaninin konaklari; tasra da ise sancak merkezleri, pasalarin ve beylerin konaklari olmustur. Sairler, himaye gorebilmek icin oncelikle hamileri ile bir sekilde temasa gecmislerdir. Divan Siirinde Sair-Hami Uzerine Degerlendirmeler adli bu calismamizda sairler ile hamileri arasindaki temas ve munasebetler ile sairlerin himaye gordukleri saray ve sancak merkezleri ele alinmistir.

Anahtar Kelimeler: Divan siiri, kaside, caize, patron, hami

Giris

XIII. yuzyilin son ceyreginde kucuk bir uc beyligi olan Osmanlilar, XIV. yuzyil baslarinda yaptigi fetihlerle--ozellikle 1301 yilinda Koyunhisar Savasi ile Bizans'i maglup ederek- dikkatleri uzerine cekmeye baslamistir. Osmanli Devleti bir taraftan Rumeli'de ilerlerken diger taraftan da Anadolu'da Anadolu beylikleri ile siyasi ve askeri mucadele icine girmistir. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki ilerlemesi batidaki ilerlemeye nazaran daha zor olmustur. Cunku dini inanislar Muslumanlarin kendi aralarinda savasmalarini kesinlikle yasaklamistir (ALTUNTAS-SAHIN 2005:564).

Osmanlilar, bazi beylikleri savas yapmadan (ceyiz, satin alma vs.) bunyesine katarken bazilari ile cetin mucadeleye girismistir. Bu konuda Osmanli Devleti'ni en fazla zorlayan suphesiz Karamanogullari Beyligi olmustur. Cunku hem Osmanlilar hem de Karamanogullari kendilerini Selcuklularin varisi olarak gormus ve Anadolu tahti icin mucadele etmislerdir. Osmanli Devleti, Anadolu beyliklerinin birbirlerine saldirmalari, kendisine karsi kafirle isbirligi yapmalari ve batidaki gaza faaliyetlerinde dogu blogunu guvence altina alma gibi baslica sebeplerden oturu XV. yuzyilin ikinci yarisinda beylikleri tamamen ortadan kaldirmistir.

Askeri ve siyasi faaliyetlerin yani sira bir devletin temel taslarindan biri olan sanat da kendisini gostermeye baslamistir. Sanat, insanin birtakim fizyolojik ihtiyaclari karsilandiktan sonra yakindan ilgilenebilecegi bir alandir. Sanatcilarin ortaya koyduklari eser karsiliginda gunumuzde te'lif ucreti diye tabir ettigimiz hak edisler gundeme gelinceye kadar sanat ve sanatcilar toplumda ancak varlikli kisilerin etrafinda tesekkul edebilmistir (ISEN 1997:286). Osmanlilarda devlet-sanat iliskileri buyuk olcude, Harun Resid doneminden itibaren farkli bir cizgi izlemeye baslayan ve saraydan topluma dogru yayilan Ortacag Musluman devlet-sanat anlayisinin bazi tadilatlarla devami niteliginde olmustur (ISEN-BILKAN 1997:32). Herat'ta ortaya cikan ve Batililarin Turk Ronesansi diye niteledikleri Huseyin Baykara ile Molla Cami ve Ali Sir Neva'i arasindaki iliski ve ortaya konulan sanat anlayisi Anadolu'daki devletsanat iliskilerine buyuk olcude modellik etmistir. Osmanli padisahlari, Herat gibi kultur merkezlerinde yetisen veya bu merkezlere intisab eden bilgin ve sanatkarlari kendi saraylarina cekebilmek icin her turlu fedakarligi goze almislardir (INALCIK 2003a:12).

Osmanli Saraylari'nda bilime ve sanata buyuk onem verilmistir. Kendileri de birer sanatkar olan padisah ve sehzadeler, kisiliklerine bagli olarak degisen oranlarda siir ve edebiyatin hamisi ve destekcisi olmuslardir. Ust kademenin siire ve saire gosterdigi maddi ve manevi ilgi dalga dalga diger yonetim merkezlerine aksetmis ve oralarda siirin revac bulmasini saglamistir. Devlet yapisinin bilim ve sanat adamlariyla manevi yonden kuvvetlenmesinin tabii sonucu olarak yonetim birimlerindeki sanat tutkusu ve sanatkari koruma istegi de artmistir (PALA 1999:10-11). Devlet adami ve sanatci arasindaki bu iliski, Osmanli patrimonyal toplumunda sadece sanat alaninda degil seckin sinifin her bolumunde, statu gruplarinda, burokraside, orduda, hatta ilmiyyede sosyal iliskilerin ve hiyerarsinin temeli olmus ve patron-kul iliskisi seklinde ortaya cikmistir (INALCIK 2003a:16).

Osmanli'daki himaye gelenegi anlayisina gecmeden once sairlerin hamileri ile kurdugu temas ve munasebetlere bakilmasi zorunlulugu dogmustur. Bu sebeple temas ve munasebetleri iki kategoride ele aldik. Bunlardan ilki saray cevresi yani padisah ve ailesi ikincisi ise saray cevresi disinda kalan sanati ve sanatciyi destekleyen tum varlikli kisilerdir.

Sair-Hami Arasindaki Temas ve Munasebetler

1. Saray Cevresi

Padisahla kurulan temas ve munasebetlerin en ileri derecede olani nedimlik, musahiblik, mahremlik vb. tabirler ile karsilanan samimi ve ozel nitelikte olanidir. Bu turden bir yakinligin derecesi sairin yetenek ve meziyetlerine bagli oldugu kadar musahib olunan kisinin bizzat padisah veya padisah ailesinden biri (sehzade, valide sultan vs.) olmasina da baglidir. Bu turden bir yakinlik saire dogrudan dogruya maddi bir gelir saglamayip saire sagladigi gelir dolaylidir. Padisah, sairi bir goreve atar; ya da sair zaten boyle bir gorevde ise derecesini yukseltir. Kisacasi bu tur bir yakinlik sair icin gecim kaynagi olmaktan ziyade yuksek bir mevki ve itibar kaynagidir.

Gerek padisaha gerekse sehzadeye ozel hizmet ve yakinligin pek cok cesidi ve sekli vardir. Bunlardan en cok akla geleni padisah ya da sehzadenin "vasil" veya "madihi" olmaktir. Tezkirelerdeki bu tur tanimlar, anlami ve kapsami cok genis, genel ifadelerle yapildigi icin sairin padisah veya sehzadeye ne tur bir hizmetle yakinlik icerisinde bulundugu tam olarak anlasilamamaktadir. Genel ifadeler icerisinde padisahin madihligi sozu il e madihligin yani sira yukarida degindigimiz musahiblik, nedimlik ve mahremlik de kastedilmis olabilir.

Safayi 'nin Tifli icin "....Devlet-i Sultan-i Murad Han-i rabi'de dahil-i meclis-i padisahi ve nedim-i has-i sehriyari olmagla ..." (ALTUNER 1989:486). Asik Celebi Yakini icin "... Edirnede kirk akce ile mutevelli ve yilda dort bin akce salyane ile nevazis olinup Sultan Suleyman-i merhum ile sehzadelukleri zemaninda seref-i sohbetleri ile ve bir def'a yaylakdan inerken mahmum oldukda hassa arabalarina binmekle mer'i olmis olince tecerrud ile gecup ekabir musahibi ve ilm u zerafet sahibi imis" (KILIC 1994:343). Seklindeki bilgiler ozel hizmet ve yakinlik ifade eden tanimlardir. Benzer ifadeler Kinalizade Hasan Celebi tezkiresinde Ahmedi, Basiri, Hubbi, Halimi Celebi, Celal Celebi, Haydar Celebi, Hatemi, Hayali -i Diger, Sa'di, Sevki, Nigari, Hasimi tanimlamalarinda kullanilmistir (EYDURAN 1999:431-433). Padisah veya sehzadeye ozel yakinlik bildiren benzer ifadeler Sehi 'de Vefayi, Ali Celebi el-Fenari, Aski, Lutfi, Mehdi, Seyhi, Safi, Melihi, Leali, Nihali, Mueyyedzade Abdurrahman Celebi, Necati, Yakini, Sehidi; Latifi'de Cenabi, Halimi, Semsi -i Defterdar, Melihi, Leali, Nihali, Hayati Celebi, Hasimi, Sa'di-i Sirozi, Halimi Celebi; Asik Celebi 'de Ca'fer Celebi, Celal Celebi, Vusuli, Isreti, Ayni, Hayali Celebi, Necati, Afitabi, Hayati Celebi, Halimi Celebi, Sa'di -i Sirozi adli sairlerin hayat hikayelerinde kullanilmistir (TOLASA 2002:83). Yine ayni sekilde benzer ifadeler Riyazi 'de Sa'yi, Azmi Efendi, Ayani, Sa'di, Hayali, Nev'i; Riza 'da Sa'duddin Efendi, Nev'i icin de kullanilmistir (KILIC 1998:180-183).

Ayrica tezkirelerde benzer durumlari ifade etmek icin "su'aradan olmak, madihi olmak" seklinde tek ve kisa cumleler de yer almistir. Kinalizade Hasan Celebi Ahmed-i Da'i icin "Sultan Murad-i mazinun biraderi Emir Suleyman su'arasindan ..." Zemani -i Sani icin "Arzu-yi cah u celal ve heva-yi menasib u me'al mezburi danismendliginden feragata da'i olmagla (Hazret)-i Sehzade-i Sultan Mustafaya sa'i olmis idi." Melihi icin "Cenab-i Sultan Bayezid han evlad-i emcadindan Sultan Ahmedun sa'ir-i medhhanidur." Niyazi (2) icin "Misal-i hukm-i fermani cumle-i cihana berk-i hatif misali revan tig-i bi-dirig kahri ruy-i dusmen-i gaddara sa'ika-i ates-nisan olan merhum Yildirim Bayezid Hanun su'arasindandur." (EYDURAN 1999:437-438). Asik Celebi 'Iski icin " Sultan Mehemmed madihlerindendur." (KILIC 1994:593).

Padisah ve sehzade ile kurulan munasebetlerde "nedim, musahib, madih" olma haricinde "padisahin veya sehzadenin mulazemetinde" turunde yakinlik ifadesi belirten tanimlamalar da vardir. Sehi 'de Hassan icin " Sultan Murad Han ... mulazemetinde muddet-i omru nihayet bulup ..." Bihisti icin "Sahib-Cemal nevcivan iken merhum S. Bayezid huzur-i serifinde hidmet-i kihteri ve mulazemet-i mihteri iderdi" tanimlamalarinin yani sira benzer ifadeleri Revani, Sidki, Farisi, Aski, Emani, Sehidi ve Tali'i'nin hayat hikayelerinde de gormekteyiz (TOLASA 2002:85).

Sairlerin padisah ve sehzade hizmetinde oldugunu gosteren ifadelerin biri de "hidmetde, hidmet itmek, hidmetine tayin idilmek, hidemat-i sehriyaride olma" seklindedir. Bu yakinlik turu tezkirelerde su sekilde yer almistir: Safayi 'nin Tifli icin " ... devlet-i Sultan Murad Han-i Rabi'de dahil-i meclis-i padisahi ve nedim-i has-i sehriyari olmagla makrun-i seref-i munademeti meshur-i cihan olmusdur ..." (ALTUNER 1989:486). Salim 'in Ahmed Dede icin "... on sekiz sene musahib-i sehriyari olup huzur-i humayunda mafi'z-zamirin ifade vu eda ve nice letayif ile guya olurlar idi ..."; Ramiz 'in Salahi icin "... devr-i Sultan Mahmud Hani'de sir katibi olmus ve ol evanda irtihal-i haremseray-i cinan eden bir ehl-i salah bir sa'ir-inuktedan olmagla ..." (CAPAN 1993:211-212). Kinalizade Hasan Celebi Senayi icin " ...yine ol astaneden dur ve hidmet-i sehensah-i sa'adet-destgahdan mehcur olmayup sehzade ile Amasiyyaya bile gelmis idi." (EYDURAN 1999:246). Benzer ifadeler Sehi 'de Afitabi; Latifi'de Revani; Asik Celebi 'de Dervis Celebi, Zeyneb Hatun, Tali'i, Sadi-i Cem, Nisani -i Evvel ve Senayi icin kullanilmistir (TOLASA 2002:85). Yine ayni sekilde benzer ifadeler, Kinalizade Hasan Celebi tezkiresinde Senayi, Sa'yi, Cami Beg, Halisi, Zihni, Sirri, Sa'yi, Seyfi, Semsi Pasa, Sevki, Sehidi, Ulvi, Fedayi, Fazli -i Diger, Fehmi (2), Necati, Nutki (2), Nihali ve Nizami icin de kullanilmistir (EYDURAN 1999:433-437).

Padisah ve sehzadenin yakin cevresinde bir hizmette bulunan sairler icin kullanilan ifadelerden bir digeri de kulluk ya da bendeliktir. Salim 'in Kuhni icin "... kul cinsinden bu ma'rifetde bir sa'ir bulunmak cesm-i insaf ile nigeran olunsa nadirdir ..." Vasif icin "... anlarda da divan-i humayun kuttab-i vala-cenabi zumresinden olup ol tarikin kulogullarindan olmagla fenn-i kitabetde azim mumareset tahsil etmis idi ..." (CAPAN 1993:206). Benzer ifadeler, Sehi 'de Fehmi, Katip Davud, Sezayi; Latifi'de Cenabi, Hayati Celebi, Hudayi, Sems Aga, Ferdi, Katibi; Asik Celebi 'de Cami, Zemani icin kullanilmistir (TOLASA 2002:85-86).

Padisah ve sehzadenin yakin cevresindeki sairler icin kullanilan ifadelerden biri de "intisab itmek, kapuya cem olmak" seklindedir. Kinalizade Hasan Celebi 'de Cami Beg icin "Merhum Sultan Selim bin Suleyman Han sehzade iken astanelerine intisab idup meclis-i uns-i pur-safalarinda cam-i sahba gibi mudam da'ir ve ekseriyya sohbet-i hass-i sehensahiye hazir olurdi." (EYDURAN 1999:250). Sehidi icin "Sultan Selim-i mazi Trabzonda sehzade iken astanesine intisab idup ..." (EYDURAN 1999:550). Fazli -i Diger icin "... Sehzade Sultan Mustafa astanesine intisab u intima idup nice zeman ol gulistan-i pur-safada bulbul-i guya olmus idi ..."(EYDURAN 1999:796). Edayi Beg icin "Eva'il-i halinde hakan-i sahibkiran merhum Sultan Suleymanun ogli Sultan Mustafanun astanesine intisab ile hayli celalet u san iktisab idup ..." (EYDURAN 1999:147). Safayi 'nin Talib icin "... Eva'il-i halinde Istanbula gelup ab-i ruy-i vuzera Koprili-zade Vezir-i a'zam Fazil Ahmed Pasaya intisab idup ..." (ALTUNER 1989:491-492). Mahir icin "... Sultan Mustafa Han sani hazretleri sehzade iken ba'z-i kaside ve gazel gondermekle intisab hasil idup ..." (ALTUNER 1989:790). Benzer ifadeler Asik Celebi 'de Afitabi, Ulvi, Fazli-i Katip, Sun'i, Revani, Sehidi icin kullanilmistir (TOLASA 2002:86). Yine ayni sekilde Safayi'de Emin, Bahri, Remzi, Abdi, Nazim; Salim 'de Ahmed Dede, Bahri, Seyh Sadri, Abdurrahman Efendi, ilmi-i Diger; Belig 'de Nazim; Ramiz 'de Agah-i Diger, Hakim, Danis, Ramiz-i Diger, Ressam, Tab'i-i Diger ve Mahtumi icin de kullanilmistir (CAPAN 1993:212-214).

Saray cevresi ve padisahla kurulan temas ve munasebetlerin bir digeri de sairin yazdigi (kaside, gazel, kit'a, mersiye vb.) bir eserle takdir edilmesi ve padisahin iltifatina mazhar olmasidir. Sair, eserini padisah veya sehzadeye bizzat sundugu gibi arada hatiri sayili kisiler tarafindan da memduha/hamiye eser sunuldugu olmustur. Asik Celebi 'nin Emiri icin "... Her kaside ve kit'a verdikce ulufesine terakki ve enva-i tesrif ve ihsanla telakki bulur ..." (KILIC 1994:168). Kami Efendi icin " ...Bu gazeli dahi Sultan Suleyman merhum Sigetvar seferine muteveccih Edirne'ye geldiklerinde virup ikiyuz filori caize almislardur ..."(KILIC 1994:362). 'Isreti icin " ...Kaza-yi Ilahi Sultan Bayezid Edirneye geldukde gazeller u kasideler sundi si'r u insa ve nagme vu neva takribi ile dahil-i sohbet olup bezm-i hassa girdi" (KILIC 1994:591). Safayi 'nin Sakir icin "... padisah-i cihan Sultan Ahmed Han-i Salis hazretlerine ve dahi vezir-i a'zam damad-i padisahi Ibrahim Pasa hazretlerine ve Seyhu'l-islam-i asr olan Abdullah Efendi hazretlerine pakinze kasideler verip makbul-i fuhul olup ehliyeti zahir olmagla ibtida haric medresesi ihsan olunmusdur ..." (ALTUNER 1989:442). Es'ad icin "... Koca Ali Pasa nam vezire bir kaside virup ..." (ALTUNER 1989:68). Madih icin " ... padisahimiz Sultan-i cihan Ahmed Han-i Salis hazretlerine bir kaside-i garra vermekle medrese ihsan olunup nice zaman Mahmudpasa mahkemesinde kitabet edip ..." (ALTUNER 1989:797). Salim 'in Feyzi -i Diger icin "... bin yuz otuz iki tarihinde medine-i Kostantiniyye'de saray-i humayunda muceddeden bina buyurulan dershane-i humayuna ve esami-i kutubi mustemil bir kaside ve bir tarih demekle mukabelesinde ataya-yi husrevaniden Seyhu'l-islam ve mufti'l-enam faziletlu Yenisehirli Abdullah Efendi hazretlerinden mustakilen mulazim ve kirk akca medreseden munfasil oldukdan sonra asaf-i alisan damad-i sehinsah-i cihan vezir-i ekrem sadr-i muhterem devletlu sa'adetlu Ibrahim Pasa hazretlerine medine-i Kostantiniyye'de Sehzade kurbunde bina buyurduklari medrese-i celileye tarihi mutezammin bir kaside verip makbul-i asafaneleri olmagla Hisn-i Mansur kazasina na'il olmuslar idi ..." Vehbi icin "... bin yuz yirmi uc senesi vaki 'olan Moskov fethine zib tarihler ve bi-nazir kasideler eyleyip mahzar-i kabul-i sehinsahu olmagla ol asrda Seyhu'l-islam ve mufti'l-enam olan Pasmakci-zade es-Seyyid Abdullah merhuma muterceme-i mezkurun bir medrese ile cirag buyurulmasi icin ferman-i cihan-meta' sadir olup ..." Belig 'in Sani icin "... Sultan Mehmed merhumun mevlid-i humayununa "Nurdur geldi Muhammed sulb-i Ibrahim'den" deyu tarih etmekle Van defterdari olup ..." Ramiz 'in Rif'at icin "... halifetu'l-eyyam padisah-i adalet-encam sevketlu azimetlu Sultan Mustafa Han-i Salis hazretlerinin evreng-i taht-i Osmani'ye culuslari esnasinda pakize kasayid u tarihler arz etmeleriyle makbul-i tab'-i humayun-i mekarim-numun oldukda ..." (CAPAN 1993:207-208). Kinalizade Hasan Celebi 'nin Semsi icin "Kitab-i Dehmurgun nazimidur. Nazm-i mezburi Sultan Selim-i maziye virdukde manzur-i nazar-i mekarimi olmisdur" (EYDURAN 1999:541). Tali'i icin "Sultan Selim Han-i kuh-temkin sene 'isrin ve tis'ami'ede ahenk-i kal'u kam-'i Kizilbas-i la'in itdukdebu tarih bi-'adil u karini diyup mazhar-i ihsan u tahsin olmisdur." (EYDURAN 1999:604). Necati icin; "Fatih-i sehr-i mezbur Sultan Mehemmed Hana bu kaside-i sita'iyyeyi virup mazhar-i eltaf u in'am 'ami olmisdur ..." (EYDURAN 1999:1024). ifadeleri eser sunan sairlere ornek teskil etmektedir. Ayrica Asik Celebi 'de Emiri, Hatemi, Hafiz-i Acem, Kami Efendi, Mesihi, Fazli, Fuzuli, Fikri, Sukri, Rahmi, Semsi ve Garibi icin de benzer ifadeler kullanilmistir (TOLASA 2002:88).

Eserin sair ya da araci bir kisi ile takdim edilmesinden baska padisah ya da sehzade eseri bir tesaduf sonucu okuyup duyabilir. Sehi 'nin Sa'yi icin, "... Ol esnada merhum Sultan Bayezid Molla Sa'yi'nin bir gazelini gorup tab'-i seriflerine gayet guzel gelup bu gazeli diyeni bulun deyu emr eyleyup cust u cu itdiklerinde Uskup'de bulunup padisaha arz oldukda dergah-i alem penahlarinda olan dividdarlik hidmetin ana ihsan iduptur. Devletten kul gonderup gelsun hidmetde olsun deyu emr oldukda..." ifadesi bu duruma bir ornek teskil etmektedir. Benzer ifadeler Latifi'de Nizami; Asik Celebi 'de Sa'yi, Nizami, Melihi, Ahi, Da'i, Yetimi, Layihi, Nihali ve Zati adli sairlerin hayat hikayelerinde de kullanilmistir (TOLASA 2002:88).

Padisah veya sehzadenin bir siirini "tazmin" veya "tanzir" etmek de sair icin saray cevresi ile munasebet kurmayi saglar. Padisah veya sehzadenin siirinin tazmin veya tanzir edilmesine ait ornekleri Asik Celebi 'de Isreti, Sagari; Latifi'de Ahmed Pasa adli sairlerin hayat hikayelerinde gormekteyiz (TOLASA 2002:89).

Ayrica sairlerin cesitli vesilelerle aldiklari bir takim yardimlar da saray cevresiyle kurulan temasin bir gostergesidir. Bu yardimlar genellikle "in'amat", "inayat" ve "ihsanlar" adlari ile ifade edilmistir. Safayi 'nin Sahi icin "... eva'il-i halinde tahsil-i ma'arif-i bi-sumar ile meshur-i cihan olup Nuriddin rutbesiyle ser-efraz oldukdan sonra devlet-i aliyye-i Osmaniyye tarafindan saliyane ihsaniyla teka'ud ihtiyar edip Yanbolu-nam mahalde sakin ve mutemekkin iken" (ALTUNER 1989:424-425). Benzer ifadeler Salim 'de Rami Pasa, Selim Efendi, Itri, Feyzi -i Diger; Ramiz 'de Baki, Abdi, Izzet Efendi; Esrar Dede 'de Adem Dede Efendi, Husrev Celebi, Hudayi Dede, Dervis Azmi adli sairlerin hayat hikayelerinde kullanilmistir (CAPAN 1993:216-217).

2. Diger Cev reler

Diger cevreler ifadesi ile padisah ve sehzade disinda sairin sosyal durumu ve gecimi ile ilgisi olan kisiler kastedilmistir. Bu cevrenin icerisinde devletin en ust ve en alt kademelerindeki memur ve gorevliler yer aldigi gibi devlet mekanizmasi disindaki mal mulk sahibi kisiler de yer almistir.

Tezkirelerin bu kisilerle ilgili tanimlarinda basta sadrazam ve vezirler, beylerbeyleri, seyhulislamlar, kazaskerler, kadilar, valiler, uc beyleri vb. meslek gruplari bulunur. Bu kisiler ismen anildigi gibi bazen de "e'ali, ekabir, vuzera, umera, kuzat, a'yan, agayan, mufettisin, ulema, fudela" gibi genel ifadelerle de belirtilmistir.

Bu grubu olusturan kisilerle sairin girdigi sosyal ve ekonomik cevre saray cevresine gore daha dusuk seviyededir. Padisah ve sehzade disindaki kisiler, sair icin bir basamak teskil etmistir. Sairler icin asil hedef saray cevresidir. Cunku padisah ve sehzadenin lutuf ve ihsani diger cevrelerle olculemeyecek kadar fazladir. Bundan dolayidir ki sairler, saray cevresine ulasamadiklari durumlarda diger cevrelere yonelmislerdir.

Sayi ve deger bakimindan "a'yan ve erkan"in sairlerle olan iliskisi saraya gore dusuk olsa da aradaki iliski zinciri benzerlik arz eder. Saray cevresinde oldugu gibi burada da ozel yakinlik bildiren "musahib, hemdem, nedim vb." olma durumlari soz konusudur. Safayi 'nin Fevzi icin "... Sultan Mehmed Han-i rabi vuzerasindan musahib Mustafa Pasanun nudemasindan olup hayli sahib-i nam u nisan olmisdur." (ALTUNER 1989:631). Nabi icin "... Devlet-i 'Aliyyeye gelup ol 'asirda Vezir-i sani nedim-i Sultan-i damad-i padisahi musahib Mustafa Pasa nam Vezir-i Asaf nazirun mazhar-i girisme-i iltifati ve katib ve musahibi olup ol ..." (ALTUNER 1989:912). Asik Celebi 'nin Nevali icin "... Misir Beglerbegisi olup mutekaid olan Ali Pasa'ya ba'dehu vezir olan Ferhad Pasa'ya hace ve musahib ve muterassid-i menasib rif'ati ruz-efsun ve Tali'i humayun olmakta iken ..." (KILIC 1994:477). Basiri icin "... Erbab-i devletin yar-i kadimi hususa yegane-i erbab-i devlet olan Iskender Celebinin hemdem u nedimi idi ..." (KILIC 1994:195). Hasan Celebi'nin Usuli icin " Ruma 'avdet eyleyup gah Yenicede ve gah Evrenos Begun ogli 'Abdi Begun yaninda iken vefat idup guyende-i bezm-i fenanun usuline uymagla terk-i sohbet-i beka ve meclis-i hayat eyledi."(EYDURAN 1999:163). Emani-i Kadim icin " Murebbi-i ashab-i huner olan merhum iskender Celebinun musahiblerinden ma'arif u kemalat taliblerinden bir zeman hazine-i sultan katiblerinden idi. Gahi ihtiyar-i 'uzlet ve gahi Selanikde tasarruf-i hidmet-i tevliyet itdukde ..." (EYDURAN 1999:169).

Bu derece yakinlik bildiren ifadelerde musahib olunan kisinin adinin bazen belirtilmedigini daha once ifade etmistik. Bunlari su sekilde orneklendirebiliriz: Sehi 'nin Nihali icin "... Her zamanda musahebet-i vuzera ve umera ve her gah ulfet u muvaneset-i ulema ve fudela ile olup ..." Muhyi icin "... Ekser musahebeti devletlulerledur ..." Latifi'nin Refiki icin "... ve ol zamanda ayana esrafa musahip ve mukarin olup istihar ve itibar buldu ..." Asik Celebi 'nin Emir icin "... ulema ve esrafla celis ..." (TOLASA 2002:92). Hasan Celebi Rayi icin "Ba-in cumle-i ehl-i ma'arif u kemalat ile enis u musahib gayetle hos-kalem-i seri'-dest latif katib idi." (EYDURAN 1999:415). Suluki icin "Ba'zi umena vu umera ile musahib ve Rumilinde begler yaninda katib idi." (EYDURAN 1999:500).

Tezkirelerdeki bazi tanimlarda sairlerin zamanin su'ara ve zurefasi ile sohbet halinde oldugunu gormekteyiz. Kinalizade Hasan Celebi Seyda icin "... zurefa ile karin ve erbab-i safa ile hem-nisin idi." (EYDURAN 1999:560). Zarifi icin "Zemaninda olan su'ara vu zurefanun hem-dem u harifi muhassal ol zemanun merd-i zarifiidi." (EYDURAN 1999:609). Benzer ifadeler Kinalizade Hasan Celebi tezkiresinde Katibi, Mihri, Misali ve Meyli icin de kullanilmistir (EYDURAN 1999:450-451).

Bazi durumlarda bu hizmet ve himaye halinin daha derin ve daha siki bir sekli vardir. Bu durumda sair bir bakima o kimsenin elinde yetismistir. Asik Celebi 'nin Sani icin "... Nice zeman dahi merhum Remzi Celebiden iktibas-i esi'at-i terbiyet ya'ni anun hidmetinde kesb-i safa himmet itdi" (KILIC 1994:789). Asik Celebi tezkiresinde benzer ifadeler Celal Celebi, Vahdi, Riyazi ve Hazani icin de kullanilmistir (TOLASA 2002:94).

Sairi destekleyen devletin ileri gelenlerinden biri olabilecegi gibi belli bir konuma gelmis sair de olabilir. Boyle bir ifadeye Kinalizade Hasan Celebi tezkiresinde Sehi maddesinde rastliyoruz. Sehi'nin Necati 'nin hizmetinde oldugunu gormekteyiz. "Su'arayi Rumun kidve-i Kamilu's-sifati sa'ir-i sahir merhum Necati Begun gulistan-i astaninda serv-i sehi gibi keside-bala olmagin mahlas-i mezbur ile sohre-i dunya olmis idi." (EYDURAN 1999:513).

Saray cevresinde oldugu gibi sairin diger cevrelerle girdigi munasebetin bir diger sekli de "hidmetine girmek, hidmet itmek, intisab, irtibat, ittisal itmek" tabirleri ile karsilanan bir durumdur. Bu tanimlamalarda hizmet edilen kisinin adi anildigi gibi isim belirtmeden genel ifadeler kullanildigi da olmustur. Safayi 'nin Fehim icin "Ol asrda Kahire-i Misr valisi olan Eyyub Pasa nam vezire intisab idup Misra 'azimet ve pasa-yi mezburun girisme-i iltifatiyle ziyade multefet olmagla ..." (ALTUNER 1989:616). Fasih icin "... Vezir-i a'zam Koprili-zade Fazil Ahmed Pasaya intisab ile ..." (ALTUNER 1989:652). Kinalizade Hasan Celebi Emani-i Sani icin "Merhum valid-i firdevs-mekan hidmetinde iken semt-i kitabet ve tarik-i ze'amete suluk itmisdur." (EYDURAN 1999:170). Cefayi icin "Merhum Sa'di Celebi Efendi istanbul kadisi oldukda niyabet u kitabetin ve kazi'asker merhum Muhyi'd-din Celebinun cok hidmetin iderdi." (EYDURAN 1999:259). Benzer ifadeler Kinalizade Hasan Celebi'de Cevheri, Hasbi, Hayreti, Hatemi, Dervis Hasan, Sa'ili, Suzi, Safayi, Tulu'i, Ali, Ginayi, Mehemmed Emin, Mesihi, Monla Celebi, Nuri, Niyazi, Vasfi, Yetim, Cenabi Efendi, Cevani-i Diger, Subhi, Keyfi, Nami, Hazani, Safive Gulami icin kullanilmistir (EYDURAN 1999:451-455). Yine ayni sekilde benzer ifadeler Sehi 'de Hayati, Refiki, Mesihi, Nihani; Latifi'de Andelibi; Asik Celebi 'de Hemdemi, Nuhi, Hayreti, Tulu'i, Kemal-i Zerd, Mesihi, Necati, Nisani Beg, Naimi-i Sani, Nuri, Suzi, Azmi, Safayi ve Razi icin kullanilmistir (TOLASA 2002:92).

Bazi sairlerin devletin ileri gelenleri yaninda cesitli gorevlerde calistiklarini gormekteyiz. Bir kisminin acikca kimin yaninda calistigi belirtilirken, bir kisminda ise 'ama'ir, kuzat gibi genel ifadeler kullanilmistir. Kinalizade Hasan Celebi Sihri icin "Kemal Pasazade merhumun Edirne kadisi iken mahkemesi katibi olup ba'dehu olan kuzat zemaninda katib kabalicat-i ser'iyye ve muharrir-i sukuk u vakfiyye olmagla kasib olurdi." (EYDURAN 1999:470). Serif icin "Ba'dehu Mevlana-yi mezburun hursid-i enareti muserref-i eyvan-i sadaret oldukda tezkirecisi olmagla ..." (EYDURAN 1999:436). Iski icin "Ba'dehu Ebu'l-fazl Efendinun fazl u himmeti ile ba'z-i 'ama'ire kitabet uzre idi." (EYDURAN 1999:664). Kinalizade Hasan Celebi tezkiresinde benzer ifadeler Mesihi, Meyli, Mu'min, Emri, Suni, Omer Beg, Katibi ve Latifi icin de kullanilmistir (EYDURAN 1999:454-455).

Devletin ileri gelenlerinin lutfuna mazhar olup durumunu duzelten sairler de vardir. Kinalizade Hasan Celebi Edayi Beg icin "Asaf -i Berhiya-safa Hazret-i Piyale Pasanun meclis-i dil-gusasinda cam-i muruvvet u 'atasindan mest-i mutemayil u zerrevar ol aftab-i pur-envardan istifade itmekle menasib-i 'aliyyeye vasil olmis idi." (EYDURAN 1999:148). Haki-i Diger icin "Merhum Muhyi'd-din Efendi kazi'asker iken danismendi ve iltifat-i bi-gayetinun mahfuz u behremendi idi." (EYDURAN 1999:341). Kinalizade Hasan Celebi tezkiresinde benzer ifadeler Halimi, Sucudi, Sehabi, Azmi, Mehemmed Emin, Nami ve Nisani -i Sani icin de kullanilmistir (EYDURAN 1999:456-458).

Saray cevresinde oldugu gibi yuksek mevki ve imkan sahibi kisiler de sairlere "in'am, ihsan, ata, lutuf, bahsis, caize vb." terimlerle ifade edilen birtakim yardimlarda bulunmuslardir. Asik Celebi Sem'i icin "...vech-i ma'asi ve sebeb-i inti'asi ehli huner ve huner-perver olan vezirlerden Piri Pasa-yi merhumun in'amatina munhasir olup ..." (KILIC 1994:812). Rahmi icin "... Iskender celebi meclisinde akran-i 'asri ile munazaralar idup naza'ir u cevablari dilpesend oldi ve buzurgane ca'izelerle behremend oldi ..." (KILIC 1994:750). Asik Celebi tezkiresinde benzer ifadeler Mufti Ahmed Celebi, Basiri, Hicri, Hayreti, Yetim, Layihi, Gazali, Nihali, Niyazi, Sehabi, Fazli, Hayali Beg, Halil-i Zerd ve Vasfi icin de kullanilmistir (TOLASA 2002:94).

Bazi durumlarda devletin ust kademelerinde bulunan kisilerin, sairlerle daha yuksek makamda bulunan kisiler arasinda bir vasita oldugunu gormekteyiz. Kinalizade Hasan Celebi Hakimi icin "Magnisada iken hacesi Ibrahim Celebi ile hem-dem u halil olmagla a'yan-i sehzade miyaninda sahib-i nam-i cemil ve zikr-i celil olmis idi." (EYDURAN 1999:309). Asik Celebi Fuzuli icin "... Kadri Efendiye dahi kaside virup ol dahi padisaha ve pasaya terbiyeler idup idrarat-i padisahiden irtifa'-i vilayet-i Bagdaddan sedd-i ramak belki za't-i ma'iset olacak ratibe-i mertebe ta'yin olinmisdur" (KILIC 1994:657). Haleti icin "... Merhum Anatoli kazi-'askeri Kadri Efendiye irtibat kilmisdur. Merhum-i merkuma ferzend-i sulbi gibi muhabbet itdi ve mulazemete mustakil padisaha 'arz idup kendi kavli uzre cak defterdarluga dek terbiyyet itdi." (KILIC 1994:300).

Devletin ileri gelenleri ile temas kurmanin bir yolu da saray cevresinde oldugu gibi sairin yazdigi/sundugu bir eserle takdir edilmesidir. Kinalizade Hasan Celebi 'de Rahmi icin "Hatta himmet u 'inayet-i vezir-i mezkur ile sahib-kiran-i cihan merhum Sultan Suleyman Hana ogli Sultan Mustafanun sunneti surinda kaside diyup ol padsah-i huban ve sultan-i meh-ruyan meclis-i sah-i cihanda kaside-i belagat-'unvanin okimagla emsal u akrani miyaninda hayli nam u nisan buldiginda gayri durc-i dendani gibi nice durr-i bi-keran ve 'ussaka itdugi cefadan efzun cevaiz u ihsan-i bi-payana mazhar olup 'arus-i me'mul minassa-i husulde cilveger olmis idi ve ol dil-ber-i ra'na matlub u mahbubina der-agus idup dest-i saki-i in'amindan nice dostkam nus itmis idi." (EYDURAN 1999:416-417). Arifi icin "Kapukullarindan iken merhum Ibrahim Pasaya Misrdan geldukde Lamiyye bir kaside virdukde Anatolida ahkam tezkireciligin virmis idi." (EYDURAN 1999:622). Safayi Fenni icin "... Vezir-i a'zam Koprili-zade Fazil Ahmed Pasaya bir kaside-i garra nazm idup pesen-dide-i asafiolmagla mukabelesinde ol 'asra mahsus olan cizye kitabetini ..." (ALTUNER 1989:658). Fa'iz icin "...ol asun Vezir-i a'zami Ali Pasaya bir kaside-i garra virup pesend-dide-i asafiolmagla Divan-i humayun zumresine ilhak ve ze'amet ihsaniyla mumtaz-i akran olmisdur" (ALTUNER 1989:695).

Himaye Anlayisinda Devlet Adamlarinin Rolu ve Onemi

Imparatorlugun kurulus yillarinda siyasi otoritenin tam anlami ile saglanamamasi ve daha cok fetihlere agirlik verilmesi padisahlarin saraydan uzak kalmalarina neden olmustur. Fetret devrinden sonra imparatorluk, guclu bir hukumdarin cevresinde kendini toparlamaya baslamis; boylelikle siir ve edebiyatla ilgilenilmeye baslanmistir. Bunun sonucunda basta padisah ve sehzadeler olmak uzere devlet kademesinde gorevli kisiler gucleri oraninda alim ve sairleri koruyup kollamis ve onlari tesvik etmislerdir. Padisah ve sehzadelerin yukselebilecekleri daha ust makam olmadigi icin sairlerle aralarindaki iliskiyi kesin cizgilerle ifade edebiliriz. Ancak devlet mekanizmasindaki diger kisiler yetenekleri oraninda farkli donemlerde farkli mesleklerde bulunmuslardir. Bu durum devlet adamlari ile sairler arasindaki iliskiyi aciklarken mesleklere gore (vezir, kazasker, seyhulislam, defterdar vs.) siniflandirma yapmamiza olanak vermemistir. Bu sebeple devlet adamlari, gorevde bulunduklari donemin padisahi ile birlikte ele alinmistir.

1. 16. Asir Dahil Osmanli Padisahlari

1.1. Ilk Donemde Sair-Hami Iliskileri

Yildirim Bayezid devrinde Seyhoglu Mustafa, Ahmedi ve Bursali Niyazi padisaha eserlerini sunmus ve padisahin takdir ve iltifatini gormuslerdir. Bu donemde Yildirim Bayezid'e iki kaside sunulmustur (KESKIN 1994:48).

Germiyan Beyi Suleyman Sah'in nedimi Seyhoglu (o. 1413), Suleyman Sah icin yazmaya basladigi "Hursid ve Ferahsah " adli eserini Suleyman Sah'in olumunden sonra tamamlamis ve Yildirim Bayezid 'e sunarak cesitli hediyeler almistir (BANARLI 2001:384).

Ahmedi (o. 1412) ise Iskender -name-name" adli eserini Yildirim Bayezid'in gosterdigi yakin ilgi uzerine Suleyman Sah'a sunmaktan vazgecip Yildirim Bayezid'e takdim etme amaciyla eserinin sonuna Osmanli tarihine ait "Tevarih-i Muluk-i Al-i Osman " kismini ilave etmistir. Ancak Yildirim Bayezid'in Timur'a maglup olup olmesi uzerine eserini Yildirim Bayezid'in oglu Emir Suleyman Celebi 'ye sunmustur (MENGI 2000a:85).

Yildirim Bayezid 'in himayesini kazanan sairlerden bir digeri de Bursali Niyazi Ilyas'tir. Devletin karisik bir devresine denk geldigi ve Divan'inin az olmasi sebebiyle geregi kadar taninmamistir. Turk edebiyatinda pek cok nazire yazilan meshur La'l, Gunes, Ab, Kasr, Sikar redifli kasidelerin asil sahibi Niyazi'dir. Ahmed Pasa 'nin kasideleri ona naziredir (ISEN 1999:349).

Yildirim Bayezid 'e devrin alimleri de eserlerini takdim etmislerdir. Bu donemde Yildirim Bayezid'e Ali ibn Hibetullah tarafindan yazilmis olan Arapca Hulasatu'l-Minhacfi Ehli'l-Hisab ve Seyh Hasan 'in Arapca ve Farsca eserlerden tercume ederek yazdigi Futuvvetname adli kitap ve Ibn Melekoglu Mehmed 'in Arapca ahlak kitabi Bedru'l-Vaizin ve Zahru'l-abidin adli eserler sunulmustur (GOKDOGAN 2002:177).

1.2. Celebi Sultan Mehmed (1413-1421)

Yildirim Bayezid 'in esir dusmesi ve olmesi sonrasinda ulke bunalima girmistir. Celebi Sultan Mehmed, kardesleri ile yaptigi cetin mucadelenin sonunda devlet otoritesini ele gecirmistir. Osmanli memleketlerini bir idare altinda topladiktan sonra kisa suren hukumdarligi zamaninda (1413-1421) butun islerinde muvaffak olmus ve devletin ikinci kurucusu unvanini hakli olarak almistir (UZUNCARSILI 1988a:81-82). Sekiz yil kadar suren hukumdarligi sirasinda devlet guclenmis, sinirlar yeni topraklar alinarak genislemistir. Padisahligi sirasinda Germiyan Sarayi'ndan Osmanli Sarayi'na intisab eden Ahmedi, Ahmed-i Da'i ve Seyhi gibi sairleri himaye ettigi gibi ilim ve fikir hareketlerine de buyuk onem vermis, bazi te'lif ve tercume eserlerin yazilmasinda etkili olmustur. Bu donemde Celebi Sultan Mehmed 'e iki kaside sunulmustur (KESKIN 1994:48).

Bu donem sairlerinden Ahmedi, Emir Suleyman Celebiye Iskender-namesi ile 1403'te tamamladigi Cemsid u Hursid u Hursid" mesnevisini sunmustur. Emir Suleyman'in olumu uzerine Ahmedi, 1413'te tahta gecen Celebi Sultan Mehmed 'e bir kaside sunarak onun da iltifatini kazanmistir. Ahmedi, daha once Emir Sultan Celebi'ye sundugu Cemsid u Hursid mesnevisini bazi ilaveler yaparak Celebi Mehmed'e de sunmustur (BANARLI 2001:393).

Ahmedi gibi Germiyan Sarayi'ndan gelen Ahmed'i Da'i (o. 1417) de Divan'ini ve Ceng-name, Ferah-name adli mesnevilerini Emir Suleyman Celebi 'ye sunmustur. Daha sonra Celebi Sultan Mehmed'e intisab ederek onun da yardimlarini gormustur. Nihayetinde Sehzade II. Murad'a hoca tayin edilmistir (MENGI 2000a:106).

Suleyman Sah'in musahibi Seyhi (o. 1431) de Celebi Sultan Mehmed'in ihsanlarina nail olmustur. Seyhi, Yakup Bey zamaninda Germiyan Sarayi'nda bulunarak Yakup Bey'in nedimi ve ozel doktoru olmustur (ISEN-KURNAZ 1990:13). Celebi Sultan Mehmed, 1415'te Ankara'da hastalaninca tedavisi icin Seyhi cagrilmistir. Sultani iyilestiren Seyhi, kendisine bahsedilen timara giderken oranin eski sahipleri tarafindan soyulmus, canini zor kurtararak kacmistir. Bu olay neticesinde Harname mesnevisini yazip padisaha sunmustur (EYDURAN 1999:551). Ancak son donemde yapilan arastirmalar sonucunda Harname'nin Celebi Sultan Mehmed'e degil de Sultan II. Murad 'a sunuldugu bilgisine ulasilmistir (MENGI 2000b:173).

1.3. Sultan II. Murad (1421-1451)

Osmanli sultanlari icinde ilk siiri Sultan II. Murad soylemis; siire ve sairlere deger vermistir. Haftada iki gun sair ve bilginleri huzurunda toplamis, munazara ettirmis ve yeteneklerine gore onlara ihsanlarda bulunmustur (ISEN 1999:68). Doneminde bilim adamlarini ve sanatcilari himaye etmis, adeta bir Osmanli Ronesansi'nin mujdecisi olmustur. Iyi bir egitim almis, Ibn-i Arap Sah hocasi olmustur (GOKDOGAN 2002:179). Sairlere bagladigi saliyaneler, kendisinden sonra da Kanuni Sultan Suleyman devrinde Ibrahim Pasa 'nin olumune kadar devam etmistir (KILIC 1994:53). Bu donemde Sultan II. Murad'a iki kaside sunulmustur (KESKIN 1994:48).

Seyhi, Sultan II. Murad zamaninda da hayli izzet ve ikram gormustur. Padisah, kendisini vezir yapmak istediyse de Seyhi'nin dusmanlari Sultan Murad'i bu fikrinden vazgecirmislerdir. Seyhi, Husrev u Sirin mesnevisini tercumeye baslayip biten kisimlarini padisaha sunarak hediyeler elde etmistir (KILIC 1994:819).

Seyhi 'nin yegeni Seyhoglu Cemali, Husrev u Sirin 'e zeyl olarak yazdigi mesnevisini padisaha takdim ederek ihsanlara nail olmustur (BANARLI 2001:470).

Sultan Murad donemi sairlerinden Semsi de padisahin takdirine nail olmustur. Sultan II. Murad 'in once musahibi sonra da nedimi olmustur (ISEN 1980:117).

Bursali Safi de padisahin yakin ilgisine mazhar olmustur. Bu yakin ilgiyi kiskanan dusmanlari bir muddet sonra Safi'yi hapsettirmistir. Fatih Sultan Mehmed doneminde Kazasker Molla Yeliyuddin 'e kaside sunup affolunmustur (ISEN 1980:118).

Mehmed Za'ifi, Gazavat-i Sultan Murad Han adiyla padisahin seferlerini nazmetmis ve eseri Sultan Murad'a sunarak ihsanlara nail olmustur (IPEKTEN 1996:23).

Duzmece Mustafa olayinda hayli emegi gecen Haci Ivaz Pasa 'nin oglu Edirneli Atayi de devrin taninmis sairlerindendir. Babasinin olumu uzerine Sultan II. Murad Atayi'yi yanina almak istediyse de Sultan Murad 'a sundugu "dirig" redifli kasidesiyle saraya girmeye razi olmadigini ifade etmistir (ISEN 1999:124-125).

Bu donemde sair Seyfi, II. Murad'in fetihlerini manzum olarak kaleme almistir. Hatipoglu, Ferahname adindaki 100 hadis ve 100 hikayeden olusan Arapca tercume bir mesneviyi 1426'da bitirerek padisaha takdim etmistir. Ayrica Manyas kadisi Mehmed, padisah adina Gulistan tercumesini yapmistir (GOKDOGAN 2002:179).

1.4. Fatih Sultan Mehmed (1451-1481)

II. Murad'in dorduncu oglu olan II. Mehmed, iyi bir egitim aldigi gibi devleti her bakimdan dunyanin en ustun ve kudretli imparatorlugu haline getirmek icin ilmi ve sanati da korumustur. Kendisi de siirle yakindan ilgilenmis ve Avni mahlasi ile siirler yazmistir (INALCIK 2003b:395-407). Genis dusunceli bir padisah olarak her alime ayni muameleyi yapmis, onlari huzuruna davet ederek ilmi munazaralar yaptirmistir. Basarili olanlara, kitap yazarak ilmini gosterenlere hediyeler verip ihsanlarda bulunmustur. Devrinde ilim sahiplerine gosterdigi ragbet sayesinde Istanbul'a bircok alim akin etmistir. Donemindeki otuz sair de onun maas ve ulufesi ile gecinmistir (ISEN 1999:71). Bu donemde Fatih Sultan Mehmed'e yirmi iki kaside sunulmustur (KESKIN 1994:48).

Devrin onde gelen sairlerinden Ahmed Pasa (o. 1497), Edirne'de kadi iken babasinin olumu uzerine once kazasker, sonra Fatih'in hocasi ve musahibi olmustur. En sonunda Fatih, Ahmed Pasa'yi kendisine vezir yapmistir (KARABEY 1999:3-4). Fatih 'e toplam on iki kaside sunan Ahmed Pasa, gordugu bu yakinlik ve iltifata ragmen Fatih'in gozdelerinden birine asik olunca padisah tarafindan Yedikule'de hapsettirilmis, burada yazdigi "kerem" redifli kaside ile affedilmistir (ISEN 1999:108-109). Ancak Ahmed Pasa, bu olay uzerine Bursa'da 30 akcelik Sultan Orhan mutevelligi ile saraydan uzaklastirilmistir. Daha sonra Sultanonu, Tire ve Ankara sancak beyliklerine getirilmistir (KARABEY 1999:8).

Bu donemin diger buyuk sairi Necati Bey (o. 1509), Fatih devri sonlarinda Kastamonu'dan Istanbul'a gelmis ve padisaha sundugu siirleri ile ihsanlar elde etmistir. Verilen ihsanlari yeterli bulmayan Necati Bey, bu yardimlari surekli hale getirmek amaci ile siir yazmaya devam etmistir. Bu sebeple:

Eser etmez n'idelim ah-i seher-gah sana

Meger insaf vere sevdigim Allah sana matlali gazelini yazmistir. Necati Bey, bu gazelini padisahin nedimi ve musahibi Amirutzes'in sarigi arasina sokarak padisaha gondermistir. Fatih Sultan Mehmed, bu sahisla satranc oynarken kagidi gorup gazeli okumus, begenmis ve Necati Bey'i yedi akce ulufe ile divan katipligine tayin etmistir (KILIC 1994:449).

Adni mahlasiyla siirler yazan Mahmud Pasa da Fatih'in ihsanlarina nail olmustur. Mahmud Pasa da Fatih gibi alim ve sairleri korumustur. Ayrica adina yazilip sunulan eserler icin cesitli ihsanlarda bulunmustur (TEKINDAG 2003:376-378). Medresesindeki danismendlerine iki dulbend, bir sof, bes yuz akce verdigi de ifade edilmistir (EYDURAN 1999:639).

Kemal-i Zerd adiyla anilan Sarica Kemal (o. 1475), has-oglanlarina hoca iken Mahmud Pasa 'nin takdirini kazanip musahibi olmustur. Sarica Kemal, Mahmud Pasa'nin olumunden sonra hami aramamis ve Mahmud Pasa'nin hasi olan Mahmud Pasa Haskoyu'ne cekilmis ve burada olmustur (EYDURAN 1999:863).

Nisani mahlasli Karamani Mehmed Pasa (o. 1481), genc yasinda Mahmud Pasa 'ya intisab edip tahsilini tamamlamistir. Daha sonra Mahmud Pasa tarafindan Fatih'e tanitilmis ve 1464'te nisanciliga getirilmistir. 1478'de de Gedik Ahmed Pasa 'nin yerine sadrazam olmustur. Karamani Mehmed Pasa, Fatih'in takdirini kazanmis ve doneminde yaptigi calismalar ile hayli meshur olmustur. Idari teskilatta bazi yenilikler yaptigi gibi Fatih Kanunnameleri'nin hazirlanmasinda da onemli rol oynamistir. Kendisi de devrinde alim ve sairlere hamilik yapmistir (BANARLI 2001:471-472).

Istanbul'un ilk kadisi Hizir Bey 'in oglu ve Bursa muftusu Ahmed Pasa ile Bursa kadisi Yakub Pasa'nin kardesi olan Sinan Pasa (o. 1486) ilmi, irfani ve fazileti ile Fatih'in dikkatini cekmis, Edirne Daru'l-hadis muderrisi iken kendisine Sahn muderrisligi daha sonra da vezirlik makami verilmistir. Zamanla Fatih 'in hocasi olmus; bu sebepten dolayi da Hoca Pasa diye anilmistir (MAZIOGLU 1997:666-670).

Fatih, donem sairlerinden Aski'yi cok takdir etmis, meclislerinde ve sohbetlerinde ona da yer vererek ihsanini ve iltifatini esirgememistir. Latifi, siirinin sade ve manzum sozlerden ibaret oldugunu, buna ragmen gunde yuz akce sair ulufesi aldigini ifade etmistir. Bu durumu Fenayi ve adi bilinmeyen bir sair birer beyitleri ile elestirmistir (ISEN 1999:121-122).

Fatih doneminin alim-sairlerinden biri de Hizir Bey (o. 1459)'dir. Dogdugu Sivrihisar'da muderris ve kadilik, sonra Bursa muderrisligi ve Inegol kadiligi yapmistir. Edirne'de kadi iken Fatih'in Istanbul'u fethi ile ilk Istanbul kadisi tayin edilmistir. Arapca, Farsca ve Turkce siirleri vardir (BABINGER 1997:471).

Ayrica bu donemde Fatih'in kutuphanesine Sinan Pasa vasitasiyla hafiz-i kutup olarak atanan Tokatli Molla Lutfi, i nsasi ile taninan ve uzun sure nisancilik yapan Cezerizade Mahmud Vefayi, Isfahan'dan Istanbul'a gelen Mevlana Hamidi ve Tokatli Melihi de Fatih Sultan Mehmed'in ihsanlarina nail olan diger sairlerdir.

1.5. Sultan II. Bayezid (1481-1512)

Fatih Sultan Mehmed 'den sonra tahta gecen II. Bayezid, bir muddet kardesi Cem Sultan ile ugrasmis, onun olumunden sonra rahata kavusmustur. Babasi devrinde baslayan ilim ve fikir hareketleri onun zamaninda da devam etmistir. Babasi gibi devrin alim ve sairlerinin koruyucusu olmustur. Kendisi de Adli mahlasi ile siirler yazmistir (TURAN 1992:234-238). Fatih Sultan Mehmed gibi Cami 'ye yilda bin filori altini gondermeye devam etmis ve Mevlana Celaleddin Devvani 'ye her yil caize gondermistir. Onlar da kasidelerle ve risalelerle II. Bayezid'in bu ihsanina cevap vermistir (EYDURAN 1999:81). Devrinde otuzdan fazla sair salyane almistir (ISEN 1999:72). Bu sebepten dolayi Sultan II. Bayezid, kendisine en fazla eser ithaf edilen padisah olmustur. Bu eserleri mutlaka okumus ve eser sahiplerini odullendirmistir. Bu is icin 1503 yilinda 86 bin akce harcamistir (GOKDOGAN 2002:182). Ayrica kendisine bircok kaside de yazilmistir. XV. yuzyilda kendisine sunulan kasidelerin sayisi kirktir (KESKIN 1994:48). Ancak Sultan II. Bayezid'in padisahligi XVI. yuzyilda da devam etmistir. XVI. yuzyilda yazilan 554 medhiye kasidesinin 257'si sultanlara sunulmustur. Bu kasidelerin sekizi Sultan II. Bayezid'e takdim edilmistir (CAKICI 1994:50).

Hatemi mahlasiyla siirler yazan Mu'eyyed-zade Abdurrahman Efendi (o. 1516), Sahn muderrisligi ve Edirne kadiligi yaptiktan sonra 1505'te Rumeli kazaskerligine getirilmistir. Ilmi, irfani, ahlaki ve comertligi ile taninan Mu'eyyed-zade Abdurrahman Efendi, gencliginden itibaren Sultan Bayezid'in sevgisini kazanmis, meclislerinde bulunmus, ihsanlarini ve iltifatini gormustur. Kendisi de pek cok sahsi himayesine almistir. Kemalpasa-zade onun himayesinde yetistigi gibi Tarih'ini yazmasina o vesile olmustur. Necati Bey de Divan'ini onun adina tertip etmistir (EYDURAN 1999:333).

Mu'eyyed-zade'nin himayesi altinda bulunan devrin unlu alimlerinden Kemalpasa-zade, Sultan Bayezid tarafindan bir Tevarih-i Al-i Osman yazmaya memur edilmis ve bu is icin kendisine 30 bin akce ile cesitli caizeler verilmistir (EYDURAN 1999:330). Mu'eyyed-zade Rumeli kazaskeri olunca Kemalpasa-zade'yi once Uskup ve Edirne muderrisligine daha sonra Istanbul'da Sultan Bayezid Medresesi'ne tayin etmistir. Nihayetinde kazasker ve Yavuz Sultan Selim doneminde seyhulislam olmustur.

Fatih Sultan Mehmed tarafindan mutevellik ile Bursa'ya surulen devrin buyuk sairi Ahmed Pasa, Sultan Bayezid tahta gectiginde Istanbul'a ve eski gunlerine donme umidiyle yeni padisaha bircok medhiye takdim ettiyse de ancak Bursa sancak beyligini elde edebilmistir. Ahmed Pasa olumune kadar Bursa'da kalmistir (MUALLIM NACI 2000:19).

Asil sohretine II. Bayezid doneminde kavusan Necati Bey (o. 1509), bir culusiyye kasidesi sunarak padisaha intisab etmistir. Daha sonra Sehzade Abdullah, Karaman sancak beyi olunca Necati Bey de onun divanina katip tayin edilmistir (ISEN 1999:326). Sehzadenin olumu uzerine Necati Bey, 1483'te Istanbul'a donmustur. 1504 yilinda Sehzade Mahmud ile Manisa'ya gidinceye kadar yaklasik yirmi yil Istanbul'da kalan Necati Bey, en verimli donemini bu zaman diliminde gecirmistir. Bu donemde himayelerini gordugu Kasim Pasa, Mustafa Pasa, Sadrazam Davud Pasa, Mesih Pasa ve Hadim Ali Pasa gibi devlet adamlarina da kasideler sunmustur. Mu'eyyed-zade'nin istegi uzerine Divan'ini tertip etmis ve hamisini de mukaddimesinde ovmustur. Sehzade Mahmud Manisa'ya vali olunca Necati Bey, sehzadenin nisancisi ve musahibi olarak yaninda bulunmus ve sehzadenin olumunden sonra Istanbul'a donmustur (ISEN 1999:327). Omrunun geri kalan kisminda gorev almayarak kendisine baglanan ayda bin akce maasla gecinmistir (PALA 1998a:15).

Balikesir'de cizmecilik yaparken Istanbul'a gelen ve siirleriyle kisa zamanda taninan Zati (o. 1546), yasadigi muddetce sairlerin ustadi olmustur. Hasan Celebi, Asik Celebi'den aktardigina gore; Zati, Sultan Bayezid zamaninda Istanbul'a gelip Hadim Ali Pasa'nin meclislerinde bulunmustur. Hadim Ali Pasa ve Defterdar Piri Pasa vasitasiyla padisaha siirler sunup ihsanlara nail olmustur. Sultan II. Bayezid'e sundugu gazelindeki:
 Geldi ol zuhd libasini kaba ettirici
 Zahida hirkaya cek basini manend-i kesef


beyti pek begenen padisah, Zati'ye Bursa'da bir tevliyetin gelirini vermistir (OKUYUCU 2004:152-153). Zati, Sultan Bayezid devrindeki bu rahati Ali Pasa'nin oldurulmesi ve Mu'eyyed-zade ile Ca'fer Celebi'nin azillerinden sonra devam ettirememistir. Sultan Selim 'in surekli seferde olusu ve Kanuni doneminde kendisini sevmeyen Ibrahim Pasa yuzunden hayatinin son donemleri hayli sikinti icinde gecmistir (EYDURAN 1999:401).

Sultan Bayezid, Amasya'da sehzadeyken hizmetindeki Tac Bey 'in oglu Ca'fer Celebi (o. 1515) iyi insasi sayesinde Sultan Bayezid'in nisanciligina getirilmistir (KILIC 1994:215). Ca'fer Celebi donemine kadar nisancilar defterdarlarin alt mevkisinde iken Ca'fer Celebi'den sonra divanda nisancilarin ust tarafta oturmalari kabul edilmistir (PALA 1998d:63). Ca'fer Celebi, sevilip sayilan, sozu dinlenen, hurmet edilen, faziletli bir insan olarak padisahin daima yaninda ve meclislerinde bulunmustur. Kendisi de edebiyatla ugrastigi icin sairlere hamilik yapmistir. Sultan Bayezid devri sonlarinda meydana gelen yeniceri isyaninda, Sehzade Ahmed taraftari oldugu icin Ca'fer Celebi'nin evi yagmalanmistir. Bu olayin hemen ertesi gunu Ca'fer Celebi nisanciliktan da azledilmistir (GOKBILGIN 1997:8). Latifi'nin "Osmanli ulkesinde nisancilikta benzeri gelmedi." dedigi Ca'fer Celebi, Sultan Selim padisah olunca tekrar nisanciliga getirilmistir (ISEN 1999:137).

Yeniceri iken padisahin iltifatlarina nail olan Cakeri Sinan Bey, sancak beyligine kadar yukselmistir. Sultan Bayezid 'in daima ihsanini gormustur (BURSALI MEHMED TAHIR 2000:134). Cakeri, hossohbet ve zarif bir kimse oldugu icin padisah maasini yukseltmistir (ISEN 1999:149).

Fazli mahlasiyla siirler yazan Ebu'lfazl Efendi de Sultan Bayezid 'in himayesini goren sairlerdendir. Mu'eyyed-zade'nin mulazimi olduktan sonra kadilik istemis fakat Rumeli kazaskeri Mustafa Habib Efendi, Fazli'nin babasi Idris -i Bitlisi'yi sevmedigi icin Fazli'yi Rumeli'de Bronik kadiligina tayin etmistir. Mu'eyyed-zade'nin kazasker olmasiyla Fazli, once Anadolu defterdarligina sonra da Rumeli defterdarligina tayin edilmistir (EYDURAN 1999:791). Padisaha kasideler sunarak iltifatina ve hediyelerine nail olmustur (KILIC 1994:654).

Bu donemde Galata Mevlevihanesi Seyhi Sinoplu Safayi Dede, Sami Mustafa Bey, Ugurlu-oglu Mirza'nin elcisi olarak Iran'dan Istanbul'a gelen Basiri, Ishakoglu Kara Seydi, Kivami, Hamse sahibi Behisti Sinan Celebi, Safi mahlasi ile siirler yazan Kasim Pasa, devrin buyuk alimlerinden Molla Lutfi, Iran'dan gelerek sarayda hekim olarak bulunan Sah Muhammed Kazvini de Sultan II. Bayezid'in ihsanlarina nail olmustur.

Ayrica II. Bayezid devrine ait olan In'amat Defteri'nde donem sairlerinin 909/1503-917/1511 yillari arasinda aldigi in'am ve ihsanlar yer almaktadir. Cogu hallerde in'amin ve ihsanin verilis sebebi belirtilmistir. Taziye, kaside, gazel, mersiye ve bir eser takdim dolayisiyla hediye verildigi gibi bayramlarda da hediye verilmistir. Hediye olarak akce verildiyse akcenin miktari; elbise verildiyse de ne cins elbise ve kumas verildigi belirtilmistir.

Bu donemde sairlere 478.500 akce verilmistir. 112.000 akce ile Mevlana Idris en fazla ihsani elde etmistir. Boylece Mevlana Idris, toplamda verilen nakdiyyenin %23.4'unu tek basina almistir. En az ihsan elde eden sair ise 500 akce ile Mesud b. Muhyiddin'dir. Bu donemde Mevlana Idris 112.000 akce; Katibi 34.000 akce; Sabayi 30.500 akce; Ruhi 25.000 akce; Firdevsi 21.000 akce; Ma'ili 20.000 akce; Sa'di 15.000 akce; Mihri Hatun ve Safayi 13.000'er akce; Refiki 12.900 akce; Basiri 11.000 akce; Haydar Celebi ve Muzaffer 10.000'er akce; Sa'ili 9.500 akce; Revani 9.000 akce; Kesfi 7.100 akce; Omer Celebi, Omer Bey, Omer ve Cevheri 6.000'er akce; Necati, Mehmed Celebi, Haydar, Ahmed Celebi b. Karisdiran, Ahmed Celebi (Kemalpasa-zade) 5.000'er akce; Lali 4.500 akce; Edibi, Sefi'i, Zati, Sehdi 4.000'er akce; Mehmed, 'Ali (Karamani), Dervis Mahmud, Mahbub Celebi, Ala'addin, Tali'i, Zamiri, Ma'li, Suleyman Celebi 3.000'er akce; 'Iyani 2.500 akce; Na'ili, Bayezid Celebi, Ali Celebi, 'Ali b. Seyyid Omer, Korkud Celebi, Musteri, Visali, Vasfi, Natiki, Mustafa, Yarhisari, Nisani, Hadidi 2.000'er akce; Serifi, Sa'yi 1.500'er akce; Saki, Sehri 1.000'er akce; Mesud b. Muhyiddin 500 akce almistir.

909/1503-917/1511 yillari arasinda Ruhi, Ma'ili, Sa'ili, Kesfi ve Katibi duzenli ve surekli olarak hil'at almistir. Adi gecen yillar arasinda Ruhi toplam otuz defa; Ma'ili, Sa'ili ve Azizi toplam on sekizer defa; Kesfi toplam on yedi defa ve Katibi toplam on alti defa hil'at almistir. Ayrica bu donemde Tali'i, Omer Celebi, Ahmed Celebi, Cevheri, Kelami, Ahmed, Omer Celebi, Zamiri, Na'ili, Mehmed Celebi, Bayezid Celebi, Vasfi, Haydar, Ali Celebi, Diliri, Sucudi, Haydar Celebi, Revani, Dervis Mahmud, Korkud Celebi, Muzaffer, Ali Karamani Mehmed Pasa oglu, 'Ali Seyyid Omer oglu ve Mesud b. Muhyiddin de bir defa hil'at almistir (ERUNSAL 1979-1980:303-342).

1.6. Yavuz Sultan Selim (1512-1520)

Sultan Bayezid 'in oglu Yavuz Sultan Selim 'in saltanati sekiz yil surmesine ragmen donemi hayli hareketli gecmistir. Yavuz Sultan Selim, bir taraftan kazandigi zaferler ile imparatorlugu genisletip guclendirirken, diger taraftan da edebiyat ve kulturun yayilmasina ve yerlesmesine hizmet etmistir. Tebriz fethi sonunda Iranli birkac yuz sair ve sanatkari Istanbul'a getirmistir. Iran'dan getirdigi sanatkarlar arasinda Sah Mehmed, Abdulgani, Dervis Bey isimlerindeki ressamlarla; Alaaddin Mehmed, Mansur Bey, Seyh Kamil, Ali Bey, Abdulhalik adlarinda unlu nakkaslar da vardir (UZUNCARSILI 1981-1986:23-76). Yavuz Sultan Selim, yaptigi seferlerin tarihini yazdirmak amaciyla yaninda surekli sair ve tarihcileri bulundurmustur. Kemalpasa-zade, Revani, Halimi, Sucudi, Tali'i, Guvahi, Fehmi, Nihali 'yi seferlerine goturmustur. Bu sebeple bircok Selim-name yazilmistir (PALA 2003:410).

Tarih, felsefe ve tasavvuf konularinda derin bilgiye sahip olan Sultan Selim, firsat buldukca ilmi ve edebi sohbetlere katilmistir. Sultan Selim, basarinin ve ilerlemenin ancak bilimle olacagina inanmis; bunu da daha Trabzon'da sehzade iken bircok alim ve sairi koruyarak gostermistir. Yavuz Sultan Selim, kendisi de siir yazmis ve siirlerinde Selimi mahlasini kullanmistir (AK 2001:153-154). XIII-XV. yuzyil kasidelerinde Sultan I. Selim'e sunulan kaside sayisi uctur (KESKIN 1994:48). Ancak Sultan I. Selim'in padisahligi 1512-1520 yillari arasini kapsadigi icin XVI. yuzyil kasidelerine de bakilmasi gerekir. Ayrica bu yuzyil icerisinde Sultan I. Selim'den baska Sultan II. Selim (1566-1574)'in de padisahligi soz konusudur. Bu sebeple hangi padisaha kac siir sunuldugunun sayisal ifadesi tam anlami ile tespit edilememistir. Her iki padisaha sunulan kasidelerin toplam sayisi kirk dokuzdur (CAKICI 1996:50).

Sultan Bayezid doneminde Rumeli kazaskerligine kadar yukselen Mu'eyyed-zade Abdurrahman Efendi (o. 1516)'nin yeniceri isyani sirasinda evi yagmalanmis ve kazaskerlikten de azledilmistir. Mu'eyyed-zade, sehzadeler arasinda Sultan Ahmed 'i tercih etmesine ragmen Yavuz Sultan Selim ondan iltifatini esirgemeyerek onu tekrar kazaskerlige tayin etmistir (KILIC 1994:839).

Mu'eyyed-zade'nin himayesinde yetisen Kemalpasa-zade (o. 1534), Sultan Selim icin Iran seferi oncesi yazdigi risale ile padisahi memnun etmesini bilmis ve 1516'da kazasker olmustur. Misir seferi sirasinda padisahin emriyle Ibn Tagribirdi'nin Nucumu'l-zahire adli tarihini tercumeye baslamis ve tercumeye Istanbul'da da devam etmistir. Asci-zade Hasan Celebi'nin temize cektigi kisimlari parca parca padisaha sunmus ve cesitli ihsanlara nail olmustur (EYDURAN 1999:295).

Sultan Selim ile Caldiran seferine katilan Remzi mahlasli Piri Mehmed Pasa (o. 1532), gosterdigi basari sonucunda ucuncu vezirlige getirilmistir. Daha sonra sefer sirasinda oldurulen Yunus Pasa'nin yerine sadrazam tayin edilmistir. Piri Pasa, Kanuni 'nin ilk donemlerine kadar bu mevkide kalmis, 1523'te gorevden alinmis ve Sadrazam Ibrahim Pasa 'nin tesviki ile 1532'de Edirne'de kendi ogluna zehirletilmistir. Piri Mehmed Pasa, devlet islerinde basarili oldugu kadar siirde de sohret kazanmis ve sairlere de destek olmustur (TURAN 1997:559-561).

Sultan Selim 'in Trabzon'da sancakbeyligi sirasinda tanidigi Halimi (o. 1517), sehzadenin once musahibi sonra da hocasi olmustur. Padisah olunca da ayni hurmetle Istanbul'a getirilmistir Halimi gerek Istanbul'da gerekse seferlerde surekli padisahin yaninda bulunmus, olumune kadar sultanin musahibi ve hocasi olarak hurmet ve itibar gormustur. (ISEN 1999:205).

Sultan Selim 'in Trabzon'da sehzadeligi sirasinda tanidigi bir diger sair de Hayali (o. 1523)'dir. Hayali kadi iken Sultan Selim, onu musahibi ve hocasi yapmistir. Sultan Selim, kardesleri ile taht mucadelesinin surdugu donemde Selanik kadiliginda bulunan Hayali'yi sultan olunca Istanbul'a getirtip bas defterdar yapmistir (KUTLUK 1997:42).

Sehzadeligi sirasinda Sultan Selim 'e intisab eden Revani Ilyas Celebi (o. 1524), Istanbul'a Sultan Selim ile birlikte gelmistir. Sultan Selim'in culusundan sonra Revani matbah katibi, matbah emini ve surre emini olmustur. Misir seferi sirasinda Sultan Selim'in yaninda bulunmus, sundugu "berf" redifli kaside sicak iklimde garip karsilanip Sultan Selim'in hosuna gitmemistir. Surre emini olarak padisahin Kabe fakirlerine gonderdigi altinlarin hepsini fakirlere dagitmamakla suclanmissa da Sultan Selim kendisinden iltifatini eksik etmemistir. Kabe donusunde Ayasofya mutevelligine tayin edilmistir (ISEN 1999:364).

Sultan Selim 'in himayesinde bulunan sairlerden biri de Tali'i Mehmed Celebi 'dir. Sultan II. Bayezid'in sehzadesi Sultan Mahmud, Manisa'da vali iken hizmetinde bulunmus, onun olumu uzerine Istanbul'a gelip yeniceri katibi olmustur. Padisah meclislerinde her zaman kendisine yer bulan Tali'i, sundugu siirlerle padisahin iltifatini kazanmistir. 1516'da olen Tali'i zamaninda cok meshur olmustur. Oyle ki Latifi, Tali'i'yi Necati Bey'e es tutmustur. Fakat onun bu sohreti uzun surmemistir (ISEN 1999:443).

Bu donemde sairlerin ustadi konumundaki Zati (o. 1546), padisaha bir culusiyye kasidesi sunarak cesitli ihsanlar elde etmistir. Ayrica yeni padisahtan da sair ulufesi almaya devam etmistir (KILIC 1994:896). Bunun haricinde Zati, Sultan Selim'e sundugu nuniyye icindeki:
 Servera bir bende-i bi-kayddir kapinda adl
 Tutamazdi ani zencire cekip Nusirevan


beytini Yavuz pek begenerek, boyle mukemmel bir beyit yazdigi icin sairin ayliginin ve caizesinin arttirilmasini emretmistir (CAVUSOGLU 2003:18). Ancak Sultan Selim surekli seferde oldugu icin Zati, Bayezid donemindeki rahat hayatini bu donemde surdurememistir.

Ayrica bu donemde Kenzu'l-bedayi adli eserini padisaha sunan Guvahi (o. 1520), Sagari mahlasli Kazzaz Ali, Dihmurg adli mesneviyi padisaha sunan Semsi, saraya Re'is-i etibba tayin edilen Sah Muhammed Kazvini (o. 1520), muamma ustadi Mu'ammayi mahlasli Tireli sair Ali, Ca'fer Celebi ve kardesi Sa'di Celebi, aslen Kurt beyi olan Sukri, Ferhad-name 'sini ve Husn u Dil adli mesnevisini padisaha sunan Lami'i (o. 1532), Benli Hasan nami ile anilan Ahi Celebi (o. 1517), Zeynel Pasa, Fehmi, Hafiz-i Acem, Sah Kasim (o. 1539) ve Sucudi adli sairler de Sultan Selim'in meclislerinde bulunarak cesitli ihsanlara nail olmuslardir.

1.7. Kanuni Sultan Suleyman (1520-1566)

XVI. yuzyil icerisinde en verimli ve parlak donem Kanuni Sultan Suleyman devri olmustur. Kanuni Sultan Suleyman, daha onceden her bakimdan hazir imkanlara mirasci olmakla beraber bu mirasi heder etmek yerine kiymet ve ehemmiyetini idrak etmekle Imparatorlugun sinirlarini, gucunu ve zenginligini daha da arttirmistir. Kendisi de sanatkar, sair, hatta alim bir sultan olarak ilme, edebiyata, sanata ehemmiyet vermekle dunya tarihi icerisinde XVI. yuzyila damgasini vurmus ve "Muhtesem" sifatini hakli olarak kazanmistir (CELEBIOGLU 1994:31-33). Ilim ve sanat erbabi -ozellikle sairler- onun devrinde tam bir ikbal icinde yuzmuslerdir. Zira o, siirin te'lif hakkini (caize) bol bol ihsan eden sultandir. Boylece Osmanli saltanatinda ilk defa sanatkarin devlet eliyle korunma politikasi idari mekanizmaya yerlesmistir. Sadece kendi muhitinde degil, imparatorluk sinirlarinin her neresinde bir sanatkar duysa ona destek olma endisesi tasiyan padisahin bu tutumu -Fatih'in ideali iken onun zamaninda-duzenli isleyen bir mekanizmaya donusmustur. Doneminde ihsanlari ile zengin olan sairlerin sayisi yirminin uzerindedir (PALA 1996:142). Ayrica bircok sair, siirlerinde kendisinden ovguyle bahsetmistir. Bu yuzyilda kendisine sunulan kasidelerin sayisi doksan dokuzdur (CAKICI 1996:50).

Yavuz Sultan Selim doneminde saraya alinan Semsi mahlasli Ahmed Pasa (o. 1580), Kanuni doneminde ulufeci-basi ve sipahi agasi olmustur. Sonra da Sam, Anadolu ve Rumeli beylerbeyi olmustur. Sultan Selim'in musahibi olarak yaninda yer almistir. Kanuni padisah olunca onun iltifatini gormus, meclislerine girmis ve musahibi olmustur (IPEKTEN 1996:84).

Donem sairlerinden Nisani mahlasli Celal-zade Mustafa Celebi (o. 1567), Sadrazam Ibrahim Pasa 'nin sir katibi olarak katildigi Bagdat seferinde nisanci Seydi Bey'in olumu uzerine nisanciliga getirilmistir. Rustem Pasa'nin sadrazamliginda emekli olmustur. Zigetvar seferinde ikinci kez nisanci olarak yer almis ve bu gorevdeyken olmustur (KILIC 1994:463). Nisani, iyi ahlakli, comert, mert ve sairlerin koruyucusu olarak taninmistir. Bu sebeple kendisine bircok kaside yazilmistir. Sultan Selim icin yazdigi Selim-name 'nin yani sira 1567'de yazdigi bir tarih eseri de vardir (ISEN 1999:346).

Kanuni 'nin kaptanlarindan Seydi Ali Re'is (o. 1563), siirleri ile de taninmis bir sahsiyettir. Bu donemde Piri Re'is'in Basra'da biraktigi donanmayi Misir'a getirmekle gorevlendirilmistir. Portekiz donanmasi ve olumsuz hava sartlari sebebiyle donanmanin bir kismini Hindistan aciklarina birakip kendisi karayolu ile Istanbul'a iki yil bes ay sonra ulasmistir. Seydi Ali Re'is, Edirne'de bulunan padisahin huzuruna cikarak getirdigi hediyeler ile Kitabu'l-muhit Seydi Ali Re'is adli eserini padisaha sunmustur. Birikmis maasinin yani sira 80 akce yevmiye ile muteferrikaliga, sonra da Diyarbakir timar defterdarligina tayin edilmistir. Bu vazifede iken 1563'te olmustur (TURAN 1997:528-531). Katibi mahlasiyla siirler yazan Seydi Ali Re'is, denizciligi, cografya alimligi ve sairliginin yani sira comertligi ile de meshur olmustur. Galata'da yaptirdigi konagi fukaranin ve sairlerin ugrak yeri olmustur (OZTUNA 1985:190). Kami, Muslim, Sahubi, Hatifive Yetim Ali gibi sairler konaginin mudavimleri arasindadir.

XVI. yuzyilin buyuk alimlerinden Ebu'ssuud Efendi (o. 1574), her donemde Kanuni 'nin yaninda bulunup onun ihsanlarina fazlasiyla nail olmustur. Irsadu'l-aklu'sselim adini verdigi tefsirinin bir bolumunu Kanuni'ye sunmus, Kanuni memnuniyetini maasini 200 akceden 500 akceye cikararak gostermistir. Tefsirini 1566'da tamamlayip padisaha sundugunda maasi 600 akce olmustur. Zamaninda seyhulislamlik en yuksek ilmiye makami haline gelmistir. Arapca siirlerinde basarili olmakla birlikte Farsca ve cok az olmak uzere Turkce siirleri de vardir (AKGUNDUZ 1994:365-371).

Donem sairlerinden Kinali-zade Ali Efendi (o. 1571), cesitli medreselerde muderrislik yaptiktan sonra kadiliga gecmistir. Daha sonra Kanuni, kendisini Anadolu kazaskerligine tayin etmistir. Kinali-zade Ali Efendi, ilmi mesguliyetinin yani sira edebiyatla da ilgilenmistir. Edirne'de muderris iken Emri ile Huseyin Nisaburi'nin Muamma risalesini tetkik edip muammalar yazmistir. Uc dilde siir soylemistir (AKSOY 2002:416-417). Muretteb bir Divan sahibidir (BURSALI MEHMED TAHIR 2000:400).

Ibn-i Kemal'den mulazim olan donemin alimlerinden Perviz b. Abdullah (o. 1570), siirleri ile de taninmistir. Ibrahim Pasa 'ya Ali Kuscu'nun Risale fi'l-hey adli Farsca eserini Mirkatu's-soma ismiyle tercume edip sunmustur. Ibrahim Pasa'nin destegiyle Kanuni'ye intisab edip Anadolu kazaskeri olmustur (IPEKTEN 1996:92).

Deli Birader namiyla anilan Gazali (o. 1535), gerek padisah gerekse devlet adamlari tarafindan el ustunde tutulmustur. Gazali, Iskender Celebi sayesinde Sadrazam Ibrahim Pasa 'nin ve her iki sahsin vasitasiyla da padisahin bircok ihsanina ve caizesine nail olmustur (ISEN 1999:184). Deli Birader, eski dostlarindan Seydi-oglu Dervis Celebi ve Sirkeci Bahsi 'nin Besiktas'ta yaptirdiklari bahcelere ozenerek kendisi de deniz kenarina bir bahce, ev, tekke, mescit ve gecimini saglamak icin de bir hamam yaptirmak istemistir. Parasi olmadigindan "cer-name" adini verdigi bir manzum arzihal yazip padisaha basvurmustur. Padisah ve Ibrahim Pasa'dan yuklu miktarda paralar aldigi gibi diger vezirler de dostu olmasi sebebiyle yardimda bulunmustur (KILIC 1994:931).

Kanuni 'nin veziri Makbul Ibrahim Pasa 'nin dikkatini ceken Hayreti, bir "Bahariyye" yazip Ibrahim Pasa'ya sunmustur. Bunun uzerine Ibrahim Pasa, sairden hoslanip ihsanda bulunmak istemisse de Ibrahim Pasa'ya daha yakin olan Hayali Bey, Hayreti'yi "tok gozlu ve kimseye bas egmeyen birisi" olarak tanitmistir. Bunun uzerine Ibrahim Pasa da caizeden vazgecerek Hayreti'yi kucuk bir timarla gecistirmistir. Hayreti de "Dil-i bimar bu denlu merhem ile timar olmaz" diyerek, Istanbul'dan Vardar Yenicesi'ne geri donmustur. Yenice'ye geldiginde Mihaloglu ve Yahyali akinci ocaklarina siginan Hayreti, omrunun sonuna kadar bu beylerin destegi ile gecinmistir (TATCI 1997:187-188).

Kanuni'nin iltifatini gorup, ihsanini kazanan sairlerden biri de Arifi Fethullah Celebi (o. 1562)'dir. Farscasinin iyi olmasi sebebiyle Sultan Suleyman tarafindan Sehname yazmakla gorevlendirilmistir. Eserin hacmi arttikca rutbesi de arttirilmistir. Padisah, 60 bin beyitlik bu eseri cok begenmistir. Arif Celebi, ayrica Hadim Suleyman Pasa'nin Hind seferine ait 2000 beyitlik bir mesnevi yazmistir. Bunlardan baska Arifi mahlasiyla yazdigi siirleri de vardir (KILIC 1994:558-561).

Kanuni 'nin 1535 Irak seferinde Hayali Bey ile birlikte Yahya Bey de bulunmustur. Padisaha sundugu kasidede:
 Bana olaydi Hayali 'ye olan ragbetler
 Hak bilur sihr-i halal eyler idim si'r-i teri


beytiyle durumundan ve Hayali Bey'in padisah nezdinde gordugu itibarin fazlaligindan sikayet etmistir. Bunun uzerine kendisine Eyup ve daha sonra Sultan Bayezid vakiflari mutevelligi verilmistir (EYDURAN 1999:1137).

Divan edebiyatinin en buyuk sairlerinden sayilan Baki (o. 1600), 1555'te Sultan Suleyman 'a ilk kasidesini sunmustur. Kadizade Efendi'nin talebesi oldugunu ve Suleymaniye Medresesi'nin yapilisinda nezaretci olarak calistigini ifade edip padisahtan yardim istemistir. Rustem Pasa'nin yerine Semiz Ali Pasa'nin sadarete gelmesiyle Baki'nin de yildizi parlayarak 1562'de danismend olmustur. Siirlerinden tanidigi Baki'nin medresede yatip kalktigini duyan padisah, onu 1564'te Icel'de 25 akcelik bir medreseye tayin etmistir. Rumeli kazaskeri Hamid Efendi'nin henuz danismend olan bir kimsenin medreseye atanmasinin uygun olmayacagini soylemesine ragmen Kanuni, hazine-i hassadan 30 akce ile Baki'yi Silivri Pir Pasa Medresesi muderrisligine tayin etmistir. Bir yil sonra Mahmud Pasa Medresesi muderrisi olarak Istanbul'a alinmistir (PALA 1998b:11-14).

Kanuni doneminin meshur alimsairlerinden biri de Fevri (o. 1570)'dir. Rumeli Beylerbeyi Lutfi Pasa ve Defterdar Nakkas Ali Bey himayesinde yetismistir. Edirne'de Sehzade Sultan Selim 'e siirler sunarak onun himayesini de kazanmistir. 1553'te Kanuni'nin Nahcivan seferi icin padisaha sundugu:
 Musahhar oldu hal-i ruy-i yare bagrimun
 basi
 Diyar-i Rum Sultani bu kez alur kizilbasi


beytine 100 altin aldigi gibi padisahin musahibleri arasina da girmistir. Ayrica 200 beyitlik bir kaside verip her beytine bir altin almistir. Bu sefer sirasinda padisahin Divan'ini da tertip etmistir (KILIC 1994:671).

Donem sairlerinden Mesnevi -hanzade Mehmed Kami (o. 1579), Kanuni 'nin ihsanlarina nail olmus sairlerden biridir. Iran'da tahsilini tamamlayip Istanbul'da Ebu'ssuud Efendi'den mulazim olduktan sonra 50 akce yevmiye ile Mustafa Pasa Medresesi muderrisi olmustur. Kanuni, ilmini ve siirini begendigi icin kendi medresesine atamistir. Kanuni, Kami'ye Imam Gazali 'nin Kimya-yi Saadet adli eserini tercume etmesini emretmistir. Kami firsat buldukca padisaha kaside ve gazeller sunmustur. Kanuni'ye sundugu gazeldeki:
 Kendi sehri herkese Bagdad'dir derler
 bana


misra'ini cok begenen Kanuni, Kami 'yi Edirne'ye kadi tayin etmistir. 1566 Zigetvar seferinde Kami, padisaha Edirne'de bir gazel daha sunmustur. Matla'i:
 Nev-bahar erdi ser-agaz itdi bulbuller
 yine

 Saldi gul-banglar guzat afaka gulgule
 yine


olan gazeli cok begenen Sultan Suleyman, Kami 'ye 200 filori ihsan etmistir (KILIC 1994:362).

Kanuni donemi sairlerinden bir digeri de Fuzuli (o. 1556)'dir. Bagdat'in alindigi siralarda "Geldi burc-i evliyaya padisah-i namdar" misrainin icinde bulundugu kasideyi Kanuni'ye sunan Fuzuli, bu donemde biraz da olsa rahata kavusmustur. Kanuni'den baska sefere katilan bazi devlet adamlarina da kasideler sunan Fuzuli, en fazla yardimi Bagdat'a vali olarak atanan Ayas Pasa 'dan gormustur (IPEKTEN 2003:25).

Yavuz Sultan Selim doneminin sohretli sairlerinden Bursali Lami'i (o. 1532), Kanuni doneminde de yasamis bir sairdir. Bursa'da olmasina ragmen Sultan Suleyman, Lami'i'nin siirlerinin ustaligini duyup onunla ilgilenmistir. Bursa'nin guzelliklerinin daha agirlikli bir sekilde yer aldigi Sehrengiz 'ini Kanuni'nin Bursa'ya yapacagi ziyaret icin yazmistir. Daha sonra Kanuni, Unsuri 'nin Vamik u Azra 'sini tercume etmesini emretmistir. Eseri bitirdikten sonra eserle birlikte "gul" redifli kasidesini de sunup cesitli caizeler almistir. Kanuni, daha sonra Fahr-i Curcani'nin Veyse vu Ramin eserini tercume etmesini emretmistir. Lami'i, eserini bitirdikten sonra Ibrahim Pasa araciligi ile padisaha sunmustur. Bu hizmetine karsilik sadrazam kendisine gunde 20 akce ulufe baglamistir (KILIC 1994:382).

Zati, bu donemde de sairlerin ustadi durumundadir. Sultan Bayezid devri sona erip, Ca'fer Celebi ve Mu'eyyed-zade gibi hamileri olunce koruyucusuz kalan Zati, Sultan Selim 'e kasideler sunup caizeler almistir. Bu donemde kendisine ayrica 10.500 akcelik Bursa'da bir de koy verilmistir. Ancak Sultan Bayezid donemindeki rahatini Sultan Selim doneminde bulamadigi gibi Sultan Suleyman doneminde de bulamamistir. Sultan Suleyman 'in culusunda siir sunup caizeler almissa da kendisini bir turlu Ibrahim Pasa 'ya sevdirememistir (KILIC 1994:892).

Kanuni 'nin ihsanini goren ve ordudan yetisen sairlerin biri de Edirneli Mehmed Nazmi (o. 1555)'dir. Ahkam katibi iken sipahi olup boluk-basiliga kadar yukselmistir. Sultan Selim doneminde de orduda bulunmustur. Filibeli Seyh Mehmed Efendi'nin himayesinde bulunmustur. Hamisi tarafindan Rustem Pasa ile tanistirilmis ve Rustem Pasa'ya tarihler takdim etmistir. Nazmi, asker oldugu halde edebiyatla yakindan ilgilenip donemin sairleri ile yakin munasebetler kurmustur. En onemli eseri sayilan Mecma'unnezair'i Kanuni'ye sunup ihsanlar elde etmistir (CELEBIOGLU 1994:74).

Kanuni doneminde sair ulufesi alan Ubeydi Abdurrahman Celebi (o. 1573), tahsiline Edirne'den sonra Istanbul'da devam etmis, Kadi-zade Semseddin Ahmed Efendi'nin talebesi ve mulazimi olmustur. Sultan Suleyman 'a sundugu:
 Bu tak-i laciverdi zer-beft otagun olsun
 Mihr ile meh yaninda iki solagun olsun
 (...)


gazeli ile padisahin iltifatlarina nail oldugu gibi kendisine sair ulufesi baglanmistir (EYDURAN 1999:634-635).

Kanuni 'nin ilgisine nail olan sairlerden biri de Sami mahlasi ile siirler yazan Husam Celebi 'dir. Manastir'dan Istanbul'a gelip tahsilini tamamlayarak Kars defterdari Kara Hoca'nin hizmetine girmistir. Kara Hoca ile Kars'a gitmistir. Hamisinin olumu uzerine Nahcivan seferi sirasinda Hizir Pasa'ya intisab etmistir. Hizir Pasa vasitasiyla Kanuni'ye tanitilmis ve kapi kethudasi tayin edilmistir (SOLMAZ 1996:430).

Ayrica bu donemde Mu'eyyed-zade Abdi Celebi (o. 1554), Sah Kasim (o. 1539), Kadi-zade Semseddin Ahmed 'in oglu Da'i mahlasli Abdurrahman Celebi, Siri Ali Bey, Bursali Selman, Enveri (o. 1547), Gubari Abdurrahman Celebi (o. 1574), Dervis Pasa (o. 1603), Cenabi Pasa (o. 1562), Figani (o. 1526), Kemalpasa-zade, Celal-zade Salih Celebi (o. 1565) ve kardesi Nisanci Mustafa Celebi, Hayali Bey (o. 1557), Sehabi (o. 1564) ve kardesi Bidari, Rahmi mahlasli Nakkas Bali-zade Pir Mehmed (o. 1568), Sukri, Mevlevi Seyhi Sultan Sema'i (o. 1529), Edayi (o. 1574), Taslicali Yahya Bey (o. 1582) ve Arif Huseyin Celebi (o. 1552) gibi devrin onde gelen bircok sairi de Kanuni'nin ihsanlarina nail olmustur.

Kanuni doneminde de sairlere cesitli vesilelerle belli aylarda duzenli bir sekilde in'am, ihsan yapilmis ve tasaddukatta bulunulmustur. Bu donemde sairlere toplam 195.400 akce verilmistir. Bir defada verilen en yuksek miktari 15.000 akce ile Sukri almistir. Bir defada en dusuk miktari da 100 akce ile Necati almistir. Toplamda en fazla ihsan elde eden sair 20.000 akce ile Lami'i Celebi'dir. Boylece Lami'i Celebi, 20.000 akceyi alarak dagitilan 195.400 akcenin %10.2'sine tek basina sahip olmustur. En az ihsan elde eden sair ise 200 akce ile Nisari 'dir. Lami'i Celebi 20.000 akce; Sukri 15.000 akce; Hayali 11.000 akce; Seyh Ibrahim ve Basiri 10.000'er akce; Kandi 9.600 akce; Zati, Birader ve 'Ozri 9.000'er akce; 'Iyani 8.800 akce; Makami 8.400 akce; Ferruhi 8.000 akce; Sabri 7.300 akce; Necati 7.200 akce; Edibi 7.000 akce; Necmi 5.000 akce; Mes'ud 4.500 akce; Abdurrahim Abbas 4.000 akce; Na'ti 3.300 akce; Kesfi 3.100 akce; Mehmed Celebi ve Mustafa Celebi 3.000'er akce; Yakini 2.700 akce; 'Ata 2.500 akce; Yahya, Sahidi ve Mirek 2.000'er akce; Rahmi 1.200 akce; Necmuddin, Sabri, Latifi ve Refiki 1.000'er akce; Mes'udi 700 akce; Mahremi 600 akce; Suzi, Sem'i, Servi ve 'Atayi 500'er akce; Niyazi 300 akce; Nisari 200 akce almistir.

936/1529 yilinda Kesfi, 'Iyani, Edibi, Ferruhi, Basiri, Zati, 'Ozri, Yakini, Necati, Figani, Makami, Rahmi, Kara Memi, Mes'udi, Nakkasi, Na'ti, Necmi, Munsi, Hamri, 'Abdulkadir hil'at almistir. 936/1529 yilinda hil'at alan sairlerden Kesfi ayni yil icerisinde uc defa; 'Abdulkadir iki defa; diger sairler de birer defa hil'at almistir. Kesfi daha sonraki yillarda da (937-938-939) birer defa hil'at almistir. Kesfi haricinde 937/1530 yilinda sadece Ahmed Celebi bir defa olen oglu icin hil'at almistir (ERUNSAL 1984:1-17).

1.8. Sultan II. Selim (1566-1574)

Kirk dort yasinda hukumdar olan Sultan II. Selim, bizzat sefere cikmayan ilk Osmanli padisahi olmus, ickiye duskunlugu sebebiyle kimi tarihcilerce "Sarhos Selim", sarisinligi sebebiyle de zaman zaman "Sari Selim" diye anilmistir. Onun icki ve zevk alemlerine duskunlugu, Sokullu Mehmed Pasa sayesinde devlet idaresinde bir sorun haline gelmemistir. Babasinin uzun suren saltanati doneminde bir ilim ve kultur merkezi haline gelen Istanbul'da, Sultan II. Selim doneminde de bircok sair onun ihsanlarindan yararlanmistir. Sultan II. Selim, kisa suren saltanatinin son yillarinda seyhlere ve din adamlarina daha yakin durmus ve bunun sonucunda sairlerle arasinda bir kopukluk olmustur. Bu durumun ortaya cikmasinda av merakiyla sik sik Istanbul'dan ayrilmasi ve daha onceki donemlerdeki gibi comert devlet adamlarinin olmamasi rol oynamistir. Fazli, Sami, Ferdi, Rai, Firaki, Nigari, Hatemi gibi sairler; Nihani, Durak Bey, Gulabi Bey gibi musikisinaslar; Mirek Celebi, Kasapzade Nabi gibi hanendeler Sultan II. Selim'in meclislerinde hazir bulunmuslardir (GOKDOGAN 2002:186). XVI. yuzyilda ayni adi tasiyan iki padisah yasadigi icin hangisine kac tane kaside sunuldugunun tespit edilemedigini Sultan I. Selim doneminde soylemistik. Bu donemde de her iki padisaha sunulan toplam kaside sayisini vermekle yetinecegiz. Buna gore Sultan Selim (I. veya II.)'e kirk dokuz kaside sunulmustur (CAKICI 1996:50).

Sultan II. Selim'in sehzadeliginde yaninda bulunan Huseyin Celal Bey, Sultan Selim 'in padisahliginda da musahiblik gorevini devam ettirmis ve Anadolu timar defterdarligina tayin edilmistir (KILIC 1994:228).

Sultan II. Selim'in sehzadeliginde yaninda bulunan Ayse Hubbi Hatun (o. 1590), Manisa'da sehzade tarafindan makbul tutulmus ve kocasi Semsi Celebi olunce Istanbul'a getirtilmistir. Boylece Istanbul'da eski itibarina kavusmustur (EYDURAN 1999:288).

Terzi-zade Mehmed Ulvi (o. 1585), Sultan II. Selim'e sehzadeliginde Manisa'da intisab etmis, padisah olduktan sonra da yaninda yer almaya devam etmistir (EYDURAN 1999:675).

Hatemi Ibrahim Bey (o. 1596), Sultan II. Selim'e sehzadeligi sirasinda intisab eden ve padisah olunca da yanindan ayrilmayan sairlerin bir digeridir. Kutahya'da sehzadenin musahibi olan Hatemi, Istanbul'a gelip sipahilik gorevi almis ve padisahin musahibi olarak hayatini devam ettirmistir (KILIC 1994:842).

Sultan Selim 'in sehzadeliginde kendisine intisab edip padisah olunca da Istanbul'a gelen sairlerden biri de Cami Bey'dir. Istanbul'a gelince sarayda atmacaci-basi tayin edilmistir (EYDURAN 1999:251).

Bu donemde Asik Celebi (o. 1571), Mesairu's-Suara adinda yazdigi tezkireyi, Hekim Nidai de Menafiu'n-Nas adli nazim seklindeki eserini Sultan II. Selim'e sunmustur (GOKDOGAN 2002:187).

Ayrica bu donemde Defterdar-zade Azmi (o. 1582), Muderrisi mahlasli Besiktasli Yahya Efendi (o. 1570), Sami Mustafa Bey, Semsi Ahmed Pasa (o. 1580) ve Baki gibi devrin onde gelen sairleri de Sultan II. Selim'in ihsanlarina nail olmuslardir.

1.9. Sultan III. Murad (1574-1595)

Sultan III. Murad, Sultan II. Selim'in olumu uzerine Manisa Sancagi'ndan gelip Osmanli tahtina oturmustur. Ilk zamanlarda devlet yonetimi Vezir-i azam Sokullu Mehmed Pasa 'nin idaresi sayesinde iyi gittiyse de onun olumunden sonra devlet idaresine valide sultanlar, musahibler ve saray agalari mudahale eder hale gelmistir. Sultan III. Murad, Muradi mahlasiyla siirler yazmis ve siirlerini Farsca, Arapca ve Turkce olmak uzere uc ayri Divan'da toplamistir (UZUNCARSILI 1988b:114-115). Sultan III. Murad'a bu donemde otuz dort kaside sunulmustur (CAKICI 1996:50).

Bu donem sairlerinden Nev'i Yahya, Sehzade Mustafa 'nin hocasi olarak saraya alinmistir (EYDURAN 1999:1061). Sultan Murad, bu degerli alim ve saire kadirsinaslik gostererek onun hoca oldugu tarihe kadar padisahlar, kanun uzere bayram tebriklerinde sehzade hocalarinin kendilerini tebrik ettikleri sirada ayaga kalkmazlarken Nev'i Efendi'ye hurmeten ayaga kalkmistir (UZUNCARSILI 1988b:532). Ayrica Sultan III. Murad, kendisinden Fususu'l-Hikem'i Turkce serh etmesini istemistir (GOKDOGAN 2002:188).

Dort padisah donemi yasayan Baki, Sultan III. Murad devrinde sohretinin zirvesine cikmistir. III. Murad padisah olunca Baki culusu icin bir terci-i bend yazip padisaha sunmustur. Karsiliginda kendisine Suleymaniye muderrisligi verilmistir. Baki'ye gosterilen iltifati cekemeyen dusmanlari sair Nami 'ye ait gazeli Baki 'nin gibi gosterip "babanizi size tercih eder" diyerek Baki'nin Suleymaniye muderrisliginden azlini saglamislardir (EYDURAN 1999:210). Daha sonra gazelin Baki'ye ait olmadigi anlasilip affedildiyse de Edirne Selimiye muderrisligine gonderilmistir. Bir muddet Edirne'de kalan Baki, 1579'da Mekke kadiligina getirilmistir. Sonra Medine kadisi olmustur. Kadiliktaki tutumu basari saglamayinca sikayet uzerine Medine kadiligindan azledilip Istanbul'a cagrilmistir. Tekrar eski gunlerine donme umidiyle padisaha kasideler sunup gazellerine nazireler soylemistir. Bir gazelini de tahmis etmistir. Bu vesile ile tekrar eski gunlerine donmus, hamisi Ferhad ve Siyavus Pasa ile medrese arkadasi Hoca Sa'deddin Efendi'nin yardimi ile Istanbul kadisi, 1589'da Anadolu kazaskeri ve nihayet Rumeli kazaskeri olmustur. Seyhulislamlikta gozu olan Baki, emeline ulasamadan tekaude sevk edilmistir (PALA 1998b:16).

Dervis Pasa (o. 1603), Hoca Sa'deddin (o. 1599), Gelibolulu Ali (o. 1599) ve Sirvanli Nutki gibi alim ve sairler de Sultan III. Murad'in iltifatina nail olmuslardir.

1.10. Sultan III. Mehmed (1595-1603)

Sultan III. Mehmed, 1583'te Manisa sancak beyligine gonderilmis, babasinin olumu uzerine 1595'te padisah olmustur. Ilk is olarak III. Murad doneminde sarayi dolduran ve devlet islerine karisan cuceler, dilsizler ve diger sanat erbabini saraydan surmustur. Ayrica devlet kademesindeki eski kadrolari da gorevden alip yakin adamlarini bu gorevlere yerlestirmistir. Bu donemde saray kadinlari -Safiye Sultan ve ekibi- devlet islerinde etkili olmustur. Kendisine yazilan eserleri ilgiyle karsilamis ve kendisi de Adli mahlasi ile siirler yazmistir. Selaniki, Ali Mustafa, Hoca Sadeddin Efendi gibi tarihciler yaninda Nev'i ve Baki de doneminin onde gelen simalari olmustur (EMECEN 2003:407-413). Bu donemde Sultan III. Mehmed'e sunulan kasidelerin sayisi on sekizdir (CAKICI 1996:50).

Bu donemde Baki, Azmizade Mustafa Haleti (o. 1631), Abdulahad Aziz (o. 1651), ve Gelibolulu Ali gibi alim ve sairler Sultan III. Mehmed'in iltifatina nail olmuslardir.

SONUC

Genel olarak 16. asra kadar Sair-hami iliskisini ele aldigimiz bu calismada sairlerin gerek padisah/sehzade olsun gerekse diger devlet erkani olsun bu kisilerin meclislerinde ve yakin cevrelerinde bulundugunu gosteren birtakim ibareler oldugunu tespit ettik. Her iki cevrede de musahiblik, hemdemlik ve nedimlik gibi ifadeler sairlerin hamilerine olan yakinligin en ileri derecesini gostermektedir. Bunun haricinde madihi olmak, mulazemetinde ve hidmetinde bulunmak, kulluk, bendelik, intisab etmek ve kapuya cem olmak gibi ifadeler de hamiye yakinligin diger gostergeleridir.

Sair-hami arasindaki iliskiyi belirlemek icin saray cevresini ve sehzade sancaklarini ele aldik. Daha kucuk yaslardan itibaren dini ilimlerin yani sira pozitif ilimleri de okuyan sehzadeler, cesitli sanat ve spor alanlarinda da gerekli egitimi almislardir. Devlet yonetimine hazirlanmalari icin de sancak merkezlerine gonderilmisler ve buralarda sehzade-vali olarak gorev yapmislardir. Sehzadeler, sancak merkezlerini imar ederken ayni zamanda buralari birer kultur ve ilim merkezi haline getirmisler; alim ve sairlere de hamilik yapmislardir. Bu merkezlerde en guclu donem II. Bayezid'in ogullarinin sehzadelik yaptiklari donem olmustur. Sehzadeler, cevrelerinde toplanan alim ve sairleri tahta gectikten sonra da yanlarinda goturmuslerdir.

Saray cevresinde ise ancak Fetret Devri'nden sonra siir ve edebiyatla ilgilenilmeye baslanmistir. Bu donemde ve oncesinde Germiyan Sarayi'nda yetisip Osmanliya intisab eden sairlerin onemli bir agirligi olmustur. Celebi Sultan Mehmed 'den sonra tahta gecen Sultan II. Murad, sairlere salyane baglayarak hamilik vasfini resmilestirmistir. Bu uygulama Kanuni doneminde Ibrahim Pasa 'nin olumune kadar surmustur. Fatih Sultan Mehmed Istanbul'u alarak yeni ve uzun soluklu bir edebi cevrenin burada olusmasini saglamistir. Ilim sahiplerine gosterdigi ragbet sayesinde Istanbul'da 185 sair toplanmistir. Sultan II. Bayezid de babasi gibi sanati himaye etmistir. Devrinde sairlerin aldigi ihsanlar In'amat Defteri'nde kayit altina alinmistir. Bu donemde 66 sair ihsan elde ederken bunlarin 58'i (%87.8) nakdiyye (akce), 51'i (%77.2) de hil'at almistir. Bu 66 sairden 17'si (%25.7) sadece nakdiyye, 9'u (%13.6) da sadece hil'at almistir. Toplamda verilen nakdiyyenin miktari ise 478.500 akcedir. En yuksek nakdiyyeyi 112.000 akce ile Mevlana idris elde ederken en dusuk nakdiyyeyi de Mesud b. Muhyiddin 500 akce ile elde etmistir. Sekiz yillik saltanatinin buyuk cogunlugunu fetihlerde geciren Sultan I. Selim de himaye gelenegini surdurmustur. Bu sebeple Tebriz fethi sonunda Iranli birkac yuz sair ve sanatkari Istanbul'a getirmis ve onlari himayesi altina almisir. Yavuz Sultan Selim 'den sonra Osmanli tahtina oturan Kanuni de atalarinin yolundan giderek himaye gelenegini surdurmustur. Sultan II. Bayezid doneminde oldugu gibi bu donemde de sairlerin aldiklari ihsanlar In'amat Defteri'nde kayit altina alinmistir. Kanuni doneminde ihsan alan sairlerin sayisi 47'dir. Bu 47 sairden 40'i (%85.1) nakdiyye, 21'i (%44.6) de hil'at almistir. Yine bu 47 sairden 7'si (%14.8) sadece hil'at elde ederken 26'si (%55.3) da sadece nakdiyye elde etmistir. Bu donemde dagitilan nakdiyyenin toplam miktari ise 195.400 akcedir. Lami'i Celebi 20.000 akce ile en yuksek nakdiyyeyi elde ederken Nisari 200 akce ile en dusuk miktari almistir. Himaye gelenegi daha sonraki donemlerde de padisahlarin kisiliklerine bagli olarak degisen oranlarda devam etmistir.

KAYNAKCA

AK Coskun (2001), Sair Padisahlar, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

AKGUNDUZ Ahmet (1994),"Ebussus Efendi", Islam Ansiklopedisi, TDV Yay., C. 10,

ALTUNER Nuran Uzer (1989), "Safayi ve Tezkiresi", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Istanbul Universitesi SBE, Istanbul.

AYDEMIR Yasar (1994),"XVII. Yuzyil Turk Edebiyatinda Kaside", Yayinlanmamis Yuksek Lisans Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

BABINGER Franz (1997), "Hizir Bey ", Islam Ansiklopedisi, MEB Yay., C. 5, Eskisehir.

BANARLI Nihad Sami (2001), Resimli Turk Edebiyat Tarihi, MEB Yay., C. 1-2, Ankara.

BURSALI MEHMED TAHIR (2000), Osmanli Muellifleri

CAKICI Bilal (1996),"Eski Turk Edebiyatinda Kaside Nazim Sekli (XVI. YY)", Yayinlanmamis Yuksek Lisans Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

CAPAN Pervin (1993), "18. Yuzyil Tezkirelerinde Edebiyat Arastirma ve Tenkidi", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Firat Universitesi SBE, Elazig.

CAVUSOGLU Mehmed (2003), Divanlar Arasinda, Kitabevi Yay., Istanbul.

CELEBIOGLU Amil (1994), Kanuni Sultan Suleyman Devri Turk Edebiyati, MEB Yay., Istanbul.

EMECEN Feridun (2000), "Sultan Ibrahim", Islam Ansiklopedisi, TDV Yay., C. 21, Istanbul.

ERUNSAL Ismail (1979-1980), "Turk Edebiyati Tarihinin Arsiv Kaynaklari I, II. Bayezid Devrine Ait Bir In'amat Defteri", Tarih Enstitusu Dergisi, X-XI, s.:303-342.

--(1984), "Turk Edebiyati Tarihinin Arsiv Kaynaklari II, Kanuni Sultan Suleyman Devrine Ait Bir In'amat Defteri", Osmanli Arastirmalari, IV s.:1-17.

EYDURAN Aysun Sungurhan (1999), "Tezkiretu's-Su'ara (Inceleme-Tenkitli Metin)", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

GIBB E. J. Wilkinson (1999), Osmanli Siir Tarihi, Haz.: Ali Cavusoglu Akcag Yay., Ankara.

GOKDOGAN Melek Dosay (2002), "Osman Gazi'den Mehmed Vahideddin'e Osmanli Bilimi ve Kulturu", Turkler, Ed.: Hasan Celal Guzel vd., Yeni Turkiye Yay., C.11, s.:175-209, Ankara..

GULER Kadir (2003), Kutahya Yazilari, Kutahya.

HORATA Osman (2002), "Lale Devri'nden Tanzimat'a Turk Edebiyati", Turkler, Ed.: Hasan Celal Guzel vd., Yeni Turkiye Yay., C.11, s.: 573-592, Ankara.

INAL Ibnu'l-Emin Mahmud Kemal (1999), Son Asir Turk Sairleri, Haz.: Mujgan Cunbur, Ataturk Kultur Merkezi Yay., C. 1, Ankara.

INALCIK Halil (2003a), Sair ve Patron, Dogu Bati Yay., Ankara.

--(2003b), "Ikinci Mehmed", Islam Ansiklopedisi, TDV Yay., C. 28, Ankara.

IPEKTEN Haluk (1996), Divan Edebiyatinda Edebi Muhitler, MEB Yay., Istanbul.

--(2000), Nef'i Hayati Sanati Eserleri, Akcag Yay., 3. Baski, Ankara.

--(2003), Fuzuli Hayati Sanati Eserleri, Akcag Yay., 4. Baski, Ankara.

ISEN Mustafa (1980), Sehi Bey Tezkire (Hest Bihist), Tercuman 1001 Temel Eser Serisi, Istanbul.

ISEN Mustafa-KURNAZ Cemal (1990), Seyhi Divani, Akcag Yay., Ankara.

ISEN Mustafa (1997), Otelerden Bir Ses, Akcag Yay., Ankara.

--(1999), Latifi Tezkiresi, AkcagYay., Ankara.

ISEN Mustafa-BILKAN A. Fuat (1997), Sultan Sairler, Akcag Yay., Ankara.

KARABEY Turgut (1999), Ahmet Pasa Hayati Sanati Eserleri, Akcag Yay., 2. Baski, Ankara.

KESKIN Ayse Gulay (1994), "Klasik Turk Edebiyatinda Kaside Nazim Sekli (XIII-XIV-XV. Asirlar)", Yayinlanmamis Yuksek Lisans Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

KILIC Filiz (1994), "Mesa'iru's-Su'ara (Inceleme-Tenkitli Metin)", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

--(1998), XVII. Yuzyil Tezkirelerinde Sair ve Eser Uzerine Degerlendirmeler, Akcag Yay., Ankara.

KUR'AN-I KERIM MEALI (2005), Haz.: Halil Altuntas-Muzaffer Sahin, DIB Yay., 3. Baski, Ankara.

KUTLUK Ibrahim (1997), Tezkiretu's-Suara (Beyani Tezkiresi), TTK Yay., Ankara.

MAZIOGLU Hasibe (1997), "Sinan Pasa ", Islam Ansiklopedisi, MEB Yay., C. 10, Eskisehir.

--(2000b), Divan Siiri Yazilari, Akcag Yay., Ankara.

MUALLIM NACI (2000), Osmanli Sairleri, Haz.: Cemal Kurnaz, Akcag Yay., 3. Baski, Ankara.

OKUYUCU Cihan (2004), Divan Edebiyati Estetigi, L&M Yay., Istanbul.

OZGUL M. Kayahan (2006), "Sark Ekspresiyle Garb'a Sefer", Turk Edebiyati Tarihi,

OZTUNA Yilmaz (1985), Turk Tarihinden Yapraklar, 1000 Temel Eser Dizisi, MEGSB Yay., Istanbul.

PALA Iskender (1996), Sairlerin Dilinden, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(1997), Siirler Sairler ve Meclisler, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(1998a), Necati, Timas Yay., Istanbul.

--(1998b), Baki, Timas Yay., Istanbul.

--(1998c), Asina Guzeller, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(1998d), Kudemanin Kirk Atlisi, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(1999), Divan Edebiyati, Otuken Nesriyat, Istanbul.

--(2003), Ansiklopedik Divan Siiri Sozlugu, L&M Yay., Istanbul.

SOLMAZ Suleyman (1996), "Ahdi ve Gulsen-i Su'ara si (Inceleme- Metin)", Yayinlanmamis Doktora Tezi, Gazi Universitesi SBE, Ankara.

TATCI Mustafa (1997), Edebiyattan Iceri, Dini Tasavvufi Turk Edebiyati Uzerine Yazilar, Akcag Yay., Ankara.

TEKINDAG Sehabeddin (2003), "Mahmud Pasa", Islam Ansiklopedisi, TDV Yay., C. 28 Ankara.

TOLASA Harun (2002), Sehi, Latifi ve Asik Celebi Tezkirelerine Gore 16. Yuzyilda Edebiyat Arastirma ve Elestirisi, Akcag Yay., Ankara.

TUGLACI Pars (1985), Osmanli Sehirleri, Milliyet Yay., Istanbul.

TURAN Serafettin (1992), "II. Bayezid", Islam Ansiklopedisi, TDV Yay., C. 5, Istanbul.

UZUN Mustafa (1988), "Abdulbaki Arif Efendi", Islam Ansiklopedisi, TDV Yay., C. 1, Istanbul.

UZUNCARSILI Ismail Hakki (1932), Kutahya Sehri, Istanbul.

--(1981-1986), "Osmanli Sarayinda Ehl-i Hiref (Sanatkarlar) Defteri", Belgeler TTK Yay., C.11, S.:15, s.: 23-76, Ankara.

--(1988a), Osmanli Devletinin Saray Teskilati, TTK Yay., Ankara.

--(1988b), Osmanli Tarihi, TTK Yay., C. 3, Ankara.

YORULMAZ Huseyin (1998), Koca Ragib Pasa, Kultur Bakanligi Yay., Ankara.

Kadir GULER *

Kerim YASAR **

* Yard.Doc. Dr, Turk Dili ve Edebiyati Bolumu, Fen Edebiyat Fakultesi, Dumlupinar Universitesi

** Ogretim Uyesi, Turk Dili Edebiyati Bolumu, Sosyal Bilimler Enstitusu, Dumlupinar Universitesi
COPYRIGHT 2007 Civilacademy Journal of Social Sciences
No portion of this article can be reproduced without the express written permission from the copyright holder.
Copyright 2007 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.

 Reader Opinion

Title:

Comment:



 

Article Details
Printer friendly Cite/link Email Feedback
Author:Guler, Kadir; Yasar, Kerim
Publication:Civilacademy Journal of Social Sciences
Geographic Code:7TURK
Date:Mar 22, 2007
Words:11872
Previous Article:Speech act theory: Austin and Searle/Soz eylem kurami: Austin ve Searle.
Next Article:The habit of watching contemporary tele-novelas/Toplumsal hafizada film ve dizi izleme pratigi.
Topics:

Terms of use | Copyright © 2014 Farlex, Inc. | Feedback | For webmasters